23 Nisan 2009, Perşembe

Amerika Birleşik Devletleri'nin yeni Dışişleri Bakanı ve Demokrat Parti üyesi Hillary Rodham Clinton, sınır komşusu olan Türkiye Cumhuriyeti ve Ermenistan Cumhuriyeti'nin birbirleriyle karşılıklı olarak ikili ilişkilerde bulunmalarından mennun olduklarını söyledi.
ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesinde kongre üyelerinin sorularını cevaplarken, Türkiye ve Ermenistan'ın ikili ilişkileri ile ilgili bir soru üzerine "Türkiye ve Ermenistan'ın ilişkileri normalleştirme, sınırı açma yönünde atacağı adımların, paylaşılan trajik tarihle yüzleşmede daha iyi bir ortam yaratacağına inanıyorum. Türkiye ve Ermenistan hükümetleri, bu konuda ABD'nin desteğini istediler. Son dönemdeki adımlardan cesaret alan ABD Başkanı Obama ve ben de onlara tam destek veriyoruz." diyerek tam destek verdiklerini sözlerine kattı.
Ayrıca Dağlık Karabağ konusunda Azerbaycan'a ABD'nin etkisini arttırması konusunda güvence vermiştir.

  "Clinton: Türkiye-Ermenistan yakınlaşması cesaret verici" Zaman, 23 Nisan 2009
  "Türkiye ve Ermenistan ABD'yi istemiş" CNN Türk, 23 Nisan 2009
  "Clinton'dan Türkiye-Ermenistan yorumu" Hürriyet, 22 Nisan 2009

18 Ekim 2012, Perşembe

Afyon'da patlamada ölen askerlerin "doğal afet şehidi" sayılması üzerine gelen tepkiler için Türkiye Cumhuriyeti Milli Savunma Bakanlığı bir açıklama yaptı:
“Bir personelin şehitliğe defnedilebilmesi için ölüm sebepleri, yönergede on ayrı başlık altında toplanmıştır. Afyonkarahisar'daki mühimmat patlaması neticesinde hayatını kaybeden personelin durumu, Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nca yapılan inceleme sonucunda, ilgili yönergenin 4'üncü maddesinin 'h' bendine (Herhangi bir askeri tesis, kışla ve binanın yangın, sel, deprem, heyelan, çığ gibi doğal afetlere maruz kalması nedeniyle ölenler) en yakın olduğu değerlendirilmiş ve personelimiz şehitliklere defnedilmiştir.
Şehitliğe defnedilen personelimizin özlük hakları, sosyal güvenlik kurumu tarafından kendi ilgili mevzuatı kapsamında belirlenmektedir.
Somut olayla birebir uygunluk göstermediği de görülen mevzuatın değiştirilmesine yönelik çalışmalar başlatılmıştır.”

((Türkçe))  "Bakanlıktan 'doğal afet şehidi' açıklaması" Hürriyet gazetesi, 18 Ekim 2012

20 Ekim 2012, Cumartesi

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, Afyon'da yaşanan patlamada şehit olan askerlerin "doğal afet şehidi" sayıldığı yönündeki haberlere tepki gösterip "Doğal afet şehitliği diye bir şehitlik yok" açıklaması yaptı.

Bakan Şahin; "..TSK gerekli açıklamayı yaptı. Orada bir iç yönerge var yönetmelik bile değil. Şehitlerimizin defnedilebilmesi ile ilgili Genel Kurmay'ın hazırladığı bir iç yönetmelik bu. Dolayısıyla Afyon'daki şehitlerimizle ilgili sayın başbakanımızın söylediği 'aileler kesinlikle mağdur olmayacak onlar rahat olsunlar' dedi."

5 Eylül 2012'de Türkiye Cumhuriyeti Kara Kuvvetleri Lojistik Komutanlığı'na bağlı Afyonkarahisar’daki Mühimmat Depo Komutanlığındaki cephanelik patlamasında ölen 25 askerin görev esnasında doğal afet nedeniyle şehit olduğunu (doğal afet şehidi) asker yakınlarına Kara kuvvetleri Komutanlığı'ndan yollanan mektupta belirtildi. 18 Ekim 2012'de, gelen tepkiler üzerine Türkiye Cumhuriyeti Milli Savunma Bakanlığı bir açıklama yaptı ve şöyle dendi: ".. ilgili yönergenin 4'üncü maddesinin 'h' bendine (Herhangi bir askeri tesis, kışla ve binanın yangın, sel, deprem, heyelan, çığ gibi doğal afetlere maruz kalması nedeniyle ölenler) en yakın olduğu değerlendirilmiş ve personelimiz şehitliklere defnedilmiştir."

((Türkçe)) İHA "Şahin: Doğal afet şehidi diye bir şehitlik yok" Türkiye gazetesi, 20 Ekim 2012
((Türkçe))  "Erdoğan'dan 'doğal afet şehidi'ne itiraz" Haber7.com, 17 Ekim 2012

14 Şubat 2011, Pazartesi

Hayat dolu Brodway yıldızı Betty Garrett 91 yaşında hayata veda etti. Garrett iki tane MGM müzikalinde Frank Sinatra'nın sevgilisini canlandırmıştı. Pazar günü Ronald Reagan UCLA Tıp Merkezinde aortik anevrizma hastalığından hastaneye yatmıştı.
Garrett, 1949 senesinde Sinatra ile oynadığı müzikal filmleri "Take Me Out to the Ballgame" ve "Denizciler Geliyor" filmleriyle bilinirdi. Daha sonrada 1970'lerin hit televizyon dizilerinden "All in the Family" ve "Laverne and Shirley"'de yer almıştı.
Garrett'ın aktristlik kariyeri kocası Larry Parks sebebiyle kısa olmuştu. Çünkü 1950'lerde komünistlerin Amerikan karşıtı eylemler yaptığına dair Hollywood'da kızıl korkusu yaşanıyordu. Ve Parks da Amerikan Karşıtı Faaliyetleri İzleme Komitesi tarafından mahkemeye çağırılan isimler arasındaydı. Komünist Parti'nin erken dönem üyelerinden Parks, Hollywood kara listesindeki isimleri doğrulamayı reddetmişti. O dönemde komünizmle ilgili olan Hollywood sanatçılarının kariyerleri engelleniyordu. Bunun en bilinen örneklerinden biri ise Charles Chaplin'di.

((İngilizce))  "Sinatra's 'On the Town' sweetie dies" freep.com, 14 Şubat 2011

19 Ocak 2012, Perşembe

 
Geçen Cumartesi hayatını kaybeden Türk futbolunun "ordinaryüs"ü Lefter Küçükandonyadis için dün dev bir cenaze töreni düzenlendi.Şükrü Saraçoğlu'nda yapılan törene binlerce Fenerbahçe taraftarı akın etti. Aslında törende sadece Fenerbahçeliler yoktu. Galatasaray gibi pek çok takımdan da temsilciler geldi. Bunun yanı sıra Başbakan Tayyip Erdoğan ve birçok ünlü de törendeydi.
İlk önce Fenerbahçe ve Türk Bayrağına sarılı cenaze geldi, sonrasında kısa bir konuşma yapıldı. Sonrasında doğduğu yere, Büyükada'ya gönderildi. Tabii yalnız olarak değil, taraftarıyla. Tüm bu an, törene katılamayanlar için Fenerbahçe TV ve NTV Spor kanallarında canlı olarak gösterildi. Peki ya kimdi Lefter Küçükandonyadis?
22 Aralık 1925'te Büyükada'da dünyaya geldi, futbola da burada başladı. Ardından Taksim Spor Kulübü'ne girdi. O kadar iyi oynuyordu ki Taksim Spor yöneticileri lisans alması için yaşını büyüttürdü. İki yıl Taksim'de yer aldı. Askerden dönünce Fenerbahçe'ye girdi. 1953-54 yıllarında İstanbul Ligi'nde gol kralı olunca İtalya'dan teklif geldi. İki yıl yurtdışında çalıştı. O kadar usta bir sporcuydu ki Fenerbahçe marşında adı geçmektedir. Ayrıca Türk milli takımında da 50 kez forma giydi. Türk milli takımına çok bağlıydı, Yunanistan babasının Rum olmasından dolayı ona milli takım teklifi verince o geri çevirdi, ay-yıldızlı formayı giydi.

Lefter Küçükandonyadis

2 Mayıs 2009, Cumartesi

Amerika Birleşik Devletleri'nde Amerikan Kongresi tarafından desteklenen Uluslararası Dini Özgürlük Komitesi adlı kuruluş, Türkiye’de yaşayan azınlıklarla birlikte dindar Müslüman çoğunluğun da dini hak ve özgürlüklerinin özellikle üniversitelerde uygulanan başörtüsü yasağıyla ihlal edildiğini değerlendirme raporunda belirtti.
Ayrıca dini özgürlüklerin kötüye gittiği ülkeler sınıfına Rusya, Somali, Laos, Tacikistan ve Venezüella ile birlikte Türkiye'ninde eklendiği listede belli başlı 12 ülkenin izlenecekler arasında olduğu açıklandı. Laiklik tanımının yorumundaki sıkıntılar nedeniyle Türkiye’nin izleme listesine alındığı söylenirken, Mustafa Kemal Atatürk’ün laiklik yorumuyla iktidardaki Ak Parti hükûmetinin laikliğe bakış açıları arasında farklar olduğu belirtildi. 

  "Türkiye 'dini özgürlüğün kötüye gittiği' ülkelerden" Radikal, 2 Mayıs 2009

15 Haziran 2009, Pazartesi Güncelleme: 17 Haziran 2009, Pazartesi

Türkiye, Türkiye Cumhuriyeti Genelkurmay Başkanlığı Bilgi Destek Dairesi tarafından hazırlandığı öne sürülen Albay Dursun Çiçek imzalı andıçı konuşuyor. Bahsi geçen andıç, Taraf Gazetesi'nin 12 Haziran 2009 tarihli Türkiye baskısında manşetten verildi. Taraf gazetesinin haberine göre andıçta Ak Parti ve Fethullah Gülen cemaatinin bitirmeye yönelik planların olduğu iddia edildi. Ayrıca andıçta Türkiye Cumhuriyeti Genelkurmay Başkanlığı bünyesinde İrtica ile mücadele birimi oluşturulduğu iddia edildi. Belgenin Ergenekon zanlısı Levent Göktaş'ın yine aynı soruşturma kapsamında tutuklanan avukatı Serdar Öztürk'ün ofisinde ele geçirildiği ve 3. Ergenekon iddianamesine gireceği söyleniyor.
Genelkurmay Başkanlığı olayın soruşturulduğunu duyurdu. Ardından askeri savcılıktan yayın yasağı istedi. Askeri savcılığın onayı ile konu ile ilgili bazı belge ve dökümanlara yayın yasağı geldi. Ardından Taraf Gazetesi yayın yasağına itiraz için mahkemeye başvurdu. Genelkurmay Başkanlığı 15 Haziran'da yaptığı iki ayrı açıklamada şunları belirtti.
Açıklamaların ilkinde, Ak Parti ve Fethullah Gülen'i bitirme planı belgesinin şu ana kadar elde edilen deliller ışığında Genelkurmay'ın herhangibir biriminde hazırlanmadığı kanaatine varıldığını açıkladı. Ardından yapılan ikinci açıklamada ise Soruşturma süreci beklenmeli. TSK demokrasiyle bağdaşmayan davranış ve düşüncelere sahip personeli bünyesinde barındırmaz. açıklaması yapıldı.
Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı ve Ak Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan olayın üzerine gidileceğini söyledi. Türkiye Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, savcılığa başvurulacağını söyledi. Barolar Birliği Başkanı Özdemir Özok belge hakkında Bu belge Genelkurmay tarafından hazırlandıysa korkunç bir şey şeklinde açıklama yaptı.
Ayrıca Ergenekon savcısı Zekariya Öz, iddia edilen olayın gazetelere yansıması üzerine soruşturma başlattı. Öte yandan bahsi geçen belgede imzası olduğu öne sürülen Deniz Piyade Kurmay Albay Dursun Çiçek'in Çarşamba günü ifadesinin alınacağı duyuruldu. 17 Haziran 2009 Çarşamba günü savcılıktan yapılan açıklamada parmak izlerinin incelenmesinin ardından Albay Çiçek'in ifadesinin alınacağı duyuruldu.
16 Haziran'da Başbakan Erdoğan ve Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ Ankara'da Taraf'ın iddiaları hakkında bir görüşme yaptılar. 17 Haziran'da Ak Parti kurmayları, Ak Parti adına İrtica ile Mücadele Eylem Planı hakkında savcılığa suç duyurusunda bulundular.

  "Türk Silahlı Kuvvetleri'nin olay soruşturma başlatıldı açıklaması" Bianet, 15 Haziran 2009
  "Aynı gün içinde iki açıklama" CNNTürk, 15 Haziran 2009
  "Cemil Çiçek'in açıklamaları" CNNTürk, 15 Haziran 2009
  "Taraf Ergenekon Savcısını harekete geçirdi" CNNTürk, 15 Haziran 2009
  "Cemil Çicek'in açıklamaları" Mynet, 15 Haziran 2009
  "Ergenekon savcısı harekete geçti" Mynet, 15 Haziran 2009
  "Recep Tayyip Erdoğan'ın açıklamaları" Taraf, 15 Haziran 2009
  "Türk Silahlı Kuvvetleri'nin olay ile ilgili açıklaması" Türk Silahlı Kuvvetleri, 15 Haziran 2009
  "Türk Silahlı Kuvvetleri'nin olay ile ilgili açıklaması" Türktime, 15 Haziran 2009
  "Askeri Savcılıktan ihtiyatlı açıklama" Zaman, 15 Haziran 2009
  "Barolar Birliği Başkanı Özdemir Özok'un açıklamaları" Zaman, 15 Haziran 2009
  "Cemil Çiçek'in açıklamaları" Zaman, 15 Haziran 2009
  "Ergenekon savcıları, Albay Çiçek'in ifadesini alacak" Zaman, 15 Haziran 2009
  "Genelkurmay'dan doğrulama iması" Zaman, 15 Haziran 2009
  "Taraf Gazetesinden Genelkurmay açıklamasına itiraz var" Zaman, 15 Haziran 2009
  "Erdoğan ve Başbuğ 1.5 saat 'plan'ı konuştu" NTVMSNBC, 15 Haziran 2009
  "AKP ve Gülen’i bitirme planı" Taraf Gazetesi, 12 Haziran 2009

22 Kasım 2016, Salı

Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenecek olan bir etkinliğe katılmak üzere hava yoluyla İstanbul'a gelen Başbakan Binalı Yıldırım, Atatürk Havalimanı'nın da gazetecilerin sorularını yanıtladı. Burada yapmış olduğu açıklamasında, Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekillerinin imzasını taşıyan ve kamuoyunda cinsel istismar yasa tasarısı olarak da bilinen, Türk Ceza Muhakemesi Kanunu'nun erken evliliklere ilişkin düzenlemeyi içeren maddesi ile ilgili yasa tasarısı geri çekeceklerini duyurdu.
Bugün toplanan TBMM Genel Kurulu'na ise, yasa tasarısının Adalet Komisyonuna geri çekilmesine ilişkin, Hükümet adına Adalet Bakanı Bekir Bozdağ'ın imzasını taşıyan yeni bir önerge verildi. Önergenin okunmasının ardından, oturumu yöneten Meclis Başkanvekili Ahmet Aydın da ilgili yasa tasarı önerisinin komisyona geri çekildiğini açıkladı. 

((Türkçe)) Melda Çetiner Karagöz "'Erken evliliklere' ilişkin madde komisyona geri çekildi" Anadolu Ajansı, 22 Kasım 2016
((Türkçe))  "Tepkiler ‘şimdilik’ sonuç verdi: ‘İstismar önergesi’ komisyona geri çekildi" Diken (gazete), 22 Kasım 2016
((Türkçe))  "Tecavüzü meşrulaştıran yasa geri çekildi" odaTV, 22 Kasım 2016
((Türkçe))  "Cinsel istismar düzenlemesi komisyona geri çekildi" T24, 22 Kasım 2016

21 Mayıs 2016, Cumartesi

Kamuoyunda bücür anlamına gelen El Chapo lakabıyla tanınan ve hapishaneden firar etmeyi başardıktan altı ay sonra geçtiğimiz ocak ayında tekrardan yakalanan uyuşturucu baronu Joaquín Guzmán'ın, Amerika Birleşik Devletlerine iade edileceği öğrenildi. Ayrıca Meksika Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, ölüm cezasıyla yargılanmayacağı da belirtildi.
Forbes dergisine göre bir milyar dolarlık bir servete sahip olan Guzmán'ın, iade edilişinin hangi tarihte olacağı belli olmazken, kaynaklarca bunun güvenlik gereği aylar alabileceği de ifade edildi.

((Türkçe)) Özgür Zentürk "Meksika El Chapo’nun ABD’ye iadesini onayladı" Euronews, 20 Mayıs 2016
((Türkçe))  ""Bücür" için flaş karar" Milliyet, 21 Mayıs 2016
((Türkçe)) cumhuriyet.com.tr "'El Chapo' için karar verildi" Cumhuriyet (gazete), 21 Mayıs 2016

6 Mayıs 2009, Çarşamba

15. Kral Müzik Ödülleri ve 7. MÜ-YAP Müzik Ödülleri, 5 Mayıs 2009 Salı günü ortak düzenlenen gecede sahiplerine verildi. Her yıl Kral Müzik Ödüllerinden bağımsız olarak albüm satış rakamlarına göre verilen MÜ-YAP Müzik Ödülleri de aynı gecede sahiplerine verildi. MÜ-YAP ödülleri daha önceden açıklanırken, Kral Müzik ödülleri gecede canlı olarak açıklandı. Kral Ödülleri SMS oylamasıyla ve 50 kişiden oluşan büyük jürinin oylarıyla belirlendi. Mü-yap ödüllerinde ise; 100 bin satış rakamını geçen albümler altın, 200 bini geçenler platin ve 300 bini geçenler diamond olarak ödüllendirildi. Dijital olarak en çok indirilen şarkılara ise dijital ödül verildi.
Kral TV'nin satışı dolayısıyla gece Doğuş grubu'nca düzenlendi. Önceleri "Kral TV Video Müzik ödülleri" olarak verilen ödüller Doğuş grubuyla beraber gelen değişimle "Kral Müzik Ödülleri" olarak kısaltıldı. Gecenin sunuculuğunu Asuman Krause ve Behsat Uygur üstlendi. Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayında düzenlenen gecede Müslüm Gürses perormanslarıyla yer aldı.
Yılın şarkısı ödülünü Rafet El Roman'ın "Aşk-ı Virane" şarkısı aldı. Yılın Grubu Mor ve Ötesi olurken, Yılın Pop şarkıcısı Serdar Ortaç oldu. Onur Ödülü ise Orhan Gencebay'a verildi.
Gecede tatsız bir olay da yaşandı. Kimliği belirlenemeyen birisi ödül alan Serdar Ortaç'ı tuvalette tokatladı. Ortaç, Şişli karakolunda olayla ilgili olarak ifade verdi.

  "2009 MÜ-YAP MÜZİK ENDÜSTRİSİ ÖDÜLLERİ" Mü-yap, 16 Mayıs 2009
  "Yılın Şarkısı "Aşk-ı Virane"" NTVMSNBC, 6 Mayıs 2009
  "Serdar Ortaç'ı Kim Tokatladı?" Süperonline Magazin, 6 Mayıs 2009

24 Temmuz 2011, Pazar

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Terörle mücadelede polis daha etkin olacak" sözlerinden kısa bir süre sonra arazide aktif olarak görev yapacak özel harekâtçı polislerin sayısı 15 bine çıkarılacağı belli oldu. Başbakanın bu açıklamasından kısa bir süre önce Emniyet Genel Müdürlüğü'nün zırhlı araç satın almayı planladığı su yüzüne çıktı. Genel Müdürlük, Kobra, Akrep ve TOMA (Toplumsal Olaylara Müdahele Aracı) gibi araçların da içinde bulunduğu 200 zırhlı aracı yıl içinde satın alınacak. Yeniden ağır silahlarla donatılacak olan özel harekatçıların 28 Şubat döneminde Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından devredilen ağır silahları da geri verilecek.
Bu uygulama ile il merkezlerinde görev alan özel harekatçılar arazide görev yapmaya başlayacak ve nokta operasyonlara da hizmet verecek. Şu an, sadece polis bölgesinde aktif olan ve 57 kentte konuşlanmış 6 bin 600 özel harekatçı bulunuyor. Bunların sayısını 15.000'e yükseltmek için yeni kurslar düzenlenecek ve bazı eski özel harekatçılar tekrar göreve gelecek. Bunlar, fiziki koşullara uyan özel harekattan kadro fazlalılığı nedeniyle ya da kendi isteğiyle ayrılmış kişiler olacak.
Özel harekatçıların araziye çıkacağı kesinleşirken askerle birlikte yürütülecek operasyonlarda emir komutanın kimde olacağı görevlendirmenin ve arazi bölüşmenin nasıl yapılacağı ise halen belirsizliğini koruyor. 5442 sayılı İller İdaresi Yasasına göre valiler, operasyonlarda görevlendirilecek personeli yönlendirme ve yetkilerini tam olarak kullanma konusunda merkezden talimatlar alacak.

((Türkçe))  "Teröre karşı 15 bin özel harekatçı" ntvmsnbc, 23 Temmuz 2011
((Türkçe))  "15 bin polis ağır silahlarla dağa çıkacak" beyazgazete, 23 Temmuz 2011
((Türkçe))  "Polis terörle mücadeleye hazırlanıyor" zaman, 23 Temmuz 2011

12 Aralık 2010, Pazar

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi kapsamında her yıl düzenlenen iklim değişikliği zirvesi bu yıl Meksika'nın Cancún şehrinde yapıldı. Ülkelerin sera gazı salınımlarını düşürmeyi ve küresel ısınmanın etkilerini azaltmayı hedefleyen zirveye 15 bin civarında delege katıldı.
2009'da düzenlenen iklim zirvesi büyük beklentiler ile başlamış ancak açıklanan sonuç metni sivil toplum kuruluşları ve çevreciler tarafından hayal kırıklığı ile karşılanmıştı. Geçen yıl Kopenhag'daki zirvede öncülüğü üstlenen Avrupa, dünyanın en büyük karbon emisyonuna sebep olan ABD'yi ikna edememiş ve karbon piyasası, emisyon azaltma gibi somut hedeflere varılamamış, geleceğe yönelik öngörüleri kapsayan "Kopenhag Mutabakatı" imzalanmıştı.
Bu yıl Meksika'da düzenlenen zirvede öncelikli olarak süresi 2012'de sona erecek Kyoto Protokolü sonrası ne olacağı ile ilgili bir karar belirlenmesi ve geçen yıl Kopenhag'da uzlaşıya varılamayan konularda nihai sonuçlara ulaşılması bekleniyordu. Zirve öncesi Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Başkanı Christiana Figueres şu açıklamayı yapıyordu:
Cancún Zirvesi’nde hükümetlerin, iklim değişikliğine uyum önlemleri, transfer teknolojisi ve ormanların korunması konusunda anlaşabilmeleri gerekli. Aynı şekilde uzun vadeli finansmanı düzenleyen Uluslarası İklim Koruma Fonu konusunda da görüş birliğine varılacağını tahmin ediyorum. Bu konularda, hâlâ büyük politik engellerin olduğunu düşünmüyorum. Kaynak: Deutsche Welle

Konferansın ilk tur görüşmelerinde hükümetleri temsilen heyetler arası görüşmeler gerçekleşti. İlk tur görüşmelerinde bir uzlaşıya varılamadı. Bunun en önemli sebeplerinden biri taraf ülkelerin karbon emisyonu konusunda ne kadar yükümlülük alacağı konusundaki anlaşmazlık olarak görülüyor.  Avrupa Komisyonu İklim Eyleminden Sorumlu Üyesi Connie Hedegaard ise Avrupa Birliği'nin değişiklik için hazır olduğunu ancak ABD ve Çin gibi bazı önemli ekonomilerin aynı adımı atmaya hazır olmadıklarını belirtti.
Görüşmeler sonucunda en geç 2020 yılına kadar "Yeşil İklim Fonu" kurulması ve yoksul ülkelerin desteklenenmesi için taraf ülkelerin 100 milyar dolar aktarması kararlaştırıldı. Bunun yanında tropikal ormanların daha iyi korunmasının ve temiz enerji teknolojilerinin destekleneceği açıklaması yapıldı. Ancak alınan kararlar arasında ülkelerin karbon salınım oranlarında düşüşler bulunmuyor. Kyoto Protokolü sonrası ne olacağı konusundaki belirsizlik ise gelecek sene Güney Afrika'nın Durban kentinde gerçekleştirilecek konferansa ertelendi.

Konferansın düzenlenmesi için ortaya çıkan karbon miktarı, ortalama bir Afrika ülkesinin iki haftalık karbon emisyonu seviyesinde. Geçen yıl Kopenhag'daki iklim konferansı 5 bin ton karbon emisyonuna sebep olmuş fakat konferansta gelecek için somut bir karar alınamamıştı.
Konferans devam ederken başta Greenpeace başta olmak üzere çevre örgütlerinin eylemleri de oldu. Greenpeace aktivistlerinin oluşturduğu bir grup Cancún'daki bir sualtı müzesine giderek su içinde eylem yaptı. Aktivistler bunun yanında Özgürlük Anıtı, Tac Mahal ve Eyfel Kulesi gibi dünyanın tanınmış anıtlarının modellerini su altına batırdı. Eylemcilerin amacı acil olarak önlem alınmazsa kıyı bölgelerde yaşayan milyonlarca kişinin sel altında kalma tehlikesine dikkat çekmekti.

"Birleşmiş Milletler İklim Konferansı Cancun'da başladı". Vikihaber, 5 Aralık 2010
"Cancun'daki çevre konferansından beklentiler az". Vikihaber, 5 Aralık 2010

((Türkçe)) Danhong Zhang, Çeviri: Başak Demir "Dünya İklim Zirvesi umutsuz başlıyor" Deutsche Welle, 29 Kasım 2010
((Türkçe))  "Protesto sualtına indi" Radikal, 9 Aralık 2010
((Türkçe))  "Özgürlük Anıtı sular altında" ntvmsnbc, 09 Aralık 2010
((Türkçe))  "Çevreyi kirleten iklim zirvesi" ntvmsnbc, 08 Aralık 2010
((Türkçe)) Connie Hedegaard "Siyasi irade, iklim konusunda bir ilerlemeye imza atabilir" Zaman, 7 Aralık 2010
((Türkçe)) Reuters "Yoksul ülkeler için "Yeşil İklim Fonu"" Deutsche Welle, 11 Aralık 2010

7 Mayıs 2016, Cumartesi

Pakistan polisi, arkadaşının sevgilisiyle birlikte kaçmasına yardım ettiği öne sürülen 16 yaşındaki kızın, aşiret tarafından bir aracın içinde diri diri yakılmasına ilişkin cinayete katıldığı düşünülen 15 şüpheliyi göz altına aldı.
Olay, önceki hafta Pakistan'ın başkenti İslamabad'a yaklaşık 50 km uzaklıktaki Donga Gali kırsalında gerçekleşti. Kızın annesi ve erkek kardeşinin de onayı alındıktan sonra, aşiretin namusunu korumak için, kızın bir aracın içine konularak, diri diri yakılmasına karar verildiği ve ayrıca polisten alınan bilgiye göre, aile büyüklerinin ise, onu köyün dışında terk edilmiş bir yere götürdüklerini ve ona bazı ilaçları enjekte ederek onu bilinçsiz hale getirdikten sonra yaptıklarını söylediği öğrenildi.

((en)) rt.com "16-yo girl burnt alive in Pakistan for helping couple elope" RT, 05 Mayıs 2016
((en)) nytimews "16-year-old Pakistani girl burned alive in “honor killing”" The New York Times, 05 Mayıs 2016
((tr))  "Pakistan’da korkunç kadın cinayeti: 16 yaşındaki çocuk, aşiret kararıyla yakıldı" Diken (gazete), 06 Mayıs 2016

9 Şubat 2013, Cumartesi

2008 yılında keşfedilen 12.978.189 basamaklı en uzun asal sayı rekoru, 17.425.170 basamaklı yeni asal sayının bulunmasıyla geçildi. Internet Mersenne Prime Search (GIMPS)(Mersenne Asalları Büyük İnternet Araştırması)  projesindeki gönüllüler ile Missouri Üniversitesi'nde görevli olan Dr. Curtis Cooper, bugüne kadar bilinen en büyük Mersenne asal sayısını keşfetti. 

Asal sayılar, yalnız ve yalnız iki pozitif tamsayı böleni olan doğal sayılardır. Asal sayılar, sadece kendisi ve 1 sayısına bölünebilen 1'den büyük pozitif tam sayılar biçiminde de tanımlanabilir. "2^57,885,161-1" şeklinde yazılan 48'inci Mersenne sayısı, GIMPS projesindeki bilgisayar ağı kullanılarak hesaplandı. 17 milyon basamaklı bir sayı ile 28 adet roman uzunluğunda kitap yazılabiliyor.

Öklid (Euklides)'ten beri asal sayıların sonsuz olduğu kabul edilir. Asal sayılar hakkındaki pek çok soru günümüzde hâlâ cevaplanamamaktadır. Asırlardır asal sayılar üzerinde bir çok teorem ortaya atılmış, asal sayıların bulunması için çeşitli formüller üretilmeye çalışılmıştır. Fakat bunların hepsinin yanlış olduğu kanıtlanmıştır. Günümüzde asal sayıları veren bir matematik formülü bulunmamaktadır. Sayılar Teorisi'nin en önemli uğraşısı asal sayılar hakkındaki bu tür sorulardır. Asal sayılar ayrıca Kriptografi alanının da yapı taşlarıdır.

((Türkçe))  "Bilim adamları:En büyük asal sayı keşfedildi!" gelecekteknolojisi, 6 Şubat 2013
((Türkçe))  "Bilinen en büyük Mersenne Asal Sayısı bulundu" sol.org.tr, 8 Şubat 2013
((Türkçe))  "Dünyanın en büyük asal sayısı bulundu" chip, 7 Şubat 2013

19 Mayıs 2010, Çarşamba

 
Her yıl, 19 Mayıs'ta kutlanan, Atatürk'ü Anma, ve Gençlik ve Spor Bayramı, Türkiye, KKTC'de ve iki ülkenin dış temsilciliklerinde törenlerle kutlandı.
Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a gidişinin 91. yıl dönümü kutlamaları kapsamında ilk tören Anıt Park’taki Atatürk Anıtı’nda düzenlendi. Buradaki törende Bayındırlık ve İskan Bakanı Mustafa Demir ve Samsun Valisi Hasan Basri Güzeloğlu ile kurum ve kuruluşlarla sivil toplum örgütlerinin temsilcileri çelenk sundu. Törende çeşitli gösteriler ve halk oyunlarının yanı sıra bando tarafından marşlar da çalındı.
Kutlamalar kapsamında Ankara'daki ilk tören, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Abdullah Gül başkanlığındaki devlet erkanının Anıtkabir'i ziyaretiyle başladı. Anıtkabir'deki törene Abdullah Gül, TBMM Başkanvekili Nevzat Pakdil, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, Türkiye Cumhuriyeti Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, kuvvet komutanları, milletvekilleri ile diğer askeri ve mülki erkan katıldı.
Törene katılanlar, Aslanlı Yol'dan yürüyerek Mustafa Kemal Atatürk'ün mozolesine geldi. Abdullah Gül'ün, Atatürk'ün mozolesine çelenk bırakmasının ardından saygı duruşunda bulunuldu, ardından İstiklal Marşı okundu. Devlet erkanı, daha sonra Misak-ı Milli Kulesi'ne geçti. Devlet töreninin ardından askerler ve öğrenciler de mozolenin önünden saygı geçişinde bulundu. 
19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı, İstanbul'da da törenlerle kutlandı. İstanbul'daki kutlamalar, Taksim Cumhuriyet Anıtı'ndaki törenin ardından başladı. Törenler, İnönü Stadyumu'nda yapıldı. İzmir'de bayram kutlamaları çerçevesinde Cumhuriyet Meydanı'na çelenkler konuldu. Çankırı ve Hakkari'de törenler sağanak yağış dolayısıyla 22 Mayıs'a ertelendi. Kars'ta ise çok zor şartlar altında törenler yapıldı. KKTC’de de Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı kutlandı. Lefkoşa’daki tören Atatürk Anıtı’nda yapıldı. 

((tr))  "19 Mayıs tüm yurtta kutlanıyor" Sabah (gazete), 19 Mayıs 2010
((tr))  ""19 Mayıs" Coşkuyla Kutlanıyor" Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu, 19 Mayıs 2010
((tr))  "19 Mayıs coşkusu tüm yurdu sardı" Zaman (gazete), 19 Mayıs 2010
((tr)) Anadolu Ajansı "Anıtkabir yolunda dikkat çeken sohbet" Cumhuriyet (gazete), 19 Mayıs 2010
((tr))  "Aslanlı Yol'da CHP sohbeti" Vatan (gazete), 19 Mayıs 2010

1 Eylül 2009, Salı

Formula 1'de sezonun 12 yarışı olan Belçika Grand Prix'sini Kimi Räikkönen kazandı. 83 dakika 50.995 saniye ile yarışı tamamlayan Kimi Räikkönen, kendisi ve takımının bu sezonki ilk galibiyetini aldı. Belçika'nın Liege kentinde yapılan 44 turluk yarışa 6. sıradan başlayan Finlandiya'lı pilot yarışı birinci olarak tamamlandı. Öte yandan Kimi Räikkönen Belçika Grand Prix'sini 4. kez kazandı.
Puan tablosunun birincisi olan Jenson Button ise ilk turda geçirdiği kaza sonucu yarıştan çekildi. Bu yarışla beraber takımlar sıralamasında Brawn GP 128 puanla liderliğini sürdürüyor. Pilotlar sıralamasında ise Jenson Button 72 puan ile yarışı önde götürüyor.

((tr))  "Ferrari gaza bastı" Milliyet, 31 Ağustos 2009
((tr))  "Belçika Grand Prıx'sini Raikkönen Kazandı" Türk.net, 30 Ağustos 2009

25 Mayıs 2010, Salı
İngiliz yayın kuruluşu BBC'nin iki yılda bir düzenlediği Yılın Genç Müzisyeni yarışmasında 16 yaşındaki Lara Ömeroğlu, piyano ile seslendirdiği Beethoven ve Chopin eserleriyle finale kadar yükseldi ve finalde Camille Saint-Saëns'in 2 numaralı piyano konçertosunu seslendirerek birinci oldu. 
Ömeroğlu, 300 kişinin katıldığı yarışmanın ilk elemesinde beş kategoride 25 müzisyen arasında kaldı. Daha sonra finalde flüt birincisi Emma Halnan ve keman dalının birincisi Callum Smart ile yarışarak piyano dalında birinci oldu. Ömeroğlu ayrıca iki bin sterlinlik para ödülünün de sahibi oldu.
Otuz iki yıllık geçmişi olan yarışmada 2008 yılında da Erdem Mısırlıoğlu piyano dalında finallere yükselmişti.

((tr))  "BBC'nin birincisi Lara Ömeroğlu" Zaman, 18 Mayıs 2010
((en))  "Pianist Lara Ömeroğlu wins BBC Young Musician 2010" BBC Music Magazine, 17 Mayıs 2010
((tr))  "BBC yarışmasının galibi Lara Ömeroğlu" BBC Turkish, 17 Mayıs 2010

18 Eylül 2010, Cumartesi

Spor Toto Süper Lig'in 5. haftasında Bucaspor, İzmir Atatürk Stadı'nda Galatasaray'ı konuk etti. 

Süper Lig'deki 4. haftayı deplasmandaki 1-1'lik Konyaspor beraberliğiyle geçen Bucaspor, Galatasaray karşısına 5 puanla çıkarken; Maç öncesinde 6 puanı olan Galatasaray, 4. haftada Ali Sami Yen Stadı'nda Gaziantepspor'u Harry Kewell'ın penaltı golüyle geçmişti.
Bucaspor, karşılaşmaya sarı-beyaz parçalı forması ile çıkarken; Galatasaray takımı da sarı-kırmızı parçalı forma tercih etmişti.
İki takım karşılaşmaya şu onbirle çıktı:

Karşılaşmaya Bucaspor başladı. 

6': Bucaspor'un etkili atağında Erkan'ın pasında topu alan Mendy'nin uygun durumda sert vuruşu yandan auta gitti.
Karşılaşma İzmir Atatürk Stadı zemininin bozukluğu nedeniyle özellikle ilk yarıda hemen hiç gol pozisyonu yaşanmadı. Karşılıklı etkisiz ataklar da sonuca etki etmedi. 45 dakikalık ilk yarının sonuna eklenen +1 dakika da tamamlanınca hakem, maçın ilk yarısının tamamlandığını belirten düdüğü çaldı.

İkinci yarı başlarken her iki takımda da oyuncu değişikliği yaşanmadı. Bu yarıya Galatasaray başladı. 

69': Orta sahada topu kazanan Ayhan rakibini geçip ceza yayı üzerinde yerden sert bir vuruş yaptı. Fernandes'i geçen top yan direğe çarpıp ağlarla buluştu. 1-0.
88': Galatasaray'lı Pino sağ kanattan ceza sahasına girdi. Sert vuruşu kaleci Fernandes'den döndü; ikinci vuruşunda top yan ağlarda kaldı.
90': Pino, yine sağ kanattan ceza sahasına girip sert bir vuruş gerçekleştirdi. Kaleci Fernandes topu kornere çeldi.
45 dakikalık ikinci yarının sonuna eklenen +5 dakika tamamlanınca hakem Halis Özkayha, maçın son düdüğünü çaldı. Gol pozisyonu yönünden kısır geçen maç Galatasaray'ın deplasmanda 1-0 üstünlüğü ile tamamlandı

Ev sahibi Bucaspor, 5 puanda kalıp 11. sıraya düşerken, konuk takım Galatasaray ise elde ettiği bu galibiyetle ligde puanını 9'a yükseltip 7. sıradaki yerini korudu ve Fenerbahçe-Beşiktaş derbisinin yaşanacağı haftada puan kaybetmemiş oldu. Ayrıca Galatasaray Eskişehirspor ve Gaziantepspor galibiyetleriyle yakaladığı galibiyet serisini Bucaspor karşılaşmasının sonucunda üç maça çıkarmış oldu.
Spor Toto Süper Lig'in 6. haftasında Bucaspor deplasmanda Bursaspor'la karşılaşacak. Galatasaray ise Ali Sami Yen Stadı'nda İstanbul Büyükşehir Belediyespor'u konuk edecek.

((Türkçe)) ligtv.com.tr "1 atıyor 3 alıyor" LigTv, 18 Eylül 2010
((Türkçe)) ligtv.com.tr "Bucaspor-Galatasaray Maç Anlatımı" LigTv, 18 Eylül 2010
((Türkçe)) NTVSPOR.net "Ayhan hayat verdi" NTVSPOR.net, 18 Eylül 2010

26 Eylül 2010, Pazar

Spor Toto Süper Lig'in 6. haftasında Galatasaray, Ali Sami Yen Stadı'nda İstanbul BB'ni konuk etti. 

Süper Lig'deki 5. haftayı deplasmandaki 1-0'lık Bucaspor galibiyetiyle geçen Galatasaray, İstanbul BB karşısına 9 puanla çıkarken; maç öncesinde aynı puanlı İstanbul BB, 5. haftada cezası nedeniyle Ali Sami Yen Stadı'nda oynadığı karşılaşmada Konyaspor'u Hevre Tum'un ayağından kazandığı golle geçmişti.
Galatasaray karşılaşmaya sarı-kırmızı parçalı forması ile çıkarken; İstanbul BB takımı koyu mavi bir forma tercih etmişti.
İki takım karşılaşmaya şu onbirle çıktı:

Karşılaşmaya Galatasaray başladı. 

2': Galatasaray karşılaşmaya çok hızlı başladı. Cana ceza sahası içine ara pasını verdi, Baros topla buluştu kaleciyle karşı karşıya şutunu vurdu, top kaleci Hasagic'den sekerek kaleye yöneldi. Top, Baros'un önüne düşecekken savunmada Ekrem son anda ayak koyarak topu uzaklaştırdı ve mutlak bir golü önledi.
5': Sağ kanattan yapılan atakta Pino topu aldı. İkili sıkıştırmadan topuk pasıyla kurtuldu. Pası attığı yerde Serkan Kurtuluş sağdan ortasını yaptı. Baros savunmaya rağmen uzun boyunun avantajıyla yükseldi ve kafa vuruşuyla Galatasaray'ı 1-0 öne geçirdi.
10': Sağdan ceza sahasına açılan ortada top Milan Baros'a doğru geldi. Topu göğsünde yumuşatmayı düşünen Baros bunu başaramadı ve top hemen arkasına düştü. Bu pozisyonda Baros'u savunan Rızvan'ın eline top çarpınca Galatasaray penaltı kazandı.
11': Penaltı atışını kalecinin soluna doğru yapan Baros, Galatasaray'ı 2-0 öne geçirdi. Hasagic köşeyi bilse de topu yakalayamadı.
20': Ortadan gelişen atakta Baros bir anda topu önünde buldu. Kaleciyle karşı karşıya kalan Baros, Hasagic'i geçmek isterken açıyı kaybedip topu Pino'ya çıkardı. Onun vuruşu yan ağlarda kaldı.
42': Aydın soldan ceza sahasına sokuldu. Ceza sahası çizgisi üzerindeyken, penaltı noktasındaki Baros'u gördü. Sırtı kaleye dönük olan Baros topu almak üzereyken dengesini kaybetti fakat topun yönü değişmedi. Baros, yerdeyken havalanan topa sert vurdu ve Hasagic'in sağından topu 3. kez İstanbul BB ağlarına gönderdi. 3-0.
45 dakikalık ilk yarının sonuna eklenen +1 dakika da tamamlanınca hakem, maçın ilk yarısının tamamlandığını belirten düdüğü çaldı. İlk yarı sonucu: Galatasaray: 3, İstanbul BB: 0.

İkinci yarı başlarken her iki takımda da oyuncu değişikliği yaşanmadı. Bu yarıya İstanbul BB başladı.

50': Insua ceza sahası içine gelen topu uzaklaştırmak isterken topu ayağından kaçırdı. Pozisyonu takip eden İbrahim Akın bekletmeden sert vurdu ve top direğin dibinden auta çıktı.
66': Gökhan Süzen sağ kanattan serbest vuruş kullandı, ceza sahası içine ortasını yaptı Tum ön direkte yükseldi. Geriye doğru kafayı vurdu ve top köşeden ağlarla buluşurken tabelada durum 3-1 olmuştu.
83': İstanbul BB'de yine Gökhan Süzen sol kanattan serbest vuruş kullandı, ceza sahası içine ortasını yaptı. Kaleci Ufuk topu uzaklaştırmak istedi ama başarılı bir vuruş olmayınca top bir anda boşta kalıp uzak kale direğinden tarafa açıldı. Topu önünde bulan İbrahim Akın bekletmeden sert vurdu kaleci Ufuk'u geçen topu çizgi üzerinde Servet Çetin çıkardı.
85': Ceza sahasına çalımlarla giren Misimovic, bir anda Hasagic'le karşı karşıya kaldı. Vuruşunda Hasagic topu kornere çeldi.
86': Kewell sol kanattan korner kullandı. Arka direğe ortasını yaptı. Neill sağ ayakla dar açıdan voleyle kaleye sert vurdu ve top üst direkten geri geldi.
45 dakikalık ikinci yarının sonuna eklenen +3 dakika tamamlanınca hakem Halis Özkayha, maçın son düdüğünü çaldı. Mücadele açısından keyif veren bu karşılaşma, Galatasaray'ın 3-1 üstünlüğü ile tamamlandı

Ev sahibi Galatasaray, elde ettiği bu galibiyetle ligde puanını 12'ye yükseltip 3. sıraya yerleşirken, İstanbul BB, 9 puanda kaldı ve 7. sıraya düştü. Ayrıca Galatasaray Eskişehirspor, Gaziantepspor ve Bucaspor galibiyetleriyle yakaladığı galibiyet serisini İstanbul BB karşılaşmasının sonucunda dört maça çıkarmış oldu.
Spor Toto Süper Lig'in 7. haftasında Galatasaray deplasmanda KDÇ Karabükspor'la karşılaşacak. İstanbul BB ise Atatürk Olimpiyat Stadı'nda son şampiyon ve lig lideri Bursaspor'u konuk edecek.

((Türkçe)) ligtv.com.tr "Baros çalışıyor" LigTv, 26 Eylül 2010
((Türkçe)) ligtv.com.tr "Galatasaray-İstanbul BB Maç Anlatımı" LigTv, 26 Eylül 2010
((Türkçe)) NTVSPOR.net "Baros varsa problem yok!" NTVSPOR.net, 26 Eylül 2010

1 Ekim 2010, Cuma

Spor Toto Süper Lig'in 7. haftasında Galatasaray, Necmettin Şeyhoğlu Stadı'nda Karabükspor'a konuk oldu. 

Süper Lig'deki 6. haftayı deplasmandaki 2-2'lik Konyaspor beraberliğiyle geçen Karabükspor, Galatasaray karşısına 10 puanla çıkarken; maç öncesinde 12 puanlı Galatasaray, 6. haftada Ali Sami Yen Stadı'nda oynadığı karşılaşmada İstanbul BB'ni Baros'un ayağından kazandığı 3 golle 3-1 geçmişti.

Karşılaşma öncesindeki idmanda teknik direktör Frank Rijkaard'la tartıştığı söylenen Servet Çetin maç kadrosundan çıkartıldı.
Karşılaşmadan saatler önce Frank Rijkaard'ın babası Herman Rijkaard vefat etti.
Karabükspor takımı beyaz üzerine ince mavi çizgili bir forma tercih ederken,Galatasaray karşılaşmaya mercan forması ile çıktı.
İki takım karşılaşmaya şu onbirle çıktı:

Karşılaşmaya Galatasaray başladı. 

2': Topla buluşup sağdan ceza sahasına yönelen Emenike, ceza sahasında Lucas Neill'in hareketiyle yerde kaldı. Hakem Aytekin Durmaz, penaltı noktasını gösterdi.
3': Penaltı atışını kalecinin soluna doğru yapan Cernat, Karabükspor'u 1-0 öne geçirdi. Ufuk köşeyi bilse de önünde seken topa dokanamadı.
10': Cernat sağ korner çizgisi yanından serbest vuruş kullandı. Direkt kaleye sert vurdu; top direkten geri geldi. Sonrasında Hakan Özmert ceza sahası içinde dönen topa sert vurdu ve top Barış'a çarparak kaleci Ufuk'u yanılttı ve ağlarla buluştu. 2-0.
22': Seric sol kanattan ceza sahası içine yerden pasını verdi. Emenike altıpas önünde dokunamayınca top auta çıktı.
27': Galatasaray'da Lorik Cana yerini Aydın Yılmaz'a bıraktı.
45 dakikalık ilk yarının sonuna eklenen +2 dakika da tamamlanınca hakem, maçın ilk yarısının tamamlandığını belirten düdüğü çaldı. İlk yarı sonucu: Karabükspor: 2, Galatasaray: 0.

İkinci yarı başlarken Galatasaray'da Lucas Neill yerine Ali Turan oyuna girdi. Bu yarıya Karabükspor başladı.

55': Karabükspor'da Cernat ceza sahası önünden serbest vuruş kullandı. Direkt kaleye sert vurdu ve top direğin dibinden auta çıktı.
56': Cernat sol kanattan ceza sahası içine ortasını yaptı Emenike penaltı noktası üzerinden müsait pozisyonda gelişine sert vurdu ve top az farkla üstten auta çıktı. 
67': Karabükspor'da Hakan Söyler yerini Birol Hikmet'e bıraktı.
72': Galatasaray'da Misimovic yerini Sabri Sarıoğlu'na bıraktı.
75': Barış topla beraber ceza sahası içine girdi, iki kişiyi çalımlayıp yere düşerken kaleye sert vurdu ve top ağlarla buluştu. Durum 2-1 oldu.
80': Karabükspor'da Yasin Giren yerini Ferdi Elmas'a bıraktı.
85': Karabükspor'da Florin Cernat yerini Bülent Bal'a bıraktı.
92': Sabri sağ kanattan ceza sahası içine ortasını yaptı. Kewell altıpas içinde bomboş pozisyonda yükseldi kafayı vurdu ve top kaleci Tomic'de kaldı. 
45 dakikalık ikinci yarının sonuna eklenen +4 dakika tamamlanınca hakem Aytekin Durmaz, maçın son düdüğünü çaldı. Karşılaşma, Karabükspor'un 2-1 üstünlüğü ile tamamlandı.

Ev sahibi Karabükspor, elde ettiği bu galibiyetle ligde puanını 13'ye yükseltip 6. sıraya yerleşirken, Galatasaray, 12 puanda kaldı ve 7. sıraya düştü. Ayrıca Galatasaray Eskişehirspor, Gaziantepspor ve Bucaspor galibiyetleriyle yakaladığı galibiyet serisini Karabük mağlubiyetiyle sonlandırmış oldu.
Spor Toto Süper Lig'in 8. haftasında Galatasaray evinde Ankaragücü ile karşılaşacak. Karabükspor ise Bursa Atatürk Stadı'nda son şampiyon ve lig lideri Bursaspor'a konuk olacak.

((Türkçe)) ligtv.com.tr "Aslan başa sardı" LigTv, 1 Ekim 2010
((Türkçe)) ligtv.com.tr "Karabükspor-Galatasaray Maç Anlatımı" LigTv, 1 Ekim 2010
((Türkçe)) NTVSPOR.net "Tünelin ucu KARANLIK" NTVSPOR.net, 1 Ekim 2010

17 Ekim 2010, Pazar

Spor Toto Süper Lig'in 8. haftasında Galatasaray, Ali Sami Yen Stadı'nda Ankaragücü'nü konuk etti. 

Süper Lig'deki 7. haftayı deplasmandaki 2-1'lik Karabükspor mağlubiyetiyle geçen Galatasaray, MKE Ankaragücü karşısına karşısına 12 puanla çıkarken; maç öncesinde 10 puanlı Anakragücü, 7. haftada 19 Mayıs Stadı'nda oynadığı karşılaşmada Konyaspor'u 4-1'le geçmişti.
Galatasaray karşılaşmaya sarı-kırmızı parçalı forması ile çıkarken; Ankaragücü takımı 100. yılına özel mavi bir forma tercih etmişti.
İki takım karşılaşmaya şu onbirle çıktı:

Karşılaşmaya Ankaragücü başladı. 

4': Zewlakow orta alandan serbest vuruş kullandı, savunmanın arkasına doğru uzun oynadı Metin Akan savunmanın arasından hızla sıyrıldı ceza sahası içine girdi, kaleciyle karşı karşıya şutunu vurdu ve top kaleci Ufuk'un sağından ağlarla buluştu .0-1.
33': Misimovic sağ kanattan serbest vuruş kullandı, arka direğe ortasını yaptı Mustafa Sarp bomboş pozisyonda kafayı vurdu ve top auta çıktı.
41': Pino sol kanattan ceza sahası içine yerden pasını verdi, Baros topla buluştu, sağ kanattan hızla ceza sahası içine giren Sabri'ye topu bıraktı Sabri gelişine sol ayakla sert vurdu ve top az farkla direği sıyırarak auta çıktı.
44': Hakan Balta ceza sahası dışından kaleye çok sert vurdu kaleci Özden topu saha içine çeldi, sonrasında dönen topa Pino kafayı vurdu ve top yan ağlarda kaldı.
45 dakikalık ilk yarının sonuna eklenen +1 dakika da tamamlanınca hakem, maçın ilk yarısının tamamlandığını belirten düdüğü çaldı. İlk yarı sonucu: Galatasaray: 0, MKE Ankaragücü: 1.

İkinci yarı başlarken Ankaragücü'nde 14 numaralı Żewłakow yerini 25 numaralı Aydın Toscalı'ya bıraktı. Bu yarıya Galatasaray başladı.

50': Güven Varol sağ çaprazdan kaleye çok sert vurdu kaleci Ufuk topu güçlükle saha içine çeldi, dönen topa Özgür Çek ceza yayı üzerinden köşeye doğru sert vurdu ve top kaleci Ufuk'un uzanmasına rağmen sağından ağlarla buluştu. 0-2.
56':Baros ceza sahası önünde topla buluştu, ceza yayı üzerinden bekletmeden plase vuruşla topu köşeye gönderdi ve top kaleci Özden'in uzanmasına rağmen ağlarla buluşurken tabelada durum 1-2 olmuştu.
57': Ankaragücü'nde Metin Akan yerini Hürriyet Güçer'e bıraktı.
60': Galatasaray savunmasını orta sahada yakalayan Ankaragücü takımından Sestak aldığı ara pasıyla topu 10 metre kadar sürdükten sonra ceza sahasına çıkan Ufuk'u da çalımlayıp bir müddet daha sürdüğü topu boş ağlara gönderdi ve farkı 3 dakika sonra yeniden ikiye çıkardı. 1-3.
61': Bir dakika önce gol yiyen Galatasaray savunması yine aynı noktada yakalanınca 1 dakika öncek pozisyonun bir benzeri yaşandı savunma arkasına atılan topu alan Sestak kalesini terkedip ceza sahası dışına çıkan Ufuk'u çalımlamak istedi ve Ufuk'un sağına doğru yöneldi. Müdahale yapmak için elini uzatan Ufuk ceza sahası dışında topa eliyle dokanınca hakem Tolga Özkalfa bu müdahaleyi tespit etti ve Ufuk'a kırmızı kart gösterdi. Ufuk, saha kenarına gelirken uzun süre ıslıklandı.
Galatasaray teknik direktörü Rijkaard, Ufuk'un kırmızı kart görmesi üzerine Serkan Kurtuluş'u oyundan alıp yerine Aykut'u oyuna soktu.
65': Ayhan sol kanattan arka direğe ortasını yaptı, Baros arka tarafta bomboş pozisyonda topla buluştu yerden kaleye sert vurdu ve top köşeden ağlarla buluştu. Fark yeniden bire indi. 2-3.
67': Galatasaray'da Misimovic yerini Aydın Yılmaz'a bıraktı. Misimovic saha kenarına gelirken taraftarlar onu ıslıklayarak protesto etti.
76': Insua sol kanattan ceza sahası içine ortasını yaptı. Pino altıpas önünde kaleye röveşata vuruş yaptı ve top az farkla üstten auta çıktı.
80': Ankaragücü'nde Özgür Çek yerini Turgut Şahin'e bıraktı.
86': Galatasaray'da sakatlanan Milan Baros yerini Mehmet Batdal'a bıraktı.
90': Maçın sonuna +5 dakika uzatma eklendi.
90': Turgut, Sestak'la duvar paslaşması yaparak ceza sahası içine girdi. Kaleciyle karşı karşıya kaldı ve sol çaprazdan plase vuruş yaparak topu uzak köşeden ağlarla buluşturdu. 2-4.
45 dakikalık ikinci yarının sonuna eklenen +5 dakika tamamlanınca hakem Halis Özkayha, maçın son düdüğünü çaldı. Karşılaşma, Ankaragücü'nün 4-2'lik üstünlüğü ile tamamlandı.

Ev sahibi Galatasaray, bu mağlubiyet 12 puanda kaldı ve 9. sıraya geriledi. Ankaragücü, 13 puana yükseldi ve 8. sıraya yükseldi. Ayrıca Galatasaray, Karabükspor'dan sonra Ankaragücü'ne de mağlup alarak son iki haftayı puansız kapattı.
Ligde 8 haftalık dönemi 4 galibiyet 4 mağlubiyetle geçen Galatasaray'da taraftar yönetim ve teknik heyeti protesto ederek, istifaya davet etti.
Üstüste gelen başarısız sonuçlar dolayısıyla Galatasaray yönetimi 20 Ekim günü yaptığı yazılı açıklamada teknik direktör Frank Rijkaard ile karşılıklı olarak sözleşmenin feshedildiğini açıkladı ve Rijkaard ile yardımcılarına teşekkür etti.
21 Ekim gündüz saatlerinde Galatasaray yönetimi takımın teknik direktörlüğüne Gheorghe Hagi'yi yardımcılığına da Tugay Kerimoğlu'nu getirdiğini açıladı.
Maçın 86. dakikasında sakatlanan Baros'un arka adale kasınının zar kısmında kanaması tespit edildi.
Spor Toto Süper Lig'in 9. haftasında Galatasaray deplasmanda Fenerbahçe'yle karşılaşacak. Ankaragücü ise 19 Mayıs Stadı'nda son şampiyon ve lig lideri Bursaspor'u konuk edecek.

((Türkçe)) ligtv.com.tr "Deja Vu" LigTv, 17 Ekim 2010
((Türkçe)) ligtv.com.tr "Galatasaray-Ankaragücü Maç Anlatımı" LigTv, 17 Ekim 2010
((Türkçe)) NTVSPOR.net "Ali Sami Yen erken yıkıldı" NTVSPOR.net, 17 Ekim 2010

24 Ekim 2010, Pazar

Spor Toto Süper Lig'in 9. haftasında Galatasaray, Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı'nda Fenerbahçe'ye konuk oldu. Aynı şehrin iki büyük takımını karşı karşıya getiren mücadele 0-0'lık beraberlikle sonuçlandı.
Süper Lig'in 9. haftasında İstanbul'un iki büyük kulubü olan Fenerbahçe ve Galatasaray Kadıköy'deki Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı'nda karşı karşıya geldiler. İki takımında net gol pozisyonları yakaladığı karşılaşma golsüz eşitlikle sonuçlanınca, iki takım haftayı bir puanla kapattı.

Fenerbahçe ile Galatasaray arasında 1909 yılında bugünkü Şükrü Saracoğlu Stadı'nın olduğu Papazın Çayırı olarak adlandırılan yerde yapılan ilk karşılaşma 2-0 Galatasaray galibiyetiyle bitmiş ve iki takım arasındaki rekabet bu karşılaşmayla başlamıştı. O günden bu yana geçen 101 yıllık dönemde özel ve resmi 365 maç yapıldı. Bu 365 karşılaşmada 139 Fenerbahçe galibiyetine karşılık Galatasaray 116 galibiyet elde etmiş, 110 karşılaşma ise beraberlikle sonuçlanmıştı. Bu 365 maçta 512 gol atan Fenerbahçe'ye, Galatasaray 463 golle cevap verdi.
İki takım Süper Lig'de ise bu karşılaşmaya kadar 104 kere karşılaştılar. Genel tablodaki üstünlüğünü ligdeki karşılaşmalara da yansıtan Fenerbahçe, bu 104 maçta 43 galibiyet elde etti. 32 karşılaşma eşitlikle sonuçlanırken, Galatasaray 26 galibiyet aldı. Bu 104 maçta 132 gol atan Fenerbahçe'ye karşı Galatasaray, 102 gol attı.
Ezeli rakipler, pazar günü Kadıköy'de 47. kez karşı karşıya gelecek. Fenerbahçe Stadı'nın yeniden hizmete girdiği 1982 yılından itibaren taraflar Kadıköy'de 27'si lig, 9'u TSYD Kupası, 7'si Türkiye Kupası, 2'si Donanma Kupası, 1'i de Mehmetçik Vakfı yararına özel olmak üzere 46 maç yaptı. Geride kalan maçlarda sarı-lacivertliler 25, sarı-kırmızılılar ise 9 galibiyet alırken, 12 maçta eşitlik bozulmadı. Kadıköy'de Fenerbahçe'nin attığı toplam 99 gole, Galatasaray 60 golle karşılık verd
Şükrü Saracoğlu Stadı'ndaki son karşılaşmayı Fenerbahçe 3-1 kazanmıştı. İki takım en son lig başlamadan önce Almanya'da Spor Toto Dostluk Kupası'nda karşılaşmış ve bu maçı 1-0'lık sonuçla Fenerbahçe kazanmıştı.

Süper Lig'deki 8. haftayı deplasmandaki 4-1'lik Konyaspor galibiyetiyle geçen Fenerbahçe, Galatasaray karşısına 16 puanla çıktı. Galatasaray ise bir önceki hafta evinde Ankaragücü'ne 4-2 mağlup olarak 12 puanda kalmış; teknik direktör Frank Rijkaard'la yollar ayrılmış ve takımın başına takımın eski oyuncu ve teknik direktörlerinden Gheorghe Hagi getirilmişti.
Ev sahibi Fenerbahçe takımı klasik sarı-lacivert çubuklu formasını tercih ederken, Galatasaray da karşılaşmaya klasik sarı-kırmızı parçalı formayla ile çıktı.

İki takım karşılaşmaya şu onbirle çıktı:

Karşılaşma Fenerbahçeli Niang'ın vuruşuyla başladı.

4': Elano sağ kanattan ceza sahası içine yerden pasını verdi. Pino hareketlendi ve topla buluştu. Kaleci Volkan'ı da geçip dar açıdan şutunu attı kaleye doğru giden topu savunmadan Gökhan Gönül son anda çizgiden çıkararak mutlak bir golü önledi.
13': Pino sol çaprazda rakibini geçerek yerden sert vurdu ve kaleci Volkan son anda uzanarak topu kornere çeldi.
20': Fenerbahçe atağında savunmadan seken topa Niang sert vurdu top Lorik Cana'dan geri döndü sonrasında dönen topa bu kez Emre vurdu ama top bir kez daha Cana'dan geri döndü.
23': Galatasaray atağında kullanılan korneri ceza sahası dışına uzaklaştıran Fenerbahçe takımı ikinci kez içeriye gönderilen topu ceza yayına doğru uzaklaştırmak istedi. Ceza yayı üzerindeki Neill'e doğru gelen topa Neill çok sert vurdu ve kaleci Volkan son anda topu köşeden kornere çeldi.
45 dakikalık ilk yarının sonuna eklenen +1 dakika da tamamlanınca hakem, maçın ilk yarısının tamamlandığını belirten düdüğü çaldı. İlk yarı sonucu: Fenerbahçe: 0, Galatasaray: 0.

İkinci yarı başlarken iki takım da ilkyarıdaki kadrolarını korudu. Bu yarıya Galatasaray başladı.

47': Stoch sol kanatta topla buluştu, ön direğe ortasını yaptı. Alex, Servet'in yanından kafayı vurdu ve top yandan auta çıktı.
50': Alex Niang'a doğru pasını verdi, Niang topla buluştu, rakiplerini geçerek ceza sahası içine girdi, dar açıdan kaleye sert vurdu ve top kaleci Aykut'tan sekti sonrasında Servet uzaklaştırmak isterken top bir kez daha kaleci Aykut'a çarparak kornere çıktı.
55': Galatasaray'da Misimovic yerini Barış Özbek'e bıraktı.
64': Galatasaray'da Cana yerini Serkan Kurtuluş'a bıraktı.
69': Fenerbahçe'de Alex yerini Semih şentürk'e bıraktı.
71': Fenerbahçe'de Dia yerini Kazım'a bıraktı.
76': Galatasaray'da Elano yerini Emre Çolak'a bıraktı.
90': Galatasaray atağında Emre Çolak ceza sahası önünden kaleye sert vurdu ama top kaleci Volkan'da kaldı.
91': Galatasaray atağında Sabri ceza sahası dışından kaleye sert vurdu ama top kaleci Volkan'da kaldı.
92': Pino sağ çaprazdan ceza sahası içine girer girmez kaleye sert vurdu ama kaleci Volkan kapattığı köşeden topu kornere çeldi. Kornerden gelen topu Fenerbahçe savunması uzaklaştırdı.
45 dakikalık ikinci yarının sonuna eklenen +3 dakika tamamlanınca hakem Bülent Yıldırım, maçın son düdüğünü çaldı. Karşılaşma, 0-0 beraberlikle ile tamamlandı.

((Türkçe)) Lig Tv "Üstünlük Fener'de!" www.ligtv.com.tr, 18 Ekim 2010
((Türkçe)) Lig Tv "Fenerbahçe-Galatasaray Maç Anlatımı" www.ligtv.com.tr, 24 Ekim 2010

25 Mart 2010, Perşembe

İstanbul'un kültür başkenti etkinlikleri arasında Avrupa Kültür Başkenti Ajansı dışındaki ilk bireysel projesi Kültür Başkenti İstanbul, Beyazıt Devlet Kütüphanesi'nde izleyicisiyle buluşuyor. Piyanist ve besteci Tuluyhan Uğurlu'nun bestelediği eser 17 Nisan 2010 günü seslendirilecek. Öncesinde 26 Mart günü ise Fransa'daki Türkiye yılı etkinlikleri kapsamında Paris'in en eski tiyatro salonu Theatre Ranelagh'da bir konser vererek bu eserini seslendirecek. Uğurlu'nun performansı yanında görüntülerle de İstanbul anlatılacak. Dünya başkenti İstanbul şu bölümlerden oluşuyor;

Dünya başkenti İstanbul: Minareler ve kuleler (Mimar Sinan'a)
Ayasofya (Anthemios ve İsidoros’a)
24 Saat İstanbul (II. Mehmet'e)
Gökdelenden eski kente bakış
Açık denizlere hasret
Cumhuriyetin kartalı
Gelecek kuşaklar
Kutsalların kutsakı (Itri'ye)
Arnavut kaldırımları
İstanbul'da bir konyalı (Babama)
Pera'da akşam
Dünya başkenti İstanbul, solo piyano

17 Ocak 2010: İstanbul, "2010 Avrupa Kültür Başkenti" unvanını düzenlenen törenlerle aldı

((tr))  "Tuluyhan Uğurlu'dan dev Proje!" Milliyet (gazete), 24 Mart 2010
((tr))  "Tuluyhan Uğurlu, Paris'te 'Dünya Başkenti İstanbul' diyecek" Zaman (gazete), 24 Mart 2010

Dünya başkenti İstanbul projesi web sitesi

13 Ocak 2010, Çarşamba

2010 Eurovision Şarkı Yarışması'nda Türkiye'yi temsil edecek olan grup, Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu (TRT) tarafından açıklandı. 55. Eurovision Şarkı Yarışması'nda Türkiye'yi Norveç'in başkenti Oslo'da Manga grubunun temsil edeceği açıklandı. Yarışma için yine sipariş yöntemini tercih eden TRT, Manga'dan üç şarkı istedi. Şubat ayında belirlenecek olan şarkı, daha sonra kamuoyuna açıklanacak.
Yarışma, 2009'un birincisi Norveç'te yapılacak. İki yarı finalli yarışmanın yarı finalleri 25-27 Mayıs'ta, finali ise 29 Mayıs'ta yapılacak.
"Bir Kadın Çizeceksin" hitiyle adını duyuran Manga, "Dursun Zaman" ve "Dünyanın Sonuna Doğmuşum" gibi rock hitlerine imza atmıştı. Grup 2009 yılında da MTV tarafından Avrupa'nın en iyi sanatçısı ödülünü almıştı.

  "Eurovision'a Manga gidiyor" NTVMSNBC, 13 Ocak 2009
  "Kesin karar: Eurovision temsilcimiz Manga" CNNTürk, 13 Ocak 2009

6 Aralık 2010, Pazartesi
Sanat dünyasının önemli isimlerine verilen 2010 Kennedy Merkezi Ödülleri sahipleri, ödüllerini Amerika Birleşik Devletleri başkanı Barack Obama'dan aldı.
Bu yılın Kennedy Merkezi Ödülleri, efsanevi Beatles grubunun eski üyesi Paul MacCartney, Country müzik sanatçısı Merle Haggard, besteci ve söz yazarı Jerry Herman, koreograf sanatçısı Bill T. Jones ve talk-show sunucusu Oprah Winfrey’e verildi.
Obama, ödüle layık görülen sanatçıların muhteşem yeteneklere sahip olduğunu ve Amerikan halkına olağanüstü sanat eserleri armağan ettiğini söyledi.
Her yıl dağıtılan Kennedy Merkezi ödülleri, Amerikan kültürüne sürekli katkı sağlayan kişilere veriliyor. Paul McCartney ise, İngiliz olmasına rağmen, hem Beatles grubuyla hem de solo çalışmalarıyla Amerikan pop müziğine önemli katkılar sağlamasından dolayı bu ödüle layık görüldü.

15 Şubat 2010, Pazartesi

2010 Kış Olimpiyatları Kanada'nın Vancouver kentinde düzenlenen törenle başladı. Organizasyondan kısa süre önce antremanda hayatını kaybeden Gürcü kızakçı Nodar Kumaritasvili'ye atfedilen açılış töreninde sporcu için bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu. Tören sonunda ise Olimpiyat Ateşini Kanada'nın 4 efsane sporcusu yaktı. Hokeyci Wayne Gretzky, kayakçı Nancy Greene, NBA yıldızı Steve Nash ve hız pateninin yıldızı LeMay Doan aynı anda Olimpiyat ateşini yaktı. Ayrıca dünyaca ünlü Kanada'lı şarkıcılar; Bryan Adams, Nelly Furtado ve Sarah McLachlan'de sahne alarak şarkılarını seslendirdiler.
86 kategoride 82 ülke sporcularının mücadele vereceği Olimpiyat'ta, Cayman adaları, Gana, Karadağ, Kolombiya, Pakistan, Peru ve Sırbistan tarihlerinde ilk kez Kış Olimpiyatları'nda temsil ediliyor. Organizasyon 28 Şubat günü sona erecek.

  "Vancouver 2010'da hüzünlü açılış" CNN Türk, 13 Şubat 2010
  "Beyaz şölen başladı" NTVMSNBC, 13 Şubat 2010

4 Ağustos 2010, Çarşamba (Güncelleme: 5 Ağustos 2010)

1 Ağustos 2010 günü başlayan Yüksek Askerî Şûra (YAŞ) toplantıları dördüncü gününde sona erdi. Türkiye Cumhuriyeti Genelkurmay 2. Başkanlığı döneminde hükûmet aleyhinde yayın yapan psikolojik harekât amaçlı web siteleri kurdurduğu iddiasıyla hakkında soruşturma başlatılan Hasan Iğsız Türk Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na önerilmesine  rağmen Recep Tayyip Erdoğan'dan onay alamadı. İlker Başbuğ'dan boşalacak Türkiye Cumhuriyeti Genelkurmay Başkanlığı ile Türk Kara Kuvvetleri Komutanlığına henüz atama yapılmadı. Işık Koşaner'in nereye atanacağı da henüz kesinleşmedi.
Şûrada en çok merak edilen konu Türk Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na kimin atanacağı ve Ergenekon ile Balyoz davası sanıklarının terfi edip etmeyeceği idi. 4 Ağustos günü YAŞ kararları Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından imzalandı. Şûrada, 1. Ordu (Türkiye) Komutanı Hasan Iğsız'ın Kara Kuvvetleri Komutanı olmaması ve Balyoz davasında yakalama kararı çıkarılan 11 generalin terfi ettirilmemesi yönünde kararlar alındı. 
Ergenekon davasının tutuksuz sanığı Saldıray Berk, 3. Ordu Komutanlığından Eğitim ve Doktrin Komutanlığına atanırken, Cizre'deki 20 faili meçhul cinayeti azmettirdiği iddiasıyla yargılanan Cemal Temizöz'ün emekli edilmesine karar verildi.
Türkiye Cumhuriyeti Genelkurmay Adli Müşaviri olan ve "internet andıcı" nedeniyle ifadeye çağrılan Hıfzı Çubuklu ile basın bilgilendirme toplantılarıyla tanınan Türkiye Cumhuriyeti Genelkurmay İletişim Daire Başkanı Tuğgeneral Metin Gürak da tuğgenerallikten tümgeneralliğe terfi edenler arasında yer aldı.
Deniz Kuvvetleri Komutanı Eşref Uğur Yiğit ve Hava Kuvvetleri Komutanı Hasan Aksay görevlerine bir yıl daha devam edecek.
Ayrıca şûradan ihraç kararı da çıkmadı. Bu gelişmelerin ardından 5 Ağustos günü, Kara Kuvvetleri Komutanlığına atanacağı konuşulan mevcut Jandarma Genel Komutanı Avni Atila Işık'ın emekliliğini istediği açıklandı. Işık'ın emeklilik talebinin nedeni henüz bilinmiyor.
Şûranın ardından ordunun komuta kademesi şöyle şekillendi.

Necdet Özel: 2. Ordu Komutanlığından Jandarma Genel Komutanlığına
Erdal Ceylanoğlu: Kara Kuvvetleri EDOK Komutanlığından 1. Ordu Komutanlığına
Servet Yörük: Özel Kuvvetler Komutanlığından 2. Ordu Komutanlığına
Yalçın Ataman: Genelkurmay Genel Plan Prensipler Başkanlığından 3. Ordu Komutanlığına
Saldıray Berk: 3. Ordu Komutanlığından EDOK Komutanlığına (Ergenekon davasında tutuksuz sanık)

Orgeneralliğe yükselen Korgeneraller: Yalçın Ataman, Servet Yörük
Korgeneralliğe yükselen Tümgeneraller: Abdullah Recep, Kamil Başoğlu, Hüseyin Kenan Hüsnüoğlu, Orhan Akbaş
Tümgeneralliğe yükselen Tuğgeneraller: İbrahim Yılmaz, Şenol Alparslan, Yılmaz Uyar, Uğur Tarçın, Tayfun Özden, Mehmet Faruk Şengün, İsmail Metin Temel, Şeref Öngay, Sadık Çelikörs, Metin Gürak, Salih Ulusoy, Hıfzı Çubuklu
Tuğgeneralliğe yükselen Albaylar: Topçu Kurmay Albay Muharrem Metin Özbek, Hava Savunma Kurmay Albay Muzaffer Sönmez, Piyade Kurmay Albay Mehmet Akyürek, Piyade Kurmay Albay Mustafa Uzun, Topçu Kurmay Albay Ömer Şevki Gençtürk, Topçu Kurmay Albay Hüseyin Hamdi Ergün, Topçu Kurmay Albay Mehmet Özoğlu, Tank Kurmay Albay Atilla Şirin, Tank Kurmay Albay Memduh Hakbilen, Hava Savunma Kurmay Albay Yavuz Selim Kahveci, Topçu Kurmay Albay Halil İbrahim Ergin, Topçu Kurmay Albay Sinan Yayla, Muhabere Kurmay Albay Mustafa Aysan, Kara Pilot Kurmay Albay Hakan Atınç, Topçu Kurmay Albay Kahraman Güneş, Tank Kurmay Albay Rafet Sevinç Şaşmaz, Piyade Kurmay Albay Metin Akkaya, Topçu Kurmay Albay Abdullah Baysar, Topçu Kurmay Albay Mehmet Haluk Yıldızdan, Tank Kurmay Albay Veli Tarakcı, Piyade Kurmay Albay Levent Köse, Piyade Albay Kemal Korkmaz, Topçu Albay Erkan Atalay, İstihkam Albay Rıza Çağatay Erdoğan

Koramiralliğe yükselen Tümamiraller: Deniz Cora
Tümamiralliğe yükselen Tuğamiraller: Erdem Caner Bener, Ahmet Sinan Ertuğrul
Tuğamiralliğe yükselen Albaylar: Kurmay Albay Ömer Faruk Harmancık, Kurmay Albay Sinan Azmi Tosun; Kurmay Albay Şafak Yürekli,  Kurmay Albay Fahri Can Yıldırım, Kurmay Albay Hasan Doğan, Kurmay Albay Ali Sadi Ünsal, Mühendis Albay Mehmet Şevki Şekerefeli

Korgeneralliğe yükselen Tümgeneraller: Turgut Atman, Nejat Bilgin
Tümamiralliğe yükselen Tuğgeneraller: Hasan Hüseyin Demirarslan, Nihat Kökmen, Bülent Kocababuç, Ali Demiral, Ayhan Gümüş
Tuğgeneralliğe yükselen Albaylar: Pilot Kurmay Albay İdris Aksoy, Pilot Kurmay Albay Hakan Taşkesen, Pilot Kurmay Albay Mehmet Eldem, Pilot Kurmay Albay Mehmet Uğur Balkış, Pilot Kurmay Albay Kubilay Baloğlu, Pilot Kurmay Albay Mehmet Cahit Bakır, Pilot Kurmay Albay İsmail Yalçın, Uçak Bakım Kurmay Albay Göksel Kahya

Tümgeneralliğe yükselen Tuğgeneraller: Yusuf Kaya, Ata Kalkan
Tuğgeneralliğe yükselen Albaylar: Kurmay Albay Ali Çardakcı, Kurmay Albay Salih Karataş, Kurmay Albay Güray Alpar, Kurmay Albay Namık Boran

GATA Komutanlığındaki terfiler şu şekilde gerçekleşti.

Tuğgeneralliğe yükselen Albaylar: Prof. Tabip Albay Fikret Arpacı, Prof. Tabip Albay Yusuf Peker, Prof. Tabip Albay Ufuk Demirkılıç, Prof. Hava Tabip Albay Can Polat Eyigün
Tuğamiralliğe yükselen Albay: Prof. Deniz Tabip Albay Bekir Sıtkı Cebeci
Askeri yargı terfileri:

Askeri Yargıtay'da Tuğgeneralliğe yükselen askeri Hakim Albay Hasan Dengiz
Askeri Yüksek İdare Mahkemesi'nde Tuğgeneralliğe yükselen Askeri Hakim Albay Abdullah Arslan
Terfi edemeyen 11 Balyoz sanığı ise şunlar:

Kora. Mehmet Otuzbiroğlu: Kuzey Deniz Saha Komutanı
Tümg. Gürbüz Kaya: Hakkâri 3. Taktik Piyade Tümen Komutanı
Tümg. Salim Erkal Bektaş: KKK Denetleme ve Değerlendirme Bşk. Yrd.
Tümg. Ahmet Yavuz: Kara Harp Akademisi Komutanı
Tümg. Halil Helvacıoğlu: 4. Jandarma Komando Eğitim Tugay Komutanı
Tümg. Abdullah Dalay: 52. Taktik Zırhlı Tümen Komutanı
Tümg. İhsan Balabanlı: Ulaştırma ve Personel Okul Komutanı
Tuğg. Ali Aydın: Kayseri Jandarma Bölge Komutanı
Tuğa. Ahmet Türkmen: Kocaeli Denizaltı Filosu Komutanı
Tuğa. Abdullah Gavramoğlu: Kocaeli Hücumbot Filo Komutanı

"TSK'da atama krizi çözüldü". Vikihaber, 10 Ağustos 2010

  "Orgeneral Avni Atila Işık istifa etti" Mynet, 5 Ağustos 2010
  "Iğsız ve 11 general YAŞ'tan geçmedi" NTVMSNBC, 4 Ağustos 2010
  "FLAŞ!.. Cumhurbaşkanı YAŞ kararlarını onayladı" Zaman, 4 Ağustos 2010
  "Yüksek Askeri Şûra'da Iğsız'a veto" Radikal, 4 Ağustos 2010
 Kıymet Sezer "Iğsız’ı Başbakan veto etti" Star, 4 Ağustos 2010

2 Eylül 2011, Cuma

Litvanya'da düzenlenen EuroBasket 2011'de Litvanya Türkiye'yi 75 - 68 mağlup etti. Son ana kadar çekişmenin sürdüğü maç sonucunda Litvanya üç maçta üç galibiyet elde etmiş oldu.
Maç Litvanya'nın Panevezys şehrinde yapıldı. Tribünleri 5000'den fazla Litvanya taraftarı doldururken Türkiye'yi 200 kadar taraftar destekledi. Maçın ilk çeyreği 19-17 Litvanya üstünlüğüyle tamamlandı, ikinci çeyreğin sonunda ise 35-32 Türkiye üstünlüğü vardı. Üçüncü çeyrekte 51-49 ile tekrar öne geçen Litvanya, çekişmeli geçen ve son ana kadar çekişmenin devam ettiği maçı bu üstünlüğünü koruyarak tamamladı.
Maçın en skorer ismi 20 sayıyla Türkiye'den Ersan İlyasova oldu. Ömer Aşık ise 10'dan fazla sayı ve ribaund kaydederek double-double yaptı. Litvanya'nın en skorer oyuncusu ise maçı 12 sayıyla tamamlayan Darius Songaila idi. İki sayılık atışlarda Litvanya %52, Türkiye ise %59'luk bir isabet yüzdesi yaklarken üç sayılık atışlarda Litvanya %42, Türkiye ise %17'de kaldı. İki taraf da dörder top çalma gerçekleştirirken Türkiye'nin üç blokuna karşı Litvanya blok yapamadı.

  "Turkey 68 - 75 Lithuania" Eurobasket 2011, 2 Eylül 2011
  "Devler Litvanya'ya kaybetti" Takvim, 2 Eylül 2011

16 Ocak 2011, Pazar
İngiltere'nin en prestijli müzik ödüllerinden BRIT Ödüllerinin adaylıkları ve törende yer alacak konuk sanatçıları açıklandı. Ödül töreni 15 Şubat 2011'de Londra'daki O2 Arena mekanında yapılacak.
Bu seneki ödül töreninin sunuculuğunu James Corden üstlenecek. Konuk şarkıcılar Jessie J, Ellie Goulding, Tinie Tempah ve The Wanted canlı performansları ile geceye renk katacaklar. James Corden sunuculuk yapması hakkında şöyle konuştu: 'Her zaman Britleri sevmiştim ve böylesine prestijli bir etkinliğin sunucusu olmam sorulduğunda onurlandım'
Ve bu seneki yeni BRIT heykeli modeli de merak konusu oldu. Tasarımı Vivienne Westwood tarafından yapılan heykel ilk kez izleyici karşısına çıkacak.
Bu ödülü solo kariyerinde 14 kez ve grubu Take That ile ayriyetten 4 kez kazanarak en fazla BRIT ödülü kazanan sanatçı ünvanına sahip Robbie Williams, grubu ile bu seneki ödüllerde de iki adaylıkta yerini aldı. Williams geçen seneki BRIT ödüllerinde nadiren verilen "Müziğe Üstün Katkı Ödülü"ne layık görülmüştü.
Diğer adaylar arasında, 4 dalda aday olan Tinie Tempah ve geçtiğimiz yılın popüler gruplarından Arcade Fire gibi isimler var.

((İngilizce))  "James Corden to host the BRITs 2011" brits.co.uk, 16 Ocak 2011
((İngilizce))  "New 2011 Trophy Unveiled - styled by Vivienne Westwood" brits.co.uk, 16 Ocak 2011
((İngilizce))  "Take That Nominated For Two BRIT Awards" robbiewilliams.com, 16 Ocak 2011
((Türkçe))  "2011 Brit Ödülleri Adayları açıklandı" sehirkedisi.com, 16 Ocak 2011

16 Şubat 2011, Çarşamba
İngiltere'nin en prestijli ödüllerinden biri olarak kabul edilen BRIT Ödülleri dün akşam yaptığı seromoni ile 2011 ödüllerini dağıttı. Geceye Take That grubunun yeni teklisi olan Kidz'in performansı damgasını vurdu. Canlı performansta Take That,  plastik kalkan ve kafalık takan 60 polis üniformalı dansçıyla birlikte sahneye çıktı. Kalkanların üzerinde Take That logosu vardı. Şarkı sözlerinde krallar, kraliçeler, ülke bakanlarına seslenen Take That grubu "yarattığınız geleceğe hoşgeldiniz" diyordu. Aynı zamanda nakaratta "çoçuklar çıkıp geldiğinde ortada bir bela olacak" diye sesleniyordu. Şarkının sonunda ise dansçılar simgesel olarak kalkanlarını, kafalıklarını ve giysilerini çıkardı. Bu  performans zamanında X Factor tarafından reddedilmişti. Grubun Brit performanslarının masraflarını kendi ceplerinden ödediği söylendi. Kazara benzer bir temayı da Plan B canlı performansında kullandı.
Take That'in ödül aldıktan sonraki konuşmasında Robbie Williams iki kez "Shabba" diyerek. Şarkıcı Shabba Ranks'ın 1993 Brit ödüllerinde Take That'ın kolayca unutulacağına dair yaptığı konuşmaya gönderme yaptı.
Bu seneki Brit ödüllerinde en iyi erkek solo sanatçı ödülünü Plan B alırken, en iyi kadın solo sanatçı ödülünü Laura Marling kazandı. En iyi grup ödülünü Take That grubu alırken bu Robbie Williams'ın aldığı 17. Brit ödülü oldu. Ve Williams en fazla Brit ödülü alan sanatçı olma ünvanını korudu. En iyi tekli albümü ödülünü, şarkıcı Tinie Tempah Pass Out tekli albümüyle kazandı. Yılın albümü ödülünü Sigh No More albümüyle İngiliz Folk rock grubu Mumford and Sons kazandı. Uluslararası kadın solo sanatçı ödülünün sahibi, bu aralar klibi sansürlenen "S&M" teklisinin şarkıcısı Rihanna oldu. Rihanna aynı zamanda gecede "S&M", "The Only Girl in the World" ve "What’s My Name" şarkılarının karışımı bir canlı performans verdi. Aynı zamanda Amerikanın parlayan yıldızı Justin Bieber en iyi çıkış yapan uluslararası artist ödülüne layık görüldü.

((İngilizce)) Jessica Satherley "Justin Bieber charms the ladies, a stage full of riot police and Cheryl Cole's girl crush on Rihanna… Just another night at the Brits" dailymail, 16 Şubat 2011
((İngilizce))  "Tinie Tempah And Arcade Fire Lead The Brits Pack" MTV, 16 Şubat 2011
((İngilizce))  "Brit Awards 2011: Take That were AMAZING weren't they?!" Northern and Shell Media Publications, 16 Şubat 2011

26 Mart 2011, Cumartesi 
Almanya'nın önemli müzik ödüllerinden Echo Ödülleri sahiplerini buldu. 2011 senesinin ödül seremonisinde Bruno Mars, Adele ve Take That gibi müzisyenler ve müzik grupları canlı performanslarını sergilediler. Echo ödüllerinin 20. geleneksel yıllık töreni olan bu seremoni 24 Mart 2011'de Berlin'de gerçekleştirildi.
Gecenin favori adaylarından Unheilig gösterildiği altı adaylığın üçünü kazandı. Grup, ulusal alternatif rock, yılın prodüksiyonu, yılın albümü kategorilerinde ödüle layık görüldü. Törende 2010 Eurovision Şarkı Yarışması birincisi Lena “Yeni Çıkış Yapan Şarkıcı“ ile “Yılın Ulusal Kadın Sanatçısı“ ödüllerinin sahibi oldu. Genç şarkıcı Lena, 2011 Eurovision Şarkı Yarışmasında tekrardan ülkesini temsil etmeye hazırlanıyor.
Tüm üyeleriyle tekrar birleşen ve Progress albümü ile iyi bir çıkış yakalayan Take That grubu "Uluslararası En İyi Rock-Pop Grubu" ödülüne sahip oldu. Böylece grup üyelerinden Robbie Williams 8. Echo ödülünü aldı. Bir başka İngiliz Phil Collins ise "Uluslararası Erkek Sanatçı" ödülüne sahip oldu. Amerikalı şarkıcı Eminem "En İyi Hip-Hop Sanatçısı" ödülüne layık görüldü.

((Türkçe))  "ECHO ödüllerinde sürpriz yok" Deutsche Welle Türkçe, 25.03.2011
((Türkçe))  "Canlı Performans; Echo ödül töreni" populermuziginrenkleri.com, 25.03.2011
((İngilizce)) Lewis Corner "Take That triumph at German Echo Awards" Digital Spy, 25.03.2011

20 Temmuz 2011, Çarşamba

Lisans Yerleştirme Sınavı (LYS) sonuçlarının 21 Temmuz 2011 saat 14.00'te (EEST) açıklanacağı ÖSYM tarafından açıklandı. Başkanlığın 18 Temmuz 2011 tarihinde yayımlamış olduğu duyuruda, cevap kağıtlarının tekrarlı okunmasının tamamlanmış olduğu ifade edildi.
2011 ÖSYS tercih işlemleri ise 25 Temmuz 2011 tarihinde başlayacak ve 5 Ağustos 2011 tarihinde saat 17.00'de (EEST) sona erecek. Tercih işlemlerinin yapılması sürecinde kullanılacak olan 2011-ÖSYS Yükseköğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzu'nu ÖSYM 20 Temmuz 2011 tarihinde  yayınladı. Kılavuzu internet üzerinden veya başvuru merkezlerine gönderilmiş olan nüshalardan inceleyebileceklerdir.

((Türkçe)) Ösym "2011-ÖSYS: Yükseköğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzu ve Tercih İşlemleri (20.07.2011)" ÖSYM, 20 Temmuz 2011
((Türkçe)) Ösym "2011-LYS: Sınav Sonuçlarının Açıklanması (18.07.2011)" ÖSYM, 18 Temmuz 2011

12 Ekim 2013, Cumartesi
Proteğin ve benzeri karmaşık kimyasal sistemlerin çok-aşamalı modellemesine olan katkılarından dolayı, 2013 Nobel Kimya Ödülü, Martin Karplus (İngltere-ABD, Stanford Üniversitesi), Michael Levitt (ABD-Avusturya, Strusbourg Ü.) ve Arieh Warshel'e (ABD-İsrail, Southern California Ü.) verildi.
Geliştirdikleri sayısal ve bilgisayarlı yöntemler ile kimyasal süreçlerin bilgisayarlar ile çalışılmasına büyük katkıda bulunan üçlünün, biyo-kimya alanında bugün standart kabul edilen sayısal yöntemler araştırma koluna öncülük ettikleri belirtildi. 
Bu çalışmaları sonucunda, proteğinlerin enzimler, mikroplar, ve ilaçlar ile nasıl etkileştiğini bilgisayarda anlamak mümkün olmaktadır.
Bu şekilde, hem kuramsal kimyanın öngörüleri test edilmekte, bir yandan da ilaç geliştirme işleminin daha verimli yapılması mümkün olmaktadır.

((En)) Nobel Komitesi "The Nobel Prize İn Chemistry 2013" Nobel Vakfı, Ekim 2013
((En)) Bbc "Computer chemists win Nobel prize" BBC, Ekim 2013

15 Eylül 2014, Pazartesi

3 aylık yaz tatilin bitmesiyle birlikte bugün, ilk ders zilinin çalmasıyla 2014-2015 eğitim-öğretim yılı başladı. Okul öncesinde 1 milyon 65 bin, ilkokulda 5 milyon 645 bin, ortaokulda 5 milyon 90 bin, lisede 4 milyon 600 bin olmak üzere toplam 16 milyon 400 bin öğrenci ders başı yaptı. Bu sayı üniversiteli öğrencilerle birlikte 20 milyona yaklaşıyor.
Öğrencilerle birlikte yaklaşık 873 bin öğretmen de görevine başladı. Yaklaşık 40 bin yeni öğretmenin atanması bekleniyor. 
Birinci dönem 25 Ocak 2015 tarihinde sona erecek. Yarıyıl tatili 26 Ocak-8 Şubat tarihleri arasında olacak. 
Tatilin bitmesiyle birlikte öğrenciler, 9 Şubat 2015 Pazartesi günü ikinci döneme başlayacak. Eğitim-öğretim yılı 12 Haziran 2015 Cuma günü, karnelerin verilmesiyle bitecek. 2015-2016 eğitim-öğretim yılı ise 14 Eylül 2015 Pazartesi başlayacak.

  "İlk ders zili bugün çaldı" TRT Haber, 15 Eylül 2014
  "Bakan Avcı, Yeni Eğitim-Öğretim Yılının İlk Ders Zilini Çaldı" MEB, 15 Eylül 2014

4 Ekim 2009, Pazar

2016 Yaz Olimpiyatları, Kopenhag'da yapılan oylama sonucu Rio de Janerio'ya verildi. Böylece Olimpiyatlar ilk defa Güney Amerika kıtasında düzenlenmiş olacak.
Uluslararası Olimpiyat Komitesi'nin (IOC) Danimarka'nın başkenti Kopenhag'da gerçekleştirdiği oylamaya Chicago, Madrid, Rio de Janerio ve Tokyo katıldı. Oylama sonucu Rio de Janerio 2016 Yaz Olimpiyatlarını düzenlemeye hak kazandı. Daha öncede 2014 FIFA Dünya Kupası'nın düzenlemeye hak kazanan Brezilya 2 yıl arayla iki büyük organizasyona ev sahipliği yapacak.
Oylama sonrası açıklama yapan Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva: Bizim bu ülkeyi yönetemeyeceğimizi düşünen insanlar gördüler ki Olimpiyatlara ev sahipliği yapacağız. Önümüzde yapmamız gereken çok şey var bu yüzden şimdiden çalışmaya başlamalıyız. Brezilyalılar iyidir, cömerttir ve bu ülke kesinlikle bunu hak etti. Bütün dünya Brezilya için zamanın geldiğini anladı. dedi. 

((tr))  "Rio kazandı, Lula'nın fendi Obama'yı yendi" Radikal, 3 Ekim 2009

Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün vefatının 79. yıl dönümündeki anma törenleri.
9.05'te hayat durdu, milyonlar saygı duruşuna geçti. 

Devlet erkanı, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün vefatının 79. yıl dönümünde Anıtkabir'e çıktı. Anıtkabir'deki törene Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Başkanı İsmail Kahraman, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, bakanlar, başbakan yardımcıları ve devlet erkanı katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan Anıtkabir özel defterine şunları yazdı: "Vefatının 79. yıl dönümünde Kurtuluş Savaşımızın büyük komutanı, Cumhuriyetimizin banisi, ilk Cumhurbaşkanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü bir kez daha rahmetle, hürmetle, saygıyla yad ediyoruz. Atatürk'ün bize bıraktığı en önemli miraslardan biri olarak gördüğümüz Türkiye'yi muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkarma hedefi doğrultusunda gece gündüz çalışma sürdürüyoruz. Ruhu şad olsun."
10 Kasım dolayısıyla sabah saatlerinde düzenlenen resmi törenin ardından Anıtkabir, halka açıldı. Türkiye'nin birçok ilinden gelenler Anıtkabir'i dolup taşırdı. Törenler sadece Anıtkabir ile sınırlı kalmadı. Kadıköy'de, Dolmabahçe Sarayında Kızılay'da ve daha birçok yerde  Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü saygıyla andılar.

8 Ocak 2020, Çarşamba

2019 yılı devamında dünyanın tüm dillerindeki Vikipedi'yi en aktif yazanlar belli oldu.

 

Diğer Wikimedia projeleriyle ilgili benzer bilgilere Rusya wiki-gönüllüleri tarafından hazırlanan e-tablolar aracıyla ulaşılabilir.
Sunulan bilgiler, Fransız geliştiricilerı oluşturulan ve Wikimedia Fransa'ya dayanan Wikiscan.org hizmeti kullanılarak elde edildi.

((Rusça)) User:frhdkazan "Лидеры Википедий на языках России за 2019 год" Rusça Vikihaber, 6 Ocak 2020
((Tatarca)) User:frhdkazan "Россия телләрендәге Википедияләрнең 2019 елы лидерлары" [[w:Rusça Vikihaberin Çokdillilik projesi|Rusça Vikihaberin Çokdillilik projesi]], 6 Ocak 2020
((İnglizce)) User:frhdkazan "2019 Languages of Russia Wikipedia Leaders" [[w:Rusça Vikihaberin Çokdillilik projesi)|Rusça Vikihaberin Çokdillilik projesi)]], 7 Ocak 2020

24 Mayıs 2009, Pazar

Türkiye Cumhuriyeti'nin millî bayramı olan 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin 5 ilçesinde coşku ile kutlandı. Tüm okullar çeşitli etkinlikler ile törenler düzenledi. Lefkoşa Atatürk Stadyumu’ndaki tören saat KKTC yerel saati ile saat 09.30’da, Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Canan Öztoprak’ın tören ekiplerinin bayramlarını kutlamasıyla başladı. Daha sonra ise stadyumdaki tüm Kıbrıslılarla saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı eşliğinde Türkiye ve KKTC bayrakları göndere çekildi. 
Resmi geçite 22 konuk yabancı ülkenin temsilcileri, KKTC Jimnastik Federasyonu'nun öğrencileri, Lefkoşa İlkokullarındaki öğrenciler ve izci grupları katıldı. Geçidin ardından öğrenciler müzikli halk sanatları gösterilerini sundu. Lefkoşa Türk Belediyesi’nin desteğiyle Lefkoşa Fuar Alanı’nda gerçekleşen 3.Çocuk Şenliği’nde de çocuklar için çeşitli eğlence programları ve gösteriler düzenlendi.

  "23 Nisan coşkuyla kutlandı" Star Kıbrıs, 24 Nisan 2009
  "KKTC ve Diğer Ülkelerde 23 Nisan Coşkusu" TRT, 23 Nisan 2009
  "23 Nisan KKTC’de de kutlandı" Milliyet, 23 Nisan 2009
  "Lefkoşa, çocuklarla renklendi" Halkın Sesi, 23 Nisan 2009

29 Ekim 2009, Perşembe

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Türkiye, KKTC ve elçiliklerde törenlerle kutlandı. İlk tören Anıtkabir'de yapıldı. Abdullah Gül'ün başkanlığındaki devlet erkanı aslanlı yolu geçerek Mustafa Kemal Atatürk'ün mozolesine vardı. Cumhurbaşkanı kırmızı-beyaz renklerinde çelenk koydu. Abdullah Gül, Anıtkabir'deki törenden sonra TBMM'ne geçerek burada tebrikleri kabul etti. Hipodrom'daki törenler cumhurbaşkanınn gelmesiyle başladı. Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ ile birlikleri denetleyen Cumhurbaşkanı Gül, Şeref Tribünü'ndeki yerini aldı. Ardından hep bir ağızdan İstiklal Marşı okundu. Türk Hava Kurumu ve Türk Silahlı Kuvvetleri Paraşütçüleri'nin Türk Bayrağı ve Atatürk Posteri ile gösteri atlayışları izleyiciler tarafından büyük ilgiyle takip edildi. Bando'nun tören geçişini Cumhurbaşkanı Gül ve Genelkurmay Başkanı Başbuğ ayakta takip etti. Tören geçişinde ilginç bir şekilde mehteran bölüğü ve tarihi birliğin geçti. Türk Silahlı Kuvvetleri envanterinde bulunan modern harp araç gereçleri ile Türk Yıldızları da gösteri yaptı. Ankara'daki fener alayı Anıtkabir'e yürüdü. İstanbul'da da Kadıköy ve Bağdat Caddesi'nde yürüyüş yapıldı.

  "Cumhuriyetimiz 86 Yaşında" TRT, 29 Ekim 2009

31 Ekim 2016, Pazartesi

OHAL ve Kanun Hükmünde Kararnameler ile 29 Ekim Cumartesi günü yayınlanan Resmi Gazete, kamudan memurluktan atılan ve geri alınanların (ihraç ve iade) listeleri yayımlandı.
Darbe girişiminin ardından FETÖ ye yönelik yapılan operasyonlar çerçevesinde kamudan uzaklaştırmalar devam ediyor. Son FETÖ cü kalıncaya kadar devam edecek olan uzaklaştırmalar çok hassas yapılıyor. İşte son olarak 29 Ekim Cumartesi günü yayınlanan Resmi Gazete ile atılanlar ve iade edilenler listesi yayınlandı. 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 10 bin 44 personel ihraç edildi.
29 Ekim Cumartesi günü Resmi Gazete yayınlanan iade ve ihraç listeleri
29 Ekim 2016 CUMARTESİ
Resmi Gazete
Sayı : 29872
675 SAYILI KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME
OLAĞANÜSTÜ HAL KAPSAMINDA BAZI TEDBİRLER ALINMASI HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME
Olağanüstü hal kapsamında bazı tedbirler alınması; Anayasanın 121 inci maddesi ile 25/10/1983 tarihli ve 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanununun 4 üncü maddesine göre, Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu'nca 3/10/2016 tarihinde kararlaştırılmıştır.
Kamu personeline ilişkin tedbirler
MADDE 1- (1) Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan ve ekli (1) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir.
(2) Birinci fıkra gereğince kamu görevinden çıkarılan kişilerin, mahkümiyet kararı aranmaksızın, rütbe ve/veya memuriyetleri alınır ve bu kişiler görev yaptıkları teşkilata yeniden kabul edilmezler; bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemezler, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler; bunların uhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır. Bunların silah ruhsatları, gemi adamlığına ilişkin belgeleri ve pilot lisansları iptal edilir ve bu kişiler oturdukları kamu konutlarından veya vakıf lojmanlarından onbeş gün içinde tahliye edilir. Bu kişiler özel güvenlik şirketlerinin kurucusu, ortağı ve çalışanı olamazlar. Bu kişiler hakkında bakanlıkları ve kurumlarınca ilgili pasaport birimine derhal bildirimde bulunulur. Bu bildirim üzerine pasaport birimlerince pasaportlar iptal edilir.
(3) Birinci fıkra kapsamında kamu görevinden çıkarılanlar, varsa uhdelerinde taşımış oldukları büyükelçi, vali gibi unvanları ve müsteşar, kaymakam ve benzeri meslek adlarını ve sıfatlarını kullanamazlar ve bu unvan, sıfat ve meslek adlarına bağlı olarak sağlanan haklardan yararlanamazlar.
Emekli Emniyet Teşkilatı personeline ilişkin tedbirler
MADDE 2- (1) 4/6/1937 tarihli ve 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanununun 55 inci maddesinin ondokuzuncu ve yirminci fıkraları ile geçici 27 nci maddesi uyarınca resen emekliye sevk edilenler, kendi isteğiyle emekli olanlar veya Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre meslekten veya Devlet memurluğundan çıkarılanlar ile müstafi sayılanlardan milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen FETÖ/PDY terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olan ve ekli (2) sayılı listede yer alanların rütbeleri alınır. Bu kişiler görev yaptıkları teşkilata ve kamu görevlerine yeniden kabul edilmezler, doğrudan veya dolaylı görevlendirilemezler; ayrıca bunlar uhdelerinde taşımış oldukları mesleki unvanları ve sıfatlarını kullanamazlar ve bu unvan ve sıfatlarına bağlı olarak sağlanan haklardan yararlanamazlar. Bu kişilerin uhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır. Bunların silah ruhsatları, emekli polis kimlikleri, gemi adamlığına ilişkin belgeleri, pilot lisansları ve ilgili pasaport birimlerince pasaportları iptal edilir. Bu kişiler özel güvenlik şirketlerinin kurucusu, ortağı ve çalışanı olamazlar.
Göreve iade edilen kamu görevlileri
MADDE 3- (1) Ekli (3) sayılı listede yer alan kamu görevlileri 25/7/2016 tarihli ve 668 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler ile Bazı Kurum ve Kuruluşlara Dair Düzenleme Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (1) sayılı listenin ilgili sıralarından çıkarılmıştır.
(2) Ekli (4) sayılı listede yer alan kamu görevlileri 15/8/2016 tarihli ve 672 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (1) sayılı listenin ilgili sıralarından çıkarılmıştır. 
(3) 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2 nci maddesinin hükümleri ve 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2 nci ve 3 üncü maddelerinin hükümleri, bu maddede belirtilen kişiler bakımından tüm hüküm ve sonuçlarıyla birlikte ilgili kanun hükmünde kararnamenin yayımı tarihinden geçerli olmak üzere ortadan kalkmış sayılır. Söz konusu personelden bu maddenin yürürlük tarihinden itibaren on gün içerisinde göreve başlamayanlar çekilmiş sayılır. Bu kapsamda göreve başlayanlara kamu görevinden çıkarıldıkları tarihten göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal hakları ödenir. Bu kişiler, kamu görevinden çıkarılmalarından dolayı herhangi bir tazminat talebinde bulunamaz. Bu personelin görevlerine iadesi, kamu görevinden çıkarıldıkları tarihte bulundukları yöneticilik görevi dışında öğrenim durumları ve kazanılmış hak aylık derecelerine uygun kadro ve pozisyonlara atanmak suretiyle de yerine getirilebilir. Bu maddeye ilişkin işlemler ilgili bakanlık ve kurumlar tarafından yerine getirilir. 
Yurtdışında öğrenim görenler
MADDE 4- (1) 8/4/1929 tarihli ve 1416 sayılı Ecnebi Memleketlere Gönderilecek Talebe Hakkında Kanuna tabi öğrencilerden, milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen FETÖ/PDY terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olan ve ekli (5) sayılı listede yer alanların öğrencilikle ilişikleri kesilmiştir. Bunlar hakkında 22/7/2016 tarihli ve 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 4 üncü maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları hükümleri uygulanır. Bunların bu kapsamda gördükleri eğitimlere ilişkin olarak denklik işlemleri yapılmaz ve bunlar söz konusu eğitimleri kapsamındaki akademik unvan ve derecelerine bağlı haklardan yararlanamazlar. 
(2) 15/8/2016 tarihli ve 673 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname gereği öğrencilikle ilişikleri kesilmiş olanlardan bu Kanun Hükmünde Kararnameye ekli (6) sayılı listede yer alanlar, 673 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (2) sayılı listenin ilgili sıralarından çıkarılmıştır. 673 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 4 üncü maddesi, bu kişiler bakımından tüm hüküm ve sonuçlarıyla birlikte söz konusu Kanun Hükmünde Kararnamenin yayımı tarihinden itibaren ortadan kalkmış sayılır.
Yayın kuruluşları
MADDE 5- (1) Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı olan ve ekli (7) sayılı listede yer alan haber ajansları, gazeteler ve dergiler kapatılmıştır. 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2 nci maddesinin üçüncü fıkrası hükümleri bu kurum ve kuruluşlar hakkında da uygulanır.
(2) 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname gereği kapatılan özel radyo ve televizyonlar ile gazetelerden ekli (8) sayılı listede yer alanlar, anılan Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (2) ve (3) sayılı listelerin ilgili sıralarından çıkarılmıştır. 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2 nci maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları, bu kurum ve kuruluşlar bakımından söz konusu Kanun Hükmünde Kararnamenin yayımı tarihinden itibaren tüm hüküm ve sonuçlarıyla birlikte ortadan kalkmış sayılır.
İptal edilen geçiş işlemleri
MADDE 6- (1) Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yayımlandığı tarih itibarıyla;
a) Kuvvet Komutanlıkları tarafından temin faaliyeti tamamlanmamış olan subay ve astsubay adayları ile sözleşmeli subay ve astsubay adayları hakkındaki işlemler iptal edilmiştir.
b) 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun 109 uncu maddesi uyarınca astsubaylıktan subaylığa; 18/3/1986 tarihli ve 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanununun 15 inci maddesi uyarınca uzman erbaşlıktan astsubaylığa geçiş aşamasında olan ancak nasıpları onaylanmamış adayların statüye geçiş işlemleri iptal edilmiştir.
(2) Birinci fıkranın (a) bendi kapsamında işlem tesis edilenlerden herhangi bir tazminat alınmaz.
Rütbeleri alınan askeri yargı mensupları 
MADDE 7- (1) Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yayımı tarihinden önce 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 3 üncü maddesi uyarınca ilgili kurul veya komisyon tarafından meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen Askeri Yargıtay ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesi daire başkanı ve üyeleri ile askeri hakimler ve 26/10/1963 tarihli ve 357 sayılı Askeri Hakimler Kanununun ek 14 üncü maddesi uyarınca görevlerine son verilen askeri hakim adaylarının askeri rütbeleri, mahkümiyet kararı aranmaksızın alınmıştır.
Banka ve finans işlemlerinde cezai sorumluluk 
MADDE 8- (1) 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan kurum ve kuruluşlara ve/veya faaliyetleri sonlandırılarak ticari sicil kayıtları resen terkin edilen şirketlere veya işlem tarihi itibarıyla FETÖ/PDY terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğunun değerlendirildiğine dair Maliye Bakanlığı tarafından hakkında bildirimde bulunulmayan gerçek ve tüzel kişilere, ilgili mevzuatı uyarınca sağlanan fon, kredi ve benzeri finansal hizmetlerden dolayı banka ve finans kuruluşları ile çalışanlarına cezai sorumluluk yüklenemez. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığı tarafından belirlenir.
K

4 Aralık 2010, Cumartesi

Amerikalı bilim adamları bir görüntüyü tıpkı gerçekmiş gibi bir başka yere taşıma, yani bir çeşit görüntü ışınlama tekniğinde başarı sağladıklarını açıkladı. 3 boyutlu görüntü aktarımını mümkün kılan yeni teknoloji, bilim kurgu filmleri aratmayacak yepyeni bir ev sineması sisteminin de kapılarını açabilir.
3 boyutlu görüntüler hologram olarak adlandırılıyor. Bu görüntülerin yüksekliği, derinliği ve genişliği var. Bundan yaklaşık 30 yıl önce “Yıldız Savaşları” filminin bir sahnesinde Prenses Leia karakteri holografik ışınlama tekniğiyle yardım çağrısında bulunuyordu. O günden bu yana hologramlar daha büyük, daha çok kullanılır ve daha iyi hale getirildi.
Uzmanlar şimdi de 3 boyutlu holografik ışınlama sistemi geliştirdi. Halen kullanılan geleneksel sistemlerden görüntülü konferanslarda yararlanılıyor. Ancak bu sistemlerle sadece iki boyutlu görüntü taşınabiliyor.
Yeni sistem sayesinde bir kişinin 3 boyutlu görüntüsünü uzak mesafelere göndermek ve eşzamanlı olarak orada görüntülenmesini sağlamak mümkün olacak.
Arizona Üniversitesi’ndeki araştırmayı yürüten ekibin başı olan Nasır Peygamberyan, holografik teknolojinin insanların hiç gitmedikleri yerlere görüntülerini göndermelerini sağlayacağını söylüyor.
Uzman, teknolojiyi “Böylece sizi sanki o an oradaymışsınız gibi görebilecekler” diye özetliyor.
Yeni sistemin özünde görüntünün sık aralıklarla tazelenmesi var. Böylece kişinin hareketleri doğal bir şekilde görüntüye yansıyabiliyor. Holografik görüntüyü iki saniyede bir yenileyen bir ekran kullanılıyor. Ekranın ışığı yansıtan özel bir maddeden yapıldığı belirtiliyor.
Tekniğin özü şöyle: Uzmanlar, deneyler sırasında 16 kamerayı yarım daire şeklinde diziyor. Böylece kişilerin farklı hareketlerinin resimleri çekiliyor. Daha sonra da bu görüntüler internet üzerinden farklı bir yere gönderiliyor.  Gönderilen yerdeki lazerlerin görüntüyü algılamasıyla birlikte holografik görüntü elde ediliyor. Araştırma ekibinin başı olan Nasır Peygamberyan, yeni malzeme sayesinde görüntülerin sürekli yenilendiğini, silinip yerine yenisinin eklendiğini anlatıyor. Uzman, “Aktarmak istediğiniz görüntülerin yenilenmesi iki saniye sürüyor. Dolayısıyla iki saniyede bir yeni görüntü geliyor. Bu sayede bir yerdeki bir objenin ya da kişinin görüntüsü 3 boyutlu şekilde bir başka yere aktarılabiliyor. Yani sanal ışınlama yapılabiliyor” diyor.
Peygamberyan, ne kadar çok kamera ve resim kullanılırsa holografik görüntünün o kadar gerçekçi olduğunu belirtiyor. Araştırmacıların hedefi, bir gün bu teknolojinin 3 boyutlu haritalarda ya da özel gözlük gerektirmeyen 3 boyutlu sinema filmleri üretmede kullanılması. Ancak uzmanlar bu teknolojinin yaygın olarak kullanılmasının yıllar sürebileceğini de vurguluyor.

5 Nisan 2016, Salı

Kocaeli'nin Çayırova ilçesinde yaşayan bir kadın, çocuğunun merdivenden düştüğünü söyleyerek Gebze Fatih Devlet Hastanesi’ne götürdü. Fakat, iyileşme süreci için Gebze’de özel bir hastaneye götürülen çocuk, orada hayatını kaybetti. 
Çocuğa müdaheleyi yapan doktorlar, çocukta gördükleri morluklar ve bağırsağının yırtılmış olmasından ötürü, tecavüz olabileceği şüphesiyle polise haber verdiler. Annesi G.K. ve birlikte yaşadığı M.Ç. mahkemeye çıkarılırken, Adli Tıp'tan gelecek sonuca göre adli kontrolle serbest bırakıldılar.
Son olarak, tecavüze uğradığı düşünülen 3 yaşındaki A.C.K.'nin cansız bedeninin ise gerekli işlemler için Adli Tıp'a gönderildiği öğrenildi.

((Türkçe)) Doğan Haber Ajansı "'Merdivenden düştü' denilen 3 yaşındaki çocukta tecavüz izleri" Hürriyet (gazete), 05 Nisan 2016
((Türkçe)) Ntv "3 yaşındaki çocuğun şüpheli ölümü" NTV.com.tr, 05 Nisan 2016

18 Ağustos 2011, Perşembe 
Ünlü Amerikan rap şarkıcısı 50 Cent, Robbie Williams ile düet yapmak isteğini tekrarladı. 50 Cent Daily Star Sunday gazetesine yaptığı açıklamada büyük bir Robbie Williams hayranı olduğunu ve halen Williams ile ortaklaşa iş yapmak konusunda konuştuklarını belirtti.
50 Cent yaptığı açıklamada şu sözlere yer verdi; "Uzun zamandır Robbie Williams ile çalışmak istiyordum. Biz, bunun hakkında konuşuyoruz. Ben kesinlikle onunla birlikte bir şey yapmayı istiyorum."
2009 senesinin sonlarında 50 Cent bu isteğini yine dile getirilmişti. Ve şöyle konuşmuştu; "Müzik endüstrisinde beraber çalışmak istediğim çoğu kişiyle çalıştık, Robbie Williams haricinde."
Williams ise şu sıralar Take That grubu ile yaptığı başarılı Avrupa turnesinden sonra yeni çıkaracağı solo albümü için şarkılar yazmakla meşgul.

((İngilizce)) musicrooms "50 wants Robbie Williams collab" musicrooms, 15 Ağustos 2011
((İngilizce)) omgmusic "50 Cent Still Hoping For Robbie Williams Collaboration" omgmusic, 14 Ağustos 2011
((İngilizce)) contactmusic "50 Cent Wants To Team Up With Robbie Williams" contactmusic, 14 Ağustos 2011

28 Mayıs 2016, Cumartesi
Fenerbahçe'yi 1-0 mağlup eden Galatasaray, 54. Ziraat Türkiye Kupası'nın sahibi oldu. 
Süper Lig'i ikinci sırada bitirmiş Fenerbahçe ile Süper Lig'i altıncı sırada bitirmiş olan Galatasaray Ziraat Türkiye Kupası Finali'nde karşı karşıya geldiler. Maçın sonucunda, Fenerbahçe'nin sezonu kupasız bitirme ihtimali, Galatasaray'ında UEFA'dan gelen cezayı iki yıla çıkarma ihtimali vardı. Mete Kalkavan'ın düdük çaldığı maçta Fenerbahçe'yi 1-0 mağlup eden Galatasaray, 54. Ziraat Türkiye Kupası'nın sahibi oldu. 
Maçın ilk yarısında etkili olan taraf Galatasaray'dı. Galatasaray, bu etkili futbol sonucu 31.dakikada Alman yıldız Lukas Podolski'nin golüyle 1-0 öne geçti. Bu golden sonra daha çok oyunun kontrolü Fenerbahçe'deydi. Fenerbahçe özellikle ikinci yarıda neredeyse tek kale oynamasına rağmen gol bulamadı ve Galatasaray 54. Ziraat Türkiye Kupası'nı müzesine götürdü. Fenerbahçe futbol takımı ise sezonu kupasız kapattı.

((Türkçe))  "Ziraat Türkiye Kupası Galatasaray'ın!" NTV, 28 Mayıs 2016
((Türkçe))  "Türkiye Kupası Galatasaray'ın" Aljazeera, 28 Mayıs 2016

30 Mayıs 2016, Pazartesi

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliğinden (UNHCR) yapılan açıklamaya göre, çarşamba günü Libya’dan ayrıldıktan sonra batan teknelerde 40'ı çocuk olmak üzere, 700 kişiden haber alınamadığını açıkladı. 
Geçtiğimiz cuma günü, İtalyan polisi tarafında gerçekleştirilen operasyonlarda, bot yolculuklarını organize ettiği düşünülen dört kişi gözaltına alınmış ve mültecilerden alınan bilgilere göre de, Sudanlı bir kaptanın bu botlara öncülük ettiğinden bahsedilirken, UNHCR sözcüsü Carlotta Sami ise yaptığı açıklamada, mültecilerden haber alınamadığını ve 700'e yakın mültecinin de boğularak yaşamını yitirdiğini düşündüklerini söyledi.

((Türkçe))  "BM: Akdeniz’de son bir haftada 700 mülteci hayatını kaybetti" Euronews, 29 Mayıs 2016
((Türkçe))  "Birleşmiş Milletler: Akdeniz’de son bir haftada 700 mülteci boğularak ölmüş olabilir" Diken (gazete), 29 Mayıs 2016

14 Ocak 2010, Perşembe

Haiti'de 12 Ocak 2010 günü gerçekleşen 7,0 büyüklüğündeki deprem çok büyük can ve mal yitimlerine yol açtı. Yerel saatle (EEZ-5) 16:53'te meydana gelen deprem nedeniyle ülkenin başkenti Port-au-Prince'deki pek çok bina çöktü. Ağır hasarlı binaların arasında Haiti başkanlık binası, çok sayıda hastane ve Birleşmiş Milletler'e ait bir bina da bulunuyor.
Bölgede 200 yıldır kaydedilen en büyük deprem olan bu deprem, ulaşım ve haberleşmede kesintilere neden oldu. Başkent Port-au-Prince'teki elektrik kesintisinin hâlen sürdüğü bildiriliyor.
Yapılan açıklamalarda net bir ifadeler bulunmamakla birlikte, toplam ölü sayısının 100 bini bulabileceği ve hatta bu sayıyı geçebileceği düşünülüyor. 

ABD Başkanı Barack Obama açıklama yaptı. Açıklamaya göre, 100 milyon $ yardım göndereceğini belirtti. Ayrıca, Amerikan uçak gemilerinden USS Carl Vinson ve bir yüzen hastane de bölgeye gönderildi. ABD bölgeye güvenlik, arama ve yardım çalışmalarına katılmak üzere 2 bin asker de gönderiyor. Ayrıca, Barack Obama, Haiti Cumhurbaşkanı René Préval ile görüştü. Ölü sayısı Kızılhaç'ın yaptığı açıklamaya göre 50.000 civarlarına ulaşıldığını açıkladı. Depremde ölü kaybının 200.000 civarı olabileceğide düşünceler arasında bulunuyor. Birleşmiş Milletler ise, 300.000 kişinin evsiz kaldığını belirtti. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban ki Moon ise; yarın Haiti'ye gideceğini belirtti. Uluslar arası toplum 268.500.000 $ yardım vaadinde bulundu. Birleşmiş Milletler 500 milyon $'a daha ihtiyaç olduğunu belirtti. 
Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erodğan, Abu Dabi'ye giderken yaptığı basın toplantısında Haiti ile ilgili olarak Haiti’de olan deprem vesilesiyle, tabi ki kendilerine başsağlığı mesajımızı ilettik, ekiplerimizi de oraya gönderdik. 1 milyon dolar para, 10 ton ilaç, 200 çadır, 20 ton gıda yardımdan bulunduk. Giden kurtarıcı ekiplerimiz var. Şu ana kadar ölü sayısı tespit edilmiş değil. Oradaki polislerimiz de memlekete getirilecek. Bundan sonra da Haiti’ye yardımlarımızı devam ettireceğiz... diyerek konuştu.

((en))  "Haiti devastated by massive earthquake" BBC News, 12 Ocak 2010
((en))  "Haiti appeals for aid; official fears 100,000 dead after earthquake" CNN, 13 Ocak 2010
((tr))  "Erdoğan: İsrail'le krizi ileri taşımayacağız" Hürriyet (gazete), 17 Ocak 2010

7 Eylül 2012, Cuma
BCG aşısı yıllardır az gelişmiş ülkelerde, çocukları veremden korumak için kullanıldı.
Ancak Harvard Tıp Fakültesi'ndeki uzmanlar klinik bir deneyde aşının 1. Tip diyabet hastalarında insülinin yükselmesine neden olduğunu tespit etti.  
Ekibin lideri Denise Faustman, aşıyla şeker hastası bir fareyi tedavi ettiklerini söyledi. Skype aracılığıyla konuşan Faustman, deneyin insanlarda da olumlu sonuç verdiğini açıkladı.   
Denise Faustman, "Dört hafta arayla verilen çok az miktardaki iki doz aşının bile, kötü hücreleri öldürdüğünü ve şaşırtıcı biçimde pankreasın yeniden insülin üretmeye başladığını gördük." diyor.  
Birinci Tip diyabet, insülin üreten hücreleri yok ediyor. Bu yüzden de hastalar sürekli olarak kan şekerlerini ölçüyor ve gerektiğinde insülin enjekte ediyor.   
Faustman, BCG aşısının Ölü Tümör Faktörü olarak bilinen TNF hormonunu tetiklediğini söylüyor.
Denise Faustman: "Verem aşısı yapılanların vücudunun TNF hormonu ürettiği 20 yıldır biliniyordu. Bu da tam da bizim istediğimiz bir hormon. TNF ilaç değil, o yüzden, biz, aşıyı kullanarak TNF hormonunu tetikleyip,  1. Tip şeker hastalarını tedavi etmeyi umuyoruz."   
BCG aşısı verem mikrobunu belirlemede kullanılan cilt testlerinde pozitif sonuç veriyor.
Faustman, 1. Tip diyabetin tedavisinde bu aşının hangi dozda kullanılması gerektiği sorusuna hala yanıt aradıklarını, ancak bu yanıtı bulmanın uzun sürebileceğini söylüyor.

Dünya Kadınlar Günü ya da Dünya Emekçi Kadınlar Günü, her yıl 8 Mart'ta kutlanan ve Birleşmiş Milletler tarafından tanımlanmış uluslararası bir gündür. İnsan hakları temelinde kadınların siyasi ve sosyal bilincinin geliştirilmesine, ekonomik, siyasi ve sosyal başarılarının kutlanmasına ayrılmaktadır. Türkiye'de ise 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü ilk kez 1921 yılında "Emekçi Kadınlar Günü" olarak kutlanmaya başlandı.25 Temmuz 2026, Cumartesi

1975 yılında ve onu izleyen yıllarda daha yaygın, ve yığınsal olarak kutlandı, kapalı mekanlardan sokaklara taşındı.
"Birleşmiş Milletler Kadınlar On Yılı" programından Türkiye'nin de etkilenmesiyle, 1975 yılında "Türkiye 1975 Kadın Yılı" kongresi yapıldı. 12 Eylül Darbesi'nden sonra cunta yönetimi tarafından dört yıl süreyle herhangi bir kutlama yapılmasına izin verilmedi. 1984'ten itibaren her yıl çeşitli kadın örgütleri tarafından "Dünya Emekçi Kadınlar Günü" kutlanmaya devam edilmektedir

((Türkçe))  "8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü "Kutlama mı? Anma mı?"" Gaziantep.com, 06.03.2019
  "[ ]" [[w:|]],

8 Nisan 2020, Çarşamba

ABD'de 2020 başkanlık seçimleri için Demokratlar'ın aday adayı Bernie Sanders ekibi tarafından yapılan açıklamada, Sanders'ın bu sabah kampanya ekibiyle bir video konferans görüşmesi yaptığı belirtildi. Başkan aday adayı Sanders'in bu görüşmede, Amerika başkanlık seçimleri için adaylığını çekmeye karar verdiğini açıkladı.
Uzun süre Demokratlar'ın favori adayı olarak kampanyasını yürüten Sanders'ın yarıştan çekilmesiyle, eski ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden, Demokratların tek aday adayı oldu. Demokratlar resmi aday açıklamasını 17 Ağustos'ta yapacak. Cumhuriyetçiler ise 24-27 Ağustos'ta Trump'ı resmi olarak aday gösterecek. ABD'de 3 Kasım 2020'de yapılacak seçimi kazanacak isim, 20 Ocak 2021'de başkanlık koltuğuna oturacak.

((Türkçe))  "ABD'de Demokrat Başkan aday adayı Sanders yarıştan çekildi" Anadolu Ajansı, 08.04.2020

6 Kasım 2009, Cuma

Amerika Birleşik Devletlerinin Teksas eyaletindeki  Fort Hood askeri üssünde meydana gelen bir silahlı saldırı olayında ilk yapılan açıklamalara göre en az 12 kişi öldü ve 31 kişi de yaralandı.
Birden fazla kişinin silahla ateş açtığı ve saldırganlardan birinin kendisi de bir asker olan ve üste psikiyatr olarak çalışan Binbaşı Malik Nadal Hasan tarafından işlendiği belirtilmektedir. Malik Nadal Hasan'ın 2 silah taşıdığı ve olay yerindeki acil müdehale ekipleri tarafından öldürüldüğü belirtilmektedir.

((tr))  "ABD'de askeri üsse saldırı: 12 ölü!" E-kolay.net, 6 Kasım 2009
((tr))  "ABD kendi evinde vuruldu : 12 ölü" Hürriyet, 6 Kasım 2009
((en)) III Corps & Fort Hood Public Affairs Office "CONFIRMED SHOOTING AT FORT HOOD" Fort Hood Askeri Üssü, 5 Kasım 2009

Fort Hood askeri üssünün resmi internet sitesindeki basın duyuruları sayfası, 06 Kasım 2009 tarihinde erişildi.

2 Ağustos 2011, Salı

ABD Senatosu harcama kesintileriyle  birlikte borç tavanını yükselten yasa tasarısını onayladı.
Cumhuriyetçi Kongre liderlerinin Başkan Barack Obama ile birlikte uzlaşarak hazırladığı tasarı onaylanmasaydı ABD mali yükümlülüklerini yerine getiremeyecek duruma düşecekti. Başkan Obama’nın, yasayı 2 Ağustos tarihinin dolmasından birkaç saat önce imzalaması bekleniyor.
Temsilciler Meclisi tasarıyı dün gece 269'a karşı 161 oyla onaylamıştı.
Tasarı Amerikan hükümetine ödemelerini yapmak için yeni borç alma imkânı verirken, on yıllık bir dönemde hükümet harcamalarından 2 trilyon dolardan fazla kesinti yapılmasını öngörüyor.
Yeni karar uyarınca harcamalarda önce 1 trilyon dolar kesinti öngörülürken, diğer yandan Kongre’deki iki partinin temsilcilerinden kurulacak özel bir komisyon 1,5 trilyon dolara varacak ek kesintiler için çalışmalar yapacak. Bu durumda tüm harcamalar kesintiler için ayrı ayrı incelenecek. Eğer komisyon bir anlaşmaya varamazsa yeni yasa, harcamaların otomatikman kesilmesini öngörüyor.
Kongre’nin borçlanma tavanı konusunda uzlaşması, Amerikan ve dünya ekonomisini olumsuz olası etkilerden korumuş oldu. Dünyanın en büyük ekonomisinin yaşayacağı krizin, tüm dünyayı krize sürüklemesinden endişe ediliyordu.

4 Aralık 2010, Cumartesi
Amerikan Hastalık Kontrol ve Önleme Dairesi ya da kısa adıyla CDC, hastaları, anne babaları ve doktorları antibiyotik kullanımının yanlış kullanımı konusunda eğiten bir kampanya başlattı. Antibiyotiklerin yanlış kullanımı ilaca dayanıklı süper mikropların türemesine yol açıyor.
Hastalık Kontrol ve Önleme Dairesi CDC, Kasım ayının üçüncü haftasını ‘Antibiyotikler hakkında bilgilenme’ haftası ilan etti. Daire dikkatleri bu kuvvetli ilaçların yanlış kullanımına çekmeyi hedefliyor. Çoğu zaman doktorlar bakteriye dayalı enfeksiyon içermeyen hastalıklara da antibiyotik yazıyor. Ya da hastalar ilacı gerektiği gibi kullanmıyor.
Kampanyanın  tıp direktörü Doktor Lauri Hicks antibiyotiklerin bir çok nedenden dolayı gereğinden fazla yazıldığı görüşünde: Hiks,” Doktorlar bazen sırf hastaları istiyor diye ya da yanlış teşhis korkusundan antibiyotik reçetesi yazıyor. Çoğu zaman hastalar doktorlardan antibiyotik talep ediyor.”şeklinde konuşuyor.
Antibiyotikler doktor kontrolu altında alınmadığında da yanlış kullanılabiliyor. Bir çok ülkede antibiyotik için doktor reçetesi şart. Ancak Hicks bunun her zaman uygulanmadığını belirtiyor.
Hicks, bazı yerlerde antibiyotik ilaçlar reçetesiz alınabildiğini, bu yüzden  gerektiği gibi kullanılmadığını söylüyor.
Hastalık Önleme ve Kontrol Dairesi Amerika’da bir yıl içinde kullanılan antibiyotiklerin yarısının gereksiz yazıldığını belirtiyor. Bu durum aşırı maliyete neden oluyor.  Ayrıca antibiyotiklerin aşırı kullanımı ilaca dayanıklı bakterilerin üremesine yol açabiliyor. Dayanıklı bakterilerin tedavisi için daha kuvvetli ve maliyeti yüksek ilaç hazırlamak gerekiyor. Bazen etkili ilaç bulunmayınca insan hayatı da tehlikeye girebiliyor.
Amerika’daki kampanyanın benzerleri Avrupa ve Kanada’da da başlatıldı. Hicks antibiyotiklerin aşırı ve gereksiz kullanımının tüm dünyada kaygı konusu olduğunu belirtiyor. Hick’se göre dayanıklı bakteriler ülke ya da sınır tanımıyor. Bu bakteriler kolaylıkla ülkeden ülkeye sıçrayabilir. Antibiyotiklere dayanıklı bakteriler tüm dünya için tehlikeli.

4 Eylül 2009, Cuma

Amerika Birleşik Devletleri'nde Ağustos 2009'daki işsizlik oranı beklenenin üstünde yüzde 9,7 olarak saptandı. Her 10 kişiden neredeyse 1'inin işsiz olduğunu gösteren bu oran, son 26 yılın en yüksek işsizlik düzeyine işaret ediyor.  
Konu hakkında açıklama yapan ABD Çalışma Bakanlığı, geçen ay 216 bin kişinin işini kaybettiğini; Haziran ve Temmuz aylarındaki istihdam kaybının da ilk açıklandığından daha fazla olduğunu bildirdi. Aralık 2007'den bu yana 6,9 milyon kişinin işini kaybettiği Amerika Birleşik Devletleri'nde şu anda toplam işsiz sayısı 14,9 milyon kişiye ulaştı.
Ekonomik toparlanmanın ilk işaretleri alınsa da uzmanlar ABD'de işsizliğin yüzde 10'u aşmasını bekliyor. Ancak ABD Çalışma Bakanlığı işten çıkarılan işcilerin sayısının son bir yılın en düşük düzeyine indiğini de açıkladı. Amerika Birleşik Devletleri Başkan Yardımcısı Joe Biden bu gelişmenin ekonominin canlanmaya  başladığını gösterdiğini söyledi.

((tr))  "Amerika'da İşsizlik Rekor Düzeye Çıktı" VOA Türkçe, 4 Eylül 2009
((tr))  "ABD'de işsizlik 26 yılın zirvesinde" Hürriyet, 4 Eylül 2009

9 Şubat 2013, Cumartesi

Amerika Birleşik Devletleri'nin New York, New Jersey, Massachusetts, Vermont, Connecticut ve Main eyaletleri ile şehirlerini kapsayan "Nemo" adı verilen kar fırtınası nedeniyle bazı bölgelerde rüzgarın hızının saatte 100 ila 120 kilometreye kadar ulaştığı, kar kalınlığının ise 61 santimetreye ulaşması nedeniyle acil durum ilan edildi. Yetkililer acil durum süresince herhangi bir can kaybı yaşanmaması için vatandaşların dikkatli olması uyarısında bulunuyorlar. Fırtına şu ana kadar üç can aldı.

Fırtınanın özellikle Massachusetts ve Connecticut eyaletlerinde etkili olması bekleniyor. Dün öğleden sonra da fırtınanın etkili olduğu bazı eyaletlerde eğitim ve öğretime ara verildi. Araçların saat 16.00'dan sonra trafiğe çıkması ise yasaklandı. 

Fırtına enerji nakil hatlarını da etkiliyor. Gece yarısı Massachusetts'ta üçyüzbin olmak üzere, çevresinde bulunan diğer şehirler ile birlikte yaklaşık olarak beşyüzbinin üzerinde kişi elektriksiz kaldı.

Üç kişinin hayatını kaybettiği fırtınada, can kayıplarına kar temizliği ve trafik kazalarının neden olduğu belirtildi. Ayrıca diğer olumsuzlukları arasında bu eyaletlerdeki 4.000'in üzerindeki uçak seferinin iptal edilmesi oldu. Uzmanlar fırtınanın etkisini arttıracağından endişe ediyorlar.

((Türkçe))  "Amerika’nın Kuzeydoğusu Kar Fırtınasına Hazırlanıyor" amerikaninsesi, 9 Şubat 2013
((Türkçe))  "ABD’de kar fırtınası binlerce uçak seferini iptal ettirdi" airnewstimes, 9 Şubat 2013
((Türkçe))  "ABD'yi bu kez Nemo vurdu!" aksam, 9 Şubat 2013
((Türkçe))  "ABD'de kar fırtınası: 5 eyalette acil durum ilan edildi" stargazete, 9 Şubat 2013
((Türkçe))  ""Nemo" elektrikleri kesti" yenialanya, 9 Şubat 2013

1 Şubat 2013, Cuma

Ankara'nın Paris Caddesi'nde yer alan ABD Büyükelçiliği bombalı saldırıya uğradı.İki numaralı kapı girişinde saat 13.14'te meydana gelen patlamada biri canlı bomba Ecevit Şanlı diğeri büyükelçilikte güvenlik görevlisi olarak çalışan Mustafa Akarsu olmak üzere iki kişi hayatını kaybetti,biri ağır iki kişi de yaralandı.
Olayın ardından bölgeye çok sayıda polis ve bomba imha ekibi gönderildi.Türkiye'nin en önemli konumdaki caddelerinden biri olan Paris Caddesinde Amerikan Büyükelçiliğinin yanısıra Alman Büyükelçiliği ve Genelkurmaya ait askeri lojmanlar da bulunmakta.

ABD büyükelçisi olayın ardından yaptığı açıklamada hayatını kaybeden güvenlik görevlisinin ailesine taziyelerini yaralanan ve olaydan etkilenenlere geçmiş olsun dileklerini iletti.
Saldırıyı yaptığı açıklamayla DHKP/C isimli örgüt üstlendi. Resmi ismi Ecevit Şanlı olan (Alişan,anılmak istediği isim olduğu için kaynakçada bu şekilde geçmektedir.) örgüt üyesinin teşhis ediemeyecek durumda olmasına karşın bombalı saldırıyı düzenlediği;hem yapılan örgüt açıklamasıyla hem polis beyanatıyla örtüşmektedir.

((((TÜRKÇE))))  "Ankara'da Amerika Büyükelçiliği önünde patlama oldu" Milliyet, 2013-02-01
((((TÜRKÇE))))  "ABD Büyükelçiliği'nde Patlama" A.B.D Diplomatik Temsilcilikler/Türkiye, 2013-02-01
((((TÜRKÇE))))  "Büyükelçi Ricciardone’nin Numune Hastanesi’nde Didem Tuncay’ı Ziyareti Sırasında Verdiği Demeç" A.B.D Diplomatik Temsilcilikler/Türkiye, 2013-02-01
((((TÜRKÇE))))  "Sizi Karargahınızda Vuracağız Alnınızın Çatında Patlayacağız" halkın sesi tv, 2013-02-01

11 Temmuz 2011, Pazartesi

Suriye'nin başkenti Şam'da rejim yanlısı binlerce Suriyeli ABD Büyükelçiliği’ne saldırdı.
Büyükelçiliği taşa tutan göstericiler binanın camlarını kırdı, bahçesindeki bayrak direğine Suriye bayrağı çekti. Başkentteki Fransız Konsolosluğu de benzeri olaylara sahne oldu. İki gündür iki diplomatik temsilcilik önünde gösteri yapan Suriyeliler, Amerikan ve Fransız büyükelçilerinin Geçen cuma Hama'ya giderek rejim kararı desteklemelerini protesto ediyor.
Washington ve Paris gösterilerin Şam hükümeti tarafından organize edildiği görüşünde.
Bu arada bugün zırhlı araçlar eşliğinde Humus'a giren askeri birliklerin en ez bir kişiyi öldürdükleri öğrenildi. Görgü tanıklarına göre kent merkezine giren tanklar çevreye makine tüfekle ateş açtı, en az 20 kişi yaralandı.
Öte yandan iktidardaki Baas Partisi'yle muhalefet arasında yapılan iki günlük ulusal uzlaşma toplantısı devam ediyor. Başkan Yardımcısı Faruk el Şara, dün toplantının ilk gününde yaptığı konuşmada, hükümetin, Suriye’nin çoğulcu bir demokrasi olmasını istediğini söyledi. Muhalefet liderlerinin çoğu ise toplantılara katılmayı reddediyor.

22 Ekim 2012, Pazartesi

ABD ve İsrail oldukça kapsamlı bir tatbikat olacağı belirtilen "Austere Challenge 12" (Türkçe:Zorlu Mücadele) isimli tatbikatı yapmaya hazırlanıyor. Tatbikatın bu ay sonunda yapılacağı belirtilirken, net bir başlangıç tarihi verilmedi. Ancak tatbikatın 21 Ekim 2012 tarihi itibariyle başladığı haberi de gelen haberler arasında bulunuyor.
Gerçekleştirilecek tatbikatın toplam maliyetinin 38 milyon dolar olması bekleniyor. Maliyetin 30 milyon dolarını ise ABD'nin üstleneceği bildirildi. Tatbikat her iki devletin resmi kurumlarının açıklamaları doğrultusunda herhangi bir spesifik olay nedeniyle değil, yalnızca Ortadoğu’daki mevcut genel durum gereği icra edileceği belirtiliyor. Fakat konunun uzmanlarından bazıları tatbikatın amacı hakkında farklı görüşler belirterek, manevraların nükleer programı uygulamayı sürdüren İran'a karşı olabileceği belirtiliyorlar. 
İki ülke silahlı kuvvetlerinin bu türde altıncı tatbikatı olacağı belirtilen Austere Challenge 12 tatbikatına 3 bini ABD piyadesi olmak üzere, 10 bin asker katılacak. Tatbikat süresinin üç hafta olacağı ve bu süre içerisinde İsrail tarafından geliştirilen Davud Sapanı (Davi Sling) adı verilen orta menzilli füzeler ile Demir Kubbe (Iron Dome) adı verilen kısa menzilli füzelerin deneneceği de belirtildi. 
ABD'nin ise tatbikatta AEGIS adını verdiği Patriot füze savunma sistemlerini kullanacağı belirtildi. 

((Türkçe))  "İsrail-ABD ortak tatbikatı başlıyor" radikal, 21 Ekim 2012
((Türkçe))  "ABD ve İsrail'den dev savaş provası: 'Sert Meydan Okuma-2012'" sol, 21 Ekim 2012
((Türkçe))  "İsrail’de 10 bin askerlik tatbikat" mynet, 21 Ekim 2012
((Türkçe))  "En büyük tatbikat" hurriyet, 21 Ekim 2012
((Türkçe))  "Dev tatbikat" habercorlu, 21 Ekim 2012

25 Ocak 2011, Salı
Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü P.J. Crowley, Mavi Marmara baskınını uluslararası toplum açısından inceleme konusunda önceliği, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin atadığı özel komisyona verdiklerini söyledi.
İsrail’deki Turkel komisyonunun raporunun ilk bölümünü açıklamasını “önemli bir adım” diye değerlendiren Crowley, ikinci bölümün önümüzdeki aylarda açıklanmasının beklendiğini belirtti.
İsrail hükümetinin oluşturduğu Mavi Marmara komisyonu, askerlerin güvertede sivillere ateş açmasını haklı bulmuştu. 1 Haziran’da Gazze’ye yardım konvoyunu basan İsrail askerleri, Mavi Marmara gemisinde dokuz Türk’ü öldürmüştü.
Amerika Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Crowley, İsrail’in yaptığı incelemenin inandırıcı ve tarafsız olduğuna inanmakla birlikte, Mavi Marmara soruşturmasının Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin denetiminde devam eden bir süreç olduğunu kaydetti.

19 Ağustos 2011, Cuma
Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanlığı’nın yayınladığı 2010 yılı Uluslararası Terörizm Raporu, Türkiye’de yasaların “terörizm” tanımının kapsamını dar tutmasının, terörle ortak ve yasal mücadelelerde kaygı yarattığını açıkladı.
Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanlığı’nın tüm ülkeleri kapsayan raporunun Türkiye kısmında, yasaların terörizm tanımını yalnızca “Türk vatandaşları ve Türkiye devletine yönelik saldırılar” şeklinde tanımladığı, bunun da Türkiye dışında düzenlenecek eylemleri planlayan ya da olanak sağlayan kişilerle, Türk vatandaşı olmayanlara yönelik eylem hazırlığında olan kişilere karşı yasal işlem yapılmasını güçleştirdiğini bildirdi.
Bununla birlikte Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri arasında terörle mücadele alanında işbirliğinin artmaya ve gelişmeye devam ettiğinin altı çizildi. Raporda Türkiye, Amerika Birleşik Devletleri ve Irak’ın ayrıca PKK’ya karşı atılacak adımlar konusunda birlikte çalıştığı belirtildi.
Bakanlık, Terörle Mücadele Yasası’nda geçen yıl yapılan değişikliklerle terör suçu işlemekten yargılanan 15 yaş altı çocukların çocuk mahkemelerinde yargılanmasının sağlandığını, bununla birlikte insan hakları örgütlerinin devleti hala, yasal siyasi gösteriler düzenlenmesini, Kürt kimliğinin ve azınlık görüşlerinin öne çıkmasını engellemek amacıyla yasayı kapsamının ötesinde uygulamaya devam etmekle suçladığını hatırlatıyor.
Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanlığı, PKK’nın Türkiye’de sivillerin ölümüne yol açtığı eylemlere de yer veriyor.
Rapor Ankara’nın, PKK’nın Kürtlere erişimini engellemek amacıyla 2009 yılında başlattığı Demokratik Açılım projesini 2010 yılında da devam ettirdiğini belirtiyor.
Bakanlık, ayrıca Türkiye’nin 2010 yılında terör örgütlerinin mali kaynaklarını hedef almak amacıyla Kara Paranın Aklanmasının Önlenmesine İlişkin Mali Çalışma Grubu’yla uluslararası işbirliğine gittiğine dikkati çekiyor.
Amerika Birleşik Devletleri'nin 2010 yılı Uluslararası Terörizm Raporu’nda Türkiye’nin Afganistan ve Pakistan’da dost ve tarafsız arabulucu olarak kritik bir rol üstlendiğinin, bu ülkelerde mali yardımlar yaptığının da altı çiziliyor.

4 Aralık 2010, Cumartesi

Amerika Birleşik Devletleri başkanı Barack Obama Güney Kore’yle varılan yeni serbest ticaret anlaşmasının Amerikan ekonomisinde toparlanmaya hız vereceğini söyledi.
Obama serbest ticaret anlaşması neticesinde Amerikan ihracatının yılda 11 milyar dolar artacağını ve 70 bin kişiye istihdam sağlayacağını bildirdi. Obama, bu anlaşmanın, son dokuz serbest ticaret anlaşmasının toplamından daha fazla üretime yol açacağını kaydetti.
Başkan Obama, Güney Kore pazarının açılmasından özellikle Amerikan otomotiv sektörünün yararlanacağını vurguladı.
Anlaşma sayesinde önümüzdeki beş yıl içinde malların yüzde 95’ine uygulanan gümrük vergisi kaldırılacak.
Serbest ticaret anlaşmasının yürürlüğe girebilmesi için Senato’nun ve Güney Kore parlamentosunun onayı gerekiyor. Amerika - Güney Kore Serbest Ticaret Anlaşması, 1994 yılında onaylanan Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması’ndan (NAFTA) bu yana hazırlanan en büyük anlaşma.

4 Şubat 2013, Pazartesi

Amerika Başkan Yardımcısı Joe Biden, ikinci döneminde, ilk yurtdışı ziyaretini Berlin’e gerçekleştirdi. Münih Güvenlik Konferansı için Almanya’ya gelen Biden, Berlin’de Başbakan Angela Merkel ile biraraya geldi.  Biden, başta Avrupa olmak üzere dış politika alanındaki önceliklerine dair önemli mesajlar verdi. Amerikan yönetiminin güvenlik politikaları alanında Almanya ve diğer AB ülkeleri ile daha sıkı işbirliği arzuladığını belirten Biden; Suriye, İran ve diğer kriz yaşanan bölgelerle ilgili sorumluluğun paylaşılması gerektiğini ve Transatlantik ilişkilerin bu kapsamda daha da önem kazandığını ifade etti.

Başbakan Angela Merkel’le birlikte basın toplantısı yapan Biden, Ankara’daki terör olayını kınadıklarını ve teröre karşı ortak mücadeleye alternatif görmediklerini söyledi. Başsağlığı dileyen Merkel ise terör eyleminin bir an önce aydınlatılmasını umduğunu ifade etti. ABD ile olan ilişkileri Almanya açısından son derece önemli olarak tanımlayan Almanya Başbakanı, Avrupa Birliği ile ABD arasında bir serbest ticaret anlaşmasına yönelik müzakerelere devam edilmesini umduğunu ve Başkan Obama’nın da ekonomik ilişkilerini güçlendirmeye ağırlık vermek istediğini söylemesini memnuniyetle karşıladığını açıkladı.    

Joe Biden akşam saatlerinde Münih Güvenlik Konferansı’na katılmak üzere Münih’e geçti.  Dünyada güvenlik politikaları alanında en önemli buluşma platformu olan Münih Güvenlik Konferansı’na 1962 yılından bu yana siyaset, ordu ve ekonomi dünyasından üst düzey temsilcileri bir araya getiriyor.  Pazar gününe kadar sürecek olan uluslararası konferansta Mali, Suriye ve İran’daki son gelişmelerin yanısıra Avrupa'nın küresel savunma politikalarındaki rolü ve Euro ile bağlantılı finans krizi masaya yatırılacak.
 

Bu arada Biden, Münih Konferansı öncesinde bir Alman gazetesine verdiği demeçte İran yönetimine bir çağrı yaptı ve ülkenin nükleer programına ilişkin uluslararası görüşmelerin yeniden başlatılması çağrısında bulundu. Tahran’la masaya oturmaya hazır oldukları mesajını veren Biden, İran’ın nükleer silah sahibi olmasına seyirci kalmayacaklarını da söyledi. 
Konferansta konuşma yapacak isimler arasında ABD Dışişleri Bakanı’nın dışında, NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran Dışişleri Bakanı Ali Ekber Salihi ve AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso da bulunuyor. Toplantıda Türkiye’yi Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu temsil edecek. Davutoğlu’nun konferansın son günü olan Pazar günü "Güncel Krizlerin Çözümü" konulu panelde Suriye ve İran’daki gelişmelerle bağlantılı bir konuşma yapması bekleniyor.

23 Ocak 2013, Çarşamba

20 Ocak Pazar günü Beyaz Saray'da sadece ailesiyle birlikte yemin eden Başkan Barack Obama, 21 Ocak Pazartesi günü halk önünde yemin ederek  ikinci dönemine  başladı. Kongre binası önünde yapılan yemin törenine yaklaşık 800 bin kişinin katıldığı tahmin ediliyor.  
​​Dört yıl önceki ilk yemin törenine oranla bu kez Amerikan halkının törene bakışı, gözle görülür bir şekilde farklı.
Dört yıl önce Amerika’nın ilk siyah başkanının yemin töreninde Washington’da 2 milyon kişi toplandı. Heyecan doruk noktadaydı.
Başkan Obama,  “Bugün, umudu korkuya, bir amaç etrafında birleşmeyi çatışma ve uzlaşmazlığa tercih ettiğimizi göstermek için toplandık” şeklinde konuşmuştu.
Dört yıl önceki heyecan yerini siyasi gerçekliğe ve ulusal uzlaşma arzusuna bıraktı. Ünlü Times Meydanı’nda görüşünü açıklayan bu New Yorklu da aynı görüşte.
Mark Monaco, “Bence birlik sağlamalı ve herkesi bir araya getirmeliyiz” diyor.
Houston, Texas’ta da görüşler farklı değil.
Courtney,  “Ben siyasi partilerin anlaşmasını ve kimin daha iyi olduğu kavgası vereceklerine bir karara varmalarını istiyorum" diyor.
Kaliforniya’nın Los Angeles kentinde de şu görüşler dile getiriliyor.
Debra Singleton-Ford,  

 diyor.
Obama Kasım’da yeniden seçilmeyi başardı. Ama başkanlık tarihçisi Richard Norton Smith’e göre Kongre’de dört yıl süren çekişmelerin bedeli ağır oldu: 

Bir başka uzman John Fortier’e göre bir daha seçim için yarışma şansı olmayan Obama’nın büyük şeyler başarmak açısından yeterli zamanı yok.
Fortier, “Şimdilik başkan belli bir ivme yakalamış, bir görev üstlenmiş gibi görünüyor. Ama gerçekler baskın çıkınca bu tarz şeyler bir anda uçup gidecek. İki yıl sonra Kongre seçimleri yapılacak ve bu seçimler genelde karşı partinin kazanımıyla sonuçlanır” diyor.
Amerika’nın geçmişi boyunca başkanların yemin töreni, bir süreklilik göstergesidir. Yönetimin barışçı bir şekilde devredilmesini sembolize eder.
Cumhuriyetçi Partili uzman Scot Faulkner’a göre başkanların yemin törenlerinde yaptıkları konuşma, kendilerine tarih yazma fırsatı verir: 

Tek sorun, Obama’nın bu yılki konuşmasını dört yıl öncekine oranla daha küçük bir kalabalığın izlediği gerçeği.

11 Temmuz 2011, Pazartesi

ABD hükümeti Erbil'de bir konsolosluk açtı. Ülkenin nispeten istikrarlı bölgelerinden biri olan Kuzey Irak'ta konsolosluk açarak hükümetin Amerikalı yatırımcıları bu bölgeye çekmeye çalıştığı belirtiliyor.
Konsolosluğun açılışını yapan Bağdat büyükelçisi James Jeffrey, Irak’ın Amerikalı işadamları ve yatırımcıların desteğine ihtiyacı olduğunu söyledi.
Amerikalı Marriot oteller zincirinin Erbil’de 200 odalı bir otel yapmak üzere özerk Kürt yönetimiyle anlaşmaya vardığı bildiriliyor. 3 yılda tamamlanması beklenen proje kapsamında ayrıca, 75 lüks apartman dairesi de otel kompleski içinde yer alacak.
Bu arada Amerika Savunma Bakanı Leon Panetta Bağdat’ta Amerikan kuvvetlerinin Irak’tan çekilme takvimini görüşüyor. Panetta, Afganistan’da uçağa binmeden önce gazetecilere yaptığı açıklamada Irak Başbakanı Nuri el-Maliki’yi, Amerikan kuvvetlerinin kalış süresini uzatıp uzatmama konusunda bir karar vermeye teşvik edeceğini belirtti.
Irak’ta halen 45 bin Amerikan askeri var. Irak’la Amerika arasında yapılan bir güvenlik anlaşması uyarınca askerlerin tümünün 31 Aralık tarihine kadar çekilmesi gerekiyor. Ancak bazı Amerikalı yetkililer, Irak’ın talep etmesi durumunda askerlerin bir kısmının görev süresinin uzatılabileceğini söyledi. Amerikalı ve Iraklı yetkililer, Amerikan birliklerinin çekilmesinin ardından güvenliğin tam olarak sağlanamamasından kaygılı.

10 Temmuz 2011, Pazar

ABD'nin Pakistan'a askeri yardımı durdurduğu bildirildi. Beyaz Saray Genel Sekreteri William Daley, Pakistan ile ilişkilerin güç bir dönemden geçtiğini, düzelmesi için uzun süre çalışılması gerektiğini  açıkladı.
Daley, iki ülke güçlükleri aşıncaya kadar Amerika'nın Pakistan'a 800 milyon dolar askeri yardımı askıya alacağını söyledi.
Daha önce The New York Times gazetesi Amerika'nın Pakistan'a yapılan milyonlarca dolarlık yardımı askıya aldığını bildirmişti. İsimlerinin açıklanmadığı üç üst düzey senatöre dayandırılan habere göre bu karar Pakistan'ın Amerikalı askeri eğitmenleri ülkeden çıkarmasını cezalandırma ve Pakistan ordusuna militanlara karşı daha etkili savaşması için baskı yapma amacıyla alındı.
Gazeteye göre Amerika yardımı durdururarak Pakistan'ı askeri operasyonlarını finanse eden ülke ile Taliban arasında seçim yapmaya zorlamayı amaçlıyor.
Askıya alınan yardım iki ülke arasında ilişkiler düzeldiğinde yeniden başlayacak.

24 Ekim 2011, Pazartesi

Amerika Birleşik Devletleri, Suriye büyükelçisini kişisel güvenlik kaygıları nedeniyle ülkeden çekti. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mark Toner, Büyükelçi Robert Ford’un Washington’a dönmesi kararının “ciddi tehditler” alması üzerine tümüyle güvenliğini sağlamak amacıyla alındığını açıkladı.
Amerikalı yetkililer Büyükelçi Ford’un birkaç gün önce Suriye’den ayrıldığını, şu aşamada ne zaman ülkeye geri döneceğini söyleyemeyeceklerini bildiriyor.
Sözcü Toner, Suriye hükümetinin büyükelçiye karşı sürdürdüğü “kışkırtıcı kampanyaya” son vereceğini umduklarını da sözlerine ekledi. Ford, hükümetin Beşar Esad’ı çekilmeye çağıran gösterileri şiddet kullanarak ezmeye çalışmasını eleştirmesi nedeniyle Suriyeli yetkilileri kızdırmıştı.
Şam hükümeti Temmuz ayında Ford ve Fransız büyükelçisinin yoğun çatışmalara sahne olan Hama kentinin halkıyla dayanışma içinde olduklarını göstermek amacıyla ziyaret etmelerinin ardından yabancı elçilerin ülke içinde dolaşımını kısıtlamıştı. Geçen ay kızgın bir hükümet yanlısı grup, Ford’u Şam’da bir muhalefet lideriyle görüşmeye giderken çürük yumurta ve domates yağmuruna tutmuştu.

7 Eylül 2013, Cumartesi

ABD Dışişleri Bakanlığı Türkiye’ye giden ve Türkiye’de yaşayan ABD'lilere yönelik bir seyahat uyarısı yayınladı. Amerikan hedeflerine yönelik güvenlik tehdidi nedeniyle Adana İncirlik’teki konsoloslukta görevli acil durum personeli dışında diplomatların ve tüm ailelerin çekilmesi talimatını verdi. Bakanlığın yayınladığı duyuruda, Türkiye’deki Amerikan devletine ait tesisler ve personele yönelik güvenlik tehdidi bulunduğuna dikkat çekildi; Amerikan vatandaşlarından gerekmedikçe, Suriye sınırının da bulunduğu Güneydoğu’ya gitmemeleri istendi.
Uyarıda, Amerikan vatandaşlarından ya da personelinden Türkiye’den ayrılmaları yönünde özel bir çağrıda bulunulmuyor ve ayrılmak isteyenlerin, seyahat planlarından "kendi başlarına sorumlu olacakları" belirtiliyor. Dışişleri Bakanlığı’nın duyurusunda ayrıca Türkiye’ye seyahat etmeyi planlayan ya da Türkiye’de yaşayan Amerikan vatandaşlarından, "şiddet potansiyeline" karşı uyanık olmaları isteniyor ve "barışçı dahi olsa" gösterilerden ve kalabalık topluluklardan uzak durmaları çağrısı yapılıyor. Bakanlık uyarısı, Türkiye’deki Amerikan vatandaşlarına "doğrudan bir saldırı olmadığının" da altını çiziyor.
Washington’un yayınladığı seyahat uyarısı, Kongre’nin Obama yönetimine, Suriye’ye olası bir müdahaleye yetki verecek tasarıyı oylamasına günler kala geldi. Aynı uyarının yapıldığı Lübnan’da da, Hizbullah kontrolündeki aşırı görüşlü grupların bulunduğu ülkede, Amerikan vatandaşlarına yönelik saldırı olasılığının arttığı duyuruldu. Amerika Dışişleri Bakanlığı, Beyrut Büyükelçiliği ve Aden Konsolosluğu’nun acil durum personeli dışındaki görevlileri için de tahliye emri verdi. Bakanlık, bölgedeki durumun değerlendirildiğini ve güvenlik durumuyla ilgili başka düzenlemeler yapılmaya devam edileceğini de açıkladı.

6 Şubat 2013, Çarşamba

ABD başkanı Obama’nın ikinci dört yıllık döneminin başında ilk resmi ziyaretini İsrail’e yapacağı açıklandı. Ziyaretin ne zaman gerçekleşeceği konusu açıklık kazanmadı.  
Beyaz Saray’dan yapılan açıklamaya göre, Başkan Obama İsrail ziyareti sırasında İsrailli yetkililerle çok çeşitli konuları ele alacak ancak özellikle Suriye ve İran üzerinde duracak.
Beyaz Saray Sözcüsü Jay Carney, Başkan Obama’nın ziyaret konusunu Ocak sonunda İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’yla bir telefon görüşmesinde ele aldığını söyledi.
Sözcü Carney, Başkan Obama’nın ikinci dört yıllık döneme başlamasının ve İsrail’de yeni hükümetin kurulmasının, Amerika’yla İsrail arasındaki derin ve kalıcı bağları koruma  taahhüdünü yenilemek açısından iyi bir fırsat oluşturduğunu bildirdi. Carney, ziyaret sırasında Başkan Obama’nın, iki ülkeyi de yakından ilgilendiren çeşitli konuları ve özellikle de İran ve Suriye’yi ele alma fırsatı  bulacağını kaydetti.
Beyaz Saray Sözcüsü Carney’e göre Başkan Obama, İsrail’den sonra Batı Şeria ve Ürdün’de  temaslar yapacak.
Jay Carney, Başkan Obama’nın Filistin Yönetimi yetkilileri ve Ürdünlü yetkililerle ikili ve bölgesel konuları ele alacağını belirtti.
İsrail medyası, Başkan Obama'nın 20 Mart'ta İsrail'i ziyaret edeceğini yazmıştı. Carney açıklamasında tarihi doğrulamadı ve bu konudaki açıklamanın daha sonra yapılacağını söyledi.
Başkan Obama ve Beyaz Saray yetkilileri sık sık Amerika-İsrail ilişkilerinin her zamankinden daha güçlü olduğunu vurguluyor. Ancak Başkan Obama’nın İsrail Başbakanı Netanyahu’yla ilişkileri  “zor ve gergin” olarak tanımlanıyor. 
Barack Obama 2008 yılında başkan adayıyken İsrail’i ve Batı Şeria’yı ziyaret etmişti. Obama ziyareti sırasında Amerika’nın İsrail’i koruma taahhüdünü tekrarlamış, İran’ın nükleer silah edinmesine de engel olacağını  söylemişti.

31 Ocak 2013, Perşembe

Demokrat ve Cumhuriyetçi senatörlerden oluşan bir Kongre grubu, Amerikan göçmenlik yasalarında bir dizi değişim öngören yeni öneri paketini açıkladı. Pakette, halen ülkede yasal statüsü olmadığı halde kaçak olarak kalanlara da vatandaşlık hakkı verilmesi önerisi yer alıyor.
Beş sayfalık öneri paketi, Amerika’daki göçmenlik sisteminin artık işlevini yitirdiği tespitiyle başlıyor. Başkan Barack Obama’nın da yarın yapacağı bir konuşmada göçmenlik sisteminde reform çağrısında bulunması bekleniyor.   
Demokrat ve Cumhuriyetçi senatörlerin önerileri yasalaşırsa, kaçak göçmenler, kayıt yaptırdıktan sonra, haklarında yapılacak özgeçmiş soruşturmasından geçtiklerinde ceza ve birikmiş vergi borçlarını ödeyerek yasal statü elde edebilecek. Bu şekilde Amerika’da yasal olarak yaşayıp, çalışabilecek ve daha önceden Yeşil Kart başvurusunda bulunanların işlemleri tamamlandıktan sonra bu kartı almaya hak kazanabilecek.
Plan, ülkeye çocuk yaşta giren kaçak göçmenlerle, tarım işçilerini kapsamıyor.  
Plan ayrıca işverenlerin, çalıştıracakları kişilerin yasal statüsünü belirlemelerini sağlayacak yeni bir sistem kurulmasını da öngörüyor.
Göçmenlik reform paketini demokrat senatörlerden Charles Schumer, Dick Durbin, Robert Menendez ve Michael Bennet ile Cumhuriyetçi meslektaşları John McCain, Lindsey Graham, Marco Rubio ve Jeff Blake ortaklaşa hazırladı.    
Bu senatörler, göçmenlik konusunun önemli bir gündem maddesi olduğu Arizona, Florida, Güney Carolina ve New York’u temsil ediyor. 
Reform paketi, bu haliyle yasalaşırsa, işverenlerin, Amerikan vatandaşlarının çalışmak istemediği alanlarda düşük kalifiyeli göçmenleri işe almalarını öngörüyor.  
Ayrıca yine paket, bilim, mühendislik veya matematik gibi alanlarda Amerika’daki okullardan doktora veya yüksek lisans derecesi alanlara yeşil kart alma yolunu açıyor.

22 Ocak 2011, Cumartesi

Amerika Birleşik Devletleri ile Türkiye arasındaki ticari ve ekonomik ilişkileri güçlendirme vaadinde bulunan Obama yönetimi iki üst düzey bakan yardımcısını Türkiye’ye gönderiyor.
Dışişleri Bakan Yardımcısı Jose Fernandez Pazartesi günü Ticaret Bakan Yardımcısı Michael Camunez’le birlikte dört günlük bir ziyaret için Türkiye’ye gidiyor.
Her iki bakan yardımcısı Türk yetkililerle yapacakları görüşmelerde, ticaret, yatırımlar, enerji, tarım, ulaşım ve eczacılık alanlarında işbirliği olanakları üzerinde duracak.
Dışişleri Bakan Yardımcısı Fernandez ve Piyasaya Erişim ve Uyumla İlgili İşlerden Sorumlu Ticaret Bakan Yardımcısı Camunez, özel sektör temsilcileriyle de bir araya gelecek.
Dışişleri Bakan Yardımcısı Fernandez’in, girişimciliği ve AR-GE alanında işbirliğini genişletme yollarını görüşmek üzere bazı üniversiteleri de ziyaret etmesi bekleniyor.
Fernandez ayrıca işadamlarına hitaben iki ayrı konuşma yapacak.

31 Ekim 2012, Çarşamba

ABD Başkanı Barack Obama, New York eyaletinde Büyük Afet ilan etti. ABD'nin New Jersey, New York, Maryland, Pennsylvania ve Connecticut eyaletlerinde Sandy adı verilen kasırga hayatı felç etti. Kasırga 29 Ekim 2012 Pazartesi gecesi New Jersey ve New York ağırlıklı olarak ülkenin doğu yakası ve orta kesimlerini vurdu. Tüm bu kentlerde hızı saatte 136 kilometreyi bulan şiddetli rüzgarların etkisiyle sel oluştu. Rüzgar nedeniyle genellikle yıkılan ağaçlar ve bazı evlerin altında kalan 7 eyaletteki can kaybı sayısı 39'a yükseldi. Kasırga Kanada'da etkisini gösterdi, Kanada'nın Toronto kentinde şiddetli rüzgarda savrulan bir enkaz parçası nedeniyle bir kişinin öldüğü belirtildi.

 

((Türkçe))  "Sandy Kasırgası ABD ve Kanada'yı vurdu" ntvmsnbc, 30 Ekim 2012
((Türkçe))  "Sandy ABD’yi ezdi geçti" milliyet, 31 Ekim 2012
((Türkçe))  "Bir hışımla yıktı geçti" sabah, 31 Ekim 2012
((Türkçe))  "ABD'nin felaket günü" radikal, 31 Ekim 2012
((Türkçe))  "20 MİLYAR DOLARLIK KASIRGA" milliyet, 31 Ekim 2012

7 Eylül 2013, Cumartesi

ABD ve İngiltere’nin yüz milyonlarca kişinin elektronik posta, bankacılık ve sağlık kayıtlarına ilişkin Internet şifrelerini kırdığı öne sürüldü. Eski istihbarat uzmanı Edward Snowden tarafından basına sızdırılan bilgiler, Amerika Ulusal Güvenlik Dairesi ile İngiltere’nin Elektronik İstihbarat Dairesi’nin (GCHQ) ortak çalışarak, İnternet şirketlerinin müşterilerine kişisel bilgilerin gizli kalacağı yolunda verdiği güvenceleri ihlal ettiğine işaret ediyor. 
Her iki istihbarat dairesinin bu şirketlerle anlaşarak sistemlerinde açık kapı bırakmalarını sağladıkları da iddia ediliyor. Amerika Ulusal Güvenlik Dairesi’nin bu program için yılda 250 milyon Dolar harcadığı, İngiltere istihbarat dairesinin de Yahoo, Google, Hotmail ve Facebook gibi sanal ortamlardaki gizli kişisel bilgilere erişmeye çalıştığı da kaydediliyor.
Amerika Ulusal Güvenlik Dairesi ile İngiliz elektronik istihbarat birimlerinin kişisel bilgilerin gizliliği ilkesini ihlal ettiği yolundaki bu haberin özellikle Amerika’daki kişisel hakları savunan grupların ağır eleştirilerine hedef olacağı sanılıyor. Yetkililer ise istihbarat birimlerinin yalnızca olası terör saldırılarını engellemeye dönük çalışmalar yürüttüğünde ısrar ediyor.

22 Temmuz 2011, Cuma

Euro bölgesi liderlerinin Brüksel'de yaptıkları olağanüstü zirvede Yunanistan'a 159 milyar euroluk yardım yapılması kararı alındı. Karar Yunanistan'da olumlu tepkiler alırken 300 milyar euroluk borcu olan ülkeyi rahatlattı.
Karara göre Euro bölgesi ülkeleri ve Uluslararası Para Fonu 109 milyar euroluk yardım yapacak, bankalar da 49 milyar euroluk bir katkıda bulunacak. Bu katkının 37 milyar eurosu ellerinde Yunan tahvilleri bulunan bankaların yapacağı gönüllü katkılar, 12 milyar eurosu ise borç iptalinden oluşacak. Yunanistan'ın bu paketi geri ödeyebilmesi için faiz oranı %4.5'tan %3.5'a düşürülecek, vade de yedi yıldan on beş ila otuz yıla çıkarılacak.
Yunan borsası bu gelişmeye olumlu tepki verdi ve %3 arttı. Yunanistan Ekonomi Bakanı Evangelos Venizelos, kararın Yunan ekonomisi için büyük bir rahatlama olduğunu; ama bunun bütçe hedeflerine ulaşma programında sarf ettikleri çabayı azaltacakları anlamına gelmediğini söyledi.
AB Komisyonu Başkanı Herman van Rompuy ise, bankaların Euro bölgesinde Yunanistan dışında başka hiçbir ülkenin kurtarılmasında sorumluluk almayacaklarını açıkladı.

  "Yunanistan'a yeni paket: 158 milyar Euro" NTVMSNBC, 22 Temmuz 2011
  "AB Yunanistan’ı ikinci kez kurtardı" Milliyet, 22 Temmuz 2011
((İngilizce)) Nicholas Paphitis, Associated Press "Greece says second bailout 'great relief'" Boston Globe, 22 Temmuz 2011

26 Ekim 2013, Cumartesi

Avrupa Birliği Dışişleri Bakanlarının üç yıl aradan sonra yeni görüşme başlığı açmaya karar vermesinin ardından, Türkiye’nin Avrupa Birliği’yle üyelik müzakereleri yeniden ilerliyor. Müzakereler tekrar başlayacak olmasına rağmen Brüksel’in Ankara üzerinde ne kadar nüfuz sahibi olduğu konusundaysa soru işaretleri var. AB, üyelik müzakerelerini Haziran ayında başlatmayı planlıyordu ancak Gezi Parkı protestoları ve hükümetin göstericilere karşı sert müdahalesi nedeniyle başlığın açılması ertelenmişti.
Milliyet yazarı Kadri Gürsel’e göre bu protestolar, Brüksel’in müzakere sürecine tekrar başlamasındaki en büyük etkendi. Gezi Parkı’nın gündemiyle Avrupa Birliği’nin gündeminin aynı olduğunu vurgulayan Gürsel, ikisinin gündeminde de haklar, özgürlükler ve sivil toplum olduğunu, ayrıca Gezi Parkı protestocularının ülkenin geleceğinde de söz hakkına sahip olmak istediğini belirtiyor. Kadri Gürsel, Gezi Parkı protestoları için, “Avrupa tarzı bir protestoydu, bu da AB’yi görüşmeleri devam etmeye heveslendirdi” diye konuşuyor. AB’nin yıllık İlerleme Raporu’nda, Türk hükümetinin protestoculara müdahalesi sert bir dille kınandı.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Brüksel’in üyelik müzakerelerine tekrar yeşil ışık yakmasını olumlu karşılamasına rağmen, AB’nin protestolar hakkındaki söylemlerini ve raporunu eleştirerek, Türk halkından başka kimsenin Türkiye’ye “karne” vermeye yetkisi olmadığını söyledi. Taraf Gazetesi yazarı Semih İdiz’e göre Başbakan’ın Brüksel’e sert çıkışı, benzer protestoların gelecekte tekrarlama endişesinden kaynaklanıyor. İdiz,  “Türkiye, insan hakları nedeniyle şu anda zaten göz önünde. AB’nin bunu kullanarak baskı yapacak olması kaçınılmaz. Başbakan Erdoğan’ın kızgın olmasının nedeni de bu” dedi.
AB’nin üyelik müzakerelerini tekrar başlatmasına rağmen, uzmanlar Brüksel’in Ankara üzerindeki nüfuzunun kısıtlı olacağını belirtiyor. Ankara’nın üyelik için tamamlaması gereken 35 madde var. Sekiz yılda bunlardan 14’ü değerlendirildi ve yalnızca bir tanesi tamamlandı. Yapılan anketlere göre Türk halkının AB üyeliğine verdiği destek de son 3 yıl içinde büyük ölçüde azalarak, %70’ten, %35’in altına indi.
Taraf gazetesi yazarı Cengiz Aktar’a göre hem halk, hem de siyasetçiler arasında üyeliğin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğine dair derin kuşkular oluşmuş durumda. Aktar, durum değişmediği sürece Brüksel’in Türk hükümetini insan haklarına saygı konusunda önümüzdeki yıllarda etkileyebileceğini sanmadığını söylüyor. “AB üyesi ülkeler Türkiye’nin üyeliği konusunda kesin bir tarih vermedikleri sürece herhangi bir ilerleme kaydedileceğini sanmıyorum” diyen Aktar, Başbakan Erdoğan’ın 2015’teki seçim sürecinden önce herhangi bir reforma girişmesinin de çok zayıf bir olasılık olduğunu kaydediyor.
Başbakan şu sıralarda, AB üyeliğine ve insan hakları reformlarına sıcak bakmayan milliyetçi seçmen tabanına yakın duruyor. Arap Baharı’nın da etkisiyle yakın bir zamana kadar Ankara, Türkiye’nin çıkarlarının Avrupa’nın da ötesinde yattığını savunuyordu. Cengiz Aktar, Arap Baharı nedeniyle Ortadoğu’da artan gerginliğin Ankara’nın giderek daha da soyutlanmasına neden olduğunu, bu durumun da müzakerelerin devamını Türk hükümeti için daha önemli hale getirdiğini söylüyor. Aktar, “Hükümetin dış politikasının artık bir muhatabı yok, o nedenle AB süreci ve NATO ilişkileri Türkiye’nin elindeki tek dış politika araçları” diye konuşuyor.
Uzmanlar, 2015 yılında yapılacak genel seçimler nedeniyle Başbakan Erdoğan’ın AB müzakere sürecini gündemde tutarak, hem Brüksel’den gelecek insan hakları konusundaki baskıları, hem de Gezi Parkı protestolarına benzer yeni ayaklanma olasılığını hafifletmeye çalışacağını belirtiyor.

16 Ekim 2011, Pazar

Adalet ve Kalkınma Partisi Onsekizinci istişare ve değerlendirme toplantısı, Ankara ili Kızılcahamam ilçesinde bulunan Asya Termal otelde yapılmaya devam ediyor. Medya bu yılki yapılan toplantının asıl odak noktasının yeni Anayasa çalışmaları olduğunu belirtiyor. Toplantının açılış konuşması, Cumartesi günü Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından yapıldı. Açılış konuşmasının ardından yapılan toplantılar ise basına kapalı olarak gerçekleştirildi.
Toplantıda İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, terörle mücadele başta olmak üzere güvenlik konuları ve KCKoperasyonlarının detayları hakkında bilgiler verdi. Şahin yapılan operasyonlarda bugüne kadar tutuklananların sayısının 605 olduğunu söyledi. Yeni Anayasa çalışmaları hakkında bilgi veren Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik, Mecliste kurulan Uzlaştırma Komisyonunun yürüteceği çalışmalar hakkında bilgi verecek. Toplantının dünkü bölümünde Nurettin Canikli yasama faaliyetleri hakkında bilgi verdi. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ise dış politika konusunda yürütülen çalışmaları vekillere aktardı.
Başbakan Erdoğan gün içerisinde, Çamlıdere'ye giderek alışveriş yaptı. Basının izlemesine imkan tanınmayan gezide Erdoğan, yemek yedi ve vatandaşlar ile sohbet etti. Erdoğan burada pekmez, reçel ve marmelat gibi ürünler alarak, vatandaşların ikram ettiği meyvelerden yedi, satılan ürünler hakkında bilgi aldı.  
AKP'li vekiller önceki yıllara göre bir gün daha fazla kamp yapma imkanı bulacağı toplantı, 17 Ekim 2011 Pazartesi günü Başbakan Erdoğan'ın yapacağı kapanış konuşması ile son bulacak. Asya Termal otel bu süre içerisinde diğer müşterilere kapatılırken, otelin içinde ve dışında geniş güvenlik önlemleri alındığı görüldü. Ayrıca otel personelinin taramadan geçirildiği, olası telekulak olaylarına karşı tüm otelde böcek kontrollerinin yapıldığı öğrenildi. Sağlık Bakanlığı tarafından toplantı esnasında, otelin yanında ambulans helikopter ile iki adet gelişmiş yardım sistemi bulunan ambulans bulundurulduğu bildirildi.  İlçe Belediye Başkanı tarafından annesini geçtiğimiz günlerde kaybeden Başbakan Erdoğan'a yönelik "Sayın Başbakanımıza ve ailesine başsağlığı dileriz" yazılı pankart bulunduğu gözlendi.

((Türkçe)) gazetevatan "AKP sıkı güvenlikle kampa girdi" gazetevatan.com, 14 Ekim 2011
((Türkçe)) samanyoluhaber "Kızılcahamam'da ilk gün mesaisi bitti" samanyoluhaber.com, 16 Ekim 2011
((Türkçe)) zaman "AK Parti kampında ekonomi, terör ve yeni anayasa sunumları yapıldı" zaman.com.tr, 16 Ekim 2011
((Türkçe)) haberler "Başbakan Erdoğan'ın Annesinin Vefatı" haberler.com, 8 Ekim 2011
((Türkçe)) trt "AK Parti'nin Kızılcahamam Kampı Sürüyor" trt.net.tr, 16 Ekim 2011
((Türkçe)) gazetevatan "Erdoğan alışverişe çıktı!" gazetevatan.com, 16 Ekim 2011
((Türkçe)) haberciniz "Ak Parti'nin Kızılcahamam Kampı" haberciniz.biz, 16 Ekim 2011

4 Aralık 2010, Cumartesi
Filistin Yönetimi Başkanı Mahmut Abbas, İsrail’le barış anlaşmasına varılamazsa Filistin Yönetimi’ni feshedebileceğini açıkladı.
Filistin televizyonuna verdiği mülakatta Abbas, İsrail’in yerleşim inşaatlarını durdurmaması ve Amerika’nın arabuluculuğuyla başlayan barış görüşmelerinin sonuçsuz kalması durumunda Filistinlilerin işgal altındaki topraklardaki özerkliğine son verebileceğini söyledi.
İsrail’in Filistin topraklarındaki işgaline vurgu yapan Abbas, gerçek olmayan bir yönetimin başkanı olamayacağını kaydetti. Bunun Filistin Yönetimi’nin feshi anlamana mı geldiği sorusuna Abbas, İsrail’lerle böyle söylediğini kaydetti. Abbas, İsrail’i işgalci olarak niteledi ve bu durumunda devam edemeyeceğini söyledi.
Filistin Yönetimi, 1993 Oslo Barış Anlaşması neticesinde kurulmuştu. Anlaşmaya göre, Filistin sorununa nihai çözüm bulununcaya kadar Filistin Yönetimi, Batı Şeria, Gazee ve 1967 yılında işgal edilen toprakları idare etmekle yükümlü. Ancak aradan geçen 17 yıl içinde Filistin meselesine çözüm bulunabilmiş değil. Amerika’nın arabuluculuğuyla başlayan son barış görüşmeleri İsrail’in yerleşim inşaatlarına uygulanan moratoryumu uzatmaması nedeniyle tıkandı.
Brezilya hükümeti 1967 sınırlarıyla Filistin’i tanıdığını açıkladı.

30 Haziran 2012, Cumartesi 

PKK'nın kurucusu Abdullah Öcalan'ın İmralı'da olup olmadığı son zamanlarda sorgulanıyor. MHP lideri Devlet Bahçeli'nin de olayı sorgulaması ve medyada bir takım videoların dolaşması üzerine, bazı basın yayın organları tarafından iddialar dile getirildi. Bu iddialardan biri Aydınlık gazetesine ait. 30 Haziran 2012 tarihli gazetenin 8. sayfasında olaya ayrıntılı bir şekilde yer verildi. Gazeteye göre Abdullah Öcalan şu an Bursa'da. Bursa'da MİT tarafından sorgulanıyor ve konforlu bir misafirhanede tutuluyor. Siyah bir helikopterle sık sık Bursa'ya götürülen Öcalan, en son Temmuz 2011'de ortaya çıkmıştı ve o zamandan beri kardeşi Mehmet Öcalan da kendisinden haber alamıyor. Aydınlık gazetesine bilgi veren fakat açıkça belirtilmeyen bazı askeri kaynaklar, Öcalan'ın niçin Bursa'ya götürüldüğünü sorgulamaktadır ve aylardır Öcalan'ı ne odasında, ne de avluda göremediklerini belirtmektedir. Buna rağmen Recep Tayyip Erdoğan, Öcalan'ın İmralı'da olup olmadığını soran Bahçeli'ye "İsterse İmralı'ya götürelim, görsün" demişti.

Bir diğer iddiaya göre Öcalan'ın Bursa'da tutulması, ev hapsine olan bir geçiş süreci. Öcalan'ın avukatları ve yakınları, uzun zamandır Öcalan ile görüşemiyor ve yaşayıp yaşamadığından bile emin değiller; fakat Aydınlık gazetesinin askeri kaynaklardan edindiği bilgilere göre Öcalan'ın sağlık durumu iyi ve Bursa'da MİT'e bağlı bir misafirhanede tutuluyor. Öcalan'ın götürüldüğü hastanelerde kayıt tutulmuyor, aynı şekilde İmralı'da da giriş çıkış kaydı tutulmuyor. Öcalan ile ilgili iddiaların ortaya atıldığı günde, saat 15.00'de Leyla Zana, Recep Tayyip Erdoğan ile görüşecek. Zana, 2011 yılı sonunda Kürtler için özerkliğin yetersiz olduğunu söylemişti.

((Türkçe)) Gökçe Tahincioğlu "Öcalan hâlâ İmralı’da mı?" Milliyet, 30 Haziran 2012
((Türkçe))  "Leyla Zana: Mutlaka barış gelecek" Milliyet, 30 Haziran 2012
((Türkçe)) Umut Erdem "Öcalan İmralı’da mı" Hürriyet, 12 Haziran 2012
((Türkçe))  "Herkes bu soruya yanıt arıyor" Hürriyet, 29 Haziran 2012
((Türkçe))  "Zana: Kürtlere artık özerklik de yetmez" Ntvmsnbc, 28 Aralık 2011

13 Aralık 2009, Pazar

Gürcistan'dan tek taraflı bağımsızlığını ilan eden Abhazya'da devlet başkanlığı seçimi yapıldı. Genç Abhazya adlı sivil toplum örgüyü anketine göre hala başkan olan Sergey Bagapş %57 oyla seçimi kazandığı gösteriliyor. Ankette Beslan Butba %18, Raul Hajimba'nın da %14 oy aldığı ankette verilen bilgiler arasında bulunuyor. Diğer kuruluşların da yaptığı anketlere göre de Sergey Bagapş seçimi kazandığı söyleniyor. Rusya Merkezi Seçim Komisyonu Başkanı Vladimir Çurov, seçimlerin başarıyla gerçekleştirildiğini, halkın seçime büyük ilgi gösterdiğini söyledi. Kesin sonuçlar ise bugün açıklanacağı tahmin ediliyor. Ayrıca muhalif adaylar Zaur Ardzimba, Beslan Butba ve Raul Hajimba'da çoğu yerde usulsüzlük yapıldığını ileri sürdü.
Abhazya'nın mevcut devlet başkanı Sergey Bagapş bu görevi 2005'den beri sürdürüyor.

Sergey Bagapş, Abhazya Devlet Başkanı seçildi

((tr)) Trt "Abhazya'da devlet başkanlığı seçimi Seçimi" TRT, 13 Aralık 2009
((tr)) Haber Aktüel "Abhazya'da Bağapş seçimi kazandı" Haberaktüel.com, 12 Aralık 2009

16 Ekim 2011, Pazar

Adana ili Seyhan ilçesine bağlı Dağlıoğlu mahallesi Obalar caddesi üzerinde, PKK terör örgütü propagandası yapan çoğunluğunu çocukların oluşturduğu gruba müdahale eden emniyet güçlerine bombalı saldırıda bulunuldu. Bombanın el yapımı olduğu ve sokak arasında bulunan çöp konteynırına konulduğu, olaylara müdahale etmek üzere bekletilen çevik kuvvet polislerinin geçişi esnasında uzaktan kumanda ile patlatıldığı öğrenildi. Bombanın büyük bir gürültü ile patlatıldığı, patlama neticesinde 4 polis memuru ile 2 sivil vatandaşın yaralandığı, yaralıların Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi, Adana Numune Hastanesi ve Adana Devlet Hastanesine kaldırıldığı öğrenildi.
Adana İl Valisi Hüseyin Avni Coş, hastaneden çıkışta basın mensuplarına olay ile ilgili soruşturma başlatıldığını bildirerek "Yasa dışı gösteriye müdahale eden güvenlik güçlerimizin çalışması esnasında Seyhan Jandarması denilen binanın duvarı dibine konulan el yapımı patlayıcının patlaması sonucu 2'si vatandaş olmak üzere 6 kişi yaralandı. Polislerden 2'sinin durumu ciddi, diğerlerinin ayakta tedavileri sürüyor. Çok ciddi bir durum yok" dedi.
Olay ile ilgili sadece aldığı ön bilgileri verdiğini beyan eden Vali Coş, olay yerinde uzmanların çalışmaya devam ettiğini, detaylı açıklamanın inceleme sonucunda yapılacağını söyledi. Saldırının ardından Olay Yeri İnceleme ve Kimlik Tespit Şube Müdürlüğü ile Bomba İmha Şube Müdürlüğü ekipleri bölgede çalışma yürütürken, izinsiz gösteriler de devam etti

((Türkçe)) zaman "Adana'da yasa dışı gösteride patlama: 6 yaralı" zaman.com.tr, 16 Ekim 2011
((Türkçe)) haberturk "Adana'da bombalı saldırı" haberturk.com, 16 Ekim 2011

12 Mart 2012, Pazartesi

Afganistan'ın Kandahar ilinde pazar günü üssünden ayrılan bir Amerikan askeri 9'u çocuk 16 Afgan sivili öldürdü. Olay Afganistan'da geniş tepkiye yol açtı, ABD başkanı Barack Obama üzüntüsünü dile getirdi.
Olay 11 Mart Pazar günü (dün) yerel saatle 03:00 sularında meydana geldi. Kandahar ilindeki Taliban'ın kültürel etkisinin güçlü olduğu Pencvai bölgesindeki üssünden ayrılan bir Amerikan askeri yakınlardaki Balandi köyüne kadar olan yaklaşık 1.5 kilometrelik yolu yürüdü. Burada üç eve giren saldırgan ev halklarına ateş açtı ve on iki kişiyi öldürdü. Daha sonra ABD üssünün 450 metre kadar yakınındaki Alkozai köyüne giden saldırgan, burada da dört kişiyi vurarak öldürdü.
Afganistan'da olaya verilen tepkiler çok sert oldu. Cumhurbaşkanı Hamid Karzai "masum sivillerin affedilemez bir şekilde istenerek öldürülmesi" olarak niteledi. Afgan Parlamentosu bu "insanlık ve medeniyet dışı" saldırıyı kınadığını bildirdi. Taliban ise saldırıların ardından intikam alacağını açıkladı ve saldırıyı "Amerikalı vahşilerin işlediği kanlı ve insanlık dışı bir suç" olarak niteledi.
ABD Başkanı Barack Obama'ysa üzüntülerini dile getirdi ve "bu trajik ve şoke edici olay kuvvetlerimizin istisnai karakterini ve ABD'nin Afgan halkına duyduğu saygıyı yansıtmamaktadır," dedi.
Olay Amerikan askerlerinin bir üste Kuran yakmalarının ortaya çıkmasının ardından Afganistan ile ABD arasında ortaya çıkan gerginlik sırasında meydana geldi. Bazı uzmanlar olayın Afgan halkının NATO güçlerine olan bakışında ve Afganistan'ın ABD'ye yönelik politikasında bir değişikliği yol açabileceğini söylüyor.

((İngilizce)) Tom A. Peter "Afghans question U.S. mission after shootings" USA Today, 12 Mart 2012
((İngilizce)) Taimoor Shah ve Graham Bowley "U.S. Scrambles to Contain Fury Over Attack in Afghanistan" The New York Times, 12 Mart 2012

20 Ağustos 2009, Perşembe

Afgan halkı 5 yıl görev yapacak devlet başkanını seçmek üzere sandık başına gitti. Seçimde 36 aday yarışıyor. Kamuoyu yoklamalarına göre Hamid Karzai diğer adaylara göre önde görünüyor. Abdullah Abdullah ise onun hemen arkasından geliyor.
Oy verme işlemi 02:30'da (UTC) başladı. Seçime katılımın Taliban'ın aktif olduğu bölgelerde az olduğu bildiriliyor. Öte yandan bugün Afganistan'da çıkan olaylarda 1 emniyet görevlisi ve 22 militan hayatını kaybetti. Ayrıca 2 roketli saldırıda 4 kişinin yaralandığı bildirildi. Yetkililer saldırıları Taliban'ın yapmış olabileceğini söyledi.

  "Afganistan'da seçim günü" CNNTürk, 20 Ağustos 2009
  "Afganistan’da devlet başkanı seçimi yapılıyor" Milliyet, 20 Ağustos 2009
  "Afganistan’da devlet başkanı seçimi yapılıyor" Zaman, 20 Ağustos 2009

18 Ocak 2010, Pazartesi

Taliban, yaklaşık 20 militanıyla Afganistan'ın başkenti Kabil'e saldırı düzenledi. 9 militan, 1 sivil ve 4 güvenlik görevlisi hayatını kaybetti. Bir sivil, Devlet Başkanlık Sarayı yakınlarında kendini hava uçurdu. Daha sonra bölgedeki alışveriş merkezlerine giren Taliban üyesi 2 kişi ise üzerindeki bombaları patlattı. 200'den fazla Afgan askeri, Taliban güçleri ile çatışmaya girdi. Bu çatışmalarda ise 9 kişi hayatını kaybetti. Taliban güçlerinin bölgede Devlet Başkanlığı Sarayı, Merkez Bankası, Sanayi ve Madencilik Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı, Eğitim Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı yakınlarında çatışmaya girdiklerini belirtti. Bir süre direnen Taliban güçlerinin bir kısmı öldürülürken, bir kısmı da bölgeden kaçtı. Afganistan Devlet Başkanı Hamid Karzai, çatışmanın ardından, Kabil’de güvenliğin sağlandığını açıkladı.
ABD’nin Afganistan ve Pakistan Özel Temsilcisi Richard Holbrooke, Taliban'ın bu tip eylemlerinin yeni olmadığını söyledi ve saldırıyı yapan militanları gözü dönmüş caniler olarak niteledi. Saldırıda en az 40 kişi yaralandığı ba belirtildi. ABD yönetimi başta olmak üzere bazı devletlerin Afganistan'a 37 bin asker göndermesinin başladığı dönemde bunu başlaması bazı medya kuruluşlarınca dikkat çekici olarak nitelendirildi.

((tr))  "Afganistan'da Kanlı Gün" Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu, 18 Ocak 2009
((tr))  "Afganistan'da çatışma" Takvim (gazete), 18 Ocak 2009

25 Ağustos 2009, Salı Güncelleme: 26 Ağustos 2009

Afganistan'da 20 Ağustos 2009 günü yapılan devlet başkanlığı seçiminde, mevcut devlet başkanı Hamid Karzai'nin %40,6 oy aldığı belirtildi. Afganistan seçim komisyonu oyların %10'unun sayıldığı ve Hamid Karzai'nin %40,6 ile önde olduğunu açıkladı. Karzai'nin en büyük rakibi olarak görülen eski Dışişleri Bakanı Abdullah Abdullah'ın ise 38,7 ile Karzai'nin hemen arkasında olduğu belirtildi.
Afganistan seçim komisyonu, 26 Ağustos 2009 günü yaptığı açıklamada oyların %17'sinin sayıldığını, Karzai'nin %44,8 rakibi Abdullah Abdullah'ın ise 35,1 oy aldığını açıkladı.
Kesin sonuçların eylülün ortası ya da sonuna doğru açıklancağı duyuruldu.

Taliban oy kullananların parmaklarını kesti-22 Ağustos 2009
Afganistan'da devlet başkanlığı seçimi-20 Ağustos 2009

((tr))  "Afganistan seçimlerinde son durum" Habertürk, 25 Haziran 2009
((tr))  "Afgan seçimlerinde Karzai önde" BBC, 25 Haziran 2009
((tr))  "Afganistan Seçim Sonuçları Açıklanmaya Devam Ediyor" Haberfx.net, 26 Haziran 2009
((tr))  "Karzai arayı açıyor" CNNTürk, 26 Haziran 2009

22 Ağustos 2010, Pazar

Afganistan, ülkedeki tüm özel güvenlik şirketlerinin faaliyetlerine son verdirilmesi sürecini başlattı. Afganistan Devlet Başkanı Hamid Karzai, İçişleri Bakanlığı ve istihbarat ajanslarına bütün şirketler ve bu şirketlerde çalışan personelin listesinin çıkarılması için bir hafta süre tanıdı. Karzai, özel güvenlik şirketlerinin hükümetin otoritesini saymadığını ve kaynakları dağıttığını savundu.
Hamid Karzai, özel güvenlik şirketlerine ülkedeki faaliyetlerini sona erdirmeleri için 4 aylık bir süre tanıdı. Afganistan’da 50’yi aşkın Afgan ve uluslararası güvenlik şirketi görev yapıyor. Bu şirketler yaklaşık 30 bin kişiye istihdam sağlıyor. NATO yetkilileri ise özel güvenliklerin faaliyetlerine ancak Afgan ordu ve polisi bu şirketlerin sunduğu güvenlik hizmetlerini sunabilecek hale geldiğinde son verilebileceğini söylüyor.

16 Ekim 2012, Salı

Türkiye Cumhuriyeti Kara Kuvvetleri Lojistik Komutanlığı'na bağlı Afyonkarahisar’daki Mühimmat Depo Komutanlığında, 5 Eylül 2012'deki cephanelik patlamasında şehit olan 25 askerin görev esnasında doğal afet nedeniyle şehit olduğunu (doğal afet şehidi) asker yakınlarına Kara kuvvetleri Komutanlığı'ndan yollanan mektupta belirtildi.
Patlama sonrası Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nca gerçekleştirilen araştırmada patlamanın nedeni belirlenemedi. Hazırlanan raporda, "Olayın içinde bulunan personelin hayatlarını kaybetmiş olmaları, ifadesine başvurulan personelin de direkt olarak olayın içinde olmaması nedeniyle, patlamanın nasıl ve neden meydana geldiği İdari Tahkikat sonucunda belirlenememiştir" notu düşüldü. Askeri Savcı, 14 Eylül 2012'de "patlamada sabotaj ya da terör izine ait bir emare bulunmadığını" söyledi. 
Doğal afet şehidi 21 er ve erbaşların yakınlarına 3 bin'er TL tazminat ödendi. Doğal afet şehidi olan iki astsubay ve uzman çavuşa ödenecek yardımı Sosyal Güvenlik Kurumu belirleyecek. Ayrıca doğal afet şehidi askerlere Mehmetçik Vakfı da 30'ar bin lira ödeyecek. Astsubay ve uzman çavuşların aldığı maaşlar ailelerine aylık olarak ödenmeye devam ediyor, er ve erbaşların yakınları için belirlenen net asgari ücret tutarı kadar maaş bağlanacak. Askerler görev şehidi sayılacağındn, geriye kalan yakınları bazı haklardan mahrum kalacaklar. 
Şehit olan askerin yakınına tanınan hakları belirleyen yasalarda terörle mücadelede ölen asker ile kaza veya ihmal sonucu ölen askerin geride kalan yakınlarına sağlanacak haklarda fark bulunuyor. Bir er, geriye kalan yakınlarının tüm şehitlik haklarından faydalanabilmesi için "terörle mücadele" sırasında yaşamını yitirmeli. Afyon'daki askerler gibi görev şehidi sayılan erler, Terörle Mücadele Kanunu kapsamının dışında kaldığı için aile bireylerine iş hakkı tanınmayacak. 

((Türkçe))  "Cephanelik Terörü" Milliyet (gazete), 6 Eylül 2012
((Türkçe)) Karaaslan, Ceyda; Ay,Hasan "Afyon'daki 25 asker 'doğal afet şehidi'" Sabah (gazete), 16 Ekim 2012
((Türkçe)) Özgenç, Meltem "25 asker 'doğal afet şehidi' sayıldı" Hürriyet (gazete), 16 Ekim 2012

13 Haziran 2009, Cumartesi

İran'da yapılan seçimlerin resmi olmayan sonuçlarına göre sandıkların 45.713 sandıktan 35.268'inin (%77.13) açıldığı belirtildi. Yerel saat 06:00 (GMT: 03:00) itibariyle 28.050.761 oyun 18.302.924'ünü alan Ahmedinecad %65.24 oy oranı ile seçimi önde götürüyor. Sandıkların açıldığı ilk saatlerde seçimi önde götürdüklerini iddia eden Mir Hüseyin Musavi ise 8.929.232 (%31.83) oy ile ikinci sırada bulunuyor.
Öte yandan Muhsin Rızai 570.174 oy (%2.3) ile üçüncü, Mehdi Kerrubi 248.431 oy (%0.88) ile dördüncü sırada seçimi götürüyor. Katılımın %75'i aştığı belirtildi.
İran yerel saatiyle akşama Mahmut Ahmedinejad'ın resmen cumhurbaşkanı olduğu açıklandı.

Musavi seçimi kazandığını iddia etti
İran'da Cumhurbaşkanlığı seçimi

  "Ahmedinecad seçimi önde götürüyor" CNNTürk, 13 Haziran 2009
  "Ahmedinecad zaferini ilan etmeye çok yakın" Hürriyet, 13 Haziran 2009
  "İşte İran'ın kararı" Gazete Vatan, 12 Haziran 2009

9 Temmuz 2011, Cumartesi

Türkiye, Kıbrıs Türk ve Rum kesimlerinin yılsonuna kadar birleşmesi ve Kıbrıs'ın Avrupa Birliği dönem başkanlığını önümüzdeki yıl bireşik olarak devralması çağrısında bulundu.
Yeni dönemde ilk dış gezisini Kuzey Kıbrıs'a yapan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, önümüzdeki altı ay içinde birleşmenin şartları üzerinde anlaşmaya varmaları durumunda 2012 yılında referandum yapılabileceğini ve Kıbrıs’ın önümüzdeki yıl devralacağı Avrupa Birliği dönem başkanlığının meşruluk kazanacağını söyledi.
Davutoğlu “beklentimiz ve umudumuz şudur: bu sene sonuna kadar kapsamlı bir çözüm gerçekleşsin, 2012’inin ilk aylarında referandum gerçekleşsin ve 2012 Temmuzunda AB dönem başkanlığını birleşik Kıbrıs üstlensin. Hedefimiz bu olmalıdır,” dedi.
Dışişleri Bakanı Davutoğlu, adanın birleşmemesinin ve Avrupa Birliği dönem başkanlığında bir kesimin adanın tümünü temsil ediyormuş gibi görülmesinin “hata olacağını” ve “Avrupa değerlerine aykırı olduğunu,” söyledi.
Bu hafta Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki Moon, Kıbrıs Türk lideri Derviş Eroğlu'yla Kıbrıs Rum lideri Dimitris Hristofyas'ın aralarındaki anlaşmazlıkları Ekim ayına kadar gidermeleri çağrısında bulunmuştu. Taraflar, iki bölgeli bir federasyonda kendilerini nasıl yönetecekleri konusunda bazı alanlarda ilerleme sağladı. Ancak sınır anlaşmazlığı ve mülkiyet konularında ilerleme sağlanamıyor.
Anlaşma sağlanırsa aynı 2004 yılında olduğu gibi birleşme için adanın her iki tarafında referandum yapılacak. Annan Planı çerçevesinde adanın birleşmesini öngören 2004 referandumunu Kıbrıslı Türkler kabul ederken, Rumlar reddetmişti.

17 Ocak 2010, Pazar
Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Lübnan’daki hükümet krizini görüşmek üzere Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’la birlikte bugün Suriye’nin başkenti Şam’a gidiyor.
Bağdat’taki temasları sırasında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Ahmet Davutoğlu, Başbakan Erdoğan’ın Şam’da Katar ve Suriye liderleriyle birlikte bir “Lübnan zirvesi”ne katılacağını bildirdi.
Anadolu Ajansı’nın haberine göre Davutoğlu Lübnan’daki son gelişmeler üzerine Irak ziyaretini kısa kesmek zorunda kaldı. Kerkük ve Necef ziyaretlerini iptal ederek Ankara’ya dönen Davutoğlu Başbakan Erdoğan’la birlikte Şam’a geçecek.
Irak’ta hükümetin kurulmasından bu yana Bağdat’a ilk resmi ziyaretini gerçekleştiren Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Irak Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari, Başbakan Nuri el Maliki ve Cumhurbaşkanı Celal Talabani ile görüştü.
Davutoğlu'nun ziyaretinde ayrıca Irak ile 2008'de oluşturulan Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi ele alındı. Konseyin ikinci toplantısı için hazırlıklar gözden geçirildi. İkinci toplantı, Irak Dışişleri Bakanı Zebari'nin de katılımıyla Türkiye'de yapılacak.
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Bağdat temasları çerçevesinde Türkmen bakan ve milletvekilleriyle de bir araya geldi.
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun Bağdat görüşmelerinde Lübnan ve Tunus'taki gelişmeler de ele alındı.

5 Mayıs 2016, Perşembe

4 Mayıs'ta, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ahmet Davutoğlu arasında 1 saat 40 dakika süren geçen görüşmenin ardından, Başbakan, parti MYK'sini topladıktan sonra, yaptığı açıklama da, Adalet ve Kalkınma Partisi genel başkanı olarak, partiyi olağanüstü kongreye götüreceğini ve aday olmayacağını açıkladı. 22 Mayıs'ta yapılacak genel başkanlık seçiminde kimin partinin başına geçeceği ve dolayısıyla da yeni başbakanın kim olacağı merak ediliyor. 
Olayların gelişimi
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Cumhurbaşkanlığı Seçimleri dolayısıyla, genel başkanı olduğu Adalet ve Kalkınma Partisi'ndeki yetkilerini bıraktıktan sonra, yeni genel başkan konusunda Ahmet Davutoğlu'nu işaret etmiş ve daha sonrasında, yapılan kongreyle genel başkanlığı kesinleşen Davutoğlu, son genel seçimlerde partinin oylarını arttırarak tekrardan iktidara taşımıştı.
Genel başkanlığı süresince partiyi kimin yönettiği, başkanlık sistemi ve Paralel Yapıyla Mücadele, MİT müsteşarı Hakan Fidan'ın milletvekili adaylığı ve benzeri gibi konular da, Ahmet Davutoğlu'na eleştiriler gelirken, geçen haftalar da, bir televizyon programında gazeteci Nasuhi Güngör'ün Davutoğlu'yla bu iş artık gitmez demesi üzerine, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Başbakan Davutoğlu arasında anlaşmazlıkların yaşandığı yorumları yapıldı. Öte yandan internette, Pelikan Dosyası olarak bilinen bir metin, gerek kamuoyunda ve gerekse de sosyal medya da çok konuşulmuştu. Yeni Akit gazetesi yazarı Ali Karahasanoğlu “Pelikan” mıymış, neymiş! başlıklı köşe yazısında, Erdoğan ile Davutoğlu arasında bir ihtilaf olmadığı kanaatindeyim derken, Hürriyet gazetesi köşe yazarı Ahmet Hakan ise konuyla ilgili yazısının başlığını, Reisçi miyiz Hocacı mıyız? koyarak, okuyucularına sunmuştu.

9 Ağustos 2011, Salı
Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Suriye'yi sivil halka kanlı müdahaleden vazgeçirmek amacıyla Şam’da Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed’le görüştü.
Altı saat süren görüşmede Ahmet Davutoğlu’nun Şam hükümetine Ankara’nın “kararlı iletisini” iletmesi bekleniyordu. Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, haftasonu yaptığı açıklamada sabırlarının taştığını ve Suriye’deki olayları “Türkiye’nin iç meselesi” olarak gördüklerini söylemişti.
Ancak Türk hükümetinin son dönemde Suriye’deki olaylarla ilgili söylemlerini sertleştirmesi muhalefetin tepkisine yol açtı. Ana muhalefet Cumhuriyet Halk Partisi Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan’ın “sabrımız taştı” sözlerini eleştirdi ve “Hiçbir ülkenin başka bir ülkenin iç işini kendi iç işi olarak göremeyeceğini” söyledi.
ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton dün Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nu telefonla aramış ve Washington’un “Suriye ordusunun kışlasına dönmesi ve tutukluların derhal serbest bırakılması” çağrısını Esed hükümetine iletmesini istemişti.
Öte yandan Körfez ülkeleri Suudi Arabistan, Kuveyt, Katar ve Bahreyn, Şam’daki büyükelçilerini geri çağırmıştı.
Sivil halka yönelik askeri operasyonlara son vermesi için Esed yönetimine uluslararası baskılar artıyor. İnsan hakları örgütleri, tanklar tarafından desteklenen askerlerin son birkaç günde Hama ve Deyr el Zur’da yüzlerce kişiyi öldürdüğünü iddia ediyor.
Eylemciler bugünkü operasyonlarda Hama’da en az beş sivilin öldüğünü belirtiyor. Öte yandan resmi haber ajansı SANA, askerlerin “sivilleri koruma ve teröristleri izleme” görevini sona erdirip Hama’dan çekilmeye başladığını bildirdi.
Ahmet Davutoğlu’nun Esed’le görüşmek üzere Şam’da bulunduğu sırada, Suriye tankları Türkiye sınırı yakınındaki Binniş kasabasına girdi.
Dün Devlet Başkanı Esed Genelkurmay Başkanı General Davud Racha’yı savunma bakanı olarak atamıştı.

3 Haziran 2009, Çarşamba

Brezilya açıklarında düşen Fransız Havayolları Air France'a ait yolcu uçağının kalıntıları bulundu.
Brezilya'nın 650 kilometre kuzeydoğusunda bulunan enkaz parçaları arasında uçağın yolcu koltuklarına rastlandı. Uçağın Atlas Okyanusu üzerindeki güzergahında belirlenen iki ayrı enkazda herhangi bir yaşam belirtisi tespit edilemedi. 228 kişiyi taşıyan uçağın, fırtına yüzünden Atlas okyanusunda Fernando De Noronya adası yakınlarında düştüğü kesinleşti. 300 kilometrekarelik bir alanda sürdürülen arama çalışmalarında 36 saat sonra uçağa ait yolcu koltukları ile diğer bazı kalıntılar tespit edildi.

Uçağın fırtınalı havada yıldırım düşmesi sonucu okyanus sularına çakıldığı sanılıyor. Kaybolmadan çok kısa süre önce uçaktan, güçlü bir türbülansa girildiği ve elektrik sisteminin çöktüğü mesajı gönderilmişti. Brezilya Havayollarından bir pilot, okyanusta uçağa ait olabileceğini belirttiği alevler gördüğünü bildirdi. Ancak Fransa Savunma Bakanı Herve Morin, terörizm de dahil her olasılığı araştırdıklarını söyledi. Bazı uzmanlar uçağın tüm iletişim sistemlerinin aynı anda kesilmesi olasılığını çok düşük gördüklerini bildiriyor. Uçaktaki 216 yolcu ve 12 mürettebattan umut kesilmiş durumda. Bu kaza, 2001'den bu yana en büyük havacılık faciası oldu. Uçakta 73 Fransız, 58 Brezilyalı, 26 Alman, 9 Çinli, 9 İtalyan olmak üzere çeşitli milliyetlerden toplam 228 kişi bulunuyordu. 

  "Uçağa Ait Sanılan Parçalar Bulundu" TRT, 3 Haziran 2009

20 Mayıs 2016, Cuma

Adalet ve Kalkınma Partisi'nde, Ahmet Davutoğlu'nun görevi bırakmasının ardından yeni genel başkanın dolayısı ile Türkiye Cumhuriyeti'nin yeni başbakanının kim olacağı merak konusuydu. Bu konuyla ilgili ilk gelişme yaşandı ve Binali Yıldırım Genel Başkan adayı oldu.
AKP Merkez Karar Yönetim Kurulu toplantısının ardından şu anki görevi Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı olan Binali Yıldırım'ın aday olduğu, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik tarafından bildirildi. Ömer Çelik, Binali Yıldırım hakkında şunları söyledi; "Çok değerli bir arkadaşımız, büyük bir mutabakatla İzmir Milletvekilimiz, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanımız Sayın Binali Yıldırım, genel başkan adayı olarak seçilmiştir."
Bu cümlelerin ardından Binali Yıldırım söz aldı ve kongreyi demokrasi şöleni olarak değerlendirdi. 

((Türkçe))  "AKP'nin Genel Başkan adayı Binali Yıldırım" http://www.bbc.com/, 19 Mayıs 2016
((Türkçe))  "AKP kararını verdi." http://www.milliyet.com.tr, 19 Mayıs 2016

20 Eylül 2010, Pazartesi
Van’da tarihi Akdamar Kilisesi’nde 95 yıl aradan sonra ilk kez düzenlenen ayine yüzlerce Ermeni katıldı.
Türkiye-Ermenileri Patrikliği Genel Vekili Aram Ateşyan, mükemmel bir ayin olduğunu belirterek bunu sağladıkları için devlet yetkililerine teşekkür etti. Koro eşliğinde ilahiler ve duaların okunduğu ayin iki saat sürdü ve 148 yerli, 63 yabancı basın mensubu tarafından izlendi.
Van Gölü’ndeki bir adada 10’uncu yüzyılda inşa edilen Akdamar Kilisesi’nde ayin yapılmasına Türkiye Birinci Dünya Savaşından beri ilk kez izin veriyor. Türk yetkililer, Ermeni cemaatine bir jest ve Türkiye ile Ermenistan arasında uzlaşma çabalarını güçlendirme amacıyla her yıl bir kez ayin düzenlenmesine izin vereceklerini söylüyor.
Akdamar Kilisesi Türk hükümeti tarafından restore edildikten sonra 2007 yılında müze olarak yeniden açılmıştı.

10 Haziran 2009, Çarşamba

Cumhuriyet Halk Partisi kontejyanından seçilen 3 RTÜK üyesi Zahid Akman'ın RTÜK üyeliğinin düşürülmesi için verdiği önerge 3'e karşı 5 oyla reddedildi.
Saat 19:00 sularında RTÜK'ten yapılan açıklama birçok televizyon kanalı tarafından canlı yayınlandı. Yapılan açıklamada RTÜK Başkanı Zahid Akman'ın üyeliğinin düşürülmemesine ve RTÜK Başkanlığı görevinin devamına karar verildiği açıklandı.
Cumhuriyet Halk Partisi kontejyanından seçilen üyeler, Akman'ın adının geçtiği Deniz Feneri Davası'ndan dolayı Zahid Akman'ın istifasını istemişlerdi.

  "3'e karşı 5 oyla Akman görevinde kaldı" Yenişafak, 10 Haziran 2009
  "Akman'ın üyeliği düşürülmedi" CNNTürk, 10 Haziran 2009
  "Ve RTÜK kararını verdi" Samanyolu Haber, 10 Haziran 2009
  "RTÜK üyeleri Akman'la devam dedi" Mynet, 10 Haziran 2009
  "RTÜK üyeleri Akman'la devam dedi" HaberTürk, 10 Haziran 2009
  "Zahid Akman'ın başkanlıktan düşürülmesi talebi reddedildi" Zaman, 10 Haziran 2009

26 Temmuz 2011, Salı

ABD'nin Alaska eyaletinde bir boz ayının gençlere saldırması sonucu dört kişi yaralandı. Gençlerden ikisinin hayati tehlikesinin olduğu öğrenildi.
Saldırı kamptaki yedi kişilik grup Anchorage'ın kuzeyindeki Talkeetna bölgesinde ıssız bir dereyi geçmeye çalışırken meydana geldi. Grubun önünde bulunanlar saldırıdan en ciddi yaraları aldı. Saldırının ardından gençler ilk yardımı kendileri yaptı ve acil durum sinyali veren bir cihazı etkinleştirdi, ardından bir helikopter bölgeye gönderildi. Daha hafif yaraları olanlar helikopterle en yakın hastaneye götürülürken, ağır yaralı olanlar birkaç saat sonra gelen daha iyi ekipmanlı bir hava aracıyla Anchorage'a götürüldü.

((İngilizce))  "4 teens badly hurt in attack by brown bears in Alaskan wilderness" CNN, 24 Temmuz 2011
((İngilizce)) Alexandra Topping "Grizzly bear mauls teenagers in Alaska" The Guardian, 25 Temmuz 2011

12 Kasım 2009, Perşembe

İrtica İle Mücadele Eylem Planı'nın altında imzası bulunduğu öne sürülen Albay Dursun Çiçek çıkarıldığı nöbetçi İstanbul 9'uncu Ağır Ceza Mahkemesi tarafından ikinci kez tutuklandı. Aynı konuyla ilgili olarak daha önce Ergenekon Soruşturması kapsamında tutuklanan avukat Serdar Öztürk'ün bürosunda 4 Haziran 2009'da yapılan aramada ele geçirildiği iddia edilen İrtica ile Mücadele Eylem Planı adlı TSK Genel Kurmayında hazırlandığı öne sürülen belgenin fotokopisinin altında Albay Dursun Çiçek'in imzası bulunduğu nedeniyle yine sorgulanmış ve tutuklanmıştı. Ancak 18 saat tutuklu kaldıktan sonra avukatının itirazının yeniden değerlendirilmesi neticesinde serbest kalmıştı.
Dursun Çiçek'in tahliye edilmesinden yaklaşık 4,5 ay sonra 15 Ekim 2009'da Genel Kurmayda görevli olduğu söylenen bir subay tarafından yazıldığı öne sürülen isimsiz bir ihbar mektubu Ergenekon Soruşturması ile ilgilenen Cumhuriyet Savcılarının eline ulaştı. Aynı ihbar mektubunun ekinde ise daha önce kopyası bulunan İrticayla Eylem Planı belgesinin orijinali olduğu öne sürülen ıslak imzalı aslı da savcılara gönderilmişti. Dursun Çiçek'in ıslak imzası olduğu öne sürülen imza üzerinde Adli Tıp Kurumu'nun yaptığı incelemenin neticesinde hazırlanan raporda ilgili imzanın Dursun Çiçek'e ait olduğu açıklanmıştı.
Dursun Çiçek'in avukatı Mustafa Çevik yapılan son tutuklamanın ardından yaptığı açıklamada  karara itiraz ettiklerini ve Dursun Çiçek'in savcıya ve hakime verdiği ifadesinde suçlamaları kabul etmeyerek, belgedeki imzanın kendine ait olmadığını söylediğini belirtti.

Dursun Çiçek önce tutuklandı sonra tahliye edildi - 1 Temmuz 2009
"İrtica ile Mücadele Eylem Planı" ortalığı karıştırdı - 15 Haziran 2009

((tr))  "Albay Çiçek tutuklandı!" ekolay.net, 12 Kasım 2009
((tr))  "Albay Dursun Çiçek tutuklandı" NTV, 12 Kasım 2009

Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz, Anadolu Ajansı’nın “Yılın Fotoğrafları” oylamasına katıldı.
Yavuz, oylamaya sunulan fotoğrafları inceledikten sonra haber, spor ve yaşam kategorilerindeki fotoğraflar arasından dört eser için oy kullandı.
Yaşam kategorisinde İlhami Çetin’in Ali dede ve kedisi fotoğrafına oy veren Yavuz, “Bu resimde evi yanan bir amca, başkaları bir eşyanın derdine düşecekken, o bir canın derdine düşmüş. Bizim dinimize göre Allah’a itaat etmek çok mühim ama mühim olan bir başka şey de yaratılmışlara şefkatle muamele etmek. Burada şefkatin önüne geçmiş.” ifadelerini kullandı.
Haber kategorisinde Özkan Bilgin’in “Mehmetçik’ten ilk iftar” ile Kayhan Özer’in “Seçim Zaferi” başlıklı fotoğrafı arasında kararsız kalan Yavuz, her ikisi için de oy kullandı.
Yavuz, “Mehmetçik’ten ilk iftar” adlı fotoğraf için, “O bayrağın bir yandan dalgalanırken, o kadar net ve canlı bir renge bürünmesi çok enteresan geldi bana. Müthiş bir tevafuk olduğunu düşünüyorum. Bu bayrak için hayatlarını riske etmişler, ölüme gitmeyi göze almışlar. Bayrak da diyor ki adeta; ‘Ben buradayım, hiçbir zaman düşmeyeceğim, solmayacağım, inmeyeceğim.’ Kendini adeta parlatmış. Adeta canlanmış gibi.” dedi.
Yavuz, Spor kategorisinde ise Ali Atmaca’nın “Ata Sporu” isimli fotoğrafına oy verdi.

3 Nisan 2016, Pazar

Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Haydar Aliyev, yakın zamanda Ermenistanla gerçekleşen sıcak çatışma için Zafer kazandık derken, Azerbaycan halkını tebrik etmek istiyorum. Bundan sonra da düşmanın tüm saldırıları cevapsız kalmayacak dedi.
ABD'deki Nükleer Güvenlik Zirvesi'nden Azerbaycan'a döner dönmez Güvenlik Konseyi'ni toplayan İlham Aliyev'in,
Bakü'nün savaştan değil, barıştan yana olduğu açıklamasına, Ermenistan Savunma Bakanlığı Sözcüsü Artsrun Ovannisyan, Azerbaycan'ın açıklaması, bir tuzak. Azerbaycan tek taraflı olarak ateşkes uygulamıyor diyerek cevap verdi.

Azerbaycan-Ermenistan sınırında çatışma çıktı

((Türkçe)) sputniknews.com "Aliyev: 100'ün üzerinde Ermeni askeri öldü" Sputnik (web ajansı), 03 Nisan 2016
((Türkçe)) sputniknews.com "Azerbaycan'ın ateşkes açıklamasına Ermenistan'dan yanıt" Sputnik (haber ajansı), 03 Nisan 2016
((Türkçe)) hurriyet.com.tr "Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev: Büyük bir zafer kazandık" Hürriyet (gazete), 03 Nisan 2016

7 Mayıs 2009, Perşembe

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan Çek Cumhuriyeti'nin başkenti Prag'da bir araya geldiler. Dağlık Karabağ sorununun tartışıldığı görüşme yaklaşık 3 saat sürdü. Görüşmenin ardından el sıkışmayan liderler, Karabağ sorunu konusunda prensipte anlaştıklarını açıkladı.
Toplantı, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) bünyesinde ABD'nin önderliğinde yapıldı. Görüşmeye, sorunun çözümü için kurulan Minsk grubunun eşbaşkanları, ABD, Fransa ve Rusya'dan temsilciler de katıldı. ABD temsilcisi Matthew Bryza görüşmenin yapıcı ve yararlı olduğunu açıkladı.
Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Aliyev ile görüşme yaptı. Kırkbeş dakika süren görüşmeye iki ülkenin dışişleri bakanları Ahmet Davutoğlu ve Elmar Memmedyarov'da katıldı. Gül, Aliyev'den sonra Sarkisyan'la da görüştü.

  "Aliyev ve Sarkisyan prensipte anlaştı" NTVMSNBC, 7 Mayıs 2009
  "Aliyev ve Sarkisyan prensipte anlaştı" CNNTürk, 7 Mayıs 2009
  "Aliyev ve Sarkisyan el sıkışmadı" NTVMSNBC, 7 Mayıs 2009
  "Abdullah Gül İlham Aliyev ile görüştü" CNNTürk, 7 Mayıs 2009

22 Kasım 2009, Pazar

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan Dağlık Karabağ sorununu görüşmek üzere Almanya'nın Münih kentinde biraraya geldiler. Fransa'nın Münih Başkonsolosluğu'da yapılan görüşme yaklaşık 4 saat sürdü.
Yapılan görüşmeye Azerbaycan Dışişler Bakanı Elmar Memmedyarov, Ermenistan Dışişleri Bakanı Eduard Nalbandyan'ın yanısıra AGİT Teşkilatı'nın Minsk Grubu eşbaşkanları Bernard Fassier, Yuri Merzlyakov, Robert Bradtke ve AGİT Başkanı temsilcisi Anjey Kaspşik katıldı. Toplantıdan sonra Bernard Fassier gazetecilere yaptığı açıklamada, "Bazı önemli ilerlemeler sağlandı. Aynı zamanda, bazı zorluklar da tespit ettik" dedi. Bu görüşmeden 1 gün önce İlham Aliyev Ermenistan ile aralarındaki bu sorununun çözümüne ilişkin olarak, "Görüşmelerden somut bir sonuç çıkmaması durumunda, askeri güç kullanabileceklerini" açıklamıştı. Bu görüşmenin 2009 yılı içinde yapılan 6. görüşme olduğu açıklandı.

((Türkçe))  "Azeri ve Ermeni liderler Münih'te buluştu" CNNTürk, 22 Kasım 2009
((Türkçe))  "Karabağ için yeniden umut doğdu" İnternet Haber, 22 Kasım 2009
((Türkçe))  "Aliyev'le Sarkisyan biraraya geldi" Sabah, 22 Kasım 2009

30 Haziran 2012, Cumartesi

Avrupa Birliği ve Avro kullanan ülkeler tarihlerinin en kritik dönemlerinden birini yaşıyor. 2008'de İrlanda'da başlayan, sonra Avrupa'nın özellikle güneyindeki Avro ülkelerine yayılan ekonomik krizin sonu gelmiyor. 
Gerçi Brüksel'de düzenlenen ve Avro Bölgesindeki 17 ülkenin devlet ve hükümet başkanlarının katıldığı zirvede ekonomik büyümenin teşviki için 120 milyar Avro kaynak temini konusunda uzlaşmaya varıldı. Ancak ekonomi uzmanları zirvenin bu sonucunun krizin aşılmasından çok, zaman kazanılmasını hedeflediği konusunda hemfikirler ve birliği dağılmanın eşiğine getiren istikrarsızlığın sürdüğünü savunuyorlar.
Yapılan yorumlara göre krizin derinleşmesinin nedeni ise Almanya Başbakanı Angela Merkel'in sürdürdüğü çizgi. Merkel, Avro kullanan ve ekonomik krizden etkilenen ülkelerin bütçelerini disipline etmelerini ve rekabet güçlerini artırmalarını talep ediyor, İtalya ve İspanya'nın başını çektiği ülkeler ise Avro bölgesinin krizden kurtulabilmesi için "ortak tahvil" sistemini arzuluyorlar.
Brüksel Zirvesi öncesinde "Ben hayatta olduğum sürece ortak tahvil gerçekleşmeyecek." diyerek çok sert bir açıklama yapan Merkel, Brüksel'de varılan uzlaşıyı da kendi başarısı olarak tanımladı ve 120 milyar Avroluk teşvik paketinin işverenlerin kredi alımını kolaylaştırılacağını ve işsizliğin azalacağını söyledi.
Bütün Avro ülkelerinin aksine ekonomik büyümesini sürdüren Almanya'da çok sayıda ekonomist bu durumun Merkel'in katı tutumu sonucunda önümüzdeki aylarda olumsuz yönde değişebileceğinden endişeli. Erlangen Üniversitesinden ekonomi profesörü Şefik Alp Bahadır, Avrupa ekonomisinin dibe vurduğunu ve dış ticaretten yaşayan Almanya'nın bundan etkileneceğini savunuyor.
Öte yandan 1 Ocak 2013'te yürürlüğe girmesi planlanan Avrupa İstikrar Mekanizması, Almanya tarafından da kabul edildi. Hem Federal Parlamento’da hem de Federal Eyaletler Meclisi’nde oylanan ve hükümet partileri CDU/CSU ve FDP ile ana muhalefet partisi SPD ve Yeşiller’in desteği ile kabul edilen Avrupa İstikrar Mekanizması İngiltere ve Çek Cumhuriyeti dışında tüm AB üyeleri tarafından kabul edilmişti.
Başbakan Merkel Brüksel'deki AB zirvesinin hemen ardından Berlin'e gelerek oylamalara katılırken, paktın iki meclisten onay almasına rağmen planladığı gibi 1 Temmuz Pazar günü yürürlüğe giremeyecek olması ise konunun başka bir boyutu.
Pakta karşı oy kullanan muhalefetteki Sol Parti konuyu Federal Anayasa Mahkemesi'ne taşıdı. Mahkemede Cumhurbaşkanı Joachim Gauck'tan ‘Mali Pakt’ı onaylamayı ertelemesini ve davanın sonucunu beklemesini istedi. Siyasi yorumcular Gauck'un bu durumda karara imza atamayacağını ve yaşanacak gecikme nedeniyle Avro bölgesindeki krizin daha da derinleşeceğini savunuyorlar.
Zorda kalan ve mali yardıma ihtiyacı olan üye ülkeler için planlanan Avrupa İstikrar Mekanizması’nın 500 milyar € ile oluşturması bekleniyor. Almanya mekanizmanın havuzuna 22 milyar € peşin ödeme yaparken, 168 milyar €'luk taahhüt payını da garantör olarak üstlenecek.

24 Ocak 2011, Pazartesi
Almanya'da son haftalarda arka arkaya camilere yönelik kundaklama girişimleri olması ülkedeki Müslümanları huzursuz etti.
Son zamanlarda yapılan çeşitli araştırmalara göre, Almanya’da İslam düşmanlığı bariz şekilde arttı. Nitekim Alman devlet televizyonu ARD’nin konuyla ilgili bir kamuoyu araştırmasına göre, kendini İslam karşıtı olarak tanımlayanların oranı, 2009’da yüzde 34 olan bu oran geçen yıl yüzde 50’ye çıktı.

Araştırmacılar, ‘Almanya'daki Müslümanlar'ın ibadetinin büyük ölçüde kısıtlanması gerekir' ifadesini onaylayanların oranının da yüzde 55 olduğunu belirtiyorlar. Son haftalarda yoğunlaşan, Müslümanları ve İslami örgütlerini kuşkulandıran kundaklama girişimleri bu tartışmalar kapsamında başka bir boyut kazanıyor. Nitekim başkent Berlin'deki tarihi Türk Şehitlik Camii'ne son üç ay içinde toplam dört kez kundaklama girişimi yapılırken, gene Berlin’de bulunan ve Ahmediye Cemaati’ne bağlı Almanya’nın en eski camisi de bir önceki hafta sonunda yakılmak istendi. Polis geçen Cumartesi kundaklamaların bir bölümünden sorumlu olduğu anlaşılan bir zanlıyı, gözaltına almayı başardı. Zanlının suçunu itiraf ettiği öğrenildi, güvenlik yetkilileri kundaklama girişimlerinin siyasi yönü ve aralarında bağlantı olup olmadığını inceliyor.
Yetkililerin aşırı sağcı ve İslam düşmanı grupları daha da cesaretlendirmemek için bilinçli bir şekilde konuyu büyütmemeye özen gösterdiği dikkati çekerken, Berlin İçişleri Senatörü Körting ise Almanya’da göçmenler hakkında yapılan tartışmaların, İslam düşmanı ve ırkçı saldırganları cesaretlendiren bir atmosfer meydana getirdiğini belirtti. Almanya İslam Federasyonu sözcüsü Burhan Kesici de eski bankacı Thilo Sarrazin’in geçen yıl yayınlanan Türk ve Müslüman düşmanı kitabının Almanya’daki atmosferi değiştirdiği görüşünde.
Burhan Kesici, siyasilerin genelleştirici suçlamaları nedeniyle Almanların İslam’ı terörle eş tuttuğunu savunuyor.
Bazı güvenlik yetkililerin önerdiği gibi, camilerin de Almanya’da bulunan Yahudi sinagogları gibi özel koruma altına alınması talebin doğru bulmadığını ifade eden Kesici, Berlin’de bir zanlının tutuklanmasına sevindiklerini, ancak toplumun İslam’a olan bakışının değişmesinin gerekliliğine vurgu yapıyor.
Bu arada Almanya’nın diğer bölgelerinde bulunan çok sayıda camiye de mektupla yakma tehdidi yapıldığı ve İslam karşıtı internet sayfalarında da camilere domuz kulağı yollanması yönünde çağrılar yer aldığı haber veriliyor.

27 Eylül 2009, Pazar

Federal meclis milletvekillerini seçmek için sandık başına giden Almanya'da, seçimlerden muhafazakâr merkez sağ zaferle çıktı. Sosyal Demokratik Parti (SPD) ise tarihinin en kötü sonucunu aldı.
Yeni kurulacak hükûmette Hristiyan Demokratik Birlik (CDU) ve Hristiyan Sosyal Birlik (CSU) yerini korurken, başbakan Angela Merkel'in yeni iktidar ortağının Hür Demokratik Parti (FDP) olması bekleniyor. Böylece Almanya'da Helmut Kohl'un 1998'de sona eren hükûmetinin ardından ilk kez siyah-sarı bir hükûmet olacak. Burada siyah renk Hristiyan Birlik partilerini, sarı ise Hür Demokratları temsil ediyor.
Kesin olmayan sonuçlara göre CDU/CSU %33,8, SPD %23,1, FDP % 14,6, Sol Parti %11,9, Yeşiller %10,6, diğer partiler ise %6 oy oranına ulaştı. Bu sonuçlar FDP'nin, Yeşiller'in ve genel seçimlere  ilk kezkatılan Sol Parti'nin şimdiye dek ulaştıkları en yüksek oy oranları oldu. Yaklaşık 62 milyon seçmenin sandık başına çağrıldığı Almanya'da katılım oranı yüzde 72,5'i aşamayarak genel seçimlerde şimdiye dek kaydedilen en düşük oran oldu.
CDU genel başkanı ve Almanya başbakanı Angela Merkel, seçim sonuçlarını "Hepimiz mutluyuz. Harika bir iş başardık. Hedefimize ulaştık." sözleriyle kutlarken, seçmenlere hitap ederek "Büyük koalisyondan ilk kez tekrar siyah-sarı hükûmete geçiş yapacağız. 21. yüzyılda da bir halk partisi olarak çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Herkes için merkez sağ parti olmak istiyorum. Destek verenlere kalpten teşekkürlerimi sunuyorum." dedi.
Seçim sonuçları SPD destekçilerinde moral bozukluğuna neden olurken, SPD genel başkanı Franz Müntefering ve başbakan adayı Frank-Walter Steinmeier bir basın toplantısı düzenledi. Başbakan adayı Steinmeier "Seçmenler kararını verdi ve bu, Almanya Sosyal Demokratları için acı bir gündür. Bunu kabul etmemiz gerekiyor. Büyük bir özveriyle sürdürdüğümüz, sokaklarda, meydanlarda büyük bir destek hissettiğim bir seçim kampanyasının ardından bu vahim bir yenilgidir." diye konuştu. Ana muhalefet görevini üstlendiklerinin altını çizen Steinmeier, yeni hükûmetin her adımını büyük bir dikkatle izleyeceklerini belirtti.
Yeşiller'in eş başkanlığını yapan ama federal meclise yeniden seçilemeyen Cem Özdemir ise yaptığı açıklamada üç önemli hedeflerinin ancak birini gerçekleştirebildiklerini söyledi. %10 oy oranını geçme hedeflerine ulaştıklarını söyleyen Özdemir, diğer hedefleri olan Hristiyan Birlik partileriyle Hür Demokratların hükûmet kurmasını engellemeyi ve üçüncü büyük parti olmayı ise başaramadıklarını belirtti.

((tr))  "Merkel'ın yeni ortağı liberaller" DW Türkçe, 27 Eylül 2009
((tr))  "SPD muhalefete çekiliyor" DW Türkçe, 27 Eylül 2009
((tr))  "Almanya'da zafer beklendiği gibi merkez sağın" NTVMSNBC, 27 Eylül 2009
((tr))  "Angela Merkel yeniden başbakan" CNN Türk, 27 Eylül 2009
((tr))  "Hedefimize ulaştık" Hürriyet Avrupa, 27 Eylül 2009
((tr))  "Özdemir: Üç hedefimizden ikisini başaramadık" Samanyolu Haber, 27 Eylül 2009

8 Mayıs 2010, Cumartesi

Almanya'nın Federal Meclis'inin alt kanadında, Yunanistan'a mali kriz nedeniyle 22.4 milyar euroluk yardım yapılması onaylandı. 390 oy alan paketin üst kanattan da hızla geçmesi bekleniyor. Yardım paketi ülke kamuoyunda çetin tartışmalara konu olmuştu.
Pakete göre Yunanistan'a yapılacak toplam 110 milyar euroluk yardımın 22.4 milyar eurosunu Almanya karşılayacak. Bu karşılanan paranın 10 milyar eurosu ise özel bankalardan gelecek. Beş akademisyen ise yardım yapılmasına karşı anayasa mahkemesinde dava açtılar ve dava sonuçlanana kadar yürütmenin durdurulmasını istediler.
Fransa ve İtalya'da paketin kendilerine düşen kısımlarını bugün kabul ederken, Yunanistan da kemer sıkma paketini dün onaylmıştı.

((tr))  "Alman Meclisi, Yunanistan'a yardım paketini onayladı" Zaman, 8 Mayıs 2010

2 Haziran 2016, Perşembe

Almanya Federal Meclisi, Hristiyan Birlik partileri (CDU / CSU) ile Sosyal Demokrat Partisi (SPD) ve Yeşiller Partisi tarafından 1915-1916 döneminde Ermenilere ve diğer Hristiyan azınlıklara dönük soykırımı hatırlama ve anma ismiyle sunulan yasa tasarısını, 1 ret ve 1 çekimser oya karşı kabul etti. Oylamaya, Almanya Başbakanı Angela Merkel ve dışişleri bakanı ise katılmadı.
Oturumun başında, Sosyal Demokrat Partisinin Meclis Grup Başkan Yardımcısı Rolf Mützenich yaptığı açıklamasında, Savaş insan hakları ihlallerinin yapılmasını hafifletemez. Bu bugün de öyle. Bu nedenle o zaman savaşın olması Ermenilere yönelik yapılan katliamı hafifletmemesi gerekiyor. Bu karar Cumhurbaşkanı Erdoğan’a karşı alınmış bir karar değildir. Erdoğan ve AKP, politik İslam’ı temsil ediyor ifadelerini kullanırken, mevcut yasa tasarısından ayrı bir önerge veren Sol Partisinin Meclis Grubu Eski Başkanı Gregor Gysi ise, 1.5 milyon Ermeni’nin öldürülmesi açık bir soykırımdır. Almanya’nın tarihi sorumluluğu var. Almanya soykırıma ortaklık etmiştir dedi.
Ayrıca, Yeşiller Partisi Eş Başkanı Cem Özdemir ve Sol Parti Meclis Grubu Uluslararası İlişkiler Politikası Sözcüsü Sevim Dağdelen’in sosyal medya ve gönderilen mektuplarla ölümle tehdit aldıkları ve Dağdelen ise yaptığı açıklamasında, bu tehditlerin milliyetçi Türk çevrelerinden geldiğini söyledi. 
Diğer yandan, Adalet ve Kalkınma Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi ve Miliyetçi Hareket Partisi, ortak olarak yayımladıkları bir bildiriyle, bu kararı kınadıklarını açıkladılar.

1915-1916 döneminde Ermenilere ve diğer Hristiyan azınlıklara dönük soykırımı hatırlama ve anma yasa tasarısının tam metni - Agos.com

((Türkçe))  "Almanya Parlamentosu Soykırım tasarısını kabul etti" Agos, 2 Haziran 2016
((Türkçe))  "Alman Meclisi soykırım tasarısını kabul etti" Deutsche Welle, 2 Haziran 2016
((Türkçe))  "Almanlar da utanmadı!" Bengütürk TV, 2 Haziran 2016
((Türkçe)) Yücel Özdemir "Almanya, Ermeni Soykırımı'nı resmen kabul etti" Evrensel (gazete), 2 Haziran 2016
((Türkçe))  "Almanya Meclisi 1915 'Sözde Ermeni Tasarısını' kabul etti" Sabah (gazete), 2 Haziran 2016
((Türkçe))  "Ermeni Soykırımı tasarısı Almanya Parlamentosu’nda kabul edildi" İMC TV, 2 Haziran 2016

18 Temmuz 2011, Pazartesi

Almanya Başbakanı Angela Merkel, Avrupa içinde bir kredi derecelendirme kuruluşu oluşturmayı teklif etti. 
Merkel bu teklifi ABD merkezli kredi derecelendirme kurumları Fitch ve Moody’nin, Avrupa Birliği’nde mali zorluklar yaşayan bazı ülkelere ait kredi notlarını düşürmesinin ardından yaptı. 
Alman televizyonlarında konuşan Merkel, Çin’in bile kendi derecelendirme kuruluşu olduğuna dikkati çekti ve Avrupa’nın mutlaka böyle bir kuruluşa sahip olması gerektiğini söyledi. 
Amerikalı kredi kurumları Fitch ve Moody, mali zorluk içindeki Yunanistan, İrlanda ve Portekiz’in devlet bondlarını “yüksek riskli” yatırımlar olarak tanımlamış ve bu ülkelerin kredi notlarını düşürmüştü.
Amerikalı kredi derecelendirme kuruluşlarını çok güçlü bulan Avrupa Birliği yetkilileri ise, bu kurumların borçtan kurtulmaya çalışan ekonomileri daha fazla yıprattığını öne sürüyor.

10 Haziran 2011, Cuma

Almanya'da ölümlere yol açan E. coli salgınının kaynağının çok büyük ihtimalle soya filizleri olduğu Alman yetkililer tarafından açıklandı. Bugün (10 Haziran) günü Almanya Hastalık Kontrol Merkezi başkanı Reinhard Burger, herhangi bir tahlil sonucunda filizlerde bakteri çıkmadığını; ancak hastaları inceleyerek hastalığın kaynağının soya filizi olduğuna varılabileceğini açıkladı. Salgın şu ana kadar 30'u Almanya'da ve biri İsveç'te olmak üzere 31 ölüme yol açmış durumda.
Burger, Aşağı Saksonya'daki şüpheli bir çiftlikten alınan örneklerin temiz çıktığını; ama yapılan araştırmalarda soya filizi yiyenlerin yemeyenlere göre hastalığa yakalanma olasılığının 8.6 kat daha yüksek olduğunun ortaya çıktığını söyledi ve hastalığın kaynağının filizler olduğunu ilan etti.
Alman yetkililer salatalık, domates ve marul yenmemesi yönündeki uyarıları kaldırdı. Almanya Sağlık Bakanı Daniel Bahr, uyarının o dönem bilinenlere göre haklı olduğunu belirtti. Bunun üzerine hastalığın en yaygın olduğu yer olan Hamburg şehrindeki çiftçiler tonlarca marul ve salatalığı bedava olarak dağıttı. Şu anda tek uyarı soya filizlerinde bulunuyor. Soya filizleriyle temas eden diğer sebzelere de hastalığın bulaşabileceğini söyleyen yetkililer, hijyene çok önem verilmesi gerektiğini hatırlattı. Gelişmeler üzerine Rusya Avrupa'dan sebze ithalatı yasağını kaldırmaya söz verdi.
Bu sırada daha önce İspanya'dan gelen salatalıkların salgına yol açtığına yönelik açıklama yüzünden meydana gelen zarar sonucu Avrupa Komisyonu 210 milyon euro ödeme sözü verdi.
Soya filizlerinin daha önce 1996'da Japonya'da ve 1997'de ABD'nin Michigan ve Virginia eyaletlerinde de E. coli salgınına yol açtığı biliniyor.

((İngilizce)) Alan Cowell "Germany Says Bean Sprouts Likely E.Coli Source" The New York Times, 10 Haziran 2011
((İngilizce))  "Deadly E.coli detected on sprouts for the first time" Xinhua, 10 Haziran 2011
((İngilizce))  "Scientists 'Find EHEC Bacteria at Sprout Farm'" Spiegel, 10 Haziran 2011
((İngilizce)) Gerrit Wiesmann "Berlin says bean sprouts likely E. coli source" Financial Times, 10 Haziran 2011

9 Şubat 2013, Cumartesi

Almanya Eğitim Bakanı ve geçtiğimiz Salı günü Düsseldorf Heinrich Heine Üniversitesi Felsefe Fakültesi Konseyi tarafından doktora tezinin hükümsüzlüğüne ve doktor unvanının iptaline karar verilen Annette Schavan istifa etti. İstifa haberini Almanya Başbakanı Angela Merkel açıkladı. Konuyla ilgili olarak düzenlenen basın toplantısında istifayı duyuran Merkel, 7 yıldır Bakanlık görevini yürüten Schavan'ın istifasını önerdiğini ve büyük bir üzüntüyle kabul etmek zorunda kaldığını belirtti.

Hristiyan Demokrat Partisi'nden seçilerek Bakanlık yapan Schavan'ın, 1980 yılında Düsseldorf Heinrich Heine Üniversitesi Felsefe Fakültesi'nde yazdığı "Kişi ve Vicdan" konulu doktora tezi ile ilgili inceleme başlatılmıştı. İncelemenin başlamasına ise ismini vermeyen bir grubun internet üzerinde söz konusu doktora tezine konu kaynakların Schavan tarafından yayınlanmadığı ve kaynakların gizlendiğini önü sürmüştü. Fakülte tarafından oluşturulan heyet marifetiyle yapılan inceleme neticesinde Schavan'ın intihal yaptığı değerlendirilerek "doktor" unvanı alındı.

Almanya'da benzer bir olay iki yıl önce Savunma eski Bakanı Karl-Theodor zu Guttenberg içinde meydana gelmişti. Guttenberg hakkında da benzer iddialar ortaya atılmış ve onun da çalışmasında intihal yaptığı ortaya çıkmıştı. Bakan aynı şekilde istifa etmişti. Hatta eski Bakan bununla da yetinmeyerek ABD'ye yerleşmişti.

Schavan'ın avukatları ise intihal incelemesine karşı itiraz yoluna gideceklerini açıkladılar. Schavan'ın boşalttığı Eğitim Bakanlığına kimin getirileceğinin ise kısa sürede belirleneceği açıklandı. 

((Türkçe))  "Almanya Eğitim Bakanı istifa etti" ruvr.ru, 9 Şubat 2013
((Türkçe))  "Alman bakan istifa etti" dha, 9 Şubat 2013
((Türkçe))  "Almanya'da intihalci bakan istifa etti" tgrthaber, 9 Şubat 2013
((Türkçe))  "Alman Bakan İstifa Etti:  "İntihal" Bakanlık Koltuğundan Etti!" turktime, 9 Şubat 2013
((Türkçe))  "Merkel'in bakanı istifa etti" hurriyet, 9 Şubat 2013

3 Nisan 2016, Pazar

Türk Hava sahasını ihlal ettiği sebebiyle vurulan Rus jetlerinden, paraşütle atlayarak kurtulan pilotları daha sonrasında bulup öldürdüğü iddia edilen Alparaslan Çelik, İzmir Sulh Ceza Hakimliği tarafından tutuklandı. 
"6136 sayılı Ateşli Silahlar ve "Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'a muhalefet" suçlamasıyla mahkemeye çıkan Çelik'e, İzmir 3. Sulh Ceza Hakimliği tarafından verilen tutuklanma kararının "harp silahı bulundurmak" sebebiyle alındığı öğrenildi. 
Mahkeme çıkışı avukatı Naci Tataç aracılığıyla yaptığı açıklamasında Türkmen Dağı Türkiye'nin namusudur. Lütfen namusunuza sahip çıkın ifadelerini kullandı. Ayrıca Alpaslan Çelik'in, 'sahte para' suçundan hakkında kesinleşmiş 2,5 yıl hapis ve 2 bin lira para cezası bulunduğu, öte yandan Çelik'in 'hükümlünün kaçmasına yardım' ve 'dolandırıcılık' suçlarından da Elazığ Emniyet Müdürlüğünce arandığı ortaya çıktı.

((Türkçe)) cnnturk.com.tr "Alparslan Çelik tutuklandı" CNN Türk, 03 Nisan 2016
((Türkçe)) hurriyet.com.tr "Alparslan Çelik tutuklandı" Hürriyet (gazete), 03 Nisan 2016

7 Eylül 2012, Cuma

Alternatif Bilişim Derneği, sosyal medyaya sansür tartışmaları üzerine bir basın açıklaması yaptı. Dernek, Ulaştırma Bakanlığı'nın Twitter ve Facebook dahil sosyal medyaya kamu güvenliğinin zorunlu kıldığı durumlarda erişimi yasaklama planlarını eleştirdi. Açıklamada şöyle denildi:
"Geleneksel medyayı siyasi ve ekonomik zorla baskı altına almayı başaran hükûmet, sosyal medyanın özgürlük ortamından oldukça rahatsız. Çünkü sosyal medyada gerçekler, bizlere, geleneksel medyanın yanıltıcı prizmasından kırılarak değil, doğrudan kaynağından, yurttaşların twitlerinden ulaşıyor."

Alternatif Bilişim Derneği'ne göre, medyayı çeşitli yollarla baskı altında tutan AKP hükûmeti, halkın tepkisini en rahat dile getirebildiği sosyal medyayı sansürlemeye çalışıyor. Bu kez sansüre gerekçe gösterilen nedenin son dönemde artan nefret söylemi olduğuna dikkati çeken dernek, görüşlerini şöyle savundu:
"Kamuoyunun bildiği gibi 20 bini aşkın sitenin engellenmesinin bahanesi çocuk ve aileyi korumaktı. Çıkarılan 5651 sayılı yasa ile Youtube, Wordpress, Blogspot, Google Sites gibi sitelerin de içerisinde olduğu binlerce siteye erişim engellendi. Şimdi de nefret söylemi bahanesiyle sosyal medyanın kontrol altına alınmasını girişimi ile karşı karşıyayız. Kamuoyuna yansıyan haberlere göre Ulaştırma Bakanlığı başta Twitter ve Facebook olmak üzere sosyal medyaya, 'kamu güvenliğinin gerektirdiği ve zorunlu kıldığı' durumlarda anlık ya da saatlik olarak erişimi kısıtlamayı öngörüyor."

Alternatif Bilişim Derneğine göre, son zamanlarda sosyal medya ortamlarında artan ayrımcı, saldırgan ve nefret söylemi içeren kullanıcı türevli içeriklerin asıl nedeni ya da kökeni, siyaset ve kültürün hoşgörüsüz ve ayrımcı dili. Derneğin basın açıklamasında şu görüşlere yer verildi:
"Gündelik yaşamda sorunlar çözülmediği sürece, bu sorunların sosyal medya ortamlarına yansısının ve oradan yeniden dolaşıma sokulmasının önünün 'erişim engeli', tabir-i caizse 'sosyal medyanın fişinin çekilmesi' ile çözülmesi girişimi, gerçeklere perde çekmektir ve toplumsal, siyasal, kültürel ve ekonomik düzlemde gerçek sorun çözücülüğü yoktur. Toplumumuzda ayrımcılığın, nefret söyleminin ve nefret linçlerinin çözümü için barış kültürünün tesisi gereklidir. Bunun yolu da her yaşta her düzeyde eğitimdir. Sosyal medya kullanımında farkındalık, bilinç ve nefret söylemi, ani parlama üretmenin nelere yola açacağının kullanıcı düzeyinde öğrenilmesi ve öğretilmesi gereklidir. Teknik çözümler ile topluma ne barış ne de birlik, dirlik ve kardeşlik gelir.”

Alternatif Bilişim Derneği, nefret söyleminin veya  çocuk pornosunun ya da diğer risklerin çözümünün sansür olmadığını vurguladı ve  internet ile hakkındaki görüşlerini şöyle dile getirdi:
"İnternet toplumun aynasıdır. Nefreti önlemek istiyorsak barış için çaba göstermeliyiz. İnsanların dil, din, ırk, mezhep, cinsiyetleri nedeniyle ayrımcılığa uğramayacakları bir toplum yaratmak için çabalamalıyız. Ancak o zaman internete başka görüntüler yansıyabilir. Bu girişim tek kelimeyle devlet sansürüdür. Sorunları çözmeyecek aksine katmerleştirecektir. Tüm yurttaşları kendi medyalarına; bilgiye ve habere dolaysız ulaşma hakkına sahip çıkmaya çağırıyoruz."

3 Ağustos 2011, Çarşamba

Altının piyasalardaki yükselişi devam ediyor. Ons başına 1671,39 dolara ulaşan altın, yeni bir rekor kırdı. Merkez bankaları ise dolar başta olmak üzere değer kaybeden para birimlerine karşı rezerv çeşitlendirmek için altına yöneliyor. Ekonomik analizci Li Ning, altındaki yükselişin kısa vadede güçlü bir şekilde devam edeceği yorumunu yaptı.
Güney Kore Merkez Bankası, 10 yıldan fazla bir süre sonra ilk kez altın alıp rezervini 25 ton altınla 14 tondan 39 tona çıkardı. Rusya, Meksika, Kazakistan ve Tayland merkez bankaları da altına rağbet edenler arasında. Tayland merkez bankası haziran ayında ve sonrasında yaptığı alımlarla rezervlerini 127,5 tona çıkardı. Bu yıl şu ana kadar devletler toplamda 203,5 ton altın aldı. Bu geçen yılki 76 tonun neredeyse üç katı.

  "Altındaki yükseliş dizginlenemiyor" NTVMSNBC, 3 Ağustos 2011
  "COMMODITIES-Gold hits record high, oil falls on economy fears" Reuters, 3 Ağustos 2011
  "Gold hits record as debt worries mount" Reuters, 3 Ağustos 2011

20 Şubat 2011, Pazar
Şubat ayında Amerika’da, uzun yıllar ırk ayrımcılığına maruz kalan siyahların Amerikan tarihindeki yeri ve önemi hatırlanıyor. Ancak Amerika’da gerek askeri gerekse sivil havacılıkta siyah pilotların hala kabul görmediği görülüyor.
1945 yapımı ”Wings for This Man” adlı bir film, Amerikan Hava Kuvvetleri’nde görev yapan ve Tuskegee Havacıları olarak anılan siyah pilotların hayatını anlatıyor.
İkinci Dünya Savaşı sırasında görev yapan siyah pilotlar birçok zorlukla karşı karşıyaydı. Eski ve kötü pistlerde eğitim gören bu pilotların beyaz komutanları, rütbeleri yükselinceye kadar aynı kademede kalıp daha sonra başka birliklere geçiyordu.
Amerika Siyah Pilotlar Birliği Başkan Yardımcısı Eugene Stanley, o dönemde siyah pilotların şiddetli ayrımcılığa uğradığını, uçuş programının başarısızlığa mahkum olduğunu söylüyor: ”Tuskegee havacılık programı siyahların da uçakları havalandırabileceklerini ya da hava kuvvetleri gibi seçkin bir örgütte görev yapabileceklerini kanıtlayan bir deney değildi. Programın amacı siyahların uçak gibi karmaşık bir makineyi anlayacak zeka ve fiziksel özelliklere sahip olmadığını kanıtlamaktı. Ama yanıldıkları açıkça ortadaydı.”
Maryland eyaletindeki siyah pilot birliği Chesapeake Kara Şahinleri’nin Başkanı Frank W. Green, daha eski bir tarihi kişilik olan ve College Park Havacılık Müzesi’nde yer verilen John Greene’i hatırlatıyor: ”Siyahlar için pilot olmanın çok zor olduğu bir dönemde John Greene sadece uçmakla kalmadı, aynı zamanda Amerika’da kendi uçak pistini işleten ilk siyah oldu.”
1930’lu yıllarda sivil havacılık lisansı alan ve Maryland’de kendi havaalanını açan Greene’in amacı kendisi gibi siyah pilotlara uçma fırsatı vermekti.
Siyahların tarihinin önemini vurgulayan Frank Green, ayrımcılığın hala sorun olmaya devam ettiğine dikkati çekiyor. Green, günümüzde başarılı siyah pilot sayısının çok az olduğunu hatırlatıyor: ”Amerika’da kaptan pilotluk yapan siyah pilot sayısı çok çok az. Kaptan pilotların sadece yüzde 2’si siyah.”
Green, siyah pilotların, Tuskegee Havacıları ve John Greene gibi ırk ayrımcılığına rağmen başarılı olan siyahları örnek alması ve küçük, yerel şirketlerde işe başlayıp yükselmesi gerektiğini söylüyor.

4 Aralık 2010, Cumartesi
Amerika Birleşik Devletleri,  İran’a yönelik yaptırımların sonuç verdiğini ancak Tahran Hükümeti’nin nükleer faaliyetlerini gizlice yürütmeye ve yaptırımlardan kaçınmaya devam edeceğini bildirdi.
Dışişleri Bakanlığı’nın siyasi işlerden sorumlu müsteşarı William Burns, İran’ın şimdiye kadarki en kapsamlı ve katı yaptırımlarla karşı karşıya kaldığını ve yaptırımların somut sonuçlar vermeye başladığını söyledi.
İran’ın 50 ila 60 milyar dolarlık enerji yatırımını kaybedebileceğini belirten Burns, İran’a rafine petrol ürünleri satan yabancı firma sayısının giderek azaldığını vurguladı.
Amerikalı yetkililer, yaptırımların etkisinin İran’ı yeniden müzakere masasına oturtmaya yardımcı olacağını söylüyor.
İran’la hala diplomatik çözüm arama şansının bulunduğunu vurgulayan William Burns, bunun için Tahran Hükümeti’nin nükleer programı konusunda somut adımlar atması gerekeceğini belirtti
Burns ayrıca İran’ın Uluslararası Atom Enerjisi  Dairesini  nükleer faaliyetlerinin barışçı olduğu konusunda ikna etmeyi başaramadığını söyledi.
Burns, önümüzdeki hafta İran’la yapılacak görüşmeler öncesinde ciddi müzakereler için kapının hala açık olduğunu da kaydetti.

23 Ağustos 2011, Salı
Amerika Birleşik Devletleri'de 5.9 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Sarsıntı 30 saniye kadar sürdü. Deprem Virjinya merkezli olmak üzere Washington, New York, Philadelphia, Boston'da da hissedildi. Can kaybının olmadığı depremde insanlar sokaklara döküldü. Deprem nedeniyle telefon, cep telefonu hizmetleri ve uçak seferleri geçici olarak aksadı. 
Depremden sonra Pentagon, Capitol ve Amerika'nın Sesi (VOA) gibi kuruluşların da binalarının boşaltıldığı öğrenildi.
Deprem sonrası New York'ta John F. Kennedy Uluslararası Havaalanı ve Newark Havaalanı'nın kontrol kuleleri boşaltıldı. Havaalanlarında hasar tespiti için incelemeler başlatıldı. İnceleme birkaç saat sürdü. İnceleme dolayısıyla uçak seferleri aksadı.
Yetkililer, deprem sonrası tsunami oluşmayacağını belirtti. Depremin bölgesi yakınlarında yer alan 2 nükleer reaktörlerde hasar meydana gelmediği bildirildi.

((Türkçe)) Zaman "ABD, 5.9 şiddetinde depremde, havalimanı kulelerini boşalttı" Zaman, 23 Ağustos 2011
((Türkçe)) Anadolu Ajansı "ABD'de deprem şoku" Anadolu Ajansı (AA), 23 Ağustos 2011

28 Mayıs 2016, Cumartesi

WASHINGTON — ABD öncülüğündeki koalisyonun Irak ve Suriye’de IŞİD’e karşı yürüttüğü Doğal Kararlılık Operasyonu Sözcüsü Albay Steve Warren, Suriye’de Amerikan askerlerinin YPG arması takmasının “izinsiz ve uygunsuz” olduğunu söyledi.
Warren, Bağdat’tan video konferans yoluyla gazetecilere verdiği brifingde, “Şunu çok net belirtmek isterim; odak noktamız Suriye Demokratik Güçleri’ne, özellikle bu gücün Suriyeli Arap unsurlarına danışmanlık ve yardım sunmak” diye konuştu.
Bir gazetecinin sorusu üzerine, Suriye’deki Amerikan özel operasyon kuvvetlerinden askerlerin YPG arması takmasının “izinsiz ve uygunsuz” bir davranış olduğunu ve “düzeltici adımın” atıldığını ifade eden Warren, bunu bölgedeki askeri ortakları ve müttefiklerine de ilettiklerini kaydetti.
Warren, özel kuvvetlerin dünya genelinde sahada ortaklık kurduğu güçlerin armalarını takabildiğini, bunun Irak, Afganistan, Latin Amerika ve tüm dünyada örneklerinin olduğunu belirtirken, ancak bu son vakada ordu yönetmeliklerinin askerlere bu armayı takmaları için yetki vermediğini ve dolayısıyla askerlere armayı çıkarmaları talimatı verildiğini bildirdi.
Askerlere herhangi bir cezanın verilip verilmediği konusunda bilgisinin olmadığını ifade eden Warren, “Ama önemli olan şu, durum düzeltildi ve bunun uygunsuz ve izinsiz bir hareket olduğunu müttefiklerimize ilettik” dedi.
Warren, “Amerikan askerlerinin daha önce ortak güçlerin armalarını taktıysa şimdi niye bunu yapmasının uygunsuz olduğu” şeklindeki bir soruyu, “Armanın temsil ettiği örgüt etrafında siyasi hassasiyetler var ve bu durum (örgüt armasını takmayı) uygunsuz kılıyor” diye yanıtladı.
Warren, Suriye’de danışmanlık ve yardım misyonu yürüten Amerikalı kuvvetlerin “düşmanla temasın muhtemel olmadığı” noktalarda mevzilendiğini de belirtti.
‘YPG ve PKK ayrı oluşumlar’
Konu ABD Dışişleri Bakanlığı’ndaki brifingde de gündeme geldi. Bakanlık Sözcüsü Mark Toner, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun ABD’yi “iki yüzlülükle” suçlayan sözlerinin sorulması üzerine, “Hem bu kürsüde hem de başka platformlarda şunu çok net belirttik; bizin düşüncemize göre YPG, terör örgütü ilan ettiğimiz PKK ile bağlantılı değil. Tam tersine, YPG’nin Suriye’nin kuzeyindeki diğer güçlerle birlikte IŞİD’e karşı etkili şekilde savaştığına inanıyoruz ve onları oradaki danışmanlık ve yardım operasyonlarımızla desteklemeye devam edeceğiz” dedi.
Bir gazetecinin, “PKK ile YPG arasında hiç mi bağlantı yok? Yoksa aynı komuta altında olmadıklarını mı düşünüyorsunuz?” şeklindeki sorusu üzerine de Toner, “Biz onların ayrı oluşumlar olduğu düşüncesindeyiz. Aralarında kati surette hiçbir bağlantı olmadığını söyleyemem ama YPG’nin PKK’dan ayrı bir oluşum olduğunu düşünüyoruz, coğrafi açıdan Suriye’nin kuzeyinde ayrı bir bölgedeler, IŞİD’e karşı savaşıyorlar ve çok etkili savaşan bir güçler” diye konuştu.
Bununla birlikte, Türkiye’nin endişelerini anladıklarını, bunları Türkiye ile görüşmeye ve üzerinde çalışmaya devam ettiklerini söyleyen Toner, Türkiye’nin IŞİD karşıtı koalisyonun aktif bir üyesi olmayı sürdürdüğünü ve desteklerine minnettar olduklarını da yineledi.
ABD özel kuvvetlerinden askerlerin Rakka çevresinde PKK’nın Suriye’deki kolu YPG’nin armasını takarken gösteren fotoğrafların ortaya çıkması Türkiye ile Amerika ilişkilerinde yeni bir gerilim yaratmıştı.
ABD Savunma Bakanlığı Pentagon Sözcüsü Peter Cook, Amerikan askerlerinin geçmişte de bu tip armalar taktığını ve kendi güvenlikleri için yerel halkın arasına karışmaya dönük adımlar atabildiğini söylerken, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun buna yanıtı ise sert oldu.
ABD’yi iki yüzlülükle suçlayan Çavuşoğlu, “ABD’nin askerlerinin bir terör örgütünün armasını kullanması kabul edilemez. ABD’nin yaptığı çifte standarttır, iki yüzlülüktür. Neymiş efendim kendi güvenliklerini sağlamak içinmiş. (ABD’ye) Onlara tavsiyemiz Suriye’nin diğer bölgelerine gittikleri zaman DAEŞ’in, El Nusra’nın, El Kaide’nin armasını taksınlar, Afrika’ya gittikleri zaman da Boko Haram’ın armasını taksınlar” diye konuşmuştu.

19 Ocak 2011, Çarşamba
ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Avrupa ve Avrasya işlerinden sorumlu yardımcısı Phil Gordon yarın Kıbrıs’a gidiyor. Gordon, temasları sırasında Kıbrıs Rum Cumhurbaşkanı Dimitri Hristofyas ve Kıbrıs Türk Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’yla görüşecek.
Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre Gordon, BM Kıbrıs Özel Temsilcisi Alexander Downer’la da bir araya gelecek. Gordon, Cuma günü Kıbrıs’tan ayrılacak.
Kıbrıslı Türk ve Rum liderler önümüzdeki hafta Cenevre’de bir araya gelerek görüşmelerin gidişatı konusunda BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon’a bilgi verecek.
Ban 2008 yılında başlayan görüşmelerin birkaç ay içinde yapıcı bir anlaşmayla sonuçlanmaması durumunda, sürecin tamamen çökebileceği uyarısında bulundu.
Kıbrıslı liderler 2008 yılından bu yana 90 kez bir araya geldi. Ancak görüşmelerde somut bir ilerleme sağlanamadı.

9 Şubat 2013, Cumartesi

Android ve İOS mobil işletim sistemi bulunan cep telefonlarına yüklenebilen, Lookout Security&Antivirus isimli güvenlik firmasının geliştirdiği Lock Cam uygulaması, yüklendiği telefonda üç defa hatalı şifre girişi yapıldığında çalışıyor. Uygulama çalıştığı anda, cep telefonunun ön kamerasından aldığı görüntüyü daha önceden belirttiğiniz bir cep telefonuna gönderiyor. Ayrıca uygulamanın sitesi Lookout.com'a girerek, cep telefonunuzun yerini öğrenebiliyorsunuz.

Uygulama şu anda Google Play ve iTunes'ten ücretsiz olarak indirilerek kullanılabiliyor. Daha fazla detay ve korunma isteyenler, aylık $2,99 ücretle diğer ayrıcalıklara da sahip olabiliyor. Uygulamayla birlikte antivürüs yazılımına da sahip olmuş oluyorsunuz.    

((Türkçe))  "Hırsızını kendi yakalayacak!" veteknoloji, 9 Şubat 2013
((Türkçe))  "Cebiniz hırsızını kendi yakalayacak!" posta, 9 Şubat 2013
((Türkçe))  "Akıllı telefonu çalanların vay haline" zaman-online, 9 Şubat 2013
((Türkçe))  "Hırsızın Resmini Çekip Size Yollayacak." pirsushaber, 9 Şubat 2013
((Türkçe))  "Hırsız artık cebinizde" gazetevatan, 9 Şubat 2013
((İngilizce))  "Google Play linki" google, 9 Şubat 2013
((İngilizce))  "iTunes indirme linki" apple, 9 Şubat 2013

18 Haziran 2011, Cumartesi

Birleşmiş Milletler İyiniyet Elçisi Oscarlı ünlü oyuncu Angelina Jolie, Türkiye - Suriye sınırında mültecilerle konuşmak amacıyla dün Hatay'a gitti. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği İyiniyet Elçisi olarak dünyanın çeşitli sorunlu bölgelerinde daha önce de temas ve inicelemeler yapan Angelina Jolie'yi Hatay Havaalanı'nda, Vali Yardımcısı Orhan Mardinli, Emniyet Müdürü Ragıp Kılıç, Dışişleri Bakanlığı temsilcileri ve öteki ilgililer karşıladı. Anadolu Ajansı'nın haberine göre Jolie'nin ziyareti nedeniyle Hatay'da çok sıkı güvenlik önlemleri alındı.
Jolie'nin Türkiye'yi ziyaret edeceği haberi üzerine günlerdir hazırlık yapan Hatay halkı ellerinde pankartlarla havaalanında bekliyordu. Angelina Jolie'nin ekibinin de ayrı bir özel uçakla havaalanına indiği bildiriliyor. Bu uçaktan çok sayıda oyuncak indirildiği öğrenildi. Bu oyuncaklar  Hatay Valiliği'nin Angelina Jolie'ye tahsis edilen minibüse yüklenerek sınıra doğru yola çıktı. Minibüse sığınmacılara dağıtılmak üzere su şişeleri de konulduğu bildiriliyor.
Angelina Jolie, daha sonra geçici çadırkentlerin kurulduğu Altınözü'ne gitti. Jolie'nin, bir süredir Türk Kızılayı tarafından  konuk  edilen yaklaşık 1400 Suriyeli sığınmacıyla görüşmesi bekleniyor.
Anadolu Ajansı'na göre, sıkı güvenlik önlemleri uygulanan çadırkent, Jolie'nin gelmesinden önce, Kızılay ve Türk bayraklarıyla donatıldı,  çadırkentin kurulduğu TEKEL binasının önüne  "Dünyanın İyilik Meleği Hoşgeldin" yazılı bir pankart asıldı.
Çadırkentin içindeki bir grup Suriyeli çeşitli sloganlar atarak ve pankartlar taşıyarak Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'i protesto etti.
Türk yetkililer, Türkiye'ye sığınan Suriyeliler'in sayısının 9 bin 693'e ulaştığını açıkladı. Türk Kızılayı, Yayladağı’nda iki, Altınözü’nde iki ve Reyhanlı ilçesinde bir olmak üzere toplam 5 geçici çadır kentte sığınmacıları ağırlıyor.

13 Mart 2016, Pazar

 Ankara'nın en işlek yerlerinden Güvenpark, Kızılay'da otobüs duraklarına yakın bir mesafede gerçekleşen arabalı bombalı saldırıda 37 kişi hayatını kaybetti (2 tanesi saldırgan) ve 19'u ağır 125 kişi de yaralan. Saldırı, Ekim 2015'teki ve Şubat 2016'daki patlamalar ile birlikte beş ay içinde Türkiye'nin başkentinde gerçekleşen üçüncü bombalı saldırı oldu. MOBESE tarafından tespit edilen görüntülerde Seher Çağla Demir (23) ve Özgür Ünsal'ın (26) yönetiminde olduğu düşünülen bombalı araç Güvenpark'taki sivilleri hedef almış, saldırganların bağlılığı araştırılnmaktadır.
Saldırıyı Kürdistan Özgürlük Şahinleri (TAK) örgütü üstlenmiş, saldırının 2015-16 Şırnak çatışmaları sırasında birkaç evin bodrum katlarında meydana gelen ölüm olayları üzerine gerçekleştirildiğini belirtmiştir.

  "Valilik: Ankara'daki patlamada 27 kişi öldü, 125 kişi yaralandı!" T24, 13 Mart 2016
  "İçişleri Bakanlığı canlı bombanın kimliğini açıkladı" Mynet.com, 15 Mart 2016
  "Dünya'dan Türkiye'ye büyük destek" Hürriyet, 13 Mart 2016
Ankara saldırısını TAK üstlendi, BBC, 17 Mart 2016, Erişim tarihi: 17 Mart 2016.

9 Temmuz 2011, Cumartesi
61. Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti programının Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde okunduğu hafta aynı zamanda gerilimli siyasi ortamın kısmen yumuşamaya başladığı bir hafta oldu.
12 Haziran seçimlerinin hemen ardından boykot ve yemin kriziyle yükselen siyasi tansiyon, son bir iki günde atılan adımlarla düşmeye başladı.
Cumhuriyet Halk Partisi yetkilileri ile hükümet kanadından gelen açıklamalar, 11 Temmuz itibariyle durumun büyük oranda normalleşebileceğini ve en azından krizin “yemin” boyutunun aşılabileceğini gösteriyor.

Boykot ve yemin krizini çözebilecek isim olarak görülen TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katkıları ve CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun takındığı olumlu tutum sonucunda, sorunun çözümü yolunda büyük bir ilerleme sağladı.
Görüşmelerde ön plana çıkan formül; “Tutuklu bulunan milletvekillerine ilişkin durumun düzeltilmesini sağlayacak mevzuat değişikliğinin yapılması sözü karşılığında CHP milletvekillerinin yemin etmesi” olarak şekillendi.
Başbakan Erdoğan’ın “İnşallah kriz Pazartesiye kadar çözülür.” açıklaması, bir iyi niyet beyanından ziyade, çözüm sinyali olarak değerlendiriliyor.
Barış ve Demokrasi Partisi’nin meclis boykotu konusunda da olumlu sinyaller geliyor. Halen ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezasını İmralı Adası’ndaki cezaevinde çekmekte olan PKK terör örgütü lideri Abdullah Öcalan’ın avukatları aracılığıyla BDP’ye ilettiği ileti bu açıdan önem taşıyor.
Abdullah Öcalan’ın BDP’lilere “Hükümetle bir mutabakata varmak şartıyla TBMM çalışmalarına katılmaları” telkini krizin aşılacağı yorumlarına yol açtı.
BDP Grup Başkanı Selahattin Demirtaş’ın TBMM Başkanı Cemil Çiçek’le görüşmesinin ardından “Herkes şartı koşulu bir tarafa bırakıp, ‘şartsız koşulsuz bu meseleyi nasıl tartışarak çözebiliriz?’ noktasına gelirse biz de BDP olarak tabii ki katkı sunarız,” dedi.

61. Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti programı da hafta içinde Başbakan Erdoğan tarafından TBMM’de okundu.
24. Dönem Meclis'in yüzde 87’lik katılımla oluştuğunu, temsil oranının ise yüzde 95 olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Bu sonuçlar demokrasimizin katılım ve temsil niteliklerinin daha da güçlendiğini gösteriyor. Yine bu sonuçlar milletimizin tüm sorunların çözüm adresi olarak TBMM’yi gördüğünün ve bu Meclis’ten çok şeyler beklediğinin açık bir işaretidir,” dedi.
Başbakan Erdoğan, 128 sayfalık Hükümet Programı’ndan şu noktalara vurgu yaptı:

Yeni Anayasa:
61. Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti’nin programının ilk maddesini Yeni Anayasa oluşturuyor.
Erdoğan’ın yeni anayasaya yönelik en temel iletisi şöyle: "Önümüzdeki dönem yeni anayasa dönemi olacak. Yeni anayasa için hükümet ve Adalat ve Kalkınma Partisi olarak tam bir kararlılık içindeyiz. Tam bir toplum sözleşmesi olmasını arzu ediyoruz."

Kürt Meselesi:
"Kürt meselesinin çözümü için önceki dönemlerimizde ileri adımlar attık. Olağanüstü halin kaldırılmasından, Kürtçe'nin serbestçe kullanımına ve öğrenimine, ekonomik kalkınmadan sosyal ve kültürel alandaki reformlara kadar çok geniş bir alanda tarihi reformlar gerçekleştirdik. Kardeşliğimizi daha da pekiştirecek bu reformlara kararlı bir şekilde devam edeceğiz (…) Biz aynı tarihi, acıyı, sevinci paylaşan bir milletin çocuklarıyız. Bu nedenle, bu topraklarda ayrılıkçılığın tarihsel, sosyolojik ve kültürel hiçbir temeli, zemini yoktur. Bizim çözüm politikamızın temelinde insan vardır. Bu nedenle, cesaretle attığımız demokratikleşme adımları ülkenin bir bölgesine ya da bir toplumun bir kesimine değil tamamına yöneliktir. Şiârımız, herkes için daha fazla demokrasi, daha fazla hak ve daha fazla özgürlüktür. Bu yüzden diyoruz ki biz hep birlikte Türkiye’yiz."

Adalet Sistemi:
“Hükümetlerimiz döneminde adalet alanında yasal ve fiziki çok somut ilerlemeler sağladık. Kurulan ancak faaliyete geçirilemeyen istinaf mahkemelerinin sayılarının 9'dan 15'e çıkardık. Başsavcılarını atadık. Bu mahkemelerin en kısa sürede faaliyete geçirilmesine yönelik çalışmalar sürüyor.”
T.C. Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'nın kapasitesini daha da artırarak kurumun hizmetlerinin hızlandırılacağını ve ülke genelinde yaygınlaştırılacağını anlatan Erdoğan, "Halen ülkemizde her yüz bin kişiye düşün hakim sayısı 10'dur. Bu rakamı önümüzdeki dönemlerde Avrupa Birliği ortalaması olan 20 seviyelerine yaklaştırmayı hedefliyoruz" diye konuştu.

Güvenlik:
"Özgürlük için güvenlik" yaklaşımını temel politika olarak benimseyerek uygulamaya koyduklarını kaydeden Erdoğan, "Güvenlik uygulamalarında ve güvenlik personelinin eğitiminde hukuk devletini ve insan haklarını esas alan önemli gelişmeler kaydettik. (…) Geliştirilen ileri teknoloji ve uzmanlık sayesinde, işlenen suçları ve olayları aydınlatmada en başarılı ülkelerden biri haline geldik. Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı, güvenlik alanında organize suç örgütleriyle, çetelerle illegal yapılarla etkin bir mücadele yürütmüştür. Ülkemizde geçmişte görülen mafya ve çete örgütlenmeleri önemli ölçüde çökertildi. Suç oranlarının düşmesinde organize suç örgütlerinin çökertilmesinin büyük payı vardır. Hükümetimizin esas aldığı, "işkenceye sıfır tolerans" ilkesi kararlılıkla uygulanmaktadır. Artık Türkiye işkence ile anılan bir ülke olmaktan çıkmıştır." dedi.
Başbakan Erdoğan, özgürlük ve güvenlik arasındaki hassas dengeyi dikkate alarak, insan haklarını ve evrensel değerleri esas alan bir asayiş ve güvenlik ortamının sağlanmasının temel amaçları olduğunu da vurguladı. Erdoğan "Mafya, çeteler ve organize suç örgütleriyle başarılı mücadelemiz sürecek" dedi.

Şeffaflık:
İdarede merkeziyetçi, içe kapanık, kırtasiyeciliği azaltan mevzuat sadeleştirmeleri yaptıklarını, bilgi ve iletişim teknolojilerinin yaygın bir şekilde kullanımına önem verdiklerini ifade eden Erdoğan, "Yenilediğimiz Kamu Malî Yönetimi Kanun ile şeffaflığı artırdık. Bilgi edinme hakkı getirerek yönetimin tasarrufları üzerinde vatandaşımızın denetimini artırdık. 2003 yılından bugüne kadar Türkiye İstatistik Kurumu'na düzenli bir şekilde, 'yaşam memnuniyeti' araştırması yaptırdık. Vatandaş ve sonuç odaklı yönetim anlayışımız önümüzdeki dönemde de hız kesmeden devam edecektir" diye konuştu.

Merkezi İdare:
Erdoğan, bakanlıkların yeniden düzenlenmesi başta olmak üzere önümüzdeki dönemde merkezi idare reformlarına ağırlık vereceklerinin altını çizdi.
İdarenin bütünlüğü ilkesinden hareketle yerel yönetimleri hizmet odaklı bir anlayışla daha da güçlendireceklerini kaydeden Erdoğan, bununla birlikte merkezi idarenin strateji geliştirme, standart koyma, izleme ve denetleme fonksiyonlarını da geliştireceklerini söyledi.
Yerel yönetimlerin finansman ve hizmet yeterliliklerini kuvvetlendireceklerini kaydeden Başbakan, bazı altyapı projelerini, merkezi bütçeden aktarılacak kaynaklar yoluyla destekleyeceklerini ifade etti.
Büyükşehir belediyeleri konusunda köklü değişiklikler yapacaklarını vurgulayan Erdoğan, nüfusu 750 binden fazla olan illerde büyükşehir belediyesi kurarak, il bazında üst ölçekli plan ve hizmet bütünlüğü sağlamayı hedeflediklerini kaydetti. Erdoğan, yine bu dönemde Köy Kanunu'nun da yenileneceğini bildirdi.

Kamu Hizmetleri:
Erdoğan’ın kamu hizmetleri alanındaki en dikkat çekici iletileri ise şöyle: "Vatandaşların kamu hizmetlerine kesintisiz olarak kavuşmalarını sağlayacağız. Kamu hizmetlerinin sunumu sırasında vatandaşlarımızdan diğer kamu kurumlarında bulunan bilgi ve belgeler artık istenmeyecek. Bugün vatandaşlarımız devlet ile olan işlerinin büyük bir kısmını internet üzerinden kolaylıkla yapabiliyor. Okul kaydından vergi ödemeye, araç satışından tapu muamelelerine, ihracat ve ithalattan trafik işlemlerine kadar birçok hizmeti elektronik ortamda verilebilir hale getirdik. Kamudaki işlemlerin resmi olarak elektronik ortamlarda gerçekleşmesine imkan sağlayan elektronik imza uygulamasını hayata geçirdik. Tüm vatandaşlarımıza elektronik vatandaşlık kartı dağıtımını gerçekleştireceğiz. Bu kart, kamu hizmetlerinin sunumunda kimlik doğrulama işlemleri için kullanılacak. Böylece vatandaşlarımız kamu hizmetlerine 7 gün 24 saat evlerinde veya iş yerinden ulaşabilecek."

Ekonomi:
Ekonomi alanındaki temel iletiler de özetle şöyle: “Temel amaç istikrarlı büyüme. Tek haneli rakamlara inmiş olan enflasyon ve faiz oranlarının kalıcı hale getirilmesi. Cari açığı düşürmek için çalışmalara devam edilecek. Bu çerçevede enerji giderlerini azaltmaya matuf olarak nükleer santrallere yönelik girişimler sürecek. Yerli otomobile tam destek verilecek. İstanbul’un finans merkezi haline getirilmesi için gayretler devam edecek. Dalgalı kur politikası sürecek.”

13 Temmuz 2011, Çarşamba

 Usame Bin Ladin'in öldürülmesinin intikamının alınması amacıyla Türkiye'de bulunan 14 El-Kaide terör örgütü militanı, Ankara, Bursa ve Yalova illerinde yapılan operasyonlar sonucunda gözaltına alındığı açıklandı. Medyada yer alan haberlere göre, El-Kaide militanlarının yapacakları eylemleri tespit eden ve bir süredir militanları takip eden Ankara polisi önceki gün Ankara ilinin Sincan ilçesinde bulunan bir hücre evine baskın düzenledi.
Düzenlenen baskında hücre evinde İstanbul ilinde 2 sinagog, İngiliz Başkonsolosluğu ve HSBC Genel Müdürlüğü’ne düzenlenen bombalı saldırılarda kullanılan türde yaklaşık 700 kilogram kimyasal madde ile çok sayıda patlayıcı düzeneği, silah ve mühimmat ile örgütsel dokümanın bulunduğu belirtildi. Ayrıca hücre evine yapılan baskında ele geçirilen malzemeler ile birlikte bir örgüt militanının yakalandığı, yakalanan militanın ifadeleri doğrultusunda ise Yalova ve Bursa illerinde 13 El-Kaide militanının yakalandığı bildirildi.
Yakalanan militanlarının Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünde yapılan sorgulamalarının ardından adli makamlara sevk edilecekleri öğrenildi. Emniyet Genel Müdürlüğünün soruşturmayı, El-Kaide militanlarının Ankara ilindeki ABD tesislerine yönelik saldırı planladığı bilgileri yönünde yürüttüğü belirtiliyor.

  "El Kaide zanlıları adliyede" Milliyet, 13 Temmuz 2011
  "Ankara’da 700 kilo El Kaide bombası" Gazetevatan, 13 Temmuz 2011
  "Bursa’da El Kaide Operasyonu" Yeribursa, 12 Temmuz 2011
  "Ankara’da 700 kilo El Kaide bombası" Haberbiz, 13 Temmuz 2011

10 Haziran 2011, Cuma

Kaynaklarının gizliliğini koruyarak hükümetlerin ve diğer organizasyonların hassas belgelerini yayınlayan, İsveç merkezli bir uluslarararası organizasyon olan WikiLeaks'a yakınlığı ile bilinen Anonymous isimli uluslararası hacker grubu, bir kaç gün önce 22 Ağustos tarihinde Türkiye'de uygulamaya başlanacak olan "filtre" sistemi ile ilgili olarak Türkiye hükümetini tehdit etmişti. Dün Anonymous siber tepki grubu Türkiye'de belirli gov.tr uzantılı sitelere DDOS saldırıları düzenlemeye başladı. 
Gruba Türkiye'den de katılımlar olduğu ve katılımları Türkiye'den destekleyenlerin de bulunduğu, Twitter sitesinde bulunan AnonymousTurkey tarafından açılan operationturkey tweetinde belirtiliyor. Yazılan tweetlerde siber saldırıların yalnızca Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı(TİB)'na yapılmasını isteyenlerin tweetleri de yer buldu. Grup bir ara yalnızca TİB'e siber saldırı yapıldığını söylemesine rağmen, siber atakların sürpriz hedefler ile devam edeceği açıklaması geldi. Dün akşam saatlerinden bu yana Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK)'nın sgk.gov.tr, ihbarweb.gov.tr adresleri görüntülenemiyor. SGK sitesi üzerinden ilaç takip sistemini kullanan eczane ve hastanelerin zor durumda kalabileceği endişesi yaşanıyor. Ancak Türk Telekom yapılan siber saldırıların ardından söz konusu gov.tr uzantılı siteleri yurtdışından ulaşmaya engellediği belirtiliyor. Uzmanlar tarafından çok sayıda kişi tarafından programlar vasıtasıyla uygulanan siber saldırıya karşı alınabilecek en sağlam yöntemin bu olduğunu doğruluyorlar.
Yapılan saldırıların 12 Haziran günü yapılacak olan seçimde Yüksek Seçim Kurulu internet uygulamaları ve sitesine de yapılabileceği belirtilirken, hükümet yetkililerinin bu duruma karşı tedbirli olması istenildi. Ancak Anonymous grubu yaptığı bir açıklamada kesinlikle YSK sitesine saldırma gibi bir eylemleri olmayacağını belirttiler.
Saldırılara karşı önlem almaya çalışan TİB yetkilileri çareyi siteye ulaşmak isteyenleri tib.gov.tr/index2.html adresine yönlendirmekte buldu. Haberi yazdığımız sabah saatlerinde halen bir kaç kuruma ait gov.tr uzantılı sitelere ulaşılamaması endişelere yol açıyor. Sosyal paylaşım ağlarında saldırıyı destekleyenler ile birlikte siber saldırının gereken cevap olduğunu belirtenler de bulunuyor. Siber saldırıyı Türkiye'den desteklemek isteyenleri ise hukukçular uyararak, haklarında ağır cezai müeyyideler uygulanabileceğini belirtiyorlar.
Bu arada kendisini Türk Hacker gurubu olarak tanıtan Ayyıldız Team isimli internet sitesinden yapılan açıklamada, Anonymous isimli web sitesine saldırı yapıldığı ve her ne amaçla olursa olsun yapılan bu saldırılara karşı kayıtsız kalınamayacağı belirtilerek, gov.tr uzantılı sitelere siber saldırı düzenlediği belirtilen 115 IP adresini sitesi üzerinden yayınladı. Söz konusu Ip adreslerinin güvenlik güçlerinin çalışmalarında yardımı olacağını beyan ederek yayınlayan grup, Anonymous web sitesinin korkularından dolayı ücretsiz bir adres üzerinden yayına devam ettiğini açıkladı.
Meydana gelen siber saldırılar ile ilgili olarak bugün devlet yetkililerinin açıklama yapması bekleniyor.

((Türkçe)) Hürriyet "Anonymous ‘resmi hedef’e saldırdı, Ayyıldız Tim karşı atakla yanıt verdi" Hürriyet, 10 Haziran 2011
((Türkçe)) medyakafe "Türkler ünlü hacker grubuna saldırdı !" medyarazzi, 10 Haziran 2011
((Türkçe)) internethaber "Siber-aktivistler grubu Anonymous, TİB'i ablukaya aldı" internethaber, 10 Haziran 2011
((Türkçe)) skunt "Operasyon Türkiye başladı!" habertürk, 09 Haziran 2011

20 Temmuz 2011, Çarşamba
Uluslararası internet hacker grubu Anonymous’la bağlantısı olduğu şüphe edilen 21 kişi, Amerikan, İngiliz ve Hollanda polisinin ortak operasyonları sonucu gözaltına alındı. Operasyon ağırlıklı olarak FBI'ın yaptığı bildiriliyor. 
FBI, 16 kişiyi tutukladığını ve bunların 14'ünün internet üzerinden ödeme yapma sitesi olan PayPal'e yönelik siber saldırılardan sorumlu kişiler olduğunu açıkladı.
FBI’ın açıklamasına göre zanlılardan biri İngiltere’nin başkenti Londra'da, dördü de Hollanda’da gözaltına alındı.
Tutuklanan kişilerin yaşlarının 20 civarlarında olduğu düşünülüyor.
Zanlıların suçlu bulunması durumunda her suçlama için beş ila on yıl arasında hapis ve 250 bin dolar para cezası almaları mümkün.

((Türkçe)) Zaman "FBI'dan Anonymous şüphelilerine baskın: 14 gözaltı" Zaman, 19 Temmuz 2011
((Türkçe))  "Anonymous şüphelilerine baskın: 14 gözaltı" Samanyolu Haber, 19 Temmuz 2011
((Türkçe)) Akşam "Anonymous'a ağır darbe!" Akşam, 19 Temmuz 2011

16 Eylül 2011, Cuma
Antalya üçüncü Oktoberfest festivaline hazırlanıyor. Bu seneki festival 23-24-25 Eylül günleri gerçekleşecek. Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın'ın göreve geldikten sonra ön ayak olması ile Almanya'nın dünyaca ünlü Oktoberfest hasat bayramı festivalinin bir benzeri 2009 senesinden beri Antalya ilinde yapılıyor. Festival dahilinde çeşitli yerel ve uluslararası sanatçılar sahne şovlarını sergileyecekler. Aynı zamanda Bavyera geleneğine uygun bazı aktivitelerde festivalde yer alacak.
Bazı kesimler ise bu organizasyon için Akaydın'ı eleştirdi. Zaman gazetesi ve Türkiye Yeşilay Cemiyeti Başkanı Muharrem Balcı, bu ve bu tür festivallerdeki gerçekleşen birkaç ölüme dikkat çektiler. Akaydın ise daha önce verdiği basın açıklamasında Antalya'da yaşanan ölümün içki tüketiminden değil uyuşturucu yüzünden gerçekleştiğini belirtti. Akaydın, Adli Tıp raporunda gencin kanında 2 miligram/litre eroin tespit edildiğini söyledi. Başkan aileleri ve yakınları rencide etmemek için o günlerde bunu dile getirmediğini de belirtti. 2010 yılında gerçekleşen bu ölüm üzerine Antalya Belediyesine soruşturma açılmıştı.
Akaydın bu festivali düzenledikleri için mutlu olduğunu belirtirken bu gibi organizasyonların Türkiye'de gerçekleşmesi için kendi organizasyonlarının örnek olmasını dilemişti. Almanya'da 1810 yılından beri her yıl geleneksel olarak gerçekleşen Oktoberfest'e dünya çapında 6 milyon civarı kişi katılıyor. Ayrıca festivalin benzeri festivaller ABD, Kanada, Meksika, Brezilya, İrlanda ve daha birçok ülkede gerçekleşiyor. Festival daha önce The Pink Panther Strikes Again gibi klasik filmlere de konu olmuştu.

((Türkçe)) Özkan Mayda "Akaydın, ölümleri umursamadı, bu yıl da bira festivali düzenliyor" Zaman (gazete), 16 Eylül 2011
((Türkçe))  "Etkinlikler - Antalya Oktoberfest" Antalya Büyükşehir Belediyesi,
((Türkçe)) Anadolu Ajansı "Oktoberfest Üçüncü Kez Antalya'da Düzenlenecek" Haberler.com, 14 Eylül 2011
((Türkçe)) Mehmet Çınar "'Müfettiş bile gülüyor buna'" Anadolu Ajansı, 20 Nisan 2011
((İngilizce))  "Oktoberfest celebrations" Wikipedia,

9 Şubat 2012, Perşembe

Antarktika kıtasında sondaj yapan Rus bilimciler yerin 4 kilometre altında tatlı su gölü buldu.
Üstündeki Rus araştırma üssüne atfen Vostok adı verilen gölün varlığı ilk kez 1970'li yıllarında fark edildi. 15 milyon yıl önce oluştuğu tahmin edilen göl 50 km genişliğinde ve 250 km uzunluğunda. 10.000 km2 genişliğindeki göl Marmara Denizi’nden biraz küçük.
1990 yıllarında başlayan sondaj çalışmalarında ,kıtada,  şimdiye kadar 300’e yakın yeraltı gölü bulundu.

Yeraltındaki Vostok ve diğer göllere milyonlarca yıl el değmediği için,  içlerinde o zamandan beri hiç değişmemiş canlı mikroorganizma bulmak mümkün.
Göllerde canlı yaşam bulunursa Mars gezegeniyle, buzla kaplı Jüpiter’in ayı Europa ve Satürn’ün ayı Titan’da da yaşam bulunması ihtimali artacağı tahmin ediliyor.
Rus araştırma ekibinin başkanı Valeri Lukin, Vostok gölü ile ilk temasın pazartesi günü gerçekleştiğini ve basınç altındaki göl suyunun sondaj borusunda hızla yükselmeye başladığını söyledi. Rus bilimcilere göre borudaki su hemen donduğu için gölün havayla temas edip kirlenmesini önledi.
Bilimciler, buz tabakasının ağırlığının oluşturduğu ısı ve yerkabuğunun sıcaklığı 15 milyon yıldır gölün donmasını önlediğini tahmin ediyorlar.

17 Temmuz 2011, Pazar

Apple'a iPhone üzerinden kullanıcıların konum bilgilerini izinsiz kaydettiği gerekçesiyle Güney Kore'de tazminat cezası verildi. Mahkemenin kararından sonra binlerce kişi Apple'a toplu dava açma girişimlerine girdi. Davayı, Güney Koreli avukat Kim Hyung Suk, telefonunun konum verilerini kaydettiğini fark etmesi üzerine nisan ayında açtığı davayı 14 Temmuz 2011, Perşembe günü kazandı. 
Mahkemenin kararı Apple avukatlarına savunma hakkı vermeden sonuçlandırdı.
Mahkeme Apple'a 1 milyon Güney Kore wonu tazminat cezası verdiği açıklandı. 1 milyon Güney Kore wonu yaklaşık 1,560.75 TL ediyor. 

((Türkçe))  "Apple'a ağır ceza yolda!" Zaman, 17 Temmuz 2011
((Türkçe))  "Dünya devi Apple konum bilgilerini izinsiz kaydettiği gerekçesiyle cezaya çarptırıldı" İnternet Haber.com, 17 Temmuz 2011
((Türkçe)) HaberTürk "Apple'a ağır ceza yolda!" HaberTürk, 17 Temmuz 2011
((İngilizce))  "CURRENCY CONVERTER WIDGET" XE.com, 17 Temmuz 2011

25 Ağustos 2012, Cumartesi

Amerika Birleşik Devletleri merkezli Apple, Güney Kore merkezli teknoloji şirketi Samsung ile olan hukuki mücadelesini kazandı. Apple, açtığı patent davasında kendi ürünlerini Samsung'un taklit ettiğini ve bu sayede kâr ettiğini ileri sürmüştü. Samsung'un da karşı dava açmasıyla ciddileşen bu hukuki mücadeleyi Apple kazandı. ABD mahkemesi, dokuz kişilik jüri heyetinin incelemeleri doğrultusunda Apple firmasının haklı olduğuna kanaat getirerek Samsung'u 1 milyar 51 milyon dolar tazminata mahkum etti. Ayrıca Apple firmasının Samsung'un yazılımlarını çaldığına dair iddia da aynı mahkeme tarafından reddedildi. Apple'ın avukatı Harold McElhinny mahkemede "Samsung, bu kritik üç ay içinde Apple’ın dört senelik emek ve yaratıcılığının eserlerini kopyalayıp kullanabildi. Bunu da Apple’ın aldığı risklerin hiç birini almadan yaptı" derken, Samsung'un avukatı Charles Verhoeven ise Apple'ın piyasadaki rekabeti mahkemeler aracılığıyla bastırmaya çalıştığını ve Apple'ın tekel olma yolunda emin adımlarla ilerlediğini söyledi, "Geniş ekranı olan yuvarlatılmış bir dikdörtgenle bir tekeli elinde tutmayı hak ettiğini düşünüyor. Gerçekten inanılmaz bir şey" dedi. Samsung, mahkeme kararını temyize götürüyor. Eğerki karar bozulmazsa Samsung'un nasıl bir yol izleyeceği de merak konusu.

((Türkçe))  "Samsung ABD'deki savaşı kaybetti" Ntvmsnbc, 25 Ağustos 2012
((Türkçe))  "Apple-Samsung davasında sona gelindi" Stargazete, 23 Ağustos 2012

9 Haziran 2011, Perşembe

Apple bilgisayar şirketi CEO'su Steve Jobs yaptığı son açıklamada, Apple PC ve Mac’leri, iPad, iPhone ya da bir iPod Touch gibi sadece bir cihaz haline getirecek olan  iCloud (i-bulut) teknolojisini tanıttı. 
Sağlık sorunları olan ve bir süredir şirketteki görevini dışarıdan yürüten CEO Steve Jobs, geçtiğimiz Mart ayında iPad 2 tanıtımını yapmıştı. Son olarak iCloud (i-bulut) teknolojisini anlatmak için yine basın mensuplarının karşısına geçen Steve Jobs yaptığı açıklamada, "Bilgisayarların rütbesini bir kademe aşağı çekerek sadece cihaz olarak kullanılmasını sağlayacağız. iOS 5 sistemi sayesinde, yeni alınan bir iPad ya da iPhone’u aktif hale getirmek için bilgisayara gerek kalmayacak. Bütün güncellemeler otomatik ve kablosuz olarak yapılacak. Dijital hub'a geçiyoruza, iCloud sizin dijital yaşamınızın merkezi olacak." dedi.
Yapılan açıklamalarda ayrıca iCloud (i-bulut) sisteminin bedava olacağı belirtildi. Geçtiğimiz yıl Aralık ayında Google tarafından Chrome Os yüklü notebooklar Amerika'da deneme amaçlı olarak ücretsiz bir şekilde belirli sayıda dağıtılmıştı. Bilindiği gibi Chrome Os işletim sistemi de benzer mantık ile çalışıyor. Bilgisayardaki her kullanıcı internet üzerinde bir kullanıcı adı ve şifre sahibi oluyor. Kullanıcı, kullandığı tüm programları internet üzerinden her zaman ulaşabileceği belirlenmiş miktardaki kendine ait alanında tutuluyor. Kullanmak istediği takdirde istediği tüm cihazlardan program, bilgi ve belgelerine ulaşabiliyor. Halen deneme aşamasında bulunan Google Chrome Os işletim sisteminin 2011  yılı sonunda tüm dünya kullanıcılarına açık hale geleceği söyleniyor.
Apple'ın yaptığı bu açıklama ile de geleceğin işletim sistemlerinin nasıl bir hal alacağı da belirlenmiş oluyor. Sunuculara bu konuda büyük işler düştüğü de büyük bir gerçek. İşletim sistemlerinin iCloud (i-bulut) teknolojisini kullanması ile birlikte kullanıcıların bilgileri de sunucuları elinde bulunduran firmalar için bir avantaj olacağı da hala tartışılan bir gerçek.
Bu arada tüm bu gelişmeler yaşanırken, 17 yaşındaki Lise öğrencisi Mert Erdir Apple'ın yeni mobil sistemi iOS 5'i denemek için bulduğu yöntemi web sitesinde binlerce kişiyle paylaştı.Gizmodo'nun web sitesinde yayınlanan videoda Mert Erdir iOS 5'in adım adım nasıl yükleneceğini İngilizce anlatıyor. Kısa bir sürede çok sayıda kişi tarafından izlenen videoda Mert, amacının kuruma zarar vermek veya hack etmek değil, yeniliklerle dolu iOS 5 işletim sistemini denemek olduğunu söyledi.

((Türkçe)) Hürriyet "Apple bu Türk çocuğu konuşuyor" Hürriyet, 09 Haziran 2011
((Türkçe)) Hürriyet "Jobs, kabloyu ortadan kaldırdı, Apple cihazları ‘akıllı bulut’la konuşacak" Hürriyet Ekonomi, 09 Haziran 2011
((Türkçe)) Hürriyet "...Ve karşınızda iOS 5" Hürriyet Teknoloji, 09 Haziran 2011
((Türkçe)) Skunt "Steve Jobs bulutla döndü!" Habertürk, 07 Haziran 2011
((Türkçe)) Sabah "Steve Jobs yeniden sahnede" Sabah, 07 Haziran 2011
((Türkçe)) Samanyoluhaber "Apple'ın yeni hizmeti icloud - Foto" Samanyoluhaber, 07 Haziran 2011
((Türkçe)) Fırat Demirel "WWDC’den Öne Çıkanlar: iOS5" Webrazzi, 07 Haziran 2011
((Türkçe)) teknobook "Google Chrome OS 2011 Sonuna Kadar Çıkıyor" teknobook, 26 Ocak 2011
((Türkçe)) tekno-max "Google Bedava Notebook Dağıtacak" tekno-max, 29 Kasım 2009

16 Mayıs 2011, Pazartesi

Pixar'ın Arabalar 2 animasyon filmi 16 Temmuz 2011'de piyasaya sürülmeye hazırlanıyor. Filmdeki karakterleri seslendiren oyuncular arasında Owen Wilson ve Michael Caine var. Film müziklerini Robbie Williams, Weezer, Brad Paisley ve Japon müzik grubu Perfume seslendirecek.
Weezer 1984'ün hit parçası You Might Think'i coverlayarak, Williams ve Paisley ile düet yaptı. Film müziklerini Michael Giacchino besteleyecek. Bu filmle birlikte Giacchino'un Pixar için 4. bestesini yapacak. Giacchino daha önce bir Emmy Ödülü, bir Oscar Ödülü ve birden fazla Grammy Ödülü kazanmıştı. Film müzikleri 14 Temmuz'da piyasaya çıkacak.
Weezer ile filmde Lightning McQueen karakterini seslendiren oyuncu Owen Wilson arasında daha önce (If You're Wondering If I Want You To) I Want You To şarkısı ile Marmaduke filminde bir iş birliği yaşanmıştı.

((İngilizce))  "Weezer, Robbie Williams, Brad Paisley Rock 'Cars 2'" The Wrap News, 11 Mayıs 2011
((İngilizce))  "Disney - Pixar enlist Robbie Williams, Brad Paisley and Weezer for Cars 2 music" The Fan Carpet, 13 Mayıs 2011

23 Ocak 2011, Pazar

Arnavutluk'ta 21 Ocak günü hükümet karşıtı protestolar yapıldı, protestolarda üç kişi hayatını kaybetti.
Gösterilerin sebebi, iktidardaki Demokrat Parti'den olan ülkenin başbakan yardımcısı ve ekonomi bakanının yolsuzluk yaptığını ortaya koyan video görüntüleriydi. Başbakan yardımcısının istifa etmesine rağmen, Sosyalist Parti'nin önderlik ettiği muhalefet erken seçim isteğiyle protesto gösterilerinde bulundu. 20 bin kişinin katıldığı başkent Tiran'daki protestolarda polis göstericilere karşı tazyikli su ve göz yaşartıcı gaz kullandı, plastik mermiyle havaya ateş açtı. Olaylarda üç kişi hayatını kaybetti.
Başbakan Sali Berişa, "bu ülkede kimse iktidarı zorla ele geçiremez" dedi ve ülkede Tunus'ta gerçekleşen gibi bir ayaklanma yapılması senaryosunun gerçeklemediğini söyledi. Başbakan seçimlerin 2013 yılında gerçekleşeceğini de söyledi. Muhalefet ise, gösterilerin süreceğini açıkladı.
Polisin ise, olaylar sırasında başbakanlık binasının önünde bir arabada gizlenmiş 20 kilo dinamit bulduğu ortaya çıktı. Protestolara önderlik eden Sosyalist Parti, bu olayla herhangi bir ilgisi olmadığını, bunun hükümetin bir senaryosu olabileceğini söyledi. Başbakan ise olayın faillerinin en kısa sürede yakalanacaklarını belirtti.
Olaylar nedeniyle Tiran'daki ABD büyükelçiliği de çalışmalarını durdurduğunu bildirdi.

((Türkçe))  "Arnavutluk da karıştı" Ntvmsnbc, 21 Ocak 2011
((Türkçe)) Yorgo Kırbaki "Gizli kameradaki yolsuzluk isyanı" Hürriyet, 23 Ocak 2011
((Türkçe))  "Arnavutluk muhalefeti gösterilere devam edecek" BBC Türkçe, 22 Ocak 2011
((Türkçe))  "Arnavutluk'ta facianın eşiğinden dönülmüş" Ntvmsnbc, 23 Ocak 2011
((Türkçe))  "Tiran’daki ABD Büyükelçiliği kapılarını kapattı" Hürriyet, 23 Ocak 2011

5 Aralık 2010, Pazar

Uzakdoğu ülkeleri, kendi kök hücrelerini kullanarak kalp hastalığı, sistik fibroz ve lösemi gibi hastalıkları tedavi etme fikrine giderek daha da ısınıyor. Bazı anne babalar gelecekte başgösterecek hastalıkların tedavisinde kullanılmak üzere bebeklerinin kordon bağı kanını saklama yoluna gidiyor.
Ana rahmindeki bebeği annesine bağlayan kordon, zengin bir kök hücre kaynağı. Kordon bağındaki kan doğumdan hemen sonra toplanıp donduruluyor. Hong Kong’daki Cordlife, bir kordon bağı kanı bankası. Cordlife’ın teknik konulardan sorumlu yöneticisi Andrew Wu şunları söylüyor:
”Kordon bağı kanı bankalarının sayısında büyük artış var. Uzakdoğulular bu bankaları çocuklarının geleceğinin biyolojik sigortası olarak görüyor.”
Uzmanlar kordon bağındaki kanda bulunan kök hücreleri kullanarak omurilik sakatlıkları, şeker hastalığı, serebral palsi ve kalp hastalığına çare bulmanın yollarını arıyor. Andrew Wu duygularını şöyle dile getiriyor:
”Kök hücrelerin bazı hastalıkların tedavisinde standart yöntem haline gelmesi  fikri beni heyecanlandırıyor. Örneğin doktorlar tedavi seçeneklerini değerlendirirken ‘kök hücre alternatifini tedavide nasıl kullanırım? Bu tümörle mücadelede kök hücreler nasıl yardımcı olabilir?’ diye soracak."
Uzakdoğu ülkelerinde kök hücre tedavisi giderek daha çok ilgi görüyor. Tayland’daki Mahidol Üniversitesi’nden Profesör Doktor Supachai Chaithiraphan aynı zamanda Bangkok’taki Chao Phya Hastanesi kalp merkezi başkanı. Uzman ve ekibi 2004 yılında kalp hastalarının tedavisinde kök hücreleri kullandı. Chaithiraphan şunları söylüyor:
”New York Kalp Birliği ve Kanada Kalp Derneği’nin derecelendirmelerine  göre hastaların yüzde 80’i iyileşme gösterdi. Bu hasta grubunun kendi kök hücreleriyle uygulanan tedaviden yararlanacağını düşünüyoruz.”
Uzakdoğu ülkelerinde kök hücre araştırmaları üzerinde Amerika’ya oranla daha az sınırlama olması araştırma ve kök hücre kullanımını arttıran bir etken. Ancak Wu gibi uzmanlar gevşek denetimin beklentileri artıracağı ve hayal kırıklığı yaratacağı görüşünde. Wu şöyle konuşuyor:
”Kök hücrelerin kullanımı konusunda gerekli denetleme mekanizmasının hazırlanması ve anlayışın oturtulması gerekiyor. Tüm sektörün yasal bir çerçevede gelişmesi, sadece şirketlere değil doktor ve hastalara yararlı hale getirilmesi çok önemli.”
Gelişmekte olan Uzakdoğu ülkelerindeki bazı tıp merkezlerinin kötü durumda olması kök hücre kullanımını yavaşlatsa da Doktor Supachai bu tedaviye erişimin zamanla yaygınlaşacağı görüşünde:
”Yakın gelecekte kök hücre tedavisinin başta kalp hastaları olmak üzere birçok hasta için gerçekten faydalı olduğunu anlayan doktor sayısının artacağını tahmin ediyorum.”
Dünya Sağlık Örgütü dünya çapında 2015 yılına kadar yılda 20 milyon kişinin kalp ve damar hastalıkları nedeniyle yaşamını yitireceğini tahmin ediyor. Gelişmekte olan ülkelerde gelir düzeyinin yükselmesine bağlı olarak kalp hastası sayısının da artması bekleniyor.

19 Ekim 2011, Çarşamba

Yunanistan'ın başkenti Atina’da, parlamento binası yakınındaki Sintagma meydanında toplanan 70 bin kişiden bazıları, polislere taş ve gaz bombası atınca olaylar büyüdü. Polisler göstericilere göz yaşartıcı gaz ve ses bombalarıyla müdahale etti.
Yunan parlamentosunun bugün ve yarın, hükümetin yeni kemerleri sıkma politikasını görüşerek üzerinde oylamaya gitmesi bekleniyordu. Ek paket yeni vergiler getirirken maaş ve ücretlerde daha fazla kesinti yapılmasını öngörüyor.
Bugün ayrıca Selanik ve Pire’de da en az 50 bin kişi yürüyüş yaparak yeni ekonomik önlemleri protesto etti. 48 saatlik genel greve sağlık ve eğitim çalışanlarıyla, fırıncılar, taksiciler ve benzincinler de katıldığı için ülkede hayat felç olmuş durumda.
Avrupa Birliği, Uluslararası Para Fonu ve Yunanistan’dan alacaklı banka ve mali kuruluşlar, 159 milyar dolar tutarındaki kurtarma paketinin son taksitini vermeden önce Atina hükümetinin gerekli önlemleri almasında ısrar ediyor. Rekor düzeyde bütçe açığını kapamaya çalışan Yunanistan bu parayı alamazsa gelecek ay ortalarında dış borçlarını ödeyemez duruma, başka bir deyişle temerrüte düşecek.
Maliye Bakanı Evangelos Venizelos, parlamenterlerden, yeni kemerleri sıkma paketinin kabul edilmesinin şart olduğunu seçmenlerine anlatmalarını istedi.
Yunanistan’da işsizlik oranı yüzde 16,5 düzeyinde seyrediyor ve bundan en çok etkilenen gençler. Resmi rakamlara göre her 5 gençten 2’si işsiz.
Benzeri ekonomik sorunlarla karşı karşıya bulunan Portekiz’de de 24 Kasım’da genel greve gidilmesi planlanıyor.

8 Temmuz 2011, Cuma

Atlantis Uzay Mekiği, ABD Uzay Mekiği Programı'nın son görevi olan STS-135'i gerçekleştirmek üzere bugün yerel saatle 11:26'da (15:26 UTC) son kez fırlatıldı. Mürettebat 12 gün sürecek yolculuğun ardından dünyaya geri dönecek.
1981 yılında başlanan uzay mekiği programı bu görevle son bulmuş oluyor. Bazı kaynaklar bunun "uzay çağının sonu" olduğuna ilişkin yorumlar yaparken, bazı kaynaklar bunun doğru olmadığını söyledi. ABD önümüzdeki dört veya beş yıllık sürede Uluslararası Uzay İstasyonu'na erişim için Rusya'nın Soyuz füzelerine bağımlı kalacak.
Fırlatmayı sayısı 1 milyona varan kişi yerinde izledi. Kalkışa 31 saniye kala geri sayımın durması kalabalıkta heyecan yaratırken, kalkış iki dakika gecikmeli gerçekleşti.
Astronotlar Chris Ferguson, Doug Hurley, Sandra Magnus ve Rex Walheim, uzayda 12 gün kalacak ve Uluslararası Uzay İstasyonu'na bir yıl yetecek bir takviye yapacak.

((İngilizce))  "STS-135 Mission Summary" NASA, Haziran 2011
((İngilizce)) Brian Vastag "Atlantis launches on last shuttle mission" The Washington Post, 8 Temmuz 2011
((İngilizce))  "STS-135: the Last Shuttle Misson" NASA, 8 Temmuz 2011
((İngilizce))  "Shuttle finale won't end space age, Hadfield says" CBCNews, 7 Temmuz 2011
((İngilizce))  "Shuttle Watchers: 'It Was a Beautiful Ride'" Patch.com, 8 Temmuz 2011

21 Temmuz 2011, Perşembe

Atlantis Uzay Mekiği bugün yerel saatle 5:57'de ABD'nin Kennedy Uzay Merkezi'ne indi. Böylece uzay mekiği programı sona erdi ve uzayın keşfinde bir çağ kapanmış oldu.
Uzayda 12 günün ardından inen uzay mekiği Uluslararası Uzay İstasyonu'na tekviye yapmıştı. Malezya üzerindeyken iniş için motorlarını çalıştıran uzay mekiği yerel saatle tam 5:57:00'de yere değdi ve 5:57:54'te motorlar son kez durdu.
İnişin ardından bir basın toplantısı düzenlendi. Astronotlar için yarın Houston'da bir hoş geldin töreni düzenlenecek. Uzay merkezinde mekiğin tekerleklerinin durduğu noktaya bunu belirten bir işaret konulacağı da belirtildi.

  "Atlantis Completes Final Space Shuttle Program Landing at 5:57 a.m. EDT" NASA, 21 Temmuz 2011
 Kenneth Chang "The Shuttle Ends Its Final Voyage and an Era in Space" The New York Times, 21 Temmuz 2011

15 Mayıs 2010, Cumartesi

Atlantis Uzay Mekiği, 14 Mayıs günü emekliliğinden önce son kez fırlatıldı. Uzay mekiği ABD'deki Cape Canaveral'da bulunan Kennedy Uzay Merkezi'nde, yerel saatle 14:20'de, açık havada fırlatıldı. Fırlatılışı yaklaşık 40,000 kişi izledi. Astronotların bu görev sırasında üç uzay yürüyüşü yapacakları bildirildi. On iki gün sürmesi tahmin edilen bu görev, 1985 yılının Ekim ayında hizmete giren Atlantis'in 32. ve son görevi olacak. Buna rağmen, uzay mekiğinin muhtemel bir acil kurtarma operasyonu için bakım altında tutulacağı açıklandı. Ayrıca bu, ABD'nin bu yıl sona erecek olan uzay mekiği programının da sondan üçüncü uçuşu. Programın bitişinden sonra, Uluslararası Uzay İstasyonu'na ulaşım Rus füzeleriyle sağlanacak.

((tr))  "Atlantis uzay mekiği son yolculuğuna çıktı" Deutsche Welle, 15 Mayıs 2010
((en)) William Harwood "Shuttle Atlantis Lifts Off for Final Planned Flight" The New York Times, 14 Mayıs 2010
((en)) Marcia Dunn "Space Shuttle Atlantis Soars on Final Voyage" The Associated Press, 14 Mayıs 2010
((en)) Robert Block "Atlantis lifts off for last scheduled flight" Orlando Sentinel, 14 Mayıs 2010

19 Kasım 2011, Cumartesi

Eyüp Belediyesi ve GSM operatörü Avea "Akıllı Belediye" projesini başlattı. Eyüp Belediyesi Başkanı İsmail Kavuncu ve Avea CEO’su Erkan Akdemir’in imzaladığı iş birliği ile 350 bin kişi internete ücretsiz girerek, e-belediye hizmetlerine erişebilecek, belediyenin çalışmaları daha koordineli hale gelecek. 18 ayrı ürün ve hizmeti kapsayan projenin ilk etapta 6 modülü pilot uygulamayla hayata geçirildi. Projenin 2012 sonuna kadar tamamlanması düşünülüyor. 
Proje pilot uygulamayla hayata geçirildi. Projenin pilot aşamasında:

Ücretsiz internet erişimi - Rami Parkı'na kurulan 42 megabitlik 3G bağlantısı ile park içinde internete erişilebilecek.
Çöp toplama hizmetinin optimizasyonu - Çöp kamyonlarına ve çöp kutularına yerleştirilen takip sistemi ile çöplerin toplanıp toplanmadığı gibi bilgiler elde edilebilecek.
Parklarda güvenlik çalışmaları - 3G destekli cep telefonlarına indirilecek uygulamayla ailelerin çocuklarını izleyebilecek. Ayrıca halk parkın doluluk oranını da eş zamanlı olarak öğrenebilecek.
QuickResponse (QR) Code ile tarihi alan bilgilendirmesi - Pilot uygulama kapsamında ilk olarak Eyüp Sultan Türbesi, Eyüp Sultan Camii, Mihrişah Valide Sultan İmarethanesi, Cülus Yolu, Necip Fazıl Kısakürek ve Mehmet Akif Ersoy’un kabirlerinin bilgileri QR Code sisteminde toplandı. Bilgiler 4 dilde verilecek.
Saha yönetim sistemi, saha personeli otomasyonu - Belediye ekiplerinin işlerini kolaylaştırmak ve zamandan tasarruf amaçlı geliştirilen sistem ile ilçede yaşayanların şikayetlerine daha hızlı yanıt verilebilecek.
Eyüp Belediyesi çalışan güvenliği ve koordinasyonu - Kamusal alanların temizliğini yapan Fen İşleri çalışanlarının saha otomasyonu ve güvenliği için sağlıklı takibin yapılabilmesini sağlıyor.

((Türkçe)) Eyüp Belediyesi "Eyüp’e “Akıllı Belediye”Projesi…" Eyüp Belediyesi, 19 Kasım 2011
((Türkçe)) Zaman "Akıllı belediye ile hizmetler cep'ten takip edilecek" Zaman, 19 Kasım 2011
((Türkçe)) Milliyet "Avea, Eyüp’te mobil dönüşüme imza attı" Milliyet, 19 Kasım 2011

3 Aralık 2010, Cuma
Başta Almanya olmak üzere Avrupa’nın çoğu bölgesinde aşırı soğuk ve buzlanma hayatı felç ediyor, günlük yaşamı ve uluslararası trafiği de olumsuz yönde etkiliyor.
Aralık ayının ilk üç gününde saptanan sıcaklık Avrupa’da meteorolojik ölçümlerin başladığı tarih olan 1850’den bu yana kaydedilen en düşük seviyedeydi. Ülkenin bir çok bölgesinde geride kalan gece de tarihinin en soğuk Aralık gecesi olarak tarihe geçerken, başkent Berlin’de yapılan ölçümlerde termometreler eksi 18'i gösterdi. Almanya’nın doğusunda kar yağışına paralel hızı yer yer saatte 100 km’yi bulan fırtına ise soğuk havayı daha da dayanılmaz hale getirdi. Uzmanları fırtınanın da etkisiyle hava sıcaklığının -50 dereceye kadar hissedildiğini belirtiyor. Bu arada olumsuz hava koşullarından dolayı kara, hava ve deniz ulaşımı neredeyse durma noktasına geldi. Avrupa’nın en büyük havalimanları arasında yer alan Frankfurt ve Münih’de uçuşlar iptal edildi, otoyollarda kar yağışı ve buzlanmadan dolayı uzun kuyruklar oluştu, kar kaosu bazı eyaletlerde okulların kapanmasına ve çok sayıda trafik kazası ve milyonlarca Avro maddi hasara neden oldu. Caddelerdeki buzlanma nedeniyle oluşan kazalarda en az 11 kişi hayatını kaybetti. Berlin’deki Türk esnaf ise aşırı soğuklar ve kar kalınlığını 10 cm’i bulması nedeniyle çalışma koşullarının zorlaşmasından ve satışların durmasında şikayetçi.
Bu arada ulaşım sorunları nedeniyle Almanya’daki hallerde malların tükendiği ve dükkanlarda da meyve ve sebze fiyatlarında ortalama yüzde 30 artış olduğu bildirildi. Öte yandan Almanya’nın yanı sıra, Avrupa’nın büyük bölümünde de buz kesiyor. Özellikle Polonya ve İngiltere’de etkili olan soğuk hava ve yoğun kar yağışı hayatı büyük ölçüde etkilerken, Polonya’da geride kalan günlerde en az 10 kişinin yaşamını yitirdiği, İngiltere’de de kara, hava ve deniz trafiğinde kaos yaşandığı bildiriliyor. Metereologlar hava şartlarının birkaç gün daha bu şekilde devam edeceğini, yeni kar beklenmendiğini ancak buzlanmanın süreceğini açıkladı.

12 Temmuz 2011, Salı

Yunanistan'daki krizi kontrol amaçlı önlemlerde yaşanan sorunlar ve belirsizlik düzeyinin yüksek olması "salgının yayılarak diğer Euro Bölgesi ekonomilerine bulaşma riskini" her geçen gün arttırıyor. Avrupa Birliği'nin yeni endişesi, borsasında sert düşüşler yaşayan, tahvil faizleri hızla yükselen ve siyasi istikrarı tartışmalı durumda bulunan İtalya. Krizin yayılacağı korkusu, Avrupa piyasalarına "Kara Pazartesi" yaşatırken uzun süredir sağlığı sorgulanan Euro da inişe geçti.
Euro Bölgesi’nin üçüncü büyük ekonomisi olan İtalya’da meydana gelebilecek olası bir krizin şu ana kadar İrlanda, Yunanistan ve Portekiz’de yaşanan krizlerle karşılaştırılamayacak kadar artçı etki yaratacağına dikkati çeken uzmanlar somut ve acil önlem almanın önemini vurguluyor. Sadece uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının yaptığı açıklamalar değil somut veriler de İtalya’nın durumunun pek de parlak olmadığını gözler önüne serer nitelikte. Borçlanma maliyeti rekor seviyelere ulaşan İtalya, şu an için durumu kontrol altında tutar görünmesine rağmen sakin görünmeye çalışan Euro Bölgesi ülkelerinde tedirginlik yükselme eğiliminde.
Kriz ortamında tavrı merak edilen ilk ülke konumunda olan Almanya, resmi kanallarla yaptığı açıklamalarda İtalya’nın ağır bir krize doğru yol aldığı yönündeki spekülasyonları yersiz bulduğunu vurgulasa da Almanya Başbakanı Angela Merkel’in İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi’yi arayarak durum değerlendirmesi yapması sorunun ciddiye alınması gerektiğini gösterir nitelikteydi. Merkel’in, Euro Bölgesi maliye ve ekonomi bakanlarının Brüksel’de yapacağı toplantı öncesinde İtalya’nın tasarruf ve konsolidasyona dayalı önlemleri devreye sokması gerektiğini söylemesi de İtalya’ya yönelik endişelerin yersiz olmadığını göstermesi açısından önemliydi. Avrupa Merkez Bankası (ECB) yetkilileri de cumanın ardından Pazartesi günü yaşanan gelişmelerin İtalya konusundaki endişeyi giderek arttırdığının altını çiziyor.
Milan Borsası’nın yüzde 3.96 gibi önemli bir kayıpla kapanması ve 10 yıllık İtalyan tahvillerinin faiz oranının, Euro Bölgesi’nin en güvenli ekonomisi konumunda olan Almanya’daki yüzde 2.67 oranının iki katını da geride bırakarak yüzde 5.64 seviyesine yükselmesi önümüzdeki günlerin kritik öneme sahip olduğunu ortaya koydu.
İtalya üzerindeki kara bulutların gölgesi altında Brüksel’de toplanan AB maliye ve ekonomi bakanlarının Yunanistan’ın orta vadede borçlarını döndürmesini sağlayacak yeni bir kapsamlı yardım paketi üzerindeki detayları bir türlü netleştirememesi de zaten gergin olan piyasaları iyiden iyiye kızıştırıcı bir etki yaratıyor. AB Dönem Başkanı Polonya’nın Ekonomi Bakanı Jan Rostowski, “Kesinlikle mümkün olduğu kadar hızlı hareket etmeliyiz” dese de Euro Bölgesi ülkeleri arasında yeni paketin modaliteleri konusunda tam bir uzlaşma içinde olduğunu söylemek için henüz oldukça erken.

9 Şubat 2013, Cumartesi

Avrupa Birliği liderleri yaklaşık olarak iki gündür süren ve Avrupa Birliği'nin 2014 ile 2020 yılları arasındaki bütçesi konusunda anlaştılar. Buna göre yedi yıllık süreçte Avrupa Birliği'nin bütçesi 959 milyar euro olarak açıklandı. Böylece Avrupa Birliği tarihinde ilk defa bütçe kesintisi yaşanmış oldu. Çünkü AB kurulduğu günden bu yana bütçe her defasında sürekli olarak artıyordu. Gelen ilk öneri bütçenin 1 trilyon 33 milyar euro olması gerektiği yönündeydi. 

Yapılan bütçe toplantısı yaklaşık olarak dört saat kadar gecikmeyle başladı. Bunun sebebi ise 
liderlerin ikili görüşmelerini Brüksel'e bırakmış olmalarıydı. Özellikle İngiltere Başbakanı David Cameron bütçe rakamlarının aşağıya çekilmesi gerektiğini, toplantıya gelmeden önce söylemiş olması toplantının sancılı geçmesine neden oldu. Cameron toplantılar sırasında da, bütçe rakamının arttırılmasını istemediğini belirtti. Almanya Başbakanı Angela Merkel'de konuyla ilgili olarak Cameron'a destek çıktı. Fransa ise büyüme ve istihdam odaklı bir bütçe hazırlanmasını talep ediyordu. Fransaya bu konuda İtalya ve İspanya destek çıktı. İngiltere'ye ise Finlandiya ve Hollanda'nın ardından gelen Almanya'nın desteği ile karar İngiltere'nin istediği yönde oldu.

Tüm görüşmeler yaklaşık olarak 25 saat sürdü. Ancak yapılan görüşmeler neticesinde alınan bütçe kararının Avrupa Parlamentosu'nda onaylanması gerekiyor. Ancak Avrupa Parlamentosu’nun ana gruplarından yapılan ortak açıklamada, bütçenin liderlerin onay verdiği şekliyle kabul edilmesinin mümkün olmadığı belirtildi. 

((Türkçe))  "AB kemer sıkacak" euronews, 9 Şubat 2013
((Türkçe))  "AB’den Kemer Sıkma Bütçesi" amerikaninsesi, 9 Şubat 2013
((Türkçe))  "Oyun, set ve maç Cameron’ın!" milliyet, 9 Şubat 2013
((Türkçe))  "AB'de bütçe tartışması" bbc, 9 Şubat 2013

26 Haziran 2012, Salı
Türk jetinin Suriye tarafından düşürülmesine yanıt verme hakkını saklı tutan Türkiye’ye olayın başından bu yana izlediği politika nedeniyle uluslararası alandan destek geliyor. 
Türkiye’de olayla bağlantılı olarak en çok tartışılan konuyu NATO’nun üstleneceği rol ya da vereceği ileti oluştururken Avrupa Birliği de bu konuda Ankara ile dayanışma içinde olduğunun iletisini net şekilde verdi.
Lüksemburg’da bir araya gelen Avrupa Birliği Dışişleri Bakanlarının önemli gündem maddelerinden birini Suriye oluşturdu. Suriye’de şiddet politikasının hakim olmaya başladığı andan bu yana konuyu yakın takipte tutan Avrupa Birliği, yaptırım uyguladığı şirket ve bireylerin sayısını 16. kez artırırken düşen uçak konusunda önemli bir ileti verdi. 

Dışişleri Bakanları tarafından alınan kararda, Suriye’nin uçağı düşürmesi "kabul edilemez" olarak nitelendirilip kınandı. Türkiye’nin olayın ardından verdiği ilk tepkiden gayet memnun olan Avrupa Birliği, şu ana kadar izlenen politikayı ölçülü ve sorumlu gördüğünün altını çizdi.
Avrupa Birliği içinde Suriye konusundaki yaklaşımların birbiriyle yüzde 100 uyumlu olduğunu söylemek zor. Toplantıda verilen tepki de bazı kesimlere hafif gelse de kendi içinde tutarlı. Birlik Dışişleri Bakanlarının iletilerinin ABD’den gelen iletilerle paralellik içermesi NATO’dan da benzer bir tepki çıkacağının göstergesi niteliğinde görülüyor.
Bugüne kadar yaptırım üzerine yaptırım kararı alsa da Şam yönetimi üzerinde beklediği etkiyi yaratamayan Avrupa Birliği, her ne kadar istediği sonucu alamasa da Esad rejiminin Suriye’nin geleceğinde yeri olmadığını düşünüyor. Suriye konusunda diplomasi dışındaki seçeneklere özellikle de askeri nitelikli olanlara kesinlikle sıcak bakmayan Avrupa Birliği, Türkiye’nin bu aşamadan sonra atacağı olası adımlarda serinkanlılığı elden bırakmayan ve askeri müdahaleyi dışarıda bırakan bir yaklaşım sergilemesini istiyor.
Avrupa Birliği bakanlarından gelen açıklamalar bu beklentiyi net şekilde ortaya koyuyor. 
Olayın ardından ilk tepki veren adlar arasında bulunan İngiltere Dışişleri Bakanı William Hague’in oldukça sert bir söylem benimsemesine rağmen askeri olasılıklara atıf yapmaması ve bugün de "Ek önlemlerle baskının artırılması çok önemli. Uçağın düşürülmesinin sorun açısından yeni bir aşama yarattığını düşünmüyorum." açıklamasında bulunması dikkat çekiciydi.
Askeri müdahale olasılığına en sert şekilde karşı çıkan ise Hollanda Dışişleri Bakanı Uri Rosenthal oldu. Rosenthal, "Suriye'ye askeri operasyon söz konusu değil. Bu Hollanda hükümeti açısından değerlendirmeye alınacak bir unsur değil. Bu yaklaşımımız NATO bağlamında da geçerli" dedi.
Fransa Dışişleri Bakanı Laurent Fabius, "Silah taşımayan ve rutin uçuş yapan bir uçağın uyarılmaksızın düşürülmesi tam anlamıyla kabul edilemez. Yaptırımlar daha da ileriye götürülmeli" ifadelerini kullanırken Almanya Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle, "Suriye'nin yaptığı kabul edilemez. Ankara'nın verdiği sakin tepki olumlu. Tüm taraflar gelinen aşamada gerginliğin düşürülmesinin belirleyici olduğunu anlaması önemli." diye konuştu.
Türkiye’ye verdiği destekle tanınan İsveç Dışişleri Bakanı Carl Bildt da askeri boyut konusunda uyarıda bulunanlar arasında yer aldı.

20 Haziran 2011, Pazartesi

Euro Bölgesi maliye bakanları Yunanistan'a ödenecek yardım paketinin sonraki diliminin, ancak Yunan parlamentosunun reform paketini onaylaması halinde serbest bırakılacağını bildirdi.
Lüksemburg'daki toplantılarında geceyarısından sonra bakanlar, 110 milyar Eurolluk yardım paketinin 12 milyar Eurosunun serbest bırakılması için parlamentonun atacağı adımı bekleme kararı aldı. Yardım paketi, Avrupa Birliği ve Uluslararası Para Fonu (IMF) tarafından finanse ediliyor. Toplantı sonrası yapılan açıklamada, Yunan hazinesinden alacakları olanların, gönüllü olarak biraz daha beklemeyi kabul etmelerinin memnuniyetle karşılanacağı belirtildi.
Bu arada G8 ülkeleri bakanlarının, Yunanistan’a daha büyük ekonomik sorunlarla karşılaşmaması için nasıl yardım edilebileceği konusunda telefon görüşmeleri yaptıkları belirtiliyor.
Başbakan Yorgo Papandreu, parlamentoya reform paketini onaylaması konusunda baskı yapıyor. Dün parlamentoda konuşan Papandreu, Yunanistan’ın yardım paketinin son dilimini almaması durumunda iflas edeceğini söyledi. Ekonomik reform paketinde öngörülen kemer sıkma politikalarını kabul etmeyen Yunanlılar ise hükümet karşıtı gösterilerini sürdürüyor.

1 Aralık 2009, Salı

Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi tanınan adıyla CERN'deki deneyde yeni bir aşama başladı. Bazı ülke basınlarının Yüzyılın deneyi olarak bahsettiği deneyde CERN, ışınların gücünün 2010 yılının sonunda 7 TeV (teraelektronvolt) civarına çıkarmayı hedefliyor.
Büyük Patlama ortamının yaratılacağı tahmin edilen Büyük Hadron Çarpıştırıcısı'nın, 1,18 trilyon elektron volt gücünde dünya rekoru kırmasının ardından, Hadron Çarpıştırıcısı'nın enerjisi artırılacağı tahmin ediliyor.
ABD'de Fermilab atom çarpıştırıcısı'nın 2001'de 0,98 trilyon elektron voltluk rekorunu 30 Kasım'da gölgede bırakan Büyük Hadron Çarpıştırıcısı'nın Yılbaşı'dan  önce proton ışınlarının enerjisini 1,2 trilyon elektron volt civarına çıkarması bekleniyor.

((Türkçe))  "CERN'deki deneyde yeni bir aşamaya gelindi" Dünya Bülteni, 1 Aralık 2009
((Türkçe)) Anadolu Ajansı "CERN'de çarpışma enerjisi artacak" Star Gündem, 1 Aralık 2009

9 Haziran 2009, Salı

Avrupa Parlamentosu seçimleri dün tamamlandı. Sonuçlara göre sağ partiler oylarını artırdı. Seçimlerin olduğu tarihten bu yana en düşük katılım gerçekleşti. Seçimlere katılım oranı %43 oldu. Hollanda'nın sonuçları erken açıklamasından dolayı ceza alması bekleniyor. 
Seçimlerde genel olarak milliyetçiler ve Hristiyan Demokratlar oylarını artırdı. Fransa ve Hollanda gibi bazı ülkelerde, Avrupa Birliğine aday ülke Türkiye'nin adaylığına karşı çıkan kampanyalar yürütüldü.  Sonuçlara göre, Avrupalı seçmenin iktidardaki partileri cezalandırdığı görüldü. Almanya'da Merkel'in partisi oylarını 6 puan azaltmasına rağmen yinede birinci parti olmayı başardı. İtalyada ise, fotoğraf kriziyle gündeme gelen Berlusconi'nin partisi oylarını artırdı.
Parlamento'ya yeni giren isimlerden biri de özel hayatıyla gündemden düşmeyen eski Fransız Bakan Dati oldu. Korsan Partisi de parlamento'da temsil hakkı kazandı. İlk defa türbanlı bir aday, Mahinur Özdemir de seçilerek, parlamentoya girmeye hak kazandı.
736 milletvekillinin dağılımı ise aşağıdaki gibi oldu.

Ülkelerin sıralaması İngilizce diline göredir.

  "Avrupa Parlamentosu seçimleri sonuçlandı" Radikal, 8 Haziran 2009

11 Eylül 2011, Pazar

Yunanistan’ın borçlarını ödeyeme ihtimali Avrupa borsalarında hisse senetleriyle birlikte euronun da değer kaybetmesine yol açtı. 17 Avrupa Birliği ülkesinin para birimi euronun değeri, Japon yenine karşı son 10 yıl, Amerikan dolarına karşı ise son 6 ayın en düşük düzeyine indi. Londra, Paris, ve Frankfurt borsaları cuma günü yüzde 4’e yakın değer kaybetti.
Bloomberg mali haber ajansı Atina hükümetinin yılbaşında aldığı 154 milyar dolarlık kredinin borç taksitlerini ödemeye kararlı olduğunu bildirdi, iflas söylentilerini “organize spekülasyon” olarak niteledi. Ajansın haberinde, buna rağmen, Berlin hükümetinin, her ihtimale karşı, Yunanistan’dan alacaklı Alman bankalarını deskteklemeye  hazırlandığını da belirtiliyor.
Avrupa borsalarının, ABD Başkanı Barack Obama’nın 447 milyar dolarlık istihdam planına sakin yaklaşmaları ve Alman Merkez Bankası Başkanı Juergen Stark’ın Avrupa Merkez Bankası’ndan ani istifasının da bugünkü değer kaybına etkisi olduğu sanılıyor. Stark, Avrupa Merkez Bankası’nın ekonomileri zayıf ülkeleri güçlendirmek için bu ülkelerin devlet tahvillerini satın almasına şiddetle karşı çıkıyordu. Amerika’da ise Obama’nın istihdam paketinin Kongre’den geçip geçmeyeceği, başka bir deyişle Cumhuriyetçi parti tarafından desteklenip desteklenmeyeceği belli değil.
Ekonomi uzmanlarına göre, Marsilya’daki G8 Maliye ve Ekonomi Bakanları toplantısı öncesi IMF Başkanı Lagarde’ın mali piyasalara güven duyulmadığı yolundaki uyarısı da piyasaları etkiledi.

16 Haziran 2011, Perşembe
2011'in ilk Ay tutulması 15 Haziran günü (dün) meydana geldi. Tam Ay tutulması 100 dakikadan uzun sürdü ve böylece bu 2000'den beridir meydana gelen en uzun Ay tutulması olmuş oldu.
Tam tutulma Doğu Afrika, Orta Doğu, Orta Asya ve Batı Avustralya'da gözlemlendi. Tutulmanın pek çok izleyicisi uygunsuz hava şartları nedeniyle tutulmayı göremeyerek düş kırıklığına uğradı.
Ay tutulma nedeniyle kırmızı-sarı bir renge büründü. Son dönemlerde Şili'de meydana gelen bir yanardağ patlaması nedeni ile tutulma daha da kızıl göründü. Bazı gözlemciler Ay'ın tutulma sırasında Mars'a daha çok benzediğini belirtti.

((İngilizce))  "Copenhagen experiences total lunar eclipse" Xinhua, 16 Haziran 2011
((İngilizce))  "Lunar eclipse pictures: Moon show seen around the world" Mirror.co.uk, 16 Haziran 2011

13 Ağustos 2009, Perşembe

Bizimkiler dizisinde katil karakterini canlandıran Aykut Oray bir gün önce, 12 Ağustos'ta Kuanos Film Festivali için bulunduğu Muğla Köyceğiz'de geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybeden Oray, bugün İstanbul'da yapılan törenle son yolculuğuna uğurlandı. Oray'ın ölümü üzerine Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık başsağlığı mesajı yayımladı. Yayımlanan mesaj şu şekildedir:
Sinema ve tiyatro sanatçısı Aykut Oray'ın vefatından büyük üzüntü duydum. Sinema ve tiyatro sanatımıza yaptığı katkılarıyla her zaman hatırlanacak olan merhum Aykut Oray'a Allah'tan rahmet, yakınlarına ve sanat camiamıza başsağlığı dilerim.
Oray'ın cenaze namazı Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi camisinde kılınmasının ardından toprağa verildi.

  "Aykut Oray son yolculuğuna uğurlandı" NTVMSNBC, 13 Ağustos 2009
  "Aykut Oray hayatını kaybetti" NTVMSNBC, 12 Ağustos 2009

2 Nisan 2016, Cumartesi
Azerbaycan-Ermenistan arasında çatışma çıktı. Çıkan çatışma da 3 Ermeni ve 12 Azeri asker hayatını kaybetti. Olayla ilgili olarak, Ermenistan Savunma Bakanlığı sözcüsü Artsrun Hovhannisyan, sosyal medya sitesi Facebook üzerinden yaptığı açıklama da, Azerbaycan tarafının yerleşim yerlerine ve Ermeni askerlere ateş açtığını yazarken, Azerbaycan'a bağlı bir helikopteri de düşürdüklerini söyledi. 
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ateşkes çağrısı yaparken, Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu da, Azerbaycan Savunma Bakanı Zakir Hasanov ve Ermenistan Savunma Bakanı Seyran Ohanyan'ı telefonla aradı. Ayrıca Rus Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov her iki ülkenin dışişleri bakanlarıyla telefon görüşmesi yaptı. 
Öte yandan, Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini yaptığı açıklamasında, yaşananlardan ötürü endişe duyduklarını belirtirken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da, hayatını kaybeden Azeri askerler için, Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Haydar Aliyev'i telefonla arayarak taziye mesajı iletti. 

((Türkçe)) tr.sputniknews.com "Putin'den Karabağ'da ateşkes çağrısı" Sputnik (haber sitesi), 02 Nisan 2016
((Türkçe)) yeniakit.com.tr "Erdoğan, Aliyev'i aradı" Yeni Akit, 02 Nisan 2016
((Türkçe)) Doğan Haber Ajansı "Azerbaycan Ermenistan sınır hattında çatışma: 12 Azeri askeri şehit" Hürriyet (gazete), 02 Nisan 2016
((Türkçe)) milliyet.com.tr "Ermenistan-Azerbaycan cephe hattında çatışma" Milliyet (gazete), 02 Nisan 2016

25 Ekim 2011, Salı

Azerbaycan dün Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyeliğine seçildi. İki yıllık üyelik için yapılan 17. tur oylamada Azerbaycan 193 üyenin 155’inden oy aldı. Durum böyle olunca diğer aday Slovenya oylamadan çekildi. Sloven yetkililer, oylama ve kampanya sürecinden şikayetçi oldular, ancak sonucu kabul edeceklerini bildirdiler.
Azerbaycan, Güvenlik Konseyi’nde Doğu Avrupa ülkelerini temsil edecek. İki yıllık görev süresi 2012’de başlayacak.
15 sandalyeli Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesi var. İngiltere, Çin, Fransa, Rusya ve ABD’nin oluşturduğu daimi üyelerin kararları veto hakları bulunuyor. 10 üye ise ikişer yıllık sürelerle bu göreve seçiliyorlar.
Azerbaycan’ın yanı sıra Guatemala, Fas, Pakistan ve Togo da Güvenlik Konseyi’ne seçildi. Brezilya, Bosna-Hersek, Gabon, Lübnan ve Nijerya’nın ise görev süreleri 31 Aralık itibariyle sona eriyor.
Kolombiya, Almanya, Hindistan, Portekiz ve Güney Afrika’nın üyeliği ise 2012 yılında da devam edecek.

10 Haziran 2011, Cuma

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, siyasi, ekonomik ve kültürel ilişkileri geliştirmek amacıyla Sırbistan’a iki günlük resmi ziyarette bulunuyor.
Aliyev ve Sırbistan Cumhurbaşkanı Boris Tadiç, iki ülke arasında yeni stratejik ortaklık planlarını açıkladı. Bu planlar içinde otoyol ve enerji altyapısı inşaatıyla iki ülke arasında demiryolu inşaatı gibi ortak projeler bulunuyor. Sırbistan ayrıca Azerbaycan’dan sıvılaştırılmış doğal gaz almayı planlıyor.
İki lider 9 Haziran günü Novi Sad’da Azeri besteci Üzeyir Hacıbeyli’ye adanmış bir anıtın açılışına katıldı. Aliyev ve Tadiç 8 Haziran günü de de Belgrad'da Azerbaycan Büyükelçiliği’ni açtı.
Tadiç, Sırbistan’la Azerbaycan’ın uluslararası arenada birbirlerine destek verdiğini çünkü iki ülkenin de toprak bütünlüğünün ihlal edildiğini söyledi. Aliyev de hiçbir ülkenin rızası olmadan sınırlarının değiştirilemeyeceğini vurguladı.

21 Temmuz 2011, Perşembe

Aziz Yıldırım, Fenerbahçe resmi sitesinde yayınlanan bir açıklamayla şike soruşturmasının ardından görevi bırakacağını belirtti. Yıldırım, başkanlığı boyunca hep çalıştığını, sağlığını bunun için feda ettiğini; ama "meyve veren ağacın yakıldığı"nı mektubunda belirtti. Mektup, basında "veda mektubu" gibi sözlerle yankı buldu.
Aziz Yıldırım "Bir Farkla..." başlığıyla yayınlanan mektubunda şu sözlere yer verdi:

"Ben Aziz Yıldırım, Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı. 1952 yılında Diyarbakır Ergani’de doğdum. Bu ülkenin insanıyım. İnşaat mühendisiyim. Bugüne dek kendi ülkem ve milletim için çalıştım ve gözlerimi de vatanımda yumacağım."
"Sevenim de çok oldu sevmeyenim de. Beni kendilerine benzetemeyenler beni eğip bükemeyenler nefret etti benden. Kimsenin adamı olmadım,  sadece Fenerbahçe’nin Başkanı, Fenerbahçe’nin adamı oldum. Asırlık bir çınara liderlik ettiğimi, Ulu Önder Atatürk’ün kulübüne başkanlık yaptığımı hiç aklımdan çıkarmadım. Onun gösterdiği yolda sporu sevdim, öğrettim, uyguladım. Hiç yanlış yola sapmadım, sapmak isteyene beni yanlış yola çekmek isteyene de hiç müsade etmedim."
"Çok mücadele ettim; sağlığımı verdim. Sağlığımdan ödün verdim ama Fenerbahçe sevdamdan ödün vermedim. Ameliyat masasından kalkıp takımımın başında deplasmana gittim. Beni gören taraftar stadyumları salonları doldurdu. Önce, onlar da bana kızdılar. Tribünde küfür ettirmedim, kavgaya, kargaşaya izin vermedim. Ama sonra onlar da anladılar her şeyin daha büyük bir Fenerbahçe yaratmak için olduğunu. Büyük Fenerbahçe taraftarı benim yaptıklarımı görüyor, biliyor. Onların bilmesi, onların görmesi kafi. Onların sevgisi bundan sonra bana yeter."
"Beni eğip bükemeyenler, beni kendilerine benzetemeyenler meyve veren ağacı taşlayanlar baktılar ki taşladıkça ağaç inadına daha da büyüyor yakmaya karar verdiler ağacı. Kurguladıkları bir senaryo ile bugün beni hayatımın en büyük sevdası Fenerbahçe’den kopardılar. Yaktılar ağacı, yanan ağacın yerine yenisinin dikilemeyeceğini bilmeyenler. Ama ben de tükendim. Bu süreç beni çok yordu. Ruhum, bedenim iflas etti, artık daha fazla taşı da ateşi de taşıyamaz hale geldim. Bu süreci atlattığımda hayatımın geri kalan bölümünde Fenerbahçe artık sadece yüreğimde bir sevda olarak kalacak. Şimdi sadece bu yaşamakta olduğumuz süreçte yine kulübüme hizmet etmeye devam edeceğim. Bu geçiş sürecinin ardından da artık gururla taşıdığım ve namusumla, onurumla yerine getirmek adına gecemi gündüzüme kattığım şerefli görevim son bulacak. Ama içimdeki Fenerbahçe sevdası asla bitmeyecek."
"Fenerbahçe sevdam cehennem donana kadar sürecek. Dar ağacında olsam da son sözüm hep Fenerbahçe olacak…"
Yıldırım mektubunun sonunda da Silvan'da PKK'nın yaptığı saldırı nedeniyle başsağlığı dileklerini iletti.

 Aziz Yıldırım "Bir Farkla..." Fenerbahçe Spor Kulübü, 21 Temmuz 2011
  "Veda mektubu!" Ajansspor, 21 Temmuz 2011

4 Temmuz 2011, Pazartesi 
Sabah 7:00 itibariyle organize suçlar ekipleri tarafından 12 ilde yapılan baskınlar ile Aziz Yıldırım, bazı yöneticiler ve futbolcular dahil 49 kişi gözaltına alındı. Göz altına alınan isimler arasında Fenerbahçe SK'nün yeni transferi Emanuel Emenike, Fenerbahçe As Başkanı Şekip Mosturoğlu, klüp müdürü İlhan Ekşioğlu ve muhassebe müdürü de var. Bunların dışında Sivasspor başkanı Mecnun Otyakmaz, Giresunspor eski başkanı Olgun Peker, Eskişehirspor antrenörü Bülent Uygun, eski Diyarbakırspor Kulüp Başkanı Abdurrahman Yakut var. Futbolculardan ise Serkan Çalık, Serdar Kulbilge, Sezer Öztürk, Mehmet Yıldız ve Ümit Karan gözaltına alınanlar arasında.
Futbol'da şike soruşturması kapsamında yapılan operasyonaların iddiası İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı yetkileri tarafından şöyle açıklandı; "Organize suç örgütü oluşturmak, maçların skorlarını baskı ve tehdit ile etkilemek". Şike iddiaları 2010-11 Süper Lig ve 1. Lig'i kapsarken, 30. hafta oynanan Eskişehirspor - Trabzonspor maçı üzerine ve yine 34. hafta oynanan Sivasspor - Fenerbahçe maçı üzerine teşvik primi incelemesi yapılıyor.
Soruşturma kapsamında, Türkiye Futbol Federasyonu binası, Sivasspor ve Beşiktaş Kulübü binaları, Mehmet Ali Yılmaz Tesisleri, Sivasspor Kulüp binası ve tesisleri gibi yerlerde aramalar yapıldı.
Gözaltına alınan Yıldırım'ın avukatı Rezzan Epözdemir yaptığı açıklamada Yıldırım'ın durumdan hoşnutsuz olduğunu ve kendisi ve arkadaşlarıyla ilgili hiçbir şüphesinin olmadığını belirtti. Soruşturmayı Ergenekon davası'nın ünlü savcısı Zekeriya Öz başlatırken, Öz'ün  İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na atanması üzerine yerine daha önce Balyoz darbe planı davası'nı yürüten Özel Yetkili Cumhuriyet savcısı Mehmet Berk'e getirildi. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç dava ile ilgili şunları söyledi; "Bu, Türkiye'nin gerçek hukuk devleti olmaya doğru hızla yol aldığını gösteriyor".

((Türkçe))  "Aziz Yıldırım gözaltında" AdanzyeHaber,
((Türkçe))  "Şike kamerada iddiası" NTVMSNBC.com, 04 Temmuz 2011
((Türkçe))  "Savcı Zekeriya Öz ve Aziz Yıldırım Fotoğrafı" odatv, 04 Temmuz 2011
((Türkçe))  "Futbolda şike operasyonu devam ediyor" BBC Türkçe servisi, 04 Temmuz 2011
((Türkçe))  "Şike için ne söylediler" habervakti, 04 Temmuz 2011

11 Temmuz 2011, Pazartesi

Fenerbahçe başkanı Aziz Yıldırım "suç örgütü kurmak, yönetmek" ve "şike yapmak" suçlarından tutuklandı. Yıldırım Metris Cezaevi'ne sevk edildi. Böylece soruşturmada tutuklu sayısı 26'ya yükseldi.
14. Ağır Ceza Mahkemesi kararını saat 19:15'te açıkladı. Kararı basına Yıldırım'ın avukatı Köksal Bayraktar açıkladı. Kararın Yıldırım'ın yüzüne okunmadığı, yazılı bir biçimde verildi bildirildi. Avukatların Yıldırım'ın sağlık durumu nedeniyle hastaneye kaldırılması talebi reddedildi, avukat Bayraktar ise raporda ölüm riski bulunduğunun yazılı olduğunu söyleyerek karara tepki gösterdi. Yıldırım bir sivil araçla Metris Cezaevi'ne gönderildi ve saat 21:20'de cezaevine giriş yaptı.
Yıldırım'a destek amaçlı yürüyüş yapan ve Boğaziçi Köprüsü'ne doğru giden Fenerbahçe taraftarları tutuklama haberi üzerine olay çıkardı. Bir süre trafik ve metrobüs seferleri durdu, polis biber gazıyla grubu dağıttı. Metris Cezaevi'nin önünde de Fenerbahçeliler karara tepki gösterirken gelip Yıldırım aleyhine ve soruşturmayı destekleyen sloganlar atan yüz kadar Trabzonspor taraftarları ile Fenerbahçeliler arasında kavga yaşandı. Polisin arayı girmesi ve iki grup arasına barikat kurması kavganın büyümeden bitmesini sağladı; ama bir kişi kolundan yaralandı. Trabzon'da ise Trabzonspor taraftarları şampiyonluğun kendilerine verilmesini talep ederek yürüyüş yaptı.

  "Aziz Yıldırım tutuklandı" Vatan, 10 Temmuz 2011
  "Zirveden Metris'e" Hürriyet, 11 Temmuz 2011
  "Aziz Yıldırım'a "ölüm riski var" raporu" Sabah, 11 Temmuz 2011
  "Taraftarların destek yürüyüşü olaylı bitti" Zaman, 11 Temmuz 2011
  "Trabzon'da şampiyonluk yürüyüşü" Zaman, 10 Temmuz 2011

3 Nisan 2017, Pazartesi

Türkiye’deki 6 farklı cezaevinde, 15 Şubat’tan beri süresiz ve dönüşümsüz açlık grevinde olan 76 mahpus bulunuyor. 13 mahpusun açlık grevi ise hayati tehlike sınırını aşarak 48’inci güne ulaştı.
ANKARA - İnsan Hakları Derneği, Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), Özgürlükçü Hukukçular Platformu ve Zindanlarla Dayanışma İnisiyatifi düzenlenen ortak basın açıklamasında 15 Şubat 2017 tarihinden beri açlık grevinde olan mahpuslar ile ilgili verileri açıkladı. Verilere göre, 6 farklı cezaevinde 76 mahpusun süresiz ve dönüşümsüz açlık grevi devam ediyor. 25 mahpus kritik sınır olan 40 günü aşarken Aliağa (Şakran) Cezaevi’nde tutulan 13 mahpus ise 48’inci gününde açlık grevine devam ediyor.
İzmir kadın cezaevinde 5 mahpus 41, Sincan kadın cezaevinde 7 mahpus 40, İzmir 4 nolu T tipi cezaevinde 8 mahpus 34, Tekirdağ 1 nolu T tipi cezaevinde 10 mahpus 27, Tarsus kadın cezaevinde ise 5 mahpus 21 gündür açlık grevini sürdürüyor. 
İnsan Hakları Derneği’nde düzenlenen basın açıklamasında verilerin paylaşılmasının yanı sıra mahpusların talepleri de özetlendi. Üç maddede özetlenen taleplerde, cezaevlerindeki koşulların iyileştirilmesi, düşünce ve görüşleri nedeniyle aralıksız sürdürülen gözaltı ve tutuklamaların sonlandırılması ve Abdullah Öcalan üzerindeki tecritin kaldırılması talebi yer aldı.
ANLAMAK ZORUNDAYIZ
Basın açıklamasında konuşan TİHV Genel Sekreteri Metin Bakkalcı ise, açlık grev yapanların intihar eylemcisi olmadığını, süresiz ve dönüşümsüz olsa bile açlık grevinin hedefinin taleplerin gerçekleştirilmesi olduğunu ifade etti. “Açlık grevi, bir insanın taleplerini kendi bedenine zarar verecek eylem dışında başka hiçbir eylem olanağı kalmadığı noktada gündeme gelen bir şeydir” diyen Bakkalcı, “İfade edemiyorlar, sesleri duyulmuyor, ihlaller derinleşerek devam ediyor ve insanlar öyle bir noktaya geliyorlar ki, başka seçenekleri kalmadığı inancıyla açlık grevini gündeme getiriyorlar. Bu insanları anlamak zorundayız” şeklinde konuştu.
48 günün tıbbi açıdan önemli olduğunu vurgulayan Bakkalcı, “Açlık grevlerinde 35-42’inci gün aralığına ciddi risk olan dönem deriz. 42’inci günden sonra bu risk katsayısı her geçen gün artar ve hayati risklerin beklendiği dönemlere girilir” dedi.
Ortak basın açıklamasında ayrıca 15 Temmuz’dan sonra 45 bin kişinin darbe girişimi ile ilişkilendirilerek, 5 binden fazla insanın ise toplumsal muhalefete yapılan baskıların sonucu olarak tutuklanması sonrasında kapasitesi yetersiz olan cezaevlerinin yaşanılmaz yerlere dönüştüğü de vurgulandı. Cezaevlerindeki tecrit uygulamaları, keyfi disiplin cezaları, sağlık sorunlarının etkin çözülememesi, ağır hasta mahpusların tahliye edilmemesi gibi sorunların bulunduğu belirtildi. Bu nedenle Adalet Bakanlığı’ndan mahpusların sağlık kontrollerinin Türk Tabipler Birliği tarafından görevlendirilecek hekimler tarafından yapılması, açlık grevindekiler ile diyaloga geçilerek milletvekilleri ve hak, hukuk ve sağlık örgütlerinin temsilcileri ile görüşmeler yapılması, bağımsız heyetlerin ziyaret ve incelemelerine izin verilmesi ve Abdullah Öcalan’ın tecridinin sonlandırılması talepleri dile getirildi.

27 Ekim 2011, Perşembe

Türk Ceza Kanunu 301. maddesi ile ilgili olarak Taner Akçam'ın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde açtığı dava sonuçlandı ve Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 10. maddesini ihlal ettiğine karar verildi.
Karar metni "Türk hukuku, tarih profesörünün, 1915'teki Ermeni olaylarına ilişkin görüşleri nedeniyle kovuşturma korkusu altında kalmasına yol açmaktadır" başlığıyla AİHM'in internet sitesinde yayınlandı.
Akçam'ın fikirleri nedeniyle baskı ve tehdit altında olduğunu söyleyerek dava açtığı belirtilen kararda, Osmanlı İmparatorluğu döneminde olan olay hakkında kullanılan "soykırım" kelimesinin, ardıl devleti olan Türkiye Cumhuriyeti tarafından kabul edilmediği söylendi. Bazı aşırı milliyetçi grupların "Türklüğe hakaret" nedeniyle 301. maddeyi göstererek davalar açtığı, Elif Şafak, Orhan Pamuk ve Hırant Dink'in de bu nedenle soruşturmaya uğradığı belirtildi.
Akçam, 6 Ekim 2006'da Agos'ta Hrant Dink, 301 ve Bir Suç Duyurusu adlı bir makale yazmış ve bu nedenle hakkında 301. maddeden suç duyurusunda bulunulmuştu. Akçam, daha önce de hakkında aynı nedenle suç duyurularında bulunulduğunu, Ermeni Kırımı'na ilişkin ve bunun soykırım olduğunu söylediği yazıları ve görüşleri nedeniyle bu madde gerekçe gösterilerek her an hakkında soruşturma açılabilmesinin mümkün olduğunu ve bunun bir baskı unsuru olarak kullanıldığını gerekçe göstererek mağduriyet nedeniyle dava açmıştı.

((İngilizce))  "[1]" European Court of Human Rights, 25.10.2011
((Türkçe))  "[2]" Bianet, 26.10.2011
((Türkçe)) Eser Karakaş "AİHM'nin yeni 301 kararı ve bir şans" Zaman, 27.10.2011
((Türkçe, İngilizce))  "AİHM Taner Akçam'ı TCK 301'den haklı buldu" ABHaber, 25.10.2011

6 Aralık 2009, Pazar Saat 20:09
AŞK VE CEZA YAKINDA ATV'DE
Nurgül Yeşilçay ve Murat Yıldırım'ın da olacağı drama niteliğindeki Aşk ve Ceza dizi çok yakında atv ekranlarında başlayacak! Dizinin konusu aşk ve drama niteliğinde olacak. Yapım ekibinin bildirdiği habere göre dizi yılbaşından sonra yeni önümüzdeki 2010 yılının Ocak ayının başlarında başlayacağını söyledi.
Dizinin konusu ise böyle olacak: 25 yaşlarında reklamcı olan Yasemin'in ablası evlenmeden önce bir, ilişkiden hamile kalmış ve kürtaj sonucunda hayatına veda etmiş. Bundan dolayı Yasemin evlenmeden ilişkiye girmemeyi babasına söz vermiştir. Bir hafta sonra olacak düğününün heyecanını yaşayan Yasemin, nişanlısını ve en yakın arkadaşını tuttukları evdeki yatakta görür. Yaşadığı ihanet üzerine aşka, evliliğe, masumiyete inancını yitiren Yasemin, emekli öğretmen annesinin yaşadığı Bodrum'a gider. Kendisini gece kulüplerine atar, ilk karşısına çıkan erkek olan Savaş'la beraber olur ve düşürdüğü bir kolye hariç hiçbir iz bırakmadan, Külkedisi gibi ortadan kaybolur. Fakat Yasemin o gece birlikte olduğu Savaş'tan hamile kalmıştır. Fakat Savaş erkek kardeşinin vefatı üzerine kardeşinin dul kalan eşi Çiçek ile berdel evliliği yapmak zorunda kalır. Aynı zamanda babasının ölümünden sonra şirketin başına geçmiştir ve babasının pis işlerini temizlemeye başlamıştır.

25 Ocak 2011, Salı

İngiliz yayın kuruluşu BBC, harcamalarını kısmak ve İnternet içeriğini değiştirmek amacıyla önümüzdeki iki yıl içinde 360 kişinin işine son verecek.
Devlet tarafından desteklenen BBC, İnternet masraflarında yüzde 25, yani 54 milyon dolarlık kesinti yapacak ve 200 kadar İnternet sitesini kapatacak.
BBC’deki küçülme, kuruluşun ödeneğinin önemli bir kısmını oluşturan ruhsat ücretlerindeki azalmayı izliyor.
BBC Genel Müdürü Mark Thompson, İnternet sitesinde çok sayıda içerik bulunmasının, yayın kuruluşunun, beklentilerin altında kalmasına yol açtığını savundu. Thompson kesintilere rağmen İnternet’in, BBC’nin faaliyetlerinin merkezini oluşturacağını söyledi.
BBC’nin İnternet sitesinde kesintiye gideceği içerikler arasında, gençlere yönelik sayfalar, bir belgesel sayfası ve bazı sosyal paylaşım siteleri bulunuyor. Ekonomi ve spor haberlerinin yanı sıra blog sayfaları da kesintiye uğrayacak içerikler arasında bulunuyor.

  "BBC Kemerleri Sıkma Politikası Uyguluyor" [[w:{{{yayımcı}}}|{{{yayımcı}}}]], {{{tarih}}}

25 Eylül 2010, Cumartesi

Mavi Marmara baskınını soruşturan Birleşmiş Milletler komisyonu İsrail’i uluslararası yasaları ihlal etmekle suçladı. Üç üyeli komisyon, İsrail'in Türk gemisine saldırısını "vahşet" olarak niteledi ve Gazze'nin abluka altında tutulmasının da yasadışı olduğunu bildirdi. Rapora ilk resmi tepkiyi New York'ta açıklayan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu raporu tarafsız bulduklarını ve takdirle karşıladıklarını söyledi. 
BM İnsan Hakları Komisyonu tarafından kurulan komisyon, 56 sayfalık raporunu kamuoyuna açıkladı. Raporda, İsrail askerleri, baskın sırasında, aralarında işkence ve cinayetin de bulunduğu çeşitli suçlarla suçlanıyor ve haklarında dava açılması tavsiye ediliyor. İsrail Dışişleri Bakanlığı BM raporunu reddetti, soruşturma sonucunun siyasi ve taraflı olduğunu ve aşırı görüşleri yansıttığını öne sürdü.
Türkiye İsrail'in Mavi Marmara baskınını soruşturan Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu raporunun sonucunu memnunlukla karşıladı. Rapora ilk resmi tepkiyi New York'ta açıklayan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu raporu tarafsız bulduklarını ve takdirle karşıladıklarını söyledi.
Dün gece New York'ta Balkan ülkesi liderlerinin ağırlandığı zirvede Türk basınına açıklama yapan Ahmet Davutoğlu, İsrail'i Mavi Marmara baskınından dolayı eleştiren raporun değerli hukukçular tarafından yazıldığını ve sağlam delillere dayandığını söyledi. Davutoğlu raporun bulgularının Türkiye'nin 1 Eylül'de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'na sunduğu raporun bulgularıyla örtüştüğünü kaydetti. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki Moon'un ayrı olarak kurduğu Mavi Marmara soruşturma komisyonunun da raporunu beklediklerini kaydeden Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, iki komisyonun da çalışmalarına destek verdiğini belirtti. Davutoğlu, Mavi Marmara baskınının düzenlendiği 31 Mayıs gününden bu yana Türkiye’nin "uluslararası hukuk dilinde, uluslararası toplumu yanına alarak" kendini ifade ettiğini kaydetti ve "Ümit ederiz ki artık İsrail tarafı da hukuk dilini kullanmayı öğrenir ve bu çerçevede davranır. Bizim beklentimiz budur," diye konuştu.
Dışişleri Bakanı Davutoğlu Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde yaptığı konuşmada yedi talepte bulunduğunu, Güvenlik Konseyi'nin bu talepleri benimsediğini ve bu taleplerin takipçisi olmaya devam edeceklerini söyledi. "Şu anda bu talepler önemli ölçüde karşılandı," diyen Davutoğlu, "Vatandaşlarımız ve diğer yolcular salıverildi. Gemiler bırakıldı. Oradaki malzeme Gazze'ye ulaştırıldı. Bunlar hep bizim taleplerimizdi. İki tane uluslararası komisyon oluşturuldu. Gazze'ye yönelik abluka hafifletildi. Bunlar yine elde edilen sonuçlar, şimdi bunun parçası olarak İsrail'den talebimiz ki, mademki ortada bir suç var, bunun gereği olan beklentiler de atılmalı," şeklinde sözlerini sürdürdü. Davutoğlu İsrail'in Türkiye'ye karşı değil, uluslararası topluma karşı suç işlediğini savunarak, merkezi Cenevre’de bulunan BM İnsan Hakları Komisyonu'nun raporunun bu durumu tescil ettiğini kaydetti.

"İsrail Gazze'ye yardım taşıyan gemilere saldırdı, 9 aktivist öldürüldü". Vikihaber, 31 Mayıs 2010
"İsrail kendi soruşturma komisyonunu kuruyor". Vikihaber, 14 Haziran 2010
"İsrail, uluslararası komisyonu kabul etti". Vikihaber, 4 Ağustos 2010
"Mavi Marmara Türkiye'ye döndü". Vikihaber, 7 Ağustos 2010

19 Mayıs 2010, Çarşamba

Afganistan’da Bagram Hava Üssü'ne saldırı düzenlenmesinin ardından çıkan çatışmada 10 militan öldürüldü. Çatışmalar sırasında bir Amerikalı sivil görevlinin öldüğü ve dokuz askerin yaralandığı açıklandı.
NATO tarafından yapılan açıklamaya göre militanlar hafif silahlar, roket ve el bombası kullanarak erken saatlerde saldırıya geçti. Askeri sözcü Binbaşı Virginia McCabe militanların üsse giriş yapamadığını ancak saldırı sırasında bir binada hasar meydana geldiğini açıkladı. Sözcü, saldırıları her zaman beklediklerini söyledi. Saldırıyı Taliban üstlendi. Taliban sözcüsü Zabiullah Mucahid, saldırıya 20 intihar komandosunun katıldığını ifade etti. Amerika Birleşik Devletleri, NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen ve Afganistan Devlet Başkanı Hamid Karzai saldırıyı kınadı. Bagram, Kabil'e 50 kilometre uzaklıkta bulunuyor.

((tr))  "Afganistan'daki NATO Üssüne Saldırı" Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu, 19 Mayıs 2010

8 Temmuz 2011, Cuma

Geçtiğimiz salı günü Bahamalar ülkenin karasularında köpekbalığı avcılığını yasaklayan bir tasarıyı yasalaştırdı. Yasak köpekbalığı etinin satışını, ithalatını ve ihracatını da kapsıyor. Bahamalar bu kararı alan Maldivler, Honduras ve Palau'dean sonra dördüncü ülke oldu.
Yasak çevreciler de dahil olmak üzere pek çok kesimden destek aldı. Çevreci bir örgütün başkanı olan Neil McKinney, "onların neslinin tükenmesini istemiyorsak onları korumalıyız" dedi. Başbakan vekili Brent Symonette ise "bu yasak hükûmetimizin çevreyi koruma çalışmalarının bir parçasıdır" açıklamasını yaptı.
Bir rapora göre köpekbalığı nüfusu %70 ila 80 azalmış durumda ve köpekbalığı türlerinin neredeyse üçte biri tehlike altında bulunuyor.

  "Shark fishing banned in the Bahamas" BBC News Online, 6 Temmuz 2011
  "Why Jaws needs protecting: Bahamas bans shark fishing as THIRD of all species now face extinction" The Daily Mail, 6 Temmuz 2011

12 Mart 2012, Pazartesi

Bahreyn'in başkenti Manama'da yaklaşık 5 bin gösterici, "sivil yönetim istiyoruz" sloganıyla protesto gösterisi yaptı.
Protestocular geçen yılki gösterilerde tutuklanan ve yaklaşık 2 aydır açlık grevi yapan eylemci Abdülhadi El Havaja'nın serbest bırakılmasını istedi. Polis ise göstericileri durdurdu. Bunun üzerine çıkan çatışmada polis göstericilere tazyikli suyla müdahale etti. Göstericiler taş ve sopa ile polise saldırdı.
Arap Baharı'nın etkisiyle ülkede 1 yılı aşkın devam eden protestolarda 89 kişi öldü, 5,400'e yakın kişi yaralandı. Ayrıca iktidarda Sünnilerin, muhalefette ise Şiilerin bulunması da uluslararası toplumu kaygılandırıyor.
Öte yandan 22-23 Nisan tarihlerinde ülkede yapılması plananlanan Formula 1 Grand Prix yarışlarının da iptal edilmesine ilişkin gittikçe artan istekler var.

((Türkçe))  "Bahreyn karıştı" TRT Haber, 7 Nisan 2012
((Türkçe)) BBC Türkçe "Bahreyn'de açlık grevindeki eylemciye binlerce kişi destek verdi" Hürriyet Gazetesi, 7 Nisan 2012

8 Ocak 2012, Pazar

Bahreyn'de Şii muhalefetin öncülüğünde bir gösteri yapıldı. Gösteri yasağına rağmen başkent Manama yakınlarında toplanan kalabalık demokrasi talep eden sloganlar attı.
Eylemin Manama’da yapılamamasının nedeni ise polislerin başkente giden yollara barikatlar kurmaları. Şii çoğunluğu temsil eden el Vifak örgütü tarafından düzenlenen gösteri olaysız geçti. Şii göstericiler yıllardır ülkeyi yöneten Sünni ailenin saltanatına son verilmesini etmesini istiyor. Göstericilerin talepleri arasında siyasi tutukluların serbest bırakılması, bakanların seçimle belirlenmesi ve çoğunluktaki Şiilere eşit imkânlar tanınması da var.
Geçen ilkbaharda başlayan gösterilerde en az 40 kişi öldü, ölümlerin çoğundan güvenlik kuvvetleri sorumlu tutuluyor. Sünni Kral Hamad Bin İsa El Halife, geçen yılki gösteriler sırasında ülkede üç ay süreyle olağanüstü durum ilan etmiş; çoğu Şii olan göstericileri bastırmak için Sünni komşularından yardım istemişti.
1 milyon 300 bin nüfuslu Bahreyn’de yaklaşık 600 bin yabancı çalışıyor.

18 Temmuz 2011, Pazartesi

İnsan Hakları Gözlem Örgütü Bahreyn kralına tutuklu doktor ve hemşireleri salıvermesi çağrısında bulundu. Bahreyn hükümeti, demokrasi eylemcilerini tedavi eden 70 sağlık görevlisini tutuklamış, 150’sini ise işten atmıştı. İnsan hakları örgütleri tutuklamaları ağır bir dille kınamış, tek suçları mesleki görevlerini yerine getirmek olan zanlıların derhal serbest bırakılmasını talep etmişti.
İnsan Hakları Gözlem Örgütü'nün raporunda güvenlik kuvvetlerinin gösteriler sırasında hastane ve klinikleri bastığı doktor ve hastalara saldırdığı yazılı. Raporda yaralanan göstericilerin tedavi olmasını önlemek için sağlık tesislerinin kuşatıldığı ve hastalara bakan personele işkence yapıldığı ileri sürülüyor. Merkezi ABD'de bulunan insan hakları örgütü, Bahreyn kralından saldırganların cezalandırılmasını ve sağlık çalışanlarının derhal serbest bırakılmasını istedi.
Şubatta başlayan ve Mart ayında sona eren demokrasi yanlısı gösterilerde aralarında polislerin de bulunduğu en az 30 kişi ölmüş, yüzlerce kişi tutuklanmıştı. Nüfusun çoğunluğunu oluşturan Şiiler, azınlıktaki Sünni yönetimden eşit haklar talep ediyor.
Barack Obama yönetimi Amerikan 5. Deniz Filosuna ev sahipliği yapan Bahreyn’i muhalefetle diyalog kurmaya teşvik ediyor.

27 Şubat 2010, Cumartesi
22 Şubat 2010 tarinde Balyoz darbe planı soruşturması ile ilgili olarak gözaltına alınan ve aralarında emekli kuvvet komutanlarıyla muvazzaf subayların da bulunduğu isimlerin adliye işlemleri tamamlandı. 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan, emekli Korgeneral Engin Alan'ın da tuttuklaması ile birinci dalga operasyonlar çerçevesinde tutuklu sayısı 33'e ulaşmış oldu. Muvazzaf askerler Hasdal Askeri Cezaevi’ne, emekli askerler ise Metris Cezaevi’ne  gönderildi.  Aralarında eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek ile eski Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral İbrahim Fırtına'nın da  bulunduğu 13 emekli asker serbest bırakıldı.
Balyoz darbe planı soruşturması kapsamında 24 Şubat 2010'da gözaltına alınan şüphelilerden 2'si muvazzaf 5'i emekli 7 subay tutuklanmıştı. Tutuklananlar, Ramazan Cem Gündeniz, Aziz Çakmak, Mehmet Kaya Varol, Ali Deniz Kutluk, Özer Karabulut, Albay Ümit Özcan, Ali İhsan Çuhadaroğlu olduğu bildirilmişti. 
Ayrıca 26 Şubat'ta 13 ilde 1'i emekli 17'si muvazzaf 18 asker daha gözaltına alındı. Gözaltına alınanlardan biri Konya İl Jandarma Komutanı Albay Hüseyin Özçoban'dı. İsimleri 'Sakal' ve 'Çarşaf' eylem planlarında geçtiği öne sürülen muvazzaf askerlerin askerlerin 4'ü subay, 13'ü de astsubay. Gözaltına alınan bu subaylardan Konya İl Jandarma Komutanı Kurmay Albay Hüseyin Özçoban, Yarbay Yusuf Kelleli ve iki astsubay tutuklanarak Hasdal Cezaevine kondu.
Son olarak Balıkesir Jandarma Alay Komutanı Albay Özçelik tutuklandı. Böylece soruşturma kapsamında tutuklanan subay sayısı 38'e yükseldi.

22 Ocak 2010: Türkiye "Balyoz Harekât Planı"nı konuşuyor
25 Ocak 2010: İlker Başbuğ açıklamalarda bulundu

  "Doğan da Metris'te" Star Gazetesi, 27 Şubat 2010
  "Çetin Doğan, darbeye teşebbüsten tutuklandı" Zaman (gazete), 27 Şubat 2010
  "Doğan ve Alan Tutuklandı" Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu, 27 Şubat 2010
  "Balyoz'da 7 subaya tutuklama kararı" Haber7.com, 23 Şubat 2010
  "Balyoz'da yeni gözaltılar" BBC Türkçe, 26 Şubat 2010
  "BALYOZ'DA İKİNCİ DALGA" Zaman (gazete), 26 Şubat 2010
  "Bomba timinin komutanı cezaevinde" Yeni Şafak, 1 Mart 2010
  "2 Muvazzaf Asker Tutuklandı" TRT Haber, 3 Mart 2010
  "Dört il Alay Komutansız kaldı" Star, 4 Mart 2010

10 Aralık 2009, Perşembe

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Barack Obama, 2009 Nobel Barış ödülünü Norveç'in başkenti Oslo'da törenle aldı. Törenden önce Norveç Başbakanı Jens Stoltenberg ile düzenlediği ortak basın toplantısında konuşan Barack Obama, Bu ödülü muhtemelen daha fazla hak eden başka adaylar olduğundan şüphem yok şeklinde açıklama yaptı. Öte yanda eski Küba lideri Fidel Castro ise Obama Afganistan'da sonuna kadar savaşmaya karar vermişken neden Nobel Barış Ödülü'nü almaya karar verdi. Bu sinik davranışta bulunmaya mecbur değildi şeklinde açıklama yaptı.
Nobel Barış Ödülü, Alfred Nobel'in vasiyeti uyarınca, her yıl ulusların ve halkların kardeşliği, silah ve orduların azaltılması, ve barış kongreleri düzenlemek için en çok çaba sarfeden kişi, kişiler veya kuruluşlara verilen bir ödül. Ödül her yıl Alfred Nobel'in ölüm yıldönümü olan 10 Aralık'ta veriliyor. Ödül ise 18 ayar altın madalya ve 10 milyon İsveç kronu. Obama, alacağı 10 milyon İsveç kronunu hayır işlerine bağışlayacağını açıklamıştı.

Nobel Barış Ödülü Obama'nın

((tr))  "Ve Obama Nobel'i aldı" CNNTürk, 10 Aralık 2009

9 Şubat 2016, Salı

Almanya ölümlü bir tren kazasıyla sarsıldı. Münih'e güney batı istikametinde 60 kilometre uzaklıkta bulunan Bad Aibling kasabasında yaşanan kaza, yerel saatle sabah 7'ye çeyrek kala gerçekleşti. Kazada 10 kişi hayatını kaybetti, 100'den fazla kişi yaralandı. Mangfall Vadisi Demiryolu hattı üzerinde, Kolbermoor ile Bad Aibling-Kurpark istasyonları arasında meydana gelen kazada, seyir halindeki iki tren kafa kafaya çarpıştı. Kazanın meydana geldiği noktada, makinistlerin karşı yönden gelen treni görüp yavaşlamalarının mümkün olmadığı belirlenirken, trenlerin hızlarınınsa 100 km/sa olabileceği tahmin edildi. Münih'te okulların karnaval nedeniyle tatil olmasının, hat üzerindeki yolcu sayısının düşmesine ve kazada ölü sayısının artmasına engel olduğu düşünülüyor.

((tr))  "Almanya'da iki tren çarpıştı: 9 ölü, 100 yaralı" CNN Türk, 9 Şubat 2016
((tr)) Emin Avundukluoğlu "Almanya'daki tren kazasında ölü sayısı 10'a yükseldi" Anadolu Ajansı, 9 Şubat 2016

19 Ağustos 2009, Çarşamba

Irak'ın başkenti Bağdat'ta bugün meydana gelen bir dizi saldırıda ilk belirlemelere göre 75 kişi öldü 300'den fazla kişi yaralandı. Saldırıların hedefinin Yeşil Bölge olduğu belirtildi. Öte yandan saldırıların patlayıcı yüklü araçlar ve roketatarlar ile düzenlendiği kaydedildi. 
Ülkenin en sıkı korunan yerlerinden biri olan Yeşil Bölge'de saldırı meydana gelmesi yetkilileri tarafından şaşkınlıkla karşılandığı ve Irak Başbakanı Nuri El Maliki'nin Yeşil Bölge yakınlarındaki bir otelde düzenleyeceği basın toplantısı da iptal edildiği bildirildi.
Saat 15:00 (UTC) itibariyle ölü sayısı 95'e yükseldiği bildirildi. Ayrıca yaralı sayısının 500'den fazla olduğu kaydedildi.

  "Bağdat'ta bombalı saldırılar" BBC, 19 Ağustos 2009
  "Bağdat'ta hedef bakanlıklar" NTVMSNBC, 19 Ağustos 2009
  "Bağdat yine kan gölü" CNNTürk, 19 Ağustos 2009

25 Ocak 2010, Pazartesi

Irak’ın başkenti Bağdat’ta otelleri hedef alan üç ayrı saldırıda en az 36 kişi hayatını kaybetti, 71 kişi yaralandı. Iraklı yetkililer militanların araçlara yüklenmiş bombalarını Üç tane otelin önünde patlattığını açıkladı. İlk patlama Irak hükümet binalarının ve yabancı elçiliklerin bulunduğu Yeşil Bölge yakınlarında hissedildi. Kentin üzerini patlamalar sonrasında yoğun bir duman kaplarken, maddi hasar konusunda yetkililerden henüz bir açıklama gelmedi. Bağdat'ın merkezinde Ebu Navas Caddesinde düzenlenen saldırıda, yan yana olan Filistin ve Sheraton otelleri ile 2 kilometre uzaklıktaki Babil ve El Hamra otellerinin hedef alındığı bildirilmişti. Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Irak’ta seçimler ve demokrasi yolunda atılan diğer adımların teröristler için en kötü gelişme olduğunu söyledi.

((tr)) Anadolu Ajansı "Bağdat'ta 3 büyük patlama" Zaman (gazete), 25 Ocak 2010

20 Ağustos 2011, Cumartesi

Eşi, çocukları ve kalabalık bir heyetle Somali’ye giden Başbakan Tayyip Erdoğan mülteci kamplarında incelemelerde bulundu.
Kızılay’ın kurduğu kampta yetkililerinden bilgi alan Başbakan daha sonra Medine bölgesindeki Howlada kampını ziyaret etti. Bölgeye en kısa zamanda sahra hastanesi kurulacağını açıklayan Erdoğan, kampta kalan mültecilerin yıkanmaları için su sağlanmasını istedi.
Başbakan Erdoğan, kamp ziyaretlerinden sonra Cumhurbaşkanı Şeyh Şerif Ahmet tarafından kabul edildi.  Başbakanla birlikte Somali’ye giden Dışişleri Bakanı Davutoğlu da "Bizim gelişimiz bir işaret fişeği olsun, insanlar buraya gelsinler, insanlık sorumluluklarını yerine getirsinler ve burası tekrar ayağa kalksın" dedi.
El Şabap örgütünün başkent Mogadişu’dan çekilmesi uluslararası yardım çabalarının hızlanmasına yol açtı. Birleşmiş Milletler (BM)’in desteklediği geçici hükümeti devirip din devleti kurmaya çalışan örgüt, yabancı yardım örgütlerinin ülkede çalışmasına izin vermiyordu. Dinci örgüt "gâvurlar tarafından zehirlendikleri" gerekçesiyle çocuklara aşı yapılmasını da yasaklamıştı.
Dünya Gıda Programı acil yiyeceğe ihtiyacı alan 12 milyon kişiye yardım ulaştırabilmek için Mogadişu’ya hava köprüsü kurdu. Ancak yetkililer sadece Somali değil kuraklıktan etkilenen diğer bölgelere de yiyecek yardımı yapılabilmesi için en az 1 milyar dolara daha ihtiyaç olduğunu söylüyor.
İslam İşbirliği Konferansı’nın İstanbul’daki Somali toplantısına katılan bağışçı ülkelerden 350 milyon dolar yardım sözü alınmıştı. Örgüt toplantıda en az 500 milyon dolar sağlamayı planlıyordu.
Birleşmiş Milletler uzmanları son 50 yılın en korkunç kuraklığına maruz kalan Afrika Boynuzu’nda en az 10 milyon kişinin açlıktan ölme tehlikesiyle karşı karşıya bulunduğunu tahmin ediyor.

8 Ekim 2011, Cumartesi

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 78 yaşındaki annesi Tenzile Erdoğan, 30 Eylül 2011 günü akşamı karın ağrısı şikayeti ile hastanede tedavi altına alınmış ve 1 Ekim 2011 Cumartesi günü İstanbul Medipol hastanesinde safra kesesi ameliyatı olmuştu. Hastalığı sırasında Başbakan Erdoğan 5 defa annesini ziyaret etmişti. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın annesi Tenzile Erdoğan tedavi gördüğü hastanede 7 Ekim 2011 Cuma günü saat 09.15'te hayatını kaybetti.
Güney Afrika ziyaretinden 6 Ekim 2011 günü dönen Başbakan Erdoğan saat 20.00 ile 21.30 saatleri arasında annesini hastanede ziyaret etti. 7 Ekim 2011 günü annesinin vefat haberini alan Başbakan Erdoğan derhal hastaneye gitmiş ve yaklaşık 2,5 saat kadar hastanede kaldı. Vefat haberinin hemen arkasından ise yoğun bir şekilde başsağlığı mesajları alan Erdoğan, cenaze töreni nedeniyle Bursa ve Hatay ilindeki programlarını iptal etti. Tenzile Erdoğan Kocaeli’nin Darıca ilçesindeki Özel Çırağan Eğitim Kurumları Okul Aile Birliği, tarafından 2011 yılında yılın annesi seçildi. Okul Aile Birliği’nin yaptırdığı kamuoyu yoklaması sonucu yılın annesi seçilen Tenzile Erdoğan, sağlık sorunları nedeniyle katılamadığı ödül törenine bir mesaj göndermişti.
Başbakanlık basın merkezinden yapılan açıklamada, Tenzile Erdoğan'ın cenazesinin 8 Ekim 2011 günü öğle vakti İstanbul Fatih Cami'inde kılınacak öğle namazının ardından Karacaahmet Mezarlığı'nda defnedileceği bildirildi. Ayrıca cenaze için çelenk gönderecek ve medyaya ilan vermeyi düşünenlerin İSEGEV-İstanbul Eğitim ve Gençliğe Hizmet Vakfı’na bağışta bulunmaları rica edildi. 
8 Ekim 2011 günü kılınacak cenaze namazının ardından defnedilecek Tenzile Erdoğan'ın cenaze töreni nedeniyle cami ve mezarlıkta İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından oldukça geniş güvenlik önlemleri alındı. Alınan geniş güvenlik önlemleri altında yapılan cenaze töreninde, Başbakan Erdoğan evinden itibaren cami ve mezarlığı cenaze aracıyla birlikte gitti. Cenaze törenine çok sayıda siyasi ile vatandaşlar katıldı. Defnedilen cenazenin ardından Başbakan Kısıklı'da bulunan evine geçerek, taziyeleri burada kabul etti.
Başbakan Erdoğan'a annesinin vefatı nedeniyle yurtiçi ve yurtdışından taziye mesajları yağdı. Brezilya devlet başkanı Dilma Roussef'te Ankara'da Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile yaptığı toplantının ardından Başbakan Erdoğan'a taziye ziyaretinde bulundu. Bir çok siyasi parti vefat nedeniyle taziye mesajı yayınladı. Suriye devlet başkanı Beşşar Esed'de Başbakanı arayarak taziyelerini iletti. Başbakan Erdoğan'ın evinin bahçesinde gelenlerin daha rahat ağırlanabilmesi amacıyla çadır kuruldu.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Camii'nde yatsı namazının ardından annesi Tenzile Erdoğan için gerçekleştirilen dua programına katıldı. Programda Erdoğan'da, Kur'an-ı Kerim'den bir sure okudu.  

((Türkçe)) stargazete "‘Anacığı’ ile yollarını ölüm ayırdı" stargazete.com, 8 Ekim 2011
((Türkçe)) turkiyegazetesi "Fatih Camii'ne yüzlerce çelenk geldi" turkiyegazetesi.com, 8 Ekim 2011
((Türkçe)) hurriyet "Başbakan Erdoğan'ın anne acısı" hurriyet.com, 8 Ekim 2011
((Türkçe)) haberler "Başbakan Erdoğan'ın Annesinin Vefatı" haberler.com, 8 Ekim 2011
((Türkçe)) hurriyet "Esad'dan Başbakan Erdoğan'a başsağlığı mesajı" hurriyet.com, 8 Ekim 2011
((Türkçe)) haberciniz "Başbakan Erdoğan, Annesi İçin Düzenlenen Programa Katıldı" haberciniz.biz, 8 Ekim 2011

5 Aralık 2010, Pazar

Bilim adamları bebeklerin yeni ortamlarına uyum sağlamak için görsel verileri nasıl kullandıklarının sırrını çözdü. Göz izleme teknolojisi uzun yıllardır bilinse de şimdi bebeklerin kendi çevrelerini gözlemleme yollarını daha iyi anlamak için kullanılıyor. Bu teknoloji kullanılarak yapılan son araştırmalar bebek ve küçük çocukların algılama becerisi, zihinsel ve sosyal gelişimini daha iyi anlamaya yardımcı olacak nitelikte.
Dünyayı bir bebeğin gözünden gördüğünüzü düşünün. Bebekler çevrelerini nasıl gözlemler? New York Üniversitesi’nden Karen Adolph başkanlığındaki uzmanlar bu soruların yanıtlarını aradı. Adolph yaptıkları çalışmayı şöyle anlatıyor:
“Bu proje doğal görme becerisinin nasıl geliştiğini araştırıyor. Yapay durumlarda görme becerisi üzerine çok sayıda araştırma yapılmış ancak yüz yıllık araştırmalardan sonra uzmanlar insanların günlük yaşantılarında nereye ve nasıl baktıkları konusunda hemen hemen hiçbir şey bilmiyor.”
Projeye katılan 8 buçuk aylık Finn’in başına, göz izleme işlemi için 45 gram ağırlığında bir aygıt takılıyor.  Aygıtta iki kamera bulunuyor. Bunlardan biri bebeğin bakış açısını görmek için bebeğin çevresine doğru bakıyor. Diğer kameraysa gözün hareketlerini izlemek için göz bebeğine bakıyor. Her iki kameranın da çektiği görüntüler bilgisayarda inceleniyor. Böylece Finn’in tam olarak nereye baktığı anlaşılıyor.
Son 10 yıldır göz izleme cihazları üreten New York merkezli Positive Science adlı şirketin kurucusu Jason Babcock cihazı daha küçültüp hafifleterek bebeklerde de kullanılacak hale getirildiğini söylüyor:
”Artık kamera ve alıcıların çok küçük olması nedeniyle küçük parmağınız boyunda fotoğraflar çekebiliyorsunuz. Cep telefonları ve diğer aygıtları kullanarak farklı teknolojileri bir arada kullanabiliyoruz.”
Ekibin kullandığı metod, bebek ve küçük çocukların serbest bırakılarak istedikleri gibi oynamalarına izin verildiğinde, çevrelerini nasıl gördüklerini inceliyor. Projenin araştırmacılarından John Franchak, bu yeni teknikle keşfedilenlerin şaşırtıcı olduğunu söylüyor:
”Araştırmaya başlamadan önce bebeklerin sürekli annelerine bakıyor olmasını bekliyorduk çünkü bebeklerin sosyal gelişiminde annenin baş rolü oynadığı biliniyor.”
Ancak oyuncakların her yere dağıldığı, tırmanma ve emekleme engellerinin bulunduğu bir odada bebeklerin annelerine sadece geçirdikleri zamanın yarısında baktığı tespit edildi. Bu sürede de annelerinin yüzüne bakma oranları sadece yüzde 15’di. New York Üniversitesi’nden araştırmacı John Franchak şunları söylüyor:
”Eğer bebekler annelerine düşündüğümüzden daha az süre bakıyorlarsa bu durum bebeklerin çevreleri hakkında başka insanlardan bilgi edinme yollarına dair bildiklerimizi değiştirir.”
Küçük çocuklar annelerinin yüzüne nadiren doğrudan bakıyor ancak uzandıkları nesnelere hemen hemen her zaman doğrudan bakıyor.
Bir başka ilginç buluşsa çocukların bir engelin üzerine ya da üzerinden yürümeden önce engele doğrudan baksa da her zaman bu şekilde bakmamaları. Çocuklar yan görüşlerini kullanarak da düzgün yürümeyi başarabiliyor. Araştırmacılar daha fazla bilgi edinmenin yollarını ararken bu teknolojinin farklı uygulamalarda kullanılabileceğini söylüyor.  John Franchak umutlu:
”Bu teknoloji, gelecekte, gelişim bozuklukları olan bebeklerin tedavisinde ya da tıbbi araştırmalarda da uygulanabilir.”
Bu araştırmanın küçük çocukların çevrelerine dair bilgi edinme yöntemleri konusunda ilk adımı attığı düşünülüyor. Uzmanlar, gelecekte yapılacak araştırmaların otizm ve hareket bozuklukları olan çocukların tedavisinde kullanılabileceğini söylüyor.

18 Haziran 2009, Perşembe

En son o dönemki adıyla Türkiye Basketbol Ligi'nde 2004-2005 sezonunun sonunda şampiyonluğa ulaşan Efes Pilsen, üç sezon sonra Beko Basketbol Ligi 2008-2009 sezonunda finaldeki rakibi Fenerbahçe Ülker'i 4-2'lik seriyle mağlup ederek ligdeki 13. şampiyonluğuna ulaştı. Final serisinin 6. ve son maçında Abdi İpekçi Arena'da oynanan maçta Efes Pilsen, rakibi Fenerbahçe Ülker'i 79-76 yendi. Serinin ilk iki maçını Fenerbahçe Ülker kazandıktan sonra seride üst üste dört maç kazanarak şampiyon olan Efes Pilsen'in Amerikalı oyuncusu Bootsy Thornton da serinin en değerli oyuncusu (MVP) seçildi. 
Serinin 6. maçında bitiş düdüğünün hemen ardından Fenerbahçeli taraftarlar Efes Pilsenli oyunculara, koç Ergin Ataman'a ve  teknik ekibe saldırdı, taraftarlara polis güçlükle müdahale etti. Bu nedenle Efes Pilsen'in şampiyonluk tören yarım saat gecikmeli yapıldı. 

  "Şampiyon Efes" NTVMSNBC, 17 Haziran 2009
  "EFES PİLSEN ŞAMPİYON" Ajansspor, 17 Haziran 2009
  "Abdi İpekçi'de olaylar çıktı" Ajansspor, 17 Haziran 2009

12 Ocak 2013, Cumartesi
Eskişehir’de öğrenim gören ve ailevi sorunlarından dolayı maddi sıkıntılar çeken Erzincanlı bir öğrenci’nin imdadına Erzincan Belediyesi Başkanı Yüksel Çakır yetişti.
Okul saatleri dışında part time çalışan öğrenci, bir süredir çalıştığı yerden parasını alamayınca, ikamet ettiği yurt parasınıda ödemekte sıkıntı çekmeye başladı, Bir süredir yurt ücretini ödeyemeyen genç kız, öğretim hayatının bitmesi ile karşı karşıya kaldı.
Bulunduğu ilde,yardımda bulamayan genç öğrenci, çareyi Erzincanlı hemşehrilerinden aradı. Gazetecilere ulaşan genç öğrenci, durumu hakkında detaylı bilgi verdi.
HABER ALIR ALMAZ HAREKETE GEÇTİ
Gazeteciler, konuyu Erzincan Belediyesi Başkanı Yüksel Çakır’a ilettiler. Konu hakkında bilgi alır almaz harekete geçen Erzincan Belediyesi Başkanı Yüksel Çakır, genç öğrencinin birikmiş tüm yurt borcunu kendisi karşıladı.
Bu İnsanlık örneği karşısında duygulanan genç öğrenci, Erzincan Belediyesi Başkanı Yüksel Çakır’a minnettarlığını dile getirdi.

((Türkçe)) Selim Orhan ÇİTAK "Belediye Başkanı'ndan İnsanlık Örneği" Mig Medya Haber Servisi, 11.01.2013

13 Ağustos 2011, Cumartesi 
Berlin’i ve Almanya’yı ikiye bölen Berlin Duvarının ilk taşlarının konuluşunun 50. yıldönümünde, Batı Almanya’ya kaçmaya çalışırken öldürülen kişiler için anma töreni yapıldı.
Berlin'deki törene Başbakan Angela Merkel, Cumhurbaşkanı Christian Wulff ve Belediye Başkanı Klaus Wowereit da katıldı. Tören sırasında, yerel saatle 12.00’de, tüm ülkede bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.
Kendisi de Doğu Alman olan Merkel yaptığı konuşmada, yaşanan acıların, Almanya'da ve dünyada özgürlük, demokrasi ve vatandaşlık hakları için mücadeleyi teşvik ettiğini söyledi.
İkinci Dünya Savaşı'ndan sonraki Soğuk Savaş döneminin en belirgin simgesi olan Berlin duvarı 1989 yılının Kasım ayında sökülmeye başlandı ve iki Almanya 3 Ekim 1990’da birleşti.

((Türkçe))  "Berlin Duvarı’nın 50. Yıldönümü Törenlerle Anıldı" VOA Amerika'nın Sesi, 13.8.2011
((Türkçe))  "Berlin Duvarı’nın 50. Yıldönümü" BBC Türkçe, 13.8.2011
((Türkçe))  "Berlin Duvarı’nın 50. Yıldönümü" Dünya Bülteni, 13.8.2011

8 Ocak 2012, Pazar

Beyaz Rusya'nın otoriter hükümeti internet üzerindeki kontrolünü arttıracak olan yeni kararlar aldı. Kararın internet üzerinden organize olan muhalefeti engelleyecebileceği belirtiliyor.
Alınan karara göre hükümet "uç görüşlere sahip" olduğunu iddia ettiği tüm sitelere erişimi engelleyecek. İnternet servis sağlayıcıları internet kullanıcılarını izleyecek ve muhalefet sitelerini ziyaret edenleri hükümete bildirecek. Bunun yanı sıra, sitelerin Beyaz Rusya'da ticaret yapabilmesi veya hizmet sağlayabilmesi için .by, yani Beyaz Rusya'nın internet alan adı uzantısına sahip olmaları gerekecek. Bu da Facebook, Amazon ve eBay gibi sitelerin ülkede kullanılmasını imkansız hale getirecek.

((İngilizce))  "Belarus 'cracking down on internet freedom'" El Cezire, 7 Ocak 2012
((İngilizce)) Associated Press "Summary Box: Belarusian tightens Internet control" Bloomberg Businessweek, 6 Ocak 2012

31 Ağustos 2011, Çarşamba

Yılın en iyi müzik videolarını kutlamak için verilen MTV Video Müzik Ödülleri, bu yıl Kaliforniya'daki L.A. Live eğlence kompleksinde sahiplerini buldu. Yılın videosu ödülünü Firework ile Katy Perry kazansa da bu yılki ödül töreni daha çok Beyoncé'un 5 aylık hamile olduğunu açıklaması ile hatırlanacağa benziyor.
29 yaşındaki Amerikalı sanatçı Beyoncé Knowles'ın 28 Ağustos 2011 günü yapılan ödül töreni sırasında ilk çocuğuna hamile olduğunu açıklaması üzerine popüler sosyal paylaşım sitesi Twitter'da saniyede 8.868 tweet atıldı. Böylece bu hamilelik, tek bir olay için saniyede en çok tweet gönderilen olay oldu. Bu durum, Twitter'ın resmî @twitterglobalpr hesabından da doğrulandı.
Böylece dünya çapında 75 milyon albüm satarak tüm zamanların en çok albüm satan sanatçıları arasındaki yerini almış olan Beyoncé, Twitter'da hakkında aynı anda en çok tweet atılma rekorunu da kırmış oldu.
MTV basın odasından yapılan açıklamaya göre ise Beyoncé'un hamileliğinin Twitter'da kırdığı rekor, bu yılki MTV Video Müzik Ödülleri'nin de MTV tarihinde en çok izlenen program olmasını sağladı. 12.4 milyon izleyicinin programı canlı olarak takip ettiği açıklandı.

((Türkçe))  "Beyoncé'nin hamileliği Twitter rekoru kırdı" BBC, 31 Ağustos 2011
((İngilizce))  "VIDEO MUSIC AWARDS SCORE RECORD VIEWER TOTAL" hitsdailydouble.com, 29 Ağustos 2011
((İngilizce)) Catharine Smith "VIDEO Beyonce Pregnancy: New Twitter Record Set At MTV VMAs" The Huffington Post, 29 Ağustos 2011
((İngilizce)) John Mitchell "Beyonce's Album Sees Sales Surge After VMA Performance Of 'Love On Top'" MTV, 30 Ağustos 2011
((İngilizce))  "Beyoncé follows in Jay-Z's footsteps at Glastonbury Festival" The Independent, 11 Ocak 2010

2 Ağustos 2011, Salı

2011 Türkiye futbolu şike soruşturması dahilinde tutuklanan Beşiktaş Profesyonel Futbol Takımı teknik direktörü Tayfur Havutçu'nun durumunun belirsizliği futbol kulübünü yeni bir teknik direktör aramaya itti. Kulübün yönetim kurulunun yaptığı toplantı sonucunda Havutçu'nun göreve devam etmesine oy birliği ile karar verildi. Lakin Havutçu'nun fiilen görevi gerçekleştiremeyecek olması nedeniyle Carlos Carvalhal'in hem teknik direktör hem de yardımcı teknik direktör olarak görev yapmasına karar verildi.
Kulüp başkanı Yıldırım Demirören ve yönetici Cengiz Zülfikaroğlu'nun İspanya'nın Madrid kentinde yaptığı teknik direktör arayışına Demirören'in dostu Jose Mourinho'nun kefil olması ve Carvalhal'ın, Havutçu tekrar geri döndüğünde onun yardımcısı olarak çalışmayı kabul etmesi ile arayışlar sonuçlandı. Carvalhal daha önce takımın Avusturya kampında bulunmuş Havutçu ile görüşüp yardımcılık görevini benimsemişti. Ayrıca Havutçu'da kendisini yardımcı olarak talep etmişti.
Carvalhal dün gece gizlice İstanbul'a getirildi. Teknik adamın, Beşiktaş'ın 4 Temmuz'da başlayacak Hollanda kampına katılması bekleniyor. Carvalhal teknik direktörlük kariyerinde 2001-2002 senelerinde 3. Lig takımı Leixoes SC'yi finale taşıyarak ünlenmişti. Carvalhal bunun dışında Sporting Lizbon ve Marítimo gibi takımları çalıştırdı. Carvalhal genç bir teknik adam olmasına rağmen bir çok takımı çalıştırdı. Lakin Carvalhal neredeyse hiçbir takımı 2 seneden fazla çalıştırmama istatistiğine sahip. Portekizce bilen Carvalhal, Beşiktaş'da 7 oyuncu ile aynı dili konuşacak.

((Türkçe)) İsmail ER "Beşiktaş'ın yeni hocası" hürriyet, 2 Ağustos 2011
((Türkçe))  "Beşiktaş Yeni Hocasını Açıkladı" mackolik, 2 Ağustos 2011

27 Ağustos 2010, Cuma

Beşiktaş JK, UEFA Avrupa Ligi play-off turu rövanş maçında Finlandiya takımı HJK Helsinki'yi deplasmanda 4-0 mağlup ederek gruplara yükseldi. Beşiktaş'ın gollerini 15. dakikada Ricardo Quaresma, 66. dakikada Guti Hernández, 77. dakikada Necip Uysal ve uzatmanın 3. dakikasında Filip Hološko attı.
İkinci yarıda Guti'nin ve Necip Uysal'ın attığı goller, ilk golleri oldu. Beşiktaş'ın Avrupa'da oynadığı 6 maçta 16 gol atarken, kendi kalesinde 1 gol gördü. Cenk Gönen'in yaptığı başarılı kurtarışlar, takımın farklı galibiyetinde önemli rol oynadı. Maçın ardından 27 Ağustos 2010'da yapılan kura çekimiyle rakipleri belli olacak.

((Türkçe)) hurriyet.com.tr "Kartal tura uçtu" HürriyetSpor, 27 Ağustos 2010
((Türkçe)) NTVSPOR.net "Hayat yıldızlarla güzel" NTVSPOR.net, 26 Ağustos 2010

18 Ağustos 2010, Çarşamba

Beşiktaş JK, UEFA Avrupa Ligi Play-Off Turu ilk maçında Finlandiyalı rakibi HJK Helsinki'yi kendi sahasında 2-0 mağlup ederek, rövanş öncesi avantajlı bir skor elde etti. Beşiktaş'ın gollerini 35. dakika Roberto Hilbert, 66. dakikada ise Ricardo Quaresma attı. Beşiktaş'ın maçtan önce en çok konuşulan ismi kaleci Cenk Gönen oldu. Rüştü ve Hakan'ın sakatlıkları sebebiyle kaleye geçen Gönen, 90. dakikada Parikka'nın gol pozisyonunda kalesini korudu.
Vikingur ve Victoria Plzen takımlarını mağlup ederek Play-Off turuna yükselen Beşiktaş, şu anda gruplara kalma mücadelesi veriyor. Sıcak hava ve maçın iftar zamanına gelmesine karşın Beşiktaş takımının 25 bini aşan taraftarı maça gelmişti.

((Türkçe)) NTVSpor.net "Kartal kendini sıkmadı" NTVSpor.net, 17 Ağustos 2010
((Türkçe)) hurriyet.com.tr "Beşiktaş 2-0 Helsinki" Hürriyet Spor, 18 Ağustos 2010

21 Mayıs 2010, Cuma

Amerikadaki özel J. Craig Venter Enstitüsünde çalışan araştırmacılar tamamen insan yapımı genetik komutlarla kontrol edilen sentetik bir hücre yaratarak biyolojide yeni bir çağın önünü açtıklarını açıkladılar.
Genetik biliminin öncülerinde Craig Venter, "Gerçek anlamda gerçek hücreler olan bu hücreleri sentetik hücreler olarak adlandırıyoruz" dedi. Bu deneysel tek hücreli organizmanın üretilmesi 40 milyon Amerikan Dolarına mal oldu. 
Projenin içinde yer almayan ancak konuyu değerlendiren, Rutgers Üniveristesinden moleküler biyolojist Richard Ebright "Kelimenin tam anlamıyla bu doğa ile insanoğlunun ilişkisinde yeni bir dönüm noktası olmuştur" dedi ve " ilk kez olarak bir kişi, özellikleri tamamen önceden belirlenmiş tam bir yapay hücre geliştirmiş oldu" diyerek ekledi.
Boston Üniveristesinde biyomedikal mühendisi olan James Collins, "Bu durumu yeni bir yaşam formunun yaratılması olrak görmüyorum" dedi ve "bunu bir sentetik organizmadan ziyade bir genetiği sentetik olrak yazılmış bir organizma olarak görüyorum" diyerek eklemede bulundu.
Bu sentetik hücreyi yapmak için biyomühendis Daniel Gibson ve Craig Venter liderliğindeki 25 araştırmacı, Rockville - San Diego'daki labaratuvarlarda çalışarak bir bilgisayar kodunu yeni bir yaşam formuna dönüştürdüler. Bu işe bir çeşit bakteri olan Mycoplasma capricolu ile başlayıp  bakterinin genetik kodlarını tamamını kendi yazıkları kodlarla değiştirdiler ve onu tasarlanmış bir ikinci türe dönüştürdürerek adını da Mycoplasma mycoides koyduklarını ilan ettiler. Bilim insanları, bu yeni bakteriyi diğer doğal bakterilerden ayırmak için Dr Venter ve meslektaşları kendi adlarını organizmanın kimyasal DNA kodunun içine yadıklarını söylediler.

((en)) Robert Lee Hotz "Scientists Create Synthetic Organism" Wall Street Journal, 21 Mayıs 2010
((en)) Victoria Gill "'Artificial life' breakthrough announced by scientists" BBC, 20 Mayıs 2010

22 Mayıs 2016, Pazar

Adalet ve Kalkınma Partisinin, Ahmet Davutoğlu'nun genel başkanlığı bırakacağını açıklamasından sonra gittiği 2. Olağanüstü Kongresinde, tek genel başkan adayı olarak katılan Binali Yıldırım, bin 405 delege oyuyla, partinin üçüncü genel başkanı seçildi. Konuşmasına Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı selamlayarak başlayan Yıldırım, Yolumuz Erdoğan'ın yoludur ifadelerini kullanırken, aynı zamanda sesinin sık sık kısılması ve bozulmasından ötürü konuşmasını erken kesmek zorunda kaldı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Cumhurbaşkanlığı Seçimlerinden ötürü bırakmak zorunda kaldığı, partideki görev ve yetkilerini devralan Ahmet Davutoğlu, kamuoyunda Erdoğan - Davutoğlu gerginliği olarak bilinen süreç sonunda, 5 Mayıs günü yapmış olduğu basın toplantısında görevini bırakacağını açıklamasından sonra, parti 2. kez Olağanüstü Kongreye gitti.
Gerçekleşen kongre de, genel başkan adaylığı konusunda tek aday olan Binali Yıldırım, partinin üçüncü genel başkanı seçilirken, konuşmasında Yeni bir anayasaya ihtiyacımız var. Başkanlık sistemini getirmeye hazır mısınız?, Yolumuz Erdoğan'ın yoludur ifadelerini kullandı, ayrıca konuşurken zorlandığı da görülen Yıldırım; Sesime inat sizlerle muhabbet etmeye devam edeceğiz. Sesim kısıldı ama gönülden gönle giden yolları hiç kimse engelleyemez dedi.
Son olarak, Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklama da, Binali Yıldırım'ın 65. Hükümet'i kurmak için görevlendirildiği açıklandı. 

Ahmet Davutoğlu görevini bırakıyor

((Türkçe))  "Binali Yıldırım, AKP'nin 3. Genel Başkanı oldu; Erdoğan hükümeti kurma görevini verdi" T24, 22 Mayıs 2016
((Türkçe)) odatv.com "AKP'de Yıldırım dönemi" Odatv, 22 Mayıs 2016
((Türkçe)) yenisafak.com.tr "Hükümeti kurma görevi Binali Yıldırım'a verildi" Yeni Şafak, 22 Mayıs

TÜİK verilerine göre ilk yarıda Türkiye genelinde 484 bin 443 konutun satışı gerçekleşti. 2019 yılının ilk 6 ayında konut satışları geriledi. Aylık 60 bin ile 100 bin arasında gerçekleşen satışlarda Birevim’in sunduğu kolay ve ulaşılabilir sistem, her geçen gün daha büyüyor. Yıl sonu hedefine erken erişen Birevim, sene sonu hedefini %50 artırdı.
Birevim Yönetim Kurulu Başkanı Murat Çiftçi, Birevim Ağustos teslimatlarını yaparken 26 Ağustos 1071’de kazanılan Malazgirt Zaferi’nin yıl dönümüne özel 1071 anahtar teslimatı yaptıklarını söyledi.
Birevim Yönetim Kurulu Başkanı Murat Çiftçi, bir basın açıklaması yaparak geçtiğimiz Ağustos ayında 1071 aileye ev veya araç teslimatı gerçekleştirmenin gururunu yaşadıklarını ifade etti. Çiftçi: “2016 yılında kurulduğumuzda bu işe 27 anahtar teslimatı ile başladık. Şimdi ise ayda 1000’in üzerinde anahtar teslimatı yapabiliyoruz.

https://blog.birevim.com/birevim-malazgirt-zaferini-andi-agustos-ayinda-1071-anahtar-teslimati-gerceklestirdi/

13 Mayıs 2010, Perşembe

II. Elizabeth, Muhafazakar Parti Genel Başkanı David Cameorun'u Birleşik Krallık Başbakanı olarak atadı. Cameron, Başbakan Yardımcısı Nick Clegg ile birlikte yaptığı açıklamada yeni hükümetin özgürlük, adilllik ve sorumluluk ilkelerine dayandığını belirtti. Muhafazakar Parti sandıktan 306 milletvekili çıkarmıştı. 43 yaşındaki Cameron, Birleşik Krallık'ta yaklaşık son 200 yıl içinde makama gelen en genç başbakan oldu. Bu arada hükümeti kurmak için Liberal Demokrat Parti ile 5 gündür müzakereleri sürdüren Muhafazakar Parti'nin, Liberal Demokratlarla nasıl bir anlaşmaya vardığı belirsizliğini koruyor.
Muhafazakar Parti, seçimden 57 milletvekili çıkaran Liberal Demokrat Parti ile koalisyon hükümetine giderse, hükümet oluşturmak için gerekli olan 326 sayısına ulaşacak. Başbakan’ın resmi ikametgâhı Downing Sokağı 10 numara önünde açıklama yapan Cameron, Liberal Demokratlar Parti’yle tam bir koalisyon hükümeti kurulacağını ve bu partinin lideri Nick Clegg’in başbakan yardımcısı olacağını belirtmişti. Birleşik Krallık Başbakanı Gordon Brown, seçimlerde İşçi Partisi’nin ikinci gelmesinin ardından dün görevinden istifa etti. Böylece İşçi Partisi’nin 13 yıllık iktidarı sona ermiş oldu.

ABD Başkanı Barack Obama, Cameron'u kutladı ve ABD'ye davet etti.

7 Mayıs 2010: Birleşik Krallık seçimlerinin ilk sonuçları açıklandı

((tr)) Anadolu Ajansı "İngiltere'nin yeni lideri David Cameron" Habertürk, 11 Mayıs 2010

7 Mayıs 2010, Cuma

Birleşik Krallık'ta yapılan genel seçimleri 7 Mayıs 2010 saat 15:50 (UTC) sonuçları ile Muhafazakar Parti kazandı. Muhafazakarlar %36 oy oranı ile 302, İşçi Partisi %29 oy oranı ile 256 ve Liberal Demokratlar %23 oy oranı ile 56 sandalye kazandı. Diğer partiler ise toplam 27 sandalye aldı. Avam Kamarası'nın 9 sandalyesinin sahibi ise henüz belli değil.
Ülkede şimdiden koalisyon arayışları başlamış durumda. Hükümet kurmak için 326 sandalye gerekiyor. Muhafazarlar ve Liberal Demokratların koalisyonu bir öneri olduğu ve ayrıca İşçi Partisi, Liberal Demokratlar ve bazı küçük partilerin de bir azınlık hükümeti kurmasının olası olduğu söyleniyor.
Seçim sonuçlarının ve koalisyonun borsalara da etki edeceği düşünülüyor.

((tr))  "İngiltere'nin yeni başbakanı kim olacak?" BBC Türkçe, 7 Mayıs 2010
((en))  "UK's Brown seeks alliance to stay in power" CNN International, 7 Mayıs 2010

2 Eylül 2011, Cuma

The New York Times gazetesine göre, Birleşmiş Milletler Palmer Komisyonu’nun Mavi Marmara raporunda İsrail'in Gazze’ye uyguladığı ablukanın meşru olduğu; ancak dokuz Türk’ün ölümüyle sonuçlanan baskının “aşırı ve makul olmayan” bir hareket olduğu belirtiliyor.
Abluka Meşru
New York Times gazetesi, yarın veya önümüzdeki günlerde kamuoyuna açıklanması beklenen raporu internet sitesinde yayınladı. Bu rapora göre Palmer Komisyonu İsrail’in Gazze’den ciddi bir tehditle karşı karşıya olduğu; deniz ablukasının “meşru bir güvenlik önlemi” olduğu ve “uluslararası hukuku ihlal etmediği” belirtiliyor. Raporda, Gazze ablukasını delmeye çalışan yardım gemilerinin “sorumsuzca davrandığı” ifade ediliyor. Palmer Komisyonu raporunda devamla şöyle deniyor: “Yardım gemilerine katılanların çoğunluğu şiddet içeren bir amaç taşımıyordu, ancak başta İHH olmak üzere yardım gemilerini organize edenlerin davranışları, tabiatı ve amaçları konusunda ciddi sorular var. Yardım gemilerinin attığı adımlar durumun kızışması potansiyelini taşıyordu.”
Raporda, Türkiye ve İsrail’in böyle bir sonuç alınmasını istemediği ancak önlemek için daha fazlasının yapılmış olması gerektiğini yazıyor. Raporda Türk yetkililerin İsraillilerle bir çatışmayı önlemek için yardım gemilerini organize edenleri güzergah değiştirmeye ikna etmeye çalıştığı da belirtiliyor.
Baskın Aşırı; Kabul Edilemez
Palmer Komisyonu, raporunda İsrail’in Mavi Marmara gemisine abluka bölgesinden uzakta son kez uyarmadan büyük bir güçle baskın düzenlemesini “aşırı ve makul olmayan” bir hareket olarak nitelendirdi.
Raporda, İsrail askerlerinin organize ve şiddetli bir direnişle karşılaştığı, ancak güç kullanarak insanların öldürülmesinin “kabul edilemez” olduğu belirtildi. Raporda İsrail’in dokuz kişinin ölümü konusunda tatmin edici bir açıklama yapmadığı kaydediliyor. Palmer Komisyonu, insanların sırtından, yakın mesafeden veya defalarca vurulmasının makul bir şekilde açıklanmadığına dikkat çekiyor. Raporda, tutuklulara kötü muamele edilmesi de eleştiriliyor.
Öneriler
BM tarafından oluşturulan Palmer Komisyonu, böyle bir olayın tekrar yaşanmaması için tarafların önlem alması gerektiğini vurguluyor. Raporda, İsrail’in uygun bir dille “pişmanlığını dile getirmesi, hayatını kaybedenlerin ailelerine tazminat ödemesini ve İsrail’le Türkiye’nin tam diplomatik ilişkileri yeniden kurmasını” öneriyor.
Raporun sonunda komisyonda Türkiye’yi temsil eden Büyükelçi Özdem Sanberk’in, Gazze ablukasının meşruluğu; yardım gemilerinin attığı adımlar; deniz ablukası konusundaki ifadelere itirazı not ediliyor.

The New York Times'ın sızdırdığı raporun tam metni

26 Temmuz 2011, Salı
Birleşmiş Milletler, Mavi Marmara raporunu yeniden erteleme kararı aldı. Örgüt, raporu yayınlamadan önce Türkiye ve İsrail’e aralarındaki görüş ayrılıklarını gidermeleri için ek süre tanıdığını bildirdi. Raporun bu kez ağustos ayı sonunda açıklanacağı bildiriliyor.

Birleşmiş Milletler tarafından Mavi Marmara olayını incelemekle görevlendirilen ve uzmanlardan oluşan özel komisyon bu hafta raporunu Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki Moon’a sunacaktı.
Örgüt sözcüsü Martin Nesirsky, komisyon üyelerinin Ban Ki Moon’un yanı sıra Türk ve İsrail hükümetlerine de danıştıktan sonra raporlarını açıklamayı erteleme kararı aldığını bildirdi.
İsrail hükümetinin raporun ertelenmesi için üç hafta süre istediği bildiriliyor. İsrail basınının üst düzey bir yetkiliyle dayandırdığı haberde, iki ülkenin aralarındaki görüş ayrılıklarını gidermek için görüşmelere devam etmesine izin verilmesi isteniyor.

İsrail komandolarının geçen yıl Gazze’ye yardım götüren deniz filosuna müdahalesi sırasında Mavi Marmara adlı yolcu gemisinde bulunan dokuz Türk’ün öldürüldüğü olayı inceleyen komisyon, raporunu son iki ay içinde üçüncü kez erteleme kararı aldı.
Türkiye, ilişkilerin düzelmesi için İsrail’den özür ve tazminat istiyor. Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, İsrail ölenlerin ailelerine tazminat ödemedikçe ve Hamas’ın idaresindeki Gazze’ye ambargoyu kaldırmadıkça ilişkilerin düzelmeyeceğini açıklamıştı.
Askerlerine dava açılmasından kaygı duyan İsrail ise özür dilemeyi reddediyor.
Mavi Marmara olayını inceleyen Birleşmiş Milletler Komisyonu’na Yeni Zelanda’nın eski Başbakanı Geoffrey Palmer ve Kolombiya eski Devlet Başkanı Alvaro Uribe başkanlık ediyor. Komisyonda Türkiye ve İsrail de temsilci bulunduruyor.

26 Ocak 2012, Perşembe
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon son Kıbrıs görüşmelerinde fazla ilerleme sağlanamadığını açıkladı.
KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ve Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Dimtris Hrsitofyas, son iki gündür, New York yakınlarındaki Greentree’de Birleşmiş Milletler gözetiminde müzakerelerde bulunuyordu.
Ban, görüşmelerin çok canlı ve yoğun geçtiğini ve fazla ilerleme sağlanmasa da sürecin devem edeceğini söyledi.
BM Genel Sekreteri şöyle konuştu: "Taraflar Greentree’ye gelerek üç zor konu üzerinde çalışacaktı: Yönetimin seçimi, mülk ve vatandaşlık konuları... Liderlere kararlı adım atmaları çağrısında bulundum. İki gündür devam eden müzakereler canlı ve yoğundu ancak sınırlı derecede ilerleme sağlandı. Liderlere sürecin bizim değil Kıbrıslıların öncülüğünde devam edeceğini hatırlattım. Birleşmiş Milletler taraflara çözüm dayatmayacak."
Taraflar müzakerelere üç yıl önce yeniden başlamıştı.
Sonuç vermeyen müzakerelerin ardından basına kısa bir açıklama yapan BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon, mart ayına kadar danışmaların süreceğini ve ilerleme sağlandığı takdirde uluslararası konferans yapılacağını söyledi.
Ban bundan sonraki süreç konusunda şöyle konuştu: "Taraflara önümüzdeki iki hafta içinde mülk konusundaki bilgi alışverişini tamamlamalarını önerdim. Kıbrıs Özel Temsilcimiz Alexander Downer bugün BM Güvenlik Konseyi’ne bilgi verecek. Mart ayı sonunda sürecin geldiği noktayı Downer’la birlikte değerlendireceğiz. Eğer Downer’ın raporu olumluysa, Güvenlik Konseyi kararlarına uygun olarak, taraflarla da konuştuktan sonra, nisan sonu veya mayıs ayında uluslararası bir konferans düzenlenmesi çağrısında bulunacağım."
BM Genel Sekreteri çözüm sürecinde müzakerelerin devam etmesi çağrısında bulundu ve kalıcı bir çözümün adanın her iki kesiminin çıkarına olduğunu söyledi: "Bu aşamada müzakerelerin yoğun bir şekilde devam etmesi bile yeterli olmayacak. Nihai anlaşma konusunda tarafların çok önemli adımlar atması şart. Birleşmiş Milletler kalıcı bir çözümün tüm Kıbrıslıların çıkarına olduğuna inanıyor."

26 Eylül 2011, Pazartesi

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Filistin'in bağımsız devlet başvurusunu görüşmeye hazırlanırken İsrail liderlerle barış görüşmelerini yeniden başlatma çağrılarını sürdürüyor.
New York’ta cuma günü Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in çağrılarına meydan okuyarak Filistin’in devlet olarak tanınması için Birleşmiş Milletler’e resmen başvuran Filistin Ulusal Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas Batı Şeria’ya dönüşünde savaş kazanan bir kahraman gibi karşılandı.
Mahmud Abbas, Ramallah’da toplanan binlerce kişiye Birleşmiş Milletler‘e yaptığı tarihi bağımsız devlet başvurusundan sonra Filistin Baharı”nın başladığını ve görüşme masasına ancak İsrail yerleşim birimlerinde inşaatı durdurursa döneceğini açıkladı.
Amerika Birleşik Devletleri’nin arabuluculuğunda yürütülen barış görüşmeleri Filistinlilerin inşaatlara itirazı nedeniyle bir yıldır kesilmiş bulunuyor.
İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, Filistinlilerin başvurusunu yanlış olduğunu ve başarıya ulaşmaması gerektiğini çünkü Filistinlilerin İsrail’e güvenlik garantisi vermeden devlete sahip olmak istediklerini söyledi. Netanyahu, barış görüşmelerini ön koşulsuz hemen başlatma çağrısını tekrarladı.
Filistinli yetkililer ise İsrail’in barış görüşmelerine kabul edilemez ön koşullar koyduğunu savunuyor. Hanan Eşrevi, İsrail’in Kudüs’ü ilhak etmek ve Filistinli mültecileri görüşme gündeminden çıkartmak istediğini söyledi. Eşrevi “İsrail her şeyi istiyor ondan sonra gelin görüşelim diyor” şeklinde konuştu.
Amerika Birleşik Devletleri, Rusya, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği'nden oluşan Orta Doğu Dörtlüsü, başvurunun hemen ardından İsrail ve Filistinlileri barış görüşmelerini yeniden başlatmaya ve gelecek yıla kadar bir anlaşmaya varmaya çağırmıştı.
İsrail Dışişleri Bakanı Avigdor Liberman, dörtlünün çağrısını kabul ettiğini açıkladı ve Filistinlilerden görüşme masasından kaçmak için bahane icat etmemelerini istedi.
Filistin Dışişleri Bakanı Riyad el-Malik ise İsrail ile barış görüşmelerini yeniden başlatma çağrısının kendileri için yetersiz olduğunu çünkü İsrail yerleşim birimlerinde inşaatların dondurulması çağrısı yapmadığını söyledi.
Riyad el-Malik, dörtlünün girişimin ayrıca İsrail’e 1967 savaşı öncesi sınırlara çekilmesi çağrısı yapmadığı için de eksik olduğunu savundu.

5 Aralık 2010, Pazar
Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı Meksika’nın Cancún kentinde başladı. Meksika Devlet Başkanı Felipe Calderon’un açılışını yaptığı konferansta devletlerin ulusal çıkarlarını bir yana bırakıp küresel ısınmaya karşı işbirliği yapmaları çağrısında bulunuldu.
Calderon, 200’e yakın devletin temsilcisine yaptığı açıklamada küresel ısınmanın ülkesi Meksika için bir gerçeklik olduğunu vurguladı. Calderon, bir yandan ekonomik gelişme sürdürülebilirken küresel ısınmanın önüne geçilebileceğine dikkati çekti.
İki hafta sürecek konferansta, geçen yıl Kopenhag zirvesinde varılamayan ve hukuki olarak bağlayıcı olması amaçlanan anlaşma üzerinde çalışılacak.
Tüm dünyada sera etkisine yol açan gaz salınımını azaltmayı amaçlayan Kyoto Protokolü’nün süresi 2012 yılında dolmadan önce yeni anlaşma sağlanması için çalışılıyor.

5 Şubat 2011, Cumartesi
Bu sene Eurovision Şarkı Yarışması 56. kez Almanya'nın Düsseldorf kentinde gerçekleştirecek. Türkiye'yi Yüksek Sadakat grubunun temsil edeceği yarışmada İngiltere'yi de kimin temsil edeceği belli oldu.
Daha önceki senelerde yarışmayı pek önemsemeyen İngiltere bu sefer ülkenin dünya çapında ün kazanmış olan erkek grubu Blue ile yarışmaya katılacak. Ayrılan grup üyeleri solo albümlerini çıkardıktan sonra 2009 senesinin sonlarında tekrar birleşmişti.
All Rise ve One Love gibi teklileriyle bilinen grup Eurovision için "I Can" isimli bir şarkı seçti. Şarkı seyircilerle henüz buluşmamasına rağmen grup üyelerinden Lee Ryan onları daha önce destekleyenlerin yeni Eurovision teklilerini de destekleyeceğini umuyor.
Grup üyelerinden Duncan James Eurovision yarışmasına katılmalarına dair şöyle konuştu: "Evet, dedikodular doğru! Bu yıl Eurovision'da Birleşik Krallık'ı temsil ediyoruz. Çok heyecanlıyız ve şarkıyı dinlemenizi iple çekiyoruz. Bu büyük birşey! Eurovision'u ciddiye almayan tek ülke olarak artık ciddiye almamızın vakti geldi. Bunu deneyeceğiz ve değiştirmeliyiz, ancak desteğe ihtiyacımız var."

((Türkçe))  ""Blue" Düsseldorf'ta Birleşik Krallık için 'I Can' Diyecek" eurovision-turkey.com, 30.01.2011
((İngilizce))  "Blue to represent UK at Eurovision Song Contest" bbc.co.uk, 30.01.2011

5 Aralık 2010, Pazar

AB üyelik müzakereleri son derece yavaş ilerleyen Türkiye, Belçika Dönem Başkanlığı’nda başlık açamama riskiyle karşı karşıya. Rekabet politikası başlığıyla ilgili çalışmaları tamamlamakta geciken Türkiye, Brüksel tarafından uyarıldı.
Avrupa Birliği’yle üyelik müzakerelerinin başladığı 3 Ekim 2005’ten bu yana her dönem başkanlığında en sık gündeme gelen sorular, “Türkiye kaç başlık açacak?” ya da “Türkiye başlık açabilecek mi?” oluyor. Türkiye altı ayda bir değişen Avrupa Birliği dönem başkanlıklarında bir başlık açmayı artık geleneksel hale getirdi. Son dönemde ise müzakere başlıkları kelimenin tam anlamıyla son dakikada açılıyor. 31 Aralık’ta sona erecek Belçika Dönem Başkanlığı için de durum aynı. Gelinen aşamada sadece Ankara değil Brüksel de başlık açılıp açılmayacağını sorguluyor.
Avrupa Parlamentosu Dışişleri Komisyonu’nda konuşan Dönem Başkanı Belçika’nın Dışişleri Bakanı Steven Vaneckere, gayet net bir şekilde başlık açamama olasılığından söz etti. Siyasi blokaj altında olmayan başlıklarla ilgili olarak önceden belirlenmiş açılış kriterlerini yerine getirmede yaşanan gecikmelerin müzakerelerin hızı üzerinde etkili olduğunu belirten Vaneckere, bu durumun kendi dönemlerinde başlık açmayı engelleyebileceğini söyledi.
Belçika planlamasını 22 Aralık’ta başlık açılmasını sağlayacak bir hükümetlerarası konferans düzenleyecek şekilde yaptı. Ancak sorun Türkiye’nin 4 yıldan fazla süredir içeriği belli olan rekabet politikası başlığıyla ilgili açılış kriterlerinin gereklerini yerine getirmekte gecikmesinden kaynaklanıyor.  Gelinen aşamada da bu çalışmaların zamanında yetişip yetişmeyeceği, yetişmesi halinde Avrupa Birliği kanadına gerekli teknik çalışmaları tamamlamak için yeterli zaman kalıp kalmayacağı hala netlik kazanmadı.
Vanackere, Belçika’nın son ana kadar başlığın açılması için çaba harcayacağını söylese de olası bir olumsuzluk durumunu gözardı etmediğini gösteren bir mesaj verdi. Vaneckere, başlık açılmaması durumunda bunun bir uyarı zili olarak algılanması gerektiğini söyledi.
Türkiye bugüne kadar toplam 35 müzakere başlığından 13’ünü açarken bunlardan sadece bir tanesini kapatabildi. Bazı başlıkların Rum bandıralı gemilere Türk limanlarının açılmaması nedeniyle askıda olması, Güney Kıbrıs ve Fransa’nın da bazı başlıklara siyasi blokaj uygulamaları nedeniyle Ankara’nın elinde açılabilecek 3 başlık kaldı. Bu 3 başlıktan biri olan rekabet politikası da ya son dakikada açılacak ya da 2006’daki Finlandiya Dönem Başkanlığı’nın ardından Belçika Dönem Başkanlığı’nda da Ankara’nın eli boş kalacak.

21 Ocak 2014, Salı
Bu Bir Hitap Biçimi Değildir, 2012 yılında Hacettepe Üniversitesi’nden beş sanat öğrencisinin bir araya gelerek kurduğu UyumlulukModu Sanat Kolektifi’nin yapmış olduğu ikinci resim-heykel sergisidir. Sergi bu sene Ankara Üniversitesi Cebeci Kampüsü ilef Film Atölyesi çatısı altında kapılarını açtı. Tuval üzerine yağlıboya, kağıt üzerine akrilik ve mürekkepli kalem, enstalasyon ve baskı resim gibi farklı tekniklerin uygulandığı çalışmaları içeren sergi; mitosların kolekif bellekteki birikimlerini teorik,psikolojik ve güncel alanlarda bir araya getirmeyi hedef alıyor. 
Mitler, kabile, şehir veya millet gibi kültürel kurumları evrensel gerçekliklere bağlayarak kontrol altında tutabilir. Kişilerin toplum bilinci konusunda mitoslar, birleştirici ve bağlayıcılık rolünü bin yıllardır oynamaktadır ve her çağın, o çağın içerisindeki her topluluğun kendi ihtiyaçlarıına göre evrilir. Mitler hiçbir zaman stabilize bir olgu haline gelmemiştir; tüm kültürler kendi dinleri, kahramanları, tarihleri ve benzeri unsurlara ilişkin anlatıları barındıran mitlerini zamanla geliştirerek var etmişlerdir. Farklı coğrafyalarda,kültürlerde isimler ve detaylar değişse bile temel kurgu hep aynıdır. İçerisinde bulunduğumuz 21.yüzyılda, hemen hemen her şey ATM, maaş çeki, diploma, adalet gibi kavramlarla beraber nefes alıp verirken modern insan için mitler semboliktir ve kolektif belleğin neredeyse tamamına egemendir. Bu sebeple, mitosların ufak imgeleri dahi bizlere derin zihin sıçramaları yaşatmaktadır.

Şablon:Dil=Türkçe

7 Nisan 2016, Perşembe

Yale Üniversitesi'nden araştırmacıların başını çektiği bir ekibin prestijli bilim dergisi Science'ta yayınlanan araştırmasına göre, halihazırda geçerli kabul edilen küresel ısınma simülasyonları bulutların küresel ısınmada oynadığı role gereken önemi vermiyor. Bu, atmosferin önceden tahmin edildiğinden çok daha fazla ısınacağı anlamına gelebilir.
Araştırma Science dergisinde "Karışık madde hallerinden oluşan bulutların gözlemindeki sınırlamalar iklimin daha hassas olduğu anlamına geliyor" başlığıyla yayınlandı. İlgili veriler bilgisayar simülasyonları aracılığıyla toplandı ve araştırmacılara göre bu uydu verilerinin getirdiği birtakım sınırlamaların üstesinden gelinmesini sağladı. Araştırmanın sonuçlarına göre, bulutlardaki sıvı suyun buza oranı, geçmişte düşünülenden çok daha yüksek. İçinde buz kristalleri bulunan bulutlarsa güneş ışınlarını atmosfere girmeden yansıttıkları için dünya yüzeyinin ısınmasını azaltıyor. Araştırmacılar ayrıca geçmişte düşünülenden daha az bulutun hal değiştirip ışın yansıtıcı hale geleceğini belirledi. Bunun nedeni olarak ise atmosferde yükselen karbon dioksit oranları gösteriliyor.
Yükselen karbon dioksit oranlarının ısıyı atmosfere hapsetmesi nedeniyle dünya halihazırda olması gerekenden bir derece ısınmış durumda. Geçerli kabul edilen modellerde, atmosferdeki karbon dioksit oranının Sanayi Devrimi önceki oranın iki katına çıkması halinde 4.3 derecelik bir ısınma olması öngörülüyor. Araştırmacılara göreyse yeni verilerle bu rakam 5.3 derece kadar yüksek olabilir.
Araştırma ekibinde yer alan ve Yale Üniversitesi'nde atmosfer bilimcisi olarak çalışan Trude Storelvmo, günümüze dek tahmin edilen küresel ısınma oranlarının fazla "muhafazakar" olduğunun farklı araştırmalar tarafından defalarca gösterildiğini ileri sürdü. Araştırmanın bir diğer yazarı, doktora öğrencisi Ivy Tan, bulutların küresel ısınmadaki rolünün iklimbilimin en önemli gizemlerinden olduğunu iddia etti. Araştırmada yer alan deneyimli bilim insanı Kevin Trenberth ise çeşitli araştırmaların halihazırda bulutların geçmişte tahmin edilen rolünde hatalar tespit ettiğini, bu araştırmanın bulutların gerçek rolünü belirlemede önemli bir adım olduğunu ancak bulutların rolünün kesinleşmesi için daha çok araştırmaya gerek olduğunu belirtti. Washington Üniversitesi'nden Chris Bretherton ise araştırmanın "uyandırıcı" olduğunu belirtse de, durum gerçekten gösterildiği kadar vahimse bugüne dek ısınmanın neden daha fazla gerçekleşmediğini sorguladı. Storelvmo sorunun geçerli olduğunu belirtse de, bilgisayar modellerinin atmosferde bulunan, soğutma etkisine sahip olan, ancak varlığı gitgide azalan aerosol moleküllerinin etkisini gereken ölçüde dikkate almamış olabileceğini belirtti.
Paris'te geçtiğimiz kasım ayında gerçekleştirilen iklim konferansında, tüm dünya ülkelerinin hükümetleri tarafından küresel ısınmanın 2 derecenin üzerine çıkmaması üzerine mutabakat sağlanmıştı. Eğer araştırmanın bulguları doğruysa bu hedefin gerçekleştirilmesi önemli derecede zorlaşmış olacak.

((İngilizce)) Seth Borenstein "‘We’ve been too conservative’: Study of clouds warns global warming may be worse than experts think" National Post, 7 Nisan 2016
((İngilizce)) Oliver Milman "Global warming may be far worse than thought, cloud analysis suggests" The Guardian, 7 Nisan 2016
((İngilizce)) Ivy Tan, Trude Storelvmo, Mark D. Zelinka "Observational constraints on mixed-phase clouds imply higher climate sensitivity" Science, 7 Nisan 2016

14 Kasım 2010, Pazar
Burma’da demokrasi yanlısı lider Aung San Suu Kyi’nin ev hapsi sona erdirildi. Aung San Suu Kyi, evini çevreleyen barikatın kaldırılması ve serbest bırakıldığına dair resmi tebligatın askeri yetkililer tarafından kendisine okunmasından sonra evinden dışarı çıktı.
Demokrasi yanlısı lider askeri rejim tarafından yedi yıldır gözetim altında tutuluyordu. Aung San Suu Kyi’yi evinin önünde yüzlerce taraftarı, gazeteciler ve diplomatlar karşıladı. Bu arada çok sayıda polisin güvenlik gerekçeleriyle caddelerde devriye gezdiği görüldü.
Aung San Suu Kyi, kapıda bekleyenlere, Pazar günü Ulusal Demokrasi Partisi genel merkezinde bir konuşma yapacağını söyledi, ardından tekrar evine girdi.
Demokrasi yanlısı lider, son 21 yılın en az 15’ini gözaltında geçirdi. Burma’da altı gün önce, 20 yıl aradan sonra seçim yapıldı.
Askeri yönetimin desteklediği parti seçimleri kazandığını açıklarken, uluslar arası gözlemciler, oylamaya geniş çaplı olarak hile karıştırıldığını öne sürüyor.

11 Aralık 2009, Cuma

Türkiye'nin illerinden olan Bursa'nın Mustafakemalpaşa ilçesindeki bir maden ocağında meydana gelen grizu patlaması sonucu 19 kişi hayatını kaybetti. Patlama dün gece saatlerinde meydana geldi. Patlamanın kontrollü dinamit patlatılmasının ardından grizu patlaması sonucu gerçekleştiğini açıklayan yetkililer patlamanın yerin 220 metre altında meydana geldiğini söylediler. Yerin 220 metre altında mahsur kalan işçileri kurtarmak için çalışmalara katılan 7 işçi yoğun gazdan zehirlenerek hastaneye kaldırıldı.
Olay yerine hava şartları nedeniyle 7,5 saat sonra varan Türkiye Cumhuriyeti Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer, Maalesef işçiler hakkın rahmetine kavuştu. Patlamanın etkisiyle oradaki tahkimat tamamen çökmüş şeklinde açıklama yaptı.

((tr))  "Maden ocağındaki göçükte işçilerin tamamı öldü" CNNTürk, 10 Aralık 2009

17 Mayıs 2010, Pazartesi

Turkcell Süper Lig'inin 2009-2010 sezonunda, Bursaspor, Beşiktaş'ı 2-1 yenerek şampiyon oldu. Goller, 32. dakikada Pablo Batalla ve 44. dakikada İbrahim Toraman   (kendi kalesine) ve 89. dakikada Uğur İnceman'dan geldi. Fenerbahçe ise Trabzonspor ile 1-1 berabere kalarak 2. oldu. Goller, 14. dakikada Daniel Güiza ve 23. dakikada Burak Yılmaz'dan geldi. Bursaspor ve Fenerbahçe UEFA Şampiyonlar Ligi'nde, Galatasaray ve Beşiktaş UEFA Avrupa Ligi'nde yer alacak. Diyarbakırspor, Denizlispor ve Ankaraspor Bank Asya 1. Lig'e düştü. Böylece Bursaspor, ilk şampiyonluğunu ve en son 1983-84 sezonunda şampiyon olan Trabzonspor'dan 26 sene sonra İstanbul dışındaki bir futbol kulübü şampiyon oldu.

((tr))  "TÜRK FUTBOLUNDA BURSASPOR DEVRİMİ" NTVMSNBC, 17 Mayıs 2010
((tr))  "Fenerbahçe 1 – 1 Trabzonspor" Fenerbahçe Spor Kulübü, 16 Mayıs 2010
((tr))  "Bursaspor Şampiyon" Sabah (gazete), 17 Mayıs 2010

25 Temmuz 2013, Perşembe

Cambridge Dükü Prens William ile Düşesi Catherine'in ilk çocukları ve Birleşik Krallık tahtının üçüncü varisi 22 Temmuz 2013'te dünyaya geldi. Bebeğe George Alexander Louis adı verildi.

Kraliyet bebeği yerel saatle 16:24'te, Londra'daki St. Mary's Hospital'da dünyaya geldi. 3 kilo 800 gram ağırlığındaki bebeğin ve annesinin sağlık durumlarının iyi olduğu bildirildi. Bebeğin doğum haberi bir kraliyet temsilcisi tarafından hastaneden Buckingham Sarayı'na ulaştırıldı. Daha sonra Kraliçe II. Elizabeth tarafından imzalanan yazılı açıklama sarayın bahçasine asıldı. Bebek hastaneden taburcu olduktan sonra Kensington Sarayı'na götürüldü.

Ailesi tarafından bebeğe George Alexander Louis adı verildi. Bebeğin Prens George olarak anılacağı duyuruldu. George, II. Elizabeth'in babası VI. George'un da adıydı. 1936'da tahta çıkan Kral VI. George, 1952'de hayatını kaybetti. Bebeğin ikinci adı Alexander'ı annesi Catherine'in koyduğu, Louis'in ise babası William'ın dördüncü adı olduğu bildirildi.

((Türkçe))  "Kraliyet bebeği doğdu: Erkek" CNN Türk, 23 Temmuz 2013
((Türkçe))  "Müstakbel kralın ismi belli oldu" ntvmsnbc, 24 Temmuz 2013
((Türkçe))  "İngiliz kraliyet bebeğinin ismi George Alexander Louis" euronews, 24 Temmuz 2013
((Türkçe))  "Kraliyet Ailesi Bebeğin Adını Açıkladı" Milliyet, 25 Temmuz 2013

29 Ocak 2016, Cuma

Kütahya'da bulunan Kakaç Camisi'nde cemaatin dikkatiyle kıble yönünün yanlış olduğu tespit edildi. Camide 60 yıldan beri aynı yönde namaz kılındığı, bu sapmanın ise namaza engel olmadığı belirtildi. Yapılan çalışmalar sonucunda kıble yönü düzeltildi. Benzer bir hata da İstanbul Levent’teki Afet Yolal Camii’nde yaşandı. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katıldığı bir cenazede yaptığı uyarının ardından kıble yönünün yanlış olduğu farkedildi. İmamlar uyarılarak yanlış düzeltildi. Bu olayın ardından 86 bin caminin hatalara karşı tamamının kontrol edileceği bir çalışma başlatıldı.

((Türkçe))  "Kıblenin yanlış olduğu 60 yıl sonra fark edildi" Cumhuriyet (gazete), 21 Ocak 2016
((Türkçe))  "Erdoğan uyardı kıble ayarı başladı!" Sözcü (gazete), 28 Ocak 2016

6 Mayıs 2016, Cuma

Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar’a, İstanbul Çağlayan Adliyesi önünde ateş açıldı. Can Dündar’ın yara almadığı saldırıda seken kurşunlar NTV muhabiri Yağız Şenkal’ın bacağını sıyırdı.
İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde davası görülen Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar, savunmasını verdi. Mahkemede oturuma ara verildikten sonra Adliye’den çıkan Dündar bu sırada saldırıya uğradı.
Saldırgan, yakın mesafeden Can Dündar’a "Vatan haini" diye bağırdıktan sonra iki el ateş etti.
Saldırganın üzerine atılan CHP milletvekili Muharrem Erkek, saldırganı boğazından yakalarken Can Dündar'ın eşi Dilek Dündar da saldırganın ceketine sarıldı.
Can Dündar saldırı girişimine ilişkin, İyiyim bende bir şey yok mahkeme karar için ara vermişti. O kararı beklerken çıktığımızda böyle bir saldırı gerçekleşti. Kimdir nedir bilmiyorum. Sadece bana yönelik silahını yönelttiğini gördüm dedi
Seken kurşunla yaralanan gazeteci Yağız Şenkal, NTV yayınına bağlanarak, Can Dündar'la adliyenin hemen önündeki meydanda beraber yürüyordum. Bir kişi geldi elinde bir silah vardı yere doğru ateş etti Can Dündar'ın bacaklarına doğru ateş etti. İki, üç el ateş etti seken kurşunlardan biri benim bacağıma geldi. Herhangi bir sıkıntı yok Can Dündar'ın durumu iyi. Silahlı saldırgan bağırdı ne dediğini tam anlayamadım. Kurşunlardan biri benim bacağımı sıyırdı. Gayet iyiyim bir sıkıntı yok. Saldırgan gözaltında.
Saldırganın 1976 doğumlu Sivas nüfusuna kayıtlı Murat Şahin olduğu belirlendi. İstanbul’da yaşayan Murat Şahin, Çağlayan Polis Merkezi’ne götürüldü.

1 Nisan 2016, Cuma

Cumhuriyet gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ve gazetenin Ankara temsilcisi Erdem Gül'ün ‘Devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etme’, ‘devletin güvenliğine ilişkin gizli kalması gereken bilgileri casusluk maksadıyla açıklama’, ‘cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen ya da tamamen engellemeye teşebbüs etmek’ ve ‘silahlı terör örgütüne üye olmaksızın bilerek isteyerek yardım etme’ suçlamalarıyla ilgili bugün görülen davasında, mahkeme, Can Dündar ve Erdem Gül'ün savunmalarını aldıktan sonra, 22 Nisan'daki duruşmaya kadar tutuksuz yargılanmalarına karar verdi. 
Duruşma sonrası, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Müsteşarlığı'nın da müdahil olduğu davada, delil olarak da sunulan, MİT Tırlarıyla ilgili yaptıkları haberle ilgili konuşan Can Dündar, Yargılanan ve savunulan gazeteciliktir ifadelerini kullandı.

((Türkçe))  "Can Dündar ve Erdem Gül tutuksuz yargılanacak" BBC Türkçe, 01 Nisan 2016
((Türkçe)) Doğan Haber Ajansı "Can Dündar ve Erdem Gül'ün yargılandığı dava ertelendi" Hurriyet.com.tr, 01 Nisan 2016

5 Aralık 2010, Pazar
190 ülkeden delegeler Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı için w:Meksika’nın kıyı kenti Cancun’da toplandı. Geçen yıl Danimarka’nın başkenti Kopenhag’da yapılan toplantıda sera gazı salımına kısıtlama getirecek yasal olarak bağlayıcı bir anlaşmaya varılamaması, çevreciler arasında hayal kırıklığı yaratmıştı. Cancun’daki toplantıdan beklentiler de bu nedenle düşük. Ancak yine de konferansa katılanlar karbondioksit salımını dünya çapında azaltacak bir anlaşmaya doğru kilit adımlar atılması yolunda ilerleme sağlanacağını umuyor.
İklim değişikliği konferansı, dünyanın en güzel beyaz kumlu plajlarına bakan otellerin konferans salonlarında yapılıyor.
Buraya deniz ve güneşten yararlanmak için gelen turistlerin çoğu Birleşmiş Milletler himayesinde yapılan konferansa ilgisiz.
Ancak yetkililer ve sivil toplum örgütlerinden temsilciler Dünya’yı küresel ısınmanın vahim sonuçlarından kurtarmak için hummalı bir çalışma yürütüyor.
Gelişme sağlanması olasılığı yüksek konulardan biri, orman katliamını durdurmayı amaçlaran ve kısaca REDD olarak bilinen program üzerinde anlaşmak.
Ormanlar, atmosferdeki karbondioksiti emdiği ve Dünya’yı soğuttuğu için son derece önemli.
Bu konuda anlaşma sağlanması için çaba sarfeden gruplar yoksul ülkelerdeki ormanların korunması amacıyla gelişmiş ülkelerden 38 milyar dolar toplamak için bir plan hazırlıyor.
Böyle bir planın şeffaflık ve etkinliğinin garanti altına alınması için uluslararası bir mekanizma oluşturulması gerekiyor.
Uluslararası Doğayı Koruma Birliği’nden Carole Saint-Laurent, Cancun’daki konferansta bu konuda bir anlaşma sağlanabileceğini söylüyor:
”Ana konularda zaten birçok anlaşmaya varılmış durumda. Tek yapılması gereken bunları bir karara bağlamak ve uygulamaya koymak.”
Carole Saint-Laurent, bu paranın yoksul ülkelere aktarımının güvenilir bir anlaşmayla mümkün olacağını söylüyor:
”Sorunun çözümünün en önemli parçası, para. Bu parayla çok güzel işler başarılabilir. Ancak para kötü kullanıldığı takdirde vahim sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle yoksul ülkelerde ne gibi faaliyetlere başlanacağı konusunda bir karara varmamız gerekiyor.”
Pakistanlı delege Syed Mahmut Nasır, ülkesinde yaşanan sel felaketinin insanları küresel ısınmaya karşı önlem alınması gerektiği konusunda ikna ettiğini söylüyor:
”Pakistan’daki sel felaketi çok büyük hasara neden oldu. Şimdi insanlar bu felaketin nedeninin küresel ısınmaya bağlı olduğunu görüyor.”
Nasır, ülkesinin orman katliamını önlemek amacıyla oluşturulan REDD programını desteklediğini, böylelikle kereste için ağaçları kesenlerin kar elde etmesinin önleneceğini söylüyor:
”Orman katliamını önlemeye yönelik REDD programı temelde piyasa bazlı olarak işleyecek. Örneğin Pakistan gibi bir ülkede bir ton karbon için ödeme yapılacak. Bu sürece toplumların da katılımı sağlanacak ve önceden onay alınacak.”
Konferans sadece yoğun toplantılardan ibaret değil.
Ev sahibi Meksika konferansa katılanlar için her gece çevre eğitimi odaklı çeşitli eğlence programları ve sosyal faaliyetler düzenliyor.
İklim Değişikliği Köyü’nde çocuklar için de çeşitli etkinlikler düzenleniyor. Çocuklar iklim değişikliği konusunda bilinçlendirici faaliyetlerde bulunuyor.
Çevre uzmanları, çocukların da bu sürece katılımının önemli olduğu görüşünde. Çünkü tüm dünya bir araya gelip iklim değişikliğini önlemek için harekete geçmediği takdirde bunun bedelini çocuklar ödeyecek.

4 Haziran 2016, Cumartesi
Türkiye milli takımı oyuncusu Caner Erkin, İtalyan ekiplerinden Inter'e transfer oldu. 
2015/2016 sezonunun özellikle ikinci yarısı Fenerbahçe'de Caner Erkin'in geleceği hakkında belirsizlik sürüyordu. Galatasaray derbisi öncesi Caner Erkin ile Vitor Pereira'nın arasında bir tartışma yaşanmış ve bu tartışma sonrası Caner kadro dışı kaldıktan sonra bir daha kadroya alınmamıştı. 
1 Haziran 2016'da Inter, yaptığı açıklamasında Caner Erkin ile 3 yıllık anlaşma imzaladığını duyurdu. 
Milli futbolcunun Fenerbahçe kariyeri şu şekilde:

((Türkçe))  "Caner Erkin resmen Inter'de" NTV, 1 Haziran 2016
((Türkçe))  "Caner Erkin Inter'de" TRT Haber, 1 Haziran 2016
((Türkçe))  "Caner Erkin İstatistikler" mackolik.com, 4 Haziran 2016
((Türkçe))  "Caner Erkin İstatistikler" transfermarkt.com, 4 Haziran 2016
((Türkçe))  "Caner Erkin'den Pereira'ya küfür!." Fotomaç, 13 Nisan 2016

12 Ocak 2017, Perşembe

İsviçre’nin Cenevre kentinde Kıbrıslı Türk ve Rum liderler Mustafa Akıncı ile Nikos Anastasiadis arasında üç gün süren tarihi Kıbrıs zirvesi bugün garantör ülkeler Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’nin dışişleri bakanları seviyesinde katılımıyla beşli zirve haline geldi.BM Cenevre Ofisi'ndeki tarihi konferansın açılışını BM Genel Sekreteri Antonio Guterres yaptı. DHA'nın haberine göre, Guterres açılış konuşmasında, “Umutlu değiliz. Karamsar değiliz. Kararlıyız” dedi.                                   

Konferansa, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ve Rum lider Nikos Anastasiadis ile garantör ülkeler adına Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Kocias ve İngiltere Dışişleri Bakanı Boris Johnson katılıyor. "Özel gözlemci" sıfatıyla konferansta yer alan Avrupa Birliği'ni (AB) ise AB Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker ile AB Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini temsil ediyor.
Konferansın ana gündem maddesini, müzakerelerin 6 temel başlığından biri olan "güvenlik ve garantiler" oluşturuyor. 
Konferansta Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da bu konu hakkında konuştu. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu 43 yıldır Ada'daki güvenlik ve istikrarın temel dayanağı olan güvenlik ve garanti düzenlemesinin devam etmesi gerektiğini söyledi. 
Çavuşoğlu, "Bu konunun Ada'daki gerçeklerle uyumlu bir anlayışla değerlendirilmesini bekliyoruz" dedi. 
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu yeni ortaklığın BM parametreleri olan iki kesimlilik, iki toplumluluk, siyasi eşitlik, eşit statüde iki kurucu devlet üzerine bina edileceğini belirtti. 
Çavuşoğlu varılacak kapsamlı çözümün temel unsurlarının AB birincil hukuku haline getirilmesinin vazgeçilmez bir unsur olduğunu vurguladı.

http://www.ntv.com.tr/dunya/kibris-konferansinin-acilis-konusmasini-bm-genel-sekreteri-yapti,aDl5zA7Ug0uCzI5hobcGuw
http://www.hurriyet.com.tr/kibris-icin-tarihi-gun-turkiye-de-devreye-girdi-40333868

27 Temmuz 2011, Çarşamba 
Two and a Half Men dizisinden kovulan Charlie Sheen, "Anger Management" isimli yeni bir diziyle ekranlara dönüyor. Sheen önceki dizisinde mülayim ve sakin bir karakteri canlandırırken bu dizide tam tersi bir karakteri canlandıracak. Sheen'in canlandıracağı karakter öfke terapisi alan bir karakter olacak.
Sheen oynayacağı bu karakterin esin kaynağı 2003 yapımı Asabiyim filmindeki bir karakter. Adam Sandler ve Jack Nicholson'ın başrolleri paylaştığı bu filmde Adam Sandler'in canlandırdığı Dave Buznik karakteri hapise düşmemek için öfke terapisi almaya başlar. Sheen'in oynacağı karakter ise bu karakterden esinlenerek kaleme alınmış.
Sheen dizi hakkında şöyle konuştu; "Bu diziyi seçtim çünkü, bir sitcomda öfke kontrolüne ihtiyacı olan bir rolü oynamanın eğlenceli olacağını düşündüm. Bence bu cok güzel bir konsept".
Anger Management dizisinin yayın tarihleri ise henüz belli değil. Sheen bu dizide reyting oranına göre para alacak, bu da büyük paralar alabileceği ihtimalini gözler önüne seriyor. Eğer dizi istenen reyting oranlarını yakalayabilirse 90'dan fazla bölüm çabucak sipariş edilecek ve çekilecek.

((Türkçe))  "Charlie Sheen ekranlara geri dönüyor" ntvmsnbc, 20 Temmuz 2011
((İngilizce))  "Charlie Sheen Returning To TV In ‘Anger Management’" johnjohnsaidit, 20 Temmuz 2011
((İngilizce)) Alex Ben Block, Lacey Rose "How Charlie Sheen Could Make Hundreds of Millions on New Show" hollywoodreporter, 21 Temmuz 2011

16 Ocak 2010, Cumartesi

Venezuela Devlet Başkanı Hugo Chávez Venezuela Meclisi'ndeki yıllık konuşmasını yaptı. Konuşmasında Hem Marksist hem Hristiyan olduğumu ilk kez buradan ilan ediyorum... dedi. Konuşmasına Marksizm, tarih ve gerçeğin bilimsel yorumunda en ileri teoridir. Simon Bolivar ve İsa'nın fikirlerinin ne kadar takipçisiyse o kadar da Marksist olduğunu söyledi. İsa'nın kapitalist olmadığını, kapitalizmin yıkılışında insanın selametine olacağına da belirtti.
Chavez, daha önce de Noel’deki tüketime son verme son verme çağrısında bulunmuştu. Marks’ın Kapital'ini yeniden okumaya başladığını ve kitapta günümüze dair birçok soruya yanıt bulduğunu belirtti. Chávez, asgari ücretin %25 kadar arttırılacağını belirtti. 

((tr)) Anadolu Ajansı "Chavez: "Marksist Hristiyanım"" Haberler.com, 16 Ocak 2009
((tr))  ""Hem Marksist Hem Hristiyanım"" Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu, 16 Ocak 2009

16 Mayıs 2009, Cumartesi

Demokrat Parti, 5. Olağanüstü Büyük Kongresi 16 Mayıs Cumartesi günü yapıldı. Genel başkanlığa Süleyman Soylu, Hüsamettin Cindoruk, Mehmet Ali Bayar ve Ramazan Yazgan aday oldu. Genel başkanlık seçiminde 1152 delege oy kullandı. Genel başkanlık seçiminin yanında parti içi görevleri yürütecek 140 üye de belirlendi.
Yarışın, Demirel'in desteklediği Hüsamettin Cindoruk ile Tansu Çiller'in desteklediği Süleyman Soylu arasında geçmesi tahmin ediliyordu. Cindoruk'un en büyük kozu Demirel'in yasaklı olduğu yıllarda Demokrat Partinin oylarını artırıp iktidar yapmasıydı. Ayrıca Cindoruk merkez sağdaki yarıda kalmış birleşmeyi tamamlayabilecek biri olarak görülüyordu. Süleyman Soylunun avantajı ise, oy kullanacak delegelerin kendi döneminde seçmiş olmasıydı. 2009 Yerel Seçimlerinde, Cindoruk'un sandığından DP'ye sıfır oy çıkması ise Soylu'nun elini güçlendirdiği konuşuluyordu. Siyasete atılan deneyimli bürokrat Bayar'a da şans tanınıyordu.
Bayar'ın ilk turda elenmesiyle, Cindoruk ve Soylu ikinci turda yarıştı. Adaylar ikinci turda yeterli oyu alamadılar. Yapılan üçüncü turda, 559 oy alan Cindoruk, Demokrat Parti'nin yeni lideri oldu.

  "DP Kongresi başladı." CNN Türk, 16 Mayıs 2009

15 Nisan 2011, Cuma
Cliff Richard ve Robbie Williams, Eurovision yarışmasında Birleşik Krallığı temsil edecek müzik grubu Blue'ya destek çıktı. 
One Love ve All Rise gibi hit şarkılar yapan Blue grubu 2005 senesinde dağılmıştı. Solo kariyerlerine devam eden grup üyeleri 2010 yılında tekrar bir araya geldi. Tekrar birleşen grup 14 Mayıs'ta Almanya'nın Düsseldorf kentinde yapılacak Eurovision yarışmasında Birleşik Krallık için yarışacak. Gelecekte yayınlanacak BBC belgeselinde çeşitli şarkıcıların Blue'ya destek görüntüleri yer alacak.
1968 senesinde Eurovision'da ikinci gelmeyi başaran Richard, The Sun gazetesine şu açıklamalarda bulundu; "Yakışıklı çocukların harika şarkılar söylediği genç bir pop grubu bunu kazanabilir ve aynı zamanda 100 milyon insana kendini izletebilir. Blue'nun anımsadığım çoğu insandan daha fazla şansı var."
Robbie Williams ise şu sözleriyle gruba destek çıktı; "Bence, Blue gerçekten, gerçekten iyi iş çıkaracak". Ayrıca sanatçı sözlerine şunları da ekledi; "Onlarında herkes kadar şansı var. İyi şanslar, ödülü eve getirin."
Grup yarışmada "I Can" şarkısını seslendirecek.

((İngilizce)) Ryan Love "Clip: Blue Eurovision song backed by JLS, Robbie" Digital Spy, 15 Nisan 2011
((İngilizce))  "Cliff Richard - Sir Cliff Richard And Robbie Williams Back Blue For Eurovision Glory" Contactmusic, 15 Nisan 2011

2 Aralık 2010, Perşembe
ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton Özbekistan Devlet Başkanı İslam Kerimov’u insan haklarını konusunda uyardı. Clinton bu uyarıyı Taşkent ziyareti sırasında yaptı.
Clinton, Amerika dahil hiçbir ülkenin insan hakları konusunda tek otorite olmadığını söyledi. Dışişleri Bakanı, Washington’un Özbekistan’la görüşmelerde ibadet ve basın özgürlükleri, çocuk yaştakilerin çalıştırılması ve işkence gibi konuları gündeme getirdiğinde bunu ‘karşılıklı saygı’ esasına dayanarak yaptığını da kaydetti.
Hillary Clinton’ın, Taşkent’teki temasları sırasında, Özbekistan’ın Afganistan’daki NATO birliklerine silah ve teçhizat ulaşıtırılması konusunda lojistik destek rolünü de ele alması bekleniyor.
Clinton, Özbekistan ziyareti öncesinde Kırgızistan Devlet Başkanı Roza Otunbayeva ile de görüştü. Görüşmede, Bişkek yakınlarındaki Manas Hava Üssü’nün Amerikan uçaklarınca kullanılmasına izin veren ikili anlaşmada ele alındı.
Clinton, Orta Asya ziyaretine, Kazakistan’la başladı. Bakan burada Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Örgütü’nün toplantısına katıldı.
Clinton’ın Orta Asya ülkelerinin ardından Cuma günü Bahreyn’e gidecek.

24 Temmuz 2011, Pazar

Copa America'nın üçüncülük maçında Peru, Venezula'yı 4-1 yenerek üçüncü oldu. Perulu Jose Paolo Guerrero maçta üç gol atarak hat-trick yaptı.
Peru'nun ilk golü 42. dakikada Willam Chiroque'dan, Jose Paolo Guerrero'nun asistiyle geldi. 55. dakikada Venezuela'dan Tomas Rincon kırmızı kart görerek takımını on kişi bıraktı. Guerrero 64. dakikada bir gol kaydederek durumu 2-0 yaptı; ama Venezuela Juan Fernando Arango'nun golüyle 77. dakikada durumu 2-1'e getirdi. Guerrero'nun 89. ve 90+2. dakikalarda attığı diğer iki gol ise maçın sonucunu belirledi. Bu sonuç yine de Venezula'nın kupa tarihindeki en iyi sonucu.
Arjantin'in ev sahipliği yaptığı kupada maç La Plata şehrindeki Estadio Ciudad de La Plata'da oynandı. Final maçı ise Uruguay ile Paraguay arasında oynanacak.

((İngilizce)) Associated Press "Paolo Guerrero’s hat trick helps Peru beat Venezuela 4-1 to finish 3rd in Copa America" Washington Post, 24 Temmuz 2011
((İngilizce))  "Guerrero's hat trick leads Peru over Venezuela" Los Angeles Times, 23 Temmuz 2011

16 Ekim 2011, Pazar

Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Genelkurmay başkanı Orgeneral Necdet Özel, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hayri Kıvrıkoğlu, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Bekir Kalyoncu ve 2. Ordu Komutanı Orgeneral Servet Yörük ile birlikte çıktığı Van, Hakkari, Şırnak ve Siirt illerini kapsayan gezisini tamamlayarak İstanbul iline geçti. 
Yoğun güvenlik önlemleri altında gerçekleşen gezi iki gün sürdü. Geziye ilişkin fotoğraflar ve videolar Cumhurbaşkanlığına ait siteye konuldu. Gezide ilk olarak Van Jandarma Asayiş Kolordu Komutanlığını ziyaret eden Gül, burada bölgede alınan güvenlik önlemlerini yerinde inceledi. Van'da temaslarını bitiren Gül, buradan  Kobra helikopterleri eşliğinde Yüksekova'ya geçti. Yüksekova 3. Taktik Tümen Komutanlığı'nda yapılan faaliyetler ile ilgili bilgi aldı ve başarılı personellere hediye verdi. Daha sonra Hakkari Dağ Komando Tugay Komutanlığına geçen Gül'e, Kayseri Komando Tugayından gelen askerlerin operasyona çıktıkları zaman yanlarına aldıkları kumanyalar gösterildi. Geceyi burada geçiren Gül ziyaretin ikinci gününde, Siirt ve Şırnak ilinde bulunan üs bölgelerinde incelemeler yaptı. Askerlerin kaldığı yerleri gezdi ve askerler ile birlikte karavana yedi. Gezide üst kamuflaj mont giyen Cumhurbaşkanı Gül, sancak verme törenine de katıldı. Ziyaretin gizli olarak planlandığı ve bu doğrultuda yapıldığı öğrenildi. 
  

((Türkçe)) Cumhurbaşkanlığı "Cumhurbaşkanı Gül, Komutanlarla Güneydoğu’da Askerî Birlikleri Ziyaret Etti" tccb.gov.tr, 15 Ekim 2011
((Türkçe)) Cumhurbaşkanlığı "Cumhurbaşkanı Gül, İkinci Gün Üsleri Ziyaret Etti" tccb.gov.tr, 16 Ekim 2011
((Türkçe)) stargazete "Başkomutan sınıra sıfır noktada" stargazete.com, 16 Ekim 2011
((Türkçe)) zaman "Cumhurbaşkanı Gül'den sınır birliklerine moral ziyareti" zaman.com.tr, 16 Ekim 2011

17 Şubat 2016, Çarşamba

2. Mülki Amirler Toplantısı'nda konuşan Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yeni anayasa çalışmaları sırasında Anayasa Komisyonu'nun dağılması için Öyleyse haydi millete gidelim dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yaptığı konuşmasından önemli kesitler:  
"Ey Parlamento'daki saygın üyeler, değerli arkadaşlarım, gelin bir karar alın. Deyin ki 'Biz millete gideceğiz'. Millete gidin. Bakın bakalım millet size ne diyor. Hazırlayın, sunun millete. Millet 'evet' diyorsa, egemenlik kayıtsız şartsız milletin değil mi? Siz Atatürkçü değil miydiniz? Atatürkçü olduğunuza göre, Gazi Mustafa Kemal ne diyor? 'Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir'. Öyleyse haydi millete gidelim, 'Millet bu kararı versin' diyelim. Milletin verdiği karara da uyalım."
"Yeni Türkiye'nin inşası çerçevesinde yeni anayasamızı da çıkartacağız. Başkanlık sistemi de inşallah bu şekilde hayata geçecektir. Benim milletim başkanlık sistemini istemiyorsa, bizim milletimize söyleyecek hiçbir şeyimiz yoktur, onu da öper başımıza koyarız. Olay bu kadar basittir."

((Türkçe))  "Cumhurbaşkanı Erdoğan: Sınırımızda yeni bir Kandil'in oluşmasına izin vermeyiz" Anadolu Ajansı, 17.02.2016

29 Ağustos 2012, Çarşamba 

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 30 Ağustos Zafer Bayramı nedeniyle bir mesaj yayınladı; ulusal birlik ve beraberlik vurgusu yaptı. Gül'ün, mesajında ulusal birlik, bütünlük, sevgi ve barış sözcükleri ağırlıktaydı.
Cumhurbaşkanı Gül, şunları söyledi; "30 Ağustos Türk milleti için onur ve gurur günüdür. Bütün Türkiye hep birlikte kenetlenerek bu günü kutlamanın mutluluğunu yaşarken, bu vatan için canını veren tüm şehitlerine minnet duymakta, onları rahmetle ve şükranla anmaktadır.
Tarih boyunca farklılıklarımız, birliğimizi tamamlayan zenginliklerimiz olmuştur. Bin yıldır hoşgörüyü, saygıyı, sevgiyi, birlikte barış içinde yaşama kültürünü en iyi biçimde gösteren bir milletiz. Birlik ve beraberliğimize asırlardır kimse zarar veremediği gibi, bundan sonra da buna yeltenenler hüsrana uğrayacaktır." 
Zafer Bayramının 90. yıldönümünü kutlayan Cumhurbaşkanı Gül, "Cumhuriyetimizin kurucusu Aziz Atatürk'ü, silah ve dava arkadaşlarını, Kurtuluş Savaşı 'nın tüm kahramanlarını, aziz şehitlerimizi, gazilerimizi saygı ve minnetle anıyorum" dedi.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ayrıca Türk Silahlı Kuvvetleri personeline de teşekkür etti. Cumhurbaşkanı Gül; "Tarihte parlak zaferlere imza atan kahraman ordumuz da, bölgesinde bir güç ve istikrar unsuru olarak ülkemizin saygınlığını artırmaktadır. Ordumuzun vatan savunmasında ve uluslararası görevlerdeki başarılarıyla iftihar ediyoruz. Görev ve sorumluluklarını yüksek bir vazife bilinciyle yerine getiren Türk Silahlı Kuvvetleri'ne terörle mücadeledeki üstün fedakârlıklarından dolayı şükranlarımı sunuyorum" diye konuştu.

((Türkçe))  "Cumhurbaşkanı 30 Ağustos Mesajı Yayınladı" TRT Haber, 29/07/2012
((Türkçe))  "Gül'den, 30 Ağustos Zafer Bayramı mesajı" Haber X, 29/07/2012
((Türkçe))  "Gül'den Zafer Bayramı Mesajı" Haberler.com, 29/07/2012

4 Aralık 2010, Cumartesi

Amerika’da muhalefetteki Cumhuriyetçiler Senato’da vergi kesintilerinin süresinin uzatılmasını öngören yasa tasarısını engelledi. Cumhuriyetçiler, mevcut vergi indirimlerinin uzatılmasının yüksek gelirli kesimleri de kapsamadığı gerekçesiyle tasarıya itiraz etti.
İktidardaki Demokratlar orta sınıf ve dar gelirli vergi mükelleflerine uygulanan vergi indirimlerinin uzatılmasını istiyor. Ancak Demokratlar bütçe açığını gerekçe göstererek yılda 200 bin dolardan fazla kazanan vergi mükelleflerine uygulanan indirimleri kaldırmaktan yana. İktidarla muhalefet arasındaki anlaşmazlık bundan kaynaklanıyor. Cumhuriyetçiler, varlıklı kesimlere uygulanan vergi indirimlerinin uzatılmasının yatırımı teşvik edeceğini ve bunun istihdama olumlu yönde yansıyacağını savunuyor.
Mevcut vergi indirimleri George Bush döneminde yürürlüğe girmişti, ay sonunda süresi dolacak.
Beyaz Saray taraflar arasındaki anlaşmazlığı gidermek için bir süredir Kongre’deki liderlerle görüşüyor, ancak henüz sonuç alınamadı.
Bugün Başkan Barack Obama adına açıklama yapan Başkan Yardımcısı Joe Biden, orta sınıfa uygulanan vergi indirimlerinin uzatılması çağrısını yineledi. Biden ayrıca Kongre’nin işsizlik sigortasının süresini uzatmasını da istedi.
Amerika’nın Illinois eyaletinden Senato’ya seçilen Mark Kirk muhalefetteki Cumhuriyetçiler adına açıklama yaptı. Bütçe sorununa partiler üstü çözüm bulunması gerektiğini söyleyen Kirk, Amerikan halkının vergilerin, harcamaların ve borçlanmanın azaltılmasını istediğini kaydetti.

19 Eylül 2013, Perşembe

CynogenMod (okunuş: SaynocenMod) adlı, Android temelli açık kaynak akıllı cep telefonu işletim sisteminin geliştiricileri, Eylül itibari ile şirketleşme aşamasına geldiklerini duyurdu. Başaralı bir yatırımcı arayışı kampanyasından sonra, 7 milyon dolar civarında yatırımı çekmeyi başaran proje, yakın zamanda Google Play'den indirilebilecek bir eklenti ile Anroid telefonlaraın basitce modlanmasını amaçlıyor.
Yeni mobil telefonların ve tabletlerin yüzde 80'i Android işletim sistemi ile çalışmakta, ve bunların 7 ile 8 milyonunun CynogenMod kullandığı tahmin ediliyor. CynogenMod, süper-kullanıcı (yonetici) şifresinin kırıldığı cihazlarda sabit hafızayı (ROM'u) yeniden yazarak hem bir çok geliştirici seçenekleri sağlamakta, hem de yeni işletim sistemi özelliklerinin geriyedönük olarak eski cihazlara uyarlanabilmesini mümkün kılmaktadır.

Şirketleşme aşamasının tamamlanmasından sonra, CynogenMod'un daha fazla yazılımcıyı iş gücü bünyesine katması, ve çalışmalarını hızlandırması bekleniyor. İlk aşamada, CynogenMod eklentisinin süper-kullanıcı izni olmadan çalıştırılabilmesinin sağlanması, ve bireysel veri gizlililiği ve güvenliğini arttırıcı yazılımların geliştirilmesi planlanıyor.

İngilizce vikihaber yazısı: CyanogenMod: Open-source smartphone OS goes commercial

4 Şubat 2013, Pazartesi

Yasadışı Devrimci Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi (DHKP-C) dün Ankara’daki Amerikan Büyükelçiliğini hedef alan intihar saldırısını üslendi.
Büyükelçiliğin dış çeperinde kurulu güvenlik noktasında düzenlenen bombalı saldırıda adı "Ecevit Şanlı" olarak bildirilen eylemciyle birlikte, Türk güvenlik görevlisi Mustafa Akarsu hayatını kaybetti. Elçiliği ziyaret amacıyla aynı noktada bulunan gazeteci Didem Tuncay da ağır yaralandı.
Polis Ankara ve İstanbul'da düzenlediği operasyonlarda üç kişiyi gözaltına aldı.
DHKP-C bugün internet üzerinden yaptığı açıklamada, Amerika’yı “halkların katili” diye tanımladı.
Halkınsesitv.com adresinden yapılan açıklamada; 

 denildi.
DHKP-C gerekçesi olarak Amerika’nın Irak, Suriye, Mısır ve Libya politikasını işaret etti, temel olarak şu ifadelere yer verdi: 

DHKP-C’nin koyduğu dipnotta, eylemcinin nüfus adının "Ecevit" olduğu, ama kendisinin "Alişan" adını tercih ettiği belirtildi.
DHKP-C açıklamasının tamamına örgütün internet sayfasından sayfasından ulaşılabilir.
ABD ve AB’nin terör örgütleri listesinde
DHKP-C Amerika, İngiltere ve Avrupa Birliği’nin yabancı terör örgütleri listesi arasında yer alıyor. Diğer sol ve devrimci örgütlerin içinden çıkarak 1994’te kurulan örgüt, Türkiye’de silahlı yollardan Marksist-Leninist ilkelere dayalı bir sistem kurmayı amaçlıyor. Geçmişte Özdemir Sabancı suikastı (1996) ve emniyet mensuplarını hedef alan saldırılarıyla tanınan aşırı sol görüşlü örgüt, aynı zamanda Türkiye’deki Amerikan askeri varlığını da hedef alan eylemleriyle tanınıyor.

4 Haziran 2009, Perşembe

Demokratik Sol Partinin kurucusu ve ilk Genel başkanı Rahşan Ecevit, partisinden ayrılma kararı aldı. Yazdığı dilekçede parti yönetiminden memnuniyetsizliğini belirten Ecevit, yeni bir yönetim gelene kadar partisinden ayrıldığını bildirdi. Parti genel merkezi ise, mektubun henüz ellerine ulaşmadığını belirtti. Rahşan Ecevit'le beraber Emrehan Halıcı ve Mücahit Pehlivan da partiden ayrıldılar.
Rahşan Ecevit, eski Genel başkan Zeki Sezer'le de karşı karşıya gelmiş, Sezer'in partiyi Ecevitsizliştirmek istediğini iddia etmişti. Ecevit, 17 Mayıs'ta yapılan adaylık yarışı öncesi herkesin kabul edeceği bir ismi açıklayacağını, diğer adayların geri çekileceğini söylemiş ve Alemdar Yalçın'ın adaylığını desteklemişti. Olağanüstü kongrede Alemdar, büyük bir farkla kaybetmiş, Genel başkan Masum Türker olmuştu.

  "Rahşan Ecevit DSP'den istifa etti" NTVMSNBC, 4 Haziran 2009

13 Temmuz 2011, Çarşamba

Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Kıbrıs'ta 2012 yılının temmuz ayına kadar bir çözüm olmaması halinde Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinin donma noktasına geleceğini söyledi. Davutoğlu, sadece Rumların yönetimi altında olan Kıbrıs Cumhuriyeti yönetiminin adanın tamamını temsilen AB dönem başkanlığını alması durumda Türkiye'nin kendilerini muhatap almayacağını da ekledi.
Davutoğlu yaptığı açıklamada, "Bu olmazsa, Rum tarafı bu müzakereleri geciktirerek Temmuz 2012’de tek taraflı dönem başkanlığını alırsa bu sadece adada bir çözümsüzlük anlamına gelmez aynı zamanda Türkiye ile AB ilişkilerinin tıkanıklığın ötesinde donma noktası anlamına gelir. Bunu sabah yaptığımız görüşmede açık bir şekilde AB Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Stephen Füle’ye de söyledim. Biz Rum Kesimi’nin çözüm olmadan üstleneceği bir dönem başkanlığında Türkiye ile AB arasındaki ilişkilerin sürdürülebileceği kanaatinde değiliz. Yani o dönem için bizim herhangi bir şekilde Rum Yönetimi dönem başkanlığını muhatap almamız söz konusu değildir. Bu tıkanıklığı aşmanın tedbirlerini de şimdiden almalıyız. Bu tedbir de açık şekilde çözümün bu sene sonuna kadar gerçekleşmesi ve gelecek sene içinde karşılıklı onaylarla yeni Kıbrıs devletinin dönem başkanlığını alması" dedi.
Avrupa Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Stefan Füle ise buna cevaben "Bu tip yorumlar için doğru bir zaman olmadığını düşünüyorum. Çünkü içinde bulunduğumuz bu dönem, esasında Türkiye-AB ilişkilerine, reform sürecine, katılım müzakereleri sürecine yeni bir ivme kazandırmak için doğru bir zaman. Bu hem benim görüşüm hem de bugün yaptığım görüşmelerde sayın Bakan Egemen Bağış da benzer bir pozisyon sergiledi. Her ikimiz de bu yönde gayretlerimize, çalışmalarımıza devam edeceğiz" diye bir açıklamada bulundu.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hüseyin Özgürgün ise Davutoğlu'na destek çıktı ve bu açıklamaların bir dönüm noktası olduğunu söyledi.
Aslında iki toplumlu bir ortaklık olup toplumlararası çatışmalar nedeniyle 1963'ten bu yana Rumların yönetimi altında olan Kıbrıs Cumhuriyeti yönetimi Temmuz 2012'de AB dönem başkanlığını devralacak. Türkiye bu yönetimi tanımıyor.

  "Davutoğlu’ndan AB’ye Kıbrıs resti" Vatan, 13 Temmuz 2011
  "Stefan Füle, Davutoğlu'nun Rum kesimiyle ilgili sözlerini değerlendirdi!" internethaber.com, 13 Temmuz 2011
  ""Davutoğlu'nun açıklamaları dönüm noktası"" Milliyet, 13 Temmuz 2011

11 Aralık 2009, Cuma

Türkiye'deki muhalefet partilerinden olan Demokratik Toplum Partisi (DTP), Türkiye Cumhuriyeti Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 16 Kasım 2007 tarihinde açılan dava sonucu eylemleri yanında, terör örgütüyle olan bağlantıları da değerlendirildiğinde devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne aykırı nitelikteki fiillerin işlendiği bir odak haline geldiği gerekçesiyle Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi tarafından temelli olarak kapatıldı.
Partinin kapatılmasıyla beraber 37 parti üyesine de siyasi yasak getirildi. Bu kapsamda partinin genel başkanı Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk'un milletvekilliğinin düşürülerek 5'er yıl siyaset yasağı getirilmesine karar verildi. Kapatma kararı oybirliği ile alındı. Kapatılan Demokratik Toplum Partisinin Genel Başkanı Ahmet Türk, Türkiye parti kapatmakla bu sorunu çözemez. Türkiye, ortak akılla, diyalogla, mantıkla sorunlarını çözebilir şeklinde açıklama yaptı. Partinin kapatılmasında  Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 68. ve 69. maddesi, 2820 sayılı Türkiye Siyasi Partiler Kanunu'nun 101. ve 103. maddesinin esas alındığı belirtildi. Ayrıca partinin tüm mal varlığı, Türkiye Cumhuriyeti hazinesine geçti. Ayrıca artık parti mecliste kapatıldığından dolayı temsil edilemeyecek.

Mahkeme Başkanı Haşim Kılıç'ın açıklaması (Video)

((tr))  "DTP kapatıldı" Sabah, 11 Kasım 2009
((tr))  "Ve DTP kapatıldı" CNNTürk, 11 Kasım 2009
((tr))  "Partisi kapatılan Ahmet Türk'ten ilk açıklama" CNNTürk, 11 Kasım 2009

10 Mayıs 2010, Pazartesi

Türkiye Cumhuriyeti Ana Muhalefet Lideri ve CHP Genel Başkanı Deniz Baykal istifa etti. Baykal, konuşmasında kasetin Ak Parti komplosu olduğunu belirtti. Ve Bunun bir bedeli varsa, bu da CHP genel başkanlığından ayrılmaksa bunu yapıyorum. Bu anlayışla bugün genel başkanlığından istifa ediyorum. diyerek, istifa etmesinin nedenini kendisiyle ilgili olarak ortaya atılan kaset iddialarına bağladı. Baykal, kasetlerin iki haftalık bir komplo olduğunu, kendisinin bu komplo yüzünden sorgulanmasına izin vermeyeceğini ve bunun bir meydan okuma olduğunu söyledi. Baykal ayrıca, Pensilvanya'dan aldığım mesajların samimiyetine inanıyorum. dedi. Bu durum birçok kişi tarafından Baykal'ın Fethullah Gülen'in işe karışmadığını belirtmek amacıyla söylediğini belirtti. Reuters Haber Ajansı durumu Baykal'ın kendisi ve bir kadın milletvekilinin içinde bulunduğu iddia edilen görüntüler nedeniyle istifa ettiğini duyurdu. dedi. Baykal'ın yerine Cevdet Selvi'nin vekalet edeceği açıklandı.

Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı ve Ak Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan konuyla ilgili olarak: Ana muhalefet Lideri'nin bugün yaptığı açıklamalar en az yaşananlar kadar düzeysiz ve çirkindir. Siyasal karalamaya dönüktür. Bütün bu yaşananların sorumluluğunu siyasi iktidara yüklemeye çalışmak ahlaksız bir iftiradır, büyük bir hezeyandır. diyerek, Deniz Baykal'ı eleştirdi.
TDH Lideri Mustafa Sarıgül: Deniz Baykal'ın bu şekilde istifa etmiş olması üzücüdür. Ortada bir komplo varsa bunu şiddetle lanetliyoruz. Sorumlular bir an önce açığa çıkarılmalıdır. dedi.
Abdullah Gül de Baykal'ı telefonla arayarak duyduğu üzüntüyü belrtti.

((tr))  "Deniz Baykal kararını açıkladı" İnternet Haber, 10 Mayıs 2010
((tr))  "Suikast ile suçlanan isim konuşuyor" Sabah (gazete), 10 Mayıs 2010
((tr))  "Deniz Baykal İstifa Etti" TRT, 10 Mayıs 2010
((tr))  "Erdoğan'dan son dakika açıklaması" Sabah (gazete), 10 Mayıs 2010
((tr))  "Deniz Baykal istifa etti" Zaman (gazete), 10 Mayıs 2010
((tr))  "Baykal'ın istifası dünyada yankı buldu" Milliyet (gazete), 10 Mayıs 2010
((tr))  "Deniz Baykal İstifa Etti" Radikal, 10 Mayıs 2010

6 Haziran 2011, Pazartesi
Milliyetçi Hareket Partisi 16 yıl sonra Diyarbakır ilinde miting düzenledi. CHP, AKP ve bağımsız adayları ağırlayan İstasyon Meydanı bugün MHP partisi için hazırlandı. Emniyet güçleri keşkin nişancılarla ve arama noktaları oluşturarak rutin güvenlik hazırlıklarını tamamladılar. Şehir dışından gelen partililerin gelişigüzel şehre girmesi önlenerek, onlara yol tayin edildi.
İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Mersin, Osmaniye  gibi birçok ilden gelen MHP'li halk “Türk-Kürt kardeştir, ayrım yapan kalleştir”  sloganları attılar. Pankartlar arasında bazıları ise dikkat çekiciydi. Bunlarda şöyle yazıyordu; "Aynı bedende can gibiyiz. Biz Diyarbakırız, biz Türkiyeyiz", "Bu vatan çılgın projelerle kurulmadı".
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural oy verilip verilmemesinin bir önemi olmadığını belirtti. Burada gerekenin MHP'nin burada barışcıl siyaset yapması olduğunu vurguladı. MHP başkanı Devlet Bahçeli ise mitingte şunları söyledi.

16 yıl önce eski MHP başkanı Alparslan Türkeş Diyarbakır'a miting için gelmiş ancak çıkan olaylar nedeniyle kente giremeden geri dönmüştü. O günlerde 1’i asker 2 kişi yaşamını yitirmişti ve 46 kişi de yaralanmıştı. 

  "16 yıl sonra ilk miting" Hürriyet, 6 Haziran 2011
  "Bahçeli'den Diyarbakır'da önemli mesajlar" Milliyet, 6 Haziran 2011

10 Mayıs 2016, Salı

Diyarbakır'ın Bağlar ilçesinin Batıkent kavşağında, 16.30 sıralarında bombalı bir araçla patlama gerçekleşti. Yaşanan patlamayla ilgili Diyarbakır Valiliğinden yapılan resmi açıklamaya göre, patlama sonucu üç kişinin hayatını kaybettiği belirtildi.
Diyarbakır Valiliği tarafından yapılan açıklamada, Olayda 12 polis, 33 sivil olmak üzere 45 kişi yaralanmıştır. Ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan 3 şahıs, tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak, yaşamını yitirmiştir ifadeleri kullanıldı.

((Türkçe)) yeniakit.com.tr "Diyarbakır Valiliği'nden ilk açıklama" Yeni Akit, 10 Mayıs 2016
((Türkçe))  "7. Kolordu yakınında büyük patlama; 3 ölü 42 yaralı" Özgür Gündem, 10 Mayıs 2016
((Türkçe)) Dha "Diyarbakır'da polise saldırı" Ortadoğu (gazetesi), 10 Mayıs 2016
((Türkçe)) 5haber.com "Diyarbakır Valiliği'nden ikinci açıklama" 5haber, 10 Mayıs 2016

29 Nisan 2009, Çarşamba

Türkiye'nin illerinden Diyarbakır'ın Lice ilçesi kırsalında, yol emniyetini sağlaması için görevlendirilen zırhlı askeri aracının geçişi sırasında teröristlerin döşediği 100 kiloluk patlayıcı destekli mayının patlaması sonucu 2'si uzman çavuş olmak üzere 9 Türk askeri hayatını kaybetti. Patlama 03.30 (UTC)'de Abalı köyü yakınlarına meydana geldi.
2. Ordu Komutanı Orgeneral Hasan Iğsız ve 7. Kolordu Komutanı Korgeneral Bekir Kalyoncu helikopterle olay bölgesine gitti. Olayla ilgili araştırmalar ve bölgedeki operasyonlar sürüyor. Saldırıyı PKK üstlendi.

  "Diyarbakır'da terör saldırısı" Mynet, 29 Nisan 2009
  "Diyarbakır'da terör saldırısı" IHA, 29 Nisan 2009
  "Diyarbakır'da terör saldırısı" Skytürk, 29 Nisan 2009
  "Saldırıyı PKK üstlendi" Mynet, 29 Nisan 2009
  "Diyarbakır'da terör saldırısı" Zaman, 29 Nisan 2009

31 Aralık 2011, Cumartesi
Diyarbakır'daki PKK'lı teröristler polisle çatıştı. PKK'lılar yakalanacaklarını anlayınca balkondan atlayıp öldüler. Diyarbakır’daki merkez Kayapınar İlçesi’ndeki Huzurevleri Mahallesi’nde bir evde teröristlerin bulunduğu ihbarı üzerine düzenlenen operasyonda, güvenlik güçleriyle çatışmaya giren PKK’lı 2 terörist, 3’üncü kattan atlarken öldü. Çatışmada, 1 polis memuru yaralandı.
Huzurevleri Mahallesi 4’ncü Sokak 9 numaralı evde teröristlerin bulunduğuna dair ’155 polis imdat’ telefonuna ihbar yapıldı. Sabaha karşı eve baskın düzenlemek için sokağa giren polislere ateş açıldı. Çıkan çatışmada 1 polis memuru ayağından yaralanırken, özel harekat timleri eve girdi. 2 el bombası ve uzun namlulu silahlarla polisle evde çatışan PKK’lı teröristler daha sonra 3’üncü kattaki evin balkonundan kendilerini boşluğa bıraktı. Kimlikleri belirlenemeyen 2 teröristin öldüğü açıklandı.

((Türkçe))  "Diyarbakır'da çatışma: 2 PKK'lı öldürüldü" [[w:|]], 31 Aralık 2011

26 Ağustos 2012, Pazar

İstanbul Aydın Üniversitesi Afet Eğitim, Uygulama ve Araştırma Merkezi Başkanı Yrd.Doç.Dr. Kubilay Kaptan, Dolmabahçe Sarayı'nın büyük bir tehdit altında olduğunu raporladı. Bu raporda beş adet tehlike sıralanmış:

Deniz Müzesi ile saray arasındaki tarihi tütün deposunun yerine yüksek bir otel inşa edilmiş ve otelin temeli yerin 7 kat altına inmekte. Bu sebeple Dolmabahçe'nin temelinde kılcal çatlakların meydana geldiği gözlemlendi. Sarayın temelinde, tarihi eserlerin korunduğu depolar mevcut. Tamirat çalışmalarıyla da bu çatlakların düzeltilemeyeceği belediyeye belirtildiyse de, otelin inşaatı devam etti.
Binanın havalandırma tünelleri, lağım ile tıkanmış durumda. İki yıldır bu durum devam ediyor ve sarayın altında yüklü miktarda Metan Gazı birikti. Bu gazın patlama riski son derece yüksek ve herhangi bir patlama halinde sarayın havaya uçacağı, tarihi eserlerin telafi edilemez şekilde zarar görmesi an meselesi.
İstanbul Boğazı'ndan çok sayıda yakıt tankeri geçiyor. Bu tankerler sarayda deprem etkisi yaratabilir, olası bir faciada saraya tanker çarpabilir veya büyük bir yangın çıkabilir. Böyle bir facianın olması halinde sarayın telafisi mümkün olmayacak şekilde harap olması da an meselesi.
Sarayın yakınında bulunan İnönü Stadyumu genişletme ve geliştirme çalışmaları, sarayın temelini sarsabileceği gibi, deniz tarafından görülen manzarasını da bozabileceği belirtildi.

((Türkçe))  "Dolmabahçe her an havaya uçabilir" Hürriyet, 26 Ağustos 2012
((Türkçe))  "Dolmabahçe her an havaya uçabilir" Ntvmsnbc, 26 Ağustos 2012

16 Mayıs 2009, Cumartesi (Güncelleme: 21 Mayıs 2009, Perşembe)

Domuz gribi Türkiye'ye de görüldü. 14 Mayıs'ta ABD'den İstanbul'a gelen bir turistte ve annesinde domuz gribi tespit edildi. Turistin Türkiye'ye giriş yaptığı havalimanındaki termal kameralardan biri 14 Mayıs günü turist ve annesinde yüksek ateş saptayınca yetkililer önlem aldı. Ulusal Grip Referans Laboratuvarlarında yapılan tetkikler sonucu turist ve annesinde domuz gribi virüsü bulunduğu belirlendi. Tüm önlemler üst seviyeye çıkarıldı. Olayı, Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanı Recep Akdağ bir açıklama ile doğruladı. 
Bakan Akdağ, virüs taşıyan turist ve annesi ile aynı uçakta uçan kişilerin 112 Acil Servisi araması gerektiğini söyledi. Turist ve annesi Haseki Hastanesi'nde gözlem altına alındı.
Turist ve annesinin aslında Türkiye'ye gelmediği Türkiye üzerinden Irak'a gideceği belirtildi. Turist ve annesinin bulunduğu uçakta 163 kişinin bulunduğunu belirten Akdağ, turist ve annesinin 6 kişilik ailesi ile beraber seyahat ettiğini de açıkladı.
21 Mayıs günü turist ve annesinin tamamen iyileştiği ve taburcu edildiği açıklandı.

  "Domuz gribi Türkiye'de" Mynet, 16 Mayıs 2009
  "Domuz gribi hakkında ayrıntılı açıklamalar" Mynet, 16 Mayıs 2009
  "Turistin annesinde de virüs bulundu" Mynet, 16 Mayıs 2009
  "Hastalar tamamen iyileşti" Mynet, 16 Mayıs 2009

26 Nisan 2009, Pazar

13 Nisan'da Meksika'da başlayan domuz gribi salgını yayılıyor. Şu ana kadar 100'den fazla kişi bu teşhisle yaşamını yitirdi. 1300'den fazla kişi ise halen gözetim altında tutuluyor. Meksikada askerler halka ameliyat maskeleri dağıtıyor.
Amerika Birleşik Devletleri , Japonya , Fransa  ve Yeni Zellanda'da  hastalığın belirtileri görüldü, ancak şu ana kadar resmi bir bulguya rastlanmadı. Amerikada ise 11 kişi tedavi altına alındı. İngiltere , İspanya, Fransa ve Meksika'dan dönen yolcular ve pilotlardan gözetim altında tutulanlarda hastalığın bulunmadığı açıklandı. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) domuz gribini "uluslararası acil durum" ilan etti.
Domuz gribi, solunum yoluyla insandan insana bulaşabiliyor. Domuzlardan insana solunum yoluyla geçen hastalık, domuz eti yemekle bulaşmıyor. Hastalığın tedavisi için domuzlara uygulanan bir aşı var ancak, insanlar için henüz bir aşı yok.

  "Dünya domuz gribi alarmında" NTVMSNBC, 26 Nisan 2009
  "Domuz gribi Meksika'da 81 can aldı" CNNTürk, 26 Nisan 2009

12 Haziran 2009, Cuma

Domuz gribinde alarm seviyesi dün 6. seviyeye çıkarıldı. Böylece 41 yıl aradan sonra ilk kez küresel salgın uyarısı yapıldı. En yüksek alarm seviyesi olan 6. seviye küresel salgının başladığı anlamına geliyor. Öte yandan dün itibariyle kesinleşmiş vaka sayısı 27.737'ye, domuz gribinden öldüğü kesinleşenlerin sayısı ise 141'e yükseldi. Dünya Sağlık Örgütü paniğe gerek olmadığını belirtti.
Dün GMT'ye göre akşam saatlerinde İsviçre'den domuz gribi aşısının üretildiği ve 1-2 hafta içinde piyasaya sürüleceği haberi geldi. İsviçreli ilaç firması Novartis H1N1/A virüsüne karşı kullanılacak aşının ilk seri üretiminin Almanya tesislerinde başarı ile gerçekleştildiğini duyurdu. 30'dan fazla hükümet aşı talebinde bulundu. Ayrıca Novartis şirketi haftada milyonlarca doz üretim yapabileceğini de belirtti.

Domuz gribinde alarm seviyesi 5'e çıktı

  "Domuz gribinde alarm seviyesi 6. seviyeye çıkarıldı" Deutsche Welle, 12 Haziran 2009
  "Domuz gribin aşısı üretildi" İnternet Haber, 12 Haziran 2009

17 Şubat 2016, Çarşamba

Amerika Birleşik Devletleri'nde giderek kızışan başkanlık yarışında, Cumhuriyetçi aday adaylarından Donald Trump, rakipleriyle arayı açıyor. Quinnipiac Üniversitesi tarafından yapılan bir anket, milyarder işadamı Donald Trump’a desteğin %39’a ulaştığını ortaya koydu. Aynı ankette, Florida Senatörü Marco Rubio %19 ve Teksas Senatörü Ted Cruz %18 destek aldı.
Quinnipiac Üniversitesi’nin 5 Şubat’ta yayınlanan bir önceki anket sonuçlarında, Trump %31 oranında destek almıştı. Trump, anket sonrasında yapılan New Hampshire önseçimlerinden zaferle çıkarken, iki Cumhuriyetçi aday adayı yarıştan çekildiğini açıkladı.
Demokrat cephedeyse, eski Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ve New Hampshire önseçimlerinde büyük bir zafer kazanan Vermont Senatörü Bernie Sanders, Quinnipiac anketinde eşit oranda destek aldığı görülüyor.
10 Şubat ve 15 Şubat tarihleri arasında yapılan ankete ülke genelinde toplam 1,342 kayıtlı seçmen katıldı. Anket sonuçları, Cumhuriyetçi seçmenin yarısının, Demokrat seçmeninse üçte ikisinin Kasım seçimlerinde oy verecekleri ismi belirlediğini gösterdi.
Cumhuriyetçi ve Demokrat aday adayları, 20 ve 28 Şubat tarihlerinde, Güney Carolina ve Nevada’da yapılacak önseçimlerde yarışmaya hazırlanıyor.

21 Temmuz 2011, Perşembe

ABD Ulusal Kasırga Merkezi, Pasifik Okyanusu'ndaki Dora Kasırgası'nın kuvvetlenerek 4. kategori bir kasırga hâline geldiğini açıkladı. Kasırga Meksika açıklarında bulunuyor.
Kasırganın en hızlı rüzgarlarının saatte 220 kilometreden hızlı estiği bildirildi. Henüz kıyıdan uzak olan kasırga Meksika kıyısından 400 kilometreden fazla bir uzaklıkta bulunuyor. Kasırga nedeniyle önemli bir liman olan Lazaro Cardenas'ın dün kapatıldığı belirtildi. Saatte 25 kilometreye yakın bir hızla batı-kuzeybatı yönünde ilerleyen kasırganın kıyıya varmasının beklenmediği; ama dalgaların özellikle sörfçüler için tehdit oluşturduğu da ABD Ulusal Kasırga Merkezi'nin açıklamasında yer aldı.

 Elinor Comlay "Hurricane Dora strengthens off Mexico Pacific coast" Reuters, 21 Temmuz 2011
  "Pacific hurricane builds to Category 4 power" CNN, 21 Temmuz 2011

9 Eylül 2009, Çarşamba

Türkiye'nin en büyük medya grubu olan Doğan Yayın Holding'e usulsüzlük yaptığı gerekçesi ile 3 milyar 755 milyon TL vergi cezası verildi. 
Kesilen cezanın 1.88 milyar lirası vergi aslı, 1.88 milyar lirası vergi ziyaı cezası 60 bin lirası usulsüzlük cezası ve 282,173 lirası da özel usulsüzlük cezasından oluşuyor. Cezanın duyulmasının ardından İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'ndaki Doğan Holding'e bağlı hisselerde yüzde 12 oranında değer kaybı yaşandı.
4 Eylül itibariyle Doğan Yayın Holding'in sermayesi, 802 milyon TL,  Doğan Holding'in sermayesi de 2,45 milyar TL idi. Ceza ile birlikte Doğan Yayın Holding A.Ş.'nin piyasa değeri 1.05 milyar TL'ye, Doğan Holding'in ise 2.65 milyar TL'ye geriledi.
Doğan Yayın Holding ise yaptığı basın açıklamasında “Hisse değişimi işlemlerinde iddia edildiğinin aksine, kanunun 19 ve 20. maddelerinde yer alan şartlar eksiksiz yerine getirilmiştir. Raporlarda, kanunda yer almayan şartların öne sürüldüğü ve genel kabul görmüş yaklaşımların ötesine geçilerek kişisel değerlendirmelere ağırlık verildiği gözlemlenmektedir. Bu maddelerde yönetim değişikliği olmayan hisse değişimi işlemlerinin istisnadan yararlanamayacağı yönünde bir düzenleme bulunmamaktadır.” dedi.
Türkiye'de ana muhalefet lideri olan Deniz Baykal Doğan Yayın Holding'e kesilen ceza için "Bu, çok temel bir olaydır, bir rejim sorunudur, bir demokrasi sorunudur, bir hukuk devleti sorunudur" yorumunda bulundu.

  "Doğan Grubu'na rekor vergi cezası" Habertürk, 8 Eylül 2009
  "Doğan Yayın’a 3.8 milyar liralık görülmemiş vergi cezası yazdılar" Hürriyet, 8 Eylül 2009
  "Doğan hisselerinde sert düşüş" Sabah, 8 Eylül 2009
  "Vahşi kavgada vahşi ceza" Taraf, 9 Eylül 2009
  "Baykal: Doğan Holding'e ceza rejim sorunudur" Radikal, 9 Eylül 2009
 Murat Yetkin "Gelişmiş demokrasi, özgür basın demektir" Radikal, 9 Eylül 2009

20 Kasım 2011, Pazar

Bazı yerel kaynaklara göre, Etiyopya birlikleri İslamcı grup El Şebab ile mücadele etmek için Somali'ye girdi. Haberler Etiyopya hükümeti tarafından henüz doğrulanmadı.
Sınır köylerinde yaşayanlar, Etiyopya askerlerinin kamyonlarla sınırı geçtiklerini belirtti. Bir köylü, Etiyopya askerlerinin 20 araçla sınırı geçtiklerini iddia etti. Etiyopya hükümetinin bir sözcüsü dün haberleri yalanlayarak Somali sınırları içerisinde bir tane bile Etiyopya askeri bulunmadığını belirtti; ama Etiyopya'nın terörist El Şebab'la mücadeleye katılmasının yüksek bir olasılık olduğunu da ekledi.
El Şebab komutanlarından biriyse, Etiyopya birliklerinin sınırı geçtiğini iddia ederek şu sözleri söyledi: "Düşmanımızın askerleri, Etiyopya'nın kara sömürgecileri cumartesi günü bölgemize giriş yaptı; ama onlar bizi korkutmuyor. İşgalcilerin boyunlarını kıracağız... Birliklerimiz Etiyopyalı düşmanların bize saldırması ihtimaline karşı hazırlıklı," dedi.

((İngilizce)) Ali Musa Abdi "Somalia's Shebab vow to defeat Ethiopian forces" Associated Press, 20 Kasım 2011
((İngilizce))  "Reports: Ethiopian Troops Enter Somalia" VOA, 19 Kasım 2011

1 Temmuz 2009, Çarşamba

Taraf gazetesinde yayınlanan AK Parti ve Gülen'i bitirme planında imzası olduğu iddia edilen Deniz Kurmay Albay Dursun Çiçek Ergenekon Soruşturmasını yürüten savcılar tarafından dün  sorgulandı. Bu sorgulamada Dursun Çiçek'e AK Parti ve Gülen'i bitirme planının gerçek olup olmadığı, imzanın kendisine ait olup olmadığı ve belgenin Genelkurmay'da mı yoksa başka bir yerde mi hazırlandığı, askeri savcılıkta neden farklı imza verdiği soruldu. Suçlamalar reddeden Albay Çiçek tutuklanması talebiyle İstanbul Nöbetçi 14. Ağır Ceza Mahkemesi'ne sevk edildi. Savcılığın sunduğu  delilleri dikkate alan 14. Ağır Ceza Mahkemesi, Deniz Kurmay Albay Dursun Çiçek'in Örgüt üyeliği ve Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin görevini kısmen veya tamamen yapmasını engellemeye teşebbüs suçlamasıyla tutuklanmasına karar verdi. 
Tutuklandıktan sonra Gümüşsuyu Askeri Hastanesi'ne götürülerek sağlık kontrolünden geçirilen Albay Dursun Çiçek, güvenlik önlemleri altında Hasdal Askeri Cezaevi'ne götürüldü. Böylece Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklu olan muvazzaf asker sayısı 18'e yükseldi.
1 Temmuz 2009 günü Albay Dursun Çiçek avukatı tutuklama kararına itiraz etti. Bu sırada konu ile ilgili bir dizi gelişme yaşandı. Tutuklama kararını veren 14. Ağır Ceza Mahkemesinde görevli hakimlerden biri izinde bulunuyordu. Bu hakimin yerine 
13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görevli hakim Faik Saban, 14. Ağır Ceza Mahkemesi'ne geçici görevle atandı. 14. Ağır Ceza Mahkemesi geçici görevle getirilen Faik Saban'ın katılımıyla Çiçek'in avukatlarının yaptığı itirazı görüşmeye başladı. Ergenekon savcılarından itiraz  ile ilgili mütalaa istendi. Ergenekon savcıları Zekariya Öz, Murat Yönder ve Ercan Şafak,  mütaalalarında Albay Çiçek’in tahliye edilmesine karşı çıktı. 
Savcıların mütaalasından sonra 14. Ağır Ceza mahkemesi yeni görevlendirlen hakim Faik Saban'ın da katılımıyla  6 saat süren bir değerlendirme toplantısı yaptı. Bu oturumun sonunda 18 saat önce 2'ye 1 tutuklama kararı veren 14. Ağır Ceza Mahkemesi bu defa  2’ye 1 oy çokluğuyla Albay Çiçek’in ‘İkametgahına göre kaçma şüphesi yok’ gerekçesiyle tahliyesine karar verdi. Böylece Deniz Kurmay Albay Dursun Çiçek'in 18 saat süren tutukluluk hali sona erdi.

  "Albay'ın ilginç tahliye süreci" Bugün, 2 Temmuz 2009
  "Albay Dursun Çiçek 18 saat tutuklu kaldı" Star, 2 Temmuz 2009
  "Albay Çiçek'e “Bizim Mahkeme” tahliyesi" Yenişafak, 2 Temmuz 2009
  "Jet tahliye ve hakim değişikliği kuşkuya yol açtı" Zaman, 2 Temmuz 2009
  "Kurmay Albay Dursun Çiçek tutuklandı" Haber7.com, 1 Temmuz 2009
  "Albay Çiçek'e örgüt üyeliğinden tutuklama" Sabah, 1 Temmuz 2009
  "Çiçek ‘örgüt üyeliği’ iddiasıyla tutuklandı" Star, 1 Temmuz 2009
  "Ve Albay Çiçek Hasdal Cezaevi'nde" Yenişafak, 1 Temmuz 2009
  "Albay Dursun Çiçek 'örgüt üyeliği'nden tutuklandı" Zaman, 1 Temmuz 2009
  "Tartışılan Albay tutuklandı" Milliyet, 1 Temmuz 2009
  "Albay Dursun Çiçek tutuklandı" Hürriyet, 1 Temmuz 2009
  "Albay Dursun Çiçek tahliye edildi" Yeni Şafak, 1 Temmuz 2009
  "Albay Dursun Çiçek tahliye edildi" CNNTürk, 1 Temmuz 2009

14 Ekim 2009, Çarşamba

Türkiye Millî Futbol Takımı, 2010 FIFA Dünya Kupası Avrupa elemeleri 5. Grup'da Ermenistan Millî Futbol Takımı'nı 2-0 yendi. Türkiye'nin Bursa ilindeki Bursa Atatürk Stadı'nda oynanan maçta goller, 17. dakikada Halil Altıntop (Türkiye) ve 29. dakikada Servet Çetin'den (Türkiye) deldi. 33. dakikada Ceyhun Gülselam (Türkiye), ikinci sarı kartı görerek oyun dışı kaldı.
Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan, UEFA Başkanı Michel Platini, UEFA As Başkanı Şenes Erzik, Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Mahmut Özgener ve TFF Yönetim Kurulu üyeleri de maçı izledi. Karşılaşmaya başlamaya 10 dakika kala beyaz güvercinler uçuruldu. Maç öncesi Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Mahmut Özgener ve eski Milli Takımlar Teknik Sorumlusu Fatih Terim, 116 kez A Milli Takım forması giyen ve 51 golle en çok gol atan milli futbolcu unvanını elinde bulunduran Hakan Şükür'e plaket verdi. Maçın ardından Fatih Terim ve kaleci Rüştü Reçber milli takımı bıraktıklarını açıkladı.

((tr))  "Millilerde bir veda da Rüştü Reçber'den" Sabah, 15 Ekim 2009
((tr))  "Fatih Terim veda etti" Fanatik, 15 Ekim 2009
((tr))  "2010 Dünya Kupası Grup Eleme Maçı Türkiye 2-0 Ermenistan" HaberFX, 14 Ekim 2009

27 Haziran 2012, Çarşamba

Almanya’nın başkenti Berlin’i ziyaret eden Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, burada yaptığı temaslar kapsamında Suriye’deki gelişmeleri de değerlendirdi. Türkiye-AB Karma İstişare Komitesi toplantısına katılan Bağış, VOA'nın Türkçe Bölümüne yaptığı açıklamada Türkiye’nin Suriye konusunda mantıklı ama kararlı hareket ettiğini söyledi. Bağış bir Türk uçağının Suriye tarafından vurulması konusunun daha kapanmadığını bildirdi. 
Egemen Bağış, Suriye konusunda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Türkiye’de diğer partilerin liderleriyle danışmalarda bulunduğunu ve bu konuda ortak tavırla hareket edileceğini açıkladı. Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Bağış’ın Berlin’de gündeme getirdiği bir diğer konu 1 Temmuz'da Kıbrıs Cumhuriyeti'nin (GKRY) AB dönem başkanlığını üstlenmesi oldu. Kıbrıs Cumhuriyetini devlet olarak tanımadıklarını hatırlatan Bağış, önümüzdeki altı aylık dönemde -Güney- Kıbrıs'ın başkanlığına rağmen Türkiye’nin AB sürecinin devam edeceğini belirtti.
Berlin ziyareti kapsamında Federal Meclis AB Komisyonu Başkanı Günther Krichbaum ile  görüşen Bakan Bağış, daha sonra Almanya Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle ile bir araya geldi. Westerwelle, Suriye tarafından düşürülen Türk uçağı konusunda  Türkiye'nin sağduyulu yaklaşımının memnuniyet verici olduğunu vurguladı. Türk hükümetinin gerilimi daha da yükseltmemek için çok itidalli davrandığını söylediğini ve Almanya ve NATO'nun Türkiye ile dayanışma içerisinde olduğunu belirten Westerwelle, Almanya’nın olayı çok sert bir şekilde kınadığını, ancak bölgedeki gerginliğin artmaması için siyasi yaklaşımdan yana olduğunu da hatırlattı.

17 Ocak 2010, Pazar

İsrail Savunma Bakanı Ehud Barak Ankara'ya geldi. Ankara'da Anıtkabir'i ziyaret ettikten sonra, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve Türkiye Cumhuriyeti Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül ile görüştü. Ahmet Davutoğlu ile 2 saat 15 dakika süren görüşmede 2009 yılının başından itibaren yaşanan savaş ve gelişmeler ve ikili ilişkiler gündeme geldi. Vecdi Gönül ile 1 saat süren görüşmesinden sonra yapılan basın toplantısında Danny Ayalon'un Türkiye'nin Tel Aviv Büyükelçisi Uğur Çelikkol'a yönelik davranışıyla ilgili olarak, Dışişleri Bakan Yardımcısı zannediyorum özürlerini iletmişti. İnanıyorum ki bir hata oldu  dedi. Abu Dabi'ye gitmeden önce basın toplantısı düzenleyen Türkiye Cumhuriyeti Başabakanı Recep Tayyip Erdoğan ise konuyla ilgili olarak Bir koalisyon hükümetinin içindeki sıkıntıyı dile getirmemiz lazım. Ehud Barak koalisyonun ikinci büyük ortağı. Diğeri de bakan yardımcısı ve haddi aştığı ortada. Bugün Ehud Barak’ın burada yaptığı açıklama önemli olandır. Biz de bu olayı daha fazla ileriye taşımayı düşünmüyoruz. dedi. Ancak Danny Ayalon, bir televizyon programında yaptığı açıklamada İsrail’e saldırı varsa elçilerin sınırdışı edilmesi dahil her türlü seçeneği masada tutarız. Türk dizilerinde bu sahnelerin tekrarlanması halinde belki elçilerini sınırdışı ederiz dedi. 

((tr))  "Barak: İnanıyorum ki bir hata oldu" Star (gazete), 17 Ocak 2009
((tr))  "İsrail'den Üst Düzey Ziyaret" Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu, 17 Ocak 2009
((tr))  "Erdoğan: İsrail'le krizi ileri taşımayacağız" Hürriyet (gazete), 17 Ocak 2009
((tr))  "Krizin Mimarı Ayalon Yine Konuştu" Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu, 17 Ocak 2009

25 Ocak 2011, Salı
El Cezire televizyonu tarafından yayınlanan yeni gizli belgeler, Filistin Yönetimi lideri Mahmud Abbas’ın, İsrail’in 5 milyon Filistinli mülteciyi kabul etmesini istemenin “mantıksız” olduğunu söylediğini belirtiyor.
El Cezire’ye sızdırılan gizli belgelere göre Mahmud Abbas için yalnızca bir milyon Filistinli mültecinin geri dönüşünün sağlanması bile, İsrail’in sonunu getirebilir.
Belgeler, bunun yerine Filistinli görüşmecilerin İsrail’le on yıl boyunca her yıl 10 bin mültecinin dönüşü konusunda anlaştığını öne sürüyor. Bu da geri dönecek mülteci sayısının 100 binden yukarı olmaması anlamına geliyor.
Filistinliler şimdiye kadar 1948 ve 1949’da yaşanan savaştan bu yana evlerini terk eden tüm mültecilerin ülkelerine dönmesi gerektiğini savunuyordu. İsrailli liderler ise, bu kadar büyük çapta bir kitlesel dönüşün ülkelerinde Yahudi çoğunluğun durumunu tehlikeye atacağını ileri sürüyor.
Yeni belgelere göre ayrıca 2008 ve 2009’daki barış görüşmelerinde dönemin İsrail Dışişleri Bakanı Tzipi Livni, Batı Şeria’daki Yahudi yerleşimlerinin boşaltılması karşılığında halen İsrail’de bulunan bazı Arap köylerinin yeni Filistin devletine nakledilmesi önerisinde bulunmuş.
Mahmud Abbas’ın yardımcılarından biri, El Cezire’nin yayınladığı belgelerden televizyonun merkezinin bulunduğu Katar’ı sorumlu tuttu. Yaser Abid Rabbo, Katar Emirliği’nin asılsız iddialar ve yalanların yayınlanmasına izin vererek Filistin çıkarlarına bilerek zarar verdiğini iddia etti.

12 Nisan 2010, Pazartesi

La Liga'da ilk iki sırada yer alan takımlar arasında 10 Nisan 2010 akşamı oynanan maçta, Barcelona, Real Madrid'i deplasmanda 2-0 yendi. Madrid'deki Santiago Bernabéu Stadı'nda oynanan maçta, bordo-mavili ekibin gollerini 33. dakikada Lionel Messi ve 56. dakikada Pedro attı.
Maçtan önce La Liga'da ikinci sırada yer alan Barcelona, bu galibiyetten aldığı 3 puanla Real Madrid'i geçerek liderliğe yerleşti. Real Madrid'in bu mağlubiyeti, La Liga'da bu sezon kendi sahasında aldığı ilk mağlubiyet oldu.
Barcelona'nın teknik direktörü Josep Guardiola maçtan sonra düzenlediği basın toplantısında "Dersimize çok iyi çalıştık. Maçın başında biraz zorlansak da ilk golü bulduktan sonra oyunu istediğimiz gibi yönetmeyi başardık. Burada daha önce kimsenin yapamadığını yapmak bize büyük bir cesaret verdi." diye konuştu.
Son maç, İspanya genelinde 55 sinema salonunda naklen yayınlandı. Maçtan önce, Rusya'daki uçak kazasında ölenler anısına saygı duruşu yapıldı.
Real Madrid ve Barcelona takımlarının maçları İspanya'da El Clásico adıyla anılıyor ve dünya çapında ilgi çekiyor.

((tr))  "Bernabeu'da Xavi-Messi-Pedro A.Ş.!" NTVMSNBC, 11 Nisan 2010
((tr))  "Guardiola: "Bu galibiyet bize cesaret kazandırdı"" Goal.com, 11 Nisan 2010
((tr))  "Messi Clasico" Ajansspor, 11 Nisan 2010

22 Ekim 2012, Pazartesi

İstanbul 13'üncü Ağır Ceza Mahkemesi tarafından devam edilen Ergenekon davası kapsamında, Silivri Ceza İnfaz Kurumunda oluşturulan mahkeme salonunda görülmeye devam edilen duruşmaya emekli Orgeneral Hurşit Tolon, eski Özel Harekat Dairesi Başkanvekili İbrahim Şahin, CHP Milletvekili Mustafa Balbay ve gazeteci Tuncay Özkan'ın da aralarında bulunduğu 34 tutuklu sanık katıldı. 
Görülmekte olan davada tutuklu sanıklardan İşçi Partisi Genel Başkanı [[v|Doğu Perinçek}} hakkında duruşmalardan men kararı verilmişti. Ancak aynı davada tutuklu olan diğer sanık emekli Tuğgeneral Veli Küçük ile birlikte, 28 Şubat davasının tutuklu sanıklarından olan eski Jandarma Genel Komutanı ve MİT Müsteşarı olan Teoman Koman'ın her iki sanığın savunma tanığı olarak dinlenmesi nedeniyle duruşmaya sonradan katıldı. 
Koman duruşmada öncelikle, 76 yaşında olduğunu ve hakkında açılmış bir dava bulunması nedeniyle Sincan'da tutuklu olduğunu söyledi. 1986 ile 1988 yılları arasında Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreter Yardımcığılı görevini yürüttüğünü belirten Koman, bu tarihten sonra iki yıl süreyle Mit Müsteşarlığı görevinde bulunduğunu belirtti. 1995 yılında davanın tutuklu sanıklarından Veli Küçük'ü Jandarma Genel Komutanlığı yaptığı sırada tanıdığını, Küçük'ün o yıllarda Kocaeli İl Jandarma Komutanı olduğunu ve tayinini Giresun İl Jandarma Komutanlığı emrine gerçekleştirdiğini ve aynı zamanda Küçük'ün Bilecik'te Tugay Komutanlığı görevini yaptığını da söyledi. 
Duruşma esnasında kendisine JİTEM isimli devlete bağlı bir birimin varlığı sorulduğunda ise Koman; "Jandarma İstihbarat kurumu olarak kurulmuş. Daha sonra Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde görev yapan bazı insanlar, JİTEM ismini kullanmışlar. Ancak böyle resmi bir birim yoktur. Bunu duyunca bir takım insanların illegal amaçları için bu ismi kullandıkları yönünde bir emir yayınlandı. Ben de kendi dönemimde yasakladım." dedi.
Davada tutuksuz yargılanmasına devam edilen emekli Albay Arif Doğan'ı tanıyıp tanımadığı ve Doğan'ın "JİTEM'i ben kurdum sözleri" kendisine sorulduğunda; Teoman Koman "Haberim yok. JİTEM'in yaptığı faaliyetlerden de haberim yok" şeklinde cevap verdi.  

((Türkçe))  "Teoman Koman İfade Verdi:  Ergenekon Diye Bir Örgüt Duymadım... JİTEM`i Duydum ve Yasakladım!" turktime, 22 Ekim 2012
((Türkçe))  "Teoman Koman: JİTEM'i askerler kendi aralarında kurmuş" radikal, 22 Ekim 2012
((Türkçe))  "Teoman Koman JİTEM'i anlattı" rotahaber, 22 Ekim 2012
((Türkçe))  "Teoman Koman: JİTEM'i duyunca yasakladım" dunyabulteni, 22 Ekim 2012
((Türkçe))  "Ergenekon'da Yeni Duruşma" turktime, 22 Ekim 2012

31 Ocak 2013, Perşembe

2012 yılı sezonunun başında İspanya'nın Atlético Madrid takımına transfer olan 1980 doğumlu futbolcu Emre Belözoğlu'nun Fenerbahçe Profesyonel Futbol Takımı ile 2,5 yıllık anlaşma sağlandığı ve borsaya bildirildiği açıklandı.
Belözoğlu, Fenerbahçe futbol takımında 2012-2013 Türkye futbol yarı sezonu için 1.200.000 Euro ve maç başına 20.000 Euro, 2013-2014 Türkiye futbol sezonu için 2.000.000 Euro ve maç başına 20.000  Euro,2014-2015 Türkiye futbol Sezonu için 2.000.000 Euro ve maç başına 20.000 Euro ücret alacağı belirtildi. 
Ayrıca Feherbahçe Spor Kulübü Emre, için İspanyol kulübe 350 bin Euro transfer ücreti ödeyeceği de bildirildi. Ünlü oyuncu 2008-2012 yılları arasında yine Fenerbahçe Profesyonel Futbol Takımında oynuyordu.
Fenerbahçe Profesyonel Futbol Takımı başkanvekili Abdullah Kiğılı Fenerbahçe TV'ye canlı yayın ile bağlanarak, transfer dolasıyla mutlu olduğunu, Belözoğlu'nun Fenerbahçe'den ayrı kaldığı süre içerisinde eksikliğini hissettiklerini, ayrıca oyuncunun da futbol hayatına Fenerbahçe'de nokta koymayı istediğini belirtti.  

((Türkçe))  "Emre Belözoğlu resmen F.Bahçe'de" fotomac, 31 Ocak 2013
((Türkçe))  "Emre Belözoğlu Resmen Fenerbahçe'de" haberyurdum, 31 Ocak 2013
((Türkçe))  "Emre Belezoğlu Tekrar Fenerbahçeye Geldi" haberaj, 31 Ocak 2013

9 Mayıs 2010, Pazar

Endonezya'nın Açe eyaletinde bu sabah saat 05:52 (UTC)'de en az 7.2 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Depremde bazı evler hasar gördü; fakat ölü veya yaralı olduğuna dair bir bilgi gelmedi. 
Deprem, başkent Cakarta'nın 1620 kilometre kuzeydoğusunda, 3.775°K, 96.055°D koordinatlı yerde meydana geldi. Ayrıca depremin merkezi Endonezya'daki Lhokseumawe kentinin 195 kilometre güneybatısında, Banda Açe kentinin 215 kilometre güney-güneydoğusunda ve Malezya'nın başkenti Kuala Lumpur'un 630 km batısındaydı.
Depremin ardından Hint Okyanusu için tsunami uyarısı verildi; fakat Pasifik için verilmedi. Daha sonra verilen uyarı deniz seviyesi gözlemleri sonucu önemli bir tsunaminin oluşmadığı bildirildiği için kaldırıldı. 
Deprem sonucu olarak ciddi bir zarar bildirilmedi. Bazı evlerin hasar gördüğü biliniyor. Deprem sırasında insanların evlerinden aceleyle çıktığı ve bazı kişilerin de yüksek yer aradığı belirtildi. Ayrıca depremin sonucu olarak bölgede elektriğin kesildiği; fakat kabloların zarar görmediği öğrenildi.

((en))  "Magnitude 7.2 - NORTHERN SUMATRA, INDONESIA" USGS, 9 Mayıs 2010
((tr))  "Endonezya'da şiddetli deprem" Sabah, 9 Mayıs 2010
((en))  "Powerful quake hits Indonesia's Aceh" Yahoo! News, 9 Mayıs 2010
((en))  "Tsunami Bulletin Number 002" NOAA Hint Okyanusu Tsunami Uyarı Merkezi, 9 Mayıs 2010
((en))  "Tsunami message from WCATWC" NOAA Pasifik Tsunami Uyarı Merkezi, 9 Mayıs 2010

11 Ocak 2013, Cuma

Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Paris'te üç kadın PKK üyesinin öldürülmesinin barış sürecini baltalama girişimi ya da iç hesaplaşma olabileceğini söyledi.
Fransa’da polis sabah aralarında PKK’nın kurucularından Sakine Cansız’ın da bulunduğu üç örgüt üyesinin Paris’te öldürüldüğünü açıkladı.
Fransa İçişleri Bakanlığı, üç kadının infaz tarzında, başlarından vurularak öldürüldüğünü bildirdi.  
Polis, üç kadının kurşunlanmış cesetlerini sabah saatlerinde Paris’teki Kürt Enformasyon Merkezi’nde buldu. Polis Cansız’la birlikte öldürülen iki kadından birinin Kürt Kültür Merkezi'nde çalışan ve merkezi Brüksel’de bulunan Kürt Ulusal Kongresi’nin Paris temsilciliğini yapan 32 yaşındaki Fidan Doğan olduğunu açıkladı.
Üçüncü kurbanın kimliği ise Leyla Söylemez olarak açıklandı. Polis Söylemez’in “genç bir eylemci” olduğunu bildirdi. Olayla ilgili olarak cinayet soruşturması yürütülüyor.
Paris’teki Kürt merkezinin yöneticisi, üç kadını en son Çarşamba günü öğle saatlerinde gördüğünü söyledi.
Fransa İçişleri Bakanı Manuel Valls, cinayet mahallini ziyaret etti ve ölümlerin kabul edilemez olduğunu söyledi.  
Valls, “Üç kadının infaz edilmesi çok ciddi bir durumdur. Bu nedenle buradayım. Bu cinayetler kabul edilemez. Olay, hem savcılık hem de terörle mücadele birimlerince soruşturuluyor,” dedi.   
Bu arada Paris’teki Kürt merkezi çalışanları, “Hepimiz PKK’lıyız” şeklinde slogan atarak cinayetlere ilişkin tepkilerini dile getirdi, cinayetlerden Türk hükümetini suçladı. Merkez çalışanları, Fransa Cumhurbaşkanı Francois Hollande’ın da Türk hükümetiyle işbirliği yaptığı suçlamasında bulundu.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Paris’te üç PKK’lının öldürülmesini provokasyon olarak niteledi. Senegal’de gazetecilerin sorularını yanıtlayan Erdoğan, bu cinayetlerin, terörle mücadele çerçevesinde başlatılan görüşmeleri baltalamak amacıyla işlenmiş olabileceğini kaydetti. Başbakan cinayetlerin bir iç hesaplaşma nedeniyle de işlenmiş olabileceğini belirtti, olayın “aydınlatılmasını beklemekte fayda var” dedi.

20 Temmuz 2010, Salı

Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Meclis grup toplantısında 12 Eylül Darbesi döneminde idam edilen ülkücü Mustafa Pehlivanoğlu'na ait 7 Ekim 1980 tarihinde yazılan Mustafa Pehlivanoğlu ve Necdet Adalı adlı gençlerin mektuplarını okudu 
Mektupları okurken Recep Tayyip Erdoğan'ın sesi titredi, gözleri doldu ve mektubu tamamlayamamdı. Grup salonu kulislerinde Erdoğan'ın konuşmasını dinleyen Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ve bazı Ak Parti milletvekilleri de gözyaşlarını tutamadı.
Erdoğan, konuşmasında, “Bir çok konuyu hep çarpıttılar. Aldatarak bunu söylediler. Bu anayasa değişikliği belki her şey değildir. Ama çok önemli bir şeydir.  CHP’ye MHP’ye BDP’ye oy vermiş kitlelerde bizi anlıyor.” demiş ve 12 Eylül 2010 tarihinde yapılacak olan refandumda evet denilmesini istedi.

  "İdam edilen gençlerin mektuplarını okudu" Hürriyet, 20 Temmuz 2010
  "İşte Başbakan'ı ağlatan o mektup" Zaman, 20 Temmuz 2010

9 Ocak 2010, Cumartesi

Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan Adalet ve Kalkınma Partisi Kadın Kolları'nın eğitim konulu bir toplantısında açıklamalarda bulundu. Erdoğan, Cumhuriyet Halk Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi'nin erken seçim isteğine cevap verdi. Yaptığı açıklamada, Yenilen pehlivan güreşe doymazmış. Kimse seçim rüyası görmesin. Anayasa ne diyor: Seçimler 4 yılda bir yapılır. Şimdi kaç yıl oldu? 2.5 yıl. Daha 1.5 yıl var. diyerek konuştu. Açıklamada 2009 yılında yapılan yerel seçimden bahseden Erdoğan, Türkiye ekonomisi hakkında da İşte bakın dünyada 70’i aşkın ülkenin kredi notları düşürülürken kredi notu yükseltilen 17 ülkeden biri de Türkiye. dedi. Türk medyasının Kürt Açılımı olarak bahsettiği süreçten de bahsetti.   

((tr))  "Seçim rüyası görmeyin" Hürriyet (gazete), 9 Ocak 2009

8 Ocak 2010, Cuma

Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan İkinci Büyükelçiler Konferansı'nda açıklamalarda bulundu. Erdoğan, 2009 yılındaki Davos'taki Dünya Ekonomik Forumu'nda İsrail Cumhurbaşkanı Peres ile yaptığı tartışmayla ilgili olarak ise Tavrımız eksen kayması değil, insani olanın, samimi olanın, vicdani olanın tezahür etmesi... diye konuştu. Erdoğan, sadece bu durumu Gazze'de yapmadığını, Gürcistan'daki savaştada, Bosna-Hersek'de Darfur'da da aynı tutumu sergilediğini belirtti. Mısır'daki yardım konvoylarının Gazze'ye geçişi ile ilgili olarak da Gazze'ye yardım ulaştırılmasana izin verilmiyor. diyerek değindi. Ayrıca Erdoğan, ABD'deki Yahudi kesimin Terör örgütüne ev mi yapalım dediğini iddia etti. Türkiye Başbakanı, Türk basını arasında  Demokratik Açılım anılan süreçten ve Kuzey Irak'taki gelişmelerden de bahsetti.

((tr))  "Eksenimiz kaymadı vicdanımız sızladı" Hürriyet (gazete), 8 Ocak 2009
((tr)) İhlas Haber Ajansı "Erdoğan büyükelçilere seslendi" Sabah (gazete), 7 Ocak 2009

26 Eylül 2011, Pazartesi

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, PKK'ya karşı Irak'ta sınırötesi operasyonların devam edeceğini açıkladı ve PKK’yla mücadelede İran’la işbirliği yaptıklarını doğruladı.
Birleşmiş Milletler toplantılarına katıldığı New York’tan Ankara’ya dönen Erdoğan, Esenboğa havaalanında gazetecilere yaptığı açıklamada, İran’la PKK militanlarına yönelik ortak operasyonların artık ertelenmeyeceğini, iki ülkenin bu konuda istihbarat paylaşımı yaptığını söyledi.
Erdoğan’ın açıklamalarından, Türkiye ve İran’ın Irak toprakları içindeki Kandil Dağı'na ortak kara operasyonu düzenlememeyi planlayıp planlamadığı anlaşılamadı.
Türkiye, sınırdaki dağlık bölgeye sığınan PKK’ya müdahale etmesi için Irak hükümetine baskı yapıyor. PKK militanlarının önceki gün Pervari’de düzenlediği saldırıda da altı asker hayatını kaybetmiş, 11 asker ise yaralanmıştı.

19 Temmuz 2011, Salı

Türkiye başbakanı Recep Tayyip Erdoğan bugün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne gitti. Erdoğan Ercan Havalimanı'nda askeri tören ve havaalanı önüne toplanan kalabalık tarafından karşılandı, kalabalığa hitap etti, yarın da Barış ve Özgürlük Bayramı kutlamalarına katılacak. Ülkede Erdoğan için özel hazırlık yapıldı.
Recep Tayyip Erdoğan'ın geleceğini açıkladığı günden beridir adada çalışmalar başlamış durumda. Erdoğan'ın geçeceği güzergahta bulunan tüm yollar temizlendi. Bölgedeki bir muhabirimizin görüş aldığı bir bölge sakini, "keşke her ay Erdoğan gelse de bu yollar temizlense" dedi. Caddelerdeki ve anayollardaki çoğu reklam panolarına "Dünümüz bir, yarınımız bir, tek yüreğiz" yazan Erdoğan posterleri konuldu. Başkent Lefkoşa'da Lefkoşa Türk Belediyesi'nin "şehrimize hoşgeldiniz" ilanları da dikkat çekti. Ülkede neredeyse tüm ulusal gazetelerin arka sayfasında son birkaç gündür reklam panolarındakilere benzer ilanlar yayımlandı. Erdoğan'ın geçeceği tüm yollarda sıkı güvenlik önlemleri alındı. Bu yollardan biri olan Lefkoşa'daki Mehmet Akif Caddesi'nin bir şeridi trafiğe kapatıldı, park yerlerinin önüne polis şerit çekti ve kısa aralıklarla polisler yerleştirildi. Aşırı solcu Afrika gazetesi "yağlamaktan grasso yağı kalmadı" diye manşet atarken, başbakan İrsen Küçük, "sayın başbakanı olması gerektiği gibi karşılayacağız" açıklamasında bulundu.
Erdoğan Atatürk Havalimanı'ndan uçağa binmeden önce açıklamalarda bulundu. Erdoğan Kıbrıs için federasyon isteğini yinelerken "Biz tanımadığımız bir Rum Yönetimi ile nasıl olur da onunla masaya oturmak gibi bir şeyi kabul edebiliriz. Bu teklifin bize yapılması yanlıştır. AB ne düşünür bizi ilgilendirmez. AB onları kabul ederken bunu düşünseydi. Bize karşı yanlış yaptılar, dürüst davranmadılar. Kıbrıs'ta müstakil bir devlet yoktur. Kuzeyde Türk devleti var. Onlar sadece güneyde var. Kimse bizi aldatmaya kalkmasın şu anda hatla ayrılmış bir Kıbrıs var. Dönem başkanlığı verirlerse, biz bunu tanımıyoruz. Masaya da oturmayız" dedi.
Ercan Havalimanı'nda uçaktan inen Erdoğan, başbakan İrsen Küçük, kabinenin tüm bakanları tarafından ve bir askeri törenle karşılandı. Havaalanı çıkışında binlerce kişilik bir kalabalık Erdoğan'ı karşıladı. KKTC ve Türkiye bayrakları taşıyan kalabalıkta bulunan Filistin, Pakistan ve Sudan bayrakları da dikkat çekti. Erdoğan kalabalığa hitap etti ve aşağıdaki gibi sözler söyledi:

"Yarın 20 Temmuz sizlerle birlikte yine Kuzey Kıbrıs‘ımızda Özgürlük Bayramımızın yeni bir yıl dönümünde birlikte olacağız"
"1974 hiç bir zaman bizim anılarımızdan çıkmıyor, çıkmayacak. Biz, artık farklı bir sürecin içerisindeyiz, kimse ama kimse Kuzey Kıbrıs‘ın Türk‘üne hiçbir zaman kalkıp da kölelik uygulamasını yapamaz. Kimse kendine göre kuracağı hesaplarla Kuzey Kıbrıs üzerinde çeşitli planlar uygulayamaz. Ne ambargo ne izolasyon. Bunların hiçbirisi Kuzey Kıbrıs‘a uygulanamaz."
"Biz et ve tırnak gibiyiz. Kim ki bu vücudun azalarını, uzuvlarını birbirinden ayırmak istiyorsa yanlış bir yoldadır. Şunu iyi bileceğiz: Bu topraklar şehitlerimizin, gazilerimizin kanlarıyla yoğrulmuş topraklardır. Dolayısıyla şehit kanlarıyla, gazilerimizin kanlarıyla yoğrulmuş bu topraklar üzerinde kimseye operasyon müsaadesi veremeyiz. Her zaman şunu söyledik: Adil, kapsamlı ve kurucu iki devlet anlayışı kabul edilmediği sürece burada bir adım atılması mümkün değildir."
"Şu anda Kıbrıs diye bir devlet yoktur. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi vardır, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vardır"
"Oturduk konuştuk ama onlar buna sadık kalmadılar. Biz sadık kaldık. Siz sadık kaldınız, yüzde 65 ‘evet‘ dediniz. Ama Güney yüzde 75 ‘hayır‘ dedi. AB müktesebatında böyle bir yapı yoktur. Sözlerinde durmadılar ama; siz sözünüzde durdunuz ve biz haklıyız. Şimdi dünyanın neresine gidersek gidelim, sizin o tavrınız her yerde bizim haklılığımızı ifade ediyor. Biz onlara şunu söylüyoruz. Diyoruz ki; ‘siz bizden ne istediniz? Referandum. Yapıldı mı bu referandum?  Yapıldı. Peki Kuzey sizin arzularınız istikametinde ‘evet‘ dedi mi? Dedi. Güney ‘hayır‘ dedi. Peki siz onları ödüllendirdiniz. Kuzey‘e ne yaptınız?"
"Sevgili kardeşlerim, şunu unutmayın; biz biriz, beraberiz, tek yüreğiz. Sizlere Anavatan‘dan getirdiğim selam ile sesleniyorum. Aramıza fitne-fesat sokmak isteyenlere, sakın ha aldanmayınız"
"Duble yollarla inşallah Kuzey Kıbrıs‘ımızın her yanını tamamıyla ulaşımda farklı bir konuma ulaştıracağız. Temelini biliyorsunuz Mart ayında attık. Artık Türkiye‘den, burada da oluşturacağımız barajlara suyumuz geliyor. 3 yıl içinde bu projeyi tamamlayacağız. Artık Kuzey Kıbrıs‘ın tamamıyla su sorunu diye bir şeyi olmayacak. Elektrik enerjisi sorunumuz zaten yok. Ama Güney‘in halini görüyorsunuz değil mi? Fakat şu anda sizler, Türkler olarak Rumlara bir insanlık dersi verdiniz. ‘Bizde var, size de elektrik veriyoruz‘ dediniz. Aksi birşey yapmadınız. Niye? Çünkü bizlere yakışan o da onun için. "
"Sevgili kardeşlerim, bu akşam bazı programlar var, bir taraftan onları halledeceğiz. Ve yarın anma törenlerinde sizlerle bir arada olacağız. Şunu unutmayın; Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı bir kardeşiniz olarak, tüm bakan arkadaşlarımla, hükümetimiz olarak, milletimiz olarak biz sizleri seviyoruz. Ve birliğimiz, beraberliğimiz gücümüz olacaktır. Bunu unutmayın. Ve bu gücümüzü inşallah kimse zafiyete uğratamayacaktır."
Erdoğan havaliamından sonra Boğaz Şehitliği'ne ve Fazıl Küçük'ün kabri olan Anıttepe'ye geçti ve bunun ardından başkent Lefkoşa'ya vardı. Lefkoşa'da cumhurbaşkanlığına giden Erdoğan, burada Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ile basına kapalı bir görüşme ve görüşme sonrasında ortak bir basın açıklaması yaptı. Buradan başbakanlığa geçecek olan Erdoğan, burada da Başbakan İrsen Küçük ile görüştü. Bunun ardından BRT-TRT ortak yayını olan bir açık oturuma katıldı ve Lefkoşa Merit Otel'e geçti.
Erdoğan, yarın Kıbrıs Harekâtı'nın 37. yıldönümü olan 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı kutlamalarına da katılacak. Erdoğan, KKTC ikinci cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile görüşecek, bunun ardından Gazimağusa'ya geçecek, burada Namık Kemal Meydanı'nda halka seslenecek; ama Rum medyasında olan beklentinin aksine Kapalı Maraş'ı ziyaret etmeyecek. Bunun ardından da Dipkarpaz'da, Recep Tayyip Erdoğan İlkokulu'nda halka hitap edecek olan Erdoğan, bunların ardından adadan ayrılacak.

  "Erdoğan: Kimseye Operasyon Müsaadesi Veremeyiz" Beyaz Gazete, 19 Temmuz 2011
  "Erdoğan: Güney Kıbrıs'ı tanımıyoruz" NTVMSNBC, 19 Temmuz 2011

27 Haziran 2012, Çarşamba

Türkiye ile Suriye arasındaki "uçak krizi" dördüncü gününe girerken Türkiye en üst perdeden Şam yönetimini uyardı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, "kesinlikle bu olay sineye çekilmeyecektir" derken Başbakan Recep Tayip Erdoğan daha açık konuştu: "Bundan böyle Suriye’den Türkiye sınırına güvenlik riski ve tehlikesi oluşturacak şekilde yaklaşan her askeri unsur tehdit olarak değerlendirilecek ve askeri hedef olarak muamele görecektir." 
Başbakan Erdoğan, Türkiye ve bölge ülkelerinin dört gündür merakla beklediği açıklamayı partisinin grup toplantısında yaptı. Türk televizyonlarıyla birlikte France 24 ve El Cezire’nin canlı yayınladığı konuşmasında Erdoğan, hükümetinin bilinçli olarak soğukkanlı ve itidalli davrandığının altını çizdi, bu siyasi pozisyonu eleştirenlere tepki gösterdi.
"Yumuşak başlılığımız uysal koyun olduğumuz anlamına gelmez. Sağduyulu olmamız acziyet gibi algılanmasın. Türkiye Cumhuriyeti ne yaptığını da ne yapacağını da gayet iyi bilmektedir. Türkiye olarak elbette savaş çığırtkanlarının tuzağına düşmeyiz. Ancak uluslararası sularda uçağımıza yapılan saldırı karşısında susacak, tepkisiz kalacak bir ülke değiliz. Uluslararası hukuk çerçevesinde bu hadisenin üzerine kararlılıkla gideceğiz."

Suriye rejiminin Türkiye sınırında oluşturduğu güvenlik risklerinin bundan sonra karşılıksız kalmayacağını söyleyen Başbakan Erdoğan, "Türkiye’nin dostluğu ne kadar değerliyse, herkes bilsin ki Türkiye’nin gazabı da o kadar şiddetlidir. diyerek Şam yönetimine veryansın etti.
Erdoğan ayrıca "Bin yıllık bir devlet geleneğine sahip olan Türk milleti tarihin akışını değiştirmiş bir millettir. Biz tarihi yaparız, onu kimin yazacağına kimin okuyacağına ders alacağına karışmayız." sözlerini beraberinde getirdi.
Başbakan Erdoğan, "Türkiye’nin kardeşleriyle kucaklanmasından Türkiye’nin yüz yıllık hasreti sona erdirmesinden rahatsızlık duyanlar var. Bunların terörü desteklediklerini, kukla yönetimleri kışkırttıklarını çok iyi biliyoruz." sözleriyle de ad vermeden uçak krizinde Şam yönetimini destekleyen Rusya’ya tepki gösterdi.
Erdoğan’ın eleştirilerinden en başından beri Suriye politikasını tenkit eden gazeteciler de nasibini aldı. "Türkiye’ye kendi memleketine maşa taşeron gibi ifadelerle hakaret edenler var. Cürmü ne kadar yer tutar diye baktığın zaman da bir şey tutmaz. Ama bunları alıp da böyle kaldıranlar var. Biz kimsenin maşası, taşeronu değiliz. Biz başkalarının kışkırtmasıyla değil, kendi iradesiyle medeniyetiyle bağımsız bir ülkeyiz."

Bu sözlere akşam saatlerinde yanıt veren Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ise  "Şu an kelimenin tam anlamıyla bir savaş durumu yaşıyoruz" dedi. Suriye Haber Ajansı’na göre, yeni kabinenin yemin töreni sırasında bir konuşma yapan Esad, ülkesinin savaş durumunda olduğunu; tüm politikaların, yönelimlerin, sektörlerin ve olanakların zafer sağlama yönünde olması gerektiğini belirtti.

Türkiye’de ise ana muhalefet partisi iktidara yönelik eleştirilerini sürdürüyor. Son uçak krizini hükümetin Suriye politikasının iflası olarak değerlendiren Cumhuriyet Halk Partisi, Suriye’ye saldırgan tutumu nedeniyle tepki gösterirken hükümete yönelik eleştirilerinde de hız kesmiyor. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, "On yıl önce hiç kimse Türk savaş uçağını düşürmeyi aklının ucundan düşürmeyi geçirmezdi ama hükümet hala 'biz büyüğüz' edebiyatı yapıyor" dedi.
Hükümetin dış politikasını da sert bir şekilde eleştiren Kılıçdaroğlu Türkiye’nin Ortadoğu’daki itibarını yitirdiğini iddia etti: "Blöfle asarım keserimle, dış politika yapılır mı? Uluslararası caydırıcılığımıza bu blöf söylemi darbe vuruyor. Düşünün, sizin kararlılığınız artık Ortadoğu gazetelerinde alay konusu oluyor. Sizin başbakanınızla alay ediliyor. Bir Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı, bu konuma nasıl düşebilir?"  

Milliyetçi Hareket Partisi ise hükümetin alacağı kararların yanında ve destekçisi olacağını açıkladı. Partisinin meclis grubuna hitap eden genel başkan Devlet Bahçeli, "Şam yönetimi elbette bunun hesabını vermeli ve bu tavrının karşılıksız kalmayacağını bilmelidir. Hâlâ Suriye yönetiminin tansiyonu artırıcı iletileri, gerilimi tırmandırıcı sözleri hiçbir şekilde kabul edilemez niteliktedir." dedi.
Hükümete Suriye'den net ve doyurucu nitelikli özür ve tazminat talep edilmesi konusunda ısrarcı olunması çağrısında bulunan MHP lideri, savaş seçeneğinin en son seçenek olduğunu belirterek küresel güçlerinin tahrikine gelinmemesini istedi.

Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Aleksandır Lukaşeviç, Suriye ve Türkiye'ye itidal çağrısı yaparak, diyalogla olayın tüm boyutlarının netleştirilmesi tavsiye etti.
Türk uçağının Suriye hava savunma sistemi tarafından vurulmasından sonra yaşanan gelişmeleri Moskova'nın endişeyle izlediğini söyleyen Lukaşeviç, "Bu olayın bir provokasyon veya kasıtlı bir eylem olarak ele alınmamalı, bölgedeki durumun daha da istikrarsız hale gelmesi engellenmeli. Taraflar, itidalle ve yapıcı bir diyalogla gelecekte benzer trajik olayların yaşanmasını engelleyecek şekilde olayın tüm boyutlarını netleştirmeli." dedi.

Rusya’nın açıklamalarına tepki gösteren Başbakan Erdoğan, Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov’un mevkidaşı Ahmet Davutoğlu’yla yaptığı görüşmedeki yaklaşımın farklı olduğunu belirtti ve "Buradaki açıklaması Suriyeli mahfilleriyle yaptığı görüşmeden hareketle, onların diliyle biraz konuşmuş olsa gerek. Tabii bizim şu andaki bulgularımız, elimizdeki belgeler pek de onun iyi niyetli davrandığı kadar bir tablo ortaya koymuyor." dedi.

15 Ocak 2010, Cuma

Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya ziyareti dönüşü uçakta açıklamalarda bulundu. Erdoğan açıklamasında, kısmen bir anayasa değişikliği olabileceğini belirtti. Sözlerinde, Kısmi bir anayasa değişikliği olabilir. Bunun ilk adımı olarak referandum süresi kısaldı. Türkiye referanduma alışsın. dedi. Erdoğan Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı, Mehmet Ali Şahin'in 12 maddelik değişiklik temenni ettiğini söylemesiyle ilgili olarak da, madde sayısı az olan bir değişiklik olabileceğini de belirtti. Türkiye-Ermenistan ilişkilerine de değinen Erdoğan Ermenistan'ın Karabağ'dan çekilmesini gerektiğini, daha sonraki aşamaların kolay olacağını söyledi. Erdoğan Türkiye-Rusya ilişkileri ilgili olarak da Rusya ile vizelerin kaldırılması kararının da Haziran ayında İstanbul’da yapılacak toplantıya kaldığını belirtti. Erdoğan, Türkiye'de olan gelişmelere de değindi.

((tr))  ""Türkiye Referanduma Alışsın"" Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu, 15 Ocak 2010
((tr)) Enis Berberoğlu "Referanduma Türkiye alışsın" Hürriyet (gazete), 15 Ocak 2010

7 Mart 2014, Cuma
Başbakan'ın Milliyet ve Vatan gazetelerinin sahibi Erdoğan Demirören'e İmralı Tutakları haberinin ardından hakaretler yağdırdığı ortaya çıktı. Yaklaşık bir haftadır Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve ailesi ile ilgili yolsuzluk iddialarına dair telefon görüşmesi kayıtları yayınlayan "BAŞÇALAN" adlı YouTube kanalı bugün Başbakan ile Milliyet ve Vatan gazetelerinin sahibi iş adamı Erdoğan Demirören arasında 28 Şubat 2013 tarihinde geçtiği iddia edilen bir görüşme yayınladı.
Görüşmede Milliyet'in o tarihte sürmanşetten yayınlanan "İmralı Zabıtları" başlıklı haberini çok ağır bir dille eleştiren Erdoğan zabıtların yayınlanmasını çözüm sürecini baltalamaya yönelik bir provokasyon ve daha fazla gazete satmak için yapılmış bir namussuzluk olarak niteliyor, haberi yapan muhabir Namık Durukan ve genel yayın yönetmeni Derya Sazak hakkında "ahlaksız, adi, kepaze, terbiyesiz" gibi küfürler sarf ediyor.
Başbakan'ın tepkisi karşısında durumu yatıştırmaya çalışan Demirören cevaben zabıtları sızdıranı öğrenip kendisine haber vereceğini belirtiyor ve Başbakan'ın telkini ile bunu yapanları kovacağını ima ediyor. Konuşma sırasında 76 yaşında olan Erdoğan Demirören konuşmanın sonunda dayanamayıp ağlıyor ve "nasıl girdim bu işe ya, kim için" dediği duyuluyor.
Yayınlanan ses kaydı hakkında ArtıBir televizyonuna konuşan dönemin Milliyet genel yayın yönetmeni Derya Sazak doğruluğuna inandığı haberi o zaman da baskılara karşı koruduğunu iddia ederken dönemin Milliyet gazetesi yazarı Hasan Cemal durumun Türkiye'deki basın özgürlüğü açısından utanç verici olduğunu ifade etti. İktidar partisinden ilk açıklama Hatay belediye başkanı adayı olan eski Adalet Bakanı Sadullah Ergin'den geldi. Ergin barış sürecine zarar verecek olan haberlere karşı Başbakanın tepki vermiş olmasını normal karşıladığını belirtirken, Başbakan Erdoğan ilerleyen saatlerde A Haber televizyonunda yapılan söyleşisinde "30 Mart'tan sonra atacağımız yeni adımlar var. Bu konuda kararlılığımız var. Bu milleti Youtube'a Facebook'a yediremeyiz. Kapatılmaları da dahil" ifadelerini kullandı.

Milliyet muhabiri Namık Durukan'ın 28 Şubat 2013 tarihli "İmralı Zabıtları" başlıklı haberinde İmralı Cezaevi'nde bulunan PKK lideri Abullah Öcalan ile BDP Grup Başkan Vekili Pervin Buldan, dönemin İstanbul milletvekili Sırrı Süreyya Önder ve Diyarbakır Milletvekili Altan Tan arasında 23 Şubat 2013 günü gerçekleşen görüşmenin detaylı dökümü ve Öcalan'ın BDP milletvekillerine çözüm süreci için verdiği tavsiyeler yer alıyordu. 
Haberin Milliyet'te yayınlanmasının ertesi günü pek çok günlük gazete haberi manşetten görmüş, bazı köşe yazarları sürecin şeffaflaşmasını olumlu karşılarken aralarında Başbakan'ın danışmanı Yalçın Akdoğan'ın da bulunduğu çoğunluk Oslo görüşmelerinin ses kaydının sızdırılması gibi bu tutanakların sızmasını da barış görüşmelerine zarar verecek bir gelişme olarak nitelemişti.
Milliyet'in yayın yönetmeni Derya Sazak 4 Mart 2013 tarihli yazısında muhabir Durukan'ın habercilik başarısını övmüş ve gazetenin tirajını ve diğer gazetelerin haberi alıntılamasını Milliyet'in gazetecilik tarihindeki bir altın sayfa olarak nitelemişti. Milliyet yazarı Hasan Cemal de Başbakan'a hitaben yazdığı köşesinde hükümetin eleştirilerine cevap vermiş, "Gazete yapmak ayrıdır, devlet yönetmek ayrıdır. İkisi birbirine karıştırılmasın. Kimse de kimsenin işine öyle karışmasın" ifadesini kullanmıştı.
Başbakan Erdoğan 2 Mart'ta Balıkesir'de düzenlenen mitingdeki konuşmasında Cemal'in köşe yazısına atıfta bulunarak "batsın senin gazeteciliğin" demiş, Milliyet gazetesi genel yayın yönetmeni Derya Sazak da Hasan Cemal ile görüşerek yazılarına bir süre ara vermiş, iki hafta sonra da Hasan Cemal yayınlanmayan köşe yazısı nedeniyle gazeteden ayrılarak T24 haber sitesinde yazılarına yer vermeye başlamıştı.

  "[ ]" [[w:|]],

23 Ocak 2012, Pazartesi
Fransa'da Ermeni soykırım reddini cezalandırmayı öngören yasa Fransa Senatosundan geçti. 86'ya karşı 127 oyla kabul edilen yasa teklifinde, "Kanunlar tarafından tanınan soykırımların inkarı yasaklanır" ifadesine yer verildi. Soykırımı inkar edenler 1 yıl hapis ve 45 bin Avro tazminat cezasıyla yargılanacak. Yasa, Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin onayından sonra yürürlüğe girecek. Parlamento, 2001 yılında "Fransa, 1915'deki Ermeni soykırımını tanır." yasasını kabul etmişti. 
Meclis ve Senato'da 60 senatör ve milletvekilinin yasa teklifine itiraz ederek anayasa mahkemesine gideceği gündemde. 
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli tepkisini "Pişkin ve pervasız Fransa yönetimi, seri cinayetlere dönük merakı ve ilgisi varsa önce aynaya bakmalı ve zalimlikle iç içe geçen karanlık suratı orada görmelidir." ifadeleriyle gösterdi. Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ise yaptığı grup toplantısında: "Gerek Fransa Ulusal Meclisinde gerek Senatoda kabul edilen teklif, bizim için tamamen yok hükmündedir." ifadesine yer verdi. Recep Tayyip Erdoğan, Ulusal Meclis gibi Senatoda da az sayıda üyenin katılmasından dolayı yasayı "sipariş yasa" olarak tanımladı. T.C. Dışişleri Bakanlıklığı ise açıklamasında: "Her yönüyle sorunlu ve bir sorumsuzluk örneği olan bu kararı şiddetle kınıyoruz ve bu karara tepkimizi her türlü platformda dile getireceğimizi ilan ediyoruz. Daha önceden üzerinde düşündüğümüz önlemleri uygun gördüğümüz şekilde süratle devreye sokmaktan çekinmeyeceğimizin hatırlatılmasında fayda görüyoruz." ifadesine yer verildi. 
Yasanın kabulu Ermeniler tarafından coşkuyla karşılandı. Yasanın Fransa Senatosundan geçişi üzerine Ermenistan Dışişleri Bakanı yaptığı açıklamada: "Sadece Ermeni- Fransız halkları arasındaki dostluk tarihine altın harflerle yazılacak bir gün olarak değil, insan hakları tarihine geçecek tarihi bir gün. Bu sayede insanlığa karşı suçu önlemek için kurulan mevcut mekanizmalar daha da güçlenecek." ifadesine yer verdi. 

((Türkçe)) Zaman "Fransa Senatosu 'inkar' yasasını kabul etti" Zaman, 23 Ocak 2012
((Türkçe)) BBC Türkçe "Fransız Senatosu 'Soykırımı inkar tasarısı'nı kabul etti" BBC Türkçe, 24 Ocak 2012
((Türkçe)) ntvmsnbc "Fransa'nın kararı: '1915'i inkar suç!" ntvmsnbc, 23 Ocak 2012
((Türkçe)) Zaman "Erdoğan: Senatoda kabul edilen teklif, bizim için yok hükmündedir" Zaman, 24 Ocak 2012
((Türkçe)) ntvmsnbc "Ermenistan: Altın harflerle yazılacak" ntvmsnbc, 24 Ocak 2012
((Türkçe)) habersarayi "Fransa Ermeni Soykırım Yasasını Onaylandı" habersarayi.com, 27 Ocak 2012
((Türkçe)) Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı "No:23, 23 Ocak 2012, Fransa Senatosu'nda Kabul Edilen Yasa Tasarısı Hk." Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, 23 Ocak 2012

22 Aralık 2011, Perşembe

Fransa'da Ermeni soykırım reddini cezalandırmayı öngören yasanın yasama sisteminin alt kanadı olan mecliste kabul edilmesi üzerine Türkiye, Paris Büyükelçisi’ni Ankara'ya geri çağırdı ve “her türlü siyasi istişareyi durdurma,” “ziyaretleri iptal, askeri ortak tatbikatları iptal etme” gibi yaptırım kararları aldı.
Yaptırım kararını Başbakan Recep Tayyip Erdoğan açıkladı. Açıklamasında, Türkiye’nin tarihiyle gurur duyduğunu vurgulayan Erdoğan, “Bunlar ne kadar ciddiyetten uzak bir yaklaşım tarzıdır, nasıl sulandırılmış bir oylamadır anlamak mümkün değil. Bu girişim haksızdır, isabetsizdir ve bu kararı Türkiye olarak şiddetle kınıyoruz” dedi. 
Bu oylama ile Fransa halkına ve değerlerine haksızlık yapıldığını belirten Erdoğan, “Fransa’da düşünce özgürlüğü var mı? İfade özgürlüğü var mı? Cevabını da ben veriyorum: Yok. Bu, özgür tartışma ortamını ortadan kaldırmıştır. Ne yazık ki Fransız ihtilalinin simgeleri olarak bilinen özgürlük, eşitlik, kardeşlik ilkeleri bugün bizzat Fransa Parlamentosu tarafından ayaklar altına alınmıştır. Herhalde bundan sonra Fransa Voltaire’i de Montesquieu’yu da konuşmaz” diye konuştu. 
Erdoğan’ın, Türkiye’nin Fransa’ya yönelik “ilk aşama” olduğunu belirttiği yaptırımlar şöyle:

Paris Büyükelçisi istişare amacıyla Ankara’ya çağrıldı.
Siyasi, askeri ve ekonomik ziyaretler iptal edildi.
AB eşleştirme projelerinde Fransa ile işbirliği yapılmayacak.
Her türlü siyasi istişare durduruldu.
Askeri faaliyetler ve ortak tatbikatlar iptal edildi.
Askeri uçuşlar için yıllık toptan verilen bütün uçuş, iniş ve kalkış izinleri iptal edildi. Artık her uçuş için ayrı izin uygulanacak.
Fransız gemilerinin limana giriş için izin başvuruları artık reddedilecek.
2012 yılı, Ocak ayında iki ülke ekonomi bakanları eş başkanlığında yapılması planlanan Türkiye – Fransa Ekonomik ve Ticari Ortaklık Komitesi Toplantısı’na Türkiye tarafı katılmayacak.
Erdoğan bu önlemlerin ilk adım olduğuna dikkati çekti ve Fransa’daki durumuna göre yeni yaptırımlar uygulanacağını belirtti. Türkiye’nin Fransa ile ne kadar ortak askeri tatbikat yaptığına, Fransız savaş gemilerinin Türk limanlarına yılda kaç kez uğradığına ve Fransız uçaklarının izin başvurusu sayısına ise açıklık getirmedi.
Paris’teki oylama sonrasında, Türkiye Bakanlar Kurulu üyeleri de Fransa’yı protesto eden açıklamalar gelirken, CHP ve MHP de Fransa Parlamentosunun kararını kınadı. Türkiye – AB Karma Parlamento Komisyonu Eş Başkan Yardımcısı CHP İstanbul milletvekili Umut Oran da, “bu karar AB ruhuna ve Fransa halkının fikir özgürlüğü anlayışına yapılmış bir darbedir. Bir bumerang gibi önünde sonunda geri dönüp Fransa’yı da vuracaktır” dedi.
Türkiye Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, bu konudaki yazılı açıklamasında, “İki ülke arasındaki dış ticaret hacmi 2011 yılının ilk 10 ayında 14 milyar dolara yaklaştı. Fransa, Türkiye için Avrupa’da ve dünyada önemli ekonomik ortaklardan biridir. Türkiye’de bine yakın Fransız sermayeli yatırımcı vardır. Türkiye ekonomisine güvenerek, inanarak yapılmış bu yatırımlar bizim kendi yatırımlarımız kadar güvendedir. Fakat Türk halkının hassasiyet taşıdığı noktalar var. Türk halkı bu konuda aşırı duyarlıdır, bu göz ardı edilemez” dedi.
Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türk-Fransız İş Konseyi Başkan Yardımcısı Yılmaz Argüden ise, gün boyunca farklı basın kuruluşlarına yaptığı açıklamalarda, “Fransa’ya ekonomik yaptırımdan Türkiye’nin de zararlı çıkacağı” görüşünü savundu.
Bu arada Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) üyesi ve AKP İstanbul Milletvekili Nursuna Memecan, Fransa’da konumlandırılmış olan AKPM ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) başka bir ülkeye taşınması önerisinde bulundu. Memecan, “Konsey dediğiniz, insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü. İnsan hakkı ve demokrasi dediğiniz zaman ise ifade özgürlüğü birinci sırada yer alıyor. Bu birinci sıradaki yer alan şartı gerçekleştiremeyecek bir ortamdaysa, hemen şartı gerçekleştirebileceğimiz daha makul bir memlekete taşımak daha faydalı olur” diye konuştu.

Tasarı, Ermeni soykırımını reddedenlere bir yıla yakın hapis ve 60,000 dolara yakın para cezası verilmesini öngörüyor. Fransa, 2001 yılında olayları “soykırım” olarak kabul etmiş ancak konunun tartışılmasına cezai yaptırım getirmemişti. Yeni tasarı sadece soykırımını kabul etmemeyi değil, “1,5 milyon değil, 200,000 Ermeni öldürüldü” demeyi bile suç sayıyor.
Parlamentonun alt kanadındaki oylama el kaldırılarak yapıldığı için tasarının kaç oyla onaylandığı, kimlerin “evet” kimlerin “hayır” dediği bilinmiyor.

10 Ekim 2009, Cumartesi

Ermenistan ile Türkiye arasındaki diplomatik ilişkilerin kurulması ve normalleştirilmesini içeren protokol İsviçre'nin Zürih kentindeki Zürih Üniversitesi'nde imzalandı. İmzalar atılmadan önce yaklaşık 3 saat süren bir kriz yaşandı ve imzaların atılması gecikti. İmza töreninden sonra hiçbir açıklama yapılmadan doğruca yemeğe geçildi. İmza törenine Ermenistan Dışişleri Bakanı Edward Nalbandyan, Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, arabulucu sıfatıyla İsviçre Dışişleri Bakanı Micheline Calmy-Rey, ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Avrupa Birliği Dış Politika Yüksek Temsilcisi Javier Solana, Fransa Dışişleri Bakanı Bernard Kouchner, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Slovenya Dışişleri Bakanı Samuel Zbogar katıldı.
Protokoller Ermeni ve Türk parlementolarında onaylandıktan sonra yürürlüğe girecek. Protokol, 1 Eylül 2009 tarihinde paraf edilmişti. Ayrıca protokole Azerbaycan, Ermenistan ve Türkiye'den büyük tepkiler gelmişti.

((tr))  "Ermenistan ile gergin başlangıç...Tarihi imza atıldı" CNNTürk, 10 Eylül 2009

30 Ocak 2011, Pazar

Erzurum'da düzenlenen 25. Üniversiteler Kış Oyunları başladı. "Anadolu'nun zirvesinde buluşalım" sloganını taşıyan oyunların açılış töreni Cemal Gürsel Stadyumu'nda düzenlendi. Gösterileri 21 bin kişi izledi.
Gösteriler tören kortejinin geçişi ile başladı. Bandonun stadyuma girişinin ardından Türk milli marşı çalındı. Dünyanın dört bir yanından gelen sporcular alfabetik sırayla stadyuma girerek izleyenleri selamladı. Tören yoğun kar yağışı altında gerçekleşirken organizatörler seyircilere eldiven, bere ve şal dağıttı. 
Açılış konuşmasını Türkiye cumhurbaşkanı Abdullah Gül yaptı. Bu tip organizayonların genellikle büyük illerde yapıldığını hatırlatan Gül, "Doğu'nun kapısı Erzurum'da bu organizasyonun gerçekleşmesi Türkiye için büyük bir başarıdır"  dedi. Açılışı Gül, Şahin ve Erdoğan birlikte izledi. Türkiye başbakanı Recep Tayyip Erdoğan da "Türkiye seninle gurur duyuyor", "Erzurum seninle gurur duyuyor" tezahüratları eşliğinde kürsüye gelerek bir konuşma yaptı. Erdoğan, "Erzurum'u tanımanızı dilerim. Bu oyunların 5 yıldızı var. Bu 5 yıldız 5 kıtanın buluştuğu bir oyunlar manzumesi. Burada barış var. Burada kardeşlik var. Burada sevgi var. Burada coşku var, heyecan var. İnanıyorum ki Kış Oyunlarıyla, bundan sonra Kış Olimpiyatları'nın takipçisi olacağız. Erzurum'a bu yakışır ve yakışanı gerçekleştireceğiz. Durmayacağız, emin adımlarla çok daha farklı bir Erzurum için yarınlara yürüyeceğiz." dedi.
Erzurum'da düzenlen oyunlarda maskot olarak "Kanka" isimli çift başlı bir kartal kullanılıyor. 80 ülkede televizyondan naklen yayınlanan açılışta Anadolu Ateşi dans topluluğu, ciritlerle atlıların stada girmesinin ardından çift başlıklı Selçuklu Kartalı'nın temsilî uçuşunu sahneledi. Bunu Erzurum Türküsü ve ipek yolculuğunun ardından Kafdağı mitolojisi esintilerini taşıyan gösteri izledi. Daha sonrada semazenler gösterilerini sergilediler. Bu gösterilerin ardından şarkıcı Kenan Doğulu bir konser verdi. 

  "Erzurum'da gençlik ateşi" Sabah, 28 Ocak 2011
  "Anadolu Ateşi Erzurum'u ısıttı" Sabah, 28 Ocak 2011
  "Universiade Açılışını 21 Bin Kişi İzledi" Bianet, 28 Ocak 2011
  "UNIVERSIADE başladı" Zaman, 27 Ocak 2011
  "'Anadolu'dan Görünüm'lü Universiade" Radikal, 27 Ocak 2011

2 Nisan 2016, Cumartesi

Saat 19.00'da başlayan Eskişehirspor-Galatasaray maçında, Galatasaray'dan Bilal Kısa, Yasin Öztekin, Semih Kaya'nın gollerine rağmen, Eskişehirspor, Jeremy Bokila, Nadir Çiftçi ve Anel Hadzic'in golleriyle 4-3 kazandı.
Bilal Kısa'yla maçın 11. Dakikasında 1-0 öne geçen Galasaray, Jeremy Bokila'nın 40. Dakikada attığı golle ilk yarıyı 1-1 berabere bitirdi. Ve Galatasaray, 49. Dakikasında Yasin Öztekle 2-1 öne geçti. Dört dakika sonra, 53. Dakikada Nadir Çiftçi'nin golüyle Eskişehirspor eşitliği yakaladı. Anel Hadzic'in golüyle 3-2 58. Dakikada öne geçen Eskişehirspor, 68. Dakikada Kaan Kanak golüyle farkı 2'ye çıkardı. 90. Dakikada Semih Kaya'nın golüyle farkı 1'e indirirken, maç 4-3 Eskişehirspor'un üstünlüğüyle sonlandı.

((Türkçe)) ntv.com.tr "Eskişehir-Galatasaray karşılaşması" NTV.com.tr, 02 Nisan 2016

17 Haziran 2010, Perşembe

AB devlet ve hükümet başkanları toplantısından, AB'ye 2004 yılında katılan Estonya'nın 2011 yılı başında Euro Bölgesinin 17. üyesi olmasına onay verdi. Başvurduğu sırada Estonya'nın; AB zirvesi kararlarında, enflasyonun mayıs ayı sonunda yüzde 2,8 düzeyinde yüksek olduğu, bütçe açığının 2009 yılı verilerine göre yüzde 1,7 düzeyinde olduğu ve kamu borç stokunun gayri safi yurtiçi hasılaya (GSYİH) oranının yüzde 7,2 ile oldukça düşük seviyede bulunduğu ancak 2010 yılına gelindiğinde Estonya'nın yükümlülüklerini yerine getirdiği ve Euro Bölgesine girişi için tüm kriterleri karşıladığı belirtildi. 1,3 milyonluk nüfusa sahip ülkenin gayri safi yurtiçi hasılası 18,3 milyar dolar. Kişi başına düşen milli gelir ise 14.100 Amerikan Doları düzeyinde.

((tr))  "Estonya'ya euro vizesi" Hürriyet, 17 Haziran 2010
((tr))  "ESTONYA AB'NİN 17. ÜYESİ" Anadolu Ajansı, 17 Haziran 2010

25 Ocak 2010, Pazartesi

Etiyopya Havayollarına ait bir yolcu uçağı Beyrut Havaalanı'ndan kalkıştan hemen sonra Akdeniz'e düştü. Etiyopya Havayollarına ait yolcu uçağında, mürettebat dahil 92 kişinin bulunduğu bildirildi. Türkiye'de bulunan NTV televizyonu ise uçağın yolcuları arasında bir Türk yolcunun da bulunduğunu iddia etti. Kazanın olmasından sonra Etiyopya'da ulusal yas ilan edildi. Hava trafik yetkilileri ise, uçağın kötü hava koşulları altında kalkıştan yaklaşık beş dakika sonra radar ekranlarından kaybolduğunu açıkladı. Uçakta mürettebat da dahil yaklaşık 90 kişi bulunuyordu. Yolcuların 54’ünün Lübnan vatandaşı olduğu bildirildi. Lübnan Devlet Başkanı Mişel Süleyman, düşen Etiyopya yolcu uçağına sabotaj düzenlenmiş olmasının muhtemel görünmediğini bildirdi. Düşen Boeing 737 yolcu uçağı, Etiyopya’nın başkenti Addis Ababa’ya gidiyordu. 2000 yılında itibaren, 10 defa uçaklar denize düşmüştü. 

((tr)) Anadolu Ajansı "Etiyopya Havayolları'na ait yolcu uçağı düştü" Zaman (gazete), 25 Ocak 2010

11 Eylül 2011, Pazar

Litvanya'da oynanan 2011 Avrupa Basketbol Şampiyonası'nda, Sırbistan Türkiye'yi 68-67 mağlup ederek çeyrek finale çıkmayı başladı. İkinci turdaki dördüncü mağlubiyetini alan Türkiye ise turnuvadan elendi.
Maçın tüm çeyreklerini Sırbistan önde tamamladı. Çeyrek sonuçları, ilk çeyrekte 18-11, ikinci çeyrekte 35-27 ve üçüncü çeyrekte 56-53 olmak üzere Sırbistan lehineydi. Buna rağmen son ana kadar çekişmenin sürdüğü maçta, maçın bitimine bir saniye kala Ersan İlyasova'nın kaçırdığı iki sayılık atış, maçın sonucunu belirledi. Maçın en skorer oyuncusu 20 sayı atan Sırp oyuncu Miloš Teodosić olurken onu 14 sayıyla Sırbistan'dan Duško Savanović takip etti. Türkiye'nin en skorer isimleri ise 11'er sayıyla Enes Kanter ve Emir Preldžič oldu. Ribauntlarda ise bir numara Türkiye'den Ömer Aşık oldu.
Maçta Sırbistan'ın %81.2'lik serbest atış, %52.6'lık iki sayı ve %31.2'lik üç sayı isabet oranına karşın, Türkiye serbest atışlarda %55.2, iki sayılık atışlarda %45.7 ve üç sayılık atışlarda %17.6'lık isabette kaldı. Maçın ilk iki çeyreğinde Sırbistan daha çok sayı bulurken, son iki çeyrekte Türkiye daha çok sayı buldu. Ribauntlarda ise Sırbistan takımı 38'e 25'lik bir üstünlük sağladı.

((İngilizce))  "EuroBasket, Second Round: Serbia 68 - 67 Turkey" FIBA, 11 Eylül 2011
  "Türkiye, kader maçından boynu bükük ayrıldı" Milliyet, 11 Eylül 2011

23 Mayıs 2010, Pazar

13 yaşında bulunan Amerikalı Jordan Romero Everest Dağı’nın zirvesine çıkan en genç insan oldu. California'lı Romero’nun, 22 Mayıs'ta 8.850 metre yükseklikteki zirveye eriştiği açıklandı. Eski rekor 16 yaşında bulunan Nepalli Temba Tsheri’ye aitti. Nepal hükümeti 16 yaşından küçüklerin Everest Dağı'na tırmanmasına izin vermediği için aralarında Romeo’nun babasıyla üvey annesinin de bulunduğu ekip dağa Çin tarafından çıkarıldı. Zirvede uydu telefonla basına açıklama yapan 13 yaşındaki dağcı dünyanın en mutlu insanı olduğunu söyledi. Bu arada ekipteki dağcılardan Apa adlı bir etnik Şerpa zirveye 20. kez çıkarak başka bir rekor kırdı. Romero’nun ekibinde daha önce zirve yolunda bırakılmış eski malzemeleri temizlemeye giden dağcılar da bulunuyordu.

((tr))  "13 YAŞINDA EVEREST’İN ZİRVESİNDE" Karmamagazin.com, 22 Mayıs 2010

1 Ocak 2018, Pazartesi

Evren, gezegen sistemlerinden uzun zaman önce atılmış, gezinen, yalnız kalan eski aylarda çalkalanıyor olabilir.
Kısmen, küçük boyları ve büyük mesafeleri, modern algılama yöntemleriyle bulmalarını zorlaştırdığı için, hiç kimse, başka bir yıldız sisteminde bir gezegen etrafında dönen bir ayı kesin olarak görmedi. Ama aynı zamanda pek azının bulunmaması da mümkündür. New York'un Ithaca şehrindeki Cornell Üniversitesi'ndeki Yu-Cian Hong ve Paris'teki Fransız Ulusal Bilimsel Araştırma Merkezi'ndeki Sean Raymond ve meslektaşları, gezegenleri halen şekillenen uyduların başına neler geldiğini bulmak için gezegen sistemlerinin oluşum simülasyonlarını kullandı.
Gezegenler, erken yıldız sistemlerinin karmaşasından doğarlar, burada komşu dünyalar tarafından nispeten kolayca yerden oynatılabilirler. Sık sık birbirlerine karıştırarak fırçalar.

https://www.newscientist.com/
[[Kategori:Uzay,Ay,Dünya

21 Ocak 2012, Cumartesi

Hatırlarsanız geçen günlerde Amerika Birleşik Devletleri'nin çıkardığı SOPA yasalarına karşın İngilizce Vikipedi, Google ve benzeri siteler protesto yapmıştı. Bu protesto için ülkemizde de internet tutulması.com adında bir site kurulmuş; sitenin yaptığı eyleme de İnci Sözlük gibi birçok site katılmıştı.
Sonunda Facebook, Twitter, Vikipedi ve diğer Vikimedya projelerini etkileyen yasaya karşı yapılan protestolar ilk meyvelerini verdi. Birçok senatör verdiği desteği geri çekiyor. Ancak hala SOPA yürürlükten kalkmadı. Peki nasıl etkileneceğiz bu SOPA'dan?
SOPA, internetteki her türlü içeriği etkileyen ve ABD'de çıkarılan yasa tasarısı. Eğer SOPA kaldırılmazsa Facebook, Twitter gibi sosyal paylaşım siteleri eski işlevliğini kaybedecek, Vikipedi'de özgürce bilgi paylaşımı yapılamayacak. Ancak eylemler devam ederse SOPA'nın kaldırılma ihtimali bulunmakta.

((Türkçe)) Anadolu Ajansı "ABD sansürde geri adım attı" Posta Gazetesi, 21 Ocak 2012

5 Aralık 2010, Pazar
Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği FIFA, rüşvet isteyen iki yöneticisinin işine son verdi. Skandal, İngiliz  Sunday Times gazetesinin haberiyle ortaya çıktı.
2018 Dünya Kupası’na ev sahipliği yapmak isteyen İngiltere FİFA’nın kararıyla yıkıldı. Sunday Times gazetesi, Dünya Kupası’na ev sahipliği yapacak ülkeyi seçen FIFA’nın iki yöneticisinin oyları karşılığında rüşvet almaya çalışırken yakalandığını yazdı. FIFA yetkililerinin İngilız medyasının yolsuzluk iddialarını sık sık gündeme getirmesine tepkili olduğu biliniyor. Spor çevreleri Sunday Times haberi yayınlayınca bunun İngiltere'ye verilecek olumsuz oyların sayısını arttıracağı tahmininde bulunmuştu, nitekim öyle de oldu.
FIFA’nın acilen toplanan Etik Komisyonu, skandala karışan iki yöneticisi Nijeryalı Amos Adamu’yla Okyanusya Futbol Federasyonu Başkanı Reynald Temarii’nin işlerine son verdi. Komisyon Başkanı Claudio Sulser, skandalın FIFA’ya büyük zarar verdiğini söylüyor:
“FIFA hakkında neredeyse konuşulan her konu yolsuzluk skandalıyla ilgili. Bize karşı olumsuz bir hava var. Bu yaşananlar şaka değil. FIFA çok büyük bir  kuruluş ve birçok yerde çıkarları var. Bazen işler istendiği gibi gitmeyebilir. Ama şimdi her şeyi büyük şeffaflık içinde düzeltmeye çalışıyoruz.”
Futbol yazarı Martin Lipton, Dünya Kupası’na ev sahipliği yapacak ülkenin belirlenmesinde her zaman yolsuzluk iddialarının var olduğunu söylüyor:
“Herşey kimin kimlerle arkadaşlık ettiğinde ve para meselesinde yatıyor. Dünya Kupası’na ev sahipliği yapmanın ekonomik getirisi çok büyük. Yeni stadyum inşa edebilirsiniz, altyapı kurabilirsiniz. Dünya Kupası, ev sahibi ülkenin ekonomisine milyarlarca dolar sermaye akıtır.”
Sunday Times’ın haberinin bedelini İngiltere’nin ödediği söyleniyor. FIFA yöneticileri İngiliz medyasının örgüt içindeki yolsuzluğu ortaya çıkarmasından hiç memnun değil.
“FIFA yöneticileri bile yolsuzluğu kabul ediyor. Bana sorarsanız Sunday Times bu haberle iyi bir iş yaptı. Var olan yolsuzluğu ortaya döktü.”
Dünya Kupası’nın 2018 ve 2022 ev sahipleri 2 Aralık’ta Zürih’te yapılacak oylamada belirlendi. Şanslı ülkelerin Rusya ve Katar olduğu açıklandı. Rusya 2018’de Katar da 2022’de Dünya Kupası’nı ağırlayacak.
Sonuçlar belli olsa da  FIFA’daki yolsuzluk iddialarının uzun süre dünya spor çevrelerinde yankılanmaya devam etmesi bekleniyor. benziyor.

25 Mayıs 2009, Pazartesi

İran, ünlü arkadaşlık sitesi Facebook'u tekrar yasakladı. 2006 yılından beri yasaklı olan site 2009 Şubat ayında erişime açılmıştı. İran'da bir hayli popüler olan site, 23 Mayıs 2009 tarihinde tekrar yasaklandı.
İran yakın zamanda kişisel bloglara getirilen yasaklarla gündeme gelmişti. Muhalefet ise Facebook yasağının sebebinin yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimleri olduğunu düşünüyor. Zira, muhalif aday Mir Hüseyin Musavi, Facebook gibi sitelerde gençlerden büyük destek görüyordu. İran'da cumhurbaşkanlığı seçimleri Haziran ayında yapılacak. Seçimlerde Mahmud Ahmedinejad ile Mir Hüseyin Musavi, Mehdi Karrubi ve Mohsen Rezae yarışacak.
"Sınır Tanımayan Gazeteciler" kuruluşu, 2006 yılında İran'ı 13 internet düşmanı ülkeden biri seçmişti.

  "Facebook İran'da yasak" NTVMSNBC, 25 Mayıs 2009

8 Temmuz 2011, Cuma

Google+'ın açılması ile kızışan sosyal paylaşım siteleri rekabetine Facebook'dan yeni bir hamle geldi. Google+'da yer alan sesli ve görüntülü konuşma özelliği Facebook'a da eklendi. Facebook görüntülü ve sesli konuşma için gerekli altyapıyı Skype ile anlaşarak sağladı.
Bu işbirliği Skype ve Facebook için bir ilk değil. Facebook'un şu an kullandığı internet üzerinden mesajlaşma sistemi Skype teknolojisinden kısmen faydalanıyor. Facebook kurucusu Mark Zuckerberg bu özelliğin tanıtımını yaparken, kullanıcıların Skype'ın bazı ücretli özelliklerinden de faydalanabileceğini belirtti.
Facebook'un getirdiği yeni özelliklerle görüntülü ve sesli konuşmanın dışında, kullanıcılar birbirlerine görüntülü veya sesli mesaj bırakabilecek. Ve istediği bir grup ile toplu sohbet yapabilecek.
İki sosyal paylaşım sitesi arasındaki fark ise Google+ ile birden çok kişiyle görüntülü ve sesli görüşme yapılabilirken, Facebook şimdilik tek kişilik görüşmelere imkan tanıyor. Ayrıca Facebook'ta görüntülü görüşme yapabilmek için tarayıcınızın Internet Explorer olması gerekiyor.

((Türkçe))  "Skype'la anlaşan Facebook'ta görüntülü sohbet başlıyor" BBC Türkçe Servisi, 7 Temmuz 2011
((Türkçe))  "Facebook'ta bir ilk" Hürriyet, 7 Temmuz 2011

3 Ekim 2009, Cumartesi

Facebook sitesinde yer alan popüler uygulamalardan birisi olan Farmville uygulamasına Türkiyeden erişim yasaklandı. Kapatma işlemi 5651 sayılı yasaya dayandırılarak yapıladı. Uyarı kapsamında uygulamanın yapımcısı zynga.com hakkında idari tedbir konuldu. Sitenin yasaklanmasıyla uygulama da yasaklanmış oldu. Sitede yer alan uyarı dışında herhangi bir açıklama ise yapılmadı.
Türkiyede birçok site yapılan şikayetler sonucu yasaklanıyor. En son Last.fm ve MySpace siteleri yasaklanmıştı. Bu sitelere 26 Hazirandan beri erişim sağlanamıyor. 1 seneden fazla süredir yasaklı olan YouTube'a erişim yasağı ise hala kalkmadı. Diğer yandan yasak olmasına rağmen YouTube Türkiyede en çok erişilen 5. site. Yasaklar sürerken ilk itiraz da 29 Eylül günü Beyoğlu savcılığına yapılmıştı.
Farmville uygulaması Facebook'taki popüler uygulamalar arasında yer alıyor. Günlük yaklaşık 15 milyon, toplamda ise 53 milyon kullanıcı uygulamayı kullanıyor. Uygulama ile bir çiftlik sahibi olan kullanıcılar hayvan yetiştirerek ve tarım yaparak para kazanıyorlar. Komşu sahibi olan kullanıcılar ise komşularıyla yardımlaşabiliyor, hediyeler gönderebiliyor.

  "Farmville'e de erişim kapatıldı" Ntvmsnbc, 2009-10-03
  "Facebook'taki Farmville oyununu da yasakladık!" Cnnturk, 2009-10-03

20 Mayıs 2016, Cuma

Fenerbahçe Spor Kulübü'nün voleybol şubesinden 3 yeni imza geldi. Yeon Koung Kim ve Polen Uslupehlivan ile birer yıl, Selçuk Keskin ile de 2 yıllık sözleşme imzalandı.
Resmi siteden, Yeon Koung Kim ve Polen Uslupehlivan hakkında "Fenerbahçe Kadın Voleybol Takımımız Fenerbahçe Grundig’in başarılı oyuncuları Yeon Koung Kim ve Polen Uslupehlivan ile gelecek sezon için sözleşme yenilenmiştir. Çubuklu formayı başarıyla terleten oyuncularımıza Fenerbahçe formasıyla başarılar dileriz." açıklaması yapılırken, Selçuk Kesin hakkında, "Fenerbahçe Erkek Voleybol Takımımızın Kaptanı ve başarılı pasörümüz Selçuk Keskin ile sözleşme yenilenmiştir. Kaptanımıza önümüzdeki sezon Çubuklu forma ile başarılar dileriz." Açıklaması yapıldı.

((Türkçe)) Fenerbahçe "Fenerbahçe'de 3 imza" http://www.fenerbahce.org/index.asp, 20 Mayıs 2016

1 Haziran 2016, Çarşamba
Türkiye Basketbol Ligi'nde play-offlarda Fenerbahçe ile Galatasaray oynanan seriden Fenerbahçe 3-1 ile galip çıktı ve ezeli rakibini eleyerek finale kaldı.
Serinin ilk iki maçı Ülker Sports Arena'da oynandı ve Fenerbahçe taraftarı önünde bu iki maçı da kazanarak seriyi 2-0'a getirdi. Üçüncü maç ise Abdi İpekçi Spor Salonu'nda oynandı. Yoğun tartışmaya sebep olan, taraftar olaylarının çıktığı, hakemlerin soyunma odasına gittiği, spikerlerin, gazetecilerin çeşitli saldırılara maruz kaldığı, Fenerbahçe koçu Željko Obradović'in yüzüne tükürülen maçta Galatasaray seriyi 2-1'e getirdi. Türkiye Basketbol Federasyonu serinin üçüncü maçında çıkan saha olayları nedeniyle serinin dördündü maçının seyircisiz oynamasına karar verdi ve serinin dördüncü maçında Fenerbahçe, Galatasaray'ı yendi ve 3-1 ile seriyi bitirdi. Finalde Anadolu Efes'in rakibi oldu. Galatasaray ise umutlarını bir sonraki seneye bıraktı. Maçın sonunda koçlar arasında ufak bir tartışma yaşandı. Fenerbahçe, serinin dördüncü maçında aldığı galibiyet ile de Galatasaray'ın kendilerine karşı olan Abdi İpekçi'deki 10 maçlık galibiyet serisini de bozmuş oldu.
Seride gerçekleşen maçlar şu şekilde:

((Türkçe))  "Galatasaray Odeabank 75-82 Fenerbahçe" Fanatik, 31 Mayıs 2016
((Türkçe))  "Potada Fenerbahçe Finalde" ww.haberler.com, 31 Mayıs 2016
((Türkçe))  "Fenerbahçe Finalde! Galatasaray Odeabank 75-82 Fenerbahçe" www.onedio.com, 31 Mayıs 2016
((Türkçe))  ""Galatasaray taraftarı Obradovic'in yüzüne tükürdü"" Haberturk, 31 Mayıs 2016
((Türkçe))  "Türkiye Basketbol Federasyonu Disiplin Kurulu Galataaray'a 2 maç seyircisiz oynama cezası verdi" Haber24, 31 Mayıs 2016
((Türkçe))  "Seri sonuçları" Canliskor.com, 1 Haziran 2016

25 Ekim 2009, Pazar

100 senelik geçmişi olan Fenerbahçe - Galatasaray derbisinin  364.'sü bugün oynanacak. Maç Şükrü Saracoğlu Stadı'nda yerel saat ile 20.00'de (UTC: 17.00) başlayacak. Şükrü Saracoğlu Stadı'nda 9 yıldır kazanamayan  Galatasaray kazanırsa Turkcell Süper Lig'de liderlik koltuğuna oturacak.
Fenerbahçe kazanırsa puan farkı 5'e çıkacak. Fenerbahçe'de Güiza, Galatasaray'da Harry Kewell yedek olacak. Maçın hakemi ise Bünyamin Gezer olarak belirlendi. Fenerbahçe ile Galatasaray, bu akşam yapacakları maçla, ekim ayında 14 yıl sonra karşı karşıya gelecekler. İki rakip, ekim ayında en son 1995 yılında karşılaşmıştı. 22 Ekim 1995 tarihinde  yapılan lig maçını Fenerbahçe 3-1 kazanmıştı. Ekim aylarında Şükrü Saracoğlu Stadı Fenerbahçe 11, Galatasaray ise 4 kez maç kazanmış, 12 maç da berabere sonuçlanmıştı.

((tr))  "Durdurun zamanı" Sabah, 25 Ekim 2009

27 Ağustos 2011, Cumartesi
Fenerbahçe Spor Kulübünün Türkiye Futbol Federasyon (TFF) tarafından UEFA Şampiyonlar Liginden men edilmesinin ardından Ali Koç başkanlığındaki Fenerbahçe yönetimi Fenerbahçe'nin ligten de düşürülmesi için talepte bulundu. Ali Koç'un olaydan daha önce basın mensuplarıyla yaptığı konuşmada, Koç, Fenerbahçe'nin UEFA Şampiyonlar liginden men edilerek suçlu sayıldığı o halde ligden de düşürülmesi gerektiğini savunmuştu. TFF başkanı Mehmet Ali Aydınlar'ın katıldığı bir canlı yayın sırasında telefonla bağlanan Fenerbahçe başkanvekili Nihat Özdemir bu isteği tekrarlamıştı. Son olarak bir kısım taraftarın ve futbolcuların da desteğini alan yönetim bu talebini Ali Koç ve Alaettin Yıldırım aracılıyla TFF yetkilileriyle konuştu.
Ligten düşürülme talebini  değerlendiren TFF bir basın açıklaması yaptı. Ve bu talebi kabul etmediğini bildirdi. Böylece her iki ligin fikstürlerinde de bir değişiklik olmayacağı resmileşti. Federasyon, UEFA müfettişini onların çağırdığı ve UEFA'ya Fenerbahçe hakkında bilgilendirme yapıldığı gibi iddiaları da cevapladı. İddiaları kabul etmeyen Türkiye Futbol Federasyonu UEFA ile yapılan yazışmaları da internet sitesinde yayınladı.
Trabzonspor Profesyonel Futbol Takımı'nın Fenerbahçe yerine UEFA Şampiyonlar Ligine gitmesine olayına itiraz eden Fenerbahçe'nin Tahkim Kuruluna yaptığı başvuru reddedilmişti. Tahkim Kurulu yaptığı açıklamada, yürütmeyi durdurma talebini reddetti. Kurul şöyle konuştu: "UEFA, Fenerbahçe'nin bu seneki Şampiyonlar Ligine katılma yeterliliği bulunmadığını belirtmiştir. Gerek TFF'nin, gerekse de Fenerbahçe'nin UEFA'nın her türlü karar, talimat ve bildirimlerine uyma yükümlülüğü bulunmaktadır"
Öte yandan Fenerbahçe'nin yerine UEFA Şampiyonlar Ligine gidecek Trabzonspor'un rakipleri belli oldu. Buna göre Trabzonspor 4 kişilik grupta Inter, CSKA Moscow ve Lille yer alıyor.

((Türkçe)) ntvmsnbc ve Ajanslar "'Küme düşürme'ye ret" ntvmsnbc, 27 Ağustos 2011
((Türkçe)) fanatik "Aydınlar'a taraftar tepkisi" ekolay.net, 27 Ağustos 2011
((Türkçe)) Dha "TFF F.Bahçe ile ilgili açıklama yaptı" ekolay.net, 27 Ağustos 2011
((Türkçe)) fanatik ""Tamamen tarafsız davrandık"" ekolay.net, 27 Ağustos 2011
((Türkçe)) fotomac.com.tr "Ve TFF kararını açıkladı" fotomac.com.tr, 27 Ağustos 2011
((Türkçe)) Sivil Medya "Nihat Özdemir'den canlı yayında Mehmet Ali Aydınlar'a şok çağrı!" Sivil Medya, 25 Ağustos 2011
((Türkçe)) Özgür İnce "Trabzon'un Rakipleri Belli Oldu" mackolik.com, 25 Ağustos 2011

29 Ekim 2014, Çarşamba

Sapanca Kırkpınar Mevkii'nde düzenlenen Türkiye Kupası Final Yarışları'nda mücadele eden Fenerbahçe Kürek Şubesi, hem kadınlarda hem de erkeklerde şampiyon oldu.
Yıldız kızlar kategorisinde Şişecam Çayırova 1'inci, Fenerbahçe 2'nci, Fethiye Belediyespor 3'üncü; yıldız erkekler kategorisinde Fenerbahçe 1'inci, Şişecam Çayırova 2'nci, Şişecam Çayırova "B" 3'üncü; genç kızlar kategorisinde Fenerbahçe 1'inci, Şişecam Çayırova 2'nci, Fethiye Belediyespor 3'üncü oldu. Genç erkeklerde de Fenerbahçe 1'incilik, Çukurova Üniversitesi 2'ncilik, Beşiktaş 3'üncülük; federe üniversite kulüpleri erkekler kategorisinde Boğaziçi Üniversitesi 1'incilik, Kadir Has Üniversitesi 2'ncilik, Koç Üniversitesi 3'üncülük; kadınlar kategorisinde Fenerbahçe 1'incilik, Fenerbahçe "B" 2'ncilik; erkekler kategorisinde Fenerbahçe 1'incilik ve Şişecam Çayırova 2'ncilik elde etti.

((Türkçe))  "Kürekçilerimiz Bayanlarda ve Erkeklerde Türkiye Şampiyonu oldu" Fenerbahce.org, 29 Ekim 2014
((Türkçe))  "O kupayı Fenerbahçe kazandı" Hurriyet.com.tr, 29 Ekim 2014

29 Ekim 2014, Çarşamba

Fenerbahçe Ülker THY Euroleague C Grubu üçüncü maçında Yunan ekibi Panathinaikos'a deplasmanda 91-73 kaybederek gruptaki ilk mağlubiyetini aldı.
Karşılaşmanın ilk çeyreği 31-19 Panathinaikos takımının üstünlüğüyle sona erdi. Bu dakikadan sonra üstünlüğünü devam ettiren Yunan temsilcisi Slaughter ile üst üste üçlüklerle farkı açtı. Karşılaşmanın ilk devresi 59-36 Panathinaikos üstünlüğüyle bitti.
İkinci yarıda da dış atışlarla sayı bulan Panathinaikos, skoru 70-40'a getirince Obradovic bir mola almak zorunda kaldı. Üçüncü çeyrekte de sarı lacivertli takım bir türlü skor eşitliğini yakalayamayınca dördüncü çeyreğe 82-57 geride girdi.
Mücadelenin son çeyreğinde Fenerbahçe Ülker rakibine 16-9 üstünlük kursa da karşılaşma 91-73 Panathinaikos üstünlüğüyle sona erdi. 
Bu sonuçla birlikte sarı-lacivertliler ilk mağlubiyetini alırken Pana 2. galibiyetine uzandı.
Yunan ekibinde Slaughter 23, Batista 14, Fotsis 13 sayıyla oynarken, Fenerbahçe'de ise Bjelica 16, Vesely 13, Bogdanovic 10 sayı üretti.
Fenerbahçe Ülker gruptaki dördüncü maçında, gelecek hafta İstanbul'da Barcelona ile karşılaşacak.

((Türkçe))  "Oaka'da erken kabulleniş!" Ntvspor.net, 30 Ekim 2014

29 Ekim 2015, Perşembe

Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı, "ödül yönetmeliği" kapsamında hazırladığı yeni sitede (www.terorarananlar.pol.tr) aranan teröristleri listeledi. Türkiye Cumhuriyetince terörist olarak kabul edilen kişilerin adları kırmızı, mavi, yeşil, turuncu ve gri gibi çeşitli kategorilere ayrılarak listelendi. Kırmızı listede yer alan isimler arasında PKK ve IŞİD yöneticilerinin yanı sıra Fethullah Gülen isminin de bulunması dikkat çekti. Gülen'in isminin karşısında "FETÖ/PDY Terör Örgütü​" ibaresi yer alıyor.

((Türkçe))  "Fethullah Gülen'e ağır darbe! Artık o listede..." Milliyet (gazete), 28 Ekim 2015
((Türkçe))  "Fethullah Gülen'in başına 4 milyon TL ödül konuldu" Cumhuriyet (gazete), 28 Ekim 2015
((Türkçe))  "Arananlar" terorarananlar.pol.tr, 29 Ekim 2015 (arşivlenmiş bağlantı)
((Türkçe))  "Gülen ile Karayılan aranan teröristler listesinde kırmızı kategoride" Anadolu Ajansı, 28 Ekim 2015

23 Kasım 2009, Pazartesi

Aralarında siyasetçi ve gazetecinin bulunduğu 40 kişinin Filipinler'de silahlı kişiler tarafından rehin alındığı ve rehinelerden 21'inin ölü bulunduğu bildirildi.
Filipinler ordusundan General Afredo Cayton yaptığı açıklamada, "Ülkenin güneyinde 21 cesedin bulunduğunu, rehin alma olayını gerçekleştiren silahlı kişilerin önemli yerel bir siyasetçiye bağlı olduğunu ve aralarında bu siyasetçinin rakiplerinin de bulunduğu 40 kişiyi rehin aldığını" bildirdi.
Rehineler arasında Maguindanao Vilayeti'nin Belediye Başkanı İsmail Mangundadatu'nun eşi, yardımcıları ve taraftarlarının bulunduğunu söyleyen Brawner, "Gazetecilerin, Mayıs ayında yapılması planlanan seçimlerde Maguindanao Valiliği'ne aday olması beklenen Mangundadatu'ya eşlik ettiğini" belirtti. 
Ayrıca Brawner, "Rehin alma eyleminin, şu anki Vali'nin ve Mangundadatu'nun kabileleri arasındaki çekişmeden kaynaklanmış olabileceğini" söyledi. Diğer rehinelerin durumları ile ilgili hala bilgi alınamamaktadır. Filipinler'de devlet başkanlığı seçimleri 2010 yılı Mayıs ayında yapılacak.

((Türkçe))  "Filipinler'de rehin alma eylemi: 21 ölü" Yeni Şafak, 23 Kasım 2009
((Türkçe))  "21 rehin öldürüldü !" Haber 3, 23 Kasım 2009
((Türkçe))  "Filipinler'de seçim katliamı: 21 ölü" Hürriyet, 23 Kasım 2009

27 Haziran 2011, Pazartesi

Filistin Devleti, Eylül ayında Birleşmiş Milletler'den  devletlerini tanımalarını isteyeceğini resmen açıkladı.
Filistin resmi haber ajansı, Ramallah'taki liderlerin 1967 savaşı öncesi sınırları, yani Batı Şeria, Gazze Şeridi ve Doğu Kudüs'ü kapsayacak şekilde tanınma arayacaklarını bildirdi. İsrail ve ABD Filistin'in bu kararına karşı çıkıyor. Ancak Filistin tarafı, kararını Birleşmiş Milletler Bildirgesi'nin “kendi kaderini belirleme hakkı” ilkesine dayandırıyor.
Filistin tarafı ayrıca Birleşmiş Milletler’e üyelik için de başvuracak.
İsrail, Filistinli liderlerin girişiminin Ortadoğu sorununa tarafların uzlaşabileceği yönde bir çözüm getirmeyeceğini savundu. ABD, Almanya ve İtalya da kararla ilgili çekinceleri olduğunu bildirdi.
Filistinliler tanınma girişimlerinin, İsrail'le görüşmeleri Arap Barış Girişimi, Ortadoğu Dörtlüsü’nün kararları ve Başkan Barack Obama'nın bir süre önce kamuoyuna açıkladığı Ortadoğu vizyonu çerçevesinde yeniden canlandırabileceğine inanıyor.
Genel kurulda resmi oyla tanınmasının, Filistin tarafına büyük diplomatik avantaj sağlayacağı düşünülüyor. Ancak­ Birleşmiş Milletler üyeliği, Güvenlik Konseyi'nin yetkisi altında bulunuyor.

31 Ekim 2011, Pazartesi

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO), Filistin’in tam üyelik başvurusunu Paris'te yapılan oylamayla kabul etti.
UNESCO üyeliği için 193 üyenin üçte iki çoğunluğunun desteği yetiyordu. Filistin üye ülkelerin 3'te 2'sinin desteğini alarak UNESCO'nun 194'ncü üyesi oldu.
Paris merkezli UNESCO, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın geçen ay Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda tam üyelik başvurusunda bulunmasından bu yana, katılma başvurusu yaptığı örgüte bağlı ilk kurum oldu.
Bununla birlikte Filistin’in UNESCO üyeliğine kabul edilmesi, Amerika Birleşik Devletleri’nin bu kuruma desteğini tehlikeye atabilir. Amerika Birleşik Devletleri yasaları, Filistin’i üyeliğe kabul eden BM kurumların ödenek vermesini yasaklıyor.  Amerika Birleşik Devletleri, yüzde 22’yle UNESCO’nun bütçesine en büyük katkıyı yapan ülke konumunda.

19 Mart 2012, Pazartesi

Fransa'nın Toulouse kentinde bir Yahudi okuluna ateş açan silahlı bir kişi üç çocukla bir öğretmeni öldürdü. Yetkililer Ozar Hatorah okuluna düzenlenen saldırıda en az bir kişinin de ağır yaralandığını açıkladı.
Ölenler arasında okulda görevli öğretmenle üç ve altı yaşlarındaki oğulları bulunuyor. Okul yetkilileri ölen diğer çocuğun sekiz ile on yaşları arasında olduğunu açıkladı.
Polis, saldırganın olaydan sonra bir motosikletle kaçtığını bildirdi.
Saldırı üzerine Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, Eğitim Bakanı Luc Chatel ve Fransız-Yahudi örgütlerini temsil eden CRIF adlı grubun başkanı Richard Prasquier ile birlikte hemen Toulouse kentine gitti. Sarkozy saldırıyı “ulusal trajedi” olarak tanımladı ve silahlı kişinin mutlaka bulunacağı sözü vererek” vahşet ve zulüm asla galip gelemez” dedi.
Okul saldırısından birkaç gün önce aynı bölgede iki ayrı saldırıda üç asker öldürülmüş, ikisi yaralanmış ve saldırgan yine motorsikletle olay yerinden kaçmıştı. Sarkozy iki saldırı arasındaki benzerliğin kendisini şaşrttığını söyledi. Yetkililer balistik incelemelere dayanarak daha önceki iki saldırıda da aynı silahın kullanıldığını gösterdiğini söylüyor.

28 Aralık 2014, Pazar
Fransa'nın Savoie bölgesinde Alp dağlarındaki ağır kar yağışı, 1 kişinin ölümüne ve 15 bin arabanın mahsur kalmasına yol açtı.
Bölgedeki kayak merkezlerine giden yollarda seyreden araçların mahsur kalması acil durum merkezlerinin kurulmasına yol açtı. Turistlerin gecelemesi için bölgede on iki tesis hazırlandı, tesisler için okullar ve spor salonları kullanıma alındı. La Plagne bölgesindeki bir yoldaysa, iki otobüsün çarpışması 9 kilometreden uzun kuyruklara yol açtı. Bölgeden gelen haberler, normalde bir saatte kat edilecek mesafelerin on saatten fazla olduğunu bildiriyor. Bölgedeki bir havaalanındaysa çoğu Britanya vatandaşı olan 2000'den fazla yolcu mahsur kalmış durumda.
27 yaşındaki bir adamsa küçük bir tatil kasabasına doğru yol alırken arabasının 200 metrelik bir uçurumdan yuvarlanması sonucu hayatını kaybetti. Arabada bulunan diğer yolcuysa kazayı hafif yaralanmayla atlattı.
Fransa İçişleri Bakanı Bernard Cazeneuve, sürücülerin ellerinden geldiğinde dikkatli olmaları ve mümkünse yolculuklarını ertelemeleri çağrısında bulundu. Kayak merkezleriyse bir metreden fazla kar düştüğüne işaret ederek yağışları sevinçle karşıladı.

((İngilizce)) Harriet Alexander "Chaos in the Alps as massive snowfall traps 15,000 cars" The Telegraph, 27 Aralık 2014
((İngilizce))  "One Dead And 15,000 Stranded In French Alps" Isle of Wight Radio, 27 Aralık 2014

30 Ağustos 2010, Pazartesi

Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, Fransa'da yaşayan çingenelerin yaşadığı 300 kadar kampın yıkılması için geçtiğimiz günlerde emir vermişti. Bu talimatla Fransa’da yaşayan çingene göçmenler sınır dışı edilecek. Fransa’da bu ayın başında, gazino soyduğundan şüphelenilen bir genci polisin vurarak öldürmesi sonucu bu vatandaşlar polisle çatışmıştı. Sarkozy bu insanların yaşadıkları kampların fahişelik, dilencilik ve kaçakçılık yuvası olarak tanımlandığı biliniyordu. Fransa şimdiye dek 100 kadar çingene kampını dağıtarak, buralarda yaşayanları uçaklara bindirip Romanya'ya göndermişti. 

Birleşmiş Milletler'in bu anlayışı ırkçı bulduğu söylenmekte. Irk Ayrımıyla Mücadele Komisyonu'nun Başkan Yardımcısı Pierre Richard Prosper " her ülkenin göç ve güvenlik meselelerinde gerekli önlemleri alma hakkı ve sorumluluğu olduğunu, ancak belirli bir grubun hedef alınmasının yanlış olduğunu vurguladı; bunun ayrımcılık tanımına girdiğini" belirtti. Ülkenin Avrupa ile ilişkilerden sorumlu bakanı Pierre Lellouche  da açıklamaya BM kurulunda hazırlanan raporun aşırı olduğunu ve çok sayıda somut hata içerdiğini savunarak tepki gösterdi. Irk Ayrımıyla Mücadele Komisyonu, Fransa'dan Romanya'ya gönderilen çingenelerden bazılarının haklarını bilmemesini ve dönüş için rıza göstermemiş olmasını kaygı verici buluyor.
Öte taraftan Fransa yönetimi içerisinde de bu siyaset nedeniyle çatlaklar oluştuğu kaydedildi. Eski bir sosyalist olan Fransa Dışişleri Bakanı Bernard Kouchner RTL radyosuna verdiği röportajda, İstifa etmeyi düşünmedim değil, ben 25 yıldır Roman halkla çalışmış bir siyasetçiyim dedi.

((Türkçe))  "Fransa'nın çingene siyasetine tepki büyüyor" BBC, 27 Ağustos 2010
((Türkçe))  "Fransız hükümetinde 'çingene çatlağı'" BBC, 30 Ağustos 2010

24 Ocak 2011, Pazartesi

Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, G-8 ve G-20 gruplarının lideri olarak döviz piyasalarına ve emtia borsalarına güven getireceğini iddia etti.
Sarkozy, Pazartesi günü Elize Sarayı’nda düzenlediği basın toplantısında G20 Zirvesi gündemini değerlendirdi.

Nicolas Sarkozy finans piyasalarının Dolar dışındaki para birimlerinin ağırlığını da yansıtacak şekilde yeniden düzenlenmesi gerektiğini vurguladı. Sarkozy, bununla birlikte Dolar’ın temel para birimi olarak kalmasının gerekliliğini de kabul etti.
G20 dönem başkanı olan Sarkozy, ileride yeni mali krizlerin yaşanmasını önleyecek yeni düzenlemelere de ihtiyaç olduğunu vurguladı.
Fransız lider, tarim ürünleri, ve petrol gibi emtialarda da fiyat hassasiyetinin önüne geçilmesi gerektiği görüşünü savundu.
Nicolas Sarkozy, Pazartesi günkü toplantısında mali piyasalardaki işlemlere küresel iklim vergisi konulmasını da önerdi. Sarkozy bu şekilde toplanacak 100 milyar Dolar’lık fonun gelişmekte olan ülkeler tarafından küresel iklim değişikliklerine karşı mücadelede kullanılabileceğini vurguladı.
Sarkozy G-20 gündemini Facebook üzerindeki sayfasından yayınladı.
Ancak bazı bilgisayar korsanlarının Sarkozy’nin Facebook sayfasına girerek, sahte bir mesaj yayınladıkları görüldü.
Korsanların sahte mesajında Sarkozy gelecek yıl görevden ayrılacağını açıklıyordu.

4 Şubat 2013, Pazartesi

Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande ile Amerikalı İnternet devi Google’ın patronu Eric Schmidt arasındaki kavgayı Hollande kazandı.
Fransız gazetelerinin, kendi haberlerinden bedava alıntı yapan Google’dan telif hakkı istemesini destekleyen Hollande, Schmidt ile 60 milyon Euroluk bir anlaşmaya imza attı.
Google’dan basına ödenmek üzere 60 milyon Euro kopardı. 
Hollande, “Bugün dünya çapında tarihi bir anlaşmaya imza attık” dedi. Google’ın Fransa’ya yaptığı ödeme, bütün dünya basını için örnek oluşturabilir.
Fransız medyası, kendilerine ödeme yapmadan haberlerini kullanan Google’dan uzun süredir telif hakkı talep ediyordu. Ancak ödeme yapmaya yanaşmayan Google, “Biz de Fransız gazetelerinin haberlerini kullanmayız. Sonuçta bizim sayemizde haberleriniz daha çok okunuyor” tehdidini savurmuştu.
Bunun üzerine Google’ın patronu Schmidt’i Elysee’ye çağıran Hollande, Google’dan Fransız basınına 1 Şubat’a kadar tazminat ödemesi, aksi takdirde, Fransa’da gazete haberlerini kullanan internet kuruluşlarından para alınmasını düzenleyen bir yasa çıkaracağını söyledi.
İki ay süren çetin pazarlıkların ardından dün Google’ın patronu Schmidt, Kültür Bakanı Aurelie Filippetti, basın örgütleri ve hükümet tarafından belirlenen arabulucu Marc Sachwartz, Elysee Sarayı’nda yapılan toplantıda uzlaştı. Hollande, Google’dan, Fransız basının dijital ortama adapte olmasını kolaylaştırmak için kullanılmak üzere 60 milyon Euro koparmayı başardı. Google ayrıca, arama motorları aracılığıyla haberlerini kullandığını gazetelere ticari ilişkilerinde daha cazip öneriler getirmeyi de kabul etti.

Google’ın patronu Schmidt; 

 dedi.

31 Ocak 2013, Perşembe

Mali’ye düzenledikleri askeri operasyonun 20. gününde Gao ve Timbuktu kentlerini şeriatçı grupların elinden alan Fransa, önceki gece bu grupların ilk çıktığı kent olan Cezayir sınırındaki Kidal’a girdi. Bölgenin yönetimi Mali ve Fransız ordusu ile savaşan İslamcı grupların değil, Azawad İslami hareketi MIA ve Azawad’ın Birliği için Ulusal Hareket MNLA’ya bağlı otonomi isteyen Tuareg halkının elinde. Fransa, Kidal kentine yerel halkın isyan ettiği Mali askeri olmaksızın girdi. Fransa’ya Çad ve Nijerya birlikleri destek sağlıyor.
Mali’de Gao ve Timbuktu kentlerini cihatçı militanların elinden alan Fransa ve Mali ordusu, önceki gece İslamcı grupların ‘son ve güçlü kalesi’ Kidal kentine girdi. Çöl bölgesi olan Kidal’ı İslamcı gruplar avuçlarının içi gibi biliyor. Fransız hava saldırılarından kaçan gruplar, ‘daha güçlü saldırabilmek için’ Cezayir ve Nijer sınırı ile Moritanya sınırındaki Ugadugu ormanlarına saklandılar. Kidal halkı ise iktidara tepkili ve hala İslamcı grupların etkisi altında. Fransa, burada bir kara harekatında başarısız olmamak için Nijerya ve Çad’dan yardım istedi. Operasyon hakkında gazetecileri bilgilendiren Genelkurmay Başkanlığı sözcüsü Albay Thierry Burkhard, Mali'nin kuzeyindeki Kidal havalimanına giriş yaptıklarını açıkladı. Çad ve Nijerya’dan askeri yardımın ise Kidal’a ulaşmak üzere olduğu belirtildi. Fransa operasyon çerçevesinde Mali’deki asker sayısını 3 bin 500’e çıkarmıştı.

Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande, 

 demişti. Hollande’ın "erken zafer ilanı olarak" değerlendirilen bu sözlerinin ardından Fransa ordusu, Mali ordusu olmadan Kidal kentine tek başına girdi. Zira, Azawadlı Tuaregler isyan başlattıkları Bamako yönetiminin ordusunu Kidal’da görmek istemedi. Fransa bu mesajı okuyarak, Kidal’a tek başına girdi. Kidal’da da önemli bir direnişle karşılaşmayan Fransa, hızla bölgede "terörist olmayan güçlerle Bamako rejimi arasında diplomatik çözüm için" masaya oturmaları çağrısı yaptı.

Fransa ile çatışan Ensar Eddine örgütünden ayrılan Kidal’daki İslamcı hareket MIA, açıklama yaparak “Fransızlara ateş açmadık. Bu da bizim Fransa ile işbirliği yapmak istememizin kanıtıdır. Bamako ile politik çözüm için masaya oturabiliriz” açıklaması geldi. MNLA’ya mensup Tuaregler de Pazar günü politik çözüm için Fransa ile ortak hareket etmeye hazır olduklarını açıklamıştı.
Fabius : Mali’den hızla çıkacağız
Dışişleri Bakanı Laurent Fabius, 

 diye konuştu.
Fabius, Orduların önünde ciddi bir direniş yok, daha iyi vurmak için mi çekildiler ? sorusunu ise, Bir çoğunu öldürdük. Teröristler kötü organize olmuş. Üstelik haberleşmelerini dinlediğimizi biliyorlar. Bu da onların hareketlerini sınırlıyor diye yanıtladı.

23 Mayıs 2016, Pazartesi

Fransız parlamenterler tarafından görüşülen çalışma yasasını protesto edenlerin yol kapatma eyleminde, akaryakıt taşıyan araçların istasyonlara ulaşamamasından ötürü, ellerindeki stoklarını kullanan istasyonların 500'ünde yeterli yakıtın bulunmadığı öğrenildi.
Benzin sıkıntısı yaşayan istasyonlar, alımlara sınırlama getirirken, özel bir petrol şirketine bağlı çalışanların 72 saat sürecek ve çarşamba günü sonlanacak olan grevlerinin de bu sıkıntıyı arttırabileceği vurgulandı. Öte yandan Fransız yetkililer, stoklamayı önlemek amacıyla akaryakıt istasyonlarında bidonla yakıt satışına yasak getirdi

((İngilizce)) Reuters "French workers blockade gas stations in new labour reform protests" France24, 22 Mayıs 2016
((Türkçe))  "Fransa’da yapılan grevler petrol sıkıntısına neden oldu" Euronews, 21 Mayıs 2016
((Türkçe))  "Grevlerin etkisi sonucu Fransa’da petrol sıkıntısı" Evrensel (gazete), 22 Mayıs 2016
((Türkçe)) Rahmi Gündüz "Fransa'nın batısında yakıt sıkıntısı başladı" Anadolu Ajansı, 21 Mayıs 2016

8 Nisan 2016, Cuma

Paris'teki bir Fransız mahkemesi, eşcinsel bir kuaföre cinsel yöneliminden dolayı aşağılayıcı sözler söylenmesinin homofobik olarak nitelenemeyeceğine karar verdi. Kararın gerekçesi "kuaför salonlarının düzenli olarak eşcinsellere iş vermesi" olarak gösterildi. Karar Fransız hükümeti ve bazı hak grupları tarafından tepkiyle karşılandı.
Mahkeme kararına konu olan olay, 2014'te Paris'teki bir kuaför salonunda gerçekleşti. İki aylık çıraklığı sırasında hastalık nedeniyle bir gün işe gelemeyen davacıya işvereni başka birine göndereceği bir mesajı attı. Mesaj içeriği Libération gazetesinin haberine göre şöyleydi: "Onunla çalışmaya devam etmeyeceğim... bu adam hakkında iyi şeyler hissetmiyorum. Adam PD." "PD" terimi Fransızcada eşcinsel erkeklere hakaret amacıyla kullanılan bir sözcük ve Türkçeye "ibne" olarak çevrilebilir. Davacı ertesi gün işten kovuldu.
Davacı olayı Paris'te işverenlerle çalışanlar arasındaki tartışmaları karara bağlayan bir mahkemeye taşıdı. Davacı cinsel yönelim bazlı ayrımcılığa uğradığını ve hakarete son derece alındığını iddia etti. Mahkemeyse, her ne kadar kullanılan terim "hakaretvari" olsa da homofobik olmadığını ve davacının ayrımcılığa uğramadığına karar verdi. Mahkeme gerekçesinde kuaför salonlarının eşcinsellere sıkça iş verdiğini iddia etti ve bu nedenle ifadenin homofobik olmadığını belirtti.
Karar Fransa'da tepkiyle karşılandı. Çalışma bakanı Myriam el-Khomri kararı "skandal" olarak niteledi. Yurttaş haklarını savunan bir grubun temsilcisi, kararın temyize götürülmesi çağrısında bulundu ve "stereotipler ve önyargıyla" böyle bir kararın verilmesinin kendisini şoke ettiğini ifade etti. Inter-LGBT adlı LGBT hakları hareketinden Clemence Zamora-Cruz, karar hakkında "Fransa'da eşcinseller için zaten kötü olan iklimi daha da kötüleştirek" ve "cinsel yönelim bazlı ayrımcılık kurbanları halihazırda sessiz kalmayı tercih ediyor" yorumlarında bulundu. Homofobi kurbanları için bir sığınma evi yöneten Nicolas Noguier ise kararı "homofobik" olarak niteledi ve kararın "bize gelen gençlerin maruz kaldıklarının üç dört satıra yoğunlaşmış hali" olduğunu ileri sürdü.

((İngilizce)) Angelique Chrisafis "Slur against gay hairdresser not homophobic, French court rules" The Guardian, 8 Nisan 2016
((İngilizce))  "French court rules gay slur ‘OK’ for hairdressers" France24, 8 Nisan 2016
((İngilizce))  "Gay slur aimed at hairdresser 'not homophobic' - French ruling" BBC, 8 Nisan 2016

3 Mayıs 2009, Pazar

Galatasaray Spor Kulübü'nün tekerlekli sandalye basketbolu branşında faaliyet gösteren Galatasaray Tekerlekli Sandalye Basketbol Takımı, Almanya'nın RSC Rollis Zwickau takımını finalde 82-73 mağlup ederek Şampiyonlar Ligi şampiyonu ünvanını korudu. Geçeçen sezon da bir başka Almanya tekerlekli sandalye basketbolu takımı olan RSV Lahn-Dill'i yenerek ilk kez Şampiyonlar Ligi şampiyonu olmuştu.
Şampiyonlar Ligi B Grubu'nu ikinci sırada tamamlayarak yarı finale yükselen Galatasaray, bu turda A Grubu'nu birinci sırada tamamlayan İtalya basketbol takımı Lottomatica Elecom Sports Roma ile eşleşti. Bu takımını 87-54 mağlup ederek finale yükseldi.

B Grubunu lider olarak tamamlayan Almanya temsilcisi RSC Rollis Zwickau ile bir diğer Alman takımı ve A Grubu'nun ikincisi RSV Lahn-Dill karşılaştı. Bu karşılaşmadan RSC Rollis Zwickau takımı 69-55 galip ayrılarak finaldeki ikinci takım oldu.

1.Periyot: 21-19
2.Periyot: 21-20
3.Periyot: 7-16
4.Periyot: 24-27
Toplam: 73-82
Galatasaray'ı final karşılaşmasında şampiyonluğa taşıyan basketbolcular 28 sayı 6 ribaundla Çek oyuncu Petr Tucek, 22 sayı 10 ribaundla Justin Eveson ve 17 sayıyla Matt Scott olurken Hussein Haidari de 8 asist ve 3 sayıyla maçı tamamladı.

  "Engelsiz Aslanlar Şampiyon!" Galatasaray.org, 3 Mayıs 2009
  "'Engelsiz Aslanlar' unvanı bırakmadı: 82-73" NTVMSNBC, 3 Mayıs 2009
  "Engelsiz Aslanlar Avrupa Şampiyonu" Ajansspor, 3 Mayıs 2009
  "Galatasaray Avrupa Şampiyonu" Fanatik, 3 Mayıs 2009

31 Mayıs 2011, Salı 
Artvin'in Hopa ilçesinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın yapacağı Ak parti mitingi öncesinde ve sonrasında olaylar yaşandı. Erdoğan'ı protesto etmek isteyen grupla polis arasında çıkan çatışmada polis gaz bombasına başvurdu.
Polis, halay çekerek eğlenen ve eylem yapan eylemcilerin üzerinden 3 adet helikopterle yakın bir şekilde geçti. Bunun üzerine kalabalık "Yuh" tepkileri verdi. İlçe'de eylemlecilerin HES projelesini ’Su haktır, satılamaz’ pankartı açarak protesto etmesi üzerine eyleme polis müdahalesi başladı. Gruptaki bazı kişiler kaldırım taşlarını sökerek polise atmaya başlaması üzerine polis biber gazı ve tazikli su ile karşılık verdi. Göstericiler kendilerine atılan gaz bombalarını polise geri attı. Gaz bombalarından etkilenen 54 yaşındaki emekli öğretmen Metin Lokumcu kalp krizi geçirerek hayata veda etti. Yakınları ve arkadaşları polisin biber gazlı müdahalesinden sonra Lokumcu'yu tekmeleyerek kalp krizi geçirmesine neden olduğunu iddia etti. Polislerden ve toplumdan birçok kişi yaralanarak ya da biber gazından etkilenerek hastahanelere kaldırıldı. Ölüm haberini alan Hopalılar ilçe meydanına akın etti. İstanbul, Taksim Meydan'ında ve Ankara'da da eylemler düzenlendi.
Aynı zamanda başbakanın korumalarından biri kafasına isabet eden taş yüzünden araçtan düşerek ağır yaralandı. Koruma, Hopa Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Olay esnasında silahlı saldırı olduğunu sanan başbakan korumaları havaya dakikalarca ateş açtı. İnsanlar dakikalarca ayağa kalkamadı. 
Erdoğan ise "Ben Hopa'ya eşkiyaların indiğini bilmiyordum. Meğerse eşkiyalar Hopa'ya da inmiş" diyerek eylemcileri eleştirdi. Ak Parti'nin Trabzon mitinginde ise Trabzonsporlular miting alanına sokulmadı.

 Ekin Karaca "Hopa'da Gaz Bombası Emekli Öğretmeni Öldürdü" Bianet, 31 Mayıs 2011
 Kararzu "Hopa'da Polis Terörü: Emekli Öğretmen Metin Lokumcu hayatını kaybetti" internationala, 31 Mayıs 2011
  "Hopa karıştı: 1 ölü" Radikal, 31 Mayıs 2011
  "Trabzon Emniyeti diken üstünde" manset61, 31 Mayıs 2011
  "Hopa'da Erdoğan çatışması: 1 ölü" Sendika.Org, 31 Mayıs 2011
 Muhammet Kaçar - Fatih Turan "Hopa'da AK Parti mitingi sonrasında olay" Doğan Haber Ajansı, 31 Mayıs 2011
  "AK Parti mitinginde olaylar çıktı" hasgundem, 31 Mayıs 2011

1 Mayıs 2016, Pazar

Gaziantep Emniyet Müdürlüğü binası önünde, bugün saat 09.17 sıralarında bir arabanın infilak etmesi sonucu gerçekleşen patlamada şu ana kadar 1 polis öldü. 1'i ağır 10'u aşkın polis ve dört sivil ise yaralandı. Gaziantep Valisi Ali Yerlikaya, patlamanın, bombalı araçla düzenlenen bir terör saldırısı olduğunu açıkladı.
Görgü tanıklarının ifadelerine göre, iki kişinin bir araçla beraber yaklaşarak, önce otomatik silahlarla etrafa ateş ettiği, polislerin karşılık vermesi üzerine kaçtıkları ve ikinci bir aracın gelmesiyle de patlamanın gerçekleştirildiği ifade edildi. Öte yandan, 1 Mayıs kutlamalarının da iptal edildiği şehirde, beyaz renkli bir aracın da aranmakta olduğu belirtildi.

((tr)) Anadolu Ajansı "Gaziantep'te terör saldırısı: 1 şehit, 13 yaralı" Anadolu Ajansı, 01 Mayıs 2016
((tr)) Doğan Haber Ajansı-Anadolu Ajansı "Son dakika haberi: Gaziantep'te patlama 1 şehit, 13 yaralı" Hürriyet, 01 Mayıs 2016
((tr)) Ntv.com.tr "Gaziantep Emniyet Müdürlüğü önünde patlama" Ntv, 01 Mayıs 2016
((tr)) Milliyet.com.tr "Son Dakika Haberleri: Gaziantep Emniyet Müdürlüğü önünde patlama" Milliyet, 01 Mayıs 2016

21 Mayıs 2016, Cumartesi

2014 yılında, 1 Haziran'da Gaziantepspor'a transfer olan ve 3 yıllık sözleşmeye imza atan Erdem Şen hakkında, Gaziantepspor yaptığı açıklamada, sezon sonundan sonra disiplinsiz hareketleri ile dikkat çektiği, kısa süre içinde takım arkadaşları ve teknik direktörle anlaşamaz hale getirdiği, takım içinde huzursuzluk çıkardığı iddiası ile sözleşmesi feshetti. Sözleşme şartlarına göre yurt dışına giderken bedelsiz bir şekilde gönderileceği öğrenildi. Türkiye'den bir takıma giderse 1 Milyon TL ödemek zorunda kalacağı belirtildi. Sözleşme bu şartlar altında feshedildi.
Sözleşme imzalandıktan sonra 20 Mayıs 2016 tarihinde Erdem Şen, sözleşmesini alarak ülke dışına çıkarken havaalanında yakalandı. Bunun üstüne Gaziantepspor futbolcunun sözleşme odasından sözleşmeyi nasıl aldığının videolarını yayınladı ve Cumhuriyet Savcısına suç duyurusunda bulundu. Ayrıca Erdem Şen ise, olayların geçmişi hakkında açıklama yaptı. 

((Türkçe))  "Gaziantepspor'da Erdem Şen'e suçlama" http://www.hurriyet.com.tr, 21 Mayıs 2016
((Türkçe))  "Gaziantepspor'dan, Erdem Şen'e hırsızlık suçlaması" http://t24.com.tr, 21 Mayıs 2016

5 Ocak 2012, Perşembe

Türkiye eski Genelkurmay Başkanı olan Emekli Orgeneral İlker Başbuğ, İnternet andıcı davası ile ilgili devam eden soruşturma kapsamında, şüpheli sıfatı ile Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısına ifade verdi. 7 saat süren ifade alma işleminin ardından Cumhuriyet Savcısı tarafından tutuklanma istemi ile İstanbul Nöbetçi 12. Ağır Ceza Mahkemesine sevk edilen Başbuğ'un mahkeme tutuklanmasına karar verdi. 

İnternet andıcı davası halen duruşmaları devam etmekte olan İrticayla Mücadele Eylem Planı davası ile birleştirilmişti. Davanın son 50 nci duruşması 30 Aralık 2011 tarihinde yapılmış, İlker Başbuğ'un adı da şüphelilerin savunma ve mahkemeye sunulan delillerde geçtiğinden dolayı, Başbuğ'un ifadesinin alınması amacıyla Beşiktaş Cumhuriyet Başsavcılığına yazı yazılması karara bağlanmıştı. Karar doğrultusunda hareket eden Beşiktaş Cumhuriyet Başsavcılığına bağlı, özel yetkilendirilmiş Cumhuriyet Savcısı Cihan Kansız tarafından yürütülen soruşturma kapsamında İlker Başbuğ'a ifade vermesi için tebligat göndermişti. 

İlker Başbuğ Cumhuriyet Başsavcılığına ifade vermeye gelmeden yaklaşık bir saat önce, adliye binasına Merkez Komutanlığından gelen bazı Subaylar güvenlik incelemesi yapması ve tamamlamasının ardından, adliyeye gelen Başbuğ'un ifade verme işlemi başladı. Mahkemeye "Örgüt yöneticiliği" ve "cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükumetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs" suçlarından dolayı tutuklama istemiyle sevk edilen Başbuğ mahkemede 

 dedi. 
Nöbetçi Mahkeme görülen duruşmada, Başbuğ'un mevcut deliller göz önüne alınarak tutuklanmasına karar verdi. Tutuklanması nedeniyle cezaevine götürülecek olan Başbuğ adliye binası çıkışında  

 dedi. Alınan sıkı güvenlik tedbirleri arasında sivil bir araç ile önce Yenibosna'daki Adli tıp kurumu binasına götürülen Başbuğ burada yapılan kontrollerin ardından Silivri Cezaevi yerleşkesine götürülerek, burada 5 numaralı L tipi kapalı cezaevine yerleştirildi.
Başbuğ'un avukatları karara itiraz edeceklerini belirttiler. Sonradan öğrenilen bilgilere göre, Başbuğ'un Cumhuriyet Savcısının bazı sorularını yanıtsız bıraktığı öğrenildi. Eski Genelkurmay Başkanı Başbuğ'un tutuklanması, dünya medyasında da geniş yankı buldu. New York Times olayı "benzeri görülmemiş bir adım" olarak aktarırken, BBC Türkiye'de ilk defa eski bir Genelkurmay başkanının tutuklandığını belirtti.         

((Türkçe)) bbc "Eski Genelkurmay Başkanı tutuklandı" bbc.co.uk, 6 Ocak 2012
((Türkçe)) aa "İlker Başbuğ Silivri Cezaevinde" aa.com.tr, 5 Ocak 2012
((Türkçe)) milliyet "Başbuğ tutuklandı" milliyet.com.tr, 6 Ocak 2012
((Türkçe)) pirsushaber "İlker Başbuğ Tutuklandı mı? İlker Başbuğ Neden Tutuklandı?" pirsushaber.com, 6 Ocak 2012
((Türkçe)) radikal "Başbuğ'un tutuklanması dünya gündeminde" radikal.com.tr, 6 Ocak 2012

3 Aralık 2009, Perşembe

İnternet arama devi Google, Alan Adı Sistemi (Domain Name System) hizmeti başlattığını duyurdu. "Google Public DNS" adını taşıyan servis ile Google, hükümetlerce yönetilen ulusal DNS hizmetlerine ve OpenDNS gibi bu hizmeti veren küresel şirketlerle rekabet edecek.
DNS, internetteki web sitelerinin alfa-nümerik isimlerini, IP adreslerine çözümleyen bir hizmet. Bu hizmet ile Google istediği web sitesine erişimi kendi DNS sunucularını kullananlar için engelleyebilecek. Bu da internette yeterince söz sahibi Google'ın internetin daha önemli bir parçası olması anlamına geliyor. Asıl daha önemli olan diğer bir nokta ise, bu hizmeti kullananların girdiği tüm web sitelerinin Google tarafından bilinebilecek olması. Kullanıcıların birçok alışkanlıkları ve çoğu kişisel bilgilerine arama motoruyla zaten sahip Google, bu hizmet ile bilgi deposunu daha da büyütebilecek. Google gizlilik açıklamasında, kullanıcıların; IP adreslerinin, İnternet servis sağlayıcısı ve yer bilgilerinin kaydedileceğini açıkladı. IP adresleri 24 saat içinde silinirken, ISS ve yer bilgisi kalıcı olarak saklanacak.
Google'ın DNS'ini kullanmanın avantajları ise hız konusunda yaşanabilecek. DNS hizmetlerinin çözümleme hızı ile sunucuların kullanıcıların isteklerine cevap verme hızlarında meydana gelen gecikmeler zaman zaman kullanıcıların web sitelerine erişimlerinde yavaşlamaya yol açabiliyor. Google'ın vereceği hizmetin, şirketin sunucu profili göz önünde bulundurulduğunda, bir hayli hızlı olması bekleniyor.
DNS hizmetleri, internet yasaklayıcı ülkelerde sıkça kullanılan bir yöntem. Hükümetlerce yönetilen DNS'leri kullanan kullanıcılar yasakları es geçebilmek için alternatif DNS hizmetlerini kullanıyorlar. 
Google Public DNS kullanmak isteyenlerin bu hizmeti kullanabilmesi için IP çözümleyici adreslerini 8.8.8.8 ve 8.8.4.4 olarak girmeleri gerekiyor.

((en))  "Introducing Google Public DNS" Google, 2009-12-03

Google Public DNS web sitesi

10 Şubat 2010, Çarşamba

Arama devi Google, Facebook, Twitter gibi sosyal paylaşım sitelerine rakip olacak yeni hizmetini yayınladı. Google Buzz adını taşıyan hizmet ile kullanıcılar Gmail hesaplarından durum güncellemeleri, video ve resim paylaşımları, tweet yayınları gibi paylaşımlarını yayımlayabilecekler. Buzz hizmeti Google'ın rss okuyucusu Google Reader, fotoğraf paylaşım sitesi Picasa ve mesajlaşma programı Gtalk ile entegre çalışıyor. Dileyen kullanıcılar, Flickr ve Twitter hesaplarını da Buzz'a ekleyebiliyor. Youtube ve Blogger'da eklenecek hesaplar arasında. Doğrudan durum güncellemeleri yapabilen kullanıcılar eklenen resim ve videolara yorum da yazabiliyorlar.
Hizmetin diğer bir önemli özelliği ise, mobil telefonlarda da kullanılabilecek olması. Android ve iPhone gibi telefonlardan erişilebilen hizmet ile kullanıcılar bulundukları yeri otomatik olarak bildirip yakındaki arkasdaşlarını görebilecekler. 
Google'ın halihazırda Orkut adında bir sosyal iletişim sitesi bulunuyor. Ancak, kullanıcı sayısı bakımından Facebook gibi sosyal paylaşım devlerinin çok gerisinde kalıyor. Buzz'un daha çok Twitter veya FriendFeed gibi siteleri etkileyeceği düşünülüyor. 350 milyonun üzerinde üyeye sahip Facebook'u geçebileceği şimdilik tahmin edilmiyor.
Arama motoru piyasasında Google'ın rakiplerinden Yahoo da geçen sene benzer bir hizmeti yayınlamaya başlamıştı. Diğer bir rakibi Microsoft ise benzer bir hizmeti Live Today olarak veriyor.
Buzz, doğrudan Gmail hesabından kullanılıyor. Sadece gelen kutusunun altına yerleşen Buzz simgesine tıklamak yeterli. http://www.google.com/buzz adresinde ise hizmetin tanıtımı yapılıyor.

  "Google meydan okumaya yanıt verdi!" Chip Türkiye, 2010-02-10
  "Google kendi sosyal ağını kurdu" NTVMSNBC, 2010-02-10

21 Temmuz 2011, Perşembe

Google'ın sosyal medya ağı Google+, uluslararası internet hacker grubu Anonymous'un "Your Anon News" adlı hesabını kapattı. Google bu hesabın kapatılma nedeninin "Toplum standartlarına uygun değil" olarak belirtti.  Grup, Google'ın Gmail hesaplarını da kapatıldığını öne sürüyor. Grup, Google tarafından engellendiklerinden kısa süre sonra Anon+ adında bir sosyal medya ağı kuracaklarını açıkladılar.
Grup Anon+'ı "İçinde hiçbir korkuya, sansüre ve engellemeye yer olmayan sosyal ağ" olarak tanımlıyor. 0.1 Alpha sürümünde olan Anon+, Twitter, YouTube ve Facebook’un çeşitli özelliklerine sahip olacak. 
Site şu an sadece Anonymous logosu, bir manifesto ve forum bağlantıları içeriyor. Foruma üye olarak sistemi geliştirmeye katılmak mümkün.

((Türkçe)) Radikal "Anonymous, Google Plus'a rakip oluyor" Radikal, 18 Temmuz 2011
((Türkçe)) HaberTürk "HackerBook!" HaberTürk Ekonomi, 19 Temmuz 2011
((Türkçe)) Hürriyet "Google+ değil, Anon+" Hürriyet Ekonomi, 19 Temmuz 2011

21 Eylül 2011, Çarşamba

Bugün Google'ın resmi sitesinden yapılan duyuru ile Google tarafından yönetilen yeni sosyal ağ projesi Google+ deneme süreci bitirdi ve artık üyelik kabul ediliyor. 28 Haziran 2011'de denenmek amaçlı beta sürümüyle hizmete giren Google+'da bugüne kadar davetiye ile üyelik veriliyordu.  
Bazı çevreler, Google'ın bu büyük sosyal ağ girişimi, yarım milyar üyesi bulunan Facebook'a rakip olarak görüyor. Google+'nın üç haftada 20 milyon kullanıcıya ulaşması ise bu düşünceyi desteklemişti. Sosyal medya Google+'nın tüm kullanıcılara açık hale gelmesinden dolayı daha da çok ünleneceğini ve Facebook'u geçebileceği düşüncesinde.
Google+'nın tüm kullanıcılara açık hale gelmesine rağmen gerçek ad zorunluluğu kalkmış değil. Google+'a üye olabilmek için 18 yaş zorunluluğu da devam ediyor. İlerleyen zamanlarda yaş sınırını düşürüp düşürmeyeceği ise henüz belli değil.
Google+ tüm kullanıcılara açık hale gelmesiyle beraber Google ana sayfasındaki gezinti çubuğuna "+Siz" ibaresi de eklendi. 

((Türkçe)) Google "Google" Google, 20 Eylül 2011

2 Temmuz 2011, Cumartesi 
Google tarafından yönetilen yeni sosyal ağ projesi Google+ 28 Haziran 2011'de test edilmek amaçlı beta sürümüyle hizmete girdi. Bazı çevreler tarafından Google'ın bu büyük sosyal ağ girişimi, yarım milyar üyesi bulunan Facebook'a rakip olarak görülüyor. İnternet uzmanları ise Google'ın sadık Facebook kullanıcılarını çekmekte büyük zorluk yaşayabileceğini belirtiyor.
Google'ın diğer projeleriyle entegre çalışan bu sosyal ağ projesi şimdilik davetiye ile üye kabul ediyor. Bu davetiye sistemi Google+'a üye olmak isteyenleri heyecanlandırıyor. Ve bu heyecan da bazı internet dolandırıcılarının da dikkatini cezbediyor. Siber güvenlik firması Sophos'un tespitlerine göre gerçekçi görünen davetiyeler insanları, bir ilaç satım sitesi gibi görünen ve 4 Temmuz Amerikan Bağımsızlık günü indirimi gerçekleştiğini söyleyen bir dolandırıcılık sitesine yöneltiyor.
Google yetkilileri, Google+ hizmete girdikten 6 saat sonra üyelik sistemini yoğun ilgiden doalyı geçici olarak kapattıklarını belirttiler. Şirketin başkan yardımcısı Vic Gundotra aşırı talepten dolayı böyle bir durumla karşılaşıldığını belirtti. Üyelik sistemine ne zaman dönüleceği konusunda ise bir açıklama olmadı.
Google+ kullanıcılarına arkadaşlarını belli gruplara ayırarak her bir grupla farklı paylaşımlar yapma imkanı tanıyor. Birden fazla kişi ile canlı video konferansı yapabilme de projenin hizmetleri arasında yer alıyor. Bunların yanı sıra toplu anında mesajlaşma ve ağ içerisinde ortak ilgileri bulunan kişilerin birbirini bulabilmesi gibi imkanlar mevcut.
Çin Halk Cumhuriyeti vatandaşları ise Altın Kalkan Projesi dahilinde sansürlenen Google+'a erişemiyor.

((İngilizce))  "Spammers Exploit Craze for Google+ Invites" International Business Times, 1 Temmuz 2011
((İngilizce)) Charles Arthur "Google+ 'blocked in China'" The Guardian, 30 Haziran 2011
((Türkçe))  "Google plus hizmete girdi, 6 saat içinde üyelik sistemini kilitledi" Hürriyet, 1 Temmuz 2011
((Türkçe))  "Google+, sosyal ağ savaşında Facebook'a meydan okuyor" BBC Türkçe, 29 Haziran 2011

25 Temmuz 2011, Pazartesi

Google'ın yeni sosyal ağı Google+, Comscore'un verilerine göre yaklaşık 20 milyon kullanıcıya ulaştı. Google+ şimdilik sadece davetiye ile üye kabul etmesine karşılık bu rakamın olması sosyal medyayı şaşırttı. 
Google'ın daha önceki açmış olduğu sosyal ağ siteleri göz önünde bulundurulursa Google+, Google'ın en başarılı sosyal ağı olacak.
Google+'ın uygulama (oyun vb.) altyapısının da hazırlandığı belirtildi. Google+ yardım sayfasında bugün yapılan düzenlemeler üzerine uygulama altyapısının en kısa süre içinde etkin hale geleceği düşüncesi yaygınlaştı. Google, Google+ uygulama altyapısını etkin hale getirdiğinde kullanıcı sayısının daha da çok artacağı düşüncesinde.
Google+ sadece Amerika Birleşik Devletleri ve Hindistan'da 1 milyonu geçen bir kullanıcı sayısına sahip. Google+'ı kullanan ilk 10 ülke ve rakamları şu şekilde:

((Türkçe)) Beyaz Gazete "Google+'da ilk 10'a girdik" Beyaz Gazete, 24 Temmuz 2011
((Türkçe)) ShiftDelete.net "Google+ Hızla Büyüyor" ShiftDelete.net, 23 Temmuz 2011
((Türkçe)) Hürriyet "Google+, 20 milyon üyeye ulaştı, Türkiye 9’uncu sırada yer aldı" Hürriyet Ekonomi, 24 Temmuz 2011

29 Temmuz 2011, Cuma

Google'ın yeni sosyal ağ projesi Google+'da gerçek isimlerini kullanmayan kullanıcıların hesaplarının silindiği öğrenildi. Bu durum Google+'ın tepki çekmesine yol açtı. 
İnternet ortamında gerçek kimliklerini saklı tutmayı tercih eden kullanıcılar ise bu durumu düşüncesizce olarak nitelendirdi. Google, bu tür şikayetleri dikkate aldıklarını açıkladı. Ancak sosyal ağın daha hızlı bir şekilde ilerlemesi için gerçek ad zorunluluğunun olduğunu da belirtti. 
Reklam sektörü ise gerçek ad zorunluluğundan memnun. Reklam sektörüne göre gerçek ad onlar için daha çok kâr anlamında.

Google+ üç hafta içinde 20 milyona kullanıcıya ulaştı

((Türkçe)) ntvmsnbc "Google+’da 'gerçek ad' mecburiyeti" ntvmsnbc, 29 Temmuz 2011
((Türkçe)) BBC Türkçe "Google+, neden gerçek isimde ısrarcı?" BBC Türkçe, 28 Temmuz 2011

16 Ekim 2011, Pazar

Google'ın yöneticilerinden olan Bradley Horowitz, sitenin resmi bloğunda yaptığı açıklamada "Google Buzz ve Buzz API'yi sonlandırıyoruz.  Kapandıktan sonra Google Buzz üzerinde içerik yayınlamak mümkün olmayacak, fakat daha önce yayınlanan içerikler kullanıcıların Google Profillerinde gözükecek ve isteyen kullanıcılar bu bilgilerini Google Takeout ile indirebilecekler." şeklinde açıklama yaptı ve Google Buzz'un kapanacağını duyurdu.
Google Buzz 2010 yılı Şubat ayında kullanılmaya başlanmıştı. Çıkış zamanlarında medyada Twitter ve Facebook için büyük bir tehdit oluşturacağı belirtilmişti. Ancak Google Buz beklenen ilgiyi görmedi. Bu arada yönetim kurulu başkanı Larry Page yaptığı açıklamada Google+'ın 40 milyon kullanıcıya ulaştığını belirtti. Google+'ın yakaladığı başarıdan memnun olduğunu açıklayan Horowitz, bu servis üzerinde daha fazla başarı yakalamak amacıyla bazı hizmetlere son verileceğini de belirtti. 
Bunun dışında 15 Ocak tarihi itibarı ile açık kaynak kod aramaya olanak tanıyan Code Search servisi ve 2007'de satın alınan Jaiku servisinin de kapatılacağı, iGoogle hizmetinde ise sosyal ağ özelliklerinin kaldırılacağı belirtildi. Daha önce kapatılacağı duyurulan Google Labs servisleri de bugün itibarı ile kapatıldı.

((Türkçe)) shiftdelete "Google Fişi Çekti" shiftdelete.net, 16 Ekim 2011
((Türkçe)) scroll "Google, Bazı Servislerine, “Dur!” Diyecek!" scroll.com.tr, 16 Ekim 2011
((Türkçe)) techno-labs "Google Siteleri Kapatılıyor" techno-labs.com, 16 Ekim 2011
((Türkçe)) bilgicagi "Google Buzz’a elveda ediyor" bilgicagi.com, 16 Ekim 2011
((Türkçe)) veteknoloji "Ne olduğunu onlar da bilmiyor!" veteknoloji.com, 16 Ekim 2011

12 Ocak 2012, Perşembe

Google arama motoru Türkiye resmi bloğunda yaptığı açıklamada, 10 Ocak 2012 tarihinden itibaren özellikle Google+ sosyal paylaşım sitesi öncelikli olmak üzere , arama sonuçlarında kişi ve içerik sonuçlarına da yer vereceğini açıkladı. Google yaptığı açıklamada, arama motorlarında her gün yüz milyonlarca kişi araması gerçekleştirildiğini, bazen aranılan kişiye ulaşmanın zor olduğunu, kişi bulunduğunda ise onunla irtibata geçilebilecek hızlı bir yol olmadığını, ancak yapılan değişiklik ile bunun artık mümkün olabileceği belirtildi.

Yeni gelişme bir anda sosyal paylaşım sitelerinde de yer buldu. Twitter'ın avukatlarından olan ve daha önce Google için çalışmış olan Avukat Alex Macgillivray Twitter üzerinden yaptığı açıklamada Bugün internet için kötü bir gün dedi. Twitter şirket olarak yaptığı açıklamada Macgillivray'ın şikayetlerine benzer hususları tekrarladı. Ancak Twitter, Google'ın arama sonuçlarında kendi servislerini ön plana çıkarması ile ilgili herhangi bir açıklamada bulunmadı. Google ise yaptığı açıklamada, bir süredir kişiye özel sonuçların arama motorunda zaten yer aldığını, yapılan değişikliğin internet aramalarının kişiselleştirilmesinin bir parçası olduğunu belirtti. 

Yapılan değişikliğin şu anda genel olarak yalnızca kayıtlı kullanıcılar tarafından yapılacak aramalarda gösterileceği, arama yapan kayıtlı kullanıcının araması doğrultusunda örneğin bir mekan adı aramasında, bu mekanı ziyaret eden kişilerin bilgi ve fotoğraflarının da arama sonuçlarında yer alacağı belirtiliyor. Gizlilik kurallarına da uyulacağı belirtilen yeni gelişmede de, şayet aranan yer ile ilgili aile veya sosyal medya da paylaşım yapılan bir arkadaşın bilgileri bulunuyorsa, bu bilgilerin daha görünür olacağı da belirtildi.

Google yeni arama sisteminin, hayatı daha da kolaylaştıracağı iddiasında bulunuyor. Bu yeni özelliğin adının ise "Search, plus Your World ( Arama, artı sizin dünyanız)" olduğu belirtildi. Resmi blokta uzunca bir yazı ile yer verilen yeni arama sisteminde arama, kişisel sonuçlar, aramada profiller, kişiler ve sayfalar olarak üç yeni özellik doğrultusunda yapılandırıldığı belirtildi. Ayrıca Google bloğunda Amit Singhal imzalı açıklamanın sonunda ; 

 denildi.

((Türkçe)) google-tr "Arama Artı Sizin Dünyanız" google-tr.blogspot.com, 10 Ocak 2012
((Türkçe)) milliyet "Google'dan 3 yeni özellik!" milliyet.com.tr, 12 Ocak 2012
((Türkçe)) bbc "Twitter Google'ın sosyal medya arama motorundan şikayetçi" bbc.co.uk, 11 Ocak 2012
((Türkçe)) cnnturk "Google seni arıyor" cnnturk.com, 11 Ocak 2012
((Türkçe)) ntvmsnbc "Artık Google seni arayacak" ntvmsnbc.com, 10 Ocak 2012

25 Ocak 2012, Çarşamba

Arama motoru şirketi Google, gizlilik politikasında ve hizmet şartlarında köklü değişiklikler yapacağını açıkladı. Google'ın şu an 70 farklı gizlilik politikası bulunuyor. 60'tan fazlasını ise tek bir politikaya bağlayacak. Google, gizlilik politikasını sadeleştirerek tüm ürünleri artık tek bir gizlilik politikası kapsamına alacak. 1 Mart 2012'de yeni gizlilik politikası ve Google Hizmet Şartları eskilerinin yerine geçecek. Google'ın resmi güncesinden yapılan açıklamaya göre kullanıcılar e-posta yoluyla yeni değişikliklerden bilgilendirilecek. Google'ın Gizlilik, Ürün ve Mühendislik Müdürü Alma Whitten blog yazısında:
"In short, we’ll treat you as a single user across all our products, which will mean a simpler, more intuitive Google experience. (Kısacası, daha basit ve daha sezgisel bir Google deneyimi isteyen size tüm ürünlerimizin tek kullanıcısı gibi davranacağız.)" 
ifadelerine yer verdi.

Google'ın yeni düzenlemeleri hakkındaki bilgilendirme sayfası (Türkçe)

((İngilizce)) Google "Updating our privacy policies and terms of service" Google Blog, 25 Ocak 2012

30 Mart 2016, Çarşamba

Fenerbahçe'nin sağ bek oyuncusu Gökhan Gönül'de yasaklı maddeye rastlandı. 
Beşiktaş-Fenerbahçe ile oynanan derbi maçı öncesi, sol kaburgası kırılan Gönül'ün, kulüp doktorlarının yaptığı iğneler ile maça çıktığı ve iğnelerde yer alan içeriğin ise yasaklı maddeler içerisinde yer aldığı öğrenildi. Konuyla ilgili açıklama yapan Fenerbahçe, Gökhan Gönül'ün kullandığı ilaçlar ile MR ve röntgen raporlarını Beşiktaş maçından önce TFF'ye iletildiğini ve bu bilgilerden de haberleri olduğunu açıkladı.
Gözlerin çevrildiği TFF'nin ise, bahsi geçen raporların zamanında iletilip iletilmediğini araştırdıktan sonra, gerekli işlemleri yapıp yapmayacaklarına karar verecekleri düşünülüyor. Aksi taktirde Gökhan Gönül, yasaklı madde kullanma suçundan iki yıl futboldan uzak kalabileceği konuşulmaktadır.

((Türkçe)) Doğan Haber Ajansı "TFF Basın Sözcüsü Düren'den Gökhan Gönül açıklaması" NTV, 30 Mart 2016
((Türkçe)) Doğan Haber Ajansı "Gökhan Gönül'de doping iddiası" CNN Türk, 30 Mart 2016

24 Ağustos 2012, Cuma

Türkiye'nin Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, PKK saldırıları neticesinde hayatını kaybeden Jandarma Uzman Çavuşu Osman Çelik'in Antalya'daki cenazesine katıldı. Cenaze esnasında cenaze marşı çalan askeri bando, Günay'ın "Halk tekbir getirecek, kesin!" demesi üzerine susturuldu. Cenaze esnasında subaylara yüksek sesle "Durdurun kardeşim bunu! Bunu durdurun... Tekbir söyleyecek millet, bu nedir canım" dedi. Bakanın yanındaki polis, bakanın talimatlarını iletti. Bando susunca teşekkür eden Günay, cenazeyi omuzuna alarak yürümeye devam etti. Cenazenin ardından bakan, basın mensuplarına açıklama yaptı. Bu olay, bir takım tartışmalara sebep olmuş durumda. 

((Türkçe)) Metehan Demir "Bando mu tekbir mi?" Hürriyet, 24 Ağustos 2012
((Türkçe))  "Bakan Günay Şehit Cenazesine Eşlik Eden Askeri Bandoyu Susturdu" Hürriyet Web Tv, 24 Ağustos 2012

16 Ağustos 2012, Perşembe
NASA'nın uzay teleskobu Chandra X-ışını Gözlemevi, yılda 740 yıldız doğuran bir galaksi keşfetti. Dünya'dan 5,7 milyar ışık yılı ötedeki galaksi, çok büyük bir X-ışını parıltısı yayıyor.
Araştırmacılardan Ryan Foley, "Aslında 6 milyar yaşındaki bu galaksi, kırmızı ve ölü olarak tanımladığımız galaksiler sınıfında yer alıyor. Bu tür bir galaksinin bu kadar çok yeni yıldız doğurması, bizim şu ana kadar evrenle ilgili bilgilerimizin sınırlarını aşıyor" dedi.
85 astronomdan oluşan ekip, galaksiye küllerinden yeniden doğan Anka Kuşu anlamında "Phoenix" adını verdi.
Phoenix Galaksisi, bir galaksi grubunun merkezinde yer alıyor ve günde 2 yıldız doğuruyor.

((Türkçe))  "Uzayda 'dev' keşif" NTVMSNBC.com, 16.08.2012
((İngilizce))  "NASA telescope sees a supermom of a galaxy, birthing hundreds of more stars a year than normal" Newser, 16.08.2012

4 Aralık 2010, Cumartesi
Güney Kore’nin yeni Savunma Bakanı Kim Kwan-Jin, Kuzey Kore’nin yeniden saldırması durumunda hava saldırısıyla karşılık vereceklerini açıkladı. Atamasının onayı için Parlamento’da düzenlenen oturumda konuşan Kim, Güney Kore’yle ABD’nin askeri gücüne dikkati çekerek Kuzey Kore’ye karşılık verilmesinin savaş çıkarma ihtimalinin az olduğunu söyledi.
Güney Kore hükümeti, Kuzey Kore’nin Yeonpyong adasına düzenlediği saldırıya yeterince karşılık vermediği gerekçesiyle sert eleştirilere hedef oluyor. Kuzey Kore’nin saldırısında ikisi sivil dört kişi hayatını kaybetmişti. Pyongyang hükümeti, saldırının Güney Kore’nin tartışmalı bir bölgede düzenlediği tatbikata karşılık olduğunu açıklamıştı.
Bu arada, Amerika, Kuzey Kore’nin daha fazla gizli nükleer tesisi olabileceğini açıkladı. Kuzey Kore’nin askeri amaçlarla da kullanılabilecek bir uranyum zenginleştirme tesisi inşa ettiği ortaya çıkmıştı.
Amerika’nın Uluslararası Atom Enerjisi Dairesi nezdindeki temsilcisi Glyn Davies, Kuzey Kore’nin başka tesisler de inşa etmiş olabileceğini vurguladı.

2 Mayıs 2010, Pazar

Güney Kore'deki bir televizyon ödülleri programı organizatörleri, Slovakya'dan, Slovakya milli marşını yanlışlıkla bir televizyon ödülleri programında arka plan müziği olarak kullandıkları için özür diledi. Söz Konusu olay geçtiğimiz yılın eylül ayında Seul'de meydana gelmişti.
Organizatörler özür mektubunu Seul'deki Slovakya büyükelçisi Dusan Bella'ya gönderdi. Mektupta Slovakya milli marşının uygunsuz bir biçimde kullanılması tüzünden özür dilenirken, böyle bir olayın bir daha yaşanmayacağı konusunda söz veriliyordu.
Slovakya Dışişleri Bakanlığı özrü kabul ettiğini açıkladı.

((en))  "South Koreans Sorry for Using Slovak Anthem on TV Awards Show" Slovakia Today, 30 Nisan 2010
((en))  "South Koreans are Sorry for Using Slovak Anthem on TV Awards Show" Radio Slovakia International, 30 Nisan 2010

24 Ocak 2011, Pazartesi
Sudan’ın güneyinde iki hafta önce başlayan ve bir hafta süren referandumda sonuçların yüzde 99’unun, Güney Sudan’ın bağımsızlığı yönünde çıktığı açıklandı.
Seçim kurulunun İnternet sitesinde yayınlanan sonuçlara göre 3 milyon 800 bin seçmenin kullandığı oydan yalnızca 45 bininde Hartum yönetimine bağlı kalınması istendi.

Seçim kurulu tarafından yapılan açıklamada, sonuçların resmi olmadığının altı çizilmekle birlikte tüm oyların sayıldığı ve resmi sonuçların Şubat ayı başında açıklanacağı belirtildi.
Bağımsızlık referandumu, Sudan’da güney ve kuzey arasındaki iç savaşı durduran 2005 yılındaki barış anlaşmasının koşullarından biriydi.
Kuzeydeki Hartum hükümeti referandumun sonuçlarını kabul edeceği işareti vermişti. Güneydekilerin ise önümüzdeki aylarda bağımsızlık ilan etmesi bekleniyor.
Bununla birlikte kuzey ve güneyin sınır, su paylaşımı, petrol geliri ve özellikle de petrol bölgesi olan Abyei bölgesinin paylaşımı konusunda aralarındaki sorunları çözmeleri gerekiyor.

10 Temmuz 2011, Pazar

Bağımsızlığını dün ilan eden Güney Sudan'ı tanıyan ülkelerin sayısı artmaya devam ediyor. Sudan Tribune gazetesine göre şu ana kadar en az 15 ülke Güney Sudan'ı resmen tanıdığını açıkladı. Bu ülkeler arasında ABD, Birleşik Krallık, Rusya, Çin ve Türkiye de var. ABD Başkanı Barack Obama dün yayınladığı açıklamada Güney Sudan'ı diplomatik olarak tanımaktan gurur duyduğunu söylemişti.
Benzer açıklamalar Birleşik Krallık Başbakanı David Cameron, Rusya Devlet Başkanı Dmitri Medvedev, Hindistan, İsrail, Kenya ve Fransa liderlerinden de geldi.
Çin de Güney Sudan'ı tanıyarak bu ülkeyle ve eski ortağı Sudan ile barışçı ve iyi ilişkiler geliştirmeyi hedeflediğini belirtti. Çin Sudan'dan ham petrol alan ülkelerin başında geliyor. Pekin iki Sudan arasındaki gerginliğin petrol üretimini etkilemesini istemiyor.
Sudan ve Güney Sudan sınır, petrol gelirlerinin paylaşımı konusunda hala net bir anlaşmaya varabilmiş değil. Petrol yataklarının çoğu Güney Sudan sınırları içinde bulunuyor ancak petrolü Kızıl Deniz'e taşıyacak boru hattı kuzeyden geçiyor. İki Sudan arasında 21 yıl süren sivil savaş 2005 yılında sona erdi.

ABD Güney Sudan'ı tanıdı

9 Temmuz 2011, Cumartesi

Dünyanın en yeni ülkesi olan Güney Sudan Cumhuriyeti bugün resmen bağımsızlığına kavuştu. Güney Sudan Meclisi Başkanı James Wani Igga, başkent Juba'da bugün bağımsızlık törenleri için toplanan yüzbinlerce kişiye hitaben bağımsızlık bildirisini okudu. Yeni ülkenin bayrağı askerler tarafından göndere çekilir ve Sudan bayrağı indirilirken halk sevinç çığlıkları attı. Daha sonra yeni ülkenin ilk Cumhurbaşkanı Salva Kiir yemin ederek göreve başladı. Kiir, anayasayı savunacağı ve Güney Sudan halkının refahı ve kalkınması için çalışacağı yolunda andiçti.  
Güney Sudan Cumhuriyeti'nin Sudan'dan ayrılarak bağımsızlığını ilan etme kararı Ocak ayında yapılan referandumla kesinleşmiş ve bağımsızlık tarihi 9 Temmuz 2011 olarak belirlenmişti. Yeni ülkede kutlamalar, bağımsızlığın yürürlüğe girdiği geceyarısı başladı. Referandum, yaklaşık 20 yıl süren iç savaşı sona erdiren 2005 tarihli anlaşmaya uygun olarak düzenlenmişti.
Kutlamalar, başkent Juba'nın, adı John Garang olarak değiştirilen stadyumunda devam ediyor. John Garang, uzun süren Sudan iç savaşı sırasında bağımsızlık için savaşan güneyli gruplara liderlik etmişti.
Kutlamalar sırasında yeni ülkenin Cumhurbaşkanı Kiir'in yanısıra Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-Moon ve Sudan Devlet Başkanı Ömer El Beşir de konuşmalar yaptı.   
Sudan, kendisinden ayrılan Güney Sudan Cumhuriyeti'ni resmen ilk tanıyan ülkelerden biri oldu.  Sudan'ın İşlerinden Sorumlu Bakanı Bekri Hasan Salih, bu kararı Sudan devlet televizyonunda açıkladı. Yeni devleti tanıyan diğer ülkeler arasında ABD, Mısır, Çin ve Türkiye de var.
Güney Sudan Parlamentosu'nun onayladığı bağımsızlık bildirisi, hukukun üstünlüğü, adalet, demokrasi ve insan haklarına dayalı, çeşitliliğe saygılı bir hükümet sistemi kurulmasını öngörüyor. ilkesine dayalı bir hükümet sistemi kurulmasını öngörüyor.
Güney Sudan şimdiden ciddi sorunlarla karşı karşıya. Yeni ülkede şiddet olayları yaşanıyor, ayrıca sınırın nasıl belirleneceği ve petrol gelirlerinin paylaşımı konularında kuzey Sudan'la uzlaşmaya varılması gerekiyor.  
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi dün Güney Sudan'a 7,000 asker ve 900 polisten oluşan bir uluslararası barış gücü gönderilmesini onayladı.

((İngilizce)) Zhang Xiang "China recognizes independence of South Sudan" Xinhua, 9 Temmuz 2011

24 Ağustos 2012, Cuma

Türkiye'nin ayakkabı firmalarından Haan-gar Ayakkabı, iki yıllık mali sıkıntıların ardından üretim ve satım işlemlerini durdurmak zorunda kaldı. Firmanın 32 milyon lira borcu bulunuyor.Yönetim kurulu başkanı Alpaslan Selçuk daha fazla dayanamadıklarını belirtti ve "bayramdan sonra fabrikayı ve 80 kadar mağazayı kapattık" dedi. Selçuk, sektördeki çok sayıda firmanın da bu durumda olduğunu ekledi. Haan-gar, gelecekte binlerce kişiye istihdam sağlayacak girişimler için hazırlanıyordu ve yurtdışında da mağaza açması bekleniyordu, fakat mali sıkıntılarının had safhaya çıkması üzerine firma dayanamadı ve bu projeler de iptal olduğu gibi, üretim de durduruldu.

((Türkçe)) Dinçer Gökçe "Çin'e kafa tutan ucuz ayakkabıcı battı" Hürriyet, 24 Ağustos 2012
((Türkçe))  "Haan-gar iflas etti!" Milliyet, 24 Ağustos 2012

25 Ağustos 2011, Perşembe
21 Ağustos 2011 günü Ciner Medya Grubu'na bağlı Habertürk Ekonomi (HT Ekonomi) internet sitesinde gazeteci Bülent Günal tarafından Türkçe Vikipedi'den bahseden "Vikipedi'yi kim doğrulayacak?" başlıklı bir yazı yer aldı. Yazıda kısaca Vikipedi'den bahsedilirken, tüm katkılara açık yapısından ötürü herkesin değişiklik yapabildiği Vikipedi'nin güvenilirliği sorgulandı.
"Türkiye'nin en büyük internet gazetesi" sloganını kullanan gazetenin yazısında, Vikipedi maddelerinde daha önceden gerçekleşmiş vandalizm örneklerine yer verildi. Türkiye'nin en büyük internet gazetesi olma iddiası ile yola çıkan gazetede yer alan yazıda, dünya çapında 282 dilde hizmet veren yaklaşık 90,000 aktif katkı yapanı bulunan Alexa verilerine göre 365 milyon okuyucuya sahip kar amacı gütmeyen, ücretsiz, reklamsız ve tarafsız hayır projesi Vikipedi'ye kaliteli gazeticiliğe yakışmayacak şu soru yöneltildi; "Wikipedia mı wikipalavra mı?" 
Peki ya bu gerçekten doğru mu? Türkçe Vikipedi'de güvenilirlik süreci nasıl işliyor? Bunları bilmek için biraz araştırma yapmak yeterli olacaktır. Türkçe Vikipedi de diğer Vikipedi projeleri gibi herkesin katkı yapmasına açıktır. Üyelik alarak veya üyelik almadan neredeyse tüm maddelerde değişiklik yapılabilir. Bu vaziyet de maddelerin bazen kötü niyetli kişilerin manipülasyonuna maruz kalmasına sebebiyet verebiliyor. Peki, Vikipedi'deki bilgiler gerçekten güvensiz mi? Vikipedi bunun için ne gibi bir önlem alıyor?
Vikipedi'de olası vandalizmleri engellemek için topluluk tarafından seçilen sil-koru-taşı yetkilerini elinde bulunduran hizmetliler sürekli iş başındadır. Aynı zamanda herhangi bir kullanıcı veya kullanıcı kaydı olmayan biri bile maddelerdeki yanlış içerikleri düzeltebilir. Ansiklopedide yapılan son değişiklikler belli sayfalardan kontrol edildiği gibi Vikipedi'nin başlangıcından bu yana vandalizmi algılayabilen ve onunla mücadelede faydalı bazı araçlar kullanıcıların kullanımına açılmıştır. Bu vaziyette yapılan tüm değişiklikler herhangi bir deneyimli Vikipedist tarafından kontrol edilebilir. Ki, Vikipedi herhangi bir özel şirket olmadığından Vikipedi'de 7 gün 24 saat aktif birileri bulunur.
Son olarak, Türkçe Vikipedi'de 2011 senesinin Şubat ayında gelen sürüm kontrolü uygulaması ile maddelerde yapılan değişiklikler deneyimli editörler tarafından onaylanmadıkça yayınlanmaz. 172.534 madde bulunan Türkçe Vikipedi'de popüler maddeler başta olmak üzere maddelerin %31,14'ü sürüm kontrolü tarafından korunmaktadır. Zaman ilerledikçe sürüm kontrolünün daha iyi oturması ve onaylanan maddelerin diğer bazı Vikipedi dillerinde olduğu gibi %100 olması beklenmektedir. 

Habertürk'ün, Vikipedi'nin "pek çok hatalı bilgi" ile dolu olduğunu iddia ettiği yazısı maalesef bir sarı gazetecilik örneği olmaktan öteye gidemiyor.

((Türkçe)) Bülent Günal "Vikipedi'yi kim doğrulayacak?" Ciner Medya Grubu, 21 Ağustos 2011
İngilizce Vikipedi'deki Wikipedia sayfası kaynak alınmıştır.

20 Ocak 2010, Çarşamba

Haiti'de 7.0 şiddetliğindeki depremden 8 gün geçtikten sonra, saat 06.03 (UTC)'de 6.1 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Bu deprem Haiti'de yeniden paniğe neden oldu. Deprem Port-au-Prince'in 56 kilometre kuzeybatısında meydana geldi. Depremin merkez üssünün yerin 22 kilometre altında olduğu belirtildi. Amerika Birleşik Devletleri Savunma Bakanı Robert Gates ise Geçen hafta meydana gelen 7.0 şiddetinde deprem, 200.000 kişinin ölümüne sebep olduğu, bundan dolayı da gemilerle daha çok yardım yapılacağını belirtti. Yapılan açıklamada bu gemilerin hayati malzemeler içeren 1.000 yataklı olacak şekilde donatılıp gönderileceği de belirtildi. Depremde yaklaşık 200.000 kişinin öldüğü, 250.000'den fazla kişinin yaralandığının 1.500.000 kadar kişinin de etkilendiği belirtiliyor.

((tr)) Cihan Haber Ajansı "Haiti'de 6,1 şiddetinde deprem paniğe yol açtı" Yeni Şafak, 20 Ocak 2010

21 Kasım 2010, Pazar

Ekim ayında Haiti'de başlayan kolera salgınında ölümlerin sayısı artıyor. Haiti'nin başkenti ve en büyük şehri Port-au-Prince'in 100 kilometre kuzeyinde başlayan salgın daha sonra tüm ülkeye yayıldı.
16 binden fazla kişinin hastanelerde tedavi edildiği, binden fazla kişinin öldüğü salgın Haiti'nin komşusu Dominik Cumhuriyeti'ne de yayıldı. 
Bu yılın başında 12 Ocak'ta Haiti'de 250 bin kişinin ölümüne yol açan deprem sonrası bir buçuk milyon kişi evsiz kalmıştı. Sağlıksız koşullarda ve çadırlarda yaşayan depremzedelere salgının ulaşmamasına çaba harcanmasına rağmen salgın tüm ülkeye yayıldı.
Ülkede yapılan gösterilerde ise Birleşmiş Milletler Barış Gücü askerleri protesto edildi. Protestocular kolera virüsünü daha önce Nepal'de görev yapan Birleşmiş Milletler askerlerinin taşıdığını iddia ediyor. Birleşmiş Milletler ise bu iddiayı doğrulayacak herhangi bir somut verinin olmadığını savunuyor.
Genellikle kirli su ya da bu sularla yıkanmış gıdalar aracılığı ile bulaşan kolera, serum ve antibiyotikle kolayca tedavi edilebilirken, tedavi edilmemesi halinde ölümle sonuçlanabiliyor.

((Türkçe))  "Haiti'de koleranın erişmediği yer kalmadı" BBC Türkçe Servisi, 17 Kasım 2010
((Türkçe))  "Haiti'de kolera protestosu büyüyor" BBC Türkçe Servisi, 19 Kasım 2010

24 Ocak 2010, Pazar

Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Fonu yetkilileri, Haiti hükümetinin kurtarma çalışmalarına son verdiğini açıkladı. Yardım görevlileri su ve gıda dağıtımına ve tıbbi yardım yaplılmasına ağırlık veriyor. Başkent Port-au-Prince'i terk eden binlerce Haitili şehir dışında kurulan çadır kentlere yerleşiyor. Birleşmiş Millerler tarafından yapılan açıklamaya göre yabancı yardım ekipleri çalışmaları sonunda 132 kişi enkazdan kurtarabildi. En son dün kurtarma ekipleri 84 yaşındaki bir kadını ve 22 yaşındaki bir adamı kurtarabildi. 7.0 büyüklüğündeki depremde şu ana kadar 110.000 kişinin hayatını kaybettiği açıklandı. Ölü sayısının 200.000 yükselmesi bekleniyor. Depremde en az 1.5 milyon kişi evsiz kaldı ve yardıma muhtaç durumda olduğu belirtildi. Papa XVI. Benedict, Haiti devlet başkanı René Préval'e mektup göndererek sokaklarda asayişin sağlanması çağrısında bulundu. Haiti hükümeti 400.000 kişiyi çadır kentlere yerleştireceğini açıklaması üzerine binlerce kişi başkent Port-au-Prince'i terk ediyor. Başkentte temiz su ve gıda sıkıntısı yaşanıyor. Amerika Birleşik Devletleri Savunma Bakanlığı Haiti'deki yardım çalışmalarına katılan Amerikan askerlerinin sayısının 20.000'e çıkarıldığını açıkladı. ABD, Bolivya, Nikaragua ve Venezuela gibi ülkelerin Amerika'nın Haiti'yi işgal ettiği iddialarını ise reddetti.

((tr))  "Haiti'de kurtarma çalışmaları sona erdi" NTVMSNBC, 24 Ocak 2010

28 Mayıs 2009, Perşembe

Türkiye'nin illerinden Hakkari'nin Çukurca ilçesinde teröristlerin döşediği mayının patlaması sonucu 6 Türk askeri hayatını kaybetti, 8 Türk askeri yaralandı.
Olay dün gece 23:30 sıralarında Çukurca'ya bağlı Hantepe'de meydana geldi. Türk askerleri operasyona giderken, mayının olduğu yerden geçtikleri sırada patlama yaşandı. Patlamada 6 Türk askeri hayatını kaybetti, 8 Türk askeri yaralandı. Çok sayıda Türk askerinin bölgeye sevk edildiği belirtildi. 

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Herkezin bu terörü şiddetle kınaması gerekir. diye konuştu.
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Deniz Baykal, Türkiye Cumhuriyeti Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'a taziye mesajı gönderdi.

  "Çukurca'da mayın patlaması" Yazete.com, 28 Mayıs 2009
  "Çukurca'da mayın tuzağı" CNNTürk, 28 Mayıs 2009

8 Eylül 2009, Salı Güncelleme: 9 Eylül 2009

PKK militanları ve güvenlik güçleri arasında Siirt'te çatışma çıktı. Çatışma sonucu 6 Türk askeri yaşamını yitirdi, 4 asker de yaralandı. 
Aynı gün Hakkari'nin Çukurca ilçesindeki Kazna Vadisi'nde meydana gelen çatışmada da 1 astsubay hayatını kaybetti, 2 uzman çavuş da yaralandı. 
Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan saldırı ile ilgili olarak Bizim güvenlik güçlerimiz, askerimize sıkılan bu kurşunlar hiçbir zamlan bizim 72 milyon vatan evladının birliğine beraberliğine yönelik başlattığımız ve sürdürmekte olduğumuz bu süreci engellemeyecektir yorumunu yaptı.
9 Eylül 2009 günü Türkiye'nin illerinden Van'ın Başkale ilçesinde meydana gelen mayın patlamasında 1 asker hayatını kaybetti, 7 asker yaralandı bildirilmişti. Fakat yerel saatle akşam saatlerinde yaralı askerlerden birinin daha hayatını kaybettiği açıklandı. Böylece Türkiye'de son 2 günde terör olaylarında hayatını kaybeden asker sayısı 9'a yükseldi.

((tr))  "Hayatını kaybeden asker sayısı 2'ye yükseldi" Mynet, 9 Eylül 2009
((tr))  "Mayın patlaması sonucu 1 asker hayatını kaybetti" CNNTürk, 9 Eylül 2009
((tr))  "Hakkari ve Siirt'te çatışma: 7 asker hayatını kaybetti" NTVMSNBC, 8 Eylül 2009
((tr))  "Erdoğan: Açılım sürecini engelleyemez" NTVMSNBC, 8 Eylül 2009

22 Aralık 2011, Perşembe

Filistinli politik gruplar olan Hamas ve El Fetih, Mısır'ın başkenti Kahire'deki müzakerelerde Gazze Şeridi'ni kontrol eden Hamas'ın Filistin Kurtuluş Örgütü'ne katılması yönünde uzlaşma sağladı. Anlaşma gereğince yapılması planlanan seçim hazırlıkları sürecinde Hamas ve El Fetih birlikte hareket edecek, seçimlere Hamas da katılacak.
Bir El Fetih yetkilisi olan Cemal Muhaysen, uzlaşma sürecinde yolun çoğunun kat edildiğini açıkladı. Seçimlere Hamas'ın yanı sıra muhtemelen İslami Cihad örgütü de katılacak. Muhaysen tüm Filistinli politik oluşumların seçimlere katılabileceğini; ancak %2'lik barajı aşamayanların parlamentoya girememeleri yönünde uzlaşma sağlandığını söyledi. Muhaysen "tüm Filistin örgütlerinin İsrail işgaline karşı birlikte direnmeye oy birliğiyle karar verdiklerini" de ekledi.
İsrail ise terörist olarak nitelediği Hamas'ın örgüte katılmasına şiddetle karşı çıkıyor. İsrail hükümet sözcüsü Mark Regev El Fetih'in Hamas'a yaklaşarak barıştan uzaklaştığını iddia etti.

((İngilizce)) Associated Press "Militant Hamas agrees to join PLO umbrella in key step toward unifying Palestinian leadership" Washington Post, 22 Aralık 2011
((İngilizce)) Nasuh Nazzal "Hamas expected to join PLO" Gulfnews, 22 Aralık 2011

16 Temmuz 2011, Cumartesi
Harry Potter dizisinin son filmi bugün (Perşembe geceyarısından sonra) ABD’de gösterime girdi.

İngiliz yazar J. K. Rowling’in yedi kitabının sonuncusunun ikinci bölümü olan "Harry Potter ve Ölüm Yadigarları-2" özgün adıyla "“Harry Potter and the Deathly Hallows-2" çarşamba günü ABD dışında 26 ülkede gösterilmeye başlamış ve bir günde 43 milyon dolar gişe geliri yapmıştı. Filmin bilet satışlarının rekor kırması bekleniyor.
İngiltere galası geçen hafta Londra’da yapılan film, ABD ve İngiltere’de cuma gününün ilk dakikalarında sinema ekranlarına yansıdı. Londra’nın ünlü Trafalgar Meydanı’nda filmi izlemek ve oyuncuları görmek için sekiz bin kişi toplandı.
“Harry Potter ve Ölüm Yadigarları-2” büyücü Harry Potter ve yakın arkadaşları Hermione Granger ve Ron Weasley’nin öykülerinin de sonu oluyor. Filmde üç genç, dünyanın en büyük düşmanı şeytan büyücü Voldemart’la ölüm kalım mücadelesi veriyor. İzleyenler filmin bugüne kadarki en karanlık ve heyecanlı Harry Potter filmi olduğu kadar en duygusal içerikli bölüm olduğunu da söylüyor.
Harry Potter’ı oynayan Daniel Radcliffe, hayranlarına gösterdikleri sevgi ve destek için teşekkür etti ve onlardan yeryüzündeki ilginç konulara ilgilerini sürdürmelerini istedi. Hermione'yi canlandıran Emma Watson, Trafalgar'da toplanan hayranlarının yoğun ilgisinden çok duygulandı, gözyaşlarına boğuldu.

Harry Potter’ın yazarı J.K. Rowling, dünyanın milyarlarca dolarla ölçülen ilk roman yazarı olma ünvanına sahip. Harry Potter kitapları öylesine büyük ilgi gördü ki, Florida’da Harry Potter eğlence parkı açıldı, video oyunlar piyasaya sürüldü, e-kitaplar çıktı.
J.K.Rowling'in öyküsü de ilginç. Bir dergide editör olarak çalışırken işini kaybeden yazar, her gün trenle Londra'ya gidip gelirken, peçetelerin ve kağıt parcalarının üzerine karalamış Harry Potter öykülerini. Yayınlatma umudu neredeyse hiç yokmuş, çünkü o sıralarda evsiz kalmamak için yaşam mücadelesi veriyormuş. Sonunda bir yayınevi kitabın birinci bölümünü yayınlamış ve ondan sonrası çorap söküğü gibi gelmiş.
Bugün İngiltere’nin ve dünyanın en zengin kadınları arasında adı geçen İngiliz Yazar J.K. Rowlings ve Harry Potter filmlerinde büyüdüğünü izlediğimiz çocuk oyuncuların bundan sonraki projeleri merakla bekleniyor.
Washington’da saatlerce bilet kuyruğunda bekleyen Harry Potter hayranları sonunda filmlerine kavuştu. Birçok kişi ilk kez  geceyarısı matinesinde gösterilmeye başlayan filmi görmek için geceyi uykusuz geçirdiklerine değdiğini söylüyor. Filmi birkaç kez görmek istediklerini söyleyenlerin sayısı da hayli kabarık.

10 Ocak 2010, Pazar

İngiltere'nin başkenti Londra'daki Heathrow Havalimanı'nda bulunan Boeing 777 tipi bir uçak Birleşik Arap Emirlikleri'ne bağlı emirliklerden biri olan Dubai'ye gideceği sırada bomba tehdidi nedeniyle havalanamadı. Aramadan sonra uçakta tehlikeli bir cisim bulunamadı. Konuyla ilgili olarak, mürettebatı sözlü olarak tehdit ettiği için, 58 yaşındaki Robert Fowles ve 48 yaşındaki Alexander McGinn gözaltına alındı. 36 yaşındaki henüz kimliği belirlenemeyen bir adam ise sorgudan sonra serbest bırakıldı. Aramalar sabah saatlerine kadar sürdü. İlgili soruşturma devam ediyor.

((tr))  "Heathrow Havaalanı'nda panik" CNN Türk, 9 Ocak 2009
((en))  "Police charge two after Heathrow bomb threat" The Washinghton Post, 9 Ocak 2009
((en)) Rebecca Lefort "Passenger charged over 'bomb threat' which sparked terror alert" The Daily Telegraph, 10 Ocak 2009

5 Aralık 2010, Pazar
Tüm dünyada yılda 600 bini aşkın kişinin, sigara içenlerle aynı dumanı soluduğu için öldüğü belirlendi.
Araştırma sonuçları 2004 yılında elde edilen verilerin incelenmesiyle ortaya çıkarıldı. 192 ülkede yapılan altı yıllık çalışmanın sonuçları İngiliz tıp dergisi Lancet’te yayınlandı.
Araştırma, çocukların yüzde 40’ının, sigara içmeyen yetişkinlerinse yüzde 30’unun, başkalarının içtiği sigara dumanına maruz kaldığını ortaya koyuyor.
Kamuoyunda “pasif içiciler” diye adlandırılan bu kişilerin ölüm nedenlerinin yüzde 60’ını kalp hastalığı, yüzde 30’unu da alt solunum yolları rahatsızlığı oluşturuyor. Diğer gerekçeler arasındaysa astım ve akciğer kanseri gösteriliyor.
Pasif içicilerin ölüm oranı, tüm dünyadaki ölüm oranının yüzde birini oluşturuyor.
Uzmanlar, özellikle kamuya açık alanlarda sigaranın yasaklanmasının ölüm oranını ve pasif içicilikten doğacak sağlık masraflarını azaltacağına işaret ediyor.
Çocuklar içinse durum bir hayli farklı. Uzmanlara göre daha çok evlerinde ve anne-babalarının sigara dumanı altında kalan çocuklarda sigara dumanı, bulaşıcı hastalıklarla birleşince “ölümcül bir tehlike” oluşturuyor.

23 Temmuz 2011, Cumartesi

ABD'deki Boston Güzel Sanatlar Müzesi'nin Herkül heykelinin üst kısmını Türkiye'ye iade edeceği açıklandı. Heykelin diğer bölümleri Antalya Müzesi'nde sergileniyor.
1980'de kazılar sonucu ortaya çıkarılan heykelin üst kısmı 1981'de Türkiye dışına çıkarılmış, Boston Güzel Sanatlar Müzesi heykeli satın alarak 1982 yılında sergilemeye başlamıştı. Bunun Türkiye'nin çalının eserlerini geri alma programında bir "zafer" olduğu yönünde yorumlar yapılırken, bakan Ertuğrul Günay çalınan eserlerin tamamının geri alınması için çalışacaklarını söyledi.
Heykelin tamamı bu yıl kısa bir süreliğine sergilenmesi için Boston'daki müzeye tekrar verilecek.

((İngilizce))  "Weary Herakles bust to be returned by US to Turkey" BBC, 22 Temmuz 2011
((İngilizce))  "Greek god Hercules reunited with his bottom half as museum agrees to send back 'looted' bust to Turkey" Daily Mail, 22 Temmuz 2011

20 Kasım 2009, Cuma

Avrupa Birliği liderleri dün akşam yaptıkları yemekli toplantıda Avrupa Birliği'nin ilk başkanı Belçika Başbakanı Herman Van Rompuy oldu. Böylece, Flaman kökenli ve Hristiyan Demokrat partisi üyesi olan Van Rompuy 62 yaşında ve bu göreve 2,5 seneliğine seçilmiş oldu.
Dün yapılan Avrupa Birliği liderler toplantısında, Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, Van Rompuy'u ortak bir tavır sergileyerek Avrupa Birliği Konseyi Başkanlığına aday gösterdiler. Fransa ve Almanya'nın bu ortak tavrından sonra İngiltere, eski başbakanları Tony Blair'in adaylıktan çekildiğini açıkladı. İngiltere'nin yaptığı bu iyi niyetin ardından İngiliz olan ve halen AB Ticaret Temsilciliğini yürüten Catherine Ashton da AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilciliğine (AB Dışişleri Bakanlığı) seçildi.
1 Aralık'ta yürürlüğe girecek olan Lizbon Antlaşmasına göre yapılan bu  değişiklikle, Avrupa Birliği'nde her altı ayda bir değişen dönem başkanlığı görevinin de bir işlevi kalmıyacak.
Avrupa Birliğinin seçilen bu ilk Başkanı Türkiye basını tarafından Türkiye karşıtı bir Başkan olarak yorumlandı. Türk basını, buna kanıt olarak da Van Rumpuy'un, Belçika muhalefetindeyken, 2004 yılında, "Hıristiyanlığın da temel değerlerini içine alan, Avrupa'da uygulanan evrensel değerler, Türkiye gibi bir İslami ülkenin girişiyle kaybolacaktır" demesini gösterdi ve bu şekilde Türkiye'nin AB üyeliğine karşı oldupunu açıklmasına bağladılar. 

Avrupa Birliği devlet ve hükümet başkanları buluşuyor

 Zeynel Lüle "İmtiyazcıların başkanı" Hürriyet, 20 Kasım 2009
 Güven Özalp "AB’ye sağcı başkan" Milliyet, 20 Kasım 2009
 Duygu Leloğlu "AB kendine Türkiye karşıtı başkan seçti" Sabah Gazetesi, 20 Kasım 2009

16 Temmuz 2012, Pazartesi
Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Kahire'de Yüksek Askeri Konsey Başkanı Mareşal Muhammed Hüseyin Tantavi ile görüştü. 
Clinton ve Tantavi siyasi geçiş süreci, kişi haklarının korunmasının önemi ve bölge istikrarı gibi çeşitli konuları ele aldı.
Clinton, ABD konsolosluğunun bayrak törenine katılmak üzere İskenderiye'ye geçmeden önce Hıristiyan toplumu ve kadın örgütleri liderleriyle bir araya geldi.
Cumartesi günü Mısır'ın yeni Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi ile görüşen Clinton, ​ABD'nin Mısır'daki siyasi dönüşüm sürecine verdiği desteği yineledi. Hillary Clinton, 
​​görüşme sonrası düzenlediği basın toplantısında  ABD'nin geçiş dönemine yardımcı olmak istediğini vurguladı, ancak siyasi geçiş sürecinin nasıl yol izleyeceğine Mısır halkının karar vereceğini söyledi.
Clinton, ekonomisi geçen yılki gösterilerden ağır etkilenen Mısır'a ekonomik destek sözü de verdi.
VOA muhabirine açıklama yapan ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, ABD-Mısır girişimcilik fonuna 60 milyon dolar, küçük ve orta ölçekli işletmeleri destekleyen fona da 250 milyon dolar kredi garantisi verileceğini  söyledi.
Clinton Mısır'dan sonra gezisinin son durağı İsrail'de tamaslarda bulunacak.
Müslüman Kardeşler'in adayı olarak seçimi kazanan Cumhurbaşkanı Mursi, göreve başlar başlamaz, Askeri Konsey’le ters düşmüştü. Mursi, Anayasa Mahkemesi’nin geçersiz saydığı parlamentoyu yeniden toplamaya çalışmış, ancak ordu ve mahkemenin baskıları sonucu geri adım atmıştı. Anayasa Mahkemesi üyeleri, geçen yılki ayaklanmada devrilen Hüsnü Mübarek döneminin yargıçlarından oluşuyor.

13 Temmuz 2011, Çarşamba

Hindistan'ın Mumbai kentinde patlayan bombalar en az 21 kişinin ölümüne, yüzü aşkın kişinin de yaralanmasına yolaçtı. İçişleri Bakanı P. Chidambaram, patlamaları “teröristlerin koordineli saldırısı” olarak tanımladı ve sükünet çağrısında bulundu.
Polis, patlamalardan birinin kentin güney kesiminde popüler Opera binası yakınında, diğerinin Zaveri adlı ünlü mücevher pazarında meydana geldiğini bildirdi. Üçüncü bomba ise kentin merkezindeki kalabalık Dadar mahallesinde patladı. Yetkililer can kaybının artmasından kaygı duyuyor.
Mumbai emniyet müdürü Arup Patnaik, bomba uzmanlarının yaptığı ilk incelemeye göre patlayıcı maddelerden birinin bir şemsiye içine yerleştirildiğinin belirlendiğini açıkladı. Patnaik, yetkililerin elinde terörist saldırı hazırlığıyla ilgili istihbarat olup olmadığı sorusunu yanıtsız bıraktı. 
Henüz saldırının sorumluluğunu üstlenen olmadı.
ABD Başkanı Barack Obama yaptığı açıklamada saldırıyı sert biçimde kınadı.
Mumbai’de 2008 yılında Pakistanlı militanlar tarafından düzenlenen saldırıda 166 kişi ölmüştü. Hindistan’da yerel militan gruplar da zaman zaman büyük kentlerde saldırılar düzenliyor.

29 Ekim 2014, Çarşamba

Adolf Hitler'in yazdığı otobiyografik kitap ve siyasal bir manifesto olan Kavgam'ın  kişisel kopyası açık artırma usulü ile satışa çıkıyor.
Adolf Hitler'in 1925 yılında yazdığı otobiyografik manifestosu Kavgam'ın kişisel kopyası, internet üzerinden yapılacak bir açık artırmayla satışa sunulacak. ABD'li bir asker tarafından 1945 yılında Hitler'in Münih'deki kişisel kütüphanesinden alınan kitabın, 60 bin sterlinin (212 bin TL) üzerinde bir fiyata satılması öngörülüyor. 
Bir bölümü Hitler tarafından hapis yıllarında yazılan kitabın, Hitler'in kişisel eşyası olduğuna ve 1932 yılında basılan bir kopya olduğu tahmin ediliyor. 1923 yılında Hitler tarafından yazılan ve 1925 yılında ilk kez basılan kitabın satışına Almanya, Fransa ve Polonya gibi ülkelerde izin verilmiyor.

((Türkçe))  "Hitler’in kitabı açık artırmada" Ntvmsnbc.com, 29 Ekim 2014

30 Ağustos 2010, Pazartesi

Hollanda'nın aşırı sağcı, kimi kesimlere göre ırkçı, Özgürlük Partisi (PVV) lideri Geert Wilders'in kurulacak yeni koalisyon hükümetine destek vereceği açıklandı. Liberal Parti (VVD) ile Hıristiyan Demokratlar Birliği (CDA) tarafından kurulması planlanan sağ azınlık hükümetine doğrudan katılmama sebebin müslümanlara ve İslam'a bakış açısından kaynaklandığı düşünülüyor.  

CDA ve PVV ile koalisyon kurma girişimleri, Avustralya televizyonuna verdiği röportajda, "İslam kültürünün geri olduğunu" ileri sürerek, "İslam, şiddet içeren bir ideolojiye sahip. Tıpkı komünizm ve faşizm gibi" dediği için, Hollanda'daki sivil toplumları tarafından kaygıyla izleniliyor. Avrupa Türk Demokratlar Hollanda Şubesi yaptığı Hollandaca ve Türkçe basın açıklamasında, bu durumun toplumda ayrışma yaratabileceğini belirtti. 

((Türkçe))  "İslam hakkında çirkin ifadeler" Milliyet, 30 Ağustos 2010
((Türkçe))  "Hollanda'daki Türkler Wilders'in Koalisyona Girmesinden Kaygılı" Showhaber, 30 Ağustos 2010
((Türkçe))  "Hollanda'daki Türkler Wilders'in Koalisyona Girmesinden Kaygılı" Haberler, 30 Ağustos 2010

28 Haziran 2009, Pazar Güncelleme: 7 Temmuz 2009

Honduras'ta hükümetin anayasa değişikliği talebi sonucu askeri darbe gerçekleşti. Darbeciler, Devlet Başkanı Manuel Zelaya'yı tutukladılar. Darbeciler tarafından gönderildiği Kosta Rika'dan sığınma talebinde bulunan Zelaya, Kurşun sesleriyle uyandım, Amerika Birleşik Devletleri darbedeki rolünü açıklasın. diye bir açıklama yaptı. Arjantin Cumhurbaşkanı Cristina Kirchner, Bolivya Devlet Başkanı Evo Morales ve Venezuela Devlet Başkanı Hugo Chavez darbeyi kınadıklarını açıkladılar. Öte yandan Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Barack Obama'da gelişmeleri endişe verici olarak niteledi.
30 Haziran 2009 Salı günü Manuel Zelaya, Birlemiş Milletler Güvenlik Kurulu üyelerine hitaben bir konuşma yaptı. Konuşmanın ardından yapılan oylamada Birleşmiş Milletler Güvenlik Kurulu, Honduras'taki askeri darbeyi kınandı. 
6 Temmuz 2009 günü ülkesine dönmeyi planlayan Manuel Zelaya'nın uçağı, Honduras ordusunun havaalanını kapatması nedeniyle inemediği bildirildi. Öte yandan darbeden bu yana süren gerilimi düşürmek ve bir ara yol bulmak için Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Hillary Rodham Clinton ve Kosta Rika Devlet Başkanı Oscar Arias'ın devreye gireceği bildirildi.

((tr))  "Honduras krizine arabulucu bulundu" CNNTürk, 7 Temmuz 2009
((tr))  "Zelaya'nın uçağu Honduras'a inemedi" CNNTürk, 6 Temmuz 2009
((tr))  "Honduras'taki askeri darbe kınandı" CNNTürk, 30 Haziran 2009
((tr))  "Honduras'ta askeri darbe" CNNTürk, 28 Haziran 2009

19 Ocak 2011, Çarşamba
ABD Başkanı Barack Obama Çin Devlet Başkanı Hu Jintao’yu Beyaz Saray’da ağırlıyor. Obama, Jintao’yu Beyaz Saray’da resmi törenle karşıladı.
Resmi karşılama töreni halen devam ediyor.
Her iki lider de ikili ilişkileri güçlendirmeyi umuyor. Amerika ile Çin arasında, Kuzey Kore, Tayvan, ticaret açıkları, Çin’in para biriminin suni olarak düşük tutulması ve insan hakları gibi konularda görüş ayrılıkları var.
Başkan Barack Obama, dün Beyaz Saray’da Çin lideri ile akşam yemeği yedi. Yemekte yalnızca her iki liderin ikişer üst düzey yardımcısı yer aldı. Yemek sırasında samimi hava yaratmak amacıyla, liderlerin konuşmaları resmi kayıtlara alınmak üzere not edilmedi.
Bu arada yüzlerce kişinin Beyaz Saray yakınlarındaki parkta Tibet'in bağımsızlığı ve Çin’deki insan hakları için gösteri yaptı.

14 Ocak 2010, Perşembe

5 Aralık 2009'dan beri Demokratik Sol Halk Partisi (DSHP) genel başkanlığını yürüten Hulki Cevizoğlu, yaptığı yazılı açıklamada DSHP'deki tüm üyelik ve görevlerinden istifa ettiğini açıkladı. İstifa nedeninin yönetim anlayışındaki farklılıklar olduğunu söyleyen Cevizoğlu, Türkiye'nin içinde bulunduğu durumu da göz önüne alarak yoluna farklı bir siyasal oluşumla devam edeceğini belirtti.
"Sayın Rahşan Ecevit'e ve tüm çalışma arkadaşlarıma bundan sonraki çalışmalarında başarılar dilerim" diyen Hulki Cevizoğlu'yla birlikte yönetim ekibinde bulunan DSHP genel başkan yardımcısı İsmail Dükel, genel sekreter Özkan Leblebici, genel sekreter yardımcıları Murat Ali Sakal ve Aytaç Tiryaki de istifa etti.

((tr))  "DSHP'de Hulki Cevizoğlu dönemi kısa sürdü" CNN Turk, 13 Ocak 2010

6 Mayıs 2009, Çarşamba

TBMM eski başkanı, ve Doğru Yol Partisi eski başkanı Hüsamettin Cindoruk, Demokrat Parti'den adaylığını açıkladı. Merkezde boşluk bulunduğunu belirten Cindoruk, siyasette gençlere ihtiyaç olduğunu kendisinin de bu gençlerden biri olduğunu söyledi. Yeni anayasaya ihtiyaç olduğunu belirtirken, kendilerinin bunu yapacağını söyledi. Cindoruk, dokuzuncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in de desteğini aldığını belirtti.
Demokrat Parti 2009 yerel seçimlerinde, 2007 genel seçimlerine göre yaklaşık %2 puan kayberek %4'ün altında oy almıştı. Alınan sonuçların ardından genel başkan Süleyman Soylu istifa edeceğini açıklamıştı.
Cindoruk daha önce 1985-1987 yılları arasında DYP genel başkanlığı görevini yürütmüş, 1991-1995 yılları arasında TBMM başkanlığı yapmıştı.

((tr))  "Cindoruk DP liderliğine aday" NTVMSNBC, 6 Mayıs 2009

25 Haziran 2011, Cumartesi

Avrupa Birliği liderlerinin katılımıyla gerçekleştirilen Brüksel Zirvesi'nde adaylık sürecinde bulunan Hırvatistan'ın iki yıl içinde birliğe kabul edilmesi kararlaştırıldı.
Üyelik müzakerelerine 2005'te başlayan Hırvatistan, bu süre zarfında birçok kurumsal reform gerçekleştirdi. Buna karşın zirve sonucunda yayınlanan bildiride özellikle yolsuzlukla mücadele konusunda daha kararlı adımların beklendiği ve yapılan çalışmaların daha yakından izleneceği bildirildi.
Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso, eğer herşey planlandığı gibi ilerlerse Hırvatistan'ın 1 Temmuz 2013 tarihinde Avrupa Birliği'nin 28. üyesi olacağını belirtti.
Hırvatistan'ın üyeliği ayrıca Avrupa Birliği'nin Doğu Avrupa ile bütünleşmesi açısından da önem taşıyor. Yakın zamanda birliğe kabul edilen Bulgaristan ve Romanya üyeliğe kabul edilmesine rağmen gözetim altında tutulmaya devam etmişti. Hırvatistan'ın üyeliği gerçekleşirse böyle bir gözetime gerek duyulmadığı da Zirve'de alınan kararlar arasındaydı. Hırvatistan birliğe kabul edilirse, Slovenya'dan sonra birliğe kabul edilen ikinci Yugoslavya ülkesi olacak.

((Türkçe))  "AB, Hırvatistan'a üyelik tarihini verdi" BBC Turkish, 24 Haziran 2011
((Türkçe))  "AB' den Hırvatistan'a yeşil ışık" Star (gazete), 24 Haziran 2011

25 Ocak 2011, Salı

Uluslararası Para Fonu (IMF) dünya ekonomisinin bu yıl yaklaşık yüzde 4,75 oranında büyüceğini açıkladı. Ekim ayında yapılan tahminlerde büyüme oranı yüzde 4,2 olarak açıklanmıştı.
IMF Başkan Yardımcısı John Lipsky, geçen yılki yüzde 4,75’lik büyüme oranının çok az bir oranda yavaşlayacağını açıkladı. Lipsky, açıklamayı Paris’te Latin Amerika Ekonomileri Forumu sırasında yaptı. IMF yarın yıllık ekonomik görünüm raporunu açıklayacak.
Lipsky, gözden geçirilen verilerin geçtiğimiz yılların ortalama büyüme oranını da aştığı için gerçekten “etkileyici” olduğunu söyledi. Geçtiğimiz yıllarda dünya ekonomisinin ortalama büyüme oranı yüzde 3,5 olarak kaydediliyordu. IMF yetkilisi büyüme rakamlarındaki artışın gelişmekte olan ekonomiler tarafından sağlandığını vurguladı.
Fransız haber ajansı Lipsky’nin gelişmiş ekonomilerin bu yıl “makul ölçüde” büyüyeceğini söylediğini bildiriyor. Ancak Lipsky’e göre bu ekonomilerde büyüme oranı işsizliğin azaltılmasında yetersiz kalacak.

16 Ekim 2011, Pazar 
iPhone 4S almaya çalışan binlerce kişi Apple mağazalarının önünde kuyruğa girdi. Yedi ülkede satışa sürülen Iphone akıllı telefonların son modeli Apple kurucularından Steve Jobs’ın liderliğinde geliştirilmişti. Uzun süre kanserle mücadele eden Jobs, geçen hafta hayatını kaybetmişti.
Son model iPhone 4S’in daha gelişmiş yazılım sistemi; daha iyi bir kamerası var. iPhone 4S, kullanıcının sesle verdiği komutları yerine getirebiliyor.
Piyasa uzmanları iPhone 4S’in satış rekoru kıracağını tahmin ediyor. Apple şirketi şu ana kadar telefon için 1 milyon adet sipariş alındığını açıkladı.
Apple şirketinin son başarısı, rakibi Blackberry cihazlarına internet ve elektronik posta hizmeti verilemediği bir döneme denk geldi. Blackberry müşterilerinden özür dilerken teknik arızanın giderildiğini açıkladı.
Apple iPhone 4S Amerika, Avustralya, Kanada, Fransa, Almanya, Japonya ve İngiltere’de satışa sunuldu. Ekim ayı sonu itibariyle Avusturya, Belçika, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Estonya, Finlandiya, Macaristan, İrlanda, İtalya, Letonya, Lichtenstein, Litvanya, Lüksemburg, Meksika, Hollanda, Norveç, Singapur, Slovakya, Slovenya, İspanya, İsveç ve İsviçre’de satışa sunulacak.

2 Eylül 2010, Perşembe

ABD, dün Bağdat’ta düzenlenen törenle Irak'taki yedi yıllık muharebe operasyonlarını resmen sona erdirdi. Başkan Yardımcısı Joe Biden törende yaptığı konuşmada Amerika’nın “Yeni Şafak Operasyonu” adı altında Irak savaşının son aşamasına girdiğini belirtti. Irak için en karanlık günlerin geride kaldığını vurgulayan Biden Amerika’nın taahhütlerine bağlı kalacağı konusunda güvence verdi.
Irak’taki Amerikan muharip birliklerinin görevinin sona ermesiyle birlikte komuta kademesinde de değişiklik yapıldı. Orgeneral Raymond Odierno komutanlık görevini Korgeneral Lloyd Austin’e devretti. Austin, Irak’ta görev yapmaya devam edecek olan yaklaşık 50 bin kişilik destek birimlerinin komutanlığını üstlendi.  
Başkan Barack Obama Amerika’nın Irak’ta muharebe görevinin sona ermesi nedeniyle dün akşam halka hitap etti. Obama, konuşmasında Irak halkının kendi güvenliğini üstlenmede öncü duruma geçtiğini söyledi.
ABD'nin çatışma amaçlı son birliğ de Irak'tan 19 Ağustos günü ayrılmıştı.

"ABD'nin çatışma amaçlı kuvvetleri Irak'tan tamamen ayrıldı". Vikihaber, 19 Ağustos 2010, Perşembe

9 Şubat 2013, Cumartesi

2011 yılı Aralık ayından bu yana kapatılacağı belirtilen, Irak'ın başkenti Bağdat şehri yakınlarındaki, İran İslam Cumhuriyetini yıkmayı amaçlayan İslamcı sosyalist Halkın Mücahitleri Örgütü üyesi yaklaşık 3000 kişinin bulunduğu kampa bugün obüs ve roketler ile yapılan saldırı sonucunda 6 kişinin öldüğü, 50 kadar kişinin ise yaralandığı öğrenildi. 

1960’lı yıllarda Şah dönemindeki destekle kurulan Halkın Mücahitleri Örgütü, 1979 yılında yapılan devrimden sonra silah kuşanarak rejim karşıtı eylemlere kalkışınca ülkeden sürülmüştü. Örgüt üyeleri İran-Irak savaşı sırasında Irak'la birlikte İran'a karşı savaşmışlardı. Avrupa Birliği örgütü son dönemde terör örgütü statüsünden çıkardı. Ancak örgüt Irak, İran ve ABD tarafından halen terör örgütü olarak kabul ediliyor. Kamp İran sınırına yaklaşık olarak 80 kilometre mesafede, Bağdat'ın kuzeydoğusunda Dilaya yakınlarında bulunuyordu. Fakat kamp ile ilgili sorunlar yüzünden Irak yönetimi de son zamanlarda rahatsız oluyordu. 

Irak'ta bulunan Şii'lerce kapatılması istenen kamptaki yaşayanların, ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton tarafından Bağdat Havalimanı yakınlarında bulunan bir üsse nakledileceğine dair bilgilerde vardı. Hatta kampta bulunanlardan bazıları 2012 yılı Ağustos ayında Camp Liberty isimli kampa taşınmıştı. 

Sabah erken saatlerde başladığı belirtilen saldırıda kampa yaklaşık 30 ila 35 kadar obüs ve roket isabet etti. Yaralananların arasında Irak polisinin de bulunduğu gelen bilgiler arasında bulunuyor. Saldırının sorumluluğunu ise henüz üstlenen olmadı.

((Türkçe))  "İranli Mülteci Kampına Saldırı, 5 ölü" amerikaninsesi, 9 Şubat 2013
((Türkçe))  "Irak’ta mülteci kampına saldırı: en az 6 ölü" ruvr.ru, 9 Şubat 2013
((Türkçe))  "Irak'ta İran karşıtı kampa saldırı" haberpan, 9 Şubat 2013
((Türkçe))  "Irak'ta terör örgütü kampına saldırı" irib.ir, 9 Şubat 2013
((Türkçe))  "Irak'taki Halkın Mücahitleri kampı kapatılacak" bbc, 26 Aralık 2011

19 Aralık 2009, Cumartesi

Irak İçişleri Bakan Yardımcısı Ahmed Ali El Hafaci, İran askerlerinin Irak - İran sınırının Irak tarafında bulunan bir petrol kuyusununun idaresini ele aldıklarını ve İran bayrağı diktiklerini açıkladı. El Hafaci, Irak hükümetinin askeri eyleme başvurmadığını ve ölçülü bir diplomatik karşılık vereceklerini şeklinde açıklama yaptı. Amerikalı komutan Albay Peter Newell'e göre petrol kuyusu İran sınır kulesine daha yakın. Albay Newell, petrol kuyusunun İran kulesine 500 metre, Irak kulesine 1000 metre uzaklıkta olduğunu söyledi.
Petrol kuyusununun yönetimini ele geçiren asker sayısının 11 olduğunu açıklandı. Öte yandan petrol kuyusunun hakimiyeti tartışmalı olan Fakkah Petrol Sahası'nda olduğu açıklandı. Hakimiyet tartışması İran-Irak Savaşı'na kadar dayanıyor.
Haberin duyulması petrol piyasalarını da etkiledi. Amerikan ham petrolünün varil fiyatı 74,33 Amerikan dolarına yükseldi. 20 Aralık 2009 günü İran askerlerinin petrol kuyusundan kısmen çekildikleri açıklandı.

((tr))  "İranlı askerler petrol kuyusundan kısmen çekildi" CNNTürk, 20 Aralık 2009
((tr))  "İran, Irak’ın petrol kuyusunu ele geçirdi" Türkiye Gazetesi, 19 Aralık 2009
((tr))  "İran Irak sınırında petrol gerginliği" BBC Türkçe, 18 Aralık 2009

23 Ağustos 2011, Salı
Kuzey Irak’taki PKK hedeflerine yönelik hava bombardımanı devam ederken Irak parlamentosunun bazı üyeleri saldırıları ve sivillerin öldürülmesini kınadı. Milletvekilleri Irak hükümetinden Türkiye ve İran’ın sınır ötesi saldırılarını durdurmak için diplomatik çabalarını arttırmasını istedi. Saldırıların Irak’ın egemenliğini ihlal ettiğini savunan milletvekilleri Türk hükümetine sınır ötesi operasyon düzenleme izni veren anlaşmaların iptali çağrısında da bulundu. Bu arada Türk savaş uçaklarının Kandil Dağı'nı yeniden bombaladığı bildiriliyor.
Kürt haber ajanslarına göre Kandil Dağı'ndaki dün yedi kişinin öldüğü Kortek alanı dışında Zap ve Zinere bölgelerine de hava saldırıları düzenlendi. Türk hava harekatı, geçen hafta başında Hakkari’nin Çukurca bölgesinde bir askeri konvoya düzenlenen PKK saldırısından sonra başlatıldı. Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, harekat öncesi Ankara’nın Kürt isyancılara karşı sabrının taşmakta olduğunu söylemişti. Türkiye bir yıldan aradan sonra ilk kez Irak’a sınır ötesi operasyon düzenliyor. Iraklı yetkililer, Türkiye’nin düzenlediği hava harekatını “sınır ihlali” diye nitelerken Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanlığı Türkiye’nin meşru savunma hakkını kullandığını açıkladı. Ankara’daki Amerikan Büyükelçiliği, çarşamba günü yayınladığı açıklamada Hakkari’de 8 askerin ölümünden büyük üzüntü duyulduğunu bildirmiş, Amerika’nın PKK’yla mücadelede Türkiye’nin yanında olduğunu kaydetmişti.
Şubat ayında tek yanlı ateşkesini bozan PKK, “aktif savunma” yöntemi izleyeceğini, PKK üyelerinin yalnızca saldırıya uğradıkları zaman kendilerini savunacağını öne sürmüştü.

Türk Silahlı Kuvvetleri, Kuzey Irak'ı bombaladı  (18 Ağustos 2011, Perşembe)
Türk Silahlı Kuvvetleri: "90-100 kadar PKK üyesi öldürüldü"   (23 Ağustos 2011, Salı)

28 Ağustos 2011, Pazar

Irene Kasırgası, ABD'nin doğu kıyısında büyük ölçekte hasara yol açtı. ABD topraklarında on sekiz kişinin ölümüne yol açan kasırga nedeniyle milyonlarca kişi tahliye edildi, pek çok bölge elektriksiz kaldı. Kasırga ise zayıflayarak Kanada istikametine ilerliyor.
Kasırga ABD'ye ulaşmadan önce Karayiplerde önemli zarara yol açmıştı. Irene'den önce New Jersey'i son vuran kasırga yüzyıldan uzun bir zaman önce, Washington DC'yi son vuran kasırga ise 1954'te meydana gelmişti. Kasırganın büyük zarara yol açtığı Kuzey Carolina'da beş kişinin hayatını kaybettiği, bölge halkının bu denli büyük bir kasırgayı uzun zamandır görmediği bildirildi. New York şehrinin Manhattan bölgesinde bazı sokakların sular altında kaldı, şehrin en büyük iki anayolu trafiğe kapatıldı. Halkın tedirginliğine rağmen eyalette büyük bir zarar meydana gelmediği bildirildi; ama eyalet çapında 900 binden fazla ev elektriksiz kaldı. New York şehrinin ulaşım sistemi tamamen durdu, vali Michael Bloomberg sistemi yeniden faaliyete geçirmenin zaman alacağını söyledi.
Pensilvanya eyaletinde olağanüstü hal ilan edildi. Eyalete 15 santimetre kadar yağmur düştüğü bildirildi. Rhode Island'da düşük rakımlı bölgeler boşaltıldı ve halk uzun süreli elektrik kesintilerine karşı tedbirli olmaları için uyarıldı. Virginia eyaletinde ise kasırgaya eşlik eden hortumlar da etkili oldu. Eyalette milyonlarca kişi elektriksiz kaldı, limanlardaki gemiler kasırgadan kaçmak için açık denize açıldı. Maryland eyaletinde ise 830 bin kişinin elektriksiz kaldığı belirtildi.
Irene, uzun zamandır ABD'nin kuzeydoğusunu vuran en güçlü kasırga. Kasırganın ülkeye ulaşmasından önce olası en kötü durum için hazırlanılmıştı.

((İngilizce))  "State-by-state look at dangers and damage caused by Irene" Washington Post, 28 Ağustos 2011
((İngilizce))  "Hurricane Irene leads to 18 deaths" Miami Herald, 28 Ağustos 2011
((İngilizce))  "Irene Sweeps Through New York Area" The New York Times, 28 Ağustos 2011
((İngilizce))  "Millions wait for power to come back after Irene" Associated Press, 28 Ağustos 2011
((İngilizce))  "North Carolina assesses Irene damage, begins cleanup" Los Angeles Times, 28 Ağustos 2011

3 Mayıs 2016, Salı

IŞİD Suriye ve Irak’ta toprak kaybetse de, son 3 ay içinde başka ülkelerdeki saldırılarını arttırdı. Yeni bir araştırma, örgütün Musul’u ele geçirdiği 2014 yılı Haziran ayından buyana son çeyrekte, en fazla saldırı gerçekleştirdiği 3 ayı tamamladığını gösteriyor
IŞİD saldırıları, örgütün elindeki azalan toprakları geri kazanma konusunda olumlu sonuçlanmasa da saldırıların şiddeti ve hızı, örgütün direncine ve esnekliğine işaret ediyor. Bu da rakiplerinin örgüte karşı yaşadığı ve yaşayacağı zorlukları düşündürüyor.
Amerikan IHS Jane Terör ve Direniş Merkezi’nden Matthew Henman, örgütün toprak kaybı sonrasında, dünyanın birçok yerinde, ama özellikle Suriye ve Irak’ta saldırılarını hızlandırdığını söyledi.
Saldırı ve ölü sayısında hızlı bir artış yaşandığını belirten uzman, örgütün birçok yönden baskı altında olduğu bu dönemde, gün geçtikçe kitlesel kayba yol açacak saldırılara başvurduğuna dikkati çekiyor.
2016 yılının ilk çeyreğinde IŞİD,Irak ve Suriye’de 891 saldırı düzenledi. Bu, örgütün 2014 ortasından bu yana en saldırgan dönemi oldu. O dönemde örgüt Suriye ve Irak’ta geniş toprakları ele geçirmişti. 2016 saldırılarında 2 bin 150 kişi öldü.
Amerikalı yetkililer örgütün aşağı yukarı Irak’ta ele geçirdiği bölgelerin yüzde 40’ını, Suriye’de ise yüzde 25’ini kaybettiğini tahmin ediyor. İlk büyük kayıp geçen sonbaharda örgütün Tikrit’i Şii milislere kaptırmasıyla yaşandı. Aralık ayında da Irak hükümet güçleri Ramadi’yi geri aldı.
Suriye hükümet güçleri de, Rus desteği sayesinde Mart ayında Palmira’yı geri aldı.
IŞİD’in savaş alanlarındaki sürekli kaybı, bir zamanlar direneceğini ve genişleyeceğini iddia eden örgüte büyük darbe vurdu. IHS, geçen ay yayınladığı raporda, Suriye’deki durumun geri çevrilemez biçimde örgütün aleyhine döndüğünü yazdı. Örgüt, geçen Mayıs’ta Palmira’yı almasından buyana büyük bir taarruz gerçekleştirememesine rağmen, hava saldırılarından kaçmak için küçük, yüksek manevra yetenekli birlikleri kullanma konusunda ilerleme sağladı.
Irak’ta IŞİD, Musul’un geri alınma çabalarını keskin nişancılar, el yapımı bombalar, intihar bombacıları ve bu tür küçük birlikler kullanarak yavaşlattı. Örgütün kaybettiği köylere giren askerler, uzun bir süre mayın ve bubi tuzağı taraması yapmak zorunda kalıyor.
Suriye hükümet kuvvetlerinin Palmira’yı geri almasından buyana IŞİD’den toprak kazanma süreci son derece yavaş ilerliyor. Birçok farklı grup birbirleriyle sorun yaşıyor ya da savaşıyor.
Irak ordusu haftalardır, Musul’un 56 kilometre güneyindeki El Nasır köyü çevresinden çıkamıyor. Köyün 1 ay önce alınması bekleniyordu. Irak Kürt güçleri, operasyonda önderlik yapan ordunun aşırı derecede yavaş ilerlemesinden şikayet ediyor.
Uzmanlar, IŞİD’le mücadelede eksik olanın, Irak’ta ve Suriye’de, yerel aşiretlerin toplu halde örgüte karşı ayaklanmaması olduğunu belirtiyor. Amerika ve koalisyon güçleri 2006’daki Sünni uyanışını tekrarlamaya çalışıyor. O dönemde Sünni aşiretlerin desteği El Kaide’nin Anbar ilinden çıkarılmasında kritik destek sağlamıştı.
Ancak uzmanlar, IŞİD’in uzun süredir aşiret ilişkileri üzerinde çalıştığına dikkati çekiyor. Georgia Eyalet Üniversitesi’nden Charlie Winter, Divan El-Aşair yani Aşiretler Divanı kuran örgütün, Irak ve Suriye’deki aşiret ilişkilerini yakından takip edebildiğini ve buna göre önlem alabildiğini söylüyor.
Örgüt aynı zamanda katliamlar ve toplu cezalandırma yöntemleriyle direnişin önüne geçiyor. IŞİD’in operasyonları hız kazanırken, yerel halk direnmekten korkuyor.
Suriye ve Irak’taki küçük mezhep çatışmalarının neden olduğu karmaşık durum da toplu bir aşiret ayaklanmasına karşı engel oluşturuyor.
Bağdat’ta devam eden siyasi karışıklık, haftasonunda Mukteda El Sadr’ın taraftarlarının meclis önünde toplanması, Musul operasyonuna odaklanmayı daha da zorlaştırabilir. Amerikalı yetkililer siyasi birlik eksikliğinin İslamcı militanlara karşı oluşan askeri ivmenin kaybedilmesine yol açmasından kaygı duyuyor.

28 Şubat 2010, Pazar

Japonya'da saat 20:31 (UTC)'de 7.0 büyüklüğünde deprem meydana geldi. İlk olarak 6.9 ve 7.3 şiddetlerinde açıklanan deprem en son 7.0 olarak bildirildi. ABD Jeolojik Araştırma Kurumu, depremin merkezinin Okinawa adasındaki Naha'nın 84 kilometre doğusunda olduğunu bildirdi. Depremin, denizin 29 kilometre dibinde meydana geldiği belirtildi. Saat 20:37 (UTC)'de Japon Meteroloji Ajansı açıklama yaptı. Depremin Okinawa ve yakındaki küçük adaları etkilediği belirtilerek, özellikle Okinawa kıyıları için yapılan tsunami uyarısının da kaldırıldığı kaydedildi. Deprem sırasında can kaybı veya önemli bir maddi zarar meydana gelmedi, sadece iki ayrı bölgede su boruları çatladı. Japonya'nın Kobe kentinde 1995 yılında meydana gelen 7.2 büyüklüğündeki depremde yaklaşık 6400 kişi hayatını kaybetmişti. 

((tr))  "Japonya'da 6.9 Büyüklüğünde Deprem" Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu, 26 Şubat 2010
((tr))  "Japonya'da şiddetli deprem" Hürriyet (gazete), 26 Şubat 2010
((en))  "7.0 quake strikes off Okinawa" CNN, 26 Şubat 2010

10 Temmuz 2011, Pazar

Japonya'da bugün (10 Temmuz) yerel saatle saat 09:57'de (00:57 UTC) 7.0 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Depremde can veya mal kaybı meydana gelmediği bildirildi.
Deprem sonrası Japonya Meteoroloji Ajansı yarım metreye kadar varabilecek dalgalar için bir tsunami uyarısı yaptı. Kıyıya vuran dalgaların ise 10 cm büyüklüğünde olduğu belirtildi. Fukuşima Nükleer Santrali'ndeki işçiler tsunami uyarısının ardından tahliye edildi. Deprem sonucu santralde de herhangi bir ek zararın oluşmadığı kaydedildi.
Bir bölge sakini olan Nobuyuki Midorikawa "deprem küçük bir sarsıntı olarak başladı ve yavaşça büyüdü" dedi. Martta meydana gelen 9.0 büyüklüğündeki deprem ve tsunaminin ardından halkın tsunami uyarısı nedeniyle panik yaşadığı bildirildi.
Depremin merkez üssünün koordinatları 38.040°K, 143.287°D, derinliği ise 18 km olarak belirlendi. Deprem Sendai'nin 212 km doğusunda, Tokyo'nun ise 409 km güneydoğusunda meydana geldi.

((İngilizce))  "Major quake strikes northeastern Japan" MSNBC, 10 Temmuz 2011
((İngilizce)) Reuters "Japan: 10 cm. tsunami reported along northeastern coast" Jerusalem Post, 10 Temmuz 2011
((İngilizce))  "Magnitude 7.0 - OFF THE EAST COAST OF HONSHU, JAPAN" USGS, 10 Temmuz 2011

13 Mart 2011, Pazar

Japonya'da cuma günü 9.0 büyüklüğündeki bir deprem meydana geldi. Resmi kaynaklara göre tsunami sonucu şu ana kadar 1353 ölü, 1743 yaralı ve 1085 kayıp var; fakat sadece Minamisanriku kasabasında 9500 kişinin kayıp olduğu yönünde gelen haberler var.
Japonya Başbakanı Naoto Kan, ülkesinin eşi görülmemiş bir felaketle karşı karşıya bulunduğunu ve bunun İkinci Dünya Savaşı'ndan beridir en büyük kriz olduğunu söyledi. Televizyondan halka hitap eden Başbakan, depremde zarar gören nükleer elektrik santrali çevresinde oturanlardan bölgeyi derhal terk etmelerini istedi. Hükümet, dana önce, Fukuşima nükleer elektrik santralinde olağanüstü durum ilan etmiş ve tesise 20 km'den fazla yaklaşılmaması uyarısında bulunmuştu.  Bu kapsamda 170 bin kadar kişi tahliye edilmişti. Tokyo’nun 250 km uzağında bulunan Fukuşima nükleer elektrik santralinde iki reaktör bulunuyor. Yetkililere göre, reaktörlerden birinin bulunduğu binanın kubbesi depremde çatladı ve dışarıya radyasyon sızdı. Santral yetkilileri reaktörün zarar görmediğini, soğutma sisteminin tekrar devreye girdiğini ve reaktördeki basıncın azalmakta olduğunu bildirdi. Yine de bu 4. seviye bir olay olarak sınıflandırılıyor. BM Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu, Tokyo hükümetinden kazayla ilgili ayrıntılı bilgi isterken, Japon yetkililer bir yandan de deprem ve tsunamı mağdurlarına yardım sağlamaya çalışıyor.
Merkezi Cenevre'de bulunan BM İnsani İlişkiler Koordinasyon Dairesi, Japonya'nın Avustralya, Yeni Zelanda, Güney Kore ve Amerika'dan gidecek yardım ekiplerini onayladığını açıkladı. Japonya Başbakanı Naoto Kan, ülkesindeki felaketi Başkan Barack Obama ve 50 yabancı liderle telefonda görüştüğünü ve tüm ülkelerden yardım talep ettiğini söylemişti. Başkan Obama bir Amerikan uçak gemisinin Japonya'da bulunduğunu,  bir diğer geminin de yolda olduğunu açıkladı. Amerika Savunma Bakanlığı en az 6 donanma gemisinin Japonya'ya yardıma gitmek üzere hazır tutulduğunu duyurdu. BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon dünyanın Japonya'daki olaylardan dolayı şok ve üzüntü içinde olduğunu belirtti ve BM'nin elinden geleni yapacağı sözünü verdi.
Tsunami, Büyük Okyanus’un batı kıyısına ise zarar vermedi. Japonya’da ağır can ve mal kaybına yol açan dalgaların Okyanus kıyısındaki Kuzey ve Güney Amerika ülkelerine de zarar vermesi bekleniyordu. İki kıtada da tsunami uyarısı yapılmış ve kıyı kentlerinde yaşayan yüz binlerce kişi yüksek yerlere çıkmıştı. Zararın az olmasının nedeni, tsunami dalgalarının binlerce kilometre genişliğindeki okyanusu aşarken zayıflaması. En fazla zararı ABD'nin Japonya’ya en yakın olan Oregon ve Kaliforniya eyaletleri gördü. İki metre boyundaki dalgalar mal kaybına ve kıyıda fotoğraf çekmekte olan bir kişinin denize sürüklenip ölümüne sebep oldu. Güney Amerika’da Şili, Kolombiya, Peru ve Ekvador’da ise tsunami hissedilmedi.
Bu arada, depremi ilk olarak 8.8 olarak ölçen Japon yetkililerin, rakamı önce 8.9'a, sonra da 9.0'a yükselttikleri, ABD Jeolojik Araştırmalar Kurumu'nun ise depremin büyüklüğünü halen 8.9 olarak verdiği belirtiliyor.

((İngilizce)) Jason Tuohey "Report: 9,500 missing in Minamisanriku, Japan, after Earthquake" The Boston Globe, 12 Mart 2011
((Japonca))  "東北地方太平洋沖地震の被害状況と警察措置" Japonya Ulusal Polisi, 13 Mart 2011

((İngilizce)) Chris Hogg "Japan crisis 'worst since WWII'" BBC, 13 Mart 2011
((İngilizce))  "Japan upgrades magnitude of killer earthquake to 9.0; USGS keeps number at 8.9" The Canadian Press, 13 Mart 2011

13 Temmuz 2011, Çarşamba

Japonya hükümeti 2009 yılında ülkedeki yoksul sayısının yüzde 16 oranında arttığını açıkladı. Hükümetin ilk kez 1985 yılında başlattığı araştırma, 2009 yılında yoksul sayısının bir önceki yıla kıyasla binde 3 arttığını gösteriyor. Japon Sağlık, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Bakanlığı araştırmasına göre 17 yaşın altındaki yaş grubunda da yoksulluk rekor düzeyde artarak yüzde  15,7’ye çıktı.
Japonya’da kişi başına ortalama yıllık gelir 28,000 dolar. Japon Sağlık, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, geliri bu miktarın yarısının, başka bir deyişle $14,000 altına düşenleri yoksul sayıyor.
90’lı yılların başlarında hem banka krizi  hem de emlâk piyasasının çöküşüyle ekonomisi  gerileme sürecine giren Japonya’da o zamandan beri yoksulluk oranı iki kat artmış durumda. Uzmanlar Japonya'da yoksulluk araştırmasının çok zor olduğunu, çünkü Japonların geleneklerinden ötürü kötü hallerini gizlediklerini, açığa çıkarmak istemediklerini dolayısıyla gerçek rakamın daha yüksek olabileceğini söylüyor.

15 Mart 2011, Salı
Japonya Başbakanı, Fukuşima Nükleer Elektrik Santrali çevresinde radyasyon oranının tehlikeli bir düzeye çıktığını açıkladı.
Televizyondan halka hitap eden Başbakan Naoto Kan, santralin 30 kilometre çevresinde yaşayanlardan evlerinden dışarı çıkmamalarını istedi.
Santralin reaktörlerinden birinde bu sabah yangın meydana geldiği ve atmosfere önemli miktarda radyasyon sızdığı açıklanmıştı. Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu, tesisten saatte 4 bin göğüs röntgenine eşit miktarda radyasyon çıktığını bildirdi.
Depremde zarar gören santralin 240 km güneyinde bulunan Tokyo‘da bile radyasyon onanın arttığı ancak henüz insan sağlığını tehlikeye düşürecek düzeye çıkmadığı öğrenildi.
Cuma günü meydana gelen 8.9 büyüklüğündeki deprem ve depremi izleyen tsunami en az 2,400 kişinin ölümüne sebep oldu.  Ancak arama kurtarma ekipleri kıyı köylerine ulaştıkta bu rakamının önemli miktarda artması bekleniyor.
Santralı işleten Tepco şirketi, bu sabahki yangından önce tesisteki personelin çoğunu tahliye edilmiş olduğunu bildirdi.  Açıklamada, geride kalan uzman personelin yangını söndürdüğü ve hasar gören üç reaktörü, erimeyi önlemek için, deniz suyuyla soğutmaya çalıştığı belirtiliyor. Soğutma sistemleri depremde zarar gören Fukuşima nükleer elektrik santralinde beş ayrı reaktör bulunuyor.  Şu anda deniz suyuyla soğutulan üç reaktörden birinde durumun kritik olduğu, erime riskinin arttığı öğrenildi. Nedeni ise deniz suyu reaktör çekirdeğine temas eder etmez buharlaştığı için yakıt çubuklarının ısısının düşürülememesi.

18 Temmuz 2011, Pazartesi

Frankfurt'taki Commerzbank-Arena'da oynanan FIFA Dünya Kadınlar Futbol Şampiyonası Finali'nde kupayı kaldıran ABD'yi penaltı atışlarıyla yenen Japonya oldu. Japonya tarihinde ilk kez kupayı kazanırken maçı yaklaşık 50 bin kişi izledi.
Maçta ABD 69. dakikada 1-0 öne geçerken 80. dakikada Japonya eşitliği sağladı ve maçın normal süresi 1-1 sona erdi. Uzatmalarda iki taraf da birer gol bulunca durum 2-2 oldu ve penaltı atışlarına gidildi. Penaltılarda ABD'yi 5-3 yenen Japonya dünya şampiyonu oldu.
Japonya teknik direktörü Norio Sasaki yaptığı açıklamada "Maça gergin başladık ama savunmamız ayakta kaldı. İlk kez bir dünya kupasında final oynadık. Tecrübesizliğimiz sahaya da yansıdı. Ama maç ilerledikçe heyecanımızı kontrol altına almayı başardık" dedi ve ABD'nin penaltı atışlarında fazlasıyla heyecanlandığını söyledi.
Şampiyonada üçüncü Fransa'yı 2-1 yenen İsveç oldu. Gol krallığına ise beş golle Japon Homare Sava yerleşti.

  "Japonya Dünya Şampiyonu" Deutsche Welle, 18 Temmuz 2011
  "Japonya Dünya Şampiyonu" Hürriyet, 18 Temmuz 2011
  "Japonya mutlu sona ulaştı.." Ajansspor, 18 Temmuz 2011

5 Şubat 2013, Salı

Asya’nın en büyük iki ekonomosi olan Japonya ve Çin arasında, Doğu Çin Denizi’ndeki adalar nedeniyle yaşanan çekişmede yeni bir gelişme yaşandı. Japonya Savunma Bakanı Itsunori Onodera, Çin’e ait bir savaş gemisinin 30 Ocak günü Japon gemisine silah radarıyla kilitlendiğini söyledi.
Japon Bakan, gemilerine kilitlenen radarın normalde füzeleri yönlendirmek için kullanıldığını hatırlatırken böyle bir kilitlenmenin "çok anormal" olduğunu belirtti. 
Gelişme üzerine, Japonya Pekin büyükelçisini geri çağırarak, Çin’in tartışmalı sulardaki girişimini protesto etti.
Japonya ve Çin arasındaki adalar gerginliğinde bugüne kadar ciddi bir çatışma yaşanmasa da, Çin Japonya’ya kayıtlı adalara bir çok kez fırkateynlerle yaklaştı. Ayrıca iki ülkenin savaş uçakları adalar etrafında kapışarak askeri çatışma endişelerini tırmandırdı.
Doğu Çin Denizi’nde, Japonya’nın Senkaku ve Çin’in Diaoyu adını verdiği üzerinde yerleşim olmayan adalar, balıkçılık ve enerji alanlarında önemli bir kaynak potansiyeli olarak görülüyor.

17 Temmuz 2011, Pazar
Dünya Bayanlar Futbol Şampiyonası'nda Japonya’nın İsveç’i yenmesi ülkeyi sevince boğdu.
Almanya'da yapılan maçta İsveç'i 3-1 yenen Japonya finale yükseldi.
Frankfurt'ta 45 bin kişinin izlediği karşılaşmanın ilk yarısında  İsveç 10’uncu,  Japonya ise 19’uncu dakikada  birer gol attı. İkinci yarıda daha üstün bir oyun sergileyen Japonya, 60’ıncı dakikada Sawa ve 64’üncü dakikada Kawasumi'nin golleri ile durumu 3-1 yaptı ve maç bu skorla sona erdi.
Japon takımını sürpriz zaferi 11 Mart 2011'de gerçekleşen Tōhoku depremi ve tsunamisi nedeniyle yas ilan edilmiş olan ülkenin umut ışığı oldu, halkın moralini yükseltti.
Japonlar maç bittikten sonra stadyumda büyük bir pankart açarak deprem ve tsunami yardımı için tüm dünyaya teşekkür etti. Ard arda gelen felakette 21 bin kişi ölmüştü.
Japon gazeteleri galibiyete ve takımdaki kadın sporculara geniş yer verdi, Başbakan Naoto Kan yardım önerdi.
Dünya Bayanlar Futbol Şampiyonasının ikinci yarı final karşılaşmasında ise ABD, Fransa'yı 3-1 yenerek finale yükseldi. Şampiyonanın üçüncülük maçı 16 Temmuz Cumartesi günü, Sinsheim’da, Fransa ile İsveç arasında yapılacak.
17 Temmuz Pazar günü Japonya ile ABD arasında yapılacak final karşılaşmasına ise Frankfurt'ta ev sahipliği yapacak.

19 Nisan 2009, Pazar

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde genel seçimler 19 Nisan 2009 Pazar günü yapıldı. Bu seçimler, uluslarası alanda sadece Türkiye tarafından tanınan de facto cumhuriyet KKTC'nin siyasi tarihindeki 10. seçim.
Seçimlere katılım %81.70 oldu. Resmi olmayan sonuçlara göre, ana muhalefet partisi Ulusal Birlik Partisi (UBP) aldığı %43.97'lik oy oranı ile seçimden birinci parti olarak çıktı. Koalisyon hükûmetindeki büyük ortak olan Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) %29.34'lük bir oy oranıyla ikinci ve küçük ortak olan Özgürlük ve Reform Partisi ise %6.20'lik oy oranı ile beşinci parti oldu. Muhalefet oylarını artırırken, iktidarın oy kaybederek ikinci parti olması, seçmenin iktidarı cezalandırdığı şeklinde yorumlandı.
Seçimlere 7 parti katıldı. 50 milletvekilinden oluşan meclise siyasi partilerin milletvekili sokabilmeleri için %5'lik seçim barajını geçmeleri gerekiyordu. Seçim sonucuna göre Cumhuriyet Meclisi'nin yeni 50 milletvekili belli oldu. Kesinleşmeyen seçim sonuçlarına göre barajı geçen Ulusal Birlik Partisi 26, Cumhuriyetçi Türk Partisi 15, Demokrat Parti 5, Toplumcu Demokrasi Partisi ve Özgürlük ve Reform Partisi 2'şer milletvekili kazandı. Bu rakamlara göre UBP tek başına hükûmeti kurmaya yetecek kadar milletvekiline sahip oldu.

((tr))  "YSK - KKTC 2009 Milletvekilliği Erken Genel Seçim Sonuçları" Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Yüksek Seçim Kurulu, 22 Nisan 2009
((tr))  "Kıbrıs'ta zafer açık ara UBP'nin" NTVMSNBC, 19 Nisan 2009

4 Aralık 2010, Cumartesi

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde bugün yapılan iktidar partisi Ulusal Birlik Partisi'nin kurultayından İrsen Küçük ilk turda zaferle çıktı. Başbakanlık görevini yürütmekte olan Küçük, görevine devam edecek.
Küçük'ün rakipleri Gazimağusa Milletvekili Ahmet Kaşif ve Lefkoşa milletvekili Hasan Taçoy idi. 1414 geçerli oyun kullanıldığı kurultayda, ilk turdan seçilebilmek için delegelerden en az 745 oy almak lazımdı. İrsen Küçük 815 oy alarak %57.63 oy oranıyla kurultayı kazandı. Ahmet Kaşif 387 oy ile %27.37'de, Hasan Taçoy ise 212 oy ile %15'te kaldı.
Kurultayın ardından el ele tutuşan adaylar, birlik mesajı verdi. Küçük, "Herkese teşekkürler. Ulusal Birlik Partisi gerçeği buradadır." ve "Bu salonda konuşulanlar burada kalır. Yarından itibaren halka hizmete devam edeceğiz." dedi. Ahmet Kaşif ise "Ülke şark politikalarıyla daha fazla yönetilemez." diyerek seçimden sonra da sert çıkışını sürdürdü.
Toplam 1488 parti delegesinin kayıtlı olduğu partinin kurultayında 1419 delege katıldı ve %95'lik bir katılım oranı elde edildi. Bu oylardan ise beşi geçersiz sayıldı.
Kurultayda parti meclisi de belirlenecek. Bu konudaki oy sayımının sabaha kadar devam etmesi bekleniyor.

28 Nisan 2010, Çarşamba

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde 18 Nisan günü yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanan Derviş Eroğlu'nun yemin etmesinin ardından sokaklardaki reklam panolarına onu kutlayan reklamlar konuldu. Lefkoşa'da Osman Örek Caddesi'nin Mehmet Akif Caddesi ve Gazeteci Hasan Tahsin Caddesi ile buluştuğu kavşaklarda bulunan reklam panolarına Milliyetçi Adalet Partisi ve Ziya Emir Group tarafından reklam verildi. Reklamlarda "Hayırlı olsun!" ve "Yolun açık olsun!" gibi ifadeler kullanıldı.
Ülkede seçim sürecinde Eroğlu taraftarlarının astığı propanganda malzemeleri henüz indirilmezken, Mehmet Akif Caddesi'ndeki seçim ilanları konulması için ayrılmış ve Eroğlu tarafından kullanılan bir binadaki propanda malzemeleri yırtıldı. Yine aynı caddede, seçmi ikinci sırada bitiren eski cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın seçim platformundaki propaganda malzemelerinin çoğu indirildi.

Eroğlu resmen göreve başladı
KKTC'nin yeni cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu

24 Temmuz 2011, Pazar

Kuzey Kıbrıs'ta, Tatlısu-Girne yolunda iki arabanın yüz yüze çarpışması sonucu bir kişi öldü, biri ağır üç kişi yaralandı. Kaza nedeniyle iki kişi de tutuklandı.
Saat 21:00 civarında karşıdan gelen traktöre çarpmamak için direksiyon kırıp yolun diğer şeridine geçen KD 171 plakalı araç, karşı istikametten gelen DJ 265 plakalı araçla çarpıştı. Çarpışma sonucu KD 171 plakalı araçta yolcu olarak bulunan 52 yaşındaki Ömer Güler hastanede hayatını kaybetti, üç kişi yaralandı. Kazayı duyan kazazede yakınları ile Tatlısu Belediye Başkanı Hayri Orçan hastaneye gitti. Kaza nedeniyle KD 171 plakalı aracın sürücüsü ile traktörün sürücüsü tutuklandı.

  "Kaza yine can aldı" BRT, 24 Temmuz 2011
  "Tatlısu acıya boğuldu" Kıbrıs Gazetesi, 24 Temmuz 2011
  "Tatlısu yolundaki ölümlü kaza. 1 ölü, 4 yaralı, 2 tutuklu var" Kıbrıs Postası, 24 Temmuz 2011

14 Ocak 2012, Cumartesi

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin kurucusu Rauf Denktaş tedavi gördüğü Yakındoğu Üniversitesi Hastanesinde 88 yaşında hayatını kaybetti. 8 Ocak 2012'de ishale bağlı su kaybından dolayı Yakındoğu Üniversitesi Hastanesine kaldırılmıştı. Denktaş'ın ölümünden sonra Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu "Bir tarih daha göçmüştür" ifadesini kullandı. Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de yaptığı açıklamada "Kıbrıs Türk halkının bu mirasa sahip çıkarak, Kıbrıs’ta acil ve kalıcı barışın tesisine yönelik yarım asırlık mücadelesinde başarıya ulaşması, merhum Denktaş’ın aziz hatırasını yaşatacak en önemli kazanım olacaktır. Kıbrıs Türk halkı, bu onurlu mücadelesinde, Anavatan Türkiye’yi her zaman yanında bulacaktır." ifadelerine yer verdi. Rauf Denktaş'ın kızı Ender Denktaş babasının Kıbrıs'ın bağımsızlığı konusunda hiç ödün vermediğini belirtti.
KKTC ve Türkiye'de yas ilan edildi. KKTC'de okullar ve resmi kurumlar tatil edildi. Rauf Denktaş 17 Ocak 2012'de toprağa verilecek.

((Türkçe)) Aa "Rauf Denktaş vefat etti" AA, 13 Ocak 2012
((Türkçe)) TRT Haber "Rauf Denktaş Hayatını Kaybetti" TRT Haber, 13 Ocak 2012
((Türkçe)) TRT Haber "KKTC'de Okullar ve Resmi Kurumlar Tatil" TRT Haber, 14 Ocak 2012

18 Nisan 2010, Pazar

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde cumhurbaşkanlığı seçimleri yapıldı. Seçimden galip çıkan %50.38 oy oranıyla Ulusal Birlik Partisi adayı Derviş Eroğlu oldu. Seçimim sonuçlarına göre Derviş Eroğlu'nu %42.85 ile Mehmet Ali Talat ve %3.81 ile Tahsin Ertuğruloğlu izledi. Cumhurbaşkanlığı için 7 aday yarışmıştı. 
Seçime katılım %74.6 oranında oldu. Kayıtlı 164,072 seçmenden sadece 125,294'ü oy kullandı. İlçelerden sadece Lefkoşa'da Mehmet Ali Talat önde bitirirken diğer dört ilçede seçimin galibi Derviş Eroğlu oldu.
Eroğlu seçimden sonra yaptığı Atatürk Meydanı'nda toplananlara yaptığı ilk açıklamada çok mutlu olduğunu ve müzakerelerin devam edeceğini söyledi. Bu arada seçim sonrası Ulusal Birlik Partisi'nin KKTC Cumhuriyet Meclisi'nde koltuk sayısı da bir düştü.

KKTC halkı sandık başına gidiyor

((tr))  "KKTC 2010 Cumhurbaşkanlığı Seçimi - Resmi Olmayan Sonuçlar" KKTC Yüksek Seçim Kurulu, 18 Nisan 2010
((tr))  "Derviş Eroğlu yeni KKTC Cumhurbaşkanı" Hür Haber, 18 Nisan 2010
((tr))  "KKTC'de Eroğlu dönemi" Hürriyet, 18 Nisan 2010
((tr))  "Derviş Eroğlu cumhurbaşkanı seçildi" BBC Türkçe, 18 Nisan 2010
((tr))  "Eroğlu ilk turda cumhurbaşkanı" Sabah, 18 Nisan 2010

15 Ocak 2012, Pazar

Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın vefatının ardından cuma gününe kadar yas ilan edilen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, hem Denktaş'ın yasını tutuyor, hem de cenaze törenine hazırlanıyor. Salı günü defnedilecek Denktaş'ın kabrinin Lefkoşa'daki Cumhuriyet Anıtı'nda yer alacağı ve buraya bir anıt mezar inşa edileceği açıklandı.
Dün toplanan Bakanlar Kurulu'nun yas ilan ettiği KKTC'de ve Türkiye'de bayraklar yarıya indirildi. KKTC'de yayın yapan televizyon kanalları Denktaş'ın öldüğü saatten beri yayın akışlarını kesmiş durumda ve Denktaş'ın ölümünün ardından duyulan üzüntünün belirtildiği programlar, Denktaş'ın sağlığında yapılan röportajlar ve Denktaş'ın öldüğü gece yapılan yayınların tekrarı yayınlanıyor. Ulusal yas nedeniyle spor karşılaşmaları da ertelendi.
Denktaş'ın cenazesinin ayrıntıları da netleşti. Bugün yapılan Bakanlar Kurulu toplantısında Denktaş'ın defnedileceği yer ailesinin isteğiyle Lefkoşa'daki Cumhuriyet Parkı olarak belirlendi. Denktaş'ın kurucularından biri olduğu Türk Mukavemet Teşkilatı'na (TMT) adanan bir anıtın yer aldığı park, KKTC Başbakanı İrsen Küçük'e göre "milli mücadele tarihi, TMT ve cumhuriyeti" temsil ediyor. Denktaş'ın naaşının anıtın yaklaşık 150 metre güneyine defnedileceği ve buraya bir anıt mezar yapılacağı açıklandı. Anıt mezarın tasarımı içinse bir yarışma düzenlenecek.
Cenaze töreni salı günü düzenlenecek olsa da törenler yarın (pazartesi) başlayacak. Yarın saat 10:00'da Denktaş'ın hayatını kaybettiği Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi'nde tören düzenlenecek, bunun ardından naaş 10:30'da hastaneden KKTC Cumhurbaşkanlığı'na götürülmek için çıkarılacak. 11:00'de Cumhurbaşkanlığı'nda törenle karşılanacak naaşın başında salı günü saat 09:00'a kadar saygı geçişi ve ihtiram nöbeti yapılacak. Saat 10:00'da Denktaş'ın naaşı top arabasına alınacak ve 10:15'te Selimiye Camii'ne götürülecek. 12:07'deki öğle namazı ve 12:30'da kılınacak cenaze namazının ardından 12:45'te naaş tekrar top arabasına konularak Girne Kapısı'na götürülecek. Saat 14:00'teyse naaş buradan alınıp Cumhuriyet Parkı'na götürülecek ve 14:30'da burada tören yapılacak. 15:00'de Denktaş defnedilecek.
Cenaze törenine katılımın çok büyük olması bekleniyor. Cenaze nedeniyle ülkede salı günü okullar ve resmi kurumlar tatil edildi. Cenazeye Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, TBMM başkanı Cemil Çiçek, Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve 57 İslam ülkesini temsilen İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu katılacak. Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılıp katılmayacağı henüz netleşmese de büyük ihtimalle katılacağı belirtiliyor. Lefkoşa sokaklarında bugün cenazenin bir provası yapıldı. Lefkoşa sokaklarında da temizliğe başlandı.
Denktaş'ın Lefkoşa'daki ofisindeyse bir taziye defteri açıldı. Deftere halk büyük ilgi gösterdi.

  "Anıt mezar için yarışma düzenlenecek" Gündem Kıbrıs, 15 Ocak 2011
  "Saygı duruşu" Kıbrıs Gazetesi, 15 Ocak 2011
  "Halk büyük ilgi gösterdi" Kıbrıs Gazetesi, 15 Ocak 2011
 Cihan Haber Ajansı "Kıbrıs, Denktaş'ın cenaze törenine hazırlanıyor" Zaman Gazetesi, 15 Ocak 2011

17 Mart 2020, Salı

16 Mart 2020 saat 11.49 itibariyle Türkiye içindeki 18 koronavirüs vakasına yeni tespit edlien 29 koronavirüs vakasının da eklenmesi üzerine Türkiye içerisinde bulunan toplam vaka sayısı '47' ye çıkmış oldu. 16 Mart 2020 tarihinde  Bilim Kurulu'nun önerisi dahilinde alınan önlemlere yenileri de eklenmiş, lokanta ve alış veriş merkezleri hariç halkın toplu olarak bulunabileceği mekanlar da gece 24.00 itibariyle faaliyetlerini durdurmuştur. Eğitim alanında alınan önlemler ise okulların 13 mart itibariyle 2 hafta boyunca kapalı olmasını, öğrencilerin bu sürenin bir haftasını dinlenerek diğer haftasını ise uzaktan eğitim programı ile geçirmesiydi.

((Türkçe)) Emir yılmaz "[T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI , T.C. MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI , SAĞLIK BAKANI DR. FAHRETTİN KOCA Koronavirüs Türkiye Haritası 2020 - Koronavirüs Türkiye Ölüm Sayısı]" Alfa haber Ajansı, 30.03.2020
  "[1]" [[w:|]],

18 Mayıs 2010, Salı

Afganistan'ın başkenti Kabil’de  bomba yüklü bir araçla düzenlenen intihar saldırısında beşi Amerikan askeri en az 18 kişi öldü. İntihar bombacısı bindiği aracı sabah işe gidiş saatinde hükümet binalarının yakınında havaya uçurdu. Patlamada bir otobüs dahil çok sayıda askeri ve sivil araç hasar gördü. Saldırının sorumluluğunu Taliban üstlendi.
NATO, saldırıda toplam altı yabancı askerin öldüğünü açıkladı. Yetkililer, daha sonra ölen askerlerden beşinin Amerikalı olduğunu doğruladı. Afgan yetkililer de aralarında kadınlar ve çocuklar da  bulunan 12 sivilin öldüğünü, 47 kişinin de yaralandığını açıkladı. NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen ve Afganistan Devlet Başkanı Hamid Karzai saldırıyı kınadı.
Bu, Kabil’de geçen Eylül ayında altı İtalyan askerinin öldüğü bombalı intihar saldırısından bu yana yabancı askerlere yönelik en kanlı saldırı oldu.

30 Ağustos 2011, Salı

27 Haziran 2011 tarihinde Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından hakkında tutuklama kararı çıkarılan ve o günden beri kaçak olarak hayatına devam eden Muammer Kaddafi'nin yeri hakkında yeni gelişmeler elde edildi.
Libya muhalefetini temsil eden Geçici Ulusal Konsey lideri Mustafa Abdül Celil, Kaddafi’nin tam olarak nerede olduğunu bilmediklerini açıklamış ve onu ölü veya diri getirecek kişiye 1,67 milyon dolar para ödülü verileceğini ilan etmişti.
Cezayir Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre Libya lideri Muammer Kaddafi'nin eşi Safiye ile kızı Ayşe ve oğulları Hannibal ile Muhammed 29 Ağustos sabahında Libya sınırından Cezayir'e giriş yaptı.
Muammer Kaddafi'nin, haklarında Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından tutuklama kararı bulunan Seyfülislam Kaddafi ve Libya istihbarat başkanı Abdullah el Senussi ile birlikte Trablus’un 100 kilometre uzağındaki Beni Velid'de saklandığı öne sürülüyor.

((Türkçe))  "Kaddafi'nin eşi ve üç çocuğu Cezayir'de" ntvmsnbc.com, 29.08.2011
((Türkçe))  "Kaddafi’nin ailesi Cezayir’de" euronews.net, 29.08.2011
((Türkçe))  "Kaddafi’nin oğulları Cezayir’de çıktı" milliyet.com.tr, 30.08.2011

24 Ağustos 2011, Çarşamba

Geçici Ulusal Konsey Başkanı Mustafa Abdül Celil, Muammer Kaddafi'yi ölü veya diri getirecek kişiye 1,67 milyon dolar para ödülü verileceğini açıkladı.
Celil paranın başkentteki iş adamları tarafından ödeneceğini ve ödülden amacın Kaddafi'nin en kısa zamanda yakalanmasını sağlamak olduğunu söyledi.
Bu arada nerede olduğu bilinmeyen Libya Devlet Başkanı Muammer Kaddafi radyodan yeni bir ileti yayınladı.
Kaddafi,  El Uruba adlı rejim yanlısı istasyondan yayınlanan iletisinde, başkent Trablusgarp’ta asilerin ele geçirdiği Bab el Aziziye karargâhını  "taktik" nedenlerle terk ettiğini ileri sürdü.
Kaddafi rejimini temsil eden karargâhın ele geçirilmesine rağmen, başkentte, yabancı gazetecilerin kaldığı Rixos oteliyle havaalanına giden yol rejime sadık askeri birliklerin kontrolünde.
Mustafa Abdül Celil, asilerin başkenti ele geçirmesi sırasında en az 400 kişinin öldüğünü,  2,000 kişinin de yaralandığını açıklamıştı.
Celil, Fransız televizyonuna verdiği demeçte, Kaddafi yanlısı 600 güvenlik görevlisinin esir alındığını ve devlet başkanı yakalanıncaya kadar operasyonların süreceğini belirtti.
Trablusgarp’ın yeni askeri komutanı Abdül Hakim Belhac da, Bab el Aziziye karargâhının bazı bölümlerinin hâlâ Kaddafi yanlılarının kontrolünde olduğunu bildirdi.
Libya’nın Birleşmiş Milletler temsilcisi İbrahim Dabbaşi,  çatışmaların yer yer devam ettiği başkentin en geç 72 saat içinde tümüyle asilerin kontrolüne geçeceğini tahmin ediyor.

13 Aralık 2019, Cuma

Oyuncu ve şair Kader Demir ‘Kor’ isimli düet hazırlıkları için kolları sıvadı. şiirin sözlerini kendisine ait olan şarkının bestesini aranjör Barış Engürlü üstlendi. Şarkı kısmının sözünü de usta yorumcu Pial Hüseyin Türkmen’den alan Kader Demir bize çok iddialı konuştu.  Uzun zamandır böyle bir düet planı yaptığını söyleyen Demir. Duyguyu ön planda tutmayı sevdiğim için rap müziğin içine şiiri serpiştirmek kolay olmadı dedi. Aranjesini usta aranjör Barış Engürlü üstlendi ve hayal ettiğimden daha güzel bir eser elde ettim diyerek duygularını dile getiren Demir’in heyecanı ise gözlerinden okunuyordu. Oyuncu ve şair olan Kader Demir okuma çalışmalarının bittiğini ve klibin de çekildiğini söyledi. İzmir'den bu klip için özel olarak gelen değerli yönetmen Onur Karaçağ böyle bir projenin mimari işleminde olduğu için çok mutlu olduğunu dile getirirken Kader Demir’e de güvendiğini ve başarının kaçınılmaz olduğunu bizlere aktardı. Çukur Dizisinin Sokaklarında Klip çektiler Kader Demir klipte şizofren bir kızı canlandırdığını söyledi mekan olarak da Show TV’nin rekortmen dizisi olan Çukur’un dikkat çeken sokaklarını tercih eden Kader Demir ve ekibi klip için, klip şarkıya özel dikilmiş bir elbise kadar yakıştı sözlerini sarf ettiler. Netd de yayınlanacak olan klip 2 Ocak için gün aldı. Kader Demir feat  Barış Engürlü tüm dijital platformda sevenleri ile buluşmayı bekliyor.

  "Pial Hüseyin Türkmen:Kader Demir Gibi Sağlam Geliyor" Önce Vatan Gazetesi, 13 Aralık 2019

19 Temmuz 2011, Salı
Amerika Birleşik Devletleri'ndeki sözleşmeli okullar özel eğitim kurumları tarafından işletilen kamu kurumlarıdır. Bu okullar yerel hükümet ya da okul yönetiminin kuralları ya da sözleşmeleri altında işletilir. Bir çok sözleşmeli okul bilim, medya, sanat gibi belli bir alana yoğunlaşır. Los Angeles yakınlarındaki bu okulda ise ana tema çevre ve doğa.
Lawndale Kaliforniya'daki Ekolojik Lise'de her türlü standart lise derslerinin yanında çevre çalışmaları da yapılıyor. Okulda üniversiteye hazırlanan  yaklaşık 500 öğrenci kayıtlı. Bu öğrenciler rutin eğitimlerinin yanında başka bir eğitim daha alıyor.
Alison Suffet Diaz, "Öğrenciler okula kaydolur olmaz oturdukları semtlerdeki kritik konuları ele alan bir programa giriyorlar. Bu programda söz konusu kritik meselelerin çözümüne nasıl katkıda bulunabileceklerini öğreniyorlar." diyor.
Öğrenciler doğaya yakınlaşıyor, alternatif enerji, ya da çiçekleri sulamak için insan gücüyle çalışan pompa gibi konuları işliyorlar. Öğrenci, Rigo Estrada  bu okula başlamadan önce sokağa çöp attığını itiraf ediyor: "Biri bana yapma dese sana ne diye yanıt verirdim. Ama okulda gördüğüm videolar, yaptığım plaj temizlik çalışmaları, geliştirilmesine yardımcı olduğum sulama sistemi, ve ilk okul öğrencilerine verdiğim dersler sonrası yeşili korumanın önemini kavradım."
Okul yaratıcı sanatlar dersini fizik dersi içinde veriyor. Dışarıdan getirilen uzmanlar da eğitime katkıda bulunuyor. Bu uzmanlardan biri el çantası yapan çevreci bir firmanın sahibi Nancy Gale: "Öğrencilere işletme, pazarlama, satış, dizayn dersleri veriyoruz. Bir yandan da öğrencilere çevreye dost bir ürünün nasıl yapıldığını gösteriyoruz. Programın amacı bu çocuklara neler yapabileceklerin gösterebilmek. Çocukların  özel okullara gitmeden de aynı gerçek dünyada başarıya ulaşabileceklerini anlatabilmek."
Öğrenciler nasıl bir işletme planı hazırlayacaklarını da öğreniyor. Öğretmen Brandie Cobb, "Buradan ayrıldıklarında kendi başlarına kuracakları bir işyeri planlarının olmasını ve böylece üniversite masraflarını karşılayabilmelerini hedefliyoruz." diyor.
Okuldaki program işbirliği ve örgütlenmenin önemini vurguluyor. 18 yaşındaki Rodrigo Padilla kendi başına iş halletmeyi öğrendiğini söylüyor: "Hepbirlikte çalışırsak, girişimde bulunursak ve diğerlerini de bilgilendirirsek dünyada bir fark yaratabiliriz."
Öğrenciler çevre alanında kariyer sahibi olsalar da olmasalar da okulda öğrendikleri bilgileri hayatlarına uygulayacakları kesin.

30 Haziran 2012, Cumartesi

Uzunca bir süredir krizle boğuşan ve mevcut politika önceliklerini de buna göre belirleyen Avrupa Birliği, uzun süredir ihmâl ettiği genişleme konusunda yeni bir adım attı. Avrupa Birliği devlet ve hükümet başkanları Karadağ'la üyelik müzakerelerini başlattı. 
Karadağ, kararın ardından düzenlenen hükümetlerarası katılım konferansında, 35 müzakere faslıyla ilgili tarama sürecine adım atarak, üyelik müzakerelerine başladı. Karadağ’ın müzakere sürecindeki ilerleyişinde yolsuzluk ve örgütlü suçlarla mücadelede göstereceği performans belirleyici olacak.
Genişleme sürecinde geçmişten aldığı dersler ışığında hareket eden ve politikalarını güncelleyen Avrupa Birliği, Karadağ'a müzakerelerde öncelikle "yargı ve temel haklar" ile "adalet, özgürlük ve güvenlik" başlıklarıyla başlamasını şart koştu. Müzakerelere 2005'te başlayan Türkiye'nin bu iki başlığı açması Kıbrıs tarafından bloke ediliyor. Önceliği bu iki başlığa verecek olan Karadağ, hukukun üstünlüğü ve temel haklarla ilgili reformları müzakere sürecinin ilk aşamasında gerçekleştirmiş olacak. AB’nin Karadağ için öne sürdüğü şartlardan birini de Avrupa Polis Ofisinin örgütlü suçlarla mücadele konusunda olumlu rapor vermesi oluşturuyor.
Avrupa Birliği Komisyonunun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Stefan Füle, "Karadağ şimdiye kadar çok şey yaptı ama daha yapılması gerekenler var." dedi. Sırbistan'dan 2006'da ayrılan Karadağ'ın ekonomisi büyük ölçüde turizm ve emlak sektörüne dayanıyor. Karadağ, üye olan Slovenya ve 2013'te üye olacak olan Hırvatistan'ın ardından müzakere sürecine geçen en hızlı Balkan ülkesi konumunda.
Genişleme sürecinde şu an Sırbistan ve Makedonya aday ülke statüsünde. İzlanda ve Türkiye ise müzakere sürecinde. Temmuz 2010'da müzakerelere başlayan İzlanda bugüne kadar 18 başlık açtı, bunlardan 10’unu kapattı. Müzakerelere 3 Ekim 2005'te başlayan Türkiye ise siyasi engeller nedeniyle bugüne kadar 13 başlık açıp bunlardan sadece bir tanesini kapatabildi. Türkiye, Haziran 2010'dan bu yana başlık açamadı.

28 Ekim 2014, Salı

Karaman'ın Ermenek ilçesi Pamuklu köyündeki bir kömür ocağında su baskını nedeniyle 18 işçi mahsur kaldı. Öğlen saat 12.00’de madenciler öğle yemeğindeyken madende su patlaması olduğu düşünülüyor. Eski ocaklarda biriken suların sebep olduğu üzerinde duruluyor. Olay olduktan sonra bölge madenlerdeki işçilerin olay yerine geldiği biliniyor. 200 kişilik AFAD ekibi de olay mahalline gelenler arasında. Kurtarma ekipleri ve vatandaşlar plastik borularla suyun tahliyesini yapıyorlar. İstanbul Büyükşehir Belediyesi İtfaiye ekibinin de ahtapot isimli itfaiye aracını olay yerine gönderdiği öğrenildi. 
Enerji Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız'ın yaptığı açıklama ise şu şekilde;

Maden işçileri, yerin 350 metre altında kurtarılmayı bekliyorlar.

((Türkçe))  "Karaman'da 18 maden işçisi mahsur kaldı" Anadolu Ajansı, 28-10-2014
((Türkçe))  "Karaman'da madende göçük: 18 işçi mahsur kaldı" Star, 28-10-2014

3 Eylül 2009, Perşembe

Yunanistan başbakanı ve merkez sağ Yeni Demokrasi Partisi lideri Kostas Karamanlis, Yunanistan'da 4 Ekim 2009 günü erken seçime gidileceğini açıkladı.
Televizyonda yaptığı açıklamasında siyasal ortamı düzeltmek için erken seçime gerek duyulduğunu belirten Karamanlis, ekonomik krizi aşmak için gerekli sert önlemlerin ancak seçimlerden sonra alınabileceğini vurguladı.
Kostas Karamanlis'in genel başkanı olduğu Yeni Demokrasi Partisi, son kamuoyu yoklamalarına göre ana muhalefet partisi merkez sol parti PASOK'un gerisinde bulunuyor. Yorgo Papandreu'nun liderlik ettiği PASOK'a verilen destek oranı son orman yangınlarından sonra altı puan birden arttı.
Yunan halkı, Karamanlis hükûmetini başkent Atina'nın kuzeyindeki evleri yakan yangına karşı yeterli önlem almamakla suçlamıştı.

9 Eylül 2009, Çarşamba

20 Ağustos 2009 tarihinde yapılan Afganistan devlet başkanlığı seçiminde, seçim komisyonu sonuçları açıklamaya devam ediyor. Açıklanan son sonuçlara göre mevcut devlet başkanı ve adayı Hamid Karzai %54 ile seçimi açık ara önde götürüyor. Rakibi eski Dışişleri Bakanı Abdullah Abdullah ise %28,3 ile seçimi ikinci sırada götürüyor. Ayrıa oyların %92'sinin sayıldığı belirtildi. Bu sonuçlara göre Hamid Karzai yeniden devlet başkanı seçilmek için gerekli olan %50 oy barajını aşıyor.
Öte yandan Seçim Komisyonu, usulsüzlük yapıldığı gerekçesiyle 600 seçim merkezinden gelen oyları iptal ettiğini açıkladı. Seçim Komisyonuna, Afganistan devlet başkanlığı seçiminde usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla 650'den fazla şikayet geldiği belirtildi.

((tr))  "Karzai seçim zaferine iyice yaklaştı" BBC, 8 Eylül 2009

13 Kasım 2011, Pazar

ODA TV soruşturması kapsamında tutukluluk hali devam eden Milli İstihbarat Teşkilatı'nın dış operasyonlar eski başkanı Kaşif Kozinoğlu, Silivri Cezaevi'nde kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti.
Kozinoğlu, 12 Kasım günü gündüz saatlerinde nefes almakta zorlandığı için revire başvurdu ve savcı talimatıyla Silivri Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Bir süre gözlem altında tutulduktan sonra cezaevine dönen Kozinoğlu, ilk belirlemelere göre hücresinde kalp krizi geçirdi. Cumhuriyet Savcılığı, ölüm nedeninin kesin olarak belirlenmesi için otopsi talimatı verdi. Adalet Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, Kozinoğlu'nun ağır spordan sonra rahatsızlandığı belirtildi.
Daha önce görevli olduğu Milli İstihbarat Teşkilatı kapsamında pek çok yurtiçi ve yurtdışı operasyonda görev alan Kozinoğlu, ODA TV'ye yapılan baskında ele geçirilen ve devlete ait çok gizli olduğu iddia edilen belgeleri sızdırmakla suçlanıyordu. İlk duruşması ise 9 gün sonra, 22 Kasım tarihinde yapılacaktı.

((Türkçe)) Arda Akın "ODA TV sanığı cezaevinde hayatını kaybetti" Hürriyet, 13 Kasım 2011
((Türkçe))  "MİT'çi Kozinoğlu cezaevinde öldü" Zaman, 13 Kasım 2011
((Türkçe)) NTVMSNBC ve ajanslar "Gizemli MİT'çi Kozinoğlu cezaevinde öldü" NTVMSNBC, 13 Kasım 2011
((Türkçe)) Dha/aa "Adalet Bakanlığı'ndan 'Kozinoğlu' açıklaması" Hürriyet, 13 Kasım 2011

22 Mayıs 2010, Cumartesi

Kemal Kılıçdaroğlu, 33. Cumhuriyet Halk Partisi Olağan Kurultayı'nda oylamaya katılan 1189 oyun tamamını alarak 7. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı seçildi. Kılıçdaroğlu, çeşitli konulara değindi. Deniz Baykal ile ilgili olarak Sayın Baykal’a karşı yapılan komplonun failleri çıkmış değil. O failleri bulmak bizim boynumuzun borcudur... diyerek, Baykal'a yapılanları komplo olarak niteledi. Recep Tayyip Erdoğan'a ise Recep Bey diye hitap etti. Zonguldak'taki grizu patlaması ile ilgili olarak ise: Bizim kadar yaşamını yitiren emekçi var mı? Nasıl oluyor da başka yerde kader olmayan olay Türkiye’de kader olabiliyor? dedi. 70 dakikalık konuşmasından sonra evine gitti ve oylama başladı. Kemal Kılıçdaroğlu, oyunu kullanmak üzere tekrar kurultay salonuna dönüp, oyunu kullandı. Sonucunda yeni CHP lideri oldu. Kılıçdaroğlu teşekkür konuşmasında, Çok ağır bir görevi üstlendiğimin bilincindeyim... dedi. Deniz Baykal ise Kılıçdaroğlu'nu arayarak tebrik etti. Baykal, 2008'de yapılan CHP 32. Kurultayı'nda 1231 delegenin oy kullandığı seçimde 1021 delegenin oyunu alarak genel başkan olmuştu. 

((tr))  "CHP'de "Kılıçdaroğlu" Dönemi" Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu, 22 Mayıs 2010
((tr))  "Sakin Kılıçdaroğlu'ndan 'şahin' konuşma!" Milliyet (gazete), 22 Mayıs 2010
((tr))  "CHP'nin yeni genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu" Milliyet (gazete), 22 Mayıs 2010
((tr))  "CHP'de değişim kurultayı" Sabah (gazete), 22 Mayıs 2010

9 Ocak 2012, Pazartesi

Türkiye'de Edirne iline bağlı Keşan ilçesinin resmi spor kulübü olan Keşanspor kafilesini taşıyan yolcu otobüsü, bir önceki gün Antalya'nın Korkuteli ilçesi Kargalı mevkisinde yağış nedeniyle kayganlaşan yolda şarampole yuvarlanarak kaza yaptı. Bölgesel Amatör Ligi 12 nci grupta mücadele eden Keşanspor takımının, {v|Alanya}}'ya kampa gittikleri öğrenildi. 

Kazada yaralanan futbolcular Can Çetinkaya olay yerinde Güner Yıldız ise kaldırıldığı hastanede hayatını kaybederken, ağır yaralanan Şahin Gümüş ise Antalya Eğitim ve Araştırma hastanesine kaldırıldı. Kazada araçta bulunan diğer futbolcular ve otobüs şoförlerinin tedavileri çevre hastanelerinde yapıldı. Kazada yaralanan ve hastanede ayakta tedavisi yapılan takımın teknik direktörü İlhan Kıran ise yaptığı açıklamada ; acılarının büyük olduğunu, çok ağır olmasa da 3 futbolcunun tedavisinin devam ettiğini belirtti. 

Kazayı haber alan takımın taraftarlarının, Keşanspor kulübüne akın ettiği öğrenildi. Kazayla ilgili telefonla bilgi alan Keşanspor Kulübü müdürü Hasan Ayaroğlu ise kaza nedeniyle şok olduklarını söyledi. Kazayla ilgili soruşturmanın sürdüğü öğrenildi. Kazada vefat eden futbolculardan Güner Yıldız ve Can Çetinkaya'nın cenazelerinin dün teslim alındığı, Güner Yıldız'ın Kırklareli'nin Babaeski ilçesinde,  Can Çetinkaya'nın ise İstanbul'un Kartal ilçesinde bugün için düzenlenecek cenaze törenlerinin ardından defnedilecekleri belirtildi.

Meydana gelen olayın ardından Türkiye'de bulunan pek çok futbol kulübü, Keşanspor'a başsağlığı dileklerini ilettiler. Dün ise kazada ölen bir futbolcu ile yaralanan bazı sporcuların Çanakkale Dardanelspor altyapısından yetişmesi üzerine kazaya üzülen Dardanelspor U18 takımı Çanakkale'de gerçekleştirilen Bursaspor maçına kollarında siyah bantla sahaya çıkarak, 1 dakikalık saygı duruşunda bulunmak istediler. Öğrenilen bilgilere göre Dardanelspor takımının antrenörü Resul Kuzu karşılaşma öncesinde bu durumu Bursaspor takımının yetkililerine de ilettiği belirtildi. Maç başlamadan önce durumu orta hakem Emre Yılmaz'a ileten futbolcular saygı duruşunda bulunacaklarını söylediler. Ancak hakem Emre Yılmaz, federasyon tarafından bilgi verilmediğini, bu nedenle saygı duruşunun yapılamayacağını belirtmesi üzerine, hakem maçı başlattı. Fakat futbolcular başlama vuruşunun ardından topa 1 dakika boyunca dokunmadılar ve bulundukları yerde durarak saygı duruşunda bulundular.

Ayrıca Alanya’da bir otelde açıklama yapan Keşanspor kulübü başkanı Sadi Kuru, bugün yapılacak cenazelere katılmak amacıyla Kırklareli’ne gideceklerini, takımın bundan sonra bu şekilde lige devam edemeyeceğini, Futbol Federasyonu ile bu konuyu görüşeceklerini, ligin başlamasına ise çok az bir süre kaldığını söyledi. 

((Türçe)) turkiyegazetesi "Keşanspor otobüsü uçuruma yuvarlandı: 2 ölü" turkiyegazetesi.com.tr, 7 Ocak 2012
((Türçe)) mynet "Keşanspor futbolcusu Güner Yıldız’ın cenazesi morgdan alındı" mynet.com, 8 Ocak 2012
((Türçe)) sondakika "Aydınspor 1923'ten Keşanspor ve Trabzonspor'a Başsağlığı Mesajı" sondakika.com, 8 Ocak 2012
((Türçe)) haberler "Keşansporlu Futbolcunun Cenazesi Alındı" haberler.com, 8 Ocak 2012
((Türçe)) tarsusonline "Futbolculardan İlginç Saygı Duruşu" tarsusonline.com, 8 Ocak 2012
((Türçe)) radikal "Başkan Sadi Kuru 'lige devam edemeyeceklerini' açıkladı." radikal.com.tr, 8 Ocak 2012

1 Temmuz 2012, Pazar
Birleşmiş Milletler ve Arap Birliği temsilcisi Kofi Annan, Suriye'de daha çok kan dökülebileceği uyarısında bulundu. 
Cenevre'de Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyelerine konuşan Annan, barış planının işlemediğine dikkati çekerek, uluslararası toplumdan daha fazla çaba göstermesini istedi. Eski BM Genel Sekreteri Annan, aksi takdirde yakın gelecekte artacak ölü sayısının suçlusunun yalnızca katiller değil, sorumluluk almayan uluslararası toplum olacağını söyledi. 
Görüşmelere ABD, Rusya, Çin Halk Cumhuriyeti, İngiltere, Fransa, Arap Birliği ülkeleri ve Türkiye'den dışişleri bakanları katıldı.
Bir geçiş hükümeti çağrısında bulunan Annan, bu hükümetin tüm kesimleri temsil etmesi gerektiğini, ancak istikrarı tehdit edecek kişileri uzaklaştırması gerektiğinin altını çizdi.
Dün Suriye krizine çözüm bulmak amacıyla Saint Petersburg'da biraraya gelen ABD ve Rusya dışişleri bakanları -Hillary Clinton ve Sergei Lavrov- bir anlaşmaya varamadı.
Suriye’nin müttefiklerinden Rusya, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esed'e istifa etme çağrısı bulunan ülkelere katılmadı. Bu da Beşar Esed için büyük bir fırsat olarak değerlendirildi.
Suriye muhalefet gruplarıysa, içinde Esed yönetiminden kişilerin bulunduğu hiçbir geçiş hükümetini kabul etmeyeceklerini bildiriyor.

28 Eylül 2009, Pazartesi

Almanya'da 27 Eylül Pazar günü yapılan federal meclis seçimlerinde Almanya Korsan Partisi (Piratenpartei Deutschland) oyların yüzde 2'sini alarak meclise giremedi ancak partililer sonuçları sevinçle karşıladı ve gelecekten umutlu olduklarını belirtti. 10 Eylül 2006 yılında kurulan ve girdiği ilk federal seçimde Almanya'nın en çok oy alan yedinci partisi konumuna gelen Almanya Korsan Partisi'nin amaçları arasında iletişim özgürleşmesi ve özgür paylaşımın sağlanması bulunuyor.
Kendilerine Yeşilleri örnek aldıklarını söyleyen Korsan Partililer, bunun bir başlangıç olduğunu belirtiyor. Yeşiller seksenlerin başında ortaya çıktığında, pek çok kişi harekete kuşkuyla bakmıştı. İlk federal seçiminde yüzde 1,5 oranında oy alan Yeşiller, dünkü seçimlerde oyların yüzde 10,7'sini topladı.
Umutlu konuşan parti lideri Jens Seipenbusch, yaptığı açıklamada "Seçim bizim işlediğimiz konuların da ne kadar önemli olduğunu ve gelecekte daha da başarılı olabileceğimizi gösterdi. Kısa zamanda büyük partiler tarafından temsil edilmediğini ve anlaşılmadığını düşünenlerin ve yaşam alanları internetin gitgide daha büyük tehdit altında kaldığını hissedenlerin sözcüsü konumuna geldik" dedi.
Üye sayısı yaklaşık 10 bin kişi olan Almanya Korsan Partisi, iletişime ilişkin medeni hakların içinin boşaltılmasına muhalif bir çizgide yer alıyor. Partinin esin kaynağı ise 1 Ocak 2006'da İsveç'te kurulan ve üye sayısı açısından İsveç'in en büyük 3. partisi konumunda bulunan Korsan Partisi (Piratpartiet).

((tr))  "Seçimin en mutlu partisi: Korsanlar!" NTVMSNBC, 28 Eylül 2009
((en))  "Pirate Party fires broadside at German political establishment" The Local, 28 Eylül 2009

29 Aralık 2009, Salı

19 Aralık 2009'da AK Parti milletvekili ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın evinin yakınlarında emniyete yapılan bir ihbar telefonu üzerine biri albay diğeri ise binbaşı rütbesindeki iki askeri personelin yaklanıp daha sonra serbest bırakılmasının ardından devam ettirilen soruşturma kapsamında Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığı'nda yapılan aramaların dördüncüsü bugün başlatıldı. Aramalara soruşturmayı yürüten savcılar ile arama kararını veren hakim ve Ankara merkez komutanlığı görevlileri de katılıyor.
Özel yetkili Ankara Cumhuriyet Savcılarının katıldığı aynı konudaki dördüncü arama Kirazlıdere'deki Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığında bu sabah yerel saat ile 10.45'te başlatıldı.
Konuyla ilgili olarak Genelkurmay Başkanlığı'ndan yapılan açıklamada, Yürütülmekte olan bir soruşturma kapsamında, Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığında 26 Aralık 2009 günü içeriği Devlet sırrı niteliğindeki belgeleri kapsayan bölümde başlatılan arama faaliyeti, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 125'inci maddesi uyarınca ilgili Hakim tarafından bizzat yapılmaktadır. Tek Hakim tarafından yapılmakta olan bu inceleme sürecinde, doğal olarak dinlenme ve idari işler için aralar verilmekte, bu nedenle inceleme süresi uzamaktadır. Tamamen yasal çerçeve kapsamında yürütülmekte olan bu incelemenin bir müddet daha devam edebileceği anlaşılmaktadır. açıklaması yapıldı.
Aramalar devlet sırrı niteliğindeki belgeleirn saklı bulunduğu Kozmik oda adı verilen arşiv odalarında yapıldığı için ilgili belgelerin her türlü kopyalanması yasak olduğu için arama sadece iligli arama kararını alan hakim tarafından yapılabilmektedir. Belgelerinin kopyasını almak devlet sırlarının korunmasına yönelik kanun gereği yasak olduğu için soruşturmada görevli hakim belgeleri okuyup sadece özetlerini not alabilmektedir.
Bu arada yapılan ilk aramanın ardından gözaltına alınan 8 askeri personelin sorgulaması Ankara Adliye Sarayı'nda devam ediyor. Ayrıca İçişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bir bilgiye göre karargahta arama yapılmasına yol açan olayın soruşturma kapsamında yapılan dinlemelerde karargahta görevli bir erin babasıyla yaptığı telefon görüşmesi esnasında, “Talimat üzerine evrak yakıyoruz” demesi olduğu belirtildi.

  "Kozmik odada 4.arama" Sabah Gazetesi, 29 Aralık 2009
  "134 Nolu Bilgi Notu (BN - 134  / 09)" Türkiye Cumhuriyeti Genelkurmay Başkanlığı, 29 Aralık 2009
 Anadolu Ajansı "Adliyedeki 8 askerin ifadesi alınmaya başlandı" Hürriyet Gazetesi, 29 Aralık 2009
 Tolga Şardan, Türker Karapınar "Önce dinleme sonra operasyon" Milliyet Gazetesi, 29 Aralık 2009

25 Ocak 2011, Salıİsrail askerlerinin 9 Türk'ü öldürdüğü Mavi Marmara baskınının konu edildiği "Kurtlar Vadisi Filistin" filminin Almanya'da gösterilmesine izin verilmedi.
Almanya'da "Kurtlar Vadisi Filistin" filminin sinemalarda önümüzdeki Perşembe günü gösterime girmesinin planlanmasıyla başlayan tartışmalar, Alman Sansür Kurulu FSK'nın filmin gösterimine izin vermemesiyle sonuçlandı. Geride kalan günlerde filmi antisemitist ve İsrail düşmanı" olarak niteleyen çok sayıda siyasetçi ve Yahudi derneklerinin temsilcisi, filmin Almanya'da yasaklanmasını ya da en azından 18 yaş sınırı getirilmesini talep etmişlerdi.
Filmin gösterime girmesi planlanan 27 Ocak tarihi de ayrı bir tepki konusu oldu. Zira 27 Ocak tarihinde Almanya'da "Soykırım Anma Günü", 1996 yılından bu yana bu tarihte, Nazi döneminde katledilen 6 milyon Yahudiyi anmak için çeşitli etkinlikler ve törenler düzenleniyor. Filimin dağıtımcısı firma ise, "Kurtlar Vadisi Filistin"in gösterimi için 27 Ocak tarihinin kasıtlı olarak seçilmediğini, daha önce Kasım ayında gösterime girmesinin planlandığı, ancak yetişmemesi nedeniyle tüm dünyada bu tarihte sinemalara geleceğini açıklamıştı.
İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra oluşturulan Alman Sansür Kurulu FSK, Alman sinemalarında antisemitik propoganda yapılmasını engellemeyi amaçlıyor. Filmin Alman Sansür Kurulu tarafından gösterilmesine izin verilmemesine, Federal Meclis'teki Alman-İsrail Parlamenterler Çalışma Grubu ve çeşitli derneklerin ortak başvurusunun neden olduğu tahmin ediliyor.
Hıristiyan Demokrat Parti Dış Politika Sözcüsü Philipp Missfelder, filmin Almanya'da gösterilmesine karşı çıkarak, gösteriminin Nazi kurbanlarına karşı sorumsuzluk olacağını iddia etti. Sosyal Demokrat Parti SPD'de de filmin İsrail karşıtı ve antisemitist duyguları alevlendirdiğini ileri sürerek gösterimine karşı çıktı. Berlin Antisemitizme Karşı İnisyatifi Sözcüsü Aycan Demirel’de, filmin 27 Ocak`ta gösterilmesinin planlanmasını yanlış şeklinde niteliyor ve bu yüzden alınan kararın doğrulunu savunuyor.
Bu arada filimin dağıtımını üstlenen firma yasağa karşı hukuksal tüm yolları deneyeceklerini açıkladı. "Kurtlar Vadisi-Filistin" filminin 100 ayrı sinemada gösterime girmesi planlanıyordu. 2006`da vizyona giren "Kurtlar Vadisi Irak" filmi de ülkede benzer tepkilere maruz kalmış, "İsrail karşıtı ve şiddet yanlısı" suçlamaları nedeniyle gösterime girdikten iki hafta sonra büyük sinema salonlarından kaldırılmıştı. Filmin buna rağmen ülkede 300 bin kişi tarafından izlenmesi endişeleri ve konuyla ilgili tartışmaları daha da arttırmıştı.

4 Temmuz 2009, Cumartesi

Güney Kore Genelkurmay Başkanlığı, önce 3 daha sonra da 6 füze denemesi yaptığı haberi gelen Kuzey Kore'nin yeni bir füze denemesi daha yaptığını duyurdu. Böylece Kuzey Kore bugün 7 füze denemesi yapmış oldu.
7. denemenin Kuzey Kore'nin doğu kıyısından yapıldığı belirtildi. Güney Kore'li Yonhap Haber Ajansı, denemede kullanılan füzelerin Scud tipi olduğu ve bunların kısa menzilli füze sınıfına girdiğini belirtti. Reuters, füzelerin 400-500 km menzili olduğunu belirtti.
Güney Kore Dışişleri Bakanlığı, Kuzey Kore'nin füze denemelerini Bu, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Kararlarını ihlal eden provakatif bir eylemdir. diye tanımladı. Japonya Dışişleri Bakanlığı ise denemeleri komşu ülkelerin güvenliğine karşı ciddi bir provakasyon eylemi olarak niteledi. 

((tr))  "Kuzey Kore'den 3 füze denemesi daha" CNNTürk, 4 Temmuz 2009
((tr))  "Kuzey Kore'den 7. füze denemesi" CNNTürk, 4 Temmuz 2009

4 Aralık 2010, Cumartesi
Kuzey Kore, “üçlü askeri ittifak” kurdukları gerekçesiyle Amerika, Japonya ve Güney Kore’yi kınadı. Resmi haber kaynakları ittifakın Kore yarımadasını tehdit ettiğini ve tüm doğu Asya’nın sonu anlamına geldiğini yazıyor. Habere göre Kuzey’le Güney Kore arasında gerginliğin arttığı bir dönemde atılan bu tür adımlar iki ülke arasında savaş ihtimalini arttırıyor.
Amerikalı, Japon ve Güney Koreli diplomatlar Pazartesi günü Washington’da bir araya gelerek Kore yarımadasındaki gerginliği değerlendirecek.
Kuzey Kore’nin Güney Kore’ye ait Yeonpyong adasına saldırıması iki ülkeyi savaşın eşiğine getirdi. Pyongyang hükümeti Güney Kore’nin tartışmalı bölgelerde tatbikat yapmasına karşılık verdiklerini açıkladı. Saldırıda ikisi sivil toplam dört Güney Koreli hayatını kaybetti.
Amerika ve Japonya bölgeleye 40 bin ek asker sevkederek Güney Kore’yle büyük bir tatbikat yapmaya hazırlanıyor. Asker sevkiyatı dün başladı. İki gün önce de Amerika - Güney Kore deniz kuvvetleri bir tatbikat yapmıştı.
Güney Kore hükümeti kuzeyden gelecek yeni bir saldırıya son derece şiddetle karşılık vereceklerini ve Kuzey Kore hükümeti teslim olana kadar bu saldırıların süreceğini açıkladı. Açıklama, Güney Kore’nin yeni Savunma Bakanı emekli Orgeneral Kim Kwan-jin’den geldi.
Amerika, Güney Kore ve Japonya kışkırtıcı adımların ödüllendirildiği izlenimi yaratacağı için Pyongyang hükümetiyle görüşmelere başlamaya yanaşmıyor.

4 Nisan 2013, Perşembe
Son günlerde, Kuzey Kore komşu Güney Koreye ve Amerika Birleşik Devletlerine savaş tehditlerinde bulunuyordu. Tansiyonun tırmanmasına ek olarak Kaesong Endüstri Parkını Güney Koreli işçilere kapatılması kararıda alındı.
Vikihaber güvenlik ve diplomasi konusunda uzmanlaşmış Güney Kore Pusan ​​Milli Üniversitesinden (PNU) Dr. Robert Kelly ve Kuzey Kore uzmanı Amerika Birleşik Devletleri Dış İlişkiler Konseyinden (CFR) Scott Snyder ile röportaj yaptı.
Vikihaber Göreviniz nedir? 

Dr. Robert Kelly: PNUda Uluslararası ilişkiler profesörüyüm.
Scott Snyder: Ben Kore Araştırmalarına kıdemli akademisyen ve CFRda ABD–Kore politikası için program direktörüyüm.
WNIQ Kuzey Kore Güney Koreyi birçok kez tehdit etti, bu tehditleri uygulamaya geçme olasılığının ne kadar olduğunu düşünüyorsunuz?

RK: Çok düşük ihtimal. Bir savaş çıkarsa Kuzey Kore bunu kaybeder ve eğer nükleer silah kullanırlar ise global olarak bütün sempatilerini kaybederler ve Çin onları terk edecektir. Bu tehditlerin sebebi GKyı [Güney Kore] ve yeni başkanını yardım için biraz sallamak, bir savaş başlatmak için değil.
SS: Kuzey Kore'nin tehditlerinin çeşitli amaçları var. Bazıları savunma amaçlıdır ve Kuzey Kore'nin kendi zayıflıklarına karşı diğer ülkelerin agresif tutum almalarından caydırmak içindir; bazıları müzakerelere yönelik taktik olarak hazırlanmıştır; bazıları Kuzey Kore'nin ağır sonuçlar doğurmadan yürürlüğe koyamayacağı niyetleri veya istekleri ifade etmek içindir; ve bazı çok özel amaçlı tehditlerke Kuzey Kore'nin uygulamaya çalıştığı gerilla stratejisinin parçası olup gerginliğin artışını engellemeye ve supriz unsurundan yararlanayı hedefler. KK [Kuzey Kore'nin] tehditleri ciddiye alınmalıdır, fakat dikkatle değerlendirilerek hangi koşullarda uygulamaya geçilebileceği belirlenmelidir.
WNIQ Güney Koreliler Kuzey Kore'nin nükleer silah programı hakkında ne düşünüyorlar?

RK: They do not like it of course, but they worry far less about it than outsiders would expect. South Koreans have been living under this shadow for many years. The North has made many threats in the past. So NK is like the boy who cried wolf. No one expects them to launch a weapon.
SS: Increasingly unsettled and concerned, especially about the possibility of being subject to nuclear blackmail.  At the same time, this circumstance thus far has had negligible impact on South Koreans' daily lives.
WNIQ} Are South Korean citizens carrying on their day to day lives as normal?

RK: Yes, they are. This is not like the Cuban Missile Crisis when people were emptying the store shelves and building bunkers in their basements. My students are coming and going like normal. Indeed, South Koreans' composure is very impressive.
SS: Yes.
WNIQ Is North Korea becoming further isolated in the world?

RK: Yes, it is. Threatening nuclear war is a genuine escalation that would alienate any state. Importantly though, NK is already fairly isolated. And because China, its main aid supplier, does not cut it off, further isolation has few practical impacts.
SS: North Korea is increasingly politically isolated but it is comparatively more economically and informationally connected than it was a decade ago.
WNIQ  Is the South Korean military well-prepared to deal with any conflicts with the North Korean military?

RK: Yes. The ROKA (Republic of Korea Army - Kore Cumhuriyeti Ordusu) [Republic of Korea Army, of South Korea] is a modern, well-trained, well-groomed force with substantial technical and organization superiority over the Kore Halk Ordusu|KPA [Korean People's Army, of North Korea]. To date, the South Koreans have not responded to Northern provocation in order to avoid escalation, not because they are incapable. SK conventional superiority is augmented further by US assistance.
SS: South Korea will decisively win most direct conventional engagements with the North, but is vulnerable in selected theaters where North Korea perceives a lack of readiness or a tactical advantage.
WNIQ Is the closure of Kaesong by North Korea, evidence of further escalating tensions between the two nations?

RK: Yes and no. It is important, because it is a source of hard currency for the North, so its closure suggests that the North is willing to carry genuine costs over this feud. On the other hand, the SK media identified the closure of Kaesong early as a marker of NK seriousness, saying very openly that if NK did not close the facility, they did not really mean what they were saying. In other words, NK was, I think, goaded into closing Kaesong in the war of words, not as a part of any larger strategic plan.
SS: Thus far, it is a symbolic evidence of potential for escalating tensions, but has not yet resulted in material changes.  Let's see how the situation plays out over the next couple of days.  Kaesong will only become vulnerable when operations halt and when financial transfers connected to failure of operations become operative.
WNIQ North Korea has moved one of its missiles that carries a large range missile to its East Coast, is this a serious move?

RK: I don't think it's as serious a move as the Basın-yayın|basın has made it out to be. First of all they just moved one [missile]. Second of all, it's not clear that North Korea actually has nuclear warheads that are small enough to actually put on top of missiles; they tell us this but Atom bombası|nükleer silah are actually pretty heavy, which is why nükleer füzeler are frequently quite large, so moving the weapon there doesn't necessarily mean it's pointed at the United States or Tokyo which I suppose would be the likely targets. It's not clear that it's necessarily a nuclear missile and it's not being fueled or anything so far as I know so again it's sort of more of the same... bluffing...sort of talking around the issue and sort of saying things that don't actually have genuine consequences so my sense is it's more of a war of words.
WNIQ There's a lot of talk about Kim Jong-un being an inexperienced leader — do you think he knows where the 'brink' lies?

RK: That's actually a really good question. No, I don't, which is why we're having this whole conversation. Kim's father, Kim the second [|Kim Cong-il], was actually very good about this, "good" in quotations I suppose. He knew really well how to play this game, he knew really well how to play the South, particularly for aid, rice, assistance, fuel, things like that. The new guy — he's only been in there for a year-and-a-half, right, 14, 15 months — he didn't go through the grooming processes of the regime, he didn't go through the military or the party. And he certainly has no military training, it's not like he went to some military institute — he went to some boarding school in İsviçre, or something like that. So it's not at all clear that this guy knows, sort of how this is done. I have a feeling myself that he's being egged on by the generals at home, and the generals are really doing this because they do not want the military's position to be lowered in the new order. Under the previous Kim, under the second Kim [Kim-Jong-il], the military was raised in the constitution to a very high level of importance, they were sort of the primary pillar of the government, this is called the Songun|'Önce ordu' policy. I think people now worry that the new Kim — in order to re-start the economy might downgrade the role of the military, and I think that is where all this is coming from. I don't think they want a war.
WNIQ All of these threats, do you think they are just a way of getting more economic aid from the United Nations?

RK: I wouldn't say the Birleşmiş Milletler [UN] because the UN role in this is actually pretty minimal. It is true that there are some UN specialized agencies that operate in North Korea — the Dünya Gıda Programı I believe is the big one because North Korea constantly has food problems — and there are western Sivil toplum kuruluşu|STKlar, and yardım kuruluşları, hayır kurumları and stuff like that, also operate in North Korea. I've actually been to North Korea and I've seen these charities operate. I've actually met some of the people who actually live there and do this stuff. But they're actually pretty small, right? I mean, the North Koreans are pretty worried about Batı dünyası running around in North Korea making trouble and saying things and this and that. Any kind of foreign penetration in North Korea is very, very limited. I think the real issue is actually North Korea's neighbors, specifically Japonya, Çin Halk Cumhuriyeti, the United States and South Korea. Russia's really sort of a bit player in this drama. And that's what they really want, the North Koreans now are very dependent on only the Chinese. They used to be able to play the Chinese off the South Koreans off the Japanese off the Americans and extract aid and concessions from each of those. In the last ten years or so it has become harder to do that — particularly Japan, the United States and South Korea have closed ranks and don't really deal individually with North Korea anymore. This has pushed North Korea to China. North Korea doesn't like being dependent on just one player. And so I think that's what this is an effort to shake up, [...] a very difficult game for the North were they an economic colony of China.

6 Nisan 2011, Çarşamba

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde Ulusal Birlik Partisi başkanı İrsen Küçük başbakanlığındaki ikinci kabine açıklandı. Bu kabine, ülkedeki 24. kabine oldu. Yeni kabinede Zorlu Töre, Türkay Tokel ve İlkay Kamil yer almazken, onların yerine kabineye Şerife Ünverdi, Ünal Üstel ve Ali Çetin Amcaoğlu girdi. İki bakan ise bakanlık değiştirdi. Kabineyi cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu saat 13:45 sularında onayladı.
İrsen Küçük, cumhurbaşkanlığından çıkarken şu açıklamalarda bulundu: "Hizmet verildiği sürece bu tür değişiklikler normaldir. Geçtiğimiz yılın mayıs ayından beridir başbakanlığını yürüttüğüm kabinede yeni düzenlemelerin zamanı gelmişti. Yeni kabinede üç eski bakan arkadaşımıza yer verememe konusunda üzgünüm; ancak bu düzenlemelerde üç yeni arkadaşımızla çalışmak istedim. Ulusal Birlik Partisi'nin meclisteki 27 milletvekilinin tamamı bakan veya başbakan olacak düzeydedir. Yeni kabineye sayın cumhurbaşkanı da desteğini belirtmiştir."
Demokrat Parti başkanı Serdar Denktaş, kabine açıklandıktan kısa süre sonra çıktığı bir canlı yayında "Hayırlı olacağına inanmıyorum; ancak yine de hayırlı olsun diyorum. Halkın hükümetten beklentisi sorunları çözmesidir" dedi.

24 Ağustos 2009, Pazartesi

2009 yılı Kâinat Güzellik Yarışması 83 ülkenin temsilcisiyle Bahamalar'da yapıldı. Bu yıl 58'incisi düzenlenen yarışmada birinciliği geçen yıl olduğu gibi yine Venezuelalı bir güzel aldı. Bu galibiyetle birlikte 1979, 1981, 1986, 1996 ve 2008 yıllarının ardından Venezuela 6. kez kâinat güzeli çıkarmış oldu.
Bu yılın güzellik kraliçesi seçilen Venezuelalı Stefanía Fernández, birincilik tacını geçen yılın birincisi Venezuelalı Dayana Mendoza'dan aldı. 1990 doğumlu olan ve uluslararası ilişkiler bölümünde okuyan Fernández, "Miss Venezuela 2008" seçilerek bu yarışmaya gelmişti.
Yarışmada ikinci sırayı Dominik Cumhuriyeti'nden Ada de la Cruz alırken, Kosova'dan Marigona Dragusha üçüncü oldu. Çin Halk Cumhuriyeti'ni temsil eden Wang Jingyao "Sempati Güzeli" seçilirken, Taylandlı Chutima Durongdej "Fotojeni Güzeli" oldu. Panama güzeli Diana Broce'nin kostümü ise en iyi ulusal kostüm seçildi.

((en))  "Venezuelan wins sixth Miss Universe crown" Reuters, 24 Ağustos 2009
((en))  "Miss Venezuela is Miss Universe... again!" Times of India, 24 Ağustos 2009
((tr))  "2009'un Kâinat Güzeli Venezuelalı" Anadolu Ajansı, 24 Ağustos 2009

4 Şubat 2016, Perşembe

90'lı yılların popüler Türkçe çizgi roman serisi Kötü Kedi Şerafettin, animasyon tekniğiyle sinemaya uyarlandı. Orijinal eser sahibi, karikatürist Bülent Üstün ile senarist Levent Kazak tarafından oluşturulan senaryo, canlandırma stüdyosu Anima İstanbul'un yapımcılığında hayata geçirildi. Yönetmenliğini Mehmet Kurtuluş ile Ayşe Ünal'ın paylaştığı; yaklaşık 10 yıllık bir çalışmanın neticesinde tamamlanan ve 3 Şubat gecesi gala gösterimi yapılan film, 5 Şubat'ta Türkiye genelinde vizyon alacak. Türk sinemasının yetişkinlere yönelik ilk animasyon filmi olma özelliğini taşıyan yapım, T.C. Kültür Bakanlığı'nca 13 yaş ve üzeri izleyici kitlesi için sınıflandırıldı. 15 yaş altı izleyiciler ise filmi ancak aile büyükleri eşliğinde seyredebilecek. Seslendirme kadrosunda; Uğur Yücel, Demet Evgar, Okan Yalabık, Yekta Kopan, Güven Kıraç, Ahmet Mümtaz Taylan, Ayşen Gruda, Cezmi Baskın ve Gökçe Özyol gibi tanınmış isimleri bulunduran film için, ünlü ska ve punk rock grubu Athena da bir şarkı hazırladı. Animasyon filmin yurt içi dağıtımını UIP Türkiye firması üstlenmişken; dünya çapında dağıtım hakları ise Avustralya menşeli Odin's Eye Entertainment tarafından satın alındı. 

((tr)) Gökçe Pekhamarat "Dergi kokan film: Kötü Kedi Şerafettin" CNN Türk, 4 Şubat 2016

27 Kasım 2015, Cuma

2 Eylül 2015 gecesi Vesta asteroidinden kopup dünya atmosferine giren meteor taşının parçaları Bingöl'e bağlı Sarıçiçek Köyü'nün çevresine düşerek etrafa saçıldı. Köy ve çevresinde göktaşı arayıp toplayanlara başta deli gözüyle bakılmasına rağmen, taşların değeri anlaşılınca çevre illerden de taş aramaya gelenler oldu. Taşları ABD, Rusya ve Avrupa'dan gelenlere satan köylüler, 1 milyon lirayı geçen satış yaptı. Taşlardan bu kadar gelir elde edilince, Maliye tarafından yapılan incelemeler sonucu, taşların satışından vergi alınması gerektiği dile getirildi. Köylüler "Göktaşı gökten gelmiştir, vergiye tabi tutulamaz" diyerek isyan etti. Tartışmalara yol açan bu olaydan sonra, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek "Bingöllü vatandaşlarımızın, kendi topraklarından topladığı göktaşını satmaları ticari organizasyon olarak değerlendirilmezken, ticari amaçla başka illerden gelerek bu işi yapanlar vergiye tabi olacak" açıklamasında bulundu.

((Türkçe))  "Sarıçiçek Köyü'nün meteor cirosu 1 milyon lirayı geçti" Haberturk.com,
((Türkçe))  "'Göktaşı vergisi' köylüleri isyan ettirdi!" Posta (gazete), 19 Kasım 2015
((Türkçe))  "Bingöllülerin göktaşı satışına vergi yok" Haberturk.com, 20 Kasım 2015

8 Mayıs 2010, Cumartesi

İzlanda'daki Eyjafjallajökull yanardağının patlaması sonucu Avrupa'da hava trafiği yeniden aksıyor. İspanya'da 15 havaalanının kapatıldığı ve durumun bu akşama kadar süreceği bildirildi. 
Kapalı olan havalimanlarının bir de Barselona'nınki oldu. Ülkenin kuzeyindeki diğer havaalanları gibi kapanan alanda 28 bin yolcunun mağdur olduğu bildirildi. Daha çok etkilenen uçuşlar ise özellikle Amerika'ya olanlar oldu. Birçok uçuşun ise başka havalimanlarına yönlendirildiği belirtildi.
Kül bulutları komşu Portekiz'de de hava trafiğini aksatıyor. Ayrıca bulutların Fransa'nın Marsilya kentine de ulaşabileceği öngörülüyor. Kül bulutlarını altı ay boyunca böylesi aksaklıklar yaşatabileceği belirtiliyor.

((tr))  "Kül kabusu devam ediyor" NTVMSNBC, 8 Mayıs 2010
((tr))  "Kül bulutu havaalanlarını kapattı" Sabah, 8 Mayıs 2010

23 Ağustos 2010, Pazartesi

Kıbrıs'ta yapılan kazılarda bugüne kadar 690 kayıp şahsın kemiklerine ulaşıldı. Kayıplar Şahıslar Komitesi'nin Türk üyesi Gülden Plümer Küçük ise yaptığı açıklamada kazılarda yeni bir döneme girildiğini belirtti.
Küçük, yaptığı açıklamada bugüne kadar yapılan 412 kazıda 690 ikişinin kemiklerine ulaşıldığını, bu kişilerden 195'inin Rum, 53'ünün ise Türk olmak üzere 248'inin kimliğinin tespit edildiğini açıkladı. Küçük, yapılan kazılardan yarısında kemik bulunamadığını ifade ederken, tutarlılık oranının yükseltilmesini hedeflediklerini söyledi. Küçük, 6 ekibin adanın kuzeyinde, ikisinin ise güneyinde çalıştığını söyledi. Şu anki hızlarını arttırmayı hedeflediklerini belirten Küçük, bunu antropoloji laboratuvarına ağırlık vererek yapacaklarının söyledi. Küçük, komitenin mali sorunları olmadığını ve iki tarafında (kuzey ve güney) projeyi desteklediğini de söyledi.

((Türkçe))  "Kıbrıs'taki kazılarda kayıp 690 kişinin kemiklerine ulaşıldı" Zaman, 22 Ağustos 2010

29 Temmuz 2011, Cuma

Kıbrıs Cumhuriyeti'nde Evangelos Florakis Deniz Üssü'nde meydana gelen, 13 kişinin öldüğü ve ülkenin büyük kısmının elektriksiz kaldığı patlama sonrası hükümet istifa etmek zorunda kaldı. Başkan Dimitris Hristofyas'ın şimdi meclis dışından teknokrat bakanlardan oluşan bir kabine kurması bekleniyor.
Hristofyas ise "beni halk seçti, halka hesap veririm" diyerek istifa etmeyeceğini açıkladı.
Patlama sonrası koalisyonun küçük ortağı DİKO hükümetten desteğini çekmiş, dışişleri bakanı Kiprianu istifa etmişti. Yeni kurulacak hükümetin önünde ise şimdiden çok büyük ekonomik sorunlar var. Ülkede kamu borcu oranı %61.6'yı buldu, yeni bir elektrik santrali inşaatının malyietinin ise üç milyar euroyu aşması bekleniyor.

  "Üs patlaması, Rum hükümetini istifa ettirdi" Zaman, 29 Temmuz 2011
  "Sıradaki batık Rum kesimi" Zaman, 29 Temmuz 2011

11 Temmuz 2011, Pazartesi

Kıbrıs Cumhuriyeti'nde Zigi'deki Evangelos Florakis Deniz Üssü'nde meydana gelen bir patlamada 12 kişi öldü, ikisi ağır 62 kişi yaralandı. Patlama üste bulunan mühimmat yüklü bir gemide meydana geldi ve yakında bulunan elektrik santralini etkileyerek adada geniş çaplı eletrik kesintilerine yol açtı.
Patlama yerel saatle saat 06:00 civarında meydana geldi. Patlama 2009 yılında önce İran'dan gelirken el koyulan bir gemiden indirilen 98 konteynerlik askeri mühimmatın sadece iki konteynerinin muhtemelen sıcaklar nedeniyle çıkan çalı yangınları tarafından tutuşturulup patlaması nedeniyle meydana geldi. Patlamada 12 kişi ölürken ikisi ağır olmak üzere 62 kişi yaralandı. Ölenler arasında iki denizci, iki asker ve beş itfaiyecinin de bulunduğu bildirildi. Halka yaralılar için her gruptan kan bağışı çağrısı yapıldı.
Patlama sonucu bölgede bulunan adanın en büyük elektirk santrali olan Vasiliku da devre dışı kaldı. Adanın güneyine sadece Derinya elektrik santralinden enerji sağlanabiliyor. Bu da geniş çaplı elektrik kesintilerine yol açtı. Halka elektrik tüketimini mümkün olduğunca azaltma ve jeneratörü olanlara onları kullanma çağrısı yapıldı. Elektrik kesintisi BBC'nin vericilerini de elektriksiz bıraktı ve BBC'nin Orta Doğu'ya yaptığı yayınlar kesilme tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Rum televizyon kanallarının ise Kıbrıs Yayın Kurumu hariç tamamı devre dışı kaldı. 60'tan fazla itfaiyecinin ve 14 itfaiye aracının santraldeki yangını kontrol altına aldığı; fakat sıkıntının devam ettiği bildirildi.
Görgü tanıkları art arda çok büyük patlamaların meydana geldiğini, ortalığı yoğun bir duman bulutunun kapladığını ve parçaların 300 metre uzaklıktaki Lefkoşa-Limasol yoluna saçıldığını belirterek oluğu "büyük bir felaket" olarak niteledi. Bir görgü tanığı olayı "ses bombası patladı sandık" diye tarif ederken bir diğeri camların kırıldığını, eşyaların raflardan düştüğünü belirtti. Patlama sonucu bazı bölge sakinlerinin yataklarından düştüğünü, bazı yaşlıların ise bunu bir Türk saldırısı sandığı bildirildi.
Başkan Dimitris Hristofyas saat 11 civarında olay yerine gitti, bunun ardından bakanlar kurulu Hristofyas başkanlığında acilen toplandı. Ulusal konsey ve ekonomi kurulu toplantıları ertelendi. Rum Milli Muhafız Ordusu Komutanı Korgeneral Petros Çalikidis de bölgeye gitti ve kriz masası oluşturdu. Bölgede askeri helikopterlerin uçuşlar yaptığı da gelen bilgiler arasında.

  "Kıbrıs Rum Kesimi'nde patlama: 12 ölü" NTVMSNBC, 11 Temmuz 2011
  "Kıbrıs'ta patlamanın nedeni el konulan askeri mühimmat" Milliyet, 11 Temmuz 2011
  "Cyprus: Zygi naval base munitions blast kills 12" BBC, 11 Temmuz 2011

18 Temmuz 2011, Pazartesi

Kıbrıs Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Markos Kiprianu, Evangelos Florakis Deniz Üssü'nde meydana gelen ve 13 kişinin ölümüyle sonuçlanan patlama nedeniyle istifa etti. Patlamanın ardından meydana gelen olayların bir siyasi krize dönüştüğü belirtiliyor.
Askeri yetkililer patlayıcıların infılak edebileceğini altı ay önce Dışişleri Bakanlığı vasıtasıyla Başkan Dimitris Hristofyas'a iletildiğinin basına sızmasının ardından Hristofyas böyle bir rapordan haberi olmadığını öne sürdü. Bunlar üzerine gelen tepkiler nedeniyle Kiprianu istifa etti.
Kiprianu, iktidardaki AKEL'in koalisyon hükümeti kurduğu DİKO'nun bakanıydı. DİKO'da patlamanın ardından hükümetten ayrılıp ayrılmama yönünde tartışmalar yaşanıyor. Siyasi çevrelerde hükümetin istifa edebileceği konuşuluyor.
Yapılan bir ankette, patlamadan dolayı halkın %39'unun hükümeti sorumlu tuttuğu, %87'sinin Savunma Bakanı ile Rum Milli Muhafız Ordusu komutanının istifasını yeterli bulmadığı ve %33'ünün Hristofyas'ın istifasını istediği sonuçlarına ulaşıldı.

Kıbrıs Cumhuriyeti'nde patlama: 12 ölü

 Selim Sayarı "Rum Dışişleri Bakanı istifa etti" NTVMSNBC, 18 Temmuz 2011
 Anadolu Ajansı "Kiprianu istifa etti" Haberdar, 18 Temmuz 2011
  "Patlamayla ilgili anket yapıldı. Hristofyas’ın istifası da isteniyor" Kıbrıs Postası, 17 Temmuz 2011

8 Temmuz 2011, Cuma

TBMM yemin krizinin ortasında dün Meclis Başkanı Cemil Çiçek, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile görüştü. Ziyaretin sebebi Çiçek'in meclis başkanı seçilişini tebrik etmekti. Görüşmede Kılıçdaroğlu tutuklu milletvekillerinin serbest bırakılacağına ilişkin güvence verilmesi hâlinde yemin edeceklerini söyledi.
Çiçek görüşmede sertlikten uzaklaşmanın sorunun çözülmesinde olumlu etki yapacağını söyledi ve "daha fazla germeyin" dedi. Kılıçdaroğlu ise bunu "Amacımız çözümsüzlük, Meclis’i kilitlemek değil. Ancak Sayın Başbakan’ın "Tükürdüklerini yalayacaklar" sözünün tabanımızdaki karşılığı tam bir infial oldu. Bunların da olmaması lazım. Bunu bir bilek güreşi olarak görmek yanlış" deiye cevapladı.
Görüşmede Kılıçdaroğlu ayrıca "Bu sorunu çözmeyeceksek Anayasa gibi devasa bir alanı nasıl çözeceğiz?" dedi. Çiçek ise CHP'nin haklı olduğu noktaları Başbakan Erdoğan'a bildireceğini söyledi. Kılıçdaroğlu görüşmeden memnun ayrıldı, Çiçek ise "Milleti daha fazla üzmeye hakkımız olmadığını düşünerek en fazla CHP olmak üzere BDP’yi de kararlarını bir defa daha gözden geçirmeye ve suyun kendi mecrasında akması hususunda yeniden bir defa daha dönüp bir olumlu başlangıç yapmaya, vakit çok fazla da geçmeden yeni bir sayfa açmaya davet ediyorum" diye bir açıklama yaptı.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ise Kılıçdaroğlu'nun sözlerine karşılık olarak "Teminat verme yetkimiz yok. Yargı teminat veriyorsa buyursun alsınlar" dedi.

Türkiye'de tutuklu milletvekilleri tahliye edilmedi, siyasi kriz meydana geldi

 Bülent Sarıoğlu "Teminat verilirse yemin ederiz" Hürriyet, 8 Temmuz 2011
  "Zirvede 'teminat' pazarlığı" Radikal, 7 Temmuz 2011
  ""Yargı Teminat Veriyorsa Buyursunlar"" TRT, 7 Temmuz 2011

9 Eylül 2012, Pazar

CHP genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İzmir'in Kurtuluşu vesilesiyle Mustafa Kemal Atatürk'e olan şükranlarını sunarken, Afyonkarahisar'daki facia ile ilgili açıklamalarda bulundu. "Türkiye, görgüsünden, terbiyesinden, birikiminden koparılmaya çalışılmaktadır. Sadece son birkaç haftada yaşanan vahim olayların bir benzerinin Cumhuriyet tarihi boyunca gerçekleşmiş olabileceğine ihtimal vermiyorum." diyen Kılıçdaroğlu ekledi: "25 ana kuzusu akıl dışı, izan dışı bir şekilde can verecek, bölgeye giden Genelkurmay Başkanı ve o ilin valisi hem de milletin gözünün içine baka baka birbirlerine halı, kilim verecekler, hediyeleşecekler, birbirlerini üstün başarılarından dolayı plaketle ödüllendirecekler. Siz neyin kutlamasını yapıyorsunuz beyler. Ben, bu zihin bulanıklığını, bu akıl tutulmasını, bu sağduyu iflasını açıklayabilecek bir kelime bulamıyorum. Gerçeklerle, devlet terbiyesiyle, vicdanla ilişkisini kesmiş bir iktidar dönemine, bu ülke bugüne kadar hiç şahit olmamıştır. Tayyip Erdoğan'ın uygulayıcısı olduğu ve devletin valisine, yöneticisine rol model olduğu sistemin ülkeyi getirdiği yer işte burasıdır." Konuşmasına devam eden Kılıçdaroğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın her ne pahasına olursa olsun kendi adamlarını koruduğuna dikkat çekti, halka hitaben "Gelin Türkiye'ye vicdanını yeniden kazandıralım, gelin Başbakan kendi adamlarını korurken biz de kendi adamlarımızı koruyalım, yani halkın çocuklarını koruyalım, mazlumları koruyalım, şehit analarının hukukunu koruyalım." dedi. Son olarak "Kimse bir daha '3-5 Mehmet'in ne önemi var' diyemesin, sorumluluk sahibi bakanlar 'Allah'ın takdiri' diyerek sorumluluktan kaçmasın. Yoksa bu zalimin, zulmün vebaline sesi çıkabilecekken çıkmayanlar, kalemi varken yazmayanlar da ortak olurlar. Anaların ahı bu zulme seyirce kalan herkesin yakasına yapışacaktır." diyen Kılıçdaroğlu, Afyonkarahisar'daki faciayı yakından takip ettiğini söyledi. 

5 Eylül 2012 tarihinde, akşam 21.15'te Afyonkarahisar'daki cephaneliğin patlaması sonucu 25 Türk askeri hayatını kaybetmiş, civardaki sivil yerleşimler büyük hasar görmüştü. Ayrıca il valisinin bildirdiğine göre çevreye çok sayıda patlamamış patlayıcı madde saçılmıştı. Olaydan iki gün sonra bölgeye gelip brifing alan Genelkurmay başkanı Org. Necdet Özel, iki saat boyunca inceleme yaptı ve ardından il valiliğine geçti. Valilikte karşılanan Necdet Özel'e vali tarafından ziyaretine istinanen bir satranç takımı, el dokuması bir kilim gibi hediyeler verilmişti. Gündemde geniş yer bulan facianın ardından böyle bir hediyeleşmenin yapılması da dikkat çekmişti.

((Türkçe))  "'Siz neyin kutlamasını yapıyorsunuz beyler?'" Ntvmsnbc, 9 Eylül 2012
((Türkçe))  "Bu neyin hediyesi?" Vatan, 7 Eylül 2012
((Türkçe))  "Afyon Valisi: Bölgeye 100 bin bomba saçıldı" Vatan, 7 Eylül 2012

13 Ağustos 2011, Cumartesi

Kıtlık sonucu on binlerce kişinin ölüm tehlikesi altında olduğu ve mülteci kamplarına akın ettiği Somali'de bir kolera salgınının yayılmaya başladığı bildirildi. Dünya Sağlık Örgütü, başkent Mogadişu'da 181 kişinin kolera olduğundan şüphelenilen bir hastalıktan öldüğünü ve hastalığın ülkeye yayıldığını açıkladı.
Örgütün sözcülüğünü yapan Tarik Jasarevic, "Bunun sonunu göremiyoruz. Kıtlık sebebiyle hareket halindeki insan kalabalıkları kirli su kullandığı sürece vakalarda artış göreceğiz. Hastalığın sebepleri hâlen orada," dedi.
Somali'nin güney kesimleri son 60 yılın en büyük kuraklığı ve büyük bir kıtlıkla mücadele ederken İslamcı El Şebab örgütü batılı yardım kuruluşlarını kontrolü altındaki bölgelerden uzak tutuyor. Merkezî hükümet ise sadece başkent Mogadişu'da kısmî bir kontrole sahip. Kıtlık bölgelerinden kaçanların sayısı 100 bini geçmiş durumda.
Kirli sularla yayılan kolera, antibiyotikler ve ağızdan alınıp su kaybını gideren tuzlarla kolayca tedavi edilebiliyor ancak Somali'de bunlar bile çok az miktarda bulunuyor.

((İngilizce)) Jeffrey Gettleman "Cholera Outbreaks Spread Across Somalia, U.N. Says" The New York Times, 12 Ağustos 2011
((İngilizce)) Associated Press "Somalia now faces cholera epidemic" Boston Globe, 13 Ağustos 2011

18 Temmuz 2011, Pazartesi

Bir zamanlar dünyanın bir çok ülkesinde yok olan kızamık yeniden bir tehdit haline geliyor. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi'nin yayınladığı bir raporda 33 ülkede kızamık vakalarının arttığı uyarısı yeraldı. Araştırmacılar kızamığı tamamen ortadan kaldırma çabalarının zorlaştığını söylüyor. Bunun nedeni mali yardım kesintileri ve siyasi isteksizlik.
Sağlık uzmanları kızamığı dünyadan tamamen sileceklerini düşünürken bazı ülkelerde büyük kızamık salgınları başladı. Avrupa'da, Afrika’nın güneyinde ve Asya'da, sadece düşük gelirli değil zengin ülkelerde de kızamık görülüyor. En büyük kızamık salgını, hazır aşılara ve iyi bir sağlık hizmetleri sistemine rağmen Fransa'da görüldü.
Kızamık İnisiyatifi adlı uluslararası örgütten Andrea Gay gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin enfeksiyonla mücadelede aynı sorunlarla karşılaştığını söylüyor: "Çoğu zaman gelişmekte olan ülkelerde çocuklar aşı olmadıklarında bu aşıya ulaşımın kolay olmamasına bağlanır. Ancak gelişmiş ülkelerde aşı bulmak mümkün. Ancak sorun insanların aşı olmamayı tercih etmesi," diyor.
Andrea Gay’e göre, çocuk doktorlarının bu konuda uyanık davranmaları ve hükümetlerin de kızamık salgınlarına karşı hazırlıklı olmalarını gerekiyor. Bu bulaşıcı solunum yolu enfeksiyonundan en çok çocuklar etkileniyor. Hastalık körlüğe ya da beynin su toplamasına yol açıp ölümcül olabiliyor. Dünyada her gün kızamıktan 450 çocuk hayatını kaybediyor.
Birleşmiş Milletler yıllardır kızamıkla mücadele ediyor. Kızamıktan ölümlerin azaltılması hedefine de büyük ölçüde ulaşıldı. Andrea Gay, "2008 sonunda, Hindistan hariç dünyanın her ülkesinde kızamıktan ölümleri yüzde 90 oranında azaltma hedefine ulaşıldı. Hindistan çok büyük ve kalabalık bir ülke olduğu için rakamlar yüksek kaldı," diyor.
Ancak uzmanlar kızamığı dünyanın her köşesinden silmek gerektiğini belirtiyor. Aksi takdirde salgın dünyayı dolaşmaya devam edecek.
Andrea Gay kızamık aşısının çocuk başına maliyetinin sadece 1 dolar olduğunu söylüyor. Aşı dağıtımını engelleyen hükümetlerin siyasi iradesizliği oluyor. Andrea Gay, "Kızamık az rastlanan bir hastalık haline geldiği için herkes daha sık rastlanan hastalıklar üzerinde yoğunlaşıyor. Aşı olunmazsa kızamığın yeniden ortaya çıkacağı gerçeği unutuluyor," diyor.
Kızamık İnisiyatifi'ne göre kızamığı 2020 yılına kadar dünyadan tamamen silmek için  2012 ve 2015 yılları arasında 212 milyon dolar harcamak gerekecek.

26 Mayıs 2016, Perşembe

28 Haziran 2015'te gerçekleştirilen, LGBTİ Onur yürüşünde; üzerinde Şaban’la Recep’in aşkına Ramazan engel olamaz yazan pankart hakkında işlem başlatıldı. Üç kişinin şüpheli sıfatıyla yargılandığı davada, halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama suçlamasıyla 6'şar aydan 1'er yıla kadar haklarında hapis istemiyle dava açıldı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Bürosu savcısı Umut Tepe tarafından hazırlanmış olan iddianame de, Müslümanlar için üç ayların büyük bir öneme sahip olduğu herkesçe bilinmektedir. Müslümanlar için büyük önem taşıyan aylarla alay etmişlerdir ifadeleri de yer aldı.
Ayrıca, şüphelilerin 3 Ekimde mahkemeye çıkacakları öğrenildi.

((Türkçe)) Başak Akbulut "LGBT yürüyüşünde açılan o pankarta dava" İhlas Haber Ajansı, 26 Mayıs 2016
((Türkçe)) İhlas Haber Ajansı "LGBTİ yürüyüşünde açılan o pankarta dava!" Posta (gazete), 26 Mayıs 2016
((Türkçe))  "'Şaban'la Recep'in aşkına Ramazan engel olamaz' pankartı davalık oldu" soL Haber Portalı, 26 Mayıs 2016
((Türkçe)) Başak Akbulut "Sapkınların skandal Ramazan pankartına dava!" Yeni Akit, 26 Mayıs 2016

11 Ocak 2013, Cuma

Lady Gaga sosyal medyayı her an kullanan çok medyatik bir sanatçı. Bu kez de ünlü şarkıcı twitter’dan hayatını filme çekmeyi planladığını açıkladı. Hayatını belgeselleştirmek isteyen Lady Gaga, buarada yeni albümü ARTPOP’un da tanıtımını yapmayı amaçladığını belirtti.
Twitter’daki mesaja göre, çok sıradışı, renkli bir şarkıcı olan Lady Gaga, bir buçuk saatlik bir belgesel çekmek istiyor ve  bunun için tanınmış fotoğrafçı Terry Richardson’la birlikte çalışmayı planlıyor.
Asıl adı Stefani Joanne Angelina Germonatta olan Lady Gaga, dünyanın en büyük pop yıldızlarından biri. Şarkıcı, söz yazarı ve sahne sanatçısı olan doğma büyüme New Yorklu  Lady Gaga daha dört yaşındayken kulaktan dolma bir şekilde kendi kendine piyano çalmayı öğrenmiş. İlk piyano bestesini 13 yaşındayken yaptığını, 14 yaşında bir gece klübünde mikrofonlar dinleyicilere açılınca ilk şarkısını söylediğini anlatıyor.
2008 yılında çıkardığı The Fame adlı albümü Just Dance ve Poker Face single’larıyla  Lady Gaga’ya uluslararası ün kazandırdı. Lady Gaga’nın Billboard listelerinde 1 numara olan yedi şarkısı var: Just Dance, Poker Face, Love Game, Paparazzi, Bad Romance, Telephone  ve Born This Way.  Lady Gaga bugüne kadar  onbeş kez Grammy Müzik Ödülü’ne aday gösterildi, beş Grammy Ödülü kazandı. 
Çılgın moda anlayışı, sahne performansı ve müzik videolarıyla  bütün dünyada tanınan Lady Gaga,  David Bowie, Grace Slick, Bob Dylan, Queen, Elton John ve  Michael Jackson’dan ilham aldığını söylüyor.   
Benim için bir numara olmak veya çok albüm satmak önemli değil diyen Lady Gaga, amacının hayranlarına ilham vermek, onları etkilemek ve kendilerini iyi hissetmelerini sağlamak olduğunu söylüyor.

20 Ağustos 2011, Cumartesi 
Lady Gaga, şarkıları ve dikkat çekici kıyafetlerinin yanı sıra toplumsal ve siyasi konulardaki duruşuyla da bir hayran kitlesi kazanan isimlerden. “Born This Way” albümünde göçmenlik konusuna da değinen Lady Gaga, her fırsatta “eşitlik, hak ve özgürlüklerin korunması” gibi konulardaki fikirlerini hayranlarıyla paylaşıyor.
Durum böyle olunca, yaptığı röportajlarda dünyaca ünlü şarkıcıya “Amerika Başkanı olmayı ister miydiniz” sorusu da yöneltilir oldu. MTV’de bir yayına katılan Lady Gaga, konu yine böyle bir noktaya gelince “Başkan olmak gibi bir şeye hiç özenmedim. Hatta ‘bir günlüğüne dünya lideri olacaksın’ deseler bile yanaşmazdım” dedi.
Lady Gaga, mesajlarını müzikle vermenin gücüne inandığını söyledi ve ekledi: “Siyaset size sınırlar getirir. Siyasetten bağımsız olmalıyım ki mesajım yayılabilsin.”
Lady Gaga, yine de Başkan olacak olsa nelere el atardı sorusunu yanıtsız bırakmadı. Pop ikonu Lady Gaga, “Alternatif enerji kaynaklarına yönelen, hayvan haklarını savunan, eşcinsel hakları ve ekonominin düzeltilmesi gibi konularda çalışan bir Başkan olurdum” dedi.
Lady Gaga’nın, MTV’deki röportajında yaklaşan video müzik ödülleri de gündeme geldi. 28’nci MTV Video Müzik Ödülleri Töreni’nde şarkı söyleyecek olmanın dışında törenin açılışını da kendisinin yapacağı haberlerini doğruladı Lady Gaga. 28 Ağustos’ta yayınlanacak tören Los Angeles’taki Nokia Tiyatrosu’nda yapılacak. Tören birçok dünya televizyonunda yayınlanacak.

17 Ekim 2013, Perşembe

Laos'un başkenti Vientiane'dan kalkan ve yurtiçi seferini gerçekleştirmekte olan bir yolcu uçağı iniş yapacağı Pakse 
Havaalanı'nın yakınlarında içindeki 44 yolcu ve 5 mürettebatıyla birlikte Mekong Nehri'ne düştü.
Kaza yerel saatle 16.00 sularında gerçekleşti.Laos Havayollarına ait ATR-72 tip uçağın kesin düşüş sebebi enkazın incelenmesi
sonucunda açıklanacak yinede uçağın bölgedeki kötü hava koşullarına bağlı olarak düştüğü kanısını güçlendiren bulgular
ağırlıkta.
Bölgeye çok sayıda arama kurtarma ekibi gönderildi ancak kazadan kurtulanın olmadığı sanılıyor.
Laos hükümetinden yapılan açıklamada, uçakta Laos'un yanı sıra, Fransa, Avustralya, Kore, Vietnam, Kanada, Çin, Tayland,
Malezya, Tayvan ve ABD'den olmak üzere toplam 11 ülkeden yolcular bulunduğu bildirildi.
Tayland yetkilieride kazayı doğruladı ve 39 yolcudan beşinin kendi vatandaşları olduğunu açıkladı.

((İngilizce))  "Six Aussies dead as Lao Airlines plane carrying 49 people crashes into Mekong River" Herald Sun, 17 Ekim 2013
((İngilizce))  "Bad weather being blamed for Laos Airlines crash which killed 49 passengers and crew" Reuters, 17 Ekim 2013
((Türkçe))  "Laos'ta uçak faciası" Avrupa gazete, 16 Ekim 2013
((Türkçe))  "Yolcu uçağı nehre çakıldı" Hürriyet, 16 Ekim 2013
((Türkçe))  "Laosta uçak faciası" trt haber, 16 Ekim 2013

Kerbela olayının 1373. yılı dolayısıyla yarın Halkalı'da gerçekleştirilecek olan Evrensel Aşura Matem Merasimi'ne katılımın büyük olması beklenirken, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile Suriye'de temaslarda bulunduğu öğrenilen İran Meclis Başkanı Ali Laricani'nin de törende yer alacağı belirtildi. Laricani Şam'a hareketinden önce Tahran'da yaptığı açıklamada, "Suriye'de demokratik reformların yanında fakat maceracı girişimlerin karşısında" olduklarını söylerken Laricani'nin Esad ile görüştükten sonra Türkiye'ye geleceği öğrenildi. 
Bu arada, her yıl Hüseyin bin Ali için Kızılay'a toplu olarak kan bağışında bulunan Caferiler bu yıl kanları Filistin'e gönderecek. Türkiye Caferileri Lideri Selahattin Özgündüz, "Bu yıl bağışlanacak olan kanları Filistinli kardeşlerimize göndereceğiz" dedi.

((Türkçe))  "Laricani İstanbul'a geliyor" Haberturk, 24 Kasım 2012

15 Ağustos 2012, Çarşamba
130'dan fazla ülkede satılan dünyanın en ünlü oyuncağı Lego 80 yaşına girdi.  1932 yılında Ole Kirk Kristiansen tarafından kurulan Lego oyuncak şirketi halen Kristiansen ailesi tarafından yönetilmekte. 
Lego, halen dünyanın en büyük üçüncü oyun malzemesi üreticisi. Merkezi Danimarka'nın Billund kentinde bulunan Lego'da yaklaşık 10 bin kişi çalışıyor.
Lego 80'inci yıl dönümünü kutlamak için, şirketin tarihini anlatan bir animasyon filmi yaptı. Filmde Danimarkalı oyuncak ustası ve Lego'nun kurucusu Ole Kirk Christiansen ve oğlu Godtfred'ın hayatı Lego'nun şu sıradaki 3'üncü sahibi Kjeld tarafından anlatılıyor. Kjeld, Lego’nun kurucusu Ole Kirk Christiansen'in torunu.
Film,  Lego'nun daha başlayamadan iflas etmesini, tahta oyuncaklardan plastik oyuncaklara geçiş sürecini, yanan fabrikalarını ve Lego taşlarının nasıl bugünkü görümünü aldığını anlatıyor.
Film ayrıca Lego isminin nasıl doğduğuna da açıklık getiriyor. Şirketin kurucusu Ole Kirk Christiansen akılda kalacak kısa bir isim bulmak istemiş. Danimarka dilinde  "iyi oyna" anlamına gelen "leg godt" kelimelerinin ilk iki harfini birleştirerek şirketine Lego ismini vermiş. Ardından Latincede lego kelimesinin rastlantı sonucu "birleştirdim" anlamına geldiği anlaşılmış.

"The LEGO® Story" adlı animasyon filmi (Youtube)

13 Kasım 2011, Pazar

Libya'da başkent Trablus yakınlarında iki düşman aşiretin birbiriyle günlerdir çatıştığı ve en az 13 kişinin öldüğü bildirildi. Ulusal Geçiş Konseyi bölgeye bir arabulucu ekibi gönderse de çatışmalar devam ediyor.
Verşifana ve Zaviye adlı aşiretler arasındaki çatışmaların nedeni belirsiz. Zaviye aşireti Verşifana aşiretinden devrik Kaddafi rejimi yanlılarının kendilerine saldırdıklarını iddia etse de bunu kabul etmiyen Verşifana aşireti ilk saldıranın Zaviyeler olduğunu söylemekte. İki aşiretin arasında eskiden toprak anlaşmazlığı bulunduğu, bu çatışmaların kökeninin de bu olabileceği belirtiliyor.
Perşembe günü Verşifana aşiretinin anayola kurduğu bir kontrol noktasında başlayan çatışmalar Trablus'un batısında meydana gelmekte. Çatışmaların Kaddafi rejiminin kullanmış olduğu bir askeri kampta yoğunlaştığı bildiriliyor.
Ulusal Geçiş Konseyi bölgeye bir arabulucu ekibi gönderdi. Başkan Mustafa Abdül Celil çatışmaların sona erdiğini iddia etse de gelen haberlere göre çatışmalar halen devam etmekte. Kaddafi rejiminin son kalesi olan Sirte'nin düşmesinin ardından ülkede bu boyutta bir çatışma yaşanmamıştı. Aşiretler arası çatışmaların yeni Libya yönetiminin çeşitli aşiretlerin birliğini sağlayıp sağlayamayacağı konusunda kaygı yarattığı belirtiliyor.

((İngilizce))  "Rival Libyan militias clash near military base" Associated Press, 13 Kasım 2011
((İngilizce))  "Libyans say clashes resolved, but firing goes on" Reuters, 13 Kasım 2011

22 Ağustos 2011, Pazartesi

Libyalı isyancılar başkent Trablus'un büyük bölümünü kontrol altına aldıklarını açıkladı. Ancak Libya lideri Muammer Kaddafi'ye sadık birliklerin kentin bazı kesimlerinde direndiği bildiriliyor.
İsyancılara göre Kaddafi’nin Bab el-Aziziye kampından çıkan tankların ateş açması üzerine çatışma kızıştı. Libya muhalefetini temsil eden Geçici Ulusal Konsey lideri Mustafa Abdül Celil, Kaddafi’nin tam olarak nerede olduğunu bilmediklerini açıkladı. Kaddafi’nin yakalandıktan sonra adil bir şekilde yargılanacağını söyleyen Celil, ancak Libya diktatörünün kendini nasıl savunacağını bilmediğini belirtti.
Libyalı isyancılar dün başkent Trablusgarp’a "Yeşil Meydan"ı kontrol altına aldılar. Binlerce kişi isyancıların kente girişini kutladı. "Yeşil Meydan"ın adını “Şehitler Meydanı” olarak değiştiren isyancılar Kaddafi’nin portrelerini indirdi. Yeşil Meydan yakın zamana kadar Kaddafi yanlısı grupların gösterilerine sahne oluyordu.
Trablusgarp’a girerken direnişle karşılaşmayan isyancılar bölgedeki bir askeri üssü de ele geçirdi. Kaddafi’nin bir oğlunun komutasındaki seçkin Hamis Tugayları’nın üssünü ele geçiren isyancılar, üsden kamyon dolusu silah ve cephaneyi dışarı çıkarmaya başladı. Ayrıca isyancılar, Kaddafi kuvvetlerince hapsedilen yüzlerce kişiyi serbest bıraktı. İsyancıların sözcüsü, Misrata üzerinden Trablusgarp’a deniz yoluyla takviye kuvvet gönderdiklerini açıkladı.
Ulusal Geçiş Konseyi dün Kaddafi’nin iki oğlunun da yakalandığını bildirdi. Uluslararası Ceza Mahkemesi başsavcısı Luis Moreno-Ocampo, Kaddafi’nin oğlu Seif el İslam’ın Lahey’e gönderilmesi çağrısında bulunacağını açıkladı. Uluslararası Ceza Mahkemesi Seif el İslam’ın babasıyla birlikte insanlığa karşı suç işlemekten yargılanmasını istiyor.

10 Haziran 2011, Cuma

NATO Libya'da 9 Haziran günü sabaha karşı başken Trablus'u ve çevresini hedef alan yeni hava saldırıları düzenledi. Saldırılarda ölen ya da yaralanan olup olmadığı bilinmiyor.
Öte yandan Libya'daki muhalefet konseyi ve savaştan zarar gören Libya halkı için 1 milyar doları aşkın uluslararası yardım kararı alındı. Yardım kararı, Libya Temas grubunun {{v|Birleşik Arap Emirlikleri]]'ndeki üçüncü toplantısında açıklandı.
İtalya eski sömürgesindeki rejim değişikliği için 600 milyon, Kuveyt ise 180 milyon dolar tutarında yardım sözü verdi. Fransa 240 milyon dolarlık yardım yapacağını açıkladı. Türkiye ve Katar da yardım sözü verdi.
Libyalı sivillere insani yardımı 26 buçuk milyon dolar artıracağını açıklayan Amerika daha önce, Kaddafi'nin dondurulmuş banka hesaplarının bir bölümünün isyancılara devredileceğini duyurmuştu.
Trablus hükümetinin Amerikan bankalarında 30 milyar doları bulunuyor. Amerika Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, konferansta yaptığı konuşmada, Albay Muammer Kaddafi’nin günlerinin sayılı olduğunu ileri sürdü.
Libya Temas Grubunun toplantısında 20’yi aşkın ülke ile Arap Birliği, Körfez İşbirliği Konseyi ve BM gibi kuruluşlar katıldı. Clinton, dördüncü toplantının Temmuz’da Türkiye’de yapılacağını açıkladı.
Bu arada NATO uçakları Trablus'ta Albay Muammer Kaddafi’nin kaldığı sanılan tesisleri tekrar bombaladı. Kaddafi hükümeti 60 bombanın atıldığı hava saldırılarında 31 kişinin öldüğünü, çok sayıda kişinin yaralandığını ileri sürdü.

24 Şubat 2011, Perşembe
Libya’da Muammer Kaddafi yanlıları ile rejim karşıtları arasında yeniden çatışmalar çıktı.
Perşembe günkü çatışmalar Trablus’un 200 kilometre doğusundaki Misrata’da yoğunlaştı. Kaddafi aleyhtarları Çarşamba günü kentin kontrolünü ele geçirdiklerini açıklamıştı. Misrata Libya’nın en büyük üçüncü kenti.
Bu arada Zawiya kentinden de çatışma haberleri geliyor. Bir görgü tanığı, Kaddafi kuvvetlerinin, göstericilerin sığındığı bir caminin minaresini havaya uçurduğunu söyledi. Bölgeden gelen haberlerde çatışmalarda can kaybı olup-olmadığına dair bilgi yer almadı.
Öte yandan Kaffadi’nin oğlu Saif El-İslam, gösterilerin bastırılması sırasında yaşamlarını kaybedenlerin sayısının abartıldığını söyledi. Batılı insan hakları örgütleri 300 civarında kişinin öldüğünü söylüyor.
Doğudaki bazı kentlerin kontrolünü ele geçirdiklerini söyleyen rejim karşıtları, Trablus’u ‘kurtarmayı’ da hedeflediklerini açıklamıştı.
Bu arada Kaddafi yandaşları başkentte yeni gösteriler yapmayı planlıyor.
Görgü tanıklarına göre, kentte dolaşan silahlı Kaddafi yanlıları ve Afrika ülkelerinden getirilmiş paralı askerler halka gözdağı veriyor, sokağa çıkanları ölümle tehdit ediyor ve zaman zaman ateş açıyor.
Güvenlik güçlerinin de rejim aleyhtarlarını yakalamaya çalıştığı bildirildi.
Doğudaki Bingazi ile Baida kentlerinde rejim karşıtları hala sokakların kontrolünü ellerinde tutuyorlar.

24 Şubat 2011, Perşembe
Libya’da Muammer Kaddafi yanlıları ile rejim karşıtları arasındaki çatışmalar sebebi ile onbinlerce yabancı kara, hava ve deniz yoluyla ülkeden tahliye oluyor.
Türkiye, Orhan Gazi-1 ve Osman Gazi-1 gemileriyle Libya'nın Bingazi Limanı'dan 3 bin kişiyi tahliye etti. Türkiye’nin tarihinin en büyük tahliyesini yaptığını söyleyen Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu yolcular arasında yabancıların da bulunduğunu bildirdi. Libya’da, başta inşaat sektörü olmak üzere çeşitli sektörlerde toplam 25 bin Türk’ün çalıştığı tahmin ediliyor.
Pekin hükümeti Libya’daki 33 bin Çinli’nin tahliyesi için kara, hava ve denizden operasyon başlattı. Operasyona Çin’e ait ticari gemiler ve charter uçakları da katılıyor. Yunanistan, 13 bin Çinli’yi Girit’e naklederek tahliye operasyonuna yardımcı olacak.
Bangladeş hükümeti 60 bin, Hindistan hükümeti 18 bin, Filipinler hükümeti ise 26 bin vatandaşını çeşitli yollarla geri getirmeye çalışıyor.
İngiltere Dışişleri Bakanı William Hague, vatandaşlarının tahliye çalışmalarına gerekirse yardımcı olmak üzere bir savaş gemisi göndermişti.
Mısır ise Libya’da yaşayan binlerce vatandaşını karayoluyla tahliye etmeye çalışıyor. Nedeni ise gönderilen uçakların Trablusgarp ve Bingazi’ye inememeleri.

16 Temmuz 2011, Cumartesi
Libya'da isyancılar dün gece Brega kasabasına girdi. Uluslararası toplumun Ulusal Geçiş Komisyonu'nu resmen tanımasından bir gün sonra isyancılar önemli bir zafere ulaştı.
Brega'ya girdiklerini açıklayan isyancılar gün içinde yeni bir saldırıya hazırlandıklarını bildirdi. Dün geceki çatışmalarda çok sayıda can kaybı olduğu da belirtildi.

İsyancılarla Libya askerleri arasındaki çatışma devam ederken aralarında Türkiye ve ABD'nin de bulunduğu 30 ülke Ulusal Geçiş Konseyi'ni resmen tanıyarak Muammer Kaddafi iktidarının meşruluğunu yitirdiğini açıkladı.

Batılı ve bölgesel güçler bu açıklamayı İstanbul'da düzenlenen Libya Temas Grubu zirvesinde yaptı.
Kaddafi uluslararası toplumun açıklamasını reddetti.

Yetkililer Libya'da yeni bir geçici hükümet kurulana kadar direnişçilerin konseyini muhatap alacaklarını belirtti. Diplomatik tanınma sayesinde Libyalı isyancılara ek maddi yardım yapılması kolaylaşacak. İsyancılar Libya hükümetinin dondururulan hesaplarından da yararlanabilecek.

8 Kasım 2014, Cumartesi

Balıkesir'de Rahmi Kula Anadolu Lisesi 3’üncü sınıf öğrencisi 16 yaşındaki Tuğra Yarbaoğlu, perşembe akşamı saat 21.50 sıralarında halı sahada arkadaşlarıyla futbol oynarken yaşamını yitirdi. Balıkesir Devlet Hastanesi'ne kaldırılan gencin kalp krizi nedeniyle hayatını kaybettiği öğrenildi. 
Sabah okula gelen öğrenciler haberin üzüntüsünü yaşarken, okul tatil edildi. Muhasebeci olan Meliha- Murat Yarbaoğlu çiftinin evine akın eden öğrenciler ailenin üzüntüsü paylaştı. Aynı zamanda okulun basketbol takımında oynayan Yarbaoğlu'nun cenazesi ikindi vakti kaldırıldı. Zağnospaşa Camii'nde ikindi kılınan namaza İl Milli Eğitim Müdürü Yusuf Cengiz, Balıkesir Serbest Muhasebeciler Mali Müşavirler Odası Başkanı Metin Yalçın, birçok öğretmen ve öğrenci katıldı. Tabutuna Fenerbahçe forması serilirken, Yarbaoğlu ailesi başsağlığı dileklerini kabul etti. Daha sonra mezarlığa defnedildi.

((Türkçe))  "Liseli Tuğra, halı sahada öldü" Milliyet, 07-11-2014
((Türkçe))  "16 yaşındaki Tuğra halı sahada kalbine yenildi" Hürriyet, 07-11-2014
((Türkçe))  "Liseli genç halı sahada kalp krizi geçirip öldü!" Star gazete, 07-11-2014

20 Ağustos 2009, Perşembe

İskoçya'nın Lockerbie kasabasındaki bombalama olayı yüzünden ömür boyu hapis cezası alan Abdülbasit Ali Muhammed El Migrahi bugün serbest bırakıldı. El Migrahi'nin 1-2 saat içinde Libya'da olacağı öğrenildi. Migrahi'nin bırakılma sebebi ileri derece prostat kanseri olarak açıklandı.
Migrahi 21 Aralık 1988 tarihinde Pan American Dünya Havayolları şirketine ait bir Boeing 747'ye bomba yerleştirmiş ve bombayı İskoçya'nın Lockerbie kasabasının üstünde patlatmıştı. Saldırıda 259'u havada 11'i yerde olmak üzere 270 kişi hayatını kaybetmişti.
Migrahi'nin uçağının 19.17 (UTC) civarlarında Libya'nın başkenti Trablus'taki Trablus havaalanına indiği bildirildi. Migrahi'yi Libya ve İskoçya bayraklarıyla bekleyen büyük bir kalabalığın olduğu ve güvenlik güçlerinin geniş önlemler aldığı kaydedildi. Migrahi ve ailesinin Kaddafi ile bir araya geldiği bildirildi.

Amerika Birleşik Devletleri, olayı derin teessür ile karşıladığını açıkladı.

((tr))  "Lockerbie'nin sorumlularından El Migrahi serbest" CNNTürk, 20 Ağustos 2009
((en))  "Lockerbie bomber Abdelbaset Al Megrahi jets out of Scotland after being released from jail on compassionate grounds" Dailyrecord, 20 Ağustos 2009
((tr))  "Migrahi'nin uçağı Libya'ya indi" Sondakika.com, 20 Ağustos 2009
((tr))  "Lockerbie saldırganı Kaddafi ile bir araya geldi" CNNTürk, 20 Ağustos 2009

7 Mayıs 2016, Cumartesi

Birleşik Krallık'ta gerçekleştirilen bölgesel seçimlerde, Sadık Han, Muhafazakar Parti'den en yakın rakibi olan Zac Goldsmith'i 43,2’ye karşı yüzde 56,8 oyla yenerek, Londra'nın ilk Müslüman belediye başkanı oldu. Öte yandan bu durum, Birleşik Krallık'ta bugüne kadar bir Müslüman'ın gelebildiği en yüksek makamdır.
Seçim sonucuyla ilgili de konuşan Han, Müslüman olmasıyla ilgili tartışmalara da değinerek, Bu seçimler çok tartışmalı geçti. Londra’nın korku yerine umudu, bölünme yerine beraberliği tercih etmesi beni gururlandırdı ifadelerini kullandı.

((tr)) bbc.com "Portre: Londra'nın ilk Müslüman belediye başkanı Khan" BBC Türkçe, 06 Mayıs 2016
((tr)) NTV Haber "Londra’ya ilk Müslüman belediye başkanı" NTV, 06 Mayıs 2016
((tr)) Tuba Altunkaya "İşçi Partisi Londra Belediyesini Sadiq Khan ile geri aldı" [[w:|]], 07 Mayıs 2016

16 Ekim 2011, Pazar

Milliyetçi Hareket Partisi disiplin kurulu başkanı Mehmet Nacar tarafından yapılan yazılı basın açıklamasında, "Disiplin Kurulumuz 17 Aralık 2011 tarihinde yapmış olduğu toplantıda; Antalya Milletvekili Yusuf Ziya İrbeç’in Parti Tüzüğünün 11. Maddesinin a, b, c ve e fıkralarında belirtilen görev ve sorumluluklarını yerine getirmeyerek, Parti Tüzüğünün 78. Maddenin 4. Fıkrasının c, e, h ve i bentlerinde ifade edilen fiilleri işlediği, bu fiillerin sübut bulduğu ve kesin çıkarma cezasını gerektirdiği; bu sebeple Antalya Milletvekili Yusuf Ziya İrbeç’in Milliyetçi Hareket Partisinden kesin çıkarma cezası ile tecziyesine karar vermiştir." denilerek, Yusuf Ziya İrbeç'in partiden kesin çıkartıldığı belirtildi. 
Yusuf Ziya İrbeç ise kararın henüz kendisine ulaşmadığını belirtti. İrbeç'in ihracıyla birlikte Türkiye Büyük Millet Meclisi'de 52 milletvekili bulunan Milliyetçi Hareket Partisinin 51 milletvekili kalacak. İrbeç 22 Ekim 2011 tarihinde kesin ihraç istemiyle disiplin kuruluna sevk edilmiş ve disiplin kurulu tarafından 24 Ekim 2011 tarihinde hakkında takibata başlanmıştı.   
  

((Türkçe)) MHP Web sitesi "17 Aralık 2011 tarihli parti basın açıklaması" mhp.org.tr, 17 Aralık 2011
((Türkçe)) cnnturk "MHP'li vekil partiden ihraç edildi" cnnturk.com, 17 Aralık 2011
((Türkçe)) habertürk "MHP'den milletvekiline ihraç" haberturk.com, 17 Aralık 2011
((Türkçe)) akşam "Yusuf Ziya İrbeç partiden ihraç edildi" aksam.com.tr, 17 Aralık 2011

22 Ekim 2012, Pazartesi

Halen Balyoz askeri darbe planı davasında tutuklu olarak yargılanan MHP Milletvekili emekli Korgeneral Engin Alan cevaevi ring aracıyla Jandarma eşliğinde bu sabah Ankara Adliyesine getirildi. 
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 28 Şubat soruşturmasında savcılık tarafından "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ni cebren devirmek, hükümetin görevlerini kısmen veya tamamen engellemek, engellemeye teşebbüs etmek, darbeye teşebbüs etmek" suçlamaları ile tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi. Alan mahkemede Terörle Mücadele Kanununun 10'uncu maddesiyle görevli Hakim Nihal Uslu tarafından sorgulandı. Alan hakkında üzerine atılı suçun mahiyeti ve önemi nedeniyle yakalama kararı çıkartılmıştı. 
Sorgulama ve adliyedeki işlemleri yaklaşık olarak 4 saat süren Alan'ın tutuklama kararı yüzüne karşı tebliğ edildi. Ankara Adliyesinin önüne Alan'a destek vermek amacıyla eşi ve bazı MHP milletvekillerinin de geldikleri görüldü. 

((Türkçe))  "Engin Alan, 28 Şubat soruşturması kapsamında da tutuklandı" samanyoluhaber, 22 Ekim 2012
  "Engin Alan Ankara Adliyesi’nde ifade veriyor" ulusalkanal, 22 Ekim 2012
((Türkçe))  "MHP’li vekile 28 Şubat’tan da tutuklama" ntvmsnbc, 22 Ekim 2012
((Türkçe))  "Engin Alan Ankara Adliyesi’nde ifade veriyor" ulusalkanal, 22 Ekim 2012
((Türkçe))  "Engin Alan'la İlgili Şok Karar !" habervakti, 22 Ekim 2012

26 Ocak 2011, Çarşamba 
Macaristan cumhurbaşkanı Pal Schmitt, bir İspanyol gazetesine konuştu. Pal Schmitt, "Türkler tarafından 150 yıl boyunca idare edilmemizi şans olarak tanımlıyorum" dedi. Schmitt, AB dönem başkanlığı, çıkardığı yeni medya kanunu ve Türkiye'nin AB'ye üyeliği hakkında da konuştu. Schmitt, "Türk siyasetçilerle sık sık bir araya gelerek Türkiye’nin AB üyeliği hakkında uzun görüşmeler yaptım. Yaklaşık 100 milyonluk Müslüman bir ülkenin AB’ye alınması için zaman gerekiyor" ifadesini kullandı. 
Macaristan, 1541 yılından 1686 yılına kadar Osmanlı egemenliğinde kalmıştı. 1641'de başkent Budin, Kanuni Sultan Süleyman tarafından fethedilmiş ve 1686'da Kutsal İttifak Savaşları'na kadar da idarede kalmıştı. Bazı bölgeleri ise 160 yıl boyunca Osmanlı İmparatorluğu'nun idaresinde kalmıştı. 

((Türkçe))  "Macaristan cumhurbaşkanından inanılmaz Türkiye itirafı" Milliyet, 26 Ocak 2011

8 Nisan 2016, Cuma

Madagaskar Başbakanı Jean Ravelonarivo ve kabinesi Cumhurbaşkanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre istifa etti. İstifa için resmi bir neden verilmezken bu ülkede 15 ayda istifa eden ikinci hükümet oldu.
Ülke 2009 yılındaki darbeden beri siyasi ve ekonomik istikrarsızlık yaşıyor. Ravelonarivo'nun hükümeti Ocak 2015'te görevi devralmıştı. Önceki hükümet, elektrik kesintileri, yüksek işsizlik oranları ve ekonomik sıkıntılar nedeniyle istifa etmek zorunda kalmıştı. Temmuz ayında muhalefet partisi Mapar hükümeti düşürmek üzere güvensizlik oyu önergesi vermiş; ancak önerge reddedilmişti. Önergeye gerekçe olarak değişimin istenen hızda gerçekleşmemesi gösterilmişti.
Cumhurbaşkanı Hery Rajaonarimampianina istifaları kabul etse de kabine yeni bir hükümet oluşturulana dek görevde kalacak. Yeni hükümet veya olası bir erken seçim içinse tarih verilmedi. İstifadan önceyse ülke basını haftalardır başbakanla cumhurbaşkanlığı arasında gerginlik olduğunu iddia ediyordu. Rajaonarimampianina pazartesi günkü açıklamasında vatandaşların yaşadıkları sorunlar için isim vermeden bakanları suçlamıştı. Ülkedeki yolların bozukluğu ve trafikteki tehlikenin de dahil olduğu tehlikelerin Rajaonarimampianina'nın imajına zarar verdiği belirtiliyor. Ravelonarivo ise cumhurbaşkanıyla aralarında herhangi bir sorun olmadığını söylemişti.

((Fransızca))  "Le gouvernement de Madagascar démissionne" Le Figaro, 8 Nisan 2016
((İngilizce))  "Madagascar's prime minister and cabinet resign" The Guardian, 8 Nisan 2016

21 Ağustos 2009, Cuma

Spanair'e ait MD-82 tipindeki yolcu uçağının 20 Ağustos 2008 tarihinde Madrid Brajas havalimanında kalkış esnasında düşerek içindeki yolcu ve mürettebattan 154 kişinin yaşamını yitirip 18 kişinin ise kurtulduğu kazayla ilgili rapor açıklandı.
İspanyol Sivil Havacılık Kazaları Araştırma Komisyonu (CIAIAC), Spanair tarafından işletilen EC-HFP tescil nolu MD-82 tipindeki uçağın kazasıyla iligli ara raporu yayınladı.
Kaza, uçak Madrid-Barajas havalimanından 36L pistinden Gran Kanarya havlimanına gtimek üzere kalkışa geçtiği esnada yerel saat ile 14:24'te meydana gelmişti.
Raporda açıklandığına göre kazanın oluşmasındaki temel neden pilotların kalkış esnasında açılması gereken flap-slat sistemini açmayıp kapalı pozisyonda kalkmaya çalışmalarıdır. Ancak raporda belirtilen bir diğer husus ise bu durumu yani kalkış esnasındaki uyumsuzlukları uçuş ekibine bildirmesi gereken uyarı sisteminin de çalışmadığı konusudur. Bu duruma dayanarak İspanyol Komisyon, ileride benzer kazaların olmaması için ilgili uyarı sisteminin tasarımında bazı iyileştirici değişiklikler yapılması gerekliliğini önermişlerdir.

Konuyla ilgili raporun detayı((en))

((es)) The Spanish Civil Aviation Accidents and Incidents Investigation Commission (CIAIAC) "20-08-2008. EC-HFP. McDonnell Douglas MD-82. Aeropuerto de Barajas (Madrid)" Ministerio de Fomento, 17 August 2009

22 Temmuz 2011, Cuma

Malavi'de yapılan hükümet karşıtı gösterilerde 10 ila 18 kişi öldü, en az 45 kişi yaralandı. Gösteriler Malavi tarihindeki ve bu yıl Sahra altı Afrika'daki en büyük gösteriler olma özelliğini taşıyor.
Halk hükümetten işsizlik ve enflasyon başta olmak üzere ekonomik ve politik sorunları hızla düzeltmesini istiyor. Göstericiler başkan Bingu wa Mutharika'nin gittikçe otoriterleştiğini ve ülkeyi bir diktatörlüğe çevirdiğini savunuyor. Bunun yanı sıra yakıt azlığından kaynaklanan sık elektrik kesintileri de gösterilerin nedenleri arasında.
Ölü sayısını Associated Press 10, CNN 12, The Guardian ise 18 olarak verirken, yaralı sayısını CNN 45, The Guardian 61 olarak veriyor. Ölümlerin çoğunun kuzeydeki Mbuzu'da gerçekleştiği, Blantyre'de de ölümlerin olduğu bildiriliyor.

 Teresa Temweka Ndanga "12 dead, 45 injured in Malawi protests" CNN, 21 Temmuz 2011
 Godfrey Mapondera ve David Smith "Malawi protesters killed during anti-regime riots" The Guardian, 21 Temmuz 2011
 Nastasya Tay "10 dead in Malawi anti-government demonstrations" Associated Press, 21 Temmuz 2011

26 Temmuz 2011, Salı

Her yıl 700 bin turistin ziyaret ettiği Maldiv Adaları'na ilk kez bir Türk yatırımı yapılıyor. Aydeniz İnşaat, Maldiv Adaları'nda 50 yıllığına kiraladığı adada 112 adet lüks villa ve süitten oluşan bir otel kurdu. 110 milyon dolarlık bir yatırım yapan Aydeniz İnşaat, otelin adının "Ayada Maldives Resort Oteli" olduğunu açıkladı.   Maguhdhuvaa Adası'na yapılan otel 1 Ekim 2011'de hizmete açılacak.
Toplam 150 bin metrekare alana kurulan Ayada Maldives Resort Oteli'nin 50'si okyanusun üzerinde, 62'si ise sahilde olmak üzere toplam 112 villa bulunmakta. Her villanın ise özel bir havuzu bulunmakta. Adada süit villalar için  1 günlük bir kahya hizmeti de olacak. Toplam 7 restoran ve 7/24 sağlık hizmetleri de mevcut. 
Türk motiflerine sahip olan otel de Türk kültürünün de tanıtımı amaçlanıyor. Adada Türk kültürüne özgü içerik ise şu şekilde: 

3.500 metrekare alana kurulan bir Türk hamamı.
Başta mücevher ve halılar olmak üzere birçok Türk eşyalarının da satılacağı büyük bir alışveriş merkezi.
Türk kafesi
Adada yarısının Maldivlilerin oluşturduğu yaklaşık 350 kişi çalışacak. Adaya şimdiden 600 geceleme rezervasyonu yapıldığı öğrenildi.

((Türkçe)) Hürriyet "Maldivler’de ada kiraladı, 110 milyon dolar yatırıyor" Hürriyet Ekonomi, 26 Temmuz 2011
((Türkçe)) Medyarazzi "Maldivler'de bin 300 dolara oda" Medyarazzi, 26 Temmuz 2011
((Türkçe)) Zaman "Maldiv Adaları'nda ilk Türk oteli" Zaman Ekonomi, 26 Haziran 2011

31 Mart 2012, Cumartesi

Mali'de ordu ayrılıkçı Tuaregler ile yeterli mücadele etmediği gerekçesiyle darbe yaparak hükümeti devirmiş,ülke genelinde sokağa çıkma yasağı ilan etmişti.Yönetim tamamen askeriye kontrolündeydi.Bu olaydan sonra Batı Afrika Ülkeleri Ekonomik Topluluğu (ECOWAS) "ülkeyi 72 saat içinde yönetimi sivillere bırakmadığı taktirde ekonomik ve siyasi baskı ve ambargo" uygulayacaklarını açıkladı.
Devlet Başkanı Amadou Toumani Touré'nin  indirilmesinin ardından Libya'da yaşanan iç savaştaki silahları ele geçiren Tuaregler, ocak ayında kuzeyde isyan çıkarmıştı.Önce Kidal daha sonra Gao bölgesinin kontrolünü ele geçirdi.Ordu güçleri ise bölgede yerel sivil direniş birlikleri oluşturmaya devam ediyor.
Güçlenen Tuaregler ise silahlar ile kuzeyi Mali'den ayırmak istiyor.

((Türkçe))  "Tuaregler, stratejik bir kenti daha ele geçirdi" Zaman Gazetesi,

24 Temmuz 2011, Pazar 
Türkiye'nin Mardin ilinin Ömerli kırsalında terör örgütü PKK tarafından düzenlenen pusuda Türk Silahlı Kuvvetleri'nın İkipınar Jandarma Karakolu görev yapan 3 Türk askeri vatani görevlerini yaparken yaşamını yitirdi. Mardin'den tayin ve emeklilik ile ayrılacak askerler köye veda etmek için indi. Daha sonra karakollarına dönmek için yola koyulan askerler terör örgütü tarafından pusuya düşürüldü. Astsubay Erhan Gül, Astsubay Sadık Güllü ve Uzman Çavuş Ali Öztürk'ün aileleri ölüm haberinin bildirmesinde duygusal anlar yaşandı. 
Başka bir ölüm haberi de Ankara GATA askeri hastanesinden geldi. Hakkari'de çıkan çatışmada yaralanan bir Türk askeri de tedavilere rağmen hayata gözlerini yumdu. Askerin öldüğü Türkiye Cumhuriyeti Genelkurmay Başkanlığı resmi sitesinden duyuruldu. Böylece gün içerisinde 4 Türk askeri ölmüş oldu.
Erhan Gül'ün Tokat iline tayini çıktığı için bugün Mardin'den ayrılmayı planlıyordu. Bu doğrultuda eşini ve 5 yaşındaki çocuğunu Gaziantep Nurdağı'ndaki ailesinin yanına yollamıştı. Gül'ün ölüm haberi ailesine ulaştığında babası "Oğlum şehit olmuştur, vatan sağolsun" diyerek tepki gösterdi. Tayini Balıkesir'e çıkmış olan Ali Öztürk'ün babası ise ölüm haberini aldığında duygularını şu sözlerle dile getirdi; "Ne diyeyim vatan sağolsun. Başka diyecek bir şeyim yok". Askerin annesi sinir krizi geçirirken, hazır bekletilen ambulans ile hemen müdahale yapıldı. Ölen asker Sadık Güllü'nün ise emekliliğine az bir süre kalmıştı.
Askerlerin öldürülmesinden sonra İlkpınar köyüne giriş ve çıkışlar kapatıldı. Köyün 4 km ötesinde kontrol noktası kuruldu. Ve basın mensupları Cumhuriyet Savcılığının yazısı nedeniyle köye alınmadı. Saldırıyı düzenleyen örgüt mensuplarının yakalanması için köy koruyucularının da içinde bulunduğu geniş çaplı bir operasyon başlatıldı.

((Türkçe))  "Mardin'de hain pusu: 3 şehit" zaman, 24 Temmuz 2011
((Türkçe))  "'Baba, korkma burası güvenli' dedi ama..." ntvmsnbc, 24 Temmuz 2011
((Türkçe))  "Vedalaşma yolunda şehit düştüler" milliyet, 24 Temmuz 2011

8 Nisan 2013, Pazartesi

'Demir Leydi' lakaplı eski Birleşik Krallık Başbakanı Margaret Thatcher geçirdiği felç sonucu 87 yaşında hayatını kaybetti. Barones Thatcher Avrupa tarihinin ilk kadın başbakanıydı ve 1979–1990 yılları arasında görev yapmıştı.

Ailesinin sözcüsü Lord Tim Bell "Mark ve Carol Thatcher anneleri Barones Thatcher'ın bu sabah geçirdiği felcin ardından 'huzurlu bir biçimde' yaşamını yitirdiğini büyük bir üzüntüyle duyurmuştur" dedi. İngiltere'nin ilk kadın başbakanı olan Thatcher 1925 yılında Margaret Roberts adıyla bir bakkalın kızı olarak doğdu. 1951 yılında işadamı Denis Thatcher ile evlendi. 1959'da siyesete atılan Thatcher, 1979'da Muhafazakâr Parti'nin lideri olarak başbakan oldu. Üç dönem üst üste seçim kazanan Thatcher, 1990 yılına kadar görevde kaldı ve tarihe geçti. Partisinden gördüğü desteği kaybeden Thatcher istifasının ardından 1992'ye kadar Lordlar Kamarası'nda bulunmaya devam etti.

Thatcher başbakanlığı süresince uyguladığı katı politikalar nedeniyle çoğu kez eleştirilere maruz kalmıştır. Ülkesini 'Avrupa'nın Hasta Adamı' olmaktan kurtarmak için özelleştirmelere, bütçe kesintilerine ve sendikal hakları sınırlandırmaya başvurmuştur. 1982 yılında Arjantin'e karşı giriştiği Falkland Savaşı'nda kazandığı zafer, 1983 genel seçimlerinden ezici bir üstünlükle ayrılmasını sağladı.

Avrupa Topluluğu'nun sadece serbest ticaret ve rekabet ile ilgili olmasını savunan Thatcher, Brüksel bürokrasisini Londra hükümeti için tehdit olarak görüyordu. Partisi içindeki Avrupa konusundaki anlaşmazlıklar Thatcher'ı istifa sürecine götüren nedenlerin başında geliyordu.

((Türkçe))  "Margaret Thatcher hayatını kaybetti" ntvmsnbc, 8 Nisan 2013
((Türkçe))  "Demir Lady Thatcher yaşamını kaybetti" euronews, 8 Nisan 2013
((Türkçe))  "Margaret Thatcher hayatını kaybetti" Milliyet, 8 Nisan 2013
((Türkçe))  "Margaret Thatcher öldü" Radikal, 8 Nisan 2013

27 Haziran 2011, Pazartesi

Avustralya hükümeti sigara paketleri üzerindeki logo ve marka kullanımını yasaklamak istiyor. Bu istek hükümetle ile dünyanın en büyük sigara üreticisi Philip Morris'i karşı karşıya getirdi. Şirket eğer hükümet ile bir arayol bulunamazsa, bu uygulama ile uğrayacağı zarar için tazminat davası açmaya hazırlanıyor. Avusturalya Başbakanı Julia Gillard ise bu konuda geri adım atmayacaklarını sert bir dille belirtti.
Philip Morris şirketi, hükümet ile anlaşmaya varabilmek için 3 aylık zorunlu bir zaman tanınması için hukuki bir bildirimde bulundu. Büyük sigara şirketlerinden bir diğeri, British American Tobacco uygulanmak istenen yasanın uluslararası tescilli marka ve fikri mülkiyet yasalarına zıt olduğunu belirtti.
Gillard ise 2012'nin Ocak ayında uygulamaya sokmak istedikleri yasa konusunda geri adım atmayacaklarını şu sözlerle belirtti.

((Türkçe))  "Markasız sigara tartışması" BBC, 27 Haziran 2011
((Türkçe))  "Markasız sigara savaşı" Milliyet, 27 Haziran 2011

26 Temmuz 2011, Salı

Marmara Denizi'nde yerel saatle 20:57'de 5.2 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Deprem İstanbul, Tekirdağ, Edirne, Çanakkale ve Kırklareli başta olmak üzere çevre illerde de hissedildi. Depremde can veya mal kaybı yaşanmadı.
Depremin ardından boyutları 3.0'a varan 42 artçı şokun meydana geldiği bildirildi. Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Ulusal Deprem İzleme Merkezi müdürü Dr. Doğan Kalafat, "Bu deprem esasında Marmara Denizi’nin normal bir aktivitesidir. İstanbul’un özellikle Silivri, Çatalca, Büyükçekmece gibi sahil kesimlerinde daha güçlü hissedildi. Merkezi, denizin ortası olması sebebiyle herhangi bir hasar veya can kaybı olmadı. Şu an için korkulacak bir durum söz konusu değildir. Vatandaşlarımıza sakin olmalarını tavsiye ederim" dedi. Deprem sonrası bazı bölge sakinleri sokağa çıkarken aşırı trafik nedeniyle bir süre telefon hatları kilitlendi.

  "Marmara'da deprem" Cumhuriyet, 25 Temmuz 2011
  "Kandilli'den deprem açıklaması!" Habertürk, 25 Temmuz 2011
  "Son Depremler" Kandilli Rasathanesi, 26 Temmuz 2011

7 Mayıs 2010, Cuma

Fransa 1. Futbol Ligi'nde Olimpik Marsilya bitime iki hafta kala şampiyonluğu garantiledi. Marsilya, kendi evinde Rennes'i 3-1 yenerek puanını 75'e yükseltti. 9. şampiyonluğunu elde eden takım en son 1992 yılında şampiyon olmuştu.
Marsilya'nın maçtaki gollerini 5. dakikada Gabriel Heinze, 76. dakikada Mamadou Niang ve 77. dakikada Lucho Gonzalez attı. Rennes'in golü ise 38. dakikada Jimmy Briand'dan geldi.
67'şer puanı olan takipçiler Lille ve Auxerre'in matematiksel olarak şansı kalmadı. Ligde dördüncü sırada 65 puanla Lyon ve beşinci sırada 53 puanla Montpellier bulunuyor. Gol krallığı yarışını ise 16 golle Kevin Gameiro ilk sırada götürüyor. Onu 15 golle Mamadou Niang ve 14 golle Mevlüt Erdinç izliyor.

((tr))  "Fransa'nın en büyüğü Marsilya" NTVMSNBC, 6 Mayıs 2010
((tr))  "Marsilya şampiyon, Mevlüt yine attı" CNN Türk, 6 Mayıs 2010

7 Ağustos 2010, Cumartesi

İsrail’in, 31 Mayıs'ta Gazze’ye yardım götüren filoya saldırısı sırasında el koyduğu 3 Türk gemisinden biri olan Mavi Marmara Hatay’ın İskenderun limanına ulaştı.
İsrail'in el koyduğu filodaki diğer 2 gemiden biri olan “Defne-Y” de dün gece limana ulaşmıştı. Üçüncü gemi olan “Gazze” gemisi filonun Türkiye’ye dönen son parçası olacak. Gemiler Hayfa ve Aşdod limanlarında tutuluyordu.
9 kişinin öldüğü Mavi Marmara baskınıyla ilgili olarak Türkiye’nin taleplerinden biri gemilerin iade edilmesiydi.İsrail, hafta başında, Birleşmiş Milletler’in uluslarası soruşturmasına izin vereceğini açıklamıştı.

"İsrail Gazze'ye yardım taşıyan gemilere saldırdı, 9 aktivist öldürüldü". Vikihaber, 31 Mayıs 2010
"İsrail kendi soruşturma komisyonunu kuruyor". Vikihaber, 14 Haziran 2010
"İsrail, uluslararası komisyonu kabul etti". Vikihaber, 4 Ağustos 2010

18 Ocak 2010, Pazartesi

Mehmet Ali Ağca Ankara bulunan Sincan F tipi Cezaevi'nden tahliye edildi. Karşılayan kişi kardeşi Adnan Ağca idi. Orada bulunan bir grup, Ağca'ya yönelik sloganlar söylendi. Ardından GATA'ya götürülen Ağca'ya askerliğe elverişli değil raporu verildi. Ağca daha sonra Ankara Sheraton Oteli'ne geldi. Kardeşi Adnan Ağca açıklama yaptı. Açıklamadan bir süre sonra, Ağca'nın avukatı Gökay Gültekin ve Yılmaz Aboşoğlu birer açıklama yaptı. Gültekin, Ağca'nın yazdığını iddia ettiği İngilizce yazılan, bir yazıyı dağıttı. Yazı maddeler halinde sıralanmıştı. Yazıda Tanrı sonsuza dek tek ve benzersiz olduğu Tanrı sonsuza dek bütün olduğu. Teslis diye bir şey olmadığı. Ebedi Mesihin, yani ete kemiğe bürünmüş ve yeniden doğmuş olduğu, Tüm dünya bu yüzyıl içinde yok olacağı, Mükemmel İncil'in yazılacağı iddia edildi. Gültekin ayrıca, 9 Ocak 1983 tarihli TIME dergisinde, Mehmet Ali Ağca ve Papa II. Jean Paul'un resimleri orada bulunan gazetecilere dağıttı. Mehmet Ali Ağca'nın kardeşi Adnan Ağca, avukat Hacı Ali Özhan'ı kardeşinin can güvenliğini tehlikeye düşürdüğünü ileri sürerek azletti.
İtalya gazetelerinden La Stampa ve Le Soir gazeteleri ise Ağca'nın Vatikan'a gidip, II. Jean Paul'un kabrini ziyaret etmek istediğini belirtti. Ağca, Abdi İpekçi ve II. Jean Paul suikasti ve gasp suçundan dolayı hapis cezası almıştı.

((tr))  "Mehmet Ali Ağca'ya Çürük Raporu" Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu, 18 Ocak 2009
((tr))  "Mehmet Ali Ağca'dan ilk açıklama" Star (gazete), 18 Ocak 2009
((tr))  "İşte Ağca'dan ilk inciler" Sabah (gazete), 18 Ocak 2009

16 Haziran 2009, Salı

Transferi konusunda uzun tartışmalar çıkan, Fenerbahçe ve Beşiktaş kulüplerini karşı karşıya getiren Mehmet Topuz transferi sonunda gerçekleşti. Mehmet Topuz Fenerbahçe'ye 3 yıllık imza attı. Mehmet Topuz, Aziz Yıldırım ile beraber Türkiye yerel saati ile 02.20'de (GMT: 23.20) İstanbul'a geldi.
Mehmet Topuz transferinde Kayserispor'un Mehmet Topuz'un bonservisini Fenerbahçe'ye vermesi ve Mehmet Topuz'un da Beşiktaş forması ile çekilmiş fotoğraflarının olması iki kulubü karşı karşıya getirmişti. Bu dönemde yapılan açıklamalar ise tranfseri çıkmaza sokmuştu.
Öte yandan Mehmet Topuz'un Fenerbahçe'de Kayserispor'un bir anısı olaraktan 38 numarayı giyeceği duyuruldu.

((tr))  "Mehmet Topuz Fenerbahçe'ye 3 yıllık imza attı" Samanyoluhaber.com, 15 Haziran 2009
((tr))  "Mehmet Topuz Fenerbahçe'ye 3 yıllık imza attı" Euroyellow.com, 13 Haziran 2009
((tr))  "Mehmet Topuz Fenerbahçe'ye 3 yıllık imza attı" Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu, 13 Haziran 2009
((tr))  "Mehmet Topuz çıkmazı" CNNTürk, 8 Haziran 2009
((tr))  "Mehmet Topuz çıkmazı" CNNTürk, 8 Haziran 2009
((tr))  "Beşiktaş forması ile Mehmet Topuz" NTVMSNBC.com, 6 Haziran 2009

1 Şubat 2013, Cuma

Meksika'nın başkenti Meksiko'da bulunan, devlete ait PEMEX isimli petrol arama şirketinin yönetim binasında patlama meydana geldi. 54 katlı ve 214 metre uzunluğundaki binada yaklaşık olarak 3.500 kişinin çalıştığı, patlamanın nedeninin henüz belirlenememesine rağmen, bodrum katında meydana geldiği öğrenildi. Patlama neticesinde şu anda 25 ölü ve 101 yaralının bulunduğu, patlama sonrasında kurtarma çalışmalarının devam ettiği öğrenildi.

Patlamadan önceki gün içerisinde binanın elektriklerinin kesilmiş olması nedeniyle, yetkililerin bodrum katında yaşanan mekanik bir arıza olasılığı olduğundan bahsediyorlar. Ancak patlama ile ilgili kesin ve net bilgiler yapılacak çalışmaların ardından tespit edilecek. Binanın üç katında büyük hasar olduğu, iki katta ise büyük göçükler oluştuğu belirtiliyor. Ülkede herkes olayın şokunu yaşarken, İçişleri bakanı ölü sayısının artabileceğini belirtti. Kaza ile ilgili çalışmalar devam ediyor.
1938 yılında kurulan PEMEX şirketi Meksika devletine ait ve yaklaşık olarak 150.000 çalışanı bulunuyor. Şirket 2011 yılında günde 2,5 milyon varil ham petrol üretiyordu. Patlama ise şirkete ait yönetim binasında meydana geldi. 
Meksika devlet başkanı Enrique Peña Nieto ise basına yaptığı açıklamalarda henüz patlamanın nedeninin tespit edilemediğini söyledi. 2012 yılı Eylül ayında yine PEMEX şirketine ait Meksika'nın kuzeyinde bulunan doğalgaz tesisinde meydana gelen patlama neticesinde 30 kişi ölmüştü. 

((Türkçe))  "Meksika'nın petrol devinde patlama: 25 ölü" hurriyet, 01 Şubat 2013
((Türkçe))  "Meksika'da patlama: 25 ölü, 101 yaralı" aksam, 01 Şubat 2013
((Türkçe))  "Meksika’da Pemex’in genel merkezinde patlama" euronews, 01 Şubat 2013
((Türkçe))  "Meksika'nın Başkentinde Patlama" amerikaninsesi, 01 Şubat 2013
((Türkçe))  "Meksika'da Patlama" gundemkibris, 01 Şubat 2013
((Türkçe))  "Meksika’nın dev petrol şirketinde büyük patlama: 25 ölü, 101 YARALI" haberx, 01 Şubat 2013
((Türkçe))  "Meksika’da ciddi patlama: 15 ölü, 100’den fazla yaralı" Rusya'nın sesi, 01 Şubat 2013

10 Ekim 2009, Cumartesi

Kırmızı ışıkta geçip, trafik kurallarını ihlal eden "trafik magandaları"na Mercedes-Benz bir çözüm buldu. Sadece caddelerdeki sinyalizasyon işaretlerine uymayan trafik magandaları sebebi ile yılda binlerce kişi ölüyor. Mercedes, üzerinde çalıştığı yeni bir teknoloji ile trafik kazalarını en aza indirmeyi hedefliyor. Mercedes-Benz'de görevli bilim adamlarının yaptığı test başarılı çıktı.
Sistem, aracın alıcılarının trafik ışığının yaydığı sinyalleri toplaması üzerine kurulu. Trafik lambası, ışığın yanı sıra araçlara ışığın rengini de bir sinyal olarak gönderiyor. Sinyali alan araç, trafik lambasına olan mesafeyi ve aracın hızını hesaplayarak sürücünün frene basması gereken son noktayı buluyor ve bu noktada eğer sürücü hala frene basmamışsa, kontrolü ele alarak fren yapıyor.

((tr))  "Mercedes'ten maganda önlem" Hürriyet, 10 Ekim 2009

28 Haziran 2012, Perşembe

Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande ile Almanya Başbakanı Angela Merkel,  Élysée Sarayı’nda  akşam yemeğinde bir araya geldi. AB zirvesi öncesi pozisyonlarını yakınlaştırmaya çalışan iki lider, "daha fazla Avrupa" ve "büyüme paktı" üzerinde uzlaştıklarını belirtirken, "Avro tahvilleri" üzerindeki uzlaşmazlık aşılamadı.
Hollande, seçildiğinden bu yana ilk kez Élysée Sarayı'na gelen Angela Merkel'i Élysée Sarayının merdivenlerinde karşıladı. Sadece el sıkışmakla yetinen iki lider uzlaşma noktalarını açıklasa da, Brüksel zirvesi öncesi yaşanan gerginlikleri yüzlerine yansıdı. Toplantı öncesi kısa açıklama yapan Hollande, "Bugün önemli bir AB zirvesinin arefesindeyiz. Çok iyi çalıştık ve özellikle pek çok tartışmanın konusu olan ve üzerinde anlaştığımız büyüme konusunda ilerleme kaydettik. Finansal istikrar için neler yapmamız gerektiğini biliyoruz. İkimiz de, ekonomik, parasal ve ilerde politik açıdan birliği daha da geliştirmek istiyoruz. Bir entegrasyon ve dayanışmaya ulaşmalıyız. Gerektiği kadar entegrasyon, olabildiği kadar dayanışma." dedi.

Merkel de, içinde bulundukları durumun "ciddi" olduğunu belirterek, yarının istikrarlı ve güçlü Avrupasını yaratmak zorunda olduklarını söyledi. Merkel, "Bizde daha fazla ve işleyen, üyelerinin birbirine yardım ettiği bir Avrupa gerekiyor." dedi. Hollande’ın ısrarı ile gündeme gelen 130 milyar Avro’luk "Büyüme Paktı" üzerinde anlaştıklarını belirten Merkel, "Büyüme paktı umarım yarın onaylanır." dedi.
Kısa açıklamanın ardından Élysée Sarayı’nda çalışma akşam yemeğinde bir araya gelen iki lider, Brüksel zirvesinde pozisyonlarını birbirine yaklaştırmak için çalıştı. Ancak iki lider arasındaki en büyük uçurum "Avro tahvilleri" üzerinde yaşanıyor. Hollande, Avro tahvilleri (Avro bonds) ile piyasalara güven vererek devletlerin borç sorunlarını Avrupa olarak birlikte çözebilecekleri formülü savunuyor. Ancak neredeyse %0 faizle borçlanan Almanya’nın bu şansını korumak isteyen Angela Merkel, Avro tahvillerine kararlılıkla karşı çıkıyor.

Merkel, Hollande ile görüşmeye gelmeden koalisyon ortağı muhafazakar milletvekilleriyle kapalı yaptığı görüşmede, "Brüksel zirvesinde, daha çok avro tahvilleri konuşulacak ve daha çok kontrol konusunun çok az gündeme gelmesinden endişe ediyorum. Ama karşılıklı garanti ve kontrol arasında bir denge oluşturulmalı. Ben yaşadığım sürece Avro Tahvilleri geçmeyecek." sözü verdi. Merkel, bir yandan Anayasa Mahkemesi’nin "anti anayasal önlemler  alınıyor" uyarısı, bir yandan da Almanların yüzde 77’sinin karşı olduğu Avro tahvillerine karşı çıkarak iç politik ileti veriyor.

30 Kasım 2009, Pazartesi

PKK sempatizanları, PKK'nın kuruluş yıldönümü sebebiyle korsan gösteriler yaptılar. Türkiye'nin güney illerinden olan Mersin'de 400 kişilik bir grup tarafından Siteler Polis Merkezi'ne molotof ve havai fişek ile saldırı yapıldı. Göstericiler gösteriye yerel saat ile 17.00'da (UTC: 15.00) ile bağlı Güneş, Yeni Pazar ve Şevket Sümer mahallelerinde başladı. Türk Polisinin havaya ateş etmek zorunda kaldığı olayda, göstericiler yakınlarda bulunan bir ekmek kulübesini ateşe verdi. Göstericiler kaçarken 16 yaşındaki bir kişi de omzundan yaralandı.
Ayrıca Şanlıurfa'nın Viranşehir ilçesinde de 29 Kasım akşamı terör örgütü sempatizanları korsan gösteri yaptı. Olayda polise taş ve molotofla saldıran göstericilere Türk polisi biber gazı sıktı.
İstanbul'un Sultanbeyli ilçesinde ise PKK sempatizanları bir otobüsü yaktı.

((Türkçe))  "Mersin ve Viranşehir'de polise saldırı" Milliyet Gazetesi, 30 Kasım 2009
((Türkçe))  "Viranşehir'de Terör Örgütü Yandaşları Korsan Gösteri Yaptı" LPG Haber, 30 Kasım 2009

20 Nisan 2017, Perşembe

Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) mühürsüz zarf ve oy pusulalarını geçerli sayması, sandık başında yaşanan ihlaller, şaibeli referandum sonuçları ve başkanlık sistemi Türkiye’nin dört bir yanında protesto edilmeye devam ediyor.  Ankara’da bir araya gelen meslek örgütleri de yaptıkları basın açıklaması ile seçimin iptal edilmesi çağrısında bulundu.
Sakarya Caddesi’nde bir araya gelen KESK, DİSK, TMMOB Ankara Şubeleri, ATO ve ASMMO referanduma ilişkin basın açıklaması düzenledi. Siyasi parti ve sivil toplum örgütleri ile vatandaşların da katıldığı eylemde referandumun iptal edilmesi ve toplumdaki tüm kesimlerin katılımı ile bir anayasa hazırlanması talebi dile getirildi.
Meslek örgütleri adına ortak basın açıklamasını okuyan KESK Ankara Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Devrim Kahraman, “Baskı ve adaletsiz koşullarındaki kampanya süreci, seçim günü yaşanan gizli oy açık sayım ihlali, mühürsüz pusula ve zarfların geçerli sayılması, seçim bölgelerinde müşahitlere ve tarafsız gözlemcilere yönelik baskılar, Anadolu Ajansı’nın yayınları, YSK’nın kanuna aykırı açıklama ve kararları nedeniyle referandum meşru değildir” dedi.
Her şeye rağmen eşit olmayan propaganda şartları altında seçmenin yarısının Anayasa değişikliğinin kabul etmediğini dile getiren Kahraman, “Anayasalar toplumsal sözleşmeler olduğuna göre hazırlanışından oy sunumuna kadar bütün süreçlerinin demokratik olması gerekir. İktidar 16 Nisan referandumunun sonuçlarına dayanarak ülkeyi yönetemez. Bu nedenle 16 Nisan referandumu iptal edilmelidir. OHAL kaldırılmalı, demokratik-katılımcı, toplumun genelinin katıldığı, sivil-demokratik bir anayasa hazırlanmalıdır” ifadelerini kullandı.

8 Kasım 2011, Salı
Ünlü pop yıldızı Michael Jackson’ın doktoru yargılandığı davada suçlu bulundu. Los Angeles’daki davada jüri, doktor Conrad Murray’ı kasıtsız adam öldürmekten suçlu buldu.
12 kişilik jüri karara, iki günlük görüşmeler sonrasında ulaştı.
Michael Jackson’ın annesi Katherine, babası Joe ve kardeşleri karar açıklandığında mahkeme salonunda dinleyiciler arasındaydı. Haftalarca süren davada 50’ye yakın tanık dinlendi. Murray, karar açıklandığında belirgin bir tepki göstermedi. Mahkeme binası dışında toplanan Michael Jackson hayranları ise kararı sevinç çığlıklarıyla karşıladı.
Kararın 29 Kasım günü resmileştirilmesine kadar kefaletle serbest bırakılmasına izin verilmeyen Conrad Murray kelepçelenerek nezarethaneye götürüldü.
58 yaşındaki doktor, mahkeme salonundan çıkartılırken sükunetini korudu. Mahkeme başkanı Michael Pastor, Murray’ın, Michael Jackson’ın ölümüne sebebiyet verdiğini ve halkın güvenliğini emniyet altına almak için kararı sabitleştirilene kadar hapiste kalması gerektiğini söyledi.

Murray, Jackson’a, uyumasına yardımcı olmak üzere anestezide kullanılan propofol vermek, uykusu sırasında hastasını kontrolde tutmamak suretiyle kasıtsız adam öldürme suçundan yargılanıyordu. İddia makamı, Conrad Murray’ın Michael Jackson’a ilk müdahaleyi yapacak tıbbi gereçlere de sahip olmadığını iddia etti.
Bazı tanıklar da propofolun sadece, ameliyatlarda kullanılması gerektiğini, uyku ilacı olarak kullanılamayacağını söyledi. Savunma avukatları ise, Michael Jackson’un ilacı tek başına aldığını, doktorun bunda hiçbir suçu bulunmadığını söyledi. Murray’in, mahkemede ifadesine başvurulmadı.
Doktor Murray, dört yıla kadar hapis cezasına çarptırılabilir ve doktorluk hakkı elinden alınabilir. 50 yaşındaki Michael Jackson, 25 Haziran 2009 yılında Los Angeles’da kirada oturduğu villada hayatını kaybetti. Ölümünden bir süre önce, Jackson, bir dizi konsere hazırlanıyordu.

26 Haziran 2009, Cuma

Amerikalı pop yıldızı Michael Jackson dün ABD yerel saatiyle 12:26 sularında evinde koma halinde bulundu. Kaldırıldığı Los Angeles UCLA hastanesinde hayatını kaybetti. Yetkililer 14:26'da ölüm haberini açıkladılar. İlk bulgulara göre ölüm sebebi kalp krizi. Ancak kesin nedeni 26 Haziran günü açıklanacak.
Sanat dünyasında üzüntü yaratan ölümün ardından Madonna'dan açıklama geldi. Madonna, Onu kaybettiğimiz için sürekli ağlıyorum. Müziği sonsuza kadar yaşayacak. O çok büyüktü. diye konuştu.
7 Temmuz 2009 günü birçok ünlünün katılımıyla Staples Merkezi'nde Michael Jackson'un cenaze töreni gerçekleştirildi.

Michael Jackson kişisel web sitesi

((tr))  "Michael Jackson son yolculuğuna uğurlandı" CNNTürk, 7 Temmuz 2009
((tr))  "Popstar Michael Jackson kalbine yenildi" Zaman, 26 Haziran 2009
((tr))  "Michael Jackson öldü" Haber7.com, 26 Haziran 2009
((tr))  "Pop'un kralı veda etti" CNNTürk, 26 Haziran 2009
((tr))  "Michael Jackson öldü" Mynet, 26 Haziran 2009

4 Eylül 2009, Cuma

25 Haziran 2009'da yaşamını yitiren pop yıldızı Michael Jackson, ölümünden 70 gün sonra Los Angeles'ta toprağa verildi.
Jackson'un altın kaplama tabutu, birçok ünlünün yattığı özel bir mezarlık olan Forest Lawn Mezarlığı'nda bir mozoleye yerleştirildi. Özel cenaze törenine Michael Jackson'un ailesi, Elizabeth Taylor ve Macauley Culkin dahil 200'ü aşkın kişi katıldı.
Jackson'un defnedildiği mezarlık özel bir mezarlık olduğundan, hayranlarının ünlü şarkıcının mezarını ziyaret etmesi mümkün olmayacak. Aile, mezarın bir anıt ya da mabet durumuna gelmesini istemiyor.
50 yaşında yaşamını yitiren Jackson'un ölüm nedeni, adli tıp tarafından cinayet olarak açıklanmıştı.

((tr))  "Michael Jackson Los Angeles'ta Toprağa Verildi" VOA Türkçe, 4 Eylül 2009
((tr))  "Jackson aile içi törenle toprağa verildi" Milliyet, 4 Eylül 2009
((tr))  "Michael Jackson'a hüzünlü veda" DW Türkçe, 4 Eylül 2009
((tr))  "Michael Jackson'a yıldız geçidiyle veda" BBC Türkçe, 4 Eylül 2009

25 Ocak 2011, Salı
ABD First Lady'si Michelle Obama ve Wal-Mart mağazalar zinciri Amerika’da üretilen gıdaların besin değerinin arttırılmasına ve kaliteli gıdaların milyonlarca Amerikalı için daha ucuz hale getirilmesini amaçlayan bir kampanya başlattı. Kampanya, First Lady’nin çocukların daha sağlıklı gıdalar tüketmesini sağlama çalışmalarının bir parçası.
Dünyanın en büyük perakende mağazalar zinciri Wal-Mart 2015 yılına kadar gıdaların şeker ve tuz miktarını azaltacak, meyve ve sebze fiyatlarını düşürecek ve daha sağlıklı gıda ürünleri satacak.
Andrea Thomas Wal-Mart’ın başkan yardımcılarından:
”Wal-Mart olarak hiçbir müşterimizin, daha doğrusu hiçbir Amerikalı’nın ailesi için ucuz olanla sağlıklı olan arasında bir seçim yapmak zorunda kalmaması gerektiğini düşünüyoruz.”
Gıda üreticileri Kraft Foods ve PepsiCo geçen yıl ürünlerinde tuz oranını azaltacaklarını açıklamıştı.
Amerika’nın en büyük meyve-sebze satıcısı Wal-Mart, gıda şirketlerinin bazı uygulamalarını değiştirmede büyük etki sahibi.
Kampanya, Michelle Obama’nın çocuklarda obezite oranını düşürme çabalarının bir parçası.
First Lady, düzenlediği basın toplantısında, Wal-Mart’ın attığı adımı büyük bir zafer olarak niteledi:
”Çocukların her gün tükettiği bu ürünlerin şeker, tuz ve yağ miktarını azaltmak büyük fark yaratacak. Sağlıklı seçenekler ucuzlayınca çocukların yedikleri her öğün daha sağlıklı olacak. Kahvaltıda meyve, öğle yemeğinde buğday ekmeği, akşam yemeğindeyse sebze yiyebilecekler.”
Michelle Obama’ya göre her hafta 140 milyon kişinin alışveriş yaptığı Wal-Mart’ın başlattığı kampanyanın gıda pazarını değiştirme gücü var:
”Beni sadece tek bir firmanın çocuklarımızın sağlığı için attığı bu adım umutlandırmıyor. Ülke olarak başarabileceklerimiz de beni umutlandırıyor. Daha da önemlisi anne babalar ve bireyler olarak yapabileceklerimizden umutluyum.”
Wal-Mart’a mal satan bir şirketin yönetim kurulu üyeliğini yapan Michelle Obama 2007 yılında görevinden istifa etmişti. Michelle Obama, bu kararı, seçim kampanyası sırasında Başkan Obama’nın, elemanlarına düşük ücret verdiği için Wal-Mart mağazalarından alışveriş yapmayacağını açıklamasından sonra almıştı.

26 Haziran 2012, Salı

Microsoft, Apple’ın iPad’ine rakip olmasını planladığı yeni tabletini tanıttı. "Surface" adını taşıyan tablet standart olarak sunduğu manyetik kapağı ve fiziki klavyesi ile iPad’in başı çektiği tablet piyasasında başarı arayacak. 
Microsoft’un icra kurulu başkanı Steve Ballmer’ın tanıttığı Surface, 10.6 inçlik bir ekrana sahip. Üzerinde dahili standı bulunan Surface’in, manyetik özelliğe sahip kılıfı aynı zamanda dokunmatik bir klavye özelliği de taşıyor.
Surface, Windows RT ve Windows 8 Pro işletim sistemleriyle geliyor. Bu da en temel anlamda Surface’in, sadece internette gezinmek ya da film izlemek için değil Microsoft Word ve Microsoft Excel gibi iş odaklı yazılımlar için de kullanılabileceği anlamına geliyor.
Surface, USB 3.0 desteğiyle piyasaya sürülüyor. Windows 8 Pro’lu modelinde ise ayrıca microSDXC ve Mini DisplayPort göze çarpıyor.
Microsoft tabletin donanım kısmının hangi üreticiler tarafından imal edileceğini açıklamadı. Surface’in piyasaya ne zaman sürüleceği de henüz belli değil. Ancak Microsoft’un Windows 8’i bekleyeceği ve tableti de bu yılın ikinci yarısından sonra, muhtemelen Ekim 2012'de piyasaya süreceği düşünülüyor.
Surface’in renkli kapak ve klavye özellikleri, işletim sistemi ve dahili standıyla iPad’in tahtını sarsıp sarsamayacağını ise zaman gösterecek.

Microsoft Surface sitesi

12 Ekim 2013, Cumartesi

A Milli futbol takımımız, bugün, Estonya'yı kendi sahasında başkent Tallin'deki A Le Coq Arena'da 2-0 yenerek, dünya kupası elemeleri D grubunda ikinciliğe yerleşti.
Maçın gollerini 22'nci dakikada Umut Bulut ve 47'nci dakikada Burak Yılmaz kaydetti.
Bu sonuç ile, takımımız, 2014 Brezilya şansını grupta oynayacağı son maça kadar devam ettirmiş olacak. 
15 Ekim Salı günü, A milli takım, grup birincisi Hollanda ile Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu stadında 21:00'de karşılaşacak. 
Grup sıralamasında, Türkiye 16 puanla 2nci sırada yer alırken, Romanya aynı puanla üçüncü sıradan, ve Macaristan 14 puanla 4ncü olarak takip ediyor. Bu hassas puan sıralamasının bir neticesi olarak; Türkiye, Romanya, ve Macaristan grup ikinciliği şanslarını devam ettirmekte. 
Grubun son karşılaşmaları: Türkiye-Hollanda, Romanya-Estonya, ve Macaristan-Andora olarak aynı vakitte oynanacak.
Andora'yı ilk maçta, 5-0 gibi bir sonuç ile yenen Macaristan'ın, son karşılaşmayı kazanması olası gözüküyor. Bu durumda, milli takımımızın en az beraberliğe ihtiyacı olacağı bekleniliyor.
Romanya'nın Estonya ile beraber kalması ya da yenmesi durumunda, A milli takımın aynı şekilde ve daha iyi bir avarajlı netice elde etmesi gerekecek.
Türkiye-Hollanda karşılaşması Star Tv'de canlı izlenebilecek.

((tr)) Türkiye Futbol Federasyonu "Estonya 0-2 Türkiye" Türkiye Futbol Federasyonu, 12 Ekim 2013

27 Kasım 2009, Cuma

Mekke'de Kurban Bayramı'nın ilk gününde, müslümanlık inancına göre Arafat'ta şeytan taşlama olarak anılan müslüman ibadeti yapıldı. Cidde'deki yağışlar dolayısıyla hacı adayları, 5 saat gecikmeli olarak bölgeye ulaştılar. Hacı olan Müslüman sayısı kesin değil, ancak 2-5 milyon arası olabiliceği medyada anlatılıyor.
Müslümanlar, kurbanların (kuzu,koyun,keçi vb.büyükbaş hayvanlar) kesilmesinden sonra, birbirleriyle bayramlaşarak bayramı kutladılar.
Ayrıca ABD Başkanı Obama'nın babaannesi Sarah Obama ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek de hacı olanların arasında bulundu.

((Türkçe))  "3 Milyon Müslüman Hacı Oldu" TRT, 27 Kasım 2009
((Türkçe)) Mediha Olgun "5 milyon Müslüman af dileyerek hacı oldu" Sabah, 27 Kasım 2009
((Türkçe))  "ABD Başkanı Obama'nın büyükannesi de hacda" Sabah, 27 Kasım 2009

24 Ocak 2011, Pazartesi

Rusya'nın başkenti Moskova'daki Domodedovo Havalimanı'nda meydana gelen bir patlamada 31 kişi öldü, 168 kişi yaralandı. Yerel saatle saat 16:32'de gerçekleşen patlamayı Çeçen militanların yaptığından şüpeleniliyor.
Patlama bagaj alım salonunda gerçekleşti. Tanıklar, bombanın bir kafede duran bir adamda patladığını gördüklerini söyledi. İnternette paylaşılan görüntülerde, yerlere saçılmış cesetler ve bavullar görülüyor. Patlama sonrası havalimanında kaos çıktığı ve bir görevlinin kalabalığı dışarı çıkarabilmek için bir duvarı yıktığı belirtiliyor.
Barack Obama, ülkesinin bu patlama karşısında Rusya ile beraber olduğunu belirtti. Bu patlama, Rusya'nın 2018 FIFA Düny Kupası için ne kadar güvenli olabileceği sorusunun sorulmasına sebep oldu.

((İngilizce))  "Moscow airport terror attack kills 31, wounds 168" Associated Press, 24 Ocak 2011
((İngilizce))  "Witnesses recall mayhem after blast at Moscow airport" CNN, 24 Ocak 2011
((İngilizce))  "Explosion at Moscow Airport" Newsweek, 24 Ocak 2011
((İngilizce))  "'Terrorist Attack' at Moscow Airport Leaves at Least 31 Dead" ABC News, 24 Ocak 2011
((İngilizce))  "Obama: We stand with Russia after terrorist attack" USA Today, 24 Ocak 2011

20 Ekim 2011, Perşembe

Devrik Libya lideri Muammer Kaddafi, Ulusal Geçiş Konseyi güçlerinin ele geçirdiği memleketi Sirte'den kaçmaya çalışırken öldürüldü. Kaddafi'nin ölümü tarihi bir olay olarak nitelendirildi, ülke çapında sokaklarda kutlamalar düzenlendi.
Kaddafi güçlerinin haftalardır direndiği Sirte şehri bugün Ulusal Geçiş Konseyi (UGK) tarafından ele geçirildi. Kaddafi bunun üzerine bir konvoyla şehirden ayrıldı. Şehrin yakınlarında Kaddafi'nin konvoyu bir NATO uçağı tarafından vuruldu. NATO kaynaklarına göre, uçakta Kaddafi'nin olduğu bilinmiyordu. Kaddafi saldırıdan ağır yaralı olarak kurtuldu ve bir lağım borusuna sığındı. Şehri ele geçiren UGK güçleri bölgede devriyelik yaparken Kaddafi'ye rastladı. Askerlerin sözlerine göre Kaddafi'nin son sözü "vurma" oldu. Askerler ise dinlemedi ve Kaddafi'yi vurarak öldürdü. Bazı kaynaklara göre Kaddafi midesinden vurulurken bazılarına göre başından ve kalbinden vuruldu.
Olayla ilgili söylentilerin ülkede yayılmaya başlamasının ardından ülkede halk sokaklara dökülerek kutlama ypamaya başladı. Libya başbakanı Mahmud Cibril yaptığı basın açıklamasında, "Bu anı uzun süredir bekliyorduk. Muammer Kaddafi öldürülmüş bulunmaktadır," dedi.
Olaya dünya liderlerinden olumlu tepkiler geldi. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon olayı "tarihi" olarak niteledi; ama Libya halkının önündeki yolun da zor olduğunu belirtti. Birleşik Krallık Başbakanı David Cameron "bugün Albay Kaddafi'nin tüm kurbanlarını hatırlama günüdür," dedi.

((İngilizce)) Joshua Norman ""Don't shoot": Qaddafi's last moments" CBS, 20 Ekim 2011
((İngilizce))  "Muammar Gaddafi killed in Libya" BBC, 20 Ekim 2011

30 Haziran 2012, Cumartesi

Mısır'ın yeni Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi, askeri dönem sayfasını geride bıraktıklarını, ülkesinin önünde daha parlak bir gelecek olduğunu açıkladı. 
Bugün Anayasa Mahkemesinde yemin ederek resmen görevine başlayan Mursi, ardından Kahire Üniversitesinde konuşmada yüzlerce yetkili ve yandaşlarına seslendi.
Mursi ülkesinin yeniden doğduğunu söyledi, Mısırlılardan kargaşaya son vermelerini istedi. Yeni Cumhurbaşkanı sosyal adalet için mücadele sözü verdi, ordunun görevinin de Mısır'ı dış tehlikelerden korumak olduğunu söyledi.
Dış politika konusuna da değinen Mısır Cumhurbaşkanı Filistinlilerin "meşru haklarına" destek verdi, Suriye'deki şiddet olaylarına son verilmesi çağrısı yaptı.
Muhammed Mursi, Mısır’da eski Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek döneminde yasaklı olan Müslüman Kardeşler partisinin adayıydı. Geçen hafta seçimleri kazandığı açıklanan Mursi, Müslüman Kardeşler’deki görevinden istifa etti, cumhurbaşkanlığı süresince tüm Mısırlıları temsil edeceğini açıkladı. Mursi ayrıca Müslümanlar, Hıristiyanlar ve kadınları da kapsayan, herkesi temsil eden bir hükümet kurmayı amaçladığını belirtti.  
Yüksek Askeri Konsey yönetimi 1 Temmuz'da Cumhurbaşkanı Mursi'ye devredecek.

31 Mart 2009, Salı

25 Mart'taki helikopter kazasında hayatını kaybeden Muhsin Yazıcıoğlu toprağa verildi.
Yazıcıoğlunun naaşı sabah saatlerinde Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne getirildi. Türkiye Cumhuriyeti Bakanları, Başbakanı ve Türkiye Cumhuriyeti milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Türkiye Cumhuriyeti eski başbakanı Tansu Çiller de törene katıldılar. TBMM'deki törenin ardından [Kocatepe camii'nde cenaze namazı kılındı. Büyük bir katılımın olduğu cenaze namazını Türkiye Cumhuriyeti Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu kıldırdı. Kocatepe Camiinden Büyük Birlik Partisi genel merkezine getirilen Yazıcıoğlu ile partilileri vedalaştı.
Törenin ardından Tacettin Dergahı'na getirilerek defnedildi. Mezar için Sivas'tan ve Medine'den topraklar getirildi. Defnedildikten sonra, cezaevinden bir arkadaşı Yazıcıoğlu'nun "Üşüyorum" şiirini okudu.

((tr))  "Muhsin Yazıcıoğlu toprağa verildi" NTVMSNBC, 31 Mart 2009
((tr))  "Binlerce kişi Yazıcıoğlu'nu uğurladı" CNNTürk, 31 Mart 2009

21 Aralık 2009, Pazartesi

İran'da dün ölen Hüseyin Ali Munteziri, törenle toprağa verildi. Munteziri, İran'ın Kum şehrinde doğmuştu ve bu şehirde toprağa verildi. Yapılan törende, on binden fazla kişi geldiği sanılıyor. İsfahan'daki Necefabad kentinde doğan Munteziri, Kum'daki evinde 87 yaşında ölmüştü. İran dini lideri Humeyni, de başsağlığı mesajı yayınladı. Muntezeri 1979 İran İslam Devrimi'ni desteklemişti. Ancak, 1997 yılında Hamaney'in kurduğu hükümete muhalif durmuştu. Bunun üzerine 2003 yılına kadar ev hapsi yaşamıştı. 2009 seçimlerinde muhalefetin itirazını desteklemişti.

((tr)) Anadolu Ajansı "On binler muhalif lideri uğurladı" Sabah (gazete), 21 Aralık 2009
((tr)) Anadolu Ajansı "Ayetullah Munteziri'nin cenaze töreni hükümet karşıtı gösterilere dönüştü" Zaman (gazete), 21 Aralık 2009

15 Aralık 2009, Salı

Türkiye'nin Muş ilinin Bulanık ilçesinde DTP'nin kapatılmasını protesto etmek amacıyla izinsiz düzenlenen gösteride olaylar çıktı. 2 kişi hayatını kaybetti, 7 kişi yaralandı.
Demokratik Toplum Partisinin kapatılmasını protesto etmek amacıyla toplanan grup yaptığı basın açıklamasının ardından çevredeki iş yerlerine ve bir banka şubesine taşlarla saldıdı. Bir aracı da ateşe veren göstericilere bir vatandaş ateş açtı ve 2 kişinin ölümüne sebep oldu. Kemal Kayacan ve Nejmi Oral ismindeki iki kişi olay yerinde hayatını kaybederken 7 kişi de yaralandı ve Bulanık Devlet Hastanesine kaldırıldı.
Olaydan sonra manifaturacılık yapan, işyeri taşlanan ve arabası ateşe verilen kişi polis tarafından gözaltına alındı.

((tr))  "Esnaf göstericilere ateş açtı: 2 ölü, 6 yaralı" NTVMSNBCE, 15 Aralık 2009
((tr))  "Muş karıştı... Esnaftan göstericilere ateş... 2 ölü" CNNTürk, 15 Aralık 2009

2 Nisan 2012, Pazartesi

Myanmar'da halk sandık başında.Güneydoğu Asya ülkesi Myanmar demokrasi yolunda önemli bir sınavdan geçiyor.
Ülkede ilk kez uluslararası gözlemciler yapılan ara seçimleri takip ediyor. 1962’deki askeri darbeden sonra sivil yönetim, iktidarı ancak geçen yıl devralabilmişti. 
ABD ve Avrupa Birliği de seçimlerin adil ve sorunsuz geçmesi durumunda ülkeye uygulanan yaptırımları gevşeteceklerini duyurdu. Nobel Barış Ödülü sahibi Aung San Suu Kyi’nin de bu seçimlerde milletvekili olarak parlamentoya girmesi bekleniyor. Ülkedeki demokratik muhalefete liderlik eden 66 yaşındaki Suu Kyi, halkın siyasete ilgisinin yeniden arttığını söyledi. Kyi seçimlere "Ulusal Demokrasi Birliği" ile girdi. 6 milyon seçmen 664 üyeli parlamentoda çeşitli nedenlerle boşalan 45 sandalyenin yeni sahiplerini belirlemek için oy kullandı. Kyi’nin partisi ise 44 aday belirledi.
Suu Kyi seçimlerden zaferle çıktı, yandaşları meydanlarda zaferi kutladı. Ancak tam sonuçlar haftaya açıklanacak.
Kadın lider, askeri cunta tarafından 15 yıl ev hapsinde tutulduktan sonra Kasım 2010’da serbest bırakılmıştı.

((Türkçe))  "Myanmar'da Askeri Cunta Gölgesinde Ara Seçim" [[w:|]],

19 Kasım 2009, Perşembe

3 Mart 2009 tarihinde Etilerde bir çöp konteynırında başı vücudundan ayrılmış şekilde bulunmuş olan Münevver Karabulut'un öldürülmesi ile ilgili soruşturma tamamlandı. Cinayetle ilgili duruşma savcılarının hazırladığı iddianemeye göre cinayetten sorumlu zanlı olarak tutuklu bulunan Cem Garipoğlu'nun suçu tek başına işlemedi ve cinayetin işlendiği evin bahçe kapısından güvenlik kameralarına görünmeden eve giren babası Mehmet Nida Garipoğlu ile birlikte gerçekleşti. Yine iddianameye göre baba ve oğul birlikte ve önce Münevver Karabulut'u bıçaklayarak yaraladı daha sonra da canlıyken testereyle başını kesti.
Cinayeti tasarlayarak ve kendini savunamayacak durumdaki Münevver Karabulut’u canavarca bir hisle ve eziyet ederek öldürdüğü ileri sürülen katil zanlısı Cem Garipoğlu için 18 yıldan 24 yıla kadar hapis cezası istendi. Yine aynı iddianamede suç delillerini yok etmek amacıyla kan izlerini temizleyen anne Tülay Garipoğlu'na “suç delillerini yok etmek, gizlemek veya değiştirmek”, Cem Garipoğlu'nu sakladığı öne sürülen amca Hayyam Garipoğlu ve şirket çalışanlarından 3 kişi hakkında “suçluyu kayırmak”  suçlarından 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezası istendi. İstanbul Cumhuriyet Savcısı Faruk Erşen Yılmaz'ın hazırladığı iddianamede Münevver Karabulut'un annesi Nagihan Karabulut, babası Süreyya Karabulut ve kardeşi Enver Karabulut şikayetçi olarak yer aldı, ancak oruşturmada adı geçen ve içlerinde Cem Garipoğlu'nun kardeşi Levent Garipoğlu'nun da bulunduğu 55 kişi hakkında takipsizlik kararı verildi.

 Musa Kesler "Baba oğul cinayeti birlikte işledi" Milliyet, 19 Kasım 2009
 Orhan Yurtsever "Savcı: Baba-oğul canavarca öldürdü" Sabah, 19 Kasım 2009
 Özden Atik "Cem’e 24 yıl hapis babasına müebbet" Hürriyet, 19 Kasım 2009
 Mustafa Kurtaran "Etiler'de vahşet" Milliyet, 4 Mart 2009

30 Ağustos 2010, Pazartesi

Mısır’da İsrail sınırını geçmeye çalışan 30 Afrikalı kaçak göçmen tutuklandı.
Mısır resmi haber ajansı, aralarında üç çocuk ve bir kadının da bulunduğu göçmenlerin, Eritre ve Sudanlı olduğunu açıkladı.  Polis, kaçak göçmenleri Sina Yarımadası'nın güneyinden gelen bir otobüste yaptığı aramada buldu.
Mısır hükümeti, İsrail sınırını geçmeye çalışan Afrikalılara karşı operasyonlarını arttırmış bulunuyor. Güvenlik yetkilileri, sadece bu yıl içinde 20 Afrikalı’yı sınır geçmeye çalışırken öldürdü. Bu nedenle uluslararası insan hakları örgütlerinden tepki üzerine hükümet, polisin “dur” ihtarına uymayanlara ateş açıldığını bildirdi. İsrail’e geçmeye çalışan Afrikalılar’ın çoğu siyasi sığınma talebinde bulunuyor. İsrail hükümeti, bir süre önce Mısır’dan sınırdaki güvenlik önlemleri arttırmasını istemişti.

25 Haziran 2011, Cumartesi
Mısır'da devrim sonrası siyasi İslam hızla güçlenirken Müslüman Kardeşler'in de ilk siyasi kanadı örgütlenmeye başladı. Yeni kurulmakta olan parti yaklaşan meclis seçimlerinde gövde gösterisine hazırlanıyor. Liberal ve laik partiler ise bu durumdan rahatsız.
Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek'in 30 yıllık baskı rejimine son veren devrim, ülkedeki İslamcılar için yeni bir fırsat penceresi açtı. Müslüman Kardeşler, Mısır'daki  en iyi organize olmuş ve bütçesi sağlam muhalefet grubu. Carnegie Uluslararası Barış Vakfı'nın çıkardığı "Arap Reform Bülteni" adlı yayının editörü Michele Dunne, Müslüman Kardeşler'in  Mısır parlamentosunu seçimlerde tamamen ele geçiremeyeceği ve bir İslam devleti kuramayacağı görüşünde.
Michelle Dunne, Müslüman Kardeşler ya da diğer İslamcı grupların parlamentoda önemli bir sayıya sahip olacaklarını tahmin ediyor, ancak Mısır'ın islamcı bir devlet başkanı olmasını mümkün görmüyor. Dunne’a göre, “Müslüman Kardeşler'e sorsanız amaçlarının İslam devleti kurmak olmadığını söyleceklerdir. Ancak örgüt demokratik bir sistem dahilinde varlığına devam etmek istiyor.”
Müslüman Kardeşler uzun yıllar siyasetten yasaklanmıştı. Örgüt kısa süre önce siyasi kanatları olacak Özgürlük ve Adalet Partisi'ni kurduğunu açıkladı. Partinin Genel Başkan Yardımcısı Refik Habip ileri gelen bir hıristiyan aydın. Örgüt Sözcüsü Essam El Eryan İslamcılık korkusunu abartılı buluyor.
Eryan, “Mısır halkı dengeli bir parlamentoya sahip olacak akla sahip. Halk sivil ve demokratik bir devletten yana. Müslüman Kardeşler  seçimlerde parlamentoda çoğunluğu elde etmeyi hedeflemiyor” diye konuşuyor.
El Eryan partinin seçime katılan bölgelerin yaklaşık yarısından aday göstereceğini ve parlamentoda sandalyelerin yüzde 30'una sahip olmayı hedeflediğini söylüyor. Bu da parlamentoda sadece elit kesimin değil Mısır halkının tamamının temsil edilmesine imkan verecek. Müslüman Kardeşler seçimlerde kendisini gösterebilmek için yandaşlarını harekete geçiriyor. Aynı zamanda liberal ve laik partiler Müslüman Kardeşler'e karşı güçlü bir cephe oluşturmak üzere hazırlıklara başladı.
George İshak, Kifaya adlı muhalafet hareketinin kurucusu. Özgür Mısır adlı partinin de kurucularından olan İshak orantıya göre temsil hakkını savunuyor. Bu da her siyasi partiden adayların seçime katılmasını öngörüyor. İshak, “Aday listesini bir çok faktörü bir araya getirerek oluşturuyoruz. Kimseye karşı değiliz. Ancak muhalefet gruplarından oluşacak koalisyon bu sayede tek bir aday listesi oluşturacak” diyor. Bu sistemde İshak'a göre, seçmen bireylere değil parti platformlarına oy verecek.  Bu durum bazı partilerin işine gelirken diğerlerine fazla yaramıyor.
Michelle Dunne’a göre, genelde orantısal temsil hakkı yeni partilere avantaj sağlar ancak Müslüman Kardeşler farklı. Müslüman Kardeşler bireysel bölge sisteminde büyük başarı sağladı. Nasıl bir sistem kurulursa kurulsun örgütün kendini bu sisteme adapte etmesi bekleniyor.
Bir çok uzman Müslüman Kardeşler'in  seçimlerde büyük başarı kazanacağından emin.  Ancak cumhurbaşkanı ayrı seçildiği ve hükümeti kurma yetkisine sahip olduğu sürece Mısır'ın din devleti olma  şansı düşük kalmaya devam edecek.

18 Şubat 2011, Cuma
Mısır'daki Müslüman Kardeşler Örgütü ülkenin en iyi örgütlenmiş muhalefet grubu. Müslüman Kardeşler'e üye Mısırlılar  Cumhurbaşakanı Hüsnü Mübarek'in istifasını sağlayan protesto gösterilerine katılıdı ancak başkan rolü üstlenmedi. Hala yasaklı olan parti, halkın desteğini kazanmak için  yardım çalışmalarına hız vermiş durumda.
Müslüman Kardeşler Kahire yakınlarındaki  El Faruk Hastanesi’nde halkın kalbini kazanmaya çalışıyor. Diğer kurumlar gibi bu hastane de Müslüman Kardeşler’den yardım aldığını resmen kabul etmiyor. Hastane müdürü  Doktor Mecdi Abdül Aziz özellikle yoksullara hizmet verdiklerini söylüyor: "Acil servise genellikle zenginler geliyor.  Yoksul halk da bu hastaneye geliyor, çünkü masraflarımızı hayırseverler karşılıyor."
Hastane hastaları iyileştiriyor ama aynı zamanda manevi destek de veriyor. Avukat İsmail Muhammed İsmail’in burada ameliyat olmak istemesinin nedeni de bu. Avukat şöyle konuşuyor: "Televizyonlarda Kur'an’dan sureler okunuyor. Çalışanlar Allah’a inançlı. İslamla ilgili her şey beni manevi olarak rahatlatıyor."
El Faruk ve diğer islami hayır kurumlarından yardım alan hastaneler yoksul Mısırlılar için hükümetin veremediği sağlık hizmetleri sağlıyor. Doktor şunları söylüyor: "Hastaların Sağlık Bakanlığı sigortası var ama bakanlığın bütçesi bütün masrafları karşılamaya yetmiyor."
Müslüman Kardeşler cihat yanlısı bir örgüt değil. Ancak grubun eski başkanlarından Muhammed Mehdi Akif grubun amacının açık olduğunu söylüyor: "Mısır’ı İslam yönetmeli."
Hüsnü Mübarek’in istifası, serbest ve adil seçim yapılması ihtimali grup için bir fırsat doğurabilir.
Müslüman Kardeşler’in başkanları yoksul Mısır halkının seçimlerde kendilerine oy vereceğini umuyor. Tabii partinin seçimlere katılmasına izin verilirse.
İsmail Muhammed İsmail partiye oy verip vermeyeceğini söylemekten kaçınıyor. Mısır’da şeriatın gerekli olduğundan emin değil: "70’li yıllarda, eski cumhurbaşkanları Nasır ve Sedat dönemlerinde herkes kısa etek giyebiliyordu ama inançları daha kuvvetliydi. Şimdi daha çok kişi çarşaf giyiyor ama inançları boş. Umarım eskisi gibi inançlı olabiliriz. Umarım herkes  daha fazla dine döner."
Yıllardır siyasi yasaklı olan Müslüman Kardeşler El Faruk Hastanesi gibi yerlerde destek kazanıyor. Ancak partinin Mısır’ın genelinde ne kadar destek göreceği belli değil.

9 Eylül 2011, Cuma

Mısır'ın başkenti Kahire'de yapılan gösterilerde, göstericiler İsrail büyükelçiliğine saldırdı, büyükelçiliği koruma amaçlı olan duvarı yıktı ve İsrail bayrağını gönderden indirdi. Göstericiler, yakın bir zamanda İsrail'in Mısır'a yaptığı ve beş kişinin ölümüyle sonuçlanan saldırı nedeniyle Türkiye'nin yaptığı gibi İsrail büyükelçisinin sınırdışı edilmesini istedi.
Gösteri, Tahrir Meydanı'nda yapılan ve ocak ayındaki devrimin ardından göreve gelen hükümeti protesto etme amacı taşıyan mitingin ardından meydana geldi. Gösterinin genel olarak seküler gruplar tarafından organize edildiği öğrenildi. Göstericiler önce İsrail büyükelçiliğinin önüne yürüyerek, İsrail'in Mısır'a yaptığı ve beş kişinin ölümüyle sonuçlanan saldırı nedeniyle Türkiye örneğindeki gibi İsrail büyükelçisinin sınırdışı edilmesini, bunun yanı sıra barış antlaşmasının feshedilmesini istedi.
Bunun ardından, göstericiler son dönemlerde büyükelçiliği koruma amaçlı inşa edilmiş duvarı yıktı. Duvar yıkılırken polis olaya müdahale etmedi. Bunun ardından sevinç gösterileri eşliğinde elçilikteki İsrail bayrağı gönderden indirildi, bayrak direği yerinden söküldü. Bunun ardından Mısır güvenlik güçleri olaya müdahale etti, kısa bir arbedenin ardından göstericiler dağıldı.

((İngilizce))  "Protesters take down Israeli embassy flag" Ahram Online, 9 Eylül 2011
((İngilizce))  "Egyptians demolish Israel embassy wall at protest" Reuters, 9 Eylül 2011

25 Ocak 2011, Salı
Mısır’da muhalefet tarafından bugün düzenlenmesi planlanan protesto gösterilerine, hükümetin uyarılarına rağmen on binlerce kişinin katılması bekleniyor.
Kahire ve diğer büyük kentlerde yapılması planlanan gösterilerin nedeni yoksulluk ve baskı. Göstericilerin Tunus’taki olaylardan etkilendikleri belirtiliyor.
Hükümet karşıtı gruplardan oluşan Yeter hareketi üyeleri ve 6 Nisan Gençlik Hareketi protestoları Facebook ve Twitter gibi sosyal haberleşme siteleri aracılığıyla organize edildi. Muhalefet ekonomik reform ve siyasi özgürlük istiyor.
87 bin kişi Facebook üzerinden protestolara katılacaklarını bildirdi. Ancak hükümetin tehditleri, gerçek katılımcı sayısını tahmin etmeyi zorlaştırıyor.
Liberal Wafd partisi ve yasaklı Müslüman Kardeşler partisinin gösterileri resmen desteklemese de protestolara katılacağı tahmin ediliyor.
Mısır’da izinsiz gösteri yapmak yasak. Bununla birlikte hükümet, gösteri düzenlemek isteyenlere izin vermiyor.

4 Aralık 2011, Pazar

Mısır'da geçtiğimiz günlerde yapılan seçimlerde Seçim Kurulu en çok oyu Müslüman Kardeşler’in Özgürlük ve Adalet Partisi’nin aldığını açıkladı. Yetkililere göre Özgürlük ve Adalet Partisi’ni Selefi mezhebini temsil eden Nur Partisi izliyor. Özgürlük ve Adalet Partisi'nin oy oranı %36.6, Nur Partisi'ninkiyse %24.4 olarak açıklandı.
Parlamentonun alt kanadının belirleneceği seçimin aşamalı oy verme süreci Kahire, İskenderiye ve diğer beş kentte yapıldı. Bu bölgelerde ikinci tur seçimler 5 Aralık’ta yapılacak. Daha sonra parlamentonun üst kanadı için seçim yapılacağından sürecin Mart’a kadar sürmesi bekleniyor.
Mısır’ı şu anda yöneten generallerin oluşturduğu seçim sistemi, meclisin askeri konseyin atadığı hükümeti görevden almasını engelliyor.
Seçimler sakin geçmiş ve uluslararası gözlemciler yasa dışı herhangi bir olaya tanık olmadıklarını söylemişti. Ancak seçimlerden önce askeri rejime karşı yapılan gösterilerde en az 42 kişi hayatını kaybetti, binlerce kişi yaralandı.

  "Mısır'da seçimlerde ilk sonuç açıklandı" Zaman Gazetesi, 4 Aralık 2011

18 Aralık 2011, Pazar

Mısır’da göstericilerle güvenlik güçleri arasında çatışmalar devam ediyor. Cuma günü başlayan çatışmalarda bugüne kadar 10 kişi öldürüldü, yüzlerce kişi yaralandı. Askerler başkent Kahire’nin Tahrir Meydanı'nda toplanmaya çalışan ve taş atan göstericileri döverek dağıttı. Bazı göstericiler kendilerini korumak için barikatlar kurdu.
Göstericiler ülkeyi yöneten askeri konseyin hemen görevi bırakmasını istiyor. Şiddet olayları, eski devlet başkanı Hüsnü Mübarek’in şubat ayında devrilmesinden sonra Mısır’da yapılan ilk seçimlerin ikinci turunu izledi.
Resmi haber ajansı MENA geçen Pazartesi ve Salı günü yapılan seçimde en çok sandalyeyi Müslüman Kardeşler'in Adalet ve Özgürlük Partisi'yle aşırı muhafazakar Selefilerin el-Nur partisinin kazandığını bildirdi. İki İslamcı parti Kasım ayında yapılan ilk tur seçimlerde de en çok oyu toplamıştı.
Askeri konsey ancak Haziran sonunda cumhurbaşkanı seçildikten sonra çekileceğini açıklamış bulunuyor.
Mısır başbakanı Kemal el-Ganzuri televizyonda yaptığı konuşmada son gösterilerin Mübarek’in çekilmesiyle sonuçlanan devrimle bir ilgisi olmadığını önesürdü. El-Ganzouri bazı grupların Mısır’ın başarıya ulaşmasını istemediğini de savundu.

12 Mart 2012, Pazartesi

Mısır'da İslamcı Müslüman Kardeşler partisinin çoğunlukta olduğu parlamento oy birliğiyle İsrail büyükelçisinin ülkeden sınırdışı edilmesini ve İsrail'e yapılan doğalgaz ihracatının durdurulmasını isteyen bir karara imza attı.
Böyle bir kararı ancak ülkeyi yöneten askeri konsey alabileceği için karar sembolik önem taşıyor. Yine de karar Hüsnü Mübarek'in devrilmesinden beridir Mısır'ın İsrail'e karşı değişen tutumunun bir göstergesi olarak görülüyor. Geçtiğimiz günlerde parlamentonun bir komitesinin başkanı İsrail'in Mısır'ın bir numaralı düşmanı olduğunu ve hiçbir zaman İsrail'le dost veya müttefik olmayacaklarını söylemişti.
Kararın askeri konsey yönetimindeki Mısır'ın İsrail'le olan mevcut ilişkilerini etkilemesi beklenmiyor.

((İngilizce))  "Egypt’s Islamist-dominated parliament votes in support of expelling Israel’s ambassador" The Washington Post, 12 Mart 2012
((İngilizce))  "Egypt's Parliament Wants Israel's Ambassador Out" ABC News, 12 Mart 2012

11 Şubat 2011, Cuma

Mısır'da, hükümetten çekileceğini açıklaması beklenen Hüsnü Mübarek'in beklenen açıklaması halkı tatmin etmedi. Mübarek tüm dünyanın beklentilerini boşa çıkararak görevinde kalma konusunda ısrarcı oldu. Mısır televizyonuna geçtiğimiz gün açıklama yapan Mübarek, yabancı diktasını asla kabul etmeyeceğini belirtti.
Protestoculara hitaben, ölenlerinin acılarını yürekten paylaştığını belirtti. Ve bir dahaki seçimlerde Cumhurbaşkanlığı'na adaylığını koymayacağı bilgisini tekrarlardı. Hüsnü Mübarek "Yetkilerimi yardımcım Süleyman'a devrediyorum" diyerek anayasada yapılacak değişikliklerden ve olağanüstü hal durumunun kaldırılacağından bahsetti.
Açıklamalardan tatmin olmayan halk Mübarek'in görevi hemen bırakıp ülkeyi terk etmesini istiyordu. Bu durumda yetkilerinin sadece bir kısmını devreden Mübarek, Eylül'e kadar görevinde kalacak. Kahire meydanında toplanan yaklaşık 2 milyon kişilik halk Mübarek'in açıklamalarını öfkeyle karşıladı.
Bu açıklama üzerine Başbakanlık Sarayı'na yürüme kararı alan eylemcilerin bunu cuma namazından sonra gerçekleştirmesi planlanıyor. "Mübarek'i devirme yürüyüşü" olması muhtemel bu yürüyüşe askerin müdahale edip etmeyeceği ise merak konusu.
Kahire'de bulunan CNN muhabiri Jon Leyne, halkın devlet televizyonu binası ve Başkanlık Sarayı'na farklı eylemler yapmayı planlandığını onayladı. Ve ordunun bu yürüyüş hakkında karar bölünmesi yaşamasının büyük bir olasılık olduğunu anlattı.

  "MÜBAREK: İSTİFA ETMEDİM, YETKİLERİMİ DEVRETTİM" Odatv.com, 11.02.2011
  "MISIR'DA BUGÜN İHTİLAL VAR" Odatv.com, 11.02.2011
  "Mübarek dünyayı ters köşeye yatırdı, Kahire'de kritik gün bugün" Doğan Yayın Holding, 11.02.2011

29 Ekim 2011, Cumartesi

Amerikan Uzay ve Havacılık Dairesi (NASA) yıllarca ertelenen uydu projesini hayata geçirdi. Hava durumu tahminlerinin daha kapsamlı yapılmasını sağlayabilecek ve iklim değişikliğini yakından takip edecek yeni uydu uzaya gönderildi.
Kaliforniya'dan uzaya gönderilen uydu, fırlatılışından yaklaşık 1 saat sonra planlanan yörüngeye oturdu. Bir SUV (4 çeker arazi aracı) büyüklüğündeki uydu, daha önceden uzaya fırlatılan uydularla birlikte dünyaya veri gönderecek. NASA, bu uydunun diğerlerinden daha gelişmiş olduğunu ve içindeki yeni parçalar sayesinde daha “doğru” hava tahminleri yapılmasına yardımcı olacağını bildirdi.
NASA, uydudaki gelişmiş teknoloji sayesinde meteoroloji uzmanlarının kasırgalar ve kötü hava koşulları gibi konularda daha iyi, açık ve doğru bilgi alabilmesini planlıyor. İklim değişikliğiyle ilgili bilgi de gönderecek olan uydu yardımıyla uzun vadeli iklim değişikliklerinin daha iyi gözlenebileceği bildiriliyor.
Uzmanlara göre şu anda hava tahminlerinin yapılmasını sağlayan uzaydaki uyduların büyük bölümü eskidi ve değiştirilmeleri gerekiyor. Bu son uydunun, yeni nesil uydulara geçiş sürecinde öncülük etmesi bekleniyor.
NASA’nın uydusu uzaya gönderilmeden önce engebeli bir “planlama ve yapım” aşamasından geçti. Toplam 1 buçuk milyar dolara mal olan ve 2006’da fırlatılması beklenen uydu, bazı parçalarının üretimindeki gecikmeler yüzünden yıllarca bekledi. Uydunun uzaya fırlatılışını NASA’yı Twitter’dan takip eden bazı kullanıcıların izlemesine izin verildi. Yeni nesil uydunun uzayda 5 yıl görev yapması planlanıyor.

6 Ağustos 2011, Cumartesi

NASA'nın yeni uzay aracı Juno, Florida'daki Cape Caneveral üssünden fırlatıldı. Güneş Sistemi'nin en eski gezegeni olduğu düşünülen Jüpiter'e gönderilen Juno, beş yıl sürecek bir yolculuğun ardından, 2016 yılında Jüpiter'e varacak. İnsansız uzay aracı beş yılda yaklaşık 1.740 milyon mil (2.800 milyon km) yol alacak.  
Üç büyük güneş paneliyle çalışan ve Jüpiter'e daha önce hiç olmadığı kadar yaklaşacak olan Juno'nun yolculuk maliyetinin 11 milyar doları bulması bekleniyor. Jüpiter yörüngesinde bir yıl geçirecek olan Juno, dev gezegenin ne kadar su tuttuğunu araştıracak. Ayrıca bu keşif yolculuğu ile, Jüpiter'in çok büyük olan manyetik alanlarını neyin tetiklediği, yoğunluğunun ve sıcak atmosferinin altında sert bir çekirdeğin olup olmadığı gibi sorulara da yanıt aranacak.
Konuya ilişkin olarak, Teksas'taki Güneybatı Araştırma Enstitüsü bilim adamlarından Scott Bolton, "Jüpiter, nasıl oluştuğuna ilişkin birçok bilinmeyeni barındırıyor." dedi.

((Türkçe))  "Jüpiter yolcusu kalmasın!" Akşam, 28 Temmuz 2011
((Türkçe))  "NASA için büyük adım: Jüpiter" Akşam, 29 Temmuz 2011
((Türkçe))  "Jüpiter’e yolculuk bugün" Focus Haber, 5 Ağustos 2011
((Türkçe))  "NASA Jüpiter'e uzay aracı gönderdi" Sabah, 5 Ağustos 2011

10 Aralık 2011, Cumartesi

Amerikan Uzay ve Havacılık Dairesi (NASA), Mars gezegeni keşfi için yürüttüğü çalışmalarına hız verdi. NASA bilim insanları, gezegenin dört bir yanını inceleyebilmek için geliştirdiği yeni aracını 25 Kasım 2011'de fırlattı. "Curiosity" adlı Mars aracının, NASA uzmanlarına, ileride yapılacak insanlı uçuşlar için önemli bilgiler göndermesi bekleniyor. 
"Meraklı" anlamına gelen Curiosity, önceden planlandığı gibi Florida’daki Kennedy Uzay Merkezi’nden fırlatıldı. Araç ile birlikte, Mars’taki araştırmalara yardımcı olmak amacıyla dizayn edilen bir laboratuvarı taşıyan uzay mekiği, 566 milyon kilometre yol alarak ağustos ayında Mars’a varacak. 
Mars Laboratuvarı Projesinin yöneticisi Pete Theisinger, aracın Mars yörüngesine girip iniş yapmasının bundan sonraki en önemli aşama olduğunu söylüyor: "Önümüzdeki sekiz buçuk ayda hepimizi önemli görevler bekliyor. Aracın Mars’ın yüzeyine inişi konusunda bütün hazırlıklarımızı tamamlamalıyız."
Bir ton ağırlığındaki Mars aracını yüzeye indirmek çok da kolay olmayacak. Curiosity’nin dengeli bir şekilde yüzeye inmesi için özel aletler kullanılacak. İnişten sonra hemen Mars’ın yeryüzünü incelemeye başlaması planlanan, Curiosity üzerindeki robotik kollar ve kameralar sayesinde bir dağın yamacındaki krateri inceleyecek ve NASA uzmanlarına gelecekteki insanlı uçuşlar için bilgi gönderecek.
Curiosity’nin şu anda Mars’ta yaşam olup olmadığını araştırmak yerine, gezegende bir zamanlar canlılar için uygun ortam olup olmadığını incelemesi bekleniyor.
Mars araştırmalarının zorluğuna değinen NASA yöneticileri, geçmişte gönderilen 40 araçtan, 26’sının başarısız olduğuna dikkati çekiyor. Mars’a başarıyla gönderilen ilk araç ise 1997 yılında, 9 kilogramlık Sojourner oldu. Sojourner, Mars yüzeyinde dolaşan ilk tekerli araç.  
Bugüne kadar kızıl gezegene gönderilen en büyük ve en donanımlı araç olan Curiosity’den beklentiler ise oldukça büyük.

13 Temmuz 2009, Pazartesi

Azerbaycan ve Türkmenistan doğalgazının Avrupa'ya taşınmasını sağlayacak Nabucco Boru Hattı Projesi'nin imzaları 13 Temmuz'da Türkiye'nin başkenti Ankara'da düzenlenen törenle atıldı. Törene, Romanya, Avusturya, Bulgaristan, Macaristan, Irak ve ev sahibi Türkiye'nin başbakanları ile Gürcistan cumhurbaşkanı katıldı. Avrupa Birliği'ni temsilen AB Komisyonu başkanı törene katıldı. ABD'nin Avrasya Enerji Özel Temsilcisiyle katıldığı toplantıya Rusya'dan katılım olmadı.
Nabucco projesi ile Hazar Denizi doğalgazını Azerbaycan, Gürcistan ve Türkiye üzerinden Bulgaristan'a ve Avrupa'ya taşınacak. İlk etapta Azerbaycan ve Türkmenistan doğalgazının, ileri etaplarda ise İran ve Rus doğalgazının taşınması öngörülüyor. Bu projeyle, Avrupa'nın doğalgaz ihtiyacının büyük bir bölümü karşılanabilirken, Avrupa'nın Rus doğalgazına olan bağımlılığı azalacak. Proje kimi çevrelerce 21. yüzyılın en büyük enerji projesi olarak görülürken, bazı kesimler projenin ölü doğduğunu düşünüyor. Çünkü, projenin en büyük sorunlarından biri hattı destekleyecek yeterli doğalgazın bulanamaması.
Eğer hat tamamlanabilirse, yıllık 31 milyar metreküp taşıma kapasitesine sahip olacak. Hattın uzunluğunun 3300 km olması planlanıyor. 2011'de başlayacak proje gecikme olmaması durumunda 2014 yılında tamamlanacak.

((tr))  "Nabucco'da tarihi imzalar atıldı" NTVMSNBC, 13 Temmuz 2009

9 Haziran 2011, Perşembe

Türkiye'nin enerji ana politikalarından birisi olan terminal ve ana arter olma yolunda önemli bir adım olması niteliğini taşıyan Nabucco Boru Hattı Projesi için hazırlanan Proje Destek Anlaşmaları Kayseri ilinde düzenlenen bir törenle imzalandı.
Anlaşmayı Nabucco şirketleri ve transit ülke hükümetlerinin ilgili bakanları imzaladı. Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız proje için hükümetlerarası anlaşmaların 13 Temmuz 2009 tarihinde Ankara ilinde imzalandığı hatırlattı. Bakan Taner Yıldız ayrıca yaptığı konuşmada "Bakü-Tiflis-Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı'nın fikri 1990 yılında ortaya konulmuştu. Gerçekleşmesi ise 2000'li yılları buldu. Böyle uluslararası ilişkilerden arındırılamayacak kadar büyük projelerin tehditleri ve fırsatları bitmez. Zaman zaman yokuş çıkarlar zaman zaman yokuş inerler fakat eninde sonunda gerçekleşirler. Bu tür projeler gerek taşıyıcı olarak bizlerin gerek kaynak gerekse kaynak ülkelerin ortak projesi olarak ortaya çıkarlar. Türkiye elinden geleni ortaya koydu. Benzer siyasi iradeyi Avrupa ülkelerinden de bekleriz. Türkiye'nin AB'ye, AB'nin de Türkiye'ye ihtiyacı olduğu aşikardır. Türkiye'nin AB üyeliğini bir kısım siyasi meselelerle ötelemenin doğru olmadığını bir kez daha vurguluyoruz." dedi.
Proje imzalama aşamasında Avrupa Birliği Enerji Komisyoneri Günther Oettinger ile Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız bir görüşme yaptı. Günther Oettinger toplantı sonrasında "Hem AB'den size saygıları getirmiş bulunuyorum hem de Azerbaycan enerji bakanından. Buraya Bakü'den geldim. O da size saygılarını sunuyor. Buraya bugün çok önemli ülkeleri davet ettiniz. Örneğin, Romanya, Bulgaristan, Almanya, Macaristan gibi. Tabii bu, projenin ne kadar uluslararası ve önemli bir proje olduğunun bir kanıtı. 2011 yılı güney koridoru için bir karar yılı olabilir. Azerbaycan ve Irak petrol ile gaz açısından önemli ülkeler. Diğer taraftan Avrupa'nın ihtiyaçları giderek artıyor. Demek oluyor ki bu proje çok büyük bir öneme haiz bir proje. Esasında bu projede söz konusu olan hem Türkiye'nin hem başka ülkelerin gaz ihtiyacı için hem ekonomik gelişme açısından Türkiye için önemli bir proje ve birçok AB ülkesi için de önemli bir proje. Burada Türkiye gaz açısından bir yerde transit ülke rolünü üstlenecektir. Nabucco öyle bir altyapı ki onyıllar boyunca bu gaz gelişmesi Nabucco sayesinde gerçekleşebilecektir. Başkan Aliyev'i bir petrol ve gaz konferansında dinledim ve gördüm. Petrol ve gaz konusunun 'Avrupa düzeyinde çözüleceğini' ve gazın kime satılacağıyla ilgili kararların da bu sene verileceğini tahmin ediyorum. Biz Avrupa olarak da çalışmalarımızı yapalım, hazırlayalım ki Bakü'de karar verildiği an biz de buna hazır olalım." dedi.
Bilindiği gibi toplam 3,300 km. uzunluğunda yapılacak boru hattının inşaatına 2010 yılında başlanacağı duyurulmuş, ancak Nabucco şirketleri ile transit ülkelerde yaşanan sorunlar inşaatın başlama süresinin uzamasına neden olmuştu. Aynı zamanda 2020 yılında 31 milyar metreküp doğalgaz taşıyacağı varsayılan hattın fizibilite ve mühendislik çalışmaları için Avrupa Birliği fonlarından da faydalanılmıştır. Hattın toplam maliyetinin 4,6 Milyar Euro olacağı değerlendirilmektedir.

((Türkçe)) Habertürk "Nabucco'da proje destek anlaşması imzalandı" Habertürk, 08 Haziran 2011
((Türkçe)) Gazetevatan "Nabucco’da imzalar atıldı" Gazetevatan, 09 Haziran 2011
((Türkçe)) Sabah "Nabucco'da bir adım daha atıldı" Sabah, 08 Haziran 2011
((Türkçe)) Cihan "Nabucco'nun doğalgazı Botaş'ın boru hattından akacak" Zaman, 08 Haziran 2011
((Türkçe)) Stargazete "Nabucco’da en büyük rampa Kayseri’deki imzayla aşıldı" Stargazete, 08 Haziran 2011
((Türkçe)) Arzu Kök "Nabucco" türkmeclisi, 01 Haziran 2011

10 Ağustos 2010, Salı
Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah, Lübnan eski Başbakanı Refik Hariri’nin 2005 yılında İsrail tarafından öldürüldüğünü öne sürdü.
Nasrallah bu iddiasının, ele geçirilen video kayıtları ve eski İsrail casuslarının ifadelerine dayandığını öne sürdü.
Nasrullah televizyon konuşmasında, yeni açıklanan istihbarat görüntülerine göre, Hariri’nin, öldürüldüğü yere kadar, her gittiği yerde casus uydular tarafından izlendiğini söyledi.
Nasrallah 1990 ile 2005 yılları arasına ait havadan izleme görüntülerinin kesin kanıt olmadığını, ancak eski başbakanın İsrail tarafından, belki de suikast amacıyla, izlendiğinin işareti olduğunu belirtti.
İsrail hükümeti açıklama yapmadı, ancak İsrailli yorumcular iddiayı reddetti.
Nasrullah Lübnan’ın bilinmeyen bir yerinden yaptığı iki saatlik televizyon konuşmasında, İsrail ajanlarının Başbakan Hariri’yi Hizbullah’ın kendisini öldüreceğine ikna etmeye çalıştıklarını da iddia etti.

10 Nisan 2009, Cuma

Türkiye Cumhuriyeti'nin eski başbakanlarından Necmettin Erbakan, Saadet Partisi Genel Merkezi'nde düzenlediği basın toplantısında bütün siyasal haklarının iade edildiğini belirterek, Saadet Partisi'nde siyasete devam edeceğini açıkladı. Erbakan daha önce Kayıp Trilyon Davası'nda hapis cezası almış ve kendisine siyaset yasağı getirilmişti.
Saadet Partisi ve partinin genel başkanı Numan Kurtulmuş hakkında olumlu düşüncelerini de dile getiren Necmettin Erbakan, iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi'ne de "Millî Görüş çizgisinden saptıkları" konusunda eleştiriler yöneltti. "AKP, millî görüş gömleğini çıkartıp iş birlikçilik gömleğini giyen bir politika yürüttüğü için 29 Mart seçimlerinde yüzde 48'den yüzde 38'e düşmüş ve ufalanarak kaybolma trendine girmiştir" diyen Erbakan, Millî Görüş'ü temsil eden Saadet Partisi'nin ise 29 Mart'ta yüzde 5,2 oy alarak "üçüncü şahlanışını başlattığını" söyledi. 
Aktif siyasete 11 yıl ara vermek zorunda kalan Necmettin Erbakan, aktif siyasete dönüşü konusunda sorulan sorular üzerine "Biz 'aktif siyaset, siyaset' diye bir şey kabul etmiyoruz. Biz bunu ibadet aşkıyla yapıyoruz. Elbette bu aktif olacak, bütün gayretimizle ne yapabileceksek yapacağız. 'Siyasete girdim, çıktım' bizde böyle şey yok. Biz, buradan çıkamayız. Bütün gücümüzle vatan, millet için çalışmaya mecburuz." karşılığını verdi.
Necmettin Erbakan dış siyaset konusunda ise önümüzdeki günlerde İran'a gideceğini ve İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad, İran'ın dinî önderi Ayetullah Hamaney ve eski İran Cumhurbaşkanı Hüccetülislam Haşimi Rafsancani ile görüşeceğini belirtti.

((tr))  "Erbakan 11 yıl sonra yeniden siyaset sahnesinde" NTVMSNBC, 10 Nisan 2009
((tr))  "Erbakan yeniden siyaset sahnesinde" CNNTürk, 10 Nisan 2009
((tr))  "Yeni değişiklikle hiçbir yasak söz konusu değil" Anadolu Ajansı, 10 Nisan 2009

11 Temmuz 2011, Pazartesi

Neptün gezegeni yarın (12 Temmuz) keşfedildiği 24 Eylül 1846 tarihinden beridir Güneş etrafındaki ilk tam turunu tamamlayacak. Gökbilimciler bu sebeple bir takım kutlamalar düzenliyor.
Gezegen Güneş etrafındaki bir tam turu 164.79 yılda tamamlıyor. Bu ilk tam tur ise "Neptün'ün doğum günü" olarak nitelendiriliyor.
Güneş'e en uzak olan gezegen Neptün'ün hakkında bilinenler çok az. Bu da Neptün'ün yakınından çekilen tek fotoğrafların 1989'da Voyager 2 tarafından çekilmesine dayanıyor. Gezegenin bir mevsimi kırk yıl sürüyor. Neptün'ün keşfedilişi gökbilimciler tarafından değil, Uranüs'ün yörüngesindeki düzensizlikleri inceleyen matematikçiler tarafından yapılmış, gezegenin teleskopla ilk kez görülmesi ise bundan on gün sonra gerçekleşmişti.

 Robin McKie "Neptune's first orbit: a turning point in astronomy" The Guardian, 10 Temmuz 2011
 Alex Hudson "Neptune's birthday and a beautiful piece of maths" BBC, 11 Temmuz 2011

24 Eylül 2009, Perşembe

Türk Hava Yollarına ait Airbus A340 tipindeki yolcu uçağı 22 Eylül 2009 tarihinde yerel saat ile 16:30'da New York JFK havalimanında kalkış yapmak için pist başına taksi yaparken 2 lastiği birden patlayınca kalkıştan vaz geçti. ABD'deki bakım merkazleri ve uçak malzemesi tedarikçilerinde lastik arandı fakat bulunamadı. Bunun üzerine uçağın patlayan lastiklerin, değiştirmek için İstanbul'dan yedek lastik istendi ve bir sonraki tarifeli THY uçağı ile JFK havalimanına gönderildi.
Lastikler gelinceye kadar THY yolcuları otelde misafir edildiler ve tam 22 saatlik bir gecikmeyle ertesi gün yerel saatle 07:40'ta İstanbul Atatürk Havalimanı'na indiler.

Faik Kaptan, "Lastik patladı: 22 saat rötar!". Radikal Gazetesi, 24 Eylül 2009
Gökhan Artan, "Rötarın ağababası". Haber Türk Gazetesi, 24 Eylül 2009

15 Kasım 2011, Salı

ABD'nin New York şehrindeki Zucotti Parkı'nda çadır kurup eylem yapan Wall Street'i İşgal Et göstericileri, polis tarafından eylem yaptıkları parktan zorla çıkarıldı. Olaylarda yaklaşık 200 gösterici gözaltına alındı.
New York valisi Michael Bloomberg, parkın yasalara göre 24 saat halkın özgürce kullanımına açık olması gerektiğini; ama eylem başladığından beridir bunun gerçekleşmediğini belirtti. Bloomberg, ayrıca parktaki güvenlik ve sağlık durumunun dayanılamaz hale geldiğini söyledi. Göstericiler polisin bunu yapmakla yasaları ihlal ettiğini iddia etti. Bir eylemci sözcüsü "Bloomberg ne yaparsa yapsın Wall Street'i İşgal Et hareketi devam edecek," dedi.
Polis yerel saatle saat 01:00'de parka girdi. Bazı eylemciler "Kimin parkı? Bizim parkımız!" sloganlarıyla polise direnmeye çalıştı. Olaylarda yaklaşık 200 kişi gözaltına alındı. Parktan çıkarılan eylemcilerden bazılara Foley Meydanı'nda toplanarak eyleme devam etti. Polis ise eylemcilerin parktaki çadırlarını kaldırmaya başladı. Bloomberg çadırların tamamının kaldırılmasının ardından parkın halka açılacağını ifade etti.
82 ülkeye ve ABD çapında 600 yerleşim birimine yayılan ve ülkedeki gelir dağılımı eşitsizliğini protesto eden "İşgal Et" gösterileri 17 Eylül'den beridir sürüyor.

((İngilizce))  "Police Clear Zuccotti Park of Protesters" The New York Times, 15 Kasım 2011
((İngilizce))  "'Occupy' protesters ousted from Zuccotti Park" USA Today, 15 Kasım 2011

25 Haziran 2011, Cumartesi
Amerika Birleşik Devletleri'nin New York eyaleti eşcinsel evliliğin yasal olmasına izin verdi. Bu karar ABD'deki eşcinsel hakları savunucuları tarafından büyük zafer olarak görülüyor. New York Eyalet Senatosu yasayı 29'a karşı 33 oyla onayladı. Oylamadan kısa süre sonra eyalet valisi Andrew Cuomo yasayı imzalayarak yürürlüğe soktu. Andrew Cuomo senatörlerin halkın sesine kulak verdiklerini belirtti.
Eçcinsel evliliğin yasallaştığı haberi New York kentinde büyük kutlamalara yol açtı. New York Belediye Başkanı Michael Bloomberg de yasanın geçmesine destek verdi. New York kenti eşcinsel hakları hareketinin doğum yeri olarak biliniyor. Kentin Greenwich Village semti 1969 yılında eşcinsel haklarıyla ilgili çatışmalara sahne olmuştu. New York, ABD'deki eşcinsel evliliğe izin veren altıncı eyalet oldu. Eşcinsel çiftler 30 gün içinde evlenmeye hak kazanacak.

8 Temmuz 2011, Cuma

Birleşik Krallık'ta ünlülerden cinayet kurbanlarına kadar çok sayıda kişinin telefonlarını dinlediği öğrenilen İngiliz tabloid gazetesi News of the World'ün kapatılmasına karar verildi.
Gazetenin Avrupa’daki faaliyetlerinden sorumlu yöneticisi James Murdoch, 168 yıllık gazetenin bu pazar son sayısını çıkartacaklarını söyledi. Murdoch, “Yanlış ellerin iyi bir haber merkezini batırdığını" söyledi.
Irak ve Afganistan'da ölen İngiliz askerlerinin telefonlarının da dinlendiği haberlerinin ardından skandal İngiltere’de çığ gibi büyüdü. Yetkililer, News of the World gazetesinin telefon kayıtlarına polise rüşvet vererek ulaştığına inanıyor.
Gazetenin sahibi News International şirketi, "iddiaların gerçek olması durumunda bunun korkutucu olduğunu" bildirdi. News International ünlü Avustralyalı medya baronu Rupert Murdoch’a ait. Murdoch aynı zamanda Amerikan Fox Televizyonu ve Wall Street Journal gazetelerinin yanı sıra 20th Century Fox film şirketinin de sahibi.
İddialara göre News of the World gazetesi cinayet kurbanları ve ailelerinin telefonlarına giden sesli mesajların kayıtlarını yasadışı yollardan dinleyerek bunlar üzerinden haberler yaptı. Gazetenin 2002 yılında öldürülen kız öğrencilerle 2005 yılında Londra'daki metro trenleri ve otobüslere düzenlenen bombalı saldırılarda ölenlerin geçmiş telefon kayıtlarını da dinlediği sanılıyor.

5 Ocak 2010, Salı

Google'ın yeni nesil akıllı telefonu "Nexus One" ABD Mountain View'da yapılan Android basın konferansında tanıtıldı. Cihazın özellikleri daha önceden basına sızan özelliklerle hemen hemen aynı. Telefon 1Ghz Snapdragon işlemcisi, 800x480 boyutlarında 3.7 inçlik kapasitif dokunmatik Amoled ekranı ve Android 2.1 güncellemesiyle satışa sunuldu. Telefon ABD'de 5 Ocak 2010'dan itibaren google.com/phone adresinden sipariş edilebiliyor. Avrupa'da ise 2010'un birinci çeyreğinde Vodafone aracılığıyla satışa sunulacak. Google, Amerika ve Avrupa pazarı dışında 3 ülkede daha satışa sunmayı planlıyor. Telefon'un üreticisi HTC, ancak satış Google tarafından yapılacak.
Telefon, ABD için kontratsız 530 $, ya da kontratlı olarak 179 $'a satın alınabilecek. Satılan telefonlarda kilit olmayacak. Avrupada satışa sunulacak telefonlar Vodafone aracılığıyla satılacağı için kilitli olup olmayacağı ise henüz bilinmiyor. Telefon SIM kartı olmadan da Wi-Fi ile kullanılabilecek.
Konferansta açıklanan bir diğer haber ise, Android 2.1'in yakında diğer modeller için de yayınlanacağı oldu. Eclair adını taşıyan yeni android sürümü hareketli ekran koruyucu, sadeleştirilmiş ana ekran gibi yenilikler içeriyor.

((en))  "Nexus One Event Live Blog" Maclife.com, 5 Ocak 2010

31 Ekim 2014, Cuma
Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİD) ile Suriye'deki Kürt militan grubu Halk Savunma Birlikleri (YPG) güçlerinin 50 gündür çatıştığı Kobani'de kısa bir süreliğine bulunan Özgür Suriye Ordusu'na (ÖSO) bağlı Özgürlük Şafağı Tugayı'nda görevli komutan Nizar El Hatip Kürtlerle birlikte savaştıklarını açıkladı.
Hatip, ÖSO'dan 200 kişinin Kobani'de IŞİD ile başından beri savaştığını söyledi. Bu kişilerin nereden geldiği sorusuna ise şu cevabı verdi: 

On gün önce İstanbul'a gelen Hatip, Kobani'nin sanayi anlamında gelişmiş doğu bölgesinde yer aldıklarını ve burada ciddi başarılar elde ettiklerini belirtti. İstanbul'da düzenlenen basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Hatip, kısa bir süre Kobani'de kaldığını, kentte bulunan tugayın komutanlığını Muhammed Ebu Adil'in yaptığını söyledi. ÖSO’ya bağlı grupların Türkiye'de eğitilmesiyle ilgili olarak ise henüz bir gelişme kaydedilmediğini ve herhangi bir eğitimin gerçekleşmediğini söyledi.

((Türkçe)) gazetevatan "ÖSO komutanı: Kobani’de Kürtlerle birlikte savaşıyoruz" Bbc.co.uk, 31 Ekim 2014

9 Ekim 2009, Cuma2009 yılı Nobel Barış Ödülü'nün sahibi ABD Başkanı Barack Obama oldu. Ödül, Obama'nın dünyadaki nükleer silah stoklarının azaltılması çağrıları ve dünya barışı için çalışması için veriliyor. Obama, prestijli Nobel ödülünün yanısıra 10 milyon kronluk para ödülünün de sahibi olacak. Obama, ödülünü 10 Aralıkta Oslo'da düzenlenecek törenle alacak.
Obama'nın ödül alması hem olumlu hem olumsuz karşılandı. Hamas ödülün erken verildiğini savunurken Taliban Obama'nın "Şiddeti artırma ve sivilleri öldürme" ödülünü hakettiğini söyledi. Daha önce bu ödülü alan Nelson Mandela ise olumlu karşılayanlar arasında. İran ise ödülün Obama'ya dünya adaletini seçmesi umudunu getirmesini diledi.

Barack Obama, Nobel Barış Ödülünü aldı

  "Nobel neden Obama'ya gitti?" Ntvmsnbc, 9 Ekim 2009
  "'Obama'ya sivilleri öldürme ödülü verilmeli'" Ntvmsnbc, 9 Ekim 2009

26 Ekim 2011, Çarşamba

Cep telefonu pazarında sıkıntılı günler geçiren, Finlandiya merkezli ünlü telefon üreticisi Nokia, hisse senetlerinin az ilgi görmesinden dolayı Frankfurt borsasından çekilme kararı aldığını, bu kararı yakında yürürlüğe gireceğini açıkladı.
Uzmanların tahminine göre Almanya'nın en büyük borsası olan Frankfurt borsa ile Nokia'nın 2012 yılının ilk çeyreğinde bütün bağlarının kopacağı yönünde.
Bu karar Nokia açısından ilk değil. Daha öncesinde 2003 yılında Londra, 2004 yılında Paris ve 2007 yılında Stockholm borsalarından çekilmişti. Frankfurt borsasından da çekilmesinin ardından Nokia sadece Helsinki ve New York Stock Exchange'de aktif olacak.

((İngilizce))  "Nokia To Delist From Frankfurt Exchange" Huffington Post, 24 Kasım 2011
((İngilizce)) Nokia "Nokia applies for delisting from the Frankfurt Stock Exchange" Reuters, 24 Kasım 2011

22 Temmuz 2011, Cuma Güncelleme 23 Temmuz 2011

Norveç'in başkenti Oslo'da öğleden sonra meydana gelen bir bombalı saldırıda yedi kişi hayatını kaybetti, 11'i ağır 15 kişi yaralandı. Bundan iki saat sonra Utøya adasında meydana gelen bir silahlı saldırıda ise 85 kişi öldü. Hükümet olayların birbiriyle bağlantılı olduğunu ve bunların terörist bir eylem olduğunu açıkladı.
Oslo'da yerel saatle 15:26'da meydana gelen bombalı saldırıda başbakanlık binası da büyük hasar gördü. Yedi kişinin öldüğü, 11'i ağır en az 15 kişinin yaralandığı saldırı sonrası görgü tanıkları caddede kanlarla kaplı insanların yattığını, bölgedeki camların kırıldığı bildirdi. Patlamanın ardından şehir merkezi boşaltıldı ve şüpheli bir paketin bulunmasının ardından tren seferleri durduruldu. Polisin Oslo Havalimanı'na giden yollarda kontrol yaptığı da bildirildi. Halkın sokağa çıkmaması istendi. Bir bakan, cuma günü öğleden sonra olması nedeniyle bölgedeki binalarda daha az kişinin bulunduğunu ve bunun ölü sayısını azalttığını söyledi.
Bundan yaklaşık iki saat sonra, Oslo'nun 40 km kuzeybatısındaki Utøya adasında meydana gelen bir silahlı saldırıda bir saldırganın gençlerin üzerine ateş açtı. Saldırıda çoğu 15-16 yaşlarındaki gençler olmak üzere 84 kişinin öldüğü bildiriliyor. Anders Behring Breivik adlı aşırı sağcı Hıristiyan bir kişinin gözaltına alındığı, bu kişinin Oslo'daki patlamayla da ilgisi olduğu bildirildi. Patlamanın ardından bazı gençlerin adadan kıyıya yüzerek kaçmaya çalıştığı belirtiliyor. Başbakan Jens Stoltenberg'in de 23 Temmuz günü kampı ziyaret edeceği biliniyordu.
Saldırılardan sonra Norveç kronunda da düşme kaydedildi. Norveç'taki altın fiyatları ise büyük bir oranda arttı.

((İngilizce))  "Oslo bomb - latest updates" BBC, 22 Temmuz 2011
((İngilizce))  "2011 Oslo attacks" Vikipedi, 22 Temmuz 2011

2 Aralık 2011, Cuma 

Geçtiğimiz günlerde Türkiye'de Topkapı Sarayı'nda yaşanan saldırıya ilişkin yeni detaylar ortaya çıktı. Yeni ortaya çıkan cep telefonu görüntülerinde saldırgan Samir Salem Ali Elmadhavri'nin İngilizce "Burada Norveç'teki gibi bir katliam yapacağım" dediği duyuluyor. Norveç'te aşırı sağcı Anders Behring Breivik'ın çocuk kampına yaptığı Norveç saldırıları sonucu birçok insan hayatını kaybetmişti.
Bir turist tarafından çekilen görüntülerde, Topkapı saldırganının saldırıyı yaptığı esnasında Topkapı Sarayı'nın karakol komutanının tesadüfen askerlerine eğitim verdiği ve bu esnada saldırganın yüzlerce turistin bulunduğu bölüme girişini önlendiği ortaya çıktı. Jandarma'nın yaptığı ateş sonucunda ne içeri ne dışarı çıkabilen saldırgan köşeye sıkıştırıldı. Bundan 45 dakika sonra Özel Harekat timlerinin bölgeye gelmesi ile saldırgan öldürüldü. 
Komutan Levent Torğut kendine ağacı siper ederek, saldırganı sarayın Bab-ı Humayun kapısına sıkıştırarak oyaladı. Bir süre sonra mermisi biten komutan saldırganı oyalamaya devam etti. Ve daha sonra bölgeye gelen Özel Timler komutana uzaktan şarjör atarak yardımda bulundu. Tüm gün boyunca olayla ilgili savcılığa ifade veren komutan olayla ilgili şöyle konuştu: "Görevimizi yaptık. Saldırgan katliama doğru gidiyordu".

Norveç'te iki saldırıda 92 kişi öldü

((Türkçe)) Milliyet "Topkapı Sarayı saldırganını o durdurmuş" Sabah, 2 Aralık 2011
((Türkçe))  "'Norveç'teki gibi katliam yapacağım'" Ntvmsnbc, 2 Aralık 2011

24 Temmuz 2011, Pazar

Norveç'te toplam 92 kişinin öldüğü biri bombalı, diğeri silahlı iki saldırının zanlısı olan Anders Behring Breivik suçunu itiraf etti. Breivik saldırıları "iğrenç ama gerekli" diye niteledi ve tek başına yaptığını söyledi.
Norveç Polisi'nin başındaki Sveinung Sponheim, bir basın toplantısında "Yalnız olduğunu söyledi; ama polis söylediği her şeyi doğrulamak zorunda. Utøya adasındaki bazı görgü tanıkları bizim birden fazla saldırgan olduğundan şüphelenmemizi sağladı" dedi. Sponheim, Breivik'in sorgusu sırasında polislere yardımcı olduğunu da ekledi.
Breivik'in avukatı Geir Lippestad ise saldırganın da bu saldırıları iğrenç olduğunu; ama aynı zamanda gerekli de olduğunu düşündüğünü söyledi. Lippestad, "toplumda bir değişiklik istiyordu, ve bir devrime zorlamaya ihtiyaç duyuyordu. Bu saldırılarla topluma ve onun yapısına saldırdı" dedi. Breivik'in saldırıları bir süredir planladığını da ekledi.

Norveç'te iki saldırıda 92 kişi öldü

((İngilizce))  "Norway gun suspect 'acted alone'" BBC, 24 Temmuz 2011
((İngilizce))  "Authorities: Man accused in Norway terror attacks confesses" CNN, 24 Temmuz 2011

17 Mayıs 2009, Pazar

54. Eurovision Şarkı Yarışması'nın finali 16 Mayıs akşamı Moskova'da yapıldı. Yarışmaya finale kalmayı hak eden 25 ülke yarıştı. Finale kalamayan ülkeler de oylama katıldılar. Yarışmanın galibi ise Norveç'li Alexander Rybak'ın Peri Masalı şarkısı oldu. Norveç daha önce de 1985 ve 1995 yıllarında birinci olmuştu. Rybak'a ödülünü geçen senenin birincisi ve ilk Eurovision şarkı yarışmasının birincisi beraber verdiler.
İkinci ise İzlanda oldu. Azerbaycan ise Always şarkısıyla yarışmayı üçüncü olarak tamamlayarak, şu ana kadarki en iyi derecesini elde etti. Türkiye dördüncü, İngiltere beşinci oldu.
Bu sene, blok oylamanın ve diaspora oylamasının önüne geçebilmek için jüri'nin de oy verdiği yarışmada yine blok ve diaspora oylamalarının olması göze çarptı.

██ Birinci██ İkinci██ Üçüncü██ Dördüncü██ Beşinci██ Sonuncu

((tr))  "Norveç'ten tarihi başarı, Hadise 4." NTVMSNBC, 17 Mayıs 2009
((tr))  "2009 Eurovision Şarkı Yarışması" Türkçe Vikipedi, 17 Mayıs 2009

26 Temmuz 2011, Salı

Norveç polisi, cuma gün Oslo'daki bombalı saldırı ve Utøya'daki katliamdaki ölü sayısını 93'ten 76'ya indirdi. Bu kişilerden 68'i Utøya'da, sekizi ise Oslo'da hayatını kaybetti. Bunun hâlen kesin ölü sayısı olmadığı belirtildi.
Polis yetkilisi Oeystein Maeland, "bu sayı artabilir, cesetler için aramalar sürüyor" dedi.
Daha önce Utøya'dan bundan önemli ölçüde yüksek bir ölü sayısı gelmişti. Maeland cuma günkü durumu "kaotik" olarak niteledi ve polis yaralılara yardım etmeye odaklandığından bazı cesetlerin iki defa sayılmış olabileceğini söyledi. Oslo'daki patlamadaki ölü sayısı ise yediden sekize yükseldi.

((İngilizce)) Agence France Presse "Norway police drop attacks death toll to 76" news24, 25 Temmuz 2011
((İngilizce)) Bjoern Amland ve Sarah DiLorenzo, Associated Press "Suspect in Oslo killings isolated; Norway mourns the 76 who died" Mercury News, 25 Temmuz 2011
((İngilizce))  "Norway killings: police revise Norway death toll to 76" The Telegraph, 25 Temmuz 2011

14 Mayıs 2017, Pazar

Açlık grevi nedeniyle durumları kötüleşen Gülmen ve Özakça’nın dinlendiği zamanlarda da Yüksek Caddesi’ndeki İnsan Hakları Anıtı önünde adalet nöbeti devam ediyor. Gülmen ve Özakça’ya destek için her gün farklı insanların katılımıyla yapılan bir günlük dönüşümlü açlık grevleri de devam ediyor. Gezi olaylarında öldürülen Ali İsmail Korkmaz ve Abdullah Cömert’in anneleri de anneler gününde Gülmen ve Özakça’ya destek için bir günlük açlık grevine gitti.
Polisin işlerine dönme talebiyle 66 gündür açlık grevinde olan akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça’nın eylem yaptığı İnsan Hakları Anıtı önünde nöbet tutanları gözaltına alması ve alandaki eşyaları kaldırmasının ardından eylemciler, Yüksel Caddesi’ni tekrar eylem alanına çevirdi. Destek için dönüşümlü açlık grevi yapanlar da kollarına bağladıkları kırmızı kurdeleler ile eylemcilerin seslerini duyurmaya devam ediyor.
KORKMUYORUZ
Dönüşümlü açlık grevine katılanlardan Gülbin Çakmak, pazar tatilinde Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’ya destek için Yüksel Caddesine geldiğini söyleyerek destek için bir günlük açlık grevine başladığını söyledi.
Her gün mesai saatinden sonra Yüksel Caddesi’ne geldiğini söyleyen Çakmak, açlık grevinin başlarında hiçbir şey yapamıyor olmaktan utandığı için gelemediğini anlattı. Cuma günü sabah saatlerinde polisin alanda nöbet tutanları gözaltına alarak bankları ve eylemcilere gönderilen çiçekleri toplamasını eleştiren Çakmak, “En kısa anlatabileceğim şey şu, korkmuyoruz. İstedikleri kadar çiçekleri alsınlar, telafisini yapabiliyoruz ancak onlar Nuriye hoca ve Semih hocanın sağlığına bir zarar geldiğinde telafisini nasıl yapacaklar? O vicdan varsa eğer altından kalkabilecekler mi, biz çok merak ediyoruz. Vicdan denilen şey onlarda yok ama belki dokunabiliriz diyoruz” dedi.
Eylemin herhangi bir siyasi yanının olmadığını dile getiren Çakmak “Bir yeri destekliyorlardı da o yüzden buradalar diyemezsiniz, ekmek kavgası bu. Korkmuyoruz ve mutlaka kazanacağız. Ancak çok sayıda kamu emekçisi görevinden alınmışken bu kadar sessiz kalınmasına üzülüyorum. Daha fazla olmamız ve daha yüksek sesle konuşuyor olmamız gerekir” şeklinde konuştu.
ANNELER DESTEKTE
Anneler Günü nedeniyle pazar günü yapılan basın açıklamasına işlerini geri isteyen eylemcilerin anneleri de katıldı. 2013 yılında Taksim Gezi Parkı’nda başlayan iktidara karşı protesto eylemlerine dönüşen olaylarda öldürülen Ali İsmail Korkmaz ve Ahmet Atakan’ın anneleri de Özakça ve Gülmen’e destek amacıyla bir günlük açlık grevine başladı.

7 Ağustos 2016, Pazar

ABD başkanı Barack Obama, Amerika Birleşik Devletleri'nde yaşayan Türk iş adamlarıyla bir araya geldi. Gündemde darbe girişimi ve Fethullah Gülen'in iadesi vardı. Yaklaşık 1 saat süren toplantıda Türk iş adamları Obama'yı Fethullah Gülen hakkında bilgilendirdi. Obama, yaşanan gelişmeleri şu sözlerle değerlendirdi:

Bu Türkiye'deki ilk darbe girişimi değil. Türk halkı darbeci askerlere çok iyi bir ders verdi. Türkiye'nin müttefiki olan Amerika Birleşik Devletleri, bu konuda Türkiye'nin yanında yer aldı. Fethullah Gülen'in iadesi içinse delillere göre hukukî yollar esas alınacak. Biz bu işi ciddiye alıyoruz.

((Türkçe))  "Obama'dan FETÖ açıklaması" A Haber, 7 Ağustos 2016
((Türkçe))  "TÜRK İŞ ADAMLARI, OBAMA VE RYAN’A DARBE GİRİŞİMİNİ ANLATTI" Milliyet (gazete), 8 Ağustos 2016

26 Ağustos 2009, Çarşamba

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Barack Obama, ABD'nin merkez bankası FED'in başkanlığı için mevcut başkan Ben Bernanke'yi aday gösterdi.
Bir dönem daha görev yapması için yeniden aday gösterdiği Bernanke ile ilgili "Büyük Buhran’ın sebepleri konusunda bir uzman olan Ben, eminim yeni bir buhranı önlemekle görevli takımın bir parçası olacağını hayal bile etmemişti" diyen Obama, "Fakat geçmişte başardıkları, mizacı, cesareti ve yaratıcılığından ötürü ülkedeki buhranı önlemeye yardımcı olarak tam da hayal bile edemeyeceği şeyi başardı. Bu yüzden ben de onu Fed başkanlığına yeniden atıyorum" diye ekledi. 
Obama, ABD ve dünyanın geçirdiği en ciddi finans krizin karşısında Benanke'nin güçlü bir liderlik gösterdiğini vurguladı.
2010 yılında görev süresi dolacak olan Bernanke, Senato'dan onay alması durumunda ABD'nin büyümesine ve gönenç düzeyini artırmasına çalışacağını söyledi.
Senato Bankacılık Komisyonu Başkanı Chris Dodd ise, kendisiyle bazı konularda görüş ayrılıkları olmasına rağmen Bernanke'nin en iyi aday olduğunu açıkladı.

((tr))  "Obama FED Başkanı Bernanke'yi Yeniden Aday Gösterdi" VOA News, 26 Ağustos 2009
((tr))  "Bernanke yine aday" Vatan Gazetesi, 26 Ağustos 2009

4 Aralık 2010, Cumartesi
Amerika Birleşik Devletleri başkanı Barack Obama, Afganistan’a yaptığı sürpriz ziyaretin ardından Washington’a döndü. Obama, Afganistan’da siyasi liderlerle görüştü, Amerikan askerlerine hitaben konuşma yaptı.
Başkent Kabil’in hemen dışındaki Bagram Hava Üssünde konuşan Obama, Amerika’nın Afganistan’ın bir terör yuvası haline gelmesine izin vermeyeceğini söyledi. Amerikan hedeflerine saldırı düzenlenmesinin engelleneceğini söyleyen Obama, Taleban’a karşı önemli kazanımlar elde ettiklerini ve amaçlarına ulaşacaklarını vurguladı.
Obama, dün Afganistan’a toplam dört saat süren sürpriz bir ziyaret yaptı. Kötü hava koşulları nedeniyle Obama’nın Afganistan devlet başkanı Hamid Karzai’le yapacağı görüşme iptal edildi. Onun yerine iki lider bir telefon görüşmesi yaptı.
Beyaz Saray, Afganistan savaşı konusunda bir değerlendirme raporu açıklamaya hazırlanıyor.

17 Şubat 2016, Çarşamba

ABD Başkanı Barack Obama, ABD-ASEAN (Güneydoğu Asya Uluslar Birliği) Zirvesi’nde gazetecilerin konuya ilişkin sorularına cevap verdi. 
Obama, Donald Trump hakkında gelen sorular üzerine “(Trump) belki Müslümanlık karşıtı söylemleri ile öne çıkmış olabilir, ancak diğer Cumhuriyetçi adayların söylediklerine bakarsanız onlar da ciddi anlamda kaygı verici.” dedi. Ayrıca "Bu iş bir reality şova benzemez. Bir terfi ya da pazarlama kampanyası da değil. Zor bir iş. Başkanlık görevi sivri sözler ve sizi her gün haber bültenlerine taşıyacak açıklamalar anlamına gelmez" diye de ekledi.
Başkan Obama'nın bu açıklamalardan sonra gözlerin çevrildiği Donald Trump ise,  "Amerika'ya bu kadar zarar vermiş olan bir Başkan tarafından eleştirilmeyi iltifat olarak kabul ederim" diyerek yanıt verdi.

((Türkçe))  "Obama'dan Trump açıklaması: "Başkan olacağına inanmıyorum"" CNN Türk, 17.02.2016
((Türkçe))  "Obama: Donald Trump Başkan olamayacak" BBC Türkçe, 17.02.2016

27 Haziran 2012, Çarşamba
ABD’de 2012 seçimlerinde belirleyici olması beklenen üç eyalette yapılan kamuoyu yoklamasında Barack Obama’nın rakibi eski Massachusetts valisi Mitt Romney’in önüne geçtiği belirlendi. 
Quinnipiac Üniversitesi tarafından yapılan araştırmaya göre Obama, Ohio eyaletinde 9 puanla; Pensilvanya eyaletinde 6 puanla; Florida eyaletinde de 4 puanla önde. Aynı eyaletlerde geçen ay yapılan araştırmada adayların büyük ölçüde berabere olduğu görülmüştü.
Quinnipiac Üniversitesi Kamuoyu Yoklamaları Enstitüsü başkan yardımcısı Peter Brown, Obama’nın bu üç eyalette liderliği koruması durumunda Kasım ayında yapılacak genel seçimi rahatça kazanabileceğini söyledi.
Obama’nın destek oranlarındaki artış göçmenlik konusunda attığı adımlar atmasını izliyor. Obama, ABD'ye yasadışı yollarla giriş yaptıklarında çocuk olan yetişkinlerin sınır dışı edilmelerini önleyecek bir kararname imzaladı. Quinnipiac, bu üç eyalette yaşayan seçmenlerin Obama’nın kararını desteklediğini ve Romney’e kıyasla göçmenlik konusunda başkanın daha etkili olduğunu düşündüğünü bildiriyor.

6 Nisan 2009, Pazartesi

Amerika Birleşik Devletlerinin 44. başkanı Barack Obama Türkiye'ye geldi. 5 Nisan akşamı Ankara Esenboğa Havalimanına inen Obama, 6 Nisan'da temaslarına başladı.
İlk olarak sabah saatlerinde Anıtkabir'i ziyaret eden Obama özel deftere yazdığı mesajında Atatürk'ün "Yurtta Sulh Cihanda Sulh" sözünden alıntı yaptı. Ardından Çankaya köşkünde Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile görüştü. Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne gelen Obama, Türkiye Büyük Millet Meclisi başkanı Köksal Toptan ile görüştü. Muhalefet liderleri Deniz Baykal, Devlet Bahçeli ve Ahmet Türk'le de görüşen Obama daha sonra genel kurula seslendi. Obama Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde son olarak Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüştü.
Obama, yaptığı görüşmeler ve konuşmalarla Kıbrıs sorunu, Ermeni sorunu, Kürt sorunu, Ortadoğu ve PKK konularında mesajlar verdi. Kıbrıs ve Filistin için ABD ve Türkiye'nin beraber çalışıp güven oluşturabileceğini belirtti.
Ankaradaki temaslarını tamamlayan Obama, akşam İstanbul'a hareket etti. Obama'nın iki günlük ziyareti 7 Nisanda sona erecek. Obamanın eşi Michelle Obama ise ziyaret sırasında Obama'ya eşlik etmiyor.

((tr))  "Obama'dan kritik mesajlar" NTVMSNBC, 6 Nisan 2009
((tr))  "Obama'nın Türkiye ziyareti" CNNTürk, 6 Nisan 2009
((tr))  "Obama tarihi ziyaretlerini sürdürüyor" CNNTürk, 6 Nisan 2009

17 Eylül 2011, Cumartesi

Beyaz Saray ABD Başkanı Barack Obama'yla Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın New York'ta BM Genel Kurul toplantıları sırasında bir araya geleceğini açıkladı. Görüşmede, Türkiye - İsrail ilişkilerinin ele alınması bekleniyor.
Ortadoğu’da tarihi gelişmelerin yaşandığı bir dönemde Amerika’nın iki müttefikinin restleşmesi Washington yönetimini zor durumda bıraktı. Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı yardımcılarından Ben Rhodes, gazetecilere yaptığı açıklamada, "Amerika'nın iki yakın dostu İsrail ve Türkiye'nin aralarındaki farklılıkları gidermelerini teşvik ediyoruz," dedi.
İsrail’in geçen yıl Gazze’ye yardım ulaştırmaya çalışan Mavi Marmara gemisine düzenlediği baskında dokuz Türkü öldürmesi üzerine Türkiye - İsrail ilişkileri kopma noktasına geldi. Türkiye, İsrail’in özür dilemesini; hayatını kaybedenlerin ailelerine tazminat ödemesini ve Gazze’ye uygulanan ablukaya son vermesini istiyor. İsrail ise bu şartları reddediyor.
Olayı soruşturan BM Palmer Komisyonu Mavi Marmara baskında İsrail’in aşırı güç kullandığını ancak Gazze ablukasının meşru olduğunu ifade etmişti. Türkiye, şartlarını kabul etmeyen İsrail hükümetine yönelik bir dizi yaptırım kararı aldı; diplomatik ilişkileri ikinci katip düzeyine düşürdü askeri alanda ticari ilişkileri askıya aldı.
20 Eylül Salı günü biraraya gelecek olan Obama'yla Erdoğan'ın ayrıca Arap Baharı, Suriye, Libya ve füze savunma sistemi konularını ele alacağı belirtildi.
Beyaz Saray yetkililerinden Rhodes, Amerika'nın Türkiye'yle çok geniş kapsamlı bir ittifaka sahip olduğunu kaydetti. Türkiye'nin Arap Baharı konusunda yakın bir ortak olduğunu anlatan Rhodes, iki liderin özellikle Suriye ve Libya konularını görüşeceğini kaydetti. Amerikalı yetkili Türkiye'yle birlikte Amerika'nın da Suriye'deki gelişmelerden kaygı duyduğunu yineledi; Libya'da Kaddafi rejiminin sonu ve demokrasiye geçiş açısından Türkiye'nin yapıcı ve önemli bir rol üstlendiğini hatırlattı.
Rhodes, Türkiye'nin NATO füze savunma sisteminin erken uyarı radarına ev sahipliği yapacağını belirterek bunun Türkiye-Amerika-NATO ittifakı açısından bir çok önemli bir nokta olduğunu vurguladı. Rhodes'a göre iki lider Arap-İsrail meselelerini de ele alacak.

18 Temmuz 2017, Salı

Büyük tartışmalara neden olan Milli Eğitim Müfredatı yenilendi. Yenilenen müfredatta Atatürk ile ilgili konular azaltılırken evrim teorisine ise ilk ve ortaokul düzeyinde yer verilmedi. Lise düzeyince Felsefe dersi içindeki ufak bir bölümde evrim teorisini işleyecek olan öğrenciler dini derslerin içerisinde de cihat anlayışını öğrenecek.
ANKARA - Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, Atatürk’e ilişkin bölümlerin daraltılması, evrim teorisinin çıkartılması ve cihadın yer alması gibi başlıklar nedeniyle büyük tartışmalara neden olan yeni müfredatı açıkladı. Yeni müfredatta evrim teorisi öğrencilerin yeterli felsefi altyapıya sahip olmadığı gerekçesi ile ilk ve ortaokul düzeyinden kaldırıldı. Lise düzeyinde ise Felsefe dersi içerisinde küçük bir yer verildi. Evrim teorisi yerine de cihat eğitimi getirildi. “Cihat, bizim dinimizde bir unsur” diyen Yılmaz, fıkıh dersinde ve temel dini bilgilerde cihadın öğretilmesinin görevleri olduğunu söyledi.
İlkokul ve ortaokul düzeyinde 17, lise düzeyinde 24, imam hatip ortaokulu ve imam hatip lisesi düzeyinde 10 olmak üzere toplam 51 ayrı, sınıflar esas alındığında ise 176 müfredat yenilendi. Gelecek nesillerin daha donanımlı olabilmesi için müfredatın yenilenmesi ihtiyacı doğurmuştur" ifadesini kullanan Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, müfredatın öğretmen, öğrenci ve velilerin görüşleri alınarak yenilendiğini söyledi.
Zorunlu din dersi ile ilgili açıklamanın gelecek hafta yapılacağını söyleyen Yılmaz, cihat kavramının müfredatta yer alması ile ilgili olarak da, “Cihat, bizim dinimizde bir unsur. Bu nedenle fıkıh dersinde ve temel dini bilgilerde cihat var. Bundan rahatsız olmaya gerek yok; aksine vermesek talep gelmesi gerekirdi. Kırmak dökmek savaşmak cihadın içine girmez ama vatan koruması gerekiyorsa girer, cihadın ne olduğu ve ne olmadığının öğretilmesi görevi de bizim. Yeni müfredatta FETÖ, PKK ve DEAŞ kavramları yer alacak” ifadelerini kullandı.
15 TEMMUZ MÜFREDATA GİRDİ
Bu müfredatın, şu ana kadar yapılmış en demokratik, en katılımcı, en çoğulcu müfredat olduğunu söyleyen Yılmaz, "15 Temmuz Demokrasi Zaferi ve Millî Birlik Günü, güncellenen öğretim programlarımızda yer alacak" dedi.
EVRİM KURAMI İLK VE ORTAOKULDA YOK
Yeni müfredatta evrim teorisi ilk ve ortaokul düzeyinden kaldırıldı. Lise düzeyinde ise evrim kuramına felsefe dersinin konu başlıkları arasında yer alan ontoloji başlığı altında ufak bir yer ayrıldı. Bakan Yılmaz, evrim teorisine çok az yer ayrılmasını “Evrim kuramının bir kuram teori olarak açık, sade ve rahat bir şekilde anlaşılması için öğrencilerin bir felsefi alt yapıya sahip olması gerekir” ifadeleri ile gerekçelendirdi.
Yeni müfredat ilk olarak 2017-2018 eğitim öğretim yılında 1, 5 ve 9. sınıflarda uygulamaya konulacak. 2018-2019 eğitim öğretim yılına ise tüm sınıflar ve tüm dersler için uygulanmaya başlanacak.

  "Bakan Yılmaz, yeni müfredatı açıkladı" Milli Eğitim Bakanlığı, 2017-07-18

26 Ocak 2011, Çarşamba 
DSP'nin Eskişehir belediye başkanı Yılmaz Büyükerşen'in istifasını istemesinin ardından, Ordu belediye başkanı Seyit Torun da istifa etti. Torun, bu konuda "Onlar istifamı istemeden ben verdim" dedi. Büyükerşen şu an İspanya'da. 
Büyükerşen'in CHP'ye geçeceği söylentisi üzerine DSP yönetimi, Büyükerşen'i CHP'ye daha yakın olmakla suçladı ve istifasını rica etti. CHP'ye yakın diğer bir isim olan Seyit Torun da, CHP'ye geçmek istediğini belirterek istifasını verdi. DSP genel sekreteri de bu konuda, "Başka bir siyasi partinin genel başkanı'na heykel açılışı da yaptırması, DSP'yi davet dahi etmemesi hepimizi üzmüştür. Büyükerşen'e olan sevgimiz bir anda yıkıldı. Bütün örgütlerimiz olarak bizi üzüntüye gark etti. Bu durum karşısında bugün durumu değerlendirdik ve sayın Büyükerşen'i siyasi etiği yerine getirmesini bekliyoruz. Sayın Büyükerşen'in kendisi bu olgunluktadır. İnşallah başarılı olur diyoruz. Ama hiçbir siyasetçi kendi partisinden başka bir yerde mutlu olamamıştır diye düşünüyoruz. Ama biz DSP olarak kendisi hakkında olumsuz düşünmüyoruz, gölge etmesin başka ihsan istemiyoruz" dedi. 
CHP'den de olumlu yanıt geldi, CHP genel başkan yardımcısı Gürsel Tekin, "Bu irade sayın belediye başkanımızın kendisine aittir. Büyükerşen, belediyecilikte çığır açmış bir insandır. Bugüne kadar bizimle bir teması söz konusu olmamıştır. Sayın Genel başkanım Pazar günü farklı bir etkinlik için oradaydı. Burada bir etik arayışı içine girmek doğru değil. Ona kapımız her zamana açıktır" dedi. 

((Türkçe))  "DSP, Büyükerşen'in istifasını istedi" Milliyet, 26 Ocak 2011

5 Nisan 2012, Perşembe

Suriye'de çatışmalar sürüyor. Son çatışmalarda 40 kişi öldü.Birleşmiş Milletler ve Arap Birliği Özel Temsilcisi Kofi Annan 10 Nisan'a kadar şiddetin durmasını söylemişti. Rejim ise Annan'ın önerisini kabul etmişti.
Şimdi ise adının açıklanmasını istemeyen bir hükümet görevlisi, ordu birliklerinin çatışmaların olmadığı ve çok zayıf olduğu yerleşim yerlerinden çekildiğini açıkladı. Ordu birlikleri ve silahların kentlerin yakınında bir yere konumlandığı bilgisi geldi.
Kofi Annan'ın planına göre hükümet güçlerinin 10 Nisan 2012 tarihine kadar kentlerden çekilmesini, sonraki 48 saat içerisinde de muhaliflerin silah bırakması öngörülüyor. Yönetim ise çatışmaların yoğun olduğu yerlerden çekilmeyeceklerini açıkladı.
Öte yandan Ülkenin bir çok yerinden şiddet haberleri gelmeye devam ediyor. Zabadani ve Humus'da bombardıman devam ederken ülkenin kuzeyinden de çatışma haberleri geliyor. Özgür Suriye Ordusu ise Rus malı tankı nasıl havaya uçurduklarının görüntüsünü dünya kamuoyu ile paylaştı. Hayalete dönen kentlerde yoğun çatışmaların ardından gıda sıkıntısı da yaşanıyor. Bölgeden gelen son görüntülerde işyerlerinin önündeki uzun kuyruklar dikkat çekiyor.
BM Güvenlik Konseyi'de Annan'ın barış planı için mutabakat sağlanmaya çalışılıyor.

((Türkçe))  "Suriye'de "Ordu Kentlerden Çekiliyor" İddiası" TRT Haber,

24 Ekim 2012, Çarşamba

Kırgızistan'ın başkenti Bişkek'te "Orta Asya'da Uranyum Atıkları ve Atıkları Etkisizleştirmede Ortak Mücadele" konulu konferans düzenlendi. Toplantıda özellikle Sovyetler Birliği döneminden kalma uranyum atıklarının temizlenmesi gerektiği fakat bunun için yüklü miktarda kaynak gerektiği belirtildi. Bu konuda tüm dünya ülkelerinin desteğinin şart olduğu da dile getirildi.
Konferansta konuşan Kırgızistan Başbakan Yardımcısı Comart Oturbayev, insan sağlığını tehdit eden uranyum atıklarının en fazla bulunduğu ülkenin Kırgızistan olduğunu, yaklaşık olarak 300 milyon ton civarında uranyum maddesi atığının 90 ayrı yeraltı deposunda gömülü vaziyette beklediğini belirtti. Oturbayev ayrıca söz konusu depolarda uranyum dışında diğer zehirli gazlarında bulunduğunu belirtti. 
Uranyum atıklarının özellikle temiz sulara karışarak yol açabileceği tehlikeye vurgu yaptılar. 

((türkçe))  "Orta Asya'da nükleer tehdidi" Haber7, 24.10.2012
((türkçe))  "Orta Asya'da nükleer atık tehdidi" dunyabulteni, 24.10.2012

11 Ocak 2013, Cuma

Lincoln filmi 12 dalda altın heykele aday gösterilirken Life of Pi (Pi'nin Yaşamı) filminin 11 dalla ikinciliği alması sürpriz oldu.
Bu yılki Oscar Ödülleri’ne aday gösterilen filmler belli oldu. Amerikan iç savaş dönemini konu alan Lincoln filmi 12 dalda aday gösterildi. En iyi film dalında aday gösterilen Lincoln’ün yönetmeni Steven Spielberg, oyuncuları Daniel Day-Lewis, Sally Field ve Tommy Lee Jones da Oscar adayları arasında.
En iyi film dalında Oscar’a aday gösterilen filmler arasında romantik film Amour, İran’da rehine tutulan Amerikalılar'ın kurtarılma hikayesini anlatan Argo,  bir kölenin intikamını konu alan Django Unchained (Zincirsiz), Victor Hugo’nun aynı adlı eserinden uyarlanan Les Miserables (Sefiller) müzikali, Life of Pi (Pi’nin Yaşamı), El Kaide lideri Usame Bin Ladin’in yakalanmasını anlatan Zero Dark Thirty ve romantik komedi Silver Linings Playbook yer alıyor.

Ünlü yönetmen  Ang Lee’nin Life of Pi-Pi’nin Yaşamı adlı filminin 11 dalda aday gösterilmesi sürpriz olarak değerlendirildi. Zero Dark Thirty ve Les Miserables filmleri daha fazla favori olarak görülen filmlerdi.
Bu yılın bir diğer sürprizi ise Batman serisinden The Dark Knight Rises adlı filmin hiçbir dalda aday gösterilmemesiydi. Film çok iddialı olduğu görsel efektler dalında bile aday gösterilmedi. 
En iyi erkek oyuncu dalında Lincoln’ü canlandıran Daniel-Day Lewis ile Les Miserables müzikalinin baş aktörü Hugh Jackman’a iki iddialı isim olarak bakılıyor. Ancak Denzel Washington, Flight, Silver Linings Playbookta oynayan Bradley Cooper ve The Master filminin başoyuncusu Joaquin Phoenix’in sürpriz yapması mümkün.
En İyi Kadın Oyuncu dalında ise Zero Dark Thirty filmindeki rolüyle Jessica Chastain,  Siver Linings Playbook filmindeki performansıyla Jennifer Lawrence, ve tsunami felaketini konu alan The Impossible filminde başrolü oynayan Naomi Watts aday gösterildi.  
En iyi yabancı film dalında ise geçen yıl Cannes festivalinde birincilik ödülünü alan Fransız yapımı Amour, Şili yapımı Nov, Danimarka filmi A Royal Affair, Norveç filmi Kon-Tiki ve Kanada’dan War-Witch adlı film aday gösterildi.
Oscar Ödülleri 24 Şubat günü sahiplerini bulacak.
En iyi yönetmen dalında aday gösterilen Steven Spielberg bugüne kadar yedi kez bu dalda aday gösterildi ve iki kez de ödüle layık görüldü.

28 Şubat 2011, Pazartesi

83. Geleneksel Akademi Ödülleri nam-ı diğer Oscar Töreni seromonisi dün gece Kaliforniya Hollywood'daki Kodak Tiyatrosunda yapıldı. Dünyanın en iyi bilinen sinema ödüllerinden Akademi Ödülleri yılda bir kez genellikle Şubat ayında yapılıyor.
Bu sene seromoni ABD'de ABC televizyonundan naklen yayınlandı. Türkiye'de ise NTV ve Cnbc-e televizyon kanallarından canlı olarak Türk yorumcular eşliğinde yayınlandı. Gecenin sunuculuğunu ise James Franco ve Anne Hathaway üstlendi. Bu onların ikisi içinde bir ilkti. Franco'nun ise aynı zamanda gecede bir oscar adaylığı da vardı.
Gecede iki genç sunucuda annelerine seslenip onları da şovun içine çektiler. Zoraki Kral filminin yönetmeni Tom Hooper, bu filmin projesini kendisine getiren annesine teşekkürlerini sundu. Ve annesinin "Zoraki Kral" filminin senaryosunu ona nasıl getirdiğinden bahsetti. Annesi telefonda ona "Senin yeni filmini buldum" demişti.
Gecede, Colin Firth geçen sene alamadığı oscar ödülüne kavuştu.  Natalie Portman karnındaki çocuğuyla birlikte oscarını aldı. En iyi belgesel ödülünü alan Charles Ferguson yolsuzluklar hakkında kimsenin birşey yapmadığına dem vurdu. Ve günümüz teknolojisi ile Bob Hope, Billy Crystal'ın sunumuyla, özel efektler ödülü için sunuculuk yaptı.
İşte ödül kazanan isimlerden bazıları:

En iyi film ödülü; "Zoraki Kral" filmiyle Iain Canning, Emile Sherman, Gareth Unwin
En iyi aktör ödülü; "Zoraki Kral" filmiyle Colin Firth
En iyi aktris ödülü; "Black Swan" filmiyle Natalie Portman
En iyi yardımcı aktör ödülü; "Dövüşçü" filmiyle Christian Bale
En iyi yardımcı aktris ödülü; "Dövüşçü" filmi ile Melissa Leo
En iyi yönetmen ödülü; "Zoraki Kral" filmi ile Tom Hooper

((İngilizce)) Gloria Goodale "Oscar winners no one expected: mothers everywhere" csmonitor.com, 28 Şubat 2011
((İngilizce)) Jason Hughes "Billy Crystal Introduces Bob Hope's Return to Hosting the Oscars (VIDEO)" AOL Inc., 28 Şubat 2011
((İngilizce))  "Nominees 83rd Annual Academy Awards" IMDB, 28 Şubat 2011 (adaylar ve kazananlarla tam liste)

5 Aralık 2010, Pazar
Oscarlı yönetmen Danny Boyle’un "127 Saat" adlı filminde bir dağcının gerçek hikayesi beyaz perdeye taşınıyor. Utah’ta 2003 yılında yaptığı bir tırmanış sırasında ayağı kayan ve iki kaya arasında sıkışan ve Aron Ralston adlı dağcı, 127 saat orada kurtarılmayı beklemek zorunda kalmıştı. Ölümle yüzleşen Ralston, kurtulmak için kör bir bıçakla kolunu kesmek zorunda kaldı. Film, işte bu karar öncesindeki o sıkıntılı 127 saati ve Ralston’ın kurtuluşa giden cesaretini  konu alıyor.
Aron Ralston’ın acısı seyircinin gözleri önünde yaşanıyor. Artan sıcak, susuzluk ve giderek yaklaşan ölüm Ralston’ın çektiği acıyı katlıyor. 2 saat boyunca izleyici de Ralston’la birlikte kayaya sıkışıp kalıyor.
Filmdeki yorumlar Ralston’ın sıkışıp kaldığı sırada elindeki kameraya ailesi ve arkadaşları için kaydettiği gerçek mesajlardan alınmış. Aron Ralston karakterini filmde James Franco canlandırıyor. Franco, Ralston’ın kendisine verdiği görüntülerden onun karakterini çözmeye çalıştığını söylüyor ve “Oradan çıkabileceğini bilmeden sıkışıp  saatlerdeki kaldığı halini gördüm. Öleceğini sandığı o saatleri seyirciye gösterdik,” diyor.
Yönetmen Danny Boyle, filmin arka planında doğal ortamı kullanıyor. Bu ortam da filmin karakterlerinden biri haline geliyor. Bir zamanlar kendine güvenen, kendine yetebilen Aron bir anda yardıma muhtaç  duruma düşüyor ve kendinden çok büyük kayaların arasında sıkışıp kalıyor. Filmin büyük bölümü karakterin sıkışıp kaldığı kanyonun içinde geçiyor. Çekimin  çok zor  geçtiğini söyleyen Boyle şöyle konuşuyor: “Durağanlığın içinde filmin kolayca içe dönük bir film olması tehlikesi vardı. Müzik katmak bir seçenekti.”
Adrenalini giderek arttıran müzik etkileyici görüntülerle birleşiyor. Bir diğer teknikse aynı anda ikiye bölünmüş ekranda bir tarafta ana karakteri diğer tarafta da sevdikleriyle yaşadığı anıları göstermek olmuş. Boyle, ana karakterin mağarada yalnız olmadığını anlatıyor.  Çünkü hayalinda uğruna yaşamak istediği insanları canlandırıyor.
Filmde Aron’ın kolunu kestiği sahne uzun uzun yer alıyor. Boyle, “Aron’ın yazdığı kitapta bu olay yaklaşık 40 dakika sürüyor. Bu çabucak yapabileceğiniz birşey değil. Özellikle de elinizde kör bir bıçakla varsa,” diye konuşuyor.
Filmin sonu da tıpkı başı gibi yoğun. Yaşam ölümü yeniyor ve Aron eskisinden daha farklı bir insan olarak hayata dönüyor.

7 Mart 2011, Pazartesi

Oya Eczacıbaşı ve Görgün Taner Fransa devlet nişanları arasında önemli yere sahip Légion d'honneur nişanı'na layık görüldü. Fransa ile Türkiye arasındaki ilişkilerin artırılmasına ve kültürel bağların yakınlaşmasına yaptıkları katkı nedeniyle bu nişanın verildiği öğrenildi. Légion d'honneur nişanı 1802'den beri üstün başarılarda bulunan kişilere veriliyor.
Fransa Cumhuriyeti'nin İstanbul Modern yönetim kurulu başkanı Oya Eczacıbaşı'na nişan verilmesi kararı almasında Fransa'nın Ankara Büyükelçisi Bernard Emié ve dönemin Fransa Dışişleri Bakanı Bernard Kouchner'in etkisi oldu. 
İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı genel müdürü Görgün Taner, Fransa'da düzenlenen "Türkiye Mevsimi" etkinliklerinin yöneticiliğini üstlenmişti. Taner, yine Fransa'nın Ankara Büyükelçisi Bernard Emié ve dönemin Fransa Dışişleri Bakanı Bernard Kouchner'in tavsiyesiyle bu nişana layık görüldü.
Legion D'Honnuer Nişanı, önümüzdeki günlerde Eczacıbaşı ve Taner'e takdim edilecek.

((Türkçe))  "Eczacıbaşı ve Taner'e Legion d'Honneur nişanı" Zaman Gazetesi, 3 Mart 2011
((Türkçe))  "Oya Eczacıbaşı ve Görgün Taner Fransız Legion D'Honnuer nişanına layık görüldü" EurActiv.com.tr, 3 Mart 2011

18 Şubat 2011, Cuma
Yeni bir araştırmanın sonuçları, büyük kentlerde hava kirliliğine yol açan ozonun halk sağlığını tehdit ettiğine dair şimdiye kadar ortaya çıkan en güçlü kanıt niteliğinde. Araştırma düşük seviyede bile olsa ozonun astım krizi ve solumun sisteminde tahrişe neden olduğunu, hatta kalp krizi ve felç riskini arttırdığını öne sürüyor.
Yaklaşık 20 yıldır kronik astım hastası olan Lorene Alba büyük bir kentte yaşayıp astım krizlerinden korunmanın zor olduğunu söylüyor:
”Hava kirliliğinin yoğun olduğu günlerde dışarı çıkmamaya, dışarıdaki işlerimi sabah erken ya da akşam yapmaya çalışıyorum. Otobüslerin egzoz gazından uzak durmaya dikkat ediyorum. Kaldırımda yola değil binalara yakın yürüyorum.”
Amerikan Akciğer Derneği’ne göre Amerika Birleşik Devletleri’nde 20 milyon kişi astım hastası. Bu sayının giderek artacağı tahmin ediliyor. Astım hastası Lorene Alba anlatıyor:
”Beni en çok çevre etkiliyor. Özellikle hava kirliliğinin arttığı günlerde otobüs ve otomobil egzozu astım krizini tetikleyen etkenler.”
Çevre Koruma Dairesi EPA ve Kuzey Carolina Üniversitesi’nin ortak yürüttüğü yeni araştırma, güvenli olduğu varsayılan ozon seviyelerinin aslında halk sağlığını ciddi şekilde tehdit ettiğini ortaya çıkardı. Alba şunları söylüyor:
"Ozon hakkındaki son araştırma düşük ozon seviyesinin de solunum için tehlikeli olduğunu kanıtlıyor.”
Janice Nolen, Washington’daki Amerikan Akciğer Derneği’nden:
”Araştırma sağlıklı genç yetişkinler üzerinde yapıldı. Uzmanlar daha önce güvenli olduğuna inanılan ozon seviyelerini inceledi. Bu sağlıklı gençler laboratuvarda ozona maruz kaldığında solunum yolları rahatasızıılıklarının başföösterdiği görüldü.
Araştırmaya katılan genç yetişkinlerin akciğerlerine zarar veren ozon üç oksijen atomundan oluşan ve gözle görülmeyen bir gaz. Ozon, solunduğu zaman solunum sistemindeki hassas dokuları tahriş ediyor. Nolen, ozon kirliliğinin genellikle mazotlu araçların egzoz dumanıyla karışarak kalp krizi ve felç riskini arttırdığını söylüyor. Daha çok kentlerde rastlanan ozon kirliliği hemen her yerde görülüyor. Janice Nolan anlatıyor:
”Kent merkezlerindeki ozon kirliliği rüzgarla birlikte kentlerin dışına taşınıyor. Örneğin Amerika’da bazı ulusal parklar ve dağların zirvelerinde ozon seviyelerinin son derece yüksek olduğunu görüyoruz.”
Temiz Hava Yasası, son 40 yıldır birçok kent ve kasabada ozon ve kentsel hava kirliliğini azaltmada oldukça etkili oldu. Ancak Nolen, Amerikan Akciğer Derneği’nin, çok daha fazla önlem alınması gerektiğine inandığını söylüyor:
”Son raporumuza göre, 175 milyon Amerikalı, hava kirliliğiyle mücadele açısından başarısız not verdiğimiz bölgelerde yaşıyor.”
Çevre Koruma Dairesi ozondan en çok  çocuklar, yaşlılar, astım gibi akciğer rahatsızlıkları olanlar, açık havada çalışan ve egzersiz yapanların etkilendiğini bildiriyor. Ozonla hava kirliliğine neden olan başka maddelerin birleşmesiyle ortaya çıkan uzun vadeli sağlık sorunlarıyla ilgili araştırmalarsa sürüyor.

5 Ekim 2009, Pazartesi

Yunanistan'da 4 Ekim günü yapılan genel seçimleri Yorgo Papandreu'nun partisi olan Panhelenik Sosyalist Hareket (PASOK) %43,94 ile kazandığı açıklandı. Böylece PASOK tek başına hükümet kuracak sayıya ulaştı. Yunanistan İçişleri Bakanlığı'nın açıklamasına göre oyların %98,75'nin sayıldığı, sayılan oyların %43,94'nü PASOK, %33,49'unu Yeni Demokrasi Partisi (YDP), %7,53'ünü Yunanistan Komünist Partisi (KKE), %5,62'sini Ortodoks Halk Birliği Partisi (LAOS), %4,59'unu ise Radikal Sol İttifak ve Sol Koalisyon'unun aldığı belirtildi.
Batı Trakya'dan da 2 Türk aday milletvekili seçildi. PASOK listesinden seçimlere katılan Çetin Mandacı İskeçe'den,  Ahmet Hacıosman Rodop ilinden parlamentoya girdi.
Sonuçların açıklanmasının ardından eski Başbakan ve eski YDP lideri Kostas Karamanlis parti başkanlığından istifa ettiğini açıkladı. Seçimde 9.834.970 seçmen, 22.200 sandıkta oy kullandı.

Karamanlis: Erken seçime gidiyoruz

((tr))  "Yunanistan'da Papandreu dönemi" CNNTürk, 5 Ekim 2009

20 Eylül 2013, Cuma

Kısaca PES olarak bilinen Konami TYO'nun yapımcılığını yaptığı Pro Evolution Soccer video oyununun, 2014 sürümünün tanıtımı ve lansmanı yapıldı. Basınla ilk defa paylaşılan ve video oyununun yeni özelliklerinin tanıtıldığı gecede, oyunun gelişen özellikleri katılımcıları sevindirdi. 2014 PES sürümü Fox Engine ile güçlendirilmiş. Bilindiği gibi PES video oyunu, EA Sports şirketinin çıkardığı FIFA 2014 ile rekabet halinde bulunuyor. Video oyununun 24 Eylül 2013 tarihinde ABD'de piyasaya sürüleceği, bundan bir hafta sonra ise Avrupa pazarında satışa çıkarılacağı açıklandı. PES 2014 sürümü, PC, Xbox 360 ve PS3 için geliştirildi.  
Oyunun PC'ler için geliştirilmiş versiyonu 72 TL, Xbox 360 için geliştirilmiş versiyonu 162 TL ve PS3 için geliştirilmiş versiyonunun ise yine Xbox 360 için olduğu gibi 162 TL'den satışa çıkarılması planlanıyor. Önümüzdeki Ekim ayında, oyunun Türkiye'deki teknoloji marketlerinde yerini alması bekleniyor. Tanıtım için düzenlenen gecede basın mensupları arasında video oyunu turnuvası da yapıldı. 

((Türkçe))  "PES 2014’ün reklam filmi yayınlandı!" stargazete, 20 Eylül 2013
((Türkçe))  "PES 2014 lansmanı yapıldı!" veteknoloji, 20 Eylül 2013

5 Eylül 2012, Çarşamba

Şırnak'a bağlı Beytüşşebap ilçesinde PKK saldırısı gerçekleşti. PKK'lıların yaptığı bu saldırı sonucunda Türkiye'nin 10 güvenlik görevlisi hayatını kaybetti. PKK'lılar, ilçe merkezine girdi. Lojmanları, kaymakamın konutunu ve Jandarma Taktik Alay Komutanlığı'nı hedef seçen PKK'lılar, havanın sağanak yağışlı olması sebebiyle Türk hava unsurlarının etkisi olmaksızın saldırıları gerçekleştirdi. Roketatarlarla ve uzun namlulu silahlarla saldırı yapan PKK'lılar, bölgedeki bir köprüyü patlatarak il merkezi ile ilçenin bağlantısını kesmeye çalıştı. Saldırıya uğrayanlar arasında ilçe kaymakamının evi de vardı, Kaymakam İhsan Selim Baydaş'ın güvenliği için zırhlı bir askeri araç, evin demir bahçe kapısını kırarak derhal kaymakamı ve ailesini Alay Komutanlığı'na götürdü. Kaymakamın konutunun duvarına bir roket isabet etti, fakat patlamadı. Güvenlik güçlerinin lojmanlarına yaklaşan PKK'lılar, çatışma sonucunda 7 kayıp vererek geri çekildi. Ölen PKK'lılardan 4'ü kaçırılırken, 3'ü lojmanların önünde kaldı.
PKK'lıların yaptığı eş zamanlı saldırılar sonucunda 10 güvenlik görevlisi hayatını kaybederken, PKK kayıplarının 20 olduğu ve ilçede güvenliğin sağlandığı bildirildi. Çatışma sonrasında bir provokasyona karşı tedbirler alındı, polis havaya ateş açtı. Hayatını kaybeden güvenlik görevlilerinin kimlikleri de belli oldu ve cenazeleri yapıldı; Piyade Üsteğmen Sami Çiftçi, Piyade Asteğmen Burak Erdi, Uzman Çavuş Ahmet Bozkurt, Uzman Çavuş Erdoğan Sönmez, Çavuş Ramazan Emre Ala, Onbaşı Süleyman Güleç, er Serdar Küpeli, er Osman Yıldız, er Uğur Sağdıç ve er Emrah Karataban. 

((Türkçe)) Emin Bal "Beytüşşebap'ta çatışma: 10 şehit" Hürriyet, 3 Eylül 2012
((Türkçe))  "Beytüşşebap'ta büyük provokasyon önlendi!" Habertürk, 4 Eylül 2012

18 Ocak 2010, Pazartesi

Amerika Birleşik Devletleri'ne ait insansız hava uçağı Pakistan'ın Güney Veziristan vilayetine füze saldırısı düzenledi. 15 kişi öldü, 27 kişi yaralandı. İlk başta 20 kişinin öldüğü gösterilirken, sayı daha sonraki açıklamalarda 15 olduğu belirtti. Yapılan açıklamada, son bir ayda 7 tane CIA ajanı öldürüldüğü bunun yüzünden Beytullah Mesud'un sahip olduğu Shaktoi bölgesindeki köylerde bulunan tesislerin hedef alındığı belirtildi. Bir hafta önce Pakistanlı eski Taliban lideri Hakimullah Mesud'un da orada olması sebep olarak gösterildi. Üst düzey bir güvenlik yetkilisi Reuters'e verdiği demeçte Ölü sayısı şu an 15'dir. Sayı dahada yükselebilir. İnsanlar hala moloz kaldırmakla meşgul. şeklinde açıklama yaptı.

((en))  "US drone attack in Pakistan 'kills 15'" BBC, 17 Ocak 2010

26 Ağustos 2010, Perşembe

Pakistan hükümeti sel tehlikesi nedeniyle güneydeki illerde yaşayan 400 bin kişiden bölgeyi terk etmesini istedi. Yetkililer Sind ilinde İndus nehrinin taştığını ve çöken setlerin onarımı ve tahliye işleri için askeri birliklerden yardım istendiğini açıkladı.
Bir ay önce muson yağmurlarıyla başlayan sel ve su baskınlarında en az bin 600 kişi öldü, milyonlarca kişi evlerini terketti. Sel felaketi 20 milyon kişinin hayatını etkilemeye devam ediyor.
Bu arada Taliban militanlarının,  sel felaketine yardım için giden yabancı görevlilere saldırı planladığı yolunda istihbarat alındığını öğrenildi. Amerikalı bir yetkili, Taliban’ın, afetin yarattığı kargaşadan  yararlanarak yetkililere saldırabileceğini söyledi. Yabancı yardım görevlilerinin varlığına şüpheyle bakan militanlar, uluslararası yardımın reddedilmesi çağrısında bulunmuştu.

23 Ağustos 2010, Pazartesi

Pakistan, 23 Ağustos günü Washington’da, Uluslararası Para Fonu (IMF) ile görüşmelere başlıyor. Pakistanlı yetkililer, görüşmede, son selin ekonomiye ek yük getirmesini gerekçe göstererek, 10 milyar dolarlık kredi borcunu geri ödeme koşullarının hafifletilmesini isteyecek. IMF Pakistan’a bu krediyi iki yıl önce vermişti.
BM, seller nedeniyle mahsur kalan 800 bin kişiye ulaşmak için 40 helikopter daha istedi. Dünya Gıda Programı yetkilileri, helikopterlerin felaketzedelere havadan gıda ve diğer malzeme yardımı yapmak için gerekli olduğunu bildirdi.
Bir aydır yağan muson yağmurları Pakistan’da 20 milyon kişiyi etkiledi, 6 milyon kişiyi de evsiz bıraktı. Sel felaketi bugüne kadar bin 500 kişinin ölümüne yol açtı. Hükümet, yardım çalışmalarının yavaşlığı yüzünden halkın yoğun tepkisine hedef oluyor.
Öte yandan Birleşmiş Milletler’e bağlı Dünya Sağlık Örgütü, felaket bölgelerinde, dizanteri, kolera ve tifo gibi suyla bulaşan hastalıkların yayılmasından kaygı duyuyor. Üye ülkelerden 200 milyon dolarlık yardım sözünü tutmasını isteyen Dünya Sağlık Örgütü, hastalıklarla mücadele ve ilaçların yalnızca vaatlerle sağlanamayacağını açıkladı.

8 Nisan 2012, Pazar

Pakistan Cumhurbaşkanı Asıf Ali Serdari Yeni Delhi'de Hindistan Başbakanı Manmohan Singh ile görüştü. 2005 yılından beri ilk kez bir Pakistan devlet başkanı Hindistan'ı ziyaret ediyor.
Serdari, Singh ile birlikte düzenledikleri basın toplantısında önemli tüm ikili konuları ele aldıklarını ve Hindistan başbakanının çok yakında Pakistan’ı ziyaret etmesini beklediğini açıkladı. Singh de iki ülkenin görüş ayrılıklarını çözmek için barışçı yollar bulmaları gerektiğini söyledi.
Nükleer silaha sahip iki komşu 2008’deki Hindistan’ın Mumbai kentine terör saldırılarından beri ilişkileri normalleştirmeye çalışıyor. Güvenliğinden kaygı duyduğunu belirten Hindistan Pakistan’dan terörist gruplara karşı önlem alacağı konusunda ciddi olduğunu göstermesini istedi. Hindistan Mumbai’deki saldırıdan Pakistan’da üslenen Leşker-i Tayiba adlı militan grubu sorumlu tutuyor.
Mumbai saldırılarını planladığı öne sürülen grubun kurucusu Hafız Said halen Pakistan’da serbestçe faaliyet gösteriyor. ABD geçen hafta Said’in yakalanmasına yardımcı olacak kişilere 10 milyon dolar ödül vereceğini açıkladı. Pakistan hükümetiyse 62 yaşındaki İslamcı militanın tutuklanmasını gerektiren bir kanıt bulunmadığını öne sürüyor.

4 Aralık 2010, Cumartesi

Pakistan Başbakanı Yusuf Rıza Gilani, Amerikan Dışişleri Bakanlığı kriptolarında Afganistan Devlet Başkanı Hamid Karzai’nin siyasi olarak zayıf olduğu değerlendirmelerini reddetti.
Kabil’de Karzai’le birlikte basına açıklama yapan Gilani, Afganistan liderinin güvenlik güçlerini kontrol edemediği yönündeki görüşün üst düzey Amerikalı diplomatlara ait olmadığını, bu nedenle ciddiye alınmaması gerektiğini söyledi. Pakistan Başbakanı, Amerikan diplomatik kriptolarını yayınlayan WikiLeaks İnternet Sitesine güvenilmemesini istedi.
Karzai da açıklamasında Afganistan Maliye Bakanı Ömer Zakhilval’ı savundu. Amerikan belgelerinde Afganistan Devlet Başkanı’nı “zayıf biri” olarak niteleyen kişinin Zakhilval olduğu belirtiliyor. Karzai, Maliye Bakanı’nın böyle bir şey söylediğine inanmadığını kaydetti. Zakhilval da böyle bir ifade kullandığını şiddetle reddediyor. Maliye Bakanı, Amerika’nın Kabil Büyükelçisi Karl Eikenberry’nin kendi görüşlerini ilerletmek için söylediklerini yanlış bir şekilde aktardığını savundu. Bakan bu olayın Büyükelçi’yle arasındaki güven ilişkisini sarstığını, artık Amerikan Büyükelçiliği’yle “hiçbir şey olmamış gibi” çalışamayacağını açıkladı.
Bu hafta yayınlanan diplomatik kriptolar Afganistan’da yolsuzluk olaylarının diz boyu olduğunu gösteriyor ve hükümetin en üst düzeylerine ulaştığına işaret ediyor. Belgelerde rüşvet alma, para aklama ve uyuşturucu ticaretinden kazanç sağalama gibi iddialar yer alıyor.
WikiLeaks tarafından yayınlanan Amerika Dışişleri Bakanlığı kriptolarında yabancı liderler hakkında çirkin ifadeler kullandığı, eleştirel değerlendirmeler yapıldığı görüldüğü gibi bazı tartışmalı konular da su yüzüne çıkmış oldu. Amerika Dışişleri Bakanlığı yetkililer olayın Amerikan diplomasisine ciddi zarar verdiğini söylüyor.

26 Temmuz 2011, Salı

Pakistan Dışişleri Bakanı Hina Rabbani Khar Hindistan'ın başkenti Yeni Delhi'ye gitti. Ziyarette barış konusunda karşılıklı güven inşa etme ve ticaret gibi alanlarda görüşmeler yapılacak.
Pakistan Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada "iki ülke arasında barış, istikrar ve iyi ilişkiler olması için iyi sebepler var" dedi. Hindistan Dışişleri Bakanı Nirupama Rao ise "geçen ay İslamabad'da çok iyi geçen bir görüşme yaptık ve bu, bugünkü görüşmemiz için iyi bir zemin hazırladı" diye bir açıklama yaptı.
İki ülke arasındaki barış görüşmeleri 2008 yılında Mumbai'de Pakistanlı bir grubun yaptığı ve 166 kişinin öldüğü saldırının ardından durmuştu; ancak iki ülke geçtiğimiz şubat ayında görüşmelere devam etme kararı almıştı. Uzmanlar ise görüşmelerin kısa sürede sonuçlanması beklemiyor. Stratejik analizci Afsir Karim, "Kısa sürede bir sonuç almak mümkün değil. Yine de, görüşmelerin devam etmesi iyi bir şey. Diyaloğun olumluluğu konusunda geçmişte olduğundan daha umutluyum" dedi.
İki ülke ilişkilerinin gerilmesinde Cemmu ve Keşmir önemli bir rol oynuyor. Bu iki tartışmalı bölge arasındaki ticareti arttırmak için de öneriler yapılması beklentiler arasında.

((İngilizce))  "India and Pakistan prepare for peace talks" El Cezire, 26 Temmuz 2011
((İngilizce)) Harmeet Shah Singh "India, Pakistan to begin new round of talks to build trust" CNN, 26 Temmuz 2011

5 Mayıs 2016, Perşembe
IŞİD'in elinden geri alınan Palmira antik kentinde, Rus Mariinsky Tiyatrosu Senfoni Orkestrası tarafından konser düzenlendi. Ayrıca, konserden önce canlı yayınla katılan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin yaptığı açıklamada, Palmira'nın canlandırılması yalnızca tüm insanlığın kültürel mirasına hizmet ettiği için değil, aynı zamanda medeniyetin kurtuluşu için de önemli sözlerini kullandı.
Rus Orkestra Şefi Valery Gergiev'in öncülük ettiği senfoninin, Suriye'nin kurtuluşu için mücadele eden Suriyeliler için gerçekleştirildiği öğrenildi.

((tr)) tr.sputniknews.com "Palmira'da Rus orkestra şefi yönetiminde konser" Sputnik (haber ajansı), 05 Mayıs 2016
((tr)) haber.sol.org.tr "VİDEO: Palmira'da bu akşam senfoni konseri var" soL Haber Portalı, 05 Mayıs 2016
((tr))  "IŞİD'den kurtarılan Palmira'da konse" Evrensel (gazete), 05 Mayıs 2016

2 Nisan 2016, Cumartesi

Suriye ordusunun, geçen pazar günü IŞİD'in elinden geri aldığı Palmira antik kentinde toplu mezar bulundu. Konuyla ilgili Suriye Arap Haber Ajansı (SANA)'da yer alan habere göre, Masakin el-Cahiziye Mahallesi'ndeki toplu mezardan 21 kadın ve çocuklara ait olmak üzere şu ana dek 40 cesedin çıkarıldığı ve cesetler üzerinde yapılan ilk incelemelerde, cesetlerin bazılarının kafasının kesilmiş olduğu, diğerlerinin ise şiddete maruz kaldığı ifade edildi.

((Türkçe)) Suriye Arap Haber Ajansı "Toplu Mezardaki Şehitlerin Geneli Çocuk" Suriye Arap Haber Ajansı, 01 Nisan 2016
((Türkçe)) tr.sputniknews.com "Palmira’da toplu mezar bulundu" Sputnik (haber ajansı), 01 Nisan 2016
((Türkçe)) hurriyet.com.tr "Palmira'da toplu mezar bulundu" Hürriyet, 02 Nisan 2016
((Türkçe)) haber.sol.org.tr "Palmira'da toplu mezar bulundu" SoL Haber Portalı, 02 Nisan 2016

5 Haziran 2009, Cuma

Türk yapım şirketi Pana Film, Kurtlar Vadisi serisinde yeni bir sinema filmi çekiyor. Kurtlar Vadisi Gladio adını taşıyan filmin çekimleri tamamlanmak üzere ve 2009 yılında vizyona girmesi planlanıyor.
2003'te yayınlanmaya başlayan ve Türkiye'de birçok kere izlenme rekoru kıran Kurtlar Vadisi dizisinin ilk sinema filmi Kurtlar Vadisi Irak 2006 yılında vizyona girmiş ve büyük bir başarı elde etmişti. 2008 yılında dizideki bir karakterden yola çıkılarak çekilen Muro filmi de başarı elde etmişti. Serinin ikinci sinema filmi Kurtlar Vadisi Gladio'da ise Türkiye'de son zamanlarda Ergenekon davası ile gündeme gelen Gladio kavramı ele alınıyor. Filmde, eski Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın ve Cem Ersever'in öldürülmesi, Abdullah Öcalan suikastının önlenmesi, 28 Şubat süreci ve darbe planları gibi konular işleniyor.

Kurtlar Vadisi Gladio Resmi Web Sitesi

((tr))  "Pana Film'den yeni film" Mynet, 5 Haziran 2009
((tr))  "Kurtlar Vadisi'nin yeni filmi hazır" Haber7, 4 Haziran 2009

9 Mayıs 2016, Pazartesi

Panama Belgelerinin bugün yayınlanan ikinci kısmında 101 Türk şirketinin adı açıklanırken, Amerika’nın Sesi’nin sorularını yanıtlayan ICIJ Başkan Yardımcısı Marina Walker Guavera, Türkiye üzerinde hala çalıştıklarını söyledi ve “Gelecek haftalarda Türkiye ile ilgili yeni haberler göreceksiniz,” dedi
WASHINGTON — Panama’daki bir hukuk firmasından sızdırılan, bazı isim ve şirketlerin para saklama ve vergi kaçırma yöntemlerini gözler önüne seren belgelerin ikinci kısmı bugün açıklandı. Belgeleri ortaya çıkaran Uluslararası Araştırmacı Gazetecilik Konsorsiyumu (ICIJ) Başkan Yardımcısı Marina Walker Guavera, Türkiye ile ilgili gelecek haftalarda başka bilgilerin de yayınlanacağını açıkladı.
Off-shore ve hukuk firması Mossack Fonseca’ya ait milyonlarca verinin ‘sızdırıldığı’ Panama belgeleri skandalında ikinci perde bugün açıldı. Uluslararası Araştırmacı Gazetecilik Konsorsiyumu’nun (ICIJ) açıkladığı yeni verilerde, Türkiye’den 101 firma, 684 isim ve 21 aracının isimleri var.
Firmalar arasında Türkiye’nin önde gelen holdingleri de yer aldı. Çalık Holding, Doğan Holding, Koç Holding ve Zorlu Holding ilk dikkat çeken kuruluşlar.
Sadece kuruluş bazında değil önemli isimler de sızdırılan belgelerde yer aldı. Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği’nden (TÜSİAD) isimler, futbol kulüplerinin eski başkanları, ICIJ’in veri tabanında bulunuyor.
Uluslararası Araştırmacı Gazetecilik Konsorsiyumu’nun Başkan Yardımcısı, belgelerin bugün açıklanmasından önce Amerika’nın Sesi’nin sorularını yanıtladı. Marina Walker Guavera, Türkiye üzerinde hala çalıştıklarını söyledi. Guavera, “Daha Türkiye ile ilgili haberler yayınlamış değiliz ama meslektaşlarımız sıkı çalışıyor. Gelecek haftalarda Türkiye ile ilgili haberler göreceksiniz” dedi.
Türkiye’de birlikte çalıştıkları isimleri şu noktada açıklamadıklarına dikkat çeken Guavera bunun nedenini “Çünkü araştırmalarını özgürce ve rahatça sürdürebilmeleri için ortaklarımızı korumak istiyoruz. Eğer kim olduklarını açıklarsak büyük ihtimalle çok çeşitli baskılara maruz kalabilirler. Bir yandan da Türkiye dışından meslektaşları onlara destek veriyor. Türkiye verileriyle çok ilgililer, o nedenle birlikte çalışıyorlar,” sözleriyle açıkladı.
Panama belgelerindeki faaliyetler, hepsinin yasadışı olduğu anlamına gelmiyor ancak gerçek sahiplerinin kimliklerini gizleyen binlerce şirketin, vergi kaçakçılığının izlenmesini zorlaştırdığı da bir gerçek.

16 Haziran 2011, Perşembe

Ekonomik krizle boğuşan Yunanistan'da günlerdir süren protestoların ardından Yunanistan Başbakanı George Papandreu halkın karşısına çıktı. Yunanistan Devlet Televizyonu'ndan halka seslenen Papandreu görevine devam edeceğini ancak kabinesinde değişikliklere gideceğini söyledi. Yeni oluşturacağı kabineyi parlementoda güvenoyuna sunacağını da açıklayan Papandreu Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Avrupa Birliği (AB)'nin istediği kemer sıkma politikalarına destek bulmayı umuyor. Zira kendi partisinde de bütçe kesintilerine karşı oy vermeyi düşünen üyeler olması Papandreu'nun bu kararı almasında etkili olduğu belirtiliyor.
Ekonomik krizin ağır darbe vurduğu Yunanistan'da bugünkü eylemlerde 30 kişinin yaralandığı açıklandı. Yunanistan'da günlerdir süren eylemlerin sebebi ise ekonomik kriz karşısında alınan sert önlemler. Bu önlemler temel olarak vergi artırımı, maaşlardan kesintiler ve özelleştirmeleri kapsıyor. Yunanistan'ın 2012-2015 arasında 40 milyar dolarlık bir tasarruf yapması öngörülüyor. Eğer bu önlemler alınmazsa Avrupa Birliği ve IMF'nin oluşturduğu yardım paketinin onay almasının zor olduğu belirtiliyor.

Yunanistan tasarruf paketini açıkladı - 19 Kasım 2011
Almanya, Yunanistan'a yardım paketini onayladı - 10 Mayıs 2010
Yunanistan'da göstericilerle polis arasında çatışma çıktı: 3 ölü - 5 Mayıs 2010

((Türkçe))  "Yunanistan çıkışı yeni kabinede arıyor" BBC Türkçe, 16 Haziran 2011
((Türkçe))  "Papandreu hamlesini yaptı: Devam" NTVMSNBC, 16 Haziran 2011

18 Nisan 2010, Pazar

Papua Yeni Gine'de yerel saatle sabah saat 9:15'te (23:15 UTC) 6.3 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Depremin merkezi Lae'nin 30 kilometre doğusunda ve başkent Port Moresby'nin 300 kilometre kuzeyindeydi. Derinliği 66.2 kilometreydi.
Pasifik Tsunami Uyarı Merkezi depremle ilgili herhangi bir uyarı yapmadı. Papua Yeni Gine Ulusal Felaket Merkezi'nden yetkililer herhangi bir binanın zarar görmediğini; fakat depremin Lae'deki insanlar tarafından hissedildiğini söyledi.

((en))  "6.3 Eastern New Guinea Reg, Papua New Guinea" USGS, 17 Nisan 2010
((en))  "6.3-magnitude quake strikes Papua New Guinea" CNN, 18 Nisan 2010
((en))  "6.3-magnitude quake hits Papua New Guinea" Xinhua News, 18 Nisan 2010
((en))  "6.3 quake strikes Papua New Guinea" NZ Herald News, 18 Nisan 2010

30 Nisan 2017, Pazar

Alternatif Ankara hayatının sesi olmak için yola çıkan Lavarla ve Kakule Kahve’nin ortaklığında üçüncü kez takas pazarı yapıldı. Kullanmadıkları eşyaları getirerek ihtiyaç duydukları eşyalar ile takas eden Ankaralılar, takas pazarı sayesinde yeni dostluklar edinirken müzikler eşliğinde dans ederek de stres attı.
Ankara’daki alternatif hayatı duyurmak için çalıştıklarını ve ekip olarak da düzenledikleri etkinlikler ile bu hayata katıldıklarını anlatan Lavarla ekibinden Seren, Kakule kafe ile üçüncü kez takas etkinliğini düzenlediklerini söyledi. Etkinliğin amacını ise satın alma kültürünü değiştirip ihtiyaç duyulmayan eşyaları ihtiyaç duyulan eşyalarla takas ederek tüketim çılgınlığını azaltmak olarak özetleyen Seren, “Ben aslında eşyalarımı vermeye getirdim, karşılığında bir şey de istemiyorum. Çünkü evimizde çok fazla şey biriktiriyoruz. Bazı arkadaşlar getirdikleri eşyaları burada bırakıyorlar ve biz de bunları Kakule’nin sahiplerinin aracılığıyla ihtiyacı olan kişilere iletiyoruz” şeklinde konuştu.
Artık etkinliğin müdavimlerinin oluştuğunu, etkinliğe gelen insanların sohbet edip birbirine değdiğini anlatan Seren, takas kültürünü yaşattıkları bu etkinlikte paranın geçmediğini söyledi. Yoldan geçerken merak edip gelen insanların da olduğunu, kentte yaşamanın da yürürken birtakım etkinliklere denk gelmek olması gerektiğini sözlerine ekleyen Seren, “Biz de bu anlamda Ankara’nın kent kültürüne katkıda bulunduğumuzu düşünüyoruz” dedi.

17 Temmuz 2009, Cuma

Tubitak UEKAE (Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Araştırma Enstitüsü) tarafından geliştirilen Linux dağıtımı Pardus'un 2009 sürümü yayınlandı. Yeni sürümle beraber iki kat daha hızlı kurulan sistem, yaklaşık 15 dakikada kuruluyor. Geleneksel bir bilgisayar kullanıcısının ihtiyaçlarını karşılayacak programlar da işletim sistemiyle beraber geliyor. Pardus 2009, Pardus'un dördüncü ana sürümü. Pardus 2009'un Türkçe ve İngilizce dillerinin yer aldığı sürümünün yanında farklı dillerin de yer aldığı "International" sürümü de mevcut. Her iki sürüm de tek bir CD boyutunda.
Açık kaynak olarak yayınlanan Pardus işletim sistemi, ücretsiz olarak kurulabiliyor. Sistem varsayılan olarak KDE masaüstünü kullanıyor. Özgür kaynak yazılımların yanısıra Pardus'a özgü, "Çomar", "Pisi", "Tasma" ve "Kaptan" gibi uygulamalar yer alıyor. Şu ana kadar Türkiye'deki bazı kamu kuruluşlarıyla, bazı üniversitelerde Pardus kullanılıyor.
Pardus 2009, http://www.pardus.org.tr adresinden indirilebiliyor.

((tr))  "Pardus 2009 kullanıcılarla buluştu" NTVMSNBC, 17 Temmuz 2009
((tr))  "Pardus'un son sürümü çıktı" CNNTürk, 17 Temmuz 2009

12 Temmuz 2019, Cuma
Son dönemin başarılı sanatçısı Pial Hüseyin Türkmen performansıyla göz doldurmaya devam ediyor. İsveç’te yaşayan Türk sanatçı Pial Hüseyin Türkmen Söz ve Müziği Çetin Tazeler’e ait “Kör Makas” adlı şarkısına klip çekti.  Sosyal medyada büyük beğeni toplayan ‘Kör Makas’ sözleri ile kısa sürede herkesin diline dolanmayı başardı. Dünyaca ünlü sanatçı Paris Hilton sanatçı Türkmen’i yakın markaja alarak Türkmen’in klip çekimlerinde paylaştığı bir fotoğrafı beğenerek kalp emojisiyle yorumlar atarak beğenisini gösterdi. Pial Hüseyin Türkmen piyasaya şöhret ismi ‘Pial’ olarak,  19 Temmuz’da, aşk olsun yar şarkısıyla sevenleriyle buluşacak. Paris Hilton aynı zamanda Çetin Tazeler’in de yakın arkadaşı olarak biliniyor.  Önce Vatan Gazetesi
Kaynak: 

  "Pial Hüseyin Türkmen:Paris Hilton'dan 'Kör Makas' yarasına jet dikiş" Önce Vatan Gazetesi, 12 Temmuz 2019

Paris'in farklı noktalarında düzenlenen silahlı ve bombalı saldırılarda en az 120 kişi hayatını kaybetti.
Saldırıların olduğu yerler:
Bataclan konser salonu, Voltaire Bulvarı 50 numara, 11. Bölge - silahlı saldırı, rehine krizi. Rock konseri sırasında konser salonuna giren saldırganlar yaklaşık 100 kişiyi rehin aldı. Bataclan'da en az 80 kişinin öldürüldüğü belirtiliyor.
Le Carillon Barı ve Le Petit Cambodge lokantası, Alibert sokağı 18 ve 20 numaralar, 10. Bölge - silahlı saldırı
La Belle Equipe cafe, Charonne sokağı 92 numara, 11. Bölge - silahlı saldırı
Stade de France yakınları, Paris'in hemen kuzeyindeki St Denis'te - Stadda Fransa-Almanya maçı sürerken yakınlarda intihar saldırısı düzenlendiği bildirildi.

08:30
Fransa medyasında 'Dehşet' ve 'Paris'te vahşet' manşetleri
Le Monde Histoire Twitter hesabından bugünkü gazetelerin birinci sayfaları paylaşıldı:
Liberation: Paris'te vahşet
L'Equipe: Dehşet
Aujourd'hui: Paris'te terörist katliamı
L'Ardennais: Paris'in ortasında vahşet
Le Figaro: Paris'in ortası savaş yeri
La Voix du Nord: Paris'te dehşet
Nice.Matin: Dehşet
Le Parisien: Bu sefer savaş

08:42
Hollande: Merhametsiz olacağız
Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande, dün akşam en çok can kaybının yaşandığı Bataclan konser salonunun önünde konuştu:
"Burada bu korkunç olayı yaşayanlarla birlikte olmak istedik. Mücadeleye devam edeceğimizi ve bu mücadelenin merhametsiz olacağını söylemek istedik. Çünkü bu katliamları gerçekleştiren teröristlerin kararlı bir Fransa ile karşı karşıya olduklarını bilmesi gerek."

08:42
Sınır giriş - çıkışları sürüyor
Cumhurbaşkanı François Hollande dün akşam ülke sınırlarının kapatıldığını ve olağanüstü hal ilan edildiğini açıklamıştı.
Ancak sabahın erken saatlerinde Fransa sınırlarından giriş - çıkışların devam ettiği belirtildi.
Guardian gazetesi, uçak seferlerinin de devam ettiğini belirtiyor ve "Güvenlik önlemleri artırılmış durumda" diyor.
Fransa'ya tren seferlerinde de bir aksama yok.
Fransız emniyeti tüm saldırganların öldüğünü açıkladı. Ancak saldırılarla bağlantılı olabilecek kişileri arama çalışmalarının sürdüğü de belirtiliyor.

09:02
Görgü tanığı: Rastgele ateş açıyorlardı
BBC'ye bilgi veren Paris saldırılarının görgü tanığı, olayları evinin penceresinden gördüğünü ifade etti:
"Pencereye koştuğumda sokağın ortasında elinde kalaşnikof olan bir adam gördüm. Bir Köşeye siper alıp rastgele ateşaömaya başladı. Sonra bir araba hızla yanına yanaştı, silahlı kişi arabaya binip uzaklaştı. İnsanların birer birer yere düşüşünü gördüm. Daha sonra polisi aradım. Aşağı indiğimde taranan barda en az 4-5 ölü olduğunu fark ettim."

09:06
'Paris için barış'ı binlerce kişi paylaştı
@jean_jullien Twitter hesabından paylaşılan Eyfel kulesiyle çizilmiş barış sembolü Twitter'da onbinlerce kişi tarafından paylaşılıyor.

09:08
Ruhani Fransa ziyaretini iptal etti
İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin gelecek hafta İtalya ve Fransa'yı ziyaret etmesi planlanıyordu. Saldırıların ardından İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, Cumhurbaşkanı'nın Avrupa programının iptal edildiğini açıkladı.

09:28
Görgü tanığı: Saldırgan profesyönel asker gibiydi
Guardian gazetesine yaşananları aktaran 43 yaşındaki psikoterapist Mark Colclough, silahlı saldırganın siyah askeri kıyafetler giymiş birisi olduğunu ve elindeki uzun namlulu tüfeği kullanmayı bildiğini söylüyor:
"Nian alma pozisyonunda duruyordu. Sağ bacağı önde, sol bacağı arkada, sol omuzunun üzerinden nişan alıyordu.
"Tüfeğin dipçiğini sol omzuna yaslamıştı. Solak olduğunu sanıyorum.
"Üzerindeki tüm kıyafetler siyah tonlarındaydı ve askeri kıyafetlere benziyordu.
"Özel harekat askerleri gibi gözüküyordu.
"Tetiği kısa aralıklarla basarak her seferinde 3'er 4'er mermi ateşliyordu.
"Tamemen hedef seçerek ateş açan profesyönel bir asker gibiydi.
"Lokantada oturan 3 - 4 kişiyi öldürdü. Oturdukları sandalyelerden düşüşlerini gördüm."

22 Ocak 2011, Cumartesi
Parkinson hastalığına çare bulmak amacıyla yapılan yeni bir araştırma, hastalardaki biyolojik izlere dayanarak hastalığın belirtileri başlamadan önce tedavi edilmesi üzerinde yoğunlaşıyor. Araştırmanın en büyük destekçisi, genç yaşta bu hastalığa yakalanan aktör Michael J. Fox. Fox, Parkinson’a çare bulunması için 40 milyon dolar bağışta bulunacağını açıkladı.  
Parkinson’un şu anki klinik teşhisi gözle görülür titreme ve kasların sertleşmesi olarak bilinir. Ancak araştırmacılar daha kapsamlı bir tanı gerektiği konusunda görüş birliği içinde. Georgetown Üniversitesi Hastanesi’nden Doktor Fernando Pagan, Ulusal Parkinson Vakfı’nın da başkanı. Pagan, “Sadece 1817’den beri bilinen motor semptomları değil, gözle görülmeyen semptomları da anlamaya çalışıyoruz,” diyor.
Doktor Pagan ve diğer araştırmacılar çevresel ve genetik faktörlerin  teşhis ve tedavi için ip ucu verebileceği görüşünde. Araştırmacılar birçok Parkinson hastasında bulunan  bir biyolojik iz ya da gen arıyor. Dr. Pagan şöyle konuşuyor: “Bulduğumuz en önemli gen LRKK2 geni. Bu geni çözebilirsek bir tedavi yöntemi bulmamız mümkün olabilir.
Doktor Pagan,Kuzey Afrika ve Arap ülkelerinden Parkinson hastalarının yaklaşık yüzde 40’ında bu genin bulunduğunu söylüyor. Aynı gen musevi kökenli hastaların yüzde 14’ünde de var. Doktor Pagan LRKK2 geninin  erken teşhiste işe yarayabileceğini, ancak bunun tam bir tedavi anlamına gelmediğini söylüyor. Çünkü Parkinson hastalığının birçok çeşidi var.
Şu anda doktorların yapabileceği tek şey sürekli kötüleşen semptomları tedavi etmek. Tedavi yöntemleriyle ilgili bir çok klinik deney gerçekleştiren Doktor Pagan, “Tüm deneyler tedavinin, hiç tedavi uygulanmamasından daha iyi olduğunu gösterdi. Erken tedaviye başlayan hastalarda hastalığın ilerlemesi yavaş oluyor.  Parkinson’u erken tedavi etmeye başlamak hastalığın şiddetini azaltıyor,” diye konuşuyor.
Araştırmacılara göre, Parkinson hastalığı Alzheimer’den sonra ikinci en yaygın dejeneratif nörolojik hastalık. Dünyada yaklaşık 10 milyon Parkinson hastası bulunuyor.

6 Şubat 2013, Çarşamba

Pasifik Okyanusu'un güneyinde bulunan Solomon Adaları'nın açıklarında 8,0 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Depremin merkezinin Makira Ulawa vilayetinin başkenti Kirakira'nın 340 kilometre doğusu olduğu ve yerin 5 kilometre derinliğinde meydana geldiği Amerikan Jeolojik Araştırmalar Merkezi tarafından açıklandı. Hawaii'de bulunan Pasifik Tsunami Uyarı Merkezi; Solomon Adaları, Vanuatu, Nauru, Papua Yeni Gine, Tuvalu, New Caledonia, Kosrae, Fiji ve Kiribati için tsunami alarmı vermişti. 

Depremden sonra meydana gelen tsunami yaklaşık 1,5 metre boylarında dalgalar oluşturdu. Santa Cruz Adası ve Solomon Adalarının sahillerine vuran dalgalardan 4 köyün etkilendiği, köylerde bulunan 50 kadar evde hasar oluştuğu, deprem nedeniyle ölen ve yaralanan kimsenin bulunmadığı, tsunami nedeniyle şu ana kadar 4 kişinin öldüğünün tespit edildiği açıklandı. Tsunaminin geçmesinin ardından uyarı kaldırıldı. Ölü sayısında değişiklikler olabileceği kaydediliyor. Olay nedeniyle yaralananların tedavilerine ise çevrede bulunan sağlık kuruluşlarında devam ediliyor. 200'den fazla adadan oluşan Solomon Adaları devletinde 552 bin kişi yaşıyor. Solomon Adaları, "Pasifik ateş çemberi" deprem ve volkan kuşağında yer alıyor.  

Lata kentini vuran tsunaminin oluşturduğu dalgaların kentin 500 metre kadar içine doğru ilerlediği belirtildi. Tsunaminin Japonya'ya etki etmeyeceği düşünüldüğünden dolayı, yalnızca Okinava için tsunami uyarısı verildiği bildirildi. Deprem meydana gelen Pasifik Okyanusu'nda ise artçı depremler meydana gelmeye devam ediyor. Gerçekeşen en büyük artçı depremin 6.5 şiddetinde olduğu açıklandı. 

2007 yılında Pasifik'te yaşanan Tsunamide 50 kişi yaşamını yitirmiş ve pek çok yerleşim yeri kullanılamaz duruma gelmişti. 

((Türkçe))  "Pasifik'te tsunami" stargazete, 6 Şubat 2013
((Türkçe))  "Pasifik'te büyük deprem sonrası tsunami: 4 ölü" mynet, 6 Şubat 2013
((Türkçe))  "Pasifik'te Deprem ve Tsunami Felaketi" haberler, 6 Şubat 2013
((Türkçe))  "Okyanusta 8.0 şiddetinde deprem!" gazetevatan, 6 Şubat 2013
((Türkçe))  "Pasifik’te 8,0 büyüklüğünde deprem" milliyet, 6 Şubat 2013
((Türkçe))  "En az 4 köy haritadan silindi" samanyoluhaber, 6 Şubat 2013

8 Nisan 2020, Çarşamba

Yeni tip koranavirüs salgını havacılık sektörünü derinden etkiledi. Yerli ve yabacı havayolları uçuşların askıya alınmasından dolayı zor günler geçiriyor. Bu sebeple havayolları virüsün etkilerinden kurtulmak için yol haritalarını belirliyor. Pegasus Hava Yolları Genel Müdürü Mehmet Tevfik Nane, bu süreçte aldıkları kararları ve havacılık sektörünün bu süreci nasıl atlatabileceğini Demirören Haber Ajansı’na anlattı. DHA internet sitesinde yer alan habere göre şirket 7 Nisan'da süreçle ilgili Genel Kurul toplantısı yaptı.
Genel Kurul toplantısında 2019 yılında elde edilen kârın tamamen öz kaynağa aktarılması, yedeklerimize aktarılması ve dağıtılmaması kararı alındı. 2006 yılından bu yana bakıldığında şirketin dağıtılmamış kâr miktarı 1.4 milyar TL ya da dolar cinsinden yaklaşık 340 milyon dolar. Şirketin 2019 kârı toplamda yaklaşık 14 yıllık kârının toplamına eşdeğer bir kâr. 2019 yılında şirket 1.3 milyar TL kâr açıklamıştı. Hissedarlarla beraber alınan kararda bu kârın da şirketin öz kaynaklarının güçlendirilmesi için olağanüstü yedeklerle yer alması için karar verildi. Yani bu yıl Pegasus temettü dağıtımı yapmayacak. Şirket yöneticileri temel amaçlarının da öz kaynaklarının güçlenmesi ve bu günleri güçlenerek hep birlikte atlatmaları olduğubu açıkladı.

((Türkçe))  "Pegasus koronavirüse karşı yol haritasını açıkladı" DHA, 08.04.2020

[[Kategori:Koronavirüs

29 Mart 2018, Perşembe
Arabasında söylediği İbrahim Tatlısesin Yıkılmışım Ben' parçasını videoya çekip arkadaşına gönderen ve arkadaşının bu videoyu sosyal medyada paylaşması üzerine Kerküklü Ses Sanatçısı Pial Hüseyin Türkmen'in hayatı değişti. Türkmen'in videonun sosyal medyada binlerce beğeni ve tıklama alması müzik yapımcılarını dikkatini çekti. Videonun TRT Müzik Yapım Yönetmeni Mürşit Arslan ile tanışmasına vesile olduğunu aktaran Türkmen, hayatı ve müzik çalışmaları hakkında bilgiler verdi. Türkmen ayrıca İsveç üzerinden Eurovision'a katılmak istediğini söyledi.
Kerkük'ten 25 sene önce göç ettiğini belirten Pial Hüseyin Türkmen, O zaman Irak'ta savaş vardı. Biz de günlerce ve haftalarca yürüyerek Kerkük'ten ayrıldık, göç ettik. Önce Iran tarafına gittim. Oradan da Türkiye'ye geldim. 6 sene Türkiye'de kaldım. Bir çok zor işte çalışarak ayakta kalmaya çalıştım. Daha sonra İsveç'e göç ettim. 16 yıldır İsveç'te yaşıyorum. Gerçek gurbetçilik ve zorluk İsveç'te başladı.
Çünkü Türkiye'de o kadar yabancılık hissetmemiştim. Türkiye ezanıyla, diliyle, her şeyiyle kendi ülkemiz gibi” dedi.
Çektiği videonun sosyal medyada nasıl yayıldığı konusunda açıklama yapan Türkmen, Arabada, İbrahim Tatlıses'in 'Yıkılmışın Ben' parçasına çektiğim videoyu arkadaşımla paylaştım. Ona WhatsApp üzerinden göndermiştim. O da internette paylaşmış. Daha sonra bir baktım insanlar beni sosyal medya üzerinden takibe başladı.
Şarkılarım tıklanmaya ve dinlenmeye başladı.
Daha sonra benden şarkı istediler. Tabii önce bir garip oldum. Arkadaşıma neden böyle yaptın, neden paylaştın diye sitem ettim. Açıkçası benim böyle bir amacım yoktu. Bu duruma vesile olacağını bilmiyordum. Tamamen tesadüf oldu şeklinde konuştu.
Sosyal medyada çok miktarda izlenmem, TRT Müzik Yapım Yönetmeni Mürşit Arslan ile tanışmama vesile oldu diyen Türkmen, Böylece Türkiye'ye geldik, albüm yapmaya karar verdik ve birlikte çalıştık. Beni Türkiye'nin ünlü sanatçılarıyla tanıştırdı. Biri Selami Şahin diğeri ise Ahmet Selçuk İlkan. Daha sonra stüdyoya gittik, Özcan Şenyaylar ile müzik çalışması yaptık. Albümümüz hazır oldu. Albüm 4 parçadan oluşuyor, bir tanesi remix. 2 tanesinin söz ve müziği bana ait. Hem söz yazıyorum hem de müzik yazıyorum. Albüm bittikten sonra klip çalışmalarına girdik. İsveç'te bir klip çekmiştim, ikinci klibi Türkiye'de çekmiştim. İkinci klip kendi şarkım, söz müziği bana ait olan 'Ne Gereği Var' isimli parça. İsveç'te çektiğim klip; İsveç'te güzel manzara eşliğinde 'Yıllarım Gitti' parçası diye konuştu.
Hedefim; İsveç üzerinden Eurovision'a katılmak
Gelecek için hedeflerini açıklayan Türkmen, İnsanlardan güzel tepki alınca ilerisi için şunu düşündüm: İsveç üzerinden Eurovision'a katılmak. Alt yapılarını hazırlamaya başladım. Müzik tamamen hazır, müzik bana ait sadece çalınması gerekiyor. Sözleri İngilizce olacak. Böyle bir şans ya da imkan olursa benim için yeni ve artı bir şey olur. Arabesk, fantezi ve pop müziği okuyabiliyorum. Her dilden ve her telden çalabildiğim için bana zor gelmiyor açıklamalarında bulundu.
Kaynak : İHA

  "Pial Hüseyin Türkmen: Yıkılmışım dedi, şöhreti yakaladı" TürkiyeGazetesi, 29 Mart 2018
  "Pial Hüseyin Türkmen:Kerkük'ten göç etti, sosyal medyada hayatı değişti" İHA, 29 Mart 2018

4 Haziran 2011, Cumartesi

İngiliz müzik grubu Take That'in sekizinci konser turnesi Progress Live, Sunderland'deki Stadium of Light stadında başladı. Turnenin biletleri 24 saat içinde bir milyon satmıştı. Ve efsane isim Michael Jackson'ın planlanan This Is It konserlerinin önüne geçerek Birleşik Krallık'ın en büyük turnesi olmuştu.
Başlangıcı yapılan turnenin Sunderland'deki konserini  54 bin kişi izledi. 29 konserlik olacak bu turnenin başlangıcında grup klasikleşmiş şarkılarını seslendirdi. Ayrıca Williams, grubun diğer üyeleriyle anlaşarak konserlerde kendi hit şarkılarından 5 tanesini seslendirme imkanı buldu. Konserin en dikkat çekici yanlarından biri ise sahnenin ortasında yer alan dev robottu. Grup üyeleri 12 metrelik bu robotoun üstünde ve ellerinin içinde de şarkı söyledi. Konser, sigara içen dev kırkayak ve dansçıların gösterileri ile bir sirk havası kazandı.
Progress Live turnesi sıradaki Manchester ayağıyla 3-12 Haziran arası devam edecek. Daha sonra ise Cardiff şehrine geçecek. Grubun, Birleşik Krallık'ı ve bazı Avrupa ülkelerini dolaşması planlanıyor. Ve 23 Temmuz 2011'de, Münih'teki Münih Olimpiyat Stadyumunda sona erecek.

((Türkçe))  "Take That’ten Robbie çıktı" Hürriyet, 29 Mayıs 2011
((İngilizce))  "Progress Live" Vikipedi, 4 Haziran 2011

18 Haziran 2009, Perşembe

Türkiye Cumhuriyeti Radyo Televizyon Üst Kurulu, üye Mehmet Dadak kamuoyunda Ergenekon olarak bilinen dava dosyasına giren telefon görüşmesi üzerine toplandı.
Mehmet Dadak'a, 12 Nisan 2008 tarihinde Tuncay Özkan ile yaptığı telefon görüşmesinde Kurul toplantısında görüşülenleri dışarı sızdırmış olduğu kendisi dışındaki RTÜK üyeleri ve bir daire başkanı hakkında ayrı ayrı kişilik haklarını zedeleyecek ağır hakaretlerde bulunduğu ve tarafsızlığını yitirdiği suçlamalarında bulunuldu. Toplantı sonucunda Mehmet Dadak'a kınama cezası verildi. Dadak ayrıca sözlerinden dolayı kurul üyelerinden özür diledi.
Kararı açıklayan başkan Aykut Zahid Akman basın mensuplarının Deniz Feneri soruşturması hakkındaki sorularını da yanıtladı.

((tr))  "RTÜK'ten CHP'li üye Dadak'a kınama geldi" CNN Türk, 18 Haziran 2009
((tr))  "Ergenekon samimiyeti" Star gazetesi, 18 Haziran 2009

10 Eylül 2010, CumaRahip Terry Jones, 11 Eylül saldırılarının yapıldığı alana cami inşa etmeyi planlayan imamla bir uzlaşmaya vardıklarını açıkladı
11 Eylül günü Florida eyaletinde Kuran’ın kopyalarını yakmayı planlayan rahip eyleminden vazgeçtiğini söyledi.
Rahip Terry Jones, New York’ta 11 Eylül terör saldırılarının yapıldığı alana cami inşa etmeyi planlayan imamla bir uzlaşmaya vardıklarını, caminin bu alana yapılmaması karşılığında kendinsin Kuran yakma eyleminden vazgeçtiğini açıkladı.
Jones, Cumartesi günü New York’a gideceğini ve imam Faysal Abdül Rauf’la görüşeceğini söyledi. Ancak New York'taki cami planını yapan yetkililer böyle bir uzlaşmaya varılmadığını söyledi.
Yaklaşık 50 kişilik bir cemaati olan rahip Terry Jones, bu eylemle radikal İslam’ı protesto etmeyi amaçladığını söylüyordu. Amerikalı yetkililer Jones’un eyleminin İslam dünyasında büyük tepki göreceği için kaygılıydı.
Başkan Barack Obama, Kuran yakma planına karşı çıkarak bunun el Kaide’ye yarayacağını söyledi. Obama, Kuran yakmanın, El Kaide’ye yeni militanları kendi saflarına katmak için fırsat sunacağını vurguladı.
Obama, Amerikan ABC Televizyonuna verdiği demeçte Florida’da rahibin Afganistan gibi ülkelerde görev yapan Amerikan askerlerinin hayatını tehlikeye attığını da belirtti. Bu tür eylemleri ‘yıkıcı’ olarak tanımlayan Obama, bununla birlikte, Amerikan anayasasının, her türlü ifade özgürlüğünü güvence altına aldığını hatırlattı.
Dünyanın en büyük Müslüman ülkesi Endonezya da Kuran’ın yakılmaması için Başkan Barack Obama’nın kişisel müdahalede bulunmasını istedi. Endonezya Devlet Başkanı Susilo Bambang Yudhoyono bu konudaki isteğini bir mektupla Başkan Barack Obama’ya iletti.
Dünyanın dört bir yanında dini ve siyasi liderler Florida’da radikal bir Hristiyan grubun, 11 Eylül saldırılarının yıldönümünde Kur’an yakma planını kınadı.
Almanya Başbakanı Angela Merkel, hoşgörü ve özgürlüğün son derece önemli değerler olduğunu, ancak kökten dinci bir rahibin Kur’an’ı yakmak istemesinin saygısızlık olduğunu söyledi. Merkel, planı ‚mide bulandırıcı ve yanlış’ buluyorum şeklinde konuştu.
Fransa ve İngiltere de Kuran yakma eylemine karşı çıktı.

21 Ağustos 2009, Cuma

İslam dinince kutsal sayılan Ramazan ayı bugün başlıyor. 33 yıl aradan sonra ilk kez ağustos ayına denk gelen bu Ramazan ayında, Müslümanlar imsak ve akşam vakitleri arasında oruç tutacak. Tutulan orucun süresi, Ramazan'ın ilk günlerinde kimi yerlerde 15 saati aşacak.
Türkiye Cumhuriyeti Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, konuyla ilgili bir bilgilendirme toplantısı düzenledi ve "İslam aleminin Ramazan ayını en iyi şekilde değerlendirmesi" dileğinde bulundu. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Barack Hüseyin Obama ise yayımladığı mesajda "Ülkemizin elli eyaletinde yaşayan Müslüman toplumlar da dahil olmak üzere Amerikan halkı adına, Amerika ve dünyanın her tarafındaki Müslümanlara en iyi dileklerimi sunuyorum." diyerek, tüm Müslümanların Ramazan'ını kutladı.

((tr))  "Başkan'ın Ramazan Mesajı" Beyaz Saray, 21 Ağustos 2009
((tr))  "11 ayın sultanı Ramazan başlıyor" CNN Türk, 20 Ağustos 2009
((tr))  "Ramazan Başlıyor" TRT, 20 Ağustos 2009

13 Temmuz 2011, Çarşamba

NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen, Kaddafi kuvvetleri sivil halkı tehdit ettiği sürece Libya'ya hava saldırılarının devam edeceğini açıkladı.
Rasmussen bu açıklamayı Brüksel’de Mahmut Cibril başkanlığında bir Libyalı isyancı heyetiyle görüştükten sonra yaptı. Cibril, NATO Genel Sekreterine 5 aydır süren ayaklanma hakkında bilgi verdi. Rasmussen, Kaddafi’nin tüm meşruluğunu yitirdiğini ve siyasi çözüm çerçevesinde çekilmesi geremtiğini söyledi.
Bu arada Belçika, Lüksemburg ve Hollanda dışişleri bakanları isyancıları Libya halkının meşru temsilcisi odlarak tanıdıklarını açıkladı. Fransa Dışişleri Bakanı, Libya hükümet temsilcilerinin, Kaddafi’nin çekilmeye razı olduğunu söylediklerini bildirdi. Libya hükümet temsilcileriyle yapılan görüşmelerin resmi olmadığını söyleyen Alain Juppe, “Temsilciler Kaddafi’nin çekilmeye hazır olduğunu ve bu durumu görüşmek istediklerini söyledi,” diye konuştu. Juppe Libya lideri Kaddafi’nin her yere, Türkiye’ye, New York’a, Paris’e temsilciler gönderdiğini belirtti.
Öte yandan Amerikan İnsan Hakları Gözlem örgütü, Libyalı isyancıları ülkenin batısında hastaneleri ve evleri yağma etmek, Kaddafi yanlılarını dövmekle suçladı.

18 Ocak 2012, Çarşamba

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, binlerce kişinin katıldığı bir cenaze töreniyle Lefkoşa Cumhuriyet Parkı'na defnedildi. Ülkede hayat durdu, işyerleri, resmi kurumlar, okullar bir günlüğüne kapandı, halk Lefkoşa Surlariçi ve Cumhuriyet Parkı'na akın etti.
Cenazeye KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ve Başbakan İrsen Küçük'ün yanı sıra tören için ülkeye gelen Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve partinin üç eski genel başkanı katıldı. Türkiye eski başbakanı Bülent Ecevit'in eşi Rahşan Ecevit de katılanların arasındaydı. Cenazeye Afganistan, Bulgaristan, Katar, Makedonya, Gümülcine, Pakistan, Azerbaycan, Kosova, Kırım Özerk Cumhuriyeti'nden de temsilciler ve heyetler katıldı. Azerbaycan Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev ve Denktaş'ın müzakerelerdeki eski Kıbrıslı Rum meslektaşı Glafkos Klerides de çelenk gönderdi.
Sabahın erken saatlerinden başlayarak tören için kalabalık toplanmaya başladı. Denktaş'ın KKTC ve Türkiye bayraklarına sarılı cenazesi saat 11:15'te Cumhurbaşkanlığı'ndan çıkarıldı. Naaş, omuzlarda taşındıktan sonra alkışlarla birlikte top arabasına konuldu. Buradan binlerce kişinin eşliğinde cenaze namazı için Selimiye Camii'ne götürüldü. Cami kalabalığı sığmadı, binlerce kişi dışarıda kaldı. Daha sonra camiden çıkarılan Denktaş'ın naaşı, top arabasıyla yine binlerce kişinin eşliğinde Girne Kapısı'na götürüldü, burada cenaze arabasına geçirilen naaş Cumhuriyet Parkı'na doğru yola çıktı. Gül ve Erdoğan cenaze namazından sonra ülkeden ayrıldı.
Defin yeri olan Cumhuriyet Parkı'nda da büyük bir kalabalık toplanmıştı. Denktaş'ın cenazesi kalabalığın arasından geçerken yine alkışlandı, üzerine çiçekler atıldı. Kalabalıkta KKTC, Türk, Azerbaycan ve Irak Türkmen bayrakları açıldı. Naaş daha sonra dini törenle defnedildi. Mezara merhum oğlu Raif Denktaş'ın mezarından da toprak getirildi. Defin saatinden beridir mezara ziyaretçi akını devam ediyor.

  "Mahşeri kalabalık uğurladı" Kıbrıs Gazetesi, 18 Ocak 2011

20 Şubat 2010, Cumartesi

Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, 62 sanatçıyı Dolmabahçe'deki Başbakanlık çalışma ofisinde ağırladı.
Türk basınında Demokratik açılım olarak bahsedilen sürecin konuşuulduğu görüşmeye aralarında Emel Sayın, Orhan Gencebay, Yavuz Bingöl, Arif Sağ, Neşet Ertaş, Kıraç, Kubat, Kenan Doğulu, Funda Arar, Ferhat Göçer, İbrahim Tatlıses, Rojin, Özdemir Erdoğan ve Sertab Erener'in bulunduğu pek çok sanatçı katıldı. 
Konuşmasında sanat dünyasında yaşanan telif sorununa değinen Erdoğan, telif hakları ve korsanla mücadele için 2004 yılında bir yasa çıkardıklarını hatırlattı ve son yıllarda 5 binin üzerinde denetim yapıldığını ve 300 milyonu aşkın korsan materyalin ele geçirildiğini söyledi. Erdoğan yine de bunların yeterli olmadığını bazı alanlarda sıkıntıların devam ettiğini ve bu sorunları aşmak için çalışmaların devam ettiğini sözlerine ekledi.
Konuşmasını "demokratik açılım" konusuyla sürdüren Erdoğan, sanatçılara 'Elinizi taşın altına koyun' çağrısı yaptı. Erdoğan ayrıca, Orhan Gencebay'ın "Ben Topraktan Bir Canım" adlı şarkısından alıntılar da yaptı.
Davetli listesinde olan sanatçılardan Sezen Aksu, Edip Akbayram ve Sabahat Akkiraz toplantıya katılmadı.

Sanatçıların açıklamaları
Rojin, toplantıda başbakana polise taşa attığı için gözaltına alınan çocuklarla ilgili bir dosya verdiğini söyledi. Güneydoğuda bu nedenle 4000 çocuğun hapiste olduğunu vurgulayan Rojin, savaşın her faturasının çok büyük olduğunu ve bir an önce sona ermesi gerektiğini belirtti. 
Sanatçı Orhan Gencebay ise Bana göre açılım derken, başlıklar farklı olabilirdi. Cumhuriyetimizin başlangıcından beri temel prensiplerin uygulamalarıyla ilgili, eksik kalan uygulamaların açılımıyla ilgili olabilirdi. Keşke başından beri bunlar yapılsaydı da bu sorunlar olmazdı. Büyük bir devletimiz var bunların üstesinden geliriz evvel Allah dedi ve Erdoğan'ın toplantıda çok da şairane ifadelerde bulunduğunu, bütün sanatçıların ifade tarzını sevdiğini sözlerine ekledi. 
Türk Halk Müziği sanatçısı Arif Sağ, Umuyorum Başbakan bize içinde neler var, neler yok anlatır. Bu açılımın bir hükümet projesi değil, devlet projesi olduğunu söylüyorlar. Devletin ilk defa sanatçılarla bir meseleyi paylaşıyor olması enteresan ve sevindirici. Sanat penceresinden de görmek istiyorlar anladığım kadarıyla. Bazı eleştirilerim de olacak diye konuştu.

  "Erdoğan: Sanatçılar elini taşın altına koymalı" NTVMSNBC, 20 Şubat 2010
  "Sanatçılar başbakana ne söyledi?" NTVMSNBC, 20 Şubat 2010
  "Sanatçılardan demokratik açılıma tam destek" Zaman, 20 Şubat 2010
  "'Değişime omuz verin'" Radikal, 21 Şubat 2010
  "Sanatçılara açılımı anlattı, destek istedi" Zaman, 20 Şubat 2010

6 Aralık 2009, Pazar
Şahan Gökbakar'ın canlandırdığı en çok sevilen film karakterlerinden olan Recep İvedik filminin 3. serisi çok yakında sinemalara geliyor! 
12 Şubat 2009 tarihinde vizyona giren Recep İvedik 2 filminden sonra yapımcısı Şahan Gökbakar filmin üçüncü serisinin geleceğini ve filmin (Recep İvedik 3 filminin) yılbaşından sonra 12 Şubat 2010 tarihinde vizyona gireceğini duyurdu. Önümüzdeki 2 ay sonra vizyona girecek filmin konusu ise Serinin 3'üncüde bu kez Recep İvedik'in içine cin giriyor ve buna rağmen iyi insan olabilmek için mücadele veriyor. 
kaynak: Recep İvedik 3 filminin ilk uzun fragmanı bugün yayınlandı ve Recep İvedik hayranlarına filmin çekimlerinin şimdi devam edildiği duyuruldu. Filmin kurgusunu Erkan Özekan, yapımcısı ise Faruk Aksoy olacak. Recep İvedik 3 filminde Şahan Gökbakar, Zeynep Çamcı, Sevim Yatlılar, Mehmet Yumurtacı, Volkan Cal, Deniz Bozkurt, Murat Mahmutyazıcıoğlu, Oktay Dener, Vahdet Çeker, Mehmet Önder, Dilara Yüzer, Aslı Nişancı, Turgut Tunçalp, Fatma Edizer ve Başar Doğusoy oynayacakları duyuruldu.

Recep İvedik 3 geliyor - İşte serinin yeni filminin konusu - Medya Arar
Recep İvedik 3 geliyor - Gazetevatan
Recep İvedik 3 geliyor - Sabah
Recep İvedik 3 geliyor - Hürriyet
[1]

31 Mart 2017, Cuma

Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Candan, AK Parti hükümetleri döneminde cumhuriyetin simge binalarının yıkılmasından ve yeni yapılan yapıların mimari tarzından bir rejim değişikliğine gidildiğini okuduklarını söyledi.
ANKARA - Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, iktidarın ülkeyi rejim değişikliğine götürdüğünü mimari değişikliklerden okuyabildiklerini dile getirdi. AK Parti hükümetleri döneminde cumhuriyetin simgesel yapılarının yıkıldığını ve yeni inşa edilen okul, hükümet konağı, adalet sarayı gibi yapıların cephelerinin ise rejim değişikliğine doğru gidildiğinin mesajı olduğunu söyledi.
Candan, 16 Nisan’da yapılacak halk oylaması ile tek adam sisteminin ilk adımını atmak isteyen iktidarın amacının, cumhuriyetin modern mimarisinin terk edilerek medrese, külliye, saray mimarisine geçilmesi ile ortaya çıktığını ifade etti. “Bütün okumaları mekân üzerinden yapıyoruz ve bir rejim değişikliği ile karşı karşıya kaldığımızı görüyoruz” diyen Candan, bu nedenle referandumda ‘hayır’ denilmesi gerektiğini söyledi.
Candan, “Okul cephelerinin dönüştürülmesinin ardından medrese eğitimin geldiğini biliyoruz. Hükümet konağındaki değişiklikte, adliye saraylarının hepsinde bir kadılık sisteminin geleceğini, yargının tek elde toplanacağını biz bu binaların cephelerinden okuyabildik. Dolayısıyla bu bir rejim değişikliğidir. Binalar da bunun ipuçlarıdır. Rejimin yıkılmak istendiğini, cumhuriyetin simge mekanlarını yıkma politikalarından okuduk.  Hukukun mu iş makinelerinin mi güçlü olduğunu mekânsal ölçekte Türkiye’yi temsil etmesi gereken “Kaçak Saray”ın yapılması sürecinde gördük. Cumhuriyet’in kurucu ve simge değeri Atatürk Orman Çiftliği’nde, yürütme, yargı ve yasamadan kaçırılarak “Kaçak Saray”ın inşa edilmesi süreci kurulacak otoriter sistemin aynasıdır” dedi.
Ülkenin nefes alacak yerlerinin betonla doldurulduğunu belirten Candan, Cumhuriyet değerlerinin önemli mekanları olan ve bir bir yıkılan yapılara da dikkat çekerek, şöyle konuştu: “Türkiye Cumhuriyeti’nin bütün ideolojisinin yansıtan yapıların tamamını yıkmak istiyorlar. Ulaşım ana planı ile evimizin ya da arazimizin olduğu yerlerden rahatlıkla yol geçirebilecekler ve hakkımızı arayamayacağınız, hukuka başvuramayacağınız bir süreçle karşı karşıya kalacağız. Bütün kamusal değerler bir gecede ortadan kaldırılabilir. Varlık fonu bunun en önemli habercisidir.  Ülkeyi bir anda satışa çıkartabilirsiniz. Biz ülkenin satışının ve halkın ve parlamentosunun tasfiye edilerek bir kişiye verilmesini doğru bulmadığımız için ‘hayır’ diyeceğiz.”

23 Ekim 2011, Pazar 
Dünyaca ünlü İngiliz şarkıcı Robbie Williams çıkacak yeni albümü için uzun yıllardır birlikte çalıştığı EMI müzik şirketini seçmedi. Müzik şirketini değiştiren Williams'ın yeni seçimi Universal Müzik Grubu oldu. Albümün prodüktörlüğünü ise Williams'ın Take That grubundan arkadaşı Gary Barlow üstlenecek. Barlow, Paul McCartney ve John Lennon tarzı bir albüm yapmayı planlıyor. Williams albümün önümüzde sonbaharda çıkacağını belirtti.
Kısa süre önce solo albüm hazırlıkları için müzik grubu Take That'den tekrar ayrılan Williams, Take That ile tekrar birleşmesinden 10 milyon poundluk kazanç sağladı. Grubun çıkardığı Progress albümü sadece Birleşik Krallık'ta üç milyondan fazla satarken Williams'ın kariyerinin tekrar yükselişe geçmesine yardım etti. Williams, Take That grubundan tekrar ayrılmasına rağmen Take That'in kapıları Williams'a halen açık. 
Williams yeni anlaşması ve albümü hakkında şu sözleri söyledi; "Universal ailesine katıldığım için gerçekten büyük heyacan duyuyorum. Bunun kariyerimin en heyecan verici anı olduğunu düşünüyorum."
Universal Müzik Grubu İcra kurulu başkanı (CEO) Lucian Grainge bu duyuruyu yapmanın heyecan verici olduğunu belirtti. Grainge, Robbie'nin inanılmaz bir kariyeri olduğunu eklerken onunla ve takım arkadaşlarıyla çalışma fırsatından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Williams albüm için şarkı sözlerini yazma üzerine yoğun bir çalışma sürdürdüğünü belirtti. Aynı zamanda bazı ezgilerin iyi durumda olduğunu ve 30 parçanın göze çarptığını söyledi. 

((İngilizce)) Ben Todd ve Simon Duke "Robbie quits Take That £10m richer: Williams ditches EMI to join Universal for second solo career" Daily Mail, 22 Ekim 2011
((İngilizce))  "Robbie Williams says Take That to EMI and joins rival label Universal Music" dailyrecord.co.uk, 22 Ekim 2011
((İngilizce))  "Robbie Williams announces new solo album as he quits Take That again" guardian.co.uk,, 21 Ekim 2011

30 Kasım 2011, Çarşamba

İngiliz müzik grubu Take That'in geçtiğimiz yaz aylarında Avrupa genelinde Progress Live turnesini gerçekleştirdi. Grup üyelerinden Robbie Williams turne boyunca sahne dekoru olarak kullanılan Mr OM isimli robotu kendi için ayırmayı planlıyor. Williams'ın bu robotu Los Angeles'daki arka bahçesine koyacağı düşünülüyor.
Grup üyelerinden Jason Orange, Robbie'nin OM isimli robotu turne boyunca talep ettiğini ve onu bahçesine koymayı planladığını belirtti. Ayrıca bunun tipik bir Robbie Williams davranışı olduğunu söyledi.
Progress Live turnesinin bir diğer sahne dekoru The Big Man isimli robot ise bir hayır işi için 13.000 pounda açık artırmada satıldı. Grup üyelerinin yıllar sonra tekrar birleşerek gerçekleştirdiği Progress Live turnesi 1.800.000 civarında bilet satarak toplamda 185 milyon dolar civarında bir gişe hasılatı yakalamıştı.

((İngilizce)) Gordon Smart "Robbie Williams is taking his robot OM" thesun, 15 Kasım 2011
((İngilizce)) Lewis Corner "Robbie Williams to keep giant robot Om from Take That tour" imdb.com, 15 Kasım 2011

18 Temmuz 2011, Pazartesi 
İngiliz müzik grubu Take That, grup üyelerinden Robbie Williams'ın gıda zehirlenmesi ile hasta düşmesi üzerine Progress Live turnelerinin Danimarka ayağını iptal etti. Grup üyeleri yaptıkları duyuruda bunun zor bir karar olduğunu ama bu turnenin bir geri dönüş kutlaması olduğundan Williams olmadan sahneye çıkmanın yanlış olacağını belirttiler. Williams ise daha sonra yazdığı notta arkadaş diye hitap ettiği hayranlarının geçmiş olsun mesajları ve sevgisi için minnettar olduğunu dile getirdi. Tamamen iyileşmediğini ama çok daha iyi olduğu sözlerine ekledi.
37 yaşındaki Take That üyesi Robbie Williams bir konser sonrası 15 Temmuz 2011'de otelde yediği bozulmuş ıstakoz yüzünden zehirlendi. Bu zehirlenme üzerine grup Danimarka'nın Copenhagen şehrindeki Parken Stadı'nda düzenleyeceği konseri iptal etmek zorunda kaldı. Jason Orange ve Mark Owen hayranları hayal kırıklığına uğratmamak için konsere Williams olmadan devam etmek istedi. Lakin sigortadan dolayı gelen hayranların biz Williams'ı görmek istiyoruz diyerek bilet paralarını geri alma hakları buna engel oldu.
Tüm gece ve sabah boyunca şiddetli derece hasta olan Williams, sabah saat 11:00'da iyileşip konsere çıkabileceği umuduyla stadyumdaki giysi odasının değiştirilmesini istedi. Onu iki kez kontrole gelen doktorların yazdığı reçeteye rağmen, Williams saat 17:00 gibi istifra etmeye devam ediyordu. Bunun üzerine doktorlar onun sahneye çıkamayacağına karar verdi. Williams 17 Temmuz'da yayınladığı blog yazısı ile hastalığının geçmediğini ama şimdi çok daha iyi olduğunu söyledi. Ve hayranlarını hayal kırıklığına uğratmanın tüyler üpertici olduğu ve çok çok üzgün olduğunu belirtti.

((İngilizce)) Richard Henley Davis "Robbie Williams down in the dumps after cancelling show" The Economic Voice, 18 Temmuz 2011
((İngilizce))  "Take That Issue Statement Regarding Tonight's Cancelled Copenhagen Show" robbiewilliams.com, 16 Temmuz 2011
((İngilizce)) Robbie Williams ""THANK YOU FOR YOUR MESSAGES AND LOVE..."" robbiewilliams.com, 17 Temmuz 2011

29 Ağustos 2012, Çarşamba 

ABD'de kasım ayındaki seçimlerde, Cumhuriyetçi Parti'den adaylığına kesin gözüyle bakılan, eski Massachusetts valisi Mitt Romney'in başkan adaylığı resmiyet kazandı.
Demokratik Parti (ABD)'den aday seçilen ve halen ülkenin başkanı olan Barack Obama'nın karşısına, Cumhuriyetçi Parti'den, Mitt Romney'in çıkması tamamen kesinleşti.
Romney'in, partisinin başkan adayı olacağı, ön seçimlerde diğer aday adayların önüne geçmesi ve rakiplerinin yarıştan birer birer çekilmesiyle aslında mayıs ayında kesinleşmişti
Florida eyaletinin Tampa kentinde başlayan, Cumhuriyetçi Parti Genel Kongresi'nde, delegelerin oylarıyla seçimlerde aday olarak Mitt Romney gösterildi. ABD Temsilciler Meclisi üyesi Paul Ryan'ın da, kasım ayında yapılacak ABD başkanlık seçimlerinde Cumhuriyetçi Parti'nin başkan yardımcısı adayı olması resmileşti. Böylece kasım ayındaki seçimlerde Barack Obama'nın rakibi Mitt Romney olacak. 

((Türkçe))  "Romney resmen aday" TRT Haber, 29/08/2012
((Türkçe))  "Romney resmen aday" Haber 10, 29/08/2012
((Türkçe))  "Obama'ya resmen rakip!" Haber Türk, 29/08/2012

28 Kasım 2009, Cumartesi

Rusya'nın başkenti Moskova'dan St. Petersburg'a gitmek üzere yola çıkan yolcu trenine bombalı saldırı düzenlendi. Saldırıda 26 kişi hayatını kaybetti, 100 kişi yaralandı. Olay yerel saat ile 14.00'de (UTC: 11.00) meydana geldi. Patlamada 7 kilogram TNT'ye eşdeğer güçte bir bombanın kullanıldığı belirtildi. Bombanın trenin 200 kilometre/saat hızla gittiği sırada patlatıldığı öğrenildi.
Ayrıca trende bomba patlatıldıktan sonra yakınlarda ikinci bir bombanın daha patlatıldığı bildirildi. Rusya Demiryolları İdaresi Genel Müdürü Vladimir Yakunin ise Nevski ekspresinin raydan çıkmasına, bir bombanın patlamasının yol açtığına dair maddi deliller var şeklinde açıklama yaptı. Bunun yanısıra Rusya Federal İç Güvenlik Teşkilatı Başkanı Aleksandır Bortnikov trenin raydan çıkmasına bombanın yol açtığını söyledi.
Moskova - St. Petersburg seferini yapan Nevski ekspresinde 650 yolcu bulunuyordu.

((en))  "Russia train crash 'caused by bomb'" BBC, 28 Kasım 2009
((tr))  "Rusya'da trene bombalı saldırı: 39 ölü" CNNTürk, 28 Kasım 2009

10 Nisan 2010, Cumartesi

Katyn katliamının 70. yılı anma törenlerine katılmak için ülkesinden Rusya'ya doğru yola çıkan Polonya cumhurbaşkanı Lech Kaczyński ve beraberindekileri taşıyan uçak, varış havaalanına 300 metre kala düştü. 10 Nisan 2010 günü yerel saatle 10:56'da gerçekleşen kazada, uçak mürettebatı ve aralarında cumhurbaşkanı ile eşinin de bulunduğu yolcuların tümü yaşamını yitirdi. Ölenlerin sayısı tam belirlenemezken, çok sayıda siyasetçi ve bürokratın da uçakta olduğu bildirildi.
Polonya Hava Kuvvetleri'ne ait, 1990 yılından kalma Tupolev Tu-154M model uçağın düşüş nedeni kesinlik kazanmadı.
Polonya tarihinin en trajik kazalarından biri olan olay nedeniyle, ülkede bir hafta ulusal yas ilan edildi. Hükûmet sözcüsü, anayasa gereğince yakın bir zamanda cumhurbaşkanı seçimine gidileceğini açıkladı. Bu süreçte cumhurbaşkanlığını, meclis başkanı Bronisław Komorowski'nin vekâleten yürüteceği bildirildi.

((en))  "Polish President Lech Kaczynski dies in plane crash" BBC News, 10 Nisan 2010
((tr))  "Polonya lideri uçak kazasında öldü" Anadolu Ajansı, 10 Nisan 2010
((tr))  "Polonya liderinin uçağı düştü: 96 ölü" NTVMSNBC, 10 Nisan 2010

23 Aralık 2009, Çarşamba

Rusya'daki Sverdlovsk oblastında, Nijni Tagil kentindeki Estyuninski maden ocağında patlama yaşandı. İlk belirlemelere göre, ölen sayısı 6 idi. Ancak sayı şu an 8'e ulaşmış durumda olabileceği tahmin ediliyor. Yer altında kalan 126 kiş kurtalırken, 1'i hala kurtarılmış değil. Maden ocağı sahibi Evraz Grubu olduğu bilinirken, Evraz Grubunun Başkan Yardımcısı Aleksey Agureyev, soruşturmanın devam ettiğini belirrti. Rusya Acil Durum Bakanlığı Sverdlovsk bölge yetkilileri ise patlamanın sebebini patlayıcı madde taşınmasıyla ilgili kuralların ihlal edilmiş olabileceğine söylüyor. Patlamayla ilgili olarak, soruşturma komisyonu kuruldu.
Ayrıca aynı madende, Ocak ayında meydana gelen kazada yangın çıktığı ve 15 kişinin karbonmonoksit gazı zehirlenmesi nedeniyle hastaneye kaldırıldığı biliniyor.

((tr)) Cihan Haber Ajansı "Rusya'da maden ocağında patlama: 6 ölü" Samanyoluhaber.com, 23 Aralık 2009

12 Temmuz 2011, Salı
Rusya Devlet Başkanı Dmitri Medvedev, Volga Nehri'ndeki gemi faciasının ardından dün (11 Temmuz 2011) ulusal yas ilan etti.
Turist gemisinin batması sonucu 125’i aşkın kişinin öldüğü sanılıyor. 64 cesede ulaşabilen dalgıçlar, diğer kayıplardan umudu kesmiş durumda. Ölenlerin çoğu geminin kaza sırasında geminin oyun salonunda bulunan çocuklar.
Medvedev kazanın ardından soruşturma açılması emri verdi. Devlet başkanı, Bulgaria adlı gemiyi “Köhnemiş, paslı teneke.” diye tanımladı.
ABD Başkanı Barack Obama, Medvedev’i telefonla arayarak ölenler için taziyelerini bildirdi.
Yetkililer Bulgaria gemisinin 1955’te Çekoslovakya’da yapıldığını bildiriyor. Tataristan Cumhuriyeti’nin başkenti Kazan yakınlarında bir fırtına sırasında batan 120 kişi kapasiteli gemide, kaza sırasında 208 kişinin bulunduğuna dikkat çekildi.
Kazadan sağ kurtulan yolcular aşırı kalabalık geminin yana yattığını ve birkaç dakika içinde sulara gömüldüğünü belirtiyor.

Volga Nehri'nde batan gemiden umut kesildi

4 Aralık 2010, Cumartesi
Rusya’da acil iniş yapan bir yolcu uçağının parçalanması sonucu iki kişi hayatını kaybetti; 83 kişi yaralandı.
Moskova - Mahaçkale seferi yapan Dağıstan Havayollarına ait Tupolev-154 tipi yolcu uçağının motorları kalkıştan 80 kilometre sonra arıza yaptı. Arıza nedeniyle bir başka Moskova havalimanına zorunlu iniş yapmak durumunda kalan uçak, pistten çıktı ve üçe bölündü. 1970’li yıllarda üretilen uçağın üç motorundan ikisi kalkıştan sonra arıza yaparken üçüncü motor iniş sırasında bozuldu. Arıza, 1900 metre irtifada meydana geldi. Uçakta 176 yolcu bulunuyordu.
Tupolev-154 tipi uçakların güvenlik açısından sorunlu bir geçmişi var. Rus Aeroflot Havayolları geçen Ocak ayında filosunda bulunan 23 adet TU-154 uçağını hizmet dışı bıraktı. TU-154 motor gürültüsü nedeniyle Avrupa’nın bazı bölgelerinde yasak. Rusya’daysa bu uçakların kullanımına devam ediliyor.
Polonya’nın eski devlet başkanı Lech Kaczynski de TU-154 tipi uçağın kaza yapması sonucu hayatını kaybetmişti.

4 Aralık 2010, Cumartesi

Rusya yabancı yatırımcılara kapılarını yeniden açıyor. Kaliforniya Valisi Arnold Schwarznegger ile işbirliği yapan ve Dünya Ticaret Örgütü’ne girmeye çalışan Rusya, küresel yatırım toplumuna katılmak için çaba sarfediyor.
Moskova’daki gökdelenlerde boş ofisler ülkenin geçen yıl yaşadığı ekonomik krizi hatırlatıyor. Ülkede bu yılki ekonomik gelişme çok yavaş oldu. Büyüme oranı Çin, Hindistan ve Brezilya’nın yarısı kadardı.
Yabancı yatırımcılar Moskova’da katıldıkları bir konferansta bu konuyu tartıştı. Katılımcılar arasında İngiltere’nin Moskova eski büyükelçisi Tony Brenton da vardı. Brenton şu günlerde Lloyds Sigorta Şirketi’ne danışmanlık yapıyor:
“Herkes Rusya’nın çok kötü bir ekonomik gerileme geçirdiğini biliyor. Ekonomi yüzde 9 oranında geriledi. Rus yetkililer bu gerilemeden ders çıkardıklarını söylüyorlar.”
Yabancı yatırımcılar Rusya’yı riskli ülke sayıyor. Kremlin ise bu korkuları Dünya Ticaret Örgütü’ne girerek gidermeyi planlıyor.
Andrew Somers Rusya’daki Amerika Ticaret Odası başkanı Somers şöyle konuşuyor:
“Rusya gelecek ilkbaharda WTO’ya girdiğinde  Rusya yatırımcılar için riskli ülke olmaktan çıkabilecek. Buraya gelip fırsatları görenlerle buraya gelmeden fikir sahibi olanlar arasında görüş ayrılığı var.”
Kaliforniya Valisi Arnold Schwarzenegger ve yüksek teknoloji firmalarından yatırımcılar geçenlerde Rusya’yı ziyaret etti. Rusya Cumhurbaşkanı Dimitri Medvedev de bu yıl başında Silikon Vadisi’ni ziyaret etmişti. Schwarzenegger Rusya’yı ekonomik fırsatlar için altın madeni olarak niteledi ve şunları söyledi:
“Burası çok sıradışı, bir çok fırsat var. Ülkeye bakıp “Aman Tanrım” diyorsunuz. Altın ya da elmas madenine bakmak gibi bir şey. Yapmanız gereken tek şey madene girmek.”
Rusya’yı önemli mevkilerdeki kişiler desteklese de  ve 50 milyar dolarlık özelleştirme programı meyvelerini verse de Rus  şirketleri hala devletin kontrolünde.
Eski İngiliz Büyükelçisi Brenton şunları söylüyor:
“Bence yatırımcılar devlete ait şirketlerin işleyişinde kendilerine de yetki verilmesi için güvence isteyecektir. Rusya’da bazı devlete ait şirketler çok yetersiz.”
Bir başka risk faktörü de yolsuzluk. Aeroflot şirketinin hissedarlarından Alexander Lebedev rakiplerinin, bankasına baskın düzenlenmesi için polise rüşvet verdiğini iddia ediyor. Uluslararası Şeffaflık Örgütü Rusya’yı yolsuzluk sıralamasında 178 ülke arasında 154’üncü sıraya koyuyor. Rusya Avrupa’nın en çok  yolsuzluk görülen ülkesi. Örgütün Rusya’daki temsilcisi Elena Panfilova şöyle konuşuyor:
“Rusya’da çok yozlaşmış bir istikrar var.”
Engellere rağmen bazı yabancı firmalar Rusya’daki işlerinden memnun. Rusya’nın üç yıl içinde Avrupa’nın en büyük otomobil piyasasına sahip olması bekleniyor. Güney Koreli otomobil üreticisi Hyundai burada bir fabrika açtı. Fransız Renault şirketi de Rusya’daki yatırımını ikiye katlamayı planlıyor.
Uluslararası muhasebe firması KPMG’nin ortaklarından Andrew Cranston 15 yıldır Rusya’da çalışıyor. Cranston şunları söylüyor:
“Yeni şirketlerin geleceğinden eminim.  Ancak Rusya’ya gelme kararı çabuk alınmıyor.”
Amerikalı yatırımcılar Rusya’ya gittiğinde giderek daha az kültür şoku yaşıyor. Starbucks Moskova’da yaygınlaşıyor. Miller burada bir bira fabrikası açtı. Hilton  ve Holiday Inn oteller zinciri Rusya’da genişleyeceklerini açıkladı.

31 Ocak 2013, Perşembe

Suriye'de devam eden Suriye İç Savaşına ve ülkeye yakınlığı ile bilinen Rusya İsrail'in Suriye'deki bir askeri tesisi bombalaması ile ilgili olarak yapılan saldırının Birleşmiş Milletler Sözleşmesinin ihlali olduğu ve kabul edilemeyeceğini bildirdi. 
Ayrıca Rusya'nın Suriye'ye karşı yapılan bu saldırıdan derin kaygı duyduğu belirtildi. Meydana gelen olay ile ilgili olarak İsrail ve ABD ile açıklama yapması beklenen İran herhangi bir açıklamada bulunmadı. Ancak ABD haber kaynaklarına göre, İsrail'in iki yıldır iç savaş süren Suriye'deki askeri silahların Hizbullah terör örgütünün eline geçebileceğinden dolayı endişe duyduğu belirtiliyor.

Hizbullah ise saldırıda Jamraya'nın hedef alındığını ve müttefik olduğunu belirttiği Esad güçlerini desteklemeye devam edeceği belirtti. 
Arap Birliği'de konu hakkında açıklama yaparak; Saldırının alçakça ve apaçık bir ihlal olduğu yönünde değerlendirme yaptı. 
Meydana gelen olay ile ilgili olarak diğer devletlerin ise endişe duyduğu haber kaynaklarında belirtiliyor. 

İsrail Suriye'de askeri tesisi bombaladı

((Türkçe))  "Rusya: İsrail'in Suriye'ye 'saldırısı' kabul edilemez" hurriyet, 31 Ocak 2013
((Türkçe))  "Rusya'dan çok sert açıklama!" gazetevatan, 31 Ocak 2013
((Türkçe))  "Rusya ve Arap Birliği'nden İsrail'e sert tepki" stargazete, 31 Ocak 2013

24 Ocak 2010, Pazar

Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya stratejik nükleer silah stoklarının azaltılmasını öngören yeni bir anlaşma yapılması için Şubat ayında müzakerelere başlıyor. 1991 yılında yapılan Stratejik Silahların Azaltılması Antlaşması (START) Aralık ayında yürürlükten kalkmıştı. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov tarafların şu ana kadar yapılan görüşmelerde önemli ilerleme kaydettiklerini, Şubat ayında yeniden başlayacak görüşmelerde yeni anlaşmanın ayrıntılarını ele alacaklarını söyledi. Washington'da bir açıklama yapan Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi söcüzü Mike Hammer da  ABD'nin görüşmelerden memnun olduğunu bildirdi. Hammer, Ulusal Güvenlik Danışmanı Orgeneral James Jones ve ABD Genelkurmay Başkanı Oramiral Mike Mullan'ın Moskova'da Rusya Genelkurmay Başkanı Orgeneral Nikolai Makarov'la iki gün süreyle görüşmelerde bulunduğunu söyledi. ABD Başkanı Barack Obama ve Rusya Devlet Başkanı Dimitri Medvedev nükleer başlık stoklarının sayısının 1500 - 1675 arasında sınırlandırılması konusunda uzlaşmaya varmıştı. Sergey Lavrov, İran'ın, nükleer tesisleri için gerekli uranyumun yurt dışında zenginleştirilmesine yönelik öneriyi reddetme eğiliminde olmasından üzüntü duyduğunu da söyledi. Lavrov, İran'ın, yakıt üretiminin yurt dışında yapılmasına ilişkin öneriyi kabul edilebilir bulmamasından esef duyduklarını belirtti. İran hükümetine yaptırım uygulama ihtimaline yönelik bir soruya ise Lavrov, ülkesinin bu sorunun müzakereler yoluyla çözülmesinden yana olduğu karşılığını verdi. 

((tr)) Anadolu Ajansı "Lavrov: ABD ile müzakereler gelecek ay başlayacak" Zaman (gazete), 22 Ocak 2009

8 Ocak 2010, Cuma

Ergenekon Operasyonu kapsamında, Yargıtay Onursal Başssavcısı Sabih Kanadoğlu ifadesine başvurulmak üzere, Beşiktaş'daki İstanbul Adliyesi'nde yaklaşık 2 saat süren bir ifade verdi. İfadesini ise İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekili Turan Çolakkadı aldı. İfadeden sonra ise Sabih Kanadoğlu, Hukuk çerçevesinde ifade verdim. Bende sade vatandaş gibi gelip görevimi yaptım dedi. Ne sorulduğunu soran bazı gazetecilere ise Soruşturma gizli bunları açıklayamam diyerek ifade etti.
Ayrıca, 7 Ocak 2009 tarinde İstanbul ve Balıkesir'deki evleri aranmış, 22 Aralık 2009 tarinde de ifade vermeye çağırılımış, ancak gelmemişti.

((tr)) Ayşegül Usta ve Haluk Atalay "Sabih Kanadoğlu adliyede" Hürriyet (gazete), 8 Ocak 2009
((tr)) Anadolu Ajansı "Ergenekon'da sıcak gelişme" Sabah (gazete), 8 Ocak 2009

11 Temmuz 2011, Pazartesi

Türkiye futbolunda şike soruşturmasının ikinci dalgası kapsamında Trabzonspor başkanı Sadri Şener gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında TFF eski milli takımlar sorumlusu Levent Kızıl ve Ankaragücü eski yöneticisi Mümtaz Karakaya da var.
Sadri Şener Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde sağlık kontrolünden geçirildikten sonra İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldü. Şener'in avukatı "Sayın başkan gözaltına alınmadı, sadece ifadesine başvuruluyor. Buradan adliyeye gideceğiz" dedi. Trabzonspor yönetimi ise dün sağduyu çağrısı yaptı. "Kamuoyuna uyarı" başlıklı açıklamada "Başta taraftarlarımız olmak üzere tüm kesimlerin toplumun tansiyonunu daha da yükseltecek eylem ve söylemlerden kaçınmaları, süreci sakinlikle değerlendirmeleri gerekmektedir. Aksi halde sergilenecek davranışların camiamıza ve toplumsal huzurumuza hiçbir faydası dokunmayacağı gerçeğinden hareketle, konuya gereken duyarlılığın gösterileceğine inanıyor, saygılar sunuyoruz" denildi.
Soruşturma kapsamında Trabzon'da adı açıklanmayan ve Trabzonspor yönetiminde görev almayan bir kişinin daha gözaltına alındığı bildirildi.

  "İkinci dalga başladı; Şener de gözaltında.." Ajansspor, 11 Temmuz 2011
  "Şike soruşturmasında ikinci dalga" Deutsche Welle, 11 Temmuz 2011
  "Kamuoyuna uyarı" Trabzonspor, 10 Temmuz 2011

9 Haziran 2011, Perşembe

İstanbul ili Sultangazi ilçesinde bulunan bir marangoz atölyesinde sahte madeni para basarak piyasaya sürmeye çalışan örgüt çökertildi.
İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü mali suçlar ile mücadele ekipleri, aldıkları bir ihbarı değerlendirmelerinin ardından,Tekirdağ  İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin de verdiği destek ile Sultangazi, Cebeci Mahallesi Atatürk Bulvarı 77 numarada bulunan bir marangoz atölyesine baskın düzenledi. Düzenlenen baskın neticesinde marangoz atölyesinin gizli bölümünde bulunan ve metal para imal edilmekte kullanılan alanda, basımı tamamlanan 3 bin 390 adet madeni 1 TL olduğu belirlendi.
Ayrıca yapılan aramada, para basımında kullanılan beyaz göbek, 500 adet sarı dış halka, 1 adet para kenarlarındaki motifleri basmaya yarayan düzenek, 5 adet metal, 3 adet plastik olmak üzere 8 kalıp, 2 pres makinesi, 1 dinamo, 1 torna makinesi, 1 taşlandırma makinesi, 1 saç kesme makinesi, 1 bilgisayar hard disk ve çok sayıda metal çubuk ele geçirildi.
Gözaltına alınan işyeri sahibi Yunus E. soruşturma işlemlerinin tamamlanması amacıyla yakalanarak gözaltına alındı. Gözaltına alınan şüpheli Yunus E. tamamlanan soruşturmanın ardından, çıkartıldığı adli makamlar tarafından tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Arama yapılan işyerinde basımı yapılan paraların , fırıncıların kullandığı hamur makinesi benzeri bir makinede taş ve talaş ile karıştırılarak eskitildiği öğrenildi.

((Türkçe)) haberaktuel "Marangozhaneyi darphaneye çevirmiş" haberaktuel, 09 Haziran 2011
((Türkçe)) zaman "Sultangazi'de 1 kişi adliyeye sevk edildi" zaman, 09 Haziran 2011
((Türkçe)) bulancakhaber "İstanbul’da sahte para operasyonu" bulancakhaber, 09 Haziran 2011
((Türkçe)) Fatih "Polis Marangoz Diye Girdi, Sahte Para İmalathanesiyle Karşılaştı" sondakika, 09 Haziran 2011
((Türkçe)) focushaber "Marangoz atölyesine ’Sahte Para’ baskını" focushaber, 09 Haziran 2011
((Türkçe)) anadoluhaber "Marangoz atölyesinde sahte para basan şebeke çökertildi" anadoluhaber, 09 Haziran 2011

18 Ekim 2011, Salı

Ezeli rakip olan ve birbirlerine karşı açtıkları davalar ile bu rekabetleri tasdiklenen Samsung ve Apple firması arasında sular durulmaya başladı. Geçtiğimiz aylarda Apple firması Iphone telefonlarında kullandığı A6 yongaların (çiplerin) üretimi için TMSC firması ile anlaştığı belirtilmişti. Ancak Kore haber kaynakları Samsung'un halen Teksas'ta bulunan tesislerinde gelecekteki IOS cihazları için A6 yongaları üretmeye devam edeceğini bildirdi.
Konu ile ilgili bazı kaynaklar tarafından durumun, TMSC'nin üretim yöntemlerinin hala güvenilir olmamasından kaynaklandığı belirtiliyor. Samsung CEO’su Choi Gee-Sung "Iphone ile aramızdaki hukuksal mücadele ile iş ortaklığı ve teknolojik yol arkadaşlığını ayrı ayrı ele alınması gerektiğini düşünüyorum" dedi. Bu arada Apple şirketinin, Samsung şirketine ait 4 inçlik 960 x 640 piksel OLED ekran için görüşmeler yaptığı öğrenildi.
Bilindiği gibi Samsung ve Apple şirketleri birbirlerine dünyanın her yerinde patent davaları açmışlardı. Davaların pekçoğu ise halen devam etmekte. Son olarak Samsung'un Hollanda'da Apple'a karşı açtığı dava rededilmişti.  Samsung telefon ve tabletlerde 3G teknolojisinin kendisine patentli olduğu için Apple tarafından kullanılamayacağını öne sürdü. Ancak mahkeme, 3G teknolojisinin artık teknoloji standardı haline geldiğini belirterek Samsung'a FRAND olması kararını verdi.      
  

((Türkçe)) hardwaremania "Samsung yeni nesil Apple cihazlar için A6 yongaları üretmeye devam edecek" hardwaremania.com, 18 Ekim 2011
((Türkçe)) yenisafak "Samsung ezeli rakibi Apple'a çip üretecek" yenisafak.com.tr, 18 Ekim 2011
((Türkçe)) zaman "Samsung rakibi Apple'ye çip üretecek" zaman.com.tr, 18 Ekim 2011

17 Ocak 2010, Pazar

Türkiye Değişim Hareketi Genel Başkanı Mustafa Sarıgül, İktidar Yolunda İzmir Buluşması adlı mitingte konuştu. Sarıgül İzmir'de bu muhteşem manzarayı gördükten sonra umutlu ol Türkiye, Türkiye Değişim Hareketi geliyor... diyerek konuşmaya başladı. Konuşma sırasında çeşitli pankartlar asıldı. Pankartalarda Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Deniz Baykal'ı eleştiren yazı ve resimler vardı. Yaklaşık 10000 kişinin katıldığı mitingte, eski CHP Genel Başkanı Hikmet Çetin'nin de harekete katıldığını belirtti. Türkiye'nin iyi yönetilmediğini belirten Sarıgül, Atatürk’ümüzden de inançlarımızdan da elinizi çekiniz... dedi. Konuşmasında Tekel işçileri ve yerel yönetimler hakkında da konuşan Sarıgül mitnge katılanlara Buradan soruyorum sevgili İzmirliler, Türkiye değişim hareketine vize veriyor musunuz ? Bismillah diyerek vize veriyor musunuz?"... dedi. Mitingin sonunda Değişimin ve sevginin tek partisi biziz. Uzlaşmanın demokrasinin ve özgürlüklerin tek partisi biz olacağız. Selam verin selam alın selamda mutluluğun rahmetin olduğunu unutmayın. dedi. Türkiye Değişim Hareketi Ege Bölgesi Sorumlusu Hüseyin Aslan ise Biz, bu sefer inadına İzmir diyoruz. İzmir TDH'nin kalesi olacaktır... diyerek konuştu.
Türkiye Değişim Hareketi (TDH) 29 Eylül 2009 tarihinde Mustafa Sarıgül tarafından kurulmuştu. Sarıgül, daha önce yaptığı açıklamalarda hareketin yakın zaman içerisinde  partileşeceğini belirtmişti. 

((tr))  "Sarıgül gövde gösterisi yaptı" Zaman (gazete), 17 Ocak 2009
((tr))  "Sarıgül, İzmir'de konuştu" Hürriyet (gazete), 17 Ocak 2009

10 Mayıs 2020, Pazar

Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, AVM ve içindeki iş yerlerinin görünür yerlerine Covid-19 önlemleriyle ilgili afişler asılacak. AVM ve iş yerlerinin girişinde, ayrıca içerisinde uygun yerlerde el antiseptiği bulundurulacak, AVM girişlerindeki hava perdeleri çalışması halinde kapatılacak.
AVM’lerde, Dünya Sağlık Örgütü, Avrupa Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezi, Amerika Birleşik Devletleri Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezi gibi sağlık otoritelerince önerilmeyen ve toksik etkileri nedeniyle insan sağlığına zararlı olabileceği öngörülen dezenfektan türevi ve benzeri uygulamaların yapılmaması istendi.
AVM giriş ve çıkış kapılarına yönelik şu tedbirler alınacak:
“-Giriş ve çıkışlar kişilerin birbirleriyle temasını engelleyecek şekilde düzenlenecek ve zeminde tek yönlü gidiş-geliş işaretleri konulacak.
AVM’de olabildiğince fazla sayıda giriş kapısı açılacak.
Alışveriş merkezindeki işi sayısı her 10 metrekareye bir kişi olacak şekilde sınırlandırılacak.
AVM’den çıkan kişi sayısı kadar kişinin girişine izin verilecek.
AVM’ye girişte tıbbi/bez maske takılacak ve maskesi olmayanlar içeri alınmayacak.
Girişte ateş ölçümü yapılacak. Ateşi 38 dereceden yüksek olanlar içeri alınmayıp, sağlık kuruluşuna gitmesi istenecek.
AVM giriş ve çıkışlarında sosyal mesafe kurallarına uyulacak, kişiler sırayla içeriye alınacak, sırada durulması gereken alanlar, aralarında en az 1 metre mesafe olacak şekilde yer işaretleriyle belirlenecek.
Müşteriler anonslar ya da videolarla Kovid-19 kapsamında AVM’de uyulması gereken kurallar konusunda bilgilendirilecek. Bu anonslarda AVM ziyaretinin 3 saatten uzun olmaması ve grup halinde dolaşılmaması istenecek.
Yemek katındaki her türlü masa ve sandalyenin kullanılması engellenecek.”
AVM’lerde Kovid-19 bulaşma riskini artıracağından, konser ve gösteri gibi toplu etkinlikler, broşür dağıtımı, promosyon uygulamaları yapılmayacak.
Sigara içme, dinlenme ve oyun alanları, sinemalar ve mescitler kullanılmayacak. Oto yıkama ve vale hizmeti verilmeyecek.
Genel alanlarda yemek ve diğer gıdaların tüketimi, tekerlekli sandalye ve mama sandalyesi kullanımı, bebek arabası kiralanması söz konusu olmayacak.
Asansörlere kapasitesinin üçte biri sayıda kişinin binmesine izin verilecek ve bu sayı asansör girişinde belirtilecek. Asansör içerisinde sosyal mesafeyi korumak amacıyla kişilerin durması gereken alanlar, aralarında en az 1 metre mesafe olacak şekilde yer işaretleriyle belirlenecek.
Yürüyen merdivenlerin bantları ve diğer ortak alanların kapı kolları, tırabzanlar, asansör düğmeleri gibi sık dokunulan yüzeylerin günde en az 3 kez temizlik ve dezenfeksiyonu sağlanacak.
AVM tuvaletlerine el yıkama ve maske kullanımıyla ilgili afişler asılacak. El kurutma makineleri kullanılmayacak, tek kullanımlık kağıt havlu sistemine geçilecek. Sıvı sabun bulundurulacak, su ve sabunların mümkünse fotoselli olması, tuvalet alanlarına giriş kapılarının elle tutularak açılmaması sağlanacak.
ORTAM HAVALANDIRMASINA YÖNELİK ÖNLEMLER
AVM’ler etkin şekilde ve dış ortamdan havalandırılacak, havalandırma sisteminin filtrelerinin kontrolleri ve değişimi düzenli yapılacak.
Filtre değişimi sırasında personel N95/FFP2 maske takacak, eldiven ve yüz siperliği kullanacak, çıkarılan filtre çift poşetlenerek atılacak.
Klima santrallerinin normal temizlik periyotları kısaltılacak. Merkezi havalandırma sistemleri dışındaki klima sistemleri kullanılmayacak. Havalandırma gece bina kullanımda değilken dahi sürdürülecek, daha az hava miktarı ile de olsa gece boyu havalandırma sistemi çalışmaya devam ettirilecek.
Kirli hava çıkışının yapıldığı yerlerden insan geçişi engellenecek. AVM’de teknik olarak gerekli asgari hava sirkülasyonu sağlanacak. Deneme kabinlerinde kalma süresi 10 dakikayla sınırlandırılacak
AVM içindeki iş yerlerinde alınacak önlemler de şöyle belirlendi:
Mağaza çalışanları maske takacak,
Girişlerde ve kasalarda el antiseptiği bulundurulacak, el antiseptiğinin doluluk durumu belirli aralıklarla kontrol edilecek,
İş yeri içerisinde kalabalık oluşmasını engellemek için, dış kapıya içeriye girilmesini engelleyecek basit bir uyarıcı/engelleyici konulacak.
Müşterilerin iş yerine tek başlarına girmeleri sağlanacak.
Mağazaya 8 metrekareye 1 kişi düşecek şekilde müşteri alınacak.
İş yeri dışında da sosyal mesafenin korunmasını sağlamak üzere kalabalık oluşmasını engelleyecek önlemler alınacak. Gereken yerlerde zemine aralarında en az 1 metre mesafe olacak şekilde yer işaretleri yerleştirilecek.
Deneme kabinleri mümkün olduğu kadar kullanılmayacak, içeride kalma süresi 10 dakikayla sınırlandırılacak. Her müşteriden sonra kabin havalandırılarak sık kullanılan yüzeyler uygun
şekilde temizlenecek.
Kabinler kullanılmadığı zamanlarda kapı/perdeler açık bırakılarak havalandırmanın sürdürülmesi sağlanacak.
İkiden fazla deneme kabini olan iş yerlerinde deneme kabinleri birer atlayarak ve dönüşümlü
kullanılacak.
Denenen ürünlere Avrupa Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezi, Amerika Birleşik Devletleri Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezince de önerilmeyen, insan sağlığına zararlı olabilecek ultraviyole ışınları uygulanması yapılmayacak.
Kozmetik ürünler ve parfümlerin deneme amacıyla kullanımı engellenecek.
Kasa önünde sıra beklerken durulması gereken yerlere, aralarında en az 1 metre mesafe olacak şekilde yer işaretleri yerleştirilecek.
Bakanlıkça müşterilere nakit ödeme yerine kartla temassız ödemeyi tercih etmeleri önerisinde de bulunuldu.

((türkçe))  "Sağlık Bakanlığı AVM’lerde alınacak tedbirleri açıkladı" [[w:|]],
  "[ ]" Line Haber, 10.05.2020

27 Haziran 2011, Pazartesi

YSK'nın BDP Diyarbakır milletvekili Hatip Dicle hakkındaki kararı sebebiyle meydana gelen siyasi kriz büyüyor. BDP, Hatip Dicle kararının değişmemesi halinde mecliste yemin etmeyeğini ve demokratik hakların çiğnendiğini belirtmişti. Bugün BDP eski genel başkanı ve şu an Hakkari'den bağımsız milletvekili Selahattin Demirtaş, "Bu saate kadar çözüm için hiç bir somut adım atılmadı ve biz de yarın meclise gitmiyoruz" dedi. Demirtaş, hükümetin de YSK'nın da demokratik hakları için harekete geçmediğini belirtti. Hatip Dicle'nin yerine seçilen Oya Eronat için "Biz hükümetin sorunun çözümünde iyi niyetli olup olmadığını eğer iyi niyetli ise adım atmak istiyorsa ilk adımın Eronat’ın yemin etmemesi ve Hatip Dicle’nin yerinin Meclis’te boş bırakılmasını istiyorduk. Eğer bu yapılsaydı o zaman Diyarbakır’da seçim yapılması dahil her türlü çözümü tartışabilirdik. Ama anlaşıldı ki AKP çözümden yana değildir. Bu adımı bile atmak istemediğini göre, sorunu nasıl çözecek?" dedi. Meclis yemin töreni, 28 Haziran 2011 tarihinde gerçekleşecek ve BDP, boykotta kararlı. 

Türkiye'de tutuklu milletvekilleri tahliye edilmedi, siyasi kriz meydana geldi

((Türkçe))  "Demirtaş: Kararımızda değişiklik yok, yarın Meclis'e gitmiyoruz" Milliyet, 27 Haziran 2011

19 Nisan 2017, Çarşamba

Seçim güvenliği ile ilgili çalışma yürüten Hayır ve Ötesi, yayınladığı ön raporda Urfa’daki bir sandıkta aynı kişiye ait imza ile blok oy kullanıldığının şüpheye yer bırakmayacak derecede açık olduğunu duyurdu. Oyların henüz dörtte birinin incelendiğinin belirtildiği açıklamada tespit edilen usulsüzlükler ve şaibeli durumlar belirtildi.
Sandık güvenliği oluşumlarından Hayır ve Ötesi, Pazar günü yapılan Anayasa değişiklik oylamasına dair ön rapor yayınladı. Oyların yaklaşık yüzde 25’inin sistemlerine girildiği belirtilen raporda, 961 sandıkta tüm oyların ‘evet’ lehine olduğu ve bu sandıkların yüzde 30’unda tüm seçmenlerin oy kullanmış olması gibi şaibeli durumlarla karşılaşıldığı duyuruldu. Ayrıca seçmen imzalarının aynı olduğu Urfa’nın Viranşehir ilçesinde yer alan bir sandıkta blok oy kullanıldığına şüphe olmadığı açıklanan tespitler arasında yer aldı.
Sandık gözetmenleri aracılığıyla seçimleri denetleyen oluşumlardan Hayır ve Ötesi, inceledikleri sandık sonuç tutanakları ile ilgili ön rapor yayınladı.
TÜM SEÇMENLER ‘EVET’ DEDİ
Başta Şanlıurfa’nın Akçakale, Viranşehir, Hilvan ve Muş’un Hasköy ve Yozgat’ın Çekerek ilçeleriyle, Sakarya’nın Akyazı ilçesi olmak üzere 961 adet seçmen sandığında kullanılan oyların tamamının ‘evet’ lehine olduğu belirtilen raporda “1 Kasım 2015 Genel Seçimlerinde, ihmal edilemeyecek derecede muhalefet partisi seçmenine sahip olduğu anlaşılan söz konusu sandıklardaki bu sonuç, hayatın olağan akışına ters olarak değerlendirilmektedir” denildi.
Tüm oyların ‘evet’ çıktığı 961 sandığın yüzde 30'unda ise seçmenlerin tamamının seçime katılmış olması vurgulanarak “Tüm seçmenin firesiz oy kullanmış gibi görüldüğü sandıklarda bulunan seçmenlere ulaşılarak oy kullanıp kullanmadıklarının belirlenmesine yönelik çalışma devam etmektedir” ifadelerine yer verildi.
BLOK OY KULLANILDI
Üçüncü tespitte de Urfa’nın Viranşehir ilçesinde kullanılan oylara ilişkin seçmen listelerinde yer alan imzalarının aynı olduğunun anlaşıldığı, bu nedenle oyların tek elden çıktığının şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortada olduğu vurgulandı.
SEÇMEN SAYISINDAN FAZLA OY
Raporda yer alan dördüncü tespit ise başka bir çarpıcı usulsüzlüğü ortaya çıkarıyor. 7 bin 48 adet seçmen sandığıyla ilgili olarak “Kullanılan oy sayısının ilgili sandıktaki seçmen sayısına eşit olduğu veya sandık görevlileri de dikkate alındığında, seçmen sayısı ve sandık görevlileri toplam sayısından da fazla olduğu tespit edilmiştir” denildi. Söz konusu sandıklarda kullanılan oyların toplamının ise 1 milyon 672 bin 249 olduğu ve bu oyların yüzde 60,7'sinin ‘evet’ olduğu belirtildi.

 Hayır ve Ötesi "Hayır ve Ötesi 16 Nisan 2017 Referandum Ön Raporu" [[w:|]], 2017-04-18

5 Şubat 2013, Salı

İngiliz kralı III. Richard'a ait 2012 yılı Ağustos ayında Leicester şehrinde bir otoparkta bulunan cesedin, kralın kız kardeşinin soyundan onyedinci nesil akrabası olan Kanadalı Joyce Ibsen'den alınan DNA'lar ile karşılaştırılması sonucunda, III. Richard'a ait olduğu doğrulandı.
III. Richard 2 Ekim 1452 tarihinde doğmuş ve 22 Ağustos 1485 tarihinde henüz 32 yaşındayken öldürülmüştü. Shakespeare oyunlarına da konu olan "III. Richard" trajedisi tekrar gündeme gelmiş oldu. III. Richard 1485 yılında yapılan Bosworth Savaşında hayatını kaybetmişti. Bulunan iskelet üzerinde yapılan araştırmalarda sekizi kafatasında olmak üzere toplam on yaranın bulunduğu kaydedildi. Öldüğü zaman basit ve sade bir törenle Greyfriars Kilisesi'nde defnedilen III. Richard'ın cesedine kilisenin 16. yüzyılda yıkılması ve kaybolması nedeniyle ulaşılamıyordu. Yapılan araştırmalarda söz konusu kilisenin üzerine otopark yapıldığı tespit edildi. Yapılan kazılar neticesinde çıkartılan ceset incelemeye alınmıştı.
Bulunan cesede yapılan karbon testleri, cesedin 1455 ile 1540 yılları arasına ait olduğunu gösterdi. Kralın cenazesinin Leicester Katedraline defnedilmesi gündemde.

((Türkçe))  "Otoparkta bulunan kemikler krala ait çıktı" milliyet, 5 Şubat 2013
((Türkçe))  "528 yıllık sır perdesi aralandı" gercekgundem, 5 Şubat 2013
((Türkçe))  "Otoparktaki iskelet Kral III. Richard'a ait" sabah, 5 Şubat 2013
((Türkçe))  "Kralının kayıp mezarı otoparkta çıktı" habervitrini, 5 Şubat 2013
((Türkçe))  "Uzun süren araştırma sonuç verdi" sonyorumhaber, 5 Şubat 2013

23 Eylül 2009, ÇarşambaAvustralya'nın en büyük kenti Sidney çölden taşınan kumlar sebebiyle kum fırtınası yaşıyor. Tozlar sebebiyle kentin havası kızıl renge büründü. Kum fırtınası sebebiyle akciğer, astım ve kalp hastalarına dikkatli olmaları konusunda uyarı yapıldı. Kum fırtınasının görüş mesafesini düşürmesi sebebiyle ulaşımda sorunlar yaşandığı bildiriliyor. 
Avustralya Meteoroloji Ajansı, kum fırtınasını taşıyan rüzgarın hızını saatte 65 kilometre olarak saptadığını duyurdu. Öte yandan birçok kişinin kum fırtınasına bağlı solunum problemleri nedeniyle hastanelere başvurduğu gelen haberler arasında.
Uzmanların toz bulutunun etkisinin azalarak devam edeceği ve Sidney çevresinde kuvvetli rüzgarın can ve mal kaybına yol açabileceğini belirtti.

((tr))  "Avustralya'daki kum fırtınası Sydney'i kırmızıya boyadı" Referans, 23 Eylül 2009

17 Kasım 2011, Perşembe
Türkiye'de sigara fiyatlarının artmasıyla sigara kaçakçılığında büyük bir artış yaşandı. Ülke, en fazla sigara kaçakçılığı yapılan ülkeler arasında Türkiye onuncu sırayı aldı. Türkiye Cumhuriyeti Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı yaşanan kaçakçılıklarla ilgili konuştu.
Bakan, cezaların caydırıcı olması gerektiğinden bahsetti. Ve bu tür kaçakçılıkların özellikle insan sağlığı ve ekonomik rekabeti olumsuz etkilediğini söyledi. Ayrıca yakalanan kaçakçılıkların sayısını referans gösteren bakan bazı rakamlar açıkladı. Buna göre Türkiye'de 2008 yılında 25 milyon paket, 2009'da 22 milyon paket, 2010 yılında da 76 milyon 500 bin paket kaçak sigara yakalandı. Yazıcı, kontrolleri yoğunlaştırdıklarına dikkat çekti.
Dünyada satılan sigaralarında yaklaşık %11.6'sı kaçak olarak satılıyor. Bunun neden olduğu vergi kaybı ise 40.5 milyar dolar civarındadır. Sigara kaçakçılığıyla ilgili mücadeleye girişen İngiltere, İtalya ve İspanya gibi ülkeler ülkelerindeki kaçakçılığı azaltmayı başardı. İngiltere oranı %21 den  % 13’e düşürürken, İspanya ve İtalya bu oranı % 15’den % 1-2'ye kadar düşürdüler.

((Türkçe)) Anadolu Ajansı "Sigara kaçakçılığında büyük patlama!" Habertürk Ekonomi, 17 Kasım 2011
((Türkçe))  "Sigara kaçakçılığında Türkiye kaçıncı ülke" Sondevir, 16 Kasım 2011
((Türkçe))  "Sigaracıya zorunlu e-defter" Radikal, 17 Kasım 2011

13 Ocak 2012, Cuma

Yaklaşık dokuz gündür bazı köy yollarının kapalı olduğu Siirt ilinde, Jandarma karakollarına köylerden taşınan hastalar helikopter ile sağlık merkezlerine nakil ediliyor.
Bugün Siirt ili Şirvan ilçesi Cevizlik köyüne bağlı Hıdıran mezrasında epilepsi hastası olan 10 yaşındaki Dila Sungu ile Yamaçlı köyü Helenze mezrasında ikamet eden 1,5 yaşındaki Elif Erkul sıtma nedeniyle hasta olduklarından dolayı,  Jandarmanın çalışmasıyla gelen helikopter ile Siirt ilinde bulunan sağlık kuruluşlarına sevk edildiler. 112 Acil Servisine ait ambulans helikopterin söz konusu bölgeye uçuş yapılamayacağına dair nota verilmesinden dolayı gelmeyeceği belirtildiğinde, Cevizlik Jandarma Karakol Komutanlığı Şırnak ilinde askeri birlikten hastalar için helikopter talebinde bulundu. Alınan talep üzerine Türk Kara Kuvvetleri Komutanlığına ait askeri helikopter süratli bir şekilde Cevizlik Jandarma Karakol Komutanlığına doktor ve sağlık ekibi ile birlikte geldi. Geçtiğimiz hafta başından bu yana yoğun kar yağışından dolayı kapanmış olan köy yollarından bazıları, yaklaşık dokuz gündür kapalı durumda. Bölgede iki gündür kar yağışı olmaması nedeniyle yol açma çalışmalarına devam etmekte olan Köy Hizmetlerine bağlı ekipler, öncelikle ilçe yollarını açma çalışmalarına katıldıklarından dolayı, Siirt ilinde bazı köy yolları henüz açılmadı.
Yolları kar nedeniyle kapalı olan köylerde zaman zaman çığ tehlikesi yaşanıyor. Kar kalınlığının 1,5-2 metreye bazı alanlarda ise 3 metreye ulaşmış olması nedeniyle yol açma çalışmalarının oldukça yavaş ilerlediği haberleri alınıyor. Bu köylerde bulunan hastalar ise sağlık kuruluşlarına sevk edilemiyor. Şirvan ilçesi Cevizlik köyünde ikamet eden 10 yaşındaki Dila Sungu'da üç-dört gündür epilepsi hastalığının ağırlaşması nedeniyle sağlık kuruluşuna gitmek için yolun açılmasını beklemesine rağmen, yol açma çalışmalarının uzun sürmesi nedeniyle yollar açılamadığından dolayı, Şırnak ilinden gelen askeri helikopter ile Siirt ilinde bulunan sağlık kuruluşlarına sevk edildi. Aynı şekilde yakında bulunan Yamaçlı köyü Helenze mezrasında ikamet eden 1,5 yaşındaki Elif Erkul'da iki gündür ateşlenmişti. Her iki hasta Jandarma karakoluna gelen vatandaşlar ile karakolda görevli askeri personelin yardımı vasıtasıyla açılan helikopter pistine gelen helikopter ile bugün hastaneye sevk edildiler.
Yetkililerden kapalı köy yolların kısa süre içerisinde açılmaya çalışıldığı haberine ulaşıldı.

13 Aralık 2009, Pazar

İtalya başbakanı ve Özgür Halk Partisi genel başkanı Silvio Berlusconi, partisinin Milano mitinginde saldırıya uğradı. Yüzüne küçük ve metal bir hediyelik eşya ile vurulan 73 yaşındaki İtalyan siyasetçinin iki dişi kırıldı, burnu çatladı ve dudağı patladı.
Aldığı darbenin ardından yüzü kan içinde kalan Berlusconi, yanındakiler tarafından otomobilinin içine sokuldu. Daha sonra iyi durumda olduğunu göstermek için geri çıktı ve halkı selamladı. 
42 yaşındaki saldırgan Massimo Tartaglia, polis tarafından göz altına alındı. Ruhsal sorunlar yaşadığı iddia edilen saldırganın daha önceden bir suç kaydı bulunmadığı belirtildi.
En uzun süre görev yapan İtalyan başbakanı ve aynı zamanda milyarder bir iş adamı olan Silvio Berlusconi son olarak 2004'ün Aralık ayında bir saldırıya uğramıştı.

((en))  "Italy's PM Silvio Berlusconi is bloodied by attack" BBC, 13 Aralık 2009
((en))  "Italian Prime Minister Berlusconi struck in face at rally" CNN, 13 Aralık 2009
((tr))  "İtalya Başbakanı Berlusconi'ye yumruk" CNNTürk, 13 Aralık 2009

6 Temmuz 2009, Pazartesi

Çin'e bağlı Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nin başkenti Urumçi'de dün akşam saatlerinde meydana gelen olaylarda en az 140 kişi hayatını kaybetti, 828 kişi de yaralandı. Çok sayıda kişinin de gözaltına alındığı olaylarda 200'ün üzerinde motorlu araç ve dükkan ateşe verildi. BBC'nin Şanghay'daki muhabiri bu olaylarının 20 yıl önce Tiananmen Meydanı'nda yaşananlardan bu yana Çin'de görülen en büyük çatışmalardan biri olduğunu ifade etti.
7 Temmuz 2009 itibariyle ölü sayısı 156'ya, yaralı sayısı 828'e, tutuklu sayısı ise 1428'e yükseldiği bildirildi. Öte yandan Çin yönetimi olayların sorumlusunun Uygur işkadını Rabia Kader olduğunu iddia etti.
Avrupa Birliği dönem başkanı İsveç olaylardan derin endişe duyduğunu ve can kaybını esefle karşıladığını bildirdi. Türkiye'den ise Büyük Birlik Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi olayları kınadı. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Çin'in Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nin başkenti Urumçi'de meydana gelen olaylara sebebiyet veren sorumluların en kısa zamanda tespit edilmesinin ve adaletin tecelli etmesinin beklendiğini bildirdi. şeklinde açıklamada bulundu.
Öte yandan Amerika Birleşik Devletleri, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Parlementosu'ndan da çeşitli açıkmalarda bulunuldu. 9 Temmuz 2009 günü bir toplantıda konuşan Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, talep olursa Rabia Kadir'e vize verebileceklerini açıkladı.
Yeni Çin Haber Ajansı, 14 Temmuz günü itibariyle ölü sayısı 184'e, yaralı sayısının ise 1680'e yükseldiğini açıkladı.
3 Ağutos 2009 tarihli çin resmi haber ajansı Urumçi de 319 kişinin gözaltına alındığını duyurdu. Çin resmi makamları bölgede çıkan olaylarla ilgili daha önce de 1600 kişinin gözaltına alındığını bildirmişti.

((tr)) Trt "319 Uygur Türkü Daha Gözaltında" TRT, 3 Ağustos 2009
((tr)) Zaman "Sincan'daki olaylarda 1680 kişi yaralandı" Zaman, 14 Temmuz 2009
((tr)) CNNTürk "Rabia Kader'e vize çıktı" CNNTürk, 9 Temmuz 2009
((tr)) CNNTürk "Çin'de etnik çatışmalar yayılıyor" CNNTürk, 7 Temmuz 2009
((tr)) CNNTürk "Çin'deki olaylar Avrupa Birliği'ni endişelendirdi" CNNTürk, 7 Temmuz 2009
((tr)) CNNTürk "Çin'de Uygurlar ayaklandı: 156 ölü" CNNTürk, 7 Temmuz 2009
((tr)) Bbc "Urumçi'de çatışmalar : En az 140 ölü" BBC, 6 Temmuz 2009
((tr)) Zaman "Uygur Türklerinin çilesi bitmiyor: 140 ölü" Zaman, 6 Temmuz 2009
((tr)) Sabah "Çin'de etnik çatışma katliama dönüştü: 140 ölü" Sabah, 6 Temmuz 2009
((tr)) Ntvmsnbc "'Kaşgar'da binlerce Türk öldürülecek'" NTVMSNBC, 6 Temmuz 2009
((tr)) CNNTürk "Çin'de Uygurlar ayaklandı: 140 ölü" CNNTürk, 6 Temmuz 2009

1 Haziran 2012, Cuma
Jonathan Wilkes ve Robbie Williams önderliğinde organize edilen, UNICEF yararına bu yıl dördüncüsü düzenlenen Soccer Aid yardım maçı 27 Mayıs günü Old Trafford stadında oynandı. Organizasyon 4 milyon poundluk bir yardım toplamayı başardı. Maç sonrası maçta oynayan ünlüler ve emekli futbolcular maç anılarını anlattı. 
Unicef yardım elçisi ve şarkıcı Robbie Williams organizasyonu başlatma amacına dair bir şaka yaptı. Soccer Aid futbolcuları hakkında konuşan Williams şöyle dedi: "Onları çıplak görmek harika. Hep Seaman ile aynı duşa girmek istemiştim."
Maçta 'Rest of the World' takımında yer alan Kasabian'ın yıldızı Serge Pizzorno Williams'a yeni doğacak kızı hakkında tavsiyelerde bulundu. Bebek doğduktan sonraki ilk üç ayın korkunç olduğunu söyleyen Pizzorno, hayatının kaka ve bebek bezi konuşmaları üzerine döndüğünü anlattı:
"Robbie'ye Soccer Aid'de, Eylül ayında çocuğu doğduktan üç ay sonra turneye çıkması gerektiğini anlattım."
Kasabian'ın gitaristi aynı zamanda bir  rock and roll grubu içerisinde olmak için doğdunu bu tür futbol eğlencelerine uygun olmadığını söyledi. Konuşmasına bütün gece boyunca içebilirim ama bunu kaldıramam sözlerini ekledi.
İngiltere ve 'Rest of the World' takımları arasında geçen maçı Williams'ın kaptanlığını yaptığı İngiltere 3-1 alırken, maçın izlenme oranı 4.5 milyon kişiye ulaştı. Maçın yayıncısı ITV1 böylece aynı gün BBC1 tarafından yayınlanan İngiliz Akademisi Televizyon Ödülleri (BAFTA) programını solladı.

((İngilizce)) Flora Neighbour "Serge Pizzorno gives Robbie Williams parenting advice" gigwise, 31 Mayıs 2012
((İngilizce)) Gordon Smart "Robbie Williams: I always wanted to shower with goalie David Seaman" The Sun (gazete), 28 Mayıs 2012
((İngilizce)) Jason Deans "Soccer Aid tackles Baftas with 4.5m viewers" Guardian, 28 Mayıs 2012

29 Ağustos 2011, Pazartesi

Somali'nin başkenti Mogadişu'da Afrika Birliği'ne ait yardım gönüllülerini hedef alan bombalı saldırıda bir kişi hayatını kaybetti, bir kişi de yaralandı. Bombanın yardım konvoyu geçtikten sonra patladığı ve ölenin konvoyla ilgisiz bir kadın olduğu bildirildi.
Patlama şehirdeki yardım merkezlerinden birinin yakınlarında meydana geldi. Ölen kadının ağır yaralı şekilde hastaneye kaldırıldığı; ama kurtarılamadığı bildirildi. Yaralanın bir kişinin tedavisi ise hâlen devam ediyor.
Saldırının büyük ihtimalle El Şebab örgütü tarafından gerçekleştirildiği belirtiliyor.

((İngilizce)) Mike Pflanz "Deadly Mogadishu bomb 'targeted peacekeepers'" The Telegraph, 28 Ağustos 2011
((İngilizce)) Reuters "Bomb misses AU peacekeeping convoy in Somalia, kills woman" Gulf Times, 29 Ağustos 2011

19 Nisan 2010, Pazartesi

Tanıklardan ve doktorlardan alınan bilgilere göre Somali'nin başkenti Mogadişu'da meydana gelen iki saldırda on dört kişi hayatını kaybetti. Saldırılardan biri bir mayının patlamasıydı ve bunda sekiz kişi öldü. Altı kişinin ölümüne sebep olan diğer saldırı ise militanlar tarafından havaalanına atılan havan topları ile gerçekleşti. Polis saldırılardan El Şebab örgütünü sorumlu tuttu; fakat örgüt saldırıları üstlenmedi.
Ambulans sevisi koordinatörü Ali Muse'nin yaptığı açıklamaya göre havan topları havaalanını ıskalayıp sivil alanlara düştü. Ölen altı kişiden beşi pazarda hayatını kaybetti ve bunların dördü kadındı. İlk saldırı ise bir karakolun yakınlarında meydana geldi ve saldırıda beş polis öldü.

((en))  "Landmine in Somali capital kills at least 10" Associaed Press, 18 Nisan 2010
((en)) Abdi Guled, Reuters "Somalia violence kills 14, parliament fails to meet" Washington Press, 18 Nisan 2010

1 Haziran 2016, Çarşamba
NBA Batı Konferansı finalinde Golden State Warriors, Oklahoma City Thunder'ı 4-3 ile geçerek Batı Konferansının şampiyonu oldu. NBA genel finaline kaldı. Rakibi, Toronto Raptors'u 4-2 ile geçen Cleveland Cavaliers, 2014-2015 sezonunda da NBA finalinde bu iki takım karşılaşmış ve Golden State Warriors seriden şampiyon olarak çıkmıştı.
Golden State Warriors, NBA genel sezonunda Batı Konferansını ilk sırada bitirmiş 40 yıl sonra şampiyon olmuştu. Play-offlarda da başarılı bir görüntü çizen Golden State Warriors, NBA Batı konferansı finalinde Oklahoma City Thunder'ı 4-3 ile geçti. Serinin ilk maçında Oracle Arena'da Oklahoma City Thunder'a 102-108 mağlup oldular. 4 maç sonunda seride Ohlahoma'nın 3-1 üstünlüğünü bulunuyordu fakat Golden State dönüş yapıp seriyi 4-3'e taşıyarak finalde Cleveland Cavaliers'in rakibi oldu. 
Seride gerçekleşen maçlar şu şekilde:

((Türkçe))  "Golden State Warriors: 96 - Oklahoma City Thunder: 88" Habertürk.com, 31 Mayıs 2016
((Türkçe))  "Golden State Warriors bir kez daha finalde" NTV, 31 Mayıs 2016
((Türkçe))  "Seri sonuçları" Canliskor.com, 31 Mayıs 2016

15 Şubat 2011, Salı
14 Şubat 2011 sabah saat 06.00’da özel yetkili Cumhuriyet savcısı Zekeriya Öz'ün emriyle, İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararı doğrultusunda, Odatv’ye, imtiyaz sahibi Soner Yalçın ile genel yayın yönetmeni Barış Pehlivan, haber müdürü Barış Terkoğlu ve Odatv editörü Ayhan Bozkurt’un evlerine baskın yapıldı. Soner Yalçın'ın evini arayan polis bazı kitaplara, multi medya disklere ve not defterlerine el koydu. Bilgisayar hard-disklerini kopyaladı. Ve Soner Yalçın ve diğer yöneticiler göz altına alındı. Aramalar, “Ergenekon terör örgütü üyeliği” ve “halkı kin ve düşmanlığı tahrik etmek” suçlamaları ile yapıldı.
Odatv internet sitesi siyasi içerikli haberleriyle biliniyordu. Yapılan bu gözaltı çeşitli kesimlerden tepki gördü. Radikal gazetesi yazarı ve Soner Yalçın'ın eski arkadaşı ve ortağı Cüneyt Özdemir yazısında basın özgürlüğünün tehlike altında olduğundan bahsetti. Ve şu sözlere yer verdi; "Bir gazeteciyi yaptığı haberlerden dolayı beğenmiyorsanız demokratik bir ülkede izleyeceğiniz yol bellidir: Mahkemeye gidip dava açarsınız. Eğer dava açmayıp evine, işyerine baskın yapıyorsanız zannetmeyin ki başı belada olan bir tek o gazetecidir." Aynı zamanda gazeteci Emin Çölaşan'da Soner Yalçın'a destek oldu.
Gazeteci Nazlı Ilıcaklı, iktidarın "Ergenekon" gerekçesiyle muhaliflere gözdağı verdiği inancı yaygınken, Oda TV'ye baskının, yanlış bir uygulama olduğundan bahsetti. Vatan gazetesi yazarı Ruhat Mengi olaya köşesinde yer verdi. Ve Odatv ile Ergenekon delillerini sakladığına ilişkin iddiaları yazısında mantıksal olarak çürüttü. Aynı zamanda Hürriyet gazetesi yazarı Sedat Ergin, Odatv sitesine yapılan baskının ileri demokrasilerin basın özgürlüğü ölçütleri ile bağdaşmayan bir durumunu olduğunu anlattı. Yargı-Sen kurucu başkanı ve aynı zamanda yargıtay cumhuriyet savcısı olan Ömer Faruk Eminağaoğlu, bunu basına yönelik bir saldırı olarak görerek basına yapılan saldırıları kınamak için tüm kitle örgütlerine açık çağrı yaptı. 
CHP genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Ergenekon'dan kaynaklı bu baskından bahsederek "Nerede örgüt, bende üye olayım" dedi. Ayrıca olay hakkında şu açıklamalarda bulundu: "Odatv, yazılmayanları yazan, doğruları yazan bir site. Doğruların yazılmasına tahammül edemeyen tarafından cezalandırılmak isteniyor. Ben oradaki bütün yürekli insanlara en içten selamlarımı gönderiyorum. Hayata doğru pencereden baktıkları için, ülkeyi doğru pencereden yorumladıkları için, baskılara teslim olmadıkları için bunlar oluyor." Aynı zamanda CHP İzmir milletvekili Selçuk Ayhan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a, "Hükümetiniz döneminde muhalif düşünceleri ile bilinen kaç bilim adamı, akademisyen ve gazeteci gözaltına alınmış veya tutuklanmıştır" sorusunu yönelterek TBMM'deki soru önergesiyle olayı meclise taşıdı.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan olaylar hakkında, bu işleri hükümet ile ilişkilendirenlerin hezeyan içinde olduklarından bahsetti. Kimsenin hükümeti bu tür spekülasyonlara alet etmeye çalışmaması gerektiğinden bahsetti. Akşam gazetesi yazarı Nagehan Alçı yazısında Odatv sitesinde tetikçilik, manüpilasyon ve hedef gösterme yapıldığını iddia etti.
Amerikan gazetesi The New York Times Kemal Kılıçdaroğlu'nun "Doğruların yazılmasına tahammül edemeyen tarafından cezalandırılmak isteniyor" sözüne ve Cemil Çiçek'in olayların hükümetle alakası olmadığı sözlerine yer vererek Ergenekon soruşturmasında gözaltılardan bahsetti.

((Türkçe))  "SONER YALÇIN’DAN HABER VAR" Odatv.com, 15.02.2011
((Türkçe)) Cüneyt Özdemir "Soner Yalçın ve odatv.com baskını" Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş, 15.02.2011
((Türkçe)) Ruhat Mengi "Oda TV de mi darbe hazırladı?" Vatan, 15.02.2011
((Türkçe)) Sedat Ergin "Balyoz davasında tutuklama kriterleri" Hürriyet - Doğan Yayın Holding, 15.02.2011
((Türkçe)) Sait Çakır "ODA TV NEDEN BASILDI" Odatv.com, 14.02.2011
((Türkçe))  "KILIÇDAROĞLU: ODATV’DEKİ YÜREKLİ İNSANLARA SELAM!" Odatv.com, 14.02.2011
((Türkçe))  "CHP'Lİ AYHAN, BAŞBAKAN ERDOĞAN'A, "MUHALİF YAZI YAZAN KAÇ GAZETECİ GÖZALTINA ALINDI" DİYE SORDU" Haberdar.com, 15.02.2011
((Türkçe))  "Kılıçdaroğlu: Nerede örgüt, ben de üye olayım" ntvmsnbc, 15.02.2011
((Türkçe))  "Erdoğan: Tutuklamalarla ilgili hezeyan içindeler" Cihan Haber Ajansı, 15.02.2011
((Türkçe)) Salih Sarıkaya "Oda TV'ye Ergenekon baskını: 4 gözaltı" Feza Gazetecilik A.Ş., 15.02.2011
((Türkçe)) Nagehan Alçı "Oda TV'de nasıl tetikçilik yapılıyor?" Akşam (gazete), 15.02.2011
((İngilizce)) Şebnem Arsu "Investigators of Turkish Plot Detain 4 Journalists in Raid" The New York Times, 14.02.2011

6 Şubat 2013, Çarşamba

Sony 5 inçlik Full HD ekrana sahip yeni smartphone modeli Xperia Z'yi ABD'de yapılan CES 2013 tüketici elektroniği fuarında tanıtmıştı. Şirket bugün Türkiye'de düzenlediği bir basın etkinliği ile Xperia Z modelini Türkiye'ye ve Türk basın mensuplarına tanıttı. Tanıtımı yapılan cihaz 2013 yılı Mart ayında satışa çıkarılacak. Satış fiyatının ise henüz belli olmadığı bildirildi. 

Sony Mobile Communications Türkiye, Yunanistan ve İsrail Pazarlama Müdürü Aysun Şabanlı tanıtımda yaptığı konuşmada; cep telefonu modelinin "sıra dışı ol" konseptiyle geliştirildiğini, kullanıcılarına bugüne kadar hiç yaşamadıkları bir deneyim sunmayı hedeflediklerini söyledi. Tanıtımda daha sonra Xperia Z'nin teknik özellikleri hakkında bilgiler verildi.
Xperia Z'nin en önemli özelliklerinden birisinin 1 metre derinliğe kadar su geçirmez olma özelliği olduğu, ayrıca yine bu özellik sayesinde cihazın içine toz girmediği belirtiliyor. Cihaz Android 4.1 işletim sistemiyle gelecek. 4 çekirdekli 1.5GHz'lik işlemcisi ve 16GB'lık depolama alanı bulunan cihaz, iPhone 4S ve 5, Samsung Galaxy S3 ve HTC One X+ ile aynı kategoride pazarlanacak. Cihazın Türkiye tanıtımı Xperia Lounge olarak kurgulanan evde gerçekleştirildi. Tanıtıma katılanlar jakuzide su altındaki Xperia Z ile Full HD film izlediler. 

Mobile BRAVIA Engine 2'ye sahip 5" 1080 x 1920p Full HD Reality Display ekran
En net fotoğraf ve videoları zorlanmadan bütün şartlarda yakalayabilen Exmor RS, HDR video, Superior Auto ve Noise Reduction'a sahip 13MP hızlı çekim özellikli kamera
Dayanıklı cam ekran; toz tutmaz ve su geçirmez (IP55 & IP57)
2GB RAM'a sahip 1.5 GHz asenkron dört-çekirdekli Snapdragon S4 işlemci
Pilin STAMINA modu ile 4 kat arttırılmış bekleme süresi
Cihazın çıkış fiyatı belirtilmemiş olsa da yaklaşık olarak 2.000,00 TL civarında olacağı tahminler arasında bulunuyor.

((Türkçe))  "Sony Xperia Z resmi olarak Türkiye'de tanıtıldı" haberaj, 6 Şubat 2013
((Türkçe))  "Sony Xperia Z'yi Kullandık" shiftdelete, 6 Şubat 2013
((Türkçe))  "Su ve Toz Geçirmez Sony Xperia Z Türkiye Lansmanı Yapıldı" haberler, 6 Şubat 2013
((Türkçe))  "Sony Düzenlediği Toplantıda Xperia Z'yi Basın Mensuplarına Tanıttı" turk.internet, 6 Şubat 2013

21 Temmuz 2010, Çarşamba

2010-2011 Sezonu Süper Lig fikstür çekimi Haliç Kongre Merkezi Sadabat Salonu'nda yapıldı. Kura çekimine Türkiye Futbol Federasyonu Profesyonel Kurul Başkanı ve Eğitimden Sorumlu Yönetim Kurulu üyesi Ufuk Özerten, Genel Sekreter Vekili Gıyasettin Şenman, Profesyonel Maçlar Planlama Organizasyon Müdürü Ufuk Şepik ile 18 Süper Lig Kulübü'nün temsilcileri katıldı.

2010-2011 sezon planlamasına göre, Süper Lig'de yeni sezon 15 Ağustos  2010 tarihinde başlayacak. Ligin ilk devresi 19 Aralık 2010'da oynanacak 17.  hafta karşılaşmalarıyla bitecek. İkinci devresi 23 Ocak 2011'de başlayacak olan  Süper Lig'de 2010-2011 sezonu, 22 Mayıs 2011'de oynanacak maçlarla sona erecek.

Fikstür çekiminde Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray'ın üçünün birden aynı hafta ev sahibi olması, Kasımpaşa ve İBB'nin ikisinin aynı hafta ev sahibi olması, Gençlerbirliği ve Ankaragücü'nün ikisinin birden aynı hafta ev sahibi olmasının önüne geçildi.

Ligde 4 büyüklerin birbirleriyle yapacakları maç tarihleri şunlardır:

2. hafta: Trabzonspor - Fenerbahçe
5. hafta: Fenerbahçe - Beşiktaş
7. hafta: Trabzonspor - Beşiktaş
9. hafta: Fenerbahçe - Galatasaray
11. hafta: Trabzonspor - Galatasaray
14. hafta: Galatasaray - Beşiktaş

Spor Toto Süper Lig 2010-2011 Sezonu Lig Fikstürü/TFF

((Türkçe)) milliyet.com.tr "Türkiye Ligi 2010-2011 Fikstürü" milliyet.com.tr, 2010-07-21
((Türkçe)) tff.org "TFF'nin resmi sitesinde konuyla ilgili yazı." tff.org, 2010-07-21

12 Temmuz 2011, Salı

Yaklaşık 40 bin kişi, Avrupa'nın İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana gördüğü en büyük sivil katliamı olan Srebrenitza Katliamı'nın 16'ıncı yıldönümünde Bosna Hersek'in Srebrenitza kentinde toplandı.
Srebrenitza Katliamı'nın 16'ıncı yıldönümü, katliamın baş sorumlusu olduğuna inanılan Bosnalı Sırp komutan Ratko Mladiç'in bir süre önce yakalanarak yargılanmak üzere Lahey'e gönderilmesini izliyor.
Bir süre önce toplu mezarlardan çıkarılarak kimlikleri tespit edilen 613 kurbanın kemikleri dünkü törenlerde toprağa verildi. Tamamen erkeklerden oluşan 8 bin Boşnak kurbanın yaşlarının 11 ila 82 olduğu bildiriliyor. Bosna Hersek'in Müslüman Cumhurbaşkanı Bekir İzzetbegoviç, Srebrenitza’da açılan yaraların hiçbir zaman iyileşmeyeceğini söyledi ve katliamı uluslararası toplum adına "kara bir leke" diye niteledi.
Ratko Mladiç’in komutasındaki Bosnalı Sırp kuvvetleri, 11 Temmuz 1995’te Birleşmiş Milletler’e bağlı Hollandalı barış gücü askerlerinin koruması altındaki Srebrenitza’ya girmiş, halkı kentten sürdükten sonra erkekleri ayırarak binlercesini öldürmüştü. Mladiç’in verdiği güvenceye rağmen öldürülen Boşnaklar daha sonra toplu mezarlara atıldı.
Bir Hollanda mahkemesi bir süre önce Srebrenitza katliamından hükümetlerinin de sorumlu olduğu yönünde karar almış ve kurbanların ailelerine tazminat ödenmesi talebinde bulunmuştu.

21 Eylül 2009, Pazartesi

Sudan'da bir köye yapılan saldırı sonucu 100'den fazla kişinin hayatını kaybettiği açıklandı. Sudan yetkilileri Lou Nuer kabilesi üyelerinin silahlar ile Danka kabilesi üyelerine saldırdıkları açıkladılar. Olayın dün Sudan'ın güneyideki Duk Padiet köyünde meydana geldiğini açıklayan yetkililer köydeki evlerin yakıldığını ve kiliseye gidenlere saldırıldığını belirtti.
Olayın bu sabah güvenlik güçlerinin bölgeye gitmesiyle açığa çıktığını belirten yetkililer ölenlerin 51'nin köylü, 28'nin güvenlik görevlisi ve 23'nün de saldırganlar olduğunu açıkladı. Saldırıda birçok kişinin de yaralandığı bildirildi. Birleşmiş Milletler verilerine göre Güney Sudan'da bu yıl meydana gelen etnik saldırı olaylarında 1200'den fazla kişinin öldüğü tahmin ediliyor.

((tr))  "Sudan'da bir köye saldırı: 100 ölü" CNNTürk, 21 Eylül 2009

13 Temmuz 2011, Çarşamba

Afganistan devlet başkanı Hamit Karzai'nin üvey kardeşi Ahmet Veli Karzai toprağa verildi. Ülkenin en nüfuzlu kişilerinden biri olarak bilinen  Ahmet Veli, Salı günü, koruma görevlilerinden biri tarafından Kandahar'daki evinde vurularak öldürülmüştü. Serdar Muhammet adlı katil daha sonra diğer korumalar tarafından öldürüldü.
Veli Karzai, bugün, Kandahar’ın  güneyinde,  aileye ait Karz köyünde, binlerce kişinin katıldığı bir cenaze töreniyle toprağa verildi.  Törende gözyaşlarını tutamayan Devlet Başkanı Hamit Karzai, tabut mezara konulmadan once üstünü açarak kardeşini öptü.
Hamit Karzai, kardeşine yapılan suikastın Afgan halkının çektiği acıları temsil ettiğini söylemiş  Afganistan’daki Amerikan birliklerinin komutanı Orgeneral David Petraeus ise, suçluların yakalanması için Kabil hükümetine gerekli tüm yardımın sağlanacağını açıklamıştı.
Afgan yetkililer cenaze törenine katılmak için Kandahar’a giden Helmand Valisi  Gulab Mangal’ın konvoyunun  yol bombasına çarptığını ancak olayda ölen ya da yaralanan olmadığını duyurdu.
Ahmet Veli Karzai, sık sık rüşvet ve yolsuzluk iddialarına hedef olan Kandahar İl Konseyi’nin başkanı ve bölgenin en tanınan siyasi simalarından biriydi. Wikileaks belgelerine göre, Amerika Veli Karzai’ye güvenmiyor devlet başkanının üvey kardeşinin uyuşturucu madde ticareti ve kaçakçılığı yaptığına inanıyordu. İddiaları ve suçlamaları ısrarla reddeden Veli Karzai daha önce iki kez suikast girişimine hedef olmuştu.
Suikastın sorumluluğunu Taliban örgütü üstlendi; ancak suikastın siyasi mi yoksa uyuşturucu ticaretiyle mi ilgili olduğu henüz bilinmiyor.

28 Mart 2012, Çarşamba

Suriye'de rejime bağlı Suriye Ordusu  ile muhaliflerin kurduğu Özgür Suriye Ordusu arasındaki çatışmalar sürüyor.Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi Suriye'deki olaylarda ölü sayısının 9 bini geçtiğini açıkladı.
Öte yandan Birleşmiş Milletler ve Arap Birliği'nin Suriye ortak temsilcisi Kofi Annan'ın Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'e sunduğu altı maddelik barış planının kabul edildiği bildirildi.Suriye yönetiminin planı kabul ettiği haberi dünyada yankı buldu.
Ülke genelinde ise çatışma haberleri gelmeye devam ediyor.Muhalif gruplar ile rejim askerleri arasındaki çatışmalar Lübnan sınırını geçti.Suriye Ordusu muhalif militanların peşine düştü.Özellikle El Kaa bölgesi sakinleri durumdan çok rahatsız.Türkiye sınırında da çatışmalar yoğunlaştı.Özellikle İdlip ve Halep'te şiddet iç savaş boyutunda.Yaklaşık 3 bin muhalif askerin dağınık gruplar halinde sınırın sıfır noktasındaki yerlere kamp kurarak direndiği bildiriliyor.Bir çoban vatandaşın iddiasına göre ise bir rejim tankı Hatay'daki çadır kampların yaklaşık 1 km ötesindeki tepelere kadar geldi.
Rusya Devlet Başkanı Dimitri Medvedev ile Kofi Annan görüşmesinde Medvedev,"Annan'ın çabaları iç savaşı engelleyecek son girişim olabilir" demişti.Kofi Annan ise "Esed rejiminin attığı adım iyi ancak söz değil eylem gerekli" dedi.Ordu birliklerinin operasyonları ise aralıksız sürüyor...
 

http://www.bbc.co.uk/news/world-middle-east-13343540}}

9 Eylül 2012, Pazar  

Suriye'nin iki önemli şehrinde, muhalifler sert bir şekilde direniyor. Esed güçleri ise kontrolü almak için şiddetle baskı yapıyor. Ülke genelinde çatışmaların ağırlı Halep ve Şam'a kaydı.

Muhalif gruplar, Halep ve Şam'ı ele geçirmek için savaşırken, Esed güçleri ordunun giremediği yerlere havadan ve karadan bomba yağdırıyor. Suriye Hava Kuvvetleri'ne ait savaş uçaklarının Halep'in Halavani bölgesindeki Sad Allavz'de bir market ve hastaneyi hedef alan saldırısında çok sayıda evin yıkıldığını ve enkaz altında yaralıların olduğu bildirildi.
Bölgedeki yerel aktivistlerden Sami Muhammedi, yaralıları tedavi edecek yeterli tıbbi malzemenin bulunmadığını ifade etti. Muhammedi, Halep'te savaş uçaklarının Mesakin Hanun bölgesine varil bombalar atmasıyla çok sayıda evin yıkıldığını ve bazı evlerde yangın çıktığını belirterek, ordunun kentin Bab Hadid semtini top ateşine tutması sonucunda da şiddetli patlamaların meydana geldiğini dile getirdi.

Diğer yandan bazı uzmanlar, Esed güçlerinin muhalif kontrolündeki yerlere girebilecek güçte olduğunu ancak bunu çok ağır sonuçlar doğuracağını söyledi. Ayrıca her gün tank ve silah alarak ordudan kaçan askerlerin, muhaliflere katıldığı söylendi. 

Suriye İnsan Hakları Örgütü (SİHÖ), ülke genelinde sadece dün (8 Eylül 2012) 160 kişinin öldüğünü duyurdu. Olayların başladığı günden bu yana durum kritik.

30.000'den fazla Suriyeli öldü.
300.000 Suriyeli dış göç, 1.000.000 Suriyeli iç göç gerçekleştirdi.
1.000.000 insan gıda, yakıt ve barınma sorunu çekiyor.
Birçok kent harabeye döndü.
15.000 insan kaçırıldı ya da göz altına alındı.

((İngilizce))  "Syrian civil war" Wikipedia, 9 Eylül 2012
((Türkçe))  "Halep ve Şam Ağır Bombardıman Altında" TRT Haber, 9 Eylül 2012

26 Haziran 2011, Pazar

Suriye'de hükümet karşıtı protesto gösterilerinde ölenlerin cenaze töreni sırasında güvenlik güçlerinin ateş açması sonunda iki kişi daha öldü.
Suriye İnsan Hakları Gözlem Merkezi adlı grup tarafından yapılan açıklamaya gore olay dün (Cumartesi) başkent Şam’ın güneyindeki Kasva'da meydana geldi. Cenaze töreni protesto eylemine dönüşünce güvenlik güçleri ateş açtı.
Dünkü cenaze töreni Cuma günü protestoculara ateş açılması sonucu ölen en az 20 kişi için yapılıyordu. Cuma günü çoğu başkent Şam ve çevresinde meydana gelen olaylarda ölenler arasında iki çocuk da bulunuyor.  
Suriye'de Devlet Başkanı Beşar Esat ve rejim karşıtı gösteriler 100  günü aşkın süredir devam ediyor.  Göstericiler güvenlik güçleri ve Esat yanlısı grupların şiddet eylemlerine hedef oluyor.  
Olaylar nedeniyle binlerce Suriyeli komşu Türkiye ve Lübnan'a sığınmış bulunuyor.

28 Ağustos 2012, Salı 

Suriye'de iç savaş devam ederken, ölü sayısı ve şiddet hızla artıyor. Şam, Dera ve İdlip'te 206 kişi hayatını kaybetti. Muhalif askerler Esed güçlerine bağlı bir helikopteri düşürdü, onlarca tankı da havaya uçurdu.
Suriye'nin başkenti Şam'da çatışmalar neredeyse durmuşken yeniden başladı. Suriye ordusuna bağlı birlikler, muhaliflerin ve Sünnilerin çoğunlukta olduğu semtlere, tank ve helikopter destekli operasyon başlattı.
Öte yandan çatışmaların sonuçları ağırlaşıyor. Suriye'de çatışmalar nedeniyle; 300 bin kişi dış göç, 1 milyondan fazla kişi iç göç yaptı. Yine 1 milyon kişi açlık, su ve yakıt sıkıntısı yaşıyor. 10 bine yakın sivil de devlet güçleri tarafından göz altına alındı. Her iki taraftan ve sivillerden, olayların başladığı 15 Mart 2012 tarihinden bu yana toplam 25 bin kişi öldü.

((Türkçe))  "Suriye Ağır Ateş Altında" TRT Haber, 28/07/2012
((Türkçe))  "Suriye ordusunun helikopteri düşürüldü" Anadolu Ajansı, 28/07/2012

23 Temmuz 2011, Cumartesi

Suriye'de Humus şehri yakınlarında bir tren raydan çıktı ve ardından yandı, trenin makinisti öldü, 14 yolcu yaralandı. Hükümet olaydan dolayı Beşar Esad'ı protesto eden gösterileri suçladı ve bunun bir suç olduğunu söyledi.
Halep-Şam seferini yapan trende 480 yolcu bulunuyordu. Humus şehrinin beş kilometre kuzeyindeki El Suda kasabasında raydan çıkan trenin içinde makinistin de bulunduğu en ön vagonunda yangın çıktı. Olay sonucu makinist hayatını kaybederken, 14 yolcu yaralandı.
Hükümet yetkilileri gazetecilere olaydan Beşar Esad'a karşı gösteri yapan sabotajcıların sorumlu olduğunu, bu kişilerin rayların bir kısmını çıkardığını söyledi. Humus valisi bunun "terörist bir eylem ve bir suç" olduğunu, "gösterilerin barışçı olduğunu iddia edenlere bir mesaj verdiğini" söyledi. 

((İngilizce)) Zeina Karam "Syria blames protest movement for derailed train" Associated Press, 23 Temmuz 2011
((İngilizce)) Deng Shasha "Syria's Homs governor says train accident "crime": SANA" Xinhua, 23 Temmuz 2011

10 Ekim 2011, Pazartesi

Suriye birlikleri Humus’ta hükümet karşıtı gruplara karşı saldırıya geçerken pazar günü ülke çapında çıkan çatışmalarda en az 31 kişi öldü. Merkezi Londra’da bulunan Suriye İnsan Hakları Gözlem örgütü, ölenlerden 14’ünün sivil olduğunu, bunlardan yedisinin Humus’ta askerler tarafından vurulduğunu bildirdi.
Örgüt, muhalefete katılan isyancı askerlerle Suriye birlikleri arasında çıkan çatışmalarda güvenlik güçlerinden ölenler olduğunu da önesürdü. Humus halkı askerlerin bindiği çoksayıda zırhlı aracın kente girdiğini bildiriyor.
Suriye Dışişleri Bakanı dün uluslararası topluluğu, yeni kurulan muhalefet konseyini tanımaması için uyardı. Velid el-Muallim, Şam hükümetinin Suriye Ulusal Konseyini tanıyacak her ülkeye karşı sert önlemler alacağını açıkladı. Muallim, muhalif grubun “yasadışı” olduğunu da söyledi.

23 Ekim 2012, Salı

Suriye'de devam etmekte olan iç savaşta, Beşşar Esed'e bağlı ordu birlikleri ile muhalifler arasında İdlip iline bağlı Harim ilçesinde çatışmalar devam ediyor. Bu çatışmalar sırasında bugün saat 11.00 sıralarında Türkiye'nin Hatay iline bağlı Reyhanlı ilçesi Yenişehir mahallesinde bulunan sağlık ocağına uçaksavar mermisi isabet etti. Sağlık ocağının bulunduğu mahalle Suriye sınırına yaklaşık olarak 200 metre uzaklıkta bulunuyor. Çatışmaların devam ettiği Harim ilçesi ise Suriye'nin Türkiye sınırına 3 km. mesafede bulunuyor.

İsabet eden uçaksavar mermisinin sağlık ocağının boş penceresinden odaya girdiği ve burada sekmesinin ardından duvara saplandığı tespit edildi. Mesai saatleri içerisinde meydana gelen olay esnasında sağlık ocağında 1 doktor ve 2 hemşirenin görev yaptığı belirtildi. Olayda yaralanan veya ölen kimse bulunmuyor. Reyhanlı ilçesine bağlı Beşaslan köyünde ise sürekli olarak meydana gelen çatışmalar nedeniyle top ve silah sesleri duyuluyor.   

Meydana gelen olay ile ilgili olarak olay yerine gelen emniyet güçleri tarafından Cumhuriyet Savcısının talimatı doğrultusunda soruşturma başlatıldı. Olay yeri inceleme ekipleri burada gerekli araştırma ve incelemeyi tamamladılar. Müslümanlarca kutsal olarak kabul edilen kurban bayramı öncesinde devam eden çatışmalardan kaçan Suriye vatandaşları ise Türkiye'ye sığınmaya devam ediyor. 

((Türkçe))  "Suriye’den sağlık ocağına uçaksavar mermisi" ntvmsnbc, 23 Ekim 2012
((Türkçe))  "Suriye'den sağlık ocağımıza saldırı" sonsayfa, 23 Ekim 2012
((Türkçe))  "Hatay’a Uçaksavar Mermisi Düştü" ilkehaberajansi, 23 Ekim 2012
((Türkçe))  "Hatay’a Uçaksavar Mermisi Düştü" medya73, 23 Ekim 2012
((Türkçe))  "Suriye'den atılan mermi sağlık ocağına isabet etti" radikal, 23 Ekim 2012

31 Ağustos 2013, Cumartesi

Suriye ordusunun, yaşanan Suriye İç Savaşında 21 Ağustos Çarşamba günü kimyasal silah kullandığı iddiaları üzerine başlanan tartışmalar hala sürmeye devam ediyor. Bu arada konuyla ilgili olarak Suriye'nin başkenti Şam'a giden Birleşmiş Milletler heyeti ise incelemelerini tamamladı ve heyetin gün içerisinde Suriye'den ayrılması planlanıyor. Heyet tarafından alınan örneklerin incelemesinin ise iki hafta kadar süreceği belirtilirken, BM Sözcüsü Martin Nesirky ülkeden ayrılacak heyetin önümüzdeki haftalarda tekrar ülkeye gidebileceğini açıkladı. Suriye'de muhalifler ile Suriye ordusu arasında süren iç savaşın 15 Mart 2011 tarihinde başladığı kabul ediliyor.

Bugüne kadar BM ülkeleri yaşanan iç savaşa herhangi bir müdahalede bulunmazken, hafta içerisinde Amerika Birleşik Devletleri, Fransa ve İngiltere ile birlikte Birleşmiş Milletler yetkilileri Suriye'nin kimyasal silah kullanması nedeniyle üst, üste toplantılar düzenliyorlar. Bu arada Suriye yönetimi yanında yer alan İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in bir telefon görüşmesi yaptıkları açıklandı. İran ve Rusya, Birleşmiş Milletler ülkelerinin, Suriye yönetimine karşı yapılabileceği olası bir askeri müdahalenin engellenmesi yönünde görüş birliğine vardılar. İran, Rusya ile birlikte yaptığı açıklamada, ABD ve batılı ülkelerin, Suriye'de kimyasal silah kullanıldığına dair delil sunmaları gerektiğini de belirtti. İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, geçtiğimiz Cumartesi günü yaptığı açıklamada; "Suriye'de isyancıların kontrolünde olan bölgeye, kimyasal silah saldırı yaptığını ve bu tür silahların kullanılmasının önüne geçilmesi gerektiğini" açıklamış, kimyasal silahların kimin tarafından kullanıldığı konusunda ise açıklamada bulunmamıştı. 

Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande ise Fransız parlementosunu, Suriye'de sivil halka karşı kimyasal silah kullanılması konusunda Çarşamba gününden önce toplayacağını ve konuyu görüşeceklerini açıkladı. Hollande, ayrıca yaptığı açıklamada; "Suriye'yi özgürleştirecek veya diktatörü devirecek bir uluslararası müdahale yanlısı değilim ancak kendi halkına karşı telafisi mümkün olmayan zararlar veren rejim cezasız bırakılmamalı" dedi. 
ABD'de ise konu ile ilgili tartışmalar hala sürüyor. Bu kapsamda Dışişleri Bakanı John Kerry konuyla ilgili bir basın açıklaması yaptı. Kerry, Suriye'nin büyük kimyasal silah programına sahip ülkelerden birisi olduğunu ve Suriye yönetimine bağlı ordunun bu silahları daha önce kullandıklarını, ABD kongresi ve ABD halkı ile konunun ayrıntılarını paylaşmaya devam edeceklerini, Suriye'de yaşanan kimyasal silah kullanma olayında 426'sı çocuk en az 1.429 kişinin öldüğünü söyledi. 
Öte yandan iç savaşta kendilerine Özgür Suriye Ordusu diyen ve sivil halktan oluşan kuvvetler, kimyasal silah olayının sorumlusu olan Tuğgeneral Muhammed Aslan'ın öldürüldüğünü dünya kamuoyuna duyurdular. 

((Türkçe))  "İran: Suriye’de kimyasal silah kullanıldı" ntvmsnbc, 24 Ağustos 2013
((Türkçe))  "ABD'den flaş Suriye açıklaması" sabah, 30 Ağustos 2013
((Türkçe))  "Suriye'den ABD'ye yanıt" ntvmsnbc, 31 Ağustos 2013
((Türkçe))  "ABD'den Suriye'ye müdahale açıklaması" bugun, 30 Ağustos 2013
((Türkçe))  "Hollande, Suriye'ye müdahale için tarih verdi" hurriyet, 30 Ağustos 2013
((Türkçe))  "İran ve Rusya anlaşmaya vardı" bugun, 29 Ağustos 2013

11 Ağustos 2011, Perşembe
Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davudoğlu'nun Suriye ziyaretinden sonra gündeme gelen, Türkiye'nin Suriye'ye ABD mesajlarını taşıdığı yöndeki iddialara ilişkin ABD Dışişleri Bakanlığından bir açıklama geldi. Sözcü Victoria Nuland "Suriye konusunda Türkiye ile çok yakın koordinasyon içindeyiz. Davutoğlu, Şam dönüşü Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ile gerçekleştirdiği uzun telefon görüşmesinde  Beşşar Esad’a baskının arttırılmasını temin etmek için birlikte çalışmayı yeniden taahhüt etti’’ dedi.
ABD Dışişleri Bakanlığının günlük bilgilendirme toplantısında gündeme gelen konu hakkında açıklama yapan Nuland, Suriye ve diğer konularda Türkiye ile koordinasyon içinde çalışıldığını ve bunun iki ülkenin diplomasisi açısından önemli olduğunu vurguladı. 
Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Mark Toner Şam ziyareti öncesinde Hilary Clinton'ın "Suriye’nin derhal askerlerini kışlaya çekmesi ve bütün tutukluları serbest bırakması yönündeki Amerika’nın tutumunu" dile getirdiğini ve Dışişleri Bakanı Davutoğlu'ndan bu mesajları Suriye hükümetine iletmesini istediğini açıklamıştı.

((Türkçe))  "ABD Dışişleri: Türkiye ile çok yakın koordinasyon içindeyiz" Haberx, 11.8.2011
((Türkçe))  "Amerika'yla Türkiye Yakın Diplomatik Koordinasyon İçinde'" VOA, 11.8.2011
((Türkçe))  "ABD: "Türkiye Suriye'ye baskı yapsın"" Milliyet, 11.8.2011

20 Eylül 2013, Cuma

Türkiye ile Suriye sınırında, sınıra 400 metre uzaklıkta, Suriye'nin İdlib ili yakınlarına, Suriye Hava Kuvvetleri'ne ait bir helikopter 16 Eylül 2013 tarihinde saat 14.00 sıralarında düştü. Haberin alınmasının ardından olay yeri yakınlarından elde edilen ilk bilgilerde, düşenin bir savaş uçağı olduğunu beyan edenlerin de olduğu belirtildi. Ancak olaydan bir süre sonra, gelen haberlerde düşenin Suriye ordusuna askeri ait bir helikopter olduğunun anlaşıldığı öğrenildi. Olayın ardından aynı gün Türkiye Başbakan Yardımcısı Bülent Arıç ve Türk Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanlığı yaptıkları açıklamada, sınır ihlali yapan, Suriye helikopterinin Malatya'dan havalanan Türk savaş uçakları tarafından vurulduğunu açıkladılar.
Türkiye Başbakan Yardımcısı Bülent Arıç yaptığı açıklamada; 

 dedi.

Türk Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanlığı ise, vurulan helikopter ile ilgili olarak; 

 açıklamasında bulundu.
Türk hükümet yetkilileri özellikle, geçtiğimiz yıl 22 Haziran 2012 tarihinde Suriye tarafından ihtarsız olarak vurulan Türk savaş uçağının düşürülmesi sonrasında, değiştirilen angajman kuralları üzerinde durdular. Konuyla ilgili olarak, düşürülen Suriye ordusuna ait Rus yapımı askeri savaş helikopterinin, Suriye'de devam eden iç savaşta sivil insanların öldürülmesi için kullanıldığı iddiaları ile helikopterin Türkiye'ye sığınma istemek için sınırı geçmiş olabileceği iddiaları ortaya atıldı. Ancak sığınma konusunu Türk yetkililer kesin bir dile kabul etmediler. Ayrıca, helikopterin düşürülmesi ile ilgili telsiz kayıtlarının da bulunduğu bir dosya incelenmek üzere NATO, BM Genel Sekreteri ve BM Güvenlik Konseyi üyelerine Türk hükumet yetkilileri tarafından gönderildi. Ayrıca meydana gelen olayın ardından İngiltere, Fransa, ABD, Suudi Arabistan ve Katar Dışişleri Bakanları Türkiye'ye destek verdiklerini açıkladılar. İran ise planlı bir eylem olmadığı için taraflara soğukkanlı olmaları yönünde çağrıda bulundu. 
Vurulma haberinin alınmasının ardından bir gün sonra yani 17 Eylül 2013 tarihinde, Suriye iç savaşındaki muhaliflerin helikopterin düşme anını video kameraya aldığı öğrenildi ve görüntüler medya organlarında yer aldı. Ayrıca kazanın enkaz görüntüleri de bir gün sonra dünya genelindeki medyaya yine muhalifler tarafından servis edildi. Konuyla ilgili olarak Suriye hükumetinden açıklama da enkazın bulunmasının ardından yapıldı. Suriye Genelkurmay Başkanlığı yaptığı açıklamada; 

 denildi.
İnternet üzerinde de çok sayıda yer alan helikopterin düşme görüntülerinde, pilotların paraşütle atlama görüntüleri bulunuyor. 

Avrupa Birliği Suriye'yi kınadı (26 Haziran 2012 Vikihaber - Özgür haber)
Egemen Bağış: "Türkiye, Suriye konusunda mantıklı davranıyor" (27 Haziran 2012 Vikihaber - Özgür haber)
Erdoğan Suriye'yi uyardı (27 Haziran 2012 Vikihaber - Özgür haber)
Türkiye Suriye sınırına askeri birlikler yerleştiriyor (28 Haziran 2012 Vikihaber - Özgür haber)

((Türkçe))  "Sınırda helikopter düştü" aksam, 16 Eylül 2013
((Türkçe))  "Suriye sınırında 'orduya ait helikopter düştü'" bbc, 16 Eylül 2013
((Türkçe))  "Türk F-16'sı, Suriye helikopterini vurdu! İşte detaylar" aksam, 16 Eylül 2013
((Türkçe))  "Genelkurmay: “Görüldü, uyarıldı, vuruldu”" hurriyet, 16 Eylül 2013
((Türkçe))  "'Tam yetki' ile vuruldu" sabah, 16 Eylül 2013
((Türkçe))  "Vurulan helikopterle ilgili Suriye'den ilk açıklama" radikal, 16 Eylül 2013

29 Mart 2012, Perşembe

Suriye'de yaşanan iç çatışmalar Türkiye sınırına kadar dayandı.Özgür Suriye Ordusu ile Suriye Ordusu arasındaki çatışmalar özellikle İdlip ve Halep'te yoğunlaşırken ülkede ölenlerin sayısı 9 bini geçti.
Sınıra gelen Suriyeli mülteci sayısı ise 18 bine yaklaştı.Sınırda kamplar kuran küçük muhalif birlikler ise direnmeye devam ediyor.Tam bu zamanda Türk Kara Kuvvetleri Komutanı Org.Hayri Kıvrıkoğlu sınırdaki birlikleri denetledi.Kıvrıkoğlu "ordumuz kendisine verilecek her görevi gücü ve imkanı doğrultusunda yapar" dedi. Kara Kuvvetleri Komutanı Hatay ve Kilis'e giderek zırhlı birlikleri kontrol etti.Bu ziyaretin  kritik bir zamanda olması ise akla "tampon bölge mi olacak,müdehaleye hazırlık mı var ve göz dağı mı verildi" gibi soruları akla getiriyor.Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz "kimseye gözdağı verdiğimiz yok,bu rutin bir denetleme" dedi. 
Ordu birliklerine bağlı zırhlı araçlar çadırkentin olduğu bölgeye 1 km yaklaştı.Son gelen bilgilere göre sınıra onlarca tank ve yüzlerce asker yerleşti...

http://www.aljazeera.com/news/middleeast/2012/03/201231134134172536.html

17 Temmuz 2011, Pazar

Suriye birliklerinin Lübnan sınırında bir kasabaya saldırdığını, Irak yakınında bir başka kasabayı da kuşattığı haber veriliyor.
İnsan hakları gruplarına göre Suriye askerleri tank desteğinde Lübnan sınırındaki Zabadani kasabasına girerek en az 70 kişiyi tutukladı.
Suriye birliklerinin cumartesi günü Irak sınırındaki El-Bukemal’da önce göstericilere ateş açtığını daha sonra kasabayı kuşatma altına aldığı haber veriliyor. Açılan ateş sırasında en az bir göstericinin öldüğü bildiriliyor. İnsan hakları grupları, bazı Suriyeli askerlerin göstericilere ateş açmayı reddettiğini ve muhalefete katıldığını öne sürdü.
Suriye resmi haber ajansı SANA ise El-Bukemal kasabasında “terörist çetelerin” üç güvenlik görevlisini öldürdüğünü bildirdi.
Öteyandan bir muhalif liderin Şam’ın dış mahallelerinden Qatana’da evine baskın yapan polisler tarafından tutuklandığı açıklandı. Oğlu 61 yaşındaki yazar Ali Abdullah’ın polisler tarafından götürüldüğünü söyledi. Abdullah, demokratik reform çağrısı yaptığı için dört yıl hapis yattıktan sonra mayıs ayında hükümetin çıkardığı siyasi af sırasında serbest bırakılmıştı.
Suriyeli muhalefet liderleri cumartesi günü İstanbul’da toplanarak Beşşar Esed rejiminin nasıl devrilebileceğini görüştü. Toplantıya yüzlerce muhalefet üyesi katıldı.
“Ulusal Kurtuluş Konferansı” adı verilen toplantılar bir süredir yapılıyor. Benzer bir toplantı Şam’da yapılacaktı ancak güvenlik güçlerinin cuma günü en az 32 protestocuyu öldürmesinin ardından iptal edildi.
Suriye devlet başkanı Beşşar Esed 11 yıllık iktidarına karşı başlayan ayaklanmayı bastırmaya çalışıyor. Esed siyasi reform sözü verdi ancak muhalefet göstericilerin kanlı bir şekilde bastırılmasına derhal son verilmesini istiyor.

8 Nisan 2012, Pazar

Suriye hükümeti, Annan barış planı çerçevesinde askerlerini çekmeden önce isyancıların çatışmaları durduracağına ilişkin sağlam garantiler verilmesini istediğini bildirdi. 
Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Cihad Makdessi, Şam'ın 10 Nisan'a kadar kuvvetlerini kentler ve dış mahallelerden çekeceği yolundaki haberlerin yanlış olduğunu açıkladı. Sözcü Makdessi, BM-Arap Birliği özel temsilcisi Kofi Annan’ın "silahlı terörist grupların şiddeti durdurmayı kabul ettiği ve silahlarını bırakmaya hazır olduğunu" belirten yazılı güvenceler veremediğini söyledi.
Makdessi, Suriye’nin Ocak ayında Arap Birliği gözlemcilerinin ziyareti sırasında meydana gelen olayın tekrarına izin vermeyeceğini de vurguladı. Sözcü, hükümetin kuvvetlerini kentlerden çekmesinden sonra isyancıların yeniden silahlanıp tüm bölgeleri mahalleleri kontrol altına aldıklarını öne sürdü. Kofi Annan tarafından hazırlanan barış planı, ateşkesi izleyen 48 saat içinde direnişçilerin de silah bırakmalarını öngörüyor.
BM Güvenlik konseyi geçen hafta yayınladığı bildiride Şam’ın 25 Mart’ta kabul ettiği barış planı uygulanmazsa yeni önlemler alabileceğini belirtmiş ve muhalefeti de Suriye kuvvetlerinin çekilmesinden sonra silahlı direnişe son vermeye çağırmıştı.
İnsan hakları grupları ülkenin kuzey ve orta kesimlerinde çatışmaların Pazar günü de devam ettiğini çok sayıda kişinin öldüğü ve yaralandığını bildiriyor. Türk sınırındaki İdlib ilinde Cisr el Şuğur kasabasının doğusunda helikopter, tank ve zırhlı araçlarla desteklenen Suriye kuvvetleri yeni bir saldırı başlattı. Suriye ordusu on günden beri isyancıların eline geçen kent ve köyleri geri almaya çalışıyor. Çatışmalar binlerce Suriyelinin Türkiye’ye kaçmasına yol açtı.
Suriye Ulusal Konseyi Sözcüsü Usame Monacit’e göre Devlet Başkanı Beşşar Esed, salı günü yürürlüğe girecek ateşkesten önce, rejim karşıtlarına mümkün olduğu kadar ağır darbe vurmak istiyor.

20 Eylül 2013, Cuma

Geçen haftasonu görüşen Rus ve ABD'li yetkililer, Suriye’nin bir hafta içinde kimyasal silah stoklarının tüm dökümünü teslim etmesi konusunda anlaşmıştı. Bu plana göre Suriye’nin 2014 yılının ortasına kadar elindeki tüm kimyasal silahları imha etmesi ya da elden çıkarması gerekiyor. Amerika Dışişleri Bakanı John Kerry, Suriye’nin bu şartlara uymamasının Birleşmiş Milletler’in yaptırım kararı çıkartmasına neden olabileceğini belirtti. Pazar günü Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü (OPCW)’nün toplanıp, Suriye’nin kimyasal silahlarının geleceğiyle ilgili görüşmesi olduğuna karar verilmiş, ancak sonradan toplantı süresiz ertelenmişti.
Geçen hafta yayınlanan BM raporu Şam yakındaki saldırıda kimyasal silah kullanıldığıyla ilgili kesin kanıtlar olduğunu belirtmiş ama suçun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir bilgi verilmemişti. ABD ve Batılı devletler Suriye Cumhurbaşkanı Beşşar Esed’e bağlı güçlerin kimyasal silah kullandığını savunmuş ve saldırıda 1400 kişinin öldüğünü belirtmişlerdi. Suriye Başbakan Yardımcısı Kadri Cemil, ülkesinin Birleşmiş Milletler’in düzenlediği barış konferansında ateşkes çağrısı yapacağını söyledi. Cemil İngiliz Guardian gazetesine verdiği demeçte, savaşın çıkmaza girdiğini belirtti ve ne hükümetin ne de ayaklanmacıların diğer tarafı yenecek güce sahip olmadığını söyledi.

Kimyasal etkenler yakma ya da nötralize edilerek yok edilebilir.
ABD ordusu patlayıcı kullanarak kimyasal silahları yok edebilen taşınabilir beş üniteye sahiptir.
Uzmanlar silahı kapalı bir kutuya koyarak patlayıcılarla imha ediyor ve ardından kutuya kimyasal maddeler ekleyerek silahı nötralize hale getiriyor.

16 Haziran 2011, Perşembe

Yüzlerce Suriyeli, dün ordunun yaklaştığı Maaret el Numan kentinden kaçtı. Görgü tanıkları, ordunun kent yakınlarında bazı bölgeleri aralıklı olarak topçu ateşine tuttuğunu ve yakındaki köylere baskınlar düzenleyerek bazı kişileri tutukladığını bildiriyor.
Suriye ordusunun siyasi biriminin komutanı Tümgeneral Riyad Haddad, tankların kente daha girmediğini söyleyerek, ordunun hala operasyona hazırlandığına işaret etti. Pazar günü Hatay yakınındaki Cisr el Şuğur'a giren Suriye birlikleri, kenti hala kontrolü altında tutuyor.
Tümgeneral Haddad ayrıca askerlerin, doğudaki Bukemal’i de kuşattığını bildirdi. Bukemal’de protestocularla Esad yanlıları arasında çatışmalar çıkmıştı. Irak’ın Sünni bölgesine sınırı olan Bukemal, sınırın iki yanında da aynı aşiret üyelerini barındırıyor.
Suriye birlikleri önceki gün ülkenin en büyük kentlerinden Deyrizor'a da girmişti.
Öte yandan Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, dün Ankara’da Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ın temsilcisini kabul etti. Hasan Türkmani’yle üç saat görüşen Erdoğan’ın, Suriye hükümetinin baskıcı taktiklerine ve reformları yavaş sürdürmesine hoşgörü gösteremeyeceğini söylediği bildirildi. Erdoğan’ın ayrıca bölgede artan insani krize de dikkati çektiği belirtiliyor. Bununla birlikte görüşmeden sonra bir açıklama yapılmadı.

4 Haziran 2016, Cumartesi
Suriye ordusu, Irak ve Şam İslam Devleti'nin kontrolünde bulunan Rakka kentine giriş yaptı. 
Irak ve Şam İslam Devleti için stratejik önemi olan Rakka vilayetine Rus birliklerin havadan desteği ile birlikte Suriye ordusu giriş yaptı. İddialara göre bölge yoğun şekilde bombalanıyor ve şiddetli çatışmalar var. Diğer yandan Sputnik Türkiye'nin haberine göre Suriye ordusu, Zakiye yolunu da ele geçirdi. Rakka kentine giden 35 kilometre genişliğinde bir alanda yine Suriye ordusu tarafından ele geçirildi. 
Rusya'nın Birleşmiş Milletler Cenevre Ofisi'nde bulunan elçisi Aleksey Borodavkin, Nisan ayında Rakka şehrinin Suriye ordusunun hedefi olduğunu, Rusya'nın da destek vereceğini söylemişti.

((Türkçe))  "Suriye ordusu Rakka'ya girdi iddiası" bas-haber.com, 4 Haziran 2016
((Türkçe))  "Suriye ordusu IŞİD'in başkenti Rakka'ya doğru ilerliyor." solbakis.com, 4 Haziran 2016
((Türkçe))  "Rejim güçleri Rakka’ya girdi" Milliyet, 4 Haziran 2016
((Türkçe))  "Suriye Ordusu Rakka’ya Saldırı Başlattı" İstanbul Gazetesi, 4 Haziran 2016
((Türkçe))  "Suriye ordusu IŞİD’in kalesi Rakka kentinin sınırlarına girdi" Sözcü, 4 Haziran 2016

10 Haziran 2011, Cuma

Suriye'deki iç çatışmalar nedeniyle, ülkelerinden kaçan sığınmacılar Türkiye'nin Hatay iline doğru ilerliyor. Şu ana kadar sayılara 3 bini bulan sığınmacılar, Suriye askeri tanklarını ateşlediği iddiasında bulunuyor.
Bazı kaynaklardan yer alan haberlerde de geçtiğimiz günlerde 120 polisin pusu kurularak öldürüldüğü Cisr Eş Şuğur kentinin ordu tarafından kuşatıldığı ve kasabaya girildiği belirtildi. Söz konusu kasabanın Türkiye sınırına sadece 20 km mesafede bulunması da, buradan kaçan sığınmacıların doğrudan Türkiye'ye yönlenmesine neden oluyor. Bölgeden insanlık dışı görüntülerin geldiği de iddialar arasında. 
Kızılay'ın bölgede daha önceden kurulan sığınmacılara ait çadırkent yetişmediğinden dolayı, Hatay ilinin Altınözü ilçesi Boynuyoğun köyü yakınında bin kişilik yeni bir çadırkent daha kurulduğu bildirildi. Sığınmacıların tutulduğu bölgelere gazetecilerin girmesini izin verilmediği de gelen diğer bilgiler arasında. Bunun yanı sıra Suriye'de olaylarda yaralandıkları belirtilen 56 kişinin tedavileri ise Hatay ve Gaziantep ilindeki hastanelerde devam ediyor. Sığınmacılardan çoğunun Türkiye'de akrabalarının bulunduğu, ancak akrabaları ile görüşmelerine müsaade edilmediği de bildirildi.
Sığınmacılardan bazıları bölgede sivillere ateş açıldığı ve kasabalarının ordu tarafından ateşe verildiğini söylediler. Sığınmacılardan bazılarının Yayladağı ilçesinde Tekel binası yanına kurulan iki çadır kente yerleştirildiği bildirildi. Hatay İl Sağlık Müdürlüğüde çadır kentler için üç revir oluşturdu. Revirde 24 personelin çalıştığı bildirildi. 

Ayrıca Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı tarafından bölgeye 750 bin TL gönderildiği, bu paranın sığınmacıların ihtiyaçlarında kullanılacağı öğrenildi. Suriye'de yayın yapan El-Cezire televizyonunda ordu tarafından bir grup tutukluya işkence yapıldığına dair görüntüler yayınlandı. Canlı yayına bağlanan bir izleyici ise Humus şehrinde güvenlik güçlerinin göstericilere ateş açtığını söyledi. Halen küçük çaplı gösterilerin tüm ülke şehirlerinde devam ettiği, kılınan Cuma namazının ardından gösterilerin hızlandığı ve güvenlik güçlerinin müdahalelerde bulunduğu belirtildi. Muhalif bazı Suriye'lilerin ise Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a mektup gönderdiği, gönderilen bu mektupta ülkedeki durumun anlatılarak yardım istendiği belirtildi.

((Türkçe))  "Sınırda 3 bin kişilik can kasabası" habertürk, 10 Haziran 2011
((Türkçe))  "Suriye'deki olaylar büyüyor" tgrthaber, 10 Haziran 2011
((Türkçe))  "Tek Çareleri Türkiye'ye Sığınmak..." trt, 10 Haziran 2011
((Türkçe))  "Suriye'den bize sığınanların sayısı 3 bine dayandı" türkiyegazetesi, 10 Haziran 2011

20 Ağustos 2011, Cumartesi

Suriye güvenlik güçleri Şam ile Dara ve Humus’da demokrasi eylemcilerinin üzerine ateş açtı. Yerli ve yabancı insan hakları örgütlerine göre, ölümlerin çoğu Dara’da, Cuma namazından sonra yapılan gösteriler sırasında meydana geldi.
Cinayetler devam ederken rejim karşı çeşitli gruplar arasında ittifaka gitme konusunda önemli adımlar atıldığı öğrenildi.
ABD Başkanı Barack Obama dün ilk kez Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'den görevinden ayrılmasını istedi. Beyaz Saray’dan yapılan yazılı açıklamada 11 yıldır iktidarda bulunan Esed'in derhal istifa etmesi gerektiği vurgulanıyordu.
Obama’nın açıklamasından hemen sonra İngiltere, Fransa, Almanya ve Avrupa Birliği de Suriye devlet başkanını çekilmeye çağırdı. Ancak Türkiye ile Rusya, Esed'e istifa çağrısı için zamanın erken olduğu görüşünde.
Daha önce birçok kez Esed rejiminin meşrutiyetini yitirdiğini belirten Obama yönetiminin Esed'e istifa çağrısında bulunmaması eleştirilere sebep oluyordu.
ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton da Amerika’nın Şam hükümetine karşı yeni yaptırımlar uygulayacağını açıkladı. Amerika ile birlikte AB de Suriye’ye petrol ambargosu uygulamayı düşünüyor.
Öte yandan {{v|Birleşmiş Milletler} gelecek hafta gelişmeleri değerlendirmek üzere Suriye’ye özel bir heyet göndermeye karar verdi. Heyetin bir görevi de rejimin halka karşı insanlık suçu işleyip işlemediğini belirlemek.
BM İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Navi Pillay, Güvenlik Konseyi‘nden durumu Uluslararası Ceza Mahkemesine sevk etmesini istemişti.
Suriye’nin BM Büyükelçisi Beşar Cafari, Amerika ile Güvenlik Konseyi’nin başka bazı üyelerini ülkesine karşı diplomatik savaş açmakla suçladı.
Uzmanlara göre, Suriye’de asker ve polisler tarafından öldürülen sivillerin sayısı 2 bini geçmiş durumda.

30 Aralık 2011, Cuma

Amerika Birleşik Devletleri Suudi Arabistan'a yaklaşık 30 milyar dolar değerinde savaş uçağı satacağını açıkladı. Beyaz Saray açıklamasına göre, ABD önümüzdeki yıllarda ülkeye 84 adet F-15SA tipi savaş uçağı satacak. Boeing yapımı F-15'lerin "SA" tipi dünyanın en modern savaş uçaklarından biri olarak biliniyor.
29,4 milyar dolarlık anlaşma Suudi Arabistan Hava Kuvvetleri’nin elindeki 70 savaş uçağının modernleştirilmesini de öngörüyor.
ABD'de satışa başta Yahudiler ve insan hakları örgütleri olmak üzere çeşitli kesimler ısrarla karşı çıkıyordu. Ancak Beyaz Saray satışın Amerikan ekonomisine yararı olacağı gerekçesiyle anlaşmayı onayladı. Beyaz Saray, anlaşmanın Amerika’da 50,000 yeni iş yaratacağını ve ekonomiye 3,5 milyar dolar katkısı olacağını savundu.
Açıklamada, anlaşmanın iki ülke arasındaki dostluk bağlarını daha da güçlendireceği belirtiliyor ve Suudi Arabistan’ın güçlü bir savunmaya sahip olmasının hem bölgesel güvenlik hem de Amerika’nın ulusal güvenliği için hayati önem taşıdığı ileri sürülüyor.

19 Ocak 2011, Çarşamba
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı, Lübnan’daki siyasi krizi giderme konusunda yürüttükleri arabuluculuk çabalarını sona erdirdiklerini açıkladı.
El Arabiya televizyonuna demeç veren Bakan Suud El Faysal, ‘Lübnan sorununu tamamen çözmek’ üzere Kral Abdullah’ın Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile temas kurduğunu ancak Kral’ın bu arabuluculuk girişiminden daha sonra vazgeçtiğini söyledi.
Dışişleri Bakanı, parçalanmaya ve bölgesel ayrılığa gidilirse bunun farklı dinlerle, farklı etnik grupların barış içinde birarada yaşadığı Lübnan’ın sonu olacağını da söyledi.
Lübnan, BM’nin, 2005 yılında dönemin Başbakanı Refik Hariri’ye düzenlenen suikastle ilgili olarak Hizbullah örgütünün bazı üyelerini yargıya sevk etme çabası nedeniyle aylardır siyasi kriz yaşıyor.
BM’nin bu çabasını protesto eden Hizbullah ve müttefikleri koalisyon hükümetinden geçen hafta çekildi.
Bu arada BM’nin hazırladığı dava dosyası yargı makamlarına iletildi.
Dosyanın içeriği tam olarak bilinmiyor. Yargıçların, sunulan kanıtların dava açılmasına yetip-yetmediğine karar vermesinin birkaç hafta sürmesi bekleniyor.

17 Haziran 2015, Çarşamba

Türkiye'nin 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, solunum yolu enfeksiyonu ve kalp yetmezliği nedeniyle 90 yaşında hayatını kaybetti. 'Baba' lakaplı Demirel, 1965–1993 yılları arasında beş kez başbakanlık yaptı ve yedi hükûmet kurdu.
13 Mayıs 2015'te Ankara'da hastaneye kaldırılan ve sağlık durumu gittikçe ağırlaşan Demirel, 17 Haziran 2015'te, Türkiye saati ile 02.05'te öldü. 1965 yılında göreve geldiğinde Türkiye'nin en genç başbakanı olan Demirel, 1 Kasım 1924'te Isparta'da doğdu. 1948 yılında Nazmiye Demirel ile evlendi. 1950'lerde DSİ'de sırasıyla daire başkanı ve genel müdür olarak görev yaptı.
Demirel'in siyasi yaşamı 1964'te Adalet Partisi kongresinde genel başkan seçilmesiyle başladı. Partisi ilk genel seçimlerde tek başına iktidara geldi. 1971 yılında 12 Mart Muhtırası nedeniyle başbakanlıktan istifa etti. 1975–1980 yılları arasında üç hükûmet kurdu ve 12 Eylül Darbesi ile düşürüldü. 1987 yılında siyasi yasaklılığı sona erdi ve tekrar siyasete döndü. 1991'de Doğru Yol Partisi seçimlerden birinci çıkınca yeniden başbakan oldu. 1993'te Turgut Özal'ın vefatının ardından TBMM tarafından cumhurbaşkanı seçildi.
Demirel'in vefatı nedeniyle Türkiye'de üç günlük ulusal yas ilan edildi. 19 Haziran 2015'te Demirel için Ankara'da devlet töreni düzenleneceği belirtildi. Cenazesinin ise 20 Haziran 2015'te memleketi Isparta'da toprağa verileceği açıklandı.

((Türkçe))  "Süleyman Demirel hayatını kaybetti!" Milliyet, 17 Haziran 2015
((Türkçe))  "Demirel solunum yolu enfeksiyonu ve kalp yetmezliği nedeniyle hayatını kaybetti" Hürriyet, 17 Haziran 2015
((Türkçe))  "9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel vefat etti" ntvmsnbc, 17 Haziran 2015
((Türkçe))  "Türk siyasetinin ‘babası’ öldü" euronews, 17 Haziran 2015
((Türkçe))  "Süleyman Demirel vefat etti. Demirel nereye gömülecek?" Radikal, 17 Haziran 2015

23 Aralık 2009, Çarşamba

Sırbistan Devlet Başkanı Boris Tadiç, Sırbistan'ın başvurusunu Avrupa Birliği Dönem Başkanı İsveç Başbakanı Fredrik Reinfeldt'e yaptı. Bazı Avrupa Birliği üye ülkeleri, Sırbistan'ın birliğe girmesi için başta Ratko Mladiç olmak üzere, bazı savaş suçlularının iade edilmesi isteniyor. Zaten 19 Aralık'tan itibaren Makedonya ve Karadağ ile beraber, Sırbistan ile de vizeyi kaldırtmıştı. Sırbisan Hükümeti de Haziran 2010 tarihindeki yeni raporu beklediği belirtildi.
Avrupa Birliği, ayrıca Sırbistan'ın bütçesine 50 milyon euro yardımda bulundu. 2010 yılında da 300 milyon euro yardım yapılacağı belirtildi.

30 Kasım 2009 - Avrupa Birliği, üç ülke için vizeyi kaldırıldı

((tr))  "Sırbistan AB'ye resmen başvurdu" CNN Türk, 22 Aralık 2009
((tr))  "Sırbistan, AB üyeliğine başvurdu" BBC Türk, 22 Aralık 2009

7 Şubat 2011, Pazartesi
Türkiye Gençlik Birliği (TGB), Taraf gazetesi yazarı Emrah Uslu'yu protesto etti. Kadıköy Mühürdar Caddesi önündeki gazete binasında gerçekleşen eylemde Emrah Uslu'nun iki gün önceki bir yazısı eleştirildi.
Gazete yazarının, Erzurum’da Başbakan Erdoğan’ı protesto eden öğrencilerin CHP’li Süheyl Batum tarafından finanse edildiğini iddia ettiği yazısı TGB tarafından tepki ile karşılandı. TGB eylemcilerinin temsilcisi Taraf gazetesi haber müdürü Tuncer Köseoğlu ile ona polis copu, şapkası ve açıklama metinlerini vermek için görüştü. Haber müdürü yazarın yazısını onaylamadığını belirtilerek yazıların kaynağının belirsiz ve yazının temelsiz bir yazı olduğunu belirtti.

((Türkçe))  "TARAF HABER MÜDÜRÜ DE EMRULLAH USLU'YA SAHİP ÇIKAMADI" Odatv.com, 07.02.2011
((Türkçe))  "Türkiye Gençlik Birliği (TGB) üyesi bir grup, Taraf Gazetesi yazarı Emrullah Uslu'yu protesto etti" Odatv.com, 07.02.2011

13 Mayıs 2009, Çarşamba

Türkiye Radyo Televizyon Kurumu (TRT), bir müzik kanalı açmaya hazırlanıyor. "Klip değil müzik kanalı" sloganıyla yayın hayatına başlayacak "TRT Müzik"de, Türk halk ve sanat müziğinin yanısıra, pop, rock ve alternatif müzik türleri de yayınlanacak. Kanalda müzikle ilgili programlar, canlı yayınlar ve belgeseller de yer alacak. Kanal uydu ve kablo yayın aracılığıyla izlenebilecek. TRT'den yapılan açıklamaya göre, yeni kanal için yeni kadro alımı olmayacak, İstanbul kadrosu yeni kanalda görev alacak. Kanalda, TRT'ye bağlı 425 sanatçının da yer alması bekleniyor.
TRT 4'ün "TRT Çocuk" adıyla çocuklara yönelik yayın yapmaya başlamasıyla, Türk Sanat ve Halk müziği yayınları kesilmişti. Kanal, TRT 4'ün müdavimlerinin isteklerini karşılama amacını da taşıyor. Kanal yayın hayatına Haziran'da başlayacak.

((tr))  "'TRT Müzik' Haziran'da açılıyor" NTVMSNBC, 13 Mayıs 2009

4 Şubat 2011, Cuma
TRT ve Anadolu Ajansının arasındaki bağlar Anadolu Ajansı (A.A)'nın çekip yayınladığı bir fotoğraf sebebiyle kopma noktasına geldi.
AA'nın, 1 Şubat tarihinde Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçilen Erdal Tercan'ın and içme töreninde çektiği fotoğraf TRT ile arasının açılmasına neden oldu. Malum fotoğrafta TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin, İçişleri Bakanı Beşir Atalay ve Adalet Bakanı Sadullah Ergin önünde diz çökmüş olarak görünüyor. Bu fotoğraf Sözcü gazetesine “TRT Diz Çöktü” başlığı ile haber oldu.
TRT yetkilileri AA yönetimine "Bugünden itibaren bize haber, fotoğraf servisi yapmayın" dedi. TRT yetkililerinin AA yöneticilerine "haber ve fotoğraf geçmeyin" uyarısına rağmen AA yönetimi "sözleşmemiz devam ediyor" gerekçesini göstererek servisini sürdürdü. Anadolu Ajansı Genel Müdürü Hilmi Bengi önceki gün sorunun aşılabilmesi için yetkililerle görüştü ve sözleşmenin yenilenmesi gerektiğini belirtti.

  "DİZ ÇÖKMEK DEĞİL FOTOĞRAF ÇEKMEK SUÇ OLDU" Odatv.com, 04.02.2011
  "AA ile TRT'nin arasını açan fotoğraf" hurriyet.com.tr, 04.02.2011

24 Kasım 2011, Perşembe
TRT genel müdürü İbrahim Şahin 21 Aralık 2011 günü akşamı gazeteci ve akademisyenler ile bir araya gelerek basına kapalı olarak gerçekleştirdiği toplantı esnasında, TRT 6 kanalında iki yıl önce program yapan sanatçı Rojin için "aşüfte kadın" diyerek hakaret ettiği belirtildi. Yapılan hakaret üzerine Taraf gazetesi yazarı Orhan Miroğlu'nun toplantıyı terk ettiği belirtildi. Toplantıyı terk eden yazarın, toplantının soru cevap bölümünde genel müdür Şahin'e TRT 6 ile ilgili bir soru sorduğu, daha sonra genel müdür Şahin'in "Burada kadın yok değil mi?" sözünün ardından söz konusu hakaret içeren kelimeleri kullandığı belirtildi. 
Tam adı Rojin Ülker olan Adana'lı Kürt asıllı sanatçı, 2009 yılında kısa bir süre TRT 6 kanalında sabah programı yapmış ve büyük yankı uyandırmıştı.
Yapılan hakaretin medyada yer alması ile birlikte gelen tepkiler üzerine TRT genel müdürü İbrahim Şahin 24 Aralık 2011 günü yaptığı basın açıklamasında 

 dedi.
Ancak medyada yer alan haberin daha geniş kitlelere ulaşmasına özür yeterli olmadı. Pek çok medya Başbakanlık kaynaklarından bilgi aldıklarını belirterek, konuyla ilgili olarak Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile eşi Emine Erdoğan'ın sanatçı Rojin'i telefon ile aradığı ve konunun takipçisi olacağını söylediği belirtildi. Ayrıca Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ise olayı gazetelerden öğrendiğini olayın vahim, yakışıksız olduğunu beyan etti.
Bazı kaynaklar ise sanatçı Rojin'e meydana gelen olayı Taraf  gazetesi yazarı Orhan Miroğlu'nun ilettiğini, sanatçının olayı öğrendiği ve doğum günü olan 21 Aralık 2011 günü sabaha kadar ağladığı belirtildi. Ayrıca aynı kaynaklı haberde, sanatçının TRT genel müdürü İbrahim Şahin'e hem ceza, hem de tazminat davası açacağı belirtiliyor. 
Olay sosyal paylaşım sitelerinde de geniş yankı buldu. 
  

((Türkçe)) gazetevatan "TRT Genel Müdürü: Rojin denen aşüfte" gazetevatan, 23 Aralık 2011
((Türkçe)) trt "TRT'den Rojin Açıklaması" trt.net.tr, 24 Aralık 2011
((Türkçe)) internethaber "TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin’in Rojin’e yönelik söylediği “Aşüfte” sözü ortalığı karıştırdı" internethaber.com, 24 Aralık 2011
((Türkçe)) haberciniz "Başbakan Erdoğan Sanatçı Rojin'i Aradı" haberciniz.biz, 24 Aralık 2011
((Türkçe)) medyatava "BÜLENT ARINÇ: 'TRT GENEL MÜDÜRÜMÜZÜN ROJİN'E YÖNELİK SÖZLERİ YAKIŞIKSIZDIR'" medyatava.net, 24 Aralık 2011

10 Eylül 2012, Pazartesi

TSK, 2012 yılının Şubat-Ağustos ayları arasındaki PKK ile mücadelede ortaya çıkan bilançoyu açıkladı. Açıklamaya göre son beş ay içinde PKK'nın toplam kaybı 373. 330 PKK'lı hayatını kaybederken, 10 PKK'lı yaralandı ve 30 PKK'lı da esir alındı. Ayrıca 24 PKK'lının teslim olduğu bildirildi. On beş maddelik bildiride başka bilgilere de yer verildi, bildiriye göre Nisan-Eylül ayları arasında TSK toplam 964 operasyon yaptı. Hayatını kaybeden askerlerin zorunlu askerlik vazifesinde olup kısa bir silah eğitiminin ardından silah altına alındığı iddiaları da reddedildi. Bildirinin 9. maddesi uyarınca 6 Eylül 2012 tarihi itibarıyla hayatını kaybeden Türkiye güvenlik görevlilerinin sayısı 88, bunun 54'ü ise profesyonel asker. Bildiride insansız hava araçları ile aynı anda tüm PKK hareketlerinin izlenemeyeceğini de belirten TSK, gündemdeki olaylarla ilgili açıklamalarda bulunan emekli subaylar için "2000 yılı öncesinde bölgede görev yapmış kişilerin yorumlarına yer verilerek kamuoyu yanlış bilgilendirilmektedir." dedi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Bazı emekli asker ve generaller geldikleri ocağa ihanet ediyor." demişti. 

((Türkçe))  "Genelkurmay: 5 ayda 373 terörist öldürüldü, 88 şehit verildi" Milliyet, 10 Eylül 2012
((Türkçe))  "TSK: 373 PKK'lı öldürüldü" Vatan, 10 Eylül 2012

6 Şubat 2013, Çarşamba

Geçtiğimiz günlerde Türkiye'de bazı medya organlarında, Türk Hava Kuvvetleri'nde 110 savaş uçağı pilotunun istifa ettiği ve ayrılan personel sayısının çok olmasından dolayı TSK'da ki emir komuta zincirinde zaafiyet bulunduğuna dair haberler yapılmıştı. Bunun üzerine Türkiye Cumhuriyeti Genelkurmay Başkanlığı bugün BA - 06 / 13 numarasıyla yaptığı basın açıklamasında bu konuya değindi. 

Genelkurmay Başkanlığı'nın yaptığı basın açıklamasında, TSK'da emeklilik ve istifaların Ocak-Şubat aylarında gerçekleştiği, istifa eden personel işlemlerinin devam ettiği, Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayrılan personel sayılarından yola çıkılarak, Türk Silahlı Kuvvetlerinde emir komuta zafiyeti bulunduğu iddialarına yer verilen haberlerin üzüntüyle görüldüğü bildirildi. 
Ayrıca yapılan açıklamada; 

 denildi.
Açıklamanın geriye kalan kısmı ise şöyle;

Türk Silahlı Kuvvetleri personeli, kendisine verilen her türlü kutsal vatan görevini başarı ile yerine getirme azim ve gayreti içindedir. Türk Silahlı Kuvvetlerinde emir komuta zafiyeti olduğu iddiası gerçek dışı olup; bu iddia, hâlen kendilerine tevdi edilen kutsal vatan hizmetini, vatan-millet-bayrak sevgisiyle önemli ölçüde özveri ve fedakârlıkla yerine getiren personelimize karşı yapılan büyük bir haksızlık olarak değerlendirilmektedir.
Gündem yaratarak, Türk Silahlı Kuvvetlerine zarar verebileceğini düşünenler, büyük bir yanılgı içindedirler. Yıkıcı mahiyet taşıyan söylem ve yayınların, Devletimizin gücüne ve itibarına önemli ölçüde zararlar verebileceği daima göz önünde tutulmalı ve Türk Silahlı Kuvvetleri üzerinden yapılacak bu tür girişimlerin ülkemize yönelik en büyük kötülük olabileceği dikkate alınmalıdır.

((Türkçe))  "TSK'dan "istifa" açıklaması" sabah, 6 Şubat 2013
((Türkçe))  "TSK'dan istifa iddialarıyla ilgili açıklama" habermolasi, 6 Şubat 2013
((Türkçe))  "Genelkurmay Başkanlığından Yapılan Açıklamada, Türk Silahlı Kuvvetleri Personelinin, Kendisine Verilen Her Türlü Kutsal Vatan Görevini Başarı İle Yerine Getirme Azim Ve Gayreti İçinde Olduğunu Belirtildi" haberciniz, 6 Şubat 2013
((Türkçe))  "Genelkurmay'dan flaş 'istifa' açıklaması" hakimiyet, 6 Şubat 2013
((Türkçe))  "Basın Açıklamaları - BA - 06 / 13" Genelkurmay Başkanlığı, 6 Şubat 2013

23 Ağustos 2010, Pazartesi

KKTC Cumhuriyet Meclisi'nde bağımsız milletvekili olan Tahsin Ertuğruloğlu, Ulusal Birlik Partisi'nden (UBP) bazı kişilerle görüştüğünü doğruladı. Ertuğruloğlu, Aralık ayında yapılacak kurultay sonrası partiye geri dönebileceğini söyledi.
Ülkedeki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde bağımsız aday olduğu için UBP'den ihraç edilen Ertuğruloğlu, kendisinin her zaman UBP'li olduğunu ifade etti. Aralık ayında yapılacak kurultayda cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu'nun önemli rol oynayabileceğini söyleyen Ertuğruloğlu, “Parti çatısı altında aktif siyaset yapıp yapmayacağım, partinin kurultay sonrası ne kadar UBP olup olmayacağına yönelik vereceği karara bağlıdır” dedi. Hükümet çalışmalarını önemsemediğini belirten Ertuğruloğlu, kim gelirse gelsin yapılması gerekenlerin yapılmayacağını söyledi.

((Türkçe))  "Partisine dönebilir" Kıbrıs (gazete), 22 Ağustos 2010

13 Nisan 2011, Çarşamba

İngiliz pop grubu Take That 4 Nisan'da  Pet Shop Boys grubunun onlara Progress Live 2011 turnelerinde konuk olacağını duyurdu.
Pet Shop Boys bu olayı şöyle yorumladı; "Take That'in şüphesiz 2011'in en heyecan verici organizasyonlarından biri olacak Progress şovuna ve turnesine katılma davetini memnuniyetle kabul ettik. Pop müziğin muazzam bir kutlaması olacak her bir geceyi sabırsızlıkla bekliyoruz."
Take That grubu üyesi Robbie Williams Pet Shop Boys ile daha önce She's Madonna ve We're the Pet Shop Boys gibi bazı ortaklaşa single çalışmaları gerçekleştirmişti. Williams konu hakkında şunları söyledi; "Ben Pet Shop Boys'un büyük bir fanıyım. Bu yüzden benim için onları her gece izlemek büyük bir sevinç olacak." Grup üyelerinden Gary Barlow ise Pet Shop Boys'un hayatında satın aldığı ilk cd olduğunu söyledi.
Progress turnesi, Take That'in 1995'den bu yana tüm grup üyeleriyle yapacağı ilk konser olacak. Turne İngiltere eyaletlerini ve bazı Avrupa ülkelerini kapsayacak. Turnenin ön müzik grubu olacak Pet Shop Boys 40 dakikalık bir gösteri sunacak. Pet Shop Boys 2009 senesinden İngiltere'nin en prestijli ödüllerinden biri olan BRIT ödülleri'nden "Müziğe Üstün Katkı Ödülü" sahibi olmuştu. Bir sene sonra ise bu ödülü Williams da kazanmıştı.

((İngilizce))  "Take That special guests" petshopboys.co.uk, 4 Nisan 2011
((İngilizce))  "Pet Shop Boys To Join Take That On Tour" robbiewilliams.com, 4 Nisan 2011
((Türkçe))  "Pet Shop Boys Take That'e Misafir Gidiyor..." numberone.com,
((Türkçe))  "Pet Shop Boys Take That'e Misafir Gidiyor..." msn.com,

22 Temmuz 2011, Cuma

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin graffiti sanatının Türkiye'de tanınması ve yaygınlaşması için düzenleyeceği 2. Uluslararası Graffiti Festivali 24 Temmuz 2011 Pazar günü Taksim Gezi Parkı'nda gerçekleşek.
Taksim Gezi Park'ında “Meeting of All Stars- Yıldızların Buluşması” sloganıyla gerçekleşek bu festivalde saat 11:00 - 23:00 arası çeşitli etkinlikler yapılacak. Etkinlikler arasında BMX, kaykay ve breakdance gösterileri var. Bunların yanı sıra gün boyunca Remiz, DJ Funky C gibi bazı djler canlı performanslarını sergileyecekler. 
En önemlisi ise Türkiye ve Avrupa'dan 60 graffiti sanatçısı yeteneklerini sergileyecekler. En temel anlamıyla duvar yazıları ve resimler yoluyla kendini ifade etmeye dayalı bir görsel sanat olan graffitinin tarihsel olarak oldukça eski bir geçmişi var. Graffitinin, İlkçağ, 4. yüzyıl dönemlerine dayandığı, Pompei'deki duvar yazılarının graffiti sayıldığı söylenebilir. Lakin bu sanatın günümüzde anlamıyla çıkış noktası 1940'lı II. Dünya Savaşı günlerine denk gelmektedir. İkinci Dünya Savaşı'nda Almanya'yı Doğu ve Batı şeklinde ikiye bölen Berlin Duvarı'nın her iki yanı protest kişilerce boyanarak, yazı ve sloganlarla bezenmişti.

((Türkçe))  "Taksim’de ‘graffiti’ mitingi" Hürriyet, 21 Temmuz 2011
((Türkçe))  "Graffiti’yi nasıl bilmezsiniz!" ntvmsnbc, 19 Temmuz 2011

18 Kasım 2010, Perşembe
Irak cumhurbaşkanı Celal Talabani Irak Yüksek Mahkemesi tarafından Tarık Aziz hakkında verilen idam kararını onaylamayacağını açıkladı. Tarık Aziz Saddam Hüseyin döneminde başbakan yardımcısı ve dışişleri bakanı idi. Saddam Hüseyin hükümetinin tek Hıristiyan üyesiydi.
Sosyalist Enternasyonal toplantıları kapsamında Fransa'da bulunan Talabani, Fransız televizyonu France 24'e verdiği bir röportajda şunları söyledi: "Hayır, böyle bir kararı imzalamayacağım, çünkü sosyalistim. Tarık Aziz için üzülüyorum. Çünkü o Iraklı bir Hıristiyan ve yaşlı bir insan, 70'inin üzerinde. Bu yüzden bu infaz emrini asla imzalamayacağım." 
74 yaşındaki Tarık Aziz, Şii Dava Partisi'nin mensuplarının yakalanarak idam edilmesine katıldığı gerekçesiyle Irak Yüksek Mahkemesi tarafından "taammüden cinayet işlemek ve insanlığa karşı suçlardan" 26 Ekim 2010'da idam cezasına çarptırılmıştı.
Daha önce de Yunanistan Cumhurbaşkanı Karolos Papulyas, Celal Talabani'ye gönderdiği bir mektup ile Tarık Aziz'in idam cezasının infaz edilmemesini istemişti. Papulyas mesajında "böyle bir jestin, uluslararası alanda ve Irak'ın Avrupa Birliği'ndeki dostları tarafından layıkıyla takdir edileceğini ve ülkenin demokratik bugünüyle geçmişi arasındaki farkı ortaya çıkaracağını" belirtmişti.

((Türkçe))  "İdam Kararını İmzalamayacak" Anadolu Ajansı, 18 Kasım 2010
((Türkçe))  "Talabani: Tarık Aziz'in idam emrini imzalamayacağım" bbcturkish.com, 17 Kasım 2010

11 Eylül 2011, Pazar

Afrika'nın doğu kıyısında, Tanzanya açıklarında batan bir yolcu gemisinde en az 197 kişi öldü. Devlet Bakanı Muhammet Abut, Zanzibar'dan Tanzanya'ya bağlı Pemba adasına gitmekte olan "Spice Islands" (Baharat Adaları) adlı geminin yolda battığını söyledi.
Bakan, hâlen yüzlerce kişinin kayıp olduğunu söyledi. Kıyıda görevli bir doktor bu yolcuların bulunabileceğinden emin değil. Nedeni ise yeterli araç-gereç olmadığı için kurtarma çalışmalarının çok yavaş ve zorlukla yapılması.
Gemi 600 yolcu ve 500 ton yük taşımak üzere tasarlanmıştı. Hükûmet, kazanın gemiye bu kapasitenin üzerinde yolcu ve yük alınmasından kaynaklandığını düşünüyor. Geminin katpatının henüz bulunmadığı, bulunduğu takdirde mahkemeye sevk edileceği öğrenildi. Kaza, Tanzanya tarihindeki en büyük deniz kazalarından biri oldu.

((İngilizce))  "197 bodies retrieved in Tanzania ferry accident: Minister" Xinhua, 11 Eylül 2011

1 Eylül 2009, Salı

Libya'da tasarımını lider Muammer Kaddafi'nin yaptığı “Roket” adı verilen otomobilin iki prototipinin tanıtımı dün akşam başkent Trablus’ta yapıldı. Azami güvenlik için yarış kanosu şeklinde tasarlanan 5,5 metre uzunluğunda, 1,87 metre eninde, 1860 kilo ağırlığında ve 230 beygir gücünde motora sahip “Roket”, projenin sahiplerine göre, Libya otomotiv sanayisinin geleceğini temsil ediyor.
Otomobilin tanıtımı için hazırlanan broşürde, aracın Libya sermayesi tarafından finanse edildiği, İtalyan imalatçı Tesco TS tarafından imal edildiği ve Kaddafi’ye göre mükemmel bir otomobili temsil ettiği belirtiliyor.  Projeye katkıda bulunan İtalyan ekibinin bir üyesi, prototipin iki milyon Avro’ya mal olduğunu kaydederken, bir başkası da aracın iç mekanında Libya’da üretilen deri ve halının kullanıldığını ve otomobilin Libya’da imal edilebilmesi için araştırmaların sürdüğünü belirtti.
İki prototipin tanıtımı, Afrika kıtasını kemiren çatışmalara çözüm bulmak amacıyla Trablus’ta düzenlenen olağanüstü zirve toplantısı ile Libya lideri Muammer Kaddafi’nin 1969’da iktidara gelmesinin yıl dönümünün arifesine rastladı.

((tr))  "Tasarımını Kaddafi’nin yaptığı “roket” adlı otomobil tanıtıldı" Milliyet, 1 Eylül 2009

11 Aralık 2009, Cuma

Eski Kıbrıs Cumhuriyeti lideri Tasos Papadopulos'un cesedi çalındı. Polis sözcüsü, mezarın açılıp cesedin çalınması olayıyla ilgili soruşturma başlatıldığını söyledi. Cesedin ne amaçla ve kim ya da kimler tarafından çalındığı bilinmiyor. Kıbrıs Cumhuriyeti'nin mevcut lideri Dimitris Hristofyas cesedin çalınmasının bir provakasyon olduğunu söyledi ve Halktan, bu provokasyon karşısında sükunetini korumasını istiyorum. Bunun başka bir izahı yok şeklinde açıklama yaptı. Hristofyas, saldırıyı ahlak dışı, kınanması gereken bu davranış kültürümüze ve ölülerimize saygımıza karşı bir saldırı olarak niteledi.
Tasos Papadopulos, 2003-2008 arası 5 yıl Kıbrıs Cumhuriyeti liderliğini yürütmüştü. Papadopulos, 12 Aralık 2008 tarihinde akciğer kanserinden dolayı hayatını kaybetmişti.

((tr))  "Papadopulos'un cesedi çalındı!" CNNTürk, 11 Kasım 2009

28 Ekim 2011, Cuma

Tayland'ın başkenti Bangkok ülkenin yıllardır gördüğü en büyük sellerin etkisi altında. Şehirden geçen Çao Phraya Nehri rekor su seviyesine ulaşırken şehrin yedi semti sular altında kaldı.
Başbakan Yingluck Shinawatra yaptığı açıklamada, "bugün yaşadığımız kriz Tayland tarihindeki gelmiş geçmiş en kritik doğal afettir," dedi. Rekor su seviyesine ulaşan Çao Phraya Nehri'ndeki su seviyesi deniz seviyesinden 2.5 metre yüksek bir seviyeye ulaştı ve yarın 2.6 metreyi bulması bekleniyor. Şehri kısmen koruyan bariyerler ise sadece 2.8 metre yüksekliğinde.
Özellikle şehrin kuzeyinde bulunan yedi semt sular altında kalmış durumda. Şehrin güneydoğusundaki bir semtin de bir kanalın taşması sonucu selden etkilendiği bildirildi. Sular şehir merkezindeki eski kraliyet sarayına da girdi. Bangkok valisi Sukhumbhand Paribatra sel tehlikesinin bölgeye göre değişti ve tüm şehrin sular altında kalmasının söz konusu olmadığını belirtti. Başbakan Yingluck ise suların çekilmesinin bir ay alabileceğini söyledi.
Şehrin doğusundaki beş büyük yol suların denize yönlendirileceği kanallara akmasını engelliyor. Hükümet suların kanallara akmasını sağlamak için yollarda belli yerlerde kanallar açmayı düşünüyor.
Temmuz ayından beridir ülkenin önemli bölümünü etkileyen sellerde en az 377 kişi hayatını kaybetti. Şu ana kadar 6 milyar dolarlık zarara yol açan seller ülkenin gayri safi yurtiçi hasılasında beklenen artışı %2 oranında azalttı. Bangkok sellerden büyük zarar görürse maliyet ikiye katlanabilir.

((İngilizce))  "Thailand May Cut Bangkok Roads to Drain Floods" Bloomberg, 28 Ekim 2011
((İngilizce)) Associated Press "Riverfront Flooding Widens, but Bangkok Mostly Dry" ABC News, 28 Ekim 2011
((İngilizce))  "Bangkok river reaches record high" The Press Association, 28 Ekim 2011

25 Ocak 2011, Salı

Avustralya'nın Tazmanya eyaletinin başbakanı İşçi Partili David Barlett, 23 Ocak günü beklenmedik bir karar alarak istifa etti. Barlett istifasını yerel saatle saat 15:00'de açıkladı, Facebook'ta da istifasını doğrulayarak ailevi nedenleri sebep gösterdi.
Barlett, haftada yedi gün çalıştığından çocukları Matilda ve Hudson için iyi bir baba olamadığını söyledi.
Eyaletin yeni başbakanı yardımcı başbakan Lara Giddings olacak. Barlett, "Giddings'in çok iyi bir başbakan olacağını düşünüyorum, benim de tam desteğim arkasında olacak" diyerek Giddings'e destek verdi.

((İngilizce))  "Bartlett confirms resignation on Facebook" Australian Broadcasting Corporation, 23 Ocak 2011
((İngilizce)) Matthew Denholm "David Bartlett quits as Tasmanian premier for family reasons" The Australian, 23 Ocak 2011
((İngilizce)) Patrick Caruana "Tasmania to welcome first female premier" The Australian, 23 Ocak 2011

4 Mayıs 2016, Çarşamba

Amerika’nın Indiana eyaletinde dün yapılan Cumhuriyetçi Parti önseçimlerini milyarder emlakçı Donald Trump büyük farkla kazanırken, en önemli rakibi Texas Senatörü Ted Cruz, yarıştan çekildiğini açıkladı.
Cumhuriyetçi Parti’nin en muhafazakar adayı Cruz Indianapolis’te yandaşlarına yaptığı konuşmada, seçmenlerin tercihini farklı yöne kullandığını söyledi ve tüm destekçilerine teşekkür etti.
Indiana önseçimlerini Cumhuriyetçi Parti’den Donald Trump birinci, Ted Cruz ikinci, Ohio Valisi John Kasich ise çok büyük farkla geride kalarak üçüncü bitirdi.
Trump Indiana’daki seçim galibiyetini “muazzam bir zafer” olarak tanımlarken, önceki konuşmalarında sıklıkla hakaret ettiği rakibi Ted Cruz’u bu kez kutladı. Cumhuriyetçi Parti’de yarışa kendisiyle başlayan diğer 15 adayı da tebrik eden, hepsini zeki ve güçlü rakipler olduğunu tanımlayan Trump, partide birlik çağrısı yaptı.
Cumhuriyetçi Parti Başkanı Reince Priebus, delege salt çoğunluğu rakamına henüz ulaşmasa da Donald Trump’ın artık partinin olası başkan adayı olduğunu açıkladı.
Yarışta aynı partiden üçüncü gelen Kasich, kazandığı çok az delege sayısına rağmen temmuz ayındaki Cumhuriyetçi Parti Ulusal Kurultayı’nda yapılacak oylamalarda adaylığı yakalama konusunda ısrarlı olduğunu bildirdi.
Indiana eyaletindeki önseçimler Donald Trump’a 57 delege kazandıracak. Ancak bu rakam kendisinin delege salt çoğunluğu olan 1237’yi yakalaması için yeterli olmadı.
Bernie Sanders Indiana’yı aldı, ama adaylık için yeterli değil
Demokrat Parti cephesindeyse Vermont Senatörü Bernie Sanders’ın Indiana önseçimlerini kazanacağı bildirildi. Parti’nin adaylığını neredeyse garantilemesi beklenen eski Dışişleri Bakanı Hillary Clinton bu eyalette fazla kampanya yürütmemişti. Son sayımlar Bernie Sanders’ı Clinton’un yüzde 7 önünde gösteriyordu.
Bununla birlikte Sanders’ın Indiana’da elde ettiği sonuç, matematiksel olarak Hillary Clinton’a yetişmesi için yeterli değil.
Clinton’un Demokrat Parti adaylığını neredeyse garantilediği hesabı yapan Donald Trump da artık hedef çizgisine eski dışişleri bakanını almaya başladı. Donald Trump son dönemde kampanya konuşmalarında, özellikle 2012’de dört Amerikalı diplomatın ölümüyle sonuçlanan Bingazi saldırısında dönemin dışişleri bakanı Hillary Clinton’un olay sırasında “uyuduğunu” iddia ederek prim yapmaya çalışıyor.
Trump, Cumhuriyetçiler’in kazanması mümkün olmayan dört eyalette Hillary Clinton’u mağlup edebileceğini iddia ediyor. Ancak mevcut kamuoyu yoklamaları Trump’ı yalanlıyor.

26 Ağustos 2009, Çarşamba

Amerikan siyasetinin etkili isimlerinden olan Demokrat Parti Massachusetts senatörü Ted Kennedy (Edward Moore Kennedy) 77 yaşında hayatını kaybetti. Kennedy'nin ölüm sebebi beyin tümörü olarak belirtildi. Kennedy'nin ölümü Amerika yerel saatiyle sabah saatlerinde ailesi tarafından yapılan açıklama ile duyuruldu.
Kennedy siyasi yaşamına 1962'de Demokratların arasında başlamış ve o tarihten bu yanada araklıksız senatörlük görevini sürdürmüştü. 2003'te Irak Savaşı'na karşı çıkan senatör Demokrat Parti'nin etkin ve kıdemli üyelerindendi. Edward Kennedy 9 kardeşin içinde en küçük olanıydı. Kennedy'e 2008 Mayıs ayında beyin tümörü teshişi konulmuştu.
Ted Kennedy'nin cenaze töreninin 29 Ağustos 2009 tarihinde Boston'da düzenleneceği belirtildi. Aynı gün Amerika yerel saatiyle öğleden sonra Washington'daki askeri Arlington Mezarlığı'na defnedileceği öğrenildi.

((tr))  "Bir "Aslan" öldü Cumartesi günü" Taraf, 27 Ağustos 2009
((tr))  "Edward Kennedy Yaşamını Yitirdi" Kanal B, 26 Ağustos 2009
((tr))  "Senatör Edward Kennedy öldü" Samanyolu Haber, 26 Ağustos 2009
((tr))  "Senatör Edward Kennedy öldü" Deutsche Welle, 26 Ağustos 2009
((tr))  "Kennedy'nin ardından: Kim ne dedi?" BBC, 26 Ağustos 2009
((tr))  "Ted Kennedy'nin cenaze töreni Cumartesi günü" CNNTürk, 26 Ağustos 2009

18 Ağustos 2010, Çarşamba

İsrail'deki Türk Büyükelçiliği'ne giren ve siyasi sığınma talebinde bulunan Filistinli, İsrailli yetkililere teslim edildi.
Büyükelçilikteki güvenlik görevlilerince etkisiz hale getirilirken yaralanan Nedim İncaz, polis eşliğinde büyükelçilikten çıkartılarak ambulansla hastaneye götürüldü.
Tel Aviv'deki Türk Büyükelçiliği'ne zorla giren İncaz, bir İsrail televizyon kanalına telefon ederek, siyasi sığınma talebi geri çevrildiği takdirde, binayı patlayıcılarla havaya uçurma tehdidinde bulunmuştu.
İncaz'la telefonda görüşen bir İsrailli Arap avukat, İncaz'ın Türk konsolos ve eşini rehin aldığını, ancak çiftin kaçmayı başardığını söyledi. İncaz'ın pencereden büyükelçilik binasına girdiği sırada silahlı olduğu söyleniyor.

((Türkçe)) TGRT Haber "Saldırgan, İsrailli yetkililere teslim edildi" www.tgrthaber.com/, 18 Ağustos 2010

17 Şubat 2011, Perşembe
Kahramanmaraş ilindeki Afşin-Elbistan B Termik Santrali'ne kömür sağlayan Çölloları kömür sahasında 10 Şubat 2011 günü göçük meydana geldi. Bölgede 4 gün öncede bir gözük meydana gelmişti. Dört gün önceki göçükte bir işçi hayatını kaybetmişti.
Bu seferki göçükte bir işçinin ölüsü bulundu. Ve 9 işçi halen kayıp. Bölgede çalışan bir işçiden alınan bilgiye göre en iyi arama yöntemleriyle arama yapılması halinde bile aramalar 8 ay sürebilir. Yine işçilerin vücudlarının parçalanmış olma ihtimali de var. Bu durumda tüm vücudu bulmak işi daha da zorlaştırıyor. Aramalar arkeolojik kazı usülü ile yapılamayacağı için ağır iş makineleri ile kum kaldırılacak bu durumda kaldırılan her kumun içi incelenicek.
İşçiye göre çalışma alanında gereken önlemlerlerin alınmamış olması çok muhtemel. Böyle bir çalışma alanının altındaki suyun sürekli belirli bir seviyede tutulması yani bir kısmının dışarı atılması gerekli. Bunun düzgün yapılmaması durumunda toprakta çatlamalar meydana geliyor. Yine güvenlik önlemi olarak belirli yerlere olası göçüğü önleyecek setler çekilmeliydi. İşin daha vahim tarafı göçük geliyorum dedi. Bölgede çatlaklar oluşmasına rağmen herhangi bir önlem alınmadı. Göçükler doldurularak çalışmaya devam edildi.
Maden-İş Sendikası Genel Başkanı İsmail Aslan bölgede incelemelerde bulundu. Mühendislik hatası ve ihmalin de araştırıldığını belirtti. Ve şunları söyledi: "Benim duyduğuma göre çatlamalar olduğunda, kamyonlarla taşları getirip, o çatlakları doldurup üzerinden öyle geçmeye çalışmışlar. Bu mühendislik hatası değil mi? Tabii ki hata var bunda" 
İlk göçüğün ardından bölgede inceleme yapan Elektrik Üretim A.Ş. Genel Müdürü Halil Alış olayın kesin sebeplerini öğrenmek için araştırma yapıldığını söyledi. Ve bu olayı 1 ölü ve birkaç yaralı ile atlatmanın Allah'ın bir lutfü olduğunu belirtti.
20-30 milyon metreküplük alanın çökmesi şimdiye kadar verilen emekleri ve maddi yatırımı ziyan ettiği gibi masraflı kurtarma çalışmalarına girilip girilmeyeceği ise merak konusu.

((Türkçe))  "Elbistan'da facia! Termik santral göçtü" DHA, 11.02.2011

26 Ağustos 2009, Çarşamba

21. sezonu yayında olan The Simpsons Afrika'da. The Simpson ailesinde ilk yayın yıldönümü ve Afrika'da yayınlanmaya başlaması sebebiyle kültürel ve ırksal değişiklikler yapıldı. Ancak bu diziye yansımayacak. Dizinin Afrika'ya gelişini kutlamak isteyen Angola'lı bir reklam ajansı Simpsonlar'da bazı değişiklikler yaptı. Aile tipik bir Angola'lı aileye dönüştürüldü ve reklam afişleri ile yayınlandı.
The Simpsons, ilk kez 1987'de Tracy Ullmann Show'da kısa skeçler olarak gösterime girdi. Sonradan yarım saatlik çizgi film formatına dönüştürüldü fakat; Simpsons hiçbir zaman orjinalliğini kaybetmedi. The Simpsons, Amerika Birleşik Devletleri'nde en uzun süre gösterimde kalan çizgi dizi oldu.

((tr))  "The Simpsons Afrika'ya açılıyor" CNBC-e, 21 Ağustos 2009
((tr))  "AMERİKAN tarihinin en uzun soluklu çizgi dizisi Simpsonlar (The Simpsons), Afrika'ya açılıyor" Milliyet Mobil, 21 Ağustos 2009
((tr))  "Simpsonlar Afrika’ya açılıyor" Vatan gazetesi, 21 Ağustos 2009

13 Ağustos 2011, Cumartesi 
İngiliz ulusal gazetesi The Times başyazısında Esad rejimini Ölüm Makinesi olarak değerlendirdi. Times'ın düşündüğü hayali senaryoya göre Türkiye, Esad rejimine iki hafta verdi. Ve açıklanmasa da bu mühletin dolması durumunda Türk ordusunun Türkiye'nin çıkarlarını korumak için bir askeri harekat düzenlemesi masada.
Gazete, ABD Başkanı Barack Obama'nın da Esad rejimini uyarmak ve görevi bırakmaya çağırmak üzere olduğunu lakin bunu ancak Recep Tayyip Erdoğan'ın başarabileceğini iddia etti. Gazete, Türkiye için Avrupa'nın Güçlü Adamı derken aynı zamanda Başbakan Erdoğan'ı övdü.

((Türkçe))  "Times: Esad'ın devrilmesini ancak Türkiye sağlayabilir" BBC Türkçe, 11 Ağustos 2011
((Türkçe))  "Times gazetesinden çok tartışılacak iddia: Türkiye Suriye'ye iki hafta mühlet verdi, askeri harekat seçeneği masada" İnternethaber, 11 Ağustos 2011
((Türkçe)) The Times "The Times:Avrupa’nın Yeni “Güçlü Adamı” Türkiye, Orta Doğu’da da Büyüyen Bir Güç" abhaber., 11 Ağustos 2011

26 Ekim 2013, Cumartesi

Türk Otomobil Fabrikası Anonim Şirketi'nin kısaltması olan ve TOFAŞ adıyla bilinen 1968 yılında kurulan Türk otomobil üreticisinin yıllık üretim kapasitesi 70 bin adet olacak B Sedan sınıfı yerli otomobil üretimine başlayacağı açıklaması, Türkiye'de Kamuyu Aydınlatma Platformu'nda yayınlandı. Otomobil üreticisinin Bursa ilinde bulunan fabrikasına yıl içerisinde üretim için 520 milyon dolar yatırım yapacağı öğrenildi. Proje için çalışmalara başlanıldığı ve 2015 yılının ikinci yarısında üretimine başlanılacak otomobillerin, bu tarihten kısa bir süre sonra önümüzde yıl sonunda yollarda yerini alacağı da haberler arasında bulunuyor. 
Üretilecek otomobilin üretimi Çin'de yapılacak olan Viaggio platformunu kullanacağı belirtilen haberlerde, yerli otomobilden yılda yaklaşık olarak 70 bin adet üretilmesi planlandığı belirtiliyor. Şirketin Kamuyu Aydınlatma Platformuna yaptığı açıklama ise şu şekilde;

Üretimin dörtte üçünün Türkiye pazarına dörtte birinin ise yurtdışına ihraç edilmesi üzerinde de durulan açıklamada, daha önce TOFAŞ CEO’su Kamil Başaran'ın geçtiğimiz Şubat ayında açıkladığı B segmenti otomobil böylece doğrulanmış oldu; ancak Başaran'ın açıklamasında belirttiği C segmentindeki otomobil hakkında ise önümüzde günlerde bilgi verileceği düşünülüyor. 

((Türkçe))  "Tofaş’tan yeni sedan geliyor" hurriyet, 26-10-2013
((Türkçe))  "Yarım milyar $’lık Tofaş sürprizi" milliyet, 26-10-2013
((Türkçe))  "TOFAŞ, yeni model üretecek" turkiyegazetesi, 26-10-2013

9 Ocak 2010, Cumartesi

Togo Millî Futbol Takımı, Afrika Uluslar Kupası'nda maç yapmak üzere Angola'ya giderken Kabinda Eyaleti yakınlarında silahlı saldırıya uğradı. İlk belirlemelere göre ikisi futbolcu olmak üzere, beş kişi hayatını kaybetti. Millî takımın, forvet oyuncusu ve kaptanı Manchester City FC kulübünde oynamakta olan Emmanuel Adebayor ise, yara almadan kurtuldu. Adebayor, ayrıca Birleşik Krallık'a geri dönmek için yola çıktı. Togo Millî Futbol Takımı'nın turnuvadan çekileceği de iddia edildi.
Saldırıyı, Front for the Liberation of the Enclave of Cabinda adlı terör örgütü üstlendi.  

((tr)) Anadolu Ajansı "Togo Milli Takımına Silahlı Saldırı: 2 Ölü" Haberler.com, 9 Ocak 2009
((tr)) Anadolu Ajansı "Saldırıya uğrayan Togo turnuvadan çekilebilir" CNN Türk, 9 Ocak 2009
((tr)) Anadolu Ajansı "Togo milli futbol takımına saldırı" Sabah (gazete), 8 Ocak 2009

4 Ağustos 2011, Perşembe 
Geçen sene Süper Lig'i ikinci olarak kapatarak Şampiyonlar Ligi ön elemelerine katılma hakkı kazanan Trabzonspor, Portekiz'in Benfica takımı ile Atatürk Olimpiyat Stadı'nda yaptığı rövanş maçını 1-1 berabere bitirerek Şampiyonlar Ligi'nden elendi. Trabzonspor ilk maçı deplasmanda 2-0 kaybetmişti.
Maç sonrası açıklama yapan Trabzonspor Teknik Direktörüü Şenol Güneş rakip takımın yaptığı taktik faullerden ve hakemin bu faulleri görmemesinden yakındı. Güneş, gördükleri kırmızı karttan sonra takımın on kişi kalması ile oyunun koptuğunu belirtti. Polonyalı oyuncu Adrian Mierzejewski 58. dakikada girdiği bir hava topu mücadelesinde rakibine dirsek atınca kırmızı kart görmüştü. Şenol Güneş: "Taç atışından gelen bir topta golü kalemizde gördük. Yaptığımız basit hatalar bize pahalıya patladı. Rakibimizin teknik kapasitesi ve tecrübesi bizden çoktu. Oyun tecrübemiz geride kaldı. Biz hiçbir zaman oyunu bırakmayacağız ve kendimizi geliştireceğiz. Adrian’ın pozisyonunu görmedim ama dirsek attıysa yanlış yapmıştır. Kadroya transfer her zaman olabilir" diye konuştu.
Kulüp genel sekreteri Hasan Yener ise yapılan iki maçta da hatalı hakem kararlarının olduğunu ve toplamda üç gollerinin verilmediğini iddia etti. Yener şöyle konuştu; "Gollerin yanısıra hakem, dördüncü hakem uyarısıyla Adrian’ı faul olmayan pozisyonda kırmızı kart ile cezalandırdı. Benfica gibi iyi bir takım karşısında bu denli hakem hatalarıyla da karşılaşınca maalesef turu geçemedik"
Benfica karşılaşmasında tek golü kaydeden Brezilyalı oyuncu Paolo Henrique golden sonra dizine aldığı darbe sonucu sakatlandı. Oyuncunun kesin sakatlık durumu Pazartesi günü belli olacak. Benfica maçından sonra Trabzonspor oyuncularına üç günlük izin verildi.
Trabzonspor Avrupa'daki ydluna UEFA Avrupa Ligi ile devam edecektir. Trabzonspor'un rakibi 5 Ağustos 2011 tarihinde İsviçre'nin Nyon kentinde yapılan kura çekimi ile Athletic Bilbao olmuştur. Bordo-Mavililer, ilk maçlarını 18 Ağustos'ta, bu maçın rövanşını ise 25 Ağustos'ta oynayacaktır.

((Türkçe)) Anadolu Ajansı "3 golümüz verilmedi" Fanatik, 4 Ağustos 2011
((Türkçe)) Serhat Demirtaş "Adrian kızardı, Trabzon yandı: 1-1" Fanatik, 4 Ağustos 2011
((Türkçe))  "Trabzonspor Benfica Maçı" Haber01, 4 Ağustos 2011
((Türkçe))  "Yeni rota UEFA" Fanatik, 4 Ağustos 2011

6 Nisan 2012, Cuma

Mali'de ülkenin kuzeyini ele geçiren Tuareg örgütü Azavad Ulusal Kurtuluş Hareketi, Azavad adını verdikleri bağımsız bir devlet ilan etti.

Mali'de ordu, seçimlere 1 ay kala hükümeti Tuaregler'e karşı yetersiz mücadele ettiği gerekçesiyle devirmişti. Batı Afrika Ülkeleri Ekonomik Topluluğu bu nedenle Mali'ye yaptırım uygulamış ve sınırları kapatmıştı. Ardından Ocak 2012 tarihinden beri başlayan,Tuaregler'in kuzeyi bağımsızlaştırma amacı yürüttüğü isyan güçlenerek ve büyüyerek artmıştı. Zamanla Libyalı savaşçılardan, sağ gruplardan ve El Kaide'ye yakın hareketlerinde Tuaregleri desteklemesiyle kuzey neredeyse kontrolden düşmüştü.
Geri adım atan cunta,köşeye sıkıştı. Kuzeyde Tuaregler "Azavad" adı verdikleri devleti kurdu. Mali Ordusu ise çaresiz direniyor. Birçok önemli kenti ele geçiren ayrılıkçılar istedikleri bölgeyi aldıkları için "saldırıyı bırakıp, olası savunmaya geçti".
Asıl korkulan ise bunun Arap Baharı gibi bu siyasi olayların da tüm Afrika'da yayılması ve sınırların değişmesi. Bu nedenle Afrika Birliği gerçek adıyla "Azavad Bağımsız Devleti"ni tanımıyacağını açıkladı.
2012 Tuareg İsyanı'nda ayrılıkçılar şu an için zafere ulaştı. 1960'da bağımsızlığını Mali'ye veren Fransa ise "bu devleti Afrika Birliği ve hiçbir ülke veya kuruluş tanımaz ise bağımsızlığın bir anlamı olmayacak" açıklamasını yaptı. Batı Afrika ülkeleri ise ayrılıkçıları bastıracak bir askeri birliği ülkeye göndermeyi planlıyor. Eğer bu olursa Fransa da lojistik destek verebilir.

((Türkçe))  "Önce darbe,şimdi de bölünme" Habertürk,
((Türkçe))  "Mali'de bölündü!" Öncevatan,
((Türkçe))  "Azavad Hareketi bağımsızlık ilan etti" Cafesiyaset,
((İngilizce))  "Mali: Violence in North Forces over 20,000 Into Exile" Allafrica,
((Türkçe))  "Darbe, Mali'yi Krize Sürükledi" TRT Haber,

17 Ocak 2010, Pazar
Tunus’ta Başbakan Muhammed Gannuşi’nin bugün yeni hükümeti açıklaması bekleniyor.
Tunus Başbakanı, televizyondan yayınlanan açıklamasında yeni ulusal birlik hükümetinin ‘büyük bir ihtimalle’ Pazartesi günü açıklanacağını belirtti.
Pazar günü devrik Cumhurbaşkanı Zeynel Abidin Bin Ali’nin yandaşlarıyla güvenlik kuvvetleri arasında çatışma çıktı.
Tunus'un başkenti Tunus'un 15 kilomete kuzeyindeki Başkanlık Sarayı’nın etrafında Pazar öğleden sonra ağır çatışmalar yaşandı. Askeri yetkililer, orduya bağlı birlikler ve Cumhurbaşkanlığı muhafız kuvvetlerinin, Bin Ali’ye bağlı militanların saldırılarını püskürttüğünü açıkladı.
Tunus Ordusu çok sayıda kişiyi tutukladı. Tutuklananlar arasında iki eski üst rütbeli güvenlik yetkilisi de bulunuyor. İki yetkilinin Başbakan Gannuşi’yi devirmeye çalıştıkları iddia ediliyor.
Bu arada başkent sokaklarında tanklar ve çok sayıda toplum polisi devriye gezmeye devam ediyor.

23 Ocak 2011, Pazar

Tunus'ta devlet başkanının ülkeyi terk etmesiyle sonuçlanan gösterilerden ilham alan Cezayirliler de hükümeti protesto etmek için sokaklara döküldü. Olaylarda 42 kişi yaralandı.
Ana muhalefetteki RCD Partisi, hükümetin karşı çıkmasına rağmen protestoları başlattı. Gösterilerin sebebi işsizlik ve hayat pahalılığıydı. Başkent Cezayir'de gösterilerde bulunan muhaliflere diğer şehirlerden 500 kişilik destek alan polis sert bir şekilde müdahale etti. Göstericiler ise polislere taş ve sandalye attı. RCD Partisi lideri, "Polis parlamentodan gösterinin yapılacağı yere yürümemize izin vermedi. Bizi kuşatarak zorla dağıtmaya kalktı" dedi.
Tunus'tan ilham alan gösteriler Arap dünyasında yayılıyor. Yemen, Mısır, Fas, Suudi Arabistan ve Ürdün'de de gösteriler düzenleniyor.

"Tunus'ta yeni hükümet açıklanıyor". Vikihaber, 17 Ocak 2011
"Tunus sokakları durulmuyor". Vikihaber, 19 Ocak 2011
"Yemen’de hükümet karşıtı gösteriler yapıldı". Vikihaber, 22 Ocak 2011

((Türkçe))  "Cezayir'e sıçradı" Vatan, 22 Ocak 2011
((İngilizce))  "Wave of unrest spreads to Yemen and Algeria" The Sydney Morning Herald, 22 Ocak 2011

24 Ocak 2011, Pazartesi
İsrail’de kurulan soruşturma komisyonu, uluslararası tepkilere rağmen ordu ve hükümetin Mavi Marmara olayında izlediği tutumu onayladı.
Turkel Komisyonu bugün açıklanan raporunda İsrail komandolarının gemiye çıktıktan sonra Filistin yanlısı eylemcilerin saldırısına uğramaları üzerine kendilerini savunmak zorunda kaldıklarını öne sürdü. Çıkan çatışmada dokuz Türk hayatını kaybetmişti.

Olaydan sonra Türk-İsrail ilişkileri bozulmuş ve İsrail, komando baskınının büyük çapta eleştirilere yol açması üzerine Gazze’ye uyguladığı ablukayı hafifletmişti.
Komisyon, raporunda İsrail’in Gazze’ye üç yıldır uyguladığı ablukanın uluslararası hukuku ihlal etmediğini de savundu. Ancak komisyon, İsrail’in abluka uygularken Gazze halkından çok Hamas militanlarını hedef alan bir yol bulması gerektiğini vurguladı.
Emekli Anayasa Mahkemesi yargıcı Jacob Turkel’in başkanlık ettiği komisyonda biri Kanadalı, diğeri İrlandalı iki uluslararası gözlemci yer aldı. Komisyon raporu uluslararası gözlemciler tarafından da onaylandı.
Türkiye başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, raporu “inandırıcı olmayan ısmarlama bir soruşturma” diye niteleyerek reddetti.
Acilen toplanan Türkiye’nin kendi oluşturduğu Ulusal Araştırma ve İnceleme Komisyonu da İsrail’in raporunu “hayret, esef ve üzüntüyle karşıladığını bildirdi. Ulusal Komisyon’un açıklamasında İsrail’in baskın sırasında orantısız güç kullandığı vurgulandı.

"İsrail kendi soruşturma komisyonunu kuruyor". Vikihaber, 14 Haziran 2010
"İsrail, uluslararası komisyonu kabul etti". Vikihaber, 4 Ağustos 2010
"BM Mavi Marmara raporu: "İsrail devletler hukukunu ihlal etti"". Vikihaber, 25 Eylül 2010
"Türkiye Mavi Marmara raporunu açıkladı". Vikihaber, 25 Ocak 2011

1 Şubat 2013, Cuma

Türkiye'de kamuoyunda "Ana dilde savunma hakkı" olarak bilinen Ceza Muhakemesi Kanunundaki değişiklik ile denetimli serbestlik kapsamında "iyi hal" olarak değerlendirilen Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun Resmi Gazete'de yayımlanmasının ardından cezaevlerinden tahliyeler başladı. Bu iki kanun değişikliği ile birlikte Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül 11 adet kanun ve kanun değişikliğini onaylamış oldu.

Türkiye genelinde kısa sürede yapılan çalışmalar neticesinde, hükümlülerden kanun değişikliğine şartları uyan hükümlülerin dosyaları tek tek inceleniyor. Serbest kalan hükümlülere Denetimli Serbestlik büroları tarafından kalan ceza süreleri kadar; Valilikler ile Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığına bağlı Cumhuriyet Başsavcılıkları arasında yapılan protokollere bağlı olarak kamu yararına çalışma veya karakola giderek imza atma tedbirleri uygulanıyor. Bu kapsamda yaklaşık 15.000 hükümlünün tahliye edileceği belirtildi. Ayrıca bu kapsamda öncelikli olarak cezaevlerinde veya hastanelerde bulunan yatalak ve ağır hasta hükümlülerin tahliyelerine öncelik verildiği de haberler arasında bulunuyor. 

Ceza Muhakemesi Kanununda yapılan ve onaylanarak yürürlüğe giren değişiklik ile meramını anlatabilecek ölçüde Türkçe bilen iddianamenin okunmasının ardından sözlü savunmasını kendisini daha iyi hissettiği bir dilde yapabilecek. Ancak bu hak yargılamanın sürüncemede bırakılması amacına yönelik olarak kötüye kullanılamayacak. Tercüme hizmetleri her ilde adli yargı adalet komisyonları tarafından oluşturulan listeden, sanık tarafından seçilebilecek. Ancak tercümanın ücreti devlet tarafından ödenmeyecek.

Yine Ceza Muhakemesi kanununa getirilen bir değişiklik ile bundan sonra kasten işlenen suçlarda 3 (üç) yıl, taksirle işlenen suçlarda ise 5 (beş) yıldan fazla hapis cezasının infazı için yakalama emri çıkartılabilecek. Çeşitli zorunlulukları bulunan hükümlülerin cezalarının infazı esnasında, bu durumun zorunlu ve ivedi olması halinde, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hükümlünün 6 ayı geçmeyen sürelerle hapis cezasının infazına ara verilebilecek.
 
Yine yayınlanan kanun değişiklikleri ile birlikte cezaevlerindeki hükümlüler  için ödül sistemi getirildi. Cezaevlerinde iyileştirme faaliyetlerine düzenli olarak iştirak edecek olan ve cezaevi kurumunun düzenine karşı tutumları düzenli olan hükümlüler ödüllendirilecek. Ödüller daha fazla görüşme hakkı, sosyal, kültürel etkinliklerden daha uzun süreli yararlanma hakkı olarak hükümlülere geri dönecek. Bir değişiklikte, son günlerde Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın sürekli bahsettiği, hükümlülere eşleri ile üç ayda bir defa görüşme hakkı da böylece verilmiş oldu. Hükümlüler üç saatten yirmidört saate kadar ceza infaz kurumlarının eklentilerinde veya kurum içerisinde cezaevi personelinin yakın gözetimi olmadan özel şekilde görüşebilecek. 
Ancak hükümlülere ödül verilmesine ilişkin maddeler iki ay sonra yürürlükte olacak. 

((Türkçe))  "Ceza İnfaz Kanunu Değişti!" haber7, 31 Ocak 2013
((Türkçe))  "'İyi hal' tahliyeleri başladı" skyturk360, 31 Ocak 2013
((Türkçe))  "Bursa'da Da Tahliyeler Başladı" bugun, 31 Ocak 2013
((Türkçe))  "Denetimli serbestlikte tahliyeler başladı" focushaber, 31 Ocak 2013
((Türkçe))  "Yasa Değişikliğinde Neler Var?" bianet, 31 Ocak 2013
((Türkçe))  "Cezaevi önünde tahliye sevinci" kanalahaber, 31 Ocak 2013

29 Aralık 2011, Perşembe

Şırnak Valiliği, dün Irak sınırındaki Uludere ilçesi yakınlarında meydana gelen olayda 35 kişinin hayatını kaybettiğini ve 1 kişinin yaralandığını açıkladı. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik'in yaptığı basın toplantısında olayın bir yanlışlık sonucu gerçekleştiğini, hükümeti adına olayda hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı dilediğini söyledi. Çelik, olayla ilgili idari ve adli soruşturma açıldığını da belirtti. Genelkurmay Başkanlığı'nın açıklamasına göre dört F-16 savaş uçağı saat 21:20 sıralarında sınır hattında tespit edilen kişileri PKK üyesi zannederek bombaladı. Bombardımanın ardından yapılan tespit çalışmalarındaki ilk bilgilere göre olayda hayatını kaybedenlerin terörist değil kaçakcı oldukları tespit edildi. Hüseyin Çelik de açıklamasında bu durumu doğruladı. Görgü tanıkları, aralarında çocuklar ve korucuların da bulunduğu köylülerin sınırdan mazot kaçakçılığı yaptığını söyledi. Olayın meydana geldiği bölgede sınır karakolun bulunduğuna dikkati çeken yerel halk, askerlerin hiçbir şey olmamış gibi davrandığını ve olaya müdahale etmediğini ileri sürdü.
Ölenlerin hepsinin cesetlerine Uludere Devlet Hastanesinde Malatya ve Diyarbakır Adli Tıp Kurumlarından uzmanların otopsi yapacağı öğrenildi.
Şırnak'a giden BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, olayda ölen kişilerin yakınlarıyla görüştü. Olayın ardından Diyarbakır ve İstanbul'da çeşitli olaylar meydana geldi.
Genelkurmay Başkanlığı ise, Irak sınırında "köylülerin öldürüldüğü" iddialarına ilişkin bir açıklama yaptı. Açıklamada, özetle, saldırının düzenlendiği bölgede sivil yerleşim olmadığı ve olay hakkında idari ve adli inceleme başlatıldığı yazılı.
Resmi açıklama şöyle:

Türk Silahlı Kuvvetlerinin sınır ötesi harekatı, TBMM tarafından 17 Ekim 2007 tarihinde kendisine verilen ve birer yıllık sürelerle yenilenen yetki gereği sürdürülmektedir.
Terör örgütü elebaşılarının son dönemde verdikleri kayıplar için gruplara misilleme talimatı verdikleri ve bu doğrultuda özellikle sınır ötesinde Sinat-Haftanin’e takviye maksadıyla çok sayıda terörist gönderildiği bilgisi alınmıştır.
Çeşitli kaynaklardan alınan istihbarat ve yapılan teknik analizler sonucunda, içlerinde örgüt elebaşılarının da bulunduğu terörist grupların bölgede bir araya geldikleri ve sınır hattındaki karakol ve üs bölgelerimize yönelik saldırı hazırlığı içinde oldukları anlaşılmış ve ilgili birlikler ikaz edilmiştir.
Geçmişte bölücü terör örgütü tarafından gerçekleştirilen saldırılarda, teröristlerin, kullandığı ağır silah, cephane ve patlayıcıları yük hayvanları ile Irak’tan getirerek sınırdan içeri soktukları, teslim olan terörist ifadelerinden bilinmektedir.
Bölücü terör örgütü mensuplarının, Irak Kuzeyinden gelerek hududumuza yakın karakol ve üs bölgelerimize eylem yapacağına dair istihbaratın artması üzerine, keşif ve gözetleme gayretleri sınır boylarında artırılmıştır. Bu kapsamda, 28 Aralık 2011 günü saat 18.39’da, Irak sınırları içinde hududumuza doğru bir grubun hareket halinde olduğu İnsansız Hava Aracı görüntüleri ile tespit edilmiştir.
Grubun tespit edildiği bölgenin teröristler tarafından sıkça kullanılan bir yer olması ve geceleyin hududumuza doğru bir hareketin tespit edilmesi üzerine hava kuvvetleri uçakları ile ateş altına alınması gerektiği değerlendirilmiş ve saat 21.37-22.24 arasında hedef ateş altına alınmıştır.
Olayın meydana geldiği yer, bölücü terör örgütünün ana kamplarının konuşlu olduğu, sivil yerleşim bulunmayan, Irak kuzeyindeki Sinat-Haftanin bölgesidir.
Olay hakkında idari ve adli inceleme ve işlemler devam etmektedir.
Kamuoyuna saygı ile duyurulur.

  "Uludere için AK Parti'den ilk açıklama" Mynet, 29 Aralık 2011

18 Ağustos 2011, Perşembe 
Dün Hakkari'nin Çukurca ilçesinde, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) araçlarına PKK terör örgütü tarafından yapılan 4 ayrı saldırı sonucunda 9 asker ve 1 köy koruyucusu hayatını yitirmişti. Aynı zamanda 12 asker de yaralanmıştı. Saldırı üzerine bölgede operasyon başlatan TSK, Hakkari-Çukurca yolunu trafiğe kapatarak 6 helikopter ile bölgeyi ateş altına almıştı. Saldırılar üzerine akşam saatlerinde Kuzey Irak'ta operasyon başlatan TSK, başlattığı bombardımanda 220'den fazla hedefi vurdu. Ve operasyonların örgüt etkisiz hale getirilene kadar süreceğini belirtti.
Türkiye Cumhuriyeti Genelkurmay Başkanlığı'ndan yapılan resmi açıklamada 17 Ağustos 2011 günü akşam saatlerinde Kandil Dağı, Hakurk, Avaşin-Basyan, Zap ve Metina Bölgesindeki 60 hedefin hava harekatı ile başarıyla vurulduğu açıklandı. Tüm uçakların emniyetle üslerini döndüğünü belirten Genelkurmay, hava harekatı öncesinde Zap, Avaşin-Basyan ve Hakurk Bölgelerinde tespit edilen 168 hedefin topçu birliklerince vurulduğunu da ekledi. Ve PKK ile mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceklerini belirtti.
ABD Ankara Büyükelçisi Francis Ricciardone Hakkari'de PKK'nın düzenlediği saldırı ile ilgili açıklamada bulundu. Elçi, açıklamasında "Türkiye'nin, ABD'nin terör örgütü ilan ettiği PKK ile mücadelesinde yanında yer almaktayız" sözlerine yer verdi. Büyükelçi, Amerika Birleşik Devletlerine adına şehit aileleri ve dostlarına yürekten başsağlığı dilediğini belirtti.

((Türkçe)) ntvmsnbc ve Ajanslar "Hakkari'de askeri birliğe pusu: 10 şehit" ntvmsnbc.com, 17 Ağustos 2011
((Türkçe)) BBC Türkçe "Hakkari'de askeri birliğe pusu: 10 şehit" BBC Türkçe, 18 Ağustos 2011
((Türkçe))  "Genelkurmay: K. Irak'ta 228 hedef vuruldu" ntvmsnbc.com, 18 Ağustos 2011
((Türkçe)) Anadolu Ajansı "Ricciardone: PKK ile mücadelede yanınızdayız" ntvmsnbc.com, 17 Ağustos 2011

23 Ağustos 2011, Salı
Türk Silahlı Kuvvetleri, geçen haftadan bu yana Irak’ın kuzeyindeki PKK hedeflerine düzenlenen hava saldırılarında 90 ila 100 PKK üyesinin öldürüldüğünü bildirdi.
Genelkurmay’ın internet sitesinden yapılan yazılı açıklamada uçakların 132 hedefi vurduğu, 80 kadar PKK üyesinin de yaralandığı belirtildi. Açıklamada sınırda konuşlu topçu birliklerinin de 349 hedefi top ateşine tuttuğu kaydedildi.
Genelkurmay’ın verdiği rakamlar bağımsız kaynaklarca doğrulanmadı. Ancak Iraklı yetkililer hava saldırılarında yedi kişinin öldüğünü bildirdi.
Hava operasyonları PKK üyelerinin geçen hafta Hakkari’nin Çukurca ilçesinde bir askeri konvoya pusu kurarak en az sekiz askeri öldürmesini izliyor.
Son bir ay içinde PKK’nın düzenlediği saldırılarda 40’a yakın asker, polis ve korucu öldürüldü. Genelkurmay açıklamasında hedeflerin sivillerin yaşamadığı bölgelere göre belirlendiği kaydedildi.

Türk Silahlı Kuvvetleri, Kuzey Irak'ı bombaladı  (18 Ağustos 2011, Perşembe)
Irak Parlamentosu'nda Türk Hava Kuvvetleri'nin yaptığı saldırılar kınandı   (23 Ağustos 2011, Salı)

15 Ocak 2011, Cumartesi

Galatasaray'ın yeni stadı Türk Telekom Arena çoşkulu kutlamalarla açıldı. Açılış maçı Galatasaray ve ünlü Hollanda klübü Ajax arasında oynandı. Açılışta çeşitli ses ve efekt gösterileri düzenlendi. Statta Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Başbakan Tayyip Erdoğan’ın ismi okunduğunda, coşku yerini ıslıklara ve protestolara bıraktı. 
Stadın açılışına katılan Başbakan Tayyip Erdoğan stada girişi sırasında taraftarlar tarafından ıslıklandı ve yuhalandı. Erdoğan yerine oturduktan sonra Galatasaray başkanı Adnan Polat açılış konuşmasını gerçekleştirdi. Polat'ın ardından TOKİ Başkanı Erdoğan Bayraktar ile konuşmalar devam etti. Bayraktar, "Sevgili Galatasaraylılar" gibi övücü sözlerle başladığı konuşmasına Galatasaray yönetimini ve merhum eski başkan Özhan Canaydın'ı küçümseyen şekilde devam etmesi üzerine protesto sesleriyle karşılaştı. Bayraktar sözlerine şöyle devam etti: "Galatasaray yönetimi Ali Sami Yen ile ilgili kiracılık yükümlülüklerini yerine getiremezken bize geldi. Hem Ali Sami Yen'de hem de burada yükümlülüklerini yerine getiremedi. Özhan Canaydın'ın karşımıza gelip naif ve sessiz sedasız duruşu dün gibi aklımda...".
Protestolar üzerine Recep Tayyip Erdoğan, bakanlar ve Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanı Mahmut Özgener ile tüm kulüp başkanları Türk Telekom Arena Stadı'nı terk ettiler. Böylece daha önceden konuşma yapacağı belirtilen başbakan konuşmasını iptal etti. Devlet Bakanı Egemen Bağış, Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker ve TFF Başkanı Mahmut Özgener taraftarları eleştirdi. Ve ayıpladı.
Uzun süredir beklenen açılış günü KanalD tarafından canlı yayınlandı. Protestolar canlı yayına yansıdı. Bunun üzerine stadın sesi kesilerek, protestolar sansürlendi.
Açılışa katılacak olan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'de, açılışa 2 saat kala programındaki gerçekleşen değişiklik nedeniyle açılışa katılmadı.

((Türkçe))  "TT ARENA’DA GÜL VE ERDOĞAN PROTESTOSU" Odatv.com, 15.01.2011
((Türkçe))  "Erdoğan Türk Telekom Arena’yı terk etti" ensonhaber.com, 15.01.2011
((Türkçe))  "Başbakan statta yuhalandı!" ekolay.net, 15.01.2011
((Türkçe))  "TT Arena'da büyük protesto!" cumhuriyet.com.tr, 15.01.2011

9 Şubat 2013, Cumartesi

Türk Silahlı Kuvvetleri eski 1. Ordu Komutanı emekli ve Balyoz darbe planı davası tutuklusu Orgeneral Ergin Saygun tedavi altında bulunduğu Mehmet Akif Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 7 Şubat 2013 günü kalp kapağı (açık kalp) ameliyatı oldu. Ameliyat öncesinde sağlık durumu ile ilgili olarak cezaevine tekrar dönmeyeceği yönünde Türkiye Adli Tıp Kurumu'ndan rapor bekleyen Saygun'un beklediği rapor ise, kendisi ameliyatta bulunduğu esnada yargıya ulaştı. Rapor sonrasında İstanbul 10'uncu Ağır Ceza Mahkemesi, Saygun'un ceza infazının ertelenmesine karar verdi.

Saygun Balyoz darbe planı soruşturması nedeniyle hakkında 11 Şubat 2011 tarihinde çıkartılan yakalama emrinin ardından rahatsızlığı nedeniyle GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi’nde tedavi olmak amacıyla 13 ay yatmıştı. Hastanede sağlık durumunun ciddi olmadığına dair rapor gelen Saygun 14 Mart 2012 tarihinde Silivri Cezaevi’ne konulmuş, burada tekrar sağlık sorunları yaşayan Saygun 17 Temmuz 2012 tarihinde İstanbul ili Küçükçekmece ilçesine bağlı Halkalı semtinde bulunan Mehmet Akif Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırılmıştı. Hakkında yapılan suçlamalar nedeniyle Balyoz adı verilen darbe planı nedeniyle 18 yıla mahkum edilen Saygun, Adli Tıp Kurumu'ndan geçirdiği sağlık sorunları nedeniyle tutukluluk halinin devam etmemesi için rapor bekliyordu.

Beklediği rapor ise kendisi ameliyatta bulunduğu esnada geldi. Gelen rapor üzerine Saygun'un avukatları harekete geçti. 8,5 saat süren başarılı ameliyattan çıkan Saygun'un kızı Ece Saygun konuyla ilgili 

 dedi.

Beklenen karar ise mahkemeden bugün geldi ve Saygun'un ceza infazının ertelendiği kararı çıktı. Alınan kararda; 

 denilmesi dikkat çekti. 

Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da Saygun ailesini arayarak, ailenin oğlu Tolga Saygun ile görüştüğü ve babası Ergin Saygun'un sağlık durumu hakkında bilgi aldığı, geçmiş olsun dileklerini ilettiği öğrenildi. Ayrıca ailesi Saygun'un sağlık durumu hakkında Genelkurmay Başkanı, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, TBMM Başkanı Cemil Çiçek'in de arayarak geçmiş olsun dileklerini ilettiklerini söylediler.

Saygun'un durumu hastane ve sonrasında kalacağı ikametinde kolluk kuruluşları tarafından izlenecek ve izleme neticesinde oluşturulacak raporlar aylık olarak mahkemeye sunulacak. Ayrıca Saygun hakkında yurt dışına çıkma yasağı da getirildi. Saygun'un sağlık durumu hakkında Adli Tıp Kurumu'ndan ise tekrar rapor isteneceği belirtiliyor.

Ek haber 09 Şubat 2013 günü saat 14.17'de meydana gelen gelişmeler nedeniyle eklenmiştir. 
Haberin yapıldığı esnada gündemde olmayan bir şekilde, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan az önce Ergin Saygun'u Mehmet Akif Ersoy Hastanesi'nde ziyaret etti. Ziyaret yaklaşık olarak 15 dakika kadar sürdü. Erdoğan ayrıca hastane doktorlarından Saygun'un sağlık durumu ile ilgili bilgilerde aldı. 

((Türkçe))  "Ergin Saygun kalp ameliyatı oldu" cnnturk, 7 Şubat 2013
((Türkçe))  "Ergin Saygun'a yurtdışı çıkış yasağı" e-karaman, 8 Şubat 2013
((Türkçe))  "İşte Saygun'un adli tıp raporu" e-karaman, 8 Şubat 2013
((Türkçe))  "Erdoğan'dan Saygun'a 'geçmiş olsun' telefonu" sabah, 9 Şubat 2013
((Türkçe))  "Ergin Saygun tahliye edildi" [[w:|]], 9 Şubat 2013

29 Aralık 2011, Perşembe

12 Eylül 1980 darbesi ile birlikte medyada çalınan türküsü oldukça fazla yer bulan Türk halk müziği sanatçısı Hasan Mutlucan vefat etti. 12 Eylül Darbesinde Genelkurmay başkanı Kenan Evren tarafından verilen muhtıranın ardından 1973 yılında yayınlanan Sadi Yaver Ataman'ın ısrarlarıyla çıkarttığı Kahramanlık Türküleri albümünden Yine de şahlanıyor türküsünün medyada yer alması ile Hasan Mutlucan daha fazla tanınır olmuştu.
Olayın ardından kendisinin darbe sanatçısı olmadığını ısrarla belirten Mutlucan, kullanıldığına inanıyor ve açıklamalarında bunu açıkça belirtiyordu.  Sanatçı TRT kurumunda da görev yapmış, fakat 1962 yılında politik sebeplerden dolayı ayrılmak durumunda kalmıştı. 
Sanatçı Mutlucan'ın, boş zamanlarında Seferihisar ilçesinde hobi olarak amatör balıkçılık yaptığı, son zamanlarında ise Alzheimer hastası olduğu ve İstanbul ilinde bulunan evinde tedavi gördüğü biliniyordu. Mutlucan rahatsızlığının artması ile birlikte Göztepe Eğitim ve Araştırma hastanesine kaldırılmıştı. Kaldırıldığı hastanede vefat etti.

((Türçe)) sabah "Hasan Mutlucan vefat etti" sabah.com.tr, 29 Aralık 2011
((Türçe)) sinemada "Hasan Mutlucan Vefat Etti" sinemada.com, 29 Aralık 2011
((Türçe)) nationalturk "Hasan Mutlucan hayatını kaybetti" nationalturk.com, 29 Aralık 2011
((Türçe)) kanalb "Ünlü Türkücü Hayatını Kaybetti" kanalb.com.tr, 29 Aralık 2011
((Türçe)) internetciler "Hasan Mutlucan Hayatını Kaybetti" internetciler.com, 29 Aralık 2011

6 Şubat 2013, Çarşamba

Türk Tiyatro ve sinemasının emektarı, Macide Tanır bir süredir yoğun bakım ünitesinde bulunuyor ve tedavi görüyordu. Sanat yaşamı boyunca 65 ödüle layık görülen Tanır aynı zamanda devlet sanatçısı unvanı da bulunuyordu. Üç haftadan bu yana tedavisi devam eden tanır bugün tedavi gördüğü hastanede saat 13.00 sıralarında yaşama veda etti. Tanır tüm mal varlığını Türk Eğitim Vakfı'na bağışlamıştı. Bu nedenle cenazesinin tüm giderlerinin bu vakıf tarafından karşılanacağı açıklandı.

Sanatçının cenazesinin 8 Şubat 2013 Cuma günü Teşvikiye Camisinde kılınacak cenaze namazının ardından Emirgan veya Zincirlikuyu mezarlığına defnedileceği öğrenildi. Macide Tanır'ın yaşamı hakkında daha detaylı bilgiyi, Özgür Ansiklopedi ve kardeş projemiz Vikipedi'deki Macide Tanır maddesinde bulabilirsiniz.

((Türkçe))  "Macide Tanır hayatını kaybetti" radikal, 6 Şubat 2013
((Türkçe))  "Z, Macide Tanır vefat etti" internethavadis, 6 Şubat 2013
((Türkçe))  "Macide Tanır vefat etti..." tiyatronline, 6 Şubat 2013

4 Eylül 2013, Çarşamba

Yılmaz Erdoğan'ın yazıp yönettiği, şiirsel hayatı konu alan 2013 yapımı Kelebeğin Rüyası adlı filmin, Türkiye Turizm Bakanlığı Sanatsal Etkinlikler Komisyonu tarafından Oscar Ödülleri olarak bilinen Akademi Ödülleri'ne aday olduğu açıklandı. Ayrıca Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, Twitter'dan aynı açıklamayı doğruladı. Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi (AMPAS) tarafından düzenlenen Akademi Ödülleri ödül töreni her yıl Şubat ayının son pazar günü veriliyordu. Ancak 2014 yılında Rusya Kış Olimpiyatları Kapanış Töreninin bu tarihe denk gelmesi nedeniyle, Akademi Ödülleri 2 Mart 2014 tarihine alındı. Ödül töreninde 2013 yılının en iyi filmleri belirlenecek. Akademi Ödülleri dünyada en çok bilinen ve tanınan film ödülüdür. Turizm Bakanlığı Sanatsal Etkinlikler Komisyonu her yıl bu tarihlerde bir komisyon oluşturarak, Akademi Ödülleri'nde Türkiye'yi en iyi yabancı film dalında temsil edecek filmi belirliyor.

Kelebeğin Rüyası filmi, bu yıl 22 Şubat 2013 tarihinde Türkiye ile birlikte Avrupa ve Ortadoğu ülkelerinde vizyona girmişti. 10 milyon Türk Lirası bütçe ile çekilen filmin toplam gişe hasılatı ise 19.501.118,00 Türk Lirası olmuştu. Filmde 1941 yılında Zonguldak ilinde yaşayan iki genç şair Rüştü Onur (Mert Fırat) ve Muzaffer Tayyip Uslu (Kıvanç Tatlıtuğ) II. Dünya Savaşı sırasında gerçek hikayerinden yola çıkılarak, yaşadıkları mücadeleler anlatılıyor. Film Türk sinemasının en pahalı prodüksüyonu olarak ta biliniyor. 
Bu yıl komisyona Tepenin Ardı, Hayat Boyu, Meryem, Kelebeğin Rüyası, Köksüz ve Eve Dönüş filmleri başvurdu. 

((Türkçe))  "Kelebeğin Rüyası filmi Oscar'a aday!" aksam, 04.09.2013
((Türkçe))  "‘Kelebeğin Rüyası’ Oscar aday adayı" milliyet, 04.09.2013
((Türkçe))  "Kelebeğin Rüyası filmi Oscar aday adayı" turkiyegazetesi, 04.09.2013

5 Aralık 2009, Cumartesi

2004 yılında görevli olan Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman, Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek ve Hava Kuvvetleri Komutanı İbrahim Fırtına, Ergenekon soruşturması kapsamında darbe teşebbüsü iddiaları ile ilgili "şüpheli" olarak ifade veriyor. Yalman, Örnek ve Fırtına sivil plakalı araçlar ile ayrı ayrı Beşiktaş'taki adliyeye geldi. Komutanlar yaklaşık 10 saatlik sorgunun ardından serbest bırakıldılar.
29 Mart 2007 tarihinde Nokta dergisi, bugün ifade veren komutanlardan Özden Örnek'e ait olduğu iddia edilen günlükleri yayınlamıştı. Kamuoyunda "Darbe Günlükleri" olarak bilinen günlüklerde, dönemin kuvvet komutanlarının Adalet ve Kalkınma Partisi hükûmetinin izlediği politikalardan rahatsız olduğunu ve 2003 ve 2004 yıllarında Sarıkız, Ayışığı ve Yakamoz kod adlı darbe planları hazırladıkları iddia ediliyordu. 
2004 yılında Jandarma Genel Komutanı görevindeki Şener Eruygur ve 1. Ordu Komutanı görevindeki Hurşit Tolon 2008 Temmuz ayında Ergenekon soruşturma kapsamında tutuklanmıştı. 25 Mart 2009 günü açıklanan iddianamede Sarıkız kod adlı planın; Eruygur, Yalman, Örnek ve Fırtına tarafından yapıldığı savunulmuş ancak "Ergenekon terör örgütü ile irtibatı tespit edilemeyen 2003-2004 yılı Hava Kuvvetleri komutanı İbrahim Fırtına, Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek ve KKK Aytaç Yalman’ın,görev yaptıkları dönemde Ergenekon terör örgütü yöneticileri ile birlikte iştirak ettikleri eylemler ile ilgili evrakın tefrik edildiği" belirtilmişti.
Orgeneral Aytaç Yalman'ın ifadesinin Cumhuriyet Savcısı Ercan Şafak, Oramiral Özden Örnek'in ifadesinin İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekili Turan Çolakkadı, Cumhuriyet Savcıları Zekeriya Öz ve Fikret Seçen, emekli Orgeneral İbrahim Fırtına'nın ifadesinin Cumhuriyet Savcısı Murat Yönder tarafından alındığı öğrenildi.
Aynı soruşturma kapsamında dönemin Genelkurmay başkanı Hilmi Özkök'ün de tanık olarak bilgisine başvurulmuştu. Özkök'ün ifadesi de günlükleri doğrular nitelikteydi.

  "Üç general adliyede" NTVMSNBC, 5 Aralık 2009
  "Üç general hakkındaki iddialar" NTVMSNBC, 5 Aralık 2009
  "Eski Kuvvet Komutanları adliyede" Sabah, 5 Aralık 2009
  "'Şüpheli' komutanlara günlükler soruldu!" NTVMSNBC, 5 Aralık 2009
  "Özkök'ün darbe iddialarıyla ilgili o ifadeleri..." CNN Türk, 5 Aralık 2009
  "2. Ergenekon iddianamesi s. 300" Milliyet, 25 Mart 2009
  "2. Ergenekon iddianamesi s. 190" Milliyet, 25 Mart 2009
  "2004'te iki darbe atlatmışız!" Zaman, 29 Mart 2007

30 Mart 2009, Pazartesi

2009 yılı yerel seçimleri 29 Mart 2009 tarihinde yapıldı. Türkiyenin doğusunda 8:00'da başlayan oy verme işlemi saat 16:00'da sona erdi. Batıda ise 1 saat geç başlayan oy verme işlemi yine 1 saat geç bitti.
İktidar partisi AK Parti geçen seçimlere kıyasla oy kaybetmesine rağmen sandıktan birinci parti olarak çıktı ve %39 oranında oy aldı. Muhalefet de oylarını büyük ölçüde artırdı. Muhalefet partileri CHP %23, MHP %16, ve DTP %6 oy aldı. 2004 yerel seçimlerine göre AK Parti 2 büyükşehir belediyesi ve 11 il belediyesi kaybederken, CHP 1 büyükşehir belediyesi ve 4 il belediyesi, MHP ise 1 büyükşehir ve 5 il belediyesi kazandı. DTP ise 4 yeni il belediyesi kazandı. Dört büyük parti dışında Eskişehir ve Ordu'da DSP, Yalova'da DP, Sivas'ta BBP ve Şanlıurfa'da da bağımsız aday Ahmet Eşref Fakıbaba kazandı.
Türkiye'nin üç büyük şehrinde de yönetimler değişmezken, İstanbul'da Kadir Topbaş, rakibi Kemal Kılıçdaroğlu'nu 8 puan farkla kazandı. Ankara'da Melih Gökçek %38 oyla rakipleri Murat Karayalçın ve Mansur Yavaş'ı geride bıraktı. İzmir'de ise CHP'li Aziz Kocaoğlu %55 oyla kazandı.

  "Bir bakışta 29 Mart" NTVMSNBC, 30 Mart 2009

7 Şubat 2013, Perşembe

Türkiye'nin Adana iline bağlı Ceyhan ilçesinde bulunan M tipi Cezaevinde, uyuşturucu nedeniyle cezaevinde bulunan bir tutuklunun yatak ve battaniyeleri ateşe vermesi sonucunda çıkan yangında, şu ana kadar yedi hükümlünün dumandan etkilenerek zehirlendiği öğrenildi. Yaklaşık olarak 350 hükümlü ve tutuklunun bulunduğu cezaevinde çıkan yangın saat 17.00 sıralarında başladı.

Yangının söndürülmesi amacıyla bölgeye çok sayıda itfaiye ekibi gönderildi. Cezaevi görevlilerinin de yangın çıktığında hükümlü ve tutukluları binadan çıkartarak yangına müdahale ettikleri bildiriliyor. Yangın esnasında oluşan dumandan zehirlenen yedi hükümlü ve tutuklunun ise tedavilerine Ceyhan Devlet Hastanesinde devam ediliyor. Türkiye'de sayıları halen yirmiden fazla M tipi cezaevlerinde, koğuş sisteminde bulunuyor. 

Meydana gelen olay ile ilgili soruşturmaya da emniyet kuvvetlerince devam ediliyor.

((Türkçe))  "Adana M Tipi Cezaevi'nde yangın!" radikal, 7 Şubat 2013
((Türkçe))  "Adana cezaevinde yangın" mynet, 7 Şubat 2013
((Türkçe))  "Cezaevinde yangın" timeturk, 7 Şubat 2013
((Türkçe))  "Cezaevinde yangın" ntvmsnbc, 7 Şubat 2013

14 Haziran 2011, Salı

Anonymous isimli uluslararası hacker grubunun Türkiye'deki ".gov.tr" uzantılı sitelere yaptığı saldırı sonrası İspanya'nın ardından Türkiye'de de hacker grubundan olduğu şüphenilen kişiler göz altına alındı. Hacker grubu Türkiye'de 22 Ağustos'da yürürlülüğe girecek İnternet filtreleme sistemine karşı, karşıt gruplar tarafından İnternet sansürü olarak bilinen, bu eylemi gerçekleştirmişti.
Ankara Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Dairesi Başkanlığı'nın başlattığı soruşturma üzerine İstanbul Bilişim Polisi'nin yürüttüğü takip neticesinde 12 ilde şüphenilen 32 kişi gözaltına alındı. Bazı kaynaklara göre, 250 kişilik bir şüpheli listesinin daha bulunduğu söyleniyor. Gözaltına alının 32 kişiden 5'inin çocuk olduğu belirtildi. Zanlılar soruşturulmak için Ankara'ya sevk edildi.

Anonymous grubu Türk devlet sitelerine saldırmaya başladı

((Türkçe))  "12 ilde "Anonymous" operasyonu: 32 gözaltı" mynet, 12 Haziran 2011
((Türkçe)) Hakan Kilyusufoğlu "12 ilde "Anonymous" operasyonu: 32 gözaltı" shiftdelete, 13 Haziran 2011
((Türkçe)) Zeynel A. Öztürk "Anonymous'un 32 üyesi Türkiye'de göz altında!" Chip, 13 Haziran 2011
((İngilizce))  "Anonymous members arrested in Turkey" BBC, 14 Haziran 2011

12 Mart 2012, Pazartesi

Türkiye'de Odatv davası kapsamında tutuklu yargılanan gazeteciler Ahmet Şık, Nedim Şener, Sait Çakır ve Coşkun Musluk tahliye edildi. 
Ergenekon soruşturması kapsamında Odatv'de yapılan aramaların ardından Ahmet Şık, Nedim Şener ve Soner Yalçın'ın da aralarında bulunduğu 10'u tutuklu 13 sanık hakkında açılan davanın 11. duruşması bugün görüldü. İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından tahliye edilen Şener ve Şık, 375 gün hapis yattı. NTV Televizyonu’na açıklama yapan Ahmet Şık’ın avukatı Akın Atalay tahliye kararının sevindirici olduğunu, ancak gazetecilerin ömründen bir yılın gittiğine dikkati çekti.
Ergenekon soruşturması kapsamında gazetecilerin tutuklanması, uzun süre hapis tutulması Türkiye’de basın özgürlüğü konusunda ciddi kuşkuların oluşmasına neden olduğu gibi hem yurtiçinde hem yurtdışında büyük tepki görüyordu.
Gazetecileri Koruma Komitesi, Ahmet Şık, Nedim Şener, Sait Çakır ve Coşkun Musluk’un tahliye edilmesini memnuniyetle karşıladıklarını, ancak Türkiye’de halen çok sayıda basın mensubunun hapis yattığını açıkladı.
Örgütün internet sitesinde yayınlanan açıklamada, “Ahmet Şık, Nedim Şener, Sait Çakır ve Coşkun Musluk’un davaları devam ederken serbest bırakılması bizi rahatlattı ancak Türkiye’de halen duruşmalarını bekleyen onlarca gazeteci ve basın çalışanının hapis yatması kaygılandırıyor,” ifadelerini yer verildi. Gazetecileri Koruma Komitesi Avrupa ve Orta Asya Program Koordinatörü Ninsa Ognianova, “hükümet, bu jestin ötesine giderek Türkiye’nin muğlak ceza ve terörle mücadele kanunları altında hapsedilen gazetecileri serbest bırakmalıdır. Kanunların uluslararası standartlara uyması esastır,” dedi.

31 Ağustos 2013, Cumartesi

30 Ağustos 2013 gecesi, Türkiye'de benzin fiyatları 5 TL sınırını aştı. Benzine 14 kuruş, mazota ise 17 kuruş zam yapıldı. Böylece benzinin litre fiyatı 5.06 TL, mazotun litre fiyatı ise 4.42 TL'ye çıkmış oldu. Litre fiyatları ilden, ile değişmekle birlikte genel olarak bu seviyelerde yer alıyor. Ağustos ayı başında benzin yine 5 TL'nin üzerine çıkmış ve Türkiye Cumhuriyeti Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu benzin maliyetlerinin Akdeniz'de düşük olmasını gerekçe göstererek, akaryakıt şirketlerini fiyatları düşürmeleri yönünde uyarmıştı. Yapılan uyarı üzerine akaryakıt firmaları istenildiği kadar olmasa da bir miktar indirime gitmişler ve benzinin litre fiyatı 5 TL'nin altına düşmüştü.
Ancak bu hafta içerisinde devam eden Suriye İç Savaşı ile ilgili gerginliğin dünya genelinde artması ile birlikte bu etkiyle dolar kurunda ve petrol fiyatlarında artış yaşandı. Artış geçtimiz yıl geçilen sistem nedeniyle gece saat 24.00'da pompa fiyatlarına yansıdı. Türkiye'de akaryakıt üzerinden devlet Özel Tüketim Vergisi ve Katma Değer Vergisi gibi vergilerin yanı sıra ithalat, üretim, dağıtım ve satış gibi alanlardan da pay alıyor. Ortalama olarak alınan vergi ise pompa fiyatının %60'ı civarında. Pompa fiyatlarında yaşanan artış ile birlikte Türkiye'de 45 litre deposu bulunun bir aracın deposu zamdan önce 216.4 TL'ye dolarken, zamla birlikte bu fiyat 227.7 TL'ye çıkmış oldu. 

((Türkçe)) radikal "Benzin artık 5 lira" radikal, 30 Ağustos 2013
((Türkçe)) hurriyet "Benzin ve motorine büyük zam" hurriyet, 29 Ağustos 2013
((Türkçe)) aksam "Benzin, mazot ve otogaza zam" aksam, 29 Ağustos 2013
((Türkçe)) milliyet "Benzin 5 TL’yi aştı" milliyet, 30 Ağustos 2013

30 Temmuz 2011, Cumartesi

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Işık Koşaner ile Kara Kuvvetleri Komutanı Erdal Ceylanoğlu, Deniz Kuvvetleri Komutanı Eşref Uğur Yiğit ve Hava Kuvvetleri Komutanı Hasan Aksay'ın emeklilik kararı vermesi üzerine Türkiye'de Genelkurmay Başkanlığı'na kimin getirilmesi gerektiği konusu tartışılmaya başlandı.
1-4 Ağustos tarihleri arasında yapılacak olan Yüksek Askeri Şura'da kuvvet komutanlıklarına atama yapılabilmesi için bir Genelkurmay Başkan'ı gerekiyor.
Teamüller gereği aday olan tek isim Jandarma Genel Komutanı Necdet Özel, Genelkurmay Başkanvekilliği'ne atandı.
Jandarma Genel Komutanlığı kuvvet komutanlığı sayılmadığı için Necdet Özel ilk olarak Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na atandı. Özel'in Genelkurmay Başkanvekilliği'ne getirildiği açıklaması Başbakanlık'tan geldi.

Türkiye'de genelkurmay başkanı ve kuvvet komutanları istifa etti

((Türkçe))  "Genelkurmay Başkan Vekili Necdet Özel" ntvmsnbc, 29 Temmuz 2011
((Türkçe))  "Org. Özel’in yolu geçen yıl açılmıştı" milliyet, 30 Temmuz 2011

29 Temmuz 2011, Cuma

Türkiye'de Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner, Kara Kuvvetleri Komutanı Erdal Ceylanoğlu, Deniz Kuvvetleri Komutanı Eşref Uğur Yiğit ve Hava Kuvvetleri Komutanı Hasan Aksay emekliklerini istedi. Karar ülkede çok büyük yankı buldu.
Kararın arkasında Balyoz ve Ergenekon davaları kapsamında tutuklu bulunan subayların terfisi konusunda yaşanan anlaşmazlıkların yattığı düşünülüyor. Kararın terfiye ilişkin kararların alınacağı Yüksek Askeri Şura (YAŞ) öncesi yoğun bir görüşme trafiğinin ardından alınması da dikkat çekti. Komutanlar kararın ardından KKTC Askeri Ataşesi'nin resepsiyonuna gitmezken Başbakan Recep Tayyip Erdoğan İstanbul programını iptal etti. YAŞ'ın yapılamamasının da söz konusu olabileceği belirtiliyor.
Kararın ardından Jandarma Komutanı Necdet Özel Başbakanlık'a gitti. Özel'in genelkurmay başkanı yapılabileceği konusunda söylentiler de mevcut.
Komutanların bu talebini Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın da kabul etmesi gerekiyor.

Bu haber, NTV, Show TV ve Kanal D'nin konuya ilişkin yayınlarından elde edilen bilgilerle yazılmıştır.

28 Mart 2009, Cumartesi

25 Mart 2009 tarihinde Kahramanmaraş'ta yapılan Büyük Birlik Partisi mitinginden Yozgat mitingine giden Muhsin Yazıcıoğlu'nun da bulunduğu helikopter Kahramanmaraş'ın Göksun ilçesinde düştü. Helikopterde bulunan 6 kişi hayatını kaybetti
25 Martta düşen helikopteri arama çalışmaları hemen başlatıldı. Ancak kötü hava şartları yüzünden arama ekipleri uzun süre helikoptere ulaşamadı. Civar köylerde yaşayan bir grup gönüllü tarafından ancak 48 saat sonra bulunabilen helikopterden dört ceset çıktı. Yapılan aramalar sonucu Yazıcıoğlunun cesedine de ulaşıldı.
Olay Türkiye'de büyük üzüntüyle karşılanırken, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Milliyetçi Hareket Partisi lideri Devlet Bahçeli ve birçok siyasi lider, Büyük Birlik Partisi'ne ve Yazıcıoğlunun ailesine taziyelerini iletti.

  "Muhsin Yazıcıoğlu yaşamını yitirdi" NTVMSNBC, 28 Mart 2009
  "Muhsin Yazıcıoğlu'nun ölümü kesinleşti" CNNTürk, 28 Mart 2009

15 Mayıs 2011, Pazar
Türkiye’nin bazı kentlerinde 22 Ağustos’ta yürürlüğe gireceği bildirilen İnternet filtreleme sistemini protesto etmek amacıyla gösteriler düzenlendi.
“İnternetime Dokunma” adlı eylem için İstanbul’un Taksim Meydanı’nda toplanan ve binlerce kişiden oluşan bir kalabalık daha sonra Galatasaray Lisesi önüne yürüdü. Göstericiler filtre sistemini hazırlayan Bilişim Teknolojileri ve İletişim Kurulu’nun kısaltması BTK harflerinden esinlenerek “BiTiK İnternet” ve Başkan Barack Obama’nın “Yes We Can” sloganlı posterinden esinlenerek Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın resmedildiği “Yes We Ban” yazılı pankartlar taşıdılar.
Göstericiler Ankara, Bursa, Antalya ve Bodrum’da da eylemler düzenledi.
Bilişim Teknolojileri ve İletişim Kurulu’nun hazırladığı  “İnternet’in Güvenli Kullanımına İlişkin Usul ve Esaslar” adlı yönetmelik Türkiye’deki kullanıcıların İnternet’e erişmek dört ayrı filtreleme sisteminden birini almasını şart koşacak. Herkese kullanıcı adı ve şifre zorunluluğu getiren sistemin, Türkiye’deki tüm İnternet kullanıcılarının işlemlerini kayıt altında tutacağı yönünde kaygılar bulunuyor.
Ancak bir süre önce NTV televizyonuna konuk olan Bilişim Teknolojileri ve İletişim Kurulu Başkanı Tayfun Acarer, güvenli internet sisteminin zorunluluk olmadığını ve ancak talep eden abonelerin alacağını söylemişti.

1 Mayıs 2009, Cuma

Türkiye'de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e yeni kabinedeki isimleri sundu. Ardından yeni bakanları basına açıkladı. Nihat Ergün ve Selma Aliye Kavaf bakan olduklarını televizyondan öğrendiklerini söylediler. Bu listeye göre 8 bakan kabine dışı kaldı, 9 yeni bakan kabineye katıldı.
Nazım Ekren, Kemal Unakıtan, Mehmet Ali Şahin, Hilmi Güler, Hüseyin Çelik, Murat Başesgioğlu, Said Yazıcıoğlu ve Kürşat Tüzmen kabineden ayrılırken, yeni bakanlar Ahmet Davutoğlu, Sadullah Ergin, Ömer Dinçer, Mustafa Demir, Nihat Ergün, Taner Yıldız, Cevdet Yılmaz ve Selma Aliye Kavaf oldu. Eski TBMM Başkanı Bülent Arınç ise Başbakan yardımcılığı görevine getirildi.
Yeni kabinede 24 erkek ve 2 bayan vekil bulunuyor. Yeni kabinede ekonomiden sorumlu isimlerin değiştirilmesi ilgi çekti.

  "Yeni kabine ve 26 bakan" NTVMSNBC, 1 Mayıs 2009
  "Kabine dışı kalan bakanlar" NTVMSNBC, 1 Mayıs 2009
  "Kabineye yeni giren isimler" NTVMSNBC, 1 Mayıs 2009
  "Kabine revizyonu gerçekleşti" CNNTürk, 1 Mayıs 2009
  "Erdoğan yeni kabineyi açıkladı" BBC, 1 Mayıs 2009

28 Temmuz 2011, Perşembe 

Türkiye’de hükümete kadınlara gösterilen şiddetin önlemesi için yapılan baskılar giderek artıyor. Son resmi rakkamlara göre 2009 yılında Türkiye’de çoğu kocaları tarafından 953 kadın öldürüldü. Kamuoyunda cinayetlere karşı büyüyen tepki hükümeti önlem almaya zorluyor.
İstanbul’da binlerce kadın geçen Pazar günü aile içi şiddeti protesto için düzenledikleri gösteride “Artık yeter” diye sloganlar attı. Gösteriye katılan kadınlar kızgınlıklarını yaşadıkları farklı olayları anlatarak dilegetirdi.
Geçen hafta bir komşusunun oğluyla birlikte eski eşi tarafından yakılarak öldürüldüğünü söyleyen bir gösterici, kadınların en çok güvendikleri, en çok sevdikleri erkekler tarafından öldürülmelerini anlayamadığını vurguladı.
Bir başka kadın gösterici de sonunda ayrıldığı eşinden yıllarca gördüğü kötü muameleyi anlattı.
Altı yıl boyunca boşanıncaya kadar eşinden şiddet gördüğünü söyleyen kadın gösterici hala zaman zaman sorunlar yaşadığını ama devletin kendisi korumak için önlem almadığından yakındı.
Haftasonu eşleri tarafından öldürülen kadınlarla ilgili haberler yine gazetelere manşet oldu. Konya’da kocasının ikinci bir eş getirmesi üzerine evinden kaçan bir kadın, babasıyla birlikte öldürüldü. Kocası cinayet suçuyla tutuklandı. Bir başka erkek çocuğunun gözü önünde karısını vurdu sonra intihar etti.
Türk Kadın Hakları Grubunun üyelerinden Pınar İlkkaracan, sorunun giderek kötüleştiği görüşünde. Hergün gazetelerde en az iki, üç cinayet haberi okunduğunu, kadınlara yönelik şiddetin arttığını belirten İlkkaracan, cinayetlerin buzdağının tepesi olduğunu asıl nedenin Türkiye’nin kadın-erkek eşitliğini gerçekleştirmekte gerikalmış olması olduğunu söylüyor.
Bu yılbaşında İçişleri Bakanlığı öldürülen kadınların sayısıyla ilgili son istatistikleri açıkladı. Buna göre 2009’da 2002 yılına kıyasla yüzde 1,400 gibi büyük bir artış görülüyor. Uzmanlar artışı bir ölçüde istatistiklerin düzelmesine ve bu tür suçların resmi makamlara daha fazla bildirilmesine bağlıyor. Ama durumun kötüleştiği konusunda herkes hem fikir.
Geçen hafta Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin durumu düzeltmek için hem yasal alanda hem de uygulamada adımlar atılacağını açıkladı.
Polise ve aile mahkemelerine daha fazla yetki verileceğini belirten bakan, en önemlisi bazı Avrupa ülkelerindeki gibi aile içi şiddet nedeniyle evlerinden uzaklaştırılan erkeklere polisin kendilerini izleyebilmesi için elektronik bilezik takılacağını söyledi.
Ancak durumu eleştirenler sorunun yasal düzenlemelerden değil uygulamadan kaynaklandığı görüşünde. Merkezi Amerika’daki İnsan Hakları İzleme Örgütünden Gauri van Gulik bu yıl Türkiye’deki aile içi şiddet üzerine bir rapor hazırladı. Gulik, ortada bir güven boşluğu olduğunu söylüyor
Yasalar açıdan büyük ilerleme olduğunu, koruma önlemlerinin ilke olarak ceza kanununa, medeni hukuka girdiğini belirten Gulik ancak bunların hiçbirinin tam olarak uygulanmadığını vurguluyor. İnsan hakları uzmanı kadınların en kötü durumlarda bile koruma görmediğini, bazılarını polislerin “kocanın yanına dön” diyerek geri çevirdiğini söylüyor.
Ancak bugün Türkiye’de medya tarafından desteklenen ve giderek güçlenen bir kadın-hakları hareketi var. Bu da hükümet üzerinde kadın cinayetlerine son vermesi için yapılan baskıyı arttırıyor.

8 Eylül 2009, Salı Güncelleme: 9 Eylül 2009

Marmara Bölgesi'ni vuran sağanak yağış, yol açtığı su taşkınlarıyla büyük çapta can ve mal kaybına neden oldu. Felaketten en çok etkilenen il Tekirdağ olurken, İstanbul ve Balıkesir'deki bazı yerleşim yerlerinde de ciddi hasarlar oluştu. Yapılan aramalar sonucu 10 cesede ulaşılırken, 4 kişinin hâlâ kayıp olduğu bildirildi.
Seller, Tekirdağ'da bir köprünün yıkılmasına, onlarca evin de sular altında kalmasına yol açtı. E-5 ve TEM uzun süre trafiğe kapandı. Bir aile sele kapılarak yok oldu. Mahsur kalanlar ancak askerî helikopterlerle kurtarıldı.
Yoğun yağış ve seller Silivri ve Çatalca'da da etkili oldu. Çok sayıda ev ve yol sular altında kaldı. Evini su basan bir vatandaşın yaşamını yitirdiği Silivri'de 50 aracın da sel sularıyla sürüklendiği belirtiliyor.
Balıkesir'in Bandırma ve Erdek ilçelerinde de sabah saatlerinden bu yana etkili olan yağmur nedeniyle birçok ev ve iş yerini su bastı. Vatandaşlar ev ve işe yerlerini korumak için çuval ve çöp tenekeleriyle setler oluşturdular. Bandırma'nın büyük bölümüne elektrik verilemiyor.
Evlerini su basan bazı vatandaşların kendi olanakları ile suyu tahliye etmeye çalıştığı kimilerinin de eşyalarını kamyonlara yükleyip evlerini boşalttığı belirtiliyor.
9 Eylül 2009 gecesi Türkiye'nin en büyük ili olan İstanbul'da etkili olan yoğun yağış sonucu sel meydana geldi. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Basın Merkezi açıklamasına göre 8-9 Eylül 2009 tarihlerinde İstanbul'un Çatalca, Silivri ve İkitelli ilçeleri ile Tekirdağ'ın Saray ilçesinde aşırı yağışlar sonucu; Tekirdağ'da 5, İstanbul'da 24 olmak üzere toplam 29 vatandaşın hayatını kaybettiği bildirildi. Gelen bilgilere göre ölü sayısının zamanla artabileceği ve sel afeti meydana gelen bazı bölgelerde yağma olaylarının yaşandığı kaydedildi. 9 Eylül yerel saatle akşam saatlerinde Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan afet bölgesine gitti ve bazı açıklamalarda bulundu. Erdoğan, İstanbulumuz'da Silivri, Çatalca ve merkez dahil olmak üzere 26 vatandaşımızı kaybettik. Bunun yanında Tekirdağ'da 5 vatandaşımızı kaybettik. Şu anda 9 tane de kayıbımız var. açıklamasında bulundu. Böylece ölü sayısı 31'e yükseldi.
Sel bölgesinde 08.09.2009 06:00 (UTC) - 09.09.2009 06:00 (UTC)  arası en yüksek yağışı 182,6 kg/m2 ile Balıkesir'in Bandırma ilçesinin aldığı belirlendi. Yunanistan İçişleri Bakanlığı, Türkiye'ye yardım teklifinde bulundu. Türkiye'nin ise teşekkür ettiği, ihtiyaç olunması halinde Atina'ya bildirileceği söylendi.

((tr))  "Yunanistan'dan yardım teklifi" Mynet, 9 Eylül 2009
((tr))  "Ölçülen toplam yağışlar" Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü, 9 Eylül 2009
((tr))  "Erdoğan'dan sel açıklaması" Mynet, 9 Eylül 2009
((tr))  "Selin ardından yağma başladı" CNNTürk, 9 Eylül 2009
((tr))  "İstanbul afet yeri!" CNNTürk, 9 Eylül 2009
((tr))  "Marmara ve Trakya'da Sel Felaketi" VOA Türkçe, 8 Eylül 2009
((tr))  "Marmara'da sel dehşeti: 10 ölü" Hürriyet, 8 Eylül 2009
((tr))  "Sel bölgesinde 6 kişinin cesedi bulundu" CNNTürk, 8 Eylül 2009
((tr))  "Ölü sayısı artıyor" Haberturk, 8 Eylül 2009

18 Temmuz 2011, Pazartesi

Türkiye'de Demokratik Toplum Kongresi'nin geçen hafta ilan ettiği “demokratik özerklik”, Diyarbakır’daki saldırı ve BDP milletvekili Emine Ayna’nın yaptığı son açıklama gerginliği artırdı.
Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) destekli milletvekillerinin tutuklu arkadaşlarının durumunu protesto için Meclis’i boykotları ve grup toplantılarını Diyarbakır’da yapmaya başlamaları ile gerilen siyasi atmosfer, yine Diyarbakır’da geçen hafta 13 askerin PKK tarafından öldürülmesi ve Demokratik Toplum Kongresi (DTK)’nin “demokratik özerklik” ilanı ile daha da gerildi.
Askerlerin öldürülmesine yönelik yoğun bir tepki oluşurken, Türkiye genelinde çok sayıda protesto gösterisi düzenlenmesi; siyasi ve askeri yönleri ön planda olan konunun, toplumsal yönünü de hatırlattı.
Gerilimli ortam, sert çıkışlarıyla tanınan BDP milletvekili Emine Ayna’nın son açıklamalarıyla daha da sertleşti. İlan ettikleri demokratik özerkliğin tartışılma ihtimali dahi olmadığını savunan Ayna’nın, ”Kürtler artık, senden talep etmiyorum. Ben yapıyorum. Sana düşen ‘Beni tanımaktır’ diyor” ifadesi dikkat çekti.
Taleplerinin, Ankara ile ipleri koparma anlamı taşımadığını belirten Ayna, PKK yanlısı Roj TV’ye yaptığı açıklamada:  “Şunun anlaşılması gerekiyor. Kürtler birey değil, bir halktır. Doğal olarak kolektif özellikleri vardır. Kürtlük; o topluluğun ortak tanımıdır. O tanıma sahip olanların özellikleri vardır. Bunlardan biri dildir, diğeri yaşadığı topraklardır. Yaşadığı topraklardaki kaynaklar hakkında söz söyleme sahibi olmalıdır. Bunun görülmesi gerekiyor.(…) Talep edilme ile ilan arasında büyük fark vardır. Talep ettiğiniz zaman; bu tartışılabilir bir şeydir. İlan ettiğinizde ise, bu artık tartışılma ihtimalinin olmaması anlamına gelir." dedi.
“Demokratik özerklik” tanımı içerisinde siyasal statünün bulunmadığını, daha çok siyasal bir tanımdan bahsettiklerini belirten Ayna, "Kültürel haklar, benzer konular, bunlar tartışılabilir belki. Siyasal talep, siyasal bir statüdür. Ben o yüzden ‘Çıta dememek lazım’ diyorum. Bağımsızlığınızı ilan edersiniz de çıta oradadır. O gelir, federasyonu, özerkliği tartışırsınız. Bunun gerisinde bir siyasi statü yok. Yapılan şey, kabul edilebilir, ‘eşit değil eşite en yakın’, Türkiye sınırları içerisinde özgür ve gönüllü birlikteliğin temelidir. Eşit, özgür, gönüllü bir birliktelik. Bu müzakere masasına da gelebilir, konuşulabilir, konuşulmalıdır da. Bu noktadan sonra konuşulabilecek şey, demokratik özerklik nasıl işleyecek, odur" diye konuştu.

27 Haziran 2011, Pazartesi

Türkiye'de önce Hatip Dicle'nin milletvekilliğinin düşürülmesi, ardından CHP'li Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal, MHP'li Engin Alan ve BDP destekli beş bağımsız milletvekilinin tahliye taleplerinin reddedilmesi nedeniyle siyasi bir kriz yaşanıyor.
Kriz geçtiğimiz günlerde Balbay ve Haberal'ın tahliye edilmemesiyle başladı. CHP genel başkanı karar üzerine cumartesi günü "Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk defa TBMM sorunlu açılıyor. Dönüp bakmamız gerekiyor, bu sorunları kim yaratıyor, ana muhalefet mi yoksa iktidar mı? Bu sorunlar bilinmiyor muydu? Biliniyordu, niye bu sorunu aşmak için gayret sarf edilmedi?" dedi. Dün ise Kılıçdaroğlu "milletin iradesi tecelli edip" tutuklu vekiller meclise gelip yemin edene kadar CHP'nin ödün vermeyeceğini, 550 milletvekilinin tamamının orada olmasının engellenmemesi gerektiğini söyledi. "Halkın kendi seçtiği parlamenterlerin Meclis'e gelmesini engelleyen bir güç varsa bu güce karşı ortak duruş sergilemesi gerektiğini" de ekledi. Alınan mahkeme kararına Haberal'ın avukatı "verilen kararın hukuki dayanaktan yoksun ve kamu vicdanını rencide eden bir karar olduğu"nu savunarak itiraz etti. Haberal'ın seçim bölgesi olan Zonguldak'ta ise sokaklara Haberal'ın afişleri asıldı. Tahliye yarınki yemin törenine kdar gerçekleşmezse CHP'li vekillerin meclise gideceği ama yemin etmeyeceği öne sürülüyor.
Barış ve Demokrasi Partisi destekli bağımsız vekiller ise meclisi boykot edeceklerini açıkladı. Bu karar Hatip Dicle'nin milletvekilliğinin Yüksek Seçim Kurulu tarafından düşürülmesinin ardından alınmıştı. Hatip Dicle ile KCK'ya üye olduğu iddia edilen ve tahliye edilmeyen vekillere destek için dün İstanbul'un Şişli semtinde toplanan ve Taksim Meydanı'na yürümek isteyen 1500 kişilik gruba polis müdahale etti. Polis gruba biber gazıyla müdahale etti, göstericiler polise taşlar attı, çevredeki dükkânlar olaylardan zarar gördü. Biber gazından milletvekili Sırrı Süreyya Önder de etkilendi. Olayların ardından yeniden toplanan grup BDP'nin İstanbul il binasına gitti. Buradan yeniden Taksim Meydanı'na gitmek isteyen gruba polis ikinci kez müdahale etti. Olaylarda toplam dokuz polis yaralandı, 40 gösterici göz altına alındı. Adana'da ise yüzleri maskelerle kapatılmış bir grup, lastik ve koltuk yakarak bir caddeyi trafiğe kapattı. Grubun polise taşlar ve havai fişek ile saldırması sonucu polis biber gazı ve su ile karşılık verdi. Olaylarda bir polis hafif yaralandı. Şırnak'ta BDP'liler süresiz oturma eylemi başlattı. Milletvekili Altan Tan Diyarbakır'da "AKP’li milletvekili görürseniz selamı sabahı kesin. Hiç bir şey olmamış gibi utanmadan artık bu sokaklarda gezememeliler" dedi. Abdullah Öcalan'ın boykot kararını desteklediği bildirildi.
MHP genel başkanı Devlet Bahçeli yaptığı yazılı açıklamada tahliye taleplerinin reddini "bir hukuk skandalı" olarak niteledi. Bu kararın bir üst mahkeme tarafından ortadan kaldırılması gerektiğini söyleyen Bahçeli, yargının taraflı ve siyasallaştığını belirtti. Çözüm yeri olarak meclisi gösteren Bahçeli "Milliyetçi Hareket Partisi, TBMM'nin saygınlığına ve millet iradesinin vazgeçilmezliğine inandığından dolayı, yemin törenine tüm vekilleriyle eksiksiz katılacak ve demokrasinin işlemesine destek verecektir" dedi. "Boykot kararı alanların, bunu aklından geçirenlerin, TBMM'yi kirli emellerine alet etmeye yeltenenlerin krizden, kavgadan ve kaostan beslenenler olacağı tartışmasızdır" diye ekledi.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül "Çözüm yeri şüphesiz ki TBMM’dir. Hepimizin temsilcilerinin bulunduğu yerdir" sözlerini kullandı. AK Partili Cemil Çiçek "Meşru zemin Meclis'tir. Sorunları Meclis'te çözün. sokakta çözüm olmaz" dedi. AKP'li Taner Yıldız "Meclis’in açılması birçok konunun ilacı olacak. Sorunların çözümünün ana merkezi Meclis’tir. Meclis’in açılmasıyla tartışma zemini genel kurula taşınacak, bu da temel çözüm yoludur. Cumhurbaşkanı’nın yapacağı konuşmanın karşılık bulacağına inanıyorum. Eninde sonunda Meclis’e gelineceği kanaatindeyim" diye açıklama yaptı.
Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Birinci Dairesi Başkanı İbrahim Okur, "kişisel olarak, ben milletten bu kadar oy almış kişinin parlamentoda olmasını isterdim" dedi. Doğru Yol Partisi genel başkanı Çetin Özaçıkgöz "işin sonunda, terör, KCK ve Ergenekon sanıklarının genel afla serbest bırakılacağını,  buna da 'Milli Barış' denileceğini" iddia etti. Büyük Birlik Partisi genel başkanı Hakkı Öznur ise "YSK'nın Hatip Dicle kararının, Türkiye'ye yeni bir kaos dalgası getirdiği"ni söyleyerek, BDP'nin "paramiliter bir yapılanma içinde olduğu"nu ve "Dicle'nin durumunu bilmesine rağmen onu aday gösterdiği"ni iddia etti.

  "TBMM tarihinin en kritik yemin töreni" Hürriyet, 27 Haziran 2011
  "Ödün vermeyeceğiz" Milliyet, 26 Haziran 2011
  "YSK'yı protesto için işyerlerine saldırdılar!" Zaman, 27 Haziran 2011
  "Bahçeli: MHP Meclis'e gelecek" Sabah, 27 Haziran 2011
  "KCK Tutuklusu 5 Milletvekiline Ret" TRT, 26 Haziran 2011
  "Şişli Savaş Alanına Döndü" TRT, 26 Haziran 2011
  "BDP'liler Şırnak'ta süresiz oturma eylemi başlattı" Milliyet, 26 Haziran 2011
  "Kılıçdaroğlu'ndan Haberal ve Balbay tepkisi: TBMM ilk defa sorunlu açılıyor" Zaman, 25 Haziran 2011
  "Haberal'ın tahliye talebinin reddedilmesine itiraz edildi" Zaman, 24 Haziran 2011
  "Milletvekillerine biber gazıyla müdahale" CNN Türk, 27 Haziran 2011
  "Öcalan yeni bir tarih verdi: Son karar 15 Temmuz’da" Star, 27 Haziran 2011
  "'AKP'li vekilleri sokaklarda gezdirmeyin, selam vermeyin'" Radikal, 25 Haziran 2011
  "BBP: YSK'nın kararı yeni bir kaos dalgası getirdi" Zaman, 23 Haziran 2011
  "Zonguldak Caddelerine Haberal'in Afişleri Asıldı" Haberciniz.biz, 24 Haziran 2011

5 Ocak 2012, Perşembe

Türkiye medyasında halen cezaevinde tutuklu olarak bulunan ve Milletvekili seçilen Haberal yasa tasarısı olarak bilinen, tutuklu ve hükümlülerin ağır hasta yakınlarını ziyaret edebilmesine olanak sağlayan yasa tasarısı TBMM Adalet Komisyonunda kabul edildi. Tasarıda Öcalan hakkında ise kısıtlamalar olduğu belirtildi.

Komisyonda Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi dün tüm gün görüşüldü. Tasarı görüşmelerinde konuşan CHP Aydın Milletvekili Bülent Tezcan, yapılan düzenlemede avukatları suçlayıcı bir düzenleme yapmanın yanlış olduğunu belirtirken, CHP Muğla Milletvekili Ömer Süha Aldan ise, hükümlünün yakınları ile görüşmesinin kısıtlanabileceğini, ancak avukatı ile görüşmesinin yasaklanamayacağını söylediği belirtildi.

Yapılan görüşmelerden sonra hazırlanan taslak TBMM Genel kuruluna sevk edilmek üzere kabul edildi. Tasarıda, hükümlünün suç örgütünün faaliyetlerine yön verdiği konusunda somut olguların tespit edilmesi halinde, Cumhuriyet Başsavcılığının istemi ve infaz hakiminin kararıyla, talimatları verdiği avukat ve diğer kişilerle görüşmesini 6 ay boyunca kısıtlayabilecek veya sınırlandırabileceği yer alıyor. Kısıtlama veya engelleme halinde hükümlünün hukuki desteğini ise Türkiye Barolar Birliğinin görevlendireceği bir başka avukat yürüteceği, bu avukatın masraflarının ise Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacağı belirtildi.
Ayrıca tasarıda, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum edilenler hariç olmak üzere, ikinci derece dahil kan veya kayın hısımlarından birinin ya da eşinin ölümü nedeniyle cenazesine katılması için yol hariç 2 güne kadar izin verilebileceği de yer aldı. Ancak izin verilen tutuklu veya hükümlüye yurt dışına çıkma yasağı da tasarı ile getirildi.

((Türkçe)) stargazete "İkinci yargı paketi haftaya Meclis’te" stargazete.com, 12 Ocak 2012
((Türkçe)) ihlassondakika "Komisyon'dan Öcalan kararı!" ihlassondakika.com, 11 Ocak 2012
((Türkçe)) sabah "Haberal yasa teklifine komisyon onay verdi" sabah.com.tr, 12 Ocak 2012
((Türkçe)) zaman "'Haberal yasası'na Öcalan rötuşu" zaman.com.tr, 12 Ocak 2012
((Türkçe)) aksam "Hasta ziyaretine komisyondan vize" aksam.com.tr, 12 Ocak 2012

11 Temmuz 2011, Pazartesi

12 Haziran seçimleri sonrasında Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) milletvekillerinin "yemin etmemesi", Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) destekli milletvekillerinin de Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni "boykot etmesi" ile tırmanan siyasi krizin "yemin" boyutu aşıldı.
CHP heyetlerinin geçen haftadan bu yana Adalet ve Kalkınma Partisi heyetleriyle ardı ardına yaptıkları görüşmeler sonucunda bir mutabakat metni üzerinde uzlaşıldı.
Toplantılara katılan AK Parti Grup Başkanvekilleri Nurettin Canikli, Ahmet Aydın ve AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Haluk İpek ile CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, CHP Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek ve İstanbul Milletvekili Aydın Ayaydın’ın imzasıyla kamuoyuna duyurulan anlaşmada en dikkat çekici ifade “Yasama faaliyetlerine katılmayan milletvekillerinin yemin ederek, Meclis çalışmalarına iştirak etmeleri arzu edilmektedir.” oldu.
TBMM’nin, Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran, Kurtuluş Savaşı’nı yöneten ve olağanüstü koşullarda dahi toplanarak, bugün yaşanılanlarla kıyaslanamayacak, çok daha büyük sorunların üstesinden gelen bir Meclis olduğu vurgulanan açıklamada;
“Halkın egemenliği ve milletin iradesinin, seçilmiş ve vekâlet verilmiş milletvekilleri aracılığıyla TBMM’de hayata geçirilecektir. Bu çerçevede tüm siyasi partilerin ve milletvekillerinin, milletimizin kendilerine verdiği bu onurlu görevi yerine getirmeleri için TBMM’de olmaları gerektiğine inanıyoruz. 12 Haziran seçimleri sonrasında bazı milletvekillerinin yemin etmeyerek, yasama faaliyetlerine katılmamaları eksikliktir. Son seçimlerle birlikte yüzde 95 seviyelerinde yüksek bir temsil oranını yansıtan TBMM, milletimizin yeni bir anayasa yapılması talebiyle birlikte birleştirilerek değerlendirildiğinde, tüm siyasi partiler için uygun bir uzlaşma zemini oluşturmaktadır. Ortaya çıkan bu tarihi fırsat, toplumsal sözleşme tanımına uygun bir anayasa yapılması hedefi için kullanılmalıdır.
Siyaset kurumu için sorunların gündeme getirileceği, tartışılacağı, değerlendirileceği ve çözüm bulunacağı yegâne ortam TBMM’dir. Siyasi partiler, sorunların çözümü için TBMM zemininde olmalıdır. Bu inançla, anayasa dâhil, tüm mevzuatın hukukun üstünlüğü çerçevesinde ve kuvvetler ayrılığı ilkesi dikkate alınarak, özgürlükleri genişletici bir anlayışla yorumlanması ve uygulanması gerektiğine inanıyoruz. Sonuç olarak, Meclisin açılışından bugüne kadar yasama faaliyetlerine katılmamış olan milletvekillerinin yemin ederek, Meclis çalışmalarına iştirak etmelerini ve katkı sağlamalarını arzu ediyoruz.” denildi.
Uzlaşının ardından CHP Grup toplantısına katılan milletvekillerine, öğleden sonraki oturumda yemin edecekleri bildirildi.  Yemin için kürsüye giden CHP’lilerin yakalarında "Egemenlik kayıtsız şartsız milletidir." kokartları bulunuyordu.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, gelişmeleri  “CHP’lilerin yemin etmesi olumlu bir gelişme. Sıra BDP’lilerde.” şeklinde değerlendirirken, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Zaten beklentimiz buydu." dedi.
Gözlemciler uzlaşma metninin, tutuklu CHP milletvekillerinin serbest bırakılmasını sağlayacak somut bir yasal değişikliğe ya da böylesi bir değişikliğe yönelik net bir söze dahi yer vermediğine dikkat çekiyor.
CNN Türk'ün konuya ilişkin yayına katılan Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Utku Çakırözer, metinde yer alan ifadelerin CHP’nin beklentilerini karşılamaktan uzak göründüğünü, CHP’nin yemin etme kararlılığında olması nedeniyle, böylesi genel ifadelere yer veren bir metinle yetindiğini belirtti.
Görüşmelerden ve uzlaşı sürecinden dışlandıklarını belirten BDP’lilerden ise sitemkâr ancak uzlaşmaya kapalı olmayan mesajlar geliyor.
BDP Grup Başkanı Selahattin Demirtaş, “Kendi takdirleridir, saygı duyarız. Fakat, sonuçta eğer BDP’nin de bu mutabakatın içinde yer alması istenseydi, başından itibaren gizli-saklı görüşmeler yapmak yerine BDP’yi de dahil eden bir çalışma yürütülürdü. Fakat öyle görülüyor ki bilinçli bir şekilde böyle bir yöntem seçilmiştir. Bundan sonraki süreçte diyaloga kapalı olmayacağız. Tabii biz diyaloga açık olacağız. Bizim niyetimiz sorunu çözmektir. CHP’nin kendi takdiridir saygı duyarız, bizi bağlamaz.” diye konuştu.
Krizin “yemin” boyutunun çözülmesinde kritik ve etkin bir rol üstlenen TBMM Başkanı Cemil Çiçek de herkese eşit mesafede olduğunu vurgulayarak “BDP’ye yönelik yemin çağrımı tekrar ediyorum.” dedi.

4 Şubat 2013, Pazartesi

Türkiye İstatistik Kurumu 2013 yılı Ocak ayı Tüketici Fiyatları Endeksi (TÜFE) ve Üretici Fiyatları Endeksini (ÜFE) açıkladı. Buna göre TÜFE yüzde 1.65 oranında artış gösterirken, ÜFE 0.18 oranında geriledi. Artış beklenenin üzerinde oldu. Bu açıklamalar doğrultusunda enflasyon oranı TÜFE'de 7.31'e yükselirken, ÜFE'de 1.88'e geriledi. Geçtiğimiz yıl enflasyon yüzde 6.6'da kalmıştı. Enflasyon oranına yıl içerisinde yapılan zamların etki yaptığı bildirildi. En çok zam gören ürünler ise domates, biber ve patlıcan ile alkol ve tütün'de oldu.
Sanayide ise 0.29 oranında artış yaşandı. Tarımda bu oran 2.62 geriledi. En yüksek artış 15.35 oranı ile alkollü içecekler ve tütün gruplarında gerçekleşti. En çok zamlanan ürün yüzde 51.26 ile domates oldu. 
Oranlar hizmet alanlarına göre çeşitlilik gösterdi. Buna göre çeşitli mal ve hizmetlerde yüzde 1.71, ev eşyalarında yüzde 1.08, lokanta ve otellerde yüzde 0.95, konutta yüzde 0.70, sağlıkta yüzde 0.5, ulaştırmada yüzde 0.5, eğlence ve kültürde yüzde 0.24, eğitimde yüzde 0.1 oranlarında artış gerçekleşti. 
Açıklanan oranların Türkiye Merkez Bankasının enflasyon beklentilerini negatife çevirecek veya politika değişikliğine götürecek bir tablo oluşturmadığı kaydedildi. 

((Türkçe))  "Enflasyon yeni yıla yükselişle başladı" ntvmsnbc, 4 Şubat 2013
((Türkçe))  "İşte piyasaların beklediği haber" takvim, 4 Şubat 2013
((Türkçe))  "Zamlar enflasyonu uçurdu" stargazete, 4 Şubat 2013
((Türkçe))  "Enflasyon rakamları açıklandı" yeniasir, 4 Şubat 2013
((Türkçe))  "Enflasyon yüksek geldi" hurriyet, 4 Şubat 2013
((Türkçe))  "Yılın ilk enflasyon verisi açıklandı" milliyet, 4 Şubat 2013

7 Şubat 2013, Perşembe

Türkiye Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, naylon poşetlerin parayla satılmasını, yerine kullanılacak doğa dostu ve çevre kirliliğine neden olmayan biyobozunur poşetlerin ise vatandaşlara bedava verilmesi için uygulama başlatıyor.

Bakanlık ayrıca biyobozunur poşetlerin kullanımının sağlanabilmesi amacıyla naylon poşet üreticileri ile görüşmeye devam ettiği, üreticilere ve marketleri konuyla ilgili destek verilmesinin planlandığı belirtildi. Biyobozunur poşetlerin şu anda plastik poşetlerin iki katı maliyeti olduğu, ancak bakanlık tarafından yapılacak destek ile maliyetin azalacağı belirtildi. Bilindiği gibi naylon poşetler doğada yaklaşık olarak 500 yıllık bir sürede yok oluyor. Biyobozunur poşetler 20 ila 30 defa kullanılabiliyor.  

Çevre Yönetimi Genel Müdürü Mehmet Baş yaptığı açıklamada; Avrupa'da ve ülkemizdeki bazı büyük marketlerde plastik poşetlerin parayla satıldığını, ancak vatandaşın biyobozunur poşeti ücretsiz olarak alacağını, böylece alışkanlık kazanılan biyobozunur poşet kullanımının yaygınlaşacağını söyledi.

((Türkçe))  "Plastik poşet isteyen para ödeyecek!" haberturk, 7 Şubat 2013
((Türkçe))  "Naylon poşetler tarih oluyor..." milliyet, 7 Şubat 2013
((Türkçe))  "Naylon poşetler tarih oluyor..." bursadabugun, 7 Şubat 2013

14 Haziran 2009, Pazar

Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde bazı dış temsilciliklerde Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) tarafından gerçekleştirilen Öğrenci Seçme Sınavı (ÖSS) yapıldı. Türkiye'nin yerel saatiyle 10.00'da (GMT: 07.00) başlayan sınav 195 dakika sürdü. Sınav Türkiye'nin yerel saatiyle 13.15'de (GMT: 10.15) sona erdi. Bu yıl sınava 1.349.782 öğrenci girdi. Sınava 207.857 kişi görev yaptı. Sonuçların Temmuz ayı içerisinde açıklanması bekleniyor.
Öte yandan sahtecilik yaptıkları gerekçesiyle yaklaşık 50 kişi tutuklandı. Sınavın soru ve cevapları htttp://oss2009-sorular.osym.gov.tr adresinden duyuruldu. Ayrıca bu yıl yapılan ÖSS sonuncu ÖSS oldu. Gelecek yıldan itibaren çift kademeli sınav sistemine geçiliyor.

  "Son ÖSS geride kaldı" Akşam, 14 Haziran 2009
  "ÖSS operasyonunda 30 gözaltı" Sondakika.com, 14 Haziran 2009

7 Şubat 2013, Perşembe

Türkiye'nin İstanbul ilinde öldürülen Amerikalı amatör kadın fotoğrafçı Sarai Sierra ülkesi olan Amerika Birleşik Devletleri'ne gönderiliyor. Sierra'nın İstanbul'da bulunan eşi  Steven ise uçakla New York’a geri döndü.

ABD medyasının ve FBI'ın da olay ile ilgilendikleri, medyanın Sarain'nin eşi Steven'ı televizyon programlarına çıkarmak için yarıştığı belirtiliyor. Bir FBI ajanı ise olay ile ilgili olarak görevlendirildiğini ve Sierra'nın profilinin uyuşturucu sevkiyatı yapan çeteler için çok uygun olduğunu, ayrıca Sierra'nın sürekli tek başına gerçekleştirdiği seyahatlerde bir çok karanlık ve durumu şüpheli kişi ile görüştüğünü söylediği belirtildi.

İstanbul'da ölü olarak bulunan ABD'li turist Sierra başına vurularak öldürüldü

((Türkçe))  "Sierra'nın cenazesi ülkesine gönderildi" turkiyegazetesi, 7 Şubat 2013
((Türkçe))  "Taylan'ın dediklerine bir saniye bile inanmadım" hurriyet.de, 7 Şubat 2013
((Türkçe))  "FBI Ajanı Sierra Hakkında Konuştu:  Uyuşturucu Sevkiyatı İçin Uygun Biri!" turktime, 7 Şubat 2013

23 Eylül 2009, Çarşamba

İstanbul Teknik Üniversitesi Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesine bağlı Uzay Mühendisliğindeki öğretim elemanları ve öğrenciler tarafından 3 yıl önce üretilmeye başlanmış olan İTÜpSAT1 adlı uydu bugün yörüngeye yerleştirilmek üzere Hindistan Uzay Araştırmaları Kurumu'na (ISRO) ait C-14 isimli roket vasıtasıyla uzaya fırlatılacak. Uydunun planlanan yörüngesinin dünya yüzeyinden yaklaşık 700 km yükseklikte olacağı bildirildi.
Sadece bir kilogram ağırlığında olan ve 10x10x10 cm3 boyutlarındaki mini uydu İTÜ laboratuvarlarında üretilen uydu gerekli tüm testleri geçtikten sonra Hindistan'ın Sriharikota yarımadasında bulunan ve Hindistan Uzay Araştırma Kurumuna bağlı Satish Dhawan uzay üssündeki rokete koyulmak ve yörüngeye yerleştirmek üzere teslim edildi.
İTÜ Uzay Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Alim Rüstem Aslan, küp şeklindeki uydunun bugün saat 06:16'da (UTC) fırlatıldıktan sonra saat 06:35'te (UTC) roketten ayrılarak yaklaşık 700 km yükseklikteki yörüngesine yerleşeceğini ve bu yörüngede saniyede 7,5 km hızka hareket edip dünya çevresindeki bir turunu 90 dakikada tamamlayacağını söyledi. Aslan uydunun bir VGA kamereya sahip olduğunu ve kıtasal ölçekli resimler çekerek bu resimleri yer istasyonuna ileteceğini belirtti.

((tr))  "İTÜpSAT1 uzayda" İstanbul Teknik Üniversitesi, 23 Eylül 2009
((tr))  ""İTÜpSAT1" uydusu uzaya fırlatıldı" CNN Türk, 23 Eylül 2009
((tr))  "İlk yerli uydu “İTÜpSAT1”‎" Vatan Gazetesi, 23 Eylül 2009
((tr))  "İlk Türk yapımı uydu uzaya fırlatıldı" Sabah Gazetesi, 23 Eylül 2009

İ.T.Ü. Uzay Sistemleri Tasarım ve Test Laboratuvarı İnternet Sitesi

28 Ağustos 2010, CumartesiBirleşmiş Milletler 28 Ağustos’ta Türkiye’de başlayacak olan ve 12 Eylül’de sona ermesi planlanan 2010 Dünya Basketbol Şampiyonası öncesinde yıldız sporcularla elele vererek yolları daha güvenli hale getirme kampanyası başlattı
Türkiye’de yapılacak Dünya Basketbol Şampiyonası için hazırlıklar sürerken, Birleşmiş Milletler, şampiyona öncesi trafik kazalarını önlemede basketbol starlarıyla kampanya başlatıyor.
Birleşmiş Milletler 28 Ağustos’ta Türkiye’de başlayacak olan ve 12 Eylül’de sona ermesi planlanan Dünya Basketbol Şampiyonası öncesinde yıldız sporcularla elele vererek yolları daha güvenli hale getirme kampanyası başlattı. Kampanya özellikle gençlerin trafik kazalarında ölmesini engellemeyi amaçlıyor.
Kampanyada Birleşmiş Milletler’in kısaca UNECE adıyla bilinen BM Avrupa Ekonomik Komisyonu’yla Uluslararası Basketbol Federasyonu FIBA elele verdi. Kampanyanın sloganı, “kurallara göre oynar ve araç kullanırız.”
Her yıl dünyada trafik kazaları yüzünden 1 milyon 300 bin kişi hayatını kaybediyor. Kazalarda ölenlerin çoğu yayalar, bisiklet kullananlar ve araç dışında olanlar. Trafik kazaları 5-29 yaş grubundaki çocuk ve gençler arasında en büyük ölüm nedeni. Her yıl yaklaşık 20 ile 50 milyon arasında kişi, trafik kazalarında yaralanıyor. Bu kazalarda sakat kalanların oranı çok yüksek.
Kampanya sırasında profesyonel İspanyol basketbolcu José Calderón, Türk Milli Takım oyuncusu Kerem Tunçeri ve Türk basketbol efsanesi Harun Erdenay’ın posterleri ve videoları kullanılacak. Bu videolar basketbol karşılaşmalarının yapılacağı spor salonlarında ve televizyonlarda yayınlanacak. Ayrıca maçların yapılacağı Ankara, İstanbul, İzmir ve Kayseri’de spor salonlarında da gösterim yapılacak.
UNECE Genel Sekreteri Ján Kubiš, kampanyanın trafik güvenliğinin önemini vurgulayacağını ve bütün dünyada trafik kazaları yüzünden ölümleri azaltacağını umduklarını söyledi.
FIBA Genel Sekreteri Patrick Baumann da basketbolun yıldız oyuncuları arasında trafik kazalarında ölenler olduğunu hatırlattı ve bu kampanya sayesinde herkese basketbolda olduğu gibi araç kullanırken de kurallara uyulması gerektiği mesajı vermeyi umduklarını belirtti.

9 Şubat 2013, Cumartesi

Suriye'de 15 Mart 2011 tarihinden bugüne kadar devam eden Suriye İç Savaşında, savaştan kaçarak Türkiye'ye sığınan mülteci sayısı kimi kaynaklara göre 177.387 oldu. Kimi kaynaklara göre ise 250.000'i aştı. Medyada yer alan haberlerde verilen sayı Türk AFAD'a dayandırılıyor. Ayrıca Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan bugüne kadar mültecilere harcanan paranın 600 milyon dolar olduğunu, Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Şimşek ise 610 milyon Türk Lirası olduğunu açıkladı. Açıklanan rakamlardaki fark ise yine medyada yer buldu.

Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Şimşek bugüne kadar mültecilere yapılan yardım tutarı ile ilgili Twitter'da yaptığı açıklamada harcanan 610 milyon Türk Lirasının (344 milyon dolar) merkezi hükumet tarafından harcandığını, geri kalan rakamın yerel yönetimler tarafından sağlandığını bildirdi. Birleşmiş Milletler'de konuyla ilgili yaptığı açıklamada; mülteci rakamlarında artış meydana geldiğini, geçen yıl her gün Türkiye'ye kaçan insanların sayısının ikibin civarında, bu yıl ise her gün Türkiye ve başka komşu ülkelere kaçan Suriye vatandaşlarının sayısının beşbinin üzerinde olduğunu açıkladı.

AFAD tarafından yapılan açıklamada ise;

denildi.

Mültecilerin tüm gereksinimleri AFAD tarafından karşılanıyor. Üç öğün sıcak yemek verilen mültecilerin yaşam alanlarında eğitim kurumları, camiler, ticaret merkezleri, emniyet ve sağlık merkezleri, basın brifing birimleri, çocuk oyun alanları, televizyon izleme üniteleri, su depoları, arıtma merkezleri, trafolar ve jeneratörler yer alıyor.  

((Türkçe))  "Türkiye Suriyeli Sığınmacılar İçin 600 Milyon Dolar Harcadı" amerikaninsesi, 9 Şubat 2013
((Türkçe))  "440 milyon nereye kayboldu?" internetajans, 9 Şubat 2013
((Türkçe))  "Suriyeli sığınmacı sayısı 177 bin 387 oldu" risalehaber, 9 Şubat 2013
((Türkçe))  "O Sınır da Aşıldı!" haberler, 9 Şubat 2013

13 Eylül 2010, Pazartesi
Türkiye'de anayasa değişikliklerinin yüzde 58 evet oyuyla kabul edildiği açıklandı. Sandıkların kapanmasından birkaç saat sonra yapılan açıklamada katılma oranının yüzde 77 ile 78 arasında olduğunu da belirtildi.
49 milyon kayıtlı seçmenin oyuna sunulan pakette 12 Eylül askeri darbesinin ardından yazılan anayasadaki bazı maddelerin değiştirilmesi öneriliyordu. Darbenin 30’uncu yıldönümünde yapılan referandumda, seçmenlerden 26 maddelik değişiklik paketinin tamamına bir seferde “Evet” ya da “Hayır” demeleri istenmişti.
Pakette, Anayasa Mahkemesi’yle Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun yapısının değişmesi, memur ve diğer kamu hizmetlilerine toplu sözleşme hakkı getirilmesi, TBMM başkanı ve Genelkurmay başkanıyla birlikte diğer komutanların Yüce Divan’da yargılanabilmesi, Yüksek Askeri Şura kararlarının sivil yargıya götürülebilmesi ve askeri personelin sivil mahkemelerde yargılanabilmesi gibi değişiklik önerileri yer alıyor.
Hükümet değişiklik paketinin Anayasa’yı Avrupa Birliği çizgisine yaklaştıracağını savunuyor. Ancak muhalefet, değişikliklerin, hükümetin yargı üzerindeki etkisini arttıracağına dikkati çekiyor.
Bazı kentlerde yer yer şiddet olayları baş gösterdiği bildirilirken, Barış ve Demokrasi Partisi, Kürt sorununa yer vermediği gerekçesiyle seçmenlerinden referandumu boykot etmesini istedi. Mersin’de bazı kişiler gösterilerde şiddete başvurmak ve seçmenlere gözdağı vermek suçlarından gözaltına alındı.

AB'den gelen tepkiler
Avrupa Birliği, Türkiye’den, halkoyuyla kabul edilen anayasa değişikliklerini şeffaf bir şekilde uygulamaya koymasını istedi.
Dün onaylanan değişiklik paketinin, 30 yıllık anayasayı Avrupa standartlarına yaklaştırması bekleniyor.
AB’nin genişlemeden sorumlu yetkilisi Stefan Fuele, referandumdan çıkan sonucun, Türk halkının hak ve özgürlüklerin genişletilmesinden yana olduğunu kanıtladığını söyledi.
Türkiye’nin reformların uygulamaya sokulması için yasaları harekete geçirmesi gerektiğini belirten Fuele,  AB’nin bu süreci yakından takip edeceğini söyledi.
Fuele Türkiye’nin bir an önce yeni bir anayasa taslağı hazırlaması gerektiğine de işaret etti.
12 Eylül’de anayasa değişiklik paketiyle ilgili olarak yapılan referandumun sonuçları Avrupa’da memnuniyetle karşılandı. Verilen tepkilerde sonuçlar Türkiye’nin reformlara bağlılığıyla ilişkilendirilirken bu aşamadan sonra atılması gereken adımlar olduğunun da altı sıkça çizildi.
Referandumda yüzde 58’le kabul edilen paket konusunda Avrupa Birliği kurumlarının değerlendirmeleri başından bu yana iki temele dayanıyordu. Paketi içerik olarak olumlu bulan Avrupa Birliği, hazırlanış şekli konusunda ciddi endişeler içerdiğini net şekilde ortaya koydu. Referandumdan sonra yapılan açıklamalarda da içerikle ilgili tavır korunurken ikinci ayağa reformları toplumun tüm kesimlerini kucaklayan bir yaklaşımla sürdürme beklentisi yerleştirildi.
Sonuçlarla ilgili ilk ve en detaylı açıklama Avrupa Birliği Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Stefan Füle'den geldi. Reformların, Türkiye'nin AB müktesebatına tamamen uyumu yolunda uzun süredir bekleyen öncelikleri karşıladığının altını çizen Füle, “Reformlar, doğru yönde atılmış bir adımdır" ifadelerini kullandı. Uygulamayı yakından takip edeceklerini belirten Füle, hükümetten beklentilerini “azami şeffaflık ve uzlaşma ruhu” olarak sıraladı. Füle, AB’nin sivil anayasa beklentisini de yineledi.
Referandum gecesinin ikinci açıklaması ise Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Ria Oomen-Ruijten’in imzasını taşıyordu. Hollandalı parlamenter, sonucu  “halkın demokratik bir Türkiye'ye desteğini güçlü şekilde göstermesi” olarak yorumlarken özellikle Kürt ve Alevi vatandaşlarla ilgili başlatılan inisiyatiflerin somut adımlara dönüşmesini talep etti.
Referandum sonucunun Türkiye'yi Avrupa hedefine bir adım daha yakınlaştırdığını vurgulayan Avrupa Parlamentosu Başkanı Jerzy Buzek de derin nitelikli reformların sürmesini istedi. Buzek, anayasaların parti politikalarının ötesine geçmesi ve yalnızca çoğunluk kuralının yansıması olmaması gerektiğini belirterek hükümete ince bir mesaj göndermeyi de ihmal etmedi.
Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Eş Başkanı Helene Flautre ise yüzde 58’lik “evet”i, Tükiye'nin Avrupa Birliği'ne katılım doğrultusunda kendisini değiştirme kapasitesini teyit eden cesaret verici bir haber olarak niteledi. İktidarın, yarının demokratik Türkiye'sini kurmak amacıyla ağır bir sorumluluk aldığını vurgulayan Fransız parlamenter, yeni bir anayasa için hükümetin, bugüne kadar ikna etmeyi başaramadığı tüm sivil ve siyasi aktörlere elini uzatmasının zorunlu olduğunu ifade etti.
Avrupa Birliği Komisyonu’nun referandum ve reform paketi konusundaki detaylı teknik değerlendirmesini kasım ayında yayımlayacağı İlerleme Raporu’nda yapması öngörülüyor.

Evren Hakkında Suç Duyurusu
Anayasa değişikliği paketinin kabulünün ardından İnsan Hakları Derneği ve Mazlum-Der, 12 Eylül 1980 darbesiyle ülke yönetimine el koyan dönemin Genelkurmay Başkanı Kenan Evren, kuvvet komutanları, 1982 anayasasını hazırlayan Danışma Meclisi üyeleri, eski başbakanlardan Bülent Ulusu, bakanlar, bürokratlar, valiler ve emniyet görevlileri hakkında suç duyurusunda bulundu. 
Yüzde 58 gibi yüksek bir oranla kabul edilen, anayasa değişikliğinin belkide ilk somut gelişmesi İnsan Hakları Derneği ve Mazlum-Der’in ayrı ayrı 12 Eylül askeri yönetim döneminin yetkilileri hakkında suç duyurusunda bulunması oldu.  Bu konuyla ilgili olarak daha önce yapılan suç duyurularında geçici 15. madde gerekçe gösterilerek takipsizlik kararı verilmişti.  Anayasa değişikliğiyle 12 Eylül dönemi yetkililerini koruma altına alan geçici 15. madde kaldırılınca bu konuda yargı yolu açılmış oldu. 
Şimdi, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı yeni düzenleme hakkında zaman aşımının sözkonusu olup olmadığını inceleyecek. İnsan Hakları Derneği ve Mazlum-Der’in dışında “Yetmez Ama Evet Platformu" üyesi 80 kişi de referandumun hemen ardından 1980 ihtilalini yapan Kenan Evren başta olmak üzere zamanın devlet yetkilileri hakkında ‘darbe yaptıkları’ gerekçesiyle suç duyurusunda bulunurken, Eşitlik ve Demokrasi Partisi (EDP) İzmir İl Yönetimi, yine aynı konuyla ilgili suç duyurusunda bulunduğunu açıkladı.

"Türkiye, anayasa değişikliği referandumuna hazırlanıyor". Vikihaber, 12 Eylül 2010

20 Mayıs 2011, Cuma

Kütahya'da 19 Mayıs 2011 akşamı yerel saatle 23:15'te Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü ölçümüne göre 5,9 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Merkez üssü Simav ilçesi olan ve yerin 7,6 km derinliğinde gerçekleşen deprem, sığ bir deprem olması dolayısıyla çok geniş alana titreşim yaydı. Depremin Türkiye'nin batı illerinin hemen hepsinde hissedildiği bildirildi.
Deprem ve etkileri hakkında basın açıklaması yapan Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, ilk belirlemelere göre ölü sayısının iki olduğunu ve bu kişilerden birinin kalp krizi geçirerek, diğer bir kişinin de panikleyerek camdan atladığı için hayatını kaybettiğini belirtti. Yetkililer yaralı sayısını en az 122 olarak açıkladı.
Depremin hissedildiği bölgelerde insanlar, geceyi sokakta geçirdi. Gece ayazı nedeniyle sokakta üşüyen deprem mağdurları, battaniyeler ve yaktıkları ateş ile ısınmaya çalıştı. Otomobilleri olanlar ise otomobillerine binerek güvenli gördükleri yerlerde geceyi geçirmeyi tercih etti.
Depremin etkilediği birçok yerleşim yerinde elektrikler deprem anında kesilirken, telefon hatlarında ve su şebekesinde arızalar meydana geldi, iletişim aksadı.
Türk Kızılayı ve AKUT Arama Kurtarma Derneği, bölgeye ekip ve malzeme gönderdi.
Bu arada Dumlupınar Üniversitesi Rektörlüğü Simav, Şaphane ve Pazarlar'da bulunan fakülte ve yüksekokullardaki final sınavlarının ertelendiğini duyurdu. Ertelenen sınavlar 12 Haziran genel seçimlerinden sonra yapılacak.

((tr))  "SİMAV (KÜTAHYA) 19.05.2011 23:15:23" Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü, 19 Mayıs 2011
((tr))  "Simav'da 5.9'luk deprem!" Cumhuriyet, 20 Mayıs 2011

27 Şubat 2011, Pazar

Saadet Partisi genel başkanı Necmettin Erbakan bugün hayata veda etti. Ocak ayında Ankara'da tedaviye alınan Erbakan'ın 24 saat hastanede kalacağı söylenmişti. Lakin taburcu süresi her geçen gün daha da uzadı ve Erbakan'ın ölüm haberi geldi.
1995 seçimlerinde Necmettin Erbakan 195 milletvekili ile ile birinci parti olmuştu. Daha sonra Doğru Yol Partisi - Anavatan Partisi koalisyonu başarısız olunca Doğru Yol Partisi ile 54. Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini kurmuştu. Ve 28 Haziran 1996'da başbakan olarak göreve başlamıştı 21 Mayıs 1997'de Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş'ın başvurusuyla Refah Partisi kapatılmıştı. Erbakan daha sonra siyasi yasağı nedeniyle ve ondan sonra da sağlık problemleri nedeniyle siyasete geri dönememişti. Hakkında açılan kayıp trilyon davasından sonra ev hapsi cezası aldı, fakat ceza Türkiye cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından Erbakan'ın sağlık sorunları nedeniyle affedildi. 17 Ekim 2010'da ise tekrar kendi kurduğu Saadet Partisi'nin genel başkanlığına geldi.
19 Ocak'ta kalp rahatsızlığı ve tromboflebit hastalıkları sebebiyle kaldırıldığı Ankara'daki Güven Hastanesi'nde uygulanan tüm tedavilere rağmen kalp hastalığının ilerledi. 27 Şubat 2011 Tarihinde saat 11:40 civarında Ankara'da tedavi gördüğü Güven Hastanesi'nde kroner arter hastalığı ve kalp yetmezliği nedeniyle vefat etti.
Ölümü üzerine Fethullah Gülen, Melih Gökçek ve Recep Tayyip Erdoğan gibi isimler baş sağlığı mesajları yayınladılar.

((Türkçe))  "Erbakan vefat etti!" Vatan, 27 Şubat 2011
((Türkçe))  "Gökçek: Erbakan'ın ismini Ankara'daki merkezi bir yere vereceğiz" Cihan, 27 Şubat 2011
((Türkçe))  "Hocaefendi'den Erbakan taziyesi" Cihan, 27 Şubat 2011
((Türkçe))  "Erdoğan: Milletimizin başı sağolsun - Video" Cihan, 27 Şubat 2011

6 Şubat 2013, Çarşamba

Kürt sorununa çözüm arayışlarının "İmralı süreciyle" farklı bir boyut kazandığı bir ortamda, benimsediği tavır ve izlediği politikalar taraflarca sıkça eleştirilen Avrupa Birliği'de konuyu gündemine aldı. Kürt sorunu konusunda yayımlanan belgelerde yıllardır aynı paragrafları tekrarlayan ve hem Türk tarafını hem de Kürt tarafını tatmin etme çabası içinde olduğu net şekilde hissedilen ancak her iki tarafı da memnun edemeyen Avrupa Birliği, "İmralı sürecini" Avrupa Parlamentosu’nda düzenlenecek genel kurul oturumu sırasında enine boyuna tartışacak.
Parlamenterlerin yanı sıra Avrupa Birliği Dönem Başkanı İrlanda’dan bir bakan ve Avrupa Birliği Komisyonu’nun genişlemeden sorumlu üyesi Stefan Füle’nin de katılımıyla gerçekleştirilecek oturumun mevcut sürece olumlu katkı yapma potansiyeli ise oldukça düşük. Bunun nedeni ise hem Türkiye’nin “dış faktörlerin sürece katılmasından duyduğu rahatsızlığın sürmesi” hem de Avrupa Birliği’nin Kürt tarafından gelen talepleri karşılama kapasite ve yetkisine sahip olmaması.
Gelinen aşamada Avrupa Birliği’nin her iki tarafa da sunabileceği yeni bir şey olduğunu söylemek oldukça zor. Avrupa Parlamentosu oturumunda da parlamenterlerin üyesi oldukları gruplarla da bağlantılı olarak duya duya ezberlenen mesajların dışına çıkmaları, Dönem Başkanı İrlanda’nın süreci cesaretlendirme boyutu dışında katkı sağlaması, Komisyon’un da terörle mücadele ve insan hakları dengesi denklemine oturan bir söylemden farklı bir vurgu yapması beklenmiyor.
Oturum öncesinde Avrupa Parlamentosu Kürt Dostluk Grubu tarafından düzenlenen bir toplantıya katılan BDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş, Avrupa Birliği’nden öncelikli beklentilerinin "paradigma değişikliği" olduğunu ortaya koydu. Demirtaş, "Kürt sorununa sadece terör penceresinden bakılmamalı. PKK’nın Avrupa Birliği’nin terör örgütleri listesinde yer alması katkı sunmanın önünde engeldir" dedi. Bu mesajı, "Avrupa Birliği, PKK’yı terör örgütleri listesinden çıkarmalıdır" dışında bir şekilde okumak mümkün değil. Ancak Avrupa Birliği’nin bu yönde adım atması ise mevcut konjonktürde ve kısa vadede gerçekleşmesi mümkün olmayan bir başka unsuru oluşturuyor.
Demirtaş’ın, "Türkiye’de Kürt sorunu ve İmralı süreci" başlıklı toplantıda verdiği bir başka mesajı da "İmralı sürecinde kritik bir aşamaya gelindiği" oluşturdu. Demirtaş, "Müzakerelerin başlayabilmesi için tarafların birbirine güvenmesini sağlayacak zemin oluşturmaya çalışıyoruz" diye konuştu.
Kürt tarafı için Abdullah Öcalan’ın sürece dahil edilmesi en önemli unsurlardan birini oluşturuyordu. Demirtaş da bunun sağlanmasını, "Öcalan’la görüşülerek bir eşik ve aşama geçildi. Bu psikolojik bir sınırdı. Bu tabunun yıkılması önemliydi" sözleriyle değerlendirdi. Demirtaş, hükümetin Öcalan’la görüşmesini zaaf ya da geri adım olarak değil, ileri ve desteklenmesi gereken bir adım olarak gördüklerini, bunun hükümetin gücünü ve kararlılığını gösterdiğini söyledi.
Hızlı ilerlenebilecek sürecin tıkandığına dikkat çeken Demirtaş buna gerekçe olarak ise Paris’te 3 PKK’lı kadının öldürülmesini, hükümetin açıklamalarını ve operasyonların sürmesini gösterdi. Henüz esasın değil usulün tartışıldığını hatırlatan Demirtaş, "masaya doğru sandalyelerin konulmasının ve doğru kişilerin oturmasının önemli olduğunu" vurguladı. Demirtaş’a göre İmralı ile Kandil arasında doğrudan teması sağlayacak mekanizma olmadan süreçte ilerlemek zor. "Nasıl bir mekanizma?" sorusuna Demirtaş’ın cevabı ise "Teknoloji çağındayız. Bir yolu bulunur" oldu.
Toplantıda konuşan Türkiye-Avrupa Birliği Karma Parlamento Komisyonu Eş Başkanı Helene Flautre, sürecin önceki örneklerden farklı olduğunu belirterek, "Paris cinayetleri provoke edici olabilirdi ama olmadı. Bu bile sürecin kalitesini, ciddiyetini ve tutarlılığını gösteriyor" dedi. Flautre, İçişleri Bakanı'nın değişmesini de süreç açısından önemli bir işaret olarak niteledi. Liberal Grup üyesi Alexander Graf Lambsdorff ise bir yandan KCK tutuklamalarının yapıldığı diğer yandan diyalog sürecinin yürüdüğüne dikkat çekerek durumu "kafa karıştırıcı" olarak tanımladı.

12 Ocak 2012, Perşembe

Türkiye'yi bu yıl Bakü'de 57'ncisi düzenlenecek olan Eurovision Şarkı Yarışmasında temsil edecek Can Bonomo, Anadolu Ajansı muhabirinin sorularını yanıtladı. Bonomo röportajda ; 

 dedi.

Can Bonomo, Türkiye'yi temsil edeceğini kamuoyuna duyurulmadan iki gün önce öğrendiğini, şok olduklarını, çünkü böyle bir şey olacağını hiç tahmin etmediğini de belirtti. TRT'nin neden kendisini seçtiği konusunda bir fikri olmadığını da söyleyen Bonomo 24 yaşında, daha ilk albümü bir senesini tamamlamamış, genç bir müzisyen ve çok büyük bir cesaret işi olduğunu belirtti.

Can Bonomo, geçtiğimiz yıl ilk albümü Meczup ile çok kısa sürede tanınmayı başardı. Bonomo ayrıca 38. Altın Kelebek televizyon ödüllerinde en iyi çıkış yapan solist ödülünü aldı. Can Bonomo'nun Eurovision şarkı yarışmasına seçilmesi ile ilgili pek çok konuda yerel medyada yer aldı. Sanatçı ayrıca, yarışma için üç şarkı yapacağını, şarkının Türkçe olma ihtimalinin olduğunu ancak yerel tınılar ile birlikte İngilizce bir şarkı olursa daha şanslı olacağını ifade etti. TRT'nin teklifini reddettiği belirtilen sanatçı Kıraç ise, sanatçıyı tanımadığını, olumlu veya olumsuz eleştirmek istemediğini söyledi. 

((Türkçe)) sabah "Şapkasız da çıkarım abi!" sabah.com.tr, 12 Ocak 2012
((Türkçe)) zaman "Can Bonomo: 'Eurovision'a gitmeyeyim' demem ahmaklık olurdu" zaman.com.tr, 12 Ocak 2012
((Türkçe)) gunaydinhaber "Başbuğ tutuklandı" gunaydinhaber.com, 12 Ocak 2012
((Türkçe)) internethaber "TRT'nin Eurovisiona'a katılma teklifini reddeden Kıraç, TRT'nin Bonomo kararını bakın nasıl değerlendirdi" internethaber.com, 12 Ocak 2012
((Türkçe)) stargazete "Mutlaka İngilizce" stargazete.com, 12 Ocak 2012

22 Aralık 2009, Salı

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu,Türkiye Cumhuriyeti Başmüzakerecisi Egemen Bağış ve Türkiye Cumhuriyeti Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu Brüksel'de katıldığı törenle Avrupa Birliği'ne tam üyelik müzakereleriden biri olan çevre faslını açtı.
Türkiye Cumhuriyeti, Avrupa Birliği ile başlatılan tam üyelik müzakerelerinin çevre  alanında müzakereleri dün açtı. Egemen Bağış Kıbrıs Cumhuriyeti'nin karşı olmasına rağmen, Türkiye'nin Avrupa Birliği müzakererlerine devam edeceğini belirtti. Türkiye - Avrupa Birliği arasında dün Brüksel'de yapılan hükümetlerarası konferans ile Türkiye, 35 fasıldan 12.sini açmış oldu. Türkiye, Avrupa Birliği müzakeleri için açılan 12 fasıldan sadece Bilim ve Araştırma konulu fasılı kapattı. Ayrıca 4 fasılda Fransa'nın engelinde bulunuyor. 8 fasılda çeşitli sebepler ile donduruldu. Alttaki tabloda fasıllar ve durum belirtiliyor. Türkiye'de bazı basın organları ise faslın çok zor olduğunu belirtiyor.

((tr)) T.C Başbakanlık Avrupa Birliği Genel Sekreterliği "Müzakere Sürecinde Mevcut Durum" T.C Başbakanlık Avrupa Birliği Genel Sekreterliği, 21 Aralık 2009
((tr)) Duygu Leloğlu "Çevre faslı açıldı AB treni yürüyor" Sabah (gazete), 22 Aralık 2009
((tr)) Anadolu Ajansı "Çevre Faslı Açıldı" Egemen Bağış, 22 Aralık 2009

12 Eylül 2010, Pazar
Bu pazar Türkiye'de referandum yapılacak. Halkoyuna sunulacak Anayasa değişikliği teklifinin onaylanması durumunda Anayasa’nın 26 maddesi değiştirilecek. Değiştirilecek maddeler özetle şöyle:
Madde 1: Anayasa’nın ‘Kanun önünde eşitlik’ ilkesini düzenleyen 10. maddesinde çocuklar ve yaşlılar gibi bazı kesimlerin korunması için alınacak tedbirlerin ‘eşitlik ilkesine aykırı olarak’ yorumlanamayacağı ifadesi ekleniyor.
Madde 2: ‘Özel hayatın gizliliği’ ilkesini düzenleyen Anayasa’nın 20. maddesine ‘vatandaşların kişisel verilerinin korunmasını isteme hakkına sahip olduğunu’ belirten bir fıkra ekleniyor.
Madde 3: ‘Yerleşme ve seyahat hürriyetini’ düzenleyen Anayasa’nın 23. maddesi değiştirilerek vatandaşların yurtdışına çıkmasının ancak suç soruşturması sebebiyle hâkim kararına bağlı olarak engellenebileceğini belirten bir ibare ekleniyor. Maddenin beşinci fıkrasından ‘vatandaşlık ödevini yapmayanın yurtdışına çıkışının sınırlandırılabileceği’ ibaresi kaldırılıyor.
Madde 4: ‘Ailenin korunmasını’ düzenleyen Anayasa’nın 41. maddesine çocukların da korunmasını öngören ifadeler ekleniyor.

--Birden Fazla Sendikaya Üye Olma Hakkı--
Madde 5: ‘Sendika kurma hakkını’ düzenleyen Anayasa’nın 51. maddesinde işçinin birden fazla sendikaya üye olma hakkını sınırlayan fıkra yürürlükten kaldırılıyor.

--Anlaşmazlıklarda Yargı Yerine Hakemler Kurulu--
Madde 6: ‘Toplu iş sözleşmesi hakkını’ düzenleyen Anayasa’nın 53. maddesinde memurlarla diğer kamu görevlilerinin toplu sözleşme yapma hakkına sahip olduğunu belirten bir fıkra ekleniyor. Maddenin teklif edilen şekline göre toplu sözleşme esnasında bir anlaşmazlık çıkması durumunda taraflar yargı yerine yeni kurulacak ‘Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna’ başvurabiliyor.  Maddede, bu kurulun hükmünün kesin olduğu belirtiliyor.  Değişiklik teklifinde aynı işyerinde birden fazla toplu iş sözleşmesi yapılmasını engelleyen dördüncü fıkra yürürlükten kaldırılıyor.

--Sendikalar Grev Zararından Sorumlu Olmayacak--
Madde 7: ‘Grev hakkı ve lokavt’ düzenlemesini içeren Anayasa’nın 54. maddesinde ‘grev esnasında meydana gelecek maddi hasardan sendikanın sorumlu olduğunu’ belirten fıkrayla; ‘Siyasi ve dayanışma amaçlı grev ve lokavtı eylemlerini; işyeri işgali, iş yavaşlatma gibi direnişleri yasaklayan fıkranın yürürlükten kaldırılması teklif ediliyor.

--Ombudsmanlık Anayasa’da--
Madde 8: ‘Dilekçe hakkını’ düzenleyen Anayasa’nın 74. maddesine ‘Kamu Denetçiliği Kurumu’nun (Ombudsmanlık) işleyişiyle ilgili toplam üç fıkra ekleniyor. Değişiklik teklifine göre herkesin kamu denetçisine başvurma hakkı olduğu belirtiliyor ve Kamu Başdenetçisi’nin TBMM tarafından seçilmesi öngörülüyor.

--Partisinin Kapatılmasına Sebep Olanın Milletvekilliği Düşmeyecek--
Madde 9: ‘Milletvekilliğinin düşmesi’ başlığı altında Anayasa’nın 84. Maddesi değiştirilerek beyanları veya eylemleri sonucu partisinin kapatılmasına neden olan milletvekilinin milletvekilliği düşmeyecek.
Madde 10: ‘Başkanlık Divanı’nı düzenleyen Anayasa’nın 94. maddesinde TBMM Başkanlık Divanı’nda görev yapanların görev süresi değiştiriliyor. Buna göre bir yasama döneminde ikinci devre için Başkanlık Divanı’na seçilenlerin görev süresinin “üç yıl” yerine “yasama döneminin sonuna kadar” şeklinde değiştirilmesi öngörülüyor.

--YAŞ İhraçlarına Yargı Yoluna Açılıyor--
Madde 11: ‘Yargı yolu’ başlığı altında Anayasa’nın 125. maddesinde öngörülen değişikliklerle Yüksek Askeri Şura (YAŞ) kararları yargı yoluna açılıyor. Buna göre YAŞ kararlarında terfi işlemleri ile kadrosuzluk nedeniyle emekliye ayırma hariç her türlü ilişki kesme (ihraç) kararı yargıya açılıyor.
Madde 12: ‘Kamu görevlileriyle ilgili genel hükümler’ içeren Anayasa’nın 128. maddesinde mali ve sosyal hakların toplu sözleşme yoluyla belirlenmesinin korunması öngörülüyor.
Madde 13: Kamu çalışanlarının ‘görev ve sorumlulukları, disiplin kovuşturulmasında güvence’ başlığı altında Anayasa’nın 129. maddesinde yapılan değişikliğe göre disiplin kararlarının yargı denetimi dışında bırakılamayacağı belirtiliyor.
Madde 14: ‘Hakim ve savcıların denetimi’ başlığı altında Anayasa’nın 144. maddesi yeniden düzenleniyor.

--Askerlere Sivil Yargı Yolu; Sivillere Askeri Yargı Yasağı--
Madde 15: ‘Askeri yargı’ maddesi altında Anayasa’nın 145. maddesi yeniden düzenleniyor. Değişiklik teklifine göre, askeri mahkemelerin yetkisi sadece askeri suç işleyen askerlerin davalarına bakmakla sınırlandırılıyor; sivillerin askeri mahkemelerde yargılanması yasaklanıyor (savaş hali hariç). Bunun yanında, değişiklik teklifine göre ‘Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı’ suç işleyen askerler adliye mahkemelerinde yargılanacak. Askeri mahkemelerin yetkisinin kanunla düzenleneceğini belirtilen fıkrada 'sıkıyönetim' halleri ibaresi kaldırılıyor ve bu fıkra sadece 'savaş halleri' için geçerli kılınıyor.

--Anayasa Mahkemesi’nin Yapısı Değişiyor--
Madde 16
‘Anayasa Mahkemesi’nin kuruluşu’ başlığı altında Anayasa’nın 146. maddesi yeniden düzenleniyor. Değişiklik teklifine göre Anayasa Mahkemesi’nin üye sayısı 11’den 17’ye arttırılıyor ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne Anayasa Mahkemesi üyelerinin bazılarını seçme yetkisi veriyor.
Madde 17: ‘Anayasa Mahkemesi üyelerinin görev süresini’ düzenleyen Anayasa’nın 147. maddesi değiştiriliyor. Buna göre, Anayasa Mahkemesi üyelerinin görev süresi 12 yıl olarak belirleniyor ve bir üyenin iki kez görev yapamayacağı hükmediliyor.

--Komutanlara da Yüce Divan Yolu--
Madde 18: ‘Anayasa Mahkemesi’nin görev ve yetkilerini’ düzenleyen Anayasa’nın 148. maddesi değiştiriliyor. Değişiklik teklifine göre bireyler de tüm yargı yolları tükendikten sonra Anayasa Mahkemesi’ne başvuruda bulunabilecek. Anayasa Mahkemesi’nin Yüce Divan sıfatıyla yargılayabileceği makamlar arasına TBMM Başkanı, Genelkurmay Başkanı, Kuvvet Komutanları da ekleniyor.
Madde 19: ‘Anayasa Mahkemesi’nin çalışma ve yargı usulünü’ düzenleyen Anayasa’nın 149. maddesi değiştiriliyor. Değişiklik teklifine göre Anayasa Mahkemesi’nin çalışma şekli değiştiriliyor; parti kapatma ve Anayasa değişikliği maddelerinin iptali gibi davalarda eskisi gibi beşte üç çoğunluk yerine, toplantıya katılan üyeler arasından (en az 13) üçte iki çoğunluk aranması öngörülüyor.
Madde 20: ‘Askeri Yargıtay’ başlığı altında Anayasa’nın 156. maddesinin son fıkrası değiştiriliyor. Buna göre Askeri Yargıtay’ın kuruluşu ve işleyişiyle ilgili işlerin kanunla düzenleneceğini belirten fıkradan ‘“askerlik hizmetlerinin gereklerine” göre’ ibaresi çıkarılıyor.
Madde 21: ‘Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’ başlığı altında Anayasa’nın 157. maddesinin son fıkrası bir önceki maddeye benzer bir şekilde değiştiriliyor. Buna göre Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nin kuruluşu ve işleyişiyle ilgili işlerin kanunla düzenleneceğini belirten fıkradan ‘“askerlik hizmetlerinin gereklerine” göre’ ibaresi çıkarılıyor.

--HSYK’nın Yapısı Değiştiriliyor--
Madde 22: ‘Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’ başlığı altında Anayasa’nın 159. maddesi değiştiriliyor. Değişiklik teklifine göre HSYK üyelerinin sayısı arttırılıyor ve üyelerin seçilmesiyle kurulun işleyişi yeniden düzenleniyor. Değişiklik teklifinde kurulun Adalet Bakanlığı’nın önerilerini karara bağlayacağı maddeler arasında ‘bir hakimin veya savcının kadrosunun kaldırılması’ ifadesi çıkarılıyor. Öte yandan değişiklik teklifine göre ‘meslekten çıkarma cezaları’ yargıya intikal edebilecek.
Madde 23: ‘Ekonomik’ planlamayı düzenleyen Anayasa’nın 166. maddesine bir fıkra eklenerek Ekonomik ve Sosyal Konseyin kurulması teklif ediliyor.

--12 Eylül Yöneticilerine Yargı Yasağı Kalkıyor--
Madde 24: Değişiklik teklifinde Anayasa’nın geçici 15. maddesinin yürürlükten kaldırılması öngörülüyor. Anayasa’nın geçici 15. maddesinde 12 Eylül 1980 darbesinden sonra kurulun Milli Güvenlik Konseyi üyeleri hakkında cezai, mali veya hukuki suçlama yapılamayacağı belirtiliyor.
Madde 25: Değişiklik teklifine göre Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na geçici bir madde ekleniyor. Geçici 18. madde Anayasa Mahkemesi üyeliğine yapılan değişikliklerin uygulanmasını düzenliyor.
Madde 26: Değişiklik teklifine göre Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na geçici bir madde ekleniyor. Geçici 19. madde HSYK üyeliğine yapılan değişikliklerin uygulanmasını düzenliyor.

"Türkiye'deki anayasa değişikliği referandumunda "evet" çıktı". Vikihaber, 13 Eylül 2010

25 Kasım 2011, Cuma

Türkiye merkez bankası, 2006 yılından bu yana sürekli olarak indirdiği kredi kartı faiz oranlarını yükseltti. Belirlenen oranlar 1 Ocak 2012 tarihinden itibaren uygulanacak. 
Son günlerde, kredi kartlarında tek limit uygulamasına geçiş yapılacağı belirtiliyordu. Tek limit uygulamasında kart sahibinin tüm banka kartlarının tek bir limit ile sınırlandırılması ilkesine dayanacağı ve bu doğrultuda işlem yapılacağı belirtiliyordu. 
Kredi kartında Türk Lirası faiz oranlarında, hali hazırda aylık azami akdi faiz oranı yüzde 2,12, gecikme faiz oranı ise yüzde 2,62 olarak uygulanmaktaydı. Yeni belirlenen oranlar ile birlikte artık Türk Lirası cinsinden aylık azami akdi faiz oranı yüzde 2,34, gecikme faiz oranı ise yüzde 2,84'e çıkartıldı. Oranlar gecikme faiz oranlarında, Euro ve Amerikan Doları cinsi olarak ta yükseltildi. Ancak Amerikan Doları ve Euro cinsinden azami akdi faiz oranlarında değişiklik yapılmadı.  
Belirtilen oranlar 1 Ocak 2012 ile 1 Nisan 2012 tarihleri arasında uygulanacak. Merkez bankası, kredi karzı azami faiz oranları uygulamasını 2006 yılı Nisan ayında başlatmıştı. O tarihte uygulanan ilk faiz oranı ise yüzde 5,75 olmuştu. Geçen süre içerisinde kredi kartı faiz oranlarında Merkez Bankası toplamda yüzde 2,71 puanlık düşüş gerçekleştirmiş ve hiç yükseltme gerçekleştirmemişti. Merkez bankası belirtilen tarihten bu yana kredi kartı faiz oranlarında ilk defa arttırıma gidiyor.
Söz konusu uygulama için, kredi kartı işlemlerinde uygulanacak azami faiz oranları tebliği 23 Aralık 2011 tarihli Resmi gazete'de yayımlandı ve yayımlanması ile birlikte yürürlüğe girdi.

Ayrıca Merkez bankası yapılan değişiklik ile ilgili olarak bu konuda bir uyarı da yayınladı. Yayınlanan uyarıda 

 denildi.

((Türkçe)) internethaber "1 Ocak 2012'den itibaren kredi kartı işlemlerinde uygulanacak azami akdi faiz oranları değişti" internethaber.com, 24 Aralık 2011
((Türkçe)) stargazete "Kartta 5.5 yıldır ilk defa artan faiz cebi 121 milyon TL yaktı" stargazete.com, 25 Aralık 2011
((Türkçe)) bugün "Para lazımsa ‘kart’ yerine bunu kullan" bugun.com.tr, 25 Aralık 2011
((Türkçe)) cnntürk "Kredi kartı faiz oranları belirlendi" cnnturk.com, 24 Aralık 2011
((Türkçe)) milliyet "Kısa vadeli ihtiyaçlarda tüketici kredisi kullanın" milliyet.com.tr, 25 Aralık 2011

30 Kasım 2011, Çarşamba 
Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ilk kez Suriye’ye karşı askeri seçeneğin masada olduğunu açıkladı.
Davutoğlu bir televizyon kanalına yaptığı açıklamada Suriye’de hükümetin baskısı devam ederse Ankara’nın “her senaryoya” hazır olduğunu belirtti.
Askeri müdahelenin hiçbir zaman gerekli olmayacağını umduğunu da vurgulayan Davutoğlu Suriye hükümetinin halkıyla barış yapma yolunu bulmasının şart olduğunu, vatandaşlarına işkence yapan bir rejimin ayakta kalamayacağını söyledi.
Davutoğlu, yüzbinlerce kişinin Türkiye’ye kaçması halinde Ankara’nın uluslararası toplulukla işbirliği yaparak Suriye sınırında bir tampo bölge kurabileceğini de açıkladı.
Bu arada Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, çatışmaların şiddetlenmesi halinde Suriye’yi transit ülke olmaktan çıkartacaklarını ve ticaret yollarını Irak’a kaydıracaklarını bildirdi.
Yıldırım, Türkiye’nin kara yolu sevkiyatında değişiklik için gerekirse Irak ile yeni sınır kapıları açabileceğini söyledi.
Suriye, halen Orta Doğu ticaretinde ana transit yolu. Şam hükümeti bunun Arap ve Avrupa Birliğinin yeni sert yaptırımlarını etkilerini hafifleteceğini umuyor.
Arap Birliğinin yaptırımlarını destekleyen Türkiye’nin yakında 800 kilometrelik bir sınır paylaştığı Suriye’ye kendi yaptırımlarını açıklaması bekleniyor.
Ulaştırma Bakanı Yıldırım, hazırlanan yaptırımların Suriye halkına zarar vermeyecek şekilde belirleneceğini söyledi.
2009 yılında vize zorunluluğunu kaldıran Türkiye ve Suriye halen 2,5 milyar dolar ticaret hacimlerini 2012 yılında 5 milyar dolara çıkartmayı planlıyordu.

22 Ocak 2010, Cuma

Taraf gazetesinin 20 Ocak 2010 tarihinde açıkladığı 2003 tarihli "Balyoz Harekât Planı" başlıklı belgeler Türkiye'yi karıştırdı. İddialara göre plan dönemin 1. Ordu Komutanı Çetin Doğan'ın liderliğindeki cunta tarafından hazırlandı ve darbe zeminini hazırlama amaçlı Çarşaf, Sakal, Suga ve Oraj kod adlı eylem planlarından oluşuyor. 5000 sayfalık belgelerde Fatih ve Beyazıt Camiilerinde bomba patlatılarak hükümetin sıkıyönetim ilan etmeye zorlanması, Yunanistan hava sahası üzerinde bir Türk jetinin düşürülerek halkın galeyana getirilmesi ve darbe sonrası demokrat görüşlü gazetecilerin tutuklanması gibi planların olduğu ileri sürülüyor.
İddiaların hedefindeki emekli Orgeneral Çetin Doğan bu haberler üzerine yaptığı açıklmada suçlamaları reddetti ve söz konusu planın bir darbe planı değil bir harp oyunu senaryosu olduğunu iddia etti. Türk Silahlı Kuvvetleri de haberin ertesi günü yaptığı basın açıklamasında planların 5-7 Mart 2003 tarihleri arasında icra edilen Plan Seminerine ait olduğu doğruladığı açıklamasında 2003’deki plan seminerinde uygulanan ve tırmanan gerginlik dönemini kapsayan bir senaryo olduğunu belirtti.

25 Ocak 2010: İlker Başbuğ açıklamalarda bulundu

  "İki yüz bin kişiye tutuklama" Taraf, 21 Ocak 2010
  "Gözaltına alınacak gazeteciler listesi" Taraf, 21 Ocak 2010
  "Basın açıklaması" Türk Silahlı Kuvvetleri, 21 Ocak 2010
  "Darbenin adı Balyoz" Taraf, 20 Ocak 2010
  "Emekli Orgeneral Çetin Doğan darbe iddialarını yanıtladı" Radikal, 20 Ocak 2010

18 Ekim 2011, Salı

Türkiye Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Eylül ve Ocak-Eylül dönemine ait bütçe uygulama sonuçlarını açıkladı. Şimşek "İstihdamı, büyümeyi destekleyen 2012 bütçesi, tasarrufları artırmaya, cari açığı azaltmaya yardımcı olan, ekonomik ve sosyal kalkınmaya odaklanmış, kamu finansman dengelerini iyileştiren ve ülkemizin daha ileriye taşıyacak yatırımlara kaynak ayıran bir bütçedir" dedi. 2012 yılı bütçe büyüklükleri ile bilgi veren Şimşek, 2012 yılında bütçe giderlerinin 2011 yıl sonuna göre yüzde 12 oranında artmasının öngörüldüğünü, bütçe gelirlerinin de yüzde 13, 4 oranında artacağının tahmin edildiğini belirtti.
Özelleştirmeden uygulamaların devam edeceğini ve 2012 yılında özeleştirmeden dolayı 10,5 milyar liralık hedef belirlendiği kaydedildi. 2011 yılında 9,5 milyar lira gelir öngörülmesine rağmen, elektrik ve doğalgaz dağıtım şirketlerinin ihalelerine katılan yabancı firmaların yeterli finansman temin edememelerinden dolayı tahsilen öngörülen tutarın çok altında kaldığı belirtildi. Özelliştirme sürevini devam ettireceklerini belirten Şimşek, 2012 için makul bir hedef öngördüklerini bu durumun piyasa şartlarına da bağlı olduğunu belirtti.
Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Şimşek, ÖTV artışlarıyla ilgili olarak "Ben orada gerek cep telefonu, gerekse otomotiv sektöründeki vergi  artışlarından bahsediyorum. Sigara ve alkollü içecekler üzerindeki vergi konusunu  tartışırken, bunun güncelleme olarak görülmesi gerektiğini ifade etmiştim. Zammı gizlemek için güncellemeyi kullanmadım. Ben vergi artışlarından da  bahsettim. Bu artışların cari açığı azaltmaya yönelik olduğunu da söyledim.  Sadece sigaranın maktu vergisine ilişkin artışı ve alkollü içkilerdeki artışları  değerlendirirken güncellemeden bahsettim. Bu çerçevede yansıtıldı, doğrusu ben  üzüldüm. Sanki zamları gizlemek için güncellemeyi kullandığıma yönelik yazılar  yazıldı; bu doğru değil." dedi.
Şimşek, ÖTV artışı hakkında ne vatandaşla alay etmenin söz konusu, ne de vergiyi gizlemenin söz konusu olduğunu söyledi. Ayrıca artışların ithalatı sınırlamak amacıyla yapıldığını belirtti.   

((Türkçe)) haberler "2012 Bütçesi Açıklandı..." haberler.com, 18 Ekim 2011
((Türkçe)) internethaber "Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 2012 bütçesininin ayrıntılarını açıkladı" internethaber.com, 18 Ekim 2011
((Türkçe)) haberturk "9 ayda 234 milyon lira açık" haberturk.com, 18 Ekim 2011
((Türkçe)) haberx "2012 BÜTÇESİ'NDE GELİRLERİN 277.7 MİLYAR TL'Sİ VERGİ GELİRİNDEN" haberx.com, 18 Ekim 2011
((Türkçe)) stargundem "Bütçe, 28 yıl sonra ilk defa fazla verdi" stargundem.com, 18 Ekim 2011

4 Şubat 2013, Pazartesi

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, devleti yıkmaya çalışmakla suçlanan yüzlerce subayın uzun tutukluluklarına son verilmesi çağrısında bulundu. Erdoğan ilk kez bu durumun ordunun savaşma kabiliyetini olumsuz yönde etkilediğini itiraf etti. Erdoğan’ın bu sözleri, Türkiye’nin komşularında istikrarsızlığın arttığı bir döneme denk geliyor.
Yüzlerce muvazzaf ve emekli subay, Başbakan Erdoğan’ın hükümetine karşı komplo kurdukları iddiasıyla duruşmalarını bekliyor. Yıllardır hapiste çürüyorlar ve davaların görülmesini bekliyor. Ancak Başbakan uzayan hukuki süreçten duyduğu sıkıntıyı dile getirdi ve bu durumun orduya zarar verdiğini belirtti.
Bölgede devam eden Suriye ve İran krizleri dikkate alındığında zayıf bir ordu Türkiye’yi tehditlere açık hale getirebilir.
Türkiye’nin askeri konularında uzman olan Gareth Jenkins bu endişelerin haklı olduğunu söylüyor. İngiliz uzman, 

 diyor.
Uzmanlar Ankara’nın bu hafta Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na gelmesi beklenen Oramiral Nusret Güner’in istifasıyla sarsıldığını bildiriyor. Güner’in istifasının, donanmadaki birçok kıdemli subayın casusluk suçlamasıyla toptan tutuklanmalarına tepki olduğu konuşuluyor.
Bahçeşehir Üniversitesi Siyaset Bilimi öğretim üyesi Cengiz Aktar Başbakan Erdoğan’ın, tutukluluk süreciyle ilgili eleştirilerinin Türk siyasi hayatında önemli ”ittifak değişimini” habercisi olduğunu söylüyor. Aktar, “Bir süredir hükümet ve başbakan Silahlı Kuvvetler’le yeni bir statüko arayışında. Kendince askerin yeterince güçsüzleştirildiğini, şimdi de karşılıklı ödün verme zamanı geldiğini düşünüyor,” diye konuşuyor.
Ancak Taraf gazetesinden güvenlik uzmanı Lale Kemal ülkenin ve hükümetin, ordu içindeki anti-demokratik güçler üzerindeki baskıyı kesmesinin bedelini ağır ödeyeceğinden kaygılı. “Haziran 2011 seçimlerinden sonra hükümet tüm askeri reformları durdurdu. Silahlı Kuvvetler’in üzerindeki demokratik sivil denetimi güvence altına almanız gerekir,” diyen Kemal, bunun yapılmaması durumunda ordunun gelecekte darbe planları için “hep iştahının kabaracağını” söylüyor.
1960’tan itibaren Türk Silahlı Kuvvetleri dört hükümeti görevden aldı. Bazı gözlemciler Türk siyasetine müdahale kültürünün hala ordunun içindeki bazı gruplarda devam ettiği uyarısında bulunuyor. Bu ay içinde Uluslararası Şeffaflık Örgüt Türkiye’yi, askeri yeterince denetleyemediği gerekçesiyle ciddi şekilde eleştirdi. Ancak uzmanlar bölgedeki kargaşa arttıkça, Tayyip Erdoğan’ın önceliği ordunun güçlenmesine vereceğine işaret ediyor.

31 Ağustos 2013, Cumartesi

Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 30 Ağustos Zafer Bayramı nedeniyle Çankaya Köşkünde düzenlediği resepsiyonda, devam eden Suriye İç Savaşında sivil halka karşı 21 Ağustos 2013 tarihinde düzenlenen kimyasal silahlı saldırı sonucu ölenlerin ardından yapılan incelemeler ve Suriye'ye yapılabilecek olası bir müdahale ile ilgili açıklamalarda bulundu. Resepsiyona katılan Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'a da konuyla ilgili basın mensupları tarafından sorular soruldu ve o da bu konuda çeşitli açıklamalar yaptı. 

Abdullah Gül, yaptığı açıklamada; kimyasal saldırıya mutlaka cevap verilmesi gerektiğini, karşılıksız kaldığı takdirde herkesin bu yola başvurabileceğini ve caydırıcılığın kalmayacağını söyledi ve "Siyasi bir strateji ortaya koymadan, herhangi bir askeri müdahalenin de netice alacağına inanmam. Önce siyasi çerçevenin ve siyasi stratejinin, politik stratejinin ortaya konması gerekir ki ancak öyle alınsın. Ama yine de diyorum; bu kadar katliam ve bir insanlık suçu olan kimyasal silahlar kullanıldıktan sonra bunların karşılıksız kalması da kesinlikle düşünülemez" dedi. Türkiye'nin önceliğinin milli menfaatleri olduğunu belirten Gül, Suriye'ye müdahale için Suriye yönetimi ordusunun yalnızca kimyasal silah kullanıp, kullanmadığına bakılmaması gerektiğini; önümüzdeki dönem içerisinde daha büyük kaos ve belirsizliklerin beklediğini söyledi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ise yaptığı açıklamada; 4 Ekim tarihine kadar Suriye'ye müdahale için tezkereye ihtiyaç olmadığını, meclisin tatilde olduğunu, olağanüstü yapılabilecek bir toplantıyı Cumhurbaşkanı ile görüşeceğini, Mısır olaylarına batılı devletlerin hala darbe demediğini ve bunun yerine müdahale kelimesini kullanmayı tercih ettiklerini, Suriye'de iç savaşta şu ana kadar yüzbini aşkın sivil halkın öldürüldüğünü ve olaya netice itibariyle bakılması gerektiğini söyledi. 

((Türkçe))  "Abdullah Gül'ün Suriye açıklaması" beyazgundem, 30 Ağustos 2013
((Türkçe))  "'Tezkereye gerek yok'" sabah, 31 Ağustos 2013
((Türkçe))  "24 Saatte Uğra Çekil, Bu Olmaz" milliyet, 31 Ağustos 2013
((Türkçe))  "Muhaliflerde kimyasal yok!" gazetevatan, 31 Ağustos 2013

7 Eylül 2013, Cumartesi 

Türkiye'nin Hakkâri ilinde, dün gece yüzleri maskeli olan bir grup PKK'lıların mezarlarının bulunduğu Mardin ilindeki Bagok dağındaki mezarlığının tahrip edilmesini bahane ederek eylem yaptılar. Çevre yolu üzerinde barikat kuran grup, yolu trafiğe kapattı. Bu nedenle polis gruba gaz bombası ve tazyikli su ile müdahalede bulundu. Bu esnada maskeli grup ise polis araçlarına ve müdahalede bulunan polislere molotov kokteyli ve havai fişekler ile karşılık verdi. 
Bir molotov kokteyli polise ait zırhlı araca isabet etti. Araç içerisinde bulunan polis memuru alevler içerisinde kaldığından dolayı araçtan çıktı ve olay yerinde bulunan başka bir zırhlı araç ile devlet hastanesine tedavi amacıyla kaldırıldı. Ayrıca meydana gelen olaylarda bir polis memuru daha yaralandı. Alınan bilgilere göre her iki polis memurunun da sağlık durumlarının iyi olduğu öğrenildi. Özellikle Hakkâri'nin Keklikpınar mahallesinde devam eden olaylar gece yarısına kadar sürdü.

((tr))  "Hakkari'de olaylı gece" cnnturk, 07.09.2013
((tr))  "Polisin alevler içinde kaldığı an" internethaber, 07.09.2013
((tr))  "Hakkari'de Dün Gece Neler Oldu?" elazighaberi, 07.09.2013
((tr))  "Polisi diri diri yakacaklardı" aksam, 07.09.2013

15 Haziran 2017, Perşembe

İngiliz merkezli emlak şirketi Knight Frank tarafından yayımlanan Küresel Konut Fiyat Endeksi’nin sonuçlarına göre Türkiye’de konut fiyatları artış gösterdi. Konut fiyatlarının geçen yıla oranla yüzde 13.3 arttığı Türkiye, bu oranla konut fiyat artışında dünyada 5. sıraya yükseldi.
İşte Konut Fiyatları Artışı En Yüksek Ülkeler
Rapora göre konut fiyat artışında rekor yüzde 17.8 ile İzlanda’da. Fiyatların en yükseldiği 2. bölge yüzde 14.4 ile Hong Kong olurken onu yüzde 13.8 ile Yeni Zelanda izledi. Fiyat artışında Türkiye’nin bir üstünde bulunan ülke ise yüzde 13.5 ile Kanada olarak belirtiliyor. 
Ev Fiyatları Dünyada Ne Kadar Arttı?
Küresel Konut Fiyat Endeksi Raporu'na göre dünya genelinde konut fiyatları yüzde 6.5 oranında artış gösterdi. Raporda 55 ülke değerlendirildi ve 11 ülkenin konut fiyatlarında çift haneli artış yaşandı. Yine rapor kapsamında 7 ülkede konut fiyatları düşerken, 48 ülkede artış oldu.

((Türkçe))  "Fiyat artışında dünya 5’incisiyiz" [[w:{{{yayımcı}}}|{{{yayımcı}}}]], {{{tarih}}}
((Türkçe))  "Ev Fiyatlarının En Çok Arttığı 5. Ülke: Türkiye" [[w:{{{yayımcı}}}|{{{yayımcı}}}]], {{{tarih}}}

5 Şubat 2013, Salı

Türkiye'nin Mardin iline bağlı Nusaybin ilçesi Devrim mahallesinde bulunan bir benzin deposunda henüz bilinmeyen bir nedenle çıkan yangında 14 yaşındaki Seher Akay öldü, babası İzetin Akay'ın vücudunda ise ağır şekilde yanıklar oluştu. Meydana gelen olay ile ilgili olarak güvenlik güçlerinin yaptığı soruşturma devam ediyor.
Yangın esnasında yakında bulunan bir araca da sıçradığı, otomobil sürücüsünün çevredekilerin uyarmasıyla birlikte araçtaki yangının söndürüldüğü belirtiliyor. Yangında hayatını yitiren Seher Akay'ın yangının çıktığı esnada babasını ziyarete gittiği, deponun dışında olan baba Akay'ın ise kızını kurtarmak için yangın çıkan depoya girdiği belirtiliyor.
Ağır yaralanan İzzettin Akay'ın Elazığ Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Yanık ünitesine sevk edildiği öğrenildi.

((Türkçe))  "Feci ölüm!" diyarbakirsoz, 5 Ocak 2013
((Türkçe))  "14 yaşındaki kız yanarak hayatını kaybetti" e-karaman, 5 Ocak 2013
((Türkçe))  "Benzin deposunda korkunç ölüm" ankarahaber, 5 Ocak 2013
((Türkçe))  "14 yaşındaki kız yanarak can verdi, baba ağır yaralı" sabah, 5 Ocak 2013

25 Ocak 2011, Salıİsrail'in Gazze filosu saldırısı ile ilgili kendi soruşturma komisyonunun raporunu açıklamasından kısa süre sonra Türkiye de kendi raporunu açıkladı.

Raporda öne çıkan noktalar ise şöyle:

İsrail askerleri helikopterlerden gerçek mermilerle ateş açtılar. Henüz hiçbir asker geminin güvertesine inmeden iki sivili öldürdüler.
Yolcular, İsrail askerlerinin silahlı saldırısına karşı, silah kullanmaksızın meşru müdafaa haklarını kullandılar.
Geminin kontrolünü ele geçirdikten sonra da İsrail askerleri, fiziki ve psikolojik şiddete başvurmak suretiyle, yolculara zulmetmeyi sürdürdüler.
Yolcular dövüldü, yumruklandı, diz ve dirsek darbelerine maruz bırakıldı, su, yiyecek ve tuvalet ihtiyaçlarını gidermekten mahrum edildi, kelepçelendi, saatlerce güneşin altında bırakıldı ve sözlü saldırılara maruz kaldı.
Bazı yolcular soyularak arandı, kadınlar cinsel açıdan aşağılayıcı muameleye tutuldu.
Yolcular kendilerini suçlayıcı ifadeleri imzalamaya zorlandı.
Yolculara yeterli yiyecek verilmedi, aşırı soğuk veya sıcak olan dar alanlara yerleştirildiler.
Türkiye, raporun sonuç kısmında, İsrail'in yaşama hakkı da dahil olmak üzere temel insan hak ve özgürlüklerini ihlal ettiği belirtti ve İsrail'in sorumluluğunu kabul etmesi, açıkça özür dilemesi Gazze filosuna karşı düzenlenen askeri harekâtta ölen ve yaralananlara tazminat ödemesini talep etti.

"İsrail kendi soruşturma komisyonunu kuruyor". Vikihaber, 14 Haziran 2010
"İsrail, uluslararası komisyonu kabul etti". Vikihaber, 4 Ağustos 2010
"BM Mavi Marmara raporu: "İsrail devletler hukukunu ihlal etti"". Vikihaber, 25 Eylül 2010
"Turkel Komisyonu İsrail ordusunu suçlu bulmadı". Vikihaber, 24 Ocak 2011

  "Türkiye'nin Mavi Marmara raporu" BBC Türkçe, 24 Ocak 2011

9 Şubat 2013, Cumartesi

İtalya Deniz Kuvvetleri'ne bağlı olan "ITS Cavour (C-550)" isimli uçak gemisi ile birlikte "ITS Calio Duilo (D-554)" isimli destroyer ve "ITS Stromboli (A-5327)" isimli akaryakıt gemisi bugün birlikte, Türkiye'nin Muğla iline bağlı Marmaris'e liman ziyareti amacıyla geldi. Yapılan planlama doğrultusunda, destroyer ve akaryakıt gemisi Aksaz Deniz Üssü'ne, uçak gemisi ise limandaki büyük yolcu gemilerinin yanaştığı rıhtıma demirledi. Türk Deniz Kuvvetleri ve Türk Sahil Güvenlik Teşkilatı gemilerin yanaşmalarına eşlik ettiler.

Filo Komutanı Tuğamiral Carlo Massagli Marmaris Kaymakamını makamında ziyaret etti. Gemilerin ilçede dört gün kalacağı öğrenildi. İlçede ziyaret nedeniyle güvenlikte arttırılmıştı. Uçak gemisi personeli çarşıya çıktığında ise kötü bir sürpriz ile karşılaştılar. Yaşları 15 ila 17 arasında değişen ve Türkiye Gençlik Birliği (TGB) üyesi olduğu belirtilen yaklaşık 10 kişilik bir grup İtalyan gemilerini protesto etmek için limana gelmişti. Grup ayrıca yalnızca basit protestoyla da kalmadı. Limana çıkan ve limanda  dolaşan İtalyan askerlerini takip eden grup, yanlarında bulunan çantalarda getirdikleri ve ceplerinde bulunan çuvalları askerlerin başlarına geçirmeye çalıştılar.  

Üzücü görüntüler ve protestonun sürmesini Marmaris İlçe Emniyet Amirliğine bağlı ekipler derhal önlediler ve gençleri ifadelerinin alınması için emniyet merkezlerine götürdüler. Meydana gelen olay ile ilgili olarak detaylı soruşturma başlatıldığı öğrenildi. 

((Türkçe))  "İtalyan uçak gemisi Marmaris'te" cnnturk, 9 Şubat 2013
((Türkçe))  "Marmaris'te bir dev" hurriyet, 9 Şubat 2013
((Türkçe))  "İtalyan Askerlerinin Başına Çuval Geçirme Girişimi" haberfx, 9 Şubat 2013
((Türkçe))  "İtalyan askerlerine çuval geçirme girişimi" sabah, 9 Şubat 2013
((Türkçe))  "Marmaris'te İtalyan askere çuvallı protesto" radikal, 9 Şubat 2013

5 Şubat 2013, Salı

Türkiye'nin Siirt ili Pervari ilçesine bağlı İğneli Jandarma Karakol Komutanlığında görev yapan Samet Maya isimli bir asker, bugün saat 15.15 sıralarında Siirt Valiliğinden yapılan açıklamaya göre, geçirdiği sinir krizinin ardından G-3 otomatik tüfeğiyle açtığı ateş sonucunda aynı karakolda görevli üç askeri öldürdü. Olayın ardından kendisini de aynı tüfekle vurmaya çalışan askerin yaralandığı ve ağır yaralanan askerin Siirt Asker Hastanesine kaldırılarak tedavi altına alındığı öğrenildi.

Olayda vefat eden askerlerin kimlik bilgileri henüz açıklanmazken, Siirt Valisi Ahmet Aydın yaptığı basın açıklamasında, karakolda görevli bir askerin silah arkadaşlarına tüfeğiyle ateş açtığını ve üç askerin vefat ettiğini, bu askerin aynı tüfekle kendisini öldürmeye çalışarak yaralandığını açıkladı. 

((Türkçe))  "Kışlada cinnet: 3 şehit" ntvmsnbc, 5 Şubat 2013
((Türkçe))  "Cinnet getiren asker karakolu taradı" radikal, 5 Şubat 2013
((Türkçe))  "Cinnet geçiren asker dehşet saçtı: 3 şehit" cnnturk, 5 Şubat 2013
((Türkçe))  "Cinnet geçiren asker dehşet saçtı" turkiyegazetesi, 5 Şubat 2013

28 Haziran 2012, Perşembe

Türkiye, Suriye sınırına asker sevk ederken Şam yeni şiddetli patlamalarla sarsıldı. 
Türk birlikleri ve uçak savar bataryalarının Suriye sınırına doğru bildiriliyor.
Bu arada Rusya, Suriye’nin siyasi bir geçiş dönemine ihtiyaç duyduğunu açıkladı ancak Devlet Başkanı Beşar Esad’ın görevden çekilmesi yolunda yapılan çağrıları reddetti.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov, Moskova’da yaptığı açıklamada Suriye krizine bulunacak çözümün Suriye halkı tarafından bulunması gerektiğini ve Rusya’nın dış müdaheleyi desteklemeyeceğini belirtti.
Suriyeli muhalif gruplar ise, Esad’ın çekilmesini şart koşmayan hiçbir siyasi geçiş planını kabul etmeyeceklerini bildirdi.
Uluslararası temsilci Kofi Annan’ın cuma günü Cenevre’de yapılacak toplantıda  içinde muhalefet temsilcilerinin de yer aldığı bir ulusal birlik hükümeti önermesi bekleniyor.
Diplomatik kaynaklara göre planda Esad’ın istifası etmesi şart koşulmuyor. Toplantıya Güvenlik Konseyinin beş daimi üyesi, Arap Birliği ve Türkiye katılacak.
Perşembe günü  Şam’da Adalet Sarayı önünde meydana gelen şiddetli patlamada yargıç ve avukatların kullandığı çok sayıda araç yandı, üç kişi yaralandı. Suriye devlet televizyonu olayı "terörist saldırı" olarak tanımladı.
Çarşamba günü de  silahlı bir grup hükümet yanlısı bir televizyon kanalına saldırmış, 7 kişiyi öldürmüştü. Şam yakınlarındaki El İhbariye televizyonuna düzenlenen saldırıda 3 gazeteci; 4 güvenlik görevlisi hayatını kaybetmişti. Özel bir televizyon kanalı olan El İhbariye, Esad rejimine kuvvetli destek veriyor.

5 Eylül 2011, Pazartesi

Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, İsrail’in Gazze ablukasının soruşturulması için bu hafta Uluslararası Adalet Divanı'na başvurmaya hazırlandıklarını açıkladı. Ankara’nın Birleşmiş Milletler Genel Sekreterinin krizin sona erdirilmesi çağrılarına rağmen aldığı bu kararın Türk-İsrail ilişkilerini daha da gerginleştirmesi bekleniyor.
Birleşmiş Milletler’in Mavi Marmara olayıyla ilgili hazırladığı raporun cuma günü açıklanmasının ardından Türkiye İsrail ile askeri anlaşmalarını askıya almış ve diplomatik ilişkilerini asgari düzeye indirmişti. Raporda Gazze’ye uygulanan abluka meşru kabul edilmekle birllikte İsrail’in Mavi Marmara gemisine düzenlediği 9 Türk’ün ölümüyle sonuçlanan komando baskınında aşırı kuvvet kullandığı belirtiliyordu.
İsrail, olaydan sonra Ankara’nın özür dilemesi ve ölenlerin ailelerine tazminat ödemesi yolundaki taleplerini sürekli reddetti.
İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, kabine toplantısında hükümetinin baskında meydana gelen ölüm olaylarından üzüntü duyduğunu ancak komandoların şiddete başvuran eylemcilere karşı kendilerini savunduklarını söyledi. Netanyahu, Türkiye ile ilişkileri düzeltmeyi umduğunu da belirtti.
Ancak siyasi yorumcu Aslı Aydıntaşbaş, İsrail, Ankara’nın taleplerini yerine getirmedikçe ilişkilerin düzelmeyeceği görüşünde.
Aydıntaşbaş, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kişiliği ve konunun Türkiye için önemi gözönüne alındığında Ankara’nın özür dışında hiçbir girişimi kabul etmeyeceğini söylüyor.
İki ülke arasındaki gerginlik, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon’un taraflara yaptığı itidal çağrısına rağmen artmaya devam ediyor.
Türkiye ve İsrail’in bölgede son derece iki önemli ülke olduğunun vurgulayan Ban Ki-moon, ilişkilerin düzelmesi ve normalleşmesinin Orta Doğu’daki sorunların çözümü açısından büyük önem taşıdığını bildirdi.
Gözlemciler Türkiye ile İsrail arasındaki krizin derinleşmesinin, karışıklığın giderek arttığı Orta Doğu’da istikrarın daha da bozulmasına yolaçacağı uyarısında bulunuyor.
Kadir Has Üniversitesi öğretim üyelerinden Soli Özel, Türkiye ile İsrail arasında kıyasıya bir liderlik mücadelesi olduğu görüşünde. Özel, hem Türkiye hem İsrail’in Doğu Akdeniz’in lideri olmak istediğini söylüyor.
Gerginliğin, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eylül ortasında Gazze’yi ziyaret edeceği yolundaki haberler üzerine daha da artması olasılığı var. İslamcı kökenli AKP'nin Gazze’deki Hamas yönetimiyle güçlü bağları bulunuyor.
İsrail, Gazze’ye silah kaçırılmasını önlemek için deniz ablukasını sürdürmek zorunda olduğunu savunuyor. Filistinliler ise ablukanın tüm Gazze halkının acı çekmesine yolaçtığını ve uluslararası hukuku ihlal ettiğini önesürüyor.

4 Şubat 2013, Pazartesi

Türkiye, dünya basın özgürlüğü sıralamasında yine geriledi. Uluslararası Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü'nün (RSF) yayımladığı 2013 Dünya Basın Özgürlüğü Sıralaması’nda Türkiye 179 ülke içerisinde, bir önceki yıla göre kıyasla 6 basamak gerileyerek, 154. sırada yer aldı.
Araştırma sonuçlarını Arap Baharı’na atfen "Baharlardan Sonra Umutlar Kırık" üst başlığıyla duyuran RSF, "bölgesel modeller tatmin edici değil" alt başlığı altında  Rusya, Brezilya, Çin, Hindistan, Güney Afrika’yla birlikte Türkiye’yle ilgili tespitlerini belirtti.

Sınır Tanımayan Gazeteciler, Türkiye’yle ilgili şu ifadelere yer verdi.

Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün 2005’ten bu yana yayınladığı istatistiklere bakıldığında Türkiye’nin basın özgürlüğü konusundaki kan kaybı daha iyi görülüyor. Aynı listede 2005’te 98. sırada yer alan Türkiye, 2006’da 100., 2007’de 101., 2008’de 103., 2009’da 123., 2010’da da 138. Sırada yer aldı.

Basın özgürlüğü problemi artık Avrupa ülkelerinin de önde gelen sorunları arasında yer alıyor. Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün raporuna göre, Bulgaristan yedi basamak gerileyerek 87. , Yunanistan ise on basamak gerileyerek 84. sırada kaldı. Keza Bosna Hersek (64) Macaristan (56) da bir önceki yıla kıyasla gerileyen ülkeler arasında sayıldı.
2012 yılında da sıralamanın en gerisindeki ülkeler değişmedi. Suriye, Türkmenistan, Kuzey Kore ve Eritre son dört sırayı paylaştı.

RSF Genel Sekreteri Christophe Deloire, sıralamada kıstas olarak doğrudan ülkelerdeki rejimlerin niteliğinin dikkate alınmadığını, buna karşın çalışmayla, demokratik ülkelerin insan haklarını ihlal eden ülkelere göre haber üretme ve yayma özgürlüğünü daha etkin şekilde koruduklarının ortaya çıktığını açıkladı.
Deloire yaptığı açıklamada; 

 dedi.

11 Ocak 2010, Pazartesi

Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ve Lübnan Başbakanı Saad Hariri Ankara'da bugün içinde karşılıklı vizeninde kaldırılmasının içinde bulunduğu 6 tane antlaşmayı imzaladılar. Erdoğan, Lübnan-Türkiye ilişkilerinden, Lübnan-Suriye ilişkilerinden, Lübnan'daki gelişmelerden ve dün İsrail'in Gazze kentine saldırmasından, İran'ın nükleer yapılanması ve dünya barışından bahsetti. Dün, Gazze şehrine yapılan saldırı ile ilgili olarak Bakın dün Gazze dün yine bombalandı. Ne oldu da Gazze bombalandı? Ne var?... diyerek saldırıya tepki gösterdi. Erdoğan, Türkiye ile Lübnan arasında yapılan ticaret hacmi 2002 yılında 225 milyon $ iken, 2009 yılında 900 milyon $ olduğunu söyledi. Erdoğan konuşmasında, serbest ticaret antlaşması yapmak istediklerini bildirdi. 
Türkiye, daha önce Suriye, Ürdün ve Libya ile de karşılıksız vizeleri kaldırmıştı. 

((tr))  "Bir ülkeye daha vize kalktı" Zaman (gazete), 11 Ocak 2009

5 Aralık 2010, Pazar
Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu , Cenevre’de üst düzeyde bir İrailli yetkili ile görüştü.
Bu, 9 kişinin öldüğü Mavi Marmara olayından sonra iki ülke arasında üst düzeyde gerçekleşen ilk yüzyüze görüşme oluyor.
Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Selçuk Ünal, Anadolu Ajansına Sinirlioğlu’nun Pazar günü Cenevre’ye giderek bir İsrailli yetkiliyle görüştüğünü doğruladı.
İsrail’de yayınlanan Haaretz gazetesi, Başbakan Benyamin Netanyahu’nun, Türkiye’nin orman yangınına yardım göndermesinin ardından Ankara ile diplomatik krizi sona erdirme girişimi başlattığını bildirmişti.
Gazete, Netanyahu’nun Mavi Marmara olayını soruşturan BM komisyonundaki İsrail temsilcisi Yosef Ciechanover’i, Müsteşar Sinirlioğlu ile görüşmek üzere Cenevre’ye gönderdiğini haber vermişti. Gazete, İsrailli yetkilinin görüşmede krizi çözmek için bir taslak anlaşma sunduğunu da önesürmüştü.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Sıvas’ta yaptığı konuşmada İsrail ile özür dilemedikçe ve tazminat ödemedikçe ikili ilişkilerin dzelmeyeceği görüşününü tekrarladı.

2 Eylül 2011, Cuma

BM’nin yayınlanması beklenen Mavi Marmara Raporu'nun dün basına sızdırılması ve İsrail'in Türkiye'nin taleplerini yerine getirmemesi Ankara’nın sert tepkisine yol açtı. 
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, İsrail ile diplomatik ilişkilerin ikinci kâtip düzeyine indirileceğini açıkladı.  Karar çerçevesinde İkinci Kâtip düzeyinin üzerindeki tüm görevliler önümüzdeki Çarşamba günü ülkelerine gönderilecek. Davutoğlu, ayrıca, askeri anlaşmaların askıya alındığını belirtti ve  “Doğu Akdeniz'de en uzun kıyısı olan devlet olarak Türkiye'nin seyrüsefer serbestisi için gerekli gördüğü her türlü önlemi alacağını” vurguladı.
Türkiye’nin İsrail'in Gazze'ye uyguladığı ablukayı tanımadığını söyleyen Dışişleri Bakanı, hükümetin ablukanın Uluslararası Adalet Divanı'nda incelenmesini için BM Genel Kurulu'nda girişimlere bulunacağını bildirdi. Davutoğlu, İsrail askerlerinin Mavi Marmara’da öldürdüğü kişilerin yargı organlarında hak arama girişimlerine, gereken her türlü hukuki desteğin verileceğini de söyledi.
İsrail'in işlediği suçun basit bir suç olmadığına dikkati çeken Davutoğlu, "Yaşam hakkı çiğnenmiştir. Yardım konvoyuna saldırmak insanlık suçudur, hiç kimse bunu örtemez. Ülkeler kanun üstünde değildir. Yargıdan istisna değildir. Herkes hukuk açısından hesap vermek zorunda." dedi. Bakan, İsrail'in raporun açıklanmasının 6 ay ertelenmesi talebini zamana yayma çabası olarak niteledi ve İsrail'in tanınan fırsatları heba ettiğini, İsrail'in bir bedel ödeme zamanı geldiğini vurguladı.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ise, "Rapor bizim için yok hükmündedir" dedi.
İsrail ise özür dilenmesinin söz konusu olmadığını açıklayarak, üzüntülerini tekrardan bildirdi.

  "İsrail'den Türkiye'ye cevap" Hürriyet, 2 Eylül 2011

28 Nisan 2017, Cuma

Türkiye’nin farklı bölgelerinde meşhur olan ürünlere değer katmak ve geleceklerini korumak için Coğrafi İşaretli Ürünler Zirvesi yapıldı. Zirvede konuşan TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, konuklara coğrafi işaretin ne olduğunu bilip bilmediklerini sorarak, “Lale kimin diye sorsanız kimsenin değildir. Lale ile Hollanda yılda 1 milyar euro kazanıyor ancak lalenin vatanı Türkiye'dir. Coğrafi işaret lalene sahip çıkmak demektir” ifadelerini kullandı.
Adı üretildiği bölge ile özdeşleşen ürünlerin dünya çapında tanıtılması ve güvence altına alınması için Ankara Ticaret Odası öncülüğünde başlatılan tescil çalışmaları için Coğrafi İşaretli Ürünler Zirvesi gerçekleştirildi. Ankara'da yer alan ATO Congresium’da yapılan zirveye Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, Ankara Valisi Ercan Topaca, ATO Başkanı Gürsel Baran ve çok sayıda davetli katıldı.
Türkiye’nin müthiş bir girişimci ruh ve coğrafyaya sahip olduğunu anlatan Hisarcıklıoğlu, “Türkiye'nin her ilçesinin kendine has bir peyniri var ama 'peynir' deyince akla Fransa geliyor. Bu yüzden yöresel ürünlerimize sahip çıkmak için coğrafi işaret almamız lazım. En büyük zenginliğimiz, kültürel zenginliğimiz. Sahip çıkarsak bunlar para, zenginlik demektir” ifadelerini kullandı.
ATO Başkanı Gürsel Baran ise, coğrafi işaretin kırsal kalkınmaya katkıda bulunmasının yanı sıra ekonomiye de ivme kazandıracağına inandığını söyleyerek, küresel ölçekte coğrafi işaretli ürün pazarının 200 milyar dolarlık büyüklüğe ulaştığını ve Avrupa Birliği ülkeleri için söz konusu pazarın yaklaşık 55 milyar avro olduğunu söyledi.
Bugün de devam edecek olan zirvede adı üretildiği bölge ile özdeşleşmiş 200’den fazla ürün de ziyaretçilerin ilgisine sunuluyor.

29 Kasım 2009, Pazar

Türkiye Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu başkanı Tayfun Acarer, Türkçe bir arama motoru kurulacağını açıkladı. 2010 yılında yayına girmesi planlanan arama motorunun amacı, internet aramaları aracılığıyla oluşan ulusal güvenlik açıklarının önüne geçebilmek.
Mevcut arama motorlarının Türkiye vatandaşlarının ihtiyaçlarını karşılamada yetersiz kaldığına değinen Acarer, bu motorun Türki cumhuriyetlerde ve Müslüman coğrafyasında da kullanılabileceğini söyledi. Türk arama motorunun mevcut arama devleri Google, Bing ve Yahoo ile bölgesel bazda rekabet oluşturması hedefleniyor.
Arama motorunun yanı sıra her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşına bir e-posta hesabı verileceğini kaydeden Acarer, "Anaposta" adı verilecek sistemde kullanıcılara 10 GB e-posta alanı verileceğini söyledi.

  "Türk arama motoru 2010 yılında!" Chip.com.tr, 29 Kasım 2009
  "Google’a rakip yerli ‘arama motoru’ 2010’da geliyor" Hurriyet.com.tr, 29 Kasım 2009

18 Ocak 2020, Cumartesi

Uzun bir süredir Cansever'le çıkaracaklarını duyurdukları Her Şeyim isimli single çalışmasının üzerinde titizlikle çalışan ünlü Dj Mahmut Görgen, yapmış olduğu paylaşımlarla takipçilerini çok fazla heyecanlandırdı.
En son yaptığı paylaşımda 'Eledim Eledim' ve 'Gesi Bağları' isimli türküleri yeni bir aranjeyle günümüz sounduna uygun bir hale getirerek herkesin tanıdığı ünlü isimlerle single çıkaracağı açıklamalarını gerçekleştiren Görgen, şu anda ayrıca bir ingilizce şarkı üzerinde çalışmalar yapmayı sürdürdüğünü ve yine herkesin  yakından tanıdığı çok popüler bir isimle yakın bir zamanda single çıkartacağını söyledi.

((Türkçe)) Medya Ege Magazin "Mahmut Görgen'den türkü müjdesi!" Medya Ege, 18.01.2020
((Türkçe)) Yeni Iğdır Gazetesi "TÜRKÜLERİ GÜNÜMÜZE KAZANDIRACAK" Yeni Iğdır Gazetesi, 18.01.2020
((Türkçe)) Ege 7 Gün "Ünlü DJ Mahmut Görgen’den takipçilerine müjde" http://www.ege7gun.com/, 18.01.2020
((Türkçe)) Facebook "Facebook Official" Facebook, 04.01.2020
((Türkçe)) Son Posta Gazetesi "TÜRKÜLERİ GÜNÜMÜZE KAZANDIRACAK" Son Posta Gazetesi, 18.01.2020

9 Eylül 2010, Perşembe
Bono ve U2 360 Derece adlı konser turnesinin İstanbul ayağında çok başarılı bulunan bir performans sergiledi.
U2 ve solisti Bono, İstanbullular'a uzun zaman akıllarda kalacak bir müzik ziyafeti çekti. Pazartesi gecesi trafiğin tıkanması yüzünden bir buçuk saat geç başlayan konser Atatürk Stadı'nda Bono ve U2 için bir ilk olduğu gibi, izleyiciler içinde onları sahnede görmek açısından bir ilkti.
Konserde en sevilen şarkılarını söyleyen Bono ve grubu U2, her konserlerinde olduğu gibi bu kez de politikaya da yer verdi. Dünyada insan hakları, 1995'de gözaltındayken kaybolan Fehmi Tosun, Kayıp Anneleri gibi konulara değinen Bono, Türkiye'nin önemini vurguladı ve "Burada olup bitenler bütün dünyayı ilgilendiriyor çünkü Türkiye Doğu'yla Batı'yı birleştiren önemli bir ülke," dedi.
Konserin en çok alkışlanan bölümlerinden biri de Bono'nun Zülfü Livaneli'yle birlikte "Yiğidim Aslanım" parçasını seslendirmesi oldu. U2'nun sahne ve ses düzeni ve profeesyonel performansı müzik eleştirmenlerinden tam not aldı.
Bono, Pazar günü Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'la görüştü ve iki kıtayı birleştiren Boğaz Köprüsü'nden geçerken çok heyecanlandığını söyledi.

16 Aralık 2011, Cuma 

UEFA Avrupa Ligi 2. tur kuraları İsviçre'nin Nyon kentinde çekildi. Kuraya Beşiktaş 1. torbadan katılırken, Trabzonspor 2. torbadan katıldı. Trabzonspor, Hollanda'nın PSV Eindhoven takımıyla, Beşiktaş, Portekiz'in 2010-11 sezonunun finalisti olan Braga takımıyla eşleşti. Eğer Beşiktaş, 3. tura çıkarsa Lazio - Atlético Madrid eşleşmesinin kazananıyla; Trabzonspor, 3. tura çıkarsa Stoke City - Valencia eşleşmesinin kazananıyla eşlececek.
2. turda ilk maçlar 16 Şubat 2012'de, ikinci maçlar 23 Şubat 2012'de oynanacak. 3. turda ise ilk maçlar 8 Mart 2012'de, ikinci maçlar 15 Mart 2012'de oynanacak.
Beşiktaş, ilk maçı deplasmanda, Trabzonspor ilk maçı kendi sahasında oynayacak.
2011-12 sezonu UEFA Avrupa Ligi finali ise Bükreş'de bulunan Stadionul Naţional'da oynanacak. 

((Türkçe))  "UEFA Avrupa Ligi'nde 2. ve 3. tur kuraları çekildi" Zaman, 16 Aralık 2011
((Türkçe))  "Avrupa Ligi kuraları çekildi" Transfermarkt.com.tr, 16 Aralık 2011

24 Mayıs 2016, Salı
Türkiye ekibi Fenerbahçe, son UEFA mücadelesinde Portekiz takımı Braga'ya karşı mücadele etmişti ve turnuvadan elenmişti. Bu maç ile ilgili Ivan Bebek'e yoğun tepki vardı ve bu tepkilerden bir tanesi de Fenerbahçeli futbolcu Volkan Şen'den saha içinde gelmişti. Maç boyunca taraflı hareket ettiği ileri sürülen Ivan Bebek, Alper Potuk ve Volkan Şen'e kırmızı kart göstermiş, Fenerbahçe teknik direktörü Vitor Pereira'yı tribüne yollamıştı. 
UEFA, Fenerbahçe'de, kırmızı kart görmesinin ardından hakemi iten Volkan Şen'e 7 ay (31 Mart 2017'ye kadar) men cezası verirken diğer bir futbolcu Alper Potuk ise 3 maç ceza aldı. Teknik direktör Vitor Pereira ise 1 maç ceza aldı. Ayrıca sarı lacivertli kulüp 15 bin avro para cezasına çarptırıldı. Volkan Şen'in cezası EURO 2016 turnuvasını etkilemeyecek fakat Fenerbahçe'nin UEFA Şampiyonlar Ligi'nde turu geçmesi halinde takımını 31 Mart 2017'ye kadar yalnız bırakmak durumunda kalacak. 

((Türkçe))  "UEFA Fenerbahçeli futbolcuların cezasını açıkladı" Haberturk, 24 Mayıs 2016
((Türkçe))  "UEFA'dan Fenerbahçe'ye rekor ceza." Fotomaç, 24 Mayıs 2016

18 Ocak 2010, Pazartesi

Ukrayna'da cumhurbaşkanlığı seçimi yapıldı. Seçimi kazanan olmadı, ilk ikiye Viktor Yanukoviç ve Yuliya Timoşenko girdi. Halkın %67'si sandık başına gitti. Oyların %40,02'si sayıldı. Şu anki duruma göre Bölgeler Partisi Lideri Yanukoviç %34, Başbakan Timoşenko ise %29 oy aldı. Yanukoviç Kazanırsak kendi ellerimizle güçlü bir Ukrayna yaratacağız. Dış politikada dengeli olacağız. Batı ile Rusya arasında eşit mesafede bulunacağız. dedi. Timoşenko ise Sandıklara atacağınız pusulalar ülkemizin 10 yıl hangi yolda gideceğini belirleyecek. Dikkatli olun.dedi. Turuncu Devrim'in önderlerinden Viktor Yuşçenko sadece %6 oy aldı. Sergey Tigipko %13, Arseniy Yatsenyuk ise %7 civarında oy aldı. Diğerleri ise %14 civarında oy aldı. 
Yanukoviç ve Timoşenko ise 7 Şubat tarihinde ikinci turda yarışacaklar.

((tr)) Nerdun Hacıoğlu "İki hasım ikinci turda" Hürriyet (gazete), 18 Ocak 2010

19 Ocak 2010, Salı

Ukrayna'nın başkenti Kiev'in 800 km güneydoğusundaki Lugansk şehirndeki bir hastanede oksijen tüpü patladı. Hastanenin üst 5 katı en alttaki 2 katın üzerine çöktü. Ukrayna Olağanüstü Haller Bakanlığı'nın yaptığı açıklamaya göre, ölü sayısının 7'ye ulaştığını belirtti. Dün saat 09.00 (UTC)'da başlayan patlamanın nedeni olarak ise güvenlik kurallarının ihlal edilmesi gösterildi. Ukrayna başbakanı Yuliya Timoşenko ise cumhurbaşkanlığı seçimi ile ilgili yaptığı çalışmaları yarıda bırakarak, Lugansk'a gitti. Bölgeler Partisi'nin Tatar asıllı milletvekili Rinat Ahmetov ise 1 milyon Hrivna (125.000 $) yardımda bulundu. Yıkıntıların altında ise halen 8 kişi olduğu tahmin ediliyor. Havanın -10 Dereceye ulaştığından enkaza sıcak hava pompalanıyor. Kurtarma çalışmaları da halen devam ediyor.

((tr)) Cihan Haber Ajansı "Ukrayna'daki Hastane Patlamasında Ölü Sayısı 7'ye Çıktı" Haberler.com, 18 Aralık 2009

23 Aralık 2014, Salı

Ukrayna Parlamentosu, ülkenin bağlantısızlığını sona erdirme kararı aldı. Ülkeye gelecekte NATO üyeliği yolunu açan karar, Rusya tarafından tepkiyle karşılandı.
Parlamentodaki oylamada, milletvekillerinin 303'ü destek oyu kullanırken sadece 9 vekil karara karşı çıktı. Bağlantısızlık statüsü, 2010 yılında Rus yanlısı cumhurbaşkanı Viktor Yanukoviç'in döneminde resmileşmişti ve ülkenin askeri ittifaklardan uzak duracağının güvencesini vermişti. Parlamentonun çeşitli kesimlerinden siyasetçiler, Ukrayna'nın bugüne kadar tarafsızlığını koruduğu için ağır bedeller ödediğini belirtti ve yasayı Ukrayna için yeni bir dönemin başlangıcı olarak sevinçle karşıladı. Devrilen Yanukoviç'in yerine gelen batı yanlısı Petro Poroşenko tarafından parlamentoya sunulan kararı Dışişleri Bakanı Pavlo Klimkin ülkenin bağımsızlığını korumak için yasanın önemini açıklayan bir konuşmayla destekledi.
An itibariyle NATO ülkeleriyle 1300 kilometrelik bir sınırı olan Rusya, Ukrayna'nın NATO'ya dahil olması halınde batıda 2800 kilometrelik bir NATO bloğuyla karşı karşıya kalacak. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, kararı "üretkenlikten uzak" ve "bölgedeki gerginliği arttırıcı" olarak niteledi. Donetsk şehri ve çevresinde tek taraflı bağımsızlığını ilan eden ayrılıkçıların lideri Denis Puşilin de bu paralelde yasayla alınan pozisyonun Ukrayna halkının çıkarlarına ters düştüğünü iddia etti. Kararın ülkenin Belarus'la ilişkilerini de zor duruma düşürebileceği belirtiliyor.
Her ne kadar Ukrayna makamları hedef olarak NATO üyeliğini gösterse de, alınan karar ülkenin NATO başvurusu yaptığı anlamına gelmiyor. Ülke halihazırda örgütün üyelik kıstaslarını karşılamıyor ve büyük çarplı reformların yapılması gerekiyor. Ukraynalı görevliler tarafından yapılan açıklamalarda ülkenin 2020 yılından önce NATO'ya katılamayacağı öngörülse de, yıllık planlar çerçevesinde uyum politikalarının yürülüğe konulması çağrısında bulunuluyor.
Bu sırada, Ukrayna Savunma Bakanı Turçinov da Ukrayna'nın Avrupa'daki en güçlü orduya sahip olmasını istediklerini ve "savaşın Kırım da dahil olmak üzere tüm Ukrayna toprakları kurtulduğunda biteceğini" söyledi. Silahlı güçlere 2015 yılında hükümet bütçesinin yüzde onundan fazlasına denk gelen 31 milyar Amerikan doları ayrılacak ve planlar arasında askeri personel sayısını 250 binin üstüne çıkarmak var.

((İngilizce))  "Ukrainian lawmakers vote to end nation's nonaligned status" LA Times, 23 Aralık 2014
((İngilizce))  "Ukraine abandons nonaligned status in possible step towards NATO membership, Russia not happy" National Post, 23 Aralık 2014
((İngilizce)) Oksana Lyachynska "Ukraine’s parliament votes for historic step towards NATO" Kyiv Post, 23 Aralık 2014
((İngilizce))  "Ukraine sets task of building Europe's strongest army, returning Crimea — security chief" TASS, 17 Aralık 2014

25 Ocak 2011, Salı 

Türkiye, Ukrayna ile karşılıklı olarak vizeleri kaldırdı. Böylece Türkiye'ye vizesiz geçiş izni veren ülke sayısı 56'ya yükseldi. Başbakan Erdoğan, Ukrayna başbakanı Viktor Yanukoviç ile bir araya geldi. Erdoğan, 4 bakan ve 600 işadamıyla gitmişti. İki ülke karşılıklı olarak ekonomik alanda anlaşmalar imzaladı. 
Ukrayna yönetimi, Türkiye'nin "Milli muharebe tankı üretimi projesi"ne talip oldu. Erdoğan, 2012 Avrupa Futbol Şampiyonasında Türk müteahhitleri için bölgede iş istedi. Ayrıca Türk yapımı uyduları Ukrayna yapımı füzelerin uzaya göndermesi hakkında da anlaşmaya varıldı. Nükleer enerji ve ulaştırma hakkında da iş birliği kararı çıktı. 
İki ülkenin başbakanları, dostluk mesajları verdi. Erdoğan, "İlişkilerimizi stratejik ortaklık boyutuna çıkarılmasını hedefliyoruz" dedi. Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi kurulması için de anlaşıldı. Vize muafiyeti, TBMM'nin onayından geçtikten sonra yürürlükte olacak. Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Ukrayna'dan çıkan malların Anadolu'ya taşınması esnasında feribot hizmetini karşılayacağını belirtti. 
İki ülke arasındaki ticaret hacminin 10 milyar dolar olması hedefleniyor. Başbakan Erdoğan, bu konuda "Ekonomik kriz öncesi 2008’de 8 milyar doları yakaladık. 5 yıllık hedefimiz 20 milyar dolar olsun. Ondan sonraki 5 yıl için de 40 milyar doları hedefe koyalım" dedi. Ayrıca Türk inşaat sektörünün dünyada en büyük ikinci inşaat sektörü olduğunu vurguladı. Yanukoviç, vize kaldırılması konusunda "Vize konusunda bu mutabakat bizim ekonomi ve ticaretin gelişmesi temelinde duruyor" dedi. İki ülke arasındaki turizmin de artması bekleniyor. 

((Türkçe))  "Ukrayna ile vizeler kalkıyor!" Milliyet, 25 Ocak 2011

26 Temmuz 2011, Salı

Uluslararası Ceza Mahkemesi, Libya lideri Muammer Kaddafi'nin iç savaş nedeniyle görevi bırakırsa ülkesinde kalmasına yönelik Birleşik Krallık ve Fransa'nın yaptığı önerileri reddetti. Mahkeme Kaddafi'nin tutuklanmasının "zorunlu olduğunu" söyledi.
Öneri Kaddafi ile yapılan pazarlıklar sırasında sunulmuştu. Mahkeme, Kaddafi'nin hukuktan kaçmaması gerektiğini ve tutuklanmasının zorunlu olduğunu belirterek öneriyi reddetti. Kararda iktidara gelecek yeni yönetimin de mahkemenin kararlarını dikkate alarak Kaddafi'yi tutuklamak zorunda kalacağı belirtildi.
Birleşik Krallık'ın Kaddafi'nin Uluslararası Ceza Mahkemesi'ni tanımayan bir ülkeye gitmesini sağlamayı ve karşılığında görevi bırakmasını istemesinin de gündemde olduğu söyleniyor.

((İngilizce)) Richard Norton-Taylor ve Chris Stephen "Gaddafi can't be left in Libya, says international criminal court" The Guardian, 26 Temmuz 2011
((İngilizce))  "ICC: Gadhafi staying in Libya means arrest" United Press International, 26 Temmuz 2011

28 Ekim 2011, Cuma

Uruguay Kongresi, diktatörlük döneminde askerlerin işlediği insan hakları suçlarına yönelik affı kaldırdı.
Kongre’nin alt kanadında yapılan oylama, 40’a karşı 50 oyla kabul edildi. Senato da Salı günkü oylamada benzer çoğunlukla affı kaldırma kararı almıştı.
Kongre, af kararıyla ilgili zaman aşımının sona ermesine kısa bir zaman kala bu affı kaldırma kararı aldı. Zamanaşımı geçseydi, 1973 ve 1985 yıllarındaki diktatörlük döneminde askerlerin işlediği hiçbir suç hakkında soruşturma açılması mümkün olmayacaktı.
1986 yılında geçen af kararı, 12 yıllık diktatörlük döneminde yüzlerce solcunun kaçırılması, işkence görmesi ya da öldürülmesi gibi suçları işleyenleri koruma amaçlı alınmıştı.
1989 ve 2009 yılında yapılan referandumlarda da Uruguaylı seçmenler af kararını desteklemişti.

17 Ağustos 2009, Pazartesi, Güncelleme: 20 Ağustos 2009 19.15 (UTC)

2009 Dünya Atletizm Şampiyonası'nda (12. Dünya Atletizm Şampiyonası) erkekler 100 metrede Usain Bolt kendisine ait olan 9.69'luk dünya rekorunu egale etti. Usain Bolt 9.58 derecesiyle Pekin 2008 Olimpiyatları'nda kırdığı dünya rekorunu bir kez daha kırarak altın madalyanın sahibi oldu. Öte yandan Amerikalı atlet Tyson Gay de 9.71 ile ABD rekorunu kırdı ve gümüş madalya kazandı.
20 Ağustos 2009 günü yapılan erkekler 200 metre koşusunda Usain Bolt 4 gün arayla bir dünya rekoru daha kırdı. Pekin 2008 Olimpiyatlarında 200 metre rekorunu 19.30 ile eline geçiren Usain Bolt, 2009 Dünya Atletizm Şampiyonası'nda bu rekorunu egale ederek 19.19'a indirdi ve altın madalyanın sahibi oldu. Alonso Edward ise 19.81 derecesiyle gümüş madalya kazandı.

2009 Dünya Atletizm Şampiyonası Erkekler 100 metre (Video)

  "Bolt'tan ikinci rekor, ikinci altın" CNNTürk, 20 Ağustos 2009
  "İnsanlığın geldiği son nokta: 9.58" NTVMSNBC, 17 Ağustos 2009
  "Usain Bolt uçak gibi" Hürriyet, 17 Ağustos 2009

24 Ocak 2010, Pazar

El Kaide lideri Usame Bin Ladin'e ait olduğu düşünülen ses kaydı yayınlandı. İlk olarak Katar'da bulunan El Cezire televizyonunda yayımlanan ses kaydında, Delta Havayollarına ait uçağa 24 Aralık 2009'ta yani Noel gecesinde saldırı girişiminde bulunmasının sorumluluğunu örgütün üstlendiği belirtildi. Konuşmada konuşan kişi Kahraman Nijeryalı Ömer Faruk Abdülmuttalib ile size gönderilen mesaj, 11 Eylül kahramanları tarafından iletilen daha önceki mesajımızın teyididir... dedi. Ses kaydında Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Barack Obama ile ilgili olarak Filistinliler için güvenlik olmadığı sürece Amerika'nın da asla güvenlik rüyasını göremeyeceğini belirtildi. Ses kaydıyla ilgili olarak ABD'den henüz bir yanıt gelmedi.

((tr))  "Bin Ladin: Uçağa biz saldırdık" NTVMSNBC, 24 Ocak 2009

18 Temmuz 2011, Pazartesi

Çin televizyonu Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nde Uygurların bir polis karakoluna saldırdığını ve dört kişinin öldüğünü bildirdi. Haberlere göre Hotan kentinde Çin karşıtı gösteri yapan Uygurlar bir karakolu basıp bazı kişileri rehin aldıktan sonra binayı ateşe verdi.
Karakolu kuşatan güvenlik kuvvetlerinin binaya girerek 6 rehineyi kurtardığı ancak çatışmada 4 kişinin öldüğü bildirildi. Ölenlerden biri polis, biri güvenlik görevlisi, ikisi ise rehine.
Uygur kaynaklarına göre, olaya Çin hükümetinin topraklarına el koymasını proteste eden Uygurların üzerine ateş açılması sebep oldu. Gösteri yapan Uygurların,  2009 yılındaki olaylarda ortadan kaybolan yakınları hakkında bilgi verilmesini de istediği öğrenildi.
Pekin hükümeti Çin işgaline karşı çıkan Uygurların terörist olduğunu ve El Kaide ile ilişkileri bulunduğunu ileri sürüyor.
İki yıl önce Doğu Türkistan’ın başkenti Urumçi’de Çin işgaline karşı meydana gelen ayaklanmada çoğu Uygur en az 200 kişi ölmüştü.
Pekin hükümeti Han Çinlilerini bölgeye yerleşmeye teşvik ettiği için 20 milyonluk özerk bölgede Uygurlar giderek azınlıkta kalmaya başladı. Uygurlar ayrıca ekonomik, kültürel ve dini ayrımcılığa maruz kaldıklarını ileri sürüyor.

23 Temmuz 2011, Cumartesi

Amerikalı gökbilimciler dünyadan 12 milyar ışık yılı uzaklıkta bugüne kadar bulunan en büyük ve en uzak su kaynağını buldu. Su üreten bu kuasarın çevresinde dünyadaki toplam suyun 140 trilyon katına denk gelen su buharı bulunuyor.
Bu kuasarın evrenin ilk dönemlerinden beridir var olduğu tahmin ediliyor. NASA'dan Matt Bradford, bunun suyun evrende en eski zamanlardan beridir yaygın olduğunun bir kanıtı olduğunu ve su üreten bu kuasarın bu türde şu ana kadar bulunan ilk kuasar olduğunu söyledi.
Kuasarın çevresindeki su, bu kuasarı altı katına kadar büyüyene kadar beslemeyi yetiyor. Bunun olup olmayacağı ise kesin değil, bu gazın yoğunlaşarak yeni bir yıldız oluşturabileceği de belirtiliyor.
Keşif bir Caltech ve NASA destekli bir Astrophysical Journal Letters ekibi tarafından birlikte yapıldı.

((İngilizce))  "Astronomers Find Largest, Most Distant Reservoir of Water" NASA Jet Propulsion Laboratory, 22 Temmuz 2011
((İngilizce))  "Huge Mass of Water Discovered Surrounding Black Hole Billions of Light Years Away" International Business Times, 23 Temmuz 2011

28 Aralık 2011, Çarşamba

Ankara ili Beytepe ilçesinde bulunan Uzman Jandarma Okulu kısa adıyla "JANU" kapatılıyor. 2012-2013 eğitim öğretim yılında da eğitime devam edecek olan Uzman Jandarmaların 1 yıl süreyle eğitim ve öğretim gördükleri Uzman Jandarma okulunda 2013 yılı itibariyle eğitim ve öğretim yapılmayacak.
Uzman Jandarma okuluna Jandarma Astsubay rütbesinde öğrenci alınması planlanıyor. Sınavları Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi tarafından yapılan Uzman Jandarma okulu için ÖSYM'nin her yıl planlanan sınav takviminde 2013 - 2014 eğitim yılı için yapılacak sınava 2012 yılı sınav takviminde yer verilmedi. İlk olarak 1967 yılında Jandarma Genel Komutanlığı bünyesine alınmaya başlanılan Uzman Jandarmalar o yıllarda da çok fazla alınmamış ve daha sonra alımına ara verilmesinin ardından 1989 yılında değiştirilen 3466 sayılı Uzman Jandarma Kanunu doğrultusunda günümüze kadar alınmaya başlanmıştı. En fazla 25.000 kontenjan tanınan Uzman Jandarmalar, şu anda Türkiye'nin dört bir yanında bulunan pek çok, Jandarma Karakolu, İlçe Jandarma, İl Jandarma ve 14 adet bulunan Jandarma Bölge Komutanlıkları ile Jandarma eğitim birliklerinde görev yapıyorlar. Geçtiğimiz günlerde Genel Kurmay Başkanlığı personel sayısını açıklamış ve Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli 24.700 Uzman Jandarma olduğunu açıklamıştı.  
Uzman Jandarmalar Beytepe ilçesinde bulunan Uzman Jandarma okulunda Polis memurlarına verilen dallardaki tüm eğitimi alarak 1 yıl süreyle öğrencilik yapıyor ve daha sonra göreve başlıyorlardı. 6 ay görev başı eğitimi (stajyerlik) yapan Uzman Jandarmalar yapılan sınavın ardından Polis Vazife ve Salahiyetleri Kanununda Polis Memuruna tanınan tüm yetkiler ile görevlerine devam ediyorlardı. Jandarma Genel Komutanlığının da Avrupa Birliği uyum sürecinde değişikliklere tabi tutulacağının son zamanlarda medyaya yansıması, bu uygulama ile akıllarda Jandarmanın kapanacağının düşünülmesine yol açıyor. Konu hakkında Jandarma Genel Komutanlığının açıklama yapacağı da gelen bazı haberler arasında yer alıyor.

((İngilizce)) ösym "2012 Yılı Sınav Takvimi" osym.gov.tr, 26 Aralık 2011

15 Şubat 2012, Çarşamba

Özgün haber yayın politikamız doğrultusunda, Ankara ili Beytepe ilçesinde bulunan Jandarma Okullar Komutanlığı bünyesindeki Uzman Jandarma Okulunun (kısa adıyla "JANU") kapatılacağını, 28 Aralık 2011 tarihinde yaptığımız Uzman Jandarma Okulu kapatılıyor isimli haberde belirtmiştik. Jandarma Genel Komutanlığı 14 Şubat 2012 tarihinde İnternet sitelerinden yaptığı açıklama ile bu haberimizi yazılı olarak doğruladı.  

Geçmişi 1931 yılına kadar uzanan Uzman Jandarmalar, o yıllarda Uzatmalı Onbaşı ve Uzatmalı Er  olarak Jandarma teşkilatında görev yapıyorlardı. 1965 yılına gelindiğinde Gedikli(Astsubay)'lerden farklı olarak Uzman Jandarma adıyla Jandarma teşkilatındaki konumları belirlenmiştir. 1965 yılında çıkartılan kanun yetersiz kaldığı gerekçesiyle 1988 tarihinde yeniden düzenlenerek  yürürlüğe girdi. Yeni kanun ile Uzman Jandarmalar Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde, Jandarma'nın asli görevi olan Emniyet ve Asayiş hizmetlerinde Devriye Komutanı ve Devriye Komutan Yardımcısı olarak görev yapmaya devam etmişlerdir. 1989 yılında altı ay süreyle eğitim alan Uzman Jandarmalar, o yıl iki grup halinde okuldan mezun oldu. 1989 yılından 1998 yılına kadar Ankara Güvercinlik ve Afyon Emirdağ'da bulunan Jandarma okullarından mezun olan Uzman Jandarmalar ilk başta 9 ay ve daha sonra 1 yıl olmak üzere eğitim alıyorlardı. 1998 yılından itibaren ise; Subay, Astsubay ve Uzman Jandarma'lara eğitim veren, Ankara Beytepe'deki Jandarma Okullar Komutanlığı'ndaki Uzman Jandarma Okulu(JANU)'nda eğitim faaliyetleri devam etti. Uzman Jandarmalar aldıkları bir yıl süreli mesleki eğitimin ardından, göreve başladıkları Jandarma Komutanlıklarında altı ay süreyle staj da görüyorlardı. Aynı zamanda Uzman Jandarmalar, Türk Silahlı Kuvvetleri'nde bulunan uzman personelden, Valilik emrine atanan tek uzman personel grubudur.

İçişleri Bakanlığına bağlı, Jandarma Genel Komutanlığının askeri sitesi olan www.jandarma.tsk.tr ve sivil İnternet sitesi olan www.jandarma.gov.tr İnternet sitelerinde 14 Şubat 2012 tarihli Uzman Jandarma Okulunun Kapatılarak Jandarma Astsubay Meslek Yüksek Okulunun Öğrenci Kapasitesinin Artırılması başlıklı güncel haber linkinde bulunan BN - 04 / 12 numaralı bilgilendirme haberinde ;

açıklamasının yer aldığı görüldü. 

Söz konusu haber pek çok güncel medyada yer buldu. Aynı zamanda Jandarma Genel Komutanlığına ait İnternet sitesinin Personel ve Öğrenci alım faaliyetleri başlıklı bölümünde yer alan Uzman Jandarma alımı bölümünde ise 2012 Yılından İtibaren Uzman Jandarma Temini Yapılmayacaktır yazdığı görülüyor. Aynı İnternet sitelerinin Personel Konuları başlıklı, Personel Kaynakları alt başlığında bulunan Personel Y isimli dokümanda, Jandarma Genel Komutanlığı'nın Personel Yapısının Subay, Astsubay, Uzman Erbaş, Erbaş ve Er ile Sivil Memur ve Sivil İşçi'lerden oluşmaktadır şeklinde açıklandığı, Uzman Jandarmaların bu sıralamada yer almadığı görüldü.
Bu doğrultuda; Jandarma Genel Komutanlığına ait İnternet sitelerinin tümünde alınan söz konusu karar ile ilgili, değişikliklerin de yapıldığı anlaşılıyor.

Öte yandan yalnızca Türk Silahlı Kuvvetlerine yönelik yayın yapan bazı basın yayın organları ise Jandarma Genel Komutanlığının tamamen İçişleri Bakanlığına bağlanacağını, adının ise Jandarma Genel Müdürlüğü olacağını belirtiyorlar. Bu kapsamda önümüzdeki altı ay içerisinde Jandarma Bölge Komutanlıkları ile iki Jandarma Tugay Komutanlığının da kapatılacağını belirten organlar, Emekli Uzman Jandarmalar tarafından kurulan EMUJAD derneği Başkanının yaptığı açıklama doğrultusunda, Uzman Jandarmalar ile Astsubay'ların eğitimlerinde bir fark olmadığını, her iki Uzman rütbenin de aynı eğitimleri aldığını belirterek, kadro değişimi hakkında farklılıkların konuşulduğu bugünlerde, gelişmeye olumlu baktıklarını belirtiyorlar. 
  

((Türkçe)) jandarma "Personel ve Öğrenci alım faaliyetleri" jandarma.tsk.tr, 15 Şubat 2012
((Türkçe)) jandarma "Güncel haberler" jandarma.tsk.tr, 15 Şubat 2012
((Türkçe)) internethaber "Uzman jandarma kadroları astsubay kadrolarına dönüştürüldü" internethaber.com, 15 Şubat 2012
((Türkçe)) memurlar "Uzman jandarma astsubay kadrosuna dönüştürüldü" memurlar.net, 15 Şubat 2012
((Türkçe)) hurriyet "Uzman jandarma astsubay kadrosuna dönüştürüldü" hurriyet.com.tr, 15 Şubat 2012
((Türkçe)) askerhaber "UZMAN JANDARMA KALDIRILIYOR" askerhaber.com, 15 Şubat 2012

Kullanıcılar değişiklik savaşına girmemeli ve sürekli geri-dönüşten kaçınmalıdır. Bu politikada belirlin belli özel durumlar haricinde 24 saat içerisinde herhangi bir sayfayı kısmen veya tamamen üç kereden fazla eski haline çeviren kullanıcıların engellenmeyle karşı karşıya kalmaları muhtemeldir.
Üç geri-dönüş kuralı (ya da 3GK) tüm Vikihaberciler için uygulanan resmi bir politikadır. 3GK ihlalleri hizmetlilere bildirilir. 
3GK, bir kullanıcının 24 saat içerisinde bir Vikihaber sayfasının bütünü ya da bir kısmı üzerinde üçten fazla (dört veya üzeri) geri dönüş işlemi yapmaması gerektiğini ifade eden bir politikadır. Bu kural, üç kere veya daha az geri dönüş işlemi yapılmasının kabul edilebilir olduğu anlamına gelmez. Kullanıcılar günlük 3GK kuralını ihlal etmeseler de, rahatsızlık verme veya değişiklik savaşına girmiş olma nedenleriyle de yasaklanabilirler. 
Söz konusu limitin aşımı için Kukla kullanımı (birden fazla kullanıcı hesabı) Vikihaber:Kukla ihlaline girer. Bunun dışında, 3GK kişi gruplarına veya birden fazla kullanıcıya dönük olarak uygulanamaz. Bir haberin iki (ya da daha fazla) çatışan versiyonundan hangisinin toplulukça daha geniş kabul gördüğünün belirlenmesi amacıyla, bir haberin bütünü ya da bir bölümü üzerindeki 3GK sınırının ötesindeki geri dönüşlerin farklı kişilerce yapılması gerekmektedir. 

Buradaki anlamıyla "geri-dönüş" diğer Vikihaber kullanıcısı ya da kullanıcılarının faaliyetlerini kısmen veya tamamen geri alma işlemini ifade eder. Geri-dönüş, haberin geçmişinden eski bir versiyon seçilerek bu versiyon üzerinde değişiklik yapma anlamına gelir diye bir şart yoktur. Geri-dönüş, birkaç (hatta bir) kelime (ya da noktalama işareti) eklenmesi/çıkartılmasını kapsayabilir. Aynı anda başka değişiklikler yapıyor dahi olsanız, sürekli olarak diğer kullanıcıların çalışmalarını geri almak da "geri-dönüş" kapsamında değerlendirilir. "Karmaşık kısmi geri-dönüş" yeni veriler girilirken aynı zamanda tartışmalı materyalin yalnızca bir kısmının çıkartılması ya da yeniden eklenmesi anlamına gelir. Bu, genellikle, "geri-dönüş" kuralından kurtulmak için gösterilen bir çabadır ve bu tür değişiklikler (bu tarz bir davranış sergileyen kullanıcının niyetinden bağımsız olarak) 3GK çerçevesinde değerlendirilir. 
Sağduyulu olun; değişiklik savaşlarına dahil olmayın. 3 geri-dönüş sınırını ihlal etmektense konuyu diğer kullanıcılarla (özellikle haberle ilgilenenlerle) tartışın. Eğer diğer kullanıcılar 3GK ihlali yapmaya yakınsa, bu durum anlaşmazlık çözülene kadar maddenin koruma altına alınması gerektiğinin bir göstergesi olabilir. 
Bu kural, her sayfaya bağımsız olarak uygulanır. Birden fazla sayfa üzerinde yapılan geri-dönüşler topluca değerlendirilmez ve 3GK kapsamında ele alınmaz. Örneğin bir kullanıcı 24 saat içerisinde iki ayrı maddede üçer kez geri-dönüş işlemi yaptıysa, bu kullanıcının toplamda yaptığı altı geri-dönüş işlemi 3GK ihlali oluşturmaz.
3GK; "şahsi geri-dönüşlerde", basit vandalizmin geri alınmasında, engellenmiş bir kullanıcının değişikliklerinin geri alınmasında ya da aşağıda yer alan "İstisnalar" bölümünde listelenen özel senaryolar sonucu ortaya çıkan geri almalarda uygulanmaz.  
3GK, bir sayfanın sürekli ve ısrarlı olarak taşınması, silinmesi, silinmenin geri alınması veya yeniden yaratılması durumlarında da uygulanır. Bu sayılanların tamamı eğer aşırı derecede tekrarlanıyorsa, değişiklik savaşlarının bir parçasıdır. Bir haberin sürekli olarak silinmesi veya silinmenin geri alınması ise direksiyon savaşlarının bir türüdür. 
Not: Geri dönüşlerin aynı şekilde (aynı kelime, bölüm vb.) olacağına dair bir gereklilik yoktur. Bir sayfa üzerindeki en az dört geri dönüş 3GK sınırının aşımıdır.

Üç geri-dönüş kuralı "yetki" değil, bir  "elektrikli çit"tir. 3GK'nın amacı değişiklik savaşlarını durdurmaktır. 3GK, kullanıcılara her 24 satte bir, üçü aşmayan geri-dönüş yapma veya geri-dönüşleri bir düzenleme/düzeltme tekniği gibi gösterme konularında vazgeçilemez bir hak tanımaz. Israrlı geri-dönüşlerden kaçınılması şiddetle önerilir. Israrlı geri-dönüşler kullanıcılar için düzgün ve saygılı bir çalışma ortamı yaratmayacaktır. Kullanıcıların aşırı geri-dönüş nedeniyle engellenebileceği, kesinkes engellenecekleri anlamına gelmez. Aynı şekilde, içeriğe bağlı olarak dörtten az geri-dönüş yapılması engellemeyle sonuçlanabilir. 
Eğer bir gün içerisinde bir sayfayı bir kez bile geri döndürdüyseniz, bu durum bir problemin habercisi olabilir. Böyle bir durumda, anlaşmazlıkları çözmeyi denemeli ve herzaman söz konusu haberin tartışma sayfasından işe başlamalısınız. 
Belli bir değişikliği birden fazla sayıda geri almamanız şiddetle tavsiye edilir. 
Geçmişte kalan olaylar tamamen kapsam dışıdır. Lütfen yalnızca "güncel" ve "süregelen" sorunları hizmetlilere bildiriniz.

İhtilaf konusu olmayan ve değişiklik savaşları kapsamına girmeyen geri dönüşler genellikle "Üç geri-dönüş kuralı"nın bir istisnası olarak kabul edilir. Bir geri dönüşün, aşağıda konu edilen ihtilaflı olmayan geri dönüş türlerine (örneğin engellenmiş bir kullanıcı tarafından yapılan değişikliklerin geri alınması) dayanarak ihtilaflı olmadığı iddia edildiğinde,  sayfanın "tartışma sayfası"nda bu durumu açıklayan bir not bırakmak akıllıca olacaktır; çünkü engelleme yapabilecek olan hizmetliler anlaşmazlık konusunda herhangi bir fikre sahip olmayabilir. Vikiavukatlığın geri dönüşleri aşağıdaki istisnalara tartışmalı şekilde dahil etmeye çalışma girişimlerini delil kabul ettikleri unutulmamalı ve bu tür bir davranıştan kaçınılmalıdır.

3GK kuralının amacı değişiklik savaşlarını engellemek olduğundan, bu kural değişiklik savaşı olmadığının aşikâr olduğu durumlarda işletilmez. Örneğin, tek bir kullanıcının birbiri ardına (ardıl olarak) yaptığı değişiklikler tek bir değişiklikmiş gibi değerlendirilir; bunun sonucu olarak bir kullanıcı eğer üç ayrı (ya da daha fazla) ama ardıl değişiklik yapar (araya başka kullancının yaptığı değişiklikler girmeden) ve bu değişiklikler bir sayfanın farklı kısımları, kelimeleri, noktalama işaretleri vb. 'geri alma'ları içerirse bu işlem tek bir geri alma işlemi olarak değerlendirilir. Aynı şekilde, bir kullanıcının yaptığı ardıl geri dönüşler başka bir kullanıcı tarafından açıkça alakasız ya da ihtilafsız biçimde kesiliyorsa (örneğin o sayfaya bir botun interviki eklemesi), bu durum geri dönüş sayımında bir artışa neden olmaz ve kullanıcının geri dönüşleri tek bir geri dönüş olarak kabul edilir.

Bazen kullanıcı, bir hata yaptığını farkettiği veya fikrini değiştirdiği durumlarda, yaptığı değişiklikleri geri alabilir. Bu geri alma işlemi, 3GK ihlallerini belirleme amacıyla kullanılmaz. Bunun da ötesinde, şahsi geri-dönüşler kullanıcının 3GK kuralı ihlali nedeniyle engellenmesinin önüne de geçebilir (Lütfen aşağıdaki "3GK Kuralını İhlal Ettim! Ne Yapmalıyım?" bölümünü okuyunuz). 

Vikihaber'deki belli bazı sayfaları değiştirmesi yasaklanmış kullanıcılar ile Vikihaber'in genelinde engellenmiş kullanıcıların bir şekilde doğrudan veya Kukla kullanarak yaptıkları değişiklikler geri alınabilir ve bu geri alma işlemi 3GK'da belirtilen geri dönüş sınırının aşılması olarak değerlendirilmez.

3GK, "kullanıcı sayfasına sahip olmasanız da kullanıcı sayfası (mesaj sayfaları ile kullanıcı ve mesaj sayfalarında bağlı alt sayfalar da dahil olmak üzere) proje-bağlantılı nedenlerle sizindir" ilkesi çerçevesinde, genellikle "kendilerine ayrılmış" kullanıcı sayfalarında (mesaj sayfaları ile kullanıcı ve mesaj sayfalarında bağlı alt sayfalar da dahil olmak üzere) yapılan geri dönüşleri kapsamaz. 
Bazı kişiler (şahsi saldırılar haricinde) mesaj sayfalarındaki mesajların arşivlenmesi dışında kaldırılmasına/silinmesine iyi gözle bakmazlar. Çok yoğun mesaj trafiğine maruz kalan bazı kişiler ise okunur okunmaz yazılan her mesajı silmeyi tercih edebilirler. Mesaj sayfalarından silinen bu mesajlara sayfanın geçmişinden ulaşılabilinir. 
Tereddütte kalındığında, kendi kullanıcı alanınızda aşırı geri-dönüş yapmak maalesef pek de akıllıca değildir. Vikiavukatlık kendi kullanıcı alanınızdaki aşırı geri dönüşleri hem sizin hem de alanınıza müdahil olanın "karşıklık çıkarması" olduğuna yönelik bir yorum getirmiştir.

Vikihaber'de yeni kullanıcıların değişiklik yapmasının teşvik edildiği, ancak, yığılan yorumların çıkartılması ve/veya talimatların yeniden yerleştirilmesi amacıyla "temizlik" yapılması gereken Deneme tahtası, Tanışma gibi sınırlı sayıda sayfa bulunmaktadır. Buna ilaveten, maddelere backlog veya hizmetli backlog şablonlarının eklenmesi/çıkartılması veya maddelere tartışmalı olmayan (yani içerikle ilgili anlaşmazlığın parçası olmayan) şablonlar (örneğin {{çalışma var}} olduğu gibi) konulması/çıkartılması ihtilaf yaratmaz. Bu gibi sayfaların bakım amaçlı olarak "temiz" hale getirilmesi 3GK ihlali oluşturmaz.

Genellikle, basit ve açık vandalizmin (örneğin sayfaya anlamsız kelimeler eklenmesi, dış bağlantılara spam niteliği taşıyan internet sayfalarının eklenmesi) geri alınmasının, hizmetlilerin takdiri esas olmak üzere, 3GK ihlali olmadığı kabul edilir. Yine de, vandalizme yönelik aşırı geri almalardan kaçınmak gereklidir. Tek bir kayıtlı kullanıcı ya da IP adresinden kaynaklanan ısrarlı vandalizmi durdurmak için engellemenin, birden fazla kullanıcının yaptığı vandalizmi engellek içinse söz konusu sayfanın koruma altına alınması tercih edilen çözüm yoludur. Diğer kullanıcıları engelleyemeyecek veya sayfaları koruma altına alamayacak olan hizmetli olmayan kullanıcılar, hizmetlilerden vandalizme karşı müdahale isteyebilir veya Vikihaber:Yarı korumaya aday maddeler sayfasında bu yöndeki taleplerini dile getirebilirler. Bir sayfaya yönelik vandalizmin sürekli olarak geri alınmasının son aşamada başvurulacak bir çare olduğu gözden kaçırılmamalıdır. 
Unutulmaması gereken bir nokta da, genellikle, değişiklik savaşları çerçevesinde bir kullanıcının karşı tarafın değişikliklerini vandalizm olarak adlandırması hem ihtilaflı geri dönüş olarak hem de kötü niyet göstergesi olarak değerlendirilir. Bu gibi durumlarda engelleme yapılması gerekliliği ortaya çıkar.


Arşivleme politikası, Vikihaber'de bilhassa önemlidir; çünkü Vikihaber bir ansiklopedi değildir. Vikihaber'de sunulan haberler yazıldıkları ve yayınlandıkları tarihi yansıtırlar ve Vikihaber, haberin yayınlanmasından sonra meydana gelen ve öğrenilen olayları veya bilgileri kapsamaya çalışmaz. 
Çünkü Vikihaber'de yayınlanan haberler kendi yayımlandıkları zamanla ilgili kaynak oluştururlar. Meta'daki proje açıklaması sayfası, haberlerin değişiklerden korunması gerektiği final aşamasını açıklar. Bu belgedeki yönergeler Vikihaber'deki arşivlenme aşamasını açıklar. 

Haberler, yayınlandıktan sonra, habere atılan tarih en az yedi günü geçince aşağıda belirtilen şekilde arşivlenmelidir. Yayınlanmasının ardından 36 saatten fazla zaman geçmiş olan haberlerde büyük çapta düzenlemeler yapılmamalıdır, bu kurala uyulmaması takdirinde hizmetliler koruma tarihini erkene alabilirler. Bazı koşullarda, haberlerin on günlükken uygulanan aşağıda belirtilen koruma öncesi işlemlerden geçmesi gerekmektedir.

Tarih satırları haberin UTC zaman dilimiyle yayınlandığı tarihi belirtmelidir.

Haberlerin tartışma sayfaları korunmamalıdır. Arşivleme sonrası düzenlemeler haberin tartışma sayfasında yer almalıdır. 

Bir haber koruma altına alındıktan sonra, içerik, kaynaklar veya diğer ögeler değiştirilmemelidir. Haber yalnızca yazım ve noktalama yanlışları gibi içerik-dışı sorunlar sebebiyle, duruma göre değiştirilmelidir. Dilbilgisi konuları tartışılmalıdır ve tartışma sayfasında varılan fikir birliğine göre hareket edilmelidir. Değişiklik gereken yerleri bildirmek için Vikihaber:Hizmetli eylemi gereken yerler sayfasını kullanın.

Arşivleme işlemi gerçekleştirecek olan hizmetiler arşivleyecekleri tüm haberleri okumalı ve gerekiyorsa yayın öncesi son düzenlemeleri yapmalılardır. Yukarıda belirtilen notlar gereğince, büyük çapta değişikliler yapılamaz ama aşağıda belirtilen denetimler büyük çapta yayın öncesi düzenleme gerektirebilir.

Sonradan yapılan değişiklikler geri alınmalıdır, bunun için haberi geçmişi habere {{yayınla}} etiketi konulmasının ardından 48 saat geçtikten sonra yapılan, yazım düzeltme gibi küçük değişiklikler hariç tüm değişiklikler geri alınmalıdır.
Etiketler silinmelidir, {{genişlet}} gibi. Bir haber korumaya alındığında genişletilmesi mümkün değildir dolayısıyla şablonun kalması mantıksızdır.
Satıriçi kaynaklar kaldırılmalıdır, fazlalık yapan viki bağlantıları da dahil. Tamamen kaçınılmaz bir durum söz konusu olmadığı sürece vikimedya siteleri dışında sitelere giden bağlantılar, haber metninin bulunduğu bölümden kaldırılmalıdır. Site dışı bağlantılar aşağıda listelenen bu üç  kısıtlı kalmalıdır.
Sadece şu başlıklar: İlgili haberler, Kaynaklar ve Dış bağlantılar. Bu başlıkların dışında site dışı bağlantılar bulunmamalıdır. Ayrıca haberde bu başlıkların belirtilen sırada olmasına dikkat edilmelidir.
Tarih düzeni Gün Ay Yıl şeklindedir. Bu düzen diğer başlıklarda ve kaynaklarda da aynı şekilde olmak zorundadır. Yine de eğer bir haber zaten haberin tamamında kullanılan ve kolay anlaşılabilen, tekdüze bir tarih düzenine sahipse düzeni değiştirmek zorunlu değildir, ama tercihen önerilir.
Kategoriler görünürde olmayan bir yere yazılmalıdır.
Kaynaklar yeniden eskiye doğru sıralanmalıdır ve tüm kaynakların dili {{kaynak}} sayfasında açıklandığı gibi belirtilmelidir.
{{Arşiv}} etiketi haberin sonuna eklenmelidir ve kategoriler tarafından takip edilmelidir, isteğe bağlı olarak {{yayınla}} ve {{arşiv}} etiketini aynı satıra koyabilirisiniz. Diğer Vikihaber sitelerine giden bağlantılar (interviki) en sona konulmalıdır.

Uzun açıklamalara girişmeden kısaca, bir haberin vikikod düzeni tutarlı olmalıdır.

Tarih şablonu. Tarih şablonu genelde bir satır boşlukla devam eder. Ama tarih satırı şablonu özgün haberlerde kullanıldığında mekan belirtilince veya bir bilgi kutusu, resim veya başka bir şablon tarafından tarih şablonuyla ilk paragraf arasındaki bir satır boşluğun işgal edilmesiyle istisnalar olabilir.
Resimler ve diğer görseller. Bunlar haberler bütünleştirilmeye çalışıldığında paragrafların arasındaki boş satırlara konulur. Resimlerden sonra/önce konulan fazladan boş satırlar haber görüntülendiğinde kötü görünebilir.
Bölüm başlıkları. Eğer bir haberin alt başlıklara bölünüyorsa bu başlıklar H3 derecesinde olmalıdır (yani şu şekilde: === Başlık ===), standart haber başlıkları H2 derecesindedir; ==İlgili haberler==, ==Kaynaklar== ve ==Dış bağlantılar==. Bu başlıklar her zaman belirtilen sırada olmalıdır, başlıklar bu sırayla kendi içeriğimize site dışı bağlantılardan daha önemli olduğu belirtmektedir.
Özgün haberler.  Özgün etiketi == Kaynaklar == başlığının ardından konmalıdır. Etiketten önce veya sonra satır boşluğu bırakılmamalıdır.
Yayınla.  {{yayınla}} etiketi kaynaklardan sonra bir satır boşluk bırakılarak konulmalıdır, sonraki satıra {{arşiv}} etiketi (tercihen yayınla etiketiyle aynı satıra da konulabilir) ve daha sonra da kategoriler.
Kategoriler  and interviki bağlantıları haber içindeki en son şey olmalıdır. Kategorilerin ardından bir satır boşluk bırakılmalı ve en sona interviki bağlantıları yerleştirilmelidir.

15/07/2026 ve bu tarihten önceki haberler arşivlenmelidirler. (Tazele):

17 Şubat 2025: Türkiye'de bedelli askerlik yasalaştı 
17 Şubat 2025: İstanbul'daki intihar saldırısında 5 kişi öldü 
17 Şubat 2025: 2015-16 sezonu Spor Toto Süper Lig Şampiyonu Beşiktaş 
17 Şubat 2025: Ak Parti'de Binali Yıldırım Genel Başkan Adayı 
17 Şubat 2025: Fenerbahçe'de 3 imza birden geldi 
17 Şubat 2025: Fransa Millî Futbol Takımı 2016 Avrupa Futbol Şampiyonası aday kadrosu belli oldu 
17 Şubat 2025: İsrail ile Türkiye anlaşmaya vardı 
17 Şubat 2025: Obama'dan Fethullah Gülen açıklaması 
17 Şubat 2025: Gaziantep'te ölü sayısı 51'e yükseldi 
17 Şubat 2025: ''Cinsel istismar'' yasa tasarısı geri çekildi 
17 Şubat 2025: Medipol Başakşehir: 2 - Fenerbahçe: 1 
17 Şubat 2025: Rahşan Ecevit hayatını kaybetti 
17 Şubat 2025: İmamoğlu'nun yapmadıkları (!) 
17 Şubat 2025: Türküleri günümüze kazandıracağını açıkladı 
17 Şubat 2025: Deprem 
17 Şubat 2025: Barış Pınarı bölgesinin güneyinde 10 terörist etkisiz hale getirildi 
17 Şubat 2025: Mersin'de domates yüklü tır denize düştü 
17 Şubat 2025: Van'da 4.9 büyüklüğünde deprem oldu 
17 Şubat 2025: Merkel'in karantina süreci sona erdi 
17 Şubat 2025: Abdi İbrahim koronavirüs ilacı üretimine başladı 
17 Şubat 2025: Türk Kızılay koronavirüse karşı plazma alımına başlayacak 
17 Şubat 2025: Konaklama vergisi 2021'e ertelendi 
17 Şubat 2025: İtalya'da Başbakan koruması koronavirüsten hayatını kaybetti 
17 Şubat 2025: Roketsan tesisinde patlama gerçekleşti 
17 Şubat 2025: Birleşmiş Milletler koronavirüs gündemi ile ilk kez toplanıyor 
17 Şubat 2025: Eski Ekvador Devlet Başkanına yolsuzluk suçundan 8 yıl hapis cezası verildi 
17 Şubat 2025: Türkiye 5 balkan ülkesine malzeme yardımı gönderdi 
17 Şubat 2025: Pegasus, koronavirüse karşı yol haritalarını açıkladı 
17 Şubat 2025: ABD'de Demokrat Başkan aday adayı Sanders yarıştan çekildi 
17 Şubat 2025: İçişleri Bakanı Süleyman Soylu istifa etti

Okumakta olduğunuz bu sayfa da dahil bu sitedeki her şey, sizin gibi gönüllüler tarafından yazılmaktadır. Yeni haberler yazabileceğiniz gibi var olan haberleri genişleterek, yazım hatalarını düzelterek düzenleyebilirsiniz ya da politika önerilerinde bulunabilir, sitedeki tartışmalara katılabilir ve daha bir sürü şey yapabilirsiniz.  Türkçe Vikihaber projesi 13 Ağustos 2009 tarihinde oluşturuldu ve ilerleyebilmesi için size ihtiyacı var. Lütfen  değişiklik yapmaktan kaçınmayın. Bu sayfa ve bu sayfanın bağlantı verdiği sayfalar bu projeyi kavramanıza yardımcı olacaktır. 

Herkes, Vikihaber'e katkıda bulunabilir ve tüm haberler işbirliğiyle küresel bir okuyucu kitlesi için yazılır. Ayrıca burada haberlerin her zaman tarafsız bakış açısı politikasına uygun olması için çaba sarf edilir. Böylelikle haberlerin mümkün olduğunca dürüst olması sağlanır.
Dahası burada yazılan bütün haberler, güvenilirliğini artırmak için kaynaklara dayanır.
Bizim politikamız, haberlerde fikir ve görüşleri belirtmeyi kabul etmez — eğer dünyaya ne düşündüğünüzü duyurmak istiyorsanız web günlüğü tutmayı deneyin.
Vikihaber, kardeşi Vikipedi gibi, zamanını ve parasını bağışlayan gönüllüler tarafından yürütülür, sermayesini sağlar ve hiçbir reklam içermez. Kararlar ortaklaşa verilir, kullanıcılar tartışarak sonuca ulaşır. 
Vikihaber'de yapılan herşeyin geri dönüşü vardır, bu da yeni kullanıcılara kolaylık sağlar. Arayüz, kolay öğrenilebilecek ve kullanılabilecek şekilde tasarlanmıştır.

Vikihaber'de iki tür haber bulunur:
En yaygın olanı sentez haberlerdir. Bu haberler, birçok başka kaynaktan sentezlenir ve mutlaka kaynaklandırılır. Diğer medya kuruluşlarının mevcut tüm bilgileri haberlerinde içermeleri çok zordur, Vikihaber bu yönden daha kapsamlı haberler sunabilir. Ayrıca burada haberler tüm önyargılardan arındırılarak tarafsız bir bakış açısıyla sunulur.
Diğeri ise özgün haberlerdir. Bunlar olay yerindeki Vikihaberciler tarafından yazılan birinci-el gazetecilik içeren haberlerdir. Bu tür haberler hakkında daha fazla bilgiyi burada bulabilirsiniz.
Vikihaber tam olarak neleri içerdiğini içerik rehberimizde bulabilirsiniz. Bazı güzel haber örneklerini Vikihaber:Seçkin haberler sayfasında, ileri tarihlerde görebilirsiniz. 

Haberler üzerinde çalışacak olanların bazı şeyleri öğrenmesi gerekir. İlk olarak,  sayfaların nasıl düzenleneceğini öğrenmeniz gerekebilir. Ama bunlarla kafanızı çok yormayın. Unutmayın ki burası sizin gibi gönüllülerle dolu, size seve seve yardım edeceklerdir.   

Yayınlanan haberler Ana sayfa'da görünür. Onlardan bazılarını okuyarak başlayabilirsiniz: düzeltilecek bazı hatalar görebilir, başkalarının buraya ne konuda haberler yazdığı hakkında fikir sahibi olabilirsiniz.
Nasıl yeni haber yazabileceğinizi buradan öğrenebilirsiniz. 

Birçok yayın gibi  Vikihaber de kendi biçem rehberine sahip. Yayınlananları, Vikihaber standartlarına uymuyorsa biçem rehberine göre düzenleyebilirsiniz. Biçem rehberinde bir çok tavsiye ve dilbilgisi rehberi bulunur. Biçem rehberi sayesinde büyük oranda ne yapmanız gerektiğini anlayabilirsiniz.

Eğer bir haberle ilgili araştıracağınız şeyler varsa, Vikihaber:Referans masasında araştırma yapabileceğiniz birçok referans bulabilirsiniz.

Diğer kullanıcılarla hedeflerinizi, önerilerinizi ve sorularınızı paylaşabileceğiniz birçok yer mevcuttur.

Bir haberin kendine özel tartışma sayfasına ulaşmak için haberin üstünde bulunan 'tartışma' sekmesine tıklayın. Tartışma sayfasında değişiklik yaparak, diğer okuyucular için yorum bırakabilirsiniz. Vikihaber'de daha önce katkıda bulunmuş her kullanıcının kendi kullanıcı adına özel tartışma sayfası mevcuttur, o sayfalar aracılığıyla kullanıcılarla iletişime geçebilirisiniz.

Vikihaber:Haber etiketleri haberin durumunu bildirerek kullanıcıları habere katkıda bulunurken bilgilendirmeyi amaçlar, haberde yer alan sorunları, haberin tamamlanma aşamasını vs. bildirir.

Genel olarak Vikihaberle ilgili konuları Vikihaber:Köy çeşmesinde tartışabilirsiniz.

Kaybolduysanız, Vikihaber:İçindekiler sayfasına bakabilirsiniz.
Vikihaber size göre pek güvenli değil mi? Veya sen doğru olanı yapıyorsun?
Şunları inceleyin:

Vikihaber:Misyon
Vikihaber:Vikihaber nedir?
Vikihaber:Vikihaber ne değildir?
Vikihaber:Politika ve yönergeler
Birini sormak için Vikihaber Hoşgeldiniz'e bakabilirsiniz!

Her yerde anlaşmazlıklar vardır. Hepimiz burada arkadaşı, ama bazen karmakarışık durumda olabiliriz ve hiçbir zaman herkes Vikihaber'de aktif değildir. Biz akıl-okuyucu değiliz ve mükemmel, şık bir iletişim aracı değiliz.
Lütfen tartışmalarda sabırlı ve nazik olunuz.
İpuçları, ciddi anlaşmazlıkların çözümü olabilir (Vikihaber:Anlaşmazlıkların çözümü)

Vikihaber diğer tüm vikiler gibi, kullanıcıların eşit olmasını amaçlar. Ancak yine her vikide olduğu gibi burada da güvenilir kullanıcılar tarafından gerçekleştirilecek görevler vardır. Bundan dolayı da Vikihaber:Hizmetliler mevcuttur.

Vikihaber:Haber yazımı
Vikihaber:Etik kurallar
Vikihaber:Politikalar ve yönergeler
Vikihaber:İçerik
Vikihaber:Bize ulaşın!

Hizmetlilik başvuruları (kısaca HB) Vikihaber topluluğunun kişilerin hizmetli (ki hizmetliler ek bazı teknik özelliklerle düzenin korunmasına yardımcı olan kişilerdir) olmasına karar verme işlemine verilen addır. Kişiler kendilerini aday gösterebilecekleri gibi başka bir kullanıcı tarafından da aday gösterilebilirler. Lütfen politika ve yönergelere aşina olup olmadığınızı başvuruda bulunmadan önce gözden geçirin.

Bürokratlar, topluluğun burada vardığı kararları temel alarak, diğer kullanıcıları hizmetli veya bürokrat yapma ek özelliğine sahip olan hizmetlilerdir. Ayrıca bürokratlar hesaplara bot statüsü verebilirler.
Bürokrat başvurularında (kısaca BB) izlenen yol, hizmetli seçimlerindekine benzer olmakla birlikte, bürokratlığa yükseltilmek için gereken beklentiler, hizmetlilik için olandan önemli ölçüde daha yüksek olup genellikle daha açık ve net bir fikir birliğinin oluşmuş olmasını gerektirir. Bürokratlardan, içinden çıkılması güç durumlarda, fikir birliğinin oluşup oluşmadığına karar vermeleri ve bu kararlarını açıklamaya hazır olmaları beklenir.
Bürokrat adaylıkları da hizmetlilik adaylıklarının konduğu sayfa yardımıyla ortaya konur; sadece Hizmetlilik ibaresini Bürokratlık olarak değiştirmek gerekir. Aksi takdirde kişi bürokratlığa değil de hizmetliliğe aday olmuş olacaktır. Eski bürokratlık başvuruları da eski hizmetlilik başvurularıyla birlikte aynı yerde muhafaza edilir; bu sayfa yardımıyla arşivlerden geçmiş bürokratlık başvurusu sonuçlarına bakabilirsiniz.
Yukarıda hizmetlilik başvuruları için geçen Karar ve Fikir belirtme süreçleri ve içerikleri bürokrat başvuruları için de geçerlidir.
Aday olmadan önce en azından Vikihaber:Bürokratlar ve Vikihaber:Hizmetlilik başvurusu sayfaları, bu sayfaların tartışmaları ve yakın dönem arşivlerindeki nispeten yeni bürokratlık başvurularını okumanız, incelemeniz ve öğrenmeniz gereken kısımları öğrenmeniz beklenmektedir.

Bir kullanıcının hizmetli olması için, tarafsız olması, Vikihaber yapısını biliyor olması ve grup çalışmasına uygun olması gerekir. Ayrıca problemler karşısında soğukkanlılığını koruması da önemli bir gerekliliktir. Tabii ki, bütün bu özelliklerini kullanıcı olarak yaptığı çalışmalarda göstermiş olması gerekmektedir.
Topluluk hizmetli yetkisini güvenilir kullanıcılara verirler, ve bu sebeple adayların, diğer kullanıcıların (adaylar) hakkında (adayların) güvenilir olup olmadıklarına karar verebilecekleri kadar uzun bir süre Vikihaber'de bulunmuş olmaları gerekir. Hizmetlilerden yüksek standartlarda davranış ve rehberlik yeteneği beklenir zira diğer Vikihaberciler yardım ve öğüt almak için sıklıkla hizmetlilerin kapısını çalarlar. 
Hizmetlilik ek görevler ve sorumluluklar getirmektedir. Bu ek görevler ve sorumluluklar sadece hizmetlilerin yapabileceği şeyler olduğu için, önceliklidir. Madde yazmak gibi işler ikinci planda kalır. Bu durumdan rahatsız olacaksanız şimdiden vazgeçmeniz en doğrusudur.

Adaylık standartları
Vikihaber'de en az 1 aydır üye ve 150 değişiklik yapmış olmak ön şarttır. (Esas alınacak olan, kullanıcının tercihlerim sekmesinde göreceği sayı değil; bu sayaçtaki sayıdır.) Bunun dışında somut standartlar yerine kişinin Vikihaberin yapısına dair bilgisi ve davranışları ön planda tutulur. Bir kullanıcının hizmetli olması için, tarafsız olması, Vikihaber yapısını biliyor olması ve grup çalışmasına uygun olması gerekir. Ayrıca problemler karşısında soğukkanlılığını koruması da önemli bir gerekliliktir. Bir diğer önemli husus da hizmetli adayının vikihaber altında tanımlı bir e-posta adresi olmasıdır. Tabii ki, bütün bu özelliklerini kullanıcı olarak yaptığı çalışmalarda göstermiş olması gerekmektedir. Topluluk adaylarda pek çok farklı  şey arar ve herkesin bu konuda kendine ait fikirleri vardır; topluluğun sıklıkla nelere baktığı, neler aradığı ve bir adaydan neler beklediğine dair daha iyi bilgi sahibi olmak için arşivlenmiş eski başvurulara göz atabilirsiniz.
Karar aşaması
Herhangi bir kullanıcı, kullanıcı hesabı olan bir başka kullanıcıyı aday gösterebilir. Kişinin kendisini aday göstermesi de mümkündür. Eski başvurulara bakarak topluluğun hangi beklentilerde olduğuna dair fikir sahibi olabilir ve böylece sizin başvurunuza nasıl bir tepki geleceğini anlamaya çalışabilirsiniz. Adaylıklar başvurunun yapıldığı andan itibaren bir hafta (7 gün) boyunca sayfada aktif olarak kalır ve bu süre zarfında kullanıcılar fikirlerini belirtir, sorular sorar ve yorumlarda bulunurlar. Bu sürenin sonunda bir bürokrat ilgili başvuruyu değerlendirerek hizmetlilik için bir fikir birliğinin sağlanıp sağlanamadığına bakar.
Ayrıca bürokratlar, eğer olası bir hizmetli yetkisi mümkün gözükmüyorsa veya başvurunun açık kalmasında herhangi bir yarar bulunmuyorsa, kendi sağduyularını kullanarak adaylıkları erkenden kapatmaya gidebilirler. Sadece bürokratlar bir başvuruyu belirli ve kesin olarak sonuçlandırıp, kapatabilirler, fakat iyi durumdaki diğer kullanıcılar da geçme şansının hiç bulunmadığı durumlarda başvuruyu kapatabilirler; lütfen içinde yer aldığınız hiçbir başvuruyu kapatmayınız. Vandalizm, uygunsuz düzenleme veya reddedilmiş veya geri çekilmiş başvuru durumlarında bürokrat olmayan kişiler de başvuruyu listeden çıkarabilirler fakat adaya bir not bırakmaları şarttır, ve eğer gerekirse ilgili başvuruyu arşivdeki uygun kısma başarısız (veya geçersiz) olarak taşıyabilirler.
İstisnai durumlarda, fikir birliğini netleştirmek için bürokratlar hizmetlilik başvuru süresini 7 günün (1 hafta) ötesine uzatabilir veya adaylığı yeniden başlatabilir. Eğer adaylığınız başarısız olursa lütfen kendinizi yeniden aday göstermeden veya (başkasının yaptığı) bir adaylık başvurusunu kabul etmeden önce makul bir süre bekleyiniz.
Fikir belirtmek
Kullanıcı hesabı olan her Vikihaberci Olumlu, Olumsuz ve Tarafsız bölümlerinden uygun gördüğü bölümde yorum yapabilir. Aday da kişilerin yorumlarına yanıt verebilir. Hile şüpheleri barındıran bazı yorumlar dikkate alınmayabilir; bunlar çok yeni yazarların, çorap kuklaların ve canlı kuklaların katılımları olabilir. Lütfen fikrinizi muhakemenize dair ufak bir açıklama yazarak açıklayınız. Yorumunuz eğer uygun ve destekleyici kanıtlar taşıyorsa daha büyük önem arz edecektir.
Ek yorumlar için Yorumlar başlığını kullanabilirsiniz. Giriş yapmamış (anonimler) veya hesabı olmayanlar dahil her Vikihaberci yorumlar bölümünde yorum yapabilir ve sorular sorabilir. Yorumlarınızda diğerlerine karşı mutlaka, her daim nâzik, saygılı olunuz. Yorumda bulunmadan önce Vikihaber:Hizmetlilik başvurularında kaçınılması gereken gerekçeler sayfasına göz atmanız yararlı olabilir.
Hizmetliliğe aday olmak veya başka bir kullanıcıyı aday göstermek için Vikihaber:Hizmetlilik başvurusu/Adaylık sayfasındaki yönergeleri takip ediniz. Hizmetli adaylarının kendilerini desteklemeleri amacıyla kişilere mesaj atmasına hoş bakılmaz.

Sayfayı yenilemek için önbelleğinizi boşaltın

Sayfayı yenilemek için önbelleğinizi boşaltın

Bu sayfada arşivlenmiş Vikihaber hizmetlilik başvuruları bulunur. Başvurular yıllara göre arşivlenmiştir ve her yılın arşivine bu sayfadaki bağlantılar aracılığı ile ulaşılabilir. Lütfen aşağıdaki arşiv sayfalarında herhangi bir değişiklik yapmayın. İlgili sayfaların genel düzenlemeleri istisnadır.

2016
2014
2013
2012
2011
2010
2009

Bot statüsüne sahip olmak isteyen botlar, önce bu sayfada onaylanmalıdır. Kabul edilmemiş botlar, hizmetlilerin takdirine göre engellenebilir. Eğer botunuzun kalıcı olarak bu sitede katkıda bulunacağını garanti altına almak istiyorsanız, botunuzun bot statüsü alması gerekmektedir. Bot, kullanıcı sayfasından kullanım amacını açıkça belirtmeli, {{acil-bot-kapatma}} şablonunu bulundurmalıdır.

Vikihaber'de şu an bürokrat bulunmadığı için onaylanan bot başvuruları meta üzerinden yapılmaktadır. İnterviki bağlantıları ekleme ve çift yönlendirmeleri düzeltme işlemlerini gerçekleştiren botlar Vikihaber üzerinde yaptığı denemeler sonucunda ve çalıştığı diğer vikilerde herhangi bir sorunu olmaması sonucu buradaki başvuruların direk onaylanmasında bir sakınca yoktur.

Aşağıdaki kutudaki ROBOT_ADI yerine robot hesabının kullanıcı adını yazın ve butona tıklayın.
Karşınıza çıkan sayfayı düzenleyerek ([[Kullanıcı:''Bot'']] yerine botunuzun adını yazın, bot başvurunuzu yapın ve imzanızı atarak sayfayı kaydedin.
Bu sayfaya, bot başvurusu alt sayfanızı (en alta gelecek şekilde) ekleyin. (ROBOT_ADI kısmına kendi kullanıcı adınızı yazın):
{{Vikihaber:Botlar/Bot başvurusu/ROBOT_ADI}}

Bu sayfada arşivlenmiş Vikihaber bot başvuruları bulunur. Başvurular yıllara göre arşivlenmiştir ve her yılın arşivine bu sayfadaki bağlantılar aracılığı ile ulaşılabilir. Lütfen aşağıdaki arşiv sayfalarında herhangi bir değişiklik yapmayın. İlgili sayfaların genel düzenlemeleri istisnadır.

2010
2009

en: Requests for the bot flag should be made on this page. This wiki uses the standard bot policy, and allows global bots and automatic approval of certain types of bots. Other bots should apply below, and then request access from a steward if there is no objection.

Biçem rehberi, Vikihaber içeriğinin okuyucuya sunum şekli ile ilgilidir. haber yazımı ile ilgili işlemler hakkında bilgi almak için Vikihaber:İçerik rehberi sayfasını okuyunuz. Vikikodları hakkında bilgi almak için Yardım:Biçimsel Rehber sayfasına bakabilirsiniz.

The vast majority of news sources rely upon a stylebook, a collection of agreed-upon guidelines for writing style. A stylebook helps writers and editors by providing a standardized way of writing. Stylebooks help ensure consistency in such things as headlines, abbreviations, numbers, punctuation and courtesy titles. Stylebooks therefore are helpful.
A news style is developed with emphasis on efficient, and accurate imparting of information about events; and so following our news style suggestions should have the additional benefit of helping you get off the ground writing effectively, if you are a new writer.
The Wikinews style is aimed to allow quick understanding and more informative, of Wikinews articles by the majority of readers, but nothing here is compulsory.

Bürokratlar, hizmetlilerde bulunmayan üç teknik fonksiyona sahiptirler:

Normal bir kullanıcıyı hizmetli veya bürokrat atayabilirler,
Bir kullanıcıya bot statüsü verebilirler, veya bir kullanıcının bot statüsünü iptal edebilirler,
Bürokratlar, hizmetli ve bürokrat atama fonksiyonlarını uygularken, Vikihaber politikalarını ve oluşmuş fikir birliğini gözeterek hareket ederler. Benzer şekilde, kullanıcı adlarını değiştirirken doğru muhakemede bulunacakları ve bir kullanıcıya bot statüsü verirken bot politikalarına uygun davranacakları varsayılır. Fikir birliğini doğru muhakeme etmeleri ve arzu edildiğinde hareketlerinin arkasında yatan nedenleri medeni bir şekilde açıklayabilmeleri beklenir. Bürokratların belirli bir inisiyatife sahip olduğu unutulmamalıdır. İstisnai durumlarda bürokratlar hizmetli başvuru sürelerini iki haftadan daha uzun bir süreye uzatabilir veya bir uzlaşmayı daha netleştirmek için adaylığı baştan başlatabilirler.
Bürokratların, adı geçen "atamaları geri alma" veya "başka atamalar yapma" yetkileri yoktur. Bu yetkiler sadece kâhyalara mahsustur. Çok dil bilen bu kâhyalar grubu, tüm Wikipedia projelerinde görev alırlar ve bir yıl için seçilirler. Daha fazla bilgi için, lütfen meta'daki yetki isteme sayfasına bakınız.

Hizmetli başvurusu sayfasında liste oluştuktan sonra en az on dört gün bekleyiniz.
Yapılan yorumların samimi ve gerçek yorumlar olduğundan emin olmak için yaratılan sayfanın geçmişini kontrol ediniz.
Kulanıcının hizmetli olması yönünde fikir birliği oluşup oluşmadığı hakkında hükmünüzü veriniz.
Hükmünüz olumlu yönde ise, kullanıcıyı Özel:Makesysop'u kullanarak hizmetli olarak atayınız.
Başarılı bir aday gösterme işlemini kapatmak için sayfa başı ve sayfa sonu olarak {{subst:rfap}}-{{subst:rfab}} kullanınız. Benzer şekilde, başarısız bir aday gösterme işlemi için de {{subst:rfaf}}-{{subst:rfab}} kullanınız. "Oy verin" bağlantısını kaldırınız, parantez içinde belirtilen oylama sonuçlarının öncesine Sonuç sözcüğünü yerleştiriniz, "Bitiş tarihi" ni "Sona erdi" ile değiştiriniz, sonuçlanma tarihi ve zamanını o anki tarih ve zaman ile değiştiriniz.
Bürokratlık başvurularında ise; başarılı adaylık sayfaları için {{subst:rfbp}}-{{subst:rfbb}},  başarısız adaylık sayfaları için {{subst:rfbf}}-{{subst:rfbb}} kullanınız.
Adaylık sonunda listeyi, hizmetli başvurusu sayfasından alıp ilgili yılın arşiv sayfasına taşıyınız.
Aday gösterme işlemi başarılı olmuşsa, kullanıcıyı, hizmetli veya bürokrat seçildiği konusunda haberdar ediniz ve yeni hizmetli veya bürokratın adını Vikihaber:Hizmetliler sayfasına ekleyiniz. (Bazı bürokratlar, seçilememeleri durumunda da kullanıcıları haberdar etmektedirler).

Kullanıcı adı değiştirme sayfasındaki başvurunun meşru olup olmadığını kontrol ediniz.
İstekte bulunan kullanıcının geçmişte herhangi bir kötü kullanımı bulunmadığından ve bu başvurunun Vikihaber projesine olumlu katkısı olacağından emin olunuz. Sağduyunuzu kullanınız.
Eski ve yeni isimleri Özel:Renameuser sayfasına giriniz.

Özel:Makebot sayfasına giderek bot'u onaylayınız. Bot'un onayına ilişkin oylamayı da eklemeyi unutmayınız.
Bot'un statüsü, gene aynı şekilde Özel:Makebot kullanılarak geri alınabilir.

Orjinal metin için m:CheckUser'a bakabilirsiniz.
Bu politika Eylül ve Ekim 2005'de tartışılmıştır (tartışma sayfasına bakınız) ve Kasım 2005'de işlemeye başlamıştır.

Denetçi, denetçi izni olan kullanıcılar için özel bir arayüzdür. Bir vikide denetçi konumunda olan bir kullanıcı, aynı vikide (tüm vikilerde değil), bir kullanıcının bir başka kullanıcının kuklası olup olmadığını denetleyebilir. Bu özelliği kullanan kullanıcılar şunları yapabilir:

Bir kullanıcının hangi IP numaraları üzerinden bir vikide değişiklik yaptığının belirlenmesi.
Özgün bir IP'nin, oturum açtığında bile, bir viki üzerinde yaptığı değişiklikliklerin belirlenmesi.
Bu bilgiler sadece bir hafta saklandığı için, daha önce yapılmış değişiklikler denetçi üzerinden gösterilmeyecektir. Kimin bu araç ile hangi sorguları yaptığının bir kaydı tutulur. Bu kaydı, denetçi izni olan diğer kullanıcılar görebilir:

5 Eyl 2005 17:29 KullanıcıX ZWiki'de KullanıcıY'nin IP'sini denetledi.
5 Eyl 2005 17:29 KullanıcıX ZWiki'de 127.0.0.1'in yaptığı değişiklikleri denetledi.

Kullanım kılavuzu için bakınız: Yardım:Denetçi

Wikimedia projelerinde, gizlilik ilkelerinin göz önünde tutulması çok önemlidir. Birisi davranışları ile açık şekilde ilkeleri bozmadığı sürece (örn., büyük çapta bir bot vandalizmi ya da spamlar), IP numarasını, yerini veya kimliğini belirlemeye yeterli diğer bilgilerini açığa çıkarmak da benzer şekilde ilke ihlalidir.
CheckUser, en gizli kullanıcı bilgilerimize uygulanacak düzeyde bir gizlilik seviyesi gerektirir.
Gizlilik ilkesinin konu ile ilgili bölümü şöyledir:

Kayıt bilgilerinin açıklanması hakkında kurallar:
Wikimedia'nın kuralları gereği, sunucularda toplanan ve kullanıcıların birey kimliğinin tanımlanabildiği bilgiler, bu bilgilere erişimi olan geliştiriciler tarafından, aşağıdaki haller dışında açıklanmaz:
Kolluk kuvvetlerinin, geçerli bir mahkeme çağrısı veya zorunlu bir istek ile başvuruda bulunması
Etkilenen kullanıcının izin vermesi
Kötüye kullanım şikayetlerinin incelenmesi için Jimbo Wales'in, onun yasal danışmanının veya atayacağı şahsın ihtiyaç duyması
Bilgilerin, bir bot tarafından yapılan sayfa ziyaretine mahsus olması durumunda ve bu bilgilerin açıklanmasının, teknik problemin çözümü için gerekli olması
Kullanıcının makaleleri tahrip etmesi veya sürekli olarak ortalığı karıştırıcı tavırlar içinde olması durumunda, IP'sinin sisteme girişe kapatılmasına yönelik olarak veya ilgili internet servis sağlayıcısına (İSS) yapılacak şikayetin düzenlenmesine yardım etmek üzere
Wikimedia Vakfının, kullanıcılarının veya kamunun, haklarını, mülkiyetini veya güvenliğini korumanın açıkça gerekli olması
Wikimedia'nın ilkesi, yukarıdaki hallerin dışında, bu bilgilerin hiçbir şekilde kamuya açıklanmasına ve dağıtılmasına izin vermez.
Bilginin yayımlanması
Kullanıcı bir suistimalde bulunuyorsa bile, eğer mümkünse kişisel bilgilerini açığa vurmamak en iyisidir.

Genel olarak, IP'leri ifşa etmeyiniz. Sadece "aynı ağ/aynı ağ değil" gibi bilgiler veriniz. Eğer ayrıntılı bilgi sağlıyorsanız, bunu açıkladığınız kişinin güvenilir birisi olduğuna ve bilgiyi ifşa etmeyeceğine emin olunuz.
Eğer kullanıcı bir yerden olduğunu belirtmişse ve IP bunu doğruluyorsa, ihtiyaç duyulduğunda bunu doğrulamak kişisel bilgi ifşa etmek değildir.
Eğer kullanıcı büyük bir İSS üzerindeyse (örn., Süperonline, Kablonet, TTNET, vs.), milyonlarca kişiden birisidir ve birey kimliği tanımlanabilir değildir.
Ülkeyi açıklamak, genel olarak, birey kimliği için tanımlayıcı değildir (örn., "Kullanıcı:Dırdırcı İngiltere'den, Kullanıcı:Kukla ise Kanada'dandır.").
Eğer şüpheniz varsa, ayrıntı vermeyiniz.

Bu araç vandalizme veya kuraldışı oylama gibi konularda kuklaların suistimaline karşı kullanılma amacı güder. Sadece Wikimedia projelerine verilecek zararları önlemek için kullanılmalıdır.
Araç, politik kontrol amacıyla veya kullanıcılar üzerinde baskı kurmak veya anlaşamadığınız bir kullanıcıyı tehdit etmek için kullanılmamalıdır. Kullanıcıyı izlemek için geçerli bir sebep olmalıdır. Anlaşmazlıklar tek başına geçerli bir sebep değildir.
Bir kullanıcının IP numarasının kontrolü, kendi isteği üzerine suçsuzluğunu kanıtlamak amacıyla da yapılabilir.
Bir hatırlatma yapmak gerekirse, kuklalar genel bir kural olarak yasak değildir; kullanıcılar Vikihaber'de değişik kullanıcı isimleri altında yazabilirler. Yasak olan kuklaların suistimalidir (özellikle oy verme konusunda).
İzlenen kullanıcıyı bundan haberdar etmek mecburi değildir, ancak Checkuser, uygun gördüğü takdirde bunu kullanıcıya söyleyebilir. Benzer şekilde, topluluğu haberdar etmek de mecburi değildir, ancak kişisel bilgiler yayımlanmadığı sürece yapılabilir.

Sadece birkaç kullanıcı ve kâhyanın CheckUser konumuna sahip olmasına izin verilir. Kullanıcılar CheckUser konumuna sadece lokal olarak sahip olabilirler. 
Hakem komitesi olan (Wikimedia onaylı) wiki'lerde, sadece hakemler tarafından onaylanmış kullanıcılar Checkuser statüsüne sahip olabilir. Karşılıklı olarak birbirlerinin faaliyetlerini denetleme açısından, sayıları en az iki olmalıdır. Kabul edildikten sonra adayınızı Wikimedia'daki Yetki talebi sayfasında listeleyiniz.
Hakem komitesi olmayan Wikilerde, iki seçenek mümkündür:

Topluluk, yapılan işlerin karşılıklı kontrol edilebilmesi için herbiri oybirliği ile seçilmiş olmak üzere en az iki Checkuser'ı onaylamalıdır. Checkuser için yapılan kullanıcı talepleri yerel topluluk içinde olmalı ve talep ilan edilmelidir (Köy çeşmesi,duyuru listesi ve ilgili yerlerde). Aday olan kullanıcı, gizlilik ilkesini bilmelidir. Oylamada yerel topluluk tarafından en az 25-30 kullanıcının onay oyu ve (70%-80% oranında) destek oranı olmalı, daha sonra kullanıcı topluluğun kararının olduğu sayfaya link vererek kendisini Yetki talebi sayfası altına listelemelidir.
Eğer oyların sayısı Wiki üzerinde iki Checkuser için yetersiz kalıyorsa, bu wiki üzerinde Checkuser'a gerek olmayacaktır. Kullanıcılar , kukla kontrolu için Stewardlara başvuracaklardır. Bu tip durumlarda, Checkuser bilgi talebi sayfasına basitçe bu kullanıcıların listesini ve neden kontrol istediklerini açıklayarak (linklerle), taleplerini yapacaklardır. Bu durumda da topluluk oybirliğine ihtiyaç vardır. Kâhya, size bu iki kullanıcının durumu ile ilgili cevap verecektir ; aynı IP, proxy, network, ülkeden veya tamamen birbiri ile alakasız. (Bakınız; Kullanıcı için Kâhya kesin olarak ne (ne kadar) söylemelidir.)

Denetçi özelliğine sahip herhangi bir kullanıcı bir seneden daha fazla aktif olmazsa denetçi özelliğinin geri alındığını görecektir.
Bu aracın kötü niyetle kullanılması durumunda, denetçi ayrıcalığına sahip kullanıcının bu özelliği kaldırılacaktır. Bu durum özellikle, ciddi bir durum olmadan (bağlantılar ve kötü davranış kanıtları gibi) kullanıcılar üzerinde rutin olarak kontroller yapılması halinde oluşur.
Denetçi özelliğinin kötü niyetle kullanılma durumu önce yerel vikide tartışılmalıdır. Hakem heyeti olan vikilerde, hakem heyeti bu özelliğin geri alınıp alınamayacağına karar verebilir. Hakem heyeti olmayan vikilerde ise, özelliğin geri alınması için oylama yapılabilir. Bu özelliği kâhyalar kaldırabilir. Kâhyalar tek başlarına özelliğin geri alınması için karar veremezler, fakat kötüye kullanım ile ilgili gerekli kayıtların bulunmasına yardım edebilirler. Gerektiği durumlarda, özellikle gizlilik ilkesinin ihlâl edildiği düşünülürse, özelliğin geri alınması için Wikimedia Vakfı yönetim kuruluna sorulabilir.
Eğer bir vikide sadece bir denetçi kalırsa, topluluk yeni bir denetçi seçmelidir. Denetçi sayısı en az "iki" olmalıdır.

Vikihaber:Denetçi isteği
Vikihaber:Kukla

About European Law
m:Privacy policy
m:Request for CheckUser information
m:Requests for permissions to ask for the status
m:Help:CheckUser user manual
[Foundation-l] CheckUser (thoughts), by Anthere on April 22, 2006, includes a historic background

Eğer bir hizmetli veya bürokrat, yetkisindeki fonksiyonlardan birini kullanacaksa o fonksiyona ait Vikihaber politikasına uymak zorundadır. Ayrıca, işlemi uygularken, ilgili politikanın hangi maddesine göre uyguladığını belirtmesi gereklidir.
Aşağıdaki engelleme kuralları ve diğer Vikihaber politikalarında geçen engelleme kural veya ibareleri dışındaki herhangi bir nedenden dolayı hiç kimse engellenemez. Engellemelere itirazınız varsa bu sayfanın en altındaki ilgili başlığı okuyun. Engellemeyi yapan hizmetli dışında bir hizmetliden engellemeyi kaldırmasını istemeyin, bunun yerine engellemeyi yapan hizmetli ile konuşun. Aşağıda da belirtildiği gibi, hiçbir hizmetli bir diğer hizmetlinin yaptığı bir engellemeyi, engellemeyi yapan hizmetli ile tartışıp bir orta yol bulmadan kaldıramaz.

Küfürlü değişiklik - Herhangi bir Vikihaber sayfasında küfürlü değişiklik yapan dinamik IP adresi en fazla 24 saatliğine engellenir. Herhangi bir Vikihaber sayfasında küfürlü değişiklik yapan statik IP adresi veya kullanıcı en az 24 saatliğine engellenir. Eğer eyleme devam ederse daha uzun süreliğine engellenebilir.
Karşıtlık ve rahatsızlık vermek - Vikihaber'in genel yönetmeliklerine karşı davranan, ısrarla ve sürekli belli kişi veya kişilere saldırıda bulunan, yanıltıcı değişikliklerde bulunan ve bu davranışı nedeniyle uyarılmasına rağmen devam eden, tacizde bulunan IP adresleri engellenir. Engellemeden önce kullanıcı en az bir kez uyarılmalıdır. Dinamik IP adresleri en fazla 24 saatliğine, statik IP adresleri ve kullanıcılar ise genellikle önce 24 saatliğine engellenir. Eğer 24 saat sonunda eylemlerine devam ederlerse daha uzun süreliğine engellenebilirler. Eğer engellenen bir kullanıcı yeni bir kullanıcı adı ile bahsi geçen eylemlere devam ederse ve devam edeceğini belirtirse (“Beni engelleyemezsiniz!!!” gibi), bu yeni kullanıcı adı da engellenir. Bu kural nedeniyle yapılan engellemelerin bir kısmı tartışmalı olabilir.
Botlar - Topluluk tarafından onay almamış veya standartlara uymayan botlar ilk kez en fazla 24 saatliğine engellenir. Eğer botun operatörü gerekli değişikliği yapmaz veya topluluk tarafından onay alınmamış olmasına rağmen botu çalıştırmaya devam ederse bot daha uzun süreliğine engellenebilir.
Yoğun geri dönüş - Üç geri-dönüş kuralını ihlal eden kullanıcılar engellenebilirler. 24 saat içerisinde bir sayfayı üçten fazla (dört ve üzeri) geri döndüren kullanıcı hizmetliler tarafından en fazla 24 saatliğine engellenebilir. Aynı kullanıcı tarafından ihlalin tekrarı halinde bu süre uzatılabilir. Birden çok kullanıcının Üç geri-dönüş kuralını ihlal ettiği durumlarda hizmetliler taraflara eşit davranmalıdır. Eğer hizmetli bir kişiyi Üç geri-dönüş kuralının ihlali nedeniyle engelleyecekse, engellemeden önce söz konusu kullanıcıyı uyarması tavsiye edilir. Eğer bu nedenle engellenen bir hizmetli ise, söz konusu hizmetli kendisine konan engellemeyi kaldıramaz.
Vandalizm - Hizmetliler vandalizm yapan IP adreslerini, takdirlerine göre engelleyebilirler. Dinamik IP adresleri için bu nedenle konulan bir engelleme en fazla 24 saatlik olmalıdır. Statik IP adresleri içinse ilk olarak 24 saatliğine engelleme konulur, eğer söz konusu kişi vandalizme devam ederse süre uzatılabilir. ‘Sadece’ vandalizm yapan kullanıcılar ise statik IP adresleri için geçerli olan şekilde engellenebilir. Fakat, kullanıcıların hata sonucu yaptığı düşünülen vandalizmler bu kapsama alınmaz.
Kullanıcıyı veya kullanıcıları tehlikeye sokan tehditler - Vikihaber içinde ya da dışında, biri ya da birileri diğer bir Vikihaber yazarını siyasi, dini ya da devlet organları veya işvereni benzeri kurumlara şikayet etmek yönünde tehdit eder ya da eylemde bulunursa, eylemi yapan kişi engellenir. Böyle bir durumu farkeden hizmetli, eylemi yapan kullanıcının erişimini anında engellemelidir.
Kullanıcıların kişisel bilgilerini kişilerin onayı olmaksızın yayımlamak - Herhangi bir kullanıcının kişisel bilgilerini ondanlardan izinsiz yayımlayan kullanıcılar, olayın boyutu ve önemine göre hizmetlinin uygun gördüğü bir zaman dilimi için, sınırsız dahil, engellenebilirler.
Israrla telif ihlali ve intihal - Başkalarının çalışmalarını, izinsiz veya kaynak göstermeksizin Vikihaber'de kullanmak kabul edilemez bir davranıştır. Telif haklarının ihlali veya intihal ciddi bir ahlaki ve yasal sorundur. Eğer iyi niyetle davranılıyorsa ve durum belirsizse, durum çözülünceye ve Vikihaber'de söz konusu içeriğin kullanılıp kullanılamayacağı netleşinceye kadar kullanıcıların içeriği çıkarmaları gerekir. Israrla, uyarıldıktan sonra, telif hakları bakımından tartışmalı içerikleri ekleyen kullanıcı veya anonim IP'ler, projenin zarar görmemesi için engellenebilir. Fakat bu konuda hizmetlilerin dikkatli davranması ve iyi niyetle hareket eden, bu tür davranışları tamamen hata sonucu gerçekleştiren kullanıcıları (veya anonim IP'leri), hemen engellemek yerine, gerektiği biçimde bilgilendirmesi ve uyarması gerekir.
Kullanıcı adları - Bilerek yanıltıcı, küfür veya hakaret içeren veya kışkırtıcı (provokatif) vb. uygunsuz kullanıcı isimlerine izin verilmez ve gerektiğinde hizmetliler bu tür kullanıcı isimlerine sahip hesapları engelleyebilir. Bu nedenle engellenen kullanıcıların IP adresleri otoblokta tutulmalıdır. (Vikihaber:Kullanıcı adı#Uygunsuz kullanıcı adları)
Topluluğun sabrını zorlayan ve topluluğa karşı sorun çıkaran kullanıcılar -  Topluluğun, Vikihaber'in beş temel taşına dayanan görüşlerine karşı çıkan veya vandalizm olarak tanımlanamayacak şekilde topluluğu rahatsız edici davranışlarda bulunan, yukarıdaki kriterlere uymasa da toplulukta şikayet veya gerilime neden olan kullanıcılar, ilk seferliğine 24 saatten fazla olmaması kaydıyla engellenebilir. Engellemeden önce söz konusu kullanıcının bu maddeden haberdar edilip uyarılması şarttır. Bu çok tartışmalı ve subjektif algılanabilecek bir madde olduğu için, hizmetliler herhangi bir kullanıcıyı bu nedenle engellemeden önce iyi düşünmeli ve topluluğun genel fikrinin engellenmesi yönünde olduğundan emin olmalıdır. Çoğunlukla hizmetlilerin, eğer topluluktaki birçok kişiden söz konusu kullanıcı hakkında şikayet alırlarsa bu maddeyi uygulamaya koymaları rica olunur. Ayrıca bir kullanıcı bu madde neden gösterilerek engellendiğinde olayın Vikihaber:Engelleme politikası/Topluluğun sabrını zorlayan kullanıcılar'a eklenmesi, hizmetlinin konuyu detaylıca anlatması ve gerektiğinde, eğer topluluktan şahsın engelinin kaldırılması yönünde bir tepki gelirse, engellemeyi kaldırması gerekir.
Anonim ve açık proxyler - Hizmetliler anonim proxyleri zamansız engelleyebilirler, buna izin verilmiştir ve hatta bu davranış teşvik edilir.
Temel içerik politikalarını ısrarla ihlal etmek - Uyarıları dikkate almayarak ısrarlı biçimde Vikihaber'in temel içerik politikalarını (tarafsız bakış açısı, doğrulanabilirlik ve özgün araştırmalara yer vermemek) ihlal eden kullanıcılar engellenebilirler. Bu sebeple engelleme yapılması için kullanıcının daha önce en az iki kez uyarılmış olması ya da herhangi bir politika ihlali yüzünden daha önce engellenmiş olması gereklidir.
Diğer politika ve yönergelerde geçen engelleme kural ve/veya ibareleri - Diğer (yani VH:EP dışındaki) Vikihaber politikalarında yer alan engelleme kuralları veya ibareleri sebebiyle herhangi bir kullanıcı veya IP adresi, ilgili politikada geçen söz konusu kural veya ibaredeki şekilde engellenebilir.

Bu kurallar yazıldıktan sonrası için geçerlidir. Daha önceki eylemlerden dolayı bu kurallar sebep gösterilip engelleme yapılamaz.
Hiçbir hizmetli kişisel sebeplerden, Engelleme Politikasında belirtilmeyen bir sebepten veya keyfi olarak hiçbir kullanıcı veya anonim IP adresini engelleyemez. Buna, özel durumlar dışında, kullanıcının veya IP adresinin engellenme talepleri de dahildir. Kullanıcı ve IP adreslerinin kişisel sebeplerden, Engelleme Politikasında belirtilmeyen bir sebepten veya keyfi olarak kendilerinin engellenmesini hiçbir hizmetliden talep etmemeleri rica olunur.

Zaman zaman, hizmetlilerin dikkatsizliği ve kötü niyet taşımayan kişisel hataları nedeniyle, zaman zamansa daha önceden engellenmiş dinamik bir IP'nin başka bir kullanıcı tarafından kullanılıyor olması nedeniyle, kullanıcılar yanlışlıkla engellenmiş olabilir. Bu durumda en iyi yol, engeli koymuş gözüken hizmetliye veya aktif gözüken herhangi bir hizmetliye durumu e-mail yoluyla bildirmektir. Hizmetlilerin bir listesini bu sayfada bulabilirsiniz.

Bir tartışmada avantaj kazanmak için engelleme fonksiyonunun kullanılması yasaktır. Hizmetliler, herhangi bir tartışmada kendileriyle beraber bulunan herhangi bir kullanıcıyı engelleyemezler. 
Ayrıca iyi niyet ile hareket etme ihtimali olan kullanıcılara karşı engelleme fonksiyonu kullanılmadan önce iki kez düşünülmelidir.
Vikitatil vb. nedeniyle hizmetlinin kendi kendisini engellemesi veya yine aynı nedenle engelleme talep eden bir kullanıcıyı engellemesi yasaktır.

Eğer bir hizmetli başka bir hizmetlinin yaptığı engellemeye itiraz ederse, her şeyden önce engellemeyi yapan hizmetli ile konuşmalıdır. Örnek itiraz nedenleri:

Kullanıcının engelleme politikası ihlal edilerek engellenmesi,
Engelleme nedeninin artık var olmaması.
Herhangi bir kullanıcının engelini, engelleyen hizmetli ile görüşmeden kesinlikle kaldırmayın!

Bu sayfada, Vikihaber Engelleme politikası, Madde #10 nedeniyle engellenen kullanıcıların isimleri, engellenmelerine neden olan olay ve/veya davranışların ayrıntıları ve topluluk desteğinin bu yönde olduğuna dair nedenler belirtilir. Ayrıca topluluktan, eğer arzu ederlerse gerekli yorumlarla gerçekten engellemenin topluluk onayı ile olup olmadığını doğrulamaları istenir. Eğer topluluğun büyük bir kısmı, yorumları ile birlikte, engellenmiş şahsın engellenmesinde topluluğun desteğinin olmadığını, şahsın Madde #10 gereğince engellenemeyeceğini belirtirse, konan engel meşru sayılmaz ve kaldırılır.
Her yönetici Vikihaber Engelleme politikası Madde #10 nedeniyle yaptığı engeli, yukarıda belirtilen şekilde, buraya kaydetmek zorundadır. Yukarıda belirtilen yapıyı oluşturmak için şu şekli örnek alabilirler:

Neden: Engele neden olan olay ve/veya davranışlar ayrıntılarıyla anlatılır.
Süre: Engelin süresi belirtilir.

Topluluk istediği takdirde fikirlerini bu başlık altında belirtebilir.

Genel sorumluluk reddi - VikiHaberi kullanmak sizin sorumluluğunuzdadır! VikiHaber sakıncalı olabilecek içeriğe sahip olabilir. İçerik ve alıntıların doğru olması için editörler tarafından çaba harcanmaktadır, ancak doğru olmayan veya hatalı bilgiler içerebilir.

VikiHaber Doğru Bilgiyi Vermek İçin Çalışmaktadır. Ama İçeriğin Doğruluğunu Ve Uygunluğunu Garanti Etmez

VikiHaber alıntılardan oluşan bir online açık içerik özetidir. İçeriğin World Wide Web tarayıcısı olan herhangi bir birey tarafından değiştirilmesine izin verilmiştir. Bunun için burada bulunan bilgi ve içeriğin uzmanlar tarafından oluşturulmadığı unutulmamalıdır.

Yazarlar, katılımcılar, yöneticiler hiçbir şekilde yanlış bilgi veya iftiradan dolayı içerikten sorumlu tutulamaz.
VikiHaber özet sözleşmesinde bahsedilen veya kullanılan, markalar, hizmet markaları, kolektif markalar, tasarım hakları veya kişilik hakları gibi içerikler sahiplerine aittir. Burada kullanılanlar GFDL lisans programı kapsamındadır ve makaleler orjinal yazarlarının yazdıklarına bilgilendirmek amacıyla benzetilmektedir ama bu başka amaçlar için kullanılıyor anlamına gelmez.
Buradaki bilgilerin bulunduğunuz bölgede veya ülkede yasalara aykırı olabileceğini unutmayın. VikiHaber herhangi bir yasa ihlali teşvik etmez. VikiHaber Amerika'da bulunan sunucularda depo edildiği için Amerika Birleşik Devletleri Anayasası, Birinci Değişikliği ve Vikipedi ilkeleri altında, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesine uygun şekilde politika izlemektedir.
Ülkenizdeki yasalar Birleşmiş Milletler kapsamı altında Amerika Birleşik Devletleri yasaları veya ilkeleri kadar konuşma özgürlüğü ve koruma tanımıyor olabilir. VikiHaber bu yasaların herhangi bir potansiyel ihlal veya ihlalinden sorumlu tutulamaz.

VikiHaber üniformalı Hakem değildir; okuyucuların hatalarının düzeltilmesi veya herhangi bir amaca uygunluk konusundaki zımni garantiler olmadan bunu yapmak için hiçbir yasal görevi yoktur ve bu nedenle burada okuduğunuz tüm bilgiler %100 hatasız ve doğru olmayabilir. Sizlerde düzenlemeler yapabilirsiniz.
Bu sayfayı okumaya zaman ayırdığınız için teşekkür ederiz.

Not: Bu politikanın tamamı burada yer almamaktadır, tamamına Bu sayfadan ulaşabilirsiniz. Herhangi bir durum söz konusu olduğunda İngilizce sürüm geçerli olacaktır.

Bu kurallar bütününün bir sürümü Nisan 2005 tarihinde Wikimedia Mütevelli Heyeti tarafından onaylanmıştır. Ancak, değişiklik önerilerinizi tartışma sayfasından yapabilirsiniz.

Eğer Wikimedia projelerinin bulunduğu web sitelerini yalnızca okuyorsanız, genellikle web sitelerinin sunucu kayıt defterlerinde tipik olarak toplanan bilgilerden daha fazlası toplanmaz.
Eğer Wikimedia projelerine katkıda bulunuyorsanız, her sözcüğünüzü aleni bir şekilde yayımlıyorsunuz demektir. Eğer bir şeyler yazıyorsanız, onların sonsuza dek orada kalacağını varsayabilirsiniz. Buna makaleleriniz, kullanıcı sayfalarınız, ve tartışma sayfalarınız da dahildir. Bazı sınırlı istisnalar aşağıda tanımlanmaktadır.

Web sayfasını ziyaret etmek kimliğinizi aleni kılmaz (fakat gene de aşağıda Kişisel girişe bakınız).
Eğer Wikide her hangi bir sayfayı değiştiriyorsanız, bir makale yayımlıyorsunuz demektir. Bu aleni bir davranış olup sizin de alenen bu değişikliğin yazarı olarak tanımlanmanıza yol açar.

Wikide bir sayfa yayımlamak için giriş yapmış veya yapmamış olmanız farketmez. 
Eğer giriş yapmışsanız, kullanıcı adınızla tanımlanırsınız. İsterseniz bu sizin gerçek adınız veya hesabınızı yaratırken seçtiğiniz rumuzunuz olabilir.
Eğer giriş yapmamışsanız, bağlı olduğunuz ağ ile (IP adresi) tanımlanırsınız. Bu ardışık dört numara, sizin Wikiye bağlandığınız İnternet adresini tanımlar. Bağlantınızın cinsine göre bu numaranın izi, ya sadece İnternet servis sağlayıcısına kadar, ya da okulunuza, işyerinize, veya evinize kadar sürülebilir. Bu IP adresinin başlangıç noktasının, üçüncü şahıslar tarafından, makaleleri değiştirmek suretiyle gerek üstü kapalı, gerekse açıkça ifade ettiğiniz ilgi alanınızla alakalı olarak sizi tanımlamak üzere kullanılması da mümkündür.
Herhangi bir kişi, eğer isterse (zor yoldan veya kolayca), bağlı bulunduğunuz ağın IP adresine sizin gerçek kimliğinizle bağlanabilir. Bu nedenle, eğer mahremiyetiniz konusunda hassas iseniz, sisteme giriş yapmayı ve bir rumuz ile yayımlamayı tercih edebilirsiniz.
Rumuz kullandığınızda, IP adresiniz kamuya açık olmayacak fakat Wiki sunucularında kısa süreliğine depolanacaktır. Böylece, sistem geliştiricilerine açık hale gelecek ve belli şartlar altında görülmelerine de izin verilebilecektir (aşağıya bakınız).
Eğer evinizden, işyerinizin posta sunucusunu kullanarak ya da DSL veya kablolu İnternet üzerinden bağlanıyorsanız, işvereninizin IP adresinizi teşhis etmesi ve Wikimedia projelerine yaptığınız tüm katkıları öğrenmesi muhtemelen çok kolay olacaktır. Bu durumda, mahremiyetinizi korumak için bir kullanıcı adı kullanmanız daha iyi olacaktır. Gene de, paylaşımlı bir bilgisayardaki kullanımdan sonra sistemden çıkış yapmanız, diğerlerinin sizin kimliğinizi kullanmamaları açısından uygun bir davranış olur.

Wiki, siteyi her ziyaret edişinizde geçici bir oturum çerezi (PHPSESSID) ayarlar. Hiç giriş yapmaya niyetiniz yok ise bu çerezden kaçınabilirsiniz, fakat çerez olmadan giriş yapamazsınız. Çerezler İnternet oturumunu kapattığınızda silinecektir.
Bir sonraki girişinizde kullanıcı adınızı (ve tercihen şifrenizi) tekrar yazmak istememeniz halinde daha fazla sayıda çerez atanır ve bu çerezler 30 gün kadar saklanır. Kamuya açık bir bilgisayar kullanıyorsanız, sizden sonraki kullanıcıların kullanıcı adınızı öğrenmemeleri için kullanımdan sonra bu çerezleri silebilirsiniz. Internet tarayıcınızın önbelleğini de temizlemeyi unutmayın.

Wikimedia projeler topluluğu içindeki etkileşimlerde gelişen pek çok görüş, zaman içinde artan değerli katkıların itibarı ve saygınlığı üzerine kurulmuştur. Bir kullanıcının yaptığı katkıların güvenilirliğin tek garantisi, kullanıcı şifreleridir. Tüm kullanıcıların kendilerine tahmin edilmesi güç bir şifre seçmeleri ve bunu asla başkalarıyla paylaşmamaları tavsiye edilir. Hiç kimse bilinçli olarak, bir başkasının şifresini, doğrudan ya da dolaylı olarak kamuya açık hale getiremez.

Herhangi bir web sayfasını ziyaret ettiğinzde, web sunucusuna pek çok bilgi yollarsınız. Web sunucularının çoğu, bu bilginin bir kısmıyla giriş bilgilerinin kaydını tutar ve bunları, hangi sayfaların daha çok beğenildiği, bu sayfaya başka hangi sitelerin bağlantı verdiği ve kişilerin hangi web tarayıcılarını kullandığı gibi bilgilere ulaşmak için kullanırlar. Wikimedia projelerinin, bu bilgileri kullanarak yasal kullanıcıları takip etmek gibi bir niyeti yoktur.
Sitenin istatistik sayfaları'nın hazırlanmasında bu kayıtlar kullanılır. Ham kayıtlar kamuya açılmaz ve genellikle iki hafta sonra silinirler. 
Bir sayfayı ziyaret ettiğinizde tutulan kayıt aşağıdaki örnekteki gibi olabilir:

64.164.82.142 - - [21/Oct/2003:02:03:19 +0000]
"GET /wiki/draft_privacy_policy HTTP/1.1" 200 18084
"http://en.wikipedia.org/wiki/Wikimedia_projects:Village_pump"
"Mozilla/5.0 (Macintosh; U; PPC Mac OS X; en-us) AppleWebKit/85.7 (KHTML, like Gecko) Safari/85.5"

Bu kayıt bilgileri, sistem operatörlerince, siteye aşırı yüklenen kötü amaçlı kişilerin takibi gibi teknik problemleri çözmek, veya nadiren de olsa, wikinin kötü maksatlı kullanımına yönelik olarak yapılan değişikliklerin ağ adresleri ile kullanıcı adlarının çakışıp çakışmadığını görmek amacıyla incelenebilir.

Wikimedia'nın kuralları gereği, sunucularda toplanan ve kullanıcıların tanımlanabildiği bilgiler, bu bilgilere erişimi olan sistem operatörleri tarafından, aşağıdaki haller dışında açıklanmaz:

Kolluk kuvvetlerinin, geçerli bir mahkeme çağrısı veya zorunlu bir istek ile başvuruda bulunması,
Etkilenen kullanıcının izin vermesi,
Eğer gerekirse, kötüye kullanım şikayetlerinin incelenmesi için Jimbo Wales'e, onun yasal danışmanına veya atayacağı şahsa,
Bilgilerin, bir bot tarafından yapılan sayfa ziyaretine mahsus olması durumunda ve bu bilgilerin açıklanmasının, teknik problemin çözümü için gerekli olması halinde,
Kullanıcının makaleleri tahrip etmesi veya sürekli olarak ortalığı karıştırıcı tavırlar içinde olması durumunda, IP'sinin sisteme girişe kapatılmasına yönelik olarak veya ilgili İnternet Servis Sağlayıcısına yapılacak dilekçenin düzenlenmesine yardım etmek üzere,
Gerektiğinde, Wikimedia Vakfının, kullanıcılarının veya kamunun, haklarını, mülkiyetini veya güvenliğini korumaya yönelik olmak üzere.
Wikimedia'nın politikası, yukarıdaki hallerin dışında, bu bilgilerin hiçbir şekilde açıklanmasına ve dağıtılmasına izin vermez.

Wikimedia projelerine eklenen tüm metinler, GFDL'nin koşulları altında tekrar kullanılmaya müsaittir. 
Wikimedia, e-posta gibi kişisel bilgileri, siz bu bilgilerin açıklanmasını istemediğiniz  sürece ya da bu bilgilerin açıklanması yasalar gereği zorunlu olmadıkça, üçüncü şahıslara satmaz, paylaşmaz.

Wikimedia Vakfı, verdiğiniz bilgilere yetkisiz yollardan ulaşılmasını önleme garantisi vermez. Bu bilgiler, sunuculara erişimi olan tüm operatörlere açıktır.

E-posta adresinizi tercihler'inizde belirtebilirsiniz. Böylece sisteme giriş yapmış olan tüm diğer kullanıcılar size (tercihlerinizde aksini yapmadığınız sürece) wiki üzerinden e-posta yollayabilir. Siz e-postalara cevap vermediğiniz veya e-posta sekmediği sürece adresiniz görünmez. E-posta adresi, Wikimedia Vakfı tarafından kullanıcılarla daha geniş boyutta iletişim amacıyla kullanılabilir. 
Eğer bir e-posta adresi girmemişseniz, şifrenizi unuttuğunuzda yenisini ayarlamanız mümkün olmaz. Ancak gene de, bir Wikimedia operatörü ile temasa geçip tercihlerinize bir e-posta adresi eklenmesini isteyebilirsiniz. 
Kullanılmasını önlemek için e-posta adresinizi tercihlerinizden her zaman silebilirsiniz. 

Eğer projelerden birinin posta listesi'ne üye olursanız adresiniz tüm diğer üyelerce görünür olacaktır. Wikimedia'nın posta listelerinin çoğunun liste arşivleri kamuya açık olup sizin adresiniz de bu iletilerin içinde kaydedilmiş olabilir. Liste arşivleri aynı zamanda Gmane servisleri tarafından da arşivlenmektedir. Postalar, genellikle olmasa da, bazı olağanüstü hallerde silinip değiştirilebilirler.

Aşağıda görülen bazı e-posta adresleri toplulukça güvenilen bir gönüllüler takımına, etiket sistemi (OTRS) kullanarak görülmesini ve cevaplanmasını sağlayan posta iletebilir. Bu sisteme yollanan posta, kamuya açık olmayıp ancak bu Wikimedia yazarlar grubunca görülebilir. Bu adreslerden birine e-posta göndermeniz halinde adresiniz bu grup içinde görünür olacaktır. OTRS takımı, postanızın içeriğini, isteğinize en iyi şekilde cevap verebilmek için diğer katılımcılarla tartışabilir.
OTRS sistemine yönlendiren adresler şöyledir:

info-tr@wikimedia.org
board@wikimedia.org adresine veya yönetim kurulu üyelerinin kişisel adreslerine gönderilen postalar da OTRS takımına iletilebilir.

IRC kanalları Wikimedia bütünlüğünün resmi bir parçası değildir. Herhnagi bir IRC kanalına katılmanız durumunda IP adresiniz diğer katılımcılar tarafından görünür olacaktır. Farklı kanalların, kayıtların yayımlanması üzerine değişik politikaları vardır.

Kullanıcılara ilişkin, ne zaman neleri yazdıkları ve yazdıklarının sayısı gibi bilgiler, "kullanıcının katkıları" listesinden görülebilir durumda olup zaman zaman başkaları tarafından toplu halde yayımlanabilir. 

Bir kez yaratıldıktan sonra kullanıcı hesapları silinmez. Sistem operatörleri tarafından bir hesabın kullanıcı adı değiştirilebilirse de bunun için sizin istekte bulunmanız gerekir. Wikimedia Vakfı, isimlerin isteğe bağlı olarak değiştirilmesini garanti etmez. Detaylı bilgi için yok olma hakkı'na bakınız.
Belirli kullanıcı bilgilerinin silinebilmesi, o bilgiyi içeren projenin silme politikalarına bağlıdır.

Wikimedia projelerinden metinlerin silinmesi, aslında onların gerçekten silindiği anlamına gelmez. Normal maddelerde herkes bir önceki sürüme bakarak orada ne olduğunu görebilir. Eğer bir madde "silinmişse", silme yetkisini kötüye kullanmayacağına güvenilen hemen hemen herkes, yani herhangi bir sistem operatörü veya hizmetli, neyin silindiğini görebilir. Yalnızca geliştiriciler Wikimedia projelerinden bilgi silebilirler, ki bunun da yasal bir durum söz konusu olmadıkça gerçekleşme garantisi yoktur.

HotCat, kayıtlı kullanıcıların Vikihaber sayfalarına kolaylıkla kategori eklemesi, bu kategorileri değiştirmesi ve çıkarmasına yardımcı olan bir JavaScript betiğidir. Otomatik tamamlama kolaylığıyla, mevcut kategorileri öneren liste özelliğine de sahiptir. tr.wikipedia da kullanılan sürüm Wikimedia Commons üzerinde bulunan HotCat betiğinin değiştirilmiş sürümüdür.

Kurulumu 2 türlü yapabilirsiniz:

HotCat kurulumu için, tercihlerim sayfasına gidin ve Küçük araçlar sekmesindeki HotCat seçeneğini işaretleyin ve değişiklikleri kaydedin.
İkinci yol olarak aşağıdaki yörüngeleri izleyebilirsiniz:
2.1 - İstediğiniz HotCat sürümünü seçin kodunu kopyalayın ve common.js dosyanızın en altına yapıştırın:

2.2 - İstediğiniz sürümün kodunu kendi common.js sayfanıza kaydettikten sonra common.js sayfanızı kaydedin.
2.3 - Önbelleğinizi boşaltarak tarayıcınızı yenileyin. (Shift + Tarayınıcınızın yenileme tuşuna basın)
2.4 - İşlemi tamamladınız! Artık sayfaların en altında kategorilerin yanında + ve - işaretleri göreceksiniz. Bunlara tıklayarak kategorileri kolaylıkla ekleyebilecek, değiştirebilecek ve çıkarabileceksiniz.
2.5 - Herhangi bir sorunda hizmetlilerden yardım isteyebilirsiniz.

Normalde HotCat değişikliğinizi otomatik olarak kaydetmektedir. Ancak bazen doğrulama amacıyla değişiklik kutusunu kontrol etmek ve sayfayı kendiniz kaydetmek isteyebilirsiniz. Sadece Tamam düğmesine basmak yerine, değiştirici tuşa basarken Tamam'a basın. Değiştirici tuş, Windows bilgisayarlarında CTRL, Apple bilgisayarlarda ise ALT tuşudur.

Safari 3 & 4: Test edildi, tamamen çalışıyor.
Safari 2: "Değişiklik" (±) bağlantısının görüntülenmesinde zararsız bir sorun var.
Firefox 2 & 3 & 4: Test edildi, tamamen çalışıyor.
IE 6 & 7 & 8 & 9: Test edildi, tamamen çalışıyor
Google Chrome: Test edildi, tamamen çalışıyor
Opera: Test edildi, tamamen çalışıyor
Ayrıca Gezinti Pencereleri, wikEd ve Modern görünüm ile de birlikte test edilmiş ve sorunsuz çalıştığı doğrulanmıştır.

Güncel istekler için, Kategori:Vikihaber silinecek sayfalar'e bakınız.
Vikihaber hizmetlilerinin açılmış olan sayfaları anında silebilmeleri için bir takım sınırlı durumlar vardır. Hizmetli olmayan bir kullanıcı bir sayfanın bir hizmetli tarafından hızlı silme kuralları dahilinde silinebilmesini sağlamak için {{sil}} şablonunu sayfaya ekleyerek istekte bulunabilir.
Hızlı silme kritelerine uymayan diğer tüm durumlar için, Vikihaber:Silinmeye aday haberler sayfasını kullanınız, ya da haberin içeriğini Vikibaber politikalarına uyacak bir durma getirmeyi deneyiniz.

Hizmetliler aşağıda sıralanmış koşullardan en az birine uygunluğu tespit ettikleri durumlarda bir sayfayı derhal silebilirler. Ancak silmeden önce mutlaka iligli sayfanın geçmişi kontrol edilmeli ve son halinden daha iyi bir eski sürümü olup olmadığına bakılmalıdır. Eğer eski sürümlerden herhangi biri sayfanın durumunu Vikihaber politiklarına uygunluğu sağlayacaksa, sayfanın o sürümü geri getirilmelidir. 

Bu kriterler, tüm isim alanları için geçerlidir. 

 G1. Hiçbir anlam içermeyen içerikli sayfalar silinebilir.
Örneğin: “nafnşew359cşs.ndc30” veya “traa laa laaa”. Buna: Vandalizm, kısa içerik, kötü yazım, partizan nutuklar, imkansız teoriler ve kötü bir tercümeye sahip içerikler dahil değildir.
 G2. Deneme yapılmış sayfalar silinebilir.
Örneğin: “Gerçekten bir sayfada değişiklik yapabilir miyim?!” '''Kalın yazı'''[[Dosya:]]
 G3. Vandalizm yapılmış sayfalar silinebilir.
Ad değiştirme vandalizmi sonucu oluşan yönlendirme sayfaları da dahil.
 G4. Daha önce silinmiş içeriğin büyük ölçüde aynısına sahip sayfalar silinebilir.
SAS tartışması sonucunda veya Hızlı Silme ile silinen herhangi bir sayfayla büyük ölçüde benzerlik taşıyan herhangi bir isimdeki sayfalar, SAS kararı emsal kabul edilerek silinebilir. Tekrar silinmeden önce, hizmetlinin, içeriğin büyük ölçüde aynı olduğundan ve aynı konuda yeni bir madde olmadığından emin olması gerekmektedir.
 G6. Kullanıcının isteğiyle silinebilir.
Eğer bir sayfayı oluşturan kişi, yazdığı sayfa başka hiçbir kişi tarafından değişikliğe uğramamışsa ve kullanıcı tarafından yanlışlıkla açılmışsa, sayfanın silinmesini isteyebilir. Bu istek sebebiyle söz konusu sayfa silinir.
 G7. Silinen sayfaların tartışma sayfaları da silinebilir.
Eğer sayfanın niçin silindiğine dair bir tartışma içermiyorsa hızlı sil ile silinebilir.
 G8. Temizlik amacıyla silinebilir.
Tartışma yaratmayacak bakım ve temizlik işlemleri, sayfa geçmişlerini birleştirme, bir isim değişikliği işlemini geri alma ve sadece tek bir maddeye bağlantı veren bir anlam ayrımı sayfasını silme amacıyla sayfalar silinebilir.
 G9. Telif ihlali oluşturan sayfalar silinebilir.
Telif hakları saklı bir kaynaktan alındığı kesin olarak belirlenen ya da bu konuda ciddi şüpheler bulunan her türlü içerik için hızlı silme işlemi uygulanabilir. Eğer telif hakkı ihlali taşıyan içerik küçük bir kısımsa veya sayfanın belirli bir kısmına eklenmişse, sayfanın hızlı sil ile silinmesinden ziyade ilgili kısımların çıkarılması tavsiye edilebilir.
 G10. Saldırı içeren sayfalar ve dosyalar silinebilir.
Saldırı, hakaret dışında bir amaca hizmet etmeyen içeriğe sahip sayfa ve dosyalar (örneğin "... bir salaktır" benzeri bir içerik barındıran bir madde) silinebilir. Herhangi bir şahsa, topluluğa, kuruma ya da fikre yoğun biçimde saldırı niteliği taşıyan ve geri alınacak tarafsız bir sürümü bulunmayan sayfalar buna dahildir. Parodi amaçlı resim veya medya bu kapsama girmez.
 G11. Yoğun reklam içeren sayfalar silinebilir.
Yalnızca bir şirketin, ürünün, grubun veya hizmetin reklamını yapan ve ansiklopedik olabilmesi için baştan yazılması gereken sayfalar silinebilir. Unutmayınız ki herhangi bir madde, konusu sırf bir şirket, ürün, grup veya hizmeti içeriyor diye bu kriterin uygulanabileceği bir durum yaratmaz: Yoğun şekilde reklam içeren bir maddenin uygunsuz içerik de barındırması gerekmektedir. Eğer herhangi bir madde daha önce silinme prosedürüne dahil edilmiş, fakat sonuç olarak silinmemiş ise, bu kriter ile hızlı silinmesi mümkün değildir.
 G12. İçeriği geliştirmeye yönelik olmayan tartışma sayfaları silinebilir.
Tartışma sayfası tamamen bu tür yorumlardan oluşmadıkça silme işlemi yapılamaz. Geliştirme amaçlı yorumlar mevcutsa sayfa silinmez, sadece ilgisiz yorumlar çıkartılır.

Hiç bir anlam ifade etmeyen içerik veya geçmiş (örneğin rastgele sıralanmış harfler ya da kelimeler)
Deneme sayfaları (örneğin "buraya bir sayfa açabilir miyim?" tarzındaki cümleler ya da sadece kodlarının yazıldığı sayfalar)
Sadece vandalizm içeren sayfalar.
Bir sonuca varılamaycak şekilde yazılmış çok kısa içerikli sayfalar (örneğin "X kişisi bunu dedi. Onun hakkında şöyle dediler.")
Bir sayfa geçici bir süreliğine sayfayı taşımak için silinebilir.
Reklam ya da spam içerik.
Herhangi bir 3. şahsın sayfa geçmişinde katkısı olmaması kaidesiyle sayfayı yazan kullanıcının kendi isteği ile.
Vikihaber'in güvenilirliğini zedeleyecek şekilde açıkça yapılmış şaka ve muziplikler. Bazı durumlarda bu tür içerik yazılanın kaybolmaması için haberi yazannın kullanıcı sayfasının altına taşınması göz önüne alınabilir.
Daha önce silme politikaları gereği (hem hızlı silme hem de silme) silinmiş içeriğin hiç değiştirilmeden tekrar yazılmış olması
Ancak bu kural daha önce silindikten sonra tekrar geri getirilmiş haberler için uygulanmaz.
Türkçeden farklı bir dilde yazılmış haberler (fakat silmeden önce içerik, eğer varsa ilgili dilin Vikihaber portalına taşınmaya çalışılmalıdır).
Telif hakkı saklı bir kaynaktan direkt olarak tamamı ya da büyük çoğunluğu kopyala-yapıştır yöntemi ile alınmış içerik. Hızlı silme uygulaması kaynağı kamu malı oladuğu kanıtlanmış bir içeriğe uygulanamaz.
Deneme tahtası yukardaki kurallardan muaftır. Yukardaki kurallara uyum sağlasa bile sayfa silinmemeli sadece içeriği silinmelidir.
Haber değeri taşımadığına veya Vikihaber içerik politikalarına uymadığına kanaat getirilen haberler silinmez, yayınlanmadı kategorisine eklenir.

Yönlendirme sayfaları eğer faydalı bir geçmişe sahip değillerse ve aşağıdak kriterlere uyuyorlarsa derhal silinebilirler:

Boşa yönlendirilmişlerse. Ancak bu tip bir yönlendirmeyi silmeden önce yönlendirmenin uygun bir şekilde başka bir hedefe yönlendirme amacıyla kullanılabilirliğini kontrol ediniz.
Kullanıcı sayfalarının haber sayfalarının dışına olması gereken yere taşınması sonucu oluşmuşlarsa. Bazen tecrübesiz Vikihaber kullanıcıları kullanıcı sayfalarını haber sayfları olarak açmaktadırlar. Böyle durumlarda ilgili sayfayı ilgili kullanıcın sayfasına taşıyınız ve bu taşıma sonucu oluşmuş olan kullanıcı sayfasını silmeden önce bi kaç gün bekleyiniz.
Haber balığındaki bir yazım hatası nedeniyle çok kısa bir süre önce yaratılmışsa.
Vandalizm neticesinde oluşmuşsa (örneğin bir sayfanın adını anlamsız bir şekilde değiştirilmesi neticesinde sayfanın adınaın doğru haline getirilmesi neticesinde geride kalmış olan yönlendirme sayfaları gibi).

 K1. Boş kategoriler silinebilir.
En azından 4 gün süresince makale veya alt kategori içermeyen, tek içeriği üst kategoriye bağlantı olan kategoriler. Eğer söz konusu kategori silmeye aday ise, hızlı sil uygulanamaz.
 K2. İsmi düzeltilen kategoriler silinebilir.
Hızlı adlandırılacak boş kategoriler için:
Yazım hatası düzeltmeleri, örneğin: Kitpalar -> Kitaplar.
Büyük harf düzeltmeleri, örneğin: orta Dünya karakterleri -> Orta Dünya karakterleri
Tekil kelimelerin çoğul yapılması, örneğin: Roman -> Romanlar
Ülke ismi kısaltmalarının açılması, örneğin: ABD -> Amerika Birleşik Devletleri
 K3. Şablon kategorileri silinebilir.
Şablon silindikten veya kategorileri değiştirildikten sonra kalan kategoriler.

 KS2. Var olmayan kullanıcıların kullanıcı sayfaları silinebilir.
Oturum açmamış kullanıcıların tartışma sayfaları, yazılmış mesajlar geçerli olmadığı zaman silinir. Böylece aynı IP adresiyle değişiklik yapan yeni kullanıcıların aklı karışmaz.
 KS3. Adil kullanım galerileri
Kullanıcı alanında bulunan ve çoğunlukla adil kullanım kaynaklı resimler barındıran galeriler silinebilir.

 Ş1. Bölücü ve kışkırtıcı şablonlar silinebilir.
 Ş2. Kullanılmayan şablonlar silinebilir.
"Subst" komutuyla kullanılması gereken şablonlar da kullanılmayan şablonlar arasında listelenebileceği için, bu tür şablonlar sadece ihtiyaç duyulmaması durumunda silinmelidir.

Vikihaber'e dosya yüklemesi yapılmaz. Dosya yüklemeleri ortak kullanım amacıyla yaratılmış olan Commons altına yapıldığından yapılmış olan dosya yüklemeleri hemen silinir. Ancak bazı istisnai durumlarda dosya yüklemesi yapılabilir.

Kullanıcı alt sayfaları, kullanıcı isteği doğrultusunda.
Hali hazırda silinmiş olan sayfaların tartışma sayfaları.
Otutum açmadan giriş yapan kullanıcıların mesaj sayfaları aynı IP ile ileride giriş yapabilecek kullanıcıları yanlış yönlendirmemek amacıyla.
Boş kategoriler, sadece bir üst kategoriye bağlantı verenler.
Kullanıcı ya da kullanıcı tartışma sayfaları, kullanıcıların istekleri doğrultusunda silinebilirler eğer bariz bir rahatsızlık ya da hizmetlilerin sonradan kullanabilecekleri bir bilgi içermiyorlarsa.

Herkes, Vikihaber için yazabilir! Tüm ihtiyacınız olan bir internet bağlantısı, bir internet tarayıcısı ve biraz zaman ayırmak. Az bir çaba ve istek ile haber yazma becerisi kazanabilirsiniz. Bu yardım sayfasını özetleyen kısa bir bilgilendirme maddesi için kısaca madde düzeni sayfasına bakabilirsiniz.

Yazacağınız haberin Vikihaber için Vikihaber'de yayınlamak için uygun olup olmadığını kontrol edin. 

Birisi ilgilendiğiniz haberi sizden önce davranarak yazmış olabilir. Ya da başlatılmıştır. Emin olmak için ana sayfaya, yeni sayfalara ya da haber odasına bakmanızı öneririz. Eğer haber tamamlanmışsa ama son günlerde yayınlanmışsa ona eklemeler yapabilirsiniz. Eğer bitirilmemiş ise geliştirmeye ya da bitirmeye yardımcı olabilirsiniz.

Eğer haber henüz yazılmamışsa, hemen aşağıda bulunan kutuya uygun bir haber başlığı yazın ve "Sayfayı oluştur" butonuna basınız.
İşte, madde başlığı kuralları ve yönergeleri

{{Tarih|{{kopyala:#time:Y-m-d}}}} kodunu değiştirmeyiniz; kaydettiğiniz zamanın tarihini kendisi belirleyecektir.
Belirli şablon üzerinde haberinizin kaynağını gösteriniz.
Yazdığınız habere eklemeler yapacaksanız {{Çalışma var}} şablonunu ekleyebilirsiniz. Yazılı haberin gözden geçirilmesini isterseniz {{Gözden geçir}} şablonunu ekleyebilirsiniz. Yaptığınız haber üzerinde başka kullanıcıların yaptığı değişiklikleri izlemek isterseniz üst sekmelerde bulunan "izlemeye al" düğmesine basmanız yeterli olur.

Bir maddenin yayınlanması için geçmesi gereken bazı adımlar vardır. Ancak, bu adımların hepsini sadece bir editörün atması gerekmez. Siz isteğinize bağlı olarak az veya fazla şey yapabilirsiniz. Daha geniş editörler topluluğu sizin haberinizi bıraktığınız yerden alıp devam ettirebilir.
Vikihaber makalelerinin format ve sunumunda "viki biçimlendirme" yazım tarzı kullanılır.  Viki biçimlendirme tarzını anlamak için Yardım:Biçimlendirme kılavuzuna göz atabilirsiniz. Ya da biçim eklemek için makale kutusunun üstündeki araç çubuğunu kullanabilirsiniz. Eğer viki biçimine aşina değilseniz bile öğrenene kadar haberinizi düz bir şekilde yazabilirsiniz. Başka bir editör gelip uygun biçimlendirmeyi yapacaktır. — İş birliği!

Haberinizin tamamı kaynaklı olmalıdır. Her ifade başka bir yerde yayınlanmış bir kaynağa dayalı olmalıdır. İstisna teşkil eden durumlar apaçık gerçek olan ("Paris, Fransa'dadır") bilgisi ya da Orijinal Rapor yazımı ile gerçekleşir. (aşağıya bakın).
Haberiniz tamamıyla tarafsız bir bakış açısına sahip olmalıdır. Yani haberinizde her iki tarafın görüşlerine de eşit ağırlıkta yer verilmelidir.
Vikihaber'deki makalelerin hiçbirinde telif hakkı ihlali olmamalıdır. Bundan dolayı başka bir makaleden kopyalanan yazılar Vikihaber'e yapıştırılmamalıdır. Ve bazen kaynağın içeriği yetersiz olsa bile bilgiler yeniden yorumlanarak yazılmalıdır. En iyi bilgi, birden fazla kaynaktan bilgi toplayarak kendi cümlelerinizle yazdığınız haberlerdedir. Ayrıntılı bilgi için Adil kullanım sayfasına bakınız. Lütfen yazdığınız haberi, birden fazla kaynağı yoksa veya gözden geçiriciler haber için daha fazla kaynağın mevcut olmadığı ve haberde telif hakkı ihlali bulunmadığı ya da haberde özgün habercilik olduğu konusunda bir karara varmadıysa yayınlamayınız.

Haberler, İngilizce kaynaklarda çoğunlukla tipik olarak belli bir tarz içerisinde yazılır. Bu haberlerin "tarzı" duyu, gelenek, evrim ve araştırmadır. Vikihaber de haberler Biçem rehberi'ndeki geleneklere göre yazılır. Bir makalenin bu yönergelere uygun olduğundan emin olun.
Bazı haberlerin arkaplanını ve içeriğini bildiğiniz için onları kolayca anlayabilirsiniz. Ama Vikihaber küresel bir kitleye sahiptir. Yani yazacağınız haberin herkes tarafından anlaşılabileceğine emin olun. Buna göre arkaplan ve içerik bilgisini haberde belirtin.

Makale için kullandığınız kaynaklar, makalenin altında ayrı bir bölümde listelenmiş olmalıdır. Aşağıdaki satırları makalenin altına ekleyerek kaynaklar için ayrı bir bölüm oluşturabilirsiniz. En alta kategoriler geleceğinden bu başlık kategorilerin üstünde bir boşluk ara ile bulunmadır.
==Kaynaklar== 
Yazacağınız kaynağın bu şekilde görünmesi için:

((Türkçe)) www.milliyet.com.tr "Vikipedi’ye kadınları yazıyoruz!" Milliyet (gazete), 7 Mart 2016
Bu şablonu kullanabilirsiniz:

* {{Kaynak
|url= buraya_url_girin
|dil= buraya_dil_girin
|başlık= buraya_başlık_girin
|yazar= buraya_yazar_girin
|yayımcı= buraya_yayımcı_girin
|tarih= buraya_tarih_girin}}

url, dil, başlık, yazar, yayımcı, ve tarih kısımlarını doldurunuz.
Birden çok kaynak kullanılacağında kaynaklar yeniden eskiye doğru sıralanmalıdır. Eğer herhangi bir kısmı boş bırakacaksanız "=" işaretinden sonraki kısımda sadece bir boşluk bırakmak yeterli olacaktır. 

Eğer kendi makalenizi yazacaksanız başka kaynaklar kullanmaktan ziyade kendi aldığınız notları kaynak olarak göstereceksiniz. Bunun için Vikihaber:Özgün haber kılavuzunu okuyun. Daha sonra kaynaklar başlığı altına {{Özgün haber}} şablonunu yazın. Özgün haberinize ilişkin detaylı notları da tartışma sayfasına rapor edin.

Her makale bir veya daha fazla kategori ile listelenme ihtiyacı duyar. Böylece "Son Haberler" listesinden düşse bile kolayca bulunabilir. Kategoriler, aynı zamanda makaleleri "Portal"lerde listeleyebilmeye olanak verir.
Genellikle, olayın nerede meydana geldiğini belirten bir "mekan-yer" kategorisi ile olayın ne hakkında olduğunu belirten bir "başlık" kategorisine ihtiyaç vardır. Mevcut kategoriler Vikihaber:Arşivler/Başlık ve Vikihaber:Arşivler/Bölge sayfalarında listelenir.
Onları söz dizimi kullanarak ekleyin: [[Kategori:<kategori adı>]]. Örneğin Türkiye'deki bir sağlık konferansı haberi şu kategorileri alabilir:

[[Kategori:Sağlık]]
[[Kategori:Türkiye]]
[[Kategori:Ankara]]

Sayfanız tüm ihtiyaçları karşıladığı zaman, {{geliştir}} şablonunu {{gözden geçir}} şablonu ile değiştirin. Böylece makalenizin gözden geçirilmesini rica edeceksiniz. Kısa sürede bir inceleyicinin sayfanızı gözden geçireceği umulur. Sayfa gözden geçirildiğinde, inceleyen kişi sayfayı yayınlayabilir. Ya da tartışma sayfasına makalenin basılmadan önce ne gibi gereksinimleri olduğuna dair bir mesaj bırakabilir.

Değişiklik savaşlarını önleme amacıyla haberinizi kaydetmeden önce {{düzenleniyor}} şablonunu maddenize koymak isteyebilirsiniz. Bu etiket diğer editörleri sayfada değişiklik yapmaktan alıkoyacak bir rica etiketidir. Etiketleyen kişi metnin var olan kısmını tekrar yazıyor olduğundan dolayı yapılan diğer düzenlemeler muhtemelen değişiklik savaşına sebep olacaktır. Bu etiketi sadece gerçekten ihtiyaç olduğunda kullanın ve mümkün olduğunca kısa sürede kaldırmaya özen gösterin. Hatırlayın! Vikihaber makaleleri üzerinde değişiklik yapan bir veya birden fazla editörün malı değildir. Ve herkes istediği her makaleye katkı yapmakta özgürdür.

Dilerseniz haberinize resimler ekleyebilirsiniz. Güncel olaylar için mevcut resimler olmasa bile, bir grafik, belki bir harita ya da olayı temsil eden bir ikon koymak bile okuyucuya yardım sağlayacaktır. Wikimedia Commons geniş bir resim yelpazesi içerir. Bu resimleri Vikihaber sayfasına [[File:<resmin ismi>|thumb|right|<resim başlığı>]] kodunu yazarak yerleştirebilirsiniz. Ekleyeceğiniz resimlerin telih ihlali içermediğine emin olun. Bununla ilgili gerekli açıklamalar resimlerin altında bulunur.
Referans masasını yükleyebileceğiniz resimleri bulmak için kullanabilirsiniz. Ya da kendi fotoğraflarınızı da çekebilirsiniz. Hatta kendi çizimlerinizi de ekleyebilirsiniz.
Eğer kamu malı resimler yüklemek isterseniz, Commons resim, ses ve dosya arşivini kullanın. bu linkten direk yükleme sayfasına ulaşabilirsiniz. Eğer üye değilseniz, Commons'a üye olmanız gerekir.
Sadece 'serbest' (tekrar dağıtıma ve düzenlenmeye karşı serbest telife sahip olan) resimleri Commons'a yükleyebilirsiniz. 'Adil kullanım' resimlerini ise doğrudan Vikihaber'e yüklemelisiniz. Vikihaber'e resim yüklemeden önce adil kullanım kılavuzu sayfasını tamamen okuyun. Eğer resim adil kullanım kılavuzundaki kıstaslarla eşleşmiyorsa silinecektir. Eğer resminiz kabul edilebilirse, Vikihaber'e yüklemek için bu linki kullanın.
Eğer uygun resim, bayrak ya da harita bulamıyorsanız bile sayfanızı biraz tatlandırabilirsiniz. Örneğin sayfanızda Somali ile ilgili birşeyler varsa, şöyle bir ekleme yapmayı deneyebilirsiniz. [[File:Flag of Somalia.svg|200px|right]] ya da [[File:LocationSomalia.png|right|200px]] (Somali kısmını uygun ülke ile değiştirebilirsiniz.)

Haberinizde kullanabileceğiniz uygun bir bilgi kutusu olup olmadığına  bakın. 

Viki linkler eklemek teşvik edicidir. Ülkeler ve politikacılar gibi birçok konu Vikihaber kategorileri ya da portallarına link veren kendi sayfalarına sahiptir.

Örn, [[Yeni Zelanda]], Yeni Zelanda sonucunu verir.
Gerekli olduğunda diğer Wikimedia projelerine de link verebilirsiniz.

Vikipedi'ye link vermek için {{v|Sayfa adı}} şeklinde bir kullanım yapılır. Örneğin, {{v|Biyodizel}} kullanımı Türkçe Vikipedi'de bulunan  Biyodizel maddesine ulaşabileceğiniz bağlantıyı verir.

Bu politikanın özeti:
Bir kişinin birden çok hesap açıp yönetmesi uygun değildir. Bu yönetilen ve çoğu kez farklı biri gibi gösterilen hesaba kukla, bunu yapan kişiye de kuklacı denir. Vikihaber'de kuklacılık hoş karşılanmaz ve sıklıkla kuklacılık yapan kullanıcılar engellenir.
Kukla Vikihaberciler tarafından kullanılan ek bir kullanıcı adıdır. Bu kullanıcılar birden fazla isim altında değişiklik yaparlar. kukla kullanan Vikihaberciler kuklacı olarak adlandırılırlar. Kukla kullanmak çoğu durumda uygun bulunmayan bir durumdur, Jimbo Wales'in dediği gibi:

Bunun için belirli bir politika yok, fakat genelde geçerli bir sebebiniz olmadıkça hoş karşılanmaz.Benim söyleyeceğim, birden fazla kullanıcı adını aynı anda kullanan kullanıcılar sadece bu şekilde bir çeşit huzursuzluk veya bela yarattıklarında sorun olurlar. Örneğin, oylamalarda görünmek veya birden fazla oy kullanmak veya topluluğun dikkatinden kaçmak için. (2003)

Kuklaların hoş karşılanmama nedeni, bir oylamada birden fazla oy kullanma veya Vikihaber ilkelerini aldatmaya yönelik suistimallerden dolayıdır. Bazı kullanıcılar ikinci bir kullanıcı hesabının kullanılmamasını desteklerler, diğerleri ise düzgün davrandıkları müddetçe zararsız olduklarını düşünürler.
Ayrıca bu sayfada diğer toplulukları nasıl etkilemiş olduğu hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz.
Çoklu hesap kullanımının yasal olduğu durumlar vardır. Fakat kukla olabilecek bir duruma gelmemek için dikkat etmelisiniz ve bir diğerinin durumunu desteklemek için kullanmamalısınız, kısaca kukla durumuna düşmemelisiniz. Şayet birisi birden fazla hesap kullanıyorsa, onun diğer kullanıcı hesaplarına bağlantı vermesi gerekmektedir böylece aynı kişi oldukları bilinebilir.

Vikihaber kullanıcıları tüm oylamalar ve benzer tartışmalar için "bir kişi, bir oy" prensibini benimsemişlerdir. Ancak bu şekilde her bireyin fikirleri adil bir şekilde sayılabilir. Bundan dolayı, sock puppetlar bir görüşü desteklemiş olma etkisi yaratmamak için kullanılmamalıdırlar. Oylamalarda birden fazla oy kullanılmamalı veya bir tartışmada, Vikihaber:Silinmeye aday maddelerde veya Yöneticilik başvurularından birden fazla hesap kullanarak aldatma yapılmamalıdır. Bu şekilde kullanılan ve ispatlanan kuklalar süresiz olarak engellenebilirler.

Çift oylamaya ek olarak, sock puppetler aldatmaya yönelik amaçlarla veya bir pozisyonu geniş bir kesimin desteklediği görüntüsünü oluşturmak için de kulanılmamalıdır. Bu şekilde bir davranış, sock puppetların herhangi bir yasal kullanımı açısından yıkıcı ve gereksizdir. Özel olarak, kötü niyetle kullanılan diğer bir Vikihaber kullanıcısını taklit eden hesaplar süresiz olarak engellenmelidirler.

Politikalar hesaplara değil kişilere uygulanır. 3GD gibi politikalar bir kişinin değişiklikleri için geçerlidir. Benzer olarak politikaları ihlal eden hareketlerde bulunan ikinci bir hesap kullanmanız ana hesabınızın da ceza almasına sebep olabilir.
Kullanıcılar değişiklik yapamamaları için engellenmiş olması veya bir şekilde bir konu için uzaklaştırıldıkları süreçte, sock puppet kullanarak bu engelleri kaldırmaya çalışamaz. Bu şekilde bir davranış, engelleme süresinin yeniden başlatılmasına veya uzatılmasına neden olabilir.

Topluluk birden fazla hesabından yönetici güçleri olan kullanıcılara şiddetle karşı olmaktadır. Şayet terketmişseniz, yeni bir isimle geri gelmişseniz ve hizmetlilik için aday olmuşsanız, eski hesabınızdaki hizmetli ve/veya bürokrat özelliklerinizden vazgeçmeniz beklenir. Normal bir kullanıcıdan daha fazla özelliklere sahip yalnız bir kullanıcı adına sahip olabilirsiniz. Şu ana kadar, yasal olarak hizmetli güçlere sahip sock puppet en:User:Dannyisme'dir.

Çoklu hesapların yasal kullanımları vardır. Örneğin; belli kullanıcılar, yeni kullanıcılara topluluk kurallarını anlatmak için yeni hesap yaratabilir. Özellikle, bazı kişiler (Örn:Jimbo) için kukla hesabı almak  ve değişiklikleri oradan yapmak bir gereklilik göstermektedir.

Başka kullanıcılarda birden çok hesap kullanarak, katkılarını çeşitli nedenlerden dolayı ayırabilirler:

Bir kullanıcı belli bir alanda çok sağlam ve doyurucu katkılar yapıyor ise, sadece o konu hakkında bilgi gelişiminde bulunmak için yeni bir hesap alabilir.
Kamuya ait bilgisayarlarda şifre çalan trojanlar veya basılan tuşları kaydeden programlar yüklü olabileceğinden, bazı kullanıcılar bu şartlar altında asıl hesaplarının güvenliği için alternatif hesaplar kullanabilir.
Halk tarafından bilinen bir kişi veya katkılarından ve ilgi alanından dolayı belli bir çevrece tanınabilecek bir kullanıcı; katkılarını bölmesi kişinin anonimliğini korumasını sağlayabilir. Belli bir konuda tanınmış ve uzman olan bir kişi, mesela, o konu ile ilgili katkılarının ve daha hafif konulardaki katkılarının ilişkilendirilmesini istemeyebilir.
Bir kişinin katkıda bulunduğu madde, ailesi, sosyal veya profesyonel çevresi tarafından yüksek derecede tartışmalı ise, sock puppet kullabilir. Bu sayede Vikihaber:Tarafsız bakış açısı'nı iyi bilmeyen kullanıcılar tarafından yaptığı değişiklikler kişisel bilgi olarak varsayılmaz.

Bazı kullanıcılar tartışma sayfalarında, belli bir konu hakkında kimliklerinden dolayı kişisel tartışmalara dönerek kişisel saldırıları engellemek, veya Vikihaber dışında olacak sıkıntıları engellemek için farklı kullanıcı isimleri kullanabilir. Örneğin, kürtaj hakkındaki bir maddenin tartışmasına katılan bir kişi, bu tartışmadaki fikirlerinin diğer katılımcıların tartışmayı genişletmesine fırsat vermesini veya o maddenin içeriğinin dışındaki ilgisiz ya da felsefi temellere dayanan tartışmalara iliştirmesini engellemek isteyebilir.

'Rol' hesaplar, sadece resmi onaylı olarak en:Wikipedia üzerinde istisnai durum ve zamanlarda, birçok kişi tarafından kullanılan hesaplardır. Şu anda devam eden en:Wiki üzerinde izin verilmiş rol hesaplardan biri m:User:Schwartz PR'dır, Wikimedia Vakfı ile devlet ile ilgili kurumlar arasında çalışmalar içindir. Eğer siz bir çok kullanıcı olarak bir hesap kullanırsanız, muhtemelen bloke edilirsiniz.

Bot (otomatik veya yarı-otomatik değişiklikler yapan programlar) kullanan editörlerin bot için ayrı bir hesap oluşturması (ve bu bot hesabının bit bot hesabı olarak işaretlenmesi talebinde bulunması) tercih ve teşvik edilir ki otomatik değişiklikler son değişikliklerde ayrıştırılabilsin. (Prosedür ve politikalar için Vikihaber:Botlar sayfasına göz atınız)

Ana hesaplarına bir bağlantıyı alternatif bir hesaba koymak isteyen editörler {{Şablon:Kullanıcı Alternatif Hesap}} şablonunu kullanıcı sayfasına ekleyebilirler. Şablonun kullanımı şöyledir: {{User Alternatif Hesap|Örnek kullanıcı}} ve şöyle gözükür:

Doğal olarak, kuklalar yeni kullanıcılara kıyasla Vikihaber ve madde düzenlemekte daha tecrübeli bir tavır sergilerler. Madde düzenlemedeki "özet" kutucuğunu kullanmak, düzenleme çatışmasına girmek, silinmeye aday maddeler (SAM) gibi tartışmalarda açıkça fikir ileri sürmek veya yöneticilik için başvurmak gibi  eylemler ilk katılımlarında daha sık görülür. Ayrıca katılım özetlerine bakıldığında daha yeni tarihlidir ve tek madde için hesap açılmış izlenimi vermektedirler. 
Bir kukla türü de "Korkuluk" kuklasıdır. Taraflı görüşleri olan, ancak karşı görüşü baltalamak ya da provokatör olarak davranmak için karşı görüştenmiş gibi davranan kullanıcılar tarafından oluşturulur. Genelde 'karşısındakinin' rahatça def edebileceği zayıf iddialarda bulunurlar. Bu da özellikle "korkuluk" tartışmaları yapmalarına imkan verir. Bu tür bir kukla, yaratıcısının karşı durduğu "korkuluk" tartışmasının bir temsili haline gelir. Genelde düşüncesiz, bilgisiz ve aşırı bağnaz bir tutum sergilerler. Genelde iki tarafın ciddi iddialarının tartışılmasını engellenmesine ve tartışmanın üzerine perde çekilmesine neden olurlar. Tartışmalarda normalde de bu tarzda davranan kişilerin de aynı sonuçlara sebep olması, bu tür kukla kullanıcıların tespitini zorlaştırmaktadır.

Bazı durumlarda bir hesabın kukla kullanıcı olup olmadığı çok net olmayabilir; sonuçta amacı fark edilmemektir. İlgileri ve düzenleme stilleri arasındaki benzerlikler dikkat çekebilir fakat herkes kullanıcıyı bu kanıtı değerlendirecek kadar tanımıyor olabilir. 
Eğer bir düzenleme çatışmasında, oylama ya da ankette kukla kullanıcı kullanıldığı düşünüyorsanız, pratik bir yaklaşım "100-düzenleme kuralı"dır. Buna göre değişik birçok madde üzerinde 100'ün üzerinde düzenleme yapmış ya da Vikihaber üzerinde genel olarak aktif olmuş bir hesabın kukla kullanıcı olmayacağı düşünülmektedir. Eğer az düzenleme yapmış, alışılmadık sayıda hesap varsa, IP adreslerine ya da düzenleme zamanlarına bakarak kukla kullanıcı olup olmadıklarını kontrol etmek isteyebilirisiniz. Ancak tek başına az sayıda düzenleme yapmış olmak, kukla kullanıcılığı için bir kanıt değildir ve eğer yeni bir kullanıcıya haksız yere kukla kullanıcı suçlamasını yaparsanız, muhtemelen bunu hakaret olduğunu var sayacaktır ve Vikihaber hakkında negatif bir izlenimi oluşacaktır. 
Unutmayın ki ırk, politika, kült figürler ya da "silinmeye aday maddeler (SAM)" gibi özellikle tartışmalı maddelere katılım yapmak isteyen birçok kullanıcı olabilir. Bazıları 100-düzenleme kuralının bu tür durumlarda daha katı uygulanmasını önermiş, 100'ün altında düzenleme yapmış katılımcıları kukla kullanıcı olarak öngörmüşlerdir. Genel olarak, bu tür görüşlerin çok sağlam temellere oturmadığı gösterilmiştir. 
Kuklanın tartışmaya katıldığının düşünüldüğü durumlarda, sunucu kayıtlarına başvurulabilir. Wikimedia Vakfı kişisel gizlilik kuralına uygun olması açısından, bu sadece uzlaşma yardımını ciddi engelleyen durumlarda, ciddi süregelen vandalizm düzeninde, oylama sonucunu etkileyen oy hilesinde ya da 3 geri çevirme kuralını ciddi ihlal eden süregelen "kukla kullanıcı" şüphesinde uygulanabilir. İstekler denetçi isteği sayfasında yapılır. 
Eğer siz yanlışlıkla "kukla kullanıcı" olarak suçlandıysanız, bunu kişisel olarak algılamayın. Yeni kullanıcıların sayısı bilinmemektedir. Ortamda biraz bulunun, olumlu katkılarda bununun ve kayıtlarınız sizin yerinize konuşacaktır.

Yöneticiler bu poli

Ayrıca bakınız: "Nasıl giriş yapılır?" ve "Kullanıcı adının değiştirilmesi"
Sisteme giriş yapabilmek için yeni bir hesap yarattığınızda, yapmanız gereken şeylerden birisi de kullanıcı adı seçmektir. Bu sayfada bu konuya ilişkin bazı tavsiyeler vardır. 

Kullanıcı adınız, sisteme giriş yaptığınız süre içerisinde yaptığınız tüm değişikliklere eklenecektir. Bunun nedenlerinden birisi de sorumluluktur. Öte yandan bu durum, telif hakları açısından da kullanışlıdır. Çünkü, örneğin eğer bir kimse sizin katkılarınızdan Vikihaber telif haklarında izin verilmeyen bir tarzda yararlanmak isterse, mesaj sayfanızda size bunu sorabilir. Ayrıca, GDFL, yazarlara uygun şekilde kredi verilmesini destekler, ve sizin kullanıcı adınız da bu kredinin verilebilmesinde kullanılır.

En iyi kullanıcı adı, ya sizin uzun zamandır internette kullandığınız gerçek adınızdır, ya da değişiklik yaparken ne kadar anonim kalmak isteyeceğinize bağlı olarak, sadece Vikihaber'de kullanacağınız yeni bir addır. 
Lütfen, bir sözlük yazmamıza yardım edecek bir kulanıcı adı seçin. Kısacası, yazarken kullanmaktan rahatsız olmayacağınız ad, başkalarının da görmekten ve işbirliği yapmaktan rahatsız olmayacakları bir ad olmalıdır. Unutmayın ki tartışmaya müsait bir ad, diğer kullanıcıların size karşı olan güvenlerini veya politik bakış açılarını etkileyebilir. Vikihaber dünya çapında bir sözlük kitabıdır, dolayısıyla farklı kültür, din veya etnik gruptan bir kimseyi gücendirecek bir hareketten kaçınmaya çalışın.
Vikihaber, kullanıcılara: 

Politikacıların, askeri veya dini kişilerin veya olayların isimlerini, veya
Potansiyel olarak saldırgan görünebilecek, herkes tarafından tanınan bir kişinin politikasını, inanışlarını destekleyen ya da karşı çıkan herhangi bir ismi kullanmaktan kaçınmalarını tavsiye eder.
İnsanlar sizi, potansiyel olarak tartışmalı bir isme olan duygusal tepkileri ile değil, sadece yaptığınız katkılarla değerlendirmelidirler. Bu tür isimlerden kaçınmak sizin yararınızadır, o nedenle lütfen dikkatli olun. Bir topluluğun parçası olarak çalıştığınızı unutmayın. İnançlarınızla ilgili olarak başkalarından görmeyi beklediğiniz saygıyı siz de herkese gösterin.

Latin alfabesinden farklı karakterler içeren isimler: Ne yazık ki pek çok kullanıcı, Kril, Çin, Japon, Kore vb. alfabelerindeki karakterlerle yazılmış kullanıcı adlarını okuyamazlar. Bu şekilde yazılmış isimler onların ekranında soru işaretleri ("??? ??"), kareler ("□□□ □□"), değiştirme karakterleri ("��� ��") veya daha kötü bir şekilde görünecektir. Eğer adınız Latin alfabesinden farklı karakterlerle yazılıyorsa, karmaşaya neden olmaması için lütfen en azından imzanızı Latin alfabesi karakterlerine dönüştürün ki kullanıcılar sizi ayırt edebilsin. 

Tarihsel olarak pek çok Viki, bir kullanıcının yaptıklarından sorumlu tutulması durumunda yapıcı katkılarda bulunacağı inanışından hareketle, kullanıcıları kendi gerçek isimlerini kullanmaları yönünde desteklemiştir. Vikihaber'deki kullanıcıların çoğunluğu takma ad kullanmakta ise de, kullanıcı sayfalarında kendi gerçek adını kullanan pek çok kullanıcıya da rastlanmaktadır. 
Vikihaber yazarları (özellikle hizmetliler) zaman zaman, Vikihaber'de vandallarla olan savaşımlarından dolayı, Vikihaber dışından gelen tacizlere maruz kalırlar ve bazıları, gerçek isimlerini terkederek, izlenemeyecek bir takma ad alırlar ve belki de bunu en baştan yapmadıkları için pişman olurlar. Gerçek isminizi kullanmamayı seçerseniz, bir takma ad kullanmakta özgürsünüz (tanınmış kişilerin veya hayali karakterlerin isimlerinden kaçının).
Eğer, gerçek isminizi kullanmak istiyor, fakat bu durumun uygun olmayan kullanıcı adları kurallarından birini ihlal edeceğini düşünüyorsanız lütfen bir hizmetli ile görüşün. Muhtemelen her iki tarafın da kabul edeceği bir çözüm bulunacaktır.

Vikihaber kullanıcı adları büyük ve küçük harfe duyarlıdır ve bir kullanıcı hesabı yarattığınızda, uyumluluk açısından tüm kullanıcı adlarının ilk harfleri büyük yazılır. Bunun anlamı şudur: "sizin adınız" kullanıcı ismini istediğinizde yaratılacak olan "Sizin adınız" dir.
Eğer kullanıcı adınız birden fazla isim içeriyor ve imzanızın da uyumlu olmasını istiyorsanız, hesap yaratırken her birinin ilk harfini büyük yazmak isteyebilirsiniz. Örneğin, "Sizin Adınız", "Sizin İlk Adınız", "Sizin İkinci İsminiz",  vs gibi.

Uygun olmayan kullanıcı adları hem açık hem de gizlenmiş türde olabilir. Adil olsun ya da olmasın, kabul edilebilir veya edilemez kullanıcı adları arasındaki ince çizgi, o adı seçen tarafından değil uygunsuz bulanlar tarafından çizilir. Lütfen o çizgiyi bulmaya çalışmayın.
Vikihaber, aşağıdakiler de dahil olmak üzere belirli türden kullanıcı adlarına izin vermez:
Şaşırtıcı, yanlış yönlendirici, problem yaratıcı kullanıcı adları:

Diğer kullanıcılarla karıştırılabilecek adlar. Eğer kullanmayı düşündüğünüzü takma adı birisi sizden önce almışsa, lütfen ya alternatif bir isim ya da gerçek isminizi kullanın. Çok olasılık dışı olmakla birlikte, birisi sizin gerçek adınızla katkıda bulunuyorsa, lütfen kullanıcı adınıza ikinci isiminizin baş harfini ilave edin veya o kullanıcıyla aranızdaki farkı belirtecek bir başka yol deneyin. Daha fazla bilgi için yukarıdaki "Benzer kullanıcı adları" başlığına bakınız.
Vikihaber'de sık kullanılan yazılım veya toplulukla ilgili terimler veya Vikihaber'de resmi bir pozisyonu ima eden adlar. Yasak olan kullanıcı adı bileşenleri, aşağıdakilerle sınırlı olmamakla birlikte şöyledir:
"Administrator", "Admin", "System operator", "Sysop", "Moderator", veya Vikihaber'deki standart bir kullanıcının daha üstündeki bir pozisyonu, veya resmi bir pozisyonu ima eden isimler (veya bunların Türkçe karşılıkları).
"Rollback", veya "Revert", "Edit war", "POV", vs. (veya bunların Türkçe karşılıkları).
"Delete", "Upload", "Pagemove", "Redirect", veya diğer değişiklik prosesleri veya kısaltmalar (veya bunların Türkçe karşılıkları).
"Vandal", "Hacker", "Spammer", "Troll", veya karışıklık yaratma niyetiniz olduğu izlenimi verebilecek diğer isimler (veya bunların Türkçe karşılıkları).
Eğer seçilen isim gerçekten bir bot hesabı için kullanılmayacaksa "Bot", "Robot", "Script", "Initialize", "Automated", "Daemon", vs. türünden isimler (veya bunların Türkçe karşılıkları). Bot hesaplarını çağrıştıran isimler bloke edilir ve kullanıcının bir hizmetli ile temasa geçerek bu hesabın gerçekten bir bot hesabı olduğunun teyidi istenir.
Deneyimsiz kullanıcılar için şaşırtıcı olabilecek veya normal kullanıcıdan daha farklı bir konumda olunduğunu ima edici, her türlü araç butonu, alan adı veya teknik terim.
Ayrıca, büyük i harfi ile küçük L harfinin ve 1 rakamının (I/l/1); ve büyük/küçük O harfi ile 0 rakamının (O/o/0) bazı fontlarda tamamen aynı göründüğüne dikkat edin. Bunların birbirinin yerine kullanıldığı "yaratıcı" tasarımlar (L beklenen yere I yazmak vs. gibi) tavsiye edilmez.
Halen yaşayan tanınmış ya da yeni ölmüş tanınmış kişilerin adları (örneğin,
Şener Şen, Prenses Diana, vb.) Ancak, eğer siz gerçekten "o kişi" iseniz durum değişir ve bunu kullanıcı sayfanızda açıkça belirtmeniz beklenir.

Harf ve rakamların rastgele (veya rastgele gibi görünen) dizilişlerinden oluşan isimler
Aşırı şekilde uzun isimler
IP adresi gibi görünen isimler (xxx.xxx.xxx.xx.xx veya xxx.xxx.xxx.xx. veya 256.889.72.0 gibi sınırdışı "geçersiz" IP adresleri de dahil olmak üzere)
Tahrik edici kullanıcı adları: Vikihaber, potansiyel olarak tahrik edici veya saldırgan kullanıcı adlarına izin vermez. Tahrik edici kullanıcı isimleri, diğer kullanıcıların heveslerini kırabilir ve bir ansiklopedi yaratma görevimizi sekteye uğratır. Bu tür isimler, burada verilenlerle sınırlı olmamakla birlikte, aşağıdaki gibidir:

Nefret ve şiddeti ima veya teşvik eden isimler
Aşağılayıcı veya hakaret olarak algılanabilecek isimler
Nefret sembolü olan kişilere (tarihi kişiler de dahil olmak üzere) ve bu kişilerle ilişkili olaylara göndermede bulunan isimler
Cinsel hareketlere, genital organlara ve cinsel tercihlere atıfta bulunan veya ima eden isimler
Vücudun üreme veya boşaltım fonksiyonlarına atıfta bulunan veya bunları çağrıştıran isimler
Şiddet veya diğer yasadışı eylemleri ima veya teşvik eden isimler (örnek: Terörizm, Organize suç)
Hastalık ve engelli olma hallerine atıfta bulunan isimler (örnek: AIDS, Alzheimer, Otizm)
Küfür, müstehcenlik, veya saldırgan bir dil içeren isimler (Türkçe olmayanlar da dahil olmak üzere)
"Tanrı", "Yehova", "Buda", veya "Allah" gibi, diğer kişilerin inançlarına saldırı olarak nitelendirilebilecek dini kişi ve kavramların isimleri
Tartışmalı veya kışkırtıcı bakış açılarını destekleyen isimler
Yukarıdaki isimlerden herhangi birinin harflerinde "yaratıcı yerdeğiştirme"ler yapmak (F3n3rßahç3, G@l@t@s@r@y, ß£$ikt@$,... gibi)
Taciz edici veya karalayıcı kullanıcı isimleri: Her ne şekilde olursa olsun taciz ve karalamanın Vikihaber'de yeri yoktur. Dolayısıyla sizin kullanıcı isminiz de bir istisna olamaz. Özellikle sizin kullanıcı adınız, aranızda uyuşmazlık bulunan diğer kullanıcılara saldırmanız için bir araç olamaz. Kullanıcı adınız, diğer kullanıcıları, kullanıcı adlarını, maddeleri, veya eylemleri aşağılamak, alay etmek için kullanılamaz. Ayrıca, bir kullanıcı adı, Vikihaber'de olsun veya olmasınlar, diğer insanları, şirketleri veya grupları lekelemek/iftira etmek için kullanılamaz. Kullanıcı adları, diğer kullanıcıların kişisel bilgilerini (telefon numarası, cadde/sokak/adres şeklinde) ifşa eder nitelikte de olamaz. 
Kötü şöhrete sahip vandallarca kullanılmış kullanıcı adları: Geçmişte ünlenmiş vandallar tarafından kullanılmış kullanıcı adlarına benzeyen isimler, görüldüğü anda bloke edilir.
Spam amaçlı veya reklam içeren kullanıcı adları: Belirli bir web sitesinin, şirketin, vs reklamını yapan (".... url'yi ziyaret edin/tıklayın" vb.) kullanıcı adları tavsiye edilmez ve bloke edilebilirler. 
E-posta adresleri: E-posta adresinizi kullanıcı adı olarak kullanmanız iyi bir fikir değildir. Vikihaber sayfaları çok yaygın bir şekilde kopyalanmakta olup site dünyada en çok ziyaret edilen sitelerden biridir. Viki

Haberlerin doğası gereği çok çabuk güncelliklerini yitirmelerinden dolayı Vikihaber içindeki her bilginin kaynaklandırılması ve doğrulanabilir olması gerekmektedir. Bunun en temel nedeni Vikihaber'in içeriğin doğru ve itibarının düzgün olmasının sağlanmasıdır. Kaynaklandırma ve doğrulanma gereksinimi istemeyen maddeye örnek: Türkiye bir akdeniz ülkesidir, Barack Obama Amerika Birleşik Devletleri Başkanıdır.
Bunun iki temel prensibi vardır:

Yazdıklarınızı mutlaka kaynaklandırmalısınız.
Kaynaklarınız mutlaka doğrulanabilir olmalıdır.

Her haberin en altında mutlaka bir 'Kaynaklar' bölümü yer almalıdır. Bu bölümde haberin yazılmasında faydalanılan tüm dokümanlar aşağıda kullanımı gösterilmiş olan şablon aracılığıyla listelenmelidir. Her bir kaynak için şablon ayrı ayrı kullanılmalıdır:

((en)) Ravi Nessman "Barghouti to Run for Palestinian Leader" Guardian, 13 Kasım 2004
Bu şekilde bir kaynak oluşturmak için aşağıdaki şablon biçimi kullanılmalıdır:

*{{kaynak|url=url'yi_girin
|dil=başlığı_girin
|başlık=başlığı_girin
|yazar=yazarı_girin
|yayımcı=yayımcıyı_girin
|tarih= 25 Temmuz 2026}}

Yukarıda girilmesi istenen alanlardan tekrar emin olmak gerekirse: url, dil, başlık, yazar(lar), yayımcı ve tarih
Eğer elinizdeki kaynak bu bilgilerden bir ya da daha fazlasını içermemekteyse "=" kısmından sonra bir karakterlik bir boşluk bırakınız. Başlık başka bir dilde olsa bile kaynakta belirtilen şekliyle orijinal olarak o dilde kullanılmalı çeviri yapılmamalıdır. Tarih ise <gün> <ay> <yıl> olarak girilmelidir. Birden fazla kaynağın listelenmesi istenen genel bir uygulamadır ve bu kaynaklar en yeniden en eskiye doğru sıralanmalı ve {{kaynak}} şablonları arasında boşluk bırakılmamalıdır.
Özgün haber durumlarında, haberle ilgili notlar haberin tartışma sayfasında belirtilmelidir.
Lütfen Vikipedi'de olduğu gibi satır arası kaynaklandırma yöntemini kullanmayınız. Çünkü burası satır aralarındaki bilgilerin kanıtlarının arandığı bir yer değil, bir haberin tamamının okunmasının beklendiği bir yerdir.

Sadece çevrim içi ya da halka açık kütüphanelerde yer alanlar türünden ve bir başkası tarafından bulunabilecek ya da kullanılabilecek basılı kaynaklar kullanılmalıdır. Herkesin kullanımına açık bedava yayın yapan çevrim içi kaynaklar için sayfadan bağlantı yapılmalı ancak özel üye girişi gerektiren, paralı olan çevrim içi kaynaklar için bağlantı verilmemelidir. The Reference Desk may be useful if you're trying to make sure you have more than one source, or a generally accepted source for a story.

Sadece içeriğinden bilgi aktarımında bulunduğunuz kaynakları yazınız. Bilgi aktarımında bulunmadığınız kaynağı kesinlikle yazmayın.

Bir haberin yayınlanma sürecinde yeni yazılmış bir haber bağımsız bir Vikihaber editörü tarafından değerlendirilmek üzere {{gözden geçir}} şablonuyla etiketlendirilecektir. İşte bundan dolayı haberin içeriğinde kullanılmayan kaynaklar kesinlikle listelenmemelidir ki bu gözden geçirme süreci gereksiz bir biçimde uzamasın.
Bir diğer önemli husus ise yabancı dildeki kaynakların kullanımıdır. Bu durum haberi gözden geçirmesi muhtemel editörlerin işini zorlaştıracaktır. Dolayısıyla Türkçe olmayan kaynaklar, sadece tek bir Türkçe kaynakta yer alan bir haberin teyit edilmesi için gerekli olacak ikinci bir kaynağın gerektiği durumlar gibi zorunlu şartlarda olduğu gibi durumlarda kullanılmalıdır. Ancak bu kullanım esnasında telif haklarına azami şekilde uyulmalıdır.
Türkçe olmayan kaynakların kaynaklandırma şablonunda dil bilgisi mutlaka kullanılmalıdır:

((tr)) Onedio Medya "Kadınlar Vikipedi'yi yeniden yazıyor" Onedio, 4 Mart 2016

Eğer bir hizmetli ya da bürokrat, yetkisindeki fonksiyonlardan birini kullanacaksa o fonksiyona ait Vikihaber politikasına uymak zorundadır. Ayrıca, işlemi uygularken, ilgili politikanın hangi maddesine göre işlemi uyguladığını belirtmesi gereklidir. Örneğin; deneme olarak tanımlanabilecek yeni bir haber hızlı silme işlemi ile silinecekse, hizmetli haberi silerken, neden kısmına Vikihaber:Hızlı silme Genel, 2 benzeri bir ifade koymalıdır.
Aşağıdaki koruma kuralları ve diğer politikalarda veya yönergelerde geçen veya uygulanan korumalar dışında herhangi bir nedenden dolayı hiçbir haber koruma altına alınamaz.

Eğer bir haber, iki veya daha fazla kişi arasındaki bir görüş ayrılığı nedeniyle, 24 saat içinde en az 3 kez değişikliğe uğrayıp ileri geri gitmişse, o madde kilitlenir. Madde söz konusu anlaşmazlık giderilinceye kadar kilitli kalabilir. Eğer görüş ayrılığı 5 gün içinde çözülmez veya taraflar bir sonuca varamaz ise, maddenin kilidi açılır. Fakat madde açıldığında taraflar önceki hareketlerini tekrarlarsa haber yöneticiler tarafından tekrar kilitlenebilir. Ayrıca haberi kilitleyen hizmetli 5 günden önce kilidi açma hakkına sahiptir. (Bu kural Vikihaber'nin 3 geri-dönüş kuralı temel alınarak hazırlanmıştır.)
Üzerinde görüş ayrılığı olan ve bu nedenle 3 kereden fazla ileri-geri giden herhangi bir haberde, taraflardan olan hizmetli maddeyi kilitleyemezler.
Taraflardan olmayan bir kullanıcı, üzerinde görüş ayrılığı olan ve bu nedenle ileri-geri giden herhangi bir haberin kilitlenmesini hizmetlilerden isteyebilir.
Eğer bir haber bir veya daha fazla kişi tarafından arka arkaya 3 kereden fazla vandalizme uğramışsa, haber koruma amacıyla bir süreliğine kilitlenir. Vandalizm yapan kişiler hakkında verilecek karar için Vikihaber:Engelleme politikası'na bakınız.
Ana sayfa vb. sistem sayfaları dışındaki, anlaşmazlık veya vandalizm yüzünden kilitlenmiş sayfalar 5 günden uzun süre kilitli kalamaz. Eğer herhangi bir haber 5 günden uzun süre kilitli kalmış ise kullanıcılar hizmetlilere bunu hatırlatmalı, hizmetliler de bu durumda kilidi kaldırmalıdır.
Hiçbir hizmetli, ana sayfa, bazı sistem sayfaları ve şablonları vb. dışında hiçbir haber veya şablonu kişisel sebeplerden, Koruma Politikasında (veya diğer politikalarda) bulunmayan bir sebepten veya keyfi olarak korumaya alamaz. Ayrıca, hiçbir kullanıcı, hiçbir madde veya şablon için, kişisel sebeplerden, Koruma Politikasında bulunmayan bir sebepten veya keyfi olarak, herhangi bir hizmetliye koruma talebinde bulunamaz.

Vikihaber:Yarı-koruma politikası

Vikihaber'de hiçbir yerde kişisel saldırıda bulunmayınız. İçerik üzerine yorum yapınız, katılımcı üzerine değil. Kişisel saldırılar, bir noktayı dile getirmenize yardımcı olamayacağı gibi, Vikihaber topluluğuna zarar verir ve kullanıcıları iyi bir ansiklopedi yaratmak için çaba harcamaktan caydırır. 
Çoğu Vikihaber dahil olmadığı bir tartışmada kişisel saldırı gördüğünde, yazının saldırı kısmını siler. Her ne kadar bu bir kural değilse de saldırı kısmını silmek, aşırılık gösteren saldırı durumlarında, Vikihaber açısından olumlu bir davranış olarak nitelendirilir. 
Kişiler, ısrarla kişisel saldırı yaptıkları için engellenebilirler. 
Tartışma sayfalarına ek olarak, madde değişikliklerinin özet kısmında kullanılan küfürlü ifadeler de zararlı kabul edilmektedir.

Farklı katılımcılar, bir madde üzerinde anlaşamayabilir. Karşıt görüşlere sahip üyeler makul ve mantıklı bir şekilde görüşlerini açıklamalıdır. Bu görüşlerin sentezlenmesi ile tek bir madde oluşturulması, tarafsız bakış açısı sağlanması içinde çok daha iyi olacaktır. Unutmayınız ki, biz Vikihaberciler olarak "Hepimiz aynı topluluğun bir parçasıyız." Bazen tartışmalar çok hararetlendiğinde kişisel saldırı yapma riskiniz artabilir; bu durumlarda anlaşmazlıkların giderilmesinde belirtildiği gibi bir süreliğine tartışmadan uzaklaşmanız, daha sonra ilgili tartışmaya dönmeniz hem soğuk kanlı ve bu sebeple de kişisel saldırılardan daha uzak hem de daha mantıklı bir biçimde olaya bakmanıza yardımcı olabilir.

Kişisel saldırılara verilebilecek özel örneklerden bazıları şu şekildedir, fakat kişisel saldırılar bu örneklerle sınırlı değildir:

İtham içeren yorumlar. Örneğin "Şamaroğlanı bir troll'dur" veya "Şamaroğlanı kötü bir yazardır" ifadeleri, eğer sıkça tekrar ediliyorsa, kötü niyet veya nefret belirten anlamlarda kullanılıyorsa, kişisel saldırı olarak düşünülebilir.
Olumsuz kişisel yorumlar. "Ben, senden daha iyiyim" gibi ve saldırılar "Sen, yaşamamalısın" gibi.
Bir başka katılımcıya, ırkçı, cinsel, homofobik, dini veya etnik sıfat ve yakıştırmalar yöneltmek. (Din, ırk, cinsel tercih veya etnik ithamlar üzerine kurulmuş anlaşmazlıklara yasalar da izin vermez.)
Üyelerden herhangi birinin, diğer üyelerin gözünde itibar kaybetmesine yol açabilecek veya bu ortamdan gitmesi gerektiğini kasteden ifadeler kullanılması. (Adı geçen üyeler ne kadar çizgi dışı veya ana çizgide olursa olsun.)
Başka katılımcılar tarafından kutsal görülen şeylere karşı saldırılar.
Yasal tehditler. Vikihaber:Yasal tehditler yasak
Ölüm tehditi, şiddet ve zorbalık içeren tehditler.
Diğer Vikihaber yazarlarının politik, ırk veya kanuni durumlarını, işverenlerini veya başka bilgilerini açıklamakla ilgili tehdit ve hareketler. Bu kuralı bozanlar belli bir süre için engellenebilir, böyle bir durumu farkeden hizmetli eylemi yapan kullanıcının erişimini anında engellemelidir.

Vikihabercilerin müzakerelerde bulunması, Vikihaber kültürünün başlıca parçalarından biridir. Durum anlaşmazlık halini aldığında kişiselleştirmeden kaçınmalı ve gereksiz düşmanca yorumları minimize etme yolu denenmelidir; Nezaketli olmalı ve Vikihaber etiğine uygun davranılmalıdır. Anlaşmazlıklar diğer yazarlar ile kişisel saldırılara başvurmadan tartışılmalıdır. İçerik ve hareketlerde, işi şahsiyete döken yorumlar olmaması çok önemlidir, fakat kişisel saldırı sayılan yorumlar yapmamak da aynı derecede önemlidir. 
Kişisel saldırı içermeyen örnek yorumlar aşağıda verilmiştir, fakat bu tür yorumlar aşağıda verilen örneklerle sınırlı değildir:   

İçerik hakkındaki anlaşmazlıklar ; " 'X' hakkındaki ifaden yanlıştır" veya " İfadende belirttiğin nokta gerçek değildir." gibi.
Bir yazarın hareketlerini tanımlamak için uygar bir dil kullanılmadığında ve bu saldırı ifadeleri yazarın kişilik veya karakterini olaya dahil etmeden yapıldığında, bu kişisel saldırı olarak yorumlanmamalıdır. Örneğin; "İfaden kişisel bir saldırıdır..." ifadesi, tek başına bir kişisel saldırı değildir. Yazarın hareketi hakkında bir ifadedir, yazar hakkında değil. "Sen bir troll'sun" ve "Bir troll gibi davranıyorsun" ifadeleri arasında fark vardır, fakat "Kişileri provoke eden ifadeler kullanıyor gibi görünüyorsun" demek daha iyidir, bu da aynı anlama gelir. Benzer olarak, değişiklik özeti veya mesaj sayfasında " 'Şamaroğlanı' tarafından yapılan kötü niyetli olma ithamına cevap" gibi bir yorum, kullanıcı "Şamaroğlanı"na karşı bir kişisel saldırı değildir.
Değişiklik geçmişinde kullanılan , "vandalizm geri alındı" gibi bir ifade, kişisel saldırı değildir. Bununla beraber, bu gibi bir yorum yapıldığında, iyi niyetli olduğunu farzetmek de çok önemlidir. (Eğer geri alınmış olan değişiklik iyi niyetli olarak yorumlanabiliyorsa, daha sonra vandalizm olarak etiketlemeyiniz.)

Gerçeği, olguyu, bilgiyi ve onların nasıl ifade edileceğini tartışın. Diğer kullanıcının nasıl tartıştığını değil. Onunla aynı fikirde olmanız gerekmez ama olayı sadece fikir uyuşmazlığı olarak ele alın. Kişisel uyuşmazlık olarak değil.
Bir görüşün yanlışlığını, o görüşü savunan kişiyi sebep göstererek, ispatlamaya çalışmayın.
Eğer tartışma kişiselleşme eğilimi gösterirse, tartışmayı e-posta gibi daha az katılımlı bir platformda sürdürün.

Kişisel saldırıya uğradığınızda sizi taciz eden kullanıcıları uyarıp bu yönergeden bahsedin. Buna rağmen yaptıklarında ısrarcı davranacak olurlarsa aşağıda bahsi geçen uzlaşma sürecini başlatmayı gözönüne alın. Yapılabilecek bir başka şey de bariz kişisel saldırıları tartışma sayfalarından (Kişisel Saldırıların Silinmesi yönergesine bağlantı eklenmeli WP:RPA) silmek olacaktır. Ancak, "kişisel saldırı" tanımının kapsamını çok genişletmemeye ve çok sık kullanmamaya da dikkat etmelisiniz. İngilizce Vikipedi'de yakın geçmişte yer alan bir arabuluculuk komitesinin saptamasına göre:

Kişisel saldırıları silme yönergesi (ve dolayısıyla uygulaması) ihtilaflı bir konudur. Kötü niyetlilerce istismar edildiği gibi topluluğun oybirliğiyle desteğinden de yoksundur. Yorumlarken esnek davranmamalı ve uygulamasından olabildiğince kaçınılmalıdır.
Bu çözüm yolunu sık kullandığınızı farkedecek olursanız "kişisel saldırı" tanımınızı yeniden gözden geçirmenizi tavsiye ederiz. Emin olmadığınızda uzlaşma sürecini izlemek daha doğru olacaktır.
İstisnai durumlarda saldırganın erişimi (tartışmalı bir ugulama olmasına rağmen) Vikihaber'in engelleme politikasının "Karşıtlık ve rahatsızlık vermek" maddesi uygulanarak kısıtlanabilir. Kişisel saldırılar sayfasında duyurulmalıdır. Değişiklik önerilerinizi tartışma sayfasında yapabilirsiniz.

Not: Bazı Vikihaberciler, muhtemelen geçmişteki düşüncesizce veya tatsız davranışlarından ötürü, pek sevilmemektedir. Bu kullanıcılar, uzlaşma komitesi tarafından disiplin uygulamasına maruz kalabilirler. Bazıları bu kullanıcılara kişisel saldırıda/eleştiride bulunmanın doğru bir hareket olduğunu düşünebilir. Bu tutum yanlıştır; insanlar hata yapabilirler, ve bundan ders alıp davranışlarını düzeltebilirler. "Kişisel saldırı yok" kuralı tüm kullanıcılar için, geçmişlerine ve diğer kullanıcıların tutumuna bakılmaksızın, geçerlidir.

"Kişisel saldırı yok" politikası ilgili katılımcılarca yaratılacak bir ansiklopediye vesile olması amacıyla tasarlanmıştır. Bu bağlamda, Vikipedi kullanıcılarının - bahsi geçen yönergenin bertaraf edilmesi amacıyla - başka ortamlarda (online forumlar ve kişisel web siteleri gibi) birbirlerine yapacakları kişisel saldırılar da bu yönergenin ihlali sayılacak ve "karşıtlık ve rahatsızlık vermek" (engelleme kuralları) kapsamında değerlendirilecektir. Vikihaber, interneti kişisel saldırıları saptamak ve önlemek amacıyla denetlemez ve denetlemeyi amaçlamaz. Bu yönergenin amacı Vikihaber kurallarının kapsadığı alanı genişletmek de değildir. Bu sadece kullanıcıları Vikihaber sınırları  içinde sorumlu tutabilmek ve kuralların bertaraf edilmesini engellemek amaçlı bir yöntemdir.

Eğer Vikihaber editörlerinden biriyseniz, diğer editörlere yönelik kişisel saldırılarda bulunmayınız.  Bu tartışılmaz bir kuraldır.
Kişisel saldırı nedeniyle uyarıldıysanız ya da erişiminiz engellendiyse, aynı davranışı başka bir yerde yinelemek, tüm Vikihabercilerin koruması gereken olumlu topluluk ruhunu zedeler ve güvenlerini sarsar.
Bağlama göre değişmekle birlikte, Vikihaber editörleri hakkında bilgilerin yer aldığı ya da kişisel saldırı olan sayfalara Vikihaber'den köprü oluşturmak da kişisel saldırı gibi kural ihlali sayılır. Saldırı amacıyla oluşturulmuş sayfalara köprü vermeyiniz. Sorunu gidermek için topluluğun dikkatini çekmek ya da kanıt göstermek amaçlı olmadığı sürece bu tür bağlantılar oluşturmaktan genellikle kaçınılmalıdır.
Bir kural olmamasına ve tartışmalı olmasına karşın, bazı Vikihaberciler kişisel saldırı olan sayfalara verilen bağlantıların kaldırılmasını yerinde bir tepki olarak görürler.

Vikihaber'de pozitif bir birlikteliğin sağlanması ve korunması sizlerin sorumluluğu altındadır. Bir kişi, geçmişteki davranışı nasıl olursa olsun, kişisel bir saldırı yaptığında, Vikihaber'in beraberlik ruhunu zedeler.

Vikihaber:Saldırı sayfası

Arşivdeki tartışmalara referans vererek devam edebilirsiniz. Bunun dışında arşiv dosyalarında değişiklik yapmak kesinlikle yasaktır!

 05:09, 18 Mart 2017 (UTC)

MediaWiki message delivery (mesaj) 17:34, 11 Nisan 2017 (UTC)

 19:14, 3 Mayıs 2017 (UTC)

 Birgit Müller (WMDE) 14:42, 8 Mayıs 2017 (UTC)

 18:05, 12 Mayıs 2017 (UTC)

 Birgit Müller (WMDE) 14:44, 16 Mayıs 2017 (UTC)

 21:08, 16 Mayıs 2017 (UTC)

 21:05, 23 Mayıs 2017 (UTC)

Lütfen kendi dilinize çevirmeye yardım edin.
During Wikimedia Hackathon 2016, the Discovery team worked on one of the items on the 2015 community wishlist, namely enabling searching the archive of deleted pages. This feature is now ready for production deployment, and will be enabled on all wikis, except Wikidata. 
Right now, the feature is behind a feature flag - to use it on your wiki, please go to the Special:Undelete page, and add &fuzzy=1 to the URL, like this: https://test.wikipedia.org/w/index.php?title=Special%3AUndelete&fuzzy=1. Then search for the pages you're interested in. There should be more results than before, due to using ElasticSearch indexing (via the CirrusSearch extension).
We plan to enable this improved search by default on all wikis soon (around August 1, 2017). If you have any objections to this - please raise them with the Discovery team via email or on this announcement's discussion page. Like most Mediawiki configuration parameters, the functionality can be configured per wiki. 
Once the improved search becomes the default, you can still access the old mode using &fuzzy=0 in the URL, like this: https://test.wikipedia.org/w/index.php?title=Special%3AUndelete&fuzzy=0
Please note that since Special:Undelete is an admin-only feature, this search capability is also only accessible to wiki admins. 
Teşekkürler!  CKoerner (WMF) (talk) 18:40, 25 Temmuz 2017 (UTC)

 --Whatamidoing (WMF) (talk) 16:56, 27 Temmuz 2017 (UTC)

 CKoerner (WMF) (talk) 22:07, 20 Kasım 2017 (UTC)

Lütfen kendi dilinize çevirmeye yardım edin.

 Whatamidoing (WMF) (mesaj) 22:45, 3 Ocak 2018 (UTC)

 20.56, 2 Mart 2018 (UTC)

 Birgit Müller (WMDE) 14.53, 7 Mayıs 2018 (UTC)

 CKoerner (WMF) (talk) 20.58, 12 Haziran 2018 (UTC)

 19.20, 10 Temmuz 2018 (UTC)

GrondinBot has created thousands of empty "daily" project pages and categories here, and apparently will continue to do so forever into the future, despite the fact that this wiki has almost no editing community left (and no admins), the bot was seemingly only explicitly approved to maintain interwiki links, and the users who were involved in the approval process have not edited this wiki for about 5–8 years. See n:fr:User talk:Grondin#Daily pages, where I challenged the bot's operator on the necessity and validity of this bot work and was completely unsuccessful (the discussion includes more links to evidence — although to understand all of it, it would help if you read French as well as Turkish [I read neither]). I believe the work this bot does is no longer needed on this wiki and that the vast majority of pages it has created here should be deleted. Opinions? (Sorry for the English; can someone translate this into Turkish?) - dcljr (mesaj) 07.52, 17 Temmuz 2018 (UTC) (edited on 2018-07-31 to fix links)

(Lütfen kendi dilinize çevirmeye yardım edin.)

Çeviri: --TmѰ e12  ✉ 15.33, 27 Ağustos 2018 (UTC)

 13.33, 6 Eylül 2018 (UTC)

 13.33, 6 Eylül 2018 (UTC)
Çeviri: --ToprakM  ✉ 19.31, 6 Eylül 2018 (UTC)

 14.17, 2 Kasım 2018 (UTC)

 14.17, 2 Kasım 2018 (UTC)
Çeviri: --ToprakM  ✉ 19.50, 2 Kasım 2018 (UTC)

 CKoerner (WMF) (talk) 19.35, 13 Kasım 2018 (UTC)

 Johanna Strodt (WMDE) (talk) 11.03, 26 Kasım 2018 (UTC)

 CKoerner (WMF) (talk) 20.03, 6 Aralık 2018 (UTC)

--MediaWiki message delivery (mesaj) 10.13, 27 Aralık 2018 (UTC)

 Johanna Strodt (WMDE) 09.41, 14 Ocak 2019 (UTC)

18.55, 16 Ocak 2019 (UTC)

 Trizek (WMF) 15.01, 21 Şubat 2019 (UTC)

 10.56, 8 Nisan 2019 (UTC)

Lütfen kendi dilinize çevirmeye yardım edin.

 18.32, 23 Temmuz 2019 (UTC)

Hello all, 
Last month, the Wikimedia Foundation's Trust & Safety team announced a future consultation about partial and/or temporary office actions. We want to let you know that the draft version of this consultation has now been posted on Meta. 
This is a draft. It is not intended to be the consultation itself, which will be posted on Meta likely in early September. Please do not treat this draft as a consultation. Instead, we ask your assistance in forming the final language for the consultation.
For that end, we would like your input over the next couple of weeks about what questions the consultation should ask about partial and temporary Foundation office action bans and how it should be formatted. Please post it on the draft talk page. Our goal is to provide space for the community to discuss all the aspects of these office actions that need to be discussed, and we want to ensure with your feedback that the consultation is presented in the best way to encourage frank and constructive conversation.
Please visit the consultation draft on Meta-wiki and leave your comments on the draft’s talk page about what the consultation should look like and what questions it should ask. 
Thank you for your input! -- The Trust & Safety team 08.03, 16 Ağustos 2019 (UTC)

 14.18, 21 Ağustos 2019 (UTC)

-- Kbrown (WMF) 17.14, 30 Eylül 2019 (UTC)

 07.14, 16 Ekim 2019 (UTC)

 11.13, 29 Ekim 2019 (UTC)

IFried (WMF) 19.30, 4 Kasım 2019 (UTC)

Hello Folks,
Wiki Loves Love is back again in 2020 iteration as Wiki Loves Folklore from 1 February, 2020 - 29 February, 2020. Join us to celebrate the local cultural heritage of your region with the theme of folklore in the international photography contest at Wikimedia Commons. Images, videos and audios representing different forms of folk cultures and new forms of heritage that haven’t otherwise been documented so far are welcome submissions in Wiki Loves Folklore. Learn more about the contest at Meta-Wiki and Commons.
Kind regards,
Wiki Loves Folklore International Team
— Tulsi Bhagat (contribs | talk)
sent using MediaWiki message delivery (mesaj) 06.15, 18 Ocak 2020 (UTC)

Vikihaber uzun süredir hiçbir değişiklik yapılmadı(gülük resimde bile) eğer editörler çevrimdışı kalıcaksa yada siteye yeterli sayıda editörü yoksa lütfen yeni editör alımları başlasın — Bu imzasız yazı Duhan042 (mesaj•katkılar) tarafından eklenmiştir. 

Hello
The Wikimedia Foundation’s Community Development team is seeking to learn more about the way volunteers learn and develop into the many different roles that exist in the movement. Our goal is to build a movement informed framework that provides shared clarity and outlines accessible pathways on how to grow and develop skills within the movement. To this end, we are looking to speak with you, our community to learn about your journey as a Wikimedia volunteer. Whether you joined yesterday or have been here from the very start, we want to hear about the many ways volunteers join and contribute to our movement.
To learn more about the project, please visit the Meta page. If you are interested in participating in the project, please complete this simple Google form. Although we may not be able to speak to everyone who expresses interest, we encourage you to complete this short form if you are interested in participating!
-- LMiranda (WMF) (talk) 19.01, 22 Ocak 2020 (UTC)

Sorry, for writing this text in English. If you could help to translate it, it would be appreciated. 
You might know the new interface for edit conflicts (currently a beta feature). Now, Wikimedia Germany is designing an additional interface to solve edit conflicts on talk pages. This interface is shown to you when you write on a discussion page and another person writes a discussion post in the same line and saves it before you do. With this additional editing conflict interface you can adjust the order of the comments and edit your comment.  We are inviting everyone to have a look at the planned feature. Let us know what you think on our central feedback page! -- For the Technical Wishes Team: Max Klemm (WMDE) 14.15, 26 Şubat 2020 (UTC)

Taslak seviyesinde 8-9 adet haber makalesi oluşturdum. Ardından vandalizm şüphesi ile otomatik engele takıldım ve yeni haber metinleri giremiyorum. Vikihaber'in ölü bir proje olduğunu biliyorum ancak ilgilenecek bir yetkili varsa bu engele takılmamı engelleyebilirse sevinirim. --ErenPasciaBulbul (mesaj) 12.31, 3 Nisan 2020 (UTC)

Madde girememe sebebim haber kaynağı olarak gösterdiğim sputnik site linklerinin engellenmesiymiş. --ErenPasciaBulbul (mesaj) 13.30, 7 Nisan 2020 (UTC)

 19.28, 8 Nisan 2020 (UTC)

Merhaba. Türkçe Vikihaber'in kapatılması konusunda şurada dile getirilen görüşleri temel alarak burada da görüş birliğine varmamız ve meta yoluyla bir başvuru yapmamız gerekmekte. Topluluğun bilgisine sunulur. --Superyetkin (mesaj) 13.29, 31 Mayıs 2020 (UTC)

Atıl kaldığı için kapatılması gerektiğini düşünüyorum. LuCKY (mesaj) 14.47, 31 Mayıs 2020 (UTC)
Türkçe Vikihaber ne yazık ki çok aktif olmayan bir proje. Açılan haberlerin çoğu vandalizm, reklam vb. nedenlerle silinmektedir. Geriye de kurallara göre çok az bilgi girilmektedir. Aktif bir hizmetli de yok. Kahyalar ve küresel hizmetliler de burayla ilgilenmek için pek vakit ayıramıyor. Şimdilik kapatılmasında yarar görüyorum. Sonuçta ileride elle tutulur bir topluluk olursa uykuya alınacak bu projenin tekrar açılma şansı da bulunmakta. Uğurkent (mesaj) 15.55, 6 Haziran 2020 (UTC)
Atıl kalmış bir proje. Kapatılmasında bir beis görmüyor ve destekliyorum. Chansey (mesaj) 16.09, 6 Haziran 2020 (UTC)
Sürekli aktif tutulması gereken bir proje olmasına rağmen şu şartlarda aktif tutulması mümkün gözükmediği için kapatılmasını destekliyorum.--evrifaessamesaj 16.14, 6 Haziran 2020 (UTC)
Kapatılsın. — Hedda Gabler (mesaj) 17.34, 6 Haziran 2020 (UTC)
Öneriyi sunan kullanıcı olarak kapatılsın.--Nanahuatl (mesaj) 19.01, 6 Haziran 2020 (UTC)
Geliştirilmeyen ve son kullanıcının ilgisini çekmeyen bir proje i

Nazik olmak Vikihaber'de bir kuraldır. Nezaketsizlik ise kin, saygısızlık, çatışma ve gerginlik yaratan davranış olarak tanımlanır. Nezaket kuralları insanların birbirine kibar ve incelikli davranmasını zorunlu kılar.
Vikihaber topluluğu tecrübeler sonucu gayriresmî prensipler oluşturmuştur. Bunlardan hiyerarşik olarak en başta gelen tarafsız bakış açısıdır. İkincisi de başkalarına belli ölçülerde nezaketle yaklaşılmasıdır. Nezaket göstermek resmî olmayan bir kural olmasına rağmen, uygulayabileceğimiz tek terimdir. Uygun ve uygunsuz sayılan davranışlar arasında ayrım yapmamızı sağlayan tek makul yoldur. İnsanların birbirlerini sevmelerini, söz dinlemelerini veya saygı duymalarını bekleyemeyiz. Ama herkesten her zaman nezaket bekleme hakkına sahibiz.

Vikihaber, bir bütün olarak diğer katkıda bulunan insanlara özellikle saygılıdır. Herhangi bir nezaketsizlik, Vikihaber'de topluluk deneyiminin kalitesini doğrudan etkiler. Topluluk incitildiği anda maddelerin kalitesi de bu nedenle etkilenir. Bir nezaketsizlik ortamı yaratıldığı anda, olaylar diğer vikihabercilere ve maddelere de sıçrayabilir.

Nezaketsiz ortama yol açan ufak örnekler:

Kabalık ve terbiyesizlik,
Madde değiştirilirken yargı belirterek eklenen yorumlar ("dağınık harf hataları düzeltildi", "saçma sapan yorumlar çıkartıldı"),
Katkıda bulunanları, uyguladıkları dil kuralları veya sözcük seçimleri nedeniyle küçümsemek,
İnsanları terbiyesizlik veya ahlaksızlıkla suçlamak.
Diğer kullanıcıların katkılarını küçümseyici yaklaşımlar sergilemek.
Daha ciddi örneklerden bazıları:

kişisel saldırılar
Irkçılık
Etnik veya dinsel ayrımcılık içeren iftiralar
Diğer vikihabercilere yöneltilen küfürler
Yalancılık
Kullanıcı sayfalarını kirletmek
Kullanıcının erişimini engellemeyi önermek
Yorumu şu şekilde başlatmak: "Bunu kişisel bir konuya çevirmek istemezdim, ama..."
Yeni bir madde başlattığınız esnada başka bir kullanıcının size "Böyle anlamsız bir madde yazacaksan, ilk önce harf hatalarına bir göz atabilir misin?" dediği anda nezaketsizlik başlamış olur. 
"Sen kendi işine bak" diye yanıt verirseniz ortam daha da gerginleşir.
Vikihaberciler arasında yaşanan bu tür etkileşimler bazı kullanıcıları uzaklaştırır, diğerlerini de daha önemli konulardan alıkoyabilir. Dolayısıyla bütün topluluğu doğrudan zayıflatır.

Madde birden fazla kişi tarafından değiştirildiği zaman, farklı fikir ve düşüncelerin ortaya çıktığı zaman, veya yetki paylaşırken çatışma olduğu zaman
Topluluklar büyüdüğü zaman. Her katkıda bulunan insan birbirini tanımaz, ve başka birisinin projeye olan önemini algılayamaz - bu nedenle (zaten halihazırda mevcut olmayan) ilişkileri korumaya çalışmaz. Küçük topluluklara nazaran vikihabercilerin itibarına veya ününe önem verilmez.
Bazen projeye nezaketsiz kullanıcılar katılabilir.
Çoğu zaman tartışma anında veya tartışmanın uzadığı durumlarda, hakaret içeren sözler sarfedilebilir. Hatalı bir şekilde, tartışmayı sona erdirmek için hakaret edilebilir. Hakaret eden şahsın yaptığı davranıştan dolayı sonradan pişman olmasına sıkça rastlanır. Bu da rahatsızlık veren sözleri ortadan kaldırmak için iyi bir sebeptir.
Bazı durumlarda, suçlu şahıs bilerek kötü davranışta bulunur. Bunu, karşısındakinin dikkatini konudan çevirmek veya onu konudan ve hatta projeden uzaklaştırmak için yapabilir. Hatta karşısındaki kişiyi nezaketsizliğe sürükleyip kullanıcının engelliler listesine eklenmesini sağlamak için de bu davranışları sergileyebilir. Bu tip durumlarda, suçlu şahsın pişmanlık duyması veya özür dilemesi ihtimali pek yüksek değildir.
Bir ek not olarak da bilinmelidir ki, bazı editörler (maddeyi değiştiren kişiler) kendileri böyle bir davranışta bulunmasalar bile, insanları kasten nezaketsizliğe itebilirler.

İnsanları mutsuz yapar, sonuçta vazgeçirtebilir veya uzaklaştırabilir.
İnsanları öfkelendirir, ve sonuçta yapıcı olmayan veya nezaketsiz yorumlar sergilenebilir.
İnsanlar güvenini kaybeder, ve sonuçta tartışmalara çözüm getirmek zorlaşır.

Madde değişiminde veya kişiler arasında ortaya çıkan tartışmaları önleyiniz (madde değişiminde kısıtlamalar proje tarafından konulur - esasında topluluğun verdiği bir karardır).
Çirkin davranışlar sergileme ihtimali olan kişilerin Vikihaber'e erişimini engelleyiniz (açıklığı azaltmak).
Editörlerin sakinleşmesini ve toparlanmasını sağlamak için, ve çatışmanın daha büyük boyutlara ulaşmaması için yanıtlar arasında geciktirme uygulayınız (maddeyi korumak veya tartışma esnasında geçici bir süre için editörlerin erişimini engellemek).
Olumlu geri yanıtlar kullanınız (nezaketsizliğe aynı biçimde nezaketsizce yanıt vermeyenleri kutlayınız).
Olumsuz geri yanıtlar kullanınız (tartışma konusu olan editörün Vikihaber'i terketmesini öneriniz ve gitmesine izin veriniz - editör hatalı olsa da, olmasa da).
Toplu olarak baskı uygulayınız (kaba veya nezaketsiz davranış sergilenen her seferde yorumunuzu belirtiniz).
Suçlu şahıs ve diğer editörler arasında geçen çatışmanın kaynağını bulunuz - veya uzlaşma sağlayınız.
Nezaketsiz davranışları tetikleyen maddeleri bazı şahısların değiştirmesini engelleyiniz.
Yeni bir kural yaratıp uygulayınız - bazı kelimeler içeren ve bu kelimeleri belirli sayıda kullanan editörleri geçici bir süre engellenenler listesine taşıyınız.
Editörlerin sorumluluk kabul etmeleri için kayıt olup kullanıcı adına sahip olmalarını öneriniz (ama bu genelde Vikihaber'e uygun bir çözüm yolu olarak görülmüyor).
Suçlu şahsın e-maillerini tarayınız, veya bazı sözler içeren mailleri tarayıp Vikihaber mail listelerine gönderilmelerini engelleyiniz.
Nezaketsizliğin ve kabalığın böyle bir projede kaçınılmaz bir yan etkisi olduğuna karar veriniz, ve varlığını kabul ediniz.

Her nezaketsiz yorumu, yapıcı ve sakinleştirici bir yorumla dengeleyiniz.
Çirkin yorumlara karşılık vermeyiniz. Onları unutunuz. Yazanı da affediniz. Çatışmayı daha fazla sürdürmeyiniz. (bireysel bir yaklaşım)
Madde değişikliklerini geriye çevirirken özetlerde bulunan kötü yorumları maskeyle (&bot=1) gizleyiniz.
Nezaketsizliğin ve kabalığın böyle bir projede kaçınılmaz bir yan etkisi olduğuna karar veriniz, ve varlığını kabul ediniz.

Olay çıkartan yorumları siliniz veya bu sözleri daha yumuşak bir şekilde yazıp tartışma sayfasına ekleyiniz (bu çözüm tartışmalara yol açabilir, çünkü başkalarının sözlerini saptırmaya yakın bir davranıştır).
Tartışma sayfalarında olay çıkartan yorumları siliniz (sayfanın geçmişinde halen göründükleri için ihtiyaç olduğunda kolayca bulunabilir).
Maddeyi geçmişteki haline değiştirirken &bot=1 ile maskeleyiniz. Son değişikliklere bakıldığında suçlu kullanıcının yaptığı değişiklikler gizli kalır (teknik bilgi gerektirir).
Yapılan değişikliği tamamen ve kalıcı biçimde siliniz (teknik bilgi gerektirir).
Mail listelerinde yapılan uygunsuz yorumları tamamen ve kalıcı biçimde siliniz (teknik bilgi gerektirir).
Yapılan değişiklikleri özetleyen yorumları daha kibar sözlerle değiştiriniz (teknik bilgi gerektirir).

Taraflardan biri hazır olmasa bile kişiler bazen anlaşmak için çaba sarfedebilirler. Örneğin, sorun madde içeriğinde bir noktaya ait ise, ve taraflar arasında halen hakaretli sözler söyleniliyorsa, tatsızlığı gidermek zorlaşır. Bu hakaretli sözlere son vermek en iyi başlangıçtır. Dolayısıyla taraflar arasında denge sağlanır ve açıklık ortaya çıkar.

Bazı editörler kendilerine söylenen kötü sözlerden bazen fazlaca etkilenebilir, ve çatışmanın asıl kaynağına odaklanamayabilirler. Yardımcı bir yaklayış sergilemek amacıyla onlara bu sözlerin hangi sebeplerden dolayı sarfedildiğini, nezaketsiz davranışların yanlış olduğunu ama yapılan yorumların arasında geçerli sayılacak nedenlerin de olduğunu anlatmak daha uygundur.
Kırılan şahıs, bu sözlerin sözcüğü sözcüğüne kullanılmadığını anlayıp, söylenilenleri unutabilir ve yorum yapan kişiyi de affedebilir.

Arabuluculuk sürecinin sonunda, arabulucu şahıs tartışan kişilere madde ve tartışma sayfalarında yer alan uygunsuz cümleleri silmelerini önerebilir. Editörler tartışma veya saldırı amacıyla yaratılmış maddeleri tamamen silmeye karar verebililer. 
Benzer şekilde, münakaşa edenler birbirlerinden özür dilemeye karar verebilirler.

Arabuluculuk çoğu zaman tarafların birbirine söyledikleri sözler yüzünden kırıldığı zaman ortaya çıkar. Özür dilemek, sorunu bir çözüme kavuşturmak veya taraflar arasında anlaşma sağlamak değildir. Daha da doğrusu özür, taraflar arasında geçen bir merasimdir ve barışı sağlamak için söylenen sözlerdir. 
Bazı kişiler nezaketsiz davranışlara maruz kaldıkları için karşı taraftan özür bekleyebilirler. Bu nedenle aradaki uzlaşmayı sağlamak için samimi bir şekilde özür dilemek gereklidir. Söylenen özür affedilmeyi dilemenin bir yönergesidir.

İngilizce Vikihaber Civility politikası

Vikipedi:Nezaket sayfasından derlenmiştir.

Bu sayfa Vikihaber'de gerçekleşen oylamaların kurallarını belirlemektedir. Aynı zamanda güncel ve sürmekte olan oylamaların bir listesi ile birlikte, geçmiş oylamaların arşivlerine de buradan ulaşabilirsiniz. 

Oylamalar Vikihaber'in bir parçası olmakla birlikte gerekmedikçe kullanılması tavsiye edilmez. Bir oylama başlatmadan önce konunun yeterince uzun bir süre ve iyi bir katılımla tartışıldığından emin olun. Eğer bir uzlaşma sağlanamıyorsa oylama yapmak düşünülebilir. Unutmayın, Vikihaber bir çoğunluk demokrasisi değildir. Vikihaber ilke ve kurallarına aykırı hiçbir karar oylama ile alınamaz. 
Tartışmalar oylama olarak algılanmamalı, daha ziyade bir konsensus oluşturmak amacıyla yapılan fikir alışverişi olarak görülmelidir. Tüm süreksiz oylamalardan önce yapılması gereken bu tartışmalar aslında oylamalara tercih edilmektedir. Açıkça bir konsensus oluştuğunu düşünüyorsanız oylamaya gitmeyiniz. Tüm Vikihabercilerin Vikihaber ile ilgili kararların alınmasındaki en önemli aşama olan bu tartışmalarda görüş belirtmesi tavsiye edilmekte ve desteklenmektedir. 
Vikihaber'de sürekli olarak yapılan oylamaları ve bunların nasıl açılacağı hakkındaki bilgilere aşağıda bulunan Sürekli oylamalar başlığından ulaşabilirsiniz. 
Özel bir konu hakkında oylama başlatmak istiyorsanız, Vikihaber:Oylamalar/Oylama adı şeklinde bir madde açınız. Oylamanın adının açıklayıcı ve konu ile ilgili olmasına özen gösteriniz. 
Oylama sayfasının içinde oylamanın ne hakkında olduğunu, oylama gerekçesini ve oylamaya sunulan kararı kısa ve açık bir şekilde belirtiniz. Oylamadan önce yapılan ilgili tartışmalara bağlantı(lar) veriniz. Başlangıç ve bitiş tarihini giriniz. Genel bir uygulama olarak, oylama süresi aksi belirtilmedikçe 1 haftadır. 

Vikihaber'de birden fazla oylama türüne ihtiyaç olabilir. Farklı durumlar için aşağıdaki kuralların yalnız bir kısmı kullanılabilir, ya da eklentiler yapılabilir. Ancak, bir oylamanın türü ve kuralları oylama başlamadan önce belirlenmelidir. 
Bir oylama, geçerli sayılabilmesi için, şu şartları sağlamalıdır:

Oylamaya başlamadan önce, oylanacak konu tartışılmalıdır.
Oylamanın süresi belirlenmelidir.
Oylamanın geçerliliği için kullanılması gereken minimum bir oy sayısı var ise belirtilmelidir.
Bir karara varılabilmesi için gerekli minimum geçerli oy yüzdesi belirtilmelidir.
Daha önce oylanmış bir konu eğer tekrar oya açılırsa ve yeni oylama eskisinden değişik bir kararla sonuçlanırsa; yeni oylamanın geçerli sayılabilmesi için, yeni oylamadaki geçerli oy sayısı eski oylamaya eşit ya da daha fazla olmalıdır.
Vikihaber ilkelerine aykırı hiçbir kural oylama ile dahi alınamaz.

Yalnızca oy kullanma hakkı bulunan kullanıcıların oyları sayıma dahil edilecek ve "geçerli oy" statüsünde işlem görecektir. Bununla beraber herkes görüş belirtme hakkına sahiptir. Bu kullanıcılar görüş belirtirken kendilerine ayrılmış olan "görüşler" benzeri bir bölümü kullanmalıdır.

Yalnızca bir kullanıcı hesabı olanlar oy kullanabilir.
Bir kişinin birden fazla kullanıcı hesabı olsa bile, o kişi ancak bir tek oy kullanabilir. Bu kuralın çiğnenmesi durumunda, kuralı çiğneyen kullanıcının bütün oyları iptal edilir.
Oy verebilme/kullanabilme ön yeterliliği için oy verebilecek durumda olan üye kullanıcının oylama açılma/başlangıç tarihi itibariyle tüm Wikimedia Vakfi projelerinde toplamda 100'den fazla değişiklik yapmış olması gerekmektedir. (esas alınacak olan şu sayaçtaki sayıdır)
Eğer bir kullanıcının, eylemlerinden dolayı Vikihaber'de değişiklik yapması yasaklanmışsa; o kullanıcı oy kullanamaz.

Sürmekte olan oylamaların bu bölüme eklenmesi, oylamaların kolay takibi açısından önem taşımaktadır. Karar alınan konu ile ilgili Vikihabercilerin oylamadan haberdar olması bu sayede kolaylaşacaktır.

Burada Vikihaber'de sürekli yapılmakta olan oylamalar listelenmektedir.

Hizmetli başvuruları

Aşağıda Vikihaber'de özel bir konu hakkında açılmış, bir seferlik yapılan oylamalar listelenmiştir. Açtığınız oylamaları lütfen bu listeye ekleyin. Kapanan oylamaları birkaç gün bekledikten sonra listeden çıkarın ve arşive ekleyin. 

Oylama arşivinde Vikihaber'de yapılmış ve kapanmış süreksiz oylamalar listelenmektedir. Lütfen kapanan oylamaları bu listeye ekleyin. 

Vikihaber:Tartış, oylama yapma

Vikipedi:Oylamalar sayfasından derlenmiştir.

Silme kriterleri hızlı silme politikası ile kapsanmayan diğer genel silme işlemlerini kapsamaktadır ve sıkı kuralları vardır.
Vikihaber'i kullanan herhangi biri bir haberin silinmesini koşulları Vikihaber:Silme istekleri sayfasında belirtilen biçimde isteyebilir ki burada kullanıcılar olumlu ve olumsuz fikirlerini belirtebilmektedirler. Unutulmamalıdır ki Vikihaber sayfalarını silme yetkisi sadece hizmetlilerdedir.
Silinecek sayfanın aşağıda sıralanmış olan kriterlere uyması gerekmektedir ve topluluğunda çoğunlukla bu doğrultuda bir karar belirtmiş olması gerekmektedir. Eğer aşağıda sıralanmış olan kriterlerden herhangi birinin adil olmadığını düşünüyorsanız tartışma sayfasında bunu belirterek ilgili kriterin iyileştirilmesi ya da tartışılması yönündeki fikrinizi belirtebilirsiniz.
Silinmiş sayfalar hizmetliler tarafından geri getirilebilmektedirler, ancak bunu yapabilmeleri için geri getirme politikasındaki şartların sağlanmış olması gerekmektedir.

Silme seçeneğini son tercih olarak kullanınız. Bir haberi silinmesi için önermeden önce şunları değerlendirin: Haberi silmek yerine politikalar uygun olarak düzeltebilir miyiz? Haberin gerekten silinmesi gerekiyor mu, yoksa biraz kolaycı davranıp en kolay yolu mu seçiyorsuuz?
Silmektense yapılabilecek diğer tüm alternatifleri denediniz mi? Örneğin:

Haber içindeki tespit ettiğiniz sorunlu kısımları uygun içerik sorunları şablonlarıyla işaretlediniz mi?
Haberi kullanıcının kendi sayfasına taşıdınız mı? (Eğer kişiye özel ise)
İkinci bir kez düşündünüz mü?
Haberi yeniden yazmayı denediniz mi?
Silinmesini aslında maddeyi düzeltmek için zamanınızın olmamasından dolayı mı istiyorsunuz?
Viki olmanın en kolay yolu, herkesin kolayca bir haberi açıp yazabilmesi ve düzenleyebilmesidir, dolayısıyla silmek yerine uygulanması gereken en doğru çözüm haberin düzeltilerek yeniden yazılmasıdır. Eğer sizin bunu yapabilmek için zamanınız yoksa bu bir başkasının da da olmadığı anlamına gelmez. Haberin silinmesini önermeden önce, düzeltilmesi gerektiğini düşündüğünüz bir durum varsa ve sizin zamanınız buna uygun değilse konuyu bu düzeltmeyi yapabilecek bir başka kullanıcıya iletin.
Haberin silinmemesi için tüm koşulları zorladınız mı yoksa sadece silmenin daha iyi bir yol olduğunu mu düşünüyorsunuz? Bu haberi yazan kişi buna epey bir zaman harcamış olabilir ve tabiki emeklerinin boşa gitmesini istemeyecektir. Dolayısıyla bir haberi silinmesi için işaretlediğinizde buna karşı bir tepki alabileceğinizi de unutmayınız.

Sayfa gerçekten Silme istekleri sayfasına ait mi? Aşağıda sıralanmış tipteki sorunları düzeltmek için öncelekle neler yapabileceğinizi öğrenmek için aşağıdaki tabloyu okuyunuz.

Aşağıda Vikihaber topluluğu tarafından kabul edilebilir bazı silinme örneklerini bulabilirsiniz. Ancak aşağıdaki her bir durum Vikihaber:Silme istekleri'ne göre hala tartışmayı gerektirmektedir. Aşağıdaki liste, aynı zamanda, her bir durum için yapılabilecek değişik önlemleri de vermektedir.

Bu politikanın çevrildiği ilgili İngilizce Vikihaber politikası
Vikipedi:Silme politikası

Tüm haberlerin tarafsız bakış açısına sahip olması zorunluluğu Vikihaber'in politikasıdır. Wikimedia Vakfının kurucusu Jimbo Wales'e göre bu durum, "tartışmaya kapalı ve mutlaktır".

Tarafsız bakış açısı politikası, kişinin haberleri önyargısız ve tüm bakış açılarını tarafsızca yansıtarak yazması gerektiğini açıklar.
Tarafsız bakış açısı, bir haberin, o haberin tüm taraflarını tarafsızca belirtmesi ve açıkça ya da gizliden herhangi bir tarafın haklı olduğunu ima etmemesi anlamına gelmektedir. (Of course, there are limits to which points of view are worth mentioning, and this can be an area of conflict.)
It is crucial that Vikihaberciler work together to make articles unbiased. This comprises one of the great merits of Wikinews.

Vikihaber'de, "önyargısız" ve "tarafsız bakış açısı" terimleri açık bir yolla belirtilir:

Önyargısız haberler, tartışmalardaki herhangi bir tarafın avukatlığını yapmaz, tartışmaları tarafsızca açıklar. Tüm haberler insanlar tarafından düzenlendiği ve insanların da doğasında önyargı olduğundan dolayı bu zor bir iştir.

Tarafsız bakış açısı, fikirleri ve olguları destekçilerinin de karşı olanların da kabul edebileceği şekilde sunmayı hedefliyor. Tabiki, herkesin 100% kabul etmesi mümkün olmaz; çünkü dünyada kendi bakış açılarıyla ifade edenlerin dışında hiç bir sunumu kabul etmeyen ideologlar da var. Bizim aradığımız yazım biçimi, bazı noktalarda farklı görüşlere sahip olabilen esasen akılcı insanlar için kabul edilebilir bir yazı biçimidir. -- Jimbo Wales, Vikimedya kurucusu
The neutral point of view attempts to present ideas and facts in such a fashion that both supporters and opponents can agree. Of course, 100% agreement is not possible; there are ideologues in the world who will not concede to any presentation other than a forceful statement of their own point of view. We can only seek a type of writing that is agreeable to essentially rational people who may differ on particular points. -- Jimbo Wales, Wikimedia founder.

Vikihaber, olaylar hakkındaki olguları sunan genel bir haber kaynağıdır. Ancak bizler bazen bazı konularda anlaşmazlığa düşebiliriz. Birbiriyle yarışan tarafların olduğu bir konuda, her taraf neyin doğru olduğuyla ilgili kendi teorisini sunar ve bu tarafın yandaşları diğer görüşlerin "yanlış" olduğunu düşünür. Neyin doğru olduğuyla ilgili anlaşmazlığın olduğu bir yerde neyin bilgiyi teşkil ettiği konusunda da anlaşmazlık vardır.
Where there is disagreement about what is true, there's disagreement about what constitutes knowledge. Wikinews works because it's a collaborative effort; but, whilst collaborating, how can we solve the problem of endless "düzenleme savaşları" in which one person asserts that p, whereupon the next person changes the text so that it asserts that not-p?
A solution is that we accept, for purposes of working on Wikinews, that "human knowledge" includes all different significant theories on all different topics.
We could sum up facts (in this sense) in a biased way: we'd state a series of theories about topic T, and then claim that the truth about T is such-and-such. But again, consider that Wikinews is an international, collaborative project. Nearly every view on every subject will be found among our authors and readers. To write from a neutral point of view, one presents controversial views without asserting them; to do that, it generally suffices to present competing views in a way that is more or less acceptable to their adherents, and also to attribute the views to their adherents.
There is further reason to commit ourselves to this policy. Namely, when it is clear to readers that we do not expect them to adopt any particular opinion, this leaves them free to make up their minds for themselves, and thus to encourage in them intellectual independence. Totalitarian governments and dogmatic institutions everywhere might find reason to be opposed to Wikinews, if we succeed in adhering to our non-bias policy: the presentation of many competing theories on a wide variety of subjects suggests that we, the creators of Wikinews, trust readers' competence to form their own opinions themselves. Texts that present multiple viewpoints fairly, without demanding that the reader accept any one of them, are liberating. Neutrality subverts dogmatism, and nearly everyone working on Wikinews can agree this is a good thing.

What we mean isn't obvious, and is easily misunderstood.
There are many other possible valid understandings of what "unbiased," "neutral," etc. mean. The notion of "unbiased writing" that informs Wikinews's policy is "presenting conflicting views without asserting them." This needs further clarification:
First, and most importantly, consider what it means to say that unbiased writing presents conflicting views without asserting them. Unbiased writing does not present only the most popular view; it does not assert the most popular view as being correct after presenting all views; it does not assert that some sort of intermediate view among the different views is the correct one. Presenting all points of view says, more or less, that p-ists believe that p, and q-ists believe that q, and that's where the debate stands at present. 
A point here bears elaboration. We said that the neutral point of view is not, contrary to the seeming implication of the phrase, some actual point of view that is "neutral," or "intermediate," among the different positions - a particular understanding of what "neutral point of view" means. The prevailing Wikinews understanding is that the neutral point of view is not a point of view at all; according to our understanding, when one writes neutrally, one is very careful not to state (or imply or insinuate or subtly massage the reader into believing) that any particular view at all is correct.
A further point bears elaboration as well. Writing objectively can be conceived as representing disputes, characterizing them, rather than engaging in them. One can think of unbiased writing as the fair analytical description of debates. 
Now an important qualification. Articles that compare views need not give minority views as much or as detailed a description as more popular views. We should not attempt to represent a dispute as if a view held by only a small minority of people deserved as much attention as a majority view. That may be misleading as to the shape of the dispute. If we are to represent the dispute fairly, we should present competing views in proportion to their representation among experts on the subject, or among the concerned parties. 
Bias per se need not be conscious. For example, beginners in a field often fail to realize that what sounds like common sense is actually biased in favour of one particular view. To take another example, writers can, without intent, propagate "geographical" bias, by for example describing a dispute as it is conducted in one country, without knowing that the dispute is framed differently elsewhere.
The policy of having a neutral point of view is not to hide different points of view, but to show the diversity of viewpoints. In case of controversy, the strong points and weak points will be shown according to each point of view, without taking a side. The neutral point of view is not a "separate but equal" policy. The facts, in themselves, are neutral, but the simple accumulation of them cannot be the neutral point of view. If only the favourable facts of a point of view are shown in an article, the article will still be non-neutral.

We sometimes give an alternative formulation of the non-bias policy: assert facts, including facts about opinions--but don't assert opinions themselves. By "fact," on the one hand, we mean "a piece of information about which there is no serious dispute." In this sense, that a survey produced a certain published result is a fact. That Mars is a planet is a fact. That Socrates was a philosopher is a fact. No one seriously disputes any of these things. So we can feel free to assert as many of them as we can. By "opinion," on the other hand, we mean "a piece of information about which there is some dispute." There's bound to be borderline cases where we're not sure if we should take a particular dispute seriously; but there are many propositions that very clearly express opinions. That the Beatles was the greatest band ever is an opinion. That the United States was wrong to drop the atomic bomb over Hiroshima and Nagasaki is an opinion.  
For determining whether something is fact or opinion in this sense, it does not matter what the actual truth of the matter is; there can at least in theory be "false facts" (things that everybody agrees upon, but which are, in fact, false).
Wikinews is devoted to stating facts and only facts. Where we might want to state opinions, we convert that opinion into a fact by attributing the opinion to someone. So, rather than asserting, "The Beatles was the greatest band", we can say, "Most Americans believe that the Beatles was the greatest band," which is a fact verifiable by survey results, or "The Beatles had many songs that made the Billboard Hot 100," which is also fact. In the first instance we assert an opinion; in the second and third instances we "convert" that opinion into fact by attributing it to someone. We realize that this does not ACTUALLY convert that opinion TO a fact, it just says it is a FACT that: "this person holds that opinion."
It's important to note this formulation is substantially different from the "some people believe..." formulation popular in political debates.  The reference requires an identifiable and subjectively quantifiable population.  
In presenting an opinion, moreover, it is important that we bear in mind that there are sometimes even disagreements about how opinions are best stated; sometimes, it will be necessary to qualify the description of an opinion or to present several formulations, simply to arrive at a solution that fairly represents all the leading views of the situation. 

Bu sayfa Vikihaber'e yapılan vandalizm konusuna değinmektedir. Genel anlamı için w:tr:vandalizm sayfasına bakabilirsiniz.
Vandalizm açıklaması için Vikipedi tanımına bakın. Bu tanım aynı zamanda bu proje için de geçerlidir.

Vandalizme rastladığınız yerlerde bir kaç çeşit eylemde bulunabilirsiniz:
Eğer bu maddede bir değişiklik ise vandalizmi geri alın.
Eğer vandalizm bir resim ise resme tıklayın ve sonra şunları yapın:
Eğer resim Commons'da ise "tanım sayfasını" tıklayarak commonsa gidin. Eğer resmi eski haline getirmek istiyorsanız Commons'a "Giriş yapmanız" gerekir. Eğer hesabınız yoksa yeni bir hesap alın. Sonra resmin "Resim geçmişi"(File history) sekmesine gelin. Ve "(rev)" linkine tıklayarak dosyayı eski versiyonuna döndürün. Daha sonra sayfayı yenileyerek değişikliği görebilirsiniz.
Eğer resim Vikihaber'de ise (bunu resmin aşağısında "Commons'dan" kutusunun olmaması ile anlarsınız.), vandal olan resimin üzerine "güvenli" bir resim yükleyin (sadece aynı dosya ismini kullanarak). Bu liste, yakın geçmişte yüklenmiş dosyaların listesini içerir, bu yararlı olabilir.
Eğer desteğe ihtiyacınız varsa, hizmetlilerden yardım alabilirsiniz, onlar aynı zamanda bloklama ve sayfa silme yetkisine sahiptir:
Bizim gerçek-zamanlı sohbet odamıza girin (bakınız VP:IRC), ve (hizmetli listesinde) bulunan adminleri arayın. Onların ismini yazın ya da !admin@trvikihaber yazın ve yollayın - bu onların dikkatini çekecektir. Eğer işe yaramazsa,
Vikihaber:Hizmetli eylem alarmları (VH:ALARM) sayfasına gidin, ve bir mesaj bırakın, cevap almanız biraz zaman alabilir.
Eğer büyük bir vandalizm varsa ve hiç admin yoksa #wikimedia ve #wikimedia-stewards IRC kanallarından son çare olarak yardım isteyin.

Troll zararlısı

Bu yazının hizmetlilik başvuruları sürecinden azami oranda fayda edinilmesi için bir rehber niteliği taşıması amaçlanmaktadır. İtaat edilmesi şart olan bir politika olması veya hizmetlilik başvurularında yorum yapacak her üyenin bu yazıyı bilmesi amaçlanmamaktadır.
Her hizmetlilik başvurusu ile ortaya konan soru şudur: "Bu kullanıcı hizmetlilik araçlarıyla güvenilebilir birisi olabilir mi?" Tanıdık olmayan bir adaya güvenilip güvenilemeyeceğine dair karara varmak sıklıkla zordur. 
Genellikle "hizmetliliğin büyük bir mesele olmadığı" söylenir zira bir hizmetlinin eylemleri diğer bir hizmetli tarafından kolaylıkla geri alınabilir.
Hizmetlilik başvuruları bir tür popülerlik yarışması veya potansiyel hizmetlileri keyfi kriterlere sahip olmaları konusunda zorlamaya yönelik bir şey değildir. Potansiyel bir hizmetlinin tartışmalı meselelerde doğru görüşe sahip olup olmadığına hükmedilecek bir şey değildir - fakat bu adayın ilgili durumlarda güncel politikaları tutarlı bir şekilde uygulayıp uygulamayacağına karar vermekten farklıdır.
Yorumda bulunurken örnekler vermek özellikle faydalıdır. Bunu yapmanın en iyi yolu da yorumda bulunduğunuz belirli davranışı aşikâr kılan bir sayfaya veya değişiklik karşılaştırmasına bağlantı vermektir.

Bir hizmetlilik başvurusunda karşı yorumlar genellikle destekleyen yorumlardan daha çok incelenir. Özellikle bu karşı yorumlar açık seçik yazılır, örnekler verilir ve bu örneklerden yararlanarak aday olan kullanıcının niye hizmetlilikle gelen fazladan üç fonksiyonu kullanmasına güvenilmediği açıklanırsa çok yararlı olurlar.
Ancak eleştirilerin yapıcı ve nazik olması beklenir. Eleştiriler kullanıcıya hangi davranışlarını değiştirdikleri taktirde bu güveni kazanacakları yolunda bir fikir vermelidir. Eğer bu değişiklik kolayca ve çabuk bir şekilde yapılabilecek türdense bunu hizmetlilik başvurusu sayfasında yorum olarak yazmadan önce aday kullanıcının mesaj sayfasına yazmayı düşünün.
Eğer bir hizmetlilik başvurusuna karşı çıkıyorsanız gerekçeniz sorulabilir. Eğer mümkünse lütfen karşı yöndeki yorumunuz hakkında dile getirilenleri değerlendirin ve nazikçe ilk gösterdiğiniz gerekçenin hâlâ arkasında durup durmadığınızı belirtin.

Eğer destek çıkan ya da karşı gelen yorum aday kullanıcının belirli bir konuya karşı olan desteği ya da karşı gelmesi ise bu durumun neden kullanıcının hizmetlilik işlevlerini kullanmasını etkileyebileceğinin yorum içinde verilmesi çok yararlı olacaktır.
Bir kullanıcı herhangi bir konuda çok keskin görüşlere sahip olabilir ancak aynı zamanda bu görüşlerini ilerletmek için Vikihaber'in hizmetlilik fonksiyonlarını kullanmayacağına dair güven duyulan bir kullanıcı da olabilir. Örneğin  görüşleri "kapsamacı" (Problemli maddeleri silmek yerine tutarak düzeltme görüşünü benimseyen Vikihaber kullanıcıları) ya da "silici" (Vikihaber'de maddelerin belirgin ve kesin kıstaslara uyması gerektiği görüşünü benimseyen Vikihaber kullanıcıları) yönde olmasına rağmen, yalnızca çok belirgin ve tartışma gerektirmeyen durumlarda silme fonksiyonunu kullanabilir ve makul Vikihaber editörlerinin bu silmeleri onaylamaması çok düşük bir olasılıktır.
Burada değerlendirilmesi gereken soru kullanıcının kişisel görüşlerinden çok, bu kişisel görüşlerinin genel görüşbirliğine ve politikalara karşı çıkacak bir eyleme yol açmayacağı konusunda güvenilir olup olmadığıdır.

Eğer kullanıcının değiştiremeyeceği bir konu ise bunu dile getirmek hemen hemen hiçbir zaman yarar sağlamaz.

Eğer böyle bir yorum bırakmaya meyilliyseniz yalnızca kullanıcının Vikipedi'deki etkinliğine yönelik bir yorum bırakmayı bir düşünün.

Mümkün olduğu kadar çok güvenilir hizmetlinin olması Vikipedi'ye yarar sağlar. Hizmetlilik başvuruları bir kullanıcının hizmetlilik fonksiyonlarını güvenilir bir şekilde kullanıp kullanamayacağı ile ilgilidir, bu fonksiyonları en üst düzey performans ile kullanıp kullanamayacakları ile değil.
Her ne kadar hizmetlilerin etkin olarak bu fonksiyonları kullanması çok iyiyse de ayda birkaç kez bu fonksiyonları kullanan bir katılımcı da topluluğa yarar sağlamaktadır.
SAM gibi bazı süreçlerde çalışan bazı katılımcılar tüm hizmetlilerin bu süreçte deneyimli olduğunu düşünebilir. Halbuki bazı kullanıcılar Vikipedi'ye yalnızca sınırlı bazı alanlarda katkıda bulunurken, diğer alanlarda pek katkıda bulunmayabilirler. Bazı süreçlerde varolan hizmetlilerin bir kısmı pek katılımda da bulunmayabilir. Değişiklik yapmak ve katılımcılarla iletişime girmek dışında bir hizmetli adayının kesinlikle bilmesi gereken çok az süreç bulunmaktadır.

Diğer Vikihaber kullanıcılarına karşı yasal tehditlerde bulunmayınız. Bu medeni bir davranış olmadığı gibi, ciddi sorunlara da yol açabilir.
Vikihaberin tarafsız kalmasını sağlayan en önemli kavramlardan biri olan "sayfaların özgürce değiştirilmesi"ni engeller. Bu özgürlük olmadığı takdirde, tartışmalarda bir tarafın diğer tarafı sindirmesi riski doğar, maddelerde sistematik önyargı oluşabilir.
Vikihaber toplumu içinde güvensizlik ve kötü hisler yaratılır, karşılıklı iyiniyet kuralları içinde hız ve beceriyle çalışma imkânımız zedelenir.
Vikihaber geçmişte yasal tehditlerde bulunan kullanıcılar yüzünden kötü deneyimler edinmiştir. Yasal tehditler yaparak Vikihaberdeki imajınızı zedeleyebilirsiniz.
Bunun yerine, tartışmaları öncelikle tartışma yoluyla çözmeyi deneyiniz. Bu  yöntem çoğu zaman tartışmayı yasal yollara başvurmadan çözecektir. Eğer tartışma yöntemi sonuç vermezse, tartışmaya iyi niyetle çözüm getirmek için her yolu denemiş olmanın rahatlığıyla, hakkınızı yasal yollardan aramakta serbestsiniz.
Eğer yasal yollara başvurmayı gerekli buluyorsanız, konu yasal yollardan çözümlenene kadar değişiklik yapmanız engellenebilir. Genellikle yasal tehditlerde bulunan kullanıcılar tehdit geçerli olduğu müddetçe süresiz olarak engellenirler.
Yasal yollarda ilerleme kararı aldığınız taktirde, kullanıcı ile e-posta aracılığıyla özel olarak irtibata geçiniz. Tartışmayı Vikihaber portalında veya tartışma sayfalarında devam ettirmeyiniz; kullanıcıların diğer taraftan yana olma ihtimali vardır. Eğer sorununuz Vikihaber'i kapsıyorsa, Vikihaber'in ana kuruluşu Wikimedia Foundation ile irtibata geçiniz.

No legal threats (İngilizce Wikipedia)

Vikipedi:Yasal tehditler yasak sayfasından derlenmiştir.

Haber kaynaklarının önemli bir özelliği, haberlerin diğer haber ajansları tarafından bildirilmemiş detaylarına, röportajlara ve fotoğraflara kendilerinin ulaşabilmesidir. Bu, bize belli bir haber hakkında neyin yazılmaya değer olduğunu belirleme olanağı verir. Bu amaçla, özgün habercilik veya röportaj yapacak birtakım Vikihaberci vardır.

Bir özgün habere dahil ettiğiniz her ayrıntıyı doğrulayabilmeniz gereklidir. Bu nedenle, yeterli miktarda not almanız ve aldığınız notları söz konusu haberin tartışma sayfasına yerleştirmeniz gereklidir. Haberinize özgün haber şablonu olan {{Özgün haber}} kodunu ekleyin. Dahil edebileceğiniz her şeyi, mesela röportajları ve e-posta metinlerini habere dahil edin. Kaydettiğiniz ses dosyalarını ve çektiğiniz fotoğrafları Wikimedia Commons'a yükleyin. Notlarınızı uzunluk veya gizlilik gibi herhangi bir nedenden dolayı Vikihaber'de yayımlamak istemezseniz, bir hizmetliye e-postayla gönderebilirsiniz. Bu gibi bir durumda e-postayı alan kullanıcı, notları aldığını haberin tartışma sayfasında belirtmelidir. 
Not alırken kendi stenonuzu üretmeyi deneyebilirsiniz. Kelimesi kelimesine alıntı/söz olanları belirtin.
Haberin tartışma sayfasında kendinizi açıkça belirttiğinizden emin olun, bu diğer kullanıcılara kanıtı kimin sağlayabileceği konusunda faydalı olacaktır. Vikihaber, çalışmaların değerlendirildiği akademik bir yayın değildir; fakat güvenilir ve ciddi bir haber kaynağı olarak anılmak istemekteyiz. Bilinmeyen bir kaynaktan gelen kanıt, kanıt değildir.
Lütfen gerçekleri yanlış sunmayın. Ya da makaleyi, kaynaksız materyallerle batağa saplamayın. Sizin düzenlediğiniz kaynaksız materyaller aktarılmamalıdır.

Gazeteciler bazı Etik kuralları izlemelidir. Üçüncü kişi kaynaklar ile bağlantı kurarken sizin sunumunuz bazı bakış açılarıyla ilişkili olabilir.
Eğer bir kanıtı anlatmak istiyorsanız, ilk önce tarafınızı seçin; Bunu protesto edenlere katılabilirsiniz. Ya da tarafsız bir haberci olabilirsiniz. Eğer protesto etmek istiyorsanız, Vikihaber Basın Kartınızı evde bırakın.

İyi bir makale birden çok kaynak ile aktarılır. Ama tüm makaleler, perde arkasında birden çok kaynak ile ilişkilendirilmelidir. Makale konusunun size "belli bir işi başaran ilk Kanadalı", "kendi tarzında en geniş websitesini organize eden kişi" ya da "başbakan hakkındaki yorumları yüzünden işten kovuldu" demesi yeterli değildir. Sorumluluk bir haberci olarak sizin omuzlarınızdadır. Bu olguların doğru olup olmadığına emin olun.
Bizim makalelerimiz gündem yaratmaz. Çünkü etkilemek amaçlı değil, bilgi vermek amaçlıdırlar. Eğer A kişisi, B kişisinin hırsızlıktan tutuklandığını söylüyorsa, B kişine gidin ve hikâyeyinin diğer tarafını ondan etraflıca öğrenin. Hikayenin iki tarafını "bu daha inandırıcı" diye sorgulamayın, onlar hikâyenin sadece bir tarafını anlatıyor. Hikâyenin iki tarafını göstermek ise tarafsızlıktır. Bırakın okuyucu kendi düşüncelerini yaratsın.
Uygulamalar ülkeden ülkeye değişse de genelde konuştuğunuz kişiye adınızı bir haberci olarak vermeniz gerekir. Bunu bir resmiyet içinde yapmanız gerekmez, sadece konuya girin ve sorularınızı sorun.

"Merhaba, ben dün akşam dükkanınızın önünde yaşanan tutuklama olayını araştıran bir haberci olan Ömer Ali'yim. Size birkaç soru sorabilir miyim?

Tartışma sayfalarında mesajınızın sonuna mutlaka imza atınız.
(4 tane ~  karakteri yani ~~~~ yazmanız yeterlidir. Türkçe klavyelerde Alt Gr ve Ü harfi tuşlarına 4 kez birlikte basmakla elde edilir.)
Tartışma dışındaki, ansiklopedi maddesi ve benzeri sayfalarda asla imza kullanmayınız.

Vikihaber tartışma sayfalarında mesajlarınızın sonuna imza atmak iletişimin kolaylığı açısından önemli ve gereklidir. Bu imzalar sayesinde, okuyucu tartışmanın ne şekilde geliştiğini rahatça anlayabilecek ve belki de tartışmaya katılıp yardım edecektir. 
Tartışma dışındaki sayfalarda imza kullanılmaz. Çünkü buraya girilen bilgiler kişilere değil, tüm ansiklopediye aittir. Aktarılan yazıyı siz yazmış olsanız bile, bilgi; artık sizin değildir.

Süslü imza atmak için yapılması gerekenler.
"Tercihler"'e tıkladıktan sonra "Kullanıcı Bilgilerini" seçiniz.

Eğer "Ham imza" seçeneğini seçmezseniz. "İmzalarda gözükmesini istediğiniz isim" bölümüne yazdığınız isminiz sayfalarda imza yerine yer alır. Ancak bu kısıma herhangi bir bağlantı koyarsanız düzgün çalışmaz. Bu metod Vikihaber tarafından otomatik olarak yapılır. Ancak çoğu kullanıcı bu metodu kullanmaz.

Burda kendinize özel imza atmayı öğreneceksiniz. Ham imzayı seçerseniz "İmzalarda gözükmesini istediğiniz isim" bölümüne tartışma sayfanıza veya kullanıcı sayfanıza bağlantı koyabilirsiniz.

İmzanız yanıp sönmemeli veya genel olarak diğer kullanıcılara sıkıntı ve rahatsızlık verecek şekilde olmamalıdır.

<big> tarzı etiketler (ki bu büyük yazı oluşturur), veya satır sonu (<br /> etiketi) tercih edilmemelidir zira bunlar imzanın etrafındaki diğer yazıların görünümünü, düzenini bozmaktadırlar. İmzanın tek bir satır olarak düzgün görüntülenmesini sağlamak amacıyla satır atlatmayan boşlukların sınırlı kullanımına izin verilmiştir.
Üst ve alt yazı kullanımında (örneğin: üst yazı ve alt yazı) idareli ve dikkatli olun. Zira bazı durumlarda bu tip yazım imzanın etrafındaki yazıların görüntülenme şeklini de etkileyebilir.
İmzanızı okunmasını güçleştirecek denli küçültmekten kaçının.
Görme sorunları olan kullanıcılar dikkate alındığında, renk konusunda dikkatli ve idareli davranın. Eğer imzanızda farklı renkleri kullanmanız gerekiyorsa, lütfen imzanızın renk körü kişiler tarafından okunulabilecek şekilde olduğundan emin olun.

Resimler, hangi çeşit olurlarsa olsunlar, aşağıda sıralanan nedenlerden ötürü imzalarda kullanılmazlar:   

Vikihaber sunucularına gereksiz yük olmaktadırlar ve sunucuların yavaşlamasına neden olabilirler,
kullandığınız resmin yerine bir başka resim yüklenebilir ve bu da olası bir vandalizme neden olabilir,
sayfaları daha zor okunur ve taranır bir duruma getirirler,
bir sayfadan içerik kopyalamayı zorlaştırırlar,
dikkat dağıtarak verilmek istenen mesajdan uzaklaşılmasına neden olurlar,
satır boyu ile uyumlu olmadıkları için yazıların satır aralarını olması gerekenden farklı boyuta getirirler,
değişik tartışma sayfalarında her kullandığınızda, resim sayfalarındaki "kullanıldığı sayfalar" bölümünü amacının dışında çok daha karmaşık ve düzensiz bir duruma getirerek listeyi kabartırlar.
imzalardaki resimler, resmi kullanan kullanıcının katkılarının yersiz olarak öne çıkmasına neden olur.
Resimler kullanmak yerine, ☺☻♥♪♫♣♠♂♀§ gibi unicode (evrensel kod) karakterleri kullanmayı tercih edebilirsiniz. Unicode karakterlerin tam bir listesi için Karakter referansı sayfasına bakabilirsiniz.

İmzalarınızın hem ekranda göründüğü şeklini hem de kodlanmış biçimini mümkün olduğu kadar kısa tutunuz.
Birçok viki ya da HTML kodu içeren aşırı uzun imzalar sayfaların değiştirilmesini ve tartışmaları takip etmeyi çok daha zor bir duruma getirir çünkü: 

değiştirme penceresinde 2 veya 3 satırdan daha uzun yer tutan imzalar sayfaları gereksiz yere doldururlar ve yorum ile imzaların ayırt edilmesini güçleştirirler,
uzun HTML ya da viki kodları içeren ancak hiç boşluk içermeyen imzalar, diğer kullanıcıların değiştir pencerelerinde gereksiz yere uzun bir yer işgal ederler ve bu da değiştir pencerelerinde gereksiz scrollbarların oluşmasına neden olur (Bazı kullanıcılar bunu engellemek için aralara boşluklar yerleştirebilirler),
gerektiğinden fazla uzun olan imzalar değiştir penceresinde gereksiz bir kalabalık yaratır ve bu da yorumda bulunmak isteyen kullanıcıların yorumlarını yazarken diğer yorumları okumalarını ve anlamalarını zorlaştırır.
Ayrıca, HTML ve Vikihaber kodları da dahil olmak kaydıyla 255 karakterden daha uzun süren imzaları Vikihaber yazılımı otomatik olarak kesecektir.

İmzanızın içinde tartışma sayfanıza ya da kullanıcı sayfanıza ya da her ikisine birden bağlantı vermek genel bir kullanım türüdür. İmzanız için standart uygulama, kullanıcı sayfanıza bir bağlantı içermektedir. Bu iki sayfadan en azından biri imzanızın içinde bir bağlantı olarak yer almalıdır; bu sayede diğer kullanıcılar kullanıcı sayfanıza ve katkılarınıza kolayca erişim sağlarlar.
İmzanızın ayarlarını bir şekilde bozduysanız ve düzeltmek istiyorsanız bu konudaki denemeleri kendi kullanıcı veya tartışma sayfasında yapmak yerine başka bir sayfada, örneğin deneme tahtasında yapın, çünkü kendi sayfanızda yaptığınız denemelerde bağlantı verilen sayfalarınız koyu renkli çıkacak ama bağlantı içermeyeceklerdir.
Kullanıcılara iletmek istediğiniz bir bilgiyi imzanız ile değil kullanıcı sayfanız aracılığıyla yapmanız daha iyidir. Yine de çok kısa bilgilendirici iç bağlantılar eğer sadece topluluğu bilgilendirmek amacıyla verilmiş ise topluluk tarafından çok da kötü karşılanmamaktadırlar.
İmzanıza <super>[BURAYI İMZALA!!!]</super> türünden, imza sayfasına bir bağlantı içeren, reklam ve/veya provoke edici iç/dış bağlantıları asla koymayın.

İmzalarınızda diğer internet sitelerine ya da sayfalarına yönlendirilmiş dış bağlantıları kesinlikle kullanmayınız.
Belli bir siteye yapılan fazla sayıdaki bağlatılar Vikihaber'de hoş karşılanmamaktadır. Bir tartışma sayfasında yaptığınız her yorumda bir internet sitesine dış bağlantı vermeniz bağlantı spami olarak algılanır. Eğer diğer Vikihabercilere beğendiğiniz bir siteden bahsetmek istiyor iseniz bunu kendi kullanıcı sayfanızda yapabilirsiniz, ancak bunu yapmadan önce ne tür bilgileri kullanıcı sayfanıza yazabileceğinizle ilgili olarak kullanıcı sayfasındaki bilgileri lütfen okuyunuz.

İmzaların içinde her ne amaçla olursa olsun {{Kullanıcı:İsim/imza}} örneğinde olduğu gibi şablonlar ve parser fonksiyonları kullanmak kesinlikle yasaktır. Bunun birkaç sebebi vardır:

İmza şablonları vandalizmin hedefindedir ve kullanıcı Vikihaber projesinden ayrılmış olsa da sonsuza kadar da böyle olmaya devam edecektir.
Bazı arşivleme botları tartışma sayfalarını otomatik olarak arşivlemekte ve bunu yaparken de sayfanın kodlarını taramaktadırlar. Ancak bu botlar kodları tararken şablonları imza olarak algılamamaktadırlar ve bu da botların düzgün çalışmasını engellemektedir, dolayısıyla şablonları imzanızda kullanmayınız.
Her ne kadar az yer tutsa da şablonlu imzalar Vikihaber sunucularına gereksiz yük bindirmektedirler. Siz imzanızda bir değişiklik yaptığınızda imzanızın yer aldığı sayfaların da tekrar arşivlenmesi gerekmektedir ve bu da sunuculara gereksiz yük bindirmektedir.
Unutmayın ki sadece imzanızı vermeye yönelik olarak kısa tutulmuş imzalar bu tür problemlerin hepsinden uzak durmanızı sağlamaktadır.

İmzalar asla bir kategori bilgisi içermemelidir. Tartışma sayfalarına yazdığınız notları kategorilendirmek için kullanabileceğiniz başka yöntemler vardır. Ayrıca birçok kullanıcı katkı sayıcısı bu konuda size yardım edecektir.

İyi niyet olduğunu varsaymak Vikihaber dahil her Wiki'nin temel ilkesidir. Herkesin değişiklik yapmasına izin vererek, çoğu kişinin projeye zarar vermek değil, yardım etmek niyetinde olduğunu kanıtlamış oluyoruz. Eğer bu doğru olmasaydı, Vikihaber gibi bir proje daha başlamadan kendi sonunu hazırlamış olurdu. 
Dolayısıyla, herhangi bir şeyin iyi niyete bağlı bir yanlışlık olduğunu düşündüğünüz zaman, değişiklikleri geri almaksızın ya da vandalizm suçlamasında bulunmaksızın düzeltme yapın. Birisiyle hemfikir değilseniz eğer, unutmayın ki, belki o kişi de projeye yardımcı olduğuna inanıyordur. Görüşlerinizi ifade etmek için Vikihaber tartışma sayfalarını kullanın ve başkalarının da aynı şeyi yapması için onlara fırsat tanıyın. Böylelikle yanlış anlaşılmalar engellenebilir ve sorunların artmasının önüne geçilebilir.  Özellikle yeni katılanlara yönelik olarak daha sabırlı olun. Çünkü yeni katılanlar Vikihaber kültürünü ve kurallarını bilmiyor olabilirler.
Yeni katılan birinin davranışı kendisine uygun görünüyor olabilir ve ortada bir sorun varsa bu çoğunlukla onun Vikihaber kültürünü bilmemesinden ileri geliyor olabilir. Yeni katılan birisi için bilmediği bir kuralın kendi deneyimlerine uygun biçimde değiştirilmesi gerektiği düşüncesi az rastlanan bir durum değildir.  Benzer bir biçimde, pek çok yeni katılımcı kendi deneyimlerini ya da uzmanlıklarını Vikihaber ortamına taşır ve buna da hemen saygı duyulmasını beklerler.  Bu açıdan bakıldığında, pek çok davranış mutlaka kötü amacın dışavurumu değildir.
Ortada bir yanlış varsa, kasıtlı olarak yapıldığını düşünüyor olsanız bile, kişiyi yalan söylemek gibi davranışlarla suçlamak yerine, yanlışı düzeltmek daha iyidir, çünkü büyük olasılıkla yanlışı yapan kişi sizin yapacağınız değişikliği olumlu biçimde karşılayacaktır.  Yeni eklenen ve yanlış olduğunu bildiğiniz bir tümceyi silmek yerine düzeltmek daha iyi olacaktır.
Eylemlerin değil belki ama, arkasında yatan niyetlerin iyi olduğu varsayılmalıdır.  İyi niyetli insanlar da hata yaparlar ve onlar hata yapınca siz de düzeltebilirsiniz. Hatayı kasıtlı yapmışlar gibi davranmamalısınız. Düzeltin, ama lütfen aşağılamayın.  Vikihaber'de hemfikir olmadığınız insanlar olacaktır. Ama hatalı olsalar bile, bu onların projeye zarar vermek istedikleri anlamına gelmez. Ayrıca, birlikte çalışması zor olan insanlar da olacaktır.  Bu, onların da projeye zarar vermeye çalıştıkları anlamına gelmez. Bununla birlikte, canınızı sıksalar bile, bir editörün davranışları mutlaka kötü niyetli olduklarını göstermez.  Kaldı ki, kötü niyet çok açık biçimde görünüyor bile olsa, gereken tüm önlemler (örneğin değişiklikleri geri alma ya da kişiyi engelleme) alınabilir ve böylelikle kişinin niyeti değil ama davranışları zaten değiştirilebilir.
Vikihaber'de değişiklik savaşı kızışınca, iyi niyet olduğunu varsaymayı hemen unutuveriyoruz.
Eğer kötü niyet varsayarsanız, birkaç şey gerçekleşebilir:

Kişisel saldırılar: Kişisel bir saldırı yaptığınızda, karşınızdaki kişi büyük olasılıkla kötü niyet olduğunu varsayacaktır. Değişiklik savaşı daha da çirkinleşecektir.
Yansızlık (tarafsızlık) politikasından sapma.  İdeal olan, görüşleri uygun adil biçimde ve yansız olarak dile getirmektir. Yanlı bir değişikliğin geri alınması (değiştirilmesi yerine) yansızlığın savunulması demektir. Bu durumda, diğer kişinin maddeyi neden yanlı bulduğunu anlamaya çalışın.  Ondan sonra, eğer olanaklıysa, onun bakış açısını da maddeye katmaya çalışın, ancak yansızlığı korumaya özen gösterin. Eğer her iki taraf da bunu yaparsa, sonuç olarak yansızlık sağlanmış olacaktır.
Kuşkusuz, iyi niyet olduğunu varsayma ile kötü eylemleri görmezden gelme arasında bir ayrım vardır. Eğer insanların sizin iyi niyetli olduğunuzu düşünmelerini istiyorsanız, iyi niyetli olduğunuz izlenimini verdiğinizden emin olmalısınız.  Başkalarına yük olmayınız.  Başkalarına "Benim iyi niyetli olduğumu düşünün," demek, sizi davranışlarınızı açıklamaktan muaf kılmaz. Eğer tersini yaparsanız ve bunu bir alışkanlık haline getirirseniz, o zaman tabii ki insanlar sizin kötü niyetli olduğunuz konusunda ikna olacaklardır.
Bu politika, aksine bir kanıt olmadıkça, editörlerin ortada iyi niyet olmadığını düşünmelerini gerektirmez.  Vandallık, kişisel saldırılar, kukla kullanıcılık ve değişiklik savaşları gibi davranışlar iyi niyet olduğuna ilişkin inanca zarar verebilir. İyi niyet olduğunu varsaymak, editörlerin eylemleri eleştirilmeyecek anlamına da gelmez.  İyi niyet olduğunu varsaymak, yalnızca eylemin kötü olduğu yolunda suçlama yöneltilmemesi gerektiği anlamına gelir.  Bir anlaşmazlık anında, istekle çalışmasını gözardı ederek karşı tarafı iyi niyetli olmamakla suçlamak, iyi niyet kavramının varlığına inancın zedelenmesi anlamına gelir. 

MeatBall:AssumeGoodFaith
m:WikipediAhimsa

Vikipedi:İyi niyet varsayın sayfasından derlenmiştir.

Bu rehber nasıl haber yazıldığını açıklamaz. Haber yazma hakkında yardım için Vikihaber:Haber yazımı sayfasına bakın. bu rehber haberin içinde nelerin olabileceğini ve nelerin olamayacağını, ve nelerin olmak zorunda olduğunu belirtir

Vikihaber'de iki tür haber vardır:

En yaygın olanı sentez haberlerdir. Bu haberler, birçok başka kaynaktan sentezlenir. (her zaman tamamen kaynaklar gösterilir). Diğer medya kuruluşların mevcut tüm bilgileri haberlerinde içermeleri çok zordur, yani Vikihaber bu yönden daha kapsamlı haberler sunar. Ayrıca burada haberler tüm önyargılardan arınıp tarafsız bir bakış açısıyla sunulur.
Diğer çeşit haberler ise özgün haberlerdir. Bu haberler olay yerindeki Vikihaberciler tarafından yazılan birinci-el gazetecilik içeren haberlerdir. Bu tür haberler hakkında daha fazla bilgiyi burada bulabilirsiniz.

Vikipedi'den farklı olarak, oluş tarihine göre sıralı olan haberleri içeren bir sitedir. Bir gelişme olduğunda, (bir günden) eski haberler üzerinde değişikilk yapılmaz: yeni bir haber yazılır, ve bu yeni yazılan haber eski olanına bir bağlantı (referans) içerir. Eski haberler yalnızca eğer biçem veya içerik yönergelerine uymuyorsa düzeltilebilir. Eğer çok önemli bir konuda haberler yazıyorsanız — veya sürekli gündemde yeniden beliren bir haberse — o konuyla ilgili bir bilgi kutusu oluşturun ve böylece tüm ilgili haberler arasında bağ kurun.
Vikihaber'de ilk haberinizi yazmadan önce, Vikihaber ne değildir politikasını iyice kavrayın.

Vikihaber'de haberler bulunur, tıpki gazetelerdeki haberler gibi veya televizyonlardaki ana haber bültenlerinde gördükleriniz gibi. 

Haberler son zamanlardaki bir tekil olay veya olgu'ya odaklanır. (Eğer süregelen bir olay veya meseleyle ilgili bir gelişme meydana gelirse yeni bir haber başlatın, eskisini güncellemeyin.
Haberler gerçeklere dayalıdır. Kişilerin görüşleri de birer olgu olarak ele alınır, and the fact that those people express those opinions becomes the fact that is reported.
Nitelikli bir kaynak, kendi uzmanlık alanında yaptığı yorumların genel kamu tarafından ciddiye alındığı kişi veya kurumdur. Aynı zamanda bulabildiğini< kaynaklar en üst düzey ve ilgili kaynaklar olmalıdır mesela, kanunların uygulanması hakkında bir haber için bir polis komiseri polis memurundan daha iyi bir kaynaktır. Diğer 'sıradan' kaynaklar da kullanışlı olabilir, ancak yalnızca 'üst düzey' kaynakların söylediğine karşı çıkan kaynaklar.
Haberler tarafsız bakış açısıyla yazılmalıdır. Haberler bir tarafı diğer bir taraftan üstün tutmadan yazılmalı ve taraflar kötülenip aşağılanmamalıdır.
Haberler kayda değer olmalıdır. Being Wikinews — global and Internet-based — stories about local news may need to have their relevance explained for our international audience. Stories should appeal to a large number of people.
Basın bildirilerini veya şahsi yazıları eklemeyin. Tarafsız bakış açısı politikasını takip edin.
Haberinizin güncel olmasına ve haberde geçen olayın en fazla bir hafta öncesine kadar ve kaynakların da son 2-3 gün içerisinde yayınlanmış olduğuna emin olun.

Interviews can step outside the above newsworthy criteria to some extent. Efforts should be made to tie them into current events, but it is perhaps best to discuss ideas prior to embarking on an interview project. Several Wikinews regulars have conducted interviews and can offer their insight into the process and tailoring information to be informative to the public.

Use some of the news sources listed in the Wikinews:Research Desk (or try News sources on Wikipedia), and find background supporting information via search engines such as Google and Yahoo! to flesh out your writing.  Save the web addresses (URLs) to the sites you used; you will need them to cite your sources so other editors can see that you work is based upon facts.
You must quote your sources using the "sources" template, see Wikinews:Writing an article.
It is possible, but difficult, to import a story from another news site. The article must be freely licensed or public domain in a manner compatible with the Creative Commons Attribution license (that is, it must be free for others to use in any way they choose, including commercially and derivatively.) It must also meet all criteria for articles, including the policies and guidelines such as WN:NOT.

It is of utmost importance that we cite sources for any factual claim we make. Try to track down the first source that makes any particular claim. See Wikinews:Style guide for citation style.
To help guard against possible mistakes by news sources and to help establish a neutral point of view, editors are encouraged to find multiple sources on an issue, and fact-check those sources.

Wikinews allows original reports if they are attributed to identifiable sources. For now, anonymous reporting is not allowed. Please see Wikinews:Original reporting for ideas regarding the process.

Again, legal requirements as well as politeness and good relations demand that we police Wikinews and write without infringing licenses, copyrights, laws of secrecy and so on.
Follow the guide above to referencing and attributing and you are well on your way.
News reporting is protected in many countries as an important right that balances, to some degree, intellectual property laws such as copyright. You may even be forgiven by some if you report official secrets, though. The key is to only include as much as is necessary to tell the news, to attribute your source, and to only do so if there is a public benefit.
Don't copy entire pieces of copyrighted work — this includes most websites, even if you cannot see a copyright notice, and includes both portions of text and entire articles.
If in doubt, leave it out. There are often alternative sources for material if you can't get permission.
Some resources on this topic appear below.

Fair use
Fair dealing
 ABC Legal Department "ABC Copyright Handbook (Intra-Net version)" Australian Broadcasting Corporation, 1990, 1999, 2000 — viewed April 21, 2005

Wikinews introduction to writing an article
Wikinews Journalists' Code of Ethics
Wikinews newswriting style guide
Wikinews research desk, providing links to many reputable news sources
news sources on Wikipedia — Hierarchically organised to encourage NPOV.
Wikinews guide to original reporting
Wikinews article flags for use when an article needs editorial attention

23 Ekim 2011, Pazar - Güncelleme: 24 Ekim 2011, Pazartesi

Türkiye'nin Van şehrinde meydana gelen 7.2 büyüklüğündeki depremde en az 264 kişi öldü, 1300'den fazla kişi yaralandı. Depremde pek çok binanın hasar gördüğü, ölü sayısının 1000'i bulabileceği bildiriliyor.
Amerikan Jeolojik Araştırma Dairesi (USGS) depremin şiddetini 7,2 olarak açıkladı. Kandilli Rasathanesi ise  başta depremin 6,6 Richter ölçeğinde olduğunu bildirdi, sonra 7,2 olarak düzeltti. Rasathane ayrıca ölü sayısının 1000'i bulabileceğini de söyledi. USGS'in PAGER adlı programı ise ölü sayısının 1000-10,000 aralığında olma olasılığını %32, 10,000-100,000 aralığında olma olasılığını ise yine %32 olarak hesapladı. Deprem Van şehir merkezinde IX (9) şiddetinde hissedildi.
Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay önce Van'da 10 binanın yıkıldığını, Erciş kasabasında ise 25 ile 30 arasında bina ve bir öğrenci yurdunun çöktüğünü açıkladı. Bir süre sonra ise Erciş'te elliden fazla binanın yıkılmış olduğu bildirildi. İlk belirlemelere göre en ağır hasarın meydana geldiği Erciş ölü sayısının en yüksek olduğu yer.
Anadolu Ajansı'na göre Van’da birçok bina yıkılırken çok sayıda artçı deprem kaydedildi. Şu ana kadar 300'den fazla artçı deprem meydana geldiği belirtiliyor. Deprem çevre illerde ve Irak'ta da hissedildi.
Televizyon görüntülerinde çöken binalar ve ezilmiş araçlar arasında halkın kazma küreklerle enkaz altında kalan kişileri kurtarmaya çalıştığı görüldü. Erciş belediye başkanı acil yardım çağrısı yaparken "çok sayıda ölü olduğunu" söyledi. Van Havalimanı aldığı hasar nedeniyle bir süre hava trafiğine kapalı kaldı, uçaklar bir süreliğine Erzurum'a yönlendirildi. Kızılay bölgeye yardım yapmaya başladı, 1000'den fazla çadır bölgeye gönderildi.
Aralarında Yunanistan, İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri'nin de bulunduğu pek çok ülke Türkiye'ye yardım teklifinde bulundu. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da Van'a gitmek üzere yola çıktı. Van'daki Yüzüncü Yıl Üniversitesi de eğitime bir hafta ara verdiğini açıkladı.

Bu haberdeki bazı bilgiler NTV ve TRT Haber'in konuyla ilgili yayınlarından elde edilmiştir.

  "PAGER - M 7.2 - EASTERN TURKEY" USGS, 23 Ekim 2011

27 Ekim 2011, Perşembe - Güncelleme: 28 Ekim 2011

7,2 büyüklüğündeki Van depreminin ardından arama kurtarma çalışmaları soğuk hava ve kar nedeniyle güçlükle devam ediyor. Evsiz kalan binlerce kişiye barınak sağlanması için yoğun bir çaba söz konusu. Pazar günü meydana gelen depremde ölü sayısı 570'i buldu; yaralı sayısı ise 2555 olarak açıklandı. Ölü sayısının daha da artması bekleniyor.
Erciş’te bugün 3 kişi kurtarıldı. Ancak depremzedelerin enkazdan sağ olarak çıkarılması konusunda zaman giderek daralıyor.
Bu arada, dış yardım bölgeye ulaşmaya başladı. Ankara ilk önce sadece İran, Pakistan ve Azerbaycan’dan yardım kabul ederken daha sonra kararını değiştirerek diğer ülkelerden de yardım almayı kabul etti. Çadır, giysi ve gıda sevkiyatı bölgeye ulaşıyor. İsrail’den Türkiye’ye prefabrike ev taşıyan uçakların ilki de Türkiye’ye ulaştı.
Evsiz kalan çok sayıda depremzede, yardımların zamanlıca ulaştırılamaması nedeniyle tepkili. Saatlerce sıra beklemek durumunda kalan depremzedeler çadır veya barınak temin edemiyor. Birçok kişi geceyi açıkta geçirmek durumunda kalırken havanın soğuması ciddi bir kaygı nedeni. Bazıları ise yardımın kendilerine ulaştığını söylüyor ve memnuniyetlerini dile getiriyor.
Bu arada, bazı insanların fazla çadır temin ederek satıp kâr elde etmeye çalıştığına dair haberler alınıyor. Kızılay dün de 17 tırının yağmalandığını açıkladı.

Bu haberdeki bazı bilgiler NTV'nin konuyla ilgili yayınlarından alınmıştır.

22 Ekim 2012, Pazartesi

Van ilinin Hacıbekir mahallesi Hisar sokakta bulunan Van Gölü İlköğretim Okulunun giriş katında bulunan pencere ve kapılardaki demir parmaklıkları söken bir grup saldırgan daha sonra idareye ait odalar ile bazı sınıflara benzin dökerek ateşe verdi. Gece saat 01.30 sıralarında meydana gelen olay nedeniyle bugün okul tatil edildi. 
Saldırganların okula girmeden önce okulun duvarlarına Ya anadil yada hiç, Biji PKK  yazıları yazdıkları görüldü. Saldırı sonrasında okulda meydana gelen hasarın yaklaşık olarak 40 bin Türk Lirası civarında olduğu belirtildi. Saldırı esnasında bilgisayar odasında meydana gelen patlama sonucu okul duvarının bir kısmı yıkıldı. 
Yine PKK terör örgütü yandaşı olduğu belirtilen kişiler, geçtiğimiz 10 Ekim 2012 tarihinde Van depreminde zarar gören Mehmet Akif Ersoy Lisesinin yanına UNICEF tarafından kurulan konteyner sınıflardan iki tanesini yakmışlardı.

((Türkçe))  "PKK’lılar bir okul daha yaktı" ihlas, 22 Ekim 2012
((Türkçe))  "PKK’lılar bir okul daha yaktı" ntvmsnbc, 22 Ekim 2012
((Türkçe))  "PKK'lılar Van'da okul yaktı" stargazete, 22 Ekim 2012
((Türkçe))  "PKK yandaşları bir okulu daha yaktı" samanyoluhaber, 22 Ekim 2012
((Türkçe))  "PKK, Van'da okul yaktı" cnnturk, 22 Ekim 2012

1 Ağustos 2011, Pazartesi

Van'ın Başkale ilçesi Gedikpaşa köyü yakınlarında bulunan Jandarma kontrol noktasına PKK terör örgütü militanları tarafından saldırı düzenlendi. Saldırının saat 16.00 sıralarında meydana geldiği, düzenlenen saldırıyı terör örgütü militanlarının kiraladıkları otomobil ile yaptıkları, otomobilin kontrol noktasına geldiğinde uzun namlulu silahlar ile görevli Jandarma personeline ateş açtıkları öğrenildi. Saldırı sırasında Jandarma Astsubay Başçavuş Coşkun Tanrıöver ile Uzman Jandarma Ramazan Sağ ve Uzman Jandarma Serkan Angay'ın olay yerinde öldüğü belirlendi. Ayrıca saldırıda Jandarma Başçavuş ile Yaşar Şen ile Jandarma Er İbrahim Şahin'in yaralandığı öğrenildi.
Bu esnada kontrol noktasından geçmekte olan Başkale Kaymakamı Bilgihan Bayer'in makam aracına da kurşunların isabet ettiği, Kaymakam Bilgihan Bayer ile koruma görevlisinin de aracın patlayan camları nedeniyle yaralandı. Yaralanan asker ve kaymakam ile koruması Başkale Devlet Hastanesine kaldırılarak tedavi altına alındı. Kaymakam Bayer ile koruması ve yaralanan Jandarma personelinin sağlık durumlarının iyi olduğu öğrenildi.
Saldırıda ölen Jandarma Astsubay Başçavuş Coşkun Tanrıöver'in Gaziantep ilinde, Uzman Jandarma Ramazan Sağ'ın Konya ili Akşehir ilçesinde, Uzman Jandarma Serkan Angay'ın Mersin ili Anamur ilçesinde bulunan evlerine acılı haber ulaştı. Van Valiliğinden yapılan ilk açıklamada, Başkale İlçe Jandarma Komutanlığından Van-Hakkari karayolunda emniyet tedbirlerinin alınması amacıyla görevlendirilen zırhlı araç ve yakınındaki personele saat 15.15 sıralarında kontrol noktasından geçen bir araçtan terör örgütü militanları tarafından önce el bombası ardından ise uzun namlulu silahlar ile saldırılması sonucunda meydana geldiği belirtildi. Ayrıca saldırı sonrasında bölgede geniş çaplı operasyon faaliyetlerinin devam ettiği belirtildi.
Saldırı olayının ardından devlet büyükleri başsağlığı dileklerinde bulundu.
Cumhurbaşkanlığı basın merkezinden yapılan yazılı açıklamada; Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Genelkurmay Başkanvekili Nejdet Özel'e telgraf göndererek, Van ilinde üç askerin ölmesi ve dört askerin yaralanması nedeniyle başsağlığı dilediği yer aldı.
Aynı şekilde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın da Genelkurmay Başkanvekili Nejdet Özel'e telgraf göndererek, Van ilinde üç askerin ölmesi ve dört askerin yaralanması nedeniyle başsağlığı dilediği belirtildi. 
Saldırıyı büyük bir üzüntüyle öğrendiğini ifade eden CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu basına yaptığı açıklamada, Dünya pratiği, terörle sonuç alınamayacağı gerçeğinde ittifak etmişken, hala insanlık suçu terörist saldırılarda ısrar edenleri nefretle kınıyor, şehitlerimize rahmet, ailelerine, yakınlarına ve Türk Silahlı Kuvvetlerine üzüntülerimle geçmiş olsun dileklerimi sunuyor, yaralı Mehmetçiklerimizle birlikte, yaralı Kaymakam Bayar ve korumasına da acil şifalar diliyorum dedi.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Cemil Çiçek'te başsağlığı mesajı yayımladı. Yayımladığı mesajda; Son günlerde artış gösteren terör saldırıları, vatanımızın bölünmez bütünlüğünü, milletimizin huzur, barış ve istikrarını hedef almaktadır. Destansı mücadeleler sonucunda beraberce kurduğumuz aziz vatanımızı bölmek isteyen hainler, milletimizin aklıselim ve sağduyusu sayesinde çirkin emellerine hiçbir zaman ulaşamayacaktır dedi.  

  "Van'da saldırı: 3 şehit!" Habertürk, 01 Ağustos 2011
  "Van'da askeri araca saldırı: 3 asker şehit" T24, 02 Ağustos 2011
  "Van'da Terör Saldırısı: 3 Asker Şehit Oldu - TSK'dan Kınama" haber01, 02 Ağustos 2011
  "Van’da pusu: 3 şehit Kaymakam yaralı" Stargazete, 02 Ağustos 2011
  "Hain saldırı kiralık otomobille yapıldı" İnternethaber, 02 Ağustos 2011

25 Ekim 2011, Salı

Geçtiğimiz gün meydana gelen 7.2 büyüklüğündeki Van depreminde ölü sayısı 432'ye, yaralı sayısıysa 1352'ye yükseldi. Bölgede toplamda üç binden fazla sayıda kişiden oluşan arama kurtarma ekipleri çalışmalarına devam ediyor.
Açıklama Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı'ndan yapıldı. Açıklamadaki detayların 25 Ekim 2011 TSİ 16:00 itibarıyla olduğu belirtildi.
Açıklamaya göre bölgede 48 il ve 39 kurumdan arama kurtarma, sağlık ve ilk yardım personeli görev yapıyor. Bölgeye yardım taşınması için 33 uçak kullanılıyor. Bölgeye toplamda 3346 arama kurtarma personeli, 787 sağlık personeli, 16 arama köpeği, 563 iş makinesi ve araç, 7'si hava ambulansı olmak üzere 138 ambulans gönderildi. Bölgeye gönderilen çadır sayısı 10,467, battaniye sayısıysa 25,379 olarak açıklandı.
Bölgeye Kızılay 11 ton kahvaltılık malzeme gönderdi. Deprem bölgesinde üç öğün sıcak yemek dağıtılıyor.

"Van'da 7.2 büyüklüğünde deprem" - 23 Ekim 2011.

 Anadolu Ajansı "Son bilanço: 432 ölü" NTVMSNBC, 25 Ekim 2011
  "Acı bilanço her dakika büyüyor!" Sabah Gazetesi, 25 Ekim 2011

Deprem bölgesindeki kişilerden haber almak için Google'ın kişi bulucu servisi

26 Ekim 2011, Çarşamba

Geçtiğimiz gün meydana gelen 7.2 büyüklüğündeki Van depreminde ölü sayısı 461'e, yaralı sayısıysa 1352'ye yükseldi. Bölgede toplamda üç binden fazla sayıda kişiden oluşan arama kurtarma ekipleri çalışmalarına devam ediyor.
Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı, Van depreminde 26 Ekim 2011 TSİ 09.00 itibarıyla hayatını kaybedenlerin sayısının 461, yaralananların sayısının ise bin 352 kişi olduğunu bildirdi.
Açıklamada şu cümleler yer aldı:

"Çadır ve battaniye ihtiyacının karşılanması için 5 sivil, 3 askeri olmak üzere toplam 8 uçakla ulaşım zinciri oluşturulmuş olup sevkiyat devam etmektedir. Karayoluyla da ihtiyaç malzemelerinin nakli sürmektedir."
"Kalıcı konutların inşası için TOKİ'ye talimat verilmiş olup, afetzede konutları en kısa sürede tamamlanacaktır. Geçici barınma amacıyla da yeteri kadar konteynırın üretimi için çalışmalara başlanmıştır ve en kısa zamanda bölgede kurulması planlanmıştır."
"Toplam 3 bin 755 arama-kurtarma, 860 sağlık personeli, 16 arama köpeği, 595 iş makinesi ve araç, 7'si hava ambulansı olmak üzere 140 ambulans, 33 jeneratör, 95 seyyar tuvalet, 17 bin 836 çadır, 60 prefabrike ev, 76 bin 560 battaniye, 1 bin 120 gıda paketi, 10 bin 64 gıda kolisi, 36 seyyar mutfak, 3 bin 51 mutfak seti, 5 bin 139 katalitik soba, 425 uyku tulumu, 1 mobil fırın ve 13 ton kumanya gönderilmiştir."

"Van depreminde ölü sayısı 432'ye çıktı" - 25 Ekim 2011.
"Van'da 7.2 büyüklüğünde deprem" - 23 Ekim 2011.

 Anadolu Ajansı "Depremde ölü sayısı 461" NTVMSNBC, 25 Ekim 2011

Deprem bölgesindeki kişilerden haber almak için Google'ın kişi bulucu servisi

28 Aralık 2011, Çarşamba

Geçtiğimiz günlerde hayatını kaybeten Kuzey Kore lideri Kim Jong İl'in cenaze töreni başkent Pyongyang'da yapıldı. Törene yüz binlerce kişi katıldı.
Aşırı soğuk ve kara rağmen sabahın erken saatlerinden cenaze güzergâhı üzerinde toplanmaya başlayan kalabalık, cenaze arabası geçerken hıçkırıklara boğuldu. Cenaze kortejinin önündeki siyah limuzin Kim Jong İl’in dev bir portresini, onu izleyen araç ise naaşını taşıdı.
Kuzey Kore devlet televizyonu yeni lider Kim Jong Un’u cenaze arabasının yanında yürürken gösterdi. 27 yaşındaki Kim’i çok nüfuzlu amcası Jang Song Thaek, komünist parti liderleri Kim Ki Nam ve Choe Thae Bok, Genelkurmay Başkanı Ri Yong Ho ve Kara Kuvvetleri Bakanı Kim Yong Chun izliyordu.
Kim Jong İl’in gömülüp gömülmeyeceği ya da babası Kim İl Sung gibi mumyalanıp mumyalanmayacağı henüz belli değil. 1994 yılında ölen Kim İl Sung’un mumyalanması bir yıl sürmüş ve bu iş için Rus uzmanlara 1 milyon dolar ödenmişti.
Görgü tanıklarına göre Kim İl Sung’un özel bir anıtta tutulan cam katafalk içindeki mumyalanmış cesedi, odaya ziyaretçi girdiğinde hidrolik bir sistemle görülebilecek bir seviyeye yükseliyor.

28 Temmuz 2011, Perşembe 
Bu sene 68.'si düzenlenecek Venedik Film Festivali'nde ilk kez seyirci karşına çıkacak filmler belli olmaya başladı.
Festival, George Clooney'in hem oynadığı hem de yönetmenliğini yaptığı The Ides of March filmi ile açılacak. Clooney'in dördüncü kez yönetmenlik koltuğuna geçtiği bu film 31 Ağustos'ta ilk kez Venedik Film Festival'inde gösterilicek, 7 Ekim'de ise Amerika Birleşik Devletleri'ndeki sinemalarda yayınlanacak. Film, idealist bir başkan adayının seçim kampanyası sırasında kirli politikalarla mücadelesini anlatıyor.
Festivalde ilk kez gösterilecek bir başka film ise yönetmen Roman Polanski'nin yeni filmi Carnage. Filmde Kate Winslet, Jodie Foster gibi ünlü isimler baş rolleri paylaşıyor. Senaryosunu Polanski'nin yazdığı bu film Yasmina Reza'nın komedi tarzında yazılmış, Tony ödüllü Vahşet Tanrısı isimli oyunundan uyarlandı.
Yine yönetmen David Cronenberg'in A Dangerous Method isimli filmi festivalde ilk kez gösterimi yapılacak filmler arasında bulunuyor. Bu filmde ise başrollerde Viggo Mortensen ve Keira Knightley yer alıyor.
Festival 31 Ağustos - 10 Eylül tarihleri arasında gerçekleşecek. Bu sene festivalde Darren Aronofsky baş jurilik yapacak. Ve festivalin organizatörlerinin yaptığı açıklamaya göre ünlü oyuncu ve yönetmen Al Pacino bu seneki seramonide "Ünlü Yönetmen" ödülünü kazanacak. Ayrıca ödül töreninde İtalyan yönetmen Marco Bellocchio "Ömür Boyu Başarı" ödülünün sahibi olacak.

((Türkçe))  "Ustalar da Venedik'te" ntvmsnbc, 28 Temmuz 2011
((İngilizce)) Dave Itzkoff "George Clooney’s ‘Ides of March’ Will Open Venice Film Festival" The New York Times, 28 Temmuz 2011

25 Ocak 2011, Salı 
 
Venezuela'nın konut yapımı karşılığında Türkiye'ye ucuz petrol satışı teklifi Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız tarafından onaylandı. Venezuela gazetelerinden El Universal, "Türkiye, 1 yıl içinde Venezuela'dan ucuz petrol almayı bekliyor. Bunun karşılığında konut inşa edecek" dedi. 11 Şubat 2011 tarihinde Türk resmi heyeti, inşaat çalışmaları için Venezuela'ya gidecek. 
Venezuela basını, Türkiye'nin en pahalı petrolden kurtulmaya çalıştığına dikkat çekti. Türkiye'nin inşaat çalışmalarında yeni petrol rafinerilerinin de inşa edilebileceği belirtildi. Venezuela kamuoyu, Türk inşaat firmalarından 2 milyar dolarlık yatırım bekliyor. Konut yapımında 50 ila 70 m2'lik evlere yoğunlaşacağı belirtildi. Türkiye, 2 milyon konut inşa edecek ve altyapı çalışmalarına da katılacak. 

((Türkçe))  "Taner Yıldız'ın açıklamaları Venezuela gündeminde" Milliyet, 25 Ocak 2011

7 Aralık 2010, Salı

4 Aralık günü Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde yapılan Ulusal Birlik Partisi kurultayını açık ara farkla İrsen Küçük kazanmıştı. Parti iktidarda olduğundan, kurultayı kazanan başbakan olacaktı ve bu nedenle kurultay daha da önemliydi. Vikihaber, kurultayın öncesi ve sonrasını, kurultay esnasında yaşananları sizin için araştırdı.
19 Nisan 2010 tarihinde UBP eski başkanı Derviş Eroğlu'nun cumhurbaşkanı seçilmesiyle parti başkanlığı ve dolayısıyla başbakanlık boşalmış, dolayısıyla bir kurultay yapmak mecburi olmuştu. Parti başkanlığı için İrsen Küçük, Ahmet Kaşif, Hasan Taçoy, İlkay Kamil, Hüseyin Özgürgün ve Ersin Tatar'ın isimleri konuşulmayacakti. Önce Ersin Tatar aday olmayacağını, sonra da Ahmet Kaşif aday olduğunu açıkladı. Bunlara rağmen, kurultaya tek adayla, İrsen Küçük ile gidildi ve Küçük 9 Mayıs'taki olağanüstü kurultay sonrası başbakan oldu.
Bunun ardından, partinin olağanüstü kurultayı için 4 Aralık tarihi belirlendi. Bazı işler kurultay çalışmaları yüzünden aksatıldı. İrsen Küçük, Ahmet Kaşif ve Hasan Taçoy adaylıklarını açıkladı. Kurultayda birinci turda seçlebilmek için toplam delege sayısı olan 1488'in yarısının bir fazlası olan 745 oy almak gerekliydi. Herhangi bir adayın bu sayıya ulaşmaması halinde ise en çok oy alan iki aday ikinci tura kalacak ve burada daha çok oyu alan kurultayı kazanacaktı. 
İlk adaylık başvurusunu 1 Aralık günü Hasan Taçoy yaptı. Taçoy, kurultayın ikinci tura kalacağını ve ikinci turda kendisinin kazanacağını iddia etti. Adaylık başvurusunu kurultaydan 72 saat önce yaparak da basında daha çok yer almayı ve kendini daha fazla anlatma imkanı bulacağını söyledi.

((Türkçe))  "Taçoy Kurultayla İlgili BRT'ye konuştu" BRT, 1 Aralık 2010
((Türkçe)) Gamze Pir "Koltuğa Hücum" Yeni Düzen, 26 Nisan 2010

23 Ocak 2011, Pazar

Kuzey Kıbrıs ile Kıbrıs Cumhuriyeti arasındaki Yeşilırmak Kapısı, 2010 yılında büyük uğraşlar sonucu açılmış, kapının açılması Kıbrıs Sorunu için önemli bir gelişme olarak görülmüştü. Peki, kapı açıldıktan sonra bölgedeki değişiklikler ne oldu? Vikihaber sizin için araştırdı.
Kapı açılırken Yeşilırmaklılarda köy ekonomisine bir canlanma geleceği umudu vardı. Yeşilırmak, Kuzey Kıbrıs'taki en doğruda yerleşim yeri. Çilekleri ile ünlü, tarım önemli bir geçim kaynağı. Yeşilırmak - Lefkoşa arası 1.5 - 2 saat sürüyor.
Kapının karşı tarafındaki Pirgo köyünde ise durum farklı. Dillirga olarak adlandırılan bu bölgedeki köyler, Trodos dağları ile çevreleniş. Yollar oldukça virajlı. Yolun düzlük araziden geçtiği tek bir yön var: Doğu. O da adanın bölünmesinden dolayı Türk egemenliğinden kaldığından Rumlar ulaşımda büyük zorluklar çekiyordu. Pirgo - Lefkoşa arası üç saatten fazla sürüyordu. Ta ki Yeşilırmak Kapısı açılana kadar.
Konuştuğumuz bir Yeşilırmaklı şöyle diyor: "Bölge halkı hayal kırıklığına uğradı. Rumların köyden bir şeyler alacağını, en azından yemek yiyip bir şeyler içeceğini hayal ediyorlardı. Yanıldılar. Rumlar dümdüz geçiyor ve hiç etrafına bakınmıyor."
Bir diğer bölge sakini ise: "Kapının olduğu yere yepyeni asfalttan yol döktüler, böyle yol KKTC'de az bulunur. Ama köyün yolları dökülüyor. Kapı açılmadan önce köyün yolları doğru düzgündü. Ama şimdi çok kötü halde, bir iki aya da tekrar yapmak isteyecek herhalde."
Kapıdaki görevlilerden biriyle konuşuyoruz: "Bugün belki de 500 Rum arabası geçti. (Akşam saatlerinde konuşuyoruz.) Türk arabası sayısı ise çok daha az. Bölge sakini Rumlar buradan geçip Lefkoşa'ya gidiyor, bu kapı Rum'a işliyor."
Kapıdan Rum tarafına veya bir diğer deyişle Kıbrıs Cumhuriyeti kontrolündeki bölgeye geçiyoruz. Burada Rum cep telefonu hatları çekmezken Türk hatları çekiyor. Bu da altyapı eksikliğinin bir diğer göstergesi. Yolda bir Rum ile konuşmaya çalışıyoruz. Konuşmaya yanaşmıyor. Devam ettikçe yollar giderek virajlanıyor. Dağların içinde, uçurum kenarlarında giden yollar ile Yeşilırmak Kapısı'nın sunduğu yeni yol çok farklı.
Yeşilırmak Kapısı'nın açılması planları, Lokmacı Kapısı açılırken masaya konmuştu. Son dönemlerde ise aynı bölgedeki bir diğer kapı olan Lefke yakınlarındaki Aplıç kapısı açılmak isteniyor.

30 Ekim 2014, Perşembe

Diyarbakır'da eşiyle birlikte semt pazarında alışveriş yaptığı sırada, yüzleri maskeli 2 kişi tarafından silahlı saldırıya uğrayan ve ağır yaralanan Hv. Astsb. Üçvş. Nejdet Aydoğdu (25) hayatını kaybetti.
Merkez Bağlar ilçesi Körhat 70. Sokaktaki semt pazarında eşi ile pazar alışverişi yaparken yüzleri maskeli 2 kişi tarafından silahlı saldırı sonucunda ağır yaralanan Astsubay Üstçavuş Nejdet Aydoğdu, kaldırıldığı Dicle Üniversitesi (DÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi'nde tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Muharip Hava Kuvveti ve Hava Füze Savunma Komutanlığı'nda görevli astsubay Aydoğdu’nun cenazesi bugün saat 11.00'de Diyarbakır'da yapılacak törenin ardından uçakla Samsun Çarşamba Havalimanı'na gönderilecek. Daha sonra memleketi Ordu'nun Ünye ilçesinde defnedilecek.
Olayla ilgili polis soruşturması sürüyor.
Genelkurmay Başkanlığı ise resmî internet sitesinden şu açıklamaları yaptı:

((Türkçe))  "Yaralanan Astsubay şehit oldu" Hurriyet.com.tr, 30-10-2014
((Türkçe))  "Basın açıklaması" Tsk.tr, 30-10-2014

6 Temmuz 2010, Salı

Birleşik Krallık'ın başkenti Londra'da Asanda Cele adında Manchester United taraftarı 14 yaşındaki çocuk, vuvuzela çaldığı için komşusu tarafından vuruldu. Çocuk, 2 kere başından ve 1 kere kolunda vuruldu. Komşusunun arka bahçesinde bulunan çocuk, hemen hastaneye kaldırıldı fakat; kurtarılamadı. Katil zanlısı o gün yakalandı ve cinayetle yargılandı. 1 ay içinde hakim karşısına çıkması beklenmektedir. Cele'nin babası, oğlunun vurulduğu zaman maçtan döndüğünü söyledi. Komşunun gürültü ve borulardan hoşlanmadığı ve katil komşunun bölgeye yeni taşındığı söyleniyor.

((Türkçe)) ntvmsnbc.com "Vuvuzela çaldı, öldürüldü" www.ntvmsnbc.com/, 6 Temmuz 2010
((Türkçe)) gazetesok.com "Vuvuzela yüzünden öldü" www.gazetesok.com/, 6 Temmuz 2010
((Türkçe)) gazeteport.com.tr "Vuvuzela ölümüne yol açtı" www.gazeteport.com.tr/, 6 Temmuz 2010

4 Aralık 2010, Cumartesi

İnternet ortamında ödeme hizmetleri sunan PayPal şirketi Amerika Dışişleri Bakanlığı’nın kriptolarını yayınlayan WikiLeaks internet sitesinin hesabını dondurdu. PayPal, WikiLeaks İnternet Sitesinin “yasadışı eylemi teşvik ettiği” gerekçesiyle kullanım şartlarını ihlal ettiğini açıkladı.
WikiLeaks, PayPal üzerinden bağış topluyordu.
PayPal kararıyla WikiLeaks İnternet ortamında üçüncü darbeyi aldı. Daha önce de EveryDNS.net ve Amazon.com WikiLeaks ile ilişkisini kestiğini açıklamıştı. İnternet sağlayıcısı şirketler, WikiLeaks sitesini hedef alan binlerce siber saldırının diğer sitelere de zarar verebileceğini açıkladılar.
WikiLeaks Amerikan şirketlerinin kararının ardından İnternet hizmetleri için iki Avrupa şirketine başvurdu. Yayınlar bu şekilde devam ediyor, ancak internet hizmeti sağlayan bu şirketlerin üzerinde de siyasi baskı oluştuğu bildiriliyor.
Fransa Sanayi Bakanı Eric Besson, diplomatik sırları açıklayan bir şirkete İnternet hizmeti sunulmasının kabul edilemez olduğunu açıkladı.

29 Kasım 2010, Pazartesi

Wikileaks ABD'ye ait yüzbinlerce gizli diplomatik belgeyi yayınladı. Washington, yönetimi belgeleri yayınlayan Wikileaks sitesini kınadı.
Belgelerde Amerikalı yetkililerin Türk ve diğer ülke yetkilileriyle yaptıkları görüşmeler yer alırken, Türkiye’nin Avrupa Birliği üyesi olamayacağı değerlendirmesi yapılıyor. Belgeler arasında Suudi Arabistan Kralı Abdullah’ın Amerika’ya, nükleer programını imha etmek amacıyla, kendi deyimiyle “yılanın başını ezmesi” için defalarca İran’a saldırma çağrısında bulunduğu iddiaları yer alıyor.
New York Times gazetesi tarafından yayınlanan belgelerden birinde, Amerika’nın 2007 yılından beri bir Pakistan araştırma reaktöründen yüksek ölçekte zenginleştirilmiş uranyumu gizlice çıkartma girişiminde bulunduğu belirtiliyor. Belgede Amerikalı yetkililerin, uranyumun işlenip, yasadışı nükleer silah yapımında kullanılmasından korktukları, ancak girişimin başarıya ulaşamadığı vurgulanıyor.
Belgelerde ayrıca üst düzey bir Çinli Politbüro yetkilisinin Google’ın sistemini çökertmesi amacıyla, bilgisayar korsanlarına talimat verdiği de yazılı.
Wikileaks, kendi sitesinde yayınlamadan önce New York Times ve Guardian’ın yanısıra Fransız Le Monde ve İspanyol El Pais gazeteleriyle Alman Der Spiegel dergisine belgelere erişim izni verdi.
Belgelerin yayınlanmasını kınayan Beyaz Saray, bu durumun sadece insan hakları davasına zarar vermediğini, belgelerde adı geçen kişilerin yaşam ve çalışmalarını da tehlikeye attığını vurguladı. Amerika Savunma Bakanlığı Pentagon, gizli diplomatik belgelerin Wikileaks’de yayınlanmasının ardından kendi bilgisayar sisteminde güvenlik önlemlerini arttırdı. Pentagon yeni önlemleri Wikileaks’in, geçen Nisan ayında Irak’taki bir askeri helikopterden iki Iraklı gazeteciye ateş açıldığını gösteren görüntüleri yayınlanması üzerine başlatmıştı. Pentagon kendi içinde bilgi paylaşım sistemini daha güvenli hale getirirken, bir yandan da köstebek tehlikesine karşı personelini eğitmeye başladı.
WikiLeaks diplomatik belgelere nasıl eriştiği konusunda bilgi vermiyor. Ancak halen gözaltındaki bir istihbarat uzmanının Savunma 
Bakanlığı’ndaki bilgisayar sisteminden bu bilgileri aldığı sanılıyor. WikiLeaks’ın açıkladığı Amerikan Dışişleri Bakanlığı’na ait haberleşmeler, 11 Eylül 2001’deki terör saldırılarını izleyen süreçte alınan güvenlik önlemleri çerçevesinde Pentagon tarafından da kaydediliyor. Gizli belgeleri WikiLeaks’e verdiği iddia edilen istihbarat uzmanı Onbaşı Bradley Manning askeri mahkemede yargılanmayı bekliyor.
WikiLeaks tarafından açıklanan gizli belgelerde Afgan yetkililer hakkında önemli iddialar bulunuyor. Belgelerden birinde Afganistan Devlet Başkanı Hamid Karzai hakkında “aşırı zayıf ve paranoyak” tanımlamaları geçiyor. Amerikan Dışişleri Bakanlığı’na ait mesajlaşmalarda Afgan Devlet Başkan Yardımcısı Ziya Mesud’un, Birleşik Arap Emirlikleri’ni ziyaretinde yanında 52 milyon dolar nakit taşıdığı ve Amerikalıların bu duruma izin verdiği belirtiliyor. Bir başka belgedeyse Karzai’nin kardeşinin uyuşturucu kaçakçısı olduğu iddia ediliyor. 
WikiLeaks internet sitesi tarafından sızdırılan ABD Dışişleri Bakanlığı yazışmalarında diplomatlar Türkiye’nin bir NATO üyesi olarak müttefikliğini sorguluyor. Alman Der Spiegel dergisine verilen yazışmalar, ayrıca İslamcıların Türk hükümetine sızdığını öne sürüyor. Aralarında Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun da bulunduğu Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın danışmanlarının “Siyasetin Ankara'dan ötesini kavrayamadıklarını” savunan yazışmalardan birinde, Erdoğan’ın “bu danışmanlardan oluşan demir bir halkayla sarılı” olduğu iddia ediliyor. 
Der Spiegel dergisine sızan Amerikan Dışişleri Bakanlığı kriptolarından birinde, Amerikalı diplomatların Türkiye’yi bir ortak olarak sorguladığı, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nu da “tehlikeli” buldukları vurgulanıyor. Belgede Davutoğlu’nun İslamcı nüfuzunu Başbakan Erdoğan üzerinde kullanabileceği kuşkusuna da yer veriliyor. Amerikalı diplomatlar tarafından yazıldığı öne sürülen ve WikiLeaks aracılığıyla Der Spiegel dergisine sızdırılan yazışmalarda Başbakan Erdoğan’ın İslamcı bankacıları üst düzey görevlere atadığı ve neredeyse tüm bilgilerini İslamcılar'a yakın gazetelerden aldığı iddia ediliyor.

2 Eylül 2011, Cuma
Geçtiğimiz günlerde yayınlanan bir WikiLeaks belgesi, Kürt yazar Mehmed Uzun'un ABD'nin Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin "demokratik ilerlemesi"ni sağlamak için Kuzey Irak'a askeri müdahalede bulunmasını ve Türkiye'nin "demokratikleşmesi" için baskı yapmasını istediğini ortaya koydu.
ABD'nin Beyrut büyükelçiliğinden 5 Temmuz 1985 tarihinde "çok gizli" olarak gönderilen raporda, Mehmet Uzun'la 15 Haziran 1985'te yapılan görüşmenin ayrıntıları aktarıldı. Raporda Uzun'un ABD'nin Kuzey Irak'ı "özgürlüğe kavuşturması" gerektiğiyle Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin demokratik bir yapıya kavuşturulması ve azınlık durumundaki Türkmenler ile Süryanilerin haklarının verilmesinin önemli olduğunu söylediği bildiriliyor. Uzun'un istekleri arasında Türkiye'de Kürtlere geniş siyasi ve kültürel hakların verilmesi de var.
Raporda Uzun'un Türkiye'nin Kuzey Irak'a bir sınırötesi operasyon yapacağına inanmadığı, sınıra yapılan yığınağın ülkedeki "demokratikleşme ile askeriye arasındaki siyasi iç çekişmeden kaynaklandığı"nı söylediği da belirtiliyor. Uzun görüşmede Kürtçe kullanması nedeniyle kendisine uygulanan yasal işlemlerden rahatsızlığını da dile getiriyor. Uzun, PKK'nin askeri olarak alt edilemeyeceğini de söylüyor.
Uzun ülkedeki iç çekişmenin askeri bir elitin ülke yönetimini ele geçirmeye çalışmasından kaynaklandığını ve "bu derin devletin Türkiye için bir kanser olduğunu" da sözlerine ekliyor.
Raporda Uzun'un görüşlerinin Türkiye'nin önde gelen Kürt aydınlarının, insan hakları savunucularının, gazetecilerinin ve sivil toplum örgütü liderlerinin görüşlerini yansıtması nedeniyle önemli olduğu belirtiliyor.

((İngilizce))  "85BEIRUT2659, TURKEY: PROMINENT KURDISH INTELLECTUAL URGES U.S. SUPPORT FOR TURKISH DEMOCRATIZATION, RAPPROCHEMENT WITH NORTHERN IRAQ" WikiLeaks, 30 Ağustos 2011

3 Aralık 2010, Cuma

WikiLeaks tarafından açıklanan gizli belgeler, bu kez de Amerikalı diplomatların Afganistan’daki yolsuzluk iddialarına ilişkin değerlendirmelerini ortaya koydu.
Amerika’nın Kabil Büyükelçiliği’nden Washington’a gönderilen gizli diplomatik belgelerde Afgan hükümetinin her düzeyinde rüşvet ve yolsuzluklara rastlandığı belirtiliyor.
Amerikalı diplomatların kriptolarında Afgan hükümetinin para aklama, rüşvet ve uyuşturucu ticareti dahil her türlü yolsuzluğa bulaştığı yolundaki iddialara yer veriliyor.
Belgelerde Devlet Başkanı Hamid Karzai, etkisiz ve zayıf bir lider olarak tanımlanıyor. Bir belgede Tarım Bakanı Asıf Rahimi’nin hakkında yolsuzluklara karıştığı iddiası bulunmayan tek milletvekili olduğu söyleniyor.
Bu arada WikiLeaks’in sitesine hizmet sağlayan Amerikan şirketi WikiLeaks’le ilişkisini kesti. İnternet sağlayıcısı şirket, bu kararı WikiLeaks sitesine düzenlenen binlerce siber saldırı sonrasında bunun tüm diğer sitelere de zarar verebileceği kaygısıyla aldı.
Ancak WikiLeaks, birkaç saat sonra bir İsviçre firmasının sağladığı domain üzerinden yeniden yayın yapmaya başladı.

5 Aralık 2010, Pazar

WikiLeaks olayında yayınlanan gizli diplomatik belgeleri sızdırmakla suçlanan Amerikalı askeri uzman, Mayıs ayından buyana gözaltında. Wikileaks internet sitesinin kurucusu da Interpol tarafından aranıyor. Dünya diplomasisinde deprem etkisi yapan olayın yasal boyutları nereye kadar gidebilir? Belgeleri sızdırmak ve yayınlamakla suçlanan iki kişinin karşısındaki hukuki yaptırımlar ne olabilir? Vikihaber bu sorulara yanıt aradı.
Amerika Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, dört günlük dış gezisi sırasında görüştüğü dışişleri bakanlarını Wikileaks’in Amerikan diplomasisini etkilemeyeceği konusunda ikna etmeye çalıştı.
Amerikalı yetkililer gizli bilgileri sızdırmakla suçlanan istihbarat uzmanı Bradley Manning’i yargılamak istiyor. Wikileaks’in kurucusu Assange hakkında ne yapılacağıysa henüz açıklık kazanmadı.  
Nerede olduğu bilinmeyen Assange’ın adı artık İnterpol’ün en çok arananlar listesinde. İsveç, hakkındaki tecavüz suçlamasıyla ilgili olarak Assange’ın peşinde. Amerika’da ise Beyaz Saray Sözcüsü Robert Gibbs, adli soruşturma açıldığını söylüyor.
Peki Amerika Assange’ı neyle suçlayabilir? Casusluk suçlaması bir seçenek. Ancak bu konudaki yasalar en az 100 yıllık. Yasanın yeni ve modern elektronik medya konusunda nasıl uygulanacağı açık değil. Uygulansa bile kimi uzmanlara göre kamuoyunun bilgilendirilme hakkı savunulabilir.
Yaklaşık 250 bin kadar belge söz konusu. Ancak hükümetin açıklanan gizli belgelerin ulusal savunmaya zarar verdiğini kanıtlaması gerekiyor. Bu da başka sırları açığa çıkarabilir.
Ulusal güvenlikten sorumlu eski adalet bakan yardımcılarından Patrick Rowan, "Amerikan hükümetinin en çok canını sıkan belgeler davada da ele alınacak ve “bu belge işte bu yüzden ulusal güvenliğe aykırıdır” denildiğinde konu bir kez daha gündeme taşınmış olacak" diyor.
Avustralyalı Assange’ın İngiltere’de saklandığı tahmin ediliyor. Rowan’a göre, Assange’ın tutuklanmaması konusundaki iç ve dış kamuoyu baskısına aldırılmaması gerekiyor. Patrick Rown, "Güvenli bulduğu bir yerden bir diğerine gitmesi için 2, 3, 4, hatta 5 yıl beklememiz gerekebilir. Belki annesi hastalanır ve yanına gitmek ister. İyi bağlantılarımız olan bir ülkenin havaalanına giderse orada göz altına alınıp Amerika’ya getirilebilir. Hükümet bu tür olaylara genelde böyle yaklaşır" şeklinde konuşuyor.
Öte yandan gizli belgeleri sızdırmakla suçlanan ordu istihbarat uzmanı Bradley Manning, Washington yakınlarında gözaltında. Manning, askeri mahkemeye çıkarılabilir ve suçlu bulunursa onlarca yıl hapis yatabilir.
Manning’in davasında gözlemcilik yapacak olan ve aynı zamanda eski bir askeri yargıç olan Jonathan Tracy, "Bu ciddi bir konu. Yaptığı iddia edilen şey doğruysa komutanları bunu kanuna aykırı olarak değerlendirebilir ve onu askeri mahkemeye gönderebilir" diyor.
Manning’i en az iki internet sitesi destekliyor. Ayrıca askeri savunma avukatının yanı sıra Manning’in tuttuğu, sivil danışmanlık yapacak bir de eski askeri avukat var. Manning, 6 aydır parmaklıklar ardında.
Jonathan Tracy, "Askeri hukuk sistemi istişareye dayanan bir sistemdir dolayısıyla ağır işlemesi normal" şeklinde konuşuyor.
Bu yüzden bir süre daha yargılanan tek şey Amerikan diplomasisi olacak.

18 Ocak 2012, Çarşamba

Amerika Birleşik Devletleri'nde anti korsan yasaları olarak anılan Çevrimiçi Korsanlığı Önleme Yasası (Stop Online Piracy Act veya kısaca SOPA) ve Entellektüel Mülkiyetin Korunması Yasası (Protect IP Act veya kısaca PIPA) tasarılarına karşı eylem için İngilizce Vikipedi, 18 Ocak 2012 günü Türkiye saati ile 07:00'de 24 saatliğine karartıldı. Eylem kapsamında siteyi ziyaret edenler, öncelikle kısa bir süre içeriği gördükten sonra site yüzü kararıyor ve siyah sayfadaki başlıkta 'Ücretsiz bilgi olmayan bir dünya düşünün.' yazıyordu. 
Eylem için, Özgür Ansiklopedi Vikipedi'nin İngilizce versiyonunda yapılan oylamada toplam 591 oy kullanıldı. 479 kullanıcı, sitenin 24 saatliğine kapatılmasına destek verdi. Yorumlarda Vikipedi'nin siyasete alet olacağı, söz konusu yasanın Vikipedi için bir tehdit ve tehlike oluşturmadığını belirtenler de oldu.
Başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere dünyanın pek çok ülkesinden siteler de bir günlük karartma eylemine destek verdi. Karartma, internet üzerinde pek çok ülkede konu ile ilgili internet sitelerinin açılmasına neden oldu. Dünyanın beşinci en popüler sitesi Vikipedi'nin kurucusu Jimmy Wales ise resmi bloğunu bir günlüğüne aynı şekilde kapattı. Wales, eylem ile ilgili Twitter'da izleyecilerini uyarmış ve bilgi vermişti. Karartma ile ilgili bilgiler verilen Wales'ın resmi bloğunda ayrıca video ve imza kampanyaları da bulunuyor.
Wikimedia Vakfı İcra Müdürü Sue Gardner ise yaptığı açıklamada; alınan karar ve uygulanan eylemin, Wikimedia'nın siyasi bir pozisyon aldığını düşünenlere karşı bir cevap olacağını, eylemin yalnızca gerçek, akla ve mantığa uygun olarak mevcut soruna karşı yapılan bir uygulama olduğunu söyledi. 
Kullanıcılarının kendi içeriklerini paylaşarak oylayabildikleri, sosyal paylaşım sitesi Reddit ise Kara Çarşamba olarak adlandırdıkları günde, sitesini 12 saatliğine kararttı. Karartmanın ardından sitede SOPA tasarısı ile ilgili bilgilere de yer verildi. Türkiye'de ise güncel olay ile ilgili internettutulmasi isimli site açıldı. Sitede karartma eylemi ile ilgili bilgiler ile ülkede karartmaya destek veren internet sitelerinin bir listesi yer alıyor.
Eylem kapsamında, Vikipedi'nin yerel dillerde içeriklerin bulunduğu internet sitelerinden bazıları da, sitelere eylem ile ilgili afiş ekleyerek destek oldular. Türkçe Vikipedi, gün içerisinde tüm sayfaların üst bölümünde yer alacak şekilde yayınladığı afişte "Türkçe Vikipedi olarak, bilgiye özgürce ve herkes tarafından erişilebilmesinin bir hak olduğunu savunuyor ve ABD Kongresi'nin interneti sansürlemeyi amaçlayan SOPA-PIPA tasarılarına karşı 18 Ocak 2012 günü 24 saatliğine erişim kapatma eyleminde İngilizce Vikipedi'yi destekliyoruz." ifadelerine yer verdi. 
Amerika Birleşik Devletleri'nde yasa tasarısına destek veren kuruluşlar ve siteler de bulunuyor. Bu konuda daha önce internet sitelerinden Go Daddy domain sitesinin yasaya destek vermesi neticesinde siteye tepki amaçlı yüz bine yakın domain başka firmalara transfer yapılmıştı. Bunun yanı sıra şirkete gösterilen tepkinin ardından, yasaya destek verdiği bilinen Microsoft, NBC ve ortağı MSNBC platformlarına karşı tepkiler de görülmeye başlandı. Yasa ile ilgili tepkilere destek veren Google gün boyunca İngilizce web sitesinde ki logosunun üstünü siyah bir bant ile kapattı ve sayfaların alt bölümünde "Kongreye söyleyin: İnterneti sansürlemeyin!" yazılı linkte bulunan bağlantı ile imza kampanyası başlattı.

Yasa tasarısı ile Amerika Birleşik Devletlerinde özellikle yasadışı veri indirme, film ve televizyon dizilerinin internet üzerinden yasadışı olarak izlenmesinin ve paylaşılmasının engellenmesi amaçlanıyor. Ayrıca çıkarılacak yasa, yalnızca ABD değil, ülke dışındaki tüm internet sitelerine de müdahale etme yetkisi veriyor. İnternet üzerinde bulunan sitelerin pek çoğunun sunucusu halen ABD'de bulunuyor. Vikipedi ve yasa karşıtı taraflar ise söz konusu yasaların şirketlerin telif haklarını ihlal ettiği bahanesi ile doğrudan erişilen içeriğe link verebilen kuruluşlar olarak kendi haklarında da kapatma kararı alınabileceğini iddia ederek yasaya karşı çıkıyorlar. Ayrıca yasaya Yahoo, Twitter, eBay, AOL, Google, Huffington Post, Pandora, Facebook, Amazon gibi büyük teknoloji şirketleri de karşı çıkıyorlar.

((Türkçe)) donanimhaber "Google ve Wikipedia da SOPA protestosuna destek veriyor" donanimhaber.com, 18 Ocak 2012
((Türkçe)) hurriyet "Ekran karartma eylemi başladı" hurriyet.com.tr, 12 Ocak 2012
((Türkçe)) internettutulmasi "İnternet Tutulması" internettutulmasi.com, 18 Ocak 2012
((İngilizce)) google "Sonu korsanlık, Özgürlük değil" google.com, 18 Ocak 2012
((Türkçe)) stargazete "Vikipedi karardı" stargazete.com, 18 Ocak 2012
((Türkçe)) sosyalmedya "SOPA’ya Karşı İnternet Devleri Ekranlarını Kararttı" sosyalmedya.co, 18 Ocak 2012
((Türkçe)) milliyet "SOPA nedir?" milliyet.com.tr, 18 Ocak 2012
((Türkçe)) webrazzi "Devler sansür eyleminde, Vikipedi karardı" webrazzi.com, 18 Ocak 2012
((İngilizce)) guardian "Vikipedi'deki karartma tezgahlarda" guardian.co.uk, 18 Ocak 2012
((İngilizce)) cnet "Google popüler giriş sayfasını kullanarak SOPA'yı protesto edecek" cnet.com, 18 Ocak 2012
((İngilizce)) jimmywales "Jimmy Vales'ı IP yasası protestosunda koruyun" jimmywales.com, 18 Ocak 2012

25 Mart 2010, Perşembe

24 Mart 2010 tarihinde Türkiye saatiyle yaklaşık 20:00 (18:00 UTC) ile 24:00 (22:00 UTC) saatleri arasında popüler özgür ansiklopedi Wikipedia ve kardeş projelere büyük sunucu kesintileri nedeniyle erişim sağlanamadı. Kesintiye Amsterdam bilgi-işlem merkezindeki aşırı ısınmanın neden olduğu açıklandı.
Wikimedia Vakfı network koordinatörü Mark Bergsma'nın technical blog'daki yazısına göre sorun, ısının daha fazla hasar vermesini engellemek için sunucuların kendini kapatmasıyla oluştu.
Yöneticiler sunucu trafiğinin Florida merkezinin desteğiyle sağlanabildiğini açıkladı, ancak yine de DNS çözünürlüğü ve çalışma mekanizmasının bozulması nedeniyle wikipedia sitelerine erişim bir süre sağlanamadı.
Resmi Twitter hesabındaki açıklamaya göre de programcıların çabalarıyla Türkiye saatiyle 24:00'te Wikipedia sitelerine erişim sağlanabildi. Amsterdam sunucularında sorun hâlâ devam ederken, kullanıcılar küçük teknik sorunlar nedeniyle yavaşlık ve önbellek sorunlarıyla karşılaşabilir.

((en)) Brian Heater "Wikipedia Site Fails After Servers Overheat" PC Magazine Online, 24 Mart 2010
((en)) Doug Gross "Wikipedia back up after server meltdown" CNN, 24 Mart 2010

4 Haziran 2011, Cumartesi 
37 yaşındaki İngiliz şarkıcı Robbie Williams, The Sun gazetesine yaptığı açıklamalarda haftada iki kez testesteron iğnesi aldığı belirtti. Büyüme hormonu almak için doktora giden Williams, doktorun yaptığı testler sonucu bu hormona ihtiyacı olmadığını farkına vardı. Bu hormon orta yaşlı insanların yaşlılığı geciktirmek amacıyla aldığı bir hormondur. Testlerin sonucunda ise başka bir durum fark edildi. Doktor, Williams'ın erkeklik hormonlarının düşük seviyede olduğu tespit etti. Ve Williams'a sürekli uyku durumu olan letarji teşhisi koydu.
Williams olayı şöyle açıkladı; "Doktor sonuçlara baktı dedi ki, '100 yaşında bir erkeğin testosteron oranına sahipsin'. Şok oldum. Neyse ki iğneler işe yaradı. Doktorum iğnelerin kansere neden olabileceğini söyledi ama açıkçası umrumda bile değil."
Williams, doktorun açıklaması ile birlikte bir aydınlanma yaşadığını belirtti. Ve artık eski enerjisini topladığını ve hayatının değiştiğini de ekledi.
Testesteron iğnesi, libidosu düşük olan erkeklerde kullanılıyor. Veya spor yapan erkeklerde kasları korumak için kullanılıyor. Ancak bu tedavi kalp krizi riskini artıyor. Yine de, ABD'de 4-5 milyon erkek bu iğneleri kullanıyor. 

((Türkçe))  ""Erkeklik hormonu kullanıyorum"" HT Magazin, 03 Haziran 2011
((Türkçe))  "Haftada 2 kez seks hormonu alıyor" Ntvmsnbc, 03 Haziran 2011

1 Ekim 2011, Cumartesi
Dünyaca ünlü İngiliz şarkıcı Robbie Williams kendi erkek giyim markası Farrell'i piyasaya sundu. Williams, markasının tanıtımı için  Londra'nın Oxford caddesindeki House of Fraser isimli mağazaya gelerek hayranlarıyla buluştu.
Farrell markasının ismi Williams'ın büyük babası Jack Farrell'den geliyor. Williams giysi koleksiyonunu üretirken stilisti Marcus Love ve kuaforü Oliver Woods ile her adımda işbirliği içerisinde çalıştı. Williams elbiseleri tasarlarken her zaman sevdiği eski elbiselerden ilham aldığını söyledi. Şarkıcı, bu işi çok daha önceleri yapmayı planladığından lakin bunu gerçekleştirmeyi yeni başarabildiğinden bahsetti.

((İngilizce))  "Robbie Williams launches his Farrell collection at House of Fraser" Guardian, 15 Eylül 2011
((İngilizce))  "Robbie Williams launches menswear label Farrell at House Of Fraser" metro.co.uk, 15 Eylül 2011
((İngilizce)) Ella Alexander "Fashion's New Boy" Vogue, 20 Eylül 2011
((İngilizce))  "Robbie Williams Launches 'Working Class' Fashion Range at House of Fraser" International Business Times,
((İngilizce)) Lauren Paxman "Robbie Williams expands his empire with clothing range inspired by grandfather" Dailymail, 30 Haziran 2011
((Türkçe))  "Müzikten moda dünyasına" Elle,

6 Şubat 2011, Pazar

ITV1 kanalında yayınlanan X Factor yarışmasının yaratıcısı ve juri üyesi Simon Cowell yarışmanın Amerika Birleşik Devletleri versiyonu için daha önce  Louis Walsh, Dannii Minogue ve Nicole Scherzinger gibi isimlerle anlaşmıştı. Şimdi ise gözünü İngiltere çıkışlı dünyaca ünlü şarkıcı Robbie Williams'a dikti.
Yarışmanın Birleşik Krallık versiyonunun eski juri üyeleri Cowell ve Cheryl Cole'un yeni ABD versiyona katılmaları muhtemeldi. Ama kaynaklara göre tüm eski juri üyelerinin birlikte ayrılmasının ve Cowell'ın daha az rol oynamasının yerinde olacağı düşünüldü.
Lakin yarışmanın ismiyle, kendi adı özdeşleşen Cowell, Williams'ın kendi yerini doldurabilecek kapasiteye sahip tek kişi olduğuna inanıyor. Geçen sene, Williams'ın grubu Take That'in canlı performansı ile yer aldığı bölüm 17.7 milyon gibi bir rakamla yarışmanın en çok izlenen bölümü olma ünvanına sahip olmuştu.
Robbie Williams yarışmanın büyük hayranlarından birisi olduğunu daha önce sahnede ve kendi blogunda belirtmişti. X Factor'ün içindeki birisinden alınan bilgiye göre şu an Willliams ile kontrat ve şartlar konuşuluyor. Eğer anlaşmaya varılırsa Williams yarışmanın konuşma panelinde yer alacak.
Cowell geçen sene şöyle konuşmuştu. "Robbie Williams'ı getirmeyi isterim. O iyi içgüdülere sahip. Ona, orada sahip olmayı isterim. Çünkü iyi bir juri üyesi olacağına inanıyorum. Nokta."
Bununla beraber yarışmanın kadın sözcüsü panel hakkında henüz herhangi bir karara varılmadığını belirtti. 

((İngilizce)) Dean Piper "X Factor: Simon Cowell lines up Robbie Williams to replace him as judge" Sunday Mirror, 6/02/2011

26 Ekim 2013, Cumartesi

Türkiye'de,  31 Mart 2013 Pazar günü başlayan Yaz saati uygulaması 27 Ekim 2013 günü saat 04:00'da saatlerin bir saat geriye alınmasıyla birlikte sona erecek. Yaz saati uygulaması herhangi bir ülkede veya bölgede gün ışığından, sabahları daha az, öğleden sonra daha çok yararlanmak üzere; periyodik olarak, saatlerin belirli bir miktarda değiştirilmesi prensibine dayanmaktadır.
Günümüzde, dijital saatler veya saate sahip araçlar genellikle gerekli ayarlama yapılması için izin verildiği takdirde, ülkelere göre saat uygulamalarını otomatik olarak gerçekleştirmektedirler. Yaz saati uygulamaları, ülkelere her yıl yaklaşık olarak orta ölçekli bir hidroelektrik santralinin üretimi kadar enerji tasarrufu sağlamaktadır. Öğle saatlerine bir saat eklenmesinin ise trafik kazalarından kaynaklanan ölüm oranlarını azalttığı belirtilmektedir.
Eğer saatleriniz dijital değil ve manuel olarak ayarlamak gerekiyorsa, 27 Ekim 2013 günü gece saat 04:00'da saatlerinizi bir saat geriye almayı unutmayınız.

((Türkçe))  "Saatlerinizi geri almayı unutmayın" sabah, 26-10-2013
((Türkçe))  "Yaz Saati Uygulaması Sona Eriyor" hakimiyet, 26-10-2013

20 Haziran 2011, Pazartesi

Yemen'in başkenti Sana'da gösteri düzenleyen onbinlerce kişi Devlet Başkanı Ali Abdullah Salih'in akrabalarının hükümetteki görevlerinden çekilmelerini ve ülkeyi terketmelerini istedi.
Salih'in ailesinin güvenlik birimlerinin başından çekilmesi çağrısında bulunan göstericiler özellikle devlet başkanının oğlu Ahmet Salih’in Cumhurbaşkanlığı Muhafız Ordusunun komutanlığını bırakmasını talep etti.
Ay başında başkanlık sarayına düzenlenen saldırıda yaralanan Yemen devlet başkanı hala Suudi Arabistan'da tedavi görüyor. Yemenli yetkililer Salih’in birkaç gün içinde ülkesine dönmeye hazırlandığını açıkladı. Ancak Fransız haber ajansı, bir Suudi yetkilinin Salih’in Yemen’e dönmeyeceğini söylediğini bildirdi.
Binlerce Yemenli Cuma günü de Sana’da sokaklara döküldü. Göstericiler Salih’in istifasını isterken başkentin bir başka kesiminde çekilmemekte direnen devlet başkanına destek gösterisi düzenlendi.

8 Eylül 2012, Cumartesi 

Yemen'de halk sokaklara döküldü, binlerce vatandaş protesto gösterisi düzenledi. Eski Devlet Başkanı Ali Abdullah Salih'in yargılanması isteniyor. Yemen'in başkenti Sana'da, Yargılama Cuması olarak adlandırılan gösteriler düzenledi.
Halk, devrik diktatör Ali Abdullah Salih'in yargılanması ve ceza alması için prtesto gösterileri düzenliyor. Yargılanma Cuması Gösterileri adı verilen bu protestolara farklı kesimden birçok grup katılıyor.
Gösteriye katılan binlerce Yemenli, eski Devlet Başkanı Ali Abdullah Salih'in yargılanması için çağrı yaptı. Göstericiler, Salih'in dokunulmazlık hakkının da kaldırılmasını talep etti.
Göstericiler, eski dikta rejimi ülkeyi ve halkı mahvetti, yoksullaştırdı açıklamasında bulundular. Eski rejim sorumlularının yargılanması talebiyle, salı günü, Yemen genelinde çok daha geniş katılımlı gösteriler yapılması bekleniyor.

((Türkçe))  "Yemen'de Halk Sokağa Döküldü" TRT Haber, 8 Eylül 2012
((Türkçe))  "Yemen'de Halk Sokağa Döküldü" TRT Avaz, 8 Eylül 2012

13 Mart 2011, Pazar

Yemen’de polis Sana Üniversitesi yakınında toplanan hükümet karşıtı göstericileri dağıtmak için gözyaşartıcı bomba kullanırken ateş de açtı. Görgü tanıklarına göre hükümet yandaşları da göstericilere bıçak ve sopalarla saldırdı. Üniversite çevresinde günlerdir kamp kuran göstericiler Yemen Devlet Başkanı Ali Abdullah Salih’in istifasını istiyor.
Pazar günü güneydeki Taiz ve Aden illerinde de hükümet karşıtı gösteriler düzenlendiği, Aden’de bir polis karakolunun yakıldığı bildiriliyor. Hükümet göstericilere karşı daha sert önlemler alırkencumartesi günkü çatışmalarda yedi kişinin öldüğü öne sürüldü.
Tunus ve Mısır’da devlet başkanlarının devrilmesiyle sonuçlanan ayaklanmalardan sonra Yemen’de de göstericiler 32 yıldır iktidarda olan Salih’in istifasını istemeye başladı. Salih ise görev süresinin sona erdiği 2013 yılına kadar asla çekilmeyeceğini söylüyor. Salih perşembe günü demokratik reformlar içeren yeni bir anayasayı halkoyuna sunma sözü verdi; ancak muhalefet öneriyi reddetti.

20 Temmuz 2017, Perşembe

Kabine değişikliği ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın başına getirilen Jülide Sarıeroğlu, Twitter’da takipçi sayısının kurbanı oldu. Meclise girmesi ile yeni bir Twitter hesabı açmak yerine çok sayıda takipçiye sahip başka bir hesabın bilgilerini değiştirerek kullanmayı tercih eden Sarıeroğlu’nun resmi hesabından daha önce Gülen’in sözlerinin ve Erdoğan’ı istifaya çağıran haberlerin paylaşıldığı görüldü. Yeni Bakan, tweetlerin gündeme gelmesi ile hesabını kapattı.
ANKARA - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kurucusu olduğu AK Parti’nin başına geçmesi ile beklenen kabine değişikliği gerçekleştirildi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı görevine getirilen AK Parti Ankara Milletvekili Jülide Sarıeroğlu’nun başı henüz koltuğuna oturmadan sosyal medya ile derde girdi. Yeni Bakan’ın onaylı Twitter hesabından Gezi olayları sırasında AK Parti aleyhine haberlerin ve FETÖ lideri Fethullah Gülen’in sözlerinin paylaşıldığı ortaya çıktı. Bakan’ın resmi hesabından gönderilmiş olan tweetlerin yayılması üzerine 38 bin takipçisi bulunan söz konusu Twitter hesabı kapatıldı.
Sarıeroğlu, konuyla ilgili olarak yaptığı yazılı açıklamada, “Birtakım tweet mesajları üzerinden, şahsıma yönelik, akıl ve vicdan sınırlarını zorlayan bir karalama kampanyası başlatıldı” ifadelerini kullandı. Söz konusu hesabın daha önce danışmanlığını yaptığı Hak-İş Konfederasyonu Genel Başkanı’na haberleri hızlıca iletmek için medya ekibi tarafından kullanıldığını, meclise girmesi ile de hesabın bilgilerinin değiştirilerek kişisel resmi hesabına dönüştürüldüğünü söyledi. Sarıeroğlu, "Medyada haberlere konu edilen mesajların niçin ve hangi amaçla atıldığı da bellidir. Buna rağmen, şahsımla ilgili kasıtlı olarak yanıltıcı haberler yapanların ve yayanların iyi niyetli olmadıklarını belirtmek istiyorum” dedi.
Bakanın açıklamasının ardından ise, Sarıeroğlu’nun resmi hesabının çok takipçisi olan “@cozum_ne” adlı Twitter hesabından dönüştürüldüğü ve bu hesabın otomatik olarak içerik paylaşan bot hesaplardan olduğu ortaya çıktı. Konunun sosyal medyada gündem olması ile Bakan adına farklı sahte hesapların açılarak Sarıeroğlu adına paylaşımlar yapıldığı da görüldü.

 Yeşim Sert Karaaslan "Çalışma Bakanlığına getirilen Sarıeroğlu'ndan 'Twitter' açıklaması" Anadolu Ajansı, 19.07.2017

4 Ağustos 2011, Perşembe 
Türkiye Cumhuriyeti Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner'in ve kuvvet komutanlarının bir hafta önce emekliliklerini istemesi ile boşalan koltukları, üç gün süren Yüksek Askerî Şûra (YAŞ) toplantısı sonunda yeni sahiplerini buldu.
Yüksek Askeri Şûra'da alınan kararlara göre, Işık Koşaner'in ayrılmasından sonra vekâleten bu görevi yürüten Jandarma Genel Komutanı Necdet Özel Genelkurmay Başkanı oldu. Kara Kuvvetleri Komutanlığına 1. Ordu Komutanı Orgeneral Hayri Kıvrıkoğlu, Deniz Kuvvetleri Komutanlığına Oramiral Emin Murat Bilgel, Hava Kuvvetleri Komutanlığına ise Hava Lojistik Komutanı Korgeneral Mehmet Erten getirildi. Erten, emeklilik zamanının gelmesinden dolayı bu görevi ancak bir sene sürdürebilecek. Jandarma Genel Komutanlığı'na ise Kara Kuvvetleri Kurmay Başkanı Orgeneral Bekir Kalyoncu atandı.
YAŞ toplantısından çıkan bu kararlar Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından imzalandıktan sonra Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından onaylanarak resmileşti. Toplantıda, Balyoz davası'ndan yargılanan 14 tutuklu subayın görev süresinin bir yıl uzatılmasına da karar verildi.

Türkiye'de genelkurmay başkanı ve kuvvet komutanları istifa etti
Türkiye'de genelkurmay başkan vekili belli oldu

((Türkçe))  "İşte TSK'nın yeni komutanları" ntvmsnbc, 04 Ağustos 2011
((Türkçe))  "Tutuklu subaylara bir yıl uzatma" BBC Türkçe, 04 Ağustos 2011

20 Temmuz 2017, Perşembe

Yeni eğitim öğretim yılında devreye girecek olan müfredatın ayrıntılı incelemesini yapan Eğitim İş, müfredatın hazırlanması sürecinde farklı görüşlerin alındığı şeklindeki açıklamalara tepki göstererek müfredatın getirilme usulünün KHK gibi tepeden inme olduğunu söyledi.
ANKARA - Eğitim İş,  Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’ın kamuoyuna sunduğu yeni müfredat ile ilgili yaptığı ayrıntılı inceleme sonrası açıklama yayınladı. Açıklamada, “AKP döneminde Milli Eğitim müfredatında yapılan en köklü değişikliklerden biri olan yeni müfredatın art niyetli çerçevesi çıkmıştır. Müfredatın meydana getirilme usulü, KHK’larla ülkeyi yöneten AKP’nin Milli Eğitim Bakanlığı’na yakışır biçimde gerçekleşmiştir” denildi.
Yeni eğitim öğretim döneminde uygulanmaya başlanacak müfredat değişikliğini usul ve esas yönünden inceleyen Eğitim İş’ten yapılan açıklamada müfredattan çıkartılan konular listelendi. Uluslararası standartlar ve kabullerin aksine geçekleştirilen kapsamlı değişimin pilot uygulama yapılmadan uygulamaya konacağı hatırlatılan açıklamada, müfredatın başarı ya da başarısızlığının ve uygulanabilirliğinin nasıl ve hangi kriterlerle değerlendirileceğinin ise merak konusu olduğu söylendi.
Müfredat çalışmalarının 2 yıl sürdüğü şeklindeki açıklamalara da tepki gösterilen açıklamada, “Alandaki eğitim-bilim uzmanlarının, üniversitelerin ve demokratik kitle örgütlerinin tümünün değil, yandaş sendikaların ve Bakan Yılmaz’ın ifadesiyle 100 bine yakın öğretmen ve velinin görüşü alınmıştır. Bu 100 bin öğretmen ve velinin kim olduğu sorusu da, en az müfredatın kendisi kadar karanlıktır” denildi.
EMPERYALİZM BENZETMESİ
Müfredatın içeriği ile ilgili olarak yapılan benzetme ile “Emperyalist ülkelerin gelişmemiş ülkeleri işgal etmeden önce demokrasi götüreceğini iddia etmesi gibi, MEB de çağdaş/laik eğitimin son parçalarını da ‘çağdaşlık getirme’ iddiasıyla yok etmeye çalışmaktadır” ifadelerine yer verilirken müfredatta AKP’nin siyasi söylemlerine yeril verilmesi, 15 Temmuz’a geniş yer ayrılması ve dini içeriklerin ağırlığının artırılmasını eleştirilerek yeni müfredat ile Atatürkçülüğün de gölgeye itildiği söylendi.
Açıklamada son olarak, “Eğitim-İş olarak, tüm demokratik kamuoyunu, bu müfredat kabusuna ‘dur’ demeye çağırıyoruz” denildi. 

  "Yeni Müfredata Dair Kapsamlı İnceleme" Eğitim ve Bilim İşgörenleri Sendikası, 20.07.2017

4 Aralık 2010, Cumartesi
Amerika Birleşik Devletleri'nde Noel dönemi ülke içi ve dışına seyahatlerin çok arttığı bir dönemdir. Son haftalarda havaalanlarında uygulanmaya başlayan yeni güvenlik önlemleri eleştirilere hedef oluyor. Birçok kişi özellikle arama tekniklerinin “kabul edilemez” olduğunu savunuyor.
Havaalanlarında alınan yeni güvenlik önlemlerini bazı yolcular aşırı buluyor. Vücut tarama cihazından geçen yolcular, durumdan ne kadar rahatsız olduklarını gizlemiyor. Bir yolcu şunları söylüyor:
"Genelde bu kadar sıkı önlem alınmasına karşıyım. Bize ne söylenirse söylensin, teknolojinin de sınırlarını aşacak kişiler olduğu bir gerçek."
Yolcular vücut tarama cihazından geçmeyi reddederlerse, güvenlik görevlileri tarafından üzerleri aranıyor. USA Today gazetesiyle Gallup Araştırma Kuruluşu’nun yaptığı bir ankete göre, yolcuların çoğu, elle aramadan da rahatsız. Bir kadın yolcu şöyle konuşuyor:
"Bir sürü insanın önünde böyle bir muameleye maruz kalmak utanç verici."
Elle yapılan aramalarda kadın görevliler kadın yolcuları, erkek görevliler de erkek yolcuları yokluyor. Birçok kişi bazı güvenlik görevlilerinin çok ileri gittiğini öne sürüyor.
Bir başka kadın yolcu da deneyimini şöyle özetliyor:
"Bu kadarı fazla. Güvenlik görevlisi her yerime dokundu. Böyle bir aramayı kabul etmek mümkün değil."
Ulaşım Güvenlik Dairesi yetkilileri 1 Kasım’dan bugüne kadar havaalanlarında 35 milyon yolcudan sadece yüzde üçünün elle arandığını söylüyor. Daire bugüne kadar aramalarla ilgili olarak iki bin şikayet almış. Kamuoyu araştırmalarına göre, buna rağmen uçak yolcularının üçte ikisi, terörist saldırıları önlemek için sıkı güvenlik önlemleri ve aramaların gerekli olduğuna inanıyor.Bir yolcu şöyle konuşuyor:
"11 Eylül 2001’deki terrorist saldırılar sırasında askerdim, o günleri çok iyi hatırlıyorum, bütün bunların amacı halkın güvenliğini sağlamak, herkesin daha güvenli bir ortamda yaşamasına imkan vermek."
Federal yetkililer, Amerikan hedeflerine yapılması planlanan birkaç saldırı girişiminin ortaya çıkması üzerine güvenlik önlemlerini sıkılaştırdı.
Ulaşım Güvenlik Dairesi Başkanı John Pistole, bir yandan güvenliği sağlarken, bir yandan da yolcuların mahremiyetini korumaya çalıştıklarını söylüyor:
"Terörist tehditlerin ne kadar gerçek olduğunu biliyoruz, bu yüzden vücut tarama cihazları kullanmanın yanında zaman zaman elle arama yapmak zorunda kalıyoruz. El Kaide ve yandaşlarının Amerika’ya ve Amerikalılar’a zarar vermek istediğinden, yolcu veya kargo uçağı düşürmeyi veya yolculara zarar vermeyi planladığından hiç kuşkumuz yok."
Bazı gruplar, uçak yolcularından vücut tarama cihazlarına karşı çıkarak elle aranmayı tercih etmelerini istiyor. Ancak her yolcunun elle aranması çok zaman alan bir iş, bu da uçak seferlerinin aksamasına yolaçabilir.
Şikayetler dikkate alınarak yeni güvenlik önlemleri gözden geçirilecek. Ancak vücut tarama cihazlarının gözden çıkarılması sözkonusu değil. Amerika’daki havaalanlarına gelecek yıl sonuna kadar en az 450 cihaz daha yerleştirilmesi planlanıyor.

5 Mayıs 2010, Çarşamba

Yunanistan'ın başkenti Atina'da mali krize karşı hükümetin tasarruf önlemlerini protesto etmek için yapılan gösteride halk ile polis arasında çatışma çıktı. Üç kişi hayatını kaybetti.
Ülkede yaklaşık olarak 100 bin kişi sokaklara döküldü. Göstericiler bazı binaları yaktılar. Bu sırada yakılan bir bankada bulunan üç kişi hayatını kaybetti. Göstericiler parlamentoyu basmaya çalıştı. Polis göstericilere karşı göz yaşartıcı gaz kullandı. Ülkede hayat felç olmuş durumda. Uçak, feribot ve tren seferlerinin durdurulması sonucu ulaşım durdu. Ülkede okullar ve ofisler kapanırken hastahaneler sınırlı sayıda çalışanla hizmet vermeye devem etti. 
Ayrıca Selanik kentinde de olaylar çıktı. Göstericiler bazı binaların camlarını kırdı

((tr))  "Yunanistan'da halk sokağa döküldü:3 ölü" TGRT Haber, 5 Mayıs 2010

23 Ağustos 2009, Pazar Güncelleme: 24 Ağustos 2009, Pazartesi

Yunanistan'ın kuzeydoğu kıyılarındaki ağır orman yangınları kontrol altına alınamayınca Yunanistan'da olağanüstü hal ilan edildi. İtfaiye ekipleri, söndürme araçları ve helikopterlerin de yardımıyla yangını kontrol altına almaya çalışmak için yangın bölgesine sevkedildi.
Yetkililerin açıklamasına göre yangın, cuma günü geç saatlerde Atina'ya 40 kilometre uzaklıkta bulunan Grammatiko yakınlarında çıktı. Alevler rüzgarın da etkisiyle güçlenerek cumartesi günü erken saatlerde Varnavas ve Marathon bölgelerine kadar yayıldı.
Yangın departmanı sözcüsü Yiannis Kapakis, yangın tarafından tehdit edilen evlerin boşaltılması üzerinde ısrar etti. Bölgede olağanüstü hal ilan edilmesine karşın yangın sonucu hiçbir yaralı veya ölü bildirilmedi. 24 Ağustos 2009 tarihinde Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis'i aradığı ve yardım teklif ettiği öğrenildi. Bu konuşmanın ardından Türkiye'nin 2 amfibik uçak gönderdiği bildirildi.

((tr))  "Binlerce kişi yangından kaçıyor" CNNTürk, 24 Ağustos 2009
((tr))  "Yunanistan'da olağanüstü hal ilan edildi" Hürriyet, 22 Ağustos 2009
((en)) Anthee Carassava "Forest Fires Rage Outside of Athens" The New York Times, 22 Ağustos 2009
((tr))  "Yunanistan'da orman yangını" TGRT Haber, 22 Ağustos 2009

9 Ocak 2010, Cumartesi

Yunanistan'ın başkenti Atina'da yerel saatle 20.00'de patlama meydana geldi. İlk belirlemelere göre can ve mal kaybı yaşanmadı. Patlama Yunanistan Parlamentosu'nun yakınında bulunan Meçhul Asker Anıtı'nda yaşandı. Bölge trafiğe kapatılıp, inceleme başlatıldı. Patlamadan 10 dakika önce, Elefterotiya Gazetesi'ni arayarak bir kişinin ihbarda buluntuğu belirtildi. Bombanın zaman ayarlı olduğu da belirtildi.
Ayrıca 2008 Aralık'ta, 2 Eylül 2009'da ve 28 Aralık 2009 tarihlerinde de Atina kentinde bir dizi patlama meydana gelmişti. Son yıllarda en çok patlama gören şehirlerden birisi olan Atina'da saldırılar genellikle aşırı sol görüşlü kişilerce yapıldığı biliniyor. 

((tr)) Anadolu Ajansı "Yunanistan'da patlama" Yeni Şafak, 9 Ocak 2010
((en))  "Powerful bomb explodes outside Greek parliament - Summary" Earth Times, 9 Ocak 2010
((en))  "Bomb explodes in central Athens, no one hurt" The Washinghton Post, 9 Ocak 2010

16 Ocak 2010, Cumartesi

Yunanistan'ın başkenti Atina'daki Yunanistan Basın Bakanlığı'nda patlama meydana geldi. İlk belirlemelere göre ölen ya da yaralanan olmadı. Saldırının Aşırı sol örgüt Ateş Hücreleri'nin düzenlediği belirlendi. Dün yerel saatle 23.50 civarlarında saldırının meydana geldiği tahmin ediliyor. ALTER ve ANT1 televizyonlarının 23.25 ve 23.29'da arayan, kimliği henüz belirlenemeten bir şahsın 12 dakika sonra saldrı meydana geleceğini söylemişti. 2009 yılından beri sık sık saldırılarıyla tanınan Ateş Hücreleri; Selanik'teki Makedonya - Trakya Bakanlığı binasının yanı sıra Atina'daki eski İçişleri Bakan Yardımcısı Panayotis Hinofotis ile eski Milli Eğitim Bakanı Marietta Yannaku'nun evlerinin bulunduğu apartmanlara bombalı saldırılar düzenlemişti. Örgüt , eski Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis'in Pedion tu Areos meydanındaki bir seçim mitingi sırasında, Gilfordu caddesinde bir çöp tenekesine patlayıcı yerleştirilen eylemi de üstlenmişti. Örgüt, en son 9 Ocak tarindeki patlamayıda üstlenmişti.

Yunanistan'da patlama - 9 Ocak 2009

((tr)) Anadolu Ajansı "ATİNA'DA BASIN BAKANLIĞINA SALDIRI" Anadolu Ajansı, 16 Ocak 2010
((tr))  "Yunanistan Basın Bakanlığı binasında patlama" Hürriyet (gazete), 16 Ocak 2010

20 Ağustos 2011, Cumartesi
Yunanistan Hükümet Sözcüsü İlias Mosiyalos, yeni bir devlet planlaması ile ERT1 ile birlikte Sine/Spor televizyonunun kapatılacağını, ülkede yayın yapan "radyotileorasi" dergisinin yayınına son verileceğini ve birçok radyo istasyonunun birleştirileceğini açıkladı.
Bu planlama dahilinde 19 olan radyo istasyonu sayısı birleştirmeler ile 9'a inecek. Ülke çapındaki 20 vericiden ise 15'inin iptal edileceği açıklandı. Kapanan kanallara istisna olarak ERT World kanalının yayına devam edeceği açıklandı.
Mosiyalos, kapatılan kanalların diğer devlet televizyonları aracılığıyla yayınlarını sürdüreceklerini söyledi. Kapatılan radyo ve televizyonların bina ve arsalarının uygun bir biçimde değerlendirileceğini ifade eden Mosiyalos, 2012 yılında bu sayede 8,3 milyon Euro tasarruf hedeflediklerini belirtti.
Bunların yanı sıra ERT(Hellenic Broadcasting Corporation) kanalının kar yapan bir kuruluş haline gelmesi ve devlete vergi ödemesini sağlamak için hisselerinin azaltılacağı açıklandı. Bütün bunlara karşılık olarak Yunan basını ve muhalefet partileri hükümete büyük tepki gösterdiler.

((Türkçe)) Aa "Yunanistan televizyonu karartıyor" ntvmsnbc.com, 20 Ağustos 2011
((Türkçe)) milliyet.com.tr "Yunanistan'ın devlet televizyonu tasarruf nedeniyle kapatılıyor" milliyet.com.tr, 20 Ağustos 2011

19 Kasım 2010, Cuma

Yunanistan mali krizden çıkabilmek için tasarruf paketini açıkladı. Avrupa Birliği ve IMF'den aldığı 110 milyar dolar borç sonrası ilk bütçe paketi olan 2011 yılı mali bütçe tasarısını Yunanistan maliye bakanı açıkladı.
Tasarruf paketi sağlık, savunma ve güvenlik alanlarında ödeneklerin kısılmasını ve tüketim vergisini %11'den %14'e çıkarmayı öngörüyor. Bu kapsamda sağlık harcamalarından 2,1 milyar euro ve savunma harcamalarından 500 milyon euro kısılacak. Paket amacına ulaşırsa 5 milyar euro'luk tasarruf sağlanması ve bütçe açığının gayrısafî yurtiçi hâsılaya oranının %9,4'ten %7,4'e düşmesi bekleniyor. Avrupa Birliği ülkeleri arasında en yüksek bütçe açığına sahip ülkeri arasında bulunan Yunanistan ekonomisinin bu yıl %3,9, 2011 yılında %2,6 oranında küçülmesi bekleniyor.
Açıklanan "kemer sıkma" politikasına karşın Yunanistan'da yapılan yerel seçimlerin ikinci turunu iktidardaki Başbakan Yorgo Papandreu'nun partisi Panhelenik Sosyalist Hareket Partisi kazandı. Papandreu, yerel seçimlerde halkın siyasi ve toplumsal istikrar yönünde tercih kullandığını söyledi.

((Türkçe))  "Yunanistan halkı tasarruf politikasını onayladı" Deutsche Welle, 15 Kasım 2010
((Türkçe))  "Yunanistan tasarruf paketini açıkladı" Milliyet Gazetesi, 18 Kasım 2010
((Türkçe))  "Yunanistan'dan Jet Satış" BBC Türkçe Servisi, 18 Kasım 2010

11 Nisan 2009, Cumartesi

Demokratik Sol Parti genel başkanı Zeki Sezer, il başkanları ve Parti Meclisi üyeleriyle birlikte düzenlenen toplantıda, Bülent Ecevit'ten devraldığı genel başkanlık görevinden istifa ettiğini açıkladı.
Zeki Sezer konuşmasında 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri’nde istedikleri sonucu alamadıklarını belirterek, "Her konuşmamda neredeyse, başarılı olamayanların bulundukları kurumun da, ülkenin de önünü tıkamaması gerektiğine inandığımı söylüyordum. İnançlarıyla yaşayan birisi olarak bugün Demokratik Sol Parti genel başkanlığından istifa ediyorum." dedi. Bülent Ecevit'ten sonra bu görevi yapmanın "büyük onur ve gururunu taşıdığını" söyleyen Sezer, istifasını engellemek isteyen vatandaşlara "Ben demokratik solcuyum; ölünceye kadar da öyle kalacağım. Genel başkanlıktan ayrılıyorum, DSP’den değil." yanıtını verdi.
İstifa açıklamasıyla birlikte genel başkanlık döneminde parti içi tartışma yaratan mali duruma da değinen Zeki Sezer, 2004 yılının Temmuz ayında göreve geldiğini hatırlatarak o tarihten bu yana yapılan parti harcamalarına ilişkin bilgi aktardı. "Şu anda parti kasasında 29 küsur trilyon paramız var" diyen Sezer, bu tartışmaların Demokratik Sol Parti'yi yıpratma amacı taşıdığını sözlerine ekledi.
Zeki Sezer ayrıca, başka bir partinin adaylarını destekledikleri gerekçesiyle tedbirli olarak disiplin kuruluna sevk edilen 5 milletvekili hakkındaki tedbir kararının Parti Meclisi tarafından kaldırılmasını önerdi. Bu 5 milletvekili hakkındaki tedbir kaldırılırsa, bu kişiler de kurultayda oy kullanıp aday olabilecek.
İstifa kararının kesin olduğunu vurgulayan ve konuşmasını bitiren Zeki Sezer, daha sonra partililerin göz yaşları, alkışları ve sloganları arasında toplantı salonundan ayrıldı.
Bundan sonraki süreçte DSP tüzüğüne göre 45 gün içinde genel başkan seçimi için kurultay toplanması gerekiyor. Bu tarihe kadar Parti Meclisi'nin belirleyeceği bir isim genel başkanlığa vekâlet edecek.

  "DSP lideri Zeki Sezer istifa etti" CNN Turk, 11 Nisan 2009
  "Zeki Sezer İstifa Etti" TRT, 11 Nisan 2009
  "DSP'de Zeki Sezer istifa etti" NTVMSNBC, 11 Nisan 2009
  ""Kasada 29 trilyon var"" Hürriyet, 11 Nisan 2009
  "Sezer: "Bugün istifa ediyorum"" Anadolu Ajansı, 11 Nisan 2009

17 Ocak 2010, Pazar

Ziraat Türkiye Kupası D Grubu 4. hafta maçında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Spor Kulübü, Atatürk Olimpiyat Stadı’nda Beşiktaş JK’yi 49. dakikada İskender Alın'ın golüyle 1-0 mağlup etti. Beşiktaş JK'nin gruplardan çıkma ihtimali kalmadı. Ziraat Türkiye Kupası D Grubunda puan tablosu şu şekilde oluştu.

Maçın bitiminden sonra, Beşiktaş JK'nde oynayan Serdar Özkan ile İstanbul Büyükşehir Belediye SK'nde oynayan Gökhan Süzen arasında tartışma çıktı. Tartışmaya Beşiktaş JK'ne oynayan İbrahim Kaş da dahil oldu. Ancak iki takımın oyuncuları tartışmayı önledi. Beşiktaş JK, gelecek hafta Konya Şekerspor ile karşılaşırken, İstanbul Büyükşehir Beldiye SK Kasımpaşa Spor Kulübü ile karşılaşacak.

((tr))  "Kupada Hazin Son" Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu, 16 Ocak 2009
((tr)) Anadolu Ajansı "Beşiktaş havlu attı" Hürriyet (gazete), 16 Ocak 2009

19 Mayıs 2010, Çarşamba

 
Zonguldak’ta maden ocağında meydana gelen grizu patlamasında 30 işci toprak altında kaldı. Zonguldak Valisi Erdal Ata, 540 metre derinlikte mahsur kalan işcilere kurtarma ekiplerinin ulaşmaya çalıştığını açıkladı. Zonguldak’ta acılı bekleyiş sürüyor. Canını dişine takan mesai arkadaşları, göçük altında kalan 30 madenciye ulaşmaya çalışıyor. Ancak  patlamanın ardından 49 saat geçmesine rağmen, işçi bulunamadı. Türkiye Taş Kömürü Genel Müdürü Burhan İnan, göçük olan yere ancak 4 gün sonra ulaşılabileceğini söyledi. 
İlk göçüğün aşılmasına rağmen bu sefer de kurtarma çalışmasının yürütüldüğü bölümde, yeni bir göçüğe rastlandı. Kayaları kırmaya çalışan kurtarma ekipleri, gaz yüzünden dönüşümlü çalışıyor. Bölgede bulunan Türkiye Cumhuriyeti Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Türkiye Cumhuriyeti Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer, Türkiye Taşkömürü Kurumu Genel Müdürü Burhan İnan, çalışmalar hakkında bilgi verdi. 
Ayrıca, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, kurtarma çalışmalarını yerinde takip etmek üzere Zonguldak’a gitti. Maden ocağında incelemelerde bulunan Erdoğan, yetkililerden bilgi aldı ve işçi aileleriyle görüştü. Bu patlama, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük patlamalarından biri olarak tarihe geçti. Yine Türkiye tarihinin en büyük patlaması Zonguldak Kozlu'da 3 Mart 1992'de meydana gelmiş, kazada 263 işçi hayatını kaybetmişti.

((tr))  "Umutlar Tükeniyor, Tedirginlik Artıyor" Türkiye Cumhuriyeti Radyo ve Televizyon Kurumu, 19 Mayıs 2010
((tr))  "Erdoğan'ın en zor ziyareti" Sabah (gazete), 19 Mayıs 2010
((tr))  "Yerin metrelerce altında, kelle koltukta hayatlar..." Sabah (gazete), 19 Mayıs 2010

30 Temmuz 2017, Pazar

Açlık grevinin 144’üncü gününe ulaşan ve sağlık durumları kötüye giden eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça, tutuklu oldukları cezaevinin kampüsünde yer alan hastaneye götürüldü. Eğitimcilerinde tıbbı müdahaleyi reddettikleri ve açlık grevini devam ettiklerini açıklamasının ardından zorla besleme tartışmaları tekrar gündeme geldi. Halkın Hukuk Bürosu ise, Özakça’nın nakil sırasında darp edildiğini duyurdu.
ANKARA - Açlık grevinin 76’ncı gününde terör örgütü üyeliği gerekçesiyle tutuklanan eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça, tutuldukları Sincan F Tipi Ceza İnfaz Kurumu’nun bahçesinde yer alan hastaneye götürüldü. Nakil işlemini duyuran Halkın Hukuk Bürosu, Gülmen ve Özakça’nın iradeleri dışında zorla götürüldüğünü ve nakil sırasında Özakça’nın darp edildiğini açıkladı.
KHK ile ihraç edildikleri işlerine geri dönme talebi ile başlattıkları açlık grevinin 144’üncü gününde olan eylemcilerin hastaneye götürülmesi, insanlık suçu olarak kabul edilen ‘zorla besleme’ işleminin uygulanması için hazırlık yapıldığı şeklinde eleştirilere neden oldu. Ankara ve İstanbul başta olmak üzere farklı kentlerde tıbbi müdahaleye karşı eylemler organize edildi. Halkın Hukuk Bürosu ise, yaptığı açıklamada Gülmen ve Özakça’nın tıbbi müdahaleyi reddettiği ve açlık grevine devam ettiklerine dair ifadelerinin tutanak altına alındığını duyurdu.
NAKİL SIRASINDA DARP EDİLDİ
Halkın Hukuk Bürosu tarafından yapılan yazılı açıklamada, zorla nakil işlemi için gelen infaz görevlilerinin Özakça’yı oda arkadaşı ile birlikte darp ettiği ve darp sonrasında Özakça’nın vücudunda yırtık, çizik ve ekimozlar oluştuğu ifadelerine yer verildi. Açıklamada ayrıca nakil işlemine dayanak olarak Ankara Numune Hastanesi Sağlık Kurulu’nun 28 Temmuz tarihli raporunun baz alındığı söylendi. Raporda, “Mevcut bulgulara göre hayati tehlike arz eder. Hayatını yalnız başına idame ettiremez. Ancak mevcut bulgular tutukluluk halinin tehirini gerektirmez. Hastane statüsünde sağlık birimi olan ceza infaz kurumlarına veya resmi sağlık kuruluşlarının mahkumlara ayrılan bölümlerinden takip ve tedavi edilebilir” ifadeleri yer almıştı.

  "Twitter - Müvekkillerimiz Semih Özakça ve Nuriye Gülmen'in Son Durumuna İlişkin Açıklamamızdır." Halkın Hukuk Bürosu, 29.07.2017
  "Muz Kabuğundaki Faydalar Nelerdir?" Güzellik, 01.08.2019
  "Hediye Çikolata Nasıl Gönderebilirim?" Çikolata Gönder, 02.11.2019

11 Temmuz 2011, Pazartesi
San Francisco’da güpegündüz bir galeriden çalınan Picasso tablosu bulundu.
Polis, Mark Lugo adındaki şüpheliyi Napa, Kaliforniya’daki bir otel odasında yakalayarak tutukladı. Pablo Picasso’nun “Tete de Femme – Bir Kadın Başı” adlı tablosu da çerçevesinden çıkarılmış bir şekilde bulundu. Lugo, hırsızlık, çalıntı mal ve uyuşturucu mal bulundurmak suçlarından yargılanacak.
Kübizm akımının öncülerinden Picasso’nun, 1965 yılında yapıp şoförüne hediye ettiği tablo, birkaç ay önce galeri sahipleri tarafından 122 bin 500 dolara satın alınmıştı. Tablo hırsızlığın yapıldığı galeride iki katına satışa çıkarılmıştı.
Galeri sahipleri ifadelerinde, siyah gözlükler takan hırsızın elinde tabloyla güpegündüz dışarı çıktığını söylemişti. Polis zanlıyı sokak kameraları aracılığıyla teşhis etti.

12 Nisan 2010, Pazartesi

Avustralya'nın Port Stephens bölgesinde kaza geçiren Mariam Dadoun adlı 26 yaşındaki Müslüman kadın feci şekilde can verdi.
İki çocuğu ve kocasıyla birlikte vakit geçiren kadın, 15 dakikalık go-karting yarışlarına katılmak istedi. Tesettür kıyafetinin üstüne kask takarak go-karting arabasına bindi. Ancak örtüsünün bir ucu, arabanın lastiklerine dolandı ve kadını boğdu. Boğazından ve boynundan yaralanan kadın, yapılan tıbbi müdahalelere karşın kurtarılamadı.
Büyük üzüntü yaratan olay nedeniyle mekânda yapılan go-karting yarışlarına ara verildi.

((en))  "Family sees mother strangled by hijab in freak go-karting accident" The Sydney Morning Herald, 9 Nisan 2010
((en))  "Go-kart hijab tragedy woman was 'the best'" The Sydney Morning Herald, 9 Nisan 2010
((en))  "Muslim woman dies as hijab is caught in go-kart axle" The Daily Telegraph, 9 Nisan 2010
((en))  "Woman strangled by hijab in freak accident" The Times, 9 Nisan 2010
((tr))  "Çarşafı tekere dolanıp kadını boğdu" Radikal, 10 Nisan 2010

1 Şubat 2013, Cuma

Çin Halk Cumhuriyeti'in ortakuzey kesim yönetim bölgesi olan Henan'da, havai fişek yüklü bir kamyonun yolda patlaması sonucunda kazanın gerçekleştiği köprü çöktü. Patlamadan ve kazadan dolayı olay yerinde bulunan 26 kişi öldü. 
Patlama nedeniyle köprünün yaklaşık olarak 80 (seksen) metrelik bölümü çöktü. Kazaya karışan kamyonun havai fişek ve benzeri malzemeler taşıdığı, patlamanın ardından kazaya konu kamyonun 30 (otuz) metre yükseklikten düştüğü öğrenildi. Şu ana kadar yapılan çalışmalarda kazanın tam nedeni öğrenilemedi. Kaza kırımının devam ettiği ve ölü sayısında artış olabileceği de belirtiliyor. 

((Türkçe))  "Patlayan havai fişek kamyonu köprüyü çökertti: 26 ölü" hurriyet.de, 01 Şubat 2013
((Türkçe))  "Kamyon dolusu çatapat ve havai fişek patladı, 26 kişi ölü" internethavadis, 01 Şubat 2013
((Türkçe))  "Çin'de otoyol köprüsü çöktü: 26 ölü" yenialanya, 01 Şubat 2013
((Türkçe))  "Çin'de otoyol köprüsü çöktü: 26 kişi hayatını kaybetti" sol.org.tr, 01 Şubat 2013
((Türkçe))  "Otoyol köprüsü çöktü: 26 ölü" haberbiz, 01 Şubat 2013

5 Aralık 2010, Pazar

Çin’deki hızlı büyüme, ülkenin altyapısını zorluyor. Özellikle büyük kentlerdeki yolların yetersiz kaldığı dikkat çekiyor. Trafik sıkışıklıkları haber gündeminin ilk sıralarına otururken bu durumdan şikayetçi olan Çinlilerin sayısı giderek artıyor.
Dünyanın en kalabalık ülkesi Çin’in başkenti Pekin’de trafik her zaman  yoğun.  4 milyon araç olan kentte her gün trafiğe 2 bin araç daha ekleniyor.
Dünya Bankası ulaşım uzmanı Shomik Mendhiratta güçlü ekonominin otomobil satışlarını körüklediğini söylüyor:
”Çin’in ekonomik büyüme oranının iki haneli rakamlara ulaştığını gördük. Ülkede gayri safi milli hasıla kişi başına 4 bin dolar. Pekin’de bu rakamın iki ila iki buçuk kat daha fazla olması mümkün. Tahmin edebileceğiniz gibi yüksek gelir düzeyi ve iki haneli büyüme oranı otomobil satışlarında patlama yaşanmasına neden oluyor.”
Çin iki yıl önce küresel mali krizle başa çıkmak için yeni yol, köprü ve demiryolları inşaatı projelerini hızlandırdı. Hızlı trenler için demiryolları yapımına fonlar ayrıldı. Şangay ve Hangzhou arası artık 2 saat yerine 40 dakikada katediliyor.
Trenin ilk yolcularından biri olan Zhou Caoying, trenin saatte 356 kilometre hıza ulaştığını görünce heyecanını gizlemekte zorlanıyor ve şunları söylüyor:
”Çin’in böyle bir başarı elde etmesinden çok gurur duyuyorum.”
Çin Hükümeti demiryolu ulaşımının çevre daha az zarar verdiğini ve daha kolay bir ulaşım yolu olduğunu vurguluyor.
Tsinghua Üniversitesi’nden iktisatçı Hu Angang da aynı görüşü paylaşıyor ve şunları söylüyor:
”Hızlı trenler için uzun mesafeli demiryolları inşaatlarına 2015 yılına kadar toplam 600 milyar dolarlık yatırım yapacağız. Pekin ve Şangay arasındaki hızlı tren hattı bu projelerden biri. Son açılan hatlardan biri, Şangay ve Hangzhou arasını 40 dakikaya indiren hızlı trenyolu. Bunların hepsi güvenli ve enerji tasarrufu sağlayan projeler.”
Ancak Dünya Bankası’ndan Mendhiratta, Pekin gibi büyük kentlerin, özel araçlar toplu taşımacılığın önüne geçtiği sürece ekonomik zarara uğrayacağı görüşünde:
”Tek bir kişi için yoğun trafikte sıkışıp kalmanın verdiği rahatsızlık aracın soğutma sistemini devreye sokup radyoda Lady Gaga şarkıları dinleyerek giderilebilir. Ancak trafikte sıkışan her bir kişinin gecikmesi, işin sosyal maliyetini arttırıyor. Kent yönetimi bu durumun verimliliği olumsuz yönde etkilediğini görecek.”
Çinli liderler  sorunun farkında. Çin medyası ülkenin önümüzdeki beş yıllık kalkınma planında demiryolları inşaatına ayrılan harcamalar büyük ölçüde artarken karayolları projelerinin yavaşlatılacağını bildiriyor.

4 Aralık 2010, Cumartesi

Çin enflasyonu kontrol altına alabilmek için sıkı para politikası uygulama kararı aldı. Pekin, bu uygulamayla, ekonomik büyümeyi de sürdürülebilir kılmayı umuyor.
Çin Komünist Partisi’nin en üst kurulu olan Politburo önümüzdeki yıl daha ‘dikkatli’ para politikaları izlenmesini istedi. Pekin mali kriz sonrasında kredi akışını kesmemek için 2008 yılından bu yana göreceli olarak daha gevşek bir para politikası uyguluyordu.
Yeni uygulamayla kredi faizleri yükseltilerek ekonominin aşırı derecede ısınması engellenmiş olacak. Bu şekilde enflasyonun dizginlenmesi hedefleniyor.
Çin’de artan gıda fiyatları nedeniyle tüketici fiyat endeksi Ekim ayında son 25 ayın en yüksek noktasına ulaştı. Çin Merkez Bankası, Ekim ayında kredi faizlerini yükseltti. Banka ayrıca bankaların rezerv limitlerini de yükselterek piyasaya para arzını azaltma yoluna gitti.

Bilgisayarında görüntüler çıktı! FETÖ'de cinsel istismar skandalı
Gaziantep'te FETÖ/PYD soruşturması kapsamında, örgütün "milli eğitim yapılanması" içerisinde "atamalardan sorumlu abisi" olduğu iddiasıyla tutuklu yargılanan sanığın dizüstü bilgisayarında, FETÖ elebaşının vaaz videoları ile çocuk pornosu bulundu 8. Ağır Ceza Mahkemesi, sanık eski öğretmen hakkında "çocuğun nitelikli cinsel istismarı" suçundan Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu.
Gaziantep'te FETÖ/PYD soruşturması kapsamında, yargılanan eski öğretmenin dizüstü bilgisayarında, FETÖ elebaşının vaaz videoları ile çocuk pornosu tespit edildi.
FETÖ'nün "milli eğitim yapılanması" içerisinde atamalardan sorumlu "abisi" olduğu iddiasıyla 8 . Ağır Ceza Mahkemesinde tutuklu yargılanan eski matematik öğretmeni Ahmet Tunç'un, 1 Ağustos 2016 tarihinde gözaltına alındığında ele geçirilen dijital materyallerdeki inceleme, İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerince tamamlandı.
Mahkemeye gönderilen raporda, dizüstü bilgisayarın 320 gigabayt kapasiteli hard diskinden alınan imajda yapılan incelemede, FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'in vaaz videoları ile çocuk pornosu bulunduğu kaydedildi.
Raporda, deliller arasında yer alan flaş bellekte ise Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan Zaman gazetesinin abone listesinin bulunduğu belirtildi.
Ağır Ceza Mahkemesi, suç duyurusunu zorunlu hale getiren ilgili yasa doğrultusunda, elde edilen delillerle sanık hakkında "çocuğun nitelikli cinsel istismarı" suçundan Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu.
"Silahlı terör örgütü yöneticiliği" suçundan 22,5 yıla kadar hapis istemiyle yargılanan Tunç hakkında, "çocuğun nitelikli cinsel istismarı" suçundan da ayrıca dava açılacak.
AA

19 Ekim 2011, Çarşamba

Türkiye'de Hakkari'nin Çukurca ilçesinde güvenlik güçlerine ve sınırdaki Kekliktepe’de askeri birliğe dün gece PKK tarafından yapılan saldırılarda 24 asker yaşamını yitirdi. Diyarbakır ve Malatya'dan kalkan savaş uçaklarının sınır ötesindeki PKK kamplarını bombaladı, bazı kaynaklara göre kara birlikleri Irak içlerine 4 kilometre kadar girdi.
Çatışmada 18 askerin de yaralandığını açıklayan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Terör örgütü bu son saldırılarla toplumu tahrik etmek, provakasyon yapmak, zihinleri bulandırmak ve milletin hassasiyetlerini kaşımaktan başka bir amacı olmadığını açıkça ortaya koymuştur,” dedi.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de hayatını kaybeden asker, polis ve sivillerin ailelerine sabır ve başsağlığı diledi. İstanbul Kongre Merkezi'nde düzenlenen 27’nci İSEDAK Toplantısı öncesinde basın mensuplarına açıklamada bulunan Gül, dün ve bugün acılarının büyük olduğunu ifade ederek, Şunu kimse unutmamalıdır ki; bize bu acıyı çektirenler, misliyle çekeceklerdir. Devletimizi bu saldırılarla sarstıklarını zannedenler, hizaya getireceklerini zannedenler, göreceklerdir ki bu saldırıların intikamı çok büyük olacaktır ve misliyle de alınacaktır,” dedi. Bir süre önce Van, Hakkâri, Siirt ve Şırnak'taki birliklere moral ziyaretinde bulunan Cumhurbaşkanı, “Bütün dünya şunu bilmelidir ki Türkiye azimli, kararlı bir şekilde bu terörle sonuna kadar mücadele edecektir,” dedi.
PKK'lılar sekiz noktadan ağır silahlarla saldırdı. Saldırılan noktalar Çukurca Jandarma Tabur Komutanlığı, Çukurca Asayiş Bölük Komutanlığı, Kavşak 2. Motorize Piyade Tabur Komutanlığı, Gazitepe Jandarma Sınır Komutanlığı, Barkandi ve Keklikkaya sınır tepeleri, 2. Motorize Bölük Komutanlığı, Çukurca Emniyet birimleri ve Çukurca Emniyet lojmanları oldu.
Irak topraklarında düzenlenen hava harekatında 20'den fazla PKK'lı öldürüldü. PKK ise kayıp vermediklerini iddia etti. Bazı kaynaklara göre Türk askerleri karadan sınır ötesi operasyon başlattı. Bu haberleri de peşmerge lideri Cebbar Yavar yalanladı.
Dün de Bitlis Güroymak yakınlarında mayınlı saldırısında 5 polisle biri bebek, biri çocuk 4 sivil hayatını kaybetmişti.

Recep Tayyip Erdoğan:
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Hakkari bölgesindeki çatışmalar üzerine bugün başlayacağı açıklanan Kazakistan ziyaretini iptal etti. Erdoğan başkanlığında Başbakanlık'ta bir terör toplantısı yapıldı. Toplantıya Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin ile Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz katıldı. Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan da Başbakanlık'a geldi.
Başbakanlık'taki zirveden sonra konuşan Erdoğan, Türkiye’nin hiçbir saldırıya boyun eğip geri adım atmayacağını vurguladı ve PKK'nın birilerinin maşası olduğunu belirtti. Erdoğan, "teröre gizli veya açık destek verenlerin ensesinde Türkiye Cumhuriyeti'nin nefesinin bulunduğunu" söyledi. Erdoğan, Barış ve Demokrasi Partisi'ne gönderme yaparak "PKK'yı terör örügütü olarak ilan edemeyenlerin bu sürece bir katkısı olamaz. Onların ağzına barış sözcüğü de yakışmıyor... Barış yaşanır, barış konuşulmaz," dedi.
Ahmet Davutoğlu:
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, bugün Sırbistan'a yapmayı planladığı çalışma ziyaretini iptal ettiğini açıkladı.
Cemil Çiçek:
TBMM başkanı Cemil Çiçek saldırıyla ilgili "Meclis başkanı sıfatı ve komisyon üyeleri olarak bu çalışmayı birlikte yürütmek hepimiz için büyük bir onurdur diye bu konuşmaya başlamak istemiştim, öyle yazdım. Ancak yaşadığımız üzücü olaylar, yaşadığımız sıkıntılar ve acılar maalesef, bu sevincimizi büyük ölçüde gölgeledi. Bu sevincimizin yerine derin bir acıyı ikame etti. Demokrasi kültürümüzü derinleştireceğine, çağdaş Türkiye'nin siyasal ve toplumsal zeminini güçlendireceğine inandığımız yeni bir anayasa için birlikte yola çıkıyoruz. Böyle ifade etmiştim. Ama bu yoldan dönmek de yok. Acılarımız ne kadar büyük olursa olsun, onu içimize gömeceğiz, bağrımıza taş basacağız. Bu olaylar ne kadar yürek yakıcı olursa olsun, gelişen şartlar ne kadar bu çalışmamızı zorlaştırırsa zorlaştırsın, girdiğimiz bu yoldan dönmek de yok," açıklamasını yaptı.
Cumhuriyet Halk Partisi:
Saldırı nedeniyle genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu İstanbul gezisini iptal etti, Cumhuriyet Halk Partisi merkez yönetim kurulu olağanüstü toplandı. Toplantıdan sonra yaptığı açıklamada Kılıçdaroğlu "şehitler Türkiye'nin onurudur" dedi. Çözüm adresinin hükümet değil parlamento olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, hükümeti istifa seçeneğini düşünmeye çağırdı. Kılıçdaroğlu bunun ardından ölen askerlerden Hasan Yılmaz'ın ailesine taziye ziyaretinde bulundu.
Milliyetçi Hareket Partisi:
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, yaptığı yazılı basın açıklamasında hükümeti eleştirdi. Bahçeli bölgede olağanüstü hal ilanının kaçınılmaz olduğunu söyledi, sınır ötesi operasyon yapılarak PKK kamplarının yok edilmesinin, bir güvenlik kuşağı oluşturulmasının ve peşmergelerin cezalandırılmasının gerekli olduğunu belirtti.
Barış ve Demokrasi Partisi:
Barış ve Demokrasi Partisi genel başkanı Selahattin Demirtaş saldırı üzerine yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada "ülkenin dört bir yanında ocaklara düşen ateş hepimizin yüreğini yakmış, her birimizi derinden sarsmıştır" ve "hükümete de PKK'ya da bir tek saniye daha kaybetmeden acilen savaşı durdurma çağrısı yapıyoruz" ifadeleri yer aldı.
BDP milletvekili Pervin Buldan'ın TBMM oturumunda söylediği sözler ise tartışmaya yol açtı. Buldan, "bu bir savaş, bu savaşta her iki taraftan da insanlar yaşamını yitiriyor" dedi. Sözlere AKP, CHP ve MHP'liler tepki gösterdi. CHP milletvekili Muharrem İnce ise bu sözlere "herkesin bir karar vermesi gerekiyor, ya terörden bağrı yanan milletimizin vekili olacak ya da teröristlerin vekili olacaklar" diye tepki gösterdi.
Amerika Birleşik Devletleri:
Amerika Birleşik Devletleri başkanı Barack Obama saldırıyı kınadı ve ölenlerin aileleriyle tüm Türk halkına başsağlığı diledi. Obama, açıklamasında "Amerika, en yakın ve en güçlü müttefiklerimizden Türkiye’yi hedef alan terör saldırısını kuvvetli bir şekilde kınıyor. Türk halkı da herkes gibi barış içinde, güvenli ve onurlu bir yaşam sürmeyi hak ediyor. Hak ettikleri bu geleceğin izinde Amerika dost ve müttefik bir ülke olmaya devam edecektir," ifadesini kullandı.
Avrupa Birliği:
Avrupa Birliği, politika amaçların kan dökmeye meşrulaştırmadığını ve AB'nin PKK'yla mücadelede Türkiye'nin yanında olduğunu söyledi.
Almanya:
Saldırı Almanya’da da büyük yankı buldu. Ajanslar ve televizyon kanalları saldırıyı son dakika haberi olarak duyururken, Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle konuyla ilgili yazılı bir açıklama yaptı. Saldırıda yaşanan can kaybını büyük bir üzüntüyle öğrendiğini açıklayan Westerwelle, Federal Alman Hükümeti’nin 12 Haziran seçimleri sonrasında Türkiye’deki şiddet olaylarının yeniden tırmanışa geçmesini kaygıyla izlediğini açıkladı ve gerginliğin daha da artmaması için çağrı yaptı. Dışişleri Bakanı açıklamasında, Türkiye ve Irak hükümetlerini, Kuzey Irak bölgesel Kürt yönetimini de kapsayan bir diyaloga girmeleri ve PKK gibi terör gruplarının Türkiye-Irak sınırında hareket etmesini engelleyici ortak girişimlerde bulunmaları yönünde cesaretlendirmek istediğini belirtti.
Öte yandan 50’ye yakın derneği çatısı altında toplayan Berlin Türk Cemaati de Türk lobisini temsil eden başka örgütler gibi saldırıyı kınadı. Berlin Türk Cemaati başkanı Bekir Yılmaz yurtdışında yaşayan Türklerin bu gibi olaylar sonrasında daha da hassas tepki verdiği görüşünde. Almanya’daki bazı Türk derneklerinin önümüzdeki hafta sonunda ülkenin değişik kentlerinde PKK’yı ve terörü protesto mitingleri düzenlemeyi planladığı da haber veriliyor.
Fransa:
Fransa Dışişleri Bakanlığı bir açıklamayla saldırıyı kınadı. Açıklamada Türkiye'yle PKK'yla mücadele konusunda dayanışma mesajı verildi, ölenlerin ailelerine başsağlığı dilendi. "TBMM'deki Kürt kökenli milletvekillerinin terör örgütüyle aralarına mesafe koymaları" istendi.
Irak:
Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Tarık El Haşimi Ahmet Davutoğlu'nu telefonla arayarak taziyelerini iletti. Haşimi PKK ile mücadelede Türkiye'ye destek olmaya yönelik isteklerini dile getirirken Davutoğlu da daha etkin bir işbirliği istedi.
Azerbaycan:
Azerbaycan yetkililerinin yaptığı açıklamada PKK lanetlendi, Azerbaycan ve Türkiye'nin kardeş ülkeler olduğu vurgulandı, Türk halkına başsağlığı ve sabır dilendi.
Kürdistan Bölgesel Yönetimi:
Çukurca'daki olaydan sonra Irak'taki Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin Başkanı Mesut Barzani’nin, Başbakan Erdoğan'ı telefonla arayarak taziyelerini ilettiği öğrenildi. Haberlere göre Barzani, saldırıyı şiddetle kınadı ve Kürt halkını ve Türk-Kürt kardeşliğini hedef aldığını söyledi.

 Anadolu Ajansı "Hakkari'deki saldırıyla ilgili tüm detaylar" Zaman (gazete), 19 Ekim 2011
  "Geniş çaplı operasyonlar devam ediyor" Anadolu Ajansı, 19 Ekim 2011
  "Obama PKK Saldırısını Kınadı" VOA, 19 Ekim 2011

 İhlas Haber Ajansı "Başbakanlık'ta zaman zaman hareketlilik devam ediyor" Haber X, 19 Ekim 2011
  "Barış sözcüğü ağzınıza yakışmıyor" Kanal A, 19 Ekim 2011
  "Genel Başkan Kılıçdaroğlu “Şehitler Türkiye’nin onurudur” dedi ve Hükümeti istifa seçeneğini düşünmeye çağırdı…" Cumhuriyet Halk Partisi, 19 Ekim 2011
  "Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu bu akşam Şehit evinde taziyede bulundu." Cumhuriyet Halk Partisi, 19 Ekim 2011
  "Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli'nin "Hakkari'nin Çukurca ilçesindeki terör saldırısına" ilişkin yaptıkları yazılı basın açıklaması" Milliyetçi Hareket Partisi, 19 Ekim 2011
  "Saldırının ardından BDP'den ilk açıklama" CNN Türk, 19 Ekim 2011
  "BDP milletvekilinin bu sözleri meclisi karıştırdı" Milliyet, 19 Ekim 2011
  "Davutoğlu: Daha Etkin İşbirliği İstiyoruz" TRT, 19 Ekim 2011
  "Turkey mounts counterattack in Iraq" Washington Post, 19 Ekim 2011
  "Dünyadan hain saldırıya tepki yağıyor" Beyaz Gazete, 19 Ekim 2011
  "Fransa'dan sert tepki" Anadolu Ajansı, 19 Ekim 2011

29 Ekim 2014, Çarşamba

Karaman'ın Ermenek ilçesi Pamuklu köyünde su baskını nedeniyle çöken kömür ocağında suyu boşaltma çalışmaları devam ediyor. İçeride mahsur kalan 18 işçiden henüz haber alınamazken, madendeki suyun yalnızca beşte biri boşaltılmış durumda.
Dün saat 12.15'te meydana gelen su baskını sebebiyle madende mahsur kalan 18 işçiyi kurtarma çalışmaları sürüyor. Kurtarma ekiplerine bu sabah İstanbul'dan su çekme görevi gören ahtopotlar (motopomp) da dahil oldu. 375 metrelik madenin 50 metresi suyla kaplanmış durumda. Şuana kadar imkanlar dahilinde yapılan çalışmalar sonucunda su seviyesi yalnızca 10 metre düşürülebildi.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız ise İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nden Türkiye'nin en büyük ahtopotunun kurtarma çalışmaları için getirildiğini açıkladı. Yıldız ayrıca, günlük 3 tonluk kapasitesi olan pompanın montajının sürdüğü ve bu pompanın çalışmaya başladıktan sonra 10-12 tonluk suyun çıkarılacağını kaydetti. Bakan Yıldız'ın verdiği rakamlara göre madendeki suyun çıkarılmasının bir kaç günü bulması bekleniyor. Ulaştırma Bakanı Lütfü Elvan ise madendeki suyun 10 metre aşağıya düşürüldüğünü, ancak çekilen suyun toprakla karışması sebebiyle bir takım aksaklıklar yaşandığını belirtti.
AFAD ekipleri ise, suyun tahliye etmek için 2 motopompun çalıştığını ve bunlara destek olarak üç pompanın da kurulumuna başlandığını bildirdi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, kurtarma çalışmaları için bölgeye 5'i dalgıç 25 personel, 2 Ahtapot, 2 hortum aracı, 4 adet buster pompa (ilave yüksekliğe su çekmek için), 2 motopomp, 5 dalgıç pompa, hızır güç, çok amaçlı afet müdahale aracı, bakım aracı, itfaiye ekipman taşıma aracı, mobil büfe ve lojistik araç gönderildiğini açıkladı. 

((Türkçe))  "40 METRE DAHA SU VAR" Ntvmsnbc.com, 29-10-2014

10 Şubat 2011, Perşembe

Marvel Comics çarşamba günü yaptığı açıklama ile Örümcek Adam'ın, Alev Adam'ın yerine Fantastik Dörtlü ekibine katılacağını duyurdu. Çizgi roman serisinde, Alev Adam geçen ay öldürülmüştü. Marvel Comics'in bu hamlesiyle uzun süredir yayınlanan Fantastik Dörtlü grubunun ismi değişti. Ve tanıdık bir yüz gruba katıldı.
Yeni Fantastik Dörtlü çizgi romanlarına şimdi FF ismi verildi. Yani uzun ismi ile Future Foundation. Yeni isimle beraber yeni FF takımı için bir kaç parça yeni kıyafet tarzı tasarlandı. Çizgi romanın yazarı Jonathan Hickman Johnny Storm'un ölümü ile gerçekten uzun olan birinci oyunun sonuna geldiklerini, kendisinin ve ekibinin FF No. 1 ile ikinci oyuna hazır olduklarını belirtti.
Bu Örümcek Adam'ın Fantastik Dörtlü takımı ve Johnny “Alev Adam” ile ilk kez buluşması değil. Daha önce 1963'de çıkan orjinal Örümcek Adam hikayesinde Örümcek Adam dörtlüye katılmaya çalışmıştı. Ama katılamamış ve Alev Adam ile bir düşmanlığa başlamıştı. Daha sonra bu düşmanlık tamamen sönmüştü.
Gelecek FF serileri, suçla mücadele eden yeni jenerasyon dört süper kahramana odaklanacak. Marvel'in yayımcılık bölümü kıdemli başkan yardımcısı Tom Brevoort The New York Times gazetesine şunları söyledi; "Johnny'nin ölümü, bir uyanış çağrısının parçası vazifesi gördü. Kimse gerçekte onların ne kadar zamanı kaldığını bilmiyor."

((İngilizce)) Charmaine Kerridge "Spider-Man to join Fantastic Four" National Post, 10.02.2011

21 Kasım 2009, Cumartesi

Bayram tatili nedeniyle Erzurum'dan Rize'ye gitmek üzere yola çıkan Atatürk Üniversitesi'nin 17 öğrencisi ve 1 otobüs firması çalışanı İkizdere ilçesi yakınlarında Ovit Dağı'nda çığ düşmesi sonucu mahsur kaldı.
Bölgeye yoğun tipi ve sis yüzünden dün akşamdan bu yana ulaşılamadığı, araçta bulunan 18 kişiyi kurtarma çalışmalarının halen aralıksız sürdüğü bildirildi. Mahsur kalan öğrenciler cep telefonlarıyla ailelerine ve yakınlarına bilgi verdi. Yakınlarının bilgilendirmesiyle harekete geçen yetkili makamlar arama-kurtarma çalışması başlattı. Bölgeye sevkedilen sivil savunma ekiplerinin çalışmalarında yoğun tipi ve kar nedeniyle gece boyu ilerleme kaydedilemedi. Öğle saatlerine doğru mahsur kalan araca 4 kilometre kadar yaklaşan kurtarma ekiplerinin çalışmaları halen devam ediyor. Öte yandan Diyarbakır hava üssünden hareket eden helikopterin yoğun sis nedeniyle bölgeye ulaşamadığı bildirildi.
Kurtarma çalışmalarını yerinde izlemek üzere Rize Valisi Seyfullah Hacımüftüoğlu bölgeye gitti. Türkiye Cumhuriyeti Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'da Ankara'dan Rize'ye hareket etti.
Araç ve içindekilere yerel saat ile 00.30 civarında ulaşıldığı ve soğuktan etkilenen 2 kişiye tıbbi müdahale edildiğini diğerlerinin sağlık durumlarının iyi olduğu bildirildi.

((Türkçe))  "Ovit Dağı'nda çığda 40 dehşet saati" Hürriyet, 22-Kasım-2009
((Türkçe))  "Çığ düştü: 18 kişi mahsur" Hürriyet, 21-Kasım-2009
((Türkçe))  "Yeni bir Muhsin Yazıcıoğlu faciası mı?" İnternet Haber, 21-Kasım-2009
((Türkçe))  "Rize-Erzurum Karayolu'na çığ düştü" Yeni Şafak, 21-Kasım-2009

8 Şubat 2013, Cuma

Osmanlı ve Türk tarihi uzmanı Fransız tarihçi Gilles Veinstein yaşamını yitirdi. Fransa’nın en önemli akademilerinden College de France profesörü Veinstein, 68 yaşında kanserden öldü.
1945 yılında doğan Veinstein, Fransa’nın en büyük okulları Ecole Normal Superieur ve EHESS’de eğitim gördü. 1986’da EHESS’de profesörlüğe yükseldi. Genç bir tarihçi iken Türkiye ile hiçbir bağlantısı olmadan Osmanlı tarihi üzerinde çalışmayı seçen Veinstein, ​​ömrünü Osmanlı tarihine adadı. Veinstein, neden bu seçimi yaptığını, ‘A ta Turquie’ Derneği tarafından kendisine verilen “2009 Türkofil Ödülü” töreninde şöyle anlattı: “Genç bir öğrenci olarak Türk tarihini öğrenmeye karar verdiğimde ne tek kelime Türkçe biliyordum, ne Türk tarihi hakkında en ufak bir bilgim vardı, ne de Türkiye’ye gitmiştim. Profesörler bu seçimime şaşırmıştı. Ve bana, “İtiraf et, güzel bir Türk kızına aşık oldun” demişlerdi. Ama böyle bir şey de yoktu. Seçimim tamamiyle entellektüel bir seçimdi. İşte böyle Türkolog oldum.”

Veinstein, Nisan 1995’te Fransa’nın en büyük tarih dergisi l’Histoire’da ‘1915’te yaşanan tehcirin soykırım olmadığını, tarihin bu döneminde Ermeni milislerinin de Türkleri katlettiğini’ içeren bir makaleye imza atınca, Ermeni diasporasının hedefi oldu. Büyük tarihçinin Fransa’nın en saygın Akademisi College de France’a üyeliği de diyasporanın büyük tepkisini çekti. Veinstein’ın seçimi akademik dünyada tartışmalara yol açtı. Sonunda dönemin Cumhurbaşkanı Jacques Chirac’ın da Veinstein’ı desteklemesiyle, ünlü tarihçi kılpayı College de France üyesi seçildi. Veinstein, buradaki görevi sırasında Türkiye ve Osmanlı tarihi kürsüsünü kurdu.
Kendisi ve ailesi ölüm tehdidi almaya başlayınca tarihçi sessizliğe büründü. Uzun süredir kanserle mücadele eden Veinstein, 6 Şubat’ta hayata gözlerini yumdu. Osmanlı tarihine ilişkin çok sayıda önemli esere imza atan Veinstein’ın, “İlk Osmanlı Sefiri 28. Mehmet Çelebi’nin anıları: Kafirlerin Cenneti”, “Osmanlılar ve Ölüm”, “Osmanlı İmparatorluğu ve Romenler”, “Osmanlı İmparatorluğu: Toprak, Savaş ve Topluluklar”, “Avrupa ve İslam: 15 Yüzyıllık Tarih” adlı eserleri en çok bilinen kitaplarıdır.
2009 Türkofil ödülünde Veinstein, Türkleri;

şeklinde tanımlamıştı.

26 Nisan 2018, Perşembe

Matematikte üçgen prizma, iki paralel üçgen taban ve üç dikdörtgen yüzlü üç taraflı bir polihedrondur. Bir piramit ile karıştırılmamalıdır . Üçgen bir prizmanın hacmini hesaplamak istiyorsanız, tek yapmanız gereken üçgen tabanlardan birinin alanını bulmak ve onu şeklin yüksekliğiyle çarpmaktır.
Üçgen prizmanın her iki tabanı da eşit olduğu için hangi tabanı aldığınızın burada pek önemi yok. Şimdi aldığınız üçgenin kenar uzunlukarından birini ve bu çizgiye dik olan bir çizginin uzunluğunu belirleyerek üçgenin tabanını ve yüksekliğini bulun. Düzgün çizilen bir üçgenle çalışıyorsanız eşit oranlar çıkacaktır. Üçgensel prizma durumunda olan tabanın alanını bulmak için ilk adım budur. Yani: 3 cm x 4 cm = 12 cm2. Kareli defter üzerinde çalıştığınız için cevabınızı kare ünitelerde belirtmeyi unutmayın. Üçgen tabanın alanını bulmak için, sadece 12 cm2‘yi 2’ye bölün. Yani, 12 cm2/2 = 6 cm2 
Üçgen prizmanın yüksekliğinin ya da yanlarından birinin uzunluğunun 10 cm olduğunu varsayalım. Yani, üçgen prizmanın hacmini bulmak için sadece 6 cm2 x 10 cm çarpın. 6 cm2 x 10 cm = 60 cm3. Kareli defter üzerinde çalıştığınız için cevabınızı çizgiler arasında belirtmeyi unutmayın.

((tr))  "Üçgen Prizma Hacmi Nasıl Hesaplanır" [[w:|]],
((tr))  "Üçgen Prizma Hacmi Nasıl Hesaplanır" [[w:|]],

10.12.2018 
İNGİLTERE'NİN FRANSA'DAKİ PROTESTOLAR VE DİĞER PROTESTOLARDAKİ YERİ NEDİR?
Avrupa'da  Barut fıçısı gibi patlak veren Protestolar Fransa’da kendini gösterdi. Asıl  önemli olan bu protestoların kaynağıdır ,  Aslında kaynağına baktığımızda Kitlesel göçlerden duyulan rahatsızlık ve memnuniyetsizlik,Zaten ince bir ipde kalmış olan ekonomik sarsıntılar,bunlara birde Başkanların başarısız politeikaları eklendiğinde faktörler genişliyor. Ama en önemlisi, Gözümüzden kaçmaması gereken bir detay ise..Bu protestolara  bir renk verilmesi. “Sarı Yelek” protestoları aslında bir renk devrimi.
Renk devrimleri, popüler direniş hareketlerine dönüşebilirken, temelde profesyonel olarak örgütlenir ve bazen devlet düzeyinde teşvik edilir. Avrupa'nın Sarı Renk Devrimi , Bu Rengin büyük kazananı  ve aynı zamanda huzursuzluğu önleyen tek devletlerden biri de Büyük Britanya olarak adlandırılır.
 
Renk devrimleri :   , ülkedeki mevcut rejimin iktidardan çıkarılması nihai hedefi ile bir ülkede huzursuzluk yaratma stratejisidir. Bu terim, 2000'li yılların başlarında,dönem boyunca eski Sovyetler Birliği ve Balkanlar'da patlak veren devrimlerin dalgasını tanımlamak için medya tarafından popüler hale getirildi. Bununla birlikte, dünya çapında çeşitli yerlerde daha önce on yıllar boyunca renk devrimleri meydana gelmiştir. Hem  Çin  hem de  Rusya, renkli devrimleri, düşman ülkelerdeki rejim değişikliğinin ABD ve Avrupa'daki bir yöntemi olarak görüyor.
Daha yakın zamanlarda, Ukrayna Maidan hareketi ve Arap Baharı, Amerika'da “Amerika'yı Yeniden Büyük Hale Getirin” hareketi gibi renkli devrimler olarak düşünülebilir. Bu operasyonlar son  derece karmaşıktır ve finansal destek, sosyal kondisyon, eğitim ve koordineli çevrimiçi ve medya bilgilendirme kampanyalarını başarılı bir şekilde çekmeyi gerektirmektedir.
Renk devrimleri asla organik değildir. Önceden var olan politik çekişmelerden faydalanabilirler, ancak özünde, kapsamlı planlama ve titiz bir yürütme gerektiren operasyonlardır. 
Britanya, yalnızca renk devrimleriyle değil, aynı zamanda kolluk kuvvetleri ve istihbarat servisleri tarafından sistematik olarak protesto hareketlerine sızan bir geçmişe sahiptir. Günümüzde İngiltere, Çin gibi yükselen yıldızlarla kıyaslandığında, önemli bir etkisi olmayan, sömürge sonrası bir güç olarak algılanmaktadır. Eski NSC personeli  Richard Levine'nin  daha önce de açıkladığı gibi, Britanya, İngiliz İmparatorluğu döneminde sahip olduğu güç ve kontrolü, Milletler Topluluğu mensupları üzerindeki nüfuzunu (düşük bir kapasitede de olsa) sürdürmektedir. Güvenlik dergisi  Avrupa Geostrategy  Birleşik Krallık'ı, uluslararası ulaşımı açısından sadece ABD'ye “Küresel Güç” olarak derecelendirdi. İngiltere artık Milletler Topluluğu'ndaki uluslardan hiçbirini açıkça ihlal etmediğinden, bu etki kısmen infiltrasyon ve gölge ağları tarafından sürdürülmektedir.
İngiltere, yakın geçmişte Orta Doğu'daki renk devrimlerini teşvik etmek ve teşvik etmekle meşguldü. Birleşik Krallık, Arap Baharı sırasında Libya'daki Muammer Kaddafi'ye karşı devrimi desteklemeye açıkça katılan birkaç üyeden biriydi. Askeri desteğe ek olarak  , ülkede özel rejim değişikliğini zorlama çabalarının bir parçası olarak İngiliz özel kuvvetleri gizlice    bölgeye  yerleştirildi ve yerel Libya güçleriyle harmanlandı. Bu operasyon, Kaddafi'nin ölümünden bir yıl sonra 2012'ye kadar ortaya çıkmadı. Kampanyalarını desteklemek ve yönlendirmek için yabancı direniş gruplarıyla birlikte olmak, İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana İngiltere'deki oyun kitabının bir parçası olmuştur.
 
Birleşik Krallık, Avrupa'daki protesto gruplarına da sızmış, çoğu kez bu süreçte şiddet eylemleri gerçekleştirmeye teşvik etmiştir.
 
2009 yılında  Guardian  , bir İngiliz polis memurunun  İrlanda, İzlanda ve İspanya dahil olmak üzere sahte bir pasaportta  22 farklı ülkeye seyahat ettiğini ortaya çıkardı  . Hedeflenen hareketler arasında yeşil, “ırkçılık karşıtı” ve anarşist gruplar vardı. Kennedy, özel bir limited şirket tarafından yönetilen gizli bir organizasyon olan Ulusal Kamu Düzeni İstihbarat Birimi'nin bir üyesiydi ve bu da  , bilgi yasaları ve diğer kamu hesap verebilirlik kontrolleri ve dengelerinin özgürlüğünden muaf tutulmasına izin veriyordu. Guardian  tarafından 15 Ekim 2018'de yayınlanan bir veri tabanı  , İngiliz polisinin 1970'lerden beri 124 harekete sızdığını ortaya çıkardı.
 
Protestolar Profesyonel Organizasyonun Ayı İşaretler, Sadece Avrupa Milletleri Fransa'daki Sarı Yelek protestoları, mevcut liderliklerinden Avrupa memnuniyetsizliğini istismar etmek amacıyla profesyonel olarak düzenlenen “sarı” renk devriminin bir parçası olarak düşünülebilir. Her ne kadar protestolar sağcı milliyetçi popülistlerin eseri olarak resmedilmiş olsa da, Fransız medyasından  gelen haberler   , anti-kapitalist ve polis karşıtı sloganların varlığının kanıtladığı gibi protestolarla dolu birtakım aşırılık yanlısı ve anarşist örgütleri ortaya çıkardı. protestolarda kullanıldı ve grafiti olarak geride kaldı. İngilizlerin geçmişte bu tür gruplara sızdığı göz önüne alındığında, şiddetin alevlenme şansı büyüktür, özellikle de  benzer şekilde ingiltere olduğu için  aşırı sağ gruplar da dahil olmuştur. Bu tür gruplar arasındaki çatışmanın olasılığı ciddidir.
Mevcut protestolar Arap Baharı ile birçok yönden benzer. Kaddafi'nin  İngiliz ve Batı'nın desteğini almadan önce destek verdiği Libya'da olduğu gibi  , Macron, Londra'nın  en büyük şehirlerinden 9'u (Paris hariç) daha fazla kampanya fonuna  sahip olduğu Londra Şehri'nin gözdesiydi  . Fransa sadece Avrupa da değil, aynı zamanda  ordunun şiddeti ve yağmalamayı sakinleştirdiği Reunion  kolonisinde de huzursuzluk gördü  . Ancak protestolar Fransa ve Fransa toprakları ile sınırlı değil. Hollanda ,  Belçika  ve  Almanya'da sarı devrime ilham veren protestolar görüldü . Libya'da olduğu gibi mevcut iktidar rejiminin istifasını isteyen protestocular da ideolojik olarak çok az şeylere sahipler ve Macron'un gitmesiyle farklı gruplar arasında bir uyuşmazlık meydana gelebilirdi. Fransız yetkililer  ayrıca, huzursuzluğun, Kaddafi'nin ölümü sonrasında meydana gelenler gibi terör gruplarına fırsat sağlaması konusunda uyarıda bulundular.İngiltere'deki hiçbir milliyetçi, Fransa'daki olayları küreselizmin başarısızlığının bir işareti olarak tezahürat etmelerine rağmen, Birleşik Krallık'ta “sarı yelek” protestoları istemediler.
İngiltere, Theresa May'ın tamamen savunmasız hükümetinin Brexit üzerindeki seçmenlerin iradesine doğrudan karşı çıktığı, Orwellian sansürünü uygulamaya devam ettiği ve kitlesel göçle ilgili kamusal endişeleri ortadan kaldıracak neredeyse hiçbir şey yapmadığı göz önüne alındığında, böyle bir hareket için doğal bir konum olacaktır. Ana akım medyanın ilgisini çeken bir olayda, şu anki Sarı Devrim protestolarının çoğunluğu ideolojik ve jeostratejik olarak Birleşik Krallık'a karşı olan Avrupalı ​​ülkeleri hedef alması üzerine hiçbir yorum yapılmadı. Avrupa Birliği’nde herhangi bir istikrarsızlıktan galip çıkacak olan İngiltere’dir. Birleşik Devletler, müttefiklerinin politik süreçlerine doğrudan müdahale etmek anlamına gelse de, Batılı devletlerin işleyişine müdahale etme konusunda yabancı değildir.  En yakın müttefikiyle “özel ilişkisini” tehlikeye atmaktan korkmayan bir ulus, yüzyıllar süren çatışma,kötü niyet ve düşmanca rekabetin olduğu Avrupalı ​​komşularıyla aynı şeyi yapabilecek niteliklere sahip olamazdı. (Amerika protestoları tetiklediyse-ingiltere bu rotestoları durduran taraf olduğu iddia ediliyor.Altında yatan aslında bir Amerika-İngiltere çekişmesi mi var?)
Avrupa “modern” olabilir, ancak yaldızlı yüzeyin altında uzun bir iç çatışma tarihi vardır. Fransa daha büyük bir kaos ve istikrarsızlıktan kaçınmaya çalışıyorsa, belki de komşularının davranışlarına bakmak iyi olur. /Puna Güleçöz

https://truepublica.org.uk/united-kingdom/is-britain-involved-with-europes-yellow-vest-protests/

Punagulecoz

07.02.2018

İngiltere Maliye Bakanı Philip Hammond, Brexit sonrası çıkacak huzursuzluklar için bir takım uyarılarda bulundu.
İngiltere, 23 Haziran 2016'da yapılan referandumda yüzde 48'e karşı yüzde 52 oy oranıyla AB'den ayrılma kararı almış, yapılan müzakerelerin ardından hazırlanan anlaşma, geçen pazar AB liderleri tarafından kabul edilmişti.Maliye Bakanı’ndan önemli uyarı
Sürece ilişkin siyasilerden endişe verici açıklamalar gelirken son açıklama İngiltere Maliye Bakanı Philip Hammond’dan geldi. Kıdemli siyasetçi, ekonomiyi canlandırma teşvikleri için mali kapasitenin ülkenin mevcut borcuyla ciddi şekilde sınırlandırılacağını belirtti.
Hammond, Avam Kamarası'nın Başbakan Theresa May‘in Avrupa Birliği ile olan anlaşmasını onaylamayı reddetmesi halinde birkaç sektörün zorlanacağını ve bu durumun İngiltere ekonomisi için korkunç sonuçlar doğurabileceğini belirtti.
İngiltere Parlamentosu 11 Aralık'ta Theresa May'in AB ile üzerinde mutabakata vardığı anlaşmayı oylayacak. Eğer karar kabul edilmezse İngiltere Brexit'ten vazgeçebilir, ikinci bir referandum yapılabilir ve genel seçimlere giderek ek süre talep edilebilir.
İngiltere Brexit'i tek taraflı iptal edebilir
Öte yandan Avrupa Adalet Divanı Başsavcısı Campos Sanchez-Bordona, İngiltere'nin Brexit sürecini tek taraflı olarak iptal edebileceği yönünde görüş belirtti.
Başsavcı Bordona, davaya ilişkin bugün açıkladığı görüşünde, "Avrupa Birliği Antlaşması'nın 50. maddesi, AB'den çıkma niyeti bildiriminin tek taraflı olarak iptal edilmesine izin verir" ifadesini kullandı.
Brexit'le ilgili davada nihai kararın önümüzdeki günlerde verilmesi bekleniyor.

https://brexitdealexplained.campaign.gov.uk/?gclid=CjwKCAiA0ajgBRA4EiwA9gFOR_ZCPiRRWCyoR9gNtH8167a2qAnERwxTrg2e5jMk4dC_jjNO1_Z5OBoCpAIQAvD_BwE
https://www.ensonhaber.com/ingiliz-bakan-brexit-konusunda-uyardi-kaosa-hazir-olun.html
HABER

15 Aralık 2009, Salı

Danimarka'nın başkenti Kopenhag'da 192 ülke ve 15.000 delegenin katılımıyla 7 Aralık'ta başlayan Birleşmiş Milletler iklim değişikliği konferansı cuma günü sona eriyor.
Küresel ısınma ve sera gazı salınımlarının azaltılması için yeni ve etkili kararlar alınması konusunda beklentiler olsa da konferansın sona ermesine az bir süre kala henüz somut kararlar alınabilmiş değil. Konferans'ta süresi 2012'de sona erecek Kyoto Protokolünün yerine geçecek yeni sözleşme için de ülkeler arasında uzlaşma hedefleniyor.
Konferansın yavaş ilerlemesinin ve henüz bir anlaşmaya varılamamasının nedeni ülkelerin ekonomilerini olumsuz etkileyeceği gerekçesiyle karbon gazı salınımlarını sınırlandırmaya istekli olmamaları ve yoksul ülkelerin yeni hedefleri sağlayabilecek finasman imkanlarının bulunmaması.
Konferans sırasında Danimarka'nın başkenti Kopenhag'ta bir çok protesto eylemi de yapıldı. Göstericiler katılımın 100.000 kişi olduğunu iddia etse de polis katılımın 30.000 kişi olduğu görüşünde. Gösteriler sırasında binden fazla kişi gözaltına alındı. 67 ülkeden 516 çevre örgütünün katılımıyla oluşan "Dünya dostları" isimli örgüt tarafından organize edilen ve konferans süresince devam eden protesto gösterileri ise sona erdi.

((tr))  ""50 bin gösterici eylem için yürüdü"" Anadolu Ajansı, 12 Aralık 2009
((tr))  "Zenginlerle yoksulların karbondioksit savaşı" Deutsche Welle, 9 Aralık 2009
((tr))  ""İklim müzakereleri yavaş ilerliyor"" BBC, 15 Aralık 2009

25 Ocak 2010, Pazartesi

Türkiye Cumhuriyeti Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ Genelkurmay Başkanlığı Karargahı'nda düzenlenen Kazım Karabekir'i anma toplantısının ardından açıklamalarda bulundu. Başbuğ konuşmasına, Kazım Karabekir'in Vatandaş! Yanlış bilgi felaket kaynağıdır. Her işin evvela hakikatini ara ve öğren, sonra münakaşasını istediğin gibi yap. sözlerini hatırlatarak başladı. Başbuğ, Balyoz Harekât Planı ile ilgili olarak rahatsızlık duyduğunu belirtti. Başbuğ, Allah, Allah diye asker taarruz ediyor. Şimdi ben sizlere soruyorum, vicdansızlara soruyorum. Allah, Allah diye askerine hücum ettiren bir ordu nasıl Allah'ın evi camiye bomba attırmayı düşünür. Vicdansızlıktır, lanetliyorum bunları. dedi. İlker Başbuğ, Türk Silahlı Kuvvetleri'nde bilgilerin sızdırılmasının da büyük bir sorun olduğunu belirtti. Başbuğ ayrıca, Balyoz Harekât Planı'nın gündemde kalmasından da rahatsızlık duyduğunu da söyledi. Başbuğ, 1960 ve 1980 yıllarında Türkiye'de yaşanan darbelerin de geride kaldığını belirtti.

Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, konuyla ilgili olarak Bu karanlık senaryoların hepsi lanetlidir ve insanlık vicdanında mahkum edecektir. dedi.
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Deniz Baykal ise Bu iddiayı geçerli görüyorsan, Genelkurmay Başkanı'nı anında görevden almak zorundasın...Her hafta yeni bir senaryo; birileri yazıyor, birileri sahneye koyuyor. Sanki Aşk-ı Memnu dizisi. dedi.
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli de Türk Silahlı Kuvvetleri'ne yönelik bir karalama kampanyası yürütüldüğünün açık olduğunu, ancak Genelkurmay'ın söz konusu iddialara ilişkin açıklamalarını tatminkar bulmadıklarını belirtti.

22 Ocak 2010: Türkiye "Balyoz Harekât Planı"nı konuşuyor

((tr))  "Başbuğ: "Hakikat aranmalı"" Sabah (gazete), 25 Ocak 2010
((tr))  "Başbuğ darbe iddialarıyla ilgili sessizliğini bozdu" Milliyet (gazete), 25 Ocak 2010
((tr))  "Erdoğan: Bu karanlık senaryolar lanetlidir" NTVMSNBC, 26 Ocak 2010
((tr))  "Baykal: Darbe iddiaları Aşk-ı Memnu dizisi gibi" NTVMSNBC, 26 Ocak 2010
((tr))  "Bahçeli: Başbuğ’un sözleri tatmin etmedi" NTVMSNBC, 26 Ocak 2010

18 Ocak 2020, Cumartesi

Merhaba, sevgili Wikihaber okuyucuları bugün Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu'na karşı sarf ettiği birtakım sözleri ve bunların gerçeklik payını ele alacağız.
Öncelikle Cumhurbaşkanı'nın sözlerine bakalım.
Erdoğan:"Söz verdiler, yerine getirdiler mi? Suyu ucuzlatacaklarını söylediler. Ucuzlattılar mı? Ücretsiz süt vereceklerdi, hala süt gelecek" dedi.
Pekala şimdi bir de yapılanlara bakalım.
Ekrem İmamoğlu 17.05.2019 tarihinde başkanlık görevine geldi bu tarihten önce yayınlanmış olan son m³ fiyatı 03.05.2019 tarihinde yayınlanmış ve 4.71 TL şu an geçerli olan m³ fiyatı ise 4 TL yani hesaplama yaptığımızda %15 oranında bir indirim görüyoruz.
Otobüs indirimi konusuna bakarsak eskiden öğrenci abonman kartı ücreti 200 Biniş 85 TL idi şimdi ise 200 Biniş 40 TL yani eskiden 1 biniş 42 kuruşa denk gelirken şimdi ise 20 kuruş yani %52 gibi bir indirim oranına sahip.
Süt konusuna gelirsek maddi durumun yetersiz olduğunu bildiren kişilere haftada çocuk başı 2 Litre süt dağıtılıyor.
Aşağıda da edinilen bilgilerin kaynakları var

((Türkçe)) Sözcü gazetesi̇ "[1]" SÖZCÜ GAZETESİ,
((Türkçe)) Barbarossa "İmamoğlu'nun yapmadıkları" BARBAROSSA PUBLISHING, 18.01.2020
((Türkçe)) İ̇ski̇ "[2]" İSKİ,
((Türkçe)) İ̇ski̇ "[3]" İSKİ,
((Türkçe)) tercihiniyap.net "[4]" tercihiniyap.net,

9 Şubat 2011, Çarşamba
İngiliz pop yıldızı Robbie Williams ve Take That müzik grubu üyeleri geçen salı akşamı Sofya'ya geldi. Grup üyelerinden Mark Owen gazetecilere verdiği ilk ayaküstü röportajında grubun Bulgaristan'a ilk kez gelişi olduğunu anlattı. Ve gelecek seferki seyahatlerinde bir konser vermeyi düşündükleri belirtti.
Grup üyeleri Williams, Owen, Gary Barlow, Howard Donald ve Jason Orange son şarkılarından birinin video klibini filme almak Sofya'ya geldiler. Klip, Boyana Film Stüdyoları'nda çekilecek. Bu klibin, grubun "Kidz" isimli 21 Şubat 2011'de çıkacak en son teklisinin klibi olması muhtemel.
Grup 1990'lı yıllarda çok popüler olmuştu. Daha sonra 1995'de Williams'ın gruptan ayrılması ile bir takım hayranlarını kaybettiler. Bir sene sonra 1996 senesinde grup resmi olarak dağılmıştı. Ve bundan 10 sene sonra Williams olmadan tekrar birleşmişler ve başarılı bir albüm çıkarmışlardı. Daha sonra grup üyeleri tarafından sürekli davet edilen Williams'da 2010 yılının yazında gruba dahil olduğunu duyurmuştu. Ve "Kidz" şarkısınında içinde olduğu "Progress" albümlerini 2010 senesinin Kasım ayında piyasaya sürmüşlerdi.

((İngilizce))  "UK Pop Star Robbie Williams Films Video in Sofia" Sofia News Agency, 09.02.2011

9 Eylül 2011, Cuma

Uluslararası Polis Teşkilatı İnterpol, devrik Libya lideri Muammer Kaddafi, oğlu Seyfül İslam ve kayınbiraderi eski istihbarat dairesi başkanı Abdullah el Senusi  hakkında kırmızı bülten yayınladı. İnterpol  tarafından yapılan açıklamada, üye 188 ülkeden, insanlığa karşı suç işlemekle suçlanan zanlıların yakalanmasına yardımcı olmaları isteniyor.
İnterpol Genel Sekreteri Ronald Hoble, basına yaptığı yazılı açıklamada, aranan üç kişiyi "firari" olarak niteledi. Açıklamada, tutuklama kararının bu üç kişinin uluslararası  yolculuk yapmasını zorlaştıracağı, yerlerinin tespit edilmesi ve yakalanmaları ihtimalini artıracağı belirtiliyor.
Başkent Trablus'un 21 Ağustos’da  asilerin  eline geçmesinden bu yana  Kaddafi’nin nerede olduğu bilinmiyor. Kaddafi ile bazı eski üst düzey asker ve sivil yetkililerin Nijer’e kaçtığı yolundaki haberler doğrulanamadı.

22 Mayıs 2016, Pazar

Şili'nin Santiago şehrinde bir kişi, üzerinde bulunan giysilerini çıkardıktan sonra, bir hayvanat bahçesinde bulunan aslanların bulundukları yere girdi. Olayda, iki aslan vurularak etkisiz hale getirilirken, şahıs ise hastaneye kaldırıldı. 
Şili medyasında ismi Franco Luis Ferrada Roman olarak geçen, 20 yaşındaki bir genç, cumartesi günü gittiği hayvanat bahçesinde, üstündekileri çıkardıktan sonra, aslanların bulunduğu kafese girdi. Yetkililer olaya müdahale edene kadar, aslanların saldırısına uğrayan genç adamın, daha sonrasında ağır yaralı olarak hastaneye kaldırıldığı öğrenildi.
Görgü tanıklarının ifadelerine göre göre aslanların önce Roman'a saldırmadığını, yere yatırdıktan sonra onunla oynadıklarını söylediler. Görevlilerse, Roman'ın hayatını kurtarmak için iki aslana, hızlı yatıştırıcı olmadığı için ateş etmek zorunda kaldılar. Hayvanat bahçesi müdiresi  Alejandra Montalva adamın hayvanat bahçesine aslında ziyaretçi olarak girdiğini belirtirken ayrıca bir dişi ve bir erkek aslanın ölmesinin de kendisini derinden yargıladığını vurgulardı. 
Müdire; Hayvanat bahçemizin bu gibi durumlar için bir protokolü var. İnsanların hayatları bizler için çok önemli açıklamasında bulunurken, aynı zamanda da gencin cebinden bir de intihar notu çıktığı öğrenildi. Ayrıca Şili'deki bir haber kanalına göre ise, kafesin içinde dini sözler söyleyen adamın intihar notunda, kıyametle ilgili şeylerin yazdığı da yer aldı.

((Türkçe))  "'Ölmek İsteyen Genç Aslanların Kafesine Daldı" http://www.haberler.com/, 22 Mayıs 2016

19 Ocak 2010, Salı

İran polisi Aralık 2009'da hükümet karşıtı gösteri yaptıkları için, 40'dan fazla kişiyi tutukladı. İran polisi, göstericilerin fotoğraflarını yayınlamış ve halktan yakalanmaları için yardım istemişti. Ayrıca, Aşure Günü'nde düzenlenen gösterilerle ilgili olarak daha önce yakalanmış olan 5 kişi de dün yargı önüne çıkarıldı. Tutukluların suçlu bulunması halinde ölüme mahkum edilmeleri ihtimalleri bulunuyor. Bu gösteride çatışma çıkmış, en az 8 kişi ölmüştü. Muhalefet grupları ise dün sosyal paylaşım sitelerinde yayınladıkları bazı mesajlarda İran halıkını 11 Şubat tarihinde tekrar gösteri düzenlemeye çağırdı. Ahmedinejad hükümetinden yapılan açıklamaya göre ise İran İslam Devrimi’nin yıldönümü olan 11 Şubat’ı siyasi amaçlarına alet edenlerin ağır şekilde cezalandırılacağını açıkladı.
İran’da Mahmud Ahmedinejad'a karşı muhalefet eden siyasi çevreler, Haziran ayında yapılan seçimlere hile karıştırıldığı gerekçesiyle yaz aylarından bu yana protesto gösterileri düzenliyor.

12 Haziran 2009, Cuma

İran'da halk bugün 2014 yılına kadar görevde kalacak cumhurbaşkanını belirleyecek. Devrim Muhafızları Ordusu ise seçime 24 saat kala e-muhtıra (e-bildiri) yayınladı. Bildiride Eğer bir kadife devrim yapma çabası içine girerseniz sizi ezeriz. Böyle bir hareketi yok ederiz. ifadesi kullanıldı. 
Seçimlerde yaklaşık 46.2 milyon seçmen oy kullanacak. Öte yandan İran'da bulunmayan İran vatandaşları, 130 ülkede kurulacak sandıklarda oy kullanabilecek. Oy verme süresi yerel saatle 08:00-18:00 (GMT: 05:00-15:00) saatleri arasında oy kullanabilecek. Duruma göre oy kullanma süresinin uzatılabileceği bildirildi.

Ahmedinejad ikinci kez İran Cumhurbaşkanlığına seçildi
Musavi seçimi kazandığını iddia etti

  "İran'da tarihi seçim" CNNTürk, 12 Haziran 2009
 Bbc "İran'da seçime yoğun ilgi" BBC, 12 Haziran 2009

19 Haziran 2009, Cuma

1979 devriminden bu yana en hareketli günlerini yaşayan İran'da, dini lider Ayetullah Ali Hamaney, Tahran Üniversitesi'ndeki Cuma Namazı hutbesinde açıklamalarda bulundu. Hutbeyi izleyenler arasında Mahmut Ahmedinejad'ın da olduğu bildirildi.
ABD ve Avrupa ülkelerine seslenen Hamaney seçimlerde şike ve hilenin olmadığını belirtti. %85'lik katılımın düşmanlar için büyük bir darbe olduğunu belirten Hamaney'in açıklamaları BBC, CNN gibi uluslararası televizyonlarca canlı yayınlandı. Sokaklarda yaşanan gerilimede değiney Hamaney, seçim sonuçlarının sandıktan çıkacağını sokaktan çıkmayacağını belirtti.
Öte yandan Anayasayı Koruyucular Konseyi sözcüsü Abbas Ali Kedhudai, ülkedeki herhangi 10 sandıktan 1'nin tekrar sayılabileceğini belirtti.

  "İran'ı bu kez Hamaney salladı" CNNTürk, 19 Haziran 2009
  "Oyların %10'u sayılacak" Mynet, 19 Haziran 2009

15 Temmuz 2009, Çarşamba

İran-Ermenistan seferini yapan yolcu uçağı kalkışından 16 dakika sonra Kazvin kenti yakınlarında düştü. 168 kişinin bulunduğu uçaktan kurtulan olmadığı açıklandı. Hazar Havayolları'na ait olan Tupolev tipi uçak Tahran-Erivan seferini yapıyordu. Kalkışından sonra alevler içinde düşen uçağın düşüş sebebinin teknik olduğu açıklandı.
Uçaktaki yolcuların 161'i İran vatandaşıydı. Diğer 5 yolcu Ermenistan, 2'si ise Gürcistan vatandaşıydı. 10 İranlı sporcu da uçaktaki yolcular arasındaydı.
İran'da, uygulanan ambargolar sebebiyle, uçaklar için yedek parça bulunmasında sıkıntı yaşanıyor. Bu yüzden İran'daki uçakların kalitesinin düşük olduğu belirtiliyor. Düşen uçak ise Rus yapımıydı. Aynı tip bir başka uçak 2002 yılında düşmüş, kazada 199 kişi hayatını kaybetmişti.

  "İran'da yolcu uçağı düştü" NTVMSNBC, 15 Temmuz 2009
  "İran'da yolcu uçağı düştü: 168 ölü" CNNTürk, 15 Temmuz 2009

20 Haziran 2013, Perşembe

İran'da yapılan cumhurbaşkanlığı seçimleri sonucunda, reformcu lider Hasan Ruhani, yeni cumhurbaşkanı seçildi. İran'da birkaç gün önce yapılan toplamda 6 farklı adayın yarıştığı, cumhurbaşkanlığı seçimlerini, reformcuların desteklediği lider Hasan Ruhani kazandı. Ilımlı muhafazakar ve reformculara yakınlığı ile bilinen yeni cumhurbaşkanı Hasan Ruhani,  İran İslam Devrimi'nden bu yana seçilen 7. cumhurbaşkanı oldu.
İran İçişleri Bakanı Muhammed Neccar, yaptığı açıklamada, Hasan Ruhani'nin, "18 milyon 613 bin 329" oy ile İran'ın yeni cumhurbaşkanı seçildiğini ilan etti. Yaklaşık 50 milyon seçmenin bulunduğu İran'da dünkü seçime katılım oranı yüzde 72,7 olarak belirlendi, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde toplamda "36 milyon 704 bin 156" oy kullanıldı.

İran'da cumhurbaşkanlığı seçiminin galibi olan, reformcuların desteklediği Hasan Ruhani, 12 Kasım 1948 tarihinde Semnan yakınında Sorke'de Şah'a karşı mücadele eden bir ailede dünyaya geldi.
Semnan medresesinde 1960'ta dini çalışmalarına başlayan Ruhani, 1961 yılında Kum'a gitti ve Seyid Muhakkik Damad, Şeyh Murteza Hayri, Seyid Muhammed Rıza Golpaygani, Sultani, Fazullah Lenkerani ve Şeyh Muhammed Şahabadi gibi önde gelen din adamları tarafından verilen derslere katıldı.
Dini eğitimin yanı sıra modern eğitim alan ve 1969 yılında Tahran Üniversitesi'ne kabul edilen Ruhani, 1972 yılında hukuk bölümünden mezun oldu. Yüz civarında kitabı ve bilimsel çalışması bulunan Ruhani, çalışmalarına Batı'da devam etti.
1999 yılında Glasgow Caledonian Üniversitesi'nden doktora alan, akademisyen, diplomat ve siyasetçi Ruhani, 1999 yılından bu yana Uzmanlar Meclisi'nin, 1991'den beri Düzenin Yararının Teşhis Heyeti'nin Stratejik Araştırma Merkezi'nin ve 1989'dan itibaren de Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi'nin üyesi. Ruhani ayrıca 1992 yılından bu yana Stratejik Araştırma Merkezi'nin başkanı.
İran'da İslam Danışma Kurulu'nun 4. ve 5. dönemlerinde meclis başkanı yardımcılığı, 1989-2005 yıllarında Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi başkanlığı yapan Ruhani, İran'ın nükleer programı konusunda İngiltere, Fransa ve Almanya ile yürütülen görüşmelerde baş müzakerecilik yaptı.
Genç bir din adamıyken, Ayetullah Humeyni'nin izinden giderek siyasi faaliyetlerine başlayan Ruhani, 1965'te İran içinde seyahat ederek, Şah'a karşı konuşmalar yaptı. Bu yıllarda çok kez tutuklanan ve bu tür konuşmalar yapması yasaklanan Ruhani, 1977'de Tahran'daki Ark Camisi'nde Ayetullah Humeyni için ilk kez "İmam" ifadesini kullandı, İran'daki devrimin ardından intizamsız İran ordusunu ve askeri üsleri organize etmeye başladı.
1980 yılında İslam Danışma Kurulu'na seçilen, İran-Irak savaşı sırasında Yüksek Savunma Konseyi'nin ve Savaşı Destekleme Yüksek Konseyi'nin üyesi olan Ruhani, savaşın sonunda zafer madalyasıyla ödüllendirildi.
İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney'in Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi'nde temsilciliğini yapan Ruhani, eski cumhurbaşkanları Haşimi Rafsancani ve Muhammed Hatemi'nin ulusal güvenlik danışmanlığı görevini de yürüttü.
Ruhani, cumhurbaşkanlığı seçiminde merkeziyetçi fikirleri, din adamlarıyla ve Yeşil Hareketi ile yakın ilişkileri nedeniyle favori aday olarak görülüyordu.

((Türkçe)) Cumhur Dereli "İran'ın yeni cumhurbaşkanı Ruhani kimdir?" Samanyolu Haber, 19 Haziran 2013
((Türkçe))  "İran’da yeni cumhurbaşkanı reformist çıktı: HASAN RUHANİ" Şalom, 19 Haziran 2013

4 Aralık 2010, Cumartesi
İran, Uluslararası Atom Enerjisi Dairesi’ni casus göndermekle suçladı.
İran Devlet Televizyonu’na göre İstihbarat Bakanı Haydar Moslehi, örgütün gönderdiği nükleer denetçilerin arasında yabancı ülkelerin istihbarat görevlilerinin de bulunduğunu ileri sürdü. Moslehi, Uluslararası Atom Enerjisi Dairesi’nin sorumlu tutulmasını istedi. Bakan hangi denetçilerin casus olduğunu söylemedi ve ayrıntı vermedi.
Batılı ülkeler İran’ın nükleer silah geliştirdiğinden kuşkulanıyor. Tahran hükümeti bu iddiayı şiddetle reddediyor.
İstihbarat Bakanı Moslehi daha önce de İranlı bir nükleer bilimcinin öldürülmesi ve bir diğerinin yaralanmasıyla sonuçlanan iki ayrı bombalı saldırıdan Birleşmiş Milletler’i sorumlu tutmuştu. Moslehi, saldırıya Amerikan, İngiliz ve İsrailli istihbaratçıların da karıştığını savundu.

17 Mayıs 2010, Pazartesi

İran Dışişleri Bakanlığı, düşük düzeyde zenginleştirilmiş 1200 kg uranyumun, araştırma reaktörlerindeki kullanılabilecek nükleer yakı karşılığında, Türkiye'ye gönderileceğini açıkladı. Anlaşma, İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile Brezilya Cumhurbaşkanı Luis İnacio Lula Da Silva tarafından Tahran'da imzalandı. Anlaşma uyarınca, Türkiye, İran'ın yüzde 3,5 oranında zenginleştirilmiş uranyumunun gönderileceği ülke olacak.
Ayrıca dün, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, nükleer görüşmelere katılmak üzere Tahran’a gitti. Brezilya Cumhurbaşkanı Lula da Silva, İranlı liderlerle nükleer uyuşmazlığı çözecek uzlaşma önerisini görüştü. Da Silva, Mahmud Ahmedinejad ve dini lider Ayetullah Ali Hamaney ile biraraya geldi.
İran, Birleşmiş Milletler’in arabuluculuğuyla yapılan nükleer yakıt takası önerisini reddetmişti. İran’a elindeki düşük ölçekli uranyumu dışarıya göndermesi ve karşılığında araştırma reaktöründe kullanacağı nükleer yakıt çubuklarını alması önerilmişti. Ancak, takasın aynı anda kendi topraklarında yapılmasını ısrar etmişti.
Ahmedinejad, yeni dünya ekonomik düzenin temelini oluşturmada İran ve Brezilya gibi bağımsız ülkelerin işbirliğini güçlendirmesinin önemini vurguladı. İran ile Brezilya arasında ticaretin yılda 10 milyar dolara yükseltilmesi gerektiğini belirtti.

İsrail, İran'ı Türkiye ve Brezilya liderlerini maniple etmekle suçladı.

((tr))  "İran, Türkiye ve Brezilya ile nükleer anlaşmayı imzaladı" BBC Türkçe, 17 Mayıs 2010
((tr)) Anadolu Ajansı "İran'da tarihi imza" Sabah (gazete), 17 Mayıs 2010

30 Kasım 2009, Pazartesi

İran 10 yeni uranyum tesisi açacağını duyurdu. Cumhurbaşkanı Ahmedinecat da bu haberi doğrulamıştı. İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı ve İran Cumhurbaşkanı Yardımcısı Ali Ekber Salihi, Birleşmiş Milletler tesis faaliyetlerini dondurmasını istemesi üzerine bu kararı aldığını ve Batı bizim barışçıl mesajlarımızı anlamak istemiyor. dedi. ABD, Fransa, İngiltere, İsrail karara tepki gösterdi.
Birleşmiş Milletler, İran'ın nükleer programını kaldırması için oylama yapmış, 35 üyeden 34'ü oy kullanmış, 25 ülke kaldırmasını isterken, 3 ülke de kalkmasın demişti. 6 ülke de çekimser oy kullanarak tarafsız olduğunu belirtmişti. Türkiye de çekimser yönde oy kullanmıştı.

((Türkçe))  "İran: Bizi Batı kışkırttı" CNNTürk, 30 Aralık 2009
((Türkçe))  "BM: "İran nükleer tesisin inşasını durdursun"" BBC Türkçe, 30 Aralık 2009

1 Temmuz 2012, Pazar
İran, pazar günü yürürlüğe giren Avrupa Birliği ambargosunu karşı koyabilecek güçte olduğunu bildirdi. 
İran Merkez Bankası Başkanı Mahmud Bahmani, yaptırımların etkisini azaltmak için 150 milyar dolarlık döviz rezervi oluşturduklarını açıkladı.
Batılı ülkeler, yaptırımlar yoluyla, İran'ı nükleer programı konusunda ödün vermeye zorlamaya çalışıyor.
Bir açıdan petrol üretiminin en önemli kaynağı Ortadoğu... Ve en büyük petrol üreticileri arasında İran da var.
İran'a uygulanan ambargonun petrol fiyatlarının artmasına neden olması bekleniyordu. Ancak petrol fiyatları nisan ayından bu yana %20 oranında düştü.
Küresel Enerji Araştırmaları Merkezinden Leo Drollas açıklıyor: "Libya'da üretim başladı. Suudi Arabistan'da üretim arttı. Nijerya ve Irak'ta da üretim artmış durumda. Yani petrol üretimindeki net artış günde yarım milyon varili buluyor."
Drollas, dünyada arzın artması nedeniyle İran petrolüne ihtiyaç kalmadığını söylüyor. Durumdan Suudi Arabistan da memnun.
Bu arada uluslararası yaptırımlar nedeniyle İran'da enflasyon %20’ye çıktı; gıda fiyatları bunun iki katı hızla artıyor.
Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü uzmanı Mark Fitzpatrick durumun daha da kötüleşeceğini söylüyor: "Daha fazla yaptırım uygulanacak. Sadece 1 Temmuz'da yürürlüğe gireceklerin üzerine de ek yaptırımlar uygulanacak. Önümüzdeki aylarda İran'da hayat daha da zorlaşacak."
Fitzpatrick, İran'ın nükleer programı konusundaki müzakerelerin iyi gitmediği gerekçesiyle yaptırımların daha da arttırılmasını bekliyor. Moskova'da yapılan son görüşmeler de sonuç vermedi. İran nükleer programının askeri amaçlı olmadığını savunuyor, ancak yabancı uzmanlar programın silah üretimine kolaylıkla yönlendirilebileceği görüşünde.
Ancak Fitzpatrick, İran ekonomisinin yaptırımlara bir süre daha dayanmaya yetecek güçte olduğunu söylüyor: "Hemen zor durumda kalmazlar. Ancak İranlı tüketiciler üzerindeki baskı giderek artıyor. Bunun nedeni ne? Niye bu kadar acı çekiyorlar? Çünkü İran gelecekte nükleer silah üretebilecek bir zenginleştirme programına sahip olmak istiyor. Bu da hiç mantıklı değil."
Fitzpatrick, müzakereler devam ettiği sürece askeri bir adım atılmasını beklemiyor. Ancak uzman bu yılın sonuna doğru, görüşmeler başarısız kalırsa İsrail'in, İran'ın nükleer tesislerini hedef alabileceğini, bunun da daha geniş bir savaşı tetikleyebileceğini söylüyor.

6 Şubat 2013, Çarşamba

Üst düzeyde bir İranlı yetkili  İsrail’in düzenlediği  son Suriye saldırısından pişmanlık duyacağını söyledi. İran Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı Said Celili Şam’ı ziyareti sırasında yaptığı açıklamada, Müslüman dünyasının Suriye’yi desteklediğini belirtti. İsrail Savunma Bakanı,  Pazar günü  geçen hafta Suriye’de düzenlenen hava saldırısının Lübnan’a silah gönderilmesini önlemede  ülkesinin ne kadar kararlı  olduğunu gösterdiğini söylemişti.

Barak’ın bu açıklamasıyla  İsrail ilk kez  hava saldırısıyla ilişkisini dolaylı olarak  doğrulamış oluyor. Barak Münih’teki Güvenlik Konferasında yaptığı açıklamada   saldırının sorumluluğunu doğrudan üstlenmedi ancak “Lübnan’a silah gönderilmesine asla  izin vermeyeceğimizi söylüyorduk. Saldırı bunun ispatıdır. Ancak bu konudaki haberlerle ilgili daha fazla bir şey söyleyemem” şeklinde konuştu.

İsrail’in Suriye-Lübnan sınırında Hizbullah’a uçaksavar füzeleri  götüren bir konvoya  Salı sabahı erken saatlerde hava saldırısı düzenlediği bildirilmişti. New York Times gazetesinin haberine göre  İsrail, konvoya düzenlediği saldırıyla ilgili olarak Amerika’ya bilgi verdi. İsrailli ve Amerikalı yetkililer New York Times’a kamyonların sadece SA-17 tipi uçaksavar füzeleri değil, pilotsuz uçakların navigasyon sistemlerini bozabilen elektronik cihazlar da taşıdığını bildirdi.

Suriye  hükümeti ise İsrail savaş uçaklarının Şam yakınlarındaki  bir askeri araştırma tesisini vurduğunu önesürüyor. Suriye devlet Başkanı Beşar Esad İsrail’i Suriye’de istikrarı bozmaya çalışmakla suçladı ve hertürlü saldırıya karşılık vereceklerini açıkladı. Esad bu açıklamayı Pazar günü İran Ulusal Güvenlik Konseyi başkanı Said Celili ile görüşürken yaptı.

4 Şubat 2013, Pazartesi

Almanya'nın Münih kentinde düzenlenen Mühih Güvenlik Konferansı sona erdi. Görüşmelere katılan İran Dışişleri Bakanı Ali Ekber Salihi ABD'nin İran'ın nükleer programı ile ilgili doğrudan görüşme isteğine olumlu baktıklarını ve batıda rahatsızlık yaratan bu program ile ilgili görüşmelere hazır olduğunu söyledi. Ancak Salihi görüşmelerin ABD'nin dürüst davranması halinde gerçekleşeceğini, bugüne kadar meydana gelen gelişmelerin ise tam aksi yönde olduğunu söyledi.
İran Dışişleri Bakanı tarafından yapılan açıklama, ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden'in davetinin hemen ardından yapıldı. Salihi Kazakistan'da 25 Şubat 2013 tarihinde BM Güvenlik Konseyi'nin beş daimi üyesi olan ABD, Rusya, Fransa, İngiltere ve Çin ülkelerinin temsilcilikleriyle ve Almanya'nın da katılacağı yeni bir görüşme süreci başlatmak istediklerini belirtti. Salihi ayrıca konuşmasında; 

 dedi.
Toplantıda konuşma yapan İsrail Savunma Bakanı Ehud Barak yaptığı konuşmada, İran üzerindeki baskıyı arttırmak istediği izleri taşıyan açıklamalar yaptı. Barak, nükleer program ile ilgili hiçbir seçeneği gözardı etmediklerini, İran'ın nükleer bir güç olması halinde insan hayatını koruma ve kurtarmanın daha tehlikeli ve pahalı hale geleceğini belirtti.
Kazakistan Dışişleri Bakanı Yerlan İdrisov toplantıdan daha önce yaptığı açıklamada; ülkesinin İran'ın nükleer programı ile yapılacak görüşmelere ev sahipliği yapmaya hazır olduğunu duyurmuştu. Bilindiği gibi Kazakistan 1991 yılında nükleer deneme tesisi olan Semipalatinskiy'i kapatmıştı. 

ABD Başkan Yardımcısı Biden güvenlik konferansı için Almanya’da

((Türkçe))  "İran'dan Yeşil Işık" haberler, 4 Şubat 2013
((Türkçe))  "Nükleer program Kazakistan'da görüşülecek" aksam, 4 Şubat 2013
((Türkçe))  "Davutoğlu, Suriye’deki krizden BM ve uluslararası kamuoyunu sorumlu tuttu" ilgazetesi, 4 Şubat 2013
((Türkçe))  "İran'la müzakereler Kazakistan'da" dunyabulteni, 4 Şubat 2013
((Türkçe))  "Davutoğlu’ndan İran İçin 5+3 Önerisi Geldi" yerelgundem, 4 Şubat 2013

21 Ağustos 2010, Cumartesi

Rusya tarafından İran'ın güneyinde Buşehr'deki nükleer reaktörlere yakıt yüklenmeye başladı. Bir haftada tamamlanacağı söylendi.Yetkililer bunu İran’ın nükleer programını sona erdirmeye çalışanlar karşısında bir siyasi zafer olarak niteledi. Buşehr’de bulunan santralin inşaatı ilk kez 1970’lerde Alman Siemens şirketi tarafından başlatıldı ve daha sonra Rusya'nın, 1995'de santralin kurulmasıyla ilgili 1 milyar dolarlık sözleşme imzalamasıyla tamamlandı. Fakat reaktörün inşasını defalarca ertelemişti. 
Açılış töreni İran devlet televizyonunda canlı olarak yayınlandı. Törene İran’ın nükleer konulardan sorumlu yetkilisi Ali Ekber Salihi ve Rusya devlet nükleer şirketi Rosatom'un sözcüsü Sergey Novikov katıldı.  

((Türkçe)) Haberturk "İran meydan okuyor" Habertürk.com, 21 Ağustos 2010

3 Ocak 2012, Salı

Amerika Birleşik Devletleri, İran’ın Merkez Bankası’nı hedef alan yeni yaptırımlar açıklamasının ardından İran riyali Amerikan dolarına karşı rekor seviyede değer kaybetti. Perşembe gününden bu yana %10 oranında değer kaybeden riyal, dolara karşı 17.000’e geriledi.
ABD tarafından açıklanan yeni yaptırımlar İran Merkez Bankası’yla iş yapan kuruluşları hedef alıyor. Yaptırımlar tümüyle uygulanırsa İran’ın uluslararası piyasalarda petrol satması zorlaşacak.
Avrupa Birliği bu ay İran petrolüne ambargo uygulanmasını değerlendiriyor. Tahran hükümeti, enerji sektörüne bu tür bir yaptırım uygulanması durumunda Hürmüz Boğazı’nı kapatma tehdidinde bulundu. Bahreyn’de konuşlandırılan Amerikan donanmasının 5. Filosu, Basra Körfezi’nden petrol sevkiyatının herhangi bir şekilde aksatılmasına izin vermeyeceğini bildirdi.

5 Aralık 2010, Pazar
Barack Obama yönetimi yetkilileri Çarşamba günü bir Kongre’de düzenlenen bir oturumda İran’a uygulanan ekonomik yaptırımların işe yaradığını ve uluslararası toplumun Tahran rejimiyle ticari bağlarını giderek azalttığını söyledi. Bir başka toplantıda da yine bir yönetim yetkilisi ABD’nin Tahran rejimiyle diyalog yolunu açmak istediğini söyledi.
İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad, aralarında ABD, Çin ve Rusya temsilcilerinin de bulunduğu heyetle gelecek hafta görüşmeye hazır olduğunu söyledi. Avrupa Birliği Dışişleri yetkilisi Catherine Ashton başkanlığındaki heyet Pazartesi ve Salı günleri Cenevre’de biraraya geliyor. Aynı grup bir yılı aşkın bir süre önce yine aynı yerde toplanmıştı. Bu yılki gündemin ana maddesi İran’ın nükleer programı. İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad nükleer programa son vermemekte kararlı. 
Rand araştırma kuruluşundan James Dobbins de  birçok İranlı’nın Ahmedinejad’ı desteklediğini söylüyor: "Kamuoyu yoklamalarına göre İranlılar, komşu ülkelerde nükleer silah olduğu gerekçesiyle, Tahran’ın da nükleer silah edinmesini destekliyor. Halk, ‘Pakistan’da nükleer silah var, Hindistan’da var. Rusya’da, Amerika’da var. Öyleyse neden bölgesel bir güç olan İran’ın da silahı olmasın?" diyor.
Ancak WikiLeaks tarafından sızdırılan belgelerin de ortaya koyduğu gibi İran’ın komşuları Tahran’ın nükleer programından rahatsız. Belgelerde Arap ülkeleri Amerika’dan İran’ı askeri yöntemlerle durdurmasını istiyor. 
İran uzmanı Ellen Laipson, "Bu belgelerin ortaya çıkması çok kötü bir durum değil. Belgelerle Tahran, bölge ülkelerinin ve bölge dışındakilerin İran’a karşı Amerika’dan koruma istediklerini görmüş oldu. Oysa İran bizim bölgede güçlü bir varlık göstermemizi istemiyor," şeklinde konuşuyor.
Laipson askeri yöntemler yerine diplomasinin tercih edilmesini istiyor. Beyaz Saray Özel Danışmanı Dennis Ross da aynı görüşte. Ross, Obama’nın uzun süre İran’la diyalog yolu aradığını söylüyor: "30 yıldır Amerika’yı İranlılar’a başkaları anlatıyor. Aynı şekilde İranlılar’ın yaptıkları da başkaları tarafından Amerika’ya aktarılıyor. Gidişatı değiştirmek istiyorsanız bu doğru bir tercih olmaz, onun için biz diyalog istiyor, İranlılarla doğrudan teması tercih ediyoruz."
Yaptırımlar İran’ı zorluyor. Maliye Bakanlığı Mali İstihbarat Müsteşarı Stuart Levey, Kongre’de İran ekonomisinin zor günler geçirdiğini söyledi. Levey, "Yaptırımlar giderek İran’ı uluslararası mali sistemde daha fazla yalnızlığa itiyor. Tahran saygın bankalarla iş yapamıyor. Dış ticareti Dolar veya Euro üzerinden yapmakta giderek daha çok zorlanıyorlar."
Uzmanlara göre, yaptırımlar özellikle enerji altyapısını ve mali sektörü etkiliyor. Aynı uzmanlar, orta ölçekli bir ekonomi olan İran’daki bu durumun gözardı edilemeyeceğine de dikkati çekiyor.

29 Ağustos 2011, Pazartesi

İrlanda Futbol Federasyonu, 7 Ekim günü Euro 2012 elemeleri kapsamında oynanacak İrlanda - Andorra maçının Andorra'da değil, İspanya'nın Barselona şehrinde oynanması için UEFA'ya başvurdu. Temmuz ayında Andorra'nın aynı konuda yaptığı başvuru geçtiğimiz günlerde reddedilmişti.
UEFA maçın Andorra'daki sadece 850 kişi kapasiteli Halk Stadyumu'nda oynanacağını açıklamıştı. Başvuruda ise maçın Barselona'daki 55 bin kişi kapasiteli Estadi Olímpic Lluís Companys'te yapılması isteniyor. Andorra ile İrlanda arasında daha önce yapılan görüşmelerde de maçın Barselona'da yapılması uygun görülmüştü.
İki ülke arasındaki son maç 2001 yılında yine Barselona'da yapılmıştı. Pek çok İrlandalı taraftarın maçın Barselona'da yapılacağını sandığı ve seyahatlerini buna göre ayarladığı belirtiliyor. Başvuruda bir diğer gerekçe olarak Barselona'ya ulaşımın çok daha kolay olması gösteriliyor.

((İngilizce))  "FAI lobby Uefa over venue decision" Irish Times, 27 Ağustos 2011
((İngilizce))  "Republic to appeal against Uefa's Andorra venue ruling" BBC, 26 Ağustos 2011

3 Ekim 2009, Cumartesi (Güncelleme: 4 Ekim 2009)

İrlanda, Avrupa Birliği için önemi büyük olan ve Avrupa Birliği'nin anayasası olarak da bilinen Lizbon Anlaşması'nı oyladı. İrlanda'da sona eren oy verme işleminin ardından 09.00'da (UTC) oy sayımına başlandı. Oy sayımının ardından sandıklar İrlanda'nın başkentinde Dublin'de bulunan Dublin Kalesi'nde toplanacak ve kamuoyuna açıklanacak. Sonuçların bugün belli olması bekleniyor. Ülkede oy kullanma hakkı bulunan 3 milyon kişi bulunuyor. Öte yandan önceki oylamaya katılım oranı %53,1'di.
12 Haziran 2008 tarihinde yapılan ilk oylamada Lizbon Anlaşması %46,6 evet oyuna karşılık %53,4 ile kabul edilmemişti.
İrlanda'dan UTC ile akşam saatlerinde gelen sonuçlara göre İrlanda yeni AB anayasası olarak nitelendirilen Lizbon Anlaşması'nı referandum sonucu onayladı. Oyların %67,13'ü evet, %32,87'si ise hayır oldu. Referanduma katılım oranın %58 olduğu açıklandı.

((tr))  "İrlanda Lizbon Anlaşması'na "evet" dedi" CNNTürk, 4 Ekim 2009
((tr))  "İrlanda yeni AB Anayasası'nı oyladı" CNNTürk, 3 Ekim 2009

21 Aralık 2015, Pazartesi

İspanya'da demokrasinin 12'nci seçimi 20 Aralık'ta yapıldı
İspanya 1977'de demokrasiye geçmesinin ardından 12'nci kez meclis üyelerini belirlemek için sandık başına gitti.Gece geç saatlerde gelen bilgiler mevcut iktidar partisi Halk Partisi'nin 114 ile 118 arasında milletvekilli çıkarttığı görülüyordu.Bu sayı saat 12'den sonra 123'e yükseldi ve bu sayıda kaldı. Oy oranı %28,7'ye düşen Halk Partisi,mecliste 176 olan çoğunluğu ele geçiremedi.

Podemos gibi küçük partiler yükseldi
Milletvekilli sayısı ve oyu önemli bir biçimde artan partiler küçük partiler oldu. İspanyol Sosyalist İşçi Partisi (PSOE) oy kaybına rağmen 90 sandalye ile 350 sandalyeli mecliste ana muhalefet olmaya devam etti. Podemos ise patlama yaptı. Podemos ilk katıldığı seçimlerde 69 milletvekilliği kazanarak meclisin yaklaşık 5'te 1'ini kazandı.Ayrıca "Yurttaşlar Partisi" 40 sandalye kazanırken geri kalan partiler 10 sandalye sayısının üzerine çıkamadı.

18 Ağustos 2011, Perşembe 
14 ile 17 Ağustos 2011 tarihleri arasında düzenlenen 2011 İspanya Süper Kupası sahibini buldu. Turnuvada karşılaşan 2010-11 La Liga şampiyonu Barcelona ile 2010-11 İspanya Kral Kupası şampiyonu Real Madrid takımları arasında gülen taraf Barcelona oldu. İki maçın sonunda toplamda 5-4'lük bir skor elde eden Barcelona, 10. kez bu kupayı kaldırdı.
Zaman zaman gerginlikler yaşanan maçta, Messi iki kez ağları havalandırdı. Maçın son dakikalarına doğru Cesc Fabregas'a yedek kulübesi önünde yapılan müdahale sonrası, müdahaleyi yapan Marcelo doğrudan kırmızı kart görerek oyun dışına atıldı. Bu kart ile birlikte iki takım oyuncuları, teknik direktörler ve yedek kulübeleri birbirine girdi.
Maç, Fabregas'ın futbol kariyeri açısından önemli bir mil taşı oldu. Fabregas, 8 yıl ayrı kaldıktan sonra tekrar yetiştiği kulüple top oynama fırsatı yakaladı. Ve çıktığı ilk maçta kupayı kaldırdı.

Türkçe Vikipedi'nin 2011 İspanya Süper Kupası sayfası kaynak olarak alınmıştır.
((Türkçe))  "Barselona İspanya Süper Kupası'nı kaldırdı" BBC Türkçe, 18 Ağustos 2011

4 Aralık 2010, Cumartesi

İspanyol hava trafik kontrolörleri grevlerine son veriyor. Hükümetin greve giden kontrolörlere karşı yasal işlem başlatılacağının açıklaması üzerine grev son buldu.
Yetkililer İspanyol hava sahasının yarısının hava trafiğine açıldığını bildirdi. Ancak İspanyol Iberia Havayolları yarına kadar tüm seferlerinin iptal edildiğini açıkladı. Hava trafik kontrol görevlilerinin greve gitmesinden 250 bin yolcu etkilendi. Grev kararı hükümetin haftalık çalışma saatlerini 32 saatle sınırlaması ve diğer çalışma koşulları konusundaki anlaşmazlık nedeniyle alınmıştı.
Grev nedeniyle 1975 yılından bu yana ilk kez İspanya’da olağanüstü hal ilan edildi ve hava trafiği kontrolünü İspanyol ordusu üstlendi.
Madrid dahil İspanyol havalimanlarının çoğu hava trafiğine kapandı ve binlerce yolcu mahsur kaldı. Bu hafta İspanya’da iki günlük resmi tatil olması nedeniyle birçok kişi seyahate çıkıyordu.  
Bütçe kriziyle başa çıkmaya çalışan İspanya hükümeti çalışma saatlerini keserek tasarruf sağlamak istiyor. Hükümet ayrıca hava limanlarının idaresinin yüzde 49’unu özelleştirme kararı aldı.  Ulaştırma Bakanlığı’na göre İspanya’da 2,300 hava trafik kontrolörü var. İspanya’da hava trafik kontrolörlerinin ortalama yıllık maaşı 463 bin dolar. 135 görevlinin yıllık maaşı 800 bin dolara ulaşıyor. Fazla mesainin bedeli ise maaşının üç katı olarak belirlenmiş.

18 Ağustos 2010, Çarşamba

İsrail'deki Türk Büyükelçiliği'ne saldıran Filistinli bugün çıkarıldığı mahkemede Türkiye’ye sığınmak ve Türk vatandaşı olmak istediğini söyledi. Büyükelçilikteki güvenlik görevlilerince etkisiz hale getirilirken yaralanan Nedim İncaz, polis eşliğinde büyükelçilikten çıkartılarak ambulansla hastaneye götürülmüştü. 
İncaz'la telefonda görüşen İsrailli Arap avukat, İncaz'ın Türk konsolos ve eşini rehin aldığını, ancak çiftin kaçmayı başardığını söyledi. İncaz'ın pencereden büyükelçilik binasına girdiği sırada silahlı olduğu söyleniyor. Tel Aviv'deki Türk Büyükelçiliğine giren ve siyasi sığınma isteyen Filistinli İsrail hükümetine teslim edildi.

Tel Aviv'deki Türk Büyükelçiliğine giren ve siyasi sığınma isteyen Filistinli İsrail hükümetine teslim edildi. İsrail Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, Nedim İncaz adlı Filistinlinin Batı Şeria’nın Ramallah kentinde yaşadığını ve geçmişte İsrail iç güvenlik örgütü Şin Bet'e muhbirlik yaptığını açıkladı. Yetkililere göre dün akşam Türk elçilik binasına saldıran Nedim İncaz, koruma görevlilieri tarafından etkisiz hale getirildi. Görgü tanıkları silah sesleri duyduklarını söylerken Filistinlinin hafif yaralandığı haber verildi.
Bir İsrail televizyon kanalı, İncaz'ın elçilikten kendilerine telefon ettiğini bildirdi. İncaz televizyonda yayınlanan telefon söyleşisinde yanında patlayıcı ve yanıcı maddeler bulunduğunu, ülkeden ayrılmasına izin verilmezse elçilik binasını yakacağı tehdidinde bulundu.
Türkiye'ye siyasi sığınma talebinde bulunan İncaz, bir Müslüman olarak Türk hükümetinden kendisini katil olarak tanımladığı Yahudiler ve Siyonistlere karşı korumasını istedi. Filistinli liderlere de tepki gösteren İncaz, Filistin Lideri Mahmud Abbas'ın ölmesi gerektiğini söyledi.
İsrail polisi, İncaz'ın birkaç yıl önce İngiliz Büyükelçiliği'ne saldırılması nedeniyle çaptırıldığı hapis cezasını yeni tamamladığını açıkladı. Yetkililer, İncaz'ın iç güvenlik örgütü Şin Bet ile işbirliği yapmasının ardından İsrail hükümetinin kendisini korumadığını öne sürerek öfkelendiğini söylüyor.
Şin Bet ise Nedim İncaz'ın örgüt hesabına çalışıp çalışmadığını doğrulamadı.

3 Aralık 2010, Cuma
İsrail’in Hayfa kenti yakınlarında çıkan orman yangınıyla mücadele için uluslararası itfaiye ekipleri çalışmalarını sürdürüyor. Bugün Bulgaristan’dan 100 itfaiye eri İsrail’e gitti. Ürdün ve Yunanistan da itfaiye ekibi gönderen ülkeler arasında. Yangın söndürme çalışmalarına Türkiye, Kıbrıs, İngiltere, Mısır ve İspanya’dan da destek gönderildi.    
Türkiye’nin İsrail’e iki yangın söndürme uçağı göndermesi üzerine İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu Başbakan Erdoğan’a teşekkür etti.
Bir İsrail polis sözcüsü Karmel ormanında bir cesede daha ulaştıklarını, toplam ölü sayısının 41’e yükseldiğini açıkladı. Ölenlerin çoğu kurtarma operasyonları için bölgedeki hapishaneye ulaşmaya çalışan gardiyanlar. Hapishanedekilerin çoğunluğunun Filistinli olduğu bildirildi.
İsrail tarihinin en büyük orman yangınında en az 4000 hektar orman kül oldu.
Netanyahu bugün Bakanlar Kurulu’nu acil toplantıya çağırdı. Uzun ve sıcak bir yazı geride bırakan İsrail’de son derece sıcak ve kuru bir kış yaşanıyor.

5 Aralık 2010, Pazar
İsrail hükümeti, ülkenin kuzeyinde büyük tahribata yolaçan orman yangının kontrol altına alındığını açıkladı.
Hayfa yakınlarındaki Karmel dağlarında Perşembe günü çıkan yangında 41 kişi ölürken 5 bin hektarlık arazi kül oldu. Yangın 17 bin kişinin tahliyesine, çok sayıda evin tahrip olmasına da yolaçtı.
Aralalarında Türkiye’nin de bulunduğu 20 ülke yangın söndürme uçağı ve itfaiye aracı göndererek yangınla mücadeleye katkıda bulundu.
Amerika, Boeing 747 tipi Süpertanker göndererek uluslararası yardım çabalarına destek verdi. Filistin yönetimi üç itfaiye aracı ve mürettebatı gönderdi. İsrail ile Filistin arasında bu tür bir işbirliği ender görülen bir olay.
Yangını başlattıkları sanılan iki genç tutuklandı. Ancak gençlerin kundakçılık değil dikkatsizlikle suçlandıkları bildirildi.
Başta İçişleri Bakanı Eli Yishai olmak üzere birçok İsrailli yetkilinin yangına karşı hazırlıksız oldukları gerekçesiyle istifaları isteniyor.

12 Aralık 2009, Cumartesi

Yunanistan'dan İsrail'e tuğla taşıyan İsrail yük gemisi Salla 2, Hayfa Limanı açıklarında battı. Gemiden 7 kişi kurtarılırken 6 kişi henüz bulunamadı. Ayrıca İsrail'in yardım amaçlı istediği NATO gemileri, kayıpları kurtarmak için bölgeye hareket etti. Geminin yerel saatle 02.00 sularında ve bölgenin 80 km açığında battığı tahmin ediliyor.
Geminin Türk bayraklı ve Türk kargo şirketine ait olduğu çoğu Türk medya sitesinde iddia edilsede, Türkiye Cumhuriyeti Ulaştırma Bakanlığı Denizcilik Müsteşarlığı'nın yaptığı açıklamaya göre batan geminin Togo bayraklı ve bir İsrail kargo şirketine ait olduğu belirtildi.

((tr)) Dünya Online "Denizcilik Müsteşarlığı: İsrail'de batan gemi Togo bayraklı" Dünyagazetesi.com, 12 Aralık 2009
((tr)) Anadolu Ajansı "İsrail’de gemi battı: 12 kayıp" Haberx.com, 12 Aralık 2009
((tr)) Cihan Haber Ajansı "Türkiye'den İsrail'e giden gemi battı" Sabah (gazete), 12 Aralık 2009

10 Ocak 2010, Pazar

İsrail uçakları Gazze Şeridi'nin orta kesimlerindeki bir alana tank saldırısı düzenlendi. İlk belirlemelere göre Filistin İslâmi Cihat grubunun askeri bölümü olan Saraya El Kudüs'e bağlı iki kişi öldü. İsrail Ordu Sözcüsü ise, Filistinlilerin vurularak öldürülmesinde İsrail’in bir payı olmadığını söyledi. İsrailli yetkililer ayrıca amaçlarının Filistinlilerin tünel kazarak İsrail'e saldırılar düzenledikleri için yaptıklarını söylediler. Filistinli sağlık yetkilileri ise, bu saldırının İsrail'den açıldığını söyledi. 
Ayrıca, 2008-2009 İsrail-Gazze çatışması sırasında yaklaşık 1300 Filstinli ve 13 İsrailli hayatını kaybetmişti.

Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı, Recep Tayyip Erdoğan Bakın dün Gazze yine bombalandı. Ne oldu da Gazze bombalandı? Ne var?... Biz adil davranmaya mecburuz, barıştan yana hareket etmeye mecburuz ve kim barışın yanındaysa biz onların yanında, mağdurun yanında olmaya her zaman mecburuz ve sürecimizi, siyaset anlayışımızı da bu anlayış üzerine sürdüreceğiz, devam ettireceğiz. diyerek İsrail'e tepki gösterdi.

((tr)) Anadolu Ajansı "İsrail tank ateşinden 2 Filistinli öldü" Haber7.com, 10 Ocak 2009
((tr)) Cihan Haber Ajansı "Erdoğan: Mağdurun yanında olmaya mecburuz" Zaman (gazete), 11 Ocak 2009

4 Şubat 2013, Pazartesi

İsrail Savunma Bakanı Ehud Barak, geçen hafta Suriye’de düzenlenen hava saldırısının Lübnan’a silah gönderilmesini önlemede ülkesinin ne kadar kararlı olduğunu gösterdiğini söyledi. Barak’ın bu açıklamasıyla  İsrail ilk kez  hava saldırısıyla ilişkisini dolaylı olarak  doğrulamış oluyor.
Barak Münih’teki Güvenlik Konferasında yaptığı açıklamada saldırının sorumluluğunu doğrudan üstlenmedi, ancak; 

 şeklinde konuştu.
İsrail’in Suriye-Lübnan sınırında Hizbullah’a uçaksavar füzeleri  götüren bir konvoya  Salı sabahı erken saatlerde hava saldırısı düzenlediği bildirilmişti. New York Times gazetesinin haberine göre; İsrail, konvoya düzenlediği saldırıyla ilgili olarak Amerika’ya bilgi verdi. İsrailli ve Amerikalı yetkililer New York Times’a kamyonların sadece SA-17 tipi uçaksavar füzeleri değil, pilotsuz uçakların navigasyon sistemlerini bozabilen elektronik cihazlar da taşıdığını bildirdi.
Beyaz Saray ulusal güvenlik danışmanı yardımcısı Ben Rhodes,  Suriye’nin Hizbullah’a silah sağlayarak bölge istikrarını  daha da  bozmaktan kaçınması gerektiğini söyledi.
İsrail bir süredir Hizbullah’ın Suriye’deki savaş ortamından yararlanarak Lübnan’a silah kaçırmaya çalıştığı yönünde istihbarat alıyordu.
Suriye  hükümeti ise İsrail savaş uçaklarının Şam yakınlarındaki  bir askeri araştırma tesisini vurduğunu öne sürüyor.
Suriye devlet Başkanı Beşar Esad İsrail’i Suriye’de istikrarı bozmaya çalışmakla suçladı ve hertürlü saldırıya karşılık vereceklerini açıkladı. Esad bu açıklamayı Pazar günü İran Ulusal Güvenlik Konseyi başkanı Said Celili ile görüşürken yaptı.

İsrail Suriye'de askeri tesisi bombaladı
Rusya İsrail'in Suriye saldırısına sert tepki verdi

28 Eylül 2011, Çarşamba
Amerikalı, Avrupalı ve Filistinli liderler, İsrail’in Doğu Kudüs’te Yahudi yerleşimciler için 1100 daire inşa etme kararını kınadı.
İsrail’in bu kararının, geçen hafta Filistinlilerin tam üyelik için Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne yaptığı başvurunun ardından tırmanan gerginliği daha da arttırmasından korkuluyor.
Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, İsrail’in yeni inşaat kararının Orta Doğu barış görüşmelerini yeniden canlandırma çabaları açısından yapıcı olmadığını savundu. Clinton, iki tarafın da özellikle Kudüs konusunda kışkırtıcı adımlardan kaçınması çağrısı yaptı.
Avrupa Birliği’nin Dış Politika Sorumlusu Catherine Ashton, İsrail’in Doğu Kudüs’teki tartışmalı Gilo semtinde planladığı bu inşaatlara başlamasının, iki devletli çözümün uygulanabilirliğini tehdit ettiğini ve inşaatlardan vazgeçilmesi gerektiğini söyledi.
İngiltere Dışişleri Bakanı William Hague ise Yahudi yerleşimlerinin genişletilmesinin uluslararası hukuku çiğnediğini, karşılıklı güveni zedelediğini ve "barış karşılığı toprak" ilkesini bozduğunu söyledi.
Filistinliler de gelecekte bağımsız devletlerinin başkenti yapmak istedikleri Kudüs’teki bu inşaatlara karşı çıkıyor. Filistinli baş görüşmeci Saib Erekat, İsrail’in 1100 yeni ev inşa etme kararının, “barış görüşmelerine 1100 kez hayır demesi” anlamına geldiğini söyledi.
İsrail İçişleri Bakanlığı, inşaatlara 60 günlük bürokratik bir bekleme sürecinden sonra başlanacağını açıkladı.

26 Ağustos 2012, Pazar

İsrailli askeri muhabir Alon Ben-David'in iddiasına göre İran'daki nükleer tesisler çok yakın zamanda bir hava saldırısıyla imha edilecek. Benjamin Netanyahu'nun ABD'deki 6 Kasım seçimlerinden önce saldırıyı yapmaya kararlı olduğu, Savunma Bakanlığı binası altında da bombardımana karşı sığınakların hazırlandığı ve İsrail halkının yarısına da gaz maskesi dağıtıldığı belirtildi. İngiliz tarihçi ve yazar Michael Burleigh de bu konuda hemfikir. 
İddialara göre Barack Obama, başbakanlık seçimlerinde oy kaybetmemek için bu saldırının 6 Kasım'dan sonra yapılmasını tercih ediyor. Fakat İsrail sabırsız, zira vakit geçtikçe nükleer program artık geri dönülemez bir hale yaklaşmakta; geç kalınırsa nükleer tesislerin vurulamayacağını, vurulursa da büyük bir çevre felaketine sebep olacağını düşünüyorlar. İran'ın nükleer silahlara sahip olması halinde, bölgedeki diğer devletlerin de nükleer silahlanma yarışına gireceği kaygısı dile getiriliyor. Buna karşılık İran'ın Lübnan'da Hizbullah'a silah yardımı yaptığı belirtildi. İsrail füze savunma sisteminin Hizbullah'a ait roket ve havan saldırılarını durdurabileceği, üstelik İran'ın uzun menzilli füze saldırılarını da alt edebileceği düşünülüyor. İngiliz yazar Burleigh, İsrail'in Ekim ayında saldırıyı yapacağına inandığını söyledi. 

((Türkçe))  "İsrail birkaç hafta içinde İran'ı vuracak" Milliyet, 26 Ağustos 2012

4 Ağustos 2010, Çarşamba

İsrail Savunma Bakanı Ehud Barak, Milli İstihbarat Teşkilatı müsteşarlığına yeni atanan Hakan Fidan'ın İran destekçisi olduğunu iddia etti ve Fidan'dan rahatsız olduklarını dile getirdi. Barak'ın 2 Ağustos günü, katıldığı bir toplantıda söylediklerinin kaydedildiğinden habersiz, "Türkiye, dost bir ülke ve stratejik bir müttefik. Fakat son haftalarda İran destekçisi bir adam Türkiye Mossad'ının başına atandı. Onların elinde önemli miktarda sırrımız var. Son iki aydaki izlenimimiz, bu sırları İran'a açabilecekleri şeklinde. Bu da çok rahatsız edici." dediği görüldü.
Bunun üzerine İsrail'in Ankara Büyükelçiliği görevini yürüten Gaby Levy, Türk Dışişleri Bakanlığı'na çağrıldı. Türkiye'nin, İsrailli bakanın açıklamalarına ilişkin memnuniyetsizliği dile getirildi.

  "Tel Aviv, Fidan'ı hedef gösterdi" Zaman, 3 Ağustos 2010
  "Türkiye'den İsrail'e açık Fidan uyarısı" Haber7, 4 Ağustos 2010

12 Eylül 2011, Pazartesi
 
İsrail Başbakanı, Kahire’deki elçilik saldırısından sonra ülkeyi terkeden büyükelçinin geridönmesi için Mısır ile görüşmeler yapıldığını açıkladı.
Benyamin Netanyahu kabine toplantısında, İsrail-Mısır görüşmelerinde elçilik personelini korumak için gerekli güvenlik önlemlerine ağırlık verildiğini söyledi.
Netanyahu, elçilikteki İsrail bayrağını indiren Mısırlı göstericilerin 1979’da barış anlaşması imzalayan iki ülke arasında "barışa karşı" olduğunu belirtti.
Ancak Netanyahu Mısır’da İsrail ile dostça ilişkiler kurmak isteyen ılımlı güçler bulunduğunu vurgulayarak bu güçleri övdü.
Cuma günü İsrail’in Kahire'deki diplomatik temsilciliğine saldıran halk, büyükelçilik çevresindeki duvarı yıktıktan sonra binaya girmişti. Yüzlerce kişi binanın bazı bölümlerini talan etmiş ele geçirdikleri belgeleri pencerelerden dışarıya atmıştı.
Görgü tanıklarına göre bina civarında görevli polisler olaylar müdahale etmezken, 2 polis aracı göstericiler tarafından ateşe verildi.
Mısır hükümeti göstericilerle güvenlik güçleri arasında çıkan çatışmada, biri kalp krizinden olmak üzere 3 kişinin öldüğünü bin kişinin de yaralandığını bildirdi.
Daha sonra olay yerine sevk edilen askerler, binlerce kişiyi dağıtmak için göz yaşartıcı bomba kullandı ve havaya ateş açtı.
İsrail'in Kahire Büyükelçisi Yizak Levanon, olayların kontrolden çıkması üzerine, ailesi ve 80 görevliyle birlikte ülkeden ayrıldı.
Binada mahsur kalan 6 İsrail koruma görevlisinin daha sonra Mısır komandoları tarafından kurtarıldığı bildirildi.
Cumartesi gecesi İsrail Büyükelçiliğine yapılan saldırıyı görüşmek için olağanüstü toplanan Mısır hükümeti, güvenlik güçlerini alarma geçirdi.

14 Ocak 2010, Perşembe

İsrail, Türkiye'ye dün saat 17.45'te (UTC) mektup göndererek elçiye yapılan tavırdan ötürü özür diledi. Saat dün 22.38'de (UTC) İsrail Dışişleri Bakanı Yardımcısı Danny Ayalon açıklama yaptı. Ancak Türk Dışişleri bakanlığı yetersiz buldu. Saat 09.30'da (UTC) ise İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, açıklama yaptı. Açıklamada İsrail Başbakanı, Ayalon’un özür dilemesinden memnuniyet duymaktadır... dedi. Bu haber çoğu medya kuruluşunca özür olarak nitelendirildi. Saat 12.46'ya (UTC) geldiğinde Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Abdullah Gül bir açıklma yaptı. Açıklamasında, Akşama kadar yaparlar yaparlar, yapmazlarsa Büyükelçi yarın ilk uçakla Türkiye’ye gelir, istişarelere başlar... dedi. 16.55'de (UTC) ise İsrail Dışişleri Bakanlığı bir açıklama yaptı. Açıklamada, Türkiye'nin İsrail büyükelçisi Oğuz Çelikkol'un Türkiye'ye geri döneceği belirtildi. Saat 17.45'te (UTC) İsrail, Türkiye'ye özür mektubunu gönderdiğini belirtti. 18.30'da (UTC) ise Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı açıklamada ise tatmin edici ifadeler yer aldığını belirtti. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Hırvatistan'ın başkenti Zagreb'te açıklama yaparak Bu aşamada mesele bizim için çözülmüştür dedi. Ayrıca 17 tane İsrailli milletvekili, Ayalon'un tavrından dolayı özür diledi. Ancak Danny Ayalon, 17 Aralık 2009'da bir televizyon programında yaptığı açıklamada İsrail’e saldırı varsa elçilerin sınırdışı edilmesi dahil her türlü seçeneği masada tutarız. Türk dizilerinde bu sahnelerin tekrarlanması halinde belki elçilerini sınırdışı ederiz dedi.
İsrail'de yayımlanan Yediot Ahronot gazetesi gelişmeler ile ilgili olarak Olay yüzünden Dışişleri Bakanlığı uluslararası alanda rezil duruma düştü... dedi. Türkiye-İsrail ilişkileri 2009 yılında Davos kentinde Recep Tayyip Erdoğan'ın oturumu terketmesi, iki ülke arasındaki çeşitli sorunları başlatmıştı. 

((tr))  "Terbiyesizlik ettiysek özür dilemekte yarar var" Vatan (gazete), 14 Ocak 2009
((tr))  "Konu bizim için çözüldü’" Vatan (gazete), 14 Ocak 2009
((tr))  "İsrail basını: Dünyaya rezil olduk" Vatan (gazete), 14 Ocak 2009
((tr))  "İsrail, Türkiye’den resmen özür diledi" Vatan (gazete), 13 Ocak 2009
((tr))  "Krizin Mimarı Ayalon Yine Konuştu" Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu, 17 Ocak 2009

4 Ağustos 2010, Çarşamba

BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon, dört kişilik komisyona eski Yeni Zelanda Başbakanı Geoffrey Palmer’in başkanlık edeceğini ve yardımcısının görevden ayrılan Kolombiya Cumhurbaşkanı Alvaro Uribe olacağını açıkladı. Komisyonda adları daha sonra açıklanacak Türk ve İsrailli birer üye de bulunacak.
BM Genel Sekreteri, komisyonun 10 Ağustos’ta göreve başlayacağını ve ilk raporunu Eylül ortasında sunacağını belirtti.
İsrail ve Türk hükümetlerine gösterdikleri ‘uzlaşma ruhu’ ve ileriye dönük tutumlarından ötürü teşekkür eden Ban, komisyonun hem Orta Doğu barış sürecine hem de Türk-İsrail ilişkilerinin düzelmesine olumlu katkıda bulunacağını söyledi.

31 Mayıs’ta uluslararası sularda meydana gelen olaydan sonra Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkiler gerginleşmişti. İsrail komandolarının Gazze’ye yardım götüren altı gemi arasındaki Mavi Marmara’ya düzenlediği baskında çıkan çatışmada biri Amerikan vatandaşı 9 Türk öldürülmüştü. İsrail, gemilere Gazze’ye denizden yanaşmamaları uyarısında bulunmuş ve yardım malzemesini karadan götürülmek üzere Aşdod limanına boşaltmalarını istemişti.
İsrail bugüne kadar olayla ilgili uluslararası soruşturma açılması çağrılarını reddetmiş ve bunun yerine iki iç soruşturma başlatmıştı. İsrail Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamaya göre Başbakan Benyamin Netanyahu, İsrail’in “gizleyecek birşeyi olmadığını” ve olayla ilgili gerçeklerin günışığına çıkmasının ulusal çıkarlarına uygun düştüğünü belirtti.

"İsrail Gazze'ye yardım taşıyan gemilere saldırdı, 9 aktivist öldürüldü". Vikihaber, 31 Mayıs 2010
"İsrail kendi soruşturma komisyonunu kuruyor". Vikihaber, 14 Haziran 2010
"Mavi Marmara Türkiye'ye döndü". Vikihaber, 7 Ağustos 2010

4 Ağustos 2010, Çarşamba
İsrail-Lübnan sınırında iki ülke güvenlik güçleri arasında çıkan çatışmada 3 Lübnan ve 1 İsrailli asker ile bir gazeteci öldü.
Olaylar, İsrail'in kendisine ait güvenlik kameralarının görüşünü engellediği gerekçesiyle bir ağacı budamak istemesiyle başladı. Lübnanlı askerler İsrail'in tutumuna havaya ikaz ateşi açarak karşılık verdi. İsrailli askerler ise doğrudan Lübnanlı askerlerin üzerine ateş açtı. Çıkan çatışmada, 3 Lübnan askeri, 1 İsrailli asker ve  Lübnanlı gazeteci Asaf Ebu Rahal yaşamını yitirdi.
Olayı "İsrail'in ateşkes koşullarını ihlal etmesi" olarak değerlendiren Lübnan Başbakanı Saad Hariri, uluslararası toplumu görevlerinin gereklerini yerine getirmeye davet etti. İsrailli Tümgeneral Gadi Eisenkot ise "planlı bir provakasyon" olarak nitelediği olayın tüm sorumluluğunun Lübnan ordusunda olduğunu savundu.

  "İsrail-Lübnan sınırında korkutan çatışma" Hürriyet, 4 Ağustos 2010
  "Savaşı bu ağaç mı başlatacak?" Milliyet, 4 Ağustos 2010
  "BM'den itidal çağrısı, Hizbullah'tan uyarı" BBC Türkçe, 4 Ağustos 2010
  "İsrail-Lübnan sınırı gergin" CNN Türk, Ağustos 2010

19 Temmuz 2011, Salı

İsrail donanması Gazze Şeridi'ndeki Filistinlilere yardım malzemesi taşıyan Dignity el Karama adlı Fransız teknesine el koydu. İçinde 16 eylemcinin bulunduğu tekne savaş gemileri eşliğinde İsrail'in Aşdod limanına götürüldü.
19 metrelik tekne Pazar günü Yunanistan’dan Gazze’ye hareket etmişti. Gazze filosundaki on tekneden sadece Dignity el Karama gizlice yola çıkabildi. Diğer tekneler İsrail hükümetinin Yunanistan ve Türkiye’ye ağır siyasi baskısı ve sabotaj nedeniyle limandan bile çıkamadı.
Teknenin yolcuları arasında Fransa’nın solcu cumhurbaşkanı adayı Olivier Besancenot, Yeşil Partili Avrupa milletvekili Nicole Kiil-Nielsen ve ünlü sendikacı Annick Coupe’nin da sulunduğu bildirilmişti.
Fransız “Gazze İçin Bir Tekne” örgütü sözcüsü Jean-Claude Lefort, Dignity el Karama yola çıkmadan önce, İsrail’in askeri müdahalesine karşı Fransa Dışişleri Bakanlığından koruma istediklerini söylemişti.
İsrail hükümeti Gazze’de hapis bir buçuk milyon Filistinliye yardım taşıyan gemilerin Hamas’a silah götürdüğünü ileri sürüyor ve malzemenin denetlendikten sonra karadan götürülmesini istiyor. Yardım kuruluşları ise İsrail ablukasının devletler hukuku ve uluslararası anlaşmalara aykırı olduğunu savunuyor.

22 Ekim 2012, Pazartesi

İsrail'in Gazze'ye düzenlediği hava saldırıları devam ediyor. İsrail son olarak geçtiğimiz Çarşamba günü Gazze'ye yaptığı hava saldırısında ölen ve yaralanan olmamış ancak Pazar gecesi El-Cidar bölgesine yapılan hava saldırısında 4 Filistin'li yaralanmıştı. 
Gazze'deki Filistin Hükümeti Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Eşref el-Kudre'nin yaptığı açıklamada; İsrail'in Gazze'nin kuzeyindeki Beyt Hanun bölgesine düzenlediği hava saldırısında isimleri açıklanmayan iki Filistin'li sivil şahsın öldüğü ve bir sivilin ise yaralandığını belirtti.
Yaralanan Filistin'li sivilin hayati tehlikesinin bulunmadığı ve Beyt Hanun hastanesinde tedavi altında olduğu belirtildi. 

((Türkçe))  "İsrail uçağı sivilleri vurdu" aksam, 22 Ekim 2012
((Türkçe))  "İsrail'den Gazze'ye hava saldırısı: 2 ölü, 1 yaralı" gundemkibris, 22 Ekim 2012
((Türkçe))  "Gazze'ye Hava Saldırısı: 2 Ölü" turktime, 22 Ekim 2012
((Türkçe))  "İsrail'den Gazze'ye hava saldırısı!" stargazete, 22 Ekim 2012

31 Mayıs 2010, Pazartesi

İsrail tarafından abluka altında tutulan Gazze'ye insani yardım malzemesi götürmek üzere yola çıkan yardım gemilerine İsrail askerleri tarafından müdehale edildi ve yardım gemisinde bulunan 9 gönüllü yaşamını yitirdi. 

İsrail ordusunun resmi radyosu ve Türk kaynaklardan alınan ilk bilgilerde göre ölü sayısının onaltı olduğu belirtilmekteydi. Fakat ilerleyen saatlerde öldürülen aktivist sayısının 9 olduğu açıklandı. Ayrıca ordu radyosu, gönüllülerden birinin bir İsrail askerininin elinden aldığı silahla askerlere ateşe etmeye başladıktan sonra İsrailli askerlerin karşılık verdiğini iddia etmektedir.
Katar merkezli El-Cezire televizyonuna bağlı bir muhabir ise helikopterler üzerindeyken bir gemiye İsrailli askerlerin indirme yaptığını ve hemen ardından da ateş açıldığı bildirdi.
İsrail polisi ülke genelindeki kontrol noktalarındaki geçişleri durdurduklarını açıklarken Batı Şeria'daki Filistin yönetimi ise ölenler için ülke genelinde üç günlük yas ilan ettiklerini açıkladı.
İsrailli yetkililer, gemiler yola çıkmadan günlerce önce, İsrail ve Mısır'ın Gazze'deki yönetimi elinde bulunduran Hamas yönetimine karşı uyguladıkları ambargonun delinmesine izin vermeyecekleri konusunda bu yardım girişimcilerini uyarmışlardı. Ancak, insan hakları eylemcileri ise İsrail'in uyguladığı bu abluka yüzünden Gazze'ye hayati öneme sahip hiç bir yardım malzemesinin sokulamadığı belirtmişlerdi.
Türkiye Dışişleri Bakanlığı, İsrail Başkonsolosu Gaby Levy'i çağırarak Türkiye'nin saldırıdan duyduğu rahatsızlığı iletti. Şili'deki Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Mısır'da bulunan Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ programlarını iptal ederk yurda döndü. Türkiye ve İsrail arasındaki bir takım ortak askeri tatbikatlar ve 18 Yaş Altı Millî Futbol karşılaşması iptal edildi.
İsrail adına konuşan Dışişleri Bakan Yardımcısı Dani Ayalon filoyu organize eden örgütün amacının provokasyon ve Hamas'a silah sağlamak olduğunu iddia etti. Antalya Gümrükler Başmüdürü Fevzi Gülcan, gemiye binenlerin her birinin üstünün arandığını ve X-Ray cihazından geçirildiğinibelirterek bu iddiayı yalanladı.
Saldırıyla ilgili ilk tepkiler ise şöyle:

Birleşmiş Milletler: BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon, Uganda'da yaptığı açıklamada, saldırıda insanların öldürülmesini kınadı ve saldırıyla ilgili kapsamlı bir soruşturmanın hayati öneme sahip olduğunu belirtti.
Almanya: Saldırıdan "derin endişe" duyduğunu söyleyen dışişleri bakanı Guido Westerwelle, olayın kapsamlı bir şekilde açıklığa kavuşması için çaba harcadığını belirtti.
İngiltere: Dışişleri Bakanı Willian Hague yaşanan can kaybından üzüntü duyduğunu belirtti ve Gazze'ye yardım için tüm geçişleri açma çağrısında bulundu.
Türkiye: Dışişleri Bakanlığı, İsrail'e, saldırının iki ülke ilişkilerinde telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğuracağı yönünde bir uyarıda bulunurken; dışişleri bakanı Ahmet Davutoğlu, "korsanlık faaliyeti" olarak nitelediği saldırının uluslararası hukuk açısından herhangi bir meşruiyeti olmadığını ve vatandaşlarının haklarını sonuna kadar takip etmeye devam edeceklerini sözlerine ekledi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Şili'den Türkiye'ye dönüşü öncesinde havaalanında yaptığı açıklamada "Bu saldırı, gerekçesi ne olursa olsun uluslararası hukuka aykırı bir 'devlet terörü'dür" dedi. Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ kendisini telefonla arayan İsrail Genelkurmay Başkanına uluslararası sularda meydana gelen bu olayda askerî güç kullanılmasının; vahim ve kabul edilemez olduğunu ve olaya bu şekilde müdahale edilmesinin ortaya çok ciddi sonuçlar getirdiğini belirtmiştir.
Uluslararası Af Örgütü: İsrail kuvvetlerinin aşırı güç kullandıklarının gayet açık olduğunu dile getiren Amnesty International Ortadoğu ve Kuzey Afrika Direktörü Malcolm Smart, "İsrail, güçlerinin nefsi müdafa kapsamında hareket ettiğini söyleyerek, protestocuların askerlerine saldırdığını iddia etti. Ancak, İsrail güçlerinin  bu yoğunlukta öldürücü silah kullanmış olmasına dair bu açıklamalar güvenilirlikten yoksunlar. Karşılarındaki tehdit her ne ise ona karşı orantılı güç kullanılmadığı anlaşılıyor" dedi.

"İsrail kendi soruşturma komisyonunu kuruyor". Vikihaber, 14 Haziran 2010
"İsrail, uluslararası komisyonu kabul etti". Vikihaber, 4 Ağustos 2010
"Mavi Marmara Türkiye'ye döndü". Vikihaber, 7 Ağustos 2010

((tr))  "Tepkiler çığ gibi" Samanyolu Haber, 31 Mayıs 2010
((en)) Joshua Mitnick "More Than 10 Dead After Israel Intercepts Gaza Aid Convoy" Wall Street Journal, 31 Mayıs 2010
((en))  "10 dead as Israeli forces storm Gaza aid convoy" CNN, 31 Mayıs 2010
((tr))  "İsrail yardım gemilerini vurdu" ntvmsnbc, 31 Mayıs 2010
  "Alman Dışişleri Bakanı: 'Derin endişe duyuyorum'" Milliyet, 31 Mayıs 2010
  "İngiltere'den İsrail'e çağrı" Sabah, 31 Mayıs 2010
  "Davutoğlu: Bu bir korsanlık faaliyeti" BBC Türkçe, 31 Mayıs 2010
  "Yardım gemisine kanlı İsrail saldırısı: 9 ölü" BBC Türkçe, 31 Mayıs 2010
  "Başbakan'dan ilk açıklama" Sabah, 31 Mayıs 2010
Genelkurmay Başkanlığı 31 Mayıs 2010 BN/55-10 numaralı bilgi notu, 31 Mayıs 2010 tarihinde erişilmiştir.
  "Gazze gemisindeki aktivistlerin öldürülmeleri soruşturulmalı" Uluslararası Af Örgütü, 31 Mayıs 2010
  "Tatbikatlar iptal, milli takım geri çağrıldı" NTVMSNBC, 31 Mayıs 2010
  "İsrail: Hamas'a silah gönderiyorlardı" NTVMSNBC, 31 Mayıs 2010
  "X-Ray'den geçirilen gemide silah yok" NTVMSNBC, 31 Mayıs 2010

30 Aralık 2011, Cuma

İsrail'in Gazze'ye düzenlediği bir füze saldırısında bir İslamcı militan hayatını kaybetti, bir diğeriyse yaralandı. İsrail yetkilileri militanların İsrail'e birf üze saldırısı hazırlığı içinde olduklarını belirtti.
Gazze'deki Hamas yönetiminin Sağlık Bakanlığı olayı doğruladı ve 21 yaşındaki Muaman Ebu Daf adlı Filistinlinin öldüğünü açıkladı. Militan, İsrail ve iş birlikçi olduğunu iddia ettiği Hamas yönetimine karşı savaşan bir İslamcı grubun üyesiydi. Militanın cesedi Hamas'ın rakibi olan El Fetih grubunun bayrağına sarılı şekilde taşındı.
İsrail, yaptığı açıklamada "hava kuvvetlerinin terörist grubu Gazze Şeridi'nin kuzeyinden İsrail topraklarına füzeyle saldırmadan hemen önce tespit ettiğini, bunun üzerine grubun vurularak saldırının önlendiğini, aynı grubun geçtiğimiz günlerde de füzelerle İsrail topraklarına saldırdığını" belirtti.

((İngilizce)) Associated Press "Israeli airstrike against rocket-launching Palestinians in Gaza Strip kills militant" Washington Post, 30 Aralık 2011
((İngilizce)) Ethan Bronner "Israeli Strike Kills Gaza Militant" The New York Times, 30 Aralık 2011

31 Ocak 2013, Perşembe

Suriye'nin başkenti Şam yakınlarında bulunan bir askeri araştırma merkezinin İsrail'e ait uçaklar tarafından vurulduğu, savaş uçaklarının Cebel Şeyh tepelerinden gelerek Cemraya bölgesinde bulunan askeri bir üssü hedef aldıkları belirtiliyor.  

Haber Suriye'ye ait SANA haber ajansı tarafından doğrulandı. İsrail savaş uçaklarının Suriye'de bir hedefi vurduğu haber kaynaklarında yer almış ancak tam bölge belirtilmemişti. Yapılan bombalamada tesiste çalışan iki çalışanın öldüğü de gelen diğer haberler arasında. İsrail tarafında olan devletlerden gelen haberlerde, savaş uçaklarının Hizbullah’a silah götüren bir konvoyu hedef aldığı yönünde bildiriler yapılmıştı. Suriye tarafında olan devletler ve Şam'dan gelen haberlerde bu türde bir bilginin yanlış olduğu belirtiliyor.

Suriye en son 2007 yılında Suriye topraklarına saldırmıştı. Halen Suriye'de devam eden iç çatışmalarda yer alan Özgür Suriye Ordusu ise konuyla ilgili herhangi bir açıklamada bulunmazken, muhalifler Suriye'yi İsrail ile birlikte hareket etmekle suçluyor. 
Olay ile ilgili Arap devletlerinden herhangi bir açıklama gelmedi. Ancak Lübnan'da görev yapmaya devam eden BM Barış Gücü UNFIL yetkilisi Andrea Tinanti yaptığı açıklamada; olayda yalnızca Lübnan'in hava sahasının ihlal edildiğini belirtti.
Suriye'ye destek vermesi ve yakınlığı ile bilinen Rusya tarafından ise sert tepkiyle karşılandı.

Rusya İsrail'in Suriye saldırısına sert tepki verdi

((Türkçe))  "Suriye: İsrail askeri tesisi bombaladı!" gazetevatan, 31 Ocak 2013
((Türkçe))  "İsrail, Şam'ı bombaladı" milliyet, 31 Ocak 2013
((Türkçe))  "İsrail saldırısına Rusya'dan sert tepki" radikal, 31 Ocak 2013

18 Ekim 2011, Salı

İsrail ile Hamas arasında Kahire'de imzalanan anlaşma doğrultusunda İsrailli asker Gilad Şalit karşılığında 1027 Fİlistinli tutuklunun serbest bırakılmasını öngören anlaşmanın ilk kısmı tamamlandı. Beş yıldır Filistin'de tutuklu olarak bulunan İsrailli asker Gilad Şalit Filistin tarafından ve anlaşma kapsamında yer alan 477 tutuklu ise İsrail tarafından serbest bırakıldı. Ancak İsrail saldığı tutuklulardan 40 kişinin sürgüne gitmesi şartıyla salıvermeyi yapacağını belirtmişti. İsrail bu 40 tutuklunun Gazze'de durmasını dahi istemiyor. 40 tutukludan 10 kişinin Türkiye tarafından kabul edileceği öğrenildi.
Hamas'ın başkan yardımcısı Ebu Marzuk El Hayat gazetesine verdiği demeçte, Türkiye, Katar ve Suriye'nin 40 tutukluyu almak istediklerini söyledi. Serbest bırakılan 477 tutuklu Kızıl Haç'a ait araçlar ile Şam'a gönderildi. Sürgüne gönderilecek olan 40 tutuklunun ağır suçlardan dolayı mahkum oldukları öğrenildi. Şalit'in Mısır devlet televizyonu Nil TV'ye verdiği röportajda ilk sözleri, "Şu an çok heyecanlıyım" oldu.
İsrail ordusu, transferin bugün saat 13.00 itibarı ile tamamlandığını açıkladı. Hamas'ın üst düzey yöneticilerinden Hasan Yusuf, takas anlaşmasına katkıda bulunan tüm ülkelere teşekkür etti. BBC televizyonu saat 13.37'de Filistinlilerin alınması amacıyla Türkiye'den bir uçağın Kahire'ye gönderildiğini açıkladı. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-Mun, gerçekleşen esir takasının orta doğuda barış sürecini etkileyerek, görüşmelerin yeniden başlayacağını umduğunu söyledi. 
Bu arada İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, gerçekleşen takas nedeniyle İsrail'deki terör kurbanlarının ailelerine mektup gönderdiği öğrenildi. Netanyahu mektubunda "Benim kardeşim de Entebbe'deki rehineleri kurtarma operasyonu sırasında hayatını kaybetmişti" diyerek, kendisinin de terör kurbanı olduğunu yazdığı öğrenildi. 
İsrail askeri Gilad Şalit 2006 yılında İsrail tarafına tünel kazarak geçen Hamas militanları tarafından kaçırılmıştı. Şalit'in  serbest bırakılması için çok sayıda görüşme yapılmış, son olarak yapılan görüşme ise Mısır'ın ara buluculuğu sayesinde yapılmıştı. 
  

((Türkçe)) ilgazetesi "Tarihi Takas Gerçekleştirildi; Şalit İsrail'de" ilgazetesi.com.tr, 18 Ekim 2011
((Türkçe)) stargazete "Tarihi takas tamam" stargazete.com, 18 Ekim 2011
((Türkçe)) kadinhaberleri "İsrail Askeri Şalit'in Tarihi Takası Başladı !" kadinhaberleri.net, 18 Ekim 2011
((Türkçe)) zaman "İsrail-Hamas tutuklu takasından detaylar" zaman.com.tr, 17 Ekim 2011
((Türkçe)) cnnturk "İsrail istemedi adresleri Türkiye" cnnturk.com, 18 Ekim 2011

27 Haziran 2016, Pazartesi

Mavi Marmara gemisine yönelik gerçekleştirilen operasyon sonrasında bozulan İsrail ve Türkiye arasında yaklaşık altı yıl boyunca süren anlaşmazlığın, Roma'da gerçekleştirilen görüşmelerle giderilerek anlaşmaya varıldığı öğrenildi.  
Konuyla ilgili Roma'da açıklama yapan İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu Anlaşma İsrail ekonomisi üzerinde de muazzam etkiler bırakacak. ‘Muazzam’ ifadesini özellikle kullandım derken, ayrıca Türkiye ile İsrail bölgede güçlü iki büyük ülkedir. İlişkilerimizin kesilmesi, şu ana kadar istenen işbirliğini yerine getirmemize engel oldu ifadelerini kullandı. 
Bu açıklamanın yapıldığı zamanlarda Türkiye Başbakanı Binali Yıldırım Ankara'da düzenlediği basın toplantısında ise, Görüşmeler dün itibarıyle sonuçlandı. Mutabakat metni ki tarafça parafe edildi. Süreç başlamış oldu. Bu mutabakat metni yarın Dışişleri Müsteşarımız ve İsrail tarafından da muhatabı tarafından da imzalanacak. Bu imzadan sonra onay süreçleri var. İsrail’de onay kabinede bizde ise Meclis'te tamamlanmış olacak. Akabinde de en kısa sürede büyükelçilikler faal hale getirilecek dedi.
İsrail'in hayatını kaybedenlerin ailelerine 20 milyon tanzimat ödeyeceği, 10 bin ton yardım gibi maddelerinde olduğu iddia edilen anlaşma hakkında;
Gazeteci Rafael Sadi, altı yıllık süreç boyunca 2 milyar dolar gibi olan dış ticaret hacminin, aradan geçen 6 yıl sonunda 6 milyar dolar seviyesine yükseldiğine dikkat çekerek, aslında İsrail ile Türkiye arasında ekonomik ilişkilerin hiç bir zaman bozulmadığını söylerken, ifadelerini İsrail’de çoğunluğu Kasımpaşalı olan 100 bin kadar Yahudi varlığından bahsederek sonlandırdı.
Ayrıca, varılan anlaşmaya tepki gösteren Saadet Partisi Genel Başkanı Mustafa Kamalak ise, Böyle bir anlaşma Mavi Marmara şehitlerinin kanı yerdeyken, Filistin'de İsrail hala zulme devam ederken yapılmamalıdır sözlerini kurdu.

((Türkçe))  "Netanyahu: “Türkiye anlaşması İsrail ekonomisine olumlu etki yapacak”" Şalom, 27 Haziran 2016
((Türkçe))  "İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'dan flaş Türkiye açıklaması" Yeni Akit, 27 Haziran 2016
((Türkçe))  "İsrail anlaşması Türkiye'ye ne kazandıracak" Odatv, 27 Haziran 2016
((Türkçe))  "SP Genel Başkanı Mustafa Kamalak'tan İsrail anlaşmasına sert tepki!" Yeni Akit, 27 Haziran 2016
((Türkçe))  "Türkiye-İsrail arasındaki mutabakat metni yarın imzalanacak; işte detaylar" T24, 27 Haziran 2016

14 Haziran 2010, Pazartesi

İsrail tarafından 30 Mayıs 2010 tarihinde abluka altında tutulan Gazze'ye yardım malzemesi götürmek üzere yola çıkan yardım gemilerinden Mavi Marmara'ya yapılan müdehalenin ardından 9 Türk yaşamını yitirmişti. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin toplanmasının ardından, Türkiye hükümetinin isteği ile tarafsız soruşturma başlatılması istenmiş, ancak İsrail hükümeti soruşturmayı red ederek, gemideki 9 Türk'ün ölümüne neden olan olayla ilgili olarak iç soruşturma komisyonunu kuracağını açıklamıştı.
13 Haziran 2010 tarihinde İsrail hükümetince yapılan yeni açıklamada, soruşturma kapsamında kurulacak olan inceleme komisyonunda, yabancı gözlemci olarak yer alması öngörülen iki kişiden birinin, Nobel Barış ödüllü Lord David Trimble, diğerinin de Kanada askeri kuvvetlerinde, 2006 - 2010 tarihleri arasında görev yapmış Tuğgeneral eski askeri ve aynı zamanda Hukuk Müşaviri Ken Watkin olduğu belirtildi. Hükümetin açıklamasında, açılacak olan soruşturma komisyonunun başkanlığını, İsrail Yüksek Mahkemesi'nin emekli yargıçlarından Yaakov Tirtel'in yapacak. Ayrıca komisyonda uluslararası hukukçu Prof. Şabtay Rosen ile İsrail ödülü sahiplerinden ve Hayfa'daki eski Teknion Başkanı Amos Horev'in de bulunacağı bildirildi.
Açıklamada, soruşturma komisyonun ayrıca Gazze Şeridi'ne denizden uygulanan ablukanın güvenlik durumunu uluslararası hukuk kuralları çerçevesinde gözden geçireceği bildirildi. Mavi Marmara gemisinin Gazze'ye varmasının engellenmesi konusunun yine uluslararası hukuk çerçevesinde ele alınacağı, yardım filosunu düzenleyenlerin, düzenleyen kişi ve kuruluşun eylemlerinin ve katılımcıların kimliklerinin de inceleneceği ifade edildi. İsrail hükümetinin açıklamasından sonra, Beyaz Saray'dan gelen bir başka açıklamada komisyonun kurulacak olması önemli bir adım olarak nitelendirildi.

"İsrail Gazze'ye yardım taşıyan gemilere saldırdı, 9 aktivist öldürüldü". Vikihaber, 31 Mayıs 2010
"İsrail, uluslararası komisyonu kabul etti". Vikihaber, 4 Ağustos 2010
"Mavi Marmara Türkiye'ye döndü". Vikihaber, 7 Ağustos 2010

((tr))  "İsrail kendisini soruşturacak" Cumhuriyet, 14 Haziran 2010
((tr))  "İsrail kendi soruşturma komisyonunu kuruyor" Habertürk, 14 Haziran 2010

4 Eylül 2011, Pazar
Birleşmiş Milletler (BM) Gazze filosu saldırısı raporu geçtiğimiz günlerde basına sızmıştı. Ve 
Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu bu rapor hakkında ve İsrail'in Türkiye'nin taleplerini yerine getirmemesi üzerine bir konuşma yapmıştı. Davutoğlu, bu konuşmada Türkiye'nin bazı yaptırımlar uygulayacağını belirtmişti.
Bu yaptırımlar arasında seyrüsefer serbestisi de bulunuyordu. Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesinin Açık denizlerin serbestliği başlıklı 87 maddesinde bu tanım geçiyor. Türkiye bu yaptırım ile Türk savaş gemilerinin Türk bandıralı ticaret gemilerine açık bir deniz olan Akdeniz'de eşlik edeceğini belirtiyor. Bu yaptırım bazıları tarafından İsrail ve Türkiye arasında askeri çatışma yaşanabilir şeklinde yorumlandı.
Davutoğlu tarafından yapılan açıklamayla ilgili İsrail-Türkiye ilişkilerindeki alçak koltuk krizinin de baş aktörü olan İsrail Dışişleri Bakanı yardımıcısı Danny Ayalon basın mensuplarına konuştu. Ayalon Türk-İsrail savaş gemilerinin karşı karşıya gelmesine ihtimal vermedi. Ve, Türk savaş gemilerinin, Gazze ablukasını zorlamaya gelen gemilere eşlik edeceğini bir dakika bile düşünmediğini belirtti. Ayalon ayrıca Gazze Şeridi'ne İsrail'in uyguladığı deniz ablukasının süreceğini de ekledi.
İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu ise Türkiye ile ilişkileri önemsediklerini ancak özür dilemeyeceklerini belirtti. İsrailli yetkililer Türkiye'nin Uluslararası Adalet Divanına yapacağı olası bir başvurunun sonuçsuz kalacağını düşünüyorlar.
BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun Avustralya yaptığı bir açıklamada iki ülkeye uzlaşma çağrısında bulunurken iki ülkenin iş birliğinin Orta Doğu barış süreci açısından önemini vurguladı.

İsrail Gazze'ye yardım taşıyan gemilere saldırdı, 9 aktivist öldürüldü  31 Mayıs 2010 
Birleşmiş Milletler'in Mavi Marmara raporu: "Abluka meşru; ama baskın aşırı"  2 Eylül 2011 
Türkiye İsrail'e yaptırım uygulama kararı aldı 2 Eylül 2011 
Türkiye Uluslararası Adalet Divanı'na başvuruyor  5 Eylül 2011 

((Türkçe)) ntvmsnbc ve Ajanslar "İsrail çatışmaya ihtimal vermiyor" ntvmsnbc.com, 3 Eylül 2011
((Türkçe)) ntvmsnbc "Netanyahu: Özür dilemeyiz" ntvmsnbc.com, 4 Eylül 2011
((Türkçe)) Bbc "Türkiye-İsrail gerilimi artıyor" BBC Türkçe, 4 Eylül 2011
((Türkçe)) Bbc "BM'den Türkiye ve İsrail'e uzlaşma çağrısı" BBC Türkçe, 4 Eylül 2011
((Türkçe)) Cihan "Netanyahu sonunda konuştu" Sabah, 4 Eylül 2011
((Türkçe)) Aa "Netanyahu ilk kez konuştu" Vatan, 4 Eylül 2011

5 Nisan 2012, Perşembe

Vikihaber olarak, İstanbul'un Bahçelievler ilçesinde bir markete giriyoruz. Markete girmeden önce dikkatimizi bir şey çekiyor, bir ay önce oldukça işlek olan cadde çamurla kaplanmış, bunun sebebi de yakındaki inşaat çalışması. Market kasiyeri bizi işletmenin sahibine yönlendiriyor ve sorularımıza yanıt vermeyi kabul ediyor. İşletme sahibinin düşünceleri şöyle; Bahçelievler ilçesinin bu noktası oldukça işlek bir yer idi, yeterli düzeyde müşteri gelmekte idi ve işleri büyütmek için hazırlanılıyordu. Fakat oldukça tanınan bir market açılmış, ardından da bu caddenin başında inşaat başlamış. İnşaat yakın zamanda bitecek gibi görünmüyor, henüz kaba inşaatın yarısı bile tamam değil. Ona sonra değineceğiz. Cadde çamurla kaplanmış, markete yürürken bile ayakkabılarımız ve pantolonlarımız kirleniyor. Market sahibi Erdal Koç'a göre her şey üst üste geliyor, önce rakip olarak büyük bir market geliyor, ardından inşaat ve caddenin kirlenmesi, netice de marketin batması. Koç, işlerin oldukça kötü olduğunu, bazı günler hiç müşteri gelmediğini ekliyor. Marketi kapatmaktan başka çaresi yok fakat bu dükkan boş kalacak gibi, zira kimse buraya dükkan açmak istemiyor. 
Erdal Koç'un iki çocuğu var, biri 11 diğeri 8 yaşında. Marketin durumu, elbette aileyi de etkilemiş. Erdal Koç, "Şu an için sıkıntımız yok ancak yarın ne olur bilmiyorum." diyor. "Marketin açık kalması, dükkanın boş kalmasından iyi, kim bilir belki de inşaat biter, müşteriler tekrar artar ve işler eskisi gibi devam eder." diyor. Erdal Koç'tan ayrılıyor ve inşaata gidiyoruz. Oradaki durum biraz bizi şaşırtıyor, zira hiçbir işçi yok, çalışma yok. Yakınlardaki yaşlı bir bayana inşaatı soruyoruz, son bir haftadır hiç çalışma olmadığını söylüyor. Görülen o ki, bu inşaatta da bir şeyler yolunda gitmiyor. Gelecekte inşaat işçilerini bulabilirsek, bunu da sizin için yazacağız... 
İstanbul'da rastladığımız bazı diğer işletmelerin de dertleri aynı; büyük rakipler geldi, cadde artık işlek değil, krizden beri düzeltemedik...

8 Haziran 2010, Salı

İstanbul'da öğle saatlerinde kuvvetini artıran yağmur sebebiyle İstanbul Valiliği, ilk ve orta dereceli okulları 1 gün süreyle tatil etti. Ayrıca, engelli kamu personelleri idari izinli sayılacaktır. İstanbul Valiliği yazılı bir açıklama yapmıştır:
"İstanbul Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğünün yazısı gereğince; İlimizde halen aralıkla devam eden sağanak yağışların öğle saatlerinden itibaren kuvvetini arttırarak yarın öğle saatlerine kadar şiddetli sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlara neden olacağı tahmin edildiğinden meydana gelebilecek muhtemel olumsuzluklara karşı 07/06/2010 Pazartesi günü her tür ve derecedeki yaygın ve örgün eğitim kurumları saat 12:00 itibariyle 1 gün tatil edilmiştir."
Sağanak yağış 8 Haziran günüde sürdü. Ancak İstanbul Valiliği okulları tatil etmedi. İstanbul Valiliği, okulların tatil olmaması konusunda herhangi bir açıklama yapmadı.

((Türkçe))  "Manavgat değil Pendik D-100 şelalesi" gazete5.com, 07 Haziran 2010 Pazartesi
((Türkçe))  "İstanbul'da okullar tatil edildi" beyazgazete.com, 07 Haziran 2010 Pazartesi
((Türkçe))  "İstanbul'da okul tatili belirsiz" gazeteturka.com, 07 Haziran 2010 Pazartesi

4 Şubat 2013, Pazartesi

İstanbul  Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın, Sarayburnu’nda cesedi  bulunan Amerikalı amatör kadın fotoğrafçının başına vurularak öldürüldüğünü açıkladı.
Çapkın gazetecilerin sorularını yanıtlarken Sarai Sierra’nın ajan ya da kurye olduğu yönünde bir iz bulunmadığını da söyledi.

Yetkililer şimdiye kadar 22 kişinin ifadesine başvurulduğunu, Sierra’nın Türkiye, Almanya ve Hollanda’da temasa geçtiği kişilerin belirlenmesi için çalışıldığını bildiriyor. Sierra’nın küpe, yüzük, saat ve künyesinin çalınmadığı ancak  Iphone ve IPad’nin bulunamadığı  öğrenildi.

21 Ocak’tan bu yana kayıp olan Sarai Sierra’nın başka bir yerde öldürülüp olay yerine taşınmış olabileceği ihtimali üzerinde duruluyor.

Polis bölgedeki güvenlik kameralarını yeniden incelemeye aldı. Sarai Sierra'nın cesedi yaklaşık 4,5 saat süren incelemenin ardından Samatya'daki  İstanbul Eğitim Araştırma Hastanesi morguna kaldırıldı.

17 Ocak 2010, Pazar

İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti unvanını, dün akşam Haliç Kongre Merkezi’nde, Türkiye dışında 40 ülkeden yaklaşık 5000 davetli biraraya geldi. Açılış, saat 17.30'da (UTC) Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından yapıldı. İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Yürütme Kurulu Başkanı Şekib Avdagiç, Türkiye Cumhuriyeti Devlet Bakanı ve İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Koordinasyon Kurulu Başkanı Hayati Yazıcı, Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, İstanbul Valisi Muammer Güler de katılanlar arasındaydı. Avdagiç konuşmasında  İstanbul, Avrupa ile Asya'yı birleştiren kutsal bir mühürdür. Şimdi bu mührü, her yere duyurma zamanı… Şimdi İstanbul'u yeniden keşfetmenin zamanı… Şimdi İstanbul'u izlemenin zamanı… Şimdi İstanbul zamanı. dedi. İstanbul Büyüsü adı verilen 303 sanatçının katıldığı gösteri 65 dakika sürdü. Bağcılar, Kadıköy, Taksim, Sultanahmet, Pendik ve Beylikdüzü'nde de törenlerle kutlandı.

((tr))  "İstanbul artık resmen 2010 yılı Avrupa Kültür Başkenti…" İstanbul2010.org, 16 Ocak 2009

İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti resmi web sitesi

13 Ağustos 2011, Cumartesi
İstanbul'un 2020 Yaz Olimpiyatlarına ev sahibi olmak için aday olduğu açıklandı. Adaylık yarışında İstanbul'un rakipleri Madrid, Roma, Tokyo ve Doha.
İstanbul, Yaz Olimpiyat Oyunları'na daha önce dört kez aday olmuş, ancak Uluslararası Olimpiyat Komitesi tarafından olimpiyatlara ev sahibi olarak seçilmemişti. Adaylardan Roma 1960 Yaz Olimpiyatları'na, Tokyo 1964 Yaz Olimpiyatları'na ev sahipliği etmişti. 
Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, düzenlenen bir basın toplantısı ile İstanbul'un adaylığını açıklarken şunları söyledi: "Bugün ülkemiz ve insanımız için son derece önemli gördüğümüz 2020 Olimpiyat Oyunları adaylığımızı buradan bütün dünyaya ilan etmek üzere bir araya geldik. Heyecanlıyız, çünkü bu defa hedefe ulaşacağımıza samimiyetle inanıyoruz. Adayız, çünkü dünya barışının tesisinde çok büyük etkisi ve katkısı olduğuna inandığımız sportif değerleri ve olimpizm ruhunu çok önemsiyoruz. Umutluyuz, çünkü barıştan çok savaşın, sevgilerden çok düşmanlıkların, umutlardan çok hayal kırıklıklarının yaşandığı bir dünyaya sporun söyleyecek çok sözü olduğunu düşünüyor ve bu heyecanla bir arada bulunuyoruz. Türkiye özünde bir olimpiyat ülkesidir. Meşale bu ülkeye çok yakışacaktır. Bugün her biri birbirinden görkemli spor tesislerimizle olimpiyatlara adayız. Bu tesislerin çok önemli kısmı dünya standardında hatta üstündedir. Sinan Erdem Spor Salonu gibi dünyayı imrendiren tesisimiz var. Türk Telekom Arena, Şükrü Saracoğlu gibi dünya standartlarında statlarımız var. Yeni tesisler yapmaya devam edeceğiz." Erdoğan, İstanbul Olimpiyat Stadyumu'nun üstünün kapatılacağını da açıkladı.
2020 Olimpiyat Oyunları'nı organize edecek olan şehir, 2013'ün Eylül ayında Buenos Aires'te yapılacak oylama sonucunda belli olacak.

((Türkçe))  "İstanbul 2020 Olimpiyatları'na aday oldu" CNN Türk, 13 Ağustos 2011
((Türkçe))  "İstanbul 2020 olimpiyatlarına aday" ntvmsnbc, 13 Ağustos 2011

9 Şubat 2013, Cumartesi

Türkiye İstanbul Boğazı'nda dün saat 19.25 sıralarında İstanbul Deniz Otobüsleri AŞ'nin (kısa adıyla İDO) Bostancı ve Kabataş arasında sefer yapmakta olan Yeditepe-1 isimli deniz otobüsüne, boğazdan geçiş yapan Amur2521 isimli yük gemisi çarptı. Kazada 499 yolcu kapasiteli deniz otobüsünde bulunan 33 yolcu ve 1 İDO personeli olmak üzere toplam 9 kişi yaralandı. 

Kazanın hemen ardından olay yerine sağlık ve emniyet ekipleri sevk edildi. Yaralıların tedavilerine olay yerinde başlandı. Yaralananlar çevredeki hastanelere kaldırıldı ve tüm yaralıların sağlık durumlarının iyi olduğu ve taburcu edildikleri belirtildi. Kazada deniz otobüsünün kıyıya yakın mesafede olmasından dolayı kazanın ucuz atlatıldığı, kıyıya yanaşan deniz otobüsünde hasar oluştuğu ancak su alma olayının olmadığı açıklandı.

İDO tarafından yapılan deniz otobüsü seferlerinde ise herhangi bir iptal olayı olmadı. Seferlerin normal olarak devam ettiği belirtiliyor. 

((Türkçe))  "Deniz otobüsüne yük gemisi çarptı" hurriyet, 9 Şubat 2013
((Türkçe))  "Denizde dehşet" milliyet, 9 Şubat 2013
((Türkçe))  "Yük Gemisi Deniz Otobüsüne Çarptı" kanalb, 9 Şubat 2013
((Türkçe))  "Kabataş İskelesi’nde Kaza!" yenibursa, 9 Şubat 2013
((Türkçe))  "Boğaz'da facia ucuz atlatıldı: 5 kişi yaralı" turkiyegazetesi, 9 Şubat 2013

13 Ağustos 2011, Cumartesi

İstanbul ve Ankara'da ulaşıma zam yapıldı. İstanbul'da tam kontör 1,65 TL'den 1,75 TL'ye, öğrenci 0,95 TL'den 1 TL'ye, tek geçişlik bilet ise 2,50 TL'den 3 TL'ye çıkarıldı. Ankara'da ise 1,65 TL olan tek binişli kartlar 1,75 TL'ye, 1,25 TL olan tek kullanımlık öğrenci kartları 1,30 TL'ye çıkarıldı. 
Zamlar, İstanbul'da 15 Ağustos, Ankara'da 1 Eylül'de uygulamaya sokulacak.
Ulaşım Koordinasyon Merkezi'nden (UKOME) yapılan yazılı açıklamada, personel giderleri, akaryakıt fiyatları, enflasyon oranları nedeniyle toplu taşıma fiyatlarının zamlandığını belirtildi. Açıklamada metrobüs ücretlerinin üç durağa kadar tam 1,45 TL, öğrenci 0,85 TL olacak. Üç durak sonrası için ise tam 2,10 TL, öğrenci 1 TL ödeyeceği belirtildi. 
İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin açıklamasına göre ise ulaşım Ramazan Bayramı'nda %50 daha ucuz olacak. 

((Türkçe)) Cihan "İstanbul'da toplu ulaşıma zam" Star, 12 Ağustos 2011
((Türkçe)) Cihan "İstanbul'da ulaşıma zam yapıldı" Zaman, 12 Ağustos 2011
((Türkçe)) Cihan "Ankara ve İstanbul'da ulaşıma zam" CNN Türk, 13 Ağustos 2011
((Türkçe)) İL Gazetesi "Ankara'da da ulaşım zamlandı" İL Gazetesi, 13 Ağustos 2011

13 Kasım 2011, Pazar

Ekonomik kriz nedeniyle istifa eden İtalya başbakanı Silvio Berlusconi'nin partisi dahil olmak üzere pek çok siyasi parti, yeni başbakan olması için ekonomist Mario Monti'ye destek belirtti. Cumhurbaşkanı da Monti'ye hükümet kurma yetkisi verdi. Monti'nin teknokratlardan oluşan bir hükümet kurması bekleniyor.
Berlusconi'nin partisi PDL'nin sözcüsü Angelino Alfano, cumhurbaşkanı Giorgio Napolitano'yla yaptıkları görüşmenin ardından bu kararı aldıklarını belirtti. Başbakanlığı döneminde Berlusconi'yi destekleyen Kuzey Birliği ise, Monti'yi desteklemektense muhalefete devam edeceğini açıkladı. Avrupa Komisyonu'nun eski bir üyesi olan Monti'nin ülkeyi ekonomik felaketten kurtarması umuluyor.

((İngilizce)) Frances D'Emilio "Berlusconi's party backs Monti as new PM" Smh.com.au, 13 Kasım 2011
((İngilizce))  "Berlusconi party says ready to support Monti-led Italy govt" Reuters, 13 Kasım 2011
((İngilizce))  "Economist Mario Monti is named to form new Italian government" Los Angeles Times, 13 Kasım 2011

30 Kasım 2009, Pazartesi

İsviçre'de minare yapımına ilişkin referandum yapıldı. Sonuçlara göre minare yapımına yasak geldi. Buna göre İsviçre'de referandum tarihinden itibaren minare yapımı yasaklandı. Halkın %57,5'i yasağa destek verirken, %42,5'i yasaklanmasın dedi. 7 milyon nüfusu bulunan İsviçre'de 300.000 Müslüman yaşıyor. Müslümanların çoğunluğunu Bosna , Kosova ve Türkiye'den gelenler oluşturuyor. İsviçre Halk Partisi ve Federal Demokratik Birlik yasağa destek verirken, Sosyal Demokrat Parti ile Yeşiller Partisi karara karşı çıkmıştı.
Yapılan bir oyunda da İsviçre'de minare vurulup orada bulunan bir müezzine ezan okumasını engelliyordu. Yapılan açıklamalara göre ülkelerden Fransa, Vatikan, İtalya, İsveç, Almanya, Türkiye gibi ülkeler yasağa karşı çıkarken, Hollanda yasağa destek verdi. Hollanda Özgürlük Partisi'nin lideri Geert Wilders, ülkesinde de minareler için referanduma gidilmesini istedi. Şahane bir iş yaptılar.  diyen Wilders İsviçre'de ne olduysa burada da aynısı olmalı diye konuştu. 
Mevcut haliyle İsviçre'de 4 camide minare bulunuyor

((Türkçe))  "Avrupa Minare Yasağına Tepkili" TRT, 30 Kasım 2009
((Türkçe))  "İsviçre minareleri yasakladı" Sabah, 30 Kasım 2009
((Türkçe))  "İnternette minare vurma oyunu" İnternet Haber, 30 Kasım 2009

15 Eylül 2011, Perşembe
Merkezi İsviçre'nin Zürich ve Basel kentlerinde bulunan UBS bankası, Londra şubesindeki bir çalışanın yetkisiz şekilde yaptığı işlemler sonucu bankanın 2 milyar dolar kaybettiğini açıkladı. Çalışanlardan 31 yaşındaki Kweku Adoboli isimli şüpheli sabaha karşı yapılan bir operasyonla Londra polisi tarafından tutuklanırken banka müşterilerinin hesaplarının olaydan etkilenmediği açıklandı. Neue Zürcher Zeitung (NZZ) isimli İsviçre gazetesine göre Adoboli Londra şubesinin menkul kıymetler biriminde görev alıyordu.
Soruşturma devam ettiğin için 2 milyar dolarlık rakamın değişebileceği söyleniyor. Ayrıca yılın üçüncü çeyreğinde bu kayıplar sebebiyle bankanın zarar açıklayabileceği banka yetkilileri tarafından açıklandı. Bu açıklamaların ardından UBS'nin hisse senetlerinin değeri güne %7'lik bir azalış ile başladı.

((Türkçe)) Bbc "UBS'de 2 milyar dolarlık skandal" BBC Türkçe, 15 Eylül 2011
((Türkçe)) Akşam "2 milyar dolarlık tuşa basan parmak bulundu" Akşam (gazete), 15 Eylül 2011
((Türkçe)) Milliyet "UBS yetkisiz işlemden 2 milyar dolar zarar etti" Milliyet (gazete), 15 Eylül 2011
((Türkçe)) Hürriyet "Yetkisiz işlem 2 milyar dolara mal oldu" Hürriyet (gazete), 15 Eylül 2011

8 Nisan 2009, Çarşamba

İtalya'nın Abruzzo bölgesinde 6 Nisan'da 6.3 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Depremde 267 kişi yaşamını yitirdi, 28.000 kişi ise evsiz kaldı. Depremin ardından 5.6 büyüklüğünde bir artçı şok da yaşandı.
Enkaz arama çalışmaları sonucunda, depremden 23 saat sonra 24 yaşındaki bir genç, 30 saat sonra 98 yaşında bir bayan ve 42 saat sonra bir genç kız sağ olarak kurtarıldı.
Şarkıcı Madonna depremde evsiz kalanlar için 500 bin dolar bağışta bulundu. İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi'nin çadırda yaşayanlar haftasonu kampında olduğunu farzetsin şeklindeki açıklaması ise tepki topladı. Berlusconi "Hiçbir eksikleri yok. Sıcacık yemeklerini yiyorlar, tedavi oluyorlar. Başlarını soktukları yerler elbette geçici; ama bunu hafta sonu çadır tatili saymak lazım" şeklinde konuşmuştu.

  "Depremin bilançosu artıyor" NTVMSNBC, 8 Nisan 2009
  "42 saat sonra enkazdan canlı çıktı" NTVMSNBC, 8 Nisan 2009
  "Farzedin çadır tatilindesiniz!" NTVMSNBC, 8 Nisan 2009

12 Haziran 2011, Pazar

Pazar ve Pazartesi günleri İtalyan halkı referanduma gidiyor. Eğer referandumdan hayır sonucu çıkarsa İtalya nükleer enerjiye geri dönecek ve İtalya'daki su kaynakları özelleştirilecek. Referandum, bakanlara dokunulmazlık sağlanıp sağlanmaması gibi konuları da içeriyor. Halkın nükleer karşıtı protestoları referandum yaklaştıkça arttı.
Vatikan'lı din adamları suyun kamuya ait kalması için dua ediyor. Din adamları, San Pietro Meydanı'nda düzenledikleri eylemde 'Tanrım suyumuzu kurtarmak için bize yardım et' pankartı açtılar. Din adamları İtalyan halkını bu konuda duyarlı olmaya davet etti. Aynı zamanda şehrin ortasında çırıl çıplak eylem yapmak isteyen grup polis tarafından engellendi. Buna tepki olarak kadın eylemcilerden biri basın toplantısı esnasında sadece külotla kalacak şekilde soyundu. Daha sonra basın mensuplarının ilgisinden zorlukla kaçtı.
İtalya, 1987 yılındaki Çernobil reaktör kazası üzerine nükleer enerjiden vazgeçmişti. İtalyan hükümeti yapılacak reaktörün İtalya'nın elektrik ihtiyacının yüzde 20'sini karşılayacağını ve bu yüzden önemli bir rol oynadığını belirttiler. Nükleer Enerji'ye geçilmesinden yana olana İtalya başbakanı Silvio Berlusconi referandumda oy vermeyeceğini açıkladı. Muhalefet partileri ise Berlusconi'yi anayasayı anlamamak ve demokrasiye saygı duymamak ile itham ettiler. Berlusconi ise "Bir vatandaş oy kullanıp kullanmayacağına kendisi karar verir" dedi.
Oylama aynı zamanda Berlusconi'nin ne kadar desteğe sahip olduğunu belirtebileceği için ayrı bir önem taşıyor. Berlusconi bir süre önce yapılan yerel seçimlerde yenilmişti.

((Türkçe))  "İtalya Referanduma Gidiyor" TRT, 11.06.2011
((Türkçe)) Esma Çakır "İtalya referandumu böyle protesto ediyor." Doğan Haber Ajansı, 10.06.2011
((Türkçe))  "İtalya'da kapsamlı halk oylaması" BBC, 12.06. 2011

18 Nisan 2010, Pazar

İzlanda'daki Eyjafjallajökull buzulundaki yanardağın patlaması sonucu oluşan kül bulutları Avrupa'yı etkisi altına aldı. Kül bulutları Polonya, İngiltere, Çek Cumhuriyeti, Norveç, İsveç, Danimarka, Litvanya, Letonya, Estonya, Belçika, Hollanda, Bulgaristan, Finlandiya, Fransa, Almanya, Slovakya, Avusturya, İsviçre ve Macaristan'a ulaştı. Kül bulutu ayrıca Moskova'ya çok yaklaştı. Kül bulutlarının salı günü Türkiye'ye ulaşması ve yağmur ile yüzeye inip astım, alerji ve akciğer hastalarını olumsuz etkilemesi bekleniyor.
Kül bulutu yüzünden pek çok uçak seferi iptal oldu. 17 ülkenin hava sahası kapatıldı, yolcular havaalanlarında kaldı. Türk Hava Yolları'nın da 14 ülkeye yapılacak olan uçuşları iptal ettiği öğrenildi. Bunun sebebinin kül bulutundaki silikonun eriyip uçak motorlarının çalışmasını engellemesi olduğu belirtildi. Bu durumun haftalar sürebilecek. 
Ayrıca kül bulutları yüzünden Avrupa'da havanın bir miktar soğuyacağı da belirtildi.

((tr))  "Avrupa'da yanardağ kaosu" Hürriyet, 16 Nisan 2010
((tr))  "Kül bulutları kapımızda" Milliyet, 18 Nisan 2010
((tr))  "Kan yağmurları geliyor" Hürriyet, 17 Nisan 2010
((tr))  "Havada kül bulutu kaosu" Milliyet, 17 Nisan 2010

16 Temmuz 2009, Perşembe

İzlanda Meclisi, Avrupa Birliğine üye olmak için başvuruda bulunmaya karar verdi. 27'ye karşı 33 oyla kabul edilen teklifle, İzlanda AB üyeliği için başvuruda bulunacak. Avrupa Birliği başvuruyu onaylarsa, İzlanda'da referandum yapılacak. Başbakan Jóhanna Sigurðardóttir, Temmuz ayı içinde başvuracaklarını ve müzakerelerin 2,5-3 yıl içinde tamamlanmasını beklediğini söyledi.
Avrupa Birliğine önceleri soğuk bakan İzlanda'da, küresel ekonomik kriz sonrasında, ekonomik istikrar için AB'ye destek oranı artmıştı. İzlanda, Euro bölgesine dahil olarak para birimini istikrarlı hale getirmeyi istiyor. Müzakerelerde İzlanda'nın en çok zorlanacağı başlık ise balıkçılık.

  "İzlanda AB'ye üyelik için başvuruyor" CNNTürk, 16 Temmuz 2009
  "İzlanda 'AB üyeliğine' karar verdi" NTVMSNBC, 16 Temmuz 2009

4 Ocak 2011, Salı

EXPO 2020'de Türkiye'den kimin aday olacağı üzerine tartışmalar sürüyor. Önce İzmir, sonra da Ankara aday olduklarını açıkladı.
Ankara Büyükşehir Belediye Başaknı Melih Gökçek, "EXPO 2020 kesinlikle bizim hakkımız. Hakkımız olanı alacağız. İzmir bu konuda sınıfta kalmıştır ve Türkiye'ye ikinci bir mağlubiyet yaşatmaya hakkı yoktur. Aradan çekilsinler, şansları yok." dedi. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu ise "2020 EXPO'suna tekrar aday olmak istiyoruz. Anlaşma söz konusu olur mu, olmaz mı bilmiyorum. Ama son kararı hükümet verecektir, verilecek kararın İzmir lehine olacağına inanıyoruz. Bu iş için polemiğe girmenin hiçbir anlamı yok." dedi. Ankara'nın adaylığının gecikmesini ise "Bu yoğurt yiyiş tarzıdır. Sayın Gökçek'in yoğurt yiyişiyle bizim yoğurt yiyişimiz farklıdır." diye değerlendirdi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, iki şehrin aralarında anlaşmasını istediği öne sürüldü. Ankara heyetiyle görüşen cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün ise Ankara sunumunu çok beğendiğini söylediği söyleniyor.
İtalya'nın İzmir konsolosu İgor Di Bernardini, İzmir'in aday olması halinde ülkesinin İzmir'i destekleyeceğini söyledi. İzmir valisi Mustafa Cahit Kıraç, "Türkiye adına en iyi çalışmayı İzmir'in sağlayabileceğini düşünüyoruz. EXPO'nun tarihine bakıldığında ikinci kez aday olanların kazandığını görüyoruz. İzmir tüm unsurlarıyla bir bütün halinde olarak bizim yapabileceğimizi göstereceğiz. Umarım Türkiye'yi İzmir temsil edecek." dedi ve kendilerini Ankara'ya rakip görüp görmediklerini soran bir gazeteciye "Şimdi ben onu bilemem ama benim bildiğim rakiplerimizi size okuyayım Sao Paulo, Sidney, Dubai, Kahire, Bangkok ve Kaliforniya" cevabını verdi.
Melih Gökçek ise, Şanghay'ın kendilerini desteklediğini belirtti. Ankara valisi Alaaddin Yüksel ise "EXPO, sağda solda konuşarak değil, kurumsallaşarak çalışılmalı", "Dünyadan ülkeler EXPO 2020'ye birkaç şehirle yarışıyor. Birbirimizle değil rakip şehirlerle yarışmalıyız." ve "EXPO'yu hak eden kazansın." dedi.

((Türkçe)) Burcu Taner "Kocaoğlu'ndan EXPO yanıtı" Hürriyet (gazete), 4 Ocak 2011
((Türkçe)) Aysel Alp "Ankara ve İzmir arasında Expo savaşı" Hürriyet (gazete), 4 Ocak 2011
((Türkçe))  "Ankara ile İzmir'in EXPO 2020 kavgası" Haber7, 3 Ocak 2011
((Türkçe))  "İzmir Expo 2020'ye Aday" Dikkathaber, 4 Ocak 2011
((Türkçe))  "İzmir'e EXPO yarışında eski rakibi İtalya'dan destek geldi" Zaman (gazete), 4 Ocak 2011
((Türkçe))  "Ankara Valisi Yüksel: EXPO, konuşarak değil çalışarak kazanılır" Zaman (gazete), 4 Ocak 2011

12 Nisan 2020, Pazar

Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, koronavirüs salgını nedeniyle tepki çeken sokağa çıkma yasağı yasağı sonrasında yaptığı yazılı açıklamada şunları kaydetti:
"Gayretle ve titizlikle yürütülen bir süreçte, tamamen salgının önlenmesine yönelik hafta sonu sokağa çıkma yasağı kararının uygulanmasının sorumluluğu her yönüyle şahsıma aittir. Başlangıçta kısıtlı saatlerde de olsa ortaya çıkan görüntüler, mükemmel yönetilen bu süreçle uyuşmadı. Yaşadığım onca tecrübe, sorumluluk kısmı üzerimizde olan bu olayda, böyle görüntülere yol açmamalıydı. İyi niyetle, hafta sonunda salgını ve bulaşı bir nebze durdurabilmek adına atılan bir adımdı. Hiçbir zaman zarar vermek istemediğim aziz milletimiz, hayatımın sonuna kadar da sadık olacağım Sayın Cumhurbaşkanım beni bağışlasın. Onurla yürüttüğüm İçişleri Bakanlığı görevimden ayrılıyorum. Tüm dostlara, mesai arkadaşlarıma Allahaısmarladık. Allah milletimizi korusun."

((Türkçe)) Barış Kılıç "İçişleri Bakanı Soylu istifa etti" Anadolu Ajansı, 12.04.2020

19 Temmuz 2017, Çarşamba

Son iki ayda 9 maden işçisi maden ocaklarında alınmayan basit önlemler nedeniyle hayatını kaybetti. İşverenleri ve ilgili bakanlıkları gerekli önlemlerin alınması için çalışmaya davet eden Maden Mühendisleri Odası, alınmayan basit önlemler nedeniyle yaşanan ölümleri iş cinayeti olarak tanımladıklarını söyledi.
ANKARA - TMMOB Maden Mühendisleri Odası, son iki ayda maden ocaklarında yaşanan can kayıpları ile ilgili olarak açıklama yaptı. Açıklamada maden işçilerinin alınmayan önlemler ve yapılamayan denetimlerin sonucunda hayatlarını kaybettikleri söylendi.
Kazalardaki ölüm nedenlerinin gazdan zehirlenme, grizu patlaması, göçük ve sıkışma gibi basit ve temel nedenler olduğu söylenen açıklamada, “Yaşanan ölümler yapılacak uygun havalandırma, uygun tahkimat ve uygun OFK ve gaz ölçüm cihazları gibi ekipmanlar ile çok kolay bir şekilde önlenebilecek ölümlerdir. Alınmayan bu basit önlemler nedeniyle yaşanan ölümlere de iş cinayeti demekteyiz” ifadelerine yer verildi.
Açıklamada ayrıca yaşanan ölümlerin sona ermesi için işverenlerin gereken önlemleri alması ve ülkemizde madencilik politikalarını belirleyen, maden ruhsatlarını veren, madencilik mevzuatını hazırlayan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile çalışma yaşamı ve iş güvenliği politikaları ve mevzuatını düzenleyen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının gerekli önlemleri alması ve uygulamaları yaşama geçirmesi gerektiği söylenerek, “Aksi takdirde kar hırsı, denetimsizlik, kayırmacılık, yandaşlık ve sistemin yapısal sorunu devam ettikçe bu ölümlerin sonu gelmeyecektir” denildi.
Ülkemizde son iki ay içerisinde Antalya’nın Kaş ilçesinde gaz ve grizu patlaması sonucu iki maden emekçisi, Zonguldak’ın Gelik beldesinde meydana gelen göçük sonucu iki maden emekçisi, Türkiye Taşkömürleri Kurumu işletmesinde konveyöre sıkışan bir maden emekçisi, Zonguldak’ın Üzülmez beldesinde çıkan gazdan zehirlenen iki maden emekçisi ve Gümüşhane’nin Kelkit İlçesinde gazdan zehirlenen iki maden emekçisi hayatını kaybetmişti.

  "Alınmayan basit önlemler nedeniyle maden ocaklarında ölümler devam ediyor" TMMOB Maden Mühendisleri Odası, 2017-07-18

17 Nisan 2017, Pazartesi

ANKARA - Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2017 Ocak ayı işgücü istatistiklerini yayınladı. TÜİK’in verilerine göre, işsizlik oranı yüzde 1,9 artış ile yüzde 13’e yükseldi. Yüzde 24,5 oranı ile her dört gençten birinin işsiz olduğu ortaya çıkarken istihdam oranı ise geçen yıla kıyasla yüzde 0,2’lik düşüş ile yüzde 44,8 oldu.
Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sayısı 2017 yılı Ocak döneminde geçen yılın aynı dönemine göre 695 bin kişi artarak 3 milyon 985 bin kişi oldu. 15-24 yaş aralığını kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı 5,3 puanlık artış ile yüzde 24,5 olurken, 15-64 yaş grubunda bu oran 2 puanlık artış ile yüzde 13,3 olarak gerçekleşti. Tarım dışı işsizlik oranı ise 2,2 puanlık artış ile yüzde 15,2 olarak duyuruldu.
Nüfusa oranla istihdamın azalmasına rağmen istihdam edilen kişi sayısı önceki yıla kıyasla artış gösterdi. Bu artış tarım sektöründe 81 bin kişi, tarım dışı sektörlerde 317 bin kişi şeklinde oldu. İstihdam edilenlerin yüzde 18,3’ü tarım, yüzde 19,8’i sanayi, yüzde 6,5’i inşaat, yüzde 55,4’ü ise hizmetler sektöründe yer aldı. Verilere göre sanayi ve inşaat sektörünün payı azalırken hizmet sektörünün payı ise 0,6 puan arttı.
İş gücüne katılma ile ilgili verilerde ise çalışan sayısı 1 milyon 93 bin kişi artarak 30 milyon 658 bin kişi oldu. İşgücüne katılma oranı ise 0,8 puan artarak yüzde 51,5 olarak gerçekleşti.
KAYIT DIŞI ARTTI
Herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna bağlı olmadan çalışanların oranı ise, bir önceki yılın aynı dönemine göre 0,7 puan artış göstererek yüzde 32,5’e yükseldi. 

  "İşgücü İstatistikleri, Ocak 2017" Türkiye İstatistik Kurumu, 2017-04-17

19 Temmuz 2017, Çarşamba

TÜİK, Nisan 2017 dönemine ilişkin işgücü istatistiklerini yayınladı. TÜİK’in verilerine göre işsizlik oranı yüzde 10,5 seviyesinde oldu. 15-24 yaş arasındaki genç nüfustaki işsizlik oranı ise yüzde 19,8 olarak tespit edildi.
ANKARA - Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Mart, Nisan ve Mayıs aylarını kapsayan Nisan 2017 dönemine ilişkin işgücü istatistiklerini yayınladı. TÜİK’in verilerine göre işsizlik oranı geçen yılın aynı dönemine göre 1,2 puanlık artış ile yüzde 10,5 seviyesine çıktı. 15-24 yaş arasındaki genç nüfustaki işsizlik oranı ise önceki yıla göre 3,8 puanlık artış ile yüzde 19,8 oldu.
TÜİK’in açıkladığı verilere göre 15 yaş ve üzeri için işsiz sayısı 2017 yılı Nisan döneminde geçen yılın aynı dönemine göre 463 bin kişi artarak 3 milyon 287 bin kişi oldu. İşsizlik oranı ise 1,2 puanlık artış ile yüzde 10,5 seviyesinde gerçekleşti. Aynı dönemde tarım dışı işsizlik oranı 1,4 puanlık artış ile yüzde 12,4 olarak tahmin edildi. 15-24 yaş aralığını kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı 3,8 puanlık artış ile yüzde 19,8 olurken, 15-64 yaş grubunda bu oran 1,2 puanlık artış ile yüzde 10,7 olarak gerçekleşti.
Ülke genelinde istihdam edilenlerin sayısı bir önceki yılın aynı dönemine göre 519 bin kişi artarak 28 milyon 157 bin kişi olurken istihdam oranı ise değişim göstermeyerek yüzde 47,2’de kaldı.
Bu dönemde, tarım sektöründe çalışan sayısı 32 bin kişi azalırken, tarım dışı sektörlerde çalışan sayısı 550 bin kişi arttı. İstihdam edilenlerin yüzde 18,9’u tarım, yüzde 19,1’i sanayi, yüzde 7,8’i inşaat, yüzde 54,3’ü ise hizmetler sektöründe yer aldı. Önceki yılın aynı dönemi ile karşılaştırıldığında tarım sektörünün istihdam edilenler içindeki payı 0,5 puan, sanayi sektörünün payı 0,4 puan azalırken, inşaat sektörünün payı 0,3 puan, hizmet sektörünün payı 0,7 puan arttı.
Geçen yılın aynı dönemine göre 982 bin kişi artış ile işgücüne katılan sayısı 31 milyon 444 bin kişi olurken işgücüne katılma oranı ise 0,7 puan artarak yüzde 52,7 olarak gerçekleşti. Cinsiyete göre bakıldığında da erkeklerde işgücüne katılma oranı 0,4 puanlık artışla yüzde 72,3, kadınlarda ise 0,8 puanlık artışla yüzde 33,4 olarak gerçekleşti.
KAYIT DIŞI ARTTI
Herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna bağlı olmadan çalışanların oranı, bir önceki yılın aynı dönemine göre 0,4 puan artarak yüzde 33,9 olarak gerçekleşti. Tarım dışı sektörde kayıt dışı çalışanların oranı ise bir önceki yılın aynı dönemine göre 0,6 puanlık artışla yüzde 22,5 oldu.

  "İşgücü İstatistikleri, Nisan 2017" Türkiye İstatistik Kurumu, 17.07.2017

29 Nisan 2010, Perşembe

UEFA Şampiyonlar Ligi'nin yarı finalinden finale çıkan ikinci takım Inter oldu. Milano'daki 3-1'lik Inter galibiyetinin rövanşı olarak dün akşam Nou Camp'ta oynanan maçta Barcelona 1-0 galip geldi. Fakat bu galibiyet Inter'in finale çıkmasına engel olamadı. Böylece Inter 38 yıldan beridir ilk kez Şampiyanlar Ligi'nde finale çıkmış oldu. 
Dün akşamki maçta Barcelona'nın tek golünü Gerard Piqué 84. dakikada atarken Inter'den Thiago Motta 28. dakikada kırmızı kart görerek oyun dışı kaldı.
Inter finalde Bayern Münih ile mücadele edecek. 

((en))  "Barcelona 1 Inter Milan 0" The Sun, 28 Nisan 2010
((tr))  "38 yıllık hasret bitti: 1-0" Milliyet, 29 Nisan 2010
((en)) Associated Press "Inter Milan Advances, Denying Barcelona a Chance to Repeat" The New York Times, 28 Nisan 2010

7 Ocak 2012, Cumartesi

Türkiye'nin ünlü sanatçılarından Azer Bülbül, Antalya ilinde kaldığı Şarampol caddesi üzerinde bulunan 3 yıldızlı Mostar otelinin dördüncü katındaki 408 numaralı otel odasında ölü olarak bulundu. Sanatçıyı sürekli telefon ile aradığı halde ulaşamayan menajeri Sıddık Bölükbaşı'nın durumdan şüphelenerek otel görevlilerine haber verdiği, otel görevlilerinin de sanatçının odasından herhangi bir yanıt alamayınca menajeri tarafından anahtar ile odaya girildiğinde Azer Bülbül'ün cansız bedeni ile karşılaşıldığı belirtildi. Olay yerine gelen 112 acil servis ekipleri sanatçının öldüğünü belirledi.
Olayın ardından Polis soruşturma başlattı. Soruşturma kapsamında olay yerinde iz ve delil araştırması yapıldı. Cumhuriyet Savcısı tarafından adli tabip ile birlikte olay yerinde yapılan otopsisinde, ilk belirlemelere göre sanatçının kalp krizinden öldüğü belirtildi. Ancak kesin ölüm nedeninin belirlenmesi amacıyla sanatçının cenazesi Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. 
Yaklaşık yirmi gündür Antalya ilinde bulunan sanatçı Azer Bülbül'ün, çalıştığı eğlence yeri ile 10 Ocak 2012 tarihine kadar anlaşması bulunduğu ve sahne programlarına devam ettiği öğrenildi. Bu arada bir kısım medya, geceyi sanatçı ile birlikte geçirdiği iddia edilen bir bayanın olduğunu, bu bayanın ifadesinde sanatçının birlikte olmadan önce Bülbül'ün hap kullandığı, daha sonra ise fenalaştığı da gelen haberler arasında yerini aldı. 
Gerçek adı Sübutay Kesgin olan sanatçı Azer Bülbül'ün, Küçükçekmece ilçesinde çekim halinde olan film arkadaşlarının da yasa boğulduğu, sanatçının adı "Kazma Kardeşler" olan komedi filminde rol alacağı, filmin çekimlerinin devam ettiği belirtildi. Film oyuncuları üzüntülü olduklarını ifade ederken, ekibin dağıldığını ve çekimleri durdurduklarını, tüm set ekibinin Antalya iline gitmeye başladığını belirttiler. 1969 Kars Arpaçay doğumlu olan sanatçı henüz 47 yaşındaydı. Müzik yaşantısına "Garip Yolcu" isimli albümü ile başlayan Bülbül, asıl tanınmasını 1996 yılında çıkardığı "Ben babayım" albümü ile yaptı. Sanatçı özellikle şarkılarında titrek sesiyle ünlendi.  
Sanatçının ölümünün ardından sanat dünyası da yasa boğuldu. Ölümünün ardından Doğa Rutkay sanatçının solunum yetmezliğinden vefat ettiğini belirtirken, Hatice ölümü hak edecek adam olmadığını, Atilla Taş ise tek zararı kendisine olan bir insan olduğunu söyledi. Sanat camiası ölümün ardından çeşitli açıklamalarda bulundu.      

((Türçe)) sabah "Azer Bülbül otel odasında ölü bulundu" sabah.com.tr, 7 Ocak 2012
((Türçe)) haber365 "Azer Bülbül'ün Ölüm Nedeni Belirlendi" haber365.com, 7 Ocak 2012
((Türçe)) stargazete "Azer Bülbül ölünce filmi yarım kaldı" stargazete.com, 7 Ocak 2012
((Türçe)) haberyurdum "Azer Bülbül hayatını kaybetti" haberyurdum.com, 7 Ocak 2012
((Türçe)) medyarazzi "Azer Bülbül Adli Tıp morguna kaldırıldı" medyarazzi.com, 7 Ocak 2012
((Türçe)) azerbulbul "Azer Bülbül Hayatı" azerbulbul.com, 7 Ocak 2012

19 Haziran 2010, Cumartesi

Türkiye'nin illerinden Hakkari'nin Şemdinli ilçesine bağlı Tekeli, Günyazı ve Ortaklar köyleri arasındaki Gediktepe bölgesinde bulunan askeri birliğe gece 02.00 (UTC) sıralarında teröristlerce düzenlenen saldırıda 9 Türk askeri ölmüş, saldırının ardından Türk jet uçakları Irak sınırını geçerek Kuzey Irak'taki bazı hedefleri bombalamış, başlatılan operasyonlarda 14 terörist etkisiz hale getirilmiş, operasyon sırasında teröristlerce araziye döşenen mayının infilak etmesi sonucu ise 2 asker saldırı sonucu ölmüştür. 
Olayın ardından Türkiye Cumhuriyeti 60. Hükümet başbakanı Recep Tayyip Erdoğan; "Terörle mücadele sonuna kadar sürecek" demiştir.

  "Şemdinli'de 11 şehit" NTVMSNBC, 19 Haziran 2010
  "Şemdinli'de şehit sayısı 11'e yükseldi" CNNTÜRK, 19 Haziran 2010
 Dha "Kara gün: 11 şehit, 16 yaralı" Hürriyet, 19 Haziran 2010

2 Temmuz 2012, Pazartesi

Fenerbahçe SK'nin şike davasında nihayet karar verildi. Aziz Yıldırım tahliye oldu ancak Fenerbahçe Spor Kulübü'nün Karabük, Ankaragücü, Sivas, Trabzon ve İBB ile yaptığı maçlarda şike yaptığı da tescillendi. Olgun Peker, Yusuf Turanlı ve İlhan Ekşioğlu tahliye edildi. Aziz Yıldırım'ın toplamda 6 yıl 3 ay hapis ve 1 milyon TL para cezasına çarptırılması kararlaştırıldı. Yıldırım'ın herhangi bir şekilde kaçma teşebbüsünde bulunmayacağı göz önünde tutularak tahliyesine izin verildi, uygulanacak cezalar için Yargıtay'ın onayı gerekiyor. Diğer sanıkların durumu ise şöyle; Yıldırım'ın kardeşi Ali Acar Yıldırım 1 yıl 3 ay hapis, İBB'nin eski başkanı Göksel Gümüşdağ beraat, teknik direktör Bülent Uygun 11 ay 7 gün hapis, Hikmet Karaman beraat, İbrahim Akın 1 yıl 6 ay hapis, İlhan Ekşioğlu 1 yıldan uzun hapis ve 900 bin TL para cezası, Şekip Mosturoğlu 1 yıl 10 ay 10 gün, Mehmet Yıldız 1 yıl 3 ay, Nevzat Şakar beraat, Sadri Şener beraat, Tayfur Havutçu 1 yıl 3 ay hapis ve 100 bin TL para cezası, Serdal Adalı 1 yıl 3 ay hapis ve 250 bin TL para cezası, Ümit Karan 7 ay 15 gün hapis ve 66 bin TL para cezası, Serdar Külbilge beraat, Sezer Öztürk beraat, Sercan Yıldırım beraat, Zeki Mazlum beraat, Zafer Önder beraat olmak üzere karar verildi. Fenerbahçe'nin şike yaptığı tescillenmesine rağmen taraftar büyük coşku ile tahliye olayını sevinçle karşıladı. 
Aziz Yıldırım'ın kulüp başkanlığı mahkeme kararınca düşürüldü fakat tedbir konmadı. Dolayısıyla yargıtayın kararı hayati önem taşıyor. 6 adet maçta şike olmadığı belirtildi. UEFA'nın bu durum karşısında ne yapacağı henüz belirsiz. 

((Türkçe))  "Ve Aziz Yıldırım tahliye edildi" Milliyet, 2 Temmuz 2012
((Türkçe))  "Yıldırım'ın başkanlığı devam edecek" Milliyet, 2 Temmuz 2012
((Türkçe))  "UEFA şimdi ne yapacak?" Milliyet, 2 Temmuz 2012

27 Şubat 2010, CumartesiŞili'nin Concepcion kenti yakınında 8.8 şiddetinde deprem meydana geldi. Depremin ardından 11 artçı deprem hissedildi. Yapılan açıklamada en az 700 kişinin öldüğü bildirildi. Amerikan Jeolojik Araştırma Kurumu ilk olarak 8.3 verdiği büyüklüğünü, daha sonra 8.5'e yükseltmişti. Yapılan yeni açıklamada şiddetin 8.8'e çıktığı belirtildi. Deprem, bölgenin kuzeyinde bulunan Şili'nin başkenti Santiago'da da şiddetli olarak hissedildi. Sarsıntının ise yaklaşık 75 saniye sürdüğü belirtiliyor. 08.43'te (UTC) meydana gelen deprem ile ilgili olarak yapılan ilk açıklamada depremin merkez üssünün 90 kilometre kuzeydoğusu olduğu ve depremin yerin 55 kilometre altında meydana geldiği de belirtilmişti. Ancak yapılan 2. açıklamada Santiago'nun 325 kilometre güneybatısı ve Concepcion kentine 115 kilometre uzaklıkta olduğunu belirterek, depremin yerin 35 kilometre altında meydana geldiğini bildirildi.
Deprem Arjantin'de de hissedildi. Depremin ardından Şili, Peru, Kolombiya, Panama, Kosta Rika, Antartika, Güney Amerika, Hawaii,Avustralya, Yeni Zelanda, Japonya, Filipinler ve Rusya için tsunami uyarısı verildiyse de, Japonya haricinde birçok devlet uyarısı sonradan geri çekildi. Şili Devlet Başkanı Michele Bachelet, depremin ardından oluşan dev bir dalganın Şili kıyılarının 660 kilometre açığındaki Robinson Crusoe Adası'na ulaştığını açıkladı. Şili'de 22 Mayıs 1960'da aynı bölgede meydana gelen 9.5 büyüklüğündeki  depremde 1655 kişi ölmüş, yaklaşık 2 milyon kişi evsiz kalmıştı. Deprem, Haiti'de yaşanan depremin 1000, Gölcük'te yaşanan depremin ise yaklaşık 100 katı olduğu belirtildi.
Depremin ardından kurtarma ekipleri enkaz altında sağ kalanları aramayı sürdürüyor. Kurtarma ekipleri bir apartman enkazının altında kaldığı düşünülen 100 kadar kişiyi kurtarmak için çaba sarfediyor. Ülkenin ikinci büyük kenti olan Concepcion’daki enkaz, depremin merkez üssünden de yaklaşık 100 kilometre uzakta yer alıyor. Ülke televizyonlarında Concepcion’da gıda ve elektronik dükkanlarını yağmalayanların görüntülerine yer verildi. Polis ise, yağmacılara müdahale etti. 

ABD Dışişleri Bakanlığı sözcülerinden Megan Mattson, Şili'deki yetkililerle temasa geçerek yardım önerdiklerini belirtti.
ABD Devlet Başkanı Barack Obama, Şili hükümeti istesin, hemen oraya geliriz dedi. ABD Başkanı, Büyük Okyanus'un Hawaii adaları ve en batıdaki Guam adasının da, olası "tsunami" için hazırlıklı olmasını istedi.
Avrupa Birliği Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton yaptığı açıklamada Şili Devlet Başkanı Michelle Bachelet ile yakın temasta kalacağını belirtti.
Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, deprem nedeniyle büyük üzüntü duyduğunu belirten bir açıklama yaptı. Yazılı açıklamada, Bu trajik koşullarda Şili halkı ve yetkilileriyle dayanışma içinde bulunduğunu ifade ettiği belirtildi.
Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Ahmet Davutoğlu, Şili'li yetkililere Türkiye’nin afet karşısında duyduğu derin üzüntü ve başsağlığı dileklerini iletti.
Kızılay, bölgedeki ihtiyaç tespitinin ardından Şili’ye yönelik gerekli yardımı yapmaya hazır olduğunu Şili Kızılhaç yetkililerine bildirdi.

((tr)) Anadolu Ajansı "Dev Tsunami yaklaşıyor!" Sabah (gazete), 27 Şubat 2010
((tr))  "Şili'de Bilanço Yükseliyor" Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu, 27 Şubat 2010
((tr))  "Pasifik Okyanusu'nda iki dev deprem" Zaman (gazete), 27 Şubat 2010
((tr))  "Obama: Şili için yardıma hazırız" Haber7.com, 28 Şubat 2010
((tr))  "Şili cehennemi yaşadı" Radikal (gazete), 28 Şubat 2010
((tr))  "Haiti’nin 1000, Gölcük’ün 100 katı" Hürriyet (gazete), 28 Şubat 2010

30 Ağustos 2010, Pazartesi

Şili'nin Atacama bölgesi Copiapó şehrinde altın madeninde 33 madenci 5 Ağustos'da meydana göçük sonucu  önce yerin 400 metre daha sonra başka bir çökmeyle 700 metre altında mahsur kalmışlardı. Yaklaşık 50 metrekarelik bir alanda sıkışan madenciler, 17 gün sonra canlı olduklarını, kurtarma ekiplerinin , madendeki sığınağa gönderdikleri yeni bir sonda aletine bağlanmış, Hepimiz, 33'ümüz de sığınakta iyi durumdayız yazılı bir notla duyurmuşlardı. Daha sonra kendilerine hayatta kalabilmeleri için 10 santimetre genişliğindeki bir borudan gıda, ilaç ve malzeme gönderildi.
CNN muhabiri Karl Penhaul, sağlık görevlilerinin yerin altına sarkıtılan borudan ilk olarak şekerli su ve nemlendirici tuzlar ileteceğini, ardından da katı gıdalar göndermeye başlayacağını söyledi.ABD Maden Güvenliği ve Sağlık İdaresi eski direktörü Davitt McAteer, medencilerin çok sıkıntılı bir durumda olmalarına rağmen Şili hükümetinin çok doğru hareket ettiğini belirtti.  McAteer, “Durumları çok zor. Bir stüdyo dairesi kadar, karanlık bir alanda mahsur kalmış durumdalar. İçeriye ışık döşenecek ama şartlar yine de çok zor" dedi. Ayrıca madencilere göçük altında kalmaları nedeniyle yaşayacakları psikolojik sorunları aşmaları için cep telefonu ve bilgisayar gönderilmesi de söz konusu oldu. Göçüğe gönderilen bir kamera sayesinde 20 gün sonra canlı görüntüleriyle ailelerine "merhaba" dediler. 

29 Ağustos'da madencilerin kurtarılması için gerekli zamanın 4 ay olduğu öngörüsü yapıldı. Çalışmaları koordine eden mühendis Andre Sougarret,madencileri kurtarmak için Avustralya yapımı dev bir delme makinesinin yerleştirilmekte olduğunu ve madencilere ulaşmanın 3 ya da 4 ay süreceğini belirttildi. Ancak depresyona giren 5 madencinin psikolojik durumundan dolayı bu durumu söyleyip söylememek konusunda tereddüte düşen yetkililer, sonuçta açıklamanın iyi bir fikir olacağını düşündüler ve Şili sağlık bakanı Jaime Manalich tarafından madencilere gerçek söylendi. NASA'dan madencilere nasıl yardım edileceği konusunda rehberlik isteyen yetkililer Strata 950 tipi makinenin açacağı 66 santimetre çapındaki delikten madencileri tek tek kurtarmayı planlıyorlar. 
Madenci yakınlarından Wilson Avalos, göçük altındaki madencilerinin hepsinin futbol hayranı olduğunu söyleyerek Maradona, Pele, Ronaldinho’nun maç kasetlerini gönderip moral bulmalarını umduğunu söyledi. Öte taraftan madencilerin aileleri maden ocağını işleten firma sahibinin güvenlik uyarılarını ihmal ettiği gerekçesiyle yargıya vuracağı belirtildi. Şilili bir hâkim de firmaya ait 1 milyon 800 bin doları olası bir tazminat için dondurma kararı aldı.

((Türkçe))  "33 madenci 17 gün sonra 'Canlıyız' dedi" Haber7, 23.08.2010
((Türkçe))  "Şilili madenciler çok zor şartlara direnmek zorunda" Hürriyet, 25.08.2010
((Türkçe))  "Şilili madenciler ailelerine 'merhaba' dedi" CNNTurk, 27.08.2010
((Türkçe))  "Şilili madenciler ailelerine 'merhaba' dedi" BBC, 26.08.2010
((Türkçe))  "Şilili madencilerin ilacı Maradona" Posta, 28.08.2010

3 Nisan 2016, Pazar
NEW YORK—21 Mart’ta Miami’de tutuklanan Rıza Sarraf’ın (Reza Zarrab) önceki gün Miami Mahkemesi tarafından alınan kararlar doğrultusunda önümüzdeki günlerde hakim karşısına çıkması için New York’a sevki bekleniyor.
Ayrıca Rıza Sarraf’ın ayak basar basmaz tutuklandığı Miami’ye yaptığı yolculuğun nasıl geçtiği konusunda yeni bir iddia ortaya atıldı. Sarraf’ın yolculuk boyunca ‘tatil planı yapan biri görünümünde’ olduğu iddiası dikkat çekti. Bu son iddianın doğru olması durumunda Sarraf’ın tutuklanacağından önceden haberdar olmaması ihtimali de söz konusu.
Sarraf’ın avukatlığını üstlenen ve Türkiye’de temsilciliği bulunan uluslararası hukuk firması Baker & McKenzie tarafından Miami’de görevlendirilen avukatı Lee Stapleton, ara başvuruda bulunmuş ve Miami’de yapılacak duruşmaya Sarraf’ın katılmayacağını, Miami Mahkemesi’ne yaptıkları kefalet karşılığında serbest kalma talebinden vazgeçtiklerini ve yargılanmak için mahkemenin açıldığı New York Güney Bölgesi Mahkemesi’ne sevkini istemişti. Miami Mahkemesi de Sarraf’ın avukatları tarafından başvuruyu kabul etmişti.
Sarraf’ın kefalet başvurusu hakkı saklı kaldı
Sarraf’ın avukatlarının Miami Mahkemesi’ne sundukları dilekçede önemli bir ayrıntı gözlerden kaçmıyor. Sarraf’ın tüm yasal haklarının saklı tutulmak kaydıyla, kendisiyle ilgili davanın New York’a gönderilmesi talep ediliyor. Miami Mahkemesi Sarraf’ın bu talebini de kabul ediyor ve böylelikle Sarraf’ın New York Güney Bölgesi Mahkemesi’ne kefalet karşılığında serbest kalma başvurusu yapabilme hakkı da korunmuş oluyor.
‘Sarraf kefaletle serbest kalmak için New York’ta başvuruda bulunacak’
Sarraf’ın dava sürecini yakından izleyen New York barosu Avukatı Cahit Akbulut, İran asıllı işadamının mahkeme süreciyle ile ilgili son gelişmeleri, Amerika’nın Sesi’ne değerlendirdi.
Akbulut, “Sarraf’ın avukatları Miami Mahkemesi’nin kefalet talebini geri çevrilebileceği ihtimalinin yüksek olması nedeniyle, 31 Mart tarihinde mahkeme heyetiyle bir araya geldi. Miami’deki mahkemenin vermiş olduğu karar, mahkeme heyeti ile Rıza Sarraf’ın avukatlarının anlaşmasıyla alınmış bir karar. Sarraf’ın avukatları savcının da itiraz etmeyeceği bir talepte bulundu. Miami Mahkemesi de tamamıyla mahkemenin alacağı kararlarla örtüşen, bu dilekçedeki üç talebi de kabul etti. Bu şekilde Sarraf, New York’taki mahkemeye gitmek istiyor ve Miami’de kalmanın ve beklemenin kendisine bir faydası olmadığını düşünüyor. Eğer bir kefalet talebi varsa bunu New York Mahkemesi’ne yapacak. Mahkemenin başvuruyu kabul etmesiyle Sarraf’ın New York’ta kefalet karşılığında başvuru hakkı sabit kaldı” dedi.
Akbulut, davanın uluslararası boyutu ve suçlamaların ağırlığı nedeniyle New York’ta görülecek mahkemede Sarraf’ın kefalet karşılığı serbest bırakılma başvurusunun da kabul edileceğini düşünmediğini belirtti.
​Duruşma tarihinde karışıklık
Miami Mahkemesi’ne verilen dilekçede, Sarraf’ın 1 Nisan’da yapılacak duruşmada hakim huzuruna çıkmayacağı belirtildi. Mahkeme kayıtlarına göre bir sonraki duruşma tarihi 4 Nisan olmasına rağmen Sarraf’ın avukatlarının mahkemeye verdikleri dilekçede, kefaletle ilgili duruşma tarihinin 1 Nisan olarak belirtilmesi kafaları karıştırdı.
Cahit Akbulut, Amerika’nın Sesi’nin duruşma tarihindeki değişikliklerle ilgili sorusunu da şöyle yanıtladı:
”Dava ile ilgili kayıtları incelediğimizde, Sarraf’ın 4 Nisan’da kefalet için mahkemeye çıkacağı görülüyordu. Sarraf’ın avukatlarının verdiği bu son dilekçede ise kefalet davasının 1 Nisan’da yapılacağı görülüyor. Sanırım Sarraf’ın avukatları bir ara başvurusunda bulunup, mahkemeye kefaletle ilgili taleplerinin tarihini de öne çekmişler veya tarihin yazılmasıyla ilgili bir maddi hata var. 1 Nisan’da yapılacak duruşma öncesi de mahkeme heyetinin alması beklenen kararı konuşarak anlaşarak öne çekmiş olabilirler, ama (nisan’ın) dördü veya biri bir önemi kalmadı bu durumda.”
​‘Sarraf Güle Oynaya Miami’ye Geldi’
Akbulut, müvekkillerinden birisinin İstanbul’dan Miami’ye Rıza Sarraf ile Türk Hava Yolları’na bağlı bir uçakta Business sınıfında beraber uçtuklarını ve bazı gözlemlerini kendisiyle de paylaştığını söyledi ve şöyle devam etti: “Oldukça güvenilir olan müşterim 12 -13 saat Sarraf ile birlikte uçmuş. Sarraf’ın yol boyunca oldukça neşeli olduğunu, yolculuk sırasında eşi Ebru Gündeş, çocuğu, koruması ve hizmetçisiyle birlikte uçtuğunu, yolculuğun gündüz olması nedeniyle Sarraf’ ın hiç uyumadığını sürekli eşi ve beraberindeki kişilerle Miami’de yapacakları tatil, kalacakları otel hakkında konuştuklarını ve güle oynaya Miami’ye geldiklerini söyledi. Bazı basın yayın organlarında iddia edildiği gibi Miami’de tutuklanacağını bilen bir kişinin halinin olmadığını gözlediğini söyledi. Son derece neşeli olduğunu ne eşinden ne de çocuğundan bir süre sonra ayrılacağını bilen bir kişi halinin olmadığını belirtti. Tatile giden bir aile görünümünde olduklarını ve Miami’ye indikten sonra pasaport kontrolunda gelen Amerikalı görevlilerin kibarca Sarraf’ı başka bir odaya götürdüklerini söyledi. Davanın öneminden (dolayı) isminin saklı tutulmasını isteyerek benimle bu gözlemlerini paylaştı.”
​Sarraf Miami’de tutuklanacağını bilmiyor muydu?
Akbulut, Sarraf’ın Miami’ye birlikte uçtuğu kişinin ifadeleri ve avukatların Miami’den derhal New York’a mahkemeyi taşıma isteğinin, bazı iddiaların aksine Sarraf’ın Miami’de tutuklanacağını asla bilmediği yönünde ihtimalleri de güçlendirdiğini söyledi. Ancak Akbulut, bunun bazı Amerikalı yetkilerle görüştüğü yönündeki iddiaları ortadan kaldırmayacağını savundu.

